2014 - Makina Magazin

Yorumlar

Transkript

2014 - Makina Magazin
Manuel Torna aynaları
60
saniyede
hızlı çene değişimi
1.200
Dünyanın en geniş
ürün programı
Standart
Ayna çenesi
Hidrolik genleşme teknolojisi
% 300
daha iyi
yüzey kalitesi
Torna tezgahınız.
Makinanızı tüm kapasitesiyle
kullanmanın tam zamanı.
www.tr.schunk.com/kapasite-kullanimi
Aile şirketi SCHUNK‘un marka yüzü
Jens Lehmann
BURSA
SAC, PROFİL, KÖŞEBENT, LAMA KESME - DELME İŞLERİNDE...
HKM 115
HKM 60
HKM 85
ÇELİK KONSTRÜKSİYON
PANJUR AÇMA
ÇEŞİTLİ ÇENTİK VE ZIMBA ÇALIŞMARI
ÇELİK KONSTRÜKSİYON
HPM 115 CNC
HPM 85 NC
NC
HPM ve HKM modelleri için
Opsiyonel otomatik sürücü
ŞAHİNLER METAL ENDÜSTRİ A.Ş.
BURSA / TÜRKiYE
www.sahinlermetal.com
CNC
HPM modelleri için
Opsiyonel NC ve CNC kontrol paneli
Tel
Fax
: +90 224 470 01 58
: +90 224 470 09 05
Tanıtım
filmini izle:
DAHA GÜÇLÜ,
DAHA DAYANIKLI,
DAHA KESKİN.
ISO P, ISO K ve ISO M malzemeler için Tiger·tec® Silver torna ucu
Yeni kesici takım malzemeleri ve yeni geometriler – birlikte %75’e
varan performans artışı! Benzersiz aşınma direnci ve tokluk özellikleri
bu kesici takım malzemelerinin üretimde son derece dayanıklı olmalarını
sağlar. Uçların üstün performansını mümkün kılan patentli alüminyum
oksit kaplaması, dünya çapında tanınan Tiger·tec® Silver yöntemiyle
birlikte metal işlemede tamamen yeni bir boyut açmıştır.
wintergerst & faiss
Tiger·tec® Silver – çünkü güvenilir iş süreçleri daha fazla gücü hak eder.
Walter Kesici Takımlar Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
Istanbul, Türkiye
+90 (216) 528 1900 Pbx
[email protected]
www.walter-tools.com
Teknolojik yenilikler,
zirveye taşıyan projeler
Harika
Bosch Rexroth‘un farklı teknolojileri ile, müşteriye özel anahtar teslim projeler sunan Hidropar
Bursa, en iyi kalite ve kusursuz hizmeti ile daima bir adım önde olmanızı sağlayacaktır.Alanında
uzman kadrosu; tasarımdan, devreye almaya, müşteri memnuniyetli çalışma ilkesi ile ihtiyaç
duyduğunuz her an yanınızda olacaktır. Farkı teknolojisinde, Güven; tecrübesinde.
Hidropar Bursa Otomasyon Ltd.Şti.
Nilüfer Ticaret Merkezi 61.Sokak No:25 Üçevler - Nilüfer / BURSA
Tel: 0224 441 55 11 Fax:0224 441 55 10
[email protected] www.hidroparbursa.com.tr
İÇİNDEKİLER
HABERLER
30
ARAŞTIRMA
52
“İhracatın Yıldızları” ödüllerini törenle aldı
44
FUAR
CeMAT 2014’e
Türk katılımcılardan
yoğun ilgi
Alüminyum
sektörü üretim
merkezi olmayı
hedefliyor
85
MAKALE
Varlık yönetimi
ve güvenirlik
12 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
HABERLER.................................................................................................... 16
Makina İhracatçıları Birliği Başkanlığı’na yeniden Dalgakıran seçildi
Fikri Işık: Ar-Ge konusunda olumlu gelişmeler yaşanıyor
Galvaniz sektörü İstanbul’da masaya yatırıldı
Başkentli sanayicilerden mesleki eğitime destek
OSTİM Ekopark onaylandı
İhracat Mart ayında yüzde 4,3 arttı
İSDER’de bayrağı Akbaytogan devraldı
ÇİB, Ekinci ile yola devam edecek
Otomotiv endüstrisi, ihracatta son altı yılın rekorunu kırdı
FUAR................................................................................................................ 34
Lamiera 2014, sürdürülebilir kalkınmaya odaklanıyor
Metalurji sektörü İstanbul’da bir araya gelecek
Automechanika İstanbul’da bin 475 katılımcı ürünlerini sergiledi
parts2clean, 24-26 Haziran’da düzenlenecek
ARAŞTIRMA................................................................................................. 50
Redüktör sektörü devletten destek bekliyor
ÜRÜN.....................................................................................................................58
Robot aksesuarlarıyla ilgili güncel haberler
Dökme demir için dayanıklı, güçlü ve uzun ömürlü takımlar
Parafudurlarda uzun ömür
Uzun kullanma mesafelerinde kesme (dilimleme) ve derin kanal açma için yeni konsept
LS1000XP: Yeni büyük C02 lazer
Esnek çoklu dokunmatik panel serisindeki en güçlü cihaz: CP22xx panel PC
SecureFit™ iş güvenliği gözlükleri
PNOZmulti 2 (PNOZmB0) ile maksimum esneklik
RX 60 serisi, kullanıcılarına önemli avantajlar sağlıyor
Genel uygulamalar için benzersiz kompakt sürücü
Akıllı telefonla kolayca mükemmel kaynak dikişine
Pazara daha hızlı ulaşmak
Makina basıncını okumanın en kolay yolu: OsiSense ZMLP
-40 ile +70 °C aralığında yeni nesil blok I/O
Çok yönlü freze tezgahı MU TECH
Alüminyum iş parçaları için en son üretim aletleri
İki satırlı ekran içeren yeni lazer mesafe sensörü LE550
Düşük sıcaklık hidrolik hortumu
FİRMA HABERLERİ................................................................................... 76
Ermaksan ve Uludağ Üniversitesi iş birliği protokolü imzaladı
Nukon, ihracat ağını genişletmeyi hedefliyor
tesa, Türkiye’yi stratejik ülke olarak konumlandıracak
Schneider Electric, makina imalatçılarını Almanya’da ağırladı
Kardemir, yeni yatırımlarla kapasitesini artıracak
Durmazlar, metro ve tramwayla dünyaya açılacak
Panasonic ve Viko, dünya liderliğini hedefliyor
Coşkunöz Ar-Ge Merkezi’ne birincilik ödülü
Pneumatech faaliyet alanını genişletiyor
Bosch Rexroth servis organizasyonunu genişletiyor
Erkan Makina, İscar ve Tekyaz ortak seminer düzenledi
SARI SAYFALAR......................................................................................... 95
Yıl: 18 Sayı: 2014/05 Mayıs 2014
© Copyright by MM Maschinenmarkt
Vogel Business Media GmbH & Co. KG
Würzburg - Almanya
Kurucusu
NEZİH DEMİRKENT
••
İmtiyaz Sahibi
DİDEM DEMİRKENT
••
Yayın Koordinatörü ve Yazı İşleri Müdürü
YALÇIN GÜR (Mak. Müh.)
••
Editör
ÖZKAN ÖZÇELİK
••
Reklam Sorumlusu
SİNEM BATURAY
••
Görsel Yönetmen
MEHMET EMRE DURMUŞ
••
Danışma Kurulu
Prof. Dr. METİN AKKÖK
Prof. Dr. ATİLLA ATAMAN
Prof. Dr. OKTAY BODUR
Prof. Dr. LEVON ÇAPAN
Prof. Dr. MEHMET DURMAN
Prof. Dr. NİLÜFER EĞRİCAN
Prof. Dr. HAKKI ESKİCİOĞLU
Prof. Dr. NURULLAH GÜLTEKİN
Prof. Dr. TÜLAY HARZADIN
Prof. Dr. ERDİNÇ KALUÇ
Prof. Dr. ABDÜLKERİM KAR
Doç. Dr. ERTUĞRUL DURAK
METİN ÇAVUŞLAR
ASLAN B. SANIR
••
Bu Sayıda Katkıda Bulunanlar
PINAR KILIÇ (İzmir Büro)
SÜLEYMAN DEMİREL, KADER ÜNLÜ (Bursa Büro)
HASAN TEKE (Kocaeli Büro)
HASAN İLİŞ, DENİZ ASLAN (Pendik Büro)
ERKAN AKBALIK (Topkapı Büro)
SERDAR ASLANTÜRK,
FİKRET UYGUN (Ümraniye Büro)
ÇAĞLAR BAKIR (Maslak Büro)
••
Abone ve Dağıtım Müdürü
MECİT YILMAZ
••
Yayın Türü
YAYGIN SÜRELİ
Her ayın 1’inde yayımlanır
DÜNYA SÜPER VEB OFSET A.Ş.
“GLOBUS” DÜNYA BASINEVİ
100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar - İSTANBUL
Tel: 0 212 440 28 66 - 67
Santral Tel: 0 212 440 24 24 Faks: 0 212 355 35 52
web site: www.makinamagazin.com.tr
e-posta: [email protected]
Ücretsiz Danışma Hattı
0 800 219 20 24 0 800 219 20 25
www.dunyastore.com
••
Ofset Hazırlık ve Baskı
DÜNYA YAYINCILIK A.Ş.
••
Dağıtım
DÜNYA SÜPER DAĞITIM A.Ş.
l
MAYIS 2014 l Makina Magazin
13
EDİTÖRDEN
Redüktör sektörü
kaliteli ürünlere odaklanacak
Y
Özkan ÖZÇELİK
Yerli-yabancı 35
civarında firmanın
faaliyet gösterdiği
redüktör sektörünün
yıl sonunda yüzde 10
büyümesi bekleniyor.
Pazar büyüklüğü
yaklaşık 1,5 milyar
TL olan Türkiye
redüktör sanayiinde,
yıllık yaklaşık 750
bin adetlik üretim
gerçekleştiriliyor.
Sektörün yıllık
üretiminin ortalama
yüzde 30’u ihraç
edilirken, geri kalan
yüzde 70’lik kısım ise iç
piyasada kullanılıyor.
14 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
erli-yabancı 35 civarında firmanın faaliyet gösterdiği redüktör
sektörünün yıl sonunda yüzde 10 büyümesi bekleniyor.
Pazar büyüklüğü yaklaşık 1,5 milyar TL olan Türkiye redüktör
sanayiinde, yıllık yaklaşık 750 bin adetlik üretim gerçekleştiriliyor.
Sektörün yıllık üretiminin ortalama yüzde 30’u ihraç edilirken, geri
kalan yüzde 70’lik kısım ise iç piyasada kullanılıyor.
Çimento, demir çelik ve otomotiv gibi ağır sanayiideki
hareketlilikten doğrudan etkilenen redüktör sanayii, henüz
istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil. Dünyanın gelişmiş ülkeleri ile
karşılaştırıldığında, Türkiye redüktör sektörünün kat etmesi gereken
önemli bir mesafenin olduğu ifade ediliyor.
Sektör, önümüzdeki dönemdeki hedeflerine ulaşabilmek ve
uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için kaliteli ürünlere
odaklanacak. Kaliteli üretim yolunun da Ar-Ge ve inovasyondan
geçmesi, redüktör sanayiinde faaliyet gösteren firmaları bu yönde
adımlar atmaya yönlendiriyor. Ancak, sektörün çoğunluğunu
KOBİ niteliğindeki firmaların oluşturması, redüktör sanayiinde
faaliyet gösteren şirketlerin Ar-Ge konusunda sermaye yetersizliği
yaşamasına neden oluyor.
Sektörde faaliyet gösteren firmaların dünya ile rekabet
edebilmeleri için standart ürünlerin yerine; piyasa tipi planet dişli
redüktör ve hassas, boşluksuz redüktör gibi katma değerli ürünler
imal etmesi gerektiği dile getiriliyor. Bazı yerli üreticiler bu konuda
çalışmalar yaparken, bununla birlikte, yürütülen çalışmaların
istenilen seviyeye ulaşmadığı da belirtiliyor.
Makina İhracatçıları Birliği
Dalgakıran ile yoluna devam edecek
Makina İhracatçıları Birliği’nin Ankara’da yapılan Olağan Genel
Kurul Toplantısı’nda, seçime tek liste ile giren Adnan Dalgakıran, oy
birliği ile gelecek dört yıl için yeniden Başkan seçildi.
Seçim konuşmasında, 2023 ihracat hedefi içerisinde birliğe
düşen payın 100 milyar dolar olduğuna vurgu yapan Dalgakıran,
Türk makinalarına yeni pazarlar bulmak için çalışmaya devam
edeceklerini aktardı. 2023 ihracat hedeflerine ulaşılabilmesi için
yeni pazarlara ihtiyaç olduğunu vurgulayan Dalgakıran, uzak-yakın
demeden tüm pazarlarda makinacıların varlığını hissettirmeleri
gerektiğini söyledi.
2013 yılı içerisinde pazar alanlarını genişletmek için çalışmalar
yaptıklarına değinen Adnan Dalgakıran, geçen yıl sadece yurt
dışında 11 fuara katıldıklarını bildirdi. Makina sektörünün 200’ü
aşkın ülkeye ihracat yaptığının altını çizen Dalgakıran, Almanya
başta olmak üzere; Hollanda, Brezilya, Endonezya, Rusya ve ABD’de
de tanıtım faaliyetlerini artıracaklarını kaydetti. n
Kolaycakullanabileceğinizbirbasınç
şalterimiarıyorsunuz?
PS1000/1100/1200Serisi
PnömatikDenetleyici:ElektronikBasınçŞalteri
Ayarvidasıüzerindenkolaycaayaryapılabilmektedir.
Montajıkolaydır.6’lıkhortumrakorunadoğrudanbağlanabilir.
• Havavekuruinertgazlarileberaberkullanılabilir.
• Pozitifbasınçvevakumiçinkullanılabilir.
Pozitifbasınç
Birleşikbasınç
Vakum
PS1000-1ile4,5bar Ayarbasıncınınüzerindeanahtarlamayapar
PS1100-1ile4bar
Ayarbasıncınınaltındaanahtarlamayapar
PS1200-1ile0bar
Ayarbasıncınınaltındaanahtarlamayapar
• 2uçludur,PNPveyaNPNolarakçıkışalınabilir.
• BüyükLEDışığısayesindeanahtarlamakolaycagörülebilir.
Kompaktvehafiftir.
HABERLER
Makina İhracatçıları Birliği
Başkanlığı’na yeniden
Dalgakıran seçildi
Makina ihracatçıları Birliği Başkanlığı görevini dördüncü kez üstlenecek
Adnan Dalgakıran, gelecek dönemde de sektöre hizmet vermekten mutluluk
duyacağını ifade etti.
M
akina İhracatçıları Birliği
Olağan Genel Kurul Toplantısı Ankara’da gerçekleştirildi. Seçime tek liste ile giren
Makina İhracatçıları Birliği Başkanı
Adnan Dalgakıran, Genel Kurul’da
oy birliği ile gelecek dört yıl için yeniden Başkan seçildi. Seçimde, 10
Adnan Dalgakıran,
“Uzak veya yakın
demeden tüm
pazarlarda varlığımızı
hissettirmeliyiz” dedi.
kişilik Asil Yönetim Kurulu üyelerinden üçü ise değişti. Asil adaylar
arasında yeni dönemde; Necmettin
Öztürk, Zeynep Erkunt Armağan ve
Mehmet Ağrikli ilk kez görev aldı.
Dalgakıran’ın listesindeki diğer isimler ise; Serol Acarkan, Kutlu Karavelioğlu, Sevda Kayhan Yılmaz, Hüseyin Durmaz, Ali Eren, Tamer Güven
ve Ferdi Murat Gül oldu.
“Yeni pazarlar bulmak
için çalışacağız”
Seçim konuşmasında, 2023 ihracat hedefi içerisinde birliğe düşen
payın 100 milyar dolar olduğuna
vurgu yapan Adnan Dalgakıran,
“Türk makinalarına yeni pazarlar
bulmak için çalışacağız. 2023 ihracat hedefimize ulaşabilmek için yeni
pazarlara ihtiyacımız var. Uzak veya
yakın demeden tüm pazarlarda varlığımızı hissettirmeliyiz” diye konuştu.
2013 yılı içerisinde pazar alanlarını genişletmek için çalışmalar
yaptıklarına değinen Dalgakıran,
konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Geçtiğimiz yıl içerisinde sadece yurt dışında 11 fuara katıldık.
Sektörümüz 200’ü aşkın ülkeye
ihracat yapıyor. Almanya başta olmak üzere; Hollanda, Brezilya ve
Endonezya’nın yanı sıra, Rusya ve
ABD için de tanıtım faaliyetlerimizi
artırarak, ihracatımızı daha da yukarılara taşıyacağız.”n
Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık:
Ar-Ge konusunda olumlu
gelişmeler yaşanıyor
2023 yılında 60 milyar dolarlık Ar-Ge harcaması yapılmasını hedeflediklerini
söyleyen Fikri Işık, bunun 40 milyar dolarının özel sektör, 20 milyar dolarının da
kamu marifetiyle yapılmasını öngördüklerini belirtti.
B
ilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Türkiye’nin Ar-Ge
harcamasının Gayri Safi Yurtiçi
Hasıla’nın (GSYH) yüzde 1’i civarında
olduğunu dile getirerek, “Ar-Ge harcamalarında 2014’te yüzde 1’i geçeceğiz. Ancak, 2023’teki hedefimiz
yüzde 3’ü bulmak. 2 trilyon dolar
GSYH’da yüzde 3, 60 milyar dolar
yapıyor. 60 milyar doların 40 milyar
dolarının özel sektör, 20 milyar dola-
Fikri Işık, “Ar-Ge
harcamalarında 2014’te
yüzde 1’i geçeceğiz.
Ancak, 2023’teki
hedefimiz yüzde 3’ü
bulmak” dedi.
16 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
rının da kamu tarafından yapılmasını
hedefliyoruz” diye konuştu.
Türkiye İş Kadınları Derneği’nin
(TİKAD) toplantısına katılan Işık, ArGe ve inovasyonun Türkiye için önemine değinerek, artık hiç kimsenin
kimseye parasıyla bile olsa teknoloji
satmadığını söyledi. Işık, sözlerini
şu şekilde sürdürdü: “Türkiye’nin;
kendi teknolojisini üreten, teknoloji
transferinde bilinçli hareket eden,
hızlı teknoloji transferini yapıp, sonra o düzeyin üzerine kendisi Ar-Ge
çalışması yapan bir konuma gelmesi için çalışmalarımız sürdürüyoruz.
Bu konuda da olumlu gelişmeler
yaşanmaktadır.”
Türkiye’de kadın girişimci sayısının her geçen gün arttığını da dile
getiren Fikri Işık, kadının eğitim düzeyi yükseldikçe, istihdama katılının
da yükseldiğini ifade etti. n
Birlikte başarabiliriz, güçlerimizi birleştirerek
işinizi geleceğe taşıyacak araçlar inşa edebiliriz.
Kamyonlarınız 40 tona çıkabilen kargoları taşırken, Parker gibi global bir ortakla çalışmak
yükünüzü hafifletecektir. Hareket ve kontrol teknolojilerimiz, kamyon üreticilerinin düşük
maliyetli ve daha verimli ağır yük kamyonları üretebilmelerine olanak sağlıyor. Endüstri lideri
enerji geri kazanımı sağlayan hidrolik ve pnömatik akışkan iletimi, frenleme, yakıt hatları,
elektronik kontrol ve filtreleme sistemlerinden kabin konforu kontrol sistemlerine kadar
dünyanın önde gelen kamyon üreticilerinin üretim maliyetlerinde yüksek oranda tasarruf elde
etmelerini sağlıyoruz. Daha fazla bilgi için www.parker.com adresini ziyaret ederek size nasıl
yardımcı olabileceğimizi keşfedebilirsiniz.
[email protected] +90 216 499 70 81
HABERLER
Galvaniz sektörü
İstanbul’da masaya yatırıldı
Sektörün tüm aktörlerini bir araya getiren “Sıcak Daldırma Konferansı”,
GALDER tarafından bu yıl ilk kez düzenlendi. Yoğun bir katılıma sahne olan
etkinlikte, sektörün mevcut durumu ve geleceği tartışıldı.
Mehtap AKBAŞ ÇİFTCİ / DÜNYA
G
enel Galvanizciler Derneği
(GALDER) tarafından organize edilen ve sektörün tüm
aktörlerini bir araya getiren “Sıcak
Daldırma Konferansı”, Crown Plaza
Asia Otel’de gerçekleştirildi. Ulusal
ve uluslararası anlamda yoğun bir
katılımın gözlendiği etkinlikte, sektörün mevcut durumu ve geleceği
masaya yatırıldı.
Etkinliğin ilk kez düzenlendiğini,
buna rağmen beklentilerinin çok
üzerinde bir ilgiyle karşılaştıklarını
ifade eden GALDER Başkanı Cihan
Yıldırım, etkinliğin önümüzdeki
süreçte de tekrarlanabileceğinin
sinyalini verdi. Galvanizin dünyada 150, Türkiye’de ise 90 yıllık bir
geçmişe sahip olduğunu ifade eden
Yıldırım, “Aradaki fark, tekniğin
geç öğrenilmesinden değil, bilinirliliğin olmamasından kaynaklanıyor.
Korozyona karşı önemli bir kalkan olan galvanizleme konusunda
Türkiye henüz yolun çok başında.
Dünya ile bir kıyaslama yaptığımızda, Avrupa’yı bu konuda örnek almamız gerektiğini görüyoruz” diye
konuştu.
“Çevresel performansı en
iyi olan yöntem”
Galvaniz kaplamada kullanılan
ürünlerin çoğunluğunun geri dönüşümle doğaya kazandırılabildiğine
dikkat çeken Cihan Yıldırım, konuşmasına şöyle devam etti: “Galvaniz,
korozyon koruma yöntemleriyle kıyaslandığında çevresel performansı
en iyi olan yöntem. Çünkü, ürünün
üzerini yüzde 100 doğal bir madde
olan çinko ile kaplıyorsunuz ve hiç
18 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
bir kalıntı bırakmıyor. Türkiye’de
2013 yılı içinde tahmini olarak
550 bin ton galvanizli çelik üretimi
yapıldı. Bu rakamlar yeterli değil.
Almanya’da söz konusu üretim rakamı 2 milyon ton”
İnsanların galvaniz kaplama
yöntemini pahalı bir yöntem olarak
gördüğünü dile getiren Yıldırım,
“Boya ile galvaniz kıyaslandığı zaman, her ikisi birbirine yakın gibi
gözüküyor. Ancak, galvanizli yöntemin farkı ilk beş yıl içinde ortaya
çıkıyor. Çünkü, galvaniz kaplama
yaptığınız bir ürün tekrar onarım ve
bakım gerektirmiyor” diye konuştu.
Çakır: Korozyon çok
önemli bir konu
Konferansta korozyon ile ilgili
bilgiler veren Korozyon Derneği’nin
kurucusu Prof. Dr. Ali Fuat Çakır ise,
canlıların hayatını tehlikeye atan ko-
rozyonun, tabiatın tahribine neden
olduğunu vurguladı. Çakır, sözlerini
şöyle sürdürdü: “Bundan dolayı koruzyon çok ciddi bir konu. Korozyonu; sermaye, malzeme, enerji, emek
ve bilgi israfı olarak açıklayabiliriz.
Korozyon hem başımızın belası,
hem de ekmek paramız. Önlenmesini değil, çözüm olarak galvanizleme yapılmasını öneriyoruz. Yani
ortama dayanıksız metalleri daha
dayanıklı metalle kaplayabiliriz. Bugün ülkemizin yıllık kaybı 50 milyar
dolar. Biz bu durumu Türkiye’de iyi
anlatamıyoruz diye üzülüyoruz belki, ancak dünyanın da bu işi çok iyi
yaptığını söylemek güç.”
GALDER’in de üyesi olduğu
IZA’nın (Uluslararası Çinko Birliği) Teknoloji ve Pazar Geliştirme
Komitesi’nde yer alan Martin Gagne
ise, etkinlikte galvanizli çeliğin performansı ile ilgili bir sunum yaptı. n
METAL LEVHA ÇALIŞMASI
İÇİN MAKİNELER,
TESİSATLAR, EKİPMANLAR,
BORULAR, DEMİRLER,
TELLER VE METAL
YAPI İŞLERİ.
BASKILAR,
KAYNAKLAMALAR.
TERMİK İŞLEMLER.
YÜZEY İŞLEMLERİ
VE FİNİSAJI.
B o l o g n A
1 4 - 1 7 / 5 / 2 0 1 4
Yer
Fiera Bologna, Girişler Michelino, Nord
Tarih, ziyaret saatleri
14 Mayıs 2014 Çarşambadan 17 Mayıs 2014
Cumartesiye her gün 09:00-18:00 arası
Süresiz
giriş bileti 12,00 €
önkayıt ile ücretsizdir
Önkayıt
lamiera.net
Takip:
YENİLİK ! TEMATİk ALANLAR
Tanıtım firması
UCIMU-SISTEMI PER PRODURRE
Organizatör firma
CEU-CENTRO ESPOSIZIONI UCIMU SPA
Işbirliği içinde olduğu kuruluş
Senaf srl, via Eritrea 21/A, 20157 Milano MI (Italy)
tel. +39 023 320 391, fax +39 0239 005 289
Bilgi için
LAMIERA c/o CEU-CENTRO ESPOSIZIONI UCIMU SPA
viale Fulvio Testi 128, 20092 Cinisello Balsamo MI (Italy)
tel +39 0226 255 225/227, fax +39 0226 255 890
[email protected]
www.lamiera.net
Tanıtım firması
HABERLER
Başkentli sanayicilerden
mesleki eğitime destek
Başkentli sanayiciler, Orta Anadolu Bölgesi’nde yer alan meslek lisesi mezunu
öğrencilerin maliyetlerini karşılamak koşulu ile kendi işletmelerinde staj ve
istihdam imkânı sağlayacak. Projeye İŞKUR da destek verecek.
O
STİM OSB merkezli Aktif Sanayici ve İşadamları
Derneği, başlattığı eğitim
çalışmasıyla, mesleki eğitimin sanayici ve istihdam için daha verimli
olmasını hedefliyor. İŞKUR Genel
Müdürü Nusret Yazıcı ile de projeyi paylaşan Aktif Yönetim Kurulu
Başkanı Ufuk Bayraktar, öncelikle
Orta Anadolu’da bulunan meslek
lisesi mezunları ile projeyi başlatacaklarını söyledi.
Genel Müdür Yazıcı’yı ziyaret
ederek, proje hakkında bilgi veren
Bayraktar, derneklerinin farkındalık yaratmak hedefiyle kurulduğunu ifade etti. Bayraktar, “Yüzde
70 sanayici profilimiz ile ihracat ve
istihdamı öncelik olarak belirledik”
dedi.
“Türkiye’de Üretilen Malı Kullanıyorum” kampanyası hakkında da
bilgi veren Bayraktar, kamu alımlarında daha fazla yerli alıma ağırlık
verilmesi için çaba gösterdiklerini dile getirdi. Bayraktar, Aktif’in
20 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
mesleki eğitime yönelik çalışmaları konusunda ise şunları söyledi:
“Sanayici olarak, nitelikli elemana
ihtiyacımız var. Türkiye’nin de her
tarafında endüstri meslek lisesi oluşumu söz konusu. Ankara’dakilerden istediğimiz verimi alamıyoruz.
Taşradakiler de bize ulaşamıyor.
Özellikle, Orta Anadolu’da bize
yakın olan illerden endüstri meslek
lisesi müdürleri ile irtibata geçtik.
Bölümlerinden mezun öğrencilerin
isimlerini bize bildirmelerini istiyoruz. Bu öğrencileri gruplar halinde
Ankara’ya getirip, ikamet etmelerini ve işletmelerimizde çalışmalarını
sağlamayı hedefliyoruz.”
“Çankaya Üniversitesi de
destek verecek”
Çankaya Üniversitesi Rektörü Ziya Burhanettin Güvenç’in de
projelerine destek sözü verdiğini
aktaran Ufuk Bayraktar, “Çankaya
Üniversitesi’nin, çocukların branşlarını tamamlamaları noktasında
katkıları söz konusu. Çocukların bir
kısmına da girişimciliği öğretmek
istiyoruz. Sonrasında gidip memleketlerinde girişimci olsunlar ve onlar da başka çocuklara fayda sağlasınlar istiyoruz. OSTİM KOSGEB ile
projemizi paylaştık. Bu projenin en
önemli sahiplerinden birisinin de
İŞKUR olduğunu düşünüyoruz. İŞKUR ne yapabilir bunu kendileriyle
görüşmek istedik” diye konuştu.
Yazıcı: Projeye destek
verebiliriz
Benzer bir projenin yürürlükte
olduğunu belirten İŞKUR Genel
Müdürü Nusret Yazıcı ise, ek bir
protokol olmadan Aktif projesine
destek verebileceklerini kaydetti. Yazıcı, şunları söyledi: “Devam
eden projemizde öncelikli olarak
sanayiden talepleri alıyoruz. Sonra,
çocuklara endüstri meslek liselerinde eğitim veriyoruz. Devamında,
mezun olanları sanayide işe yerleştiriyoruz. Eğer bir sınıf oluşturulabilirse, proje ile ilgili eğitimleri İŞKUR
olarak finanse edebiliriz. Yeni bir
protokol ya da projeye gerek yok.
Çalışan mekanizmamız içerisinde
bunu yapabiliriz.”
İŞKUR olarak, kurslara katılan
çocuklara sigorta yaptıklarını ve
cep harçlığı verdiklerini anlatan
Yazıcı, kurs sürecinde eğitim maliyetlerini karşıladıklarını da aktardı. Yazıcı, “Kursumuza katılan
öğrenciler, önce teorik, sonra da
pratik eğitim alıyorlar. İşverenler
daha çok pratiğe önem veriyor.
2009’dan bu yana var olan projemiz kapsamında, Aktif’in projesini
de değerlendirmeyi tavsiye ediyorum. Derneğin belirlediği çocukları
UMEM projesine dahil edebiliriz”
diyerek sözlerini noktaladı. n
HABERLER
OSTİM Ekopark
onaylandı
OSTİM Ekopark, Bakanlar Kurulu kararıyla Teknoloji
Geliştirme Bölgesi olarak ilan edildi. Karar, 4 Nisan
2014’te Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından
yürürlüğe girdi.
O
STİM
Ekopark,
Bakanlar
Kurulu’nun 2014/5939 sayılı;
“Bazı Alanların Teknoloji Geliştirme Bölgesi Olarak Tespit Edilmesine
ve Bazı Teknoloji Geliştirme Bölgelerinin Sınırlarında Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kararı” ile Teknoloji Geliştirme
Bölgesi olarak ilan edildi. Karar, 4 Nisan
2014’te Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yürürlüğe girdi.
Ekopark’ın, OSTİM Organize Sanayi
Bölge Müdürlüğü tarafından tahsis edilen
87 dönümlük alana kurulacağını bildiren yetkililer, sözlerini şöyle sürdürdüler:
“Merkez, çevre teknolojileri ve enerji alanında Ar-Ge faaliyeti yürüten firmalara ev
sahipliği yapacak. Türkiye’nin enerji konusunda yaşadığı sorunlara çözüm üreten
kurum ve kuruluşların ortak noktası olacak Ekopark, Teknoloji Geliştirme Bölgesi
statüsünde faaliyet gösterecek ve bünyesindeki firmalara çeşitli devlet desteklerin-
Türkiye’nin enerji
konusunda yaşadığı
sorunlara çözüm
üreten kurum ve
kuruluşların ortak
noktası olacak
Ekopark, Teknoloji
Geliştirme Bölgesi
statüsünde faaliyet
gösterecek ve
bünyesindeki
firmalara çeşitli
devlet desteklerinden
yararlanma olanağı
sunacak.
den yararlanma olanağı sunacak. OSTİM
Yenilenebilir Enerji ve Çevre Teknolojileri
Kümelenmesi’yle elde edilen bilgi birikimi ve iş birliği tecrübesi odağında gelişen
merkez, enerji sorunlarının çözümüne
yönelik çalışmalar için ülke çapında tüm
paydaşların katkılarıyla ulusal bir referans
ve hareketlilik merkezi olmayı hedefliyor.
Enerji teknolojilerinin yerlileştirilmesine yönelik çalışmaların da yapılacağı Ekopark’ta;
Ankara’daki sekiz üniversite ile enerji teknolojileri alanında faaliyet yürüten bölgedeki kamu sanayi kuruluşu TEMSAN da
aynı çatı altında buluşacak.”
Merkezin; Ankara ve yurt genelindeki
tüm üniversitelere ve enerji sektöründeki
firmalara, enerji teknolojileri konusunda
temel araştırmadan ticarileştirmeye varan
süreçte Ar-Ge ve inovasyon olanakları sunacağını belirten yetkililer, “OSTİM OSB
içinde yer alan bir teknoloji geliştirme bölgesi olarak, araştırmacıların bölgedeki üretim kabiliyetlerinden de kolaylıkla yararlanması hedefler arasında” diye konuştular.
“Proje beş yılda tamamlanacak”
OSTİM Ekopark Teknoloji Geliştirme
Bölgesi’nin etaplar halinde tamamlanacağını dile getiren yetkililer, şunları aktardılar: “Projenin ilk aşaması olan beş
dönümlük alan üzerine inşa edilecek
binanın iki yılda bitirilmesi öngörülüyor.
Proje alanının tepesinde yer alan 2 bin
metrekarelik bölüm üzerinde oluşturulacak kentsel güneş tarlasından elde edilen
enerji, kampüsün ihtiyacını karşılamaya
yönelik kullanılacak. Projenin beş yılda
bitirilmesi planlanıyor. Bölgede yer alacak
çözüm ortakları ile ortaklaşa yürütülecek
yapım aşaması tamamlandığında, Ar-Ge
birimlerine ek olarak; test ve analiz laboratuvarları, enerji alanında bilgi merkezleri, kütüphane, eşleştirme ve ticarileştirme
merkezleri, müze, sergi ve konferans salonları hizmete girecek.” n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
21
HABERLER
İhracat Mart ayında
yüzde 4,3 arttı
Mart ayında 13 milyar 14 milyon dolarlık ihracata imza atan Türkiye, söz konusu
dönemde dış satışını yüzde 4,3 artırdı. Mart ihracatında otomotiv sektörü ilk
sırada yer alırken; ikinci sırada hazır giyim ve konfeksiyon, üçüncü sırada ise
kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü yer aldı.
T
ürkiye’nin Mart ayında gerçekleştirdiği ihracat, geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde 4,3 artarak, 13 milyar 14 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2014
yılının ilk üç ayında gerçekleştirilen
ihracat ise, yüzde 6,2 artışla, 38
milyar 607 milyon dolar oldu.
Mart ayında en fazla ihracatı,
2 milyar 127 milyon dolar ile otomotiv sektörünün yaptığını bildiren
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)
Başkanı Mehmet Büyükekşi, “Bu
sektörü; 1 milyar 604 milyon dolar
ihracat ile hazır giyim ve konfeksiyon sektörü ve 1 milyar 468 milyon
ve yüzde 118 artış ile Kolombiya
yer aldı. Mart’ta AB’ye ihracat yüzde 13,2 artarak 5 milyar 974 milyon
dolara, Ortadoğu’ya da yüzde 7,9
artarak 2 milyar 463 milyon dolara
yükseldi.”
“Türkiye 2013’te
yüzde 4 büyüdü”
TÜİK tarafından açıklanan 2013
büyüme rakamları hakkında da
açıklamalarda bulunan Mehmet
Büyükekşi, Türkiye’nin 2013 yılının
tamamını yüzde 4 büyümeyle tamamladığını hatırlattı. Büyükekşi,
konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
Mehmet Büyükekşi, ticari
kredilerdeki daralmanın
dikkat edilmesi gereken
bir durum olduğunu
ifade etti.
dolari ile de, kimyevi maddeler ve
mamulleri sektörü takip etti” diye
konuştu.
Mart ayında en fazla ihracat
yapılan üç ülkenin sırasıyla; Almanya, Irak ve İngiltere olduğunu
belirten Büyükekşi, şöyle konuştu:
“Almanya’ya gerçekleştirilen ihracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,4 artarken, Irak’a yüzde 7,2
ve İngiltere’ye de yüzde 22,5 artış
gösterdi. Söz konusu dönemde
ihracatın önemli oranda arttığı ülkelerin başında; yüzde 148 artış ile
Vietnam, yüzde 123 artış ile Norveç
22 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
“Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde,
altın ihracatındaki gerilemenin negatif baz etkisi nedeniyle net ihracatımız maalesef büyümeye pozitif
katkı vermedi. 2013 yılının tamamında ise, ihracat özellikle üçüncü
çeyrekteki kuvvetli altın baz etkisi
nedeniyle büyümeye neredeyse hiç
katkı sağlamadı.”
“Bu yıl da aynı
tempo sürecek”
2014’te de aynı temponun devam edeceğini öngördüklerini ifade
eden Büyükekşi, “Geçtiğimiz yıl
altın hariç değerlere baktığımızda,
yüzde 6,7 artış kaydeden mal ihracatı rakamlarının büyümeye net 2
puana yakın katkı yaptığını gözlemliyoruz. Senelik toplamlara baktığımızda ise, özel tüketim harcamaları
ve finans sektörlerinin büyümeye
ağırlıklı katkı yapan sektörler olduğunu gözlemliyoruz. İmalat sektörlerinin de yüzde 4,7 büyüyerek
büyümeye net 1,2 puanlık katkı
yapmalarını sevindirici ve sürdürülmesi gereken bir gelişim olarak
görüyoruz. 2014’te, ekonomik büyüme modelimizin ihracat ve imalat
sektörlerine dayanması gerektiğini
ve bu yılı bir fırsat yılı olarak gördüğümüzü sürekli vurgulamaya devam edeceğiz. Nitekim, Ocak-Şubat
aylarına yönelik kesinleşen yüzde
7,2’lik ihracat artışı da bu öngörümüzü destekliyor. Yılın ilk aylarında
görülen ihracatta yukarı, ithalatta
aşağı yönlü gelişmelerin yanı sıra,
özellikle AB kaynaklı dış pazarlardaki talep artışları, rekabetçi kur avantajı ve altının baz etkisinin ortadan
kalkması gibi faktörlerin de etkisiyle
ihracat büyümeye olumlu katkı yapacak” dedi.
“Ekonomi yeni bir
denge arayışında”
Merkez Bankası’nın son yaptığı faiz artırımının ardından, ekonominin yeni bir denge arayışında
olduğunu söyleyen TİM Başkanı
Büyükekşi, kredi artış hızının yavaşlamasına dikkat çekti. Bireysel
kredilerin kontrol altına alınmasını
olumlu bulduklarını kaydeden Büyükekşi, “Ancak, ticari kredilerdeki
daralma ise dikkat edilmesi gereken
bir durum” diye konuştu.
Son faiz artırımının ardından
HABERLER
döviz kurlarında dalgalanmanın durduğuna dikkat çeken Büyükekşi, şunları aktardı: “Döviz kurları nispeten dar bir bantta
salınmaya başladı. İhracatçılarımız için volatilitenin azalmasını
çok olumlu buluyoruz. Hem dalgalanmanın azalması, hem de
döviz kurlarının rekabetçi seviyelerde yer alması ihracatımız açısından son derece güzel gelişmeler.”
“Üretici zor durumda”
Üretici enflasyon oranlarının, üretenlerin ne kadar zor durumda olduğunu gösteren bir sinyal olduğunu dile getiren
Mehmet Büyükekşi, “Üretici enflasyonu Şubat ayında yıllık
bazda yüzde 12,4 çıkarken, tüketici enflasyonu yüzde 7,9
oldu. Rakamlar bize zayıf talep sebebiyle tüketicilerin fiyata
karşı hassasiyetinin arttığını gösterdi” dedi.
“Yabancı sermaye girişi azaldı”
Türkiye açısından bir diğer olumsuz gelişmenin de yabancı
sermaye konusunda olduğunu belirten Büyükekşi, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’ye 2013 yılında 12,7 milyar dolar
yabancı sermaye girişi yaşandı. Bu değer, 2012’ye göre yüzde
4,1’lik bir gerilemeye işaret ediyor. Bu noktada gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor.”
“ABD’de iyimserlik artıyor”
Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler hakkında da açıklamalarda bulunan TİM Başkanı Büyükekşi, gelişmiş ülkeler
cephesinde, özellikle ABD’de iyimserliğin arttığını söyledi. Söz
konusu iyimserlik paralelinde, ABD Merkez Bankası’nın parasal
genişlemeden çıkışını sürdürdüğünü kaydeden Büyükekşi, şunları söyledi: “FED, ekonomide canlanmanın sürdüğü sinyallerini veriyor. Bu gelişmelerle birlikte, gelişen ülkeler yeni küresel
koşullara uyum sağlamaya çalışıyor. Ekonomik büyümenin yavaşladığı gelişen ülkelerin para birimlerinde yeni denge arayışı
sürüyor. Ukrayna-Kırım-Rusya temelli siyasi riskler ile Çin’in liberal sisteme kademeli olarak geçişi ile başlayan sancılar, gelişen ülkelerde dalgalanma yaratabilir.”
“ABD ile en kısa zamanda STA imzalamalıyız”
Dünya ticaretindeki son dönemde yaşanan önemli gelişmelerden birinin de, AB-ABD arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması
(STA) olduğunu ifade eden Büyükekşi, “Bu anlaşmanın yıllık ek
100 milyar dolarlık bir ticaret hacmi yaratacağı öngörülüyor.
Türkiye’nin bu anlaşmanın içinde olması daha fazla önem kazandı. Bizim de, bu süreçle birlikte ABD ile en kısa zamanda bir
STA imzalamamız gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.
23ncü Fakuma –
Uluslararası Plastik
İşleme Fuarı
Plastik enjeksiyon makineleri
Termoform teknikleri
Ekstruder hatları
Kalıp ve ekipman sistemleri
Hammadde ve komponentler
“Avrupa’daki toparlanma ihracata olumlu yansıyor”
Avrupa ekonomisindeki toparlanmanın da sürdüğünü anlatan Mehmet Büyükekşi, söz konusu toparlamanın ihracata
olumlu yansıdığını bildirdi. Büyükekşi, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Nitekim, Ocak-Mart döneminde mal ihracatımızdaki
artış oranı yüzde 5,8 iken, Türkiye’nin AB’ye ihracatı ilk çeyrekte yüzde 11,3 arttı. Bu rakamlarla birlikte, Türkiye’nin mal ihracatında AB’nin payı yüzde 45,4’e yükseldi. Bu oranının 2012
yılında yüzde 38’e kadar indiğini düşündüğümüzde, AB’de
yaşanan bu canlanmaların ihracatımız üzerindeki olumlu etkisi
daha da net anlaşılıyor. Bu artıştan en fazla ihracat yapan otomotiv ve hazır giyim sektörleri olumlu etkileniyor.” n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
23
14 – 18 EK M 2014
FRIEDRICHSHAFEN
www.fakuma-messe.de
HABERLER
İSDER’de bayrağı
Akbaytogan devraldı
İSDER’in 5. Seçimli Olağan Genel Kurulu’nda, Ender Akbaytogan derneğin yeni
Başkanı oldu. Uzun yıllardır İSDER’in Başkan Yardımcılığı görevini yürüten
Akbaytogan, görevi Onursal ve Kurucu Başkan Rızanur Meral’den devraldı.
İ
stif Makinaları Distribütörleri ve
İmalatçıları Derneği’nin (İSDER) 5.
Olağan Genel Kurulu, 21 Nisan
2014’te Pendik Greenpark Otel’de
gerçekleştirildi. Genel Kurul’da,
uzun yıllardır İSDER’in Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Ender
Akbaytogan, Onursal ve Kurucu
Başkan Rızanur Meral’den görevi
devralarak, derneğin yeni Başkanı
oldu.
Yıllardır
İSDER
Yönetim
Kurulu’nda Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğünü dile
getiren Akbaytogan, “Başkanlık
bayrağını, kuruluşundan bu yana
başarı ile bu görevi yürüten Rızanur
Meral’den devralıyoruz. Derneğimizi bugünlere getiren, gelişmesinde
büyük hizmetleri olan Başkan’a teşekkür ederiz” diye konuştu.
Ender Akbaytogan,
“Tüm alt komitelerle
beraber sektörün yüzde
90’ını İSDER çatısı altında
toplamayı hedefliyoruz”
diye konuştu.
“Avrupa’da ilk üçe
girmeyi hedefliyoruz”
Genel Kurul üyelerine yeni
dönem hedeflerini de açıklayan
Akbaytogan, sözlerini şu şekilde
sürdürdü: “Hedefimiz; Cumhuriyetimizin 100. yıl vizyonu doğrultusunda, 2 milyar dolarlık ihracat,
20 bin adetlik pazar ve Avrupa’da
24 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
ilk üç arasında yer almaktır. Ayrıca,
tüm alt komitelerle beraber sektörün yüzde 90’ını İSDER çatısı altında
toplamayı da amaçlıyoruz.”
Dernek yapısının güçlendirilmesinin ve büyüyen pazar ihtiyaçları
doğrultusunda kurumsal bir yapıya
ulaştırılmasının da başlıca hedefleri
arasında yer aldığını aktaran Akbaytogan, “Bu hususta devam eden
çalışmalara hız vererek, belli standartlara ulaşma amacı ile İSO Belgesi alınması konusunu kısa bir süre
içerisinde sonuçlandıracağız” dedi.
“Çalışmalarımızı
aralıksız sürdüreceğiz”
Sektörün sorunlarını bildiğini
ve bunların çözümü için daha önce
yapılan çalışmaları aralıksız olarak
devam ettireceğini söyleyen Ender
Akbaytogan, sözlerine şöyle devam
etti: “Yeni dönemde, sektör komitelerinin daha etkin, aktif ve efektif çalışmaları için seçilecek komite
başkanları ile İcra Kurulu toplantıları yapılacak. Nitelikli eleman ve
eğitim konusu, İSDER’in öncelikli
gündemleri arasında yer alıyor. Nitelikli eleman yetiştirmek amacıyla
başlatılmış olan ‘7 Bölge 7 Okul’
projesini tamamlamayı planlıyoruz.
Şu anda uygulanmakta olan KDV
oranının normal satışlarda yüzde
8’e indirilmesi ve KDV iadelerinin
kolaylaştırılması hususunda ekonomi koordinasyonu ile görüşmelere
devam edilecek. Yerli imalat, ülkemiz hedefleri ve sektörümüz açısından kritik önem taşıyor.”
Ender Akbaytogan’ın
özgeçmişi:
İzmir’de dünyaya gelen Ender
Akbaytogan, Ankara Koleji’nden
mezun olduktan sonra Ortadoğu
Teknik Üniversitesi, Sanayi İşletme
ve Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü
tamamladı. Evli ve bir kız ile bir erkek çocuğu olan Akbaytogan, 41
senedir iş makinaları sektöründe
görev alıyor. İş hayatına Çukurova
İthalat firmasında iş makinaları satış
elemanı olarak başlayan Ender Akbaytogan, Çukurova İthalat firmasında Bölge Satış Müdürlüğü görevinin ardından, Temsa Komatsu’da
Genel Satış Müdürü ve Şirket Direktörlüğü görevlerini yürüttü. Akbaytogan, şu anda Hasel İstif Mak.
San. ve Tic. A.Ş.’de Genel Müdürlük
görevini sürdürüyor. n
HABERLER
ÇİB, Ekinci ile
yola devam edecek
Çelik İhracatçıları Birliği’nin 8 Nisan’da gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul
Toplantısı’nda, sektör temsilcileri yollarına bir kez daha Namık Ekinci
Başkanlığı’ndaki Yönetim Kurulu ile devam etme kararı aldı.
T
ürkiye ekonomisinin en çok
ihracat gerçekleştiren sektörlerinden biri olan çelik sektörü, önümüzdeki dört yıllık dönem
için seçimini yaptı. Çelik İhracatçıları Birliği’nin (ÇİB) 8 Nisan 2014’te
gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul
Toplantısı’nda, sektör temsilcileri
yollarına bir kez daha Namık Ekinci Başkanlığı’ndaki Yönetim Kurulu
ile devam etme kararı aldı. ÇİB’in
Yönetim Kurulu’nu; Ekinciler Demir
Çelik, İçdaş, Diler, Çolakoğlu, Borusan, Erdemir, Yücel Boru, Metalsac,
Erciyas Boru, Kibar Demir Çelik ve
Çetin Cıvata gibi sektörün en büyük
11 şirketinin temsilcileri oluşturuyor. Çelik sektörünün dünya pazarlarındaki payını artırmak ve rekabet
gücünü kuvvetlendirmek için çalışmalar yürüten birlik, yeni dönemde
de yeni hedefler ile yoluna devam
edecek.
Namık Ekinci,
“Sektörümüzün en
önemli ihtiyaçları
arasında yer alan;
inovasyon,
Ar-Ge, sertifikasyon
konularında faaliyet
göstermek üzere Matil
A.Ş.’yi kurduk” dedi.
26 Makina Magazin
Türk çelik sektörünü geliştirmek, sektör üreticileri ile ihracatçılarını dünyaya taşımak ve dünya
çelik ticaretinden daha fazla pay
alabilmelerini sağlamak için çalışmalar yapan ÇİB, dünya ile Türk
çelik üreticileri arasında bir köprü
oluşturuyor. 40 yılı aşkın süredir çelik sektöründe bilfiil çalışan ve ikinci
kez Yönetim Kurulu Başkanlığı’na
seçilen Ekinci, dört yıl süresince bu
görevi sürdürecek. Önceki dönemlerde Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Başkanlığı yapan ve halen İMMİB
Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini
sürdüren Ekinci, aynı zamanda Ekinciler Holding A.Ş. Yönetim Kurulu
Eş Başkanlığı görevini de yürütüyor.
Ekinci: Önemli
çalışmalar yaptık
Birlik Başkanlığı’nı yürüttüğü
dört yıl süresince önemli çalışmalar
yaptıklarını dile getiren Ekinci, “Birlik Yönetim Kurulu üyeleri ile birlikte, ihracatın artması ve ihracatın
önündeki engellerin aşılması kapsamında çeşitli projeler ve faaliyetler
gerçekleştirdik. Örnek verecek olursam; yur tdışı ve yurt içinde gerçekleştirdiğimiz lobi ve PR faaliyetleri
çerçevesinde, sektörümüzün uluslararası piyasalarda bilinirliğini artırdık.
11 ülke ve 13 şehre ticaret heyeti,
yedi ülkeden alım heyeti organizasyonu gerçekleştirdik. Farklı ülkelerin
ülkemize yönelik haksız yere başlattığı 13 adet ticaret politikası savunma önlemleri soruşturmalarına
karşı mücadelemizi sürdürdük. Bu
davaların altısından aklanarak çıktık.
Dördü halen devam ediyor ve üçüne
vergi uygulaması getirilmiş durumda. Ancak, halen devam eden dört
davanın lehimize sonuçlanacağını
düşünüyoruz” diye konuştu.
“Üç okul projesini
hayata geçirdik”
Eğitim misyonları çerçevesinde,
sektöre vasıflı elemanlar kazandıracak üç okul projesini hayata geçirdiklerini hatırlatan Namık Ekinci,
konuşmasını şu şekilde sürdürdü:
“Sektörde faaliyet gösteren firmalarımızın yoğun olarak bulunduğu
bölgelerde okul projelerini hayata
geçirmeye devam edeceğiz. Öte
yandan, sektörümüzün en önemli
ihtiyaçları arasında yer alan; inovasyon, Ar-Ge, sertifikasyon konularında faaliyet göstermek üzere Matil
A.Ş.’yi kurduk. Önümüzdeki dönem
içinde de, Türk çelik sektörünün
mevcut pazarlarını korurken, yeni
pazarlar kazanması yönündeki çalışmalarımıza devam edeceğiz. Yeni
dönemimizin sektörümüz için hayırlı
olmasını dilerim.” n
l
MAYIS 2014
HABERLER
Otomotiv endüstrisi,
ihracatta son altı yılın
rekorunu kırdı
Otomotiv endüstrisi, Mart ayında 2 milyar 128 milyon dolarlık ihracatla son altı
yılın en yüksek dış satışına ulaştı. Sektör, özellikle AB ülkelerine son aylarda
yakalanan istikrarlı ihracat artışıyla yeni hedeflere odaklandı.
O
tomotiv endüstrisi, Mart
ayı ihracatıyla 2 milyar
dolar bandını bir kez
daha aştı. Yılın ilk çeyreğinde de,
2013’ün aynı dönemine göre yüzde 8 büyüme sağlayarak 5 milyar
546 milyon dolarlık dış satış yakalayan sektör, aynı hızla devam etmesi halinde yeni bir rekoru kovalayacak.
Uludağ Otomotiv Endüstrisi
İhracatçıları Birliği’nin (OİB) hazırladığı Mart ayı ihracat verilerine
göre, otomotiv endüstrisi 12 aydır
kesintisiz artış trendinde. Ayrıca,
2008 Eylül ayından bu yana en
yüksek dış satışına ulaşan otomotiv
endüstrisinin AB ülkelerine gerçekleşen yüksek oranlı ihracat artışının
da istikrarlı büyüme göstermesi
sektörü yeni hedeflere yöneltti.
Sabuncu: Artış bizde
tatlı bir heyecan yarattı
Otomotiv endüstrisi olarak,
Türkiye’nin toplam ihracatının
Tüm ürün gruplarında
ihracat arttı
İhracatta ürün grupları incelendiğinde ise, yan sanayii Mart ayında geçen yılın aynı dönemine göre
yüzde 13 büyüme ve 854 milyon
dolarlık dış satışla ilk sırada yer aldı.
Bunu; yüzde 10 artış ve 718 milyon
dolarla binek otomobiller, yüzde
34 yükseliş ve 422 milyon dolarla eşya taşımaya mahsus motorlu
taşıtlar izledi. Otobüs-minibüs-midibüs ürün grubu yüzde 15 yükselişle 104 milyon dolar, diğer başlığı
altındaki ürünlerde de, yüzde 46
azalışla 29 milyon dolarlık dış satış
gerçekleştirildi.
Yılın ilk çeyreği dikkate alındığında ise, geçen yılın aynı dönemine
göre; yan sanayii yüzde 11 büyümeyle 2 milyar 455 milyon, binek
otomobiller yüzde 9 artışla 1 milyar
809 milyon, eşya taşımaya mahsus
motorlu taşıtlar yüzde 4 yükselişle
977 milyon, otobüs-minibüs-midibüs ürün grubu ise, yüzde 6 gelişerek 226 milyon dolarlık ihracata imza
attı. Diğer başlığı altındaki ürünlerde
de, yine yüzde 18 gerilemeyle 79
milyon dolarlık dış satış yapıldı.
İhracatın yüzde 74’ü
AB ülkelerine yapıldı
Ülke bazlı ihracat verileri incelendiğinde ise, Mart ayında; Almanya’ya
yüzde 32 yükselişle 351 milyon,
Fransa’ya yüzde 14 büyümeyle 240
milyon, Birleşik Krallık’a da yüzde
31 artışla 196 milyon dolarlık dış
satış gerçekleştirildi. AB ülkelerine
toplamda yüzde 22 oranında artış
gerçekleşirken, dış satışların yüzde
74’ünün de bu bölgeye olması dikkat çekti.
Yılın ilk çeyreği dikkate alındığında ise; Almanya’ya yüzde 24 artışla
920 milyon, Fransa’ya yüzde 3 büyümeyle 577 milyon, Birleşik Krallık’a
da yüzde 19 artışla 562 milyon dolarlık ihracat yapıldı. n
Orhan Sabuncu,
“Ana ihracat pazarımız
olan AB ülkelerinde son
aylardaki istikrarlı artışlar
Mart ayında kendini iyice
gösterdi” dedi.
28 Makina Magazin
üzerinde büyüme gösterdiklerine
dikkat çeken OİB Başkanı Orhan
Sabuncu, Mart ayında geçen yılın
aynı dönemine göre yüzde 14 artışla, 2 milyar 128 milyon dolarlık
ihracata imza attıklarını söyledi.
Sabuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ana ihracat pazarımız olan AB
ülkelerinde son aylarda istikrarlı artışlar Mart ayında kendini iyice gösterdi ve yüzde 22 seviyesine çıktı.
Bu artışların sürekli hale gelmesi,
hatta böyle büyük oranlarda olması bizi tatlı bir heyecana sürükledi.
‘Acaba bu yıl 23 milyar dolarlık ihracatı yakalayabilir, hatta yeni bir
rekoru kovalayabilir miyiz?’ duygusu yarattı.”
l
MAYIS 2014
Atılımı kristalleştirme
Üç yeni kalite, malzeme biliminde bir atılım; Inveio. Bilimsel olarak Inveio, kesici
ucun kaplamasındaki alüminyum oksidin tanecik yapısının düzenlenmesidir.
Basit anlatımla, bir kesici kenar oluşturmak için hem olağanüstü uzun ömürlü
hem de aşınma düzenleri rahatlıkla tahmin edilebilen yaratıcı bir yöntemdir.
ÇELİK TORNALAMA
DÖKÜM DEMİR FREZELEME
GC4325
GC4315
GC3330
Alışılmışın dışında kenar çizgisi
performansı.
Yüksek kesme sıcaklıkları için
önemli aşınma direnci ile.
%40’a varan dayanıklılık artışı
ile ilk tercihiniz.
www.sandvik.coromant.com/productnews
HABERLER
“İhracatın Yıldızları”
ödüllerini törenle aldı
Türkiye’nin ihracatına yön veren başarılı firmaların ödüllendirildiği ilk ve tek
yarışma olan “İhracatın Yıldızları-Teşvik Ödülleri” sahiplerini buldu. Bu yıl
12’incisi düzenlenen yarışmada, “Yılın İhracatçısı” Aselsan oldu.
T
ürkiye’nin 2013 ihracat hedeflerine ulaşması, ekonomik
büyüme ve kalkınmanın temel
taşlarından biri olan ihracatın desteklemesi ile ihracatçı firmaların teşvik
edilmesi amacıyla 12 yıldır düzenlenen “İhracatın Yıldızları” yarışması,
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın
da katıldığı törenle sahiplerini buldu.
Bu yılki yarışmada Aselsan, “2013 Yılında İhracatın Yıldızı” ödülüne layık
görüldü.
Dünya Gazetesi ve DHL Express
işbirliği ile düzenlenen, Akbank’ın
ana sponsor ve Vodafone Türkiye’nin
iletişim sponsoru olarak desteklediği
yarışmada, 500’ü aşkın firma arasından 10 kategori ve özel değerlendirmeler ile toplam 18 firma ödüllendirildi. Dereceye giren firmalar, Grand
Hyatt Otel’de; Dünya Gazetesi Genel
Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ,
DHL Express Türkiye CEO’su Markus
Reckling, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil ve Vodafone Türkiye
CEO’su Gökhan Öğüt’ün katılımı ile
düzenlenen törenle ödüllerini aldı.
Babacan: Üretim ve
ihracatla büyümeliyiz
Törende konuşan Başbakan
Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye’nin
sürdürülebilir büyümesi için ihracatın önemine vurgu yaptı. Üretime ve
ihracata odaklı bir büyüme hedef-
30 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
lendiğini dile getiren Babacan, şöyle konuştu: “2002 yılından bu yana
Türkiye’nin ihracat rakamları 36 milyar dolardan 152 milyar dolara çıktı.
Ancak, Türkiye çok daha fazlasını
yapabilecek bir potansiyele sahip. İhracatçılar, yeni gelişen pazarlara yönlenmeli. Çin, iç tüketime ağırlık verdi.
Bu nedenle, Çin’e ihracata önem
verilmesi gerekiyor. Ayrıca, Afrika ve
Asya’daki büyüyen pazarlar da ihmal
edilmemeli.”
catçılarının dış pazarlara açılmalarını
kolaylaştırmak üzere 220’den fazla
ülkede, 300 uçak ve 300 bin çalışanı
ile hizmet vermektedir. Avrupa ülkelerine bir veya iki gün içinde dünyanın geri kalan bölgelerine ise, iki ya
da üç gün içinde teslimat yapıyoruz.
DHL Grubu, yakın zamanda açıkladığı 2020 Stratejisi’ne uygun olarak,
öncelikli gelişen pazarlardan biri olan
Türkiye’ye yatırımlarını sürdürecektir” diye konuştu.
Reckling: İhracatın
gelişmesini destekliyoruz
Güldağ: Artık
farklı bir faza geçmeliyiz
İhracatın gelişmesine katkı sağlamak amacıyla, KOBİ’lerden büyük
işletmelere kadar müşterilere çeşitli
çözüm önerileri sunduklarını aktaran
DHL Express Türkiye CEO’su Markus
Reckling ise, “12 yıldır düzenlenen
‘İhracatın Yıldızları’ yarışması, Türk
ihracatının gelişimine verdiğimiz
desteğin bir göstergesidir. Finansal belgeler, acil yedek parça, tıbbi
ürün, son dakika teslimatları gibi
ihracat numune gönderilerinin hızlı
ve güvenli bir şekilde gitmesi gereken noktaya ulaşması son derece
önemlidir. Üretim merkezi olarak
çalışan batılı ülkelerle aradaki bağı
sağlamada kilit rol oynayan lojistik,
ihracatın en önemli kollarından biridir. DHL Express, lojistik sektörünün
global pazar lideri olarak, Türk ihra-
“İhracatın Yıldızları-İhracatı Teşvik Ödülleri”nin, Türkiye’nin 2001
krizinden çıkmak için ihracata sarıldığı koşullarda tasarlandığını vurgulayan Dünya Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Hakan Güldağ da, şunları
aktardı: “2002 yılında ilk yarışmayı
ilan ettiğimizde, Türkiye’nin ihracatı
31 milyar dolar düzeyindeydi. Bugün
bu rakam 151 milyar doların üzerinde. Aradan geçen 12 yılda ihracatımız yaklaşık beşe katlandı. Türkiye’yi
10 yılda beşe katlayarak 150 milyar
dolara ulaştıran politikalar, 500 milyar dolar hedefi için yetmeyecek.
Cesaret, girişimcilik gücü gerçekten
önemli özellikler. Ancak, artık bunun ötesine, farklı bir faza geçmek
gerekli görünüyor. Özellikle, ihracatımız içindeki payı bir türlü yüzde
HABERLER
3’ü aşmayan ileri teknolojili ürün ve
hizmet ihracatında atılım yapmak
kritik önem taşıyor. İşte ‘İhracatın
Yıldızları’ yarışmasını da, biraz da
bunun için önemli buluyoruz. Etkinlik, her daim bir potansiyeller ülkesi
olmanın ötesine taşıyıp, başarılı ihracat örnekleriyle Türkiye’nin dinamizmini somutlaştırıyor.”
Binbaşgil: Türkiye’nin
iddialı hedefleri var
Türkiye’nin ihracatının son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 12’nin üzerinde büyüdüğünün altını çizen Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil,
tüm ihracatçıları başarılı performansları nedeniyle kutladı. Türkiye’nin
önünde yeni ve iddialı hedefleri bulunduğunu hatırlatan Binbaşgil, Orta
Vadeli Plan’da kişi başı milli gelir hedefinin 16 bin dolar civarında olduğunu anımsattı. Söz konusu hedefe
ancak ihracatçıların artan desteğiyle
ulaşılabileceğini kaydeden Binbaşgil,
“Bunun için 1,6 dolar civarında bulunan ihracat kilogram fiyatımızın 2,5-3
dolarlara çıkması lazım. Tüm ihracatçılarımızla birlikte, yükte hafif pahada
ağır ihracata daha fazla yönelmemiz
gerekiyor. Yurt çapında yaygın 990’a
yakın şubemiz, genel müdürlükte
ve sahada görev yapan dış ticarette
uzman ekibimiz, bin 300 üzerinde
KOBİ ve Ticari müşteri ilişkileri yöneticilerimizle ihracatçı firmalarımızın
yanındayız. Uluslararası iş birliklerimiz, ihtiyaca göre kişiselleştirilmiş dış
ticaret çözümlerimizle firmalarımızı
Ali Babacan, “2002
yılından bu yana
Türkiye’nin ihracat
rakamları 36 milyar
dolardan 152 milyar
dolara çıktı” diye
konuştu.
destekliyoruz” dedi.
12. kez destekledikleri “İhracatın
Yıldızları” ödüllerinin, tüm dış ticaret
firmalarını daha da yüksek ihracat
performansı için motive edecek bir
etkinlik olduğunu vurgulayan Binbaşgil, organizasyonda emeği geçen
herkese teşekkür etti.
Timuray: İhracat
kapasitemizi artırmalıyız
Giderek birbirine yakınlaşan,
daha bağlantılı hale gelen dünyada, ekonomik rekabetin de hızla
küreselleştiğini belirten Vodafone
Türkiye İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray ise, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme
ve ekonomik kalkınma hedeflerine
erişmesi için ihracat kapasitesini artırması kaçınılmaz bir zorunluluğa
dönüşüyor. Vodafone Türkiye olarak, ülkemizin 2023 ihracat hedefleri doğrultusunda, mobil teknoloji
olanaklarının gücüyle, sürdürülebilir
kalkınma yolculuğunda etkili atılımları gerçekleştireceğine inanıyoruz.
Şirket olarak misyonumuzu; ‘Daha iyi
bir gelecek için iletişim teknolojileri
ile Türkiye’de herkese ilham vermek’
olarak belirledik. Sabit ve mobil iletişimde yurt dışıyla çok avantajlı görüşme fırsatı sunan Dış Ticaret Destek
Paketi, mobil hizmetleri en baştan
eksiksiz karşılamayı ve özellikle yurt
dışında kullanımı çok kolay hale getirmeyi hedefleyen Vodafone Red
Business tarifeleri ve verimlilik artışı
sağlayan makinalar arası iletişim teknolojileriyle, ihracatçı işletmelerimizin
dijital dönüşümde yerini almasını ve
uluslararası pazarlarda aktif bir şekilde faaliyet göstermesini hedefliyoruz.
Ödül törenine verdiğimiz destek ile
ihracatın gelişmesi ve teşvik edilmesine yolunda değerli bir sinerji yarattığımıza inanıyoruz. Bu vesileyle,
Türkiye’nin dış ticaret atılımına katkıda bulunan tüm ihracatçı firmaları
yarattıkları fark için tebrik ediyorum.”
10 kategoride
18 firma ödül aldı
Ödül töreninde; Bilgi Birleşik Giyim, Zorlu Dış Ticaret ve Çolakoğlu
Dış Ticaret firmaları, nominal olarak
geçtiğimiz yıla göre ihracatını en
fazla artıran firmalar oldukları için
32 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
“İhracat Performans” ödülüne layık
görülürken, Elektro Gitar FYZ, Tosmur Group, ve Hedef Eğitim Araçları
firmaları, geleneksek ürünler dışında Türkiye’den ilk kez ihraç edilen
ürünlerle dikkat çektikleri için “Kreatif Ürün” kategorisinde ödüle layık
görüldü.
En fazla ülkeye ihracat yapan ve
ihraç ürünlerine kattıkları çeşitlilikle
“Yeni Pazar-Pazar Çeşitliliği” kategorisinde; Türk Traktör, Küçükbay
A.Ş., Maramarabirlik firmaları ödüllendirildi. Hızla gelişen “e-İhracat”
kategorisinde time2shirt.com, “Hizmet İhracatı” kategorisinde Ford
Otosan, “İnovasyon Şampiyonu
Ödülü” kategorisinde ise Durmazlar
Makina ödüllendirildi.
Turquality desteğinden faydalanan ve bu destek kapsamında yurt
dışında Türk Malı imajını güçlendiren
firmaların değerlendirildiği “Markalı
İhracat Ödülü” kategorisinde Samet
A.Ş. ödül alırken, Türkiye’nin ihracatçısını dış pazarlarda destekleyerek etkinliğini artırmasını sağlayan, yabancı
misyonlar, dernekler, elçilikler ve ataşeliklerin değerlendirildiği “Ticaret
Elçisi Ödülü” kategorisinde ise ödül,
Enka Şirketler Grubu Fahri Başkanı
Şarık Tara’ya takdim edildi.
İhracatın
Yıldızları
Ödül
Töreni’nde ayrıca, özel nitelik taşıyan
faaliyetlerinden dolayı öne çıkan firma, kurum ve kuruluşlar da, “Özel
Ödüller” kategorisinde değerlendirildi. Funda Özer Baltalı-Baltalı Gıda,
Beyçelik Gestamp ve Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi “Özel Ödül”e
layık görüldü.
İhracatın Yıldızları’nda ödül alan
18 firmayı; DHL Express, Dünya Gazetesi, Akbank ve Vodafone ayrıca
ödüllendirdi. Hızlı hava taşımacılığı
lideri DHL Express, üretici-ihracatçı
şirketler bazında dereceye giren firmalara yurt dışına ücretsiz gönderi
hakkı sunacak. Dünya Gazetesi’nin
tüm kazananlara bir yıllık ücretsiz
abonelik hakkı verdiği yarışmada
Akbank, ödüle değer bulunan firma,
kurum ve kuruluşların bir yıl boyunca
yapacakları ihracat işlemlerinden ücret almayacak. Ödül sahibi firmalar
ayrıca, Vodafone Türkiye’nin İş Ortağım Dış Ticaret Destek Paketi’nden
12 ay ücretsiz faydalanabilecek. n
Size özel çözümler üretiyoruz
Farklısınız biliyoruz
Esneklik ödüllü caniasERP’nin modüler yapısı ile
25 yıldır işinizi daha kolay ve efektif yönetmenizi
sağlıyoruz. Sektörel çözümlerimizi farklılıklarınıza
göre biçimlendirerek caniasERP’yi rekabetçi
avantajınız haline getiriyoruz.
FUAR
Lamiera 2014, sürdürülebilir
kalkınmaya odaklanıyor
Metal işleme teknolojilerinin, takım tezgahlarının ve ilgili teknolojilerin
uluslararası etkinliği olan Lamiera Fuarı, uluslararası rekabetin yeni yarış
sahası olan sürdürülebilir kalkınmaya odaklanıyor.
Yalçın GÜR
M
etal işleme teknolojilerinin, takım tezgahlarının
ve ilgili teknolojilerin
uluslararası faaliyeti olan, fuarı ve
çeşitli etkinlikleri bir arada toplayan Lamiera bu yıl, Türkçe adı kısaca “Lambda Sürdürülebilirlik” olan
Lambda Sostenibilita (Lambda Sustainability) etkinliğine ev sahipliği
yapıyor. Lamiera Fuarı ve etkinlikleri, 14-17 Mayıs 2014 tarihleri
arasında İtalya’nın Bolonya (Bologna) şehrinde gerçekleştirilecek.
Lambda Sostenibilita, uluslararası rekabetin yeni yarış sahası olan
sürdürülebilir kalkınmaya odaklanıyor. Etkinlik; sosyal, çevresel ve
ekonomik sürdürülebilirlik taleplerini karşılayacak şekilde yapılmış
makina, üretim sistemleri ve destekleyici teknolojilerin yaratılması
ile geliştirilmesi konusundaki çalışmaları fuar vitrinine çıkarıyor.
Mariotti: Önemli bir
örgütlenmeyiz
UCIMU-Sistemi Per Produrre
Genel Müdürü Alfredo Mariotti,
“Makina, takım tezgahları, metal
işleme teknolojileri ve otomasyon
başta olmak üzere, benzeri alanlardaki üreticileri bir arada toplayan
İtalya’nın önemli mesleki ve sektörel örgütlenmesiyiz” diye konuştu.
Lamiera etkinliği hakkında da
açıklamalarda bulunan Mariotti, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
“Enerji verimliliğini artırma amacıyla yapılan aktiviteler ve hammaddelerin rasyonel kullanımını
sonucunda elde edilen maliyet
indirimleri, günümüzün makina
ve sistem kullanıcılarının sürdü-
34 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
rülebilirlik stratejisinde belirleyici
faktörler arasında yer almaktadır.
Bu nedenle, İtalyan takım tezgahları, robot ve otomasyon sistemleri imalatçılarının birliği ve fuarın
promotörü, Lambda’nın yeni sunuşunu hazırlayarak, konuyla ilgili
karşılaştırma yapabilmeyi kolaylaştırmak istedi.”
“Rakamlar umut
vaat ediyor”
Lamiera Fuarı’nın promotörlüğünün UCIMU-Sistemi Per Produrre tarafından yapıldığını ve
CEU-Centro Esposizioni UCIMU tarafından da organize edildiğini kaydeden yetkililer, “Fuar için ekonomik gelişmelerle ilgili UCIMU’nun
ilgili departmanı tarafından ortaya
konan rakamlar umut vaat ediyor
ve motivasyon sağlıyor. 2014 yılında İtalyan takım tezgahları, robot
ve otomasyon sistemleri üretiminin
yüzde 4,6 artışla, 5 milyar Euro’ya
ulaşması bekleniyor. Ayrıca, 2014
yılının özellikle yerli tüketimin iyileşmesi açısından çok önemli bir
yıl olacağı ve yerli tüketimin yüzde 4,4 artması, dolayısıyla 2015 ve
2016 yıllarında büyüme eğiliminin
çok daha kuvvetli olması bekleniyor. Sürekli güncellenen bilgilere,
fuar süresince ücretsiz giriş fırsatı sağlayan ön kayıt olanağına ve
benzeri diğer konulara lamiera.net
internet sitesinden ulaşılabilir” diyerek sözlerini noktaladılar. n
FUAR
Metalurji sektörü
İstanbul’da bir araya gelecek
Birçok yerli ve yabancı kuruluş tarafından desteklenen Ankiros/Annofer/
Turkcast fuarları, 11-13 Eylül tarihleri arasında bir kez daha metalurji
sektörünü buluşturacak.
A
nkiros 2014 (12. Uluslararası Demir Çelik ve Döküm
Teknoloji, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı), Annofer 2014
(11. Uluslararası Demirdışı Metaller Teknoloji, Makina ve Ürünleri
İhtisas Fuarı) ve Turkcast 2014 (6.
Döküm Ürünleri İhtisas Fuarı), 1113 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek. Etkinlikler, Hannover Messe
Fuarcılık A.Ş. tarafından, İstanbul
Tuyap Fuar ve Kongre Merkezi’nin;
2, 3, 5, 6, 7, 8 ve 9 nolu salonlarında gerçekleştirilecek.
Etkinliklerin iki yılda bir düzenlendiğini ve global metalurji sektörünün dünyadaki en büyük fuarından
biri konumunda olduğunu aktaran
yetkililer, “Ankiros/Annofer/Turkcast fuarlarında, yerli ve yabancı katılımcıların gösterdiği ilgi sayesinde,
stand alanlarının yüzde 85’ten fazlasının satışı şimdiden tamamlandı.
Mart ayı itibariyle, 50’si yeni olmak
üzere, 500’ü aşkın katılımcı firma
sektörle buluşmak için fuarlarımıza
katılıyor” diye konuştular.
“En son teknoloji
ürünler sergilenecek”
Demir çelik ve döküm sanayiinin
uluslararası ve yerli tedarikçilerinin
Ankiros 2014’te buluşacağını aktaran yetkililer, sözlerini şöyle sürdürdüler: “Katılımcılar fuarda; demir çelik sektörünün ve döküm sanayiinin
beklenti ve isteklerini karşılayacak en
yeni teknolojilerle ürettikleri makina,
ekipman, hammadde ve malzeme
gibi ürünlerini sergileme şansı elde
edecekler.”
Global demir dışı metaller sektörünün; makina, ekipman, hammadde
ve malzeme tedarikçilerinin bu yıl da
Annofer 2014’te yerlerini alacağını
bildiren yetkililer, “Turkcast 2014’te
ise; başta TÜDÖKSAD (Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği) üyeleri
olmak üzere, 60’ın üzerinde döküm
imalatçısı, ürünlerini dünyanın dört
bir yanından gelen döküm alıcılarının
beğenisine sunacak. Etkinlikte yer
alacak firmalar, Türk döküm sanayiinin gücünü bir kez daha vurgulamak
için 7. salonda buluşacak” dediler.
“Sektörün lider
firmaları katılacak”
Ankiros Fuarı’nın bünyesinde,
8 ve 9. salonlarda özel demir çelik
bölümlerinin yer aldığını açıklayan
yetkililer, konuşmalarını şu şekilde
sürdürdüler: “Başta ülkemizin önde
gelen TÇÜD (Türkiye Çelik Üreticileri
Derneği) üyesi çelik üreticileri ve çelik
servis merkezleri olmak üzere, sektörün yerli ve yabancı tüm tedarikçi firmaları, kendileri için oluşturulan bu
özel bölümde sergileme yapacaklar.
Ankiros ve Annofer fuarlarında, global metalürji sektörünün önde gelen
tedarikçileri bireysel katılım gerçekleştirecek. Bunun yanı sıra; Almanya,
İtalya, İspanya, Çin, İngiltere, İran,
36 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Güney Kore gibi ülke katılımları çerçevesinde sergileme yapılacak.”
“900 katılımcı bekleniyor”
Ankiros/Annofer/Turkcast fuarlarının, her tekrarında sürekli artan
rakamsal verileriyle dikkat çektiğini
ileri süren yetkililer, “Etkinliklerin
2014 yılında; 22 bin metrekarelik
net sergileme alanına, yaklaşık 40
ülkeden 900 katılımcı firmaya ve 70’i
aşkın ülkeden 16 binin üzerinde ziyaretçiye ulaşması bekleniyor” diye
konuştular.
Etkinliklerin, Avrupa ve Asya metalurji sektörlerini birbirine bağlayan
bir köprü görevi niteliğinde olduğunu ifade eden yetkililer, şöyle devam
ettiler: “Ankiros/Annofer/Turkcast
fuarlarının öncelikli amacı; sektördeki gelişmeler ve son teknolojilerden
haberdar olmak, yeni yatırımcılar ve
tedarikçiler bulmak, firmaların yeni iş
bağlantıları kurmalarını ve metalurji
sektöründeki farklı deneyimleri paylaşmalarını sağlamaktır.”
“Çeşitli etkinlikler de
düzenlenecek”
Etkinlikler süresince, eş zamanlı olarak, TMMOB Metalurji Mühendisleri Odası tarafından “17.
Uluslararası Metalurji ve Malzeme
Kongresi”nin düzenleneceğini bildiren yetkililer, “Bunun yanı sıra; TÜDOKSAD tarafından ‘7. Uluslararası
Ankiros Döküm Kongresi’ ve TÇÜD
desteğiyle EBY Summit tarafından
organize edilen ‘2. Çelik Teknolojileri Zirvesi’ düzenlenecek. Kongreler
ve zirve; sektörle ilgili dünyadaki
bilimsel, teknolojik ve ticari gelişmelerin, araştırma sonuçlarının, yeni
ürünlerin ve tasarımların paylaşımı
için önemli bir uluslararası platform
oluşturacak” dediler. n
İŞLEME MERKEZİ TEL VE DALMA EROZYON’DA DÜNYA DEVİ
MIKRON İŞLEME MERKEZLERİ
DAHA ÜSTÜN BİR
İŞLEME MERKEZİNE
NEDEN İHTİYACINIZ VAR?
MIKRON HIGH SPEED MILING
MIKRON HIGH PERFORMANCE MILING
MIKRON STANDART MILING
CNC İŞLEME MERKEZLERİ
UYGULAMA MERKEZİMİZİ ZİYARET EDİN,
VERİMLİLİK TESTLERİNİ İZLEYİN
GF MACHINING SOLUTIONS FARKINI GÖRÜN
Verimlilik, hassasiyet, kolay kullanım, uzun
garanti süresi... Bir CNC işleme merkezinden
beklediklerinizden çok daha fazlası.
GF AgieCharmilles size bilgi, deneyim, zaman
ve müşteri kazandırır.
Mikron İşleme-Tel Erozyon-Dalma Erozyon
› Tüm modeller › Satış › Kurulum › Servis
› Elektronik ve Mekanik Bakım › Arıza Tespiti › Onarım
› Yedek Parça › Sarf Malzemeleri
› Uzman Ekiplerimiz 7/24 Görevde
İMES Sanayi Sitesi C Blok 301. Sok. No.2 Y. Dudullu Ümraniye İstanbul
Tel: (0216) 420 3639 (pbx) E-mail: [email protected]
www.erkanmakine.com
FUAR
Automechanika İstanbul’da
bin 475 katılımcı
ürünlerini sergiledi
Türkiye dışında toplam 40 farklı ülkeden katılımcının yer aldığı Automechanika
Istanbul 2014, 10-13 Nisan tarihleri arasında düzenlendi. Bin 475 katılımcının
yer aldığı etkinlik, 31 bin 791 metrekarelik net alanda gerçekleştirildi.
A
utomechanika Istanbul, 1013 Nisan 2014 tarihleri arasında İstanbul Tüyap Fuar ve
Kongre Merkezi’nde düzenlendi.
Bin 475 katılımcının yer aldığı etkinlik, 31 bin 791 metrekarelik net
alanda gerçekleştirildi.
2013 yılına kadar iki yılda bir
organize edilen etkinlik, yoğun ilgi
nedeniyle bu yıl ilk kez yıllık olarak
düzenlendi. 2001 yılında 302 katılımcısıyla başlayan fuar, 2014 yılında bu sayıyı ulusal 739 ve uluslararası 736’ya çıkararak çıtayı yükseltti.
Otomotiv yedek parça sektörünün
Avrasya’daki en önemli etkinliklerinden olan fuarda, bu yıl Arjantin
partner ülke olarak yer aldı.
Pfirter: En önemli
etkinliklerden biri
Fuarın açılışında bir konuşma
yapan Arjantin Başkonsolosu Er-
38 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
nesto Pfirter, “Öncelikle, böyle bir
etkinliğe Arjantin’i partner ülke
olarak davet ettikleri için Türk hükümetine ve Messe Frankfurt’a teşekkür ederim. Otomotiv sanayiinde
ve yedek parçada bu fuar, en büyük
ve en önemli etkinliklerden biridir.
Bu gibi fuarlar, Arjantin gibi ülkeler
için müthiş bir fırsattır. Çünkü, ülkemizde bu sektör etkin ve dinamiktir.
Arjantin, Türkiye’nin performansını,
büyümesini ve gelişmesini izlemektedir” diye konuştu.
Türkiye’nin, Avrupa’yı Asya’ya
bağlama konusunda eşsiz bir yeri
ve çok büyük bir pazarı olduğunu
ifade eden Pfirter, sözlerini şöyle
sürdürdü: “Bu nedenle ülkemiz,
Türkiye ile ilişkileri konsolide etmek
istemektedir. Umut ediyorum ki;
Automechanika’ya Arjantin’in katılması güzel bir başlangıç olacaktır.
Bu sayede, otomotiv sanayiinde iki
ülke ve partnerler arasında yakın bir
iş birliği başlayacaktır.”
Kühnel: Güçlü
partnerlerimiz var
Automechanika Istanbul gibi
lider bir etkinliği organize etmek
için güçlü partnerlere ihtiyaç olduğunu vurgulayan Hannover Fairs
Turkey Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Alexander Kühnel ise, “UIB’ye
(Uludağ Anadolu İhracatçılar Birliği), KOSGEB’e (Küçük Orta Ölçekli
İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme
İdaresi Başkanı), TAYSAD’a (Taşıt
Araçları Yan Sanayiciler Derneği),
YPG’ye (Yenileme Pazarı Geliştirme
Derneği), TOBB’a (Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği) ve Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanlığı’na teşekkürlerimi sunmak istiyorum” dedi.
İlk Automechanika Istanbul’un,
2001 yılında 5 bin 500 metreka-
FUAR
relik bir alanda katılımcılara ve
ziyaretçilere ev sahipliği yaptğını
hatırlatan Kühnel, şunları söyledi:
“2014 yılında bu rakam 34 bin
791 metrekareye çıktı. Ulusal ve
uluslararası katılımın yükselmesi,
Istanbul’un Automechanika Fuarı
için odak noktası oluşturduğunu
gösteriyor. Katılımcılarımızdan verimli iş birlikleri yaptıklarına dair
olumlu geribildirimler aldık ve
memnuniyet derecesi yüksekti,
standlar dört gün boyunca oldukça kalabalıktı. Bu da, partnerlerimizle birlikte doğru yolda olduğumuzun işaretidir.”
“Işık, Volkicar’ı tanıttı”
Türk motor sporlarının en başarılı ralli pilotlarından Volkan Işık’ın,
Türkiye’nin ilk özgün yarış otomobili Volkicar adını taşıyan konsept
yarış otomobilini ziyaretçilere tanıttığını kaydeden yetkililer, “Otomobilin şasisi tubular yapıya sahip. 42
mm ve 32 mm çelik çekme borudan
imal edilen güvenlik kafesi, sürücünün güvenliğini en üst düzeyde tutuyor. Alt ve üst gövdesi kompozit
plastikten üretilen Volkicar’da, küçük yapısına karşın yüksek performansı sağlayan 115 HP gücündeki
Yamaha motosiklet motoru tercih
edildi” diye konuştular.
Üniversite öğrencilerinin de, fuarda inovatif ürün sergileme fırsatı
bulduklarını dile getiren yetkililer,
“Boğaziçi Üniversitesi, hidrojenle
çalışan arabayı ziyaretçilere ve katılımcılara sergileme şansını yakaladı. 1L benzine eşdeğer hidrojen ile
bin 396 km yol giden verimli araç,
dikkat çeken ürünler arasında yerini
aldı” dediler.
Romet: Fuardan son
derece memnunuz
Genellikle, Dubai, Frankfurt
veya İstanbul’daki Automechanika fuarlarında Alman veya Fransız pavilyonlarında sergi açtıklarını
bildiren Philips Ticari Pazarlama
Departmanı’ndan (Fransa) Mathieu
Romet, şunları aktardı: “Fuar organizasyonlarından son derece memnunuz. İstanbul’daki fuarda, Arap
ülkeleri, Libya ve Ürdün’den ziyaretçilerimiz oldu.”
40 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Malaguti: Her yıl
giderek büyüyor
Kines: Kendimizi en iyi
şekilde tanıttık
LEMA Kamyon ve Otobüs Yedek
Parçaları (Almanya) İhracat Müdürü
Gianna Malaguti de, etkinlik hakkında şunları söyledi: “Automechanika
İstanbul’a dördüncü kez katılıyoruz
ve fuarın her yıl giderek büyüdüğünü
görüyorum. Etkinlik, Avrupa piyasası
için Frankfurt’un ardından en önemli
ikinci fuar. Buradaki müşteriler tam
anlamıyla beklediğimiz gibi. Standımıza; Orta Doğu, Rusya, Romanya,
Kırgızistan ve hatta Brezilya’dan ziyaretçiler ilgi gösterdi.”
Bu sene ikinci kez katıldıkları etkinlikten memnun kaldıklarını kaydeden Bankosan otomotiv şirketinden Yağmur Kines, gelişmekte olan
otomotiv yedek parça sektöründe
fuarların öneminin her zaman büyük olduğunu söyledi. Kines, “Bu
etkinlikler sayesinde, yurtdışından
gelen ziyaretçilere kendimizi en iyi
şekilde tanıtabilme fırsatı buluyoruz” diye konuştu.
Urgancılar: İş birliğimiz
devam edecek
Türkiye dışında toplam 40 farklı ülkeden gelen katılımcıların Automechanika Istanbul 2014’te yer
aldığını aktaran yetkililer, sözlerini
şu şekilde sürdürdüler: “Katılımcılar; Parçalar ve Bileşenler, Elektronik Sistemler, Aksesuarlar ve Ayar
Ürünleri, Onarım & Bakım, Bilgi
Teknolojileri & Yönetim ve Servis
İstasyonları & Araç Yıkama gibi
altı farklı ana kategoriden oluşan
alanlarda ürünlerini ziyaretçilerin
beğenisine sundular. Bu yıl Automechanika Istanbul’a; Almanya,
Arjantin, Avusturya, Amerika, Çin,
Fransa, Güney Doğu Avrupa, İspanya, İtalya, İngiltere, Pakistan,
Pasifik İttifakı, Romanya, Singapur,
Sırbistan, Tayvan, Tunus ve Hong
Kong gibi 18 farklı ülkeden milli
katılım gerçekleşti.”
Yetkililer son olarak, Automechanika Istanbul 2015 Fuarı’nın, 9-12
Nisan tarihleri arasında yine Tüyap
Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenleneceğini sözlerine eklediler. n
Dernek olarak, fuar ile bu yıl başlayan ve gelecek dönemde de devam
edecek olan iş birliğinden oldukça
memnun olduklarını kaydeden YPG
(Yenileme Pazarı Geliştirme Derneği)
Başkanı Mesut Urgancılar, “Bu başarılı organizasyon için Hannover Fairs
Turkey ve Messe Frankfurt’a çok teşekkür ederiz” dedi.
Mariotto: Önemli bir
etkinlik noktası
Api Torino Dış Ticaret Tanıtım
Sorumlusu (İtalya) Patrizia Mariotto
ise, etkinlik hakkındaki görüşlerini
şöyle açıkladı: “Api Torino, uzun
yıllardır küçük ve orta boyutlu işletme gruplarını farklı ülkelerden
çeşitli temsilciler ile tanışma imkânı
buldukları uluslararası bu merkeze
yönlendirmektedir. Automechanika
İstanbul, otomotiv şirketlerinin ticaretleri açısından önemli bir etkinlik
noktasını temsil etmektedir.”
“18 ülkeden milli
katılım gerçekleşti”
FUAR
parts2clean, 24-26
Haziran’da düzenlenecek
Stuttgart fuar alanında düzenlenecek parts2clean, 24 Haziran’da kapılarını
açacak. Etkinlik, endüstriyel parça ve yüzey temizliği alanında düzenlenen
uzmanlık forumuyla da, en çok rağbet gören bilgi kaynaklarından biri konumunda.
P
arts2clean, 24-26 Haziran
2014 tarihleri arasında Stuttgart fuar alanında gerçekleştirilecek. Etkinlikle paralel olarak,
Uluslararası Yüzey ve Katman Uzmanlık O&S, Uluslararası Lazerle
Malzeme İşleme Fuarı Lasys ve Automotive Expo da düzenlenecek.
Yapım parçalarının temizliğinin, üretim alanında vazgeçilmez
bir süreç haline geldiğini aktaran Deutsche Messe AG’ye bağlı
parts2clean’in Müdürü Olaf Daebler, şöyle konuştu: “Tanımlanmış
partikül maddelerin ya da ince tabaka türü kir artıkları için getirilen
koşulların yanı sıra, ekonomik ve
ekolojik etkilerin de üretimde göz
önünde bulundurulması gerekiyor.
Bu da, teknolojiye ve endüstriyel
parça ve yüzey temizliğine yatırım
yapılmasını gerektiriyor. Ayrıca bu
durum tüm sektörlerdeki şirketleri;
kendilerinden beklenen temizliğin
nasıl istikrarlı, kalıcı ve en düşük maliyetlerle sağlanabileceği ve bir sonraki işlem adımına ya da müşteriye
ulaşana kadar nasıl korunabileceği
sorusu ile karşı karşıya bırakıyor.”
parts2clean’in geniş kapsamlı
42 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
konu başlıklarının kullanıcılara, yapım parçası temizliğindeki farklı görevler için ayrıntılı bir biçimde bilgi
edinme ve sağlam dayanaklarla kararlar alma olanağı sağladığını aktaran Daebler, “Fuara, Mart ayının
ortası itibariyle 12 ülkeden yaklaşık
200 şirket başvuruda bulundu”
dedi.
ciri analizini ele alıyor. Bildirilerde,
çözüm yolları gösteriliyor ve en
iyi uygulama yöntemleri tanıtılıyor. Bu uzmanlık forumu oturumunun kapanışını ‘Bilgi İletimi ve
Kalifikasyon-Arz ve Talep’ konulu
kürsü açık oturumu oluşturuyor.”
“En çok rağbet gören
bilgi kaynaklarından biri”
Fuarın ikinci gününde öğleden
önceki oturumda, temizlik yöntemlerinin, ön işlem ve kaplama konularının ele alınacağını bildiren Olaf
Daebler, “Bu bölümde konu başlıklarını; ultrason ile hassas temizlik
alanındaki güncel eğilimler, otomobil ve taşıt endüstrisinde lazer ışını
ile temizliğin kullanım olanakları
oluşturuyor. ‘Doğru Yöntemle Çapak Ayıklamaya İlişkin Gereklilikler’
başlığı altında sunulan öğleden sonraki bildiriler, çeşitli çapaktan arındırma yöntemlerini tanıtıyor. Ayrıca,
bunların olanaklarını ve sınırlarını
gösteriyor. Üçüncü gün; uzmanlık
forumu, temizleme banyolarının
bakımı ve hazırlanması konulu bir
bildiri dizisiyle başlıyor. Programda,
efektif yıkama suyu hazırlanarak yapım parçası zayiatının önlenmesine
ilişkin bildiriler ve parça temizliğinde
tensit etkisinin kontrolü için yüzey
gerilimine ilişkin ölçüm büyüklükleri konulu bildiriler de yer alıyor.
Öğleden sonraki oturum, partikül
kirlenmesi yöntemlerine eğiliyor.
Buradaki bildiri yelpazesi; sistematik
üretim analizini, kirden dolayı zayiatın azaltılmasını, yüzeylerde partikül
birikimlerinin gerçek zamanlı ölçümünü ve yeni basımının hazırlıkları
son aşamasına gelmiş olan VDA
19’u, yani teknik temizliğin ölçümü
mevzuatını kapsıyor” diyerek sözlerini noktaladı. n
parts2clean’in, endüstriyel parça ve yüzey temizliği alanındaki iki
dilde düzenlenen uzmanlık forumuyla en çok rağbet gören bilgi
kaynaklarından biri durumunda
olduğunu kaydeden Daebler, “Uzmanlık konuları alanındaki koordinasyonu Fraunhofer-Allianz Reinigungstechnik şirketi tarafından
yürütülen iki dilli forum, toplam 30
bildiriyle en temel bilgilerden zorlu
koşullara kadar temizlik tekniğinin
çeşitli alanlarını kapsıyor. Bildirilerin
tamamı simültane olarak Almancaİngilizce çevrilecek” diye konuştu.
24 Haziran’daki ilk oturumun
dört bildirisinin, “Süreç ve İşlem
Bilgisi” üst başlığı altında toplanacağını kaydeden Daebler, şunları söyledi: “Bu başlık altındaki
bildiriler; endüstriyel parça temizliğinde bilgiye dayalı süreç yönetimini, püskürtmeli temizlik için
püskürtme memelerinin seçimini
ve konumlandırılmasını, modifiye
edilmiş alkollerin verim yelpazesini
ve oturtma ürünler için parça taşıyıcıların tasarımını konu alıyor. Öğleden sonraki program ise, Parça
Temizliği Uzmanlık Birliği (FiT) tarafından kalite kürsüsü üst başlığı
altında düzenliyor. Bu bölümdeki
beş bildiri, hataların önlenmesine
yönelik bir yöntem olan süreç zin-
“Ön işlem ve kaplama
konuları da ele alınacak”
FUAR
CeMAT 2014’e Türk
katılımcılardan yoğun ilgi
Fabrika içi depolama, taşıma, raf sistemleri ve enerjinin fabrika içi dağıtımı
konularına odaklanan CeMAT Fuarı’na, Türk katılımcılar da yoğun ilgi gösteriyor.
1
9-23 Mayıs tarihleri arasında
Hannover’de 140 bin metrekarelik alanda düzenlenecek
CeMAT Fuarı’nda, içinde Türk yatırımcıların da bulunduğu bin 100’ü
aşkın katılımcı, en son teknolojik
ürünlerini etkinlik ziyaretçilerine
sergileme fırsatı bulacak. Taşıma &
Kaldırma, Depolama & Yükleme,
Toplama & Paketleme, Lojistik IT
ve Yönetim & Hizmet gruplarına
ayrılacak fuarda oluşturulacak özel
sergi alanında, ilk defa tüm lojistik
zinciri bir arada sunulacak.
➤
(Soldan sağa): Hannover
Fairs Turkey Fuarcılık A.Ş.
Genel Müdürü Alexander
Kühnel ve Deutsche
Messe AG Kıdemli
Başkan Yardımcısı
Wolfgang Pech.
Kühnel: Türkiye’den de
yoğun ilgi var
Fuarın tanıtımı için İstanbul’da
düzenlenen basın toplantısında
açıklamalarda bulunan Hannover
Fairs Turkey Fuarcılık A.Ş. Genel
Müdürü Alexander Kühnel, “Bir
önceki fuara oranla Türk katılımcıların CeMAT’ta alacağı alan yüzde
60 arttı. Bu yıl 18 katılımcı, bin 68
metrekarelik bir alanla yerini aldı.
Katılımcıların ilgisi halen devam
ettiği için, fuarın düzenleneceği tarihe kadar söz konusu alanın daha
da artmasını beklemekteyiz. Uluslararası bu platformda görücüye çıkacak Türk imalatçıları, gerçekleştirecekleri iş bağlantılarıyla ihracatlarını
daha da artıracaklar” diye konuştu.
Pech: İntralojistik
alanında lider bir fuar
Büyük bir heyecanla CeMAT’ı
beklediklerini ifade eden Deutsche
Messe AG Kıdemli Başkan Yardımcısı Wolfgang Pech ise, sözlerini
şöyle sürdürdü: “Etkinlik, intralojistik alanında lider bir fuar. CeMAT,
2005 yılına kadar uluslararası sanayi fuarı Hannover Messe çatısı altında organize edilirken, sektörün ve
pazarın ihtiyaçları göz önüne alınarak üç yılda bir organize edilmeye
44 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
başlandı. Böylelikle, sektör dünya
çapında bir etkinliğe sahip oldu.”
İntralojistik teriminin 2005 yılında CeMAT tarafından yaratıldığını vurgulayan Pech, artık günlük
dilde kullanılan söz konusu terimin
dünya çapında kabul gördüğünü
kaydetti. Pech, “Sektörden aldığımız geribildirim ile CeMAT, 2014
yılından sonra iki yılda bir düzenlenmeye başlayacak. Bu yıl Mayıs
ayında düzenlenecek etkinlikte, bin
100’ün üzerinde katılımcı yer alacak. Bu katılımcıların yüzde 50’sinin
yurtdışından gelmesi bekleniyor”
dedi.
“Dördüncü kez
gerçekleştirilecek”
Yabancı markaların fuara önemli destekler verdiğinin altını çizen
Wolfgang Pech, CeMAT Fuarı’nın
dördüncü kez gerçekleştirileceğini
hatırlattı. Pech, konuşmasına şöyle
devam etti: “Bizim önceliğimiz içe-
riğe odaklanmak. Küresel işletmeler arası iletişim platformuna ihtiyaç
var. Bu talepleri CeMAT olarak karşılıyoruz. Etkinlik, dünya çapında bu
sektörde en büyük alana sahip fuar.
2011’de düzenlenen CeMAT’a 53
bin ziyaretçi geldi. Bunların yüzde
33’ü yurt dışından gelen profesyonellerden oluşmaktaydı. Avrupa ülkeleri başta olmak üzere; Amerika,
Asya, Afrika gibi ülkelerden birçok
ziyaretçi fuara geldi.”
“İntralojistik çok
önemli bir konu”
CeMAT’ın sloganını; akıllı, entegre, verimlilik teması üzerine
kurguladıklarını söyleyen Pech, sloganın intralojistik sektörünün zorluklarını temsil ettiğini aktardı. İntralojistik bileşenlerin giderek akıllılık
üzerine yapılandırıldığına dikkat çeken Pech, “Bu sayede, fabrikalarda
daha gelişmiş sistemler oluyor. İntralojistik, üretimden montaja kadar
FUAR
önemli bir rol oynuyor. İmalat sektörü için intralojistik oldukça önemli
bir konu. İşletmeler, ürünlerini paketleyip, yükleyip satın almacılara
ulaştırmak için gerçekleştirdikleri
prosesleri en iyi şekilde organize
etmek zorundalar. Firmalar, akıllı
çözümler ve sistemler sunmak zorundalar. Rekabet baskısı ve maliyet
baskısı altında verimlilik oluşturmak
durumundalar. Firmalar tarafından;
ürünün nereye konması gerektiği, hangi işlemlerden geçeceğinin
önceden bilinmesi gerekiyor. Mesela; havaalanlarında bagajlarda
hangi valizlerin nereye yönlendirilmesi gerektiği önceden bilinmeli.
Tüm dünyada büyük bir pazar var.
CeMAT’ta, tüm bu sorunların çözümleri sunulacak ve bu kapsamda
yenilikçi ürünler sergilenecek” diye
konuştu.
“Salonları tekrar
yapılandırdık”
Sektörde gerçekleşen değişiklikleri yansıtmak üzere fuarda
ürünlerin sergileneceği salonları
tekrar yapılandırdıklarını bildiren
Wolfgang Pech, şunları söyledi:
“Sektörü; Hizmet & Yönetim, Lojistik IT, Toplama & Paketleme,
Taşıma & Kaldırma, Depolama &
Yükleme olmak üzere beşe böldük.
2014 fuarı için yeni kullanıcı hedef
kitleleri belirledik ve bu profesyonellerin ilgisini artırmak için forumlar organize edeceğiz. Bunlardan
46 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
bazıları; liman, eğitim, kariyer,
perakende, üretim lojistiği, özel
lojistik, taşımacılık lojistiği üzerine
olacak. Özel hedef kitlelerle, katılımcıların CeMAT’ta yeni müşterilere ulaşmalarını sağlıyoruz.”
“İnovasyona da
odaklanıyor”
CeMAT Fuarı’nın aynı zamanda
inovasyona odaklandığını da aktaran Pech, bu anlamda sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu ifade
etti.
CeMAT’ta bu yıl pilot bir proje
geliştirdiklerini de kaydeden Pech,
ikinci el forkliftlerin ziyaretçilere sunulacağını dile getirdi. Söz konusu
ürünlere ilgi duyan geniş bir ziyaretçi kitlesinin olduğunu belirten
Pech, “Münih Fuarcılık’ın organize
ettiği Transportlogistic ile CeMAT
Fuarı bazı alanlarda kesiştiği için iş
birliğine başlandı. Transportlogistic
Fuarı, CeMAT’ta özel bir pavilyon
kuracak. Bir önceki sene CeMAT,
bu fuarda bir organizasyon gerçekleştirmişti. Bu sayede, her iki etkinliğin kendi hedef kitlesini diğer fuara
çekmek istiyoruz. İki fuar arasında
rekabet yerine iş birliği yaparak,
sektörleri birbirleri ile buluşturuyor,
yapıcı ve olumlu hale getiriyoruz.
Yaptığımız iş birliği her iki etkinliği
de olumlu etkiliyor” dedi.
Tüm dünyada yedi ülkede CeMAT Fuarı’nın düzenlendiğini hatırlatan Wolfgang Pech, “İtalya,
Güney Amerika, Rusya, Türkiye,
Hindistan ve Çin pazarlarında bu
sektöre hizmet etmekteyiz” diyerek
sözlerini noktaladı. n
Bu doğru; iyi şeyler
bekleyenlere gelir...!
Yirmi beş yıl önce, WNT makine işleme sektörüne benzersiz bir yaklaşımla yola çıktı. Bugün on yedi ülkede müşterilerimize
üretkenliklerini ve performanslarını maksimuma çıkarma konusunda yardım ediyoruz.
Bu başarı yüksek kaliteli işlemenin, teknik personel ile doğrudan satış desteğinin ve sektör lideri düzeyde müşteri hizmetlerinin
birleşmesiyle elde edilmiştir – biz buna ‘Total Tooling’ diyoruz.
Şimdi, Türkiye büromuz da Avrupa’nın en hızlı büyüyen kesici takımlar uzmanını
kendiniz keşfedebilirsiniz. (Ve size söz veriyoruz, beklemiş olduğunuza değecektir).
TOTAL TOOLING = KALITE x SERVIS 2
WNT Önasya Kesici Takımlar San. ve Tic. Ltd. Şti. • Şerifali Mah. Hattat Sk. No:16/2 • 34775 Ümraniye/İstanbul • Tel. +90 216 526 63 05 • Faks +90 216 526 63 08 • [email protected] • www.wnt.com
ARAŞTIRMA
Redüktör sektörü
devletten destek bekliyor
Yerli ve yabancı 35 civarında firmanın faaliyet gösterdiği Türkiye redüktör
sektöründe, yıl sonu büyüme beklentisi yüzde 10. Pazar büyüklüğü yaklaşık 1,5
milyar TL olan sektörün yıllık üretimi ise, 700-750 bin adet arasında değişiyor.
T
ürkiye redüktör pazarı, hedeflerine ulaşabilmek ve
uluslararası pazarlarda rekabet edebilmek için kaliteli ürünlere
odaklanacak. Kaliteli üretim yolunun
da Ar-Ge ve inovasyondan geçmesi, sektörü bu yönde adımlar atmaya yönlendiriyor. Ancak, sektörün
çoğunluğunu KOBİ niteliğindeki
firmaların oluşturması, redüktör sanayiinde faaliyet gösteren şirketlerin
Ar-Ge konusunda sermaye yetersizliği yaşamasına neden oluyor.
Ar-Ge yapılabilmesi için üreticilerin belli bir bütçeye sahip olması
gerektiğinin altını çizen yetkililer,
redüktör sanayiinde faaliyet gösteren şirketlere devlet desteği verilmesi gerektiğini dile getiriyorlar.
Yetkililer, konuşmalarını şu şekilde
sürdürüyorlar: “Verilecek destekler,
üreticilerin katma değerli ürünler
imal etmelerini sağlıyacaktır. Bu da,
dünya redüktör pazarında önemli
noktalara gelmemiz anlamını taşıyor. Çimento, demir çelik, otomotiv
gibi ağır sanayiideki hareketlilikten
doğrudan etkilenen redüktör sektörü, Türkiye’de henüz istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil.”
50 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Ar-Ge çalışmaları
büyük önem taşıyor
Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarının sektörün gelişimi açısından
büyük önem taşıdığını aktaran yetkililer, “Standart ürünlerin yerine,
piyasa tipi planet dişli redüktör ve
hassas, boşluksuz redüktör gibi katma değerli ürünlerin imal edilmesi
gerekiyor. Bazı yerli üreticiler bu
konuda çalışmalar yapıyor. Bununla
birlikte, yürütülen çalışmalar henüz
istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil.
Yerli redüktör üreticileri, bu tür katma değeri yüksek ürünlerin imalatını
yapabilecek kapasitede. Ancak, bu
konuya yatırım yapan imalatçının ilk
yatırım maliyetleri ve Ar-Ge giderleri
gibi konularda önemli desteklere ihtiyacı var” diye konuşuyorlar.
Hassas, boşluksuz redüktörlerin ilk yatırım maliyetinin de yüksek olduğunu kaydeden yetkililer,
Türkiye’nin dünya pazarı içinde
henüz pahalı ürüne sahip olamadığını vurguluyorlar. Bundan dolayı, Türkiye’nin dünya redüktör
pazarındaki payının da yüksek olmadığını belirten yetkililer, şunları
söylüyorlar: “Her geçen yıl küresel
rekabet koşulları daha da zorlaşıyor. Bu rekabet ortamında ayakta
kalabilmenin yolu Ar-Ge ve ek mühendislik yatırım ve çalışmalarından
geçiyor. Bu tür maliyetler, özellikle
KOBİ niteliğindeki firmaları oldukça
zorluyor. Ayrıca, Ar-Ge için yeterli
sermayenin olmayışı da, firmaların
uluslararası rekabet yolculuğunu
daha da güçleştiriyor. Sanayicinin,
Ar-Ge için ayırdığı bütçe ile aynı
zamanda ürününü yurt içi ve yurt
dışına pazarlarken de rekabet etmesi de gerekiyor. Bu durum, üreticiyi
rekabet edebilmek için makinasında
kullanmak üzere en uygun fiyat-
lı ürünü aramaya zorluyor. Ve bu
da, bazen yanlış seçim yapılmasına
neden oluyor. Yanlış seçimler de,
Türkiye’yi ürün çöplüğüne dönüştürüyor. Bu noktada, KOBİ’lerin
bilinçlendirilmesinin yanı sıra, teşvik edilecek düşük faizli krediler ve
doğru yere verilecek hibe kredilerle,
Türkiye’nin bir ürün çöplüğüne dönüşmesi ve redüktör sektörünü kısmen dışa bağımlı bir sanayi olması
engellenebilir.”
Yüzde 10 büyüme bekleniyor
Türkiye redüktör sektöründe,
yıl sonu büyüme beklentisinin yüzde 10 olduğunu aktaran yetkililer,
net rakamlar olmamakla bilirlikte,
sektörde faaliyet gösteren yerli ve
yabancı firma sayının 35 civarında
olduğunu ifade ediyorlar. Pazar büyüklüğü yaklaşık 1,5 milyar TL olan
Türkiye redüktör sektörünün, yıllık
üretiminin 700 bin ila 750 bin adet
arasında değiştiğini söyleyen yetkililer, “Yıllık üretimin yaklaşık yüzde
30’u ihracata aktarılırken, geri kalan yüzde 70’lik kısmı ise iç piyasada kullanılıyor” diye konuşuyorlar.
Türkiye redüktör sektöründe,
geçen yıl yaklaşık yüzde 10 büyüme
kaydedildiğini bildiren yetkililer, konuşmalarına şöyle devam ediyorlar:
“Redüktör sektörüne ağır sanayiide
yaşanan gelişmeler ve hareketlik
doğrudan yansımaktadır. Sektörün
bu yılı, gerek ağır sanayiideki hareketliliğe, gerekse dış pazarlarda
ekonomik sıkıntıların ve sosyal olayların yavaş yavaş düzelmesine bağlı
olarak yüzde 10 büyümeyle geride
bırakması bekleniyor. İhracat çalışmalarına da hız veren yerli redüktör
üreticileri, öncelikle Orta ve Doğu
Avrupa ile Ortadoğu pazarlarında
aktif rol alıyorlar.” n
ARAŞTIRMA
Alüminyum sektörü üretim
merkezi olmayı hedefliyor
Bin 500’ün üzerinde firmanın faaliyet gösterdiği, yan sanayii ile birlikte yaklaşık
300 bin kişinin istihdam edildiği Türkiye alüminyum sektörü, gelecekte Avrupa
ve Ortadoğu’nun alüminyum üretim merkezi haline gelmeyi hedefliyor.
Y
oğun olarak inşaat sektöründe çatı-cephe kaplama,
kapı-pencere,
merdiven,
iskele ve sera yapımında kullanılan
alüminyum; otomotiv, havacılık ve
savunma sanayiinin de önemli malzemeleri arasında yer alma yolunda
hızla ilerliyor.
5 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan Türkiye alüminyum sektöründe firmaların; markalaşmaya,
kaliteye, teknolojiye ve inovasyona
ağırlık vermesi gerektiği belirtiliyor.
Böylece, Türkiye’nin 2014 sonrasında Avrupa ve Ortadoğu’nun
alüminyum üretim merkezi haline
gelebileceği ifade ediliyor.
2012’de bir önceki seneye oranla yüzde 5,5 artışla, 1 milyon 250
bin ton civarında üretim gerçekleştiren sektör, 2013 yılında bu rakamı 1 milyon 350 bin tona çıkardı.
Yaklaşık 5 milyar dolarlık büyüklüğe
sahip olan sektör üretiminin 750 bin
tonunu profil, 350-400 bin tonunu
52 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
yassı mamul, geri kalanını ise döküm ve diğer ürünler oluşturuyor.
Alüminyum sektöründe, 2014 ve
sonrasında da üretimdeki büyümenin istikrarlı bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Ancak, alüminyum
sektöründe ciddi bir kapasite fazlasının olduğuna dikkat çeken yetkililer, “Bundan dolayı, söz konusu
gelişimin sürmesi için; ihracattaki
büyüme ivmesinin sürmesi ve pazarın haksız ithalata karşı korunması
gerekiyor” diye konuşuyorlar.
300 binin üzerinde kişiye
istihdam sağlıyor
Sektörde bin 500’ün üzerinde
firma faaliyet gösterirken, yan sanayii ile birlikte 300 binin üzerinde
kişi istihdam ediliyor. Türkiye’nin
önemli sektörleri arasında yer alan
alüminyum sanayii, hammadde ihtiyacının büyük bir bölümünü ithalatla karşılıyor. Sektör, mamul madde
üretiminin yüzde 70’ini ihraç edi-
yor. Alüminyum sektöründe devam
eden yatırımların hayata geçmesi ile
birlikte, ihracatın payının daha da
artacağı öngörülüyor. Avrupa, Asya
ve Afrika ülkelerine ihracat yapan
sektörün dış satışlarında geçen yılın
istatistiklerine göre ilk sıraları; Almanya, Irak, Fransa ve İtalya alıyor.
Türkiye alüminyum sanayii,
son yıllarda özellikle hadde ve ekstrüzyon ürünlerinde yapılan yeni
yatırımlar sayesinde, 130 milyar
dolarlık büyüklüğe sahip olan dünya pazarlarında rekabet edebilir
ölçekte üretim kapasitesine ulaştı.
Sektör, 2013’ün ilk dokuz ayında
yassı ürün ve folyo ihracatını bir
önceki yıla göre yüzde 5 ila yüzde
7 oranlarında artırdı. Sektörün ihracat potansiyelinin artmasında en
önemli etkenlerden biri olarak, Türkiye menşeli alüminyum ürünlerinin
dünya pazarlarında boy ölçüşebilecek nitelikte ve kalitede olması gösteriliyor. Aynı zamanda, ihtiyaca ce-
Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi
Büyükçekmece İstanbul/Türkiye
Fuar Alanı: Salon 3-B140
ARAŞTIRMA
vap verebilecek çeşitlilikte ürün imal
edilebilmesi de söz konusu başarıda
önemli bir etken olarak görülüyor.
Bu nedenlerden dolayı, sektörün
imal ettiği ürünler her geçen gün
dünya pazarlarında daha fazla talep
görüyor.
Ar-Ge çalışmaları
büyük önem taşıyor
İhracattaki başarının aynı hızla
sürdürülebilmesi, 2023 hedeflerinin yakalanabilmesi, firmaların hızla
değişen şartlara ve taleplere yetişebilmeleri için Ar-Ge çalışmalarına
daha fazla önem verilmesi gerektiği
önemle vurgulanıyor. Ayrıca, kalifiye eleman ihtiyacının karşılanabilmesi, enerji maliyetlerinin rekabet
edilebilir seviyelere çekilmesi de,
sektörün dış pazarlarda rekabet
edebilme gücünü olumlu yönde
etkileyecek etkenler olarak gösteriliyor. Türkiye alüminyum sektöründe
büyümenin sürdürülebilirliği amacıyla sektörün çatı örgütlerinden
olan Girişimci Alüminyum Sanayicileri Derneği (GALSİAD) ve Fatih
Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi,
2011 yılından bu yana Alüminyum
Test, Eğitim ve Araştırma Merkezi
(ALUTEAM) Projesi’ni yürütüyor.
Proje ile ilk aşamada, sektörün yoğun bir şekilde ihtiyaç duyduğu
teknik ara elemanların yetiştirilmesi,
mühendislerin sektöre uygunluğu-
Ali Kibar, “Alüminyum
sektörü hammadde
tedarikinde yurt dışına
bağımlı” diye konuşuyor.
54 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
nun ve kabiliyetlerinin artırılması
hedefleniyor. Proje ile aynı zamanda, alüminyum üretimi (ekstrüzyon,
yassı mamul, enjeksiyon ve döküm)
yapan firmaların özellikle; havacılık,
savunma sanayii ve otomotiv gibi
alanlarda farklılaşmalarını sağlayacak ürün geliştirme faaliyetlerine
katkı sağlanması hedefleniyor. Ayrıca, üniversite-sanayi iş birliği çerçevesinde bir eğitim, araştırma ve
test merkezinin oluşturulması da
amaçlanıyor.
Türkiye üretim
merkezi olabilir
Türkiye’nin, 2014 sonrasında
Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun alüminyum üretim merkezi haline gelebileceğini ifade eden yetkililer,
şöyle konuşuyorlar: “Bu konuda kamunun da alüminyumu savunma,
havacılık ve ulaşım sanayiinde kullanılabilir malzeme olarak görmesi
önem taşıyor. Bundan dolayı, devletin alüminyumu stratejik malzeme
olarak görerek, teknolojik yatırımlar
ile yeni ürün imalatını desteklemesi
gerekiyor.”
Kibar: Rekabet
gücümüzü artırmalıyız
Türkiye’nin rekabet gücünü artırması gerektiğini belirten Türkiye
Alüminyum Sanayicileri Derneği
(TALSAD) Yönetim Kurulu Başkanı
Ali Kibar, “Bunun için de, özellikle
üretim kaynaklarını daha verimli kullanarak, kapasite kullanımını
maksimum düzeye çıkarmamız ve
katma değeri daha yüksek ürünlere
yönelmemiz gerekiyor. Bunları gerçekleştirebilirsek, yakın gelecekte
yassı haddelenmiş alüminyum mamul üretiminde söz sahibi ülkeler
arasına girebiliriz” diye konuşuyor.
Dünyada alüminyum endüstrisinin büyüklüğünün 130 milyar dolar
seviyesine ulaştığını dile getiren Kibar, sektörün Türkiye’de ise 4 milyar doların üzerinde bir iş hacmine
sahip olduğunu aktarıyor.
Son yıllarda özellikle hadde ve
ekstrüzyon ürünlerinde yeni yatırımlar gerçekleştirildiğini vurgulayan
Kibar, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Yeni yatırımlarla birlikte, dünya
pazarlarında rekabet edebilir ölçek-
te kapasitelere ulaştık. Bu sektörler,
ihracatta da önemli aşamalar kat
etti. Üreticilerin satışları, pazarın
büyümesinden daha hızlı bir şekilde
artmaya devam ediyor. Firmaların
kendilerini; gerek uygun fiyat, gerekse kaliteli ürün ve hizmetle kabul
ettirme süreci devam ediyor. Bunların yanı sıra, firmaların verimlilik ile
ilgili daha fazla bilinçlenmeleri ve
maliyetlerini düşürmeye odaklanmaları da bu hızlı büyümenin ana
nedenlerini oluşturuyor.”
“Sektör 2012’de
yüzde 7 büyüdü”
Alüminyum ürünleri imalatının,
2012 yılında bir önceki yıla göre
yüzde 7’ye yakın büyüdüğünü hatırlatan Ali Kibar, ekstrüzyon ürünlerinde yüzde 10, yassı ürünlerde
yüzde 4, folyo ürünlerde ise yüzde
30 civarında büyüme gerçekleştiğini
anımsatıyor. Kibar, şöyle konuşuyor:
“Özellikle, folyo üretimi artışının ihracat kaynaklı olduğunu görmekteyiz. Yurt içi pazarda ise, yerli üretim
payını korudu veya az miktarda artırdı. 2013 yılının ilk dokuz ayında,
yassı ürün ve folyo ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde
5-7 oranlarında arttı. İç piyasa da,
genel ekonomik büyümeye paralel
bir gelişim gösterdi. Bu yıl ve sonrasında da, üretimdeki büyümenin
istikrarlı bir şekilde devam edeceğini
düşünüyoruz. Ancak, alüminyum
sektöründe ciddi bir kapasite fazlası
olduğu için; ihracatın büyümesini
sürdürmesi ve aynı zamanda pazarlarımızın haksız ithalata karşı korunması da gerekiyor.”
“Üretimin yaklaşık
yarısı ihraç ediliyor”
Alüminyum mamul açısından
bakıldığında, Türkiye’de üretimin
yaklaşık yarısının ihracata yönlendirildiğini dile getiren Ali Kibar, yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olan
ihracat rakamlarının, devam eden
yatırımların hayata geçmesiyle birlikte önümüzdeki yıllarda artacağını
söylüyor.
Türkiye’de alüminyum hammadde üretim miktarlarının çok
kısıtlı olduğunu ve hammadde tedarikinde yurtdışına bağımlı olun-
ARAŞTIRMA
duğunu kaydeden Kibar, “Bunun
yanı sıra, rekabet gücünü etkileyen
yüksek enerji fiyatları da, sektörün
gelişimi önündeki en büyük engel. Sektör, hammadde ihtiyacının
tamamını yurtdışından temin ediyor. Alüminyum hammaddesinin
üretimi yüksek oranda enerji gerektirmektedir ve Türkiye’de enerji
maliyetlerinin yüksekliği sebebiyle
yok denecek kadar az alüminyum
hammadde üretilmektedir. Bundan
dolayı, sektörün yarattığı katma
değer, hammaddeyi yarı mamule
dönüştürme imkânı ile kısıtlı. Bu
sebeplerle, verimlilik ve kapasite
kullanımının yanı sıra, katma değeri
yüksek olan ürün çeşitliliğinde üretim yapmak sektörümüz açısından
çok önemli” diyor.
“Dünya ile rekabet
edebilecek kalitedeyiz”
Hem
dünyada,
hem
de
Türkiye’de alüminyuma olan talebin
arttığını dile getiren Kibar, buna
bağlı olarak, hem iç pazarın, hem
de dış pazarın sürekli bir gelişim
içinde olduğunu ifade ediyor. Kibar,
konuşmasını şu şekilde sürdürüyor:
“Alüminyum sanayiindeki ihracat potansiyelimizin
artmasının
en
önemli et-
56 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
kenlerinden biri, ülkemiz menşeli
alüminyum ürünlerinin dünya pazarlarında boy ölçüşebilecek nitelikte ve kalitede olmasıdır. Aynı
zamanda, ihtiyaca cevap verebilecek çeşitlilikte ürün de imal edebiliyoruz. Bu da, ürünlerimizin dünya
pazarlarında gün geçtikçe daha fazla rağbet görmesini sağlamaktadır.
Önümüzdeki dönemlerde de, bu
artışın aynı hızla sürdürülebilmesi
gerekiyor. Bunun için de, ürün geliştirme adına Ar-Ge çalışmalarına
daha fazla önem verilmesi gerekiyor. Ayrıca, kalifiye eleman ihtiyacının aşılması, enerji maliyetlerinin
dünya ölçeklerinde rekabet edilebilir seviyelere çekilmesi de, dış pazarlarda rekabet edebilme gücümüzü
olumlu yönde etkileyecektir.”
Türkiye’yi alüminyumda bir marka haline getirebilmenin de büyük
önem taşıdığını vurgulayan Kibar,
“Örneğin; Almanya’daki bir potansiyel müşteri alım kararını verirken,
Türk firmaları rahatlıkla onun için
bir seçenek oluşturabilmeli. Bunu
sağlayabilmek için, hizmet ve ürün
kalitesini uygun fiyatla birleştir-
mek gerekir. Eğer sektörde bu
koşulları sağlayan firmaların sayısı artarsa ve hammadde ile enerji
konularında sorunlar azaltılabilirse,
2023’te Türkiye’de daha parlak bir
alüminyum sektörü görebiliriz” diye
konuşuyor.
Kırboz: Hammadde
sorunu yaşanıyor
Alüminyum sanayiinde bin
500’ün üzerinde firmanın faaliyet
gösterdiğini kaydeden Girişimci
Alüminyum Sanayici ve İşadamları
Derneği (GALSİAD) Yönetim Kurulu
Başkanı Celalettin Kırboz, “Yan sanayii ile birlikte 300 binin üzerinde
çalışanıyla Türkiye’nin önemli sektörleri arasında yer alan alüminyum
sanayiinde, hammadde sorununun
yanı sıra, tevkifat konusunda da sıkıntılar yaşanıyor. Sektöre yük getiren tevkifat vergi uygulaması bir
an önce kaldırılmalı. Şu anda sektör
olarak, yeminli mali müşavirlere yılda yaklaşık 30 milyon dolar rapor
harcı veriyoruz. Dolayısıyla, bu yük
de, banka teminat mektubu meselesi de üzerimizden kalkmalı” diyor.
2013 yılında, sektörün üretiminin tahmini olarak 1 milyon 350 bin
ton olarak gerçekleştiğini belirten
Kırboz, şunları söylüyor: “Türkiye
alüminyum sanayii, yaklaşık 5
milyar dolarlık büyüklüğe
sahip. Sektörün üretiminin 750 bin tonunu
profil, 350-400
ARAŞTIRMA
bin tonunu yassı mamul, geri kalanını ise döküm ve diğerleri oluşturuyor. Üretimin yüzde 70’i ihraç
edilirken, yüzde 30’u ise iç piyasaya sunuluyor. Sektör yatırımları
2013’ün son çeyreğine kadar devam etti. Halen gecen yıl başlayan
fakat tamamlanmayan yatırımlar
mevcut. 2013 son çeyreğinde ve
2014 başında yatırım kararı almış
firmalar konusunda karamsarız.”
Türkiye’nin alüminyum madeni
çıkaran bir ülke olmadığını belirten
Kırboz, “Avrupa ve Amerika karşısında, hammaddeye sahip olmamızdan dolayı sorunlar yaşıyoruz.
Türkiye alüminyum madeni üretimi,
50-60 bin ton/yıl gibi bir miktarı karşılayabiliyor. Oysa ki, sektörde önde
gelen Amerika gibi ülkeler kendi
madenini üretip işliyor. Asya da,
kendi madeniyle çalışıyor. Bu da,
Türkiye için önemli bir dezavantaj.
Hammadde konusunda güçlü olan
Amerika ile rekabet etme şansımız
yok” diye konuşuyor.
“Üretimde
kabiliyetli bir ülkeyiz”
Türkiye’nin üretimde kabiliyetli
bir ülke olduğunu söyleyen Kırboz,
sözlerini şöyle sürdürüyor: “Alt yapımız ve sektör bilgimiz buna müsait. Dolayısıyla, daha kaliteli, daha
katma değerli malzeme üretmeye
çalıştığımızda başarılı olduğumuz
birçok konu var. Yurtiçinde özellikle
inşaat sektöründe tatsız bir rekabet
söz konusu. Ama yurtdışında doğru mallar satıldığında, rekabet her
zaman kırılabiliyor. Son zamanlarda, dolar ve Euro’nun yükselişi alüminyum ihracatçısı için bir avantaj
olarak görülüyor. Ancak, bu durum
enerjinin ve işçilik maliyetinin yükselmemesi halinde bir avantaj olarak görülebilir.”
“Sektörde önemli
sorunlar yaşanıyor”
Sektörün çözülmesi gereken
önemli problemleri olduğunu belirten Celalettin Kırboz, sektöre yük
getiren tevkifat vergi uygulamasının
bir an önce kaldırılması gerektiğini
vurguluyor. Kırboz, “İadelerde yeminli mali muşavir raporlarının kaldırılması, mahsuben iadelerin vergi
daire inceleme raporlarıyla yapılabilir
Türkiye’nin alüminyum ticareti (2013)
İhracat İthalat Miktar (kg) 611.840.943
1.228.844.751 Değer (bin $)
2.328.514
3.197.267
Kaynak: GALSİAD
hale gelmesi ve hurdadan geri dönüşüm sektörünün önünün açılması
bizim için büyük önem taşıyor. Avrupa Birliği’nin (AB) koymuş olduğu
kurallar nedeniyle ithalat yapamadığımız ülkeler var. Yurt dışından hurda
getirebilmemiz gerekiyor. Türkiye’de
geri dönüşüm sektörünü ciddi şekilde
geliştirmemiz gerekiyor. Burada kamuya çok ciddi işler düşüyor. Çünkü,
geri dönüşüm sektöründe özellikle
düzgün ihtisas sanayilerin yaratılması
lazım” diye konuşuyor.
Türkiye’nin 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedeflediğini hatırlatan Kırboz, şunları söylüyor: “Söz
konusu hedefi yakalamamız için bugünkünün üç katı büyümemiz gerekiyor. Ancak, fiziki olarak bakıldığında,
sanayinin üç kat büyüme şansı bulunmuyor. Dolayısıyla, 2023 hedefini
yakalamak için mevcut kapasitemizle
fabrikalarımızda üç misli daha kıymetli ürün imal etmemiz gerekiyor.
Var olan ürünleri Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirip, dünya pazarına üç misli
kıymetli şekilde nasıl satabiliriz diye
hesap yapmalıyız. Kalite ve inovasyona çok ciddi şekilde eğilmemiz gerekiyor. Bunları yaptığımızda, Türkiye’yi
2014 sonrası alüminyum sektöründe
Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun alüminyum üretim merkezi haline getirebiliriz. Tabii kamunun da, alüminyumu
savunma, havacılık ve ulaşım sanayiinde kullanılabilir malzeme olarak
görmesi gerekiyor. Bundan dolayı da,
devletin alüminyumu stratejik malzeme olarak görmesi lazım.”
“Teknolojik yatırımlar
desteklenmeli”
Devletin teknolojik yatırımları
desteklemesi gerektiğini vurgulayan Kırboz, “Yeni ürün imal edecek
firmanın mutlaka daha ciddi, daha
komple destekler alabilmesi gerekiyor. Sektöre yönelik organize sanayi
siteleri kurulabilir” diyor.
Savunma ve otomotiv sanayiin-
de alüminyum kullanımında hızlı bir
artışın söz konusu olduğunu ifade
eden Kırboz, Audi’nin yeni modellerinin yüzde 70’inin, Mercedes’in
yeni modellerinin yüzde 40’a yakınının alüminyumdan yapılmaya
başladığını kaydediyor. Türkiye’nin
de bu trendin dışında kalmaması gerektiğini dile getiren Kırboz,
şunları aktarıyor: “Bundan sonraki
yatırımları; teknoloji, Ar-Ge ve inovasyona yaparsak, Avrupa hatta
dünya üzerinde olmamız gereken
yeri alacağımızı düşünüyoruz. Bunun için dört yıl önce Fatih Sultan
Mehmet Vakıf Üniversitesi ile Aluminyum Test, Eğitim ve Araştırma
Merkezi (ALUTEAM) adlı bir proje
gerçekleştirdik. Eğitimlerle, ArGe ve inovasyon bazında yapılan
çalışmalara yön vermeye çalışıyoruz. Hedefimiz; üniversiteyi ve
akademisyenleri de arkamıza alıp,
Türkiye’yi Avrupa’nın alüminyum
üretim merkezi haline getirmek. Bu
bir rüya değil, yapılabilecek bir şey.
Alüminyumun son 10 yıldaki yükselişine bakıldığında, bunun rahatlıkla yakalanabileceğini göreceksiniz.
Sadece; markalaşma, inovasyon ve
teknolojik yatırım konusuna daha
fazla eğilmemiz gerekiyor.”
“Kullanım alanını
genişletmeliyiz”
Türkiye alüminyum sektörünün
yıllardır inşaat sektörünü takip ettiğini, benzer malzemeler yapmaya
çalıştığını ifade eden Celalettin Kırboz, sözlerini şöyle tamamlıyor: “Dolayısıyla, sektör her zaman binanın
içinde kaldı. Otomotiv, havacılık, savunma sistemlerinde kullanılamadı.
Pencere, kapı, korkuluk, dekorasyon
malzemesi olarak binanın içinde kaldı. Sektör önde gelenleri olarak bizim
yapmak istediğimiz, alüminyum sektörünü binanın dışına çıkarmak. Kullanım alanını genişlettiğimizde, sektör çok farklı yerlere gidecektir.” n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
57
ÜRÜN
Robot aksesuarlarıyla ilgili
güncel haberler
Schunk
➤
700 kg ağırlığındaki
karbür plakaların
tutma ve taşınmasını,
Schunk’un SWS-1210
ürünü hızlı ve güvenli
bir şekilde sağlar.
R
obot aksesuarlarının; robotun performansı, esnekliği ve
uygulama alanları üzerinde
büyük bir etkisi olmaktadır. Hızlı değiştirme sistemleri, sürücüler,
kompanzasyon üniteleri ve güç sensörlerindeki son gelişmeler, robot
aksesuar komponentlerinde potansiyelin ne kadar büyük olduğunu
göstermektedir.
Uzmanlar, tutma-taşıma, montaj
ve üretim ile alakalı kendi önemlerinin sürekli artacağını varsayıyorlar.
Tutucular, takımlar ve diğer
efektörler, hızlı değiştirme sistemleri
ile hızlıca değiştirilebilir. Bu durum,
mekanizmanın bekleme süresini
azaltır ve robotun esnekliğini artırır.
Tecrübeli bir operatör, hiçbir değiştirme sistemi kullanmadan manuel
olarak ekipman değiştirmek için
10 ila 30 dakika arası bir zamana
ihtiyaç duyarken; hızlı değiştirme
sistemleri aynı operasyonu 10 ila
30 saniye arası zamana indirir. Hızlı
Entegre piston strok
kontrollü yeni SWS-076.
değiştirme sistemlerinin kullanımı;
yeni ürünlerin veya ürün çeşitliliğinin düzenli bir şekilde değiştiği yerlerde, işleme ya da tutma işlemleri
için değişken ekipmanlara ihtiyaç
duyulduğu uygulamalarda ya da
ekipmanların bakımı için sürenin kısıtlı olduğu durumlardaki ürün değişiminin daimi olduğu yerlerde bir
anlam ifade eder.
Genellikle iki
bileşenden oluşur
Hızlı değiştirme sistemleri genellikle iki bileşenden oluşur: Robot
kollarına monte edilmiş bir hızlı değişim kafası ve kullanılacak takıma
bağlı adaptörü. Takım değişimi esnasında, her iki bileşen otomatik
olarak ya da manuel olarak birleştirilerek, elektrik, pnömatik ve hidrolik beslemeler sağlanır. İdeal olarak,
pnömatik kilitleme sistemi kullanılır ve entegre sensör sistemleriyle
kontrol edilir. Bu sistem efektörün
merkezlemesini zaten yaptığından,
tekrar merkezlemeye gerek kalmaz.
Hızlı değiştirme sistemi seçerken, müşteri ve sistem entegratörleri; kompakt boyutlara, düşük
ağırlık/güç oranlarına, kısa değiştirme zamanlarına ve enerji
transferi modüllerine dikkat
etmelidir. Özellikle, uygulamalara uygun olarak diğerleriyle kombine olabilen
çeşitli elektronik ve akışkan
modüllerin olduğu modüler
sistemler ekonomiktir. Başlık
ile adaptor arası boşluk birkaç
milimetre olduğunda güvenli olacağından, temassız kilitleme
sistemi ile açma-kapama
en ideal yöntemdir.
Özel ağır-yük
sistemler
önem kazanıyor
Endüstriyel robotların daha güçlü ve
birkaç kilogram ağırlıklarıyla elle tutulabilir
58 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
olmalarından beri özel ağır-yük sistemleri önem kazanıyor. Robotlar,
ağır iş parçalarını tutma-taşıma için
uygundur. Aynı zamanda robotlar;
otomatik malzeme besleme ile ağır
tutucular, vakum tutma sistemleri,
hidrolik, pnömatik veya elektrik tahrikli iş milleri, perçinleme uygulamaları, kaynak tabancası veya saplama
kaynak uygulamaları için de uygundur. Bunun yanında, otomotiv
endüstrisinde montaj ve presleme
için kullanılabilirler. Yüksek yük gerektirdiğinden, hafif ağırlık ve ağır
yük parçalarının dönüşümlü olarak
işlendiği esnek üretim hatlarının kurulumunda kullanılabilirler.
Robotik takım
değiştirme sistemi
Entegre piston strok kontrol
izleme özellikli standart robotik takım değiştirme sistemi Schunk tarafından genişletilmiştir. Geliştirilmiş
SWS-040 ve tamamen yeni SWS076 serisi ile birlikte, Schunk ürün
grubunda bulunan entegre izleme
sistemli robotik takım değiştirme
sistemleri yedi farklı ürün sayısına
ulaşmıştır. Bu özellik; robotik takım
değiştirme sisteminin durumunu,
sistemin boyutunu mümkün olan
en küçük seviyede tutmayı ve işle-
ÜRÜN
Opsiyonel üçlü kilitleme
sistemiyle Schunk’un
SWS-1210 ürünü, 1.200
kg ağırlığa kadar yükleri
taşıyabilir.
min güvenirliğini artırmaya yardımcı
olmaktadır.
Entegre piston strok kontrollü,
patentli, kendinden kitleme özellikte robotik takım değiştirme sistemleri, robot tarafı ve takım tarafının
olası bir hava basıncının kaybolması
ihtimalinde bile kilitli bir şekilde kalmasını sağlamaktadır. SWS serisi
robotik takım değiştirme sistemlerinin kilitleme mekanizması oldukça
sağlam bir yapıdadır ve izin verilen
moment yüklemeleri 1,350 kg.’da
13,000 Nm değerlerine ulaşabilmektedir. ISO bağlama standartları
sayesinde, birçok robot tipine ara
flanş olmaksızın direkt olarak monte edilebilmektedir. Schunk aynı
zamanda, robotik takım değiştirme sistemleri için takım değiştirme
istasyonları sunarak, kullanılmayan
takımların düzgün bir şekilde bekletilmesini sağlamaktadır.
Enerji verimliliğinde
önemli rol oynar
Bir tesisin enerji verimliliğini artırmak gerektiğinde, hızlı değiştirme
sistemleri önemli rol oynamaktadır.
Hızlı değişim sistemleri içinde entegre olmuş mikro valfler, tam olarak
vana birimlerinin yerini tutabilirler.
Her çevrimde, çalıştırıcının piston alanı zaman kazandıran basınçlı
hava ile dolar. Eğer 4 mm çapında
3 metre uzunluğunda besleme hortumu kullanıyorsanız, entegre valf
yüzde 90 oranında hava tüketimini
azaltacaktır. Aynı zamanda, basınçlı
hava direkt olarak harekete geçtiği
için çevrim süresi de artmaktadır.
Kablo ve tel demetleri yerine, sadece basınçlı hava için bir tane pnömatik dizi ve güç kaynağı gereklidir.
İki hat da, genellikle 12 mm çapında merkezi delikle beslenebilir ve
Scara robotunun kollarıyla entegre
olabilir.
şirket, uzun yıllardır müşteriye özel
çözümler sunar. Schunk, 1999 yılından beri 800’den fazla özelleştirilmiş hızlı değiştirme sistemini hayata
geçirmiştir. n
Dünyadaki en geniş
ürün yelpazesi
Schunk, bağlama teknolojileri
ve tutma sistemlerinin yetkili lideri,
tüm dünyada robot aksesuarlarının üretiminde liderdir. Şirket ,hızlı
değiştirme sistemleri ve kompanzasyon ünitelerinin potansiyelinin ilk olarak tanınmasını
sağlamış ve standartlaşmış
modüler sistemleri geliştirmiştir. Bugün yenilikçi aile
şirketi olan Schunk, hızlı
değiştirme sistemlerinin en
geniş ürün yelpazesini sunmaktadır.
Schunk’un robot aksesuar programı; tutucuları, değiştirme sistemlerini, döner içeriden
besleme
sistemini,
kompanzasyon ünitelerini, tahrik edilen
takımları ve çeşitli sensörleri içermektedir. Ayrıca
Entegre edilmiş mikro
valfler: Schunk’un SWS-I
ürünü, basınçlı hava
tüketimini yüzde 90’a
kadar azaltır.
Schunk SWS-L ürünü,
ağır yükler için hızlı el
değiştirme sistemi çok
farklı sayıda pnömatik,
hidrolik ve elektrik
modülleriyle kullanılabilir.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
59
ÜRÜN
Dökme demir için dayanıklı,
güçlü ve uzun ömürlü takımlar
Walter
D
ökme demirden iş parçalarının işlenmesinde genellikle
yüksek adetlerde üretim söz
konusudur. Bu alanda, daha uzun
ömürlü ve daha verimli takımlarla ilgili gelen istekler hız kesmeden devam etmektedir. Bu yüzden, dünyanın önde gelen hassas kesici takım
üreticisi Walter için dökme demir
işlemeye yönelik yenilikçi takım çözümleri üretmek; rekabette olmazsa
olmazlardandır.
Dökme demir malzemenin iç yapısı ve özellikle dış kabuğu değişime
uğrar. Bu nedenle, talaş kaldırma ve
işlenebilirliği aşırı derecede değişkenlik gösterebilir. Üstelik iş parçasının yapısına göre gerekli olabilecek darbeli kesmede, değişken talaş
derinliğinde veya dengesiz koşullar
nedeniyle durum daha da zorlaşır.
Takım ömürlerinin ve proses güvenilirliğinin seri üretimde maliyetler
üzerindeki baskın etkisi; kullanılan
takımlara, özellikle kaba işleme
takımlarına büyük bir sorumluluk
yükler.
Walter AG Kıdemli
Frezeleme
Ürün Yöneticisi
Wolfgang Vötsch.
WKK10S kalite ve RK5
geometri özellikli yeni
CNMA torna ucunun
denendiği altı adet
GJL-260Cr malzemeden
üretilmiş diskten oluşan
test parçası. Walter AG Ürün Müdürleri Gerd
Kussmaul (Tornalama) ve Wolfgang
Vötsch (Frezeleme) yaptıkları ortak
açıklamada, dökme demir işlemenin
çok önemli bir uygulama alanı olduğunu ifade ederek, “Bizim odaklandığımız birçok sektör var. Örneğin; otomotiv endüstrisi veya genel
makina imalatı ve tesis üretimi. Bu
alanlardaki motor blokları, tekerlek
yuvası (dingil başlıkları), pompalar,
diferansiyel veya şanzıman gövdeleri gibi birçok tipik iş parçaları üzerine de yoğunlaşmış durumdayız”
diye konuşuyorlar.
Dökme demir halen önemli
bir malzeme
Dökme demir, bazı alanlarda
hafif metal alaşımların artışına rağmen, halen önemli bir malzemedir.
Küçük ve orta sınıf araçların motor
bloklarının genellikle alüminyumdan üretilmesi, hafif metal alaşımların yükselişinin tipik bir örneğidir.
Ancak, geniş tip binek araçlarda iki
litre veya daha fazla silindir hacimli
alüminyum motor bloklarının boyutları daha büyük olacaktır. Dökme demir, daha ince cidar oluştu-
rur. Dolayısıyla, daha kompakt bir
yapısal tasarıma sahiptir. Bu özellik,
Avrupa’da binek araçların yatay
tasarımlı motorları için önemli bir
faktördür. Dizel motorlarda, hele
ticari araçlar için dökme demire alternatif aramak gereksizdir. Çünkü,
bu alanda sönümleme etkisine sahip vermiküler grafitli dökme demir
(GJV, eski tanım: GGV) rakipsiz malzemedir. Çekme mukavemeti gri
dökme demir (GJL, eski tanım: GG)
ile küresel grafitli (sfero) dökme demir (GJS, eski tanım: GGG) arasında
bir değerdir.
İnce cidarlı iş parçaları titreşim
anlamına gelir. Bu yüzden, yumuşak
kesen ve aynı zamanda dayanıklı ve
uzun ömürlü takımlar gereklidir. Bu
tür takımlar bire bir Walter AG’nin
yeni ürün geliştirme çalışmaları kapsamında yer almaktadır. Son olarak,
ISO K tip kesici uçların yeni nesli piyasaya sunulmuştur.
Tornalama uzmanı Kussmaul,
konu hakkında şunları söylüyor:
“Yeni uçlar, en son geliştirilen kesme malzememiz olan Tiger·tec®
Silver tabanlı olup, birçok laboratuvar ve saha testlerinde elde edilen
sonuçlara göre tasarlanan geometri seçenekleri mevcuttur. Şu anda,
her türlü uygulama alanını kapsayan iki yeni kalite ve üç tip geometri sunuyoruz.”
Yeni ISO K kaliteler:
n WKK10S-Rijit koşullarda
maksimum kesme hızları,
n WKK20S-Genel
kullanım
amaçlı, ayrıca tüm işlemelerin yaklaşık yüzde 50’sinde kullanım olanağı.
Bu kalite, ayrıca darbeli kesmelerde,
çapraz deliklerde ve dökme demir
kabuklarında yüksek iş süreci güvenilirliğini de sağlar.
Tiger·tec® Silver
kesme malzemesini
bu denli özel kılan nedir?
En uygun şekilli mikro yapı ve
yeni bir alüminyum oksit kaplama
60 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
ÜRÜN
birlikteliği ısıya karşı aşınma mukavemetinin artışını, takım ömürlerinin ve kesme hızlarının maksimuma
ulaşmasını sağlar. Buna ek olarak,
çekme gerilimlerini kaplama içinde
baskı gerilimlerine dönüştüren çok
özel bir yüzey işlemi uygulanmaktadır. Böylece, kesici takım malzemesinin tokluğu öncelikle dökme
demir kabuklarının kaldırılmasında
gereken maksimum güvenilirliği
sağlar. Bu nedenle, hem aşınma
mukavemeti, hem de tokluk piyasadaki diğer kaplamalara göre daha
üst düzeydedir.
Yüzde 75 daha
fazla iş parçası
Kesme kenarının makro ve mikro geometrileri, talaş oluşumunda
ve biçimlenmesinde büyük bir etkisi
olan kesme kuvvetlerini oluştururlar. Yeni ISO K neslinde üç geometri
tüm uygulamaları kapsar:
1. MK5 geometrisi, orta değer
işlemeler için ve istisnasız tüm dökme demir kaliteleri ve özellikle çelik
benzeri küresel grafitli dökme demir için genel kullanım amaçlı bir
çeşittir. Açık tip talaş kırıcı kanal
yumuşak bir kesim sağlar, kesme
kuvvetlerini azaltır. Aynı zamanda,
iş parçasının kenarlarında oluşabilecek talaş kaynamalarını ve kırılmaları da önler.
Kussmaul, “MK5, sabit olmayan
parçaların işlenmesi için veya düşük
kesme baskısı uygulanan iç çap işlemelerde ilk tercih edilendir” diye
konuşuyor.
2. RK5 geometrisi, inceltilmiş
kademeli oturma düzlüğüne sahip,
parlak ve pürüzsüz, değiştirilebilir
xNMA tip kesici uçlarda klasik bir
kaba işleme tasarımına sahiptir.
Temas yüzeyinin taşlanması nedeniyle, özellikle değiştirilebilir kesici
uçların gövde yuvalarına güvenilir
bir şekilde yerleştirilmesi sağlanır.
Dinamik gerilmelerde kesme kenarı
aşınmasını azaltması çok önemli bir
avantajdır. Lamel grafitli dökme demir (gri pik döküm) için ilk tercih
edilen çeşittir.
3. Üçlü grubun sonuncusu olan
RK7, rijit özelliğe sahip tam anlamıyla problem çözücü bir geometridir.
Tasarımı RK5 tipine benzemesine
karşın, kesme kenarında bulunan ek
koruyucu bir pah ile mümkün olabilen en yüksek iş süreci güvenilirliğini
ve hassasiyetini sağlar. Ağır darbeli
kesmeler, düzensiz ve farklı kaldırılan talaşlar ve dökme demir kabuklarının kaldırılması bu geometrinin
en çok tercih edildiği ve kullanıldığı
alanlardır. Ayrıca, sert/yumuşak işleme de mümkündür (40-61 HRC’ye
kadar). Karbonlu, tavlanmış çeliklerden (semantasyon çeliği) üretilen iş
parçalarının dış kesimleri sert, buna
karşın iç kısımları yumuşaktır. Bu
tür durumlarda CBN (çok kristalli
bornitrat) kesme malzemesi yetersiz
kalır ya da hiç çalışmaz.
Ürün hakkında açıklamalarda
bulunan Gerd Kussmaul, şunları
söylüyor: “Yeni kesici takım malzemesi kaliteleri, en uygun tasarıma
sahip geometrileri ile birlikte maksimum kesme performansı sağlar. Bu
özellikler, takım ömrünü yüzde 75
oranında artırır.”
kelimenin tam anlamıyla ters yüz
edilebilir. Bu nedenle, F4045 dökme demir işlemede kesme kenarı
maliyeti açısından son derece ekonomiktir. Pozitif özellikli bir genel
geometri yumuşak kesme işlemini
gerçekleştirir ve güç tüketimini düşürür. Ürün geliştiriciler bu takımı,
4-6 mm‘e kadar maksimum kesme
derinliği için tasarladılar. Araç üretimi ve benzer uygulama alanlarında
dökme demirden parçaların işlenmesinde alışagelmiş yöntemlerle
kaldırılan talaş miktarı, genelde bu
seviyelerin altında kalmaktadır.
Walter AG Kıdemli
Tornalama
Ürün Yöneticisi
Gerd Kussmaul.
Kesme kenarı tasarrufu
Dökme demir işlemede iş parçalarının belki de büyük bir çoğunluğu, kübik şekillerde olup, bunun
sonucunda freze tezgahında ve işleme merkezinde işlenirler. En yaygın
işlemelerden biri de, sızdırmazlık
yüzeylerinin ve alıştırma (bağlantı)
yüzeylerinin, ayrıca motor bloklarında silindir kafalarının yüzeylerinin
frezelenmesidir. Özellikle otomotiv
endüstrisinde, en kısa sürede mümkün olduğunca çok fazla yüzeyin
hassasiyetten ödün vermeden işlenmesi çok önemlidir. Bu tür yoğun
talaş kaldırmalar için çok kesme
kenarlı büyük frezelerin kullanılması gerekmekte ve istenmektedir.
Böylece, yüzeylerin tek seferde işlenmesi mümkündür. Özellikle bu
operasyonlar için son derece uygun tasarıma sahip çözüm, Walter Xtra·tec® ürün grubundan yedi
ağızlı (heptagon) F4045 freze takımıdır. Çap 200 mm ölçüsüne kadar
standart olarak üretilen F4045 serisi, dökme demirin gerektirdiği dar
diş dizinimine sahiptir ve 45 derecelik açıda ayarlı yedi kenarlı kesici
uçlarla donatılır. Kesici uçlar için iki
ölçü seçeneği sunulmaktadır.
Yedi kenar, kullanılabilir 14 kesme kenarı anlamına gelir. Çünkü,
simetrik özellikli değiştirilebilir uçlar
Frezenin ayırt edici diğer bir özelliği de, uç bağlantısının bağlama pabucu ile yapılmasıdır. Bu şekilde, kesici uç doğru ve sıkı şekilde yuvasına
yerleştirilir. Tasarımın dahice bir özelliği ise, sökme esnasında bağlama
pabucu, sıkıştırma vidasının bir kaç
tur döndürülmesinden sonra kendiliğinden yana doğru kayar. Böylece,
kolay ve hızlı bir erişilebilirlik sağlar.
Freze uzmanı Wolfgang Vötsch,
Test sonucu uçların
boşluk ve talaş
yüzeylerindeki aşınma
durumları: Yukarıda,
sıradan kalite ve
geometride üretilmiş
CNMA tip kesici uç,
aşağıda ise, yeni CNMA
tip RK5 geometrili
Tiger·tec® Silver WKK10S
kalite kesici uç.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
61
ÜRÜN
“Çoklu kesme kenarlı bir takımın
kullanımı çok büyük önem taşır.
Zira, kesici uçların ters yüz edilerek
değiştirme işlemi kolay ve hızlı yapılamazsa, bu aşamada zaman kaybı
yaşanır” diyor.
Takım, Tiger·tec® WAK15 ve
WKK25 kalitelerinden ya da dökme
demir ve çelik için güncel Tiger·tec®
Silver WKP25S ve WKP35S kalitelerinden oluşan değiştirilebilir kesici
uçlar bağlanarak kullanılabilir. Aynı
tornalama işleminde olduğu gibi, üç
farklı geometri ile her türlü uygulama alanı kapsanır: D27 (rijit özellikli),
D57 (genel kullanım amaçlı) ve D67
(yumuşak kesen).
Dökme demir
malzemeler için yeni
nesil Tiger·tec® Silver
ISO K torna uçları, yüzde
75’e varan performans
artışı sağlar. Resimde
gösterilen uç tipleri;
DNMG-MK5 (çok amaçlı
kullanım), CNMA-RK5
(klasik) ve WNMA-RK7
(tok).
Yeni yüksek performanslı
Blaxx™ freze nesli,
90˚ kenar frezeleme
için teğetsel Tiger·tec®
Silver kesici uçlar ile
birlikte tasarımı ve sık
diş aralığı sayesinde
azami derecede rijitlik
sağlar, ki; bu ekonomik
döküm işleme için önemli
bir koşuldur. Takım
gövdesinin göz alıcı siyah
parlak yüzey kaplaması
aşınma ve korozyon
önleme görevi görür.
Diş başına ilerlemede
yüzde 30 artış
Çok yüksek kesme değerleri mi isteniyor? Malzemeden veya
parça bağlama düzeninden dolayı
Walter’ın tüm takma uçlu frezeleme sistemleri için artık Tiger·tec® Silver kalitesi mevcuttur;
dökme demir malzeme işleme için de dahil olmak üzere.
spindle’da titreşim mi oluşuyor? Bu
aşamada Walter’ın yeni freze nesli
Blaxx™ ilk tercihtir. Blaxx™, maksimum rijitlik özelliğinde tasarlanmış
teğetsel kesici uçlu yeni bir freze
konseptidir. Kesici uçlar, dört adet
helisel şekilli, yüksek pozitif özellikli
kesme kenarına sahiptir. Uçların teğetsel yapı düzenleri, kesme kuvvetlerine karşı oldukça yüksek karbür
yoğunluğu oluşturur. Bu konseptte
yer alan frezelerin takım gövdesi,
diğerlerine kıyasla son derece güçlü
ve dayanıklı bir öze sahiptir.
Şu an satışta olan Blaxx™
F5041, F5141 ve F5241 kenar frezeleri ile tip tasarımına bağlı olarak
8, 12 ve 15 mm’lik kesme derinlikleri mümkündür. Her biri düzgün
biçimde kademesiz olarak 90 derece sıralı işleme yaparlar, ki; bu sırt
frezeleme veya benzer işlemelerde
önemli bir özelliktir.
Wolfgang Vötsch, konu hakkında şunları aktarıyor: “Eşsiz
Tiger·tec® Silver kalitesi, rijit tasarım
ve yüksek hassasiyette üretimden
oluşan komple paket, Blaxx™ freze
takımlarının ortalamanın çok net
üzerinde bir performans ve iş süreci
güvenilirliği sağlamalarına yardımcı
olur. Uygulamaya bağlı olarak, aynı
şekilde karmaşık yapıya sahip dökme demirden iş parçaları da dahil,
diş başına ilerlemelerde yaklaşık
yüzde 30’a varan artış elde edilir.”
Tiger·tec® Silver yüksek
ısıya karşı dayanıklıdır
Tiger·tec® Silver’in sahip olduğu ısıya karşı yüksek mukavemet,
62 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
torna tezgahında bir laboratuvar testinde kanıtlandı. Walter
AG’nin Teknoloji Merkezi’nde kesici takım malzemesi uzmanları
yeni WKK10S kaliteden üretilen
CNMA120408-RK5 tipteki kesici
uçları, sıradan bir kalite ve geometriden benzer uçlarla test ettiler. Her iki uç talaş kırıcısız (düz)
tiptedir. Ancak, Tiger·tec® Silver
uçlarının farkı, daha rijit uç yuvası için inceltilmiş kademeli oturma
düzlüğünün bulunmasıdır.
Test parçaları olarak altı adet
birbiri ardınca bağlanmış 230
mm’lik çap ölçüsünde, GJL-260Cr
malzemeden üretilmiş disk kullanılmıştır. Bu tür düzenleme ile
uygulamalarda çoğunlukla karşılaşıldığı gibi, değişken yükleme
(güç) simüle edilmiştir. Takımın
kesme kenarları birbirini izleyen
12 pahı geçmek zorundadır. Esas
uygulamalarda parça malzemeleri
genelde dar toleranslarda döküldüklerinden, oluşan sert dökme
demir kabuklarının her defasında
kaba bir geometri ile temizlenmesi
gereklidir. Aksi taktirde, malzeme
yüzeyindeki boşluklar nedeniyle takım zarar görebilir.
Laboratuvar teknisyenleri, her
iki takım için kesme değerleri olarak; Vc=520m/dk, f=0,35mm ve
ap=2mm seçmişlerdir. 10 dakikalık bir test süresinden sonra ortaya
net bir sonuç çıkar: RK5 geometri
Tiger·tec® Silver kesici uçta aşınma
etkisi çok az görülürken, diğer uçta
10 dakikanın ardından belirgin şekilde talaş kaynamaları oluşmuştur. n
ÜRÜN
Parafudurlarda uzun ömür
Alper ÇELEBİ
ABB Alçak Gerilim Ürünleri
Kontrol Ürünleri
Ürün Müdürü
P
arafudurlar için nominal deşarj akımı değeri In, elektriksel
dayanıklılığının da bir ölçütüdür. Yazımızda, “parafudurlarda
uzun ömür” konusunu nedenleri ile
birlikte inceleyeceğiz.
Hepimiz biliyoruz ki; parafudurlar, kartuş sigortalar gibi bir defa
kesme yaptığı zaman değiştirilmesi
gereken ya da hata düzeltildiğinde çok defa yeniden kapatılabilen
otomatik sigortalar gibi koruma
elemanları değildir. Bu teknik değerlendirmenin amacı; parafudurun
performansına bağlı olarak, ömrünün öngörüsünü yapabilecek pratik
ipuçları sunmaktır.
IEC 61643-1 standardı, parafudurların test metodlarını tariflemektedir. Tip 1 ve Tip 2 parafudurlar,
sınıf-I testinde 8/20 dalgasındaki
maksimum değere sahip (Iimp değerine karşılık gelen) 15 darbeye ve
sınıf-II testi için de In nominal akım
değerine dayanmalıdır. Daha sonra,
Tip 1 için Iimp değerine kadar ulaşan akım darbelerinde ilave testler
yapılmaktadır. Parafudurun ömrü
için bu bilgi ne ifade etmektedir. Bir
örnekle açıklayacak olursak: Bir binanın yıldırım yakalama alanın (Am)
1km² olduğunu varsayalım ve binanın bulunduğu bölgenin km²’ye
düşen yıllık yıldırım yoğunluğu (Ng)
4 olsun. Bu bölgedeki beklenen
maksimum yıldırım darbesinin 20kA
olduğunu kabul edelim.
Bu özel durumda teorik olarak,
Imax değeri 20kA ve In değeri 5kA
olan tip 2 parafudurun ömür öngörüsü;
In= 5kA değerine sahip tip 2
parafudurun, regülasyonlara tamamen uygun olmasına rağmen, bağlı
Tablo 1
Nominal akım (In ) - kA
ABB Tip 2 30 Parafudur 20 5
olduğu binanın ömrüne kıyasla oldukça kısa bir kullanım ömrü olduğu açıktır. Koruduğu ekipmanın
değerine kıyasla, en uygun In değerine sahip parafudurun 15-20kA
olduğunu hesaplayabiliriz.
Maksimum deşarj
akımı (Imax) - kA
70
40
20
Nominal deşarj akımı In: Sınıf II
testinde kullanılan akım değeridir.
8/20µs dalgasına sahip parafudurların tepe akım değeridir. Sınıf I testinde parafudurların ön koşullandırılmasında kullanılır.
Tablo 2 - Belirli bir bölgeye düşen yıldırım
desarj akımları (kA)
Tip 2 parafudurların
maksimum deşarj akımı
(kA)
Şimdi, başta sorduğumuz soruyu cevaplayabilecek bilgiye sahibiz.
Binaya ömrü boyunca etkileyecek
deşarj akımlarının 5kA olduğunu
öngörelim. In 5kA ve Imax 20kA
değerlerine sahip Tip 2 parafudurun
dayanması gereken ortalama deşarj
sayısı tablo-2’de kırmızı kolonda
gösterilmiştir. Koruduğu ekipmanın
değerine kıyasla en uygun In değerine sahip parafudurun 15-20kA olduğunu hesaplayabiliriz.
In değeri 20kA olan (Imax=40kA)
standart bir Tip 2 parafudur, ortalama 200 yıldırıma dayanabilmektedir. Bu süre de, parafudurun bağlı
bulunduğu tesisatın ömründen çok
daha uzundur.
70 40 20
70 1 3 20
40 1 5
20 15 10
50 150
20 40
1
2
5
2
1
400 2500 9000
200 1000 3000
20
150 1000
8/20µs dalgası: Anlık aşırı
gerilimi simüle etmek için kullanılan
akım darbesi. Akımın tepe değerine
ulaşma zamanı 8µs ve yarısına inme
zamanı 20µs’dir.
Ng
(yıldırım
yoğunluğu):
“Türkiye orajlı gün haritası”na göre
hesaplanabilecek Ng ≈ yıldırımlı gün
sayısı (yıllık) x 0,1. n
Terimler sözlüğü:
Anlık aşırı gerilim: Bir binanın
yakınına düşen atmosferik deşarj
sonucu olan gerilim.
Sınıf II testi: IEC 61643-11
standardında kullanılan ve nominal
deşarj akımına (In) göre yapılan test
metodudur.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
63
ÜRÜN
Uzun kullanma mesafelerinde
kesme (dilimleme) ve derin
kanal açma için yeni konsept
Sandvik Coromant
131063-Ray ucu yuvası,
yüksek hassaslıkta kesme
sıvısı için tasarlanmış kesici
ucu güvenli bir şekilde
tutmaktadır.
Ç
ubuk beslemeli tornalanmış
parçalar üreten imalathaneler sürekli olarak daha
verimli malzeme kullanımı sunan
çözüm arayışı içerisindedir. Bu, sadece pahalı hammaddelerin toplam
maliyetini kontrol altına almakla
kalmaz; aynı zamanda, daha yüksek çubuk besleme kapasitelerini
destekler. Ancak, bu proses güvenliğine zarar vermemelidir. Sonuçta;
tahmin edilebilir ve tutarlı takım
ömrü, özellikle kesme (dilimleme)
işleminde yeniden üretilebilir parça
kalitesi sağlamak için önemlidir.
Uzman çalışma
Modern işleme operasyonlarının
ihtiyaç duyduğu şekilde, son yıllarda
kesme ve kanal açma, tornalama
operasyonlarında bir uzmanlık alanı
131015-CoroCut QD
çalışma halinde.
haline gelmiştir. Kesme (dilimleme),
ana malzemesinden tamamen veya
kısmen bir parça boşaltarak derin
kanallar oluşturmak için kullanılan
bir prosestir. Konsept, maksimum
takım ömrü ve minimum malzeme
sarfı ile verimli, tekrar edilebilir ve
yüksek kaliteli performans sunar.
Kanal açma, kesmeye (dilimleme) benzerdir, kanalların farkı bir
parçanın çubuk malzemeden tamamen ayrılmadan belirli bir derinliğe
kesilmesidir. Kanal açma hem iç,
hem de dış yüzeyler ile birlikte parça
yüzeylerinde de gerçekleştirilebilir.
Kanal açma için gereken özellikler
kesme için olanlar ile aynıdır. Sadece daha fazla boyut hassasiyeti
gereklidir.
Rekabetçi kazanç
Hesaplanabilir ve tutarlı takım
ömrü, başarılı kesme ve kanal açma
operasyonları için vazgeçilmezdir.
Takım ömrü doğru geometri ve kesme değerleri ile birlikte, doğru kesme sıvısının kullanılması ve operasyon için doğru kurulum kullanılması
64 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
ile optimize edilebilir.
Rekabetçi çözümler, aynı zamanda yüksek proses güvenliği için
mükemmel talaş kontrolü sunmalıdır. Kullanımları kolay olmalıdır,
mükemmel yüzey kalitesi sunmalıdır
ve düşük kesme genişlikleri sayesinde malzeme tasarrufu sağlamalıdır.
Çözümler aynı zamanda verimli olmalıdır. Çünkü, ana kural; işleme
maliyetlerinin yüzde 3’ünün takım
maliyeti ile ilgili olduğunu söylemektedir. Bu nedenle, gerçek kazanç daha fazla parçayı, daha hızlı
üretmektedir.
Bir parça kesilirken, en önemli
faktörler arasında minimum kesme
kuvveti, mükemmel talaş kontrolü
ve verimli malzeme boşaltma bulunmaktadır. Kesici uç mümkün
olduğunca dar olmalıdır ve kesme
operasyonunun yüksek maden talaşı kontrolü ve yüzey kalitesine sahip
olabilmesi için talaşı kanaldan daha
dar hale getiren bir geometriye sahip olmalıdır. İş parçasında daha az
gerilim yaratma ile birlikte, serbest
akan talaşlar ile daha hızlı kesme
ÜRÜN
131776-Kesme kenarının
altına ve üstüne stratejik
olarak konumlanmış kesme
sıvısı delikleri ile CoroCut QD.
karmaşık bir işi hem güvenli, hem
de daha kolay hale getirir.
Zorlu uygulamalar
Tabi ki geleneksel durumlar
içinde bu hedeflerin başarılması
zorlu bir iştir. Ancak, derin kanallar
ve uzun kullanma mesafeleri içeren
uygulamalar için gerekli olduğunda zorluk çok daha ağır hale gelir.
Bunu aklımızda tutarak, çok zorlu
uygulamalar için geliştirdiğimiz yeni
bir kesme (dilimleme) konseptinin
merkezinde daha yüksek proses stabilitesini kolaylaştırmak için yeni takım malzemesi ve yeni bir takım tasarımı bulunuyor. CoroCut® QD’nin
geliştirilmesinde, Sandvik Coromant
yeni ve güncellenmiş kesme geometrilerinin geliştirilmesine önem
verilmiştir.
Konseptin önemli kullanıcı
avantajları sağladığından emin olmak için CoroCut QD’de çok sayıda
tasarım yenilikleri bulunmaktadır.
Örneğin; kesici uç indeksleme, akıllı
ve kullanıcı dostu bir bağlama mekanizması ile sağlanmıştır. Kesici uç
yuvası 20° eğilmiştir ve yüksek kesme kuvvetlerine dayanmak için bir
arka durdurucuya sahiptir. 2 mm
ve üzerinde kesici uç genişlikleri için
kesici uç arabirimi de stabiliteyi artırmak amacıyla bir raya sahiptir.
Tak ve çalıştır kesme sıvısı
CoroCut QD HPC’de (yüksek
hassaslıkta kesme sıvısı) yapılan bir
başka önemli yenilik de; kesme lamaları ve takım blokları/adaptörleri
sadece kolay bağlantı için tak ve
çalıştır kesme sıvısına sahip değildir.
Aynı zamanda, stratejik olarak kesme kenarının üstüne ve altına konumlanmış kesme sıvısı deliklerine
sahiptir. Bu delikler, kesme ve derin
kanalların üretiminde çok faydalıdır.
Çünkü, doğru kesme sıvısı yönlendirmesini kolaylaştırırlar. Bu, sadece talaşın boşaltılmasına ve proses
stabilitesinin artırılmasına yardımcı
olmakla kalmaz; aynı zamanda, kesme bölgesinde sıcaklığı düşürür ve
takım ömrünü artırır.
1 Mart 2014 tarihinden itibaren
piyasaya sunulan yeni geliştirmede,
çok daha fazla tezgah tipine uygun
daha fazla CoroCut QD-uyumlu
adaptörlerin eklenmesi ile tak ve ça-
lıştır kesme sıvısı daha da kolaylaştırılacaktır. Tornalama merkezleri için
örneğin; Coromant Capto®, HSK-T
ve VDI adaptörler, QS takım saplarını ve kesme lamalarını bağlamak
için en çok kullanılan takım tezgahı
arabirimlerine uygun olacaktır. Basit
bir valf cıvatası hem dış, hem de iç
kesme sıvısı kullanımına veya dış ve
iç kesme sıvısı arasında geçiş yapmaya imkân tanır.
Geniş kapsamlı ürünler
CoroCut QD içerisinde, beş
kesme geometrisine ve tek bir tornalama geometrisine sahip kesici
uçlar ile birlikte; çelik, paslanmaz
çelik, HSRA’lar, titanyum, döküm
demir ve alüminyum dahil olmak
üzere çok sayıda malzeme tipini
destekleyen “kendin yap” taşlama
ve talep üzerine imal edilen diğer
seçenekler bulunmaktadır. Düşük,
orta ve yüksek beslemeli kesme ve
kanal açma operasyonları, silici ile
veya silici olmadan; kesici uç kaliteleri, geometrileri, yuva ölçüleri ve
kesme genişlikleri ile kolaylaştırılabilir. Bundan daha fazlası, yenilenmiş PVD kesici uç kaplaması daha
iyi yapışma, gelişmiş kenar çizgisi
kaliteleri ve daha yüksek ER toleransı sunmaktadır.
Kesme ve SL lamaları, adaptörler, takım sapı ve İsviçre takımları
(ve kesme (dilimleme) için yeni nesil kesici uçlar) içeren çözümleri ile
CoroCut QD artık modern imalathane isteklerinin karşılanabileceği
anlamına gelmektedir. Konsept,
kanıtlanmış Sandvik Coromant
Q-Cut ve CoroCut ürün grupları
üzerine kurulmuştur ve üreticilere
sunulan seçenekleri; esnek, kullanımı kolay, seçmesi kolay takım ürün
grupları ile genişletmektedir. n
132958-Coromant Capto
adaptörü ile CoroCut QD
1 Mart 2014’te piyasaya
sunulmuştur.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
65
ÜRÜN
LS1000XP: Yeni büyük
CO2 lazer
Gravograph
G
ravograph, yenilikçi teknik
ve endüstriyel bakış açısı
ile kullanıcıya kolaylık sağlayan çözümleri üretmeye devam
ediyor. Bu yüzden, lazer çeşitliliğimizden yeterince faydalanmaları
için LS1000XP de, çözümlerimiz
arasında müşterilerin beğenisine
sunulmuştur. Söz konusu ürün ile;
daha geniş gravür alanıyla, daha
fazla gravür ve kesim işlemi gerçekleştirebilecek.
Günlük zorlukların
üzerinden gelinmesi
için tasarlandı
Günümüzde,
kullanıcılarımızın talepleri ürün tasarımlarında ilk
dikkate aldığımız kriterdir. Kullanıcıların; ticari ortakları, karşılaştıkları zorluklar, günlük engeller göz
önünde bulundurularak, işlerinde
yardımcı olacak tasarımlar beğenilerine sunulur. LS1000XP, gravürlenecek materyalin makinaya yüklenme
kolaylığı açısından tercih sebebidir.
Bu işlem, tek seferde, standart plaka (1,220x610 mm) ile gerçekleştirilebilir. Ergonomik önden yükleme
sistemi işlemi kolaylaştırır. Böylece,
iş üretim safasına anında geçilir ve
zamandan tasarruf sağlanır.
66 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Gravür tezgahının modüler olduğunu söylemeye bile gerek yoktur: Gravograph silindir ek fonksiyonu, hareketli pin ve düş geçiş kesim
tezgahı, nesne yüklemeyi kolaylaştıran lazer kapılarının yanlardan
ve arkadan açılma seçeneği ve üst
düzey güvenlik önlemiyle çalışması
(Sınıf IV) olanaklarıyla pazarda fark
yaratmaktadır.
Bundan başka geliştirdiği yenilikçi çözüm, entegre kesim tezgahıdır.
Kırpmadan kaçınmayı sağlayan sökülebilir kesici ağıza sahiptir. LS1000XP,
tamamen kolay erişilebilir aletlere sahip gerçek bir işlem desteğidir.
Güvenilirlik ve akıcılık
LS1000XP’nin performansından ergonomik fonksiyonlar uğruna fedakarlıkta bulunulmamıştır.
Tam tersine; lazer kapasitesi artırılmıştır. Çalışma hızı (4 m/saniye
taramalı işlemde), lazer kaynaklarının modüleritesi (40 W ile 150
W arasında), odak lensleri seçimi
LS1000XP’yi garanti altına alınmış
üretkenliğiyle üst düzey bir makina
haline getirmiştir.
Bahsettiklerimize kanıt, Gravograph tarafından çalışma ortamına gösterilen önemdir. Lazerin
kurulumundan uygulama materyali
seçimine, Gravostyle’da yapılacak
tasarımdan ısmarlama servis desteğine her çeşit ayrıntı kullanıcıları
destekleyecek şekilde tasarlanmıştır. Dünya çapında kabul görmüş
şirketimiz, yazılım çözümleri ve materyalleri çerçevesinde tecrübesini
ortaya koymaktadır. Özel olarak
tasarlanmış kataloglarımızda bunu
rahatlıkla görebilirsiniz.
GravoStyle
yazılımının
Baskı&Kesim fonksiyonu, yüksek
hassasiyetle basılmış nesnelerin kesimi ile oluşturulmuş dijital baskı ile
çalışmaktadır. Bu kapsamda, işlem
akıcılığından bahsedilebilir: Teknoloji üretim sürecinin merkezinde. n
ÜRÜN
Esnek çoklu dokunmatik
panel serisindeki en güçlü
cihaz: CP22xx panel PC
Beckhoff
G
eniş kontrol panelleri ve panel PC çeşitleriyle Beckhoff,
bir makinadaki veya tesisteki
tüm PLC, hareket ve HMI görevlerini
çözmek için evrensel ve esnek biçimde, düzgün bir görünüm ve his verecek şekilde ideal bir portföy sunuyor.
CP22xx panel PC serisi, otomasyon
ve kontrol için yüksek performanslı
çok çekirdekli işlemcilerle, modern bir
çoklu dokunmatik arabirimin avantajlarını birleştiriyor.
Çok çekirdekli Intel® Celeron®, 3.
ve 4. nesil Core™ i3, i5 (2 çekirdekli)
ve i7 (4 çekirdekli) işlemcilerle donatılmış olan CP22xx panel PC’lerden
maksimum bilgi işlem gücü elde edilir.
CP22xx serisinin esnekliğine 12’den
24 inçe kadar boyutlarda ekran çeşitliliği eklendiğinde, en zorlu kontrol
ve HMI görevleri, cihazları tam olarak
uygulamaya özgü gereksinimlerle eşleştirerek çözülebilir.
CP22xx’de, fabrikada kurulumu
yapılmış kartlar için boş bir mini-PCI
yuva, 2 GB DDR3-RAM (16 GB’ye
yükseltilebilir), bir sabit disk, bir CFast
kart veya SSD, bir 10/100/1000Base-T
bağlantıyı destekleyen tümleşik çift
Ethernet kartı ve SATA RAID-1 kontrolör (Intel® Rapid Storage Technology) bulunur. Donanım ayrıca, bir
seri RS232 arabirimi ve dört USB 2.0
bağlantı noktasının yanı sıra, dört
adede kadar opsiyonel Ethernet bağlantı noktası da içerir.
Kontrol kabinleri ve kontrol konsolları için yeni panel PC nesli, makina
ve tesis üzerinde düzgün ve kaliteli bir
görünüm sağlayan ölçeklenebilir bir
aktif ve pasif paneller serisi sunar. Çok
parmak dokunmatik ekranlar (PCT), 7
ila 24 inç arasında ekran boyutlarında
olup, 16:9 (geniş ekran), 5:4 ve 4:3
formatlardadır ve yatay/dikey modlarda kullanılabilir. CP22xx serisinin yanı
sıra ürün ailesi, çeşitli ekran boyutları
ve farklı performans sınıflarında panel
PC’ler sunan ölçeklenebilir bir ürün
gamını kapsar:
n
CP26xx: ARM Cortex™-A8, 1
GHz işlemcili kompakt panel PC serisi,
®
n CP27xx: Intel
Celeron® ULV
827E, 1,4 GHz işlemcili fansız panel
PC serisi,
n CP29xx-0000: Genişletilmiş
DVI/USB arabirimli kontrol paneli (PC
ile en çok 50 m mesafe),
n CP29xx-0010: Standart CAT-7
kablo üzerinden CP-Link 4’lü kontrol
paneli (PC ile en çok 100 m mesafe).
Kollu destek kurulum gerektiren
uygulamalar için, benzer bir kapsamlı
ürün gamı da Beckhoff CP3xxx çoklu
dokunmatik panel ve panel PC serisidir. Bu seri, tümüyle IP 65 korumalı
olarak mevcuttur. n
En son nesil Intel®
Core™-i işlemcilerle,
çoklu dokunmatik
işlevselliği sunan CP22xx
panel PC, en yüksek
bilgi işlem gücü
gereksinimleri olan
uygulamalar için idealdir.
SecureFit™ iş güvenliği gözlükleri
3M Türkiye
İ
ş güvenliği gözlüğü kullanımının
ihmal edilmesinin ardındaki en
önemli neden konfor ve uyum
eksikliğidir. İş güvenliği gözlüklerinin çoğu, kullanıcıların kulak arkasına baskı yapar. Bu olumsuzlukları
ortadan kaldırmak için inovasyon
gücünü kullanan 3M, kulak arkasındaki basıncı dağıtarak üstün kişisel konfor sunan, farklı kafa ölçülerine göre kendiliğinden ayarlanan
ve güvenli bir şekilde yüze oturan
iş güvenliği gözlüğü serisini geliştirmiştir. Yeni 3M™ SecureFit™ iş
güvenliği gözlükleri, 3M basınç dağıtma teknolojisi ile; giyen kişinin
yüz profiline göre kendiliğinden
ayarlanarak, güvenlikten taviz vermeden rahat ve sağlam bir şekilde
uyum sunmaktadır.
3M’in inovatif basınç dağıtma
teknolojisi, insan yüzündeki 600
farklı dokunma noktasının dijital
modelinin yaratılmasıyla, kafa şekil
ve boyutları arasındaki farklılıkların
belirlenmesini sağlayan, kapsamlı
antropometrik araştırmalar sonucunda geliştirilmiştir. Bu sayede,
farklı kişilerin, farklı burun, alın
genişliği vb. özelliklere sahip olmasına rağmen, farklı kafa yapılarına
uyan ve ayarlama gerektirmeyen
tek koruyucu gözlüğü olma özelliğini taşımaktadır. n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
67
ÜRÜN
PNOZmulti 2 (PNOZmB0)
ile maksimum esneklik
Pilz
Y
eni uygulamalarınız için
PNOZmulti 2 (PNOZmB0)
kontrol sistemi ile gelişmiş
genişleme modulleri şimdi kullanıma hazır. Haberleşme modüllerini
sol tarafına bağlayabilir, seri port
veya ETH arayüzü ile, Profibus-DP
ya da CANopen sistemlerle kombinasyonlar
oluşturulabilirsiniz.
Sağ tarafına dört tane ek modül
bağlayabilir, ek modülleri 16 emniyetli giriş, sekiz emniyetli giriş
dört emniyetli çıkış ya da dört emniyetli giriş dört röle çıkışlı olarak
seçebilirsiniz.
Konfigüre edilebilir kontrol sistemi PNOZmulti; 2002 yılından beri
satışta olan, sayısız uygulamada
kullanılmış ve bugün halen dünyada en çok kullanılan emniyet kontrol sistemidir. Bu başarının arkasındaki sır, PNOZmulti konfigüratör
yazılımının dahice bir şekilde basit
oluşudur. Bu başarı hikayesi şimdi
PNOZmulti2 ile devam ederken,
konfigüratör yazılımı aynı esneklik
ve kolaylığı ile kullanılmaya devam
ediyor.
Ürünün sağladığı başlıca
avantajlar şunlardır:
n Ana ünite PNOZmB0 ile birleştirildiğinde üç temel emniyet fonkiyonunu etkili bir şekilde kullanabilme,
n Muadillerine oranla yüzde 80’e
varan daha düşük enerji tüketimi,
n PNOZmulti Konfigüratör yazılımı
ile tüm muhendislik aşamalarında zaman ve maliyet kazancı,
n İhtiyaçları karşılayan giriş/cıkış
sayıları ile maksimum esneklik,
n Kompakt tasarımı ile kontrol kabininde yerden kazanç,
n Tüm makina tipleri için dünya
çapında emniyet standardı. n
RX 60 serisi, kullanıcılarına
önemli avantajlar sağlıyor
Still Arser
T
ürkiye’de Arkas Holding ve
Hamburg merkezli Still GmbH
ortaklığıyla kurulan Still Arser,
RX 60 serisi elektrikli forkliftleri kullanıcıların hizmetine sunuyor. Araçlar; kullanım ergonomisi, yüksek
manevra kabiliyeti, düşük bakımservis maliyetleri ve düşük yakıt
sarfiyatları ile öne çıkıyor. RX 60
serisi, dizel ve LPG/benzinli
muadil kapasiteli forkliftlere
göre, kullanıcısına büyük operasyonel avantajlar sağlıyor.
Yeni araçlar; standart olarak
68 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
beş farklı sürüş programı ve performanstan ödün vermeden yüzde
10’a kadar enerji tasarrufu sağlayan Blue-Q enerji tasarrufu moduyla donatılmıştır.
Hassas operasyonel iş yapma ve
sürüş donanımları, iyi düşünülmüş
forklift ergonomisi ve opsiyonel
ekipman seçenekleri ile sağlanan
yüksek performans sayesinde RX
60-60/80, ıslak veya tozlu ortamlarda bile ağır elleçlemeleri başarıyla
yapabilmektedir. Örneğin; ağır kâğıt
rulolarını, ağır makina ve aksamlarını veya sekiz palete kadar içecek taşıma ve yüklemelerini yüksek performansla gerçekleştirebilmektedir. n
ÜRÜN
Genel uygulamalar için
benzersiz kompakt sürücü
Siemens
S
inamics G120C kendi sınıfında;
ebat, hızlı devreye alma, kolay
kullanıcı kontrolü ve yüksek
hata toleransı açısından standartları
yeniden tanımlamaktadır. Kompakt
tasarımı ile makina imalatçılarının ve
satış dağıtım kanallarının ihtiyaçlarını tam olarak karşılarken, uygulama
alanlarını; taşıyıcı bantlar, mikserler,
ekstruderler, pompalar, fanlar, kompresörler ve genel iş makinalarına kadar genişletmektedir.
Sinamics G120C; uygun maliyetli,
yerden kazandıran, kullanılması kolay
ve çok sayıda fonksiyona sahip bir hız
kontrol cihazına gereksinim duyan
OEM’ler için özel olarak tasarlanmıştır. Bu sürücü ünitesi, aşırı yüklenmeye müsait kompakt tasarımı, kullanıcı
dostu bağlantı yapısı ve kolay devreye
alma özelliği ile standart sürücü uygulamalarında kendine haklı bir yer bulmaktadır. Ayrıca; entegre edilmiş safety fonksiyonları (STO), haberleşme
seçenekleri (USS, Profibus, Profinet,
CANbus) ve parametre kopyalama
için hafıza kartı, Sinamics G120C serisinin benzersiz diğer özelliklerinden
sadece bir kaçıdır.
Enerji tasarrufuna
katkı sağlıyor
Üç çeşit gövde büyüklüğü ile Sinamics G120C serisi, 400V gerilim
seviyesinde 0.55 kW’tan 18.5 kW’a
kadar güç aralığını kapsamaktadır.
Gelişmiş açık çevrim vektör performansı birçok uygulamanın ihtiyacını
başarı ile karşılamaktadır. Ayrıca, cihaz Vektör ECO modunda çalışarak,
motor akımını en optimum şekilde
kontrol eder ve enerji tasarrufuna
katkıda bulunur.
Kullanıcı
kontrolü/devreye
alma işlemleri, USB üzerinden bir
PC kullanarak veya BOP-2 (temel
kontrol paneli) ya da IOP (gelişmiş
operatör paneli) vasıtasıyla hızlı ve
kolayca yapılır.
Temel özellikleri:
Kompakt dizayn:
Güç kaybı olmadan yan
yana montaj,
n Kompakt yapısı sayesinde
panolama boyutlarında azalma,
n Dar montaj alanlarında bile
kolay kurulum.
n
Hızlı devreye alma:
Genel kullanım için
optimize edilmiş parametre
ayarları,
n Genel kullanım için
optimize edilmiş devreye
alma asistanı,
n Türkçe kullanım kılavuzu,
n BOP-2 ve IOP operatör
panelleri,
n Entegre USB girişi.
n
Kolay kurulum ve bakım:
Takılıp çıkarılabilir güç ve
kontrol terminalleri,
n BOP-2, IOP veya hafıza kartı
kullanarak parametre
kopyalama fonksiyonu,
n TIA teleservis fonksiyonu
ile entegrasyon,
n Sürücü devrede ve motor
devrede durumu için çalışma
saatleri göstergesi.
n
İleri teknoloji fonksiyonları:
Açık çevrim vektör
çalışma modu,
n V/f ECO modunda
otomatik akım optimizasyonu,
n Entegre enerji tüketimi
hesap makinası,
n Entegre safety
fonksiyonu (STO),
n Entegre fieldbus
arabirimleri (DP, PN, CAN,
USS, Modbus RTU).
n
Kullanıcıya sağladığı
kazançlar:
Az yer gereksinimi,
Makinaya yakın küçük
kontrol panolarında
kullanılabilirlik,
n Basit ve hızlı
parametrelendirme,
n Devreye alma ve çalışma
esnasında kolay kullanılabilirlik,
n Mevcut Sinamics teknik
bilgisi kullanımı ile
azalan eğitim maliyeti,
n Yüksek hata toleransı ile
kesintisiz çalışma,
n Hızlı mekanik kurulum,
n Birçok cihazı aynı anda
programlayabilme,
n Otomasyon platformuna
kolay entegrasyon,
n Basit bakım,
n Yüksek kontrol kalitesi,
n Enerji verimliliğini artıran
motor kontrolü,
n Enerji tasarrufunu
hesaplayabilme,
n İlave maliyet olmaksızın
dahili safety fonksiyonu,
n Tüm genel fieldbus
sistemlerine bağlanabilirlik,
n Zor çevre koşullarında
sorunsuz
kullanılabilirlik,
n Yüksek
dayanıklılık. n
n
n
Dayanıklılık:
Yüksek dayanımlı yapı,
Vernikli kartlar,
n 60 °C’ ye kadar olan ortam
sıcaklığında çalışabilme.
n
n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
69
ÜRÜN
Weld Wizard App, kaynak parametrelerinde ve maliyet
hesaplamalarında destek sunar
Akıllı telefonla kolayca
mükemmel kaynak dikişine
Fronius İstanbul
F
ronius’un Android, iOS ve
BlackBerry cihazları için geliştirdiği Kaynak App Weld
Wizard; kaynakçı, tasarımcı ve iş
planlamacılarına kaynak parametrelerinin tanımlanmasında ve iyileştirilmesinde yardımcı olur. Sonuçlar,
bire bir pratiğe aktarılabilir. Monte
edilmiş yüksek hızlı videolar, dahili
proses seyirlerinin ayrıntılı incelenmesine olanak verir ve kaynak proseslerinin tanımlanmasıyla birlikte,
uygulama için en uygun kaynak
yönteminin seçimini kolaylaştırır.
Maliyet hesaplama fonksiyonları
ve kaynak işlerinin kaydedilmesini
sağlayan bir Job-Manager, uygulama fonksiyonlarının çerçevesini
tamamlar. Yeni App’e gösterilen
ilgi büyük. Bu ücretsiz ingilizce ve
Almanca yazılım, çok yeni olmasına
rağmen şimdiye kadar 10 bin 500
defadan fazla indirildi.
Hızlı ve kesin bir şekilde
hesaplama
Uygulayıcılar tarafından uygulamacılar için geliştirilen Weld Wizard, mükemmel kaynak prosesinin
Android, iOS ve
BlackBerry için QR-Code
Weldizard App.
ve somut bir kaynak görevi için
parametrelerin
belirlenmesinde
önemli destek sağlar. Bu yazılım
ile az sayıda veri sayesinde; ergime
gücü ve enerji girdisi, temel kaynak
parametrelerine
dayandırılarak,
hızlı ve kesin bir şekilde hesaplanır.
Yazılım, bu sırada baz alınan güç
kaynağı ve mevcut kaynak prosesini dikkate alır, güç kaynağının
sınırlarını aştığı takdirde kullanıcıyı
uyarır. Weld Wizard kullanıcısı için,
güç kaynağına erişim veya doğru
parametreler için uzun zaman gerektiren deneylere artık gerek kalmaz.
Tel besleme, dikiş kesiti ve ergime gücünün hesaplanması, kullanıcı tarafından bireysel kaynak görevi için verilen parametreler (dikiş
çeşidi, tel çapı, kaynak hızı, a ölçüsü, kullanılan dolgu malzemesi vs.)
temelinde gerçekleşir. İkinci adımda, akım ve gerilim için referans
değerlerinin yanı sıra, enerji girdisi,
ark türü ve/veya istenen kaynak
prosesi ile kaynak pozisyonu girildikten sonra uygulama ile hesaplanabilir. Kullanıcı, bu sırada bir grafik ile mevcut kaynak pozisyonları
ve damlacık transferi noktasında
ağır çekim videolarla desteklenir.
Parametre setleri, monte edilmiş bir Job Manager yardımıyla
kaydedilir, yönetilir ve diğer kullanıcılarla karşılıklı paylaşılabilir.
Ekonomiklik
hesapları da yapılabilir
Weld Wizard ile sadece mükemmel kaynak parametreleri kolayca bulunmakla kalmaz; ayrıca
kendi para biriminde ekonomiklik
hesapları da yapılır. Bunun için,
bütün Fronius kaynak sistemleri
tüm verileri ile birlikte çağrılabilir.
Yazılım; önerilen fikstür maliyetleri,
planlanan amortisman süresi, yatı-
70 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Fronius’un
Android, iOS ve
BlackBerry cihazları
için geliştirdiği
Kaynak App Weld
Wizard; kaynakçı,
tasarımcı ve iş
planlamacılarına
kaynak
parametrelerinin
tanımlanmasında
ve iyileştirilmesinde
yardımcı olur.
Sonuçlar, birebir
pratiğe aktarılabilir.
rım maliyetleri, malzeme ve işçilik
maliyetinin yanı sıra, oluşan yapılan kaynak işçiliği (metre cinsinde
günlük dikiş uzunluğu) giderleri
bazında ortaya çıkan yıllık toplam
maliyeti hesaplar.
Weld Wizard, Apple iTunes
Store
(https://itunes.apple.com/de/app/weld-wizard/
id692722859?mt=8) veya Googles
Play Store (https://play.google.com/
store/apps/details?id=com.fronius.
weldwizard) ve BlackBerry Appworld (http://appworld.blackberry.
com/webstore/content/49299626/
?lang=de&countrycode=AT) vasıtasıyla ücretsiz olarak indirilebilir.
Fronius uzmanları, uygulama
verimi nedeniyle, mevcut TimeTwin gibi özel prosesleri de kapsayacak olan bir fonksiyon kapsamı
üzerinde çalışmaktadırlar. Ayrıca,
gelecekte yazılım HTML versiyonu
olarak da mevcut olacaktır. n
ÜRÜN
Optimum hareket ile zaman kazanmak
Pazara daha hızlı ulaşmak
Festo San. ve Tic. A.Ş.
K
atma değer sürecinin tamamını analiz ettiğiniz zaman,
otomasyon modülleriyle ne
kadar zaman kazanabileceğinizi açık
bir biçimde görürsünüz. Optimum
hareket serilerinin elektrikli silindiri
olan EPCO, örneğin; mühendislik,
satın alma ve devreye alma konularında harcanan süreyi önemli ölçüde
kısaltabilir.
Otomasyon modülü bir makina
veya sistemin bir parçası haline gelmeden önce, katma değer zincirinin
çeşitli duraklarından geçmek zorundadır. Zaman faktörü göz önüne alındığında, bu zincir şu yapıcı öğelerine
ayrılabilir: Geliştirme ve tasarım, mühendislik, seçim ve boyutlandırma, sipariş ve satın alma yanı sıra, devreye
alma ve montaj. Optimum hareket
serileriyle en büyük zaman kazancı;
mühendislik, sipariş ve satın alma
alanlarında elde edilir. Yapılandırma
esnasındaki zaman kazancı yüzde
70’lere kadar yükselebilir. Daha kısa pazara
ulaşma süresi
Son derece rekabetçi pazarlarda
bir adım önde kalabilmek için; makina
ve sistemlerinizde doğru otomasyon
modüllerini rakiplerinizden daha hızlı
devreye alabilmek sonuçta rol oynayan bir avantaj olabilir. Burada anahtar, pazara ulaşım süresidir. Bu süre
ne kadar kısaysa, makina ve ekipman
üreticileri müşterilerine son teknolojiyi
o kadar daha hızlı sunabilir.
“Artık hangi balığın kendinden
daha küçük balığı yediği değil, hangisinin daha yavaş balığı yediği önemli”
diye konuşan yönetim araştırmaları
haklı. Geliştirme ve tasarım süresini
en aza indiren şirketler, müşterilerinin ürünlerini pazara daha hızlı çıkarmasına olanak veriyor. Örneğin;
Festo’da, geliştirme projeleri kritik
zincir süreç yönetiminden geçmek
zorunda. Geliştirme mühendisleri,
yeni ürün geliştirme sürecinde, sü-
rekli olarak geliştirme sürelerinin ve
maliyetlerinin düşürülebileceği alanlar arıyorlar.
Hızlı yapılandırma
Makina ve ekipman üreticileri
EPCO elektrikli silindiri seçtikleri zaman önemli bir ilerleme fark ettiler.
Mühendislik, seçim ve boyutlandırma
süreçlerinde ve bunların yanı sıra, sipariş ve satın alma sürelerindeki tasarruf önemli düzeyde. Yalnızca bir
tür-kodunu kullanarak, elektrikli silindir kolayca yapılandırılabilir ve doğru
boyutta ve kombinasyonda sipariş edilebilir. Kullanıcı yalnızca elektrikli silindirin kendisini edinmekle kalmaz, aynı
zamanda; doğru motoru, hareketli
kablo kanalları için kullanıma uygun
önceden monte edilmiş kabloları ve
CMMO-ST konumlandırma kontrolörünü de alır.
Konu hakkında açıklamalarda bulunan Festo Elektrikli Sürücüler Ürün
Yöneticisi Thomas Häckel, şunları söylüyor: “Tek yapmanız gereken sipariş
kodunu girmektir ve sürücü paketi,
makina ve sisteme monte edilmeye
hazır bir biçimde gelir.”
Sonuç olarak; satın alma departmanınızın, deponuzun iş yükü azalır
ve ayrı parçaların birleştirilmesi artık
gerekmediği için zamandan tasarruf
edersiniz.
Yüzde 70 zaman tasarrufu
Optimum hareket serilerinin elektrikli silindiri olan EPCO, devreye alma
ve montaj sürelerini azaltır. Çünkü,
sürücü paketinin tamamını oluşturan
bileşenlerin birbiriyle uyumu önceden
sağlanmıştır. Her şeyi bir araya getirmek için çaba harcamanıza gerek
yoktur. Açık bir biçimde tanımlanmış
yapılandırma opsiyonları devreye alma
süresinin kısa olmasını güvence altına alır. Sadece Festo konfigürasyon
aracıyla bile 31 konumlandırma opsiyonuna ve ek olarak, hata giderme
fonksiyonlarına erişilebildiğini belirten
Häckel, “Yapılandırmada gerçekten
yüzde 70 civarında zaman tasarrufu
elde edebilirsiniz” diye konuşuyor.
Bir PLC gerekmeden bir PC’den
31 konumlandırma opsiyonunu yapılandırabilir; hızlanma, hız, güç ve kalkış sınır değerlerini girebilirsiniz. Söz
konusu süreç bir PLC ile daha hızlı,
Festo parametre bulutuyla daha da
hızlı gerçekleşir. Häckel, konu hakkında, “Web-Config ile EPCO sıfıra yakın
zamanda yapılandırılabilir” diyor.
Denetleyici, kendi IP adresine sahiptir ve Festo parametre paneli önceden tanımlanmış ve test edilmiş yapılandırmalar için gereken tüm verileri
sağlar. Böylelikle, kullanıcılar önemli ölçüde zamandan tasarruf eder ve özgür
biçimde tanımlanabilen yedi konuma
yakınlaşabilir. EPCO elektrikli silindir,
amacınıza herkesten hızlı ulaşmak için
tekerleği yeniden icat etmenize gerek
olmadığını gösterir. Araç ve bölgeyle
mükemmel bir biçimde uyumlu olması
gereken tek şeydir. Zaman tasarrufu,
başarının ölçülebilir bir belirtisi olduğu
için optimum hareket serileriyle Festo
müşterilere gerçek bir katma değer sunan karmaşık çözümlere yönelik artan
ihtiyaca yanıt veriyor. n
Optimum hareket
serileri ve EPCO: Her
şeyin birbirine uyduğu bir
konumlandırma paketi.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
71
ÜRÜN
Makina basıncını okumanın en
kolay yolu: OsiSense ZMLP
Telemecanique Sensors
F
abrika otomasyonu ve
güvenlik sensörleri üretiminde 90 yıllık geçmişe sahip olan Telemecanique Sensors,
OsiSense serisinin
en yeni üyesini
piyasaya sundu.
Serinin yeni üyesi
OsiSense
ZMLP
ekranlı anahtar,
bir basınç vericisi
ile bağlantılı olarak, basınç bilgilerine en kolay erişim olanağını sunuyor.
Kullanıcı dostu ürün,
hızlı montaj braketi kullanılarak, basınç vericisinden
uzaktaki yatay veya dikey düzleme
ya da bir boruya monte edilebiliyor.
Cihaz ayrıca, M12 konektörü ile
basınç vericisinin üzerine de monte
edilebilme olanağına sahip. OsiSense ZMLP’nin gövdesi, görüntüleme
açısına göre kolayca ayarlanacak şekilde döndürülebiliyor.
olduğunu anlayabiliyor. Özel ekranlı
anahtar, sistem çalışmaya başladığında ise, basınç vericisinden ayrı
olarak değiştirilebiliyor.
Kullanıcılara
sunduğu özellikler ise şöyle:
24 VDC güç kaynağı,
27 seçilebilir aralık ile
-14,5…0 - 0…6000
arasında görüntüleme değeri,
n PNP veya NPN, NA/NK
programlanabilir dijital çıkış,
n 4…20 mA Analog çıkış,
n M12 dişi, 4 pim çıkış ile
M12 erkek, 4 pim elektrik
bağlantısı girişi,
n IP65, IP67 ve IP69K
koruma sınıfı,
n -20 / +70°C sıcaklık aralığı,
n UL 508’i temel alan
cULus sertifikası. n
n
n
Üç adımda kurulum
kolaylığı
OsiSense ZMLP’nin kullanımı
için sadece üç önemli parametre bulunuyor. Bunlar; görüntüleme aralığı, ayar noktası ve sıfırlama noktası.
Bu parametreler standart tornavidalarla uyumlu olup, evrensel başlı
iki basit vida ile kullanıcı tarafından
kolayca ayarlanabiliyor. Cihaz her
çalıştırıldığında, ekranın tamamı
aydınlanıyor. Bu sayede, kullanıcı cihazın eksiksiz olarak kullanıma hazır
-40 ile +70 °C aralığında
yeni nesil blok I/O
Turck
T
urck, -40 ile +70 derecede
çalışabilecek genişletilmiş sıcaklık çalışma aralığına sahip
yeni nesil blok I/O’ları geliştirdi. TBEN
(Ethernet) ve TBDP (Profibus DP) seri
modüller, diğer I/O modüllerinin
hata verdiği iklim şartlarında ve uygulamalarda rahatlıkla kullanılabilir.
Bütün yeni nesil modüller (programlanabilir I/O’lar (16DXP) da dahil), I/O
kanallarını anahtarlanabilir ve anahtarlanamaz olarak izole edilmiş potansiyel gruplara ayırırlar. Bu sayede,
işletme bölümlerinde güvenli bağlantı acil stop devreleriyle sağlanır.
Önceki modüller gibi TBEN serisi
blok I/O’lar da; Profinet, Ethernet/IP
ve Modbus TCP gibi çoklu protokol-
➤
Turck’un yeni blok
I/O’ları, iki vida
bağlantısıyla dört vidaliya
göre şimdi daha hızlı.
72 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
lerde otomatik çalışma fonksiyonuyla dizayn edimişlerdir. Profinet ve Ethernet/IP modülleri, bus redundancy
(MRP ve DLR) özelliklerini destekler.
Tüm dijital çıkışlar, 2A anahtarlama
yapabilirler. Bu, herhangi bir harici
uniteye duyulan ihtiyacı azaltarak,
stok çeşitliliğini de azaltır. n
ÜRÜN
Çok yönlü freze tezgahı
MU TECH
Huron
H
uron yapımı MU TECH,
standart olarak elektro-mile
sahip olmak gibi ayırt edici
bir özelliğe sahip, giriş seviyesinde 3
eksenli freze tezgahıdır. Çok yönlü
ve birden fazla uygulamada kullanılabilen MU TECH, ayrıca 3+2 eksen
modunda da çalıştırılabilir. 3000
rpm’de başlayan S1 servis sınıfında ve 2200 rpm’de sürenin yüzde
40’ında S6 servis sınıfında kullanılabildiğinden, büyük parçaların kaba
kesiminde, düşük hızda yüksek güç
ile çalışma imkânı tanımaktadır. Bitirme operasyonları ise, sırasıyla; 5
eksenli modda yüksek hızda ve 600
mm çapında tezgaha sahip ilk versiyon olan MU TECH 6 ile gerçekleştirilebilir.
Ürün, standart olarak yüksek
hızlı elektro-mil ile tedarik edilir.
75 Nm tork ve 12.000 rpm maksimum hız ile 23 kW güç sağlar.
3000 rpm’de başlayan sürekli servis (S1)’de ve 2200 rpm’de sürenin
yüzde 40’ında aralıklı yük ile (S6)
sürekli serviste kullanılır. Elektromil döner bir başlık (B-ekseni) ile
tedarik edilir. +30°/-120° döndürme, genel mekanik bileşenlerin yatay ve dikey olarak işlenebilmesini
sağlar. Başlığın sürekli dönmesi,
tüm olası 5 eksenli şekillendirme
uygulamalarına izin veren esnek
sistem tarafından sağlanmaktadır.
Kusursuz işleme istikrarı, milin tasarımı ve yüksek performanslı rulman
kullanımı ile elde edilmektedir. MU
TECH, ayrıca doğru sıcaklığı sağlayan özel bir soğutma sistemi de
içermektedir.
Tüm hareketler
sensörler tarafından
kontrol edilir
Her eksen, büyük çaplı yüksek
performanslı bilyalı vidalar ile çalışır
ve tüm hareketler 3 eksen üzerindeki milimetrenin yüzde 1 oranında
kesinlik sağlamak amacıyla sensörler tarafından kontrol edilir. Maksimum lineer hız 30 m/dk’dır.
Huron ürün gamında bulunan
diğer makinalar gibi, MU TECH’in
yapısal bileşenleri de, titreşimleri
mümkün olduğu kadar azaltmak ve
yüksek seviyede operasyon istikrarı
sağlamak için yoğun nervürlü dökme
demirden yapılmıştır. Simetrik tasarımı sayesinde, oldukça yüksek geometrik istikrar da sağlanabilmektedir.
Ergonamik bir
tasarıma sahip
Ayrıca MU TECH, oldukça ergonomik bir tasarıma sahiptir.
Geniş açıda açılan kapakları sayesinde, başlığı çıkarmak veya ek
yük vinci ile makinayı yüklemek
gibi diğer görevleri tamamlamak
için çalışma alanına kolay erişim
sağlanmaktadır. Tezgah, tüm eksenlerde hareket imkânı sağlar
ve 1000x600 mm boyutlarındaki
masa, dikey olarak 560 mm’ye kadar hareket edebilir. 750 mm strok
çapraz sele üzerinde ise 560 mm
strok ram bulunur.
600 mm döndürme masası
(C-ekseni), 5 yüzlü işlemler için ve
esnek sürücüsü ile 800x550 mm
boyutlarındaki çalışmaların yüksek
hassasiyetle 5 eksenli işlenmesinde
kullanılır. Standart otomatik alet
değiştirici içerisinde 24 alet bulunur ve çift kol ile tambur tipi alet
haznesi özellikleri bulunur. MU
TECH üzerine sabit tezgaha entegre edilen opsiyonel döner tezgah,
diğer miller, 40- veya 60- istasyonlu alet değiştirici, alet içi soğutucu
ve çalışma ve alet temas probları
monte edilebilir. n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
73
ÜRÜN
Alüminyum iş parçaları için
en son üretim aletleri
Kennametal
Y
eni Beyond™ ince taneli karbür sınıfı ve eşsiz nokta geometrisi ile Kennametal’in yeni
HPS dayanıklı karbür matkabı, olağanüstü talaş debisine ulaşmakta ve oldukça uzun alet ömrüne sahiptir. Bu
özellikleri, aleti alüminyum üzerinde
delik açmak için en üst düzey ürün
haline getirmektedir.
Alüminyum üzerinde yüksek hassasiyetli delikler açmak için maliyetleri
kontrol ederken, önemli üretim çizelgelerini sürdürmek oldukça zordur.
Çok sert kristal elmas uçlu (PCD) matkaplar, ulaşım endüstrisi uygulamala-
rının yüzde 80’i için; silindir blokları,
silindir başlıkları, dişli kutuları, süspansiyon parçaları ve diğer önemli parçalara yönelik olarak seçilmektedir.
Seçkin PCD çözümlerinin dezavantajı yüksek bir fiyata sahip olmasıdır ve bu nedenle, otomotiv endüstri
sağlayıcıları ve diğer kişiler için masrafları kontrol etmek ve aynı zamanda, zorlu üretim çizelgelerine bağlı
kalmak oldukça zor hale gelmektedir.
Kennametal’in Beyond KN15™
karbür sınıfı, özellikle alüminyum
işleme için uygun hale getirilmiştir
ve oluklar, kenarlar ve kesme köşelerindeki sürtünmeleri azaltan oldukça
perdahlı bir yüzeye sahiptir. Bu da,
asgari miktarda yağlama (MQL),
süreçlerde dahi üstün yonga tahliyesine neden olmaktadır. Matkap
tasarımı mükemmel merkezleme
kapasiteleri ve gelişmiş beslemeler
için tescilli 135 derece yüksek-performans delme noktası içermektedir. Ayrıca, kesme güçlerini azaltan
ve alet ömrünü uzatan keskin kesme
kenarları da içermektedir. Genişletilmiş spiral oluk tasarımı, yonga
tahliyesini hızlandırmakta ve kesme
güçlerini azaltmaktadır.
Çaplar, 3.0 ile 20.0 mm (0.118
- 0.787 iç) ve uzunluklar, 3XD ve
5XD (soğutucu-aracılığıyla) arasında
değişmektedir. İnç, metrik, bölüm ve
delik açma boyutları da mevcuttur.
Kennametal 75. yılını
kutluyor
Endüstriyel teknoloji lideri olarak
75. yılını kutlayan Kennametal, zorlu ortamlarda üst düzey performans
arayan müşterilere verimlilik sağlamaktadır. Şirket; hava-uzay, hafriyat,
enerji, endüstriyel üretim, ulaştırma
ve altyapıdan oluşan çeşitli sektörlerde, 60’tan fazla ülkedeki müşterilerine hizmet vermektedir. Kennametal,
yenilikçi, aşınmaya dayanıklı ürünler
ve gelişmiş malzeme bilimi ile desteklenen uygulama mühendisliği ve
hizmetleri sunmaktadır. Ortalama
14 bin çalışanı ve neredeyse 3 milyar
dolarlık satış hacmiyle şirket, kârının
yarısını Kuzey Amerika’nın dışından,
yüzde 40’ını ise, son beş yılda geliştirdiği yeniliklerin küresel satışlarından elde etmektedir.
Kennametal ve bağlı bulunduğu kuruluş, yüzde 100 güvenliğe
odaklı yaklaşımıyla, “Dünyanın En
Etik Şirketleri” (Etisphere), “Üstün Kurumsal Geliştirici” (Ürün
Geliştirme Yönetim Kurulu) ve
“Amerika’nın En Güvenli Şirketleri” (EHS Today) arasında yer almıştır. Şirket, insanlara gelişim ve
ekonomik refah sözünü her yerde
yerine getirmek için; teknik eğitim,
endüstriyel teknoloji ve malzeme
bilimine yatırım yapmaktadır. n
74 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
ÜRÜN
İki satırlı ekran içeren yeni
lazer mesafe sensörü LE550
Montaj sırasında
otomotiv parçalarının
pozisyonu LE550 lazer
sensör tarafından doğru
şekilde ölçülüyor.
Banner Engineering
B
anner Engineering, iki satırlı
bir kullanıcı arayüzü ekranı
içeren yeni lazer ölçüm sensörünün tanıtımını yaptı. LE550 sensör, rekabetçi fiyatı ve yüksek hassasiyetiyle kendi sınıfında en üstün
teknolojiye sahiptir. Bu teknoloji,
kullanıcılara uzun menzilin yanı sıra,
yıllar boyunca aynı hassasiyetle ölçüm imkânı da getirir.
Sensörün yüksek çözünürlüklü
lineer piksel teknolojisi, siyah kauçuktan parlak metal yüzeylere kadar
farklı ve zor hedefler üzerinde 100
ile 1000 mm arasında yüksek hassasiyette ölçümler yapmasını sağlar.
Tipik uygulamalar arasında; merdane çapı, döngü kontrolü, nesne ölçüm ve pozisyonu sayılabilir.
Hassas ölçümler için birden
LE550 lazer sensör, kolay
kurulum ve birçok renk
ve malzemenin kolay
ölçümü için iki satırlı
ekran içeriyor.
fazla sensör birbirine yakın olarak
monte edilebilir. Sensörün gövdesi,
zorlu koşullarda kullanıma uygun
IP67, NEMA 6 dayanım sınıfındadır.
Banner Engineering; dünyanın
önde gelen, görüntü işleme sensörü, fotoelektrik ve ultrasonik sensör,
fiber optik algılayıcılar, makina emniyet sistemleri, ölçme ve denetleme sistemlerinin yanı sıra, kablosuz
ağ ürünleri üreticilerinden biridir.
Şirket, tüm dünyada yerel uygulama
desteği sağlamaktadır. n
Düşük sıcaklık hidrolik hortumu
Eaton
G
üç yönetimi şirketi Eaton,
çok düşük sıcaklık uygulamalarında kullanılmak üzere
Ice Champion™ EC810 hortumunu
duyurdu. Spiral tel ile güçlendirilmiş
hidrolik hortum, -57°C’ye (-70°F)
kadar düşük sıcaklıklara ve 420 bara
(6,100 psi) kadar yüksek basınca dayanmaktadır. Ürün, özellikle kutup
iklimlerinde çalışan yüksek basınçlı
hidrolik devreler için tasarlanmıştır.
Ice Champion EC810 hortumu,
A.B.D. Madencilik Emniyeti ve Sağlık
İdaresi (MSHA) onaylı ağır hizmet ve
aşınmaya dayanıklı üst kata sahiptir.
Ürün bu özelliği sayesinde, dondurucu soğuklarda zor şartlarda çalışan;
inşaat ve ormancılık makinalarında,
gaz ve petrol kuyuları, madencilik
ekipmanı ve diğer yüksek basınçlı
uygulamalar için uygundur.
EC810 çalışma sıcaklığı, zorlu
uygulamalarda uzun çalışma ömrü
sağlamak için -57°C ile +100°C
(-70°F ile +212°F) arasında değişir.
-6 ile -16 (4-tel) ve -20 ile -32 (6-tel)
arasında değişen ebatlarda mevcut
olan EC810 hortum, -6 ile -24 arasındaki ebatlarında 420 bar (6,100
psi) maksimum çalışma basıncına ve
-32 ebadı için 350 bar (5,100 psi)
maksimum çalışma basıncına sahiptir. Ice Champion EC810 hortumu,
Eaton’ın 1W serisi içten sıyırmalı
rakorları (hortum üst katının sıkma
öncesinde tel takviyeye kadar traş
edildiği rakorlama sistemi) ile ve -12
ile -32 arası ebatlar için tek parça sıyırmasız rakorlar için onaylıdır. n
Ayrıntılı bilgi için:
www.eaton.com/hydraulics
MAYIS 2014 l Makina Magazin
75
FİRMA HABERLERİ
Ermaksan ve Uludağ
Üniversitesi, iş birliği
protokolü imzaladı
Sanayi-üniversite iş birliği kapsamında Uludağ Üniversitesi ile protokol
imzalayan Ermaksan, böylece, Bakanlık tarafından onaylanan Ar-Ge
Merkezi’ndeki teknoloji üretimini hızlandırmayı hedefliyor.
E
rmaksan, sektördeki yarım
asırlık tecrübesini akademik
akıl ile birleştirerek geleceğe
taşıyor. Sanayi-üniversite iş birliği
çerçevesinde Ermaksan, Uludağ
Üniversitesi ile protokol imzaladı.
İmza töreninde bir konuşma
yapan Ermaksan Genel Müdürü Ahmet Özkayan, Uludağ Üniversitesi
ile yapılan protokolle, şirketlerinin
Bakanlık tarafından onaylanan ArGe Merkezi’ndeki teknoloji üretimini hızlandırmayı amaçladıklarını
belirtti.
Her yıl beş patent başvurusu yapıp, bunu hayata geçirmeyi hedeflediklerini dile getiren Özkayan, “Bu
noktada üniversitelerle yapacağımız
iş birlikleri çok önemli. Çünkü, bizim
(Soldan sağa): Ermaksan
Genel Müdürü Ahmet
Özkayan, Ermaksan
Yönetim Kurulu Başkanı
Erol Özkayan ve Rektör
Prof. Dr. Kamil Dilek.
76 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
gibi yenilikçi teknolojiler üreten şirketlerin, akademik anlamda bilgi ve
tecrübelerden faydalanması lazım.
Patent konusunda bu akademik iş
birlikleri şart. Avrupa’da özellikle
Almanya’da üniversiteler, akademiler ve enstitüler teknoloji üreten
firmalarla iş birliği içindeler” diye
konuştu.
“Güçlü ve kaliteli
makinalar üretiyoruz”
Öte yandan, üniversitelerin de
yenilik peşinde olduğunu kaydeden
Özkayan, ortaya konan yenilikler sanayiye entegre edildiğinde, bunun
hem firmalara, hem de ülke ekonomisine katkı sağladığını aktardı. Özkayan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin şu anda ihtiyacı olan
da katma değeri yüksek ileri teknoloji üretmesidir. Ermaksan olarak,
güçlü ve kaliteli makinalar üretiyoruz. Makinaların aksamları bugün
ithal ediliyor. Bu türde iş birliği ile;
elektronik, otomasyon ve yazılımda
sağlanacak yeniliklerle dışa bağımlılığımız azalacağı gibi, ihracat açısından da önemli bir avantaj sağlamış
olacağız. Kendi teknolojimizi kendimiz üretmeliyiz.”
“İş birliğinden
memnuniyet duyuyoruz”
Protokol öncesinde yaptıkları
fabrika ziyaretinden etkilendiğini ifade eden Uludağ Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Kamil Dilek ise,
gerçekleştirdikleri
protokolden
memnuniyet duyduklarını söyledi. Bursa sanayisinin üniversitelerin bilgi birikimine, üniversitelerin
de sektördeki tecrübelere ihtiyacı olduğunu ifade eden Dilek,
“Bursa’nın, Ermaksan gibi başarı
hikayelerine ihtiyacı var” dedi.
Yapılan protokolle, üniversite
öğrencilerine staj imkânı sağlanacağını vurgulayan Dilek, “İmzalanan
protokol kapsamında, ilgili bölümlerde okuyan son sınıf öğrencileri
‘Aday Mühendis’ programı kapsamında, şirkette belli günlerde çalışarak tecrübe kazanacak. Böylece,
gelecek için kalifiye eleman da yetişmiş olacak” dedi.
Uludağ Üniversitesi’nin Ar-Ge
çalışmalarına 12 milyon lira bütçe ayırdığını bildiren Kamil Dilek,
Ermaksan’ın da bu fırsattan yararlanmasını istediklerini de sözlerine
ekledi. n
FİRMA HABERLERİ
Nukon, ihracat ağını
genişletmeyi hedefliyor
Son iki yılda, iki farklı fiber lazer kesim makinasını piyasaya sunan Nukon,
bu yılki atağını da Rex serisi ile yapıyor. İhracatta da önemli başarılara
imza atan firma, bu sene Brezilya ile Güney Amerika ve
Güney Afrika pazarlarını hedefliyor.
Zehra ORUÇ / BURSA
T
emelleri 1959 yılında Ömer
Körüstan tarafından küçük
bir sac kesim atölyesi olarak
atılan Nuri Körüstan Makina Metal
San. Tic. A.Ş, 2003 yılında yeniden
yapılanma sürecine girdi. “Güney
Marmara’nın en büyük kesimcisi”
olarak anılan şirket, 2010 yılında
grup bünyesinde faaliyete başlayan Nukon Lazer A.Ş. ile önemli bir
sıçrama yaptı. Türkiye’nin ilk fiber
lazer kesim makinasının üretimine
başlayan Nukon, lazer kesimde elde
ettiği teknolojilerle yazılımı da kendi
bünyesinde gerçekleştiriyor. Fiber
lazer kesme makinası ile demirin
yanı sıra; alüminyum, bakır, pirinç,
gibi yansıma yapılabilecek tüm malzemeler kesilebiliyor.
Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 12 bin metrekare kapalı
alanda 100 personel ile faaliyet
gösteren Nukon, üretiminin yüzde 50’sini Amerika’dan Doğu
Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Uzak
Doğu’ya kadar birçok ülkeye ihraç
ediyor. Yeni ihracat pazarları ile 25’i
aşkın ülkeye ürün gönderen şirket,
geçen yıl satışlarını yüzde 50 oranında artırırken, bunun yarısını ihracata
kanalize etti. Geçen yıl Amerika ve
Batı Avrupa pazarlarına giriş yapan
Nukon, bu yıl da Brezilya ile Güney
Amerika ve Güney Afrika pazarlarını
hedefliyor.
Körüstan: Yüzde 35
büyüme hedefliyoruz
Yıl içinde yaklaşık 3 milyon
Euro’luk yatırım gerçekleştirdiklerini söyleyen Nuri Körüstan Makina
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Alp Körüstan, yıl sonunda yüzde 35
oranında büyüme hedeflediklerini
açıkladı. Söz konusu yatırımlarla yıllık 150 adet makina üretim kapasitesine ulaşmayı planladıklarını ifade
eden Körüstan, “Geçen yıl yüzde
50 büyüme kaydettik. Bu büyümedeki en büyük etkenler; 2012’nin
sonunda piyasaya sürdüğümüz Eco
Fiber Lazer makinasının başarısı ve
ürettiğimiz makinaların kalitesidir.
Eco Fiber Lazer ile 0,3 mm’den 12
mm’ye kadar kaliteli, yüksek hızlı ve
düşük maliyetli kesim yapılabiliyor.
5000W ve 6000W’lık güçteki fiber
lazerin de testleri tamamlandı ve NF
Pro serisi fiber lazer kesim makinaların da imalatına başladık. Son olarak, Rex adını verdiğimiz yeni fiber
lazer kesim makinasını da ilk kez
Haziran ayında düzenlenecek olan
WIN Fuarı’nda sergileyeceğiz” dedi.
Rex serisinin özelliklerinden de
bahseden Körüstan, şunları söyledi:
“Bu modelin en büyük özelliği, boru
profil kesme aparatının bulunması.
Opsiyonel olarak otomatik yükleme
boşaltma sistemi ile çalışan makina,
pazarın bu alandaki ihtiyacına tam
olarak yanıt verecek. Muadillerine
göre daha kompakt ve müşterinin
talebine yönelik hazırlanan bir makina olacak. Eco serisinde yakaladığımız güçlü pazarı bu üründe de
bekliyoruz.”
“Dünyada ilk beş
içerisindeyiz”
Fiber lazer sektörünün ihracatında dünyada ilk beş, Avrupa’da
ise ilk üçte yer aldıklarını belirten
Alp Körüstan, Türkiye’de ise lider
olduklarını ifade etti. Körüstan, “Bizim en iyi referansımız çalışan makinalarımızdır” dedi.
Alp Körüstan, “Bizim en
iyi referansımız çalışan
makinalarımızdır” diye
konuştu.
2013 ihracatında, bir önceki
yıla göre yüzde 55 artış sağladıklarını vurgulayan Körüstan, 25’i aşkın
ülkeye iki farklı model ile ihracat
yaptıklarını aktardı. İhracattaki başarılarının ürünlerinin kalitesinden
ve markalarına duyulan güvenden
kaynaklandığını dile getiren Körüstan, şöyle devam etti: “Güçlü
olduğumuz pazarlar Doğu ve Batı
Avrupa’dır. Almanya pazarına iyi bir
giriş yaptığımız bu yıl, Amerika’ya
da ihracat gerçekleştirdik.”
Söz konusu bölgelerdeki bayilerinin güçlü olduğunu kaydeden Körüstan, “Güney Amerika pazarına
bu yıl ilk kez Brezilya ile giriş yapacağız. Brezilya pazarı oldukça büyük
ve pazardan yoğun bir talep var.
Ülkede büyük yatırımlar yapılıyor
ve bu yüzden Brezilya pazarından
oldukça umutluyuz. Öte yandan,
Uzak Doğu’da da hakimiyetimizi artırıyoruz. Bu yıl ayrıca Güney
Afrika’yı da hedef aldık ve burada
da bir bayi oluşturduk” diyerek sözlerini noktaladı. n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
77
FİRMA HABERLERİ
tesa, Türkiye’yi “stratejik
ülke” olarak konumlandıracak
Alman tesa, Türkiye’yi Doğu Avrupa Bölgesi içerisinde önemli büyüme
ülkelerinden biri olarak seçti. Türkiye’deki 20’nci yılını kutlamaya
hazırlanan şirket, Türk Cumhuriyetleri’ne ihracatı da Türkiye’den
yapmak için çalışmalarına başladı.
Y
apışkanlı bant teknolojisi pazarının lider kuruluşlarından
tesa, Türkiye’yi büyümeye
yönelik stratejik ülkelerden biri
olarak konumlandırma kararı aldı.
Bu yıl Türkiye’deki 20’nci yaşını
kutlamaya hazırlanan şirket; Türk
Cumhuriyetleri’ne de ihracatı Türkiye üzerinden gerçekleştirecek.
125 yıllık geçmişe sahip şirketlerinin 1 milyar Euro’yu aşan dünya
cirosu olduğunu ifade eden tesa
Türkiye Genel Müdürü ve Yönetim
Kurulu Üyesi Mete Konuralp, “tesa,
3 bin 800 çalışanı, dünya genelindeki sekiz farklı üretim ve Ar-Ge
merkeziyle global bir dev. Türkiye
de, bu dev grubun gözde ülkeleri
arasına girmeyi başardı. Doğu Avrupa, Türk Cumhuriyetleri ve Ortadoğu pazarlarına yakınlığımız, iş
modellerimiz, yönetim anlayışımız,
ekibimizin kalitesi ve satış performansımız konumumuzu güçlendirdi” dedi.
➤
Mete Konuralp, “Son
10 yıldır Türkiye’nin de
içinde bulunduğu Doğu
Avrupa Bölgesi, markanın
özel odak noktalarından
biri haline geldi” dedi.
“tesa Bant Türkiye
1994’te kuruldu”
1994 yılında kurulan tesa Bant
Türkiye’nin 20 yıllık süreçte gösterdiği performansın Almanya merkez
tarafından takdirle karşılandığını
vurgulayan Konuralp, yeni yatırım
planlarının da yakında devreye alınacağını açıkladı. Beş yıllık stratejik
planlar çerçevesinde Türkiye’nin
78 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
konumunun da güçlendiğini ifade
eden Konuralp, sözlerini şöyle sürdürdü: “tesa’nın cirosunun yüzde
70’ten fazlası Almanya dışı pazarlarda gerçekleşiyor. Son 10 yıldır
Türkiye’nin de içinde bulunduğu
Doğu Avrupa Bölgesi, markanın
özel odak noktalarından biri haline geldi. Hem endüstriyel, hem
de perakende alanında özellikle
son yıllarda elde edilen başarılar
Türkiye pazarına olan inancı daha
da artırdı. İstanbul merkezli yürüttüğümüz faaliyetlerimizi açacağımız İzmir ve Ankara’daki irtibat
ofislerimiz kanalıyla geliştirip, yeni
istihdam yaratacağız.”
Otomotivden elektroniğe, kırtasiyeden beyaz eşya ve inşaata
kadar pek çok farklı sektörde 7
binden fazla ürün seçeneğine sahip olduklarını dile getiren Mete
Konuralp, “tesa, hayatı kolaylaştıran pratik çözümler sunuyor. Akıllı
telefon ekranlarının montajından
otomobillerdeki kabloların izolasyonuna, sıcaklık ve yüksek yapışma
gibi gereksinimleri olan ve birden
fazla malzemenin birleştirilmesinin
gerektiği durumlarda, farklı teknik
özellik ihtiyaçlarının olduğu alanlarda, tesa bant çözümleri pazarda
kullanıcıların önemli bir tedarikçisidir” diyerek sözlerini noktaladı. n
FİRMA HABERLERİ
Schneider Electric,
makina imalatçılarını
Almanya’da ağırladı
Schneider Electric, Almanya’daki global üretim tesisinde, Türkiye dahil
dünyanın önde gelen makina imalatçılarını ağırladı.
E
nerji yönetiminde dünyanın
lider kuruluşlarından biri olan
Schneider Electric, 1-3 Nisan
2014 tarihleri arasında The Next
etkinliği düzenledi. Şirket etkinlik
kapsamında, makina imalatı alanında dünya çapında 300 uzmanı
ve yöneticiyi konuk etti. Marktheidenfeld, Wurzburg’da bulunan üretim tesisinde düzenlenen etkinliğe,
Türkiye’den 50’nin üzerinde makina
imalatçısı ve makina uzmanı katıldı.
The Next kapsamında, ilk iki
gün boyunca çeşitli paralel konferanslar, atölye çalışması ve canlı
sunumlar içeren programlar düzenlendiğini aktaran yetkililer, “Etkin-
liklerde konuklar, Schneider Electric
uzmanları ile birlikte makina sektörünün nabzını tuttular. Katılımcılar
ayrıca, ürün ve uygulama uzmanları
ile birebir görüşerek, yeni makina
teknolojileri ve çözümleri konusunda detaylı bilgi aldılar. Konuklar,
sunulan çözümlerle; hızlı makina
üretme, makina performans ve verimlilik artırma, uzaktan erişim ve
hızlı/kolay bakım sağlanması gibi
faydaların işlerine nasıl katma değer sağladığını da incelediler. Yine
katılımcılar, bu etkinlikte yenilikçi
çözümlerin entegre edildiği gerçek
makinaları görme imkânı buldular”
diye konuştular.
İki günlük programın hemen ardından, Frankfurt’ta Porsche ve Mercedes müzelerinin ziyaret edildiğini
ifade eden yetkililer, sözlerini şöyle
sürdürdüler: “Schneider Electric, üç
günlük etkinlik kapsamında makina
imalatçılarına; ambalaj makinaları, vinçler, malzeme (metal, ahşap,
cam, plastik vb.) işleme, montaj ve
pompa sektörüne özel otomasyon
çözümlerini, genel basit ve orta seviye makinalar için otomasyon çözümünü, basit ve üst seviye makinalar
için hareket kontrolü çözümlerini,
teknolojik makinalar için etkin mühendislik araçlarını ve makina güvenliği çözümlerini sundu.” n
Kardemir, yeni yatırımlarla
kapasitesini artıracak
Üretim tesislerine yönelik yapılacak yatırımlarla kapasitesini önemli oranda
artıracak olan Kardemir, yeni ürünlerini piyasaya sunmaya hazırlanıyor.
Sabiha TOPRAK / KARABÜK
R
ay üreticisi Kardemir, kurulacak
olan 700 bin ton/yıl kapasiteli
yeni çubuk ve kangal haddehanesinde; düşük ve yüksek karbonlu çelikler, öngermeli beton çelikleri,
yüksek alaşımlı çelikler, rulman çelikleri, otomat çelikleri, yay çelikleri, kaynak telleri, otomotiv çelikleri ile özel
çubuk çelikler üretecek. Şirket, 200
bin adet/yıl kapasiteli teker fabrikasında ise, yük ve yolcu vagonu tekerleri ile lokomotif tekerleri üretecek.
Kapasite artışına yönelik başlattıkları;
Sinter Fabrikası, 3 No’lu Hava Ayrıştırma Tesisi, Yeni Kok Fabrikası, Yeni
Kireç Fabrikası, Yeni Enerji Santrali ve
Yeni Sürekli Döküm Tesisi gibi önemli projeleri tamamlayarak işletmeye
aldıklarını söyleyen Kardemir Genel
Müdürü Fadıl Demirel, “Montaj çalışmaları devam eden ve bu yılın üçüncü çeyreğinin başında tamamlanması
planlanan 5 No’lu yüksek fırın ile yeni
oksijen konverteri yatırımları ile birlikte, üretim kapasitemiz 3 milyon tona
çıkacak” dedi.
Temel inşaat çalışmalarına paralel
montaj çalışmaları süren Çubuk ve
Kangal Haddehanesi ve Teker Fabri-
kası yatırımları ile birlikte, söz konusu kapasiteyi katma değeri yüksek
ürünlere dönüştüreceklerini belirten
Demirel, şöyle konuştu: “Böylelikle,
raylı sistemler, yapısal çelik ve başta
otomotiv sektörü olmak üzere, makina imalat sanayiinin ihtiyacı olan
tüm çelik kaliteleri Kardemir’in tesislerinde üretilir hale gelecek. Ray Profil
Haddehanesi’nde montaj calışmaları
devam eden Yuvarlak Malzeme Izgarası ve Paketleme Tesisi ile birlikte, ∅350
mm’ye kadar kalın yuvarlak çelikleri de
ürün gamımıza ekleyeceğiz. Ayrıca, ithal ikamesi olan mantarı sertleştirilmiş
rayların da üretimine başlayacağız.” n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
79
FİRMA HABERLERİ
Durmazlar, metro ve
tramvayla dünyaya açılacak
Ürettiği ilk yerli tramvayla ulaşım sorunlarını raylı sistemlerle çözme yoluna
giden yerel yönetimlerin çözüm ortağı olmaya başlayan Durmazlar Makina,
dünyanın en büyük raylı sistemler fuarına katılacak.
Esra ÖZARFAT / BURSA
T
ürkiye’nin ilk yerli tramvayı
İpekböceği’ni üreten Durmazlar Makina, yurtiçindeki ihalelerden de başarılı sonuçlar almaya
başladı. Geçen yıl Bursa Büyükşehir
Belediyesi’ne verdiği altı aracın yollarda yürümeye başlamasının ardından yurtiçindeki ihaleleri kovalamaya başlayan Durmazlar, geçtiğimiz
aylarda İzmir’de yapılan 38 araçlık
ihaleyi de almayı başardı.
Çift yönlü 38 aracı üç yıl içinde
teslim edeceklerini belirten Durmazlar Makina Yönetim Kurulu Başkanı
Hüseyin Durmaz, “Sırada; Kayseri,
Diyarbakır, Adana, Mersin ve Kocaeli
ihaleleri ile İzmir, Adana ve Bursa’nın
metro ihaleleri var” dedi.
Türkiye genelinde yerel yönetimlerin ulaşım sorunlarını raylı sistemlerle çözme yoluna gittiğini ifade eden Durmaz, Bursa’da yürüyen
araçların oluşturduğu güvenle açılan
tüm ihalelere girdiklerini aktardı.
Eylül ayında Berlin’de düzenlenecek
olan dünyanın en büyük raylı sistemler fuarı Inno Trans’a bir tramvay
ve bir metro aracıyla katılacaklarını
kaydeden Durmaz, şunları söyledi:
“Bursa hattı, 8,2’lik eğim ve virajlı
kısımlarıyla Türkiye’nin en zor hatlarından biriydi. İpekböceği, Bursa’da
kendini ispat etti ve bizim de kendimize güvenimiz geldi. Inno Trans’a,
bir çift yönlü tramvay ile kendi ürettiğimiz bir metro aracını götüreceğiz. Hem metro, hem de tramvay ile
dünya pazarına çıkacağız. Fuardan
çok umutluyuz.”
Hüseyin Durmaz,
“İpekböceği girişiminin
arkasında; güçlü Ar-Ge
yapısı, sektörde 60 yıla
yaklaşan deneyim ve
değerlerin korunduğu bir
aile şirketi yönetimi yer
alıyor” dedi.
“İhracata da başlayacağız”
Ürettikleri araçların motorlarının
Siemens tarafından imal edildiğini
80 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
aktaran Hüseyin Durmaz, söz konusu motorların kullanıldığı 5 bin
aracın dünya üzerinde dolaştığını
bildirdi. Durmaz, “Yani bir şeyleri yeniden keşfetmiyoruz. Deneme tahtası olmuyoruz. Her şeyin en iyisi hangisiyse onları kullanıyoruz. Böylece,
sorun da yaşanmıyor” diye konuştu.
Üç ile beş yıl içerisinde ihracata da başlayacaklarını vurgulayan
Durmaz, konuşmasına şöyle devam
etti: “İpekböceğini önce Almanya’ya
satarız. Orada maliyetler yüksek,
bu yüzden üretemiyorlar. Yürüyen
araçlarımız olduğu için kendimize
güvenimiz tam. Tek rakip Çinliler. Onları devlet sübvanse ediyor.
Almanya’dan sonra Çin’e bile ürün
satarız.”
“Yıllık 100 adet
tramway üretebiliriz”
2008 krizinden çıkış reçetesi olan tramvay üretiminin, bugün
Durmazlar’ın üretimdeki ana sektörlerinden biri konumuna yükseldiğini ifade eden Hüseyin Durmaz,
talep olduğu takdirde yılda 100 adet
tramvay üretebileceklerini söyledi.
Alstom, Bombardier ve Siemens
gibi dünya devlerinin gündemindeki
Türkiye’nin hızlı tren projesinin kendilerini de heyecanlandırdığını ifade
eden Durmaz, şunları söyledi: “Bu
konuda dünyada Alstom, Bombardier ve Siemens çok ileride. Onların
alacağı ihalelerden biz de yararlanacağız. İhaleyi Alstom alırsa ve anlaşabilirsek bizimle beraber yapacaklar.
Alstom Transport ile boji şasilerinin
üretiminde ortak girişim kurmak için
ön anlaşma imzalamıştık. Şimdi ortaklık için görüşüyoruz. Hızlı tren için
en az iki kilometrelik test pisti gerekiyor. Bursa’da yer bulamazsak, demiryolu ağı olan bir yere gideceğiz.”
Alstom için yıllık 500 boji üreterek ihraç ettiklerini anlatan Durmaz,
ortaklık anlaşması yapıldığı takdirde
kapasitenin ilk etapta 1.000 boji/yıla
çıkacağını bildirdi.
Tramvay üretiminin 2008 krizi
döneminde krizden çıkış reçetesi
olarak başladığını hatırlatan Hüseyin
Durmaz, konu hakkında şunları söyledi: “İpekböceği, 2008 krizinin bir
fırsatı oldu. 2008’de dünyada işler
durunca bizim de işimiz azaldı. Dünyadaki gelişmelerden dolayı işimiz
100 birimden 35’e düştü. Bir arayış
içindeydik. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı da Bursa’da bu işi bilabedel yapacak birini aradı. Yaklaşık 10
firmaya gidildi. Ancak, olumlu dönüş
alınamadı. Bizim için projeye girmek
için iş yoğunluğu açısından uygun
bir dönemdi. Bugün başlayalım desek makina kısmındaki iş yoğunluğu
nedeniyle girmezdik. Belediyenin bu
işte bir hissesi yok. Sadece projeyi
sahiplendiler. 1 milimetrenin yüzde
birini işleyebiliyoruz. İki sene sonra
60 yılımızı dolduruyoruz. O birikim
olmasa bu işe girmezdik.”
İpekböceği girişiminin arkasında; güçlü Ar-Ge yapısı, sektörde 60
yıla yaklaşan deneyim ve değerlerin
korunduğu bir aile şirketi yönetiminin yer aldığına vurgu yapan Durmaz, sektörün ilk Ar-Ge merkezini
2010 yılında kurduklarını belirtti.
Raylı sistemler alanında bir yan sanayii oluşturmayı hedeflediklerinin
altını çizen Hüseyin Durmaz, “Biz
bunu destekliyoruz. Yurtdışından
almaktansa aynı kalitede yapılacak
yerli üretimi tercih ederiz. Bursa ve
çevresinde yerli üretim olursa bizim
tercih nedenimiz olur. Maksadımız;
bizim insanımızın karnı doysun ve
bizim insanımız istihdam edilsin” diyerek sözlerini noktaladı. n
FİRMA HABERLERİ
Panasonic ve Viko, dünya
liderliğini hedefliyor
Panasonic ve Viko, 16 Nisan tarihinde, sürdürülebilir büyüme stratejilerine
paralel olarak imzaladıkları ortaklık anlaşması hakkında bilgilerin verildiği
bir basın toplantısı ve fabrika gezisi gerçekleştirdi.
V
iko, Panasonic ile birlikte
ortaya koyduğu yeni vizyonunu paylaşmak üzere 16
Nisan 2014 tarihinde kahvaltılı bir
basın toplantısı ve fabrika gezisi
gerçekleştirdi. Etkinlikte, Panasonic
ve Viko markalarının sürdürülebilir
büyüme stratejilerine paralel olarak imzaladıkları ortaklık anlaşması
hakkında bilgiler verilirken, ortaya
koyulan yeni ve güçlü vizyon ile hedefler paylaşıldı.
Basın toplantısında bir sunum
gerçekleştiren Viko CEO’su Nusret
Kayhan Apaydın, kuruluş hakkında
kısa bilgiler verirken, şirketlerinin
başarı yolculuğunda büyük önem
taşıyan kilometre taşlarından da
behsetti. Apaydın, şunları söyledi:
“1980 yılında kurulan Viko, bugün
toplam 60 bin metrekare alana sahip devasa tesislerinde faaliyet gösteriyor. Ana tesislerimizde 750 kişi
çalışıyor ve yan sanayiler dahil edildiğinde bu sayı bin 500’ü buluyor.”
İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO)
ilk 500 büyük sanayi kuruluşu listesinde 331’inci sırada yer aldıklarını aktaran Apaydın, “İhracatta
206’ncı, kârlılıkta ise 120’nci sırada yer alıyoruz. Pek çok ürün gamında; sigorta kutuları ve anahtar
priz gibi ürünlerde pazar lideriyiz.
2008 yılında Turquality Marka Destek Programı’na sektörümüzden
ilk dahil olan firma olma başarısını
gösterdik. 2009 yılında ise, Türk
Patent Enstitüsü’nün Tanınmış Marka Statüsü’ne girdik. 2012 yılında
sektörümüzde kendi Ar-Ge merkezini kuran ilk kuruluş olduk. Elektrik anahtarı, priz, aksesuar, sigorta
kutusu, alçak gerilim şalt ürünleri,
sayaç ve OSOS ürünleri ile bina otomasyon sistemlerinden oluşan ürün
gamımızı bugün Ukrayna ve Rusya
başta olmak üzere: Asya, Afrika,
Orta Doğu ve Avrupa’da 70’ten fazla ülkeye ihraç ediyoruz” dedi.
“2013 ciromuz 328
milyon TL”
Satışların yüzde 60’ını yurt içine,
yüzde 40’ını ise yurt dışına yaptıklarını dile getiren Apaydın, 2013 yılı
cirolarının 328 milyon TL olduğunu
bildirdi. Ana satış kanallarını bayiler
ve zincir mağazaların oluşturduğunu aktaran Apaydın, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin her yerine dağılmış bayilerimiz var. Türkiye’deki tüm zincir
mağazalarda da güçlü bir şekilde
varız. İnovasyon ve kalite kavramı,
Viko’da her anlamda en çok üzerinde durulan konuların başında
gelir. Kuruluşumuz; ISO 9001 Kalite
Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre
Yönetim Sistemi, OHSAS 18001 İş
Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi, TS IEC EN 17025 Laboratuvar
Kalite Yönetim Sistemi sertifikalarına sahip. Ayrıca, 2005 yılında TUSİAD-KalDer Türkiye Mükemmellik
Ödülü’ne de layık görülmüş bulunuyoruz.”
“Panasonic faaliyetlerine
1918’de başladı”
Basın toplantısında söz alan
Viko Yönetim Kurulu Başkanı Toshihide Arii ise, kısaca Panasonic
markasını tanıttıktan sonra, Viko ve
Panasonic markalarının ortaklık anlaşması ile bir araya gelme sürecini
anlattı. Arii, “Her ne kadar dünya
Panasonic markasını işitsel ve görsel elektronik cihazlarla tanısa da,
şirket ilk olarak 1918 yılında tıpkı
Viko gibi elektrik tesisat malzemeleri üretimi ile faaliyetlerine başladı.
Panasonic adı altında çalışmalarına
devam eden dört farklı şirket gru-
bu bulunuyor. Bunlardan birincisi
buzdolabı, çamaşır makinası, klima
gibi elektrobik ev gereçleri üreten
şirket grubumuz, ikincisi ise görsel
ve işitsel gereçlerin üretildiği şirket
grubumuz. Üçüncü şirket grubumuz ise, otomotiv sektörüne yönelik endüstriyel parçalar üretiyor.
Bir de, ekolojik çözümler sunan Eco
Solutions şirketimiz var ve ben de
Eco Solutions şirketnde rol alıyorum” dedi.
(Soldan sağa):
Viko CEO’su Nusret
Kayhan Apaydın ve Viko
Yönetim Kurulu Başkanı
Toshihide Arii.
“2018 bizim için çok
önemli bir yıl”
2018 yılının kendileri için çok
önemli bir yıl olduğunun altını çizen Arii, sözlerine şöyle devam etti:
“Çünkü, 2018’de Panasonic olarak 100. yılımızı kutlayacağız. 100.
yılımızda, kuruluşumuzda baş rol
oynayan ürün gruplarında pazar
lideri olmak istiyoruz. Viko ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği ile; Afrika,
Orta Doğu ve Asya’nın doğusundaki pazar payımızı artırmak istiyoruz.
Japonya, Asya’nın en doğu ucunda,
Türkiye ise en batısında. Asya’nın
her iki ucundaki ülkelerin önde gelen kuruluşları olarak pazarı ele geçirmeyi hedefliyoruz.” n
MAYIS 2014 l Makina Magazin
81
FİRMA HABERLERİ
Coşkunöz Ar-Ge Merkezi’ne
birincilik ödülü
“Türkiye Otomotiv Sektöründe Geleneksel Ar-Ge Proje Pazarı” ve “Otomotiv
Komponent Tasarım Yarışması”nda, Coşkunöz Ar-Ge Merkezi birinci oldu.
U
ludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin bu
yıl üçüncüsünü düzenlediği “Türkiye Otomotiv Sektöründe Geleneksel Ar-Ge Proje Pazarı”
ve “Otomotiv Komponent Tasarım
Yarışması”nda, Coşkunöz Ar-Ge Merkezi birinci oldu. Gökhan Tekin,
Metin Çallı ve Mesut Kaya’nın, “Bir
Darbe Sönümleyici Parçasında Darbe
Emiliminin Kanallar ile Tetiklenmesi”
adlı projesi birincilik ödülünü ve 50
bin TL’lik para ödülünü kazandı.
Türkiye otomotiv endüstrisine
yön veren etkinliklerden biri olan organizasyonda, Coşkunöz Holding’in
ödülünü Coşkunöz Metal Form A.Ş.
Otomotiv Ar-Ge Ekip Lideri Gökhan
Tekin aldı.
Ödül hakkında konuşan Coşkunöz Holding Yönetim Kurulu Üyesi
Oya Yöney, “506 projenin başvurduğu organizasyonda birincilik ödülünü
alan Ar-Ge ekibimizi yürekten kutluyorum” dedi.
Coşkunöz Metal Form A.Ş. Genel
Müdürü ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu
Üyesi Şükrü Tetik de, Coşkunöz ArGe ekibinin başarılarına bir yenisini
daha eklediğini belirtti.
Coşkunöz Metal Form A.Ş. Ar-Ge
ve Teknoloji Grup Müdürü Tayfun Sığırtmaç da, bütün Ar-Ge çalışanlarını
kutlarken, çalışmalarına artan heyecanla devam edeceklerini ifade etti.
Etkinlikte birincilik ödülünü kazanan projenin yanı sıra, Coşkunöz ArGe Merkezi’ne ait üç projenin daha
yarışmaya katılan 506 proje içinde
sergilenmeye değer görülen 50 çalışma arasında yer aldığını aktaran yetkililer, “Coşkunöz Ar-Ge Merkezi 2013
yılında da, Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) tarafından
‘Patent-Faydalı
Model-Endüstriyel
Tasarım’ alanlarında 300’den fazla
firma arasından birinciliğe layık görülmüştü. Coşkunöz Ar-Ge Merkezi yine
aynı yıl, TÜBİTAK-TEYDEB ve TİM’in
desteği ile düzenlenen 2. Makina ve
Aksamları İmalat Teknolojileri Ar-Ge
Proje Pazarı’nda, Sanayici kategorisinde birinci olmuştu” dediler. n
Pneumatech
faaliyet alanını genişletiyor
Pneumatech, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’deki satış
ofislerinin yanı sıra, artık; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika,
Okyanusya ve Afrika’da da temsil ediliyor.
F
aaliyet kapsamını dünya çapına yaygınlaştıran Pneumatech, günümüzde; basınçlı
hava ve gaz şartlandırma çözümleriyle endüstride global tedarikçi
konumuna geldi. Firmanın ürün
yelpazesi ise; soğutucu gazlı kurutucular, Adsopsiyon tipi kimyasal kurutucular, filtreler ve gaz
jeneratörleri olmak üzere dört ana
gruptan oluşuyor. Yenilenen mar-
82 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
ka çalışması ile Pneumatech, yeni
safsızlık yaklaşımını güçlendiriyor.
Pneumatech’in, Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’deki satış
ofislerinin yanı sıra, artık; Avrupa, Orta Doğu, Güney Amerika,
Okyanusya ve Afrika’da da temsil
edildiğini aktaran Pneumatech
Başkan Yardımcısı Juan Manuel
Tejera, şöyle konuştu: “Bu küresel genişleme kararı, hava ve gaz
ürünlerine olan artan talep üzerine
verildi. Şirketimizin mevcut gücünün küresel yaygınlaşmamızda büyük destek ve ivme yaratacağına
inanıyoruz. Bunun için de; dünya
çapında, aynı kalite standartlarında, hizmet ve ürün yaşam döngüsünün her noktasında yüzde 100
müşteri odaklı müşteri merkezleri
yaratmak için sürekli ve yoğun bir
şekilde çalışıyoruz.” n
FİRMA HABERLERİ
Bosch Rexroth
servis organizasyonunu
genişletiyor
Bosch Rexroth, merkezi olarak tek noktadan verdiği servis hizmetini
hızlandırmak, stok miktarını artırmak ve en önemlisi daha fazla müşteriye
ulaşarak, onların taleplerini karşılayabilmek için servis ağını genişletiyor.
B
osch Rexroth, yeni servis ağı
ile birlikte daha hızlı ve daha
esnek bir organizasyon olma
yolunda değişime devam ediyor.
260 cm³’e kadar olan eksenel pistonlu pompa ve motorların, tamir
hizmeti ve yedek parça satışları üç
yeni servis bayisi tarafından gerçekleştirilebilecek.
Bosch Rexroth’un, şimdiye kadar merkezi olarak tek noktadan
verdiği servis hizmetini hızlandırmak, stok miktarını artırmak ve
en önemlisi daha fazla müşteriye
ulaşarak, onların taleplerini karşılayabilmek için servis ağını genişlettiğini aktaran yetkililer, “Yeni
bir uygulamaya geçen firmanın
asıl hedefi; müşterilerine en kaliteli hizmeti, en hızlı şekilde sunmak.
Daha esnek bir organizasyona geçişle birlikte ortaya çıkan kapasite
ile Bosch Rexroth, gelişen teknolojilere ve yeni ürünlere daha fazla
yoğunlaşabilecek” diye konuştular.
hidrolik servis pazarının merkezi
olarak kabul edilirken, Diyarbakır
doğu bölgelerindeki müşterilere
daha yakın olabilmek için seçildi.
Ayrıca İstanbul, Marmara Bölgesi’ndeki ciddi servis hizmeti talebini karşılamak amacıyla belirlendi”
dediler.
“Tamir odaklı bir yapıya
sahip olacaklar”
Yeni servis bayilerinin, Bosch
Rexroth’un Türkiye’nin yedi bölgesine yayılmış ana satış bayilerinden
farklı olarak faaliyet göstereceklerini aktaran yetkililer, konuşmalarına
şu şekilde devam ettiler: “Yeni servis bayileri, tüm akreditasyonlara
sahip olarak, her biri kendi bölgelerinde sadece tamir yedek parçası
satışı yapacak ve tamir odaklı bir
yapıya sahip olacak. Faaliyet alanları ise; 260 cm³’e kadar olan eksenel pistonlu pompa ve motorların,
dişli pompa ve motorların, paletli pompaların, Hägglunds Drive
ürünleri hariç radyal pistonlu pompaların, mobil kontrol valf bloklarının tamiri ve testi ile saha servisi,
devreye alma, teknik destek, eğitim ve yedek parça satışı şeklinde
olacak.” n
“Süreç Eylül 2012’de
başladı”
Sürecin Eylül 2012’de aday görüşmeleriyle başladığını dile getiren
yetkililer, sözlerini şu şekilde sürdürdüler: “Süreç; İstanbul Bölgesi’nde
Ankatech, Ankara Bölgesi’nde MC
Hidrolik ve Diyarbakır Bölgesi’nde
Akad Hidrolik’in servis bayisi olarak faaliyete geçmesiyle bir sonraki
aşamaya geçti. Projenin gidişatına
bağlı olarak, 2015’te yeni servis bayilerinin kurulumunu içeren projenin ikinci ayağına geçilecek.”
Bayilerin bölgesel olarak yerlerinin seçiminde çeşitli kriterlerin
göz önünde bulundurulduğunu
aktaran yetkililer, “Ankara, mobil
MAYIS 2014 l Makina Magazin
83
FİRMA HABERLERİ
Erkan Makina, İscar ve Tekyaz
ortak seminer düzenledi
Kalıp sektörünün önde gelen kuruluşları Erkan Makina, İscar ve Tekyaz’ın iş
birliğinde, CNC işleme teknolojisindeki yeniliklerin uygulamalı olarak tanıtıldığı
“canlı kesim” semineri, 26 Nisan’da gerçekleştirildi.
E
rkan Makina, CNC işleme teknolojisindeki en son yeniliklerin
uygulamalı olarak anlatıldığı
seminere ev sahipliği yaptı. İMES’teki Uygulama ve Eğitim Merkezi’nde
düzenlenen ücretsiz workshop’a,
kalıpçılık sektöründen 80‘in üzerinde
temsilci katıldı.
Semineri, GF AgiCharmilles takım
tezgahları Türkiye mümessili Erkan
Makina; kesme takımları firması İscar
ve Cimatron programı temsilcisi Tekyaz firmasıyla ortak düzenledi. Parça
kesimindeki yeniliklerin anlatıldığı
seminerin ardından, katılımcılar GF
AgiCharmilles işleme makinasında
yapılan canlı kesimi de izleme imkânı
buldular. Seminerde katılımcılar arasında yapılan çekilişle, üç kişiye sabit
telefon cihazı, bir kişiye de spor çanta
hediye edildi.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Erkan Makina Genel Müdür Yardımcısı Serdar Basri Akgün, sektörün
uzmanlarının iş birliğiyle yapılan seminerin kalıpçılığın gelişmesine katkı
sağlayacağına inandığını belirtti.
Erkan Makina Satış Müdürü Ayhan Koçak da, Türkiye pazarına yeni
giren GF AgieCharmilles marka Mikron CNC işleme tezgahları hakkında
bir sunum yaptı.
Etkinlikte; İscar Kesici Takımları
84 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Şirketi adına Pazarlama Müdürü Serkan Ekinci ile Kalıpçılık Ürün Müdürü
Cem Yılmaz, kesme takımları ürün çeşitleri, kesme yöntemleri ve teknikleri
hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Cimatron Türkiye distribütörü
Tekyaz Teknolojik Yazılımlar ve Makina Şirketi’nden Serdar Kökgör ile
Kamer Geyisi ise, Cimatron’un geliştirdiği “VoluMill” teknolojisi hakkında sunum yaptı. Kökgör ve Geyisi,
sunumlarında, “VoluMill, kaba talaş
zorluklarıyla takımın aşınması sorunlarını ortadan kaldırarak, zaman ve
maliyet tasarrufu sağlıyor. Volumill
‘takım yolu çözümü’ sayesinde, tezgahtan maksimum performans sağlanıyor” diye konuştular.
“Bilgiyi paylaşmak önemli”
Heyecan verici bir etkinlik gerçekleştirdiklerini belirten Erkan Makina
Genel Müdür Yardımcısı Serdar Basri
Akgün, şunları söyledi: “İşleme merkezlerini müşterilerimize ve ayrıca, bu
projede birlikte çalıştığımız İscar ve
Tekyaz firmalarına ilk kez sunmuş olduk. Bilgi değerlidir; bilgiyi paylaşmak
daha da değerlidir. Bu iş birliğinin
Türkiye sanayiinin verimliliğine önemli
katkılar sağlayacağını düşünüyorum.
Makina yatrımı yapacak olanlara da
sağlıklı bir yön göstermiş olduk. Önü-
müzdeki dönemde de, bu çalışmalarımızı devam ettireceğiz.”
“Yoğun bir katılım oldu”
Seminer hakkanda konuşan
Tekyaz firmasından Gonca Tavukçu
ise, “Seminer ve canlı kesimde ne
kadar verimli olunabileceğini görmüş olduk. İscar kesici takımlarıyla,
Erkan Makina da takım tezgahlarıyla
sektörde önemli firmalar. Cimatron
teknlojisi tek başına bir şey ifade etmiyor; İscar ve GF AgieCharmilles ile
bir bütün bu proje. Müşterilerimizin
hep bir arada kaynaşması güzel oldu.
Bu tür ücretsiz seminerler için katılımcı sayısı ve ilgisi yoğun oldu” dedi.
“Önemli bir iş birliği
gerçekleştirdik”
Sadece tezgahın, takım olmadan
kesim yapamayacağını ifade eden İscar Pazarlama Müdürü Serkan Ekinci de, gerçekleştirdikleri iş birliğinin
önemli olduğunu vurguladı. Ekinci,
şunları aktardı: “Etkinlikte, bu birlikteliğin nasıl gerçekleşeceğine ve
takımların nasıl kullanılacağına dair
sunumda bulunduk. Seminere katılım gayet iyi düzeydeydi. Burada
denediğimiz takım amiral gemimiz
İscar, her yıl piyasaya farklı ürünler
sürmektedir.” n
MAKALE
Varlık yönetimi ve güvenirlik
Noyan ERCAN
Makina Yüksek Mühendisi
G
ünümüz endüstrisi, değişken sosyo-politik ve ekonomik şartların etkisiyle;
rekabetçiliğini sürdürebilmek, uzun
vadeli stratejik yatırımları için kaynak sağlayabilmek için işletmelerin
emre amadeliğini yüksek tutarak,
kârlılığını yüksek tutmak zorundadır. Özellikle, enerji, demir çelik ve
maden işleme gibi sektörlerde, kâr
marjlarının mevsimsel veya küresel
makro ekonomik şartlar gereği yüksek olduğu dönemlerde, azami kapasite kullanımını temin edebilmek
ve bunu sürdürülebilir kılmak her
kuruluşun amacıdır. Bu sebeple, tesislerde üretim/işletme ve dolayısıyla
güvenirlik ve bakım birimlerinden
beklenen; plansız duruşları asgariye indirmek (veya elimine etmek)
ve planlı duruşları da, öngörülen
süre ve bütçe içinde gerçekleştirebilmektir. Bu zorlu hedefleri yakalayıp, piyasaya cevap verebilen esnek
çalışma modlarını normal işletme
modu haline getirmek birçok kuruluşun hedefidir. Ancak, arzu edilen
bu tarz bir çalışma modunu 365
gün çalışmaya göre tasarımlanmış
dev ağır sanayii tesislerinin birçoğu
sürdürülebilir olarak gerçekleştirememektedir. Bu yüzden söz konusu
tesislerde, plansız duruş ve kalkışlar
yaşanmakta, milyonlarca lirayı bulabilen üretim kayıpları ve plansız bakım maliyetleri ile karşılaşılmaktadır.
İşte bu dinamiklerin etkisiyle son
15 yıl zarfında, küresel sektörlerdeki
belli başlı kuruluşlar, sadece üretim
odaklı bir işletme anlayışını bırakıp,
varlık yönetimi iş felsefesini de kullanarak, işletme güvenirliği (operational reliability) odaklı bir yönetim
tarzına geçmişlerdir. Bu bildiride;
yurt dışında varlık yönetimi ve güvenirlik mühendisliğinin gelişimi
sürecinin özeti, varlık yönetimi konusunda geliştirilmekte olan uluslararası ISO5500 standardı ve bunun
ülkemize etkileri, güvenirlik mühen-
disliği ve bakım yönetimini entegre
ederek, sürdürülebilir öncü işletme
güvenirliği performansı elde etmenin yöntemleri tartışılacaktır. Bu
konuda Türkiye’deki paydaşlardan
endüstri, TMMOB ve üniversitelerin iş birliği yaparak, varlık yönetimi
ve güvenirlik mühendisliğini belli
bir platforma oturtarak, yurt dışındaki çalışmalar düzeyine getirmek
için yapılması gerekenler konusunda da öneriler getirilecektir (Varlık Yönetimi Çalışma Grubu’nun
veya Konseyi’nin kurulması, varlık
yönetiminin çerçevesinin çizilmesi, güvenirlik mühendisliğinin tanımı şeklinde konuları içeren bir
ulusal bildirinin yayınlanması vb.).
Bunlara ilaveten; uluslararası Shell
Petro-Kimya Tesisleri ve TÜPRAŞ
Rafinerileri’nde halen kullanılan varlık yönetim prensiplerini, güvenirlik
yönetim metodoloji ve taktiklerinin
bir kısmını pratik örnekler olması
bakımından özetleyeceğiz.
Anahtar kelimeler: Bakım, bakım mühendisliği, bakım yönetimi,
güvenirlik, güvenirlik mühendisliği,
varlık yönetimi, emre amadelik, risk.
Giriş
Günümüz endüstrisi, değişken
sosyo-politik ve ekonomik şartların
etkisiyle; rekabetçiliğini sürdürebilmek, uzun vadeli stratejik yatırımları
için kaynak sağlayabilmek için işletmelerin emre amadeliğini yüksek
tutarak, kârlılığını ve rekabetçiliğini
yüksek tutmak zorundadır. Özellikle, enerji ve demir çelik, maden
çıkarma-işleme gibi sektörlerde, kâr
marjlarının mevsimsel veya küresel makro-ekonomik şartlar gereği
yüksek olduğu dönemlerde, azami
kapasite kullanımını temin edebilmek ve bunu sürdürülebilir kılmak
her yönetim ekibinin amacıdır. Bu
sebeple, tesislerde üretim/işletme
ve dolayısıyla güvenirlik ve bakım
birimlerinden beklenen; plansız arızi-duruşları asgariye indirmek (veya
elimine etmek) ve planlı bakım
duruşlarını da öngörülen süre ve
bütçe içinde gerçekleştirebilmektir.
Bununla beraber, bu zorlu hedefleri yakalayıp, aynı zamanda piyasa
şartlarına seri olarak cevap verebilen
esnek çalışma modlarını/rejimlerini
normal işletme modu haline getirebilmek de birçok kuruluşun ve iş
liderinin hedefidir. Ancak, arzu edilen bu tarz esnek üretim modunu,
365 gün çalışmaya göre tasarımlanmış dev ağır sanayii tesislerinin birçoğu gerçekleştirememekte ve plansız
duruş ve kalkışlar yaşanmakta, üretim kayıpları ve bütçelendirilmemiş
plansız bakım maliyetleri ile karşılaşılmaktadır. Bunun bilinen tipik sebeplerinden en baskın olanları da,
yatırım ve projelendirme aşamasındaki sınırlı öz-kaynaklar (ana-para/
kredi) veya yatırım dönemindeki teknolojik sınırlamalar olabilmektedir.
Esnek makina/işleme tezgah
hatlarıyla üretim yapan metal makina sektörü 80’ler sonrası gelişen
bilişim teknolojilerinin de katkısıyla
tam zamanında üretim (just in time)
gibi kâr marjı ve kalite odaklı (örn:
ISO9000) iş sistemlerini devreye
alarak, işletmelerin kapasite kullanımını ve üretim emre amadeliğini
etkin ve esnek olarak kontrol eder
hale geldi. Ancak, buna benzer uygulamalara veya teknolojideki mevcut ilerlemelere rağmen, halen ağır
sanayide bu üretim kontrol esnekliğinin tam olarak gerçekleşmediğini,
ünitelerinin duruş ve kalkış süreleri
haftalar veya aylar alabilen demir
çelik, rafineri gibi tesislerde esnek
duruş ve kalkış imkânının olmadığını görüyoruz. Her ne kadar direkt
kontrol sistemleri, enstrümantasyon, tarayıcı bakım teknolojileri bu
tip tesislere entegre edilmiş olsa
da, sürekli üretime göre planlanmış
tesislerin duruş ve kalkışları yüksek
basınç ve sıcaklık gibi çalışma şartlarından dolayı, bir otomatik torna
tezgahının veya bir kalıbın değişimine nazaran, halen çok daha kapsamlı olmakta ve uzun sürmektedir.
Halihazırda bu sektörlerde yaşanan
yerel veya küresel ekonomik krizler
sebebiyle dönemsel talep azalışından kaynaklı asgari kapasite kulla-
MAYIS 2014 l Makina Magazin
85
MAKALE
nımı sebebiyle; üretim miktarları,
ürün özelliklerindeki değişimler ve
bu faktörlerin tetiklediği plansız/arızi duruş maliyetleri, bu tip tesislerin
performansını inişli çıkışlı bir hale
getirmektedir. Bu durum da, ortalama kârlılığı azaltmakta ve yatırımcıların, hisse sahiplerinin yatırımlarını
başka sektörlere yönlendirmesine
sebep olmaktadır. Sürdürülebilir bir
öncü işletme emre amadeliği performansı yakalamak için öncelikle:
n Tesis yönetimi kapsamında kabul görmüş, belli başlı varlık yönetimi süreçleri oluşturulmalı,
n Bu süreçlerin zorunlu kıldığı
işletme bütünlük penceresi çalışma
sınırları içinde kalınarak, üretim yapma disiplini uygulanmalı,
n Koruyucu ve tarayıcı bakım
stratejilerinin optimize edilmesi ile
oluşturulacak öngörücü bakım (proaktif) uygulamaları yapılmalıdır.
Aksi takdirde, sadece üretim
odaklı yaklaşım ağır basacak ve işletme-bakım birimleri arasında bir
gerilimin oluşması kaçınılmaz olacaktır. Son 10 küsur yıldır yurt dışı
endüstride gözlemlenen, güvenirlik
mühendisleri/birimlerinin bu gerilimi azaltıcı bir rol oynadıkları gerçeğidir! Tesislerde üretim yapan varlıkları topyekûn ele alan güvenirlik
mühendisliği; gerek varlıkların hayat
boyu maliyetlerini baştan-sona ele
alarak, gerekse de üretim ve bakım
eylemlerinin ötesindeki (ve arasındaki) konuları pratik olarak sahada
takip ederek, birleştirerek ve uygulayarak, varlık ömür sürecini yöneten bir ara-disiplin olarak günümüz
endüstrisinde yerini almıştır (kalite
mühendisliği gibi).
İşte bu dinamiklerin etkisiyle,
küresel sektörlerdeki belli başlı kuruluşlar, sadece üretim odaklı bir
işletme anlayışını bırakıp, dünyada
yakın zamanda gelişip, belli bir noktaya gelmiş olan varlık yönetimi iş
felsefesini kullanarak, işletme güvenirliği (operational reliability) odaklı
bir yönetim tarzına geçmişlerdir.
Bu bildiride; varlık yönetimi bakım ve güvenirlik mühendisliği konuları tanıtılacaktır. Aynı zamanda;
ulusal bazda ve kurum bazında bu
süreçleri gündeme alıp, dünyadaki
gelişmelerden daha fazla geri kal-
86 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
madan, ülkemizde de bu tarz yönetim ve mühendislik anlayışlarını nasıl
tesis ederiz, bu konuda Türkiye’deki
paydaşlardan endüstri, TMMOB ve
üniversitelerin işbirliğinde, varlık yönetimi ve güvenirlik mühendisliğini
belli bir platforma oturtarak, yurt
dışındaki çalışmalar düzeyine getirmek için neler yapabiliriz sorusuna
cevap aranacak ve öneriler getirilecektir (örneğin; Varlık Yönetimi Çalışma Grubu’nun veya Konseyi’nin
kurulması, varlık yönetiminin çerçevesinin çizilmesi, güvenirlik mühendisliğinin tanımı şeklinde konuları
içeren bir ulusal bildirinin yayınlanması vb.).
Varlık yönetimi, bakım
ve güvenirlik mühendisliği
Varlık yönetimi nedir?
Varlık yönetimi; fiziki varlıkların
seçim, bakım, kontrol ve yenileme
aşamalarını kapsayan ve bu varlıkların işletimsel performanslarının,
varlıkları ana-işleri kapsamında işleten kurumların kârlılıklarının (ve
başarılanının) belirlenmesinde temel rol alan bir yönetim disiplinidir.
Fiziki varlıkların yanı sıra, bu disiplin
kapsamında sayılabilecek varlıklar;
bilgi ve fikri mülkiyet, finans, yetkinlik, yedek parça yönetim süreçleri ve bunun gibi fiziki olmayan
konular olarak sıralanabilir (fiziki
varlık yönetimi süreçleri ile ilgili kararları etkilendiklerinden dolayı).
Varlık yönetimi, doğru kararların alınması ve ilgili süreçlerin optimizasyonu ile uğraşan bir yönetim
bilimidir. Temel amacı; risk, işletme
devamlılığı gibi diğer kritik konuları da dikkate alarak, varlıkların
tüm yaşam maliyetlerini optimize
etmektir. Bir başka deyişle; gelişmekte olan bu profesyonel disiplinin ana uğraş alanı, fiziki varlık
sistemlerinin tüm yaşam süreçlerini kapsayacak şekilde optimal (en
uygun) şekilde yönetimidir. Çok
disiplinli bir iş birliği çerçevesinde,
fiziki varlıkların ve alt yapının seçimi, tasarımı ve inşası, işletmesi,
bakımı ve yenilenmesi/ıskarta edilmesi basamaklarının tümleşik olarak yönetimi süreci sayesinde, net
ve sürdürülebilir değer yaratılması
amacını taşır [1].
BIS PAS 55 ve
ISO-55000 nedir?
PAS 55, Britanya Standartlar
Enstitüsü’nün (ilk defa 2004 yılında)
yayınladığı Halka Açık Spesifikasyon
Belgesi (Publicly Available Specification) olarak, tüm fiziki varlıkların
yönetiminin optimize edilmesi amacıyla varlık yönetimi ana başlığıyla
hazırlanmıştır. Bu belge; bütünleştirilirmiş ve optimize edilmiş olarak
tüm fiziki varlıkların yaşam-süreç
yönetim sistemini kurmak ve değerlendirmek amacıyla belirlenmiş 28
noktadan oluşan yeterlikleri/şartları
belirten bir tanım belgesidir (spesifikasyondur) [2].
Her çeşit organizasyonu kapsayan bu belge, hemen her sektördeki
kamu veya özel kuruluşlar tarafından kullanılabilecek şekilde kaleme
alınmıştır. Halen Britanya’da; kamu
alt yapı hizmeti veren kurumlar,
ulaşım, kamu hizmetleri, madencilik, petro-kimya, gaz, savunma, ilaç,
proses ve ağır sanayii firmalarınca
kullanılmaktadır .
BSI PAS55:2008 özetle
aşağıdaki konuları kapsar:
n Varlık yönetimi terimler ve tanımlar,
n İyi uygulamaları temel alan,
gerekli kurumsal şartların tanımı
(spesifikasyonlar),
n İyi uygulamaların, kurumlara
entegre edilebilmesi için gereken
yol haritası (kılavuz),
Günümüzde, PAS 55 uygulama
metodolojisi; stratejik organizasyon
planları ile günlük varlık ve bakım
yönetimi gerçekleri arasında net
bağlar kurarak, hangi alanlarda kurumsal kapasitenin ve yetkinliklerin
ne şekilde gösterilebileceğini, hangi
konularda açıklar olduğunu ve nasıl
ve hangi önceliklerle bu konularda
ilerleme yapılması gerektiğini tarafsız bir tanım ve denetleme şablonu
olarak gösterme konusunda başarıyla uygulanmaktadır.
Varlık yönetimi uluslararası
standardının öngörülen
uygulamaları:
Bu belgenin nihai amacı; Toplam
Kalite Yönetimi Standardı ISO9000
gibi, varlık yönetiminde iyi uygula-
MAKALE
maları referans alarak; tanımlar ve
spesifikasyonlar dizisi oluşturarak,
kurumların kendi kendine veya
üçüncü şahıslar tarafından denetlenebilerek, kurumda/tesiste müşterilerin, mal sahiplerinin, çalışanların,
otoritelerin ve diğer paydaşların
çıkarlarının doğru şekilde yönetildiğini belirlemektir. ISO55000/1/2
ile beraber, nasıl ISO-9000’in kabul
görmesiyle kalite konusuna herkeste farkındalılığın arttığını gözlemlemişsek, nasıl ISO 14000 ile
çevresel sorumluluklarımızı anlamış
ve işletmelerimizin çevreye etkisi
hakkında bilinç kazanarak gerekli
süreçleri kurduysak, ISO55000 serisi standartlar ile de; varlık yönetimi
konusunda yaşam maliyet odaklı ve
sisteme tüm kurumsal paydaşların
katılımı esasına dayanan benzer bir
yönetim kontrol sürecinin kuruluşuna şahit olacağız.
nin etkin olarak kullanımı,
n Görevler ve uzmanlık alanlarında şeffaflık ve iyi iletişim (görev
ifa, danışılan ve uygulayan birimler,
sorumluluk tablosu vb.),
n İşletme
güvenirliğini tehdit
eden sorunların daha net bir şekilde
belirlenmesi ve sahiplenilme,
n Varlıkların güvenirliklerini tehdit eden risklerin asgariye indirilebilmesi için daha çok inisiyatif kullanımı sağlayan bir yapı ve görüş
alış-verişi kapıların açık olması [3].
Dünyadaki varlık
yönetimi organizasyonları
Dünyada halen varlık yönetimi
kavramını bir iş felsefesi düzeyinden alıp, meslek odaları kapsamında Varlık Yönetim Konseyi, Ulusal
Bakım Mühendisliği Derneği gibi
yapılaşmalara geçmiş ülkeler mevcuttur. Hatta, bu ülkelerin bah-
yıda profesyonel üyesi olan ve meslek grup veya gruplarını temsil eden
ulusal resmi mesleki odaların kabul
edildiği uluslararası bir forumdur.
Vizyonu; bakım ve varlık yönetimi
konularında çalışan ve bölgelerinde
bu konularda öncülük eden odalar
ve dernekler arasında küresel bir kitle oluşturmaktır.
IAM, Birleşik Krallık:
Institute of Asset Management.
Kâr amacı gütmeyen, bağımsız
bir organizasyon olan IAM, varlık
yönetimi dalının bilinirliğini, bilgi
birikimini ve uygulama alanlarını
genişletmeyi amaçlayan profesyoneller için 1995 yılında kurulmuş bir
organizasyondur.
AM Council Australia:
Asset Management Council
Australia, Mühendisiler Odası çatısı
altında 2000li yılların başında bir alt
grup olarak organize olmuştur. Varlık yönetimi kavramını IAM ile birlikte geliştiren ve referans belgeler ve
sertifikasyon süreçlerini uygulamaya
almış bir kurumdur. Avustralya’da
saygın bir kurum olarak görülmektedir ve çok büyük firmalar sponsor
olarak bu kâr amacı gütmeyen yapılanmayı desteklemektedirler.
EFNMS European
Federation of National
Maintenance Societies:
Şekil 1. ISO 55001.
ISO serisi:
n ISO 55000 Varlık Yönetimi
Prensipler ve Terminoloji,
n ISO 55001 Varlık Yönetimi–Yönetim Sistemleri–Şartlar/Kıstaslar ,
n ISO 55002 Varlık Yönetimi–
Yönetim Sistemleri–ISO 55001’in
uygulama rehberi .
ISO55001’i uygulayacak
kuruluşlarda beklenenler:
n Varlık
yönetiminin önemini
kavramış ve sistematiğini anlamış
çalışanlar,
n Organizasyon içinde değişik
sorumluluk sahibi birimlerin daha
bütünleşmiş olarak çalışması,
n Eğitime sistematik yaklaşım ve
ağırlık verilmesi, eğitim yönetim sisteminin, bakım yönetimi sistemleri-
si geçen kuruluşları 2010 yılında
İtalya’da bir araya gelerek, GFMAM
(Global Forum on Maintenance
and Asset Management) adlı küresel bir oluşumun altına imza
atmışlardır. Bu organizasyonlara,
Türkiye’de oluşturulması düşünülen potansiyel bir Bakım ve Varlık
Yönetimi Konseyi yapılanması için
örnek teşkil edebileceği maksadıyla
daha detaylı bakalım:
GFMAM:
Global Forum on Maintenance
and Asset Management, mesleki
bakım ve varlık yönetimi örgütlerinin ortak bilgi üretimi ve paylaşımı
yapabilmesi amacıyla organize edilen ve kâr amacı gütmeyen, belli sa-
Avrupa Ulusal Bakım Dernekleri Federasyonu. Belçika’da 1970’de
kurulmuş olan organizasyon, kâr
amacı gütmeyen ve Avrupa bakım
mühendisliği ulusal organizasyonlarını bir çatı altında alıp, desteklemeyi hedefleyen bir kurumdur, merkezi Hollanda’dadır.
Abraman Brezilya:
Bakım Profesyonelleri Derneği,
2 bin 700 üyesi vardır. Üyelerine
yönelik güvenirlik ve kalite konular
eğitimler sunar, yıllık konferanslar
düzenler.
FIM Güney Amerika:
Güney Amerika ülkelerinde bakım ve güvenirlik mühendisliği ile
ilgili ulusal derneklerin ortaklaşa
kurdukları, kıtasal bir forumdur.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
87
MAKALE
GSMP, Arabistan Körfezi:
Şekil 2. PAS55/ISO55000
varlık yönetimi çerçevesi.
2010’da kurulan bu dernek,
dünyada uygulanan en iyi varlık yönetimi yöntemlerini bölgeye uyarlamak, bu konuda farkındalılık yaratmak amacıyla kurulmuş olup, bilgi
alış-verişi ve eğitim konularında aktif olarak çalışmaktadır.
SMRP Society of
Maintenance &
Reliability
Professionals USA:
ABD Bakım ve Güvenirlik Profesyonelleri Derneği’nin 3 bin 700
üyesi vardır. Geniş bir sektörde çalışan üyelerine iyi uygulamalar hakkında bilgi paylaşımı yapabilecekleri
bir platform sunar.
Şekil 3. Risk = Olasılık X
şiddet.
88 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
Varlık yönetimi konusunda
akademik örnekler:
Günümüzde Varlık Yönetimi
Eğitimi (VYE), akademik disiplini
yeni gelişmekte olan bir akademik
dal olup, ilk çıkış noktası terotechnology ve toplam üretken bakım
ve sistem mühendisliği olmuştur.
VYE ile ilgilenenlerin vizyonu; eski
uygulamalara göre daha geniş bir
tabana hitap etmeyi hedefleyen
ve sadece üretim ve imalat odaklı
olmayıp, alt yapı, savunma, enerji
tesisi işleticisi kurumlarının da ihtiyaçlarına cevap verme amaçlı, tüm
fiziki varlık sahiplerine yöneliktir.
Varlık sahiplerinin VYE uygulamalarına yönelik talep ve beklentileri aşağıda sıralayabileceğimiz se-
beplere bağlıdır:
n Kurum içi stratejik varlık ve
bakım yönetimi alt yapısını ve ilgili
süreçleri kurma ihtiyacı,
n Gelişen dünya rekabet şartlarında, işletme emre amadeliğini
atırma ve kârlılığı optimize etmek
amacıyla, işletmelerdeki mühendislere; varlık yöneticisi, güvenirlik
mühendisi formasyonları ve yetkinlikleri kazandırma gerekliliği,
n Güvenirlik ve risk bazlı düşünme ve karar verme kültürünü işletmelerde yayma ihtiyacı,
n Varlık yönetimi alt disiplin
konularında bilgi dağarcığı oluşturma, paylaşma yoluyla ekipman arızalarını ve işletme emre amadeliğini
artırma ihtiyacı,
n Varlık yönetimi konularında
ulusal ve uluslararası kongre, çalıştay ve konferanslar organize edip,
bilgi paylaşımı ve iş geliştirme için
ortam yaratma gerekliliği,
n Çalışanlar için sürekli ve yaşam
boyu eğitim ve gelişim ihtiyacı.
Son 15 yıl içersinde artan sayıdaki dünya üniversiteleri, genellikle
mühendislik fakülteleri altında, bazı
üniversitelerde iş idaresi programları
kapsamında; varlık, bakım ve güvenirlik mühendisliği veya yöneticiliği
programları hazırlayıp, öğretime
başlamışlardır. Bu süreçte zaman
zaman, akademik çevrelerde bu
değişiklik ihtiyacına direnç gösterildiği, bu konularda çalışan akademisyenlerde çalışmalarının mevcut
ana bilim dallarından hiç biriyle
tam olarak uyum sağlamıyor olmasından dolayı sıkıntılar yaşanmıştır.
Bu durumun belli başlı sebebi; VYE
çerçevesinde çalışılan konuların çok
disiplinli ve disiplinler arası olması,
konu ve kavramların yeni ve halen
gelişmekte olması, hemen her zaman temel mühendislik konularının
yanında, yön-eylem araştırma, sistem mühendisliği, insan faktörleri
gibi konuların araştırılıp, tartışılması
gerekliliğidir. Sonuç itibariyle, günümüzde VYE konusunda gözlenen
durum; aktif olarak konu hakkında
bir bilgi paylaşımı ve işbirliği platformu arayışı içersindeki varlık sahipleri
(işletmeciler), rekabetçiliklerini artırmak, sürdürülebilir iş performansını
yakalayabilmek amacıyla varlık yö-
MAKALE
netimi konusundaki akademi içi ve
dışı eğitim konularında, geleneksel
akademik çevrelerin tepki vermesini beklemeden, profesyonel meslek
birlikleri vasıtasıyla bu konulardaki
yeterlik düzeylerini tespit etme ve
eğitim ihtiyaçlarına cevap arama
yoluna gitmişlerdir. Bununla beraber, endüstrilerle iş birliği yaparak,
varlık yönetimi konularında akademik eğitim ve belgelendirme yapan
üniversitelerin sayıları da gün geçtikçe artmaktadır [5]. Bu akademik
kuruluşlara bazı örnekler aşağıda
sıralanmıştır:
University of Manchester:
Lisans üstü bakım yönetimi ve varlık
yönetimi, lisans üstü sertifika.
Glasgow Caledonian
University: Lisans üstü bakım
yönetimi, master.
Claremont University,
California: Lisans üstü bakım
yönetimi.
University of
Newcastle Australia: Lisans
üstü ve seçmeli lisans seviyesi bakım
yönetimi dersleri.
Queensland Technology
Institute Australia: Lisans
üstü bakım yönetimi.
University of Western
Australia: Lisans üstü mühendislik ve varlık yönetimi, master.
The University of
Wollongong: Lisans üstü bakım yönetimi, master.
Monash University,
Australia: Lisans üstü bakım ve
güvenirlik yönetimi.
Tipik olarak bir lisans üstü programlarda verilen/önerilen derslere
bakacak olursak [6];
n Teroteknoloji ve ömür süreç
maliyet hesaplamaları,
n Bakım yönetimi,
n Bakım yönetiminde endüstriyel
teknikler,
n Varlık yönetiminde teknikler,
n Koruyucu ve tarayıcı bakım
teknikleri,
n Makina tarayıcı bakım ve arıza
çeşitleri ve etkileri analizi,
n Etkin bakım planlama ve programlama,
n İşletmelerde bakım yönetimi:
Organizasyon ve sistemler,
n Bakım ve güvenirlik yönetimi
için kantitatif teknikler,
n İleri güvenirlik mühendisliği,
n Stratejik liderlik, planlama ve
kontrol,
n Sistem mühendisliği,
n Veritabanı yönetimi,
n Risk yönetimi, güvenirlik merkezli bakım,
n Bakım gereklilik analizi,
n Endüstriyel varlıkların finansal
yönetimi.
Güvenirlik mühendisliği
ve yönetimi nedir?
“Güvenirlik; bir nesnenin belirlenmiş şekilde, belirlenmiş zamanda, belirlenmiş bir durumda, hata
oluşmayacak şekilde çalışma olasılığıdır.“
Bu tanımdaki “olasılık“ sözcüğü bize güvenirlik kavramının ve
dolayısıyla, mühendisliğinin risk
kavramına dayandığını açıkça göstermektedir. Şöyle ki, risk; basit bir
tanımla önemli ve tehlikeli sonuçlar
yaratabilecek olayların oluşma ihtimalidir. Genel olarak, endüstride
risk oluşturabilecek olay zincirlerinin risk potansiyeli; insan, çevre,
varlık ve itibar etkisi bakımından
değerlendirilir. İşletmelerde risklerin
tespiti, değerlendirilmesi, etki veya
olasılıkların azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılması güvenirlik
mühendisliğinin esas ilgilendiği konudur. Güvenirlik merkezcil bakım
(reliability centred maintenance)
kavramının havacılık sanayiinden
sonra endüstriyel uygulamalara aktarılmasındaki fikir geliştiricileri ve
tanınmış uzman John Moubray, bu
kavramı kısaca şöyle tanımlar: “Güvenirlik; ekipmanların, sistemin ve
insanların istediğimiz zaman istenen
işlevi yapabilmesi yeteneğidir” [7].
Güvenirlik olgusunun ilk olarak
kullanıldığı endüstri havacılık olmuştur. Özellikle, 2. Dünya Savaşı’ndan
sonra gelişen uzay sanayii ve sivil ve
askeri havacılık sektörü, artan hizmet talebini uçak imalatını artırma
refleksini vererek karşılamaya çalışmıştı. Özellikle, artan sivil havacılık
trafiği ve yaşanan kazalar dolayısıyla artan can kayıpları sonucunda,
Amerikan havacılık endüstrisi ister
istemez 50-60’lı yıllarda güvenirlik
mühendisliği disiplinini resmi olarak
oluşturma yoluna gitmişti. Özetle; güvenirliğin doğuşu, sivil-askeri
hava ve uzay
araçlarının iki
görev-misyon
arasındaki çalışma sürelerinde beklenmedik
bir hata oluşumunu asgariye indirerek,
insan ve varlık kayıplarını
azaltma amacını taşıyordu.
Şekil 4. Güvenirliğin
kapsamı.
Güvenirlik-Güvenilirlik:
Güvenirlik (İng. reliability) sözcüğünü Türk Dil Kurumu sözlüğü
güvenilirlik sözcüğü ile eş anlamlı
olarak kabul etmektedir. Sözlük,
güvenirliği; “Bir testin, ölçmesi gereken şeyi her uygulanışında aynı
biçimde ölçmede gösterdiği tutarlık
derecesi” ve “Aynı işlemle, benzer
koşullarda yinelenen ölçümlerin,
ölçülen konunun iki ölçüm arasında değişmemesi koşuluyla benzer
sonuçlar verme özelliği” olarak tanımlamaktadır. Güvenilirlik sözcüğünü ise; “Güvenilir olma durumu”
veya “genel anlamda, bir sonuçta
yer alan güven derecesi” şeklinde
tanımlar. Nesnelerin bozulmalarını
ve arıza kestirim yöntemlerini inceleyen güvenilirlik kuramını ise, “Bir
nesnenin tanımlanmış bir amacı,
belli bir zaman aralığında tam olarak yerine getirme olasılığıdır” şeklinde vermektedir.
Şekil 5. İşletmelerde
varlık yönetimi ve
güvenirlik mühendisliği.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
89
MAKALE
İŞLETME GÜVENİLİRLİK YÖNETİM SİSTEMİ
Güvenirlik mühendisliğinin
kurum iş stratejisindeki
yeri nedir?
Şekil 6. Örnek işletme
risk ve güvenirlik
yönlendirme komitesi
modeli.
Güvenirlik mühendisliği; bir sistemin veya işletmenin güvenirlik,
bakım yapılabilirlik ve desteklenebilirlik gibi özelliklerini etkileyen
tüm faktörleri istatistik yöntemler
(örneğin; pareto analizi) ve yönetimsel araçlar ile analiz ederek,
işletmenin emre amadeliğini ve
verimliliğini artırmayı hedefler. Güvenirlik mühendisliğinin pratikteki
amacı; işletmedeki proses/üretim,
insan kaynakları ve ekipmanların
daha güvenilir olmasını sağlayarak,
işletmenin maruz kaldığı riskleri
kontrol altına almak, bakım iş yükü
(koruyucu/arızi) dengesini optimize
ederek, maliyetleri düşürmek ve bu
sayede, işletmenin emre amadeliğini artırarak, kurumun etkinliğini/
kârlılığını artırmaktır [8].
Güvenirlik mühendisi
ne yapar?
Güvenirlik iş sürecinin yapısı ve
işleyişi gereği güvenirlik mühendislerinin günlük üretim ve bakım faaliyetlerini yönetmeleri beklenemez.
Güvenirlik problemleri, genellikle
çok disiplinli ve derin kök sebep
analizi tarzı araştırmalar ve uzun
soluklu koruyucu bakım iş optimizasyonu gibi çalışmalar gerektirdiğinden, güvenirlik mühendisi daha
çok bir Ar-Ge, kontrol veya bir proje mühendisi tarzında çalışmak durumundadır. Güvenirlik çalışmalarını yaparken, işletme ve bakım gibi
90 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
üretim odaklı ekipler ile beraber çalışması da gerektiğinden, endüstride güvenirlik mühendisinin daha
sık olarak bu iki bölümde görev
yapmış kişilerden seçilmiş olduğu
sıkça görülür. Bölümün büyüklüğüne göre değişmek kaydıyla, tecrübeli bir güvenirlik mühendisinin;
işletme, üretim, bakım, Ar-Ge tarzı
bölümlerde en az beş yıl tecrübesi
olan bireylerden seçilmesi uygundur. Tecrübeli güvenirlik mühendislerinin yanında yetiştirme elemanı olarak yeni mezun veya bir iki
yıllık mühendislerin, teknisyenlerin
çalıştırılması da sıkça karşılaşılan bir
uygulamadır.
İşletme sahalarının güvenirlik konularına çözüm üretilmesini
sağlamak amacıyla sahalara atanmış güvenirlik mühendislerinin asli
görevi; güvenirlik konularını derleyip, düzenli toplantılar vasıtasıyla
bu konuları gündemde tutmak ve
çözümlerini sağlamaktır. Bunun yanında, güvenirlik bölümünde; proses güvenliği, durum bazlı titreşim
kontrolleri, yağ analizi değerlendirmeleri, termografi, özel enstrüman
bakımları, buhar kapanı kontrolleri
gibi pro-aktif bakımları yapmak
üzere teknisyenlerin çalıştırılması
sıkça karşılaşılan bir uygulamadır.
Ancak, güvenirlik bölümünün saha
görev kapsamı; yağlama, buhar
kapanı değişimi, rutin zaman bazlı
veya arızi bakım (tamir) aktivitelerinin saha uygulamalarını kapsamamalıdır. Bunlar, bakımın uygulama
bölümü tarafından yönetilmelidir.
Güvenirlik mühendisliği,
bakım mühendisliğinin
yeni moda adı mı?
Güvenirlik mühendisliği; bir
ürünün, prosesin veya servisin
beklenen veya olması gereken
güvenilirliğinin analiz edilmesi ve
işletmede potansiyel veya gerçekleşmiş hataların ayıklanması, asgariye düşürülmesi veya bu hataların
etkilerinin azaltılması için yapılması
gereken işlemlerin belirlenmesi ile
ilgilenir. Buna ilave olarak, öngörücü (pro-aktif) bir yaklaşımla, sistematik güvenirlik iyileştirilmelerinin
geliştirilmesi ve uygulama takibi de,
güvenirlik mühendisliğinin temel
uğraşlarındandır. Halen bu görevlerin bazıları güvenirlik mühendisliği fonksiyonunun kurulu olmadığı
işletmelerde; üretim, Ar-Ge/tasarım, kalite veya sistem mühendisleri tarafından yapılmaktadır.
EN13306 Avrupa standartlarına
göre bakımın tanımı: Bir nesnenin
arzu edilen performansı yerine getirebilme kapasitesini korumak veya
nesneyi bu kapasiteye geri getirmek
için yapılan teknik, idari ve yönetimsel eylemlerin tümü.
Yukarıda güvenirlik mühendisliği ile ilgili belirtilen açıklamalar ve
bakımın bu tanımından çıkarılabilecek sonuca göre, güvenirlik mühendisliği her ne kadar sorun belirleme
ve çözme süreçlerinde bakım teknolojileri ile ilgilense de, ana uğraş
alanı ve odak konusu sadece bakım-tamir teknolojileri ve yönetimi
değildir!
Güvenirlik mühendisliğini uygulayan kurumlarda, güvenirlik
deyince ilk akla gelen bakım ve tamir eylemlerinden ziyade, ekipman
performans geliştirmeleridir. Bununla beraber, günümüzde işletme güvenirlik mühendisliği sadece
ekipmanları değil, proses/üretim
ve insan güvenirliğini de içerir. Tasarım aşamasında bakım yapılabilirliğin temini, sistem ve prosedür
geliştirmeleri gibi geneli kapsayan
konular da, tipik güvenirlik faaliyetleri arasındadır.
Güvenirlik departmanı öncelikli
olarak uzun vadeli konulara odaklanır, kök sebep analizi ve iyileştirme
çalışmalarını koordine eder. Tıpkı iş
MAKALE
güvenliği ve kalite kontrol konusunda olduğu gibi, güvenirlik herkesin
sorumluluğu olmalı ve başarı için organizasyona yayılmış bir sahiplenme
ve ortak bir kültür gerekmektedir.
Çalışanları iş-iyileştirme süreçlerine
odaklayabilmek için de, güvenirlik
mühendisleri/birimleri
tarafından
güçlü liderlik ve yönetim iradesi
gereklidir. Bu yüzden, güvenirlik
sadece bir bölümün problemi değil, bütün işletmenin hedefi olmalıdır. Karşılaşılan karmaşık güvenirlik
problemlerinin yapısı genellikle farklı
birimlerden oluşan disiplinlerin çözmesini gerektiren çok yönlü konular
içerdiğinden, günümüzde birçok
orta ve büyük ölçekli endüstriyel kuruluş, güvenirlik çalışmalarını sadece
bir departmana kısıtlı bırakmayarak,
yerine tüme yönelik “işletme güvenirliği” yönetim modelini tabana
yaymaya çalışmaktadır (şekil 5.).
İşletme risk ve güvenirlik yönlendirme komitesinin amacı; varlık yönetimi yelpazesi altında uygulanan
güvenirlik çalışmalarına stratejik yön
vermek, çalışmaların çıktılarını takip
etmek ve belirlenen konuların içerdiği risklere göre çalışmalara kaynak
atamalarını yapmaktır. Güvenirlik
mühendisliği fonksiyonunun detaylarına girmeden önce bazı temel tanımları incelemek faydalı olacaktır.
Bunlar:
n Teknik bütünlük belirlenmiş
çalışma koşullarında öngörülebilir
önemli insan, çevre ve varlık kaybı
riski olmamasıdır. Teknik bütünlüğü sağlamak ve korumak için ünite;
belirlenmiş işletim sınırları dahilinde
çalıştırılmalı, etkin bir şekilde kontrol edilmeli ve bakımı yapılmalı ve
böylelikle, beklenen ömür süresinden sapmaları önleyecek kontroller
sağlanmalıdır (örneğin; basınçlı kapların korozyon kontrolü).
n İşletme güvenirliği, en düşük
maliyetle istenilen ürünü elde etmek için değer üretme yeteneğidir.
Ekipman güvenirliği, fiziksel bir varlığın (döner ekipman, enstrüman
vb.) istenen fonksiyonu bozulma
olmadan yerine getirmesi yeteneğidir. Buradaki tipik gösterge, bakımlar arası ortalama süredir (MTBMMean time between maintenance).
n Proses güvenirliği, üretimdeki
varlıkların teknik bütünlüğü veya
güvenlik sistemlerini (safeguarding)
tehlikeye sokmayacak şekilde çalışma yeteneğidir.
n İnsan
güvenirliği, bireylerin
ya da bir araya gelmiş grupların
uzmanlaşmış ve verimli bir şekilde
üretim varlıkları üzerindeki eylemleri yönetme yeteneğidir. Yeterlilikler (yetenekler ve bilgi dağarcığı),
prosedürlere ve standartlara uyum,
takım çalışması.
n Ekipman bakım yapılabilirliği,
ekipmanı orijinal (çalışır) durumuna geri getirme kolaylığı/zorluğunu
gösterir. Göstergelerden biri arızalar
arası ortalama süredir (MTBR-Mean
time between repairs).
Güvenirlik mühendisliğinin
endüstriyel kurumlardaki
yeri ve yapısı
Güvenirlik fonksiyonu, işletmelerde genellikle koordine edici
bir bölüm aracılığıyla uygulanır.
Tipik olarak bir bölüm yöneticisi
(güvenirlik şampiyonu/müdürü/sorumlusu) ve işletmenin gerektirdiği
şekilde belirlenmiş özel güvenirlik
konularını takip edecek güvenirlik
mühendislerinden oluşur. Güvenirlik mühendisleri, disiplin (mekanik/
elektrik/otomasyon vs) veya saha
(üretim/yardımcı tesisler/lojistik vs.)
şeklinde ya direkt olarak güvenirlik
departmanı içerisinde ya da işletme
sahalarına yerleştirilmiş/dağıtılmış
olarak (ve işletme yöneticisine bağlı)
konumlandırılır.
Güvenirlik departmanın iki temel düzeyde hizmet vermesi beklenir; tesis performansı ve ekipman
performansı. Her iki seviye için de
aşağıda belirtilen konuları kapsayacak şekilde bir güvenirlik yönetim
prosedürlerinin oluşturulması önceliklidir, bu konular:
a. Performans hedefleri
oluşturma,
b. Performans izleme,
c. Performans geliştirmedir.
Şekil 7. Üretim sahası
bazında konumlandırılmış
tipik bir güvenirlik
departmanı şeması.
4.1. Performans hedefleri
Güvenirlik performans hedefleri
ilgili departman yetkilileri ile beraber güvenirlik şampiyonu tarafından
hazırlanmalıdır. İşletmenin: üretim,
iş güvenliği, kârlılık, maliyet ile ilgili
üst düzey temel performans göstergelerini destekleyecek şekilde seçilen
güvenirlik performans göstergeleri,
hesaplanacak mevcut performans
değerleri temel alınarak ve şirkettekisektördeki eşdeğer firmaların bilinen
değerleri referans alınarak belirlenir.
Bu güvenirlik performansı göstergeleri, işletmenin temel performans
ve standart performans göstergeleri
raporlarına dâhil edilmeli ve ilgili kişilere raporlanmalıdır [şekil 8.]
MAYIS 2014 l Makina Magazin
91
MAKALE
4.2. Performans geliştirme
Şekil 8. Performans
yönetimi ile ekip hedef
ilişkisi.
Güvenirlik bölümünün performans geliştirme çalışmalarının başında kök sebep analizi (KSA) çalışmaları gelir. Kronikleşmiş, majör
tehditleri belirleyip, bu tehditlerin
giderilmesi için yapılacak çalışmalar için yıllık çalışma planı oluşturur.
Tipik olarak en yüksek 10 tehdit
listesi belirlenip, güvenirlik takımları bu çalışmalara yönlendirilir. Bu
çalışmalara paralel günlük operasyonda karşılaşılan olaylar ve yüksek
riskli arızlar da, saha güvenirlik mühendisleri liderliğindeki takımlarca
araştırılır (KSA) ve çözümlendirilir.
İşletmedeki ilgili her birim, bu güvenirlik çalışmalarını destekleyecek
şekilde kaynak yapısını ayarlamalı
ve çalışmalara dahil edilmelidir. Bu
bölümün kendi iç performans göstergelerine bazı örnekler:
n Güvenirlik bölümünün hedeflediği yıllık planı tutturma başarısı,
n Belirlenen ve bakım uygulama
sürecine aktarılan koruyucu bakım
sayısı,
n Koruyucu bakım oranı, koruyucu bakım programına uyum,
n Bakımlar arası ortalama süredeki (BAOS) artış,
Şekil 9. Risk ve güvenirlik
yönetimi iş süreci.
92 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
n Sonuçlandırılıp KSA süreciyle
ayıklanan tehditlerin sayısı ve bunların önlenmiş olduğu maliyet kaybı
olarak parasal değeri.
Son olarak, güvenirlik bölümü
risk ve güvenirlik yönetimi (RGY), iş
sürecinin işletmedeki sahibidir. Koruyucu bakımların ve işletme temel
operatör bakım eylemlerinin (basic
equipment care) alt yapısını oluşturmak amacıyla güvenirlik merkezcil
bakım (RCM), risk tabanlı kontrol
(RBI), koruyucu enstrüman fonksiyonlarının (IPF) geliştirilmesine yönelik programlı çalışmalarının tümü
risk ve güvenirlik yönetimi iş sürecinin kapsamındadır [şekil 9].
Güvenirlik mühendisleri, bu çalışmaların çıktılarının; bakım yönetim sistemine, işletme operatörleri
rutin iş prosedürlerine, teknik kontrol yıllık planlarına ve bunun gibi
gerekli diğer iş prosedürlerine dahil
edilmesini sağlar [şekil 9-10.].
Türkiye’de varlık yönetimi
sürecinin uygulanabilmesi
için öneriler
Ülkemizde ve dünyada endüstriyel tesislerin organizasyonları genel
olarak ya süreç bazlı (proses A, proses B) ya da fonksiyon bazlı (üretim,
proje, bakım, finans vs) ayrıştırılmıştır. Bu ayrışımlar; yönetimi kolaylaştırmak ve uzmanlığı temin ederek,
görev ve sorumlukluları paylaştırmak bakımından pratik olmaktadır.
Ancak, ayrışımların arayüzlerinde;
çok kritik ve disiplinler arası konular açıkta kalabilmekte, sorumluluk
paylaşımından gelebilen sorunlar
veya uzmanlık eksikliğinden, belki
üretim misyonunu direkt olarak sekteye uğratmayan, fakat üretimin verimliliğini azaltan ve maliyetleri artıran birçok konu yöneticilerin önünü
tıkamaktadır. Örneğin; bir üretim
hattında yaşanan kronik ekipman
arızları üretimin acil iş şeklinde raporlaması ile bakımın gündemine
gelmekte, bakım planlı işini bir kenara bırakıp, reaktif bakım moduna
geçip, bu sorunla uğraşıp, ekipmanı
devreye almak için fazladan gayret
sarf etmekte, ekipman arızasının
kök sebebine inilmesine zaman
kalmadığı için de, aynı arıza bir
müddet sonra tekrarlayarak, aynı
sorunlar kronikleşmiş halde yöneti-
min ve saha ekiplerinin gündemine
tekrar gelmektedir. Tipik olarak bu
tip kronik arızların kök nedenleri
araştırıldığında görülen sebeplerden
bazıları şunlardır:
n Yatırım ve proje aşamasında
amaç, proje bütçesinde kalmak olduğundan, ekipman veya tesis için
bir hayat süreç maliyet (life cycle
costing) analizi tam yapılmamış
olduğundan, optimum üretim performansını uzun yıllar sürdürülebilir
olarak verebilecek bir ekipman seçimi yerine, sub-optimal ekipmanların
tercih edilmiş olması, belge ve kayıt
sistemlerine günlük-işletme şartlarının ihtiyaçlarını düşünerek yeterli
yatırımın yapılmamış olması.
n Üretim ekiplerinin üretim hacmini azamiye çıkarıp, işletme kârını
azamiye çıkararak kredi toplama
istekleri ve buna olanak veren yönetim anlayışının ortaya çıkardığı
ekipmanların orijinal tasarım kapasitelerinin üzerinde çalışması durumu
(işletme bütünlük penceresinin dışında çalışma hali). Bunların sonucu
olarak, ortaya çıkan erken-arıza durumları (overload, pre-mature parça
aşınımları vb.).
n Klasik mühendislik disiplinleri
dışında, gelişen teknolojilerin getirdiği karmaşıklığı ve iş yoğunluğunun yönetim tarafından zamanında
algılanmaması veya disiplinler arası
konuların tam anlaşılamaması sonucu, yeni uzmanlık alanlarında
eleman yetiştirilememesi (korozyon,
döner ekipman, kazan, güvenirlik
mühendisi vb.) ve kurumun kendi
kendine çözüm üretememesi.
n Yatırım öncesi veya sonrası
yedek parça kritiklik analizlerinin
yapılmamasından dolayı, eksik veya
gereğinden fazla stokla karşı karşıya
kalınması, ölü stokların getirdiği çalışan kapital maliyeti.
n Ülkede veya sektörde regülasyon, standart veya mevzuat eksiklikleri yüzünden referans alınabilecek
teknik ve yönetsel süreçlerin net
olmaması sonucu, sektör içi sinerjik bilgi ve tecrübe paylaşımın gerçekleşememesi, yurt dışına, orijinal
ekipman/lisans tedarikçilerine yüksek maliyetler karşılığında bağımlı
kalınması (ulusal bazda oturmuş
basınçlı kapların kontrolü standardı-
MAKALE
nın olmaması, enstrüman safe-guarding sistemlerinin asgari dizayn ve
koruyucu bakım protokollerindeki
eksiklikler vb. gibi resmi çerçevenin olmaması veya çağın gerisinde
kalmış olması, devletin regülasyon
kontrolü yapacak birimlerinin yetersiz veya eksik olması).
Yukarıda verdiğimiz örnekler
ve bunlar gibi birçok sebep, günlük
hayatta üretim ve bakım yöneticilerinin karşı karşıya kaldığı, ancak; derin, kaynak yoğun ve uzun soluklu
çözümler gerektiren konular olduklarından, yöneticileri bu sorunların
etrafından dolanarak, işletme sürekliliğini günlük olarak devam ettirmek zorunda bırakan konulardır
[şekil 11].
Özet
Bakım; fiziki varlıkların kullanımı sonucu oluşan aşınma ve eskime
durumunu bu varlıklara tamir, bakım, restorasyon uygulayarak, tekrar orijinal tasarım şartlarından beklenen duruma getirmek için yapılan
eylemleri kapsayan iş koludur. Bakım yönetimi de; bu bakım eylemlerinin işleyişini optimize etmeye, iş
kalitesini ve teknolojisini geliştirmeye odaklanır. Güvenirlik ise, tanım
olarak fiziki varlıkların (ekipmanların) orijinal tasarım değerleri çerçevesinde optimal ekonomik şartlarda
çalıştırılarak, üretim planları doğrultusunda istenen işletme emre amadeliğinin temin edilmesidir. Endüstriyel tesislerin güvenirliğini artırmak
için günümüzde bütünleştirici bir
yönetim yaklaşımı olan varlık yönetimi kavramı gün geçtikçe geçerlilik kazanmaktadır. Varlık yönetimi
kavramı halen ülkemizde nispeten
yenidir ve gelişme aşamasındadır.
Varlık yönetiminin ana amacı; yatırım, işletme, bakım ve güvenirlik
iş süreçlerinin organizasyonların
her seviyesinde disiplinler arası bir
yönetim yaklaşımıyla uygulanmasıdır. Varlık yönetimi yaklaşımının
sahada uygulanmasıyla; kurumlarda hedeflenen toplam varlık
maliyet hedefini, kapasite kullanımını ve işletme emre amadeliğini
optimum çabayla ve sürdürülebilir
bir şekilde kontrol altında tutmak
mümkün olabilmektedir.
Varlık yönetimi süreci kapsamında yapılacak güvenirlik uygulamaları tesislerde aynı zamanda
işletme güvenliği sorunlarının azalmasına, düşük arızi bakım maliyeti
ve enerji verimliliğinde artışa da
katkıda bulunacaktır. Bunlara ilave
olarak, güvenirlik çalışmaları daha
az çevresel etki ve yüksek iş kalitesi,
artan marj optimizasyonu imkânı,
daha çok müşteri memnuniyeti ve
kârlılık sağlayacaktır. Güvenirlik faaliyetlerinin temel amacı, işletme faaliyetlerinin tüm risk düzeylerini göz
önünde tutarak; tespit edilememiş
tehditleri belirlemek, bilinen tehditleri ortadan kaldırmak veya riskleri
kabul edilebilir seviyeye düşürmektir. Bu sayede, işletmenin maruz
kaldığı; açık ve gizli tehditlerin net
olarak belirlenmesi, risk derecelendirilmesi, yönetilmesi, kritik olanlara
öncelikli olarak kaynak aktarılması
ve etkin bakım uygulaması mümkün olacaktır.
Güvenirlik mühendisliği kapsamında dünyada ve ülkemizde uygulanan temel metodolojiler, risk ve
güvenirlik yönetimi çerçevesinde ele
aldığımız; riske dayalı karar verme,
hata ayıklama, güvenirlik merkezcil
bakım, koruyucu enstrüman fonksiyonları, risk tabanlı kontroldür.
Bunların çıktıları; koruyucu bakım
görevleri, teknik kontrol taramaları,
koruyucu enstrüman testleri, işletme saha kontrolleri ve bakım uygulama periyotlarıdır.
Etkin bir varlık yönetimi sistemi
kurabilmek, yetkin bir profesyonel
iş gücü sayesinde mümkün olabilir. Bu sebeple, ülkemizde işletme,
bakım veya güvenirlik mühendisliği
yapan bireylerin ortak bir platformda toplanarak sinerjik ve paylaşımcı
bir şekilde örgütlenerek; ortak akıl,
bilgi dağarcığı ve çalışma prensipleri oluşturmaları gereklidir. Bunun
canlı ve başarılı örnekleri yurt dışında görülmektedir. Bu çerçevede,
Türkiye’de Makina Mühendisleri
Odası Bakım Teknolojileri Konferansı ve bu konferansı destekleyen
üye ve kurumların ortak ve gönüllü çalışmaları ile çok hızlı olarak,
Türkiye’de de yurt dışında olduğu
gibi profesyonel bir yapı oluşturmak
gerekmektedir. Bu yapı için önerilen
model, Varlık Yönetimi Birliği/Grubu kurulması şeklindedir. Öncelikle,
TMMOB şemsiyesi altında organize
olacak bir Çalışma Grubu’nun hazırlık çalışmalarının ardından; oda, akademi, üyeler ve endüstriyel kurumların iş birliği ve destekleriyle böylesi bir
grubu oluşturmak mümkün olabilir.
Bu grubun başarıyla çalışmaya başlamasından hemen sonra da, yapılması
gereken; Avrupa Bakım Dernekleri
Konfederasyonu’na üyelik için başvurulması ve Küresel Bakım ve Varlık
Yönetimi Forumu’na Türkiye adına
dahil olunmasıdır. Böylelikle, hem
endüstrinin bu konudaki ihtiyaçlarına
cevap verecek yerli bir birliğimiz oluşacak, hem de yaklaşan ISO55000
standartlarına hazırlık yapacak bir
altyapımız oluşturulabilecektir.
Şekil 10. Bakım iş süreci
RGY ilişkisi.
MAYIS 2014 l Makina Magazin
93
MAKALE
Şekil 11. Bakımın kısır
döngüsü.
Kaynaklar:
[1] http://theiam.org/what-is
asset-management.
[2] http://pas55.net/.
[3] http://www.leanexpertise.com/
Articles/ISO55000-R-U-Ready.html.
[4] http://www.iam-uk.org/.
[5] Education in Engineering As
set Management – current trends
94 Makina Magazin
l
MAYIS 2014
and challenges-International Physi
cal Asset Management Conference,
Tehran, 28th -31st 2006. http://
www.plant-maintenance.com/artic
les/EAM_education.pdf.
[6] Monash University Handbook
2011-2319- Master of Maintenan
ce and Reliability Engineering http://
monash.edu.au/pubs/handbooks/
courses/2319.html.
[7] Reliability Centred Maintenance
– John Moubray
SBN0-7506-0230-9.
[8] SPAC Danışmanlık e*eğitim:
http://www.spac.com.tr/Egitim/
Page13.aspx. n
Kaynak: V. Bakım Teknolojileri
Kongre ve Sergisi.
SARI SAYFALAR
M
ASCHINEN
M
Börse
www.used-machines.com
ARKT
B O R S A
No: 214
Sarı Sayfalar
BORSA
BU SAYFADA YER ALMAK İÇİN:
n
Formu doldurun veya bu bilgileri içeren
bir metin gönderiniz (ilanlarınızda logo vb.
kullanılması durmunda logo
tarafımıza iletilmelidir.)
FİRMA ADI
:
ADRESİ
:
TELEFON
:
İLGİLİ KİŞİ
:
FİRMA V.D.
:
Garanti Bankası Kavacık Şubesi
Hesap No: (389) 1201 126 IBAN NO: TR25 0006 2000 3890 0001 2011 26
V. NO.
:
T. İş Bankası Altunizade Tic. Şb.
Hesap No: (1390) 14739 IBAN NO: TR57 0006 4000 0011 3900 0147 39
BOYUTLAR (st x cm) :
METİN
:
n
İlan bedelini banka hesabına yatırınız.
İlan formunu ve banka dekontunu bize iletiniz.
Dünya Süper Veb Ofset A.Ş. Hesap No:
Yapı Kredi Matbaacılar Sitesi Şb.
Hesap No: (692) 71960818 IBAN NO: TR48 0006 7010 0000 0071 9608 18
Adres: “Globus” Dünya Basınevi
100. Yıl Mahallesi 34204 Bağcılar - İSTANBUL
Tel: 0212 440 28 66 - 67 Faks: 0212 355 35 52
e-posta: [email protected]
MAYIS 2014 l Makina Magazin
95

Benzer belgeler

z Makina sektörünün gücü Hannover`de

z Makina sektörünün gücü Hannover`de Erkan Makina, İscar ve Tekyaz ortak seminer düzenledi

Detaylı