Dosya-4: E Dizisi - CU Department of Economics

Transkript

Dosya-4: E Dizisi - CU Department of Economics
EB‹M
E
Edgeworth, Frnacis Ysidro (1845-1926
net kâr› 290 milyar TL'ye ulaflan Holding'in, çat›s›
alt›ndaki kurulufllarda istihdam edilen personel say›s›
6 623'tür.
Eczac›bafl› ‹laç Sanayi ve Ticaret A.fi.'nin %22'si,
Eczac›bafl› Yap› Gereçleri San. ve Tic. A.fi.'nin %31'i,
Eczac›bafl› Yat›r›m Holding'in %45,5'i, ‹ntema ‹nfl. ve
Tes. Mlzm. Yat ve Paz. A.fi.'nin %48,5'i halka aç›lm›fl
olup hisseler borsada ifllem görmektedir.
Sanayi, ticaret, yat›r›m, finans vb. etkinliklerinin yan› s›ra, t›p, spor, sanat, kültür alanlar›nda da toplumumuza önemli katk›larda bulunmaktad›r.
Holding'i oluflturan kurulufllar: E‹S Eczac›bafl› ‹laç
Sanayi ve Ticaret A.fi., Eczac›bafl›-Baxter Hastane
Ürünleri San. ve Tic. A.fi., EÖS Eczac›bafl› Özgün
Kimyasal Ürünler San. A.fi., E‹P Eczac›bafl› ‹laç Pazarlama A.fi., ERP Eczac›bafl› Rhône Poulenc ‹laç Paz.
A.fi., EHP Eczac›bafl› Health Care Products Joint Stock
Company, Dasa Da¤›t›m ve Sat›fl A.fi., Eczac›bafl› Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi., EYAP Eczac›bafl› Yap› Gereçleri Sanayi ve Ticaret A.fi., EKS Eczac›bafl› Karo
Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi., EMS Eczac›bafl› Mutfak ve Banyo Gerç. San. ve Tic. A.fi., EBS Eczac›bafl›
Banyo Küvetleri San. ve Tic. A.fi., Esan Eczac›bafl›
End. Hammaddeleri San. ve Tic. A.fi., Do¤a Madencilik Sanayi ve Ticaret A.fi., ‹ntema ‹nflaat ve Tes. Malz.
Yat. ve Paz. A.fi., Ekom Sanitaermarketing GmbH, Vitra USA, Vitra (UK) Ltd., ‹pek K⤛t Sanayi ve Ticaret
A.fi., Sanipak Sa¤l›k Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.fi.,
EBC Eczac›bafl› Beiersdorf Kozm. Ürün. San ve Tic.
A.fi., Eczac›bafl› Avon Kozmetik Ürünleri San. ve Tic.
A.fi., Giriflim Pazarlama A.fi., Eczac›bafl› Procter &
Gamble Da¤›t›m ve Sat›fl A.fi., Eczac›bafl› Tüketim
Ürünleri San. ve Tic. A.fi., Kaynak Tekni¤i Sanayi ve
Ticaret A.fi., Ekom Eczac›bafl› D›fl Ticaret A.fi., Eczac›bafl› Yat›r›m Holding Ortakl›¤› A.fi., Eczac›bafl›
Menkul De¤erler A.fi., Finsan S›nai ve Ticari Yat›r›mlar A.fi., ES‹ Eczac›bafl› Sigorta Acental›¤› A.fi., EB‹
Eczac›bafl› Bilgi ‹letim Sanayi ve Ticaret A.fi., Eczac›bafl› ‹nflaat ve Ticaret A.fi., Yap›-‹fl Emlak ve ‹nflaat
A.fi., Etrade A.G., Toplu Konut Holding A.fi., Atl› Zincir ‹¤ne ve Makine Sanayi A.fi.
fi. Özgencil/A. Erhan
(Bkz. Elektronik Bilgi ‹fllem Merkezi)
ECU
(Bkz. Avrupa Para Birimi)
Eczac›bafl› Holding A.fi.
1970'te sermayesine ve yönetimine kat›ld›¤› kurulmufl
ya da kurulacak sermaye flirketlerinin yat›r›m, finansman, organizasyon ve yönetim sorunlar›n› birlikte ve
karfl›l›kl› olarak Topluluk yap›s› içinde çözümlemek,
riski da¤›tmak, konjonktür hareketlerine karfl› yat›r›mlar›n güvenli¤ini sa¤lamak ve böylelikle Holding'in kat›ld›¤› / kat›lmad›¤› sermaye flirketlerine flirket çal›flanlar›n›n ve halk›n birikimlerinin güvence içinde kat›l›mlar›n›
özendirerek, sermaye piyasas›n›n geliflmesini desteklemek, Holding bünyesi içinde ve d›fl›nda sosyal hizmetler oluflturmak amac›yla kuruldu.
Holding'in çekirde¤ini, 1941'de üretime bafllayan,
1952'de ‹stanbul / Levent'te iflletmeye aç›lan Türkiye'nin ilk ilaç fabrikas› Eczac›bafl› ‹laç Sanayi ve Ticaret A.fi. ile yine 1942'de ‹stanbul / Kartal'da bir f›r›nla
seramik üretimine bafllayan ve 1958'de ilaç alan›nda oldu¤u gibi, ülkenin ilk seramik sa¤l›k ve yap› gereçleri
fabrikas› olarak hizmete giren Eczac›bafl› Seramik Sanayi ve Ticaret A.fi. oluflturmaktad›r. Bu iki kuruluflun
yan› s›ra, Karamürsel'de kurulan ve günümüzde y›ll›k
üretim kapasitesi 40 bin tona ulaflan ‹pek K⤛t Sanayi
ve Ticaret A.fi. (1970) ve Gebze'de kurulan çocuk bezi,
kad›n ba¤› üreten (y›lda 800 milyon birim) Sanipak
Sa¤l›k Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.fi., armatür ve tesisat gereçleri üreten (y›lda 4 milyon adedi aflk›n) Artema
(günümüzde Eczac›bafl› Yap› Gereçleri Sanayi ve Ticaret A.fi., 1978), Holding'in yap›s›n› güçlendiren öteki
bafll›ca kurulufllar oldu.
Günümüzde, söz konusu alanlarla birlikte kaynak
elektrotlar›ndan madencilik ve kimyasal ürünlere, hastane ürünlerinden kozmetik ürünlerine, menkul de¤erlerden sigortac›l›k, finansman ve ticari yat›r›mlara de¤in genifl bir yelpazede etkinlik gösteren 37 kurulufl,
Holding bünyesinde yer almaktad›r.
1995'te ödenmifl sermayesi 1,5 trilyon TL olan, 106
milyon ABD dolar› tutar›nda d›flsat›m gerçeklefltiren,
Edgeworth Do¤rusu
(Bkz. Bilateral Monopol).
Edgeworth, Francis Ysidro (1845-1926)
‹rlanda'da do¤du. 1891 ile 1922 y›llar› aras›nda Oxford
Üniversitesi’nde hocal›k yapt›.
1891 ile 1926 y›llar› aras›nda Economic Journal
dergisinin editörlü¤ünü yapan Edgeworth'un en önemli
eserleri flunlard›r: Mathematical Physics (1881), Theory
of Monopoly (1897), Theory of Distribution (1904).
Ekonominin d›fl›nda Edgeworth istatistik metodlar›na da de¤erli katk›larda bulunmufltur.
Edgeworth, Jevons'un De¤er Teorisi'nin yetersizli¤ini göstermek amac›yla, kay›ts›zl›k e¤rilerini ve contract
343
EEC
e¤rilerini bulmufltur. (Bkz. Bilateral Monopol, Kay›ts›z l›k E¤rileri).
D. Demirgil
Efektif (Gümrük) Koruma Oran›
[Alm. Efektive-Kauf-Verkaufs-Konto] [Fr. Compte d'ac hat et de vente des devises] [‹ng. Foreign exchange sel ling account]
Bu hesap banka mal› olarak al›nan ve sat›lan yabanc›
paralar›n Türk liras› karfl›l›klar›n›n yaz›ld›¤› hesapt›r.
Sat›n al›nan her efektif için cinsine göre ayr› yard›mc›
föy tutulur.
Üç ayl›k dönem sonlar›nda banka genel müdürlü¤ünden gönderilen efektif kurlar›yla yap›lacak de¤erlendirmelerde (evalüasyonlarda), kur fark›ndan do¤an
borç,"iptidai kâr ve zarar" hesab›nda, "efektif evalüas yonlar›" talî hesab›na alacak yaz›l›r. Zarar halinde aksi
madde yap›l›r. Evalüasyon sonucu yap›lan bu kay›tlar
sonunda, efektif mevcutlar›n›n Türk liras› de¤erleri borsa rayicine ibla¤ edilmifl olur.
S. Abaç
daki (kullan›lacak fiyat istatistikleri baflta olmak üzere)
çeflitli istatistikî sorunlar vard›r. Bunun yan›nda, ticari
rekabet gücünü belirleyen di¤er etkenlerin varl›¤› da bir
gerçektir.
Efektif kurlar›n hesaplanmas›nda iki ayr› çeflit tart›
kullan›labilir: 1) Çok-tarafl› ticaret tart›s›nda, ülkelerin
dünya ticaretindeki pay› veya belirli bir bölge ticareti
söz konusu ise (sanayileflmifl ülkeler veya B. Avrupa ülkeleri gibi) buradaki pay söz konusu olur;
2) ‹ki-tarafl› ticaret tart›s›yla her ülkenin birbirleriyle karfl›l›kl› ticaretindeki paylar› belirlenir.
Genellikle iki tarafl› ticaret tart›s› birinciye tercih
edilmektedir. Bunun iki nedeni vard›r: Birincisi, her ülke piyasas›nda al›c› ve sat›c›lar›n karfl›laflt›¤› yerli ve
yabanc› fiyatlara olan ortalama döviz kuru etkilerini
yans›tmas›d›r; di¤eri de, reel kurlar›n hesaplanmas›nda,
fiyat seviyesi de¤iflmeleri ile döviz kuru de¤iflmelerinin
incelenmesine daha uygun olmas›d›r. Buna karfl›l›k,
çok-tarafl› ticaret tart›s›, iki ülkenin üçüncü piyasadaki
rekabet gücünü saptamak aç›s›ndan daha uygun düflmektedir. (Bkz. Nominal Döviz Kuru, Reel Döviz Kuru,
Esnek Kambiyo Kuru)
G. Kazgan
Efektif Döviz Kuru
Efektif (Gümrük) Koruma Oran›
EEC
(Bkz. Avrupa Ekonomik Toplulu¤u)
Efektif Al›m ve Sat›m Hesab›
[Alm. Effektive Wechsel Kurs] [Fr. Cours de change ef fectif] [‹ng. Effective exchange rate]
1970'li y›llarda yay›lan esnek (dalgal›) döviz kuru sistemiyle birlikte kullan›m› yayg›nlaflan bir kavramd›r. No minal veya reel olarak hesaplanabilir.
Esnek döviz kurlar› yayg›nlafl›nca, çok tarafl› kur
de¤iflmelerinin ticari rekabet gücü aç›s›ndan önemi de
artm›flt›r. Örne¤in, dünya piyasas›nda dolar›n gidiflini
de¤erlendirirken (ikisi de dünyan›n en büyük ticari gücü oldu¤u için) sadece ABD dolar› ile F. Almanya mark› aras›ndaki parite de¤iflmesine bakmak yetmez. Kanada ABD'nin, Fransa da F. Almanya'n›n en büyük ticaret
orta¤›d›r. Bütün bu paralar aras›ndaki parite de¤iflmesi
önem kazan›r. Bunun için döviz kurlar›n›n ticaret paylar› ile tart›lanarak hesaplanmas›, efektif döviz kurukavram›n›n yerleflmesine götürmüfltür.
Bir paran›n (ticaret paylar› ile tart›l› olmak üzere)
belli bafll› di¤er paralar karfl›s›nda de¤erinin de¤iflmesi,
hem döviz piyasas›ndaki hem de ticari rekabet gücündeki gidiflin göstergesidir. Buna, nominal efektif kur denilmektedir. Ancak, ülkelerin yaflad›¤› enflasyon oran›n›n farkl› olmas› dolay›s›yla, nominal efektif kur de¤iflmeleri ticari rekabet gücünü göstermekte yetersiz kal›r.
Bir ülkenin paras›, dünya piyasas›nda, ancak o ülke ile
d›fl dünya aras›ndaki enflasyon fark›n› telafi edecek
oranda de¤er yitiriyorsa, reel olarak kur ayn› kalm›flt›r;
ticari rekabet gücünde kur de¤iflmesinden kaynaklanan
bir de¤iflme olmam›flt›r. Efektif kurlardaki reel azal›fl
veya art›fl, döviz piyasas›ndaki ve ticari rekabet gücündeki durum de¤iflmesinin göstergesi olarak kullan›l›r.
Nominal de¤erden reel de¤ere varmak için, döviz kuru,
ilgili ülke ile d›fl dünya aras›ndaki enflasyon oran›ndaki
fark için düzeltilir. Ancak, reel kurlar›n hesaplanmas›n-
[Alm. Efektive-protektions-rate] [Fr. Taux effectif de
protection] [‹ng. Effective rate of protection]
D›fl ticaretteki nominal gümrük vergilerinin fiili etkilerini ölçmek için ‹kinci Dünya Savafl›’ndan sonra gelifltirilmifl olan bir kavramd›r. Çünkü, nominal gümrük ver gisi oran›, fiili koruma oran›ndan farkl› olabilmektedir.
Efektif koruma oran›, üretim birimi bafl›na katma de¤e re gümrük vergisinin etkisini inceler. Ancak, bu etkiye
sadece gümrük vergilerinde rastlanmaz; d›fl ticarette al›nan di¤er ithal vergileri de benzer sonuçlar yarat›r.
Efektif koruma oran›n›n nominal gümrük vergisinden farkl› olmas›nda, üzerinde durulmas› gereken iki
nokta vard›r: Birincisi, bir üretim dal›nda katma de¤erin, hem girdiler hem de ç›kt› üzerindeki gümrük vergileri dolay›s›yla de¤iflebilmesidir. ‹kincisi, girdiler üzerindeki nominal vergi oran› ç›kt› üzerindekinden küçükse, efektif koruma oran›n›n nominal gümrük vergisinden yüksek olmas›d›r. Tabii, ayn› durum, girdi üzerindeki vergi oran› daha küçükse söz konusu olur; bu kez
efektif koruma oran› nominal gümrük vergisinin alt›nda
kal›r. Afla¤›da, bir örnekle bu aç›klama somutlaflt›r›lm›flt›r.
Hiç gümrük vergisi ödenmeyen serbest d›fl ticaret
koflullar›nda, otomobil sanayiinde bir otomobilin fiyat›
1 milyar TL, girdi maliyeti 700 milyon TL, dolay›s›yla
katma de¤eri 300 milyon TL olsun. E¤er otomobil ithalat›nda % 10 oran›nda, otomobil girdilerinde de % 5
oran›nda gümrük vergisi al›nmaya bafllan›rsa, otomobil
fiyat› 1,1 milyar TL’ya, girdi maliyeti 735 milyon
TL’ya katma de¤er de 365 milyon TL'ye yükselir. Bu
örnekte otomobilin birim fiyat› % 10, girdi maliyeti %
5, buna karfl›l›k katma de¤er % 21,66 oran›nda artm›flt›r. ‹flte, hiç gümrük vergisi olmad›¤›nda oluflan katma
de¤er (V) ile gümrük vergilerinin etkisi ile oluflan kat344
Efektif Talep
E¤riye ‹ndirgeme
ma de¤er (V') aras›ndaki fark›n (V)’ye oran›, (V'-V) /
V, bize efektif koruma oran›n› gösterir. Yukar›daki örnekte, 365 milyon-300 milyon / 300 milyon = % 21,66,
nominal gümrük vergisinin çok üstündedir.
Yukardaki örnekte gümrüksüz ve gümrüklü durumdaki katma de¤ere göre saptanan efektif koruma oran›,
nominal gümrük vergileri ve girdi ç›kt› iliflkilerine göre,
afla¤›daki formüle göre hesaplan›r. Tabii, sonuç ayn›d›r.
ej =
tj – ∑ aij ti
1 – ∑ aij
0,2166 = 0,10 – (0,70) 0,05
1 – 0,70
ej : faaliyetinde efektif koruma oran› ( %21,66)
tj : faaliyetinde ç›kt› üzerinde nominal gümrük vergisi (%10)
ti : tek girdi olan (i) üzerindeki nominal gümrük vergisi (%5)
aij : girdinin ç›kt›daki pay› (%70)
Efektif koruma oran›n›n nihai ç›kt› üzerindeki nominal gümrük vergisinden farkl› olabilece¤i bilindi¤i için,
gümrük vergileri buna göre düzenlenmektedir. Üretimin
girdileri üzerindeki nominal vergi oran› ç›kt› üzerindekinden daha düflük tutulmakta, hatta bazen hiç vergi
al›nmamaktad›r. Bu nedenle, ülkede üretimi hiç olmayan do¤al hammaddeler hiç gümrüksüz ithal edilir ya
da üretimin ilk aflamas›ndaki bir yar› mamul (örne¤in
pamuk ipli¤i), üretimin daha ilerki aflamas›ndaki bir
mamule (örne¤in pamuklu dokuma) oranla daha düflük
oranda gümrük vergisine tabi tutulur.
Korumada ülkelerin baflvurdu¤u tek politika arac›
gümrük vergileri (ya da efl etkili nitelikteki vergiler) de¤ildir. Miktar k›s›tlamalar›, ithal yasaklar› gibi birçok
yolla iç üretimle ithalat›n rekabeti s›n›rlanmaktad›r. Bu
durumda, yukar›da nominal gümrük vergisi oran›ndan
hareketle hesaplad›¤›m›z efektif koruma oran› saptanamaz; birinci formülde, katma de¤ere dayanarak yap›lan
hesaplaman›n kullan›lmas› gerekir.
G. Kazgan
Efektif Talep
[Alm. Effektive Nachfrage] [Fr. Demande globale effec tive] [‹ng. Effective demand]
Herhangi bir mal›n parayla desteklenen talebine denilir.
Keynes'çi modelde efektif talep, üretim ve istihdam dü zeyini belirleyen taleptir.
‹ktisatta talepten söz edildi¤inde de genellikle efektif talep kastedilmektedir.
A. Kal›n
Efektif Vaziyeti ve Efektif Deposu Hesaplar›
[Fr. Compte de position des devises effectives et compte
de dépôt des devises effectives] [‹ng. Foreign exchange
currency stock account]
Efektif mevcudunu ve hareketini izleyebilmek amac›yla
defterikebirde düzenleyici (nâz›m) kay›t olarak aç›lan
ve sabit kur üzerinden ifllenen kambiyo hesaplar›d›r.
S. Abaç
EFTA
(Bkz. Avrupa Serbest Ticaret Toplulu¤u)
Egebank
1928'de özel sermayeli ticaret bankas› olarak ‹zmir'de
kuruldu. Uzun y›llar bölgesel bankac›l›k etkinliklerinde
bulundu. 1980'lerin sonlar›nda, hisselerinin ço¤unlu¤u
H. Bayraktar Holding taraf›ndan sat›n al›nd›ktan sonra
h›zl› bir at›l›m içine girdi; genel merkezini ‹stanbul'a tafl›d›; flube say›s›n› art›rd›. 1995'te ‹hlas Holding A.fi.'nin
ortakl›¤›yla mali yap›s› daha da güçlendi.
1995 y›l› itibariyle ödenmifl sermayesi 2 trilyon TL
olan bankan›n, yine ayn› dönemde toplam mevduat›
31,5 trilyon TL'ye, kulland›rd›¤› krediler tutar› 16,1 trilyon TL'ye, net kâr› 1,031 trilyon TL'ye ulaflt›.
fiube say›s›: 38
Temsilcilik say›s›: 1
Personel say›s›: 866
A. Erhan
Egemen Firma
(Bkz. Duopol ve Oligopol).
E¤lence Vergisi
Belediyeler taraf›ndan tahsil edilen bir vergidir. Belediye Gelirleri Kanunu'na göre (m. 17-22), verginin konusunu belediye s›n›rlar› ile mücavir alanlar içinde yer
alan e¤lence iflletmelerinin faaliyetleri oluflturmaktad›r.
Verginin mükellefi ise e¤lence yerlerini iflleten gerçek
ya da tüzel kiflilerdir. Verginin matrah›n›, biletle girilen
yerlerde bilet bedeli (e¤lence vergisi hariç) olarak sa¤lanan gayrisafi has›lat oluflturmaktad›r. Biletle girilmesi
zorunlu olmayan bar, pavyon, diskotek, bilardo salonlar›
vb. e¤lence yerlerinde iflin niteli¤ine göre çal›fl›lan her
gün için, belediye meclisleri taraf›ndan belirlenecek
miktarlar verginin matrah›n› oluflturmaktad›r.
fi. Akkaya
E¤riye ‹ndirgeme
[Alm. Kurvenanpassung] [Fr. Rectification d'une cour be] [‹ng. Curve fitting]
Gözlemlerle elde edilmifl istatistik serilerin, e¤ilimlerine uygun flekilde, belirli matematiksel fonksiyonlarla
ifade edilmesi ifllemleridir.
E¤riye indirgeme metodlar›ndan en yayg›n olarak
kullan›lan En Küçük Kareler Metodu, iki ya da daha
fazla de¤iflkenli seriler ile zaman serilerinin ana e¤ilimlerinin belirlenmesinde yard›mc› olmaktad›r. Tek de¤iflkenli ve gözlemlerin ço¤unun (frekans›n) seri grafi¤inin
ortas›nda bulundu¤u simetrik bölünme serileri söz konusu oldu¤unda ise, bu serilerin normal bölünmeye uygunlu¤unu araflt›rmaya yönelik E¤riye ‹ndirgeme Meto du’ndan yararlan›lmaktad›r. Bu metodun uygulanmas›nda ilk olarak ilgili bölünmenin aritmetik ortalamas›
ve standart sapmas› hesaplanmakta, daha sonra ayn› ortalama ve standart sapma de¤erlerine sahip bir normal
345
Ek Maliyet
Ekonometri
bölünmenin ordinatlar›, yani (Y) eksenindeki de¤erleri
hesaplanarak elde edilen normal e¤ri, araflt›rma konusu
olan bölünmenin histogram ya da frekans poligonu fleklinde çizilmifl grafi¤i ile karfl›laflt›r›lmaktad›r. X = de¤iflken de¤erleri, X = aritmetik ortalama ve σ = standart
sapma olmak üzere normal e¤ri denklemi
Y=
N 1
σ = √2π
e -1/2
X–X
(
σ
maliyetten kaç›n›labilecektir. Benzer flekilde, örne¤in
üretim miktar›n›n azalt›lmas› alternafi de, mevcut maliyetlerin bir k›sm›ndan kaç›nmaya olanak verecektir.
Ek maliyet ve kaç›n›labilir maliyet kavramlar› alternatifler aras›ndaki farklar›n maliyet yönünü yans›tt›klar›ndan, karar-verme aç›s›ndan önemli kavramlard›r.
Y. Ercan/fi. Akkaya
)
Ekoloji
olmakta, yani (σ ) ve (X) bilindi¤inde her (X) de¤eri
için normal bölünmenin ordinatlar› ya da (Y) de¤erleri
hesaplanabilmektedir. Çeflitli X - X/σ de¤erleri için
denklemin sa¤ taraf› tablolar halinde haz›rlanm›fl oldu¤undan, (Y) de¤erleri kolayl›kla hesaplanabilmektedir.
Ancak bu metodun herhangi bir bölünmeye uygulanabilmesi, normal bölünmeye uyumun da iyi olaca¤› anlam›na gelmez. Uyumun derecesini belirlemek için, fiili
(Y) de¤erleri (frekanslar) ile normal e¤ri denklemi yard›m›yla elde edilmifl olan teorik (Y) de¤erleri aras›ndaki farklar›n anlaml›l›¤›n›n, Ki-Kare bölünmesi ile test
edilmesi gerekmektedir. Farklar›n tesadüfi nedenlerden
ileri gelemeyecek kadar fazla oldu¤u durumda, uyumun
iyi olmad›¤› sonucuna var›lacakt›r.
Yukar›da aç›klanan normal E¤riye ‹ndirgeme Metodu’nun yan› s›ra, çeflitli tür serilerinin lojistik ve Gompertz e¤rilerine uyumlar› da araflt›r›labilir. Buna ek olarak Seçilmifl Noktalara Göre Enterpolasyon Metodu’nda, verilerdeki boflluklar› doldurmak amac›yla, belirli
veriler üzerinden do¤rusal fonksiyonlar ya da polinomlar geçirilmesi de birer E¤riye ‹ndirgeme Metodu olarak
kabul edilmektedir. (Bkz. Aritmetik Ortalama, Bölün me, En KüçükKareler Metodu, Enterpolasyon, Histog ram, Ki-Kare Bölünmesi, Normal Bölünme, Frekans
Poligonu, Standart Sapma).
B. A. Köksal
Ek Maliyet
[Alm. Extrakosten, Mehrkosten] [Fr. Coût annexe] [‹ng.
Incremental cost]
Karar vermenin (alternatifler aras›ndan bir seçim yapman›n) söz konusu oldu¤u bir durumda, herhangi bir alternatifin ek maliyeti, bu alternatif seçildi¤i takdirde
maliyetlerde ortaya ç›kacak olan art›fl t›r. Ek maliyet,
analizde temel al›nan duruma ba¤l› olarak anlam kazan›r. Örne¤in bir firmada 200 000 birim ve toplam maliyeti 5 milyar TL olan y›ll›k üretimi, 300 000 birime ç›karma konusunda iki alternatif mevcutsa ve y›ll›k toplam maliyet birinci alternatifte 7 milyar, ikinci alternatifteyse 8 milyar TL olacaksa, bu iki alternatifin mevcut
duruma göre ek maliyetleri s›ras›yla 2 ve 3 milyar
TL'dir. Yönetim, y›ll›k üretim miktar›n› 300 000 birime
ç›karmaya karar verdiyse, ikinci alternatifin birinci alternatife göre ek maliyeti de 1 milyar TL'dir.
Ek maliyet kavram›na bir alternatifin seçilmesi yönünden yaklafl›l›rsa ya da alternatif, toplam maliyette
bir azalma yaratacaksa, kaç›n›labilir maliyet söz konusu olur. Üzerinde düflünülen alternatif reddedilirse, ek
[Alm. Ökologie] [Fr. Ecologie] [‹ng. Ecology]
Yunanca "ev" anlam›na gelen alkos ve "bilim" anlam›na gelen logos sözcüklerinden oluflmufl bir terimdir.
Canl› varl›klar›n çevreleriyle iliflkilerini inceleyen
biyoloji biliminin bir dal›d›r. Ekoloji terimi ilk kez 1867
y›l›nda Alman biyolog Ernst Haeckel taraf›ndan önerilmiflse de, ekoloji diye ayr› bir bilim dal›n›n yayg›n kabul görmesi 1900 sonras›nda olmufltur. Ekoloji bilginleri önceleri belli mekân boyutlar› içinde, canl›lar›n gerek
kendi aralar›ndaki, gerekse cans›zlarla olan iliflkilerini
belirlemeye çal›flm›fllard›r. Bu araflt›r›c›lar, an›lan iliflkilerin tümünü kapsayan bir do¤al denge oldu¤u görüflünü savunmufllard›r.
Bu terim, günümüzde biyoloji bilimi d›fl›nda ekonomi, sosyoloji, co¤rafya, t›p gibi bilim dallar›nda da yayg›n biçimde kullan›lmaktad›r.
Canl›larla çevresi aras›nda karfl›l›kl› etkileflimi araflt›ran ekolojinin nüfus, örgüt, teknoloji ve do¤a olmak
üzere dört ö¤esi vard›r. Bunlar aras›ndaki karfl›l›kl› etki
ve tepki iliflkileri, inceleme konular›n›n bafl›nda yer almaktad›r. Örne¤in nüfusun artmas› ve yer de¤ifltirmesi,
do¤aya karfl› giriflilen üretim eyleminde kullan›lan araçlar›n de¤iflmesi, üretim faaliyetlerinin daha karmafl›k
hale gelmesi, insanla do¤a aras›ndaki iliflkilerin yeni
boyutlar kazanmas›na yol açm›flt›r. Günümüz insan›, ortaya ç›kan çevre sorunlar›yla, do¤a dengesinin giderek
bozuldu¤unu anlam›fl bulunuyor. Bozulan bu dengenin
düzeltilmesi için, çeflitli bilim dallar›n› temsil eden uzmanlar, tüm ilgilileri al›nacak önlemler hakk›nda ulusal
ve uluslararas› düzeylerde uyarmaktad›rlar.
E. Tokgöz
Ekonometri
[Alm. Ökonometrie] [Fr. Econométrie] [‹ng. Economet rics]
Yunancada iktisat anlam›na gelen oekonomia ve ölçüm
anlam›na gelen metron sözcüklerinin birlefltirilmesi ile
oluflturulan "ekonometri" terimi, ekonomik olaylar aras›ndaki iliflkilerin belirlenmesini, bu iliflkilerin matematik fonksiyonlarla belirtilmesini ve bu fonksiyonlar›n
do¤ruluklar›n›n gözlemlere dayanarak istatistik metodlarla test edilmesini amaçlayan bir ekonomik araflt›rma
dal›n› ifade etmektedir.
Gözlemlere dayanarak matematiksel iliflkilerin test
edilmesi düflüncesi 19. yy. iktisatç›lar›na kadar uzanmakta ise de, bu alandaki önemli çal›flmalar 20. yy'da
bafllam›fl ve ekonometri sözcü¤ü ilk olarak 1926 y›l›nda
Norveçli iktisatç› Ragnar Frish taraf›ndan kullan›lm›flt›r. Bu dönemden itibaren iktisadi iliflkilerin belirlenme346
Ekonometri
si ve bu iliflkilerin gözlemlere dayan›larak test edilmesi
ifllemlerinin bir arada yürütülmesi, iktisat biliminin daha somut temellere oturtulmas›n› da mümkün k›lm›flt›r.
Bu do¤rultuda, örne¤in tüketimi belirleyen faktörler ve
tüketim aras›ndaki iliflkiler tüketim fonksiyonlar› ile belirtilerek, bu fonksiyonlar›n gerçek tüketim davran›fllar›
ile uyumu araflt›r›lm›fl ya da girdiler ile ürün aras›ndaki
iliflkiler üretim foksiyonlar› ile ifade edilerek, bu fonksiyonlar ekonominin çeflitli kesimlerine uygulanabilmifltir.
Ekonometrik analizler bafll›ca dört aflamadan oluflmaktad›r:
1) Ekonomik iliflkilerin bir teori çerçevesinde be lirlenmesi. Bu aflama, iktisadi bilgilerin ›fl›¤› alt›nda bir
olay ya da olaylar grubunu aç›klamadaki ba¤›ml›, ba¤›ms›z, endojen ve eksojen de¤iflkenlerin belirlenerek,
mant›k aç›s›ndan tutarl› bir çerçeve ya da model içine
oturtulmas›n› kapsamaktad›r. Bir mal›n talebini etkileyen faktörlerin belirlenmesi ve bu faktörler yard›m›yla
talebin aç›klanmas›, bu aflamaya örnek olarak gösterilebilir.
2) ‹liflkilerin matematiksel olarak belirtilmesi.
Birinci aflamada çeflitli de¤iflkenleri belirlenen modelin
matematiksel bir fonksiyon ya da fonksiyonlar yard›m›yla ifade edilmesi, bu aflaman›n bafll›ca ifllemleridir.
Böylelikle, milli gelir ya da nüfus zaman içinde geometrik bir art›fl kaydetmekteyse, bu geliflme bir e¤ri
fonksiyonu ile aç›klanabilecek ve örne¤in zaman içindeki nüfus art›fl›, y = nüfus, A = bir sabit, g = zaman birimi ve x = nüfusun art›fl h›z› olmak üzere
y = Agx
fleklinde bir üstel fonksiyon yard›m›yla belirtilebilecektir.
3) Matematiksel modelin parametrelerinin tahmini (de¤erlendirme). Ekonometrik analizin bu aflamas› istatistik verilerin kullan›lmas›yla matematiksel
modeldeki bilinmeyenlerin (parametrelerin) yine istatistik metodlara dayan›larak tahmin edilmesi ile ilgilidir.
Burada en yayg›n olarak kullan›lan metod, gözlemlerin
bir e¤ri ya da do¤ru fleklinde belirtilmesini sa¤layan
regresyon analizidir. Örne¤in, nüfusun zaman içinde art›fl›n›n y = Agx fleklinde bir fonksiyon yard›m›yla aç›klanabilece¤i düflünülmekteyse, bu fonksiyonun logaritmik flekli olan
log . y = log A + x log g
do¤rusal bir denklem olaca¤›ndan, do¤rusal regresyon
analizinden yararlan›larak, nüfusla ilgili verilerin bu
fonksiyona uygunlu¤u araflt›r›labilir. Bu yolla denklemdeki bilinmeyen (x) parametresi, yani nüfusun art›fl h›z›
ile (A) bilinmeyeni, (y) ve (g) ile ilgili veriler yard›m›yla hesaplanabilecektir.
4) Parametrelerin test edilmesi (do¤ruluk kontrolu). Matematiksel modelin bilinmeyenleri gözlemlere
dayan›larak tahmin edildikten sonra, çeflitli istatistik hipotez testi metodlar› yard›m›yla modellerin uyum dereceleri test edilerek, hesaplanan parametrelerin güvenilirli¤i belirlenmeye çal›fl›l›r. Bu testler ayn› zamanda
Ekonometrik Model
modelin gerçek iktisadi iliflkileri aç›klamadaki baflar›s›
hakk›nda da fikir verebilmektedir.
Ekonometrik analizlerin önemli bir bölümü iktisadi
de¤iflkenler aras›ndaki iliflkilerin regresyon analizlerine
dayan›larak belirlenmesine yöneliktir. Ancak girdi-ç›kt›
analizleri ve do¤rusal programlama da genifl anlamdaki
ekonometrinin çerçevesi içinde dikkate al›nmakta ve bu
metodlar özellikle planlama ve öngörme (previzyon)
konusunda araflt›rmac›lara ›fl›k tutabilmektedirler. (Bkz.
Ba¤›ml› De¤iflken, Hipotez Testleri, Regresyon).
B. A. Köksal
Ekonometrik Model
[Alm. Ökonometrische Modell] [Fr. Modèle économét rique] [‹ng. Econometric model]
Ekonomik de¤iflkenler aras›ndaki stokastik iliflkilerin
eflanl› bir denklem sistemi fleklinde ifade edilmesi, ekonometrik model olarak tan›mlanmaktad›r.
Bir ekonomide belli bir zaman döneminde de¤iflkenler aras›nda görülen davran›fl iliflkileri, söz konusu de¤iflkenlerin geçmifl, cari, hatta gelecekte beklenen de¤erlerinden kaynaklanan çok karmafl›k yap›lard›r. Bu
yap›y› modellefltirir ve istatistik metodlarla parametreleri tahmin edilebilecek flekilde ifade edersek bir ekono metrik model oluflturmufl oluruz.
Bu tip modellerin zaman›m›zda, özellikle geliflmifl
Bat› ülkelerinde, büyük önem kazanmas›nda, ekonomiyi denklem sistemi olarak incelemeye çal›flan öncü çal›flmalar›n (L. Walraz), dinamik iktisattaki geliflmelerin
(R. Frisch), istatistiksel istidlâl tekniklerindeki ilerlemelerin (J. Neyman, Ke. Pearson), milli gelir hesaplama yöntemlerinin geliflmesinin ve makroekonomi ile ilgili teorilerin (J. M. Keynes) önemli katk›s› olmufltur.
Ekonometrik modellerle ilgili olarak bugün anlafl›lan
anlamda ilk çal›flmalar J. Tinbergen taraf›ndan Milletler
Cemiyeti'nde yap›lm›flt›r.
Bir ekonometrik modelde afla¤›daki tipte denklemler
yer alabilir:
a) Özdefllikler: Bir kaynak harcama dengesi ya da
bir harcanabilir gelir tan›m› böyle bir denklemdir.
b) Teknik denklemler: Modele entegre edilmifl bir
input-output kutusu teknik denklemlere örnektir.
c) Kurumsal denklemler: Bir vergi gelirinin, vergi
matrah› ile kanunda belirtilen vergi haddinin çarp›m›
fleklinde ifade edildi¤i bir denklemdir.
d) Davran›fl denklemleri: De¤iflkenler aras›ndaki
stokastik iliflkilerin parametrelerinin, genellikle regresyon yöntemleri ile tahmin edildi¤i denklemlerdir.
Bu tip denklemlerin oluflturulmas› ve modelin ba¤lanmas›, belli ekonomi teorilerinin ›fl›¤›nda gerçeklefltirilir. Ard›nda geçerlili¤i s›nanmak istenen bir ekonomik
hipotezleri olmaks›z›n birtak›m denklemlerin alt alta
yaz›lmas›, ekonometrik model yapmak anlam›na gelmez. Genellikle modelde, de¤erleri eflanl› olarak belirlenmek istenen de¤iflken say›s› kadar denklem bulunur.
Bir ekonometrik modelde yer alan de¤iflkenler önce
ikiye ayr›l›r.
347
Ekonometrik Model
1) Endojen de¤iflkenler: Modelde de¤erleri eflanl›
model çözümü yoluyla bulunan de¤erlerdir.
2) Önceden belli de¤iflkenler: De¤erleri modelin çözümünde veri olarak al›nan de¤iflkenlerdir. Bunlar cari
egzojen de¤iflkenlerle gecikmeli egzojen ve gecikmeli
endojen de¤iflkenlerdir. Bir de¤iflkenin endojen mi egzojen mi olaca¤› büyük ölçüde araflt›rmac›n›n yaklafl›m›na ba¤l› bir konudur. Bir modelde para arz› egzojen,
baflka bir modelde endojen olabilir. Fiyatlar düzeyinin
endojen belirlendi¤i ve egzojen al›nd›¤› modeller vard›r.
Bir ekonometrik modelin orijinal denklemleri yap› sal form'u oluflturur. E¤er model do¤rusal ise, bu yap›sal formun eflanl› çözümü sonucunda belirlenme prob lemi afl›labilmifl ise, bir indirgenmifl form elde edilir.
Belirlenme problemi afl›lam›yorsa gözlemsel olarak efl lenik yap›lar elde edilir.
Do¤rusal olmayan modellerde yap›sal formdan indirgenmifl form'a bu flekilde geçilemez. Yak›nsakl›k sa¤lanabildi¤i takdirde sistem çeflitli algoritmalarla çözülür. Bu güçlük, pratikte do¤rusal modellerin daha yayg›n oluflunda önemli bir nedendir.
‹ndirgenmifl form bir çarpanlar matrisi 'dir. Egzojen
de¤iflkenlerden endojen de¤iflkenlerin nas›l etkilenece¤ini gösterir.
Ekonometrik modellerin parametrelerini tahmin etmenin çok çeflitli yöntemleri vard›r. Ola¤an en küçük
kareler (CLS), iki aflamal› en küçük kareler (2SLS) s›n›rl› bilgi maksimum likelihood (LIML), sistemin bütünü ile ilgili bilgileri çözüm s›ras›nda kullanan üç aflamal› en küçük kareler (3 SLS) ve tam bilgi maksimum likelihood (FIML) yöntemleri bu arada belirtilebilir. Bir
ekonometrik modeli baflar›l› k›lmak için geçerli ekonomik hipotezler kurulmas› ve sa¤l›kl› istatistik veri üretmesi, daha rafine tahmin metodlar› kullanmaktan çok
daha önemlidir.
Ekonometrik modeller bir ekip çal›flmas›n› ve devaml› flekilde gelifltirilme u¤rafl›s›n› gerektiren büyük
araflt›rmalard›r. Bu nedenle genellikle maliye bakanl›klar›, planlama örgütleri, merkez bankalar›, bankalar gibi
ekonominin bütünü ile ilgili politika düzenleyici ve uygulay›c›s› kurumlar taraf›ndan yürütülür.
Ülkemiz için gelifltirilmifl ekonometrik modeller, U.
Korum, S. Özmucur ve TSKB'nin modelleridir.
Ekonometrik model, ekonominin dinamik yap›s›n›
anlayabilmek, iflleyiflinin kurallar›n› belirlemek, yap›y›
belirleyen parametre tahminlerinden baz›lar›n›n de¤ifliminin di¤er parametre tahminlerini nas›l etkileyece¤ini
belli hata paylar› ile tahmin edebilmek, makroekonomik
düzeyde uygulanan ekonomi politikalar›n›n etkilerini
saptamak, gelecek dönemler için flarta ba¤l› ve flarts›z
tahminlerde bulunmak ve bu bilgilere dayanan politika
çözümlemelerini saptamak ile bunlar›n modelin hangi
de¤iflkenlerini nas›l etkileyece¤ini ve bunlardan nas›l
etkilenece¤ini görebilmek için, iktisatç›lar›n elindeki en
geliflkin araçt›r.
Ülkemizin özellikleri ve sorunlar› aç›s›ndan bir ekonometrik modelin sektörel bir ay›r›m içermesi, finansman ve parasal de¤iflkenleri bünyesinde bulundurmas›,
Ekonomi
ekonominin d›fl dünya ile iliflkilerine ayr›nt›l› biçimde
yer vermesi, fiyat belirlemesi, arz koflullar› ve maliyet
yap›s›na a¤›rl›k vermesi ve kamu kesiminin ekonomiye
etkilerini saptamaya olanak vermesi o modelin kullan›lma olanaklar›n› ve cevap verebildi¤i soru miktar›n›
önemli ölçüde art›racakt›r. (Bkz. Ekonometri, Regres yon, Belirlenme Problemi, Çarpanlar Matrisi)
U. Korum
Ekonomi
[Alm. Ökonomie, Wirtschaft] [Fr. Economie] [‹ng. Eco nomics]
Ekonominin çeflitli tan›mlar› vard›r:
1. Ekonomi, para kullan›larak ya da para kullan›lmadan insanlar aras›nda de¤iflim ifllemlerine neden olan
faaliyetlerin incelenmesidir.
2. Ekonomi, insanlar›n çeflitli mallar (bu¤day, s›¤›r,
pardesü, konser, yol, bombard›man uçaklar› ve yat gibi)
üretmek ve bunlar› tüketmek üzere toplumun çeflitli
üyelerine bölüfltürmek için k›t ya da s›n›rl› üretim kaynaklar›n› (toprak, iflgücü, makine gibi sermaye mallar›
ve teknik bilgi) hangi biçimde kulland›klar›n› inceler.
3. Ekonomi, insan›, günlük geçimini kazan›rken ve
yaflam›ndan zevk al›rken inceler.
4. Ekonomi, insanl›¤›n tüketim ve üretim etkinliklerini nas›l düzenledi¤ini inceler.
5. Ekonomi, servetin incelenmesidir.
Bugün iktisatç›lar afla¤›daki tan›m üstünde anlaflm›fl
görünüyorlar: "Ekonomi, insanlar›n ve toplumlar›n pa ra kullanarak ya da para kullanmadan zaman içinde
çeflitli mallar üretmek ve bunlar› bugün ve gelecekte tü ketmek üzere, toplumdaki bireyler ya da gruplar aras›n da bölüfltürmek için, k›t üretim kaynaklar› kullanmak
konusundaki tercihlerini inceler."
Ekonomi, tarih incelemelerinden genifl ölçüde yararlan›r. Kristof Kolomb'un alt›n dolu Amerika'y› keflfinden sonra ‹spanya ve Avrupa'da yüzy›llarca fiyatlar›n
yükselmesi bir raslant› eseri miydi? Buhar ve demiryolu
devri neden Londra'daki gecekondu sakinlerine yararl›
oldu? Tarihin yorumu için analiz araçlar› gereklidir.
Çünkü, olaylar kendi aç›klamalar›n› getirmezler.
Modern ekonomi biliminin ilk görevi, üretimin, iflsizli¤in, fiyatlar›n ve bunlara benzer olaylar›n davran›fl›n› tan›mlamak, aç›klamak ve aralar›ndaki iliflkiyi saptamakt›r.
"Neden ekonomi okumal›?" sorusunun en iyi yan›t›n› Lord Keynes birçok tart›flmaya neden olmufl klasik
kitab›n›n sonunda flöyle verir:
"‹ktisatç›lar›n ve siyasi yazarlar›n düflünceleri, do¤ru olsun olmas›n, genellikle san›ld›¤›ndan çok daha etkilidir. Diyebiliriz ki, dünyay› bu düflünceler yönetmektedir. Her türlü entelektüel etkiden uzak oldu¤unu sanan
pratik insanlar, genellikle art›k hayatta olmayan bir iktisatç›n›n esiridir. ‹ktidarda bulunan ve havadan sesler
ifliten ç›lg›nlar, birkaç y›l önce yaz› yazm›fl akademik
bir yazardan ilham al›rlar. Eminim ki, edinilmifl ç›karlar›n gücü, düflüncelerin dolayl› etkisinden çok daha zay›ft›r. Bu hemen kendisini göstermez, belirli bir gecikmeye ba¤l›d›r; zira iktisadi ve siyasi felsefe alan›nda
348
Ekonomi Bankas›
25-30 yafllar›na geldikten sonra yeni teorilerin etkisi alt›na girenler çok de¤ildir. Bu nedenle memurlar›n ve siyaset adamlar›n›n, hatta ihtilâlcilerin olaylara bakarak
uygulad›klar› düflünceler o kadar yeni olmayabilir. ‹yilik ya da kötülük için er geç tehlikeli olan, edinilmifl ç›karlar de¤il, düflüncelerdir". (Bkz. Ekonomi Politik,
Sosyal Siyaset)
D. Demirgil
Ekonomi Bankas›
(Bkz. Türk Ekonomi Bankas›)
Ekonomide Süreklilik
[Alm. Wirtschaftliche Stetigkeit] [Fr. Continuité écono mique] [‹ng. Economic continuity]
Hükümet de¤iflmeleri gibi siyasi de¤iflmelere ra¤men
ekonomik politikan›n sürdürülmesi gere¤i üzerinde duran görüfltür. Bu görüfle göre, çeflitli bask› gruplar›n›n
hükümeti etkileme gayretlerine olanak verilmemelidir.
(Bkz. Ekonomik Müeyyideler, Ambargo)
D. Demirgil
Ekonomi Hukuku
[Alm. Wirtschaftsrecht] [Fr. Droit économique] [‹ng.
Economic Law]
Hukukun geleneksel bölüm ve dallar›, sosyo ekonomik
geliflmenin ortaya ç›kard›¤› de¤iflik sorunlara çözüm
bulamaz hale gelince, bu sorunlar› karfl›layabilmek için
yeni bir anlay›fla ve buna uygun yeni hukuk disiplinlerine gereksinim duyulmufltur. Nas›l borçlar hukuku, modern ifl yaflam›n›n sorunlar›n› çözümleyemeyince yeni
bir hukuk disiplini olan ifl hukuku ortaya ç›km›flsa, ayn›
flekilde ekonomik yaflam› tümü ile kapsayamayan ticaret hukuku, borçlar hukuku gibi hukuk dallar›n›n d›fl›nda iflletme hukuku, ekonomi hukukugibi yeni disiplinler
oluflmufltur.
Yeni bir hukuk dal› olan ekonomi hukuku, ekonominin devletçe yönlendirilmesi hukuku olarak tan›mlanabilir. Bu hukukun konusu planlama, özendirme (teflvik) ve çeflitli tür düzenlemelerle ekonomik yaflam›n
devletçe yönlendirilmesidir. Ekonomi hukuku çerçevesinde devlet, emir ve yasaklarla, s›n›rlama ve özendirmelerle üretim ve tüketim üzerinde etkin olurken, örne¤in, üretim ve yat›r›mlar›n yönlendirilmesi, fiyat denetimi, kartel ve haks›z rekabet s›n›rlamalar›, belirli ölçülerde planlama gibi konularda düzenlemeler getirebilir.
Böyle olunca ekonomi hukuku, ekonomi politikas›n›n
bir arac› olarak da de¤erlendirilebilir. Ekonomi hukuku,
kamu hukuku ve özel hukukbölümlerini içeren bir bütün
oluflturdu¤undan tek bir yasal kayna¤a dayanmaz. Bu
bak›mdan de¤iflik hukuk dallar› çerçevesinde yürürlü¤e
giren kurallar, ilgileri ölçüsünde ayn› zamanda ekonomi
hukukunun da kayna¤›n› olufltururlar. Ancak, bu hukuk
dal›n›n tan›mlanmas›nda bir birlik oldu¤u söylenemez.
Ekonomi hukukunu yeni bir hukuk dal› olarak görenler,
yukar›daki tan›ma uyguon olarak dar bir yorumla bu
Ekonomik Büyüme Evreleri
hukuk dal›n›n konusunu, devletin ekonomik yaflam›
yönlendirmesi olarak belirlerken, daha genifl bir yorumdan yana olanlar ekonomik yaflam›n bütün yönleri ile
düzenlenmesinin ekonomi hukukunun konusu oldu¤unu
savunmaktad›rlar.
D. Ulucan
Ekonomik Analiz
[Alm. Wirtschaftsanalyse] [Fr. Analyse économique]
[‹ng. Economic analysis]
Ekonominin fonksiyonel iliflkilerini, (neden-sonuç iliflkilerini) inceleyen k›sm›d›r. 19. yy'da ekonomik analizin ortaya ç›kmas›, ekonominin ahlâk felsefesinden ayr›lmas›na imkân vermifltir.
Ekonomik analizi birçok bak›mdan tasnife tutmak
mümkündür: Kalitatif analiz ve kantitatif analiz ile ekonominin iki ana bölümünü oluflturan mikro ve makro
analiz. Bu tasniflerin sonuncusu, mikro karar veren (tüketiciler ve üretici firmalar gibi) en küçük birimleri incelerken, makro analiz ekonomiye kuflbak›fl› bakmaktad›r. Öte yandan, ekonomik analiz statik ya da dinamik
olabilir. Ekonomik analizin dinamik hale getirilmesi,
Myrdal taraf›ndan teklif edilen ex-ante ve ex-post ayr›m›d›r. Dönem sona erdikten sonra ölçülen, gerçekleflen
de¤erler ex-post'dur; ileriki döneme ya da dönemlere ait
beklentiler ise ex-ante'dir.
Ekonomik analizde zaman da önemli bir de¤iflkendir. Tarihi süre (zaman) sistemin d›fl boyutunu, operasyonel zamansa iç boyutunu oluflturmaktad›r. (Bkz. Di namik Analiz, Statik Analiz, Ex-Ante, Ex-Post
)
D. Demirgil
Ekonomik Bütçe
[Alm. Ekonomische Budget] [Fr. Budget économique]
[‹ng. Economic budget]
Gelecek y›l›n gelirleri ve harcamalar› hakk›nda yap›lan
tahminleri içeren belgeye ekonomik bütçe (ya da milli
bütçe) denir. Bu belgeye baz› hallerde, iktisat politikas›
hakk›nda ayr›nt›l› bir program eklenmektedir.
Ekonomik bütçe kavram› Anglosakson ülkeleriyle
Kuzey Avrupa ülkelerinde ‹kinci Dünya Savafl›’n›n sonunda ayn› zamanda ortaya ç›km›fl ve ekonomik bütçe
terimi ilk kez 1946'da Hollanda'da kullan›lm›flt›r.
‹ngiltere ve Amerika Birleflik Devletleri'nde ekonomik bütçenin kayna¤›, hükümetlerin ekonomide tam istihdam halini sa¤lama istekleridir. Hollanda ve Norveç'te ‹kinci Dünya Savafl›’n›n sonundaki kaynak k›tl›¤›
nedeniyle, k›t kaynaklar›n en iyi flekilde da¤›t›larak
ekonominin kalk›nd›r›lmas› için ekonomik bütçeler haz›rlanm›flt›r.
Türkiye'de 1962 y›l›nda bafllat›lan Befl Y›ll›k Kalk›nma Planlar›’ na paralel olarak haz›rlanan y›ll›k programlarla genel ekonomik denge tablolar›, tam bir ekonomik bütçe olmasa bile, kamu ve özel sektörün toplam
gelirlerinin, yat›r›m ve tüketim harcamalar›n›n gelecek
y›la iliflkin tahminlerini vermektedir. (Bkz. Bütçe)
D. Demirgil
349
Ekonomik Büyüme Evreleri
Ekonomik Denge
Ekonomik Büyüme Evreleri
Ekonomik Çökertme
[Alm. Phasen der wirtschaftlichen Entwicklung] [Fr.
Phases de la croissance économique ] [‹ng. Stages of
economic growth]
ABD'li iktisatç› W.W. Rostow taraf›ndan gelifltirilmifl
olan bu model, ekonomik büyümenin befl aflamas›n› nitelendirmede kullan›l›r. Bu modeli, Rostow, The Stages
of Economic Growth ad›n› tafl›yan çal›flmas›nda ortaya
atm›flt›r. Rostow'a göre her toplum, kurulan modelde
sözü edilen befl aflamadan geçer. Model, bu biçimiyle,
yoksul bir tar›msal toplumdan yayg›n tüketim ekonomisine varan tüm geliflme evrelerini kapsamaktad›r.
Modelin birinci aflamas›, geleneksel toplum tipidir.
Ekonominin toplam üretimi son derece düflük olup, toplumda genellikle muhafazakâr ölçüler egemendir. ‹kinci
aflama "pre-take-off" olarak nitelenen kalk›fl öncesi dönemini kapsar. Bu aflamada toplum art›k de¤iflme sürecine girmifltir. Genel olarak ürünlerin ifllenmesi ve ambalajlanmas› gerçeklefltirilmektedir. Üçüncü aflamada
ise toplum "kalk›fl evresi" denilen take-off sürecindedir.
Bu aflamada büyümeyi gerçeklefltirmenin tüm engelleri
maddi ve manevi anlamda ortadan kald›r›lm›fl, büyüme,
ekonominin normal olay› haline dönüflmüfltür. Yat›r›m
ve teknik birikim yüksek oranlara ulaflm›flt›r. Kendi
kendini destekleyen bir büyüme biçimi söz konusudur.
Olgunluk aflamas› ise art›k sofistike mal ve hizmetlerin
üretildi¤i aflamad›r. Oturmufl olan ve kesintiye u¤ramayan büyümenin yan›nda yeni sanayi kollar› ortaya ç›kar.
Modern teknolojinin tüm ürünleri imal edilmektedir. Bu
aflamada art›k ithalat h›zla azalmakta, ihracat ise milli
gelirin ana kalemlerinden biri haline gelmektedir. Son
aflama, bu evreyi simgeleyen y›¤›nsal bir tüketimin gerçekleflti¤i toplum yap›s›d›r. ‹nsanlar istedikleri mal› istedikleri biçimde ve sürede kullanabildikleri döneme
ulaflm›fllard›r. Bu biçimiyle tüketim de art›k sofistike
hale gelmifltir.
Kimi iktisatç›lar, bu analizde Marksizm’e benzer bir
yan bulmufltur. Analizin, bir analiz arac› olarak fazla etkinli¤i olmamakla birlikte, özellikle savafl sonras›nda
yard›m yap›lacak ülkelerin saptanmas›nda büyük yararlar› görülmüfltür. Söz konusu evrelerden yola ç›k›larak,
geliflmifl ülkelerin salt kalk›fl öncesi aflamas›nda olan ülkelere yard›mda bulunmas› planlanm›flt›r. Analizin günümüzde tek geçerli yönü, toplumlar›n geçifl süreçlerinin ve "kalk›fl" evresi ö¤elerinin saptanmas›nda yarar
sa¤lamas›d›r.
K. Mortan
[Alm. Wirtschaftliche Sanktion] [Fr. Sanction économi que] [‹ng. Economic sanction]
Bir ülkenin ald›¤› bir ekonomik kararla bir baflka ülkenin ekonomisini tahrip etmeyi amaçlamas›n› anlatan bir
terimdir. En yayg›n biçimiyle "ekonomik ambargo" olarak anlafl›lmakla birlikte, banka hesaplar›na el konulmas› gibi baflka biçimleri de vard›r. Sömürge döneminde
‹ngiltere'nin Rodezya'ya ve fiah dönemi sonras›nda
ABD'nin ‹ran'a uygulad›¤› yapt›r›mlar "ekonomik çökertme"nin tipik örnekleridir.
K. Mortan
Ekonomik Büyüme Kutuplar›
[Alm. Wirtschaftliche Zuwachspolen] [Fr. Pôles de cro issance economique] [‹ng. Economic growth poles]
Bir ya da birkaç sürükleyici endüstriye ba¤lanm›fl veya
bir ya da birkaç endüstri etraf›nda kümelenmifl bir endüstriler grubunun, bir ekonomide bir büyüme ve dinamizm merkezi oluflturmas›d›r. Bu kavram Frans›z iktisatç›s› François Ferroux taraf›ndan ortaya at›lm›flt›r.
D. Demirgil
Ekonomik De¤er
[Alm. Wirtschaftliche Wert] [Fr. Valeur économique]
[‹ng. Economic good]
Fayda yaratan mal ve hizmetler ile bir al›m sat›fl ifllemi
halinde fiyatland›r›labilen nesnelere denir.
K. Mortan
Ekonomik Denge
[Alm. Wirtschaftliche Gleichgewicht] [Fr. Equilibre
économique] [‹ng. Economic stabilization]
Klasik maliyecilerin bütçe denkli¤i teorisi, liberal ekonomi düflünce sistemi içinde devletin ekonomik faaliyetlere karfl› ç›kmas›n› ve kar›flmas›n› kabul etmez.
Ekonomik faaliyetlerin otomatik düzeni vard›r; arz ve
talep kanunu ya da fiyat mekanizmas› ekonomiyi kendi
kendine dengeler. Bütçe dengesi esast›r. Ancak, Birinci
Dünya Savafl› döneminin ve savafl sonras›n›n sorunlar›
ve ard›ndan gelen 1929 Büyük Bunal›m›, bütçe dengesinin sa¤lanmas›nda büyük güçlükler ç›karm›flt›r. ‹kinci
Dünya Savafl›’n›n haz›rl›¤›, finansman›, savafl sonras›ndaki ekonomik, mali ve toplumsal de¤iflme ve geliflmeler, devletlerin denk bütçe izlemelerini engellemifltir.
Klasik maliyecilerin bütçe denkli¤i (mali denge) sistemi, liberal ekonomi düflünce sisteminin zay›f taraflar›yla ve bundan do¤an güçlüklerle karfl›laflm›flt›r. Klasik
mali denge sistemi, bütçe aç›klar›n›n sak›ncalar›n› çok
abartarak aç›klamakta ve bunun devletin iflâs›na neden
olaca¤›n› öne sürmektedir. Bütçenin aç›k olmas› ve a盤›n borçlanmayla karfl›lanmas› daima iflâs sonucu do¤urmaz. Ekonomik duruma göre, devletin özel flah›slara
borçlanmas› sonunda, milli gelir artar ve borç yükü,
-yat›r›m çarpan›n›n sonucu olarak- klasik düflünce sisteminin tersine, artma yerine azalma gösterir. Hazine mali iflâs haline düflmez; artan üretim ve milli gelir hazinenin gelirlerini art›r›r ve hazine borçlar›n› ödeyebilir.
Devletin para arz›n› art›rmas› da daima ve kesinlikle
enflasyonist sürece girmeye neden olmaz. Tam çal›flman›n alt›nda dengede olan ekonomilerde para arz›n›n artmas›, tüketim ve yat›r›m harcamalar›n› art›rarak, h›zlan d›ran ve çarpan ilkeleriyle milli gelir düzeyinin yükselmesine neden olabilir; bütçe fazlas› oldu¤u zamansa, bu
fazla, yat›r›mlara yöneltilerek milli ekonomi için yararl›
olur.
Klasik mali düflünce, bütçe dengesinin faydalar›n›
350
Ekonomik Determinizm
da abartarak kabul etmektedir; yaln›zca mutlak bütçe
dengesini düflünmüfl, ülke ekonomik dengesi ve ekonomik yaflant› üzerinde durmam›flt›r. Bütçesi denk, fakat
d›fl ödemeleri dengesiz olan bir ekonominin sorunlar›n›
da ele almam›flt›r. Klasik maliye düflünürlerinin bütçe
dengesi kavram›, klasiklerin mali olaylar› ekonominin
d›fl›nda kabul etmeleri sonucunu do¤urmufltur. Oysa
ça¤dafl maliyeciler, mali olaylar› ekonomiden soyutlamay›p ekonominin içinde kabul ederler. Devlet gelirleri
ile giderleri aras›nda, muhasebe düzeni içinde bir denge
bulunmas›n›n flart olmad›¤›n›, zaman zaman ekonomik
toplumsal düzenin gerektirdi¤i bütçe aç›k ya da fazlala r›na rastlanmas›n›n normal oldu¤unu savunurlar. K›sacas›, ça¤dafl mali düflünce sistemi, klasik mali düflüncenin aksine, bütçe a盤›na ve fazlas›na karfl› de¤ildir; ülke ekonomisinin gidiflinde, ekonomik politika arac› olarak kabul etmektedir. Bütçe politikas›, ekonomik denge
bozukluklar›na, enflasyona karfl› tam al›flmay›, ekonomik kalk›nmay› ve gelir da¤›l›m›n› sa¤lama araçlar›ndan biri olarak kabul edilmektedir. Bütçe politikas›, yaln›zca birbirine eflit gelir gider tahminleri yaparak bütçe
denkli¤i sa¤lamak de¤ildir; milli ekonomi içinde kamu
ve özel sektör aras›nda dengeyi kurarak tam çal›flma düzeyinde ekonomik dengeyi sa¤layabilmektir. Böylece,
enflasyonist ve deflasyonist e¤ilimlere karfl› gelir ve gider politikalar›yla, gerekirse bütçenin y›ll›k dengesini
bozup, ekonomik dengeyi kurmak esast›r. (Bkz. Denk
Bütçe)
G. Coflkun
Ekonomik Determinizm
[Alm. Ökonomische Determinismus] [Fr. Déterminisme
économique] [‹ng. Economic determinism]
Bütün tarihi geliflmelerin yaln›z ekonomik güçler taraf›ndan belirlendi¤ini öne süren teoridir.
D. Demirgil
Ekonomik Durgunluk
[Alm. Wirtschaftliche Stagnation] [Fr. Stagnation éco nomique] [‹ng. Economic stagnation]
‹leri ekonomilerde tasarrufun, tam istihdam›n devam›n›
güçlefltirecek düzeye ç›kabilece¤ini iddia eden teoridir.
Teorinin taraftarlar› çok azalm›flt›r. Birçok durumda bu
kavram, uzun dönemli ekonomik durgunluk (secular
stagnation) karfl›l›¤› olarak kullan›lm›flt›r.
D. Demirgil
Ekonomik Egemenlik
[Alm. Wirtschaftliche Herrschaft] [Fr. Domination éco nomique] [‹ng. Economic domination]
Bir ülkenin di¤er bir ülkeden elde edece¤i ekonomik
avantajlar› göz önüne alarak siyasi kontrol ya da etki alt›na girmesidir. Söz konusu avantajlar, hammadde sa¤lamak, nihai ürün piyasalar›n› geniflletmek gibi ç›karlard›r.
D. Demirgil
Ekonomik Emperyalizm
(Bkz. Emperyalizm)
Ekonomik Endikatör
Ekonomik Endikatör
[Alm. Ökonomische Indikatoren] [Fr. Indicateurs éco nomiques] [‹ng. Economic indicators]
Önceden tahmin, ekonomik büyüklüklerin sonraki devrelerdeki muhtemel de¤erlerini cari devrede, cari ve önceki devrelere ait bilgilerden yararlanarak ex-ante olarak tahmin etmektir. Tahmin ifllemini, de¤iflkenlerin
belli dönemlerdeki de¤erlerini, devaml› oluflumlar›n
belli dönemler için kesit de¤erleri kabul eden bir yaklafl›mla ele almak gerekir. Bu amaçla zaman serileri analizlerinde son y›llarda önemli geliflmeler ve bilgi ifllem
uygulamalar› sa¤lanm›flt›r. Önceden tahmin, bir dinamik süreç olarak alg›lanmal›d›r.
Tahmin ifllemleri makro ya da mikro düzeyde olabilir; flartl› ya da flarts›z olarak yap›labilir. fiartl› tahmin,
belli politika önlemleri al›nmas› flart›na ba¤l› olarak
yap›lan, flarts›z tahmin ise ekonominin normal ak›fl seyrinin sürece¤i varsay›m› ile yap›lan tahmindir. Tahminler nokta ya da aral›k fleklinde yap›l›r. Genellikle nokta
tahminin daha çekici, fakat o ölçüde de yan›lt›c› oldu¤unu söyleyebiliriz. Aral›k fleklinde tahmin, tahminin
standart hatas›n› da verdi¤imiz için, daha güvenilir bir
yaklafl›m say›labilir.
Tahmin ifllemleri ex-ante ya da ex-post yap›l›r. Exante, gerçek anlamda önceden tahmindir ve (t+1) dönemi için (t) döneminde tahmin demektir. Ex-ante tahmin
hatas›, hem tahmini yaparken kulland›¤›m›z de¤iflkenlerin hesab›ndaki hatalar›, hem de fonksiyonel iliflki kal›b›ndan kaynaklanan "model hatalar›"n› içerir. Ex-ante
tahminlerde kullan›lmadan önce ex-post, yani retrospektif olarak gözlem dönemi için tahmin baflar›s›n›n s›nanmas› gereklidir.
Önceden tahmin objektif ya da subjektif olabilir.
Objektif metotlar da ya naive ya da ekstrapolasyona dayanan teknikler, ya barometrik teknikler yani ekonomik
endikatörlerle (göstergelerle) tahmin yapmak veya ekonometrik yöntemlerden yararlanmak suretiyle tahmin
yap›lmas›n› içerir.
Barometrik teknikler, ekonomik göstergelerin zaman içinde konjonktüre uygunlu¤unun araflt›r›lmas› ve
konjonktürün önünde giden, konjonktürle uyumlu ve
konjonktürü gecikme ile takip eden serilerin ay›rt edilmesi yoluyla tahminler yap›lmas›n› içerir.
Bu teknikler en çok ABD'de gelifltirilmifltir. Konjonktür politikalar›nda çabuk müdahale çok önemlidir;
çünkü gecikmifl müdahaleler daha pahal› ve daha az etkili olur.
Burada, konjonktürün önünden giden göstergeler
çok önem kazan›r. Bu tip barometre niteli¤inde de¤iflkenler için ABD’de gelifltirilmifl afla¤›daki liste verilebilir:
1) Haftada çal›fl›lan ortalama saat,
2) Terfiler,
3) Tar›m d›fl› sektörlerde ifle yerlefltirilenler say›s›,
4) Geçici olarak ifllerini b›rakm›fl olanlar›n say›s›,
5) ‹flsizlik baflvurular›,
6) ‹malatç›lar›n ald›¤› yeni siparifller,
351
Ekonomik Eflitsizlik
7) ‹nflaat mukaveleleri,
8) ‹haleler,
9) Konut inflaat ruhsatlar›,
10) Faaliyet halindeki firma say›s›,
11) Yeni flirketler,
12) ‹flâslar,
13) Protesto edilen senetler,
14) Vergi sonras› flirket kârlar›,
15) Toptan fiyat indeksi / output birimi bafl›na ücret
ve maafl maliyet oran›,
16) Birim sat›fl bafl›na kâr,
17) Hisse senedi fiyatlar›,
18) Stok de¤iflmeleri,
19) Karfl›lanmam›fl siparifller,
20) S›nai hammadde fiyatlar›.
Bir baflka barometrik teknik de yay›lma indeksidir.
Bu indeksler, sektörler ve bölgeler itibariyle birbirini
takip eden zaman devrelerinde firmalar›n yüzde kaç›n›n
ifl hacminde yükselme oldu¤unu göstermektedir.
Ülkemizde DPT'nin uygulad›¤› yat›r›m e¤ilim an ketleri ve halen D‹E'nin uygulad›¤› imalat sanayii e¤i lim anketleri barometrik verilere örnek olarak gösterilebilir.
Barometrik tekniklerin yani ekonomik göstergeleri
kullanan tekniklerin etkili olabilmesi, veri toplama ve
haber alma sisteminin gelifltirilmesini gerektirir. ‹statistiklerin toplanma ve yay›nlanmas›nda önemli gecikmelerin oldu¤u ülkemizde bu konuda ciddi sorunlar vard›r.
Burada gösterge ya da endikatör sözcü¤ünün bir ülkede yay›nlanan istatistikler demek olmad›¤›n› belirtmek yararl› olur. De¤iflmeleri baflka de¤iflkenlerdeki de¤iflmeleri ve konjonktürün yak›n gelecekteki seyrini haber veren de¤iflkenler gösterge olarak kabul edilebilir.
Gelece¤e yönelik bir bilgi toplama sistemi ve hassas
göstergelerin gelifltirilmesi yararl› olur. ‹stihdam durumu ile ilgili ayl›k örnekleme anketleri, yat›r›m e¤ilimleri, kapasite kullan›m›, siparifller ve çeflitli konularda
bekleyifller ile ilgili ayl›k ya da üç ayl›k anketler, bu
göstergelerin gelifltirilmesinde çok yararl› olur. Almanya'da uygulanan Konjonktürtest, yani müteflebbislere
uygulanan ve kalitatif bilgiler toplayan anketler de düflünülebilir. (Bkz. Aral›k Tahmini, Ekstrapolasyon, Ya y›lma ‹ndeksi)
U. Korum
Ekonomik Eflitsizlik
[Alm. Ökonomische Ungleichheit] [Fr. Inégalité écono mique] [‹ng. Economic inequality]
Bu kavram›, genel olarak, ulusal gelirin bireyler aras›nda eflitsiz bir flekilde da¤›l›m› olarak tan›mlamak mümkündür. Burada kullan›lan anlamda ekonomik eflitsizlik
daha s›n›rl› bir alan› kapsam›na almaktad›r. Nüfusun
belirli kesitlerindeki ailelerin eline geçen parasal gelir
aras›nda büyük farklar vard›r. Vergilerin ç›kmas› ile hesaplanan bu aile gelirleri aras›ndaki ekonomik eflitsizli¤in azalmas› yönünde bir geliflme oldu¤u ileri sürülüyorsa da, iktisatç›lar bu konuda henüz fikir birli¤ine varamam›fllard›r. Üzerinde durulmas› gereken nokta, en
Ekonomik Eflitsizlik
yüksek ve en düflük, makul derecede yüksek ve makul
derecede düflük gelir gruplar›ndaki ailelerin gelirleri
aras›nda dün de, bugün de korkunç ayr›mlar oldu¤udur.
Ekonomik eflitsizli¤in bu anlamda sürekli oldu¤unu inkâr etmek mümkün de¤ildir. Gelgelelim, bu eflitizli¤in
kapitalist düzen içinde varl›¤›n› sürdürmesi, ikincinin
birinciye neden oldu¤u anlam›na gelmez. Bir baflka deyiflle, ekonomik eflitsizlikten kapitalist düzen sorumlu
olmayabilir. Burada sa¤l›kl› olarak söyleyebilece¤imiz
fley, kapitalizmin ekonomik eflitsizli¤i ortadan kald›racak kuvvetleri harekete geçirmemifl oldu¤udur. Olaylar
göstermifltir ki, kapitalist ekonomilerin temel kurumlar›,
do¤alar› gere¤i, gelir da¤›l›m›nda önemli farkl›l›klar yaratmaktad›r.
Tüketim mallar›, üretim araçlar›, emek, do¤al kaynaklar ve yat›r›m fonlar›n›n sat›ld›¤›, kiraland›¤› ve
ödünç verildi¤i serbest piyasa, kapitalist düzenlere özgü bir kurumdur. Al›c›lar ve sat›c›lar, iktisadi durumlar›n› gelifltirmek ve güçlendirmek için, bu piyasada oldukça yüksek bir özgürlük imkân›na sahiptirler. Serbest
piyasadaki arz ve talep iliflkileri sonucu mal, hizmet ve
üretim araçlar›n›n cari fiyatlar› oluflur. Talebe k›yasla az
olan mal, hizmet ve üretim araçlar› için fiyatlar daha
yüksek bir düzeyde oluflur, yani bunlar›n parasal de¤erleri yüksektir; arz fazlas› olan mal, hizmet ve üretim
araçlar›ndaysa fiyat daha düflük bir düzeyde oluflur, yani bunlar›n parasal de¤erleri daha azd›r. Kiflisel gelirlerin, dolay›s›yla aile gelirlerinin ortak kayna¤› bu piyasa
de¤erleri oldu¤undan, sonuç olarak bunlar birbirlerinden çok farkl› biçimlerde belirirler. Gelirini do¤rudan
ya da dolayl› flekilde üretim maliyeti ile bir mal›n sat›fl
fiyat› aras›ndaki farktan sa¤layan kifli, o mala olan talebin arza k›yasla fazla oldu¤u hallerde yüksek bir gelir
elde eder. Yeni bir mal ya da hizmeti satan flah›s, ayn›
mal› yapan flah›slar›n piyasaya dahil olmas› an›na kadar, yukar›daki talep fazlas› koflullar› alt›nda gelir sa¤lar. Birim maliyetini düflürme yollar›n› bulan firma, rakipleri toparlay›p ayn› tekni¤i kullan›ncaya ve dolay›s›yla piyasa fiyatlar›n› düflürünceye kadar yüklü kârlar
elde eder. Serbest piyasalarda bu koflullar›n devaml›
olarak ve de¤iflik biçimlerde ortaya ç›kmas›, ekonomik
eflitsizlik yaratmaktad›r. Serbest piyasalarda arz fazlas›,
talep azl›¤› koflullar› alt›nda çal›flan flah›slar da düflük
gelirler sa¤larlar. Ayn› flekilde son derece az bulunan,
dolay›s›yla büyük bir talep fazlas›na sahip olan bir üretim arac›n›n hizmetlerini satan bir flah›s, serbest piyasadan yüksek bir gelir sa¤lar. Ayn› olanaklar› olmayan
flahs›n geliri düflük olur. Örne¤in, ›rgatlar›n ya da çok
az uzmanlaflm›fl iflçilerin arz› daima talepten fazla olmufl; buna karfl›l›k nitelikli kol eme¤inin ve baz› do¤al
kaynaklar›n arz› s›n›rl› olmufltur. Bunun do¤al bir sonucu olarak, serbest piyasadaki de¤erlendirme süreçleri,
mal sat›c›lar›n›n gelir düzeyinde büyük farkl›l›klar›n ortaya ç›kmas›na sebep olmufltur.
Bu konuya iliflkin olarak iki kuramsal özellik üzerinde durmak gerekir. Do¤al kaynaklar üzerinde özel
mülkiyet ve zenginli¤in tevarüsü. Al›m s›ras›nda nitelik
ve nicelikleri hakk›nda fazla bir fley bilinmeyen do¤al
352
Ekonomik Eflitsizlik
kaynaklar, yüksek gelirler sa¤layacak bir biçimde sömürülebilir. Tükenme d›fl›nda herhangi bir flekilde nitelik de¤ifltirmedikleri için, do¤al olarak mahdutturlar.
Tükenme de zaten bu arz azl›¤›n› büsbütün azaltmaktad›r. Nüfus art›kça ya da bu kaynaklar›n kullan›labilece¤i alanlar geniflledikçe, eski kullan›fllara yenileri eklendikçe, bu kaynaklara olan talepte de koflut bir art›fl kaydedilir. Kayna¤›n arz›nda de¤iflme olmaz. O kayna¤›n
serbest piyasadaki de¤erinin artmas› sonucu, kayna¤›n
mülkiyetini elinde tutan flahs›n geliri de artar. Bu gibi
kaynaklara sahip kifliler, ülkenin nüfusu artt›kça ve ekonomisi gelifltikçe, büyük ç›karlar sa¤lam›fllard›r.
Veraset kurumu da ekonomik eflitsizli¤in bir önemli
kayna¤›d›r. Aile servetini ifl alanlar›nda kullanarak art›rmak, böylelikle ekonomik eflitsizli¤i fazlalaflt›rmak
mümkündür. Baz› hallerde, mülkiyet haklar›n›n nesiller
boyunca vâristen vârise geçmesi de ekonomik eflitsizlik
yaratabilir ya da eflitsizli¤i sürdürebilir. Veraset kurumu
dolayl› bir flekilde iflleyerek yüklü bir miras ve dolay›s›yla gelir bekleyen flahs›n "talep fazlas›" olan baz›
mesleki gruplara yönelme ihtimallerini ortadan kald›rabilir. Böylelikle bu mirasç›lardan üretici alanlarda yararlanmak mümkün olmaz.
Serbest piyasalarla özel mülkiyet ve veraset kapitalizmin ayr›lmaz bir parças› olduklar›ndan, milli gelir
da¤›l›m›nda eflitli¤e do¤ru bir hareket olmas› mümkün
de¤ildir. Ekonomik düzenin faydal›l›k derecesini birkaç
yönde azaltmas› bak›m›ndan, bugün varolan büyük ekonomik eflitsizli¤i, kapitalizmin zay›f düfltü¤ü noktalardan biri olarak kabul etmek gerekir. Bir kere, yaflama
düzeyleri aras›ndaki büyük farklar s›n›flar aras›nda bir
husumet do¤urabilir. Böyle bir durum, iflbirli¤inin son
derece önemli oldu¤u karmafl›k bir ekonomi düzenini
ciddi flekilde zorlayabilir ve hatta tehlikeye düflürür.
Yüksek gelir gruplar›n›n toplumdaki üretim araç ve
kaynaklar›n›n nas›l ve nerede kullan›lacaklar›n› tespit
etme yetkileri son derece genifltir. Baz› kararlar lüks
mal ve hizmetlerin piyasaya sürülmesi yönünde olabilir.
Bunun yan›nda, düflük gelir gruplar›ndakiler en temel ihtiyaçlar›n› karfl›layacak olanaklardan yoksun durumda olabilirler. Yüksek gelir gruplar›n›n sürdürecekleri son derece flatafatl› yaflamlar, toplumun tüketim
al›flkanl›k ve standartlar›n› genel bir de¤iflmeye götürebilir. Bu da de¤iflik gelir düzeylerindeki tüketicilerin
gelirlerinden sa¤lad›klar› mutlak refah› gözle görülür
flekilde azaltabilir. Gelir eflitsizli¤i, yani ekonomik eflitsizlik, yüksekö¤renim yapma, mesleki e¤itim görme,
yetenekleri en iyi flekilde de¤erlendirme alanlar›nda da
f›rsat eflitsizli¤i yarat›r. Bunun do¤al bir sonucu, hiçbir
fley olmasa bile, toplumun kayba u¤ramas›d›r. Yetenekleri nispeten s›n›rl› olan, buna karfl›l›k "gerekli iliflkiler"i sa¤layan ve sa¤lam bir e¤itim görme olanaklar›na
sahip bulunan bir flah›s, yüksek sorumululuklar tafl›yan
mevkilere yükselebilir. Daha yüksek nitelikte yeteneklere sahip olan, ancak bu yeteneklerini gelifltirme f›rsat
ve olanaklar›n› bulamayan bir baflkas› ise topluma çok
daha az yararl› olabilece¤i alanlara yönelmek zorunda
kal›r. Bu bak›mdan, bugün en sorumlu mevkilerde en
Ekonomik Faaliyet Kollar›
yüksek niteliklere sahip kiflilerin bulunup bulunmad›¤›
bir tart›flma konusu olmaktad›r. E¤er en yüksek niteliklere sahip kifliler bu mevkilerde bulunmuyorlarsa, toplumsal verimlilik ve milli gelir, ç›kabilece¤i en yüksek
seviyeye ç›km›yor demektir. Bütün bunlara ek olarak
siyasal, e¤itimsel, dinsel kurumlar gibi büyük toplumsal
önemi olan birimler üzerinde yüksek gelir gruplar›n›n
büyük etkileri ve hatta do¤rudan denetimleri olabilmektedir. Bu toplumsal kuvvetler, ad› geçen denetimler ve
muhtemel k›s›tlamalar yüzünden kitle ihtiyaç ve arzular›n› karfl›layamayacak duruma gelirlerse, sa¤l›kl› bir
toplumun varl›¤› da tehlikeye düflebilir.
D. Demirgil
Ekonomik Etkinlik
[Alm. Wirtschafliche Effizienz] [Fr. Efficacité économi que] [‹ng. Economic efficiency]
Ekonominin, kaynak kullan›m› ve kaynak tahsisinde etkinli¤i gerçeklefltirmesi durumudur.
Kaynaklar›n kullan›m›nda ekonomik etkinli¤e ulaflmak için, üretim maliyetinin minimize edilmesi gerekmektedir. Bu konudaki di¤er koflullar, teknolojik etkinli¤in sa¤lanm›fl olmas› ve israf›n önlenmesidir. Sonuçta,
girdilerin en alt fiyat düzeyinde sa¤lanmas› yoluyla,
maliyeti minimize eden bir üretim sürecine gidilir.
Tahsiste etkinlik ise, al›nan ekonomik karar ve önlemler sonucu herkesin (ya da bir kesimin) durumu iyilefltirilirken kimsenin durumunun bozulmamas› anlam›n› tafl›r. Bu ölçüt ilk kez ‹talyan iktisatç›s› V. Pareto taraf›ndan ortaya at›ld›¤›ndan "Pareto ölçütü" ad›yla an›lmaktad›r. Refah iktisad› ise, bu kavramlar›n iktisadi politikaya uygulanmas› durumudur. (Bkz. Refah Ekonomi si, Pareto Optimimu)
K. Mortan
Ekonomik Faaliyet Kollar›
[Alm. Wirtshaftszweige, Wirtshaftsabteilungen] [Fr.
Branches d'activités économiques] [‹ng. The kind of
economic activity]
Standart ekonomik faaliyet kollar› s›n›fland›rmas› Birleflmifl Milletler Örgütü taraf›ndan haz›rlanm›fl olup, en
son revizyonu 1968 y›l›nda yap›lm›flt›r. Uluslararas›
karfl›laflt›rmalarda uluslar aras›nda kullan›labilmesi
amac›yla tüm üye devletler taraf›ndan prensip olarak
kabul edilmifltir. S›n›fland›rma, genellikle, "ana bölüm", "bölüm", "ana grup" ve "grup" ayr›mlar›yla kullan›lmaktad›r. Bununla beraber, özellikle madde seviyesine gelince ülkeler kendi ayr›mlar›n› yapmaktad›r. Ülkelerin co¤rafi ve tarihi özellikleri, s›nai geliflmeleri ve
ekonomik faaliyet yap›lar›n›n eflitsizlikleri, s›n›fland›rman›n alt kademelerinde farkl›l›klara neden olmaktad›r.
Bu s›n›fland›rman›n hedefi, mal ve hizmet üretiminde bulunan faaliyet kollar›n›, nitelikleri birbirlerine benzeyen faaliyet nevileri itibariyle bir araya getirmektir.
Her bafll›kta yer alan faaliyetler aras›nda üretilen fleyler
ve yap›lan hizmetler itibariyle benzerlikler bulundu¤undan, bundan yararlan›larak ilk ve daha sonraki üretim
elemanlar› ve üretimin düzenlenmesi, finansman tek353
Ekonomik Faktörlerin Hareketlili¤i
Ekonomik Güvensizlik
Ekonomik Güvensizlik
nikleri, bir ekonominin bünyesini, gidiflini ve bölümleri
aras›ndaki iliflkileri tahlil için gerekli tasnif edilmifl veriler elde edilebilmektedir.
Ekonomik faaliyet kollar›n› teflkil eden sektörler,
mal üreten sektörler ve hizmet üreten sektörler olarak
iki gruba ayr›l›r. Mal üreten sektörler de temel mal üre ten sektörler ve yap›m sanayii olarak ikiye ayr›lmaktad›r.
Temel mal üreten sektörler ya da birincil üretim kesimi, tar›m ve madencilik sektörleridir. Yap›m kesiminde imalat sanayii ile enerji sektörleri yer almaktad›r. Di¤er sektörler de, üçüncül üretim kesimi dedi¤imiz hizmet üretim kesimini oluflturmaktad›r.
E. Özötün
Ekonomik Faktörlerin Hareketlili¤i
(Bkz. Faktör Mobilitesi)
Ekonomik Geliflme
[Alm. Wirtschaftliche Entwicklung] [Fr. Développement
économique] [‹ng. Economic development]
Geliflmekte olan ülkelerin toplam geliri ile kifli bafl›na
gelirinin büyüme süreci ve bu arada ülke ekonomisinin
yap›sal geliflmesi, "ekonomik geliflme" olarak nitelendirilir. Bu konudaki temel ölçüler sanayi sektörünün tar›msal kesime göre daha büyük olmas›, k›rdan kente
h›zl› insan göçünün yaflanmas›, ihracatta, tar›m ve madencilik ürünlerinin nispi önemi yitirmesi ve sanayi
ürünlerinin ön plana ç›kmas›, ithalat›n birlefliminde ana
a¤›rl›k noktas›n› yat›r›m mallar›n›n oluflturmas›, yat›r›m
kaynaklar›n›n yarat›lmas›nda d›fl fonlar›n giderek düflmesidir.
Ekonomik geliflmede temel amaç, genel yaflam düzeyinin yükselmesidir. Ancak bu konuda kullan›lan nicel ölçülerin yan›nda, ülke düzeyinde baz› niteliksel dönüflümlerin gerçeklefltirilmifl olmas› da göz önüne al›nmaktad›r. Bunlar›n bafl›nda toprak reformu ve ekonomik sistemin demokratikleflmesi gelmektedir. (Bkz. Bü yüme Modelleri, Ekonomik Büyüme Evreleri)
K. Mortan
Ekonomik Geniflleme
[Alm. Wirtschaftsexpansion] [Fr. Expansion économi que] [‹ng. Economic expansion]
Geniflleme halinde olan reel sosyal has›la n›n artan bir
sat›n alma gücü taraf›ndan karfl›lanmas› halidir. Eksik
istihdam halinden tam istihdama yönelen bir ekonomide, bu süreçten do¤an reel has›la art›fl› ekonomik genifllemeyi oluflturmaktad›r. Geniflleme ile beraber enflas yon halinin ortaya ç›kmas› ihtimali vard›r. Bu durumu
Keynes "benzer-enflasyon" (quasi inflation) olarak nitelemifltir. (Bkz. Ekonomik Geliflme)
D. Demirgil
Ekonomik Göstergeler
(Bkz. Ekonomik Endikatör)
[Alm. Wirtschaftliche Unsicherheit] [Fr. Absence de sé curité économique] [‹ng. Economic insecurity]
En basit tan›m›yla, kiflisel gelirin süreklili¤inden emin
olmamakt›r. De¤iflen derecelerde olmakla beraber, her
ekonomik etkinli¤in alt›nda bir tehlike yatar. En ilkel
toplumdan en geliflmifl topluma kadar hepsinde bu "tehlike" durumu vard›r. Her toplumda herkes ekonomik
güvensizlik duyabilir. ‹htisaslaflman›n artt›¤›, üretim süreçlerinde artan oranlarda sermaye kullan›lmaya baflland›¤› yeni dönemlerde, insan, en iyi bildi¤i ve en iyi yapt›¤› bir mesle¤e, bir ifle ba¤›ml› duruma gelmifltir. Ekonomide intibaks›zl›klar›n meydana gelmesi ve düzeltilmesi s›ras›nda iflçi ücretlerinin ödenmesinde süreklilik
tehlikeye düfler. Geçimini sa¤lama olanaklar›ndan yoksun kalan ve yeni geçim kaynaklar› bulamayan iflçinin
gelirine yap›lan negatif (olumsuz) müdahalelere iflsizlik
ad› verilir. Hastal›k, sakatl›k, yafll›l›k ve ifl de¤ifltirme,
gelirin devaml›l›¤›na yap›lan olumsuz bir müdahaledir.
As›l sorun ise, kapitalist düzende çal›flabilecek durumda
olan ve çal›flmak isteyenlerin çal›flamamas›ndan do¤an
ekonomik güvensizliktir.
Kapitalizm ve kurumlar› bu güvensizlik türünü, makul ve tahammül edilir bir düzeye indirecek yeni güçleri
harekete geçirememifltir. ‹nsan aç›s›ndan kapitalizmin
en güçsüz oldu¤u yan da budur zaten. Ailesini geçindirecek bir geliri sa¤lamak ve onu sürdürmek, hatta art›rmak, insanlar›n en büyük arzusudur. Böyle bir gelir güvencesi yoklu¤unda, insanlar›n en temel istekleri bile
gerçeklefltirilemez. Sa¤l›k, evlilik, siyaset ve dolay›s›yla
toplum kurumlar› önemli ölçüde etkilenir.
1929 y›l›n›n ac› buhran deneylerini bir an için unutsak bile, emek gelirlerindeki güvensizli¤in üstünde dikkatle durulmas› gereken bir yan› vard›r. 1940'larda,
1950-1960 döneminin ilk yar›s›nda iflsizlik oran›, toplam iflgücünün %4'ü dolay›ndayd›. %4'lük bir yüzde,
normal standartlara göre yüksek say›ld›¤›ndan, iflsizli¤in 1955 sonras› dönemde %5'e ç›kmas›, kapitalist ülkelerde heyecan ve telafl yaratt›. Son y›llarda bu oran,
düflürülememifl hatta daha da artm›flt›r. Türkiye'de
1962'de %11 olan toplam yurt içi iflgücü fazlas› oran›,
1977'de % 13,5'e yükselmifltir. At›l durumda olan iflgücü oran› (iflsizlik ve eksik istihdam nedeniyle) Ekim
1993'te %15 iken, Nisan 1994'te %15,7 olmufltur (1994
y›l›nda iflgücü baz› 15 yerine 12 yafl ve üstü al›nm›flt›r).
Nüfus ve dolay›s›yla iflgücü hacmi her y›l sürekli olarak
artmaktad›r. Mutlak olarak iflsiz say›s› y›ldan y›la fazlalaflmaktad›r.
Kronikleflen yüksek iflsizlik oran›n›n oluflumunda
çeflitli nedenlerin büyük etkisi olmufltur. Yeni teknolojik bulufl ve geliflmelerin sanayie uygulanmas› sonucu,
kol eme¤i yerine makine ikame edilmifltir. Artan nüfusla birlikte iflgücüne yeni eklemeler yap›lm›flt›r. Bu iki
faktörün meydana gelifl h›z›, özel sanayide istihdam
edilen toplam iflgücünün art›fl h›z›ndan fazla olmufltur.
Bu de¤erlendirme do¤ru ise, kapitalist düzenlerin biçimsel bir zay›fl›¤› daha ortaya ç›k›yor demektir. Bir
354
Ekonomik ‹nsan
yandan bütün sektörlerde büyük teknolojik de¤iflme ve
geliflmeler teflvik edilecek ve gerçeklefltirilecek, öbür
yandan teknolojik geliflmeler (makine ikamesi) ve nüfus
art›fl› sonucu ortaya ç›kan nüfus fazlas›na yeni istihdam
alanlar› açabilen ve iktisadi büyüme h›z› sa¤lanan yeni
güçler harekete geçirilemeyecektir. Kapitalist ekonomi,
bugün böyle bir ç›kmaz ile karfl› karfl›ya bulunmaktad›r.
D. Demirgil/fi.Akkaya
Ekonomik ‹nsan
[Alm. Homo öconomicus] [Fr. Homo economicus] [‹ng.
Homo economicus]
Ekonomistlerin düflüncesinde oluflmufl hayali bir insand›r. Ekonomik insan düflüncesinin ilk kez ne zaman ortaya at›ld›¤› bilinmemektedir. Fizyokratlar ve Quesnay
bu konuda katk›da bulunmufllard›r. Adam Smith'in ve
öteki ‹ngiliz klasiklerinin zaman›nda geleneksel olarak
tan›mland›¤› biçimiyle ortaya ç›kan homo economicus,
flu özellikleri tafl›maktad›r:
1. Servet elde etmeye yönelmeyen her türlü amaçtan
uzak durur. Kiflisel ç›karla hareket eder. Basit bir itici
güç olan kiflisel ç›kar, çeflitli aksiyonlar› mekanik bir biçimde birbirleriyle kenetler.
2. Fanteziden ve kendili¤inden oluflan hareketlerden
uzakt›r. Daima mant›¤a göre hareket eder; uyan›k olan
akl› ve olanaklar› kesin hesaplar yapmas›na imkân verir.
3. Ulusal ve bölgesel özelliklere karfl› kay›ts›zd›r.
Ekonomik aç›dan ele al›nd›¤› sürece, evrensel hareket
etmektedir.
Kapitalist bir ekonomide kararlar›n ekonomik insan
aç›s›ndan al›nmamas›, baflka bir karar biçim ve düzeyine aktar›lmas› halinde, sonuç ekonomik kaos'tan baflka
bir fley olamaz. Zira birlefltirici tek unsur ortadan kalkar; birbirlerini tamamlayan kesimlerin âdeta tek vücut
çal›flmas›n› sa¤layan "anahtar" kaybolur. Bu da, modern
kapitalist ekonomiler gibi son derece ihtisaslaflm›fl ve
karmafl›k kesimlerden meydana gelen düzenler için büyük tehlikeler yarat›r. Kapitalizme karfl› ç›kan ekonomik sistem, ekonomik insan temelini reddetmekte, ancak onun yerine baflka birlefltirici kurumlar ikame etmektedir. Kapitalist ekonomilerde düzenin kendisiyle
tutarl› kararlar›n al›nmas›n› sa¤layan ekonomik insan
varsay›m›, temel kavram› meydana getirmektedir.
D. Demirgil
Ekonomik ‹flbirli¤i ve Kalk›nma Örgütü (OECD)
[Alm. Organisation für wirtschaftliche Zusammenarbe it und Entwicklung] [Fr. Organisation de Coopération
et de Développement Economique] [‹ng. Organization
for Economic Cooperation and Development]
ABD d›fliflleri bakan› General Marshall, 25 Haziran
1947'de, Harvard Üniversitesi’nde yapt›¤› konuflmada,
ülkesinin Avrupa devletlerine ‹kinci Dünya Savafl› sonunda yapt›¤› yard›m› art›rmay› ve uzatmay› önermiflti.
Ön koflul olarak, yard›mdan faydalanacak ülkelerin bu
yard›m› ortak bir yard›m ve kalk›nma kurumu çerçeve sinde kullanmalar›n› önermekteydi.
Ekonomik Kalk›nma
Bu önerileri tart›flmak ve ekonomik istekleri saptamak amac›yla Avrupa Ekonomik ‹flbirli¤i Konferans› 12
Temmuz 1947'de Paris'te topland›. 16 Nisan 1948'de de
Avrupa Ekonomik ‹flbirli¤i Örgütü Anlaflmas› (OECC)
imzaland›. Bu konvansiyona 16 ülke kat›lm›flt›r: Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, Yunanistan, ‹zlanda,
‹rlanda, ‹talya, Lüksemburg, Norveç, Hollanda, Portekiz, ‹ngiltere, ‹sveç, ‹sviçre ve Türkiye. Toplulu¤a
1955'te Almanya, 1959'da ‹spanya üye olmufltur.
Önceleri Avrupa ‹ktisadi ‹flbirli¤i Örgütü (OEEC)
ad› alt›nda, Marshall Plan›'n›n uygulanmas›n› kolaylafl t›rmak amac›yla kurulan bu örgütün ad› 30 Eylül
1961'de Ekonomik ‹flbirli¤i ve Kalk›nma Örgütü
(OECD) fleklinde de¤ifltirilmifltir. Türkiye parlamentosu, kat›lma karar›n› 29 Mart 1961'de onaylam›flt›r. Bafllang›çta gözlemci üye olan ABD ile Kanada'ya tam
üyelik hakk› tan›nm›flt›r. Daha sonra Japonya, Finlandiya ve Yeni Zelanda da tam üye olarak örgüte kabul
edilmifltir. Avustralya'n›n OECD ile olan iliflkileri sadece örgütün k›smi kalk›nma faaliyeti çerçevesindedir.
Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Polonya, Macaristan, H›rvatistan, S›rbistan ve Slovenya gibi ülkeler ise özel bir
statüye sahiptir. Avustralya'n›n OECD ile olan iliflkileri
sadece örgütün k›smi kalk›nma faaliyeti çerçevesindedir.
Örgütün üç temel ilkesi flöyle özetlenebilir:
1. Üye ülkelerde sürekli iktisadi büyümeyi sa¤lamak; ifl olanaklar›n› ve yüksek yaflama standard›n› gerçeklefltirmeye çal›flmak,
2. Üye ve üye olmayan, kalk›nma halindeki ülkelerin ekonomik geliflmesine katk›larda bulunmak,
3. Dünya ticaretinin karfl›l›kl› ve eflit koflullar içinde,
uluslararas› yükümlülüklere uygun olarak geliflmesine
yard›mc› olmak. Bu amac› gerçeklefltirirken mali istikrar› koruma hedefine yönelik önlemleri almak.
OECD'nin çal›flmalar›n› düzenleyen en üst organ
Konsey'dir. Üye ülkelerin maliye veya görevli bakanlar›n›n kat›lmasiyle toplanan Konsey'de her ülkenin bir
oyu vard›r. Konsey baflkanl›¤›n› bir y›l süreyle s›ras›
gelen üye ülkenin görevli bakan› yürütür. Konsey, üyeleri aras›ndan 7 kiflilik bir “Yürütme Komitesi”ni seçer.
Örgütün sorumlu yöneticisi olan genel sekreteri,
Yürütme Komitesi belirlemektedir. Konseyin ve Yürütme Komitesi’nin ald›¤› kararlar› uygulama görevi genel
sekreter ve emrindeki örgüte aittir.
OECD nezdinde her ülkeyi temsil eden bir heyet
(delegasyon) vard›r. Uzmanlardan oluflan bu heyetlerin
görevi, örgütün çal›flmalar›n›n her aflamas›na kat›larak
ülkesini temsil etmektir. Türkiye 1948 y›l›ndan beri
örgüt içinde çal›flmalara tam üye s›fatiyle kat›lmaktad›r.
Türkiye ekonomik sorunlar›n›n çözümünde örgüt arac›l›¤›yla üye ülkelerden ba¤›fl ve kredi fleklinde olmak
üzere önemli yard›mlar sa¤lam›flt›r.
Ö. Ar›/fi.Akkaya
Ekonomik Kalk›nma
[Alm. Wirtschaftliche Entwicklung] [Fr. Développement
économique] [‹ng. Economic development]
355
Ekonomik Kararlar
Kalk›nmakta olan ülkelerin toplam ve kifli bafl›na gelirlerindeki art›fl süreciyle ekonomilerinin yap›s›ndaki
esasl› de¤iflmedir. Bu de¤iflmelerin bafll›calar› s›nai faaliyetin tar›msal faaliyete oranla önem kazanmas›, eme¤in k›rsal sahalardan kentsel endüstri merkezlerine göçü, tüketim ve üretim mallar›n›n üretiminde ithalata
ba¤l›l›¤›n azalmas›, tar›msal ürünlerin ve madenlerin
ihracat içindeki önemlerinin azalmas›, buna karfl›l›k sanayi ürünlerinin öneminin artmas›, yat›r›m için gerekli
fonlar için d›fla ba¤›ml›l›¤›n azalmas›d›r. ‹ktisadi kalk›nman›n en önemli amac›, ekonomideki kiflilerin hayat
standard›n› ve genel refah düzeyini yükseltmektetir.
D. Demirgil
Ekonomik Kararlar
[Alm. Wirtschaftliche Entscheiclungen] [Fr. Décisions
économiques] [‹ng. Economic decisions]
‹nsan ihtiyaçlar›n› gideren mallar›n arz›n›n s›n›rl› olmas› nedeniyle, kiflinin alternatifler aras›ndan bir seçim
yapmas› gerekmektedir. Böylece kifliler s›n›rl› olan gelirlerini nas›l harcayacaklar›na, gelirlerinin ne kadar›n›
tasarruf edeceklerine karar vermek durumundad›rlar.
Müteflebbislerse neyi ne kadar üreteceklerine, üretimi hangi teknolojiyle gerçeklefltireceklerine ve üretim
faktörlerini ne oranda kullanacaklar›na iliflkin kararlar
vermek durumundad›r.
Hükümetler de, müteflebbisler gibi benzeri kararlar
alarak üretimde bulunurlar.
D. Demirgil
Ekonomik Milliyetçilik
[Alm. Ökonomische Nationalismus] [Fr. Nationalisme
économique] [‹ng. Economic nationalism]
Bir ülkenin kendini ekonomik bak›mdan di¤er ülkelerden ba¤›ms›z hale getirme amac›d›r. Bir ülke, arzu etti¤i mallar›n büyük bir k›sm›n› üreterek kendi kendine
yeterli, dolay›s›yla di¤er ülkelere karfl› ba¤›ms›z duruma gelir.
Savafl zamanlar›nda kendi kendine yeterli olmak
birçok avantaj sa¤larsa da, bu, ekonomik bak›mdan sa¤l›kl› bir politika de¤ildir; Karfl›laflt›rmal› Üstünlük
Prensibi’ ne ters düflmektedir. (Bkz. Karfl›laflt›rmal› Üs tünlük Teorisi)
D. Demirgil
Ekonomik Model
[Alm. Ökonomische Modell] [Fr. Modèle économique]
[‹ng. Economic model)
‹ktisatç›lar ekonomik olaylar› incelerken hangi olaylar›n sebep, hangilerinin sonuç oldu¤unu belirlemek ve
bu sebep-sonuç iliflkilerini bilimsel kurallara ba¤lamak
isterler, bu çal›flmalar yürütülürken fizik ya da kimya
bilimlerinde oldu¤u gibi deney yapma olana¤› yoktur.
Bunun yerine çok say›da gözlem yaparak olaylar aras›nda sebep-sonuç iliflkisi aran›r. Bu amaçla baz› kuramsal çözümlemelere ve modellere baflvurmak kolayl›k ve aç›kl›k sa¤lar.
Ekonomik Paradoks
Ekonomik modeller gerçek yaflamdan birçok bak›mlardan farkl› olabilir. Çünkü model, belli varsay›mlara
dayan›larak bir bütünün ya da bir durumun temel iliflkilerini matematiksel araçlarla k›sa yoldan aç›klar; yoksa
konuyla ilgili tüm ayr›nt›lar› ortaya koymay› üstlenmez.
Bu durum, özellikle günlük olaylar›n yorumlanmas›nda,
ekonomik modellere baflvurmay› ya da onlardan yararlanmay› s›n›rlamaktad›r.
Ekonomik modelleri makro ve mikro düzeyde kurmak ve gelifltirmek mümkündür. Genel olarak modeller,
birbirleriyle tutarl› ekonomik politika kararlar›n› saptamaya, bunlar aras›nda seçim yapmaya ve ileriye dönük
projeksiyon yapmaya yararlar. Bu ifllev nedeniyle eko nomik modeller, planlama çal›flmalar›n›n vazgeçilmez
araçlar›d›r. Örne¤in bir makro ekonomik model, üretim,
yat›r›m, tüketim, stoklar gibi makro büyüklükler aras›ndaki sistemli ba¤lant›lar› kurarak öngörülen hedeflere
ulaflabilme olanaklar›n› gösterir. (Bkz. Ekonometrik
Model, Model)
E. Tokgöz
Ekonomik Müeyyideler
[Alm. Wirtschaftliche Sanktionen] [Fr. Sanctions éco nomiques] [‹ng. Economic sanctions]
Birleflmifl Milletler üyesi bir ülkeyi bafllatm›fl oldu¤u
sald›r›ya son vermeye zorlamak için, di¤er ülkeler taraf›ndan askeri kuvvet ya da ekonomik müeyyide yollar›ndan biri seçilebilir. Ekonomik müeyyideler, söz konusu ülkenin ekonomik abluka alt›na al›nmas› ya da sald›rgan politikas›n› yürütmek için gerek duydu¤u mü himat ve malzeme arz›n›n kesilmesidir. (Bkz. Ambar go)
D. Demirgil
Ekonomik Olgunluk
[Alm. Ökonomische Maturität] [Fr. Maturité économi que] [‹ng. Economic maturity]
Ekonomik bak›mdan tamamen geliflmifl bir ekonomiye
verilen s›fatt›r.
Bir ekonominin ekonomi bak›m›ndan olgun olup olmad›¤› ödemeler bilançosundan anlafl›l›r. Olgun olmayan bir ekonomi, d›fltan yo¤un olarak borçlanmak durumundad›r. Bu nedenle görünmeyen kalemlerde büyük
bir aç›k oluflacakt›r. Bu a盤› kapatmak için de görünen
kalemlerde bir fazlal›k oluflmal›d›r. Olgun ekonominin
ise görünen kalemlerde bir a盤› olacak ve olgun ekonomi, ithalat fazlas›n› görünmeyen kalemlerdeki fazlal›kla
kapatacakt›r.
D. Demirgil
Ekonomik Paradoks
[Alm. Wirtschaftliche Paradox ] [Fr. Paradoxe écono mique] [‹ng. Economic paradox]
Ekonomistlerin baz› konularda ileri sürdükleri görüfller,
ayr›nt›l› aç›klama yap›lmad›¤› sürece akla yak›n görünmeyebilir. Belli bafll› paradokslar flunlard›r:
356
Ekonomik Rant
Ekonomik Sistemler
"Çok iyi bir hasat çiftçiye kötü bir hasattan daha az
gelir sa¤layabilir." Hasat, genel olarak çok iyi ise toplam ürün büyük bir art›fl gösterecek ve tar›msal ürünlerin talep e¤risi esneksiz oldu¤u için, ürünün fiyat›nda
fliddetli bir düflme olacak›r. Bu flartlar alt›nda çiftçinin
eline geçen gelir, kötü bir hasat olsayd› eline geçecek
gelirden daha düflük bir gelir olacakt›r.
"Depresyon s›ras›nda baz› kiflilerin tasarruflar›n›
art›rmalar›, toplumdaki toplam tasarrufun azalmas›na
yol açar." Bir toplumda baz› kimselerin tasarruf oranlar›n› art›rmalar› ve tüketim oranlar›n› düflürmeleri depresyonun biraz daha fliddetlenmesine yol açmakta, toplam gelir azalmaktad›r. Azalan toplam gelirden daha az
tasarruf edilmektedir. Böylelikle, tasarruflar› art›rma teflebbüsü tasarruflar›n azalmas›na yol açmaktad›r.
"Hayat›m›z için esas olan mallar düflük fiyatta, esas
olmayan mallar yüksek fiyatta sat›lmaktad›r." De¤er
paradoksunu anlamak için marjinal fayda ile toplam
fayda aras›ndaki ayr›m› iyi anlamak gerekir. Bir mal›n
çok düflük bir marjinal faydas›, fakat çok yüksek bir
toplam faydas› olabilir. Örne¤in, arzla marjinal fayda
bir arada fiyat› belirledi¤ine göre, de¤er paradoksu aç›k
bir flekilde anlafl›lmaktad›r. Su gibi hayati bir mal›n toplam faydas› yüksek olmas›na ra¤men, marjinal faydas›
ve sat›fl fiyat› çok düflüktür. Elmas gibi hayati olmayan
mallar›n ise sat›fl fiyat› yüksektir.
"Uzun bir dönemde fiyat düzeyi ve faiz düzeyi ayn›
yönde de¤iflmektedir." Keynes, 1891 ile 1939 y›llar›
aras›nda fiyatlar›n ve faiz oranlar›n›n ayn› yönde de¤iflti¤ini tespit etmifltir.
D. Demirgil
Ekonomik Rant
[Alm. Wirtschaftliche Rente] [Fr. Rente économique]
[‹ng. Economic rent]
Bir üretim faktörüne normal de¤eri üzerinde ödenen fiyat›n b›rakt›¤› art›¤a verilen add›r. Örne¤in, bir film y›ld›z› çevirdi¤i bir film karfl›l›¤›nda 5 milyar TL al›rken,
bunun alternatifi olabilecek bir sürede inflaat iflçisi olarak 50 milyon TL alacakt›r. Aradaki fark, söz konusu
film y›ld›z› için ekonomik rant olmaktad›r. Ekonomik
rant›n varl›¤›, emek üretim faktörünü film ifline tahsis
eden kifliye sinema sanayiine girme karar› verdirir.
(Bkz. Quasi-Rant).
K. Mortan
kiflinin arzular›n›n tatmininin refah›n› art›rd›¤›n› iddia
etmenin, arzular› tatmin etmenin iyi bir fley oldu¤u hakk›nda bir de¤er yarg›s› vermek oldu¤unu vurgulam›fllard›r.
Di¤er baz› iktisatç›lar ise, ekonomik refah›n kesin
bir anlam› oldu¤unu, etnik yanlar› olmad›¤›n› iddia etmifllerdir. Ekonomik refah› hesaplamaya çal›flt›¤›m›z
zaman baz› güçlükler ve s›n›rlamalarla karfl›lafl›r›z. ‹ster
ekonomik refah›n de¤iflmelerini incelerken, ister gruplar›n ve kiflilerin refah›n› tart›fl›rken, bu tür güçlükler
karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bu güçlükleri çözmeye çal›fl›rken, ekonomistler, sosyal refah fonksiyonu kavram›n›
kullanm›fllard›r. Bu fonksiyon, belirli bir grubun refah›n›, grubu oluflturan kiflilerin refah› ile iliflkilendirmeye
çal›flmaktad›r.
D. Demirgil
Ekonomik Seferberlik
[Alm. Wirtschaftliche Mobilisierung] [Fr. Mobilisation
économique] [‹ng. Economic mobilisation]
Ülke kaynaklar›n›n belirli bir hedef do¤rultusunda -genel refahtan özveri pahas›na da olsa- yo¤unlukla kullan›lmas›na öncelik tan›yan stratejidir.
Savafllar iktisadi seferberli¤i gerektirir. Halk›n yaflam güvenli¤ini korumak, zor dönemleri aflmak ve
üretim yetersizli¤ini yenmek için de iktisadi seferberlik
ilan edilebilir.
‹ktisadi seferberli¤i halk gönüllü olarak destekleyebilir. Ancak hükümetler, iktisadi seferberlikte üretimi,
krediyi, fiyatlar›, ücretleri, kambiyo rejimini ve vergileri hemen daima kaynak tahsislerine yön verecek biçimde de¤ifltirmek zorunlulu¤uyla karfl›lafl›rlar. (Bkz. Harp
Ekonomisi)
F. Ergin
Ekonomik Sistemler
Ekonomik Refah
[Alm. Ökonomische wunder] [Fr. Bien être économi que] [‹ng. Economic welfare]
‹nsan refah›n›n mal ve hizmet tüketiminden kaynaklanan k›sm›d›r. Ekonomik refah kiflilerin refah› fleklinde
tan›mlanaca¤› gibi gruplar›n refah› fleklinde de tan›mlanabilir. ‹ngiliz iktisatç›lar›ndan Pigou refah›n parasal
olarak ifade edilebilen k›sm›n› ekonomik refah olarak
tan›mlam›flt›r. Bafllang›çta refah, tatmin veya fayda ile
eflde¤er olarak say›lm›flt›r; ancak baz› iktisatç›lar buna
itiraz etmifller ve refah›n etnik bir kavram oldu¤unu, bir
[Alm. Volkswirtschafliche systems] [Fr. Systèmes éco nomiques] [‹ng. Economic systems]
Dünyaya rastgele bir göz atacak olursak görürüz ki, iktisadi örgütlenme de¤iflik biçimlerde olmaktad›r. Yöntem farkl›l›klar›na ra¤men, amac›n tek oldu¤unu söylemek mümkündür. Ortak amaç, "insano¤lunun sonsuz
ihtiyaç ve taleplerini s›n›rl› olanaklarla karfl›lamak"t›r.
Amaçlara ulaflabilmek için baflvurulan araçlar ise, zaman ve mekan içinde de¤iflmifllerdir; de¤iflmektedirler.
Ekonomik sistemler yelpazesinin bir ucunda bireyci
görüfl vard›r. Bu görüflün, savunucular›na göre, toplumu
meydana getiren herkes (iflçi, yat›r›mc›, tüketici) için
sistem tutarl›d›r. Kiflisel yararlar üstüne kurulu sistemde
en verimli kesimler bulunup ç›kar›lacak, bu da toplumun bir bütün olarak kalk›nmas›n› sa¤layacakt›r."Kapi talizm" ad› verilen bu sistemin bugünkü örne¤i, Amerika Birleflik Devletleri'dir.
Yelpazenin öteki ucunda, toplum ç›karlar›n›n kiflisel
ç›karlar üstünde tutuldu¤u sistem vard›r. Orada ekonomik yaflam›n örgütlenmesi, planlanmas› ve yürütülmesi
toplumun elindedir. Birey, toplumsal ürüne yetenekleri
oran›nda kat›lacak ve bunun karfl›l›¤›nda toplumsal
357
Ekonomik Sistemler
Ekonomik Sistemler
üründen ihtiyaçlar› oran›nda pay›n› alacakt›r. Bu aflamaya gelindi¤i zaman "komünizm"e de var›lm›fl olmakt a d › r . Bu son aflamaya varmam›fl olmakla birlikte,
parçalanmas›ndan önce bu ekonomik sistemin uygulamadaki önderi olan eski SSCB örnek olarak gösterilebilir.
Yelpazenin sa¤›na, soluna ve ortas›na serpifltirilmifl
baz› biçimler de vard›r ki, bunlarda toplum ve bireyin
birbirleriyle iliflkileri ve birbirlerine oranlar› de¤ifliktir.
Ekonomik sistemleri biçimlendiren toplum içi güçler flöyle s›ralanabilir: Toplumu meydana getiren kiflilerin istek ve davran›fllar›na biçim veren tarihsel ve kültürel geçmifl, do¤al kaynaklar ve iklim, halk ço¤unlu¤unun benimsedi¤i ve savundu¤u felsefi görüfller, geçmifl
dönemlerde belirli hedeflere ulaflmak için halk›n baflvurdu¤u araçlar, önceden karfl›lafl›lm›fl ekonomik sorunlara getirilen çözüm yollar›, baflar› ya da baflar›s›zl›k
oranlar›.
Dünyan›n dört bir yan›nda uygulanmakta olan ekonomik sistemleri daha iyi anlayabilmek için, her birini
bu befl aç›dan ayr› ayr› de¤erlendirmek gereklidir.
Ekonomik sistemler, "insano¤lunun gereksinimlerini karfl›lamada ve kaynaklar›n de¤erlendirilmesinde seçilen kurumlar demeti ya da kurumlar dizisi"dir. Burada
kullan›lan kurum kavram› son derece genifltir ve bir iflin
yap›l›fl biçimi anlam›na gelmektedir. Bir baflka deyiflle,
uygulanmakta olan ekonomik sistem, o ulusun belirli
sorunlar› ele al›fl ve çözüm biçimini gösterir. Gerekli
yöntemler tamamlay›c› niteliktedir ve ulusun yasalar›
taraf›ndan belirlenmifltir. Bir ulusun ekonomik sistemini
daha iyi anlayabilmek için gelenek ve görenekler de ayd›nlat›c› birer kaynak olabilir.
Bir ulusun ekonomik kurumlar› hakk›nda yeteri kadar bilgi sahibi olmak için afla¤›daki sorular›n eksiksiz
yan›tlanmas› gerekir:
1) Kimler ya da hangi kurumlar hangi mallar üstünde mülkiyet, kullanma ve tasarruf haklar›na sahiptir?
(Mallar›n kullan›fll›l›k, maddilik ve transfer edilebilirlik
gibi niteliklere sahip olmas› gerekmektedir.)
2 ) Bireyler, kendi giriflimleriyle hangi alanlarda
ekonomik etkinlik gösterebilirler? Bu ekonomik etkinlikler sonucu sa¤lad›klar›yla neler yapabilirler? Ne yapmalar›na izin verilmifltir?
3) Ekonomik amaçlar›na ulaflabilmek için bireylerin
hangi ortak giriflimlere ve örgütlere kat›lmas›na izin verilmektedir?
4) Kaynaklar›n de¤erlendirilmesi ve tüketim mal›
halinde biçimlenmesi sürecine kat›lmalar› için kiflilere
ne gibi yarar ve primler sa¤lanmakta ya da vaat edilmektedir?
5) Verimli çal›flmalara kat›lanlar›n kiflisel yararlar›n›
saptamada söz sahibi kurum ya da toplum kesimleri,
toplum güçleri hangileridir?
6) Fiyatlar› belirleyen faktörler hangileridir ve fiyat
mekanizmas› nas›l çal›flmaktad›r? (Parasal ekonomiyi
ortadan kald›raca¤› ileri sürülen komünist toplum d›fl›nda, her modern sanayi toplumunda parasal fiyatlar büyük önem tafl›maktad›r.)
Yukar›da s›ralanan alt› sorunun ilgi çekici yan›, hepsinde de "kim" ya da "ne" sözcüklerinin geçmesidir. Bu
sözcüklerin varl›¤›, cevaplar›n toplumdan topluma,
ulustan ulusa de¤iflti¤ini, ola¤anüstü birtak›m yasa ya
da güçler taraf›ndan belirlenmedi¤ini göstermektedir.
Bir baflka deyiflle, ekonomik sistemleri insanlar yaratm›fllard›r.
Ekonomik sistemler, tarihsel oluflum içinde sürekli
de¤iflim göstermifllerdir. Bunda yasama organlar› taraf›ndan ç›kar›lan kararlardan, halk›n gelenek ve göreneklerinin de¤iflimine kadar her fleyin etkisi vard›r. Ekonomik kurumlar, yarat›lma, y›k›lma, de¤ifltirilme ve yeniden düzenlenme süreci içinde biçim de¤ifltirirler. O s›rada toplum içindeki güçleri oran›nda yasa koyucular,
iflçiler, müteflebbisler, tüketiciler, yarg›çlar, memurlar
etkili olur. Ekonomik kurumlar›n en belirli özellik ve
niteli¤i, de¤iflken olufllar›d›r. Bu de¤ifliklikler, bazen
toplum içi güçlerin örgütlü ve bilinçli hareketleri sonucu meydana gelir. Bazen de yine toplum içi güçler taraf›ndan, ancak daha dolayl› iliflkiler sonucu ortaya ç›kar›l›rlar.
Köklü de¤ifliklik ve dönüflümler ise, tarihsel geliflim
içinde daha aç›k seçik bir biçimde görülebilir. Örne¤in,
Ortaça¤’›n derebeylik düzeninden merkantilist yaflam
görüflüne geçilmifl, merkantilist görüflü de "b›rak›n›z
yaps›nlar, b›rak›n›z geçsinler" felsefesi izlemiflir.
Kurumsal de¤ifliklikleri ve bu de¤ifliklikerin insan
üstündeki etkilerini az›msamamak gerekir. Köklü toplumsal dönüflümler, basit kurallar sonucu ortaya ç›kmaz. Bu dönüflümler, sonuçlar› önceden düflünülmüfl olsun olmas›n, kökleri ve güçlerini ald›klar› kaynaklar
aç›s›ndan son derece karmafl›k bir yap›ya sahiptirler.
‹nsanlar, ekonomik ve toplumsal kurumlar› sürekli
olarak de¤ifltirir, y›kar, yeniden düzenler ve yarat›rlar.
Devrimsel ya da evrimsel niteliklere sahip bu de¤iflmeler sonucu ortaya ç›kan yeni kurumlar da de¤iflikli¤i yapan insan›n önce yaflam›n›, sonra da düflüncesini etkiler.
Bir baflka deyiflle, insan›n yaflam ve düflünceleri toplumsal kurumlar› de¤ifltirmekte, de¤iflen kurumlar›n ortaya ç›kard›¤› yeni koflullar da de¤iflikli¤i yapan insan›n
yaflam ve düflüncesine yepyeni bir biçim vermektedir.
Örne¤in, miras hukukunda önemli de¤ifliklikler yap›ld›¤›n›, a¤›r bir veraset ve intikal vergisi konuldu¤unu varsayal›m. Bu durumda çocuklar›na miras b›rakma durumunda olan aile reisi, ister istemez çocuklar›n› kendi
yaflamlar›n› kendi bafllar›na yürütmeleri için zorlayacakt›r.
Bir düzenin kurumsal yap›s›, her fleyden önce o toplumdaki güç da¤›l›m› hakk›nda bilgi verir. Bir baflka
deyiflle, ekonominin toplumsal yap›s›na bakarak, o toplumdaki kaynaklar›n nas›l, nerede, ne zaman ve kimler
taraf›ndan kullan›laca¤› hakk›nda karar vermeye ve ifllem yapmaya kimin ya da kimlerin yetkili oldu¤unu anlayabiliriz. Kapitalist bir ekonomide genellikle bu yetki
da¤›l›m› genifl bir alan› kapsar. Son y›llarda, baz› kapitalist ekonomilerde, ortaya ç›kan kurumsal de¤ifliklikler
nedeniyle ve artan hükümet müdahaleleri sonucu, karar
verme etkinli¤inin yavafl yavafl merkezîleflti¤i görül358
Ekonomik Sorun
Ekonomik Tahmin
mektedir. Sosyalist ekonomilerde ise karar verme yetkisi kiflilerin, s›nai ve ticari bireylerin üstünde, merkezi
hükümetin elindedir. Bu sosyalist ekonomi düzeninin
ve bu düzene ait kurumlar›n do¤al bir sonucudur.
Sanayide kollektif mülkiyetve iflletme ile tüm ekonomik yaflam›n bir ekonomik plana ba¤l› oluflu sosyalist sistemi en kesin hatlar›yla yans›t›r. Karma ekonomi lerde ise, durum biraz daha farkl›d›r. Kaynaklar›n hangi
biçimde kullan›laca¤› hakk›nda karar verme ve ifllem
yapma yetkisi, "karma ekonomi"nin derecesine göre,
bireyler ile merkezî hükümet aras›nda da¤›t›lm›flt›r.
(Bkz. Sosyalizm, Kapitalizm, Karma Ekonomi, B›rak› n›z Yaps›nlar B›rak›n›z Geçsinler, Merkantilizm)
D. Demirgil
Ekonomik Sorun
[Alm. Ökonomische Frage] [Fr. Problème économique]
[‹ng. Economic problem]
Ekonomik sorun, geliflen uygarl›kla durmadan yeni biçimler alarak insanl›¤›n önüne ç›kan ve çözümlenmesi
yaflamsal önem tafl›yan sorunlar›n her biridir. 1930'lar›n
en önemli sorunu, iflçilerin ve kaynaklar›n kitle halinde
bofllu¤a düflmesine yol açan Büyük Depresyon’d u .
1940'lar›n savafl ekonomisi sorunu çözümlemifl, fakat
yenilerini yaratm›flt›r. Özellikle, k›t kaynaklar›n askerî
ve sivil ihtiyaçlar aras›nda yeniden da¤›l›m›n›n ne kadar
h›zl› gerçekleflebilece¤i önemli bir sorun oluflturmufltur.
1950'lerde birçok ülkede bir sorun haline gelen enflasyon, önemini günümüzde de (1996) sürdürmektedir.
1960'larda ekonomik büyümenin h›z›nda meydana gelen
yavafllaman›n aç›klanmas›na a¤›rl›k verilmifltir. 1970'lerin en hayati sorunlar› ise, enerji maliyetinde meydana
gelen ve on y›lda petrol fiyatlar›n›n on kat›na yükselmesine yol açan de¤iflikliklerin yan› s›ra, yüksek iflsizlik
oranlar›n›n yüksek enflasyon oranlar›yla bir arada yürütülmesi olmufltur. Dünyan›n karfl›laflt›¤› ciddi sorunlar›n
tümünü ekonomik sorunlar oluflturmuyor: Siyasal, biyolojik, toplumsal, kültürel ve felsefi sorunlar›n da önemli
oldu¤u do¤rudur. Ancak, ekonomi d›fl› gibi gözüken sorunlar›n da önemli ekonomik boyutlar› oldu¤u unutulmamal›d›r. Savafllara yol açan bunal›mlar›n kökünde yine ekonomik nedenler yatar. Uluslar asl›nda petrol, pirinç... ve toprak için savafl›rlar. Araplarla ‹srail, anavatanlar› için çarp›fl›yor gözüküyorlarsa da, asl›nda ekime
uygun alanlar, su kaynaklar›, petrol ve ulaflt›rma yollar›
için savaflt›klar› da bir gerçektir.
D. Demirgil
d›, iflsizlik olmayacakt›. Emek mobilitesi tam olmad›¤›
için, üretimi azalan sanayide -geçici de olsa- bir miktar
iflsizli¤e rastlanmaktad›r. Bu tür iflsizli¤e sürtüflmeden
meydana gelen friksiyonel iflsizlik denilmektedir. Teknik ilerlemeden kaynaklanan iflsizlik de genel olarak
friksiyonel türdendir.
D. Demirgil
Ekonomik Tablo
[Alm. Ökonomische Tabelle] [Fr. Tableau économique]
[‹ng. Tableau economic]
Fizyokratlar›n lideri Dr.Quesnay'in bir bulufludur. Fizyokratlar, Klasik Okul’un öncülerindendir. Bir hekim
olan Dr. Quesnay, servet ve gelirlerin sosyal s›n›flar aras›nda da¤›l›fl›n› kan›n insan vücudunda dolaflmas›na
benzetmifltir. ‹ktisadi tablo, servet ve gelirlerin do¤uflunu, el de¤ifltirmesini ve harcanmas›n› gösteren bir dinamik makro modeldir.
‹ktisadi tabloya göre servet ve gelirler üç s›n›f aras›nda paylafl›lmaktad›r: Toprak sahipleri, çiftçiler ve
imalatç› tacirler.
Toprak sahiplerinin gelir kayna¤› rant't›r. Geçimlerini, çiftçilerden ald›klar› "kira" ya da "rant" ile sa¤larlar.
G›da maddelerini tar›m kesiminden, mamul eflyay› imalatç› ve tacirlerden al›rlar. Üretimleri yoktur ve toprak
rant›n›n getirdi¤ini tüketerek yaflarlar.
‹malatç›lar, hammaddeyi toprak ekonomisinden sa¤layarak ifllerler. Do¤rudan do¤ruya ya da tacirlerin arac›l›¤›yla mamul eflyay› toprak sahipleri ile çiftçilere satarlar. ‹malatç› ve tacirler, girifltikleri faaliyet ile kendi
harcamalar›n› karfl›larlar. Ayr›ca bir "net hâs›la" b›rakmazlar. Net hâs›la yaratmad›¤›ndan, bu s›n›f› oluflturanlar "k›s›r meslekler"dir.
"Net hâs›la" yarat›c›s› s›n›f, çifçilerdir. Çiftçiler ürünün bir bölümünü tohumlu¤a ve kendi tüketimlerine
ay›r›rlar. Kalan› ile toprak sahiplerinin g›das›n›, k›s›r
mesleklerin hammadde ve g›da gereksinimini karfl›larlar. Üretimleri harcamalar›n›n üstündedir. Net hâs›la,
çiftçilerin harcamalar›n› yapt›ktan sonraki kal›nt›d›r.
Ancak net hâs›la bunu yaratan çiftçilerin elinde kalmamakta ve toprak sahiplerine intikal etmektedir. (Bkz.
Quesnay, Fizyokratlar)
F. Ergin
Ekonomik Tahmin
Ekonomik Sürtüflme
[Alm. Wirtschaftliche Reibung] [Fr. Friction économi que] [‹ng. Economic friction]
Ekonomik olmayan görüfller ekonomik ilkelerin rahatça
ifllemesine engel oldu¤u zaman, ekonomik sürtüflmeden
söz edilir.
Terim daha çok iflsizlikle ilgili olarak kullan›lmaktad›r. Bir maldan di¤er bir mala do¤ru bir talep de¤iflmesi
oldu¤u takdirde, bir üretim sahas›nda ifline son verilenlerin hemen di¤er sahada ifle al›nmalar› mümkün olsay-
[Alm. Wirtschaftliche Prograse ] [Fr. Prévision écono mique] [‹ng. Economic forecasting]
Gelece¤e iliflkin büyüklüklerin hangi düzeyde olaca¤›n›
makro ve mikro düzeyde olmak üzere belirli metotlar
kullanarak önceden saptamakt›r.
Mikro düzeyde üretimin büyük bir k›sm› talep beklentilerine göre ayarland›¤›ndan, ifl faaliyetinin, sat›fllar›n ve üretimin gelecekteki düzeylerini tahmin etmek, ifl
idaresinin önemli bir fonksiyonudur.
Makro düzeyde özellikle devletin milli gelir, tasarruf, yat›r›m, kamu cari harcamalar› ve tüketim hakk›nda
yapt›¤› tahminler, hem kamu sektörünün hem de özel
sektörün ekonomik karar sürecini etkilemektedir.
D. Demirgil
359
Ekonomik Ufuk
Ekonomi Politik
Ekonomik Ufuk
[Alm. Ökonomische Horizont] [Fr. Horizon économi que] [‹ng. Economic horizon]
Bir kiflinin hesaplar›nda kulland›¤› çeflitli ekonomik
alanlar›n bütünüdür.
Ekonomik ufuk ifadesi ilk defa J. Tinbergen taraf›ndan Econometrica dergisinde 1953’te kullan›lm›flt›r.
Kiflilerin, ileriye do¤ru planlar›n› yaparken ne uzunlukta dönemleri göz önünde bulundurduklar›, ekonomik
ufuk kavram›n›n incelemeye çal›flt›¤› konulard›r. Tahminlerdeki belirsizlik karakteri, tahminde bulunan›n, de¤erlerin gelece¤ini karfl›laflt›rabilmek için kendisini belirli bir dönemin içine koymas›n› gerektirmektedir. Bu
suretle ekonomik ufuk kavram› tahmin kavram›n› tamamlamak durumundad›r. Ancak belirsizlikten kurtulmas›na olanak yoktur; zira sübjektif etkiler alt›ndad›r.
Konudan konuya de¤iflece¤i gibi, ortam› ve ortam›n istikrar, esneklik karakterini aksettirmektedir.
Ekonomik ufuk, bar›fl ekonomisinde savafl ekonomisinden farkl›, geniflleme ekonomisinde daralma ekonoGenellikle firmalara iliflkin bireysel bilgilerin aç›kmisinden farkl› olacakt›r.
lanmas› ile ilgili kay›tlar, ancak en yukar›daki belli say›D. Demirgil
da firma için yo¤unlaflma ölçülerinin yay›nlanmas›na
sebep olur.
Ekonomik Yo¤unlaflma
Genellikle yo¤unlaflman›n enflasyonu art›rd›¤› iddi[Alm. Ökonomische Konzentration] [Fr. Economique as› ortaya at›lm›flt›r. Ancak, yo¤unlaflman›n daha yüksek
concentration] [‹ng. Economic concentration]
kâr oran› sa¤lad›¤› genellikle kabul edilmekteyse de, daYo¤unlaflma, az say›da firman›n, sektör için söz konusu ha yüksek fiyat art›fl› h›z›na (enflasyona) sebep oldu¤u
de¤iflkenin (örne¤in ciro, üretim, katma de¤er ya da is- iddias› tart›flmal›d›r.
tihdam›n) önemli bir k›s›m›n› elinde tutmas› anlam›na
Yo¤unlaflman›n yüksek oldu¤u firmalar, genellikle
gelir. Pazar büyüklü¤ü azald›kça yo¤unlaflman›n artt›¤› iflçilere ödenen ücretin de ayn› alandaki di¤er firmalara
genellikle kabul edilir. Pazar büyüklü¤ü burada mini - göre yüksek oldu¤u teflebbüslerdir. Ancak sermaye yomum etkin ölçe¤in, yani uzun dönem ortalama masraf ¤unlu¤u, iflgücünün befleri sermaye bileflimi gibi birçok
e¤risinin minimuma ulaflt›¤› en küçük üretim hacminin baflka de¤iflken ile de aç›klanmas› gereken bir olgudur.
kat› olarak düflünülmektedir. Türkiye'de birçok sektörde
Yo¤unlaflma, birçok ülkede antitröst mevzuata yol
talep hacmi minimum etkin ölçe¤in alt›nda kald›¤› için açm›flt›r. Pazara girifli kay›tlayan engellerin kald›r›lmayo¤unlaflman›n geliflmifl ülkelere oranla daha yüksek s›na ya da azalt›lmas›na yöneliktir. Ancak, ölçek ekonoç›kmas› do¤al karfl›lanmal›d›r.
milerinin yüksek oldu¤u sektörlerde, özellikle ülkemiz
Yo¤unlaflma derecesini saptamaya yönelik çeflitli öl- gibi küçük piyasa hacmi olan ülkelerde yo¤unlaflma,
çüler gelifltirilmifltir. Bunlar içinde en çok kullan›lan› uluslararas› rekabet gücü aç›s›ndan bir zorunluluk ola"Yo¤unlaflma Oran›"d›r. Yo¤unlaflma oran›, en yüsek rak belirebilir. (Bkz. Ölçek Ekonomileri)
cirosu olan birkaç firman›n pazar pay› toplam›d›r. Di¤er
U. Korum
de¤iflkenler için de benzer bir tan›m yap›labilir. (p), (i)
firmas›n›n pazar pay›n› göstersin, piyasada (n) tane fir- Ekonomi Politik
ma olsun. (C) en yüksek cirosu olan, (m) (örne¤in 4) fir- [Alm. Staatwirtschaftlehre ] [Fr. Economie politique]
man›n pazar paylar› toplam›d›r.
[‹ng. Political economy]
‹ktisat bilimi için kullan›lan ilk terimdir. 1613 y›l›nda
m
n
Antoine de Montchrétien taraf›ndan yay›nlanan bir kitab›n ad› Traite d'Economie Politique' di.
C = ∑ pi
∑ pi = 1
Ekonomi politik terimi bir süre terk edilmifl, ancak
i=›
i=›
160 y›l sonra ‹ngiltere'de James Denham Stuart'›n Ingu iry Into Principles of Political Economy (1770), ‹talPiyasadaki yo¤unlaflma yap›s› yo¤unlaflma e¤rileri
ya'da Pietro Verri'nin Meditazionni Sull’Economie Poli ile daha iyi flekilde belirlenebilir. Yo¤unlaflma e¤risinin
fleklini, firma say›s› ve firma büyüklüklerindeki eflitsiz- tica (1771) ve Fransa’da Dupont de Nemours’›n Table
Raisonnée des Principes d’Economie Politique (1773)
lik belirler.
Bu ölçü d›fl›nda yo¤unlaflma için baflka ölçütler de adl› kitaplar›nda yeniden kullan›lm›flt›r.
Terimin anlam›: Ekonomi kelimesi Yunanca ikos
gelifltirilmifltir. (Herfindahl indeksi, Entropi indeksi gi(ev) ve nomos (kanun) kelimelerinden meydana gelmiflbi.)
360
Ekonomi Politikas› Amaçlar›
tir. Mal varl›¤›n›n sevk ve idaresi anlam›na gelmektedir.
"Politik" s›fat› ise özel'in ve ev'in karfl›t› olarak kullan›lmaktad›r. ‹nceleme konusu, kiflinin mal varl›¤›n› yönetme davran›fl› de¤il, bir insan toplulu¤unun mallar›n› nas›l sevk ve idare ettiklerine iliflkin fenomenlerin incelenmesidir. ‹nsan toplulu¤u devlet, eyaletler, gruplar olabilece¤i gibi toplumun davran›fllar›n› anlamak bak›m›ndan
tek insan (Robinson Crusoe) da olabilir.
D. Demirgil
Ekonomi Politikas› Amaçlar›
[Alm. Zieleder Wirtschaftspolitik] [Fr. Objectifs de la
politique économique] [‹ng. Economic policy targets]
Ekonomi politikas›n›n k›sa ve uzun, temel ve talî olmak
üzere çok say›da amaçlar› vard›r:
K›sa dönemli (konjonktürel) amaçlar: 1) Tam istihdam, 2) Fiyat istikrar›, 3) Ödemeler dengesinin düzelmesi.
Uzun dönemli (yap›sal) amaçlar: 1) Üretimin genifllemesi, 2) Üretim faktörlerinin da¤›l›m›nda düzelme, 3)
Kollektif ihtiyaçlar›n tatmini, 4) Gelir ve servet da¤›l›m›nda düzelme, 5) Belirli bölgelere ya da endüstrilere
yönelik himaye.
Talî amaçlar : 1) Özel tüketim kal›b›nda düzelme, 2)
Arz›n emniyetini sa¤lamak, 3) Nüfusun büyüklü¤ünde
ya da yap›s›nda düzelmeler, 4) Çal›flma saatlerinin k›salt›lmas›.
D. Demirgil
Eksik ‹stihdam
r›nda fiilen yap›lan giderlerle gelirler yer almaktad›r.
Di¤er bir deyiflle, jestiyon yönteminde, bütçe dönemi
sonu geldi¤inde hangi aflamada bulunursa bulunsun hesaplar kapat›lmaktad›r.
Buna göre jestiyon yönteminde süre bir mali y›l ile
s›n›rl›yken, eksersiz usulünde hesaplar bak›m›ndan mali
y›la gelirlerin tam olarak toplan›p, giderlerin aflamalar›n›n tamamlanaca¤› bir süre eklenmektedir. Böylece eksersiz yönteminde hesap dönemi, "mali y›l + tamamlay›c› süre" olarak belirlenmektedir. (Bkz. Jestiyon Usulü,
Bütçe Hesaplar›n›n Kapat›lmas› Yöntemleri)
Y. Öncel
Eksik Ekonomiler
(Bkz. D›flsal Eksi Ekonomiler, ‹çsel Eksi Ekonomiler).
Eksik ‹stihdam
[Alm. Unterbeschäftigung] [Fr. Sous-emploi] [‹ng. Un deremployment]
Ekonominin kendili¤inden tam istihdama yönelmesi
için düzeltici mekanizman›n mevcut olmad›¤›n›, eksik
istihdamda dengede olaca¤›n› savunan fikirdir.
Dengenin eksik istihdam düzeyinde oluflmas›nda en
önemli faktör, yat›r›m harcamalar›n›n yetersizli¤idir.
Tüketim, yat›r›m, devlet harcamalar› ve net ihracattan
oluflan toplam talep, toplam arz e¤risini tam istihdam
gelirinin alt›nda bir yerde kesmektedir. Bu suretle harcamalar bak›m›ndan bir deflasyoncu aç›k, milli gelir bak›Ekonomi Politikas› Araçlar›
m›ndan GSMH a盤› oluflmaktad›r. Bu iki a盤›n kendi[Alm. Mittel der Wirtschaftspolitik] [Fr. Instruments de
liklerinden kapanmas›na olanak veren bir mekanizma
l'Economie politique] [‹ng. Economic policy instru - mevcut de¤ildir. Monetarist ekonomistlere göre, Keyments]
nesçi modele dahil edilmeyen baz› faktörler çok kuvvetEkonomi politikas›n›n befl ana arac› vard›r: 1) Maliye li etki yapmakta ve geliri tam istihdam noktas›na yükpolitikas›, 2) Para ve kredi politikas›, 3) Kambiyo politi- seltmektedirler.
kas› 4) Dolays›z kontroller, 5) Kurumsal çerçevede deYeni kurulmakta olan modellerde eksik istihdam
¤iflmeler.
dengelerinin olufltu¤u bölüme, Keynesçi bölüm denilD. Demirgil
mektedir.
Bu k›s›mda toplam talep kaymalar› fiyatlar› etkileEksersiz Usulü
memekte milli gelirle iliflkili bulunmaktad›r.
[Alm. System der Gebarungsperioden] [Fr. Système dit
de l'exercise] [‹ng. Exercise system]
Devlet bütçesi, esas itibariyle, gelecekteki bir mali y›l
için yap›l›r. Belirli bir tarihte yürürlü¤e giren bütçenin
mali y›l sonunda uygulanmas› tamamlan›r. Ancak, mali
y›l sonuna gelindi¤inde bütçeyle öngörülen bir k›s›m giderler tamamlanamam›fl, baz› gelirlerin tahsilindeyse
belirli bir aflamada kal›nm›fl olabilir.
Bütçe döneminin hesap olarak kapat›lmas›nda iki
yöntem vard›r. Bunlar, "eksersiz" ve "jestiyon" yöntemleridir. Eksersiz yönteminde, bütçe döneminin bafl›nda
öngörülenler gelir ve gider yönünden tamamlanana kadar hesaplar kapat›lmaz. Bu flekliyle eksersiz yöntemi,
belirli bir bütçe y›l›na iliflkin bütün ifllemlerin gösterildi¤i bir yöntemdir.
Jestiyon yönteminde ise mali y›l sonu geldi¤inde hesaplar kesilmektedir. Bu flekliyle bütçe dönemi hesapla361
Eksik ‹stihdam Dengesi
Eksik Rekabet
Acaba gelirdeki azalma, deflasyoncu aç›ktan, yani,
40 trilyondan ibaret mi olacak? Hiç flüphesiz ki, hay›r.
Gelir, deflasyoncu a盤›n birkaç kat› azalacakt›r. E¤er 1
liral›k gelir azalmas›, tüketim masraflar›nda liran›n 2/3'ü
kadar bir azalma meydana getirirse, milli gelirin deflasyoncu a盤›n 3 kat› azalm›fl olmas› gerekir.
F
Toplam arz e¤risinin ara k›sm›nda da eksik istihdam
halleri mevcuttur. Ancak bu bölümde, bir eksik istihdam
düzeyinden daha yüksek bir eksik istihdam düzeyine
yükseldikçe, bir taraftan reel gelir, di¤er taraftan fiyat
düzeyi de yükselmektedir.
D. Demirgil
●
T+Y+D
●G
●
D
Safi Milli Has›la
Eksik ‹stihdam Dengesi
[Alm. Gleichgewicht der Unterbeschäftigung] [Fr.
Equilibre de sous-emploi] [‹ng. Underemployment equ ilibrium]
Bu denge hali, iki yan› da keskin bir k›l›c› and›r›r. Yeni
yat›r›mlar›n milli gelir üstünde çok olumlu etkiler göstermesine neden olur. Fakat, yat›r›m azald›¤› zaman,
milli gelirin çok daha fazla azalmas›na yol açacak biçimde mekanizmalar› iflletir. Yat›r›m f›rsatlar› 20 trilyon
TL azal›rsa, milli gelir bunun üç kat› azalacakt›r (60 trilyon). E¤er safi yat›r›m s›f›ra düflerse, milli gelir de toplumun hiçbir safi tasarrufta bulunamayaca¤› bafla bafl
noktas› düzeyine düflecektir.
Demek ki, milli gelirin denge düzeyi her zaman
olumlu bir gösterge de¤ildir. E¤er yat›r›m azsa, milli gelirin denge düzeyi iflsizli¤e ve milli kaynaklar›n ât›l kalmas›na neden olacakt›r. Arzu edilen tek milli gelir düzeyi, tam istihdama yak›n olan›d›r. Fakat, tam istihdam
düzeyine varmak için, yat›r›m f›rsatlar›n›n tam istihdamdaki tasarruflara eflit olmas› gerekir.
Tam istihdam koflullar› alt›nda meydana gelen tasarruflar, özel yat›r›m ya da devlet politikas› ile karfl›lanmad›kça tam istihdam halinin sürmesi mümkün de¤ildir.
Bu takdirde, "deflasyoncu bir aç›k"tan söz edilir. Bu
a盤›n büyüklü¤ü, tam istihdam koflullar› alt›nda meydana gelen tasarrufa oranla, yat›r›mdaki yetersizli¤e eflittir.
Deflasyoncu a盤›, tam istihdam gelir düzeyinde, F
tasarruf ve yat›r›m e¤rileri aras›ndaki dikey mesafe ile
ya da bir tüketim + yat›r›m grafi¤indeki gibi göstermek
mümkündür. Bu gelir düzeyinde + Y fledülünün 660 trilyon TL'na (G noktas›) eflit oldu¤unu farzedelim. Bu takdirde G ile F aras›nda 40 trilyon TL deflasyoncu bir aç›k
olacakt›r. Bu aç›k tam istihdam düzeyinin korunmas›na
engel olacakt›r.
Tam ‹stihdamdaki T+Y+D harcamalar›n›n tam istihdam SMH'dan farkl› olmas›:
Harcama a盤›na "deflasyoncu aç›k" denir.
Deflasyoncu aç›k daima tam istihdam SMH seviyesinde 45 derecelik do¤ru ile T+Y+D fledülü aras›ndaki
dik mesafe olan FG ile ölçülmektedir. Böyle bir deflasyoncu aç›k sonucunda gelir, a盤›n birkaç misli azalacakt›r. (Bkz. John Maynard Keynes)
D. Demirgil
Eksik Rekabet
[Alm. Unvollkommene Wettbewerb] [Fr. Concurrence
imparfaite] [‹ng. Imperfect competition]
Tam rekabet koflullar›n›n aksad›¤› piyasalara denir.
Monopollü rekabet gerçek hayata en uygun piyasa modellerinden biridir. Genellikle oligopole benzeyen bu piyasa fleklinin koflullar› flöyle s›ralanabilir: Firma say›s›
çoktur ve firmalar piyasaya göre küçük cesamettedir;
mallar homojen de¤il, farkl›d›r; piyasaya girifl serbesttir.
Firmalar›n piyasaya göre küçük cesamette bulunmalar›, piyasa içindeki paylar›n›n küçük olmas› anlam›na
gelir. Bu firmalar›n satt›klar› mallar birbirine benzerse
de birbirinin ayn› de¤ildir. Sonuç olarak da, tek firman›n
mal›na olan talep sonsuz elastik say›lmaz. Bir firman›n
fiyat›n› yükseltmesi, ›l›ml› ölçüler içinde kal›nd›kça,
müflterilerin tümünün kaybedilmesine yol açmaz. Çünkü, tüketici gözünde, söz konusu mal farkl› bir mald›r.
Bu durum, piyasaya giriflleri teflvik etmektedir. Firmalar
aras›ndaki rekabet bir fiyat rekabeti de¤il, farkl›l›k rekabetidir. Tüketiciler üzerinde bu izlenimi yaratmak için
de reklam yapt›rmaya, farkl› ambalaj flekillerine vb'ne
gidilebilir.
362
Eksik Rekabet
Eksik Rekabet
Monopollü rekabette k›sa dönem firma dengesi analizi ile monopol dengesi analizi aras›nda fark yoktur.
Firma zarara geçse bile, fiyat de¤iflir maliyetleri karfl›l›yorsa, üretim belli bir süre devam edebilir. Ortalama
maliyetler fiyat›n üstüne ç›karsa, firma üretimini durdu rup piyasadan çekilecektir.
fiekil 1. Monopollü Rekabette K›sa Dönem
Girifl serbestli¤inin bulundu¤u uzun dönem dengesi,
oligopol uzun dönem dengesine benzer. Piyasada elde
edilen kârlar, yeni firmalar›n ortaya ç›k›fl›na yol açacakt›r. Her firman›n piyasadaki pay› gitgide azalacak ve tek
firman›n mal›na olan talep e¤risi sola do¤ru kaymaya
bafllayacakt›r. Sonunda, talep ya da ortalama gelir e¤risinin uzun dönem ortalama maliyet e¤risine te¤et oldu¤u noktada, marjinal gelirle marjinal maliyet de birbirine eflit hale gelecektir. Kâr s›f›r olmufl, uzun dönem
dengesi kurulmufltur. Girifl serbestli¤inin bulunmad›¤›
durumlarda kârlar uzun dönemde de devam edecektir.
Monopollü rekabet piyasas›nda k›sa dönem firma
dengesi fiekil 1'de görülmektedir.
K›sa dönem firma dengesi, monopol piyasas›ndaki
firma dengesine benzemektedir. Fiyat, marjinal gelirle
marjinal maliyetin kesiflti¤i noktaya göre belirlenir (P).
Denge miktar› ise (OA)’d›r. Bu durumda, firma, (PEBE)
dikdörtgeninin alan› kadar kâr elde etmektedir. Fakat k›sa dönemdeki afl›r› kârlar yeni firmalar›n piyasaya girmesine olanak verecektir. Uzun dönemde piyasaya giren
her yeni firma piyasadaki al›c›lar›n bir k›sm›n› kendisine çekece¤inden, tüm firmalar›n ortalama gelir ya da talep e¤rileri sola kayacakt›r (fiekil 2). O zaman afl›r› kârlar yerini normal kârlara b›rakacakt›r.
fiekil 2. Monopollü Rekabette Uzun Dönem
Ortalama maliyet e¤risi (F) noktas›nda talep do¤rusuna te¤ettir ve marjinal maliyet e¤risi ile marjinal gelir
e¤risi de birbirini bu de¤me noktas›n› veren üretim düzeyinde kesmektedir. Arz miktar› da (OQ) kadard›r.
(OQ) arz miktar› d›fl›ndaki bir arz miktar›nda, firman›n
kâr› negatiftir; çünkü ortalama maliyet ortalama gelirin
üstüne ç›kmaktad›r.
Monopollü rekabette türdefllik koflulunu bozup ayn›
tür mallar› farkl› k›lan eylemlerin en önemlisi reklamd›r.
Reklam bir yandan firmaya olan talebi geniflletirken bir
yandan da maliyetleri yükseltir. fiu halde reklam, firmay› yeni bir denge noktas›na götürür.
Reklam›n amac› kâr› art›rmakt›r. Bu nedenle reklam
harcamalar›n›n toplam gelirde meydana getirdi¤i art›fl,
toplam maliyete ekledi¤i yükü aflmal›d›r. fiekil 3'te reklam harcamalar› sonunda ortalama ve marjinal gelirin
(AR) ve (MR)’den (AR') ve (MR’)’ye, ortalama ve marjinal maliyetin (AC) ve (MC)’den (AC') ve (MC’)’ye
kayd›¤› görülüyor. Yeni denge fiyat› (P') ve geniflleyen
üretim sat›fl düzeyi (Q'), daha yüksek toplam kâr elde
edilmesine yol açm›flt›r.
fiekil 3. Reklam ve Yeni Denge
Reklam harcamalar›n›n optimum s›n›r›n›n iyi belirlenmesi ve bunun için de reklam harcamalar›n›n marjinal maliyeti ile marjinal gelirinin dikkatle izlenmesi gerekir. Marjinal maliyet ile marjinal gelirin eflitlendi¤i
noktada optimum s›n›ra var›lm›flt›r.
Firma, hangi koflullar alt›nda üretimde bulunursa bulunsun, kâr›n› maksimize eden üretim düzeyi, marjinal
maliyet-marjinal gelir eflitli¤i ile belirlenecektir. Bu eflitli¤e var›l›ncaya kadar üretilip sat›lan her birim, firma
kâr›na eklemelerde bulunur. MR = MC halinde bu eklemeler durur ve firman›n toplam kâr› maksimize edilmifl
olur. Marjinal gelir ve marjinal maliyetin, s›ras›yla toplam gelir ve toplam maliyetin birinci türevi olarak yorumlanabilece¤i aç›kt›r.
363
Eksik Rekabette Gelir Da¤›l›m›
Eksik Rekabette Gelir Da¤›l›m›
fiekil 4. Toplam Gelir-Toplam Maliyet
Eksik Rekabette Gelir Da¤›l›m›
fiekil 4'te toplam gelir ve toplam maliyet e¤rileri çizilmifltir. Denge üretim düzeyi, kâr› maksimize eden,
baflka bir deyiflle, toplam gelir ve toplam maliyet e¤rileri aras›ndaki dik uzakl›¤› maksimum k›lan üretim miktar›d›r. Hangi üretim düzeyinin dik uzakl›¤› maksimum
k›ld›¤›n› bulabilmek için, marjinal maliyet-marjinal ge lir eflitli¤inden ve marjinal gelir ile marjinal maliyetin
kendilerine ait toplam fonksiyonlar›n birinci türevi olmalar›ndan faydalan›labilir.
Bir e¤riye herhangi bir noktas›ndan çizilen te¤etin
e¤imi, e¤riye ait fonksiyonun o noktadaki birinci türevinin say›sal de¤erine eflittir. fiu halde, toplam gelir e¤risi
ile toplam maliyet e¤risine birbirine paralel öyle iki te¤et çizilecektir ki, de¤me noktalar›n› birlefltiren do¤ru,
yatay eksene dik olsun. Bu flekilde ortaya ç›kan AB dik
uzakl›¤›n›n, çizilebileceklerin maksimumu olaca¤› aç›kt›r. Çünkü, bu iki te¤etin e¤imi, marjinal gelir ve marjinal maliyet olarak yorumlanabilir. Te¤etlerin paralel olmas› demek, marjinal gelir ile marjinal maliyetin birbirine eflit olmas› demektir. Sonuç olarak, de¤me noktalar›
aras›ndaki dik uzakl›k, yani toplam kâr, maksimum kabul edilebilir.
E. Alkin
Eksik Rekabette Gelir Da¤›l›m›
[Alm. Einkommensverteilung unter unvollständiger
Konkurrenz] [Fr. Répartition dans un maché de concur rence imparfaite ] [‹ng. Income distribution in imperfect
competition]
Eksik rekabette "gelir da¤›l›m›" sorunu yeniklasikçiler
taraf›ndan ele al›nm›flt›r.
Eksik rekabet koflullar›nda k›sa dönem emek ve sermaye miktarlar›n›n s›n›rl› ve bu faktörlerin birbirleriyle
ikame edilemez durumda oldu¤u varsay›l›rsa, tam kapasite s›n›r›na kadar, ortalama ve marjinal maliyet e¤rileri,
miktar eksenine paralel ve birbirine çak›fl›k seyredeceklerdir. Baflka bir anlat›mla, eksik kapasite durumunda
ortalama ve marjinal maliyet birbirine eflittir. Durum flekilde gösterilmektedir.
fiekilde yatay eksende mal miktar›, dik eksende fiyatlar ve maliyetler yer almaktad›r. MC ve AC e¤rileri
marjinal ve ortalama maliyeti gösterirler.
Marjinal maliyetin, yaln›zca ücretlerle hammadde
masraflar›ndan olufltu¤u varsay›ld›¤›nda, üretim OA düzeyindeyken OABE alan› toplam ücret ödemeleri ile
hammadde masraflar›n› göstermektedir. Fiyat OD iken
kâr toplam› BCDE alan›na eflittir. Toplam gelir OACD
alan› ile belirtilebilir. BCDE alan›n›n OACD alan›na
oran›, tekel derecesi olarak tan›mlanmaktad›r. Yani fiyat
(p) iken, tekel derecesi (m) varsay›l›rsa tekel derecesi:
m=
BCDE
ED X EB
=
OACD
OD X OA
(1)
= [OD-OE] OA = P – MC
OD X AO
p
K›sa dönemli kâr maksimizasyonu durumunda, marjinal gelir yine k›sa dönemli marjinal maliyete eflit olaca¤›ndan, tekel derecesi, talep elastikli¤inin tersidir. Bu,
flöyle özetlenebilir:
Toplam gelir (R) : ortalama gelir yani talep (D) ile
fiyat›n (p) çarp›m›na eflittir: R = pD. Bu ifadenin talebe
göre difransiyeli al›n›rsa flu eflitlik elde edilir:
dR = [dp/dD] D dD + p dD
Eflitli¤in her iki yan› p dD ile bölündü¤ünde,
dp D + 1 = dR 1
dD p
dD p
ifadesine var›l›r. Sol taraftaki ilk terim talep elastikli¤inin (e) tersi oldu¤undan
-1/e =
p – MR
p
= p – MC
p
yaz›labilir.
Fiyat, flu ö¤elerin toplam›na eflittir:
Ortalama giriflimci geliri (ea) : ortalama faiz, amortisman ve maafllar (oa) : ortalama ücret (Wa) ve ortala-
364
Eksik Rekabette Gelir Da¤›l›m›
ma hammadde masraflar› (r a). Marjinal maliyet ise,
marjinal faiz ve amortisman giderleri (Om) ile marjinal
ücret (Wm) ve marjinal hammadde masraflar› (rm) toplam›na eflittir.
O halde, marjinal fiyatla marjinal maliyet aras›ndaki
fark flu denklemle gösterilebilir:
(2)
p – MC = e a + o a + Wa + r a – o m – Wm – r m
= ea + [oa – om]+ [Wa – Wm]+ [ra – rm ]
Marjinal maliyet de¤iflmez varsay›ld›¤›ndan, ortalama ve marjinal maliyet e¤rileri birbirine çak›fl›kt›r: Yani, ortalama ücretle marjinal ücret, ortalama hammadde
masraflar› ile marjinal hammadde masraflar› birbirine
eflittir. Marjinal faiz, amortisman ve maafl giderleri de
önemsiz varsay›ld›¤›nda 2. denklem flöyle yaz›labilir:
(3)
p – MC = ea + oa
Bu denklemin her iki yan›, firman›n üretimi (x) ile
çarp›ld›¤›nda, gayrisafi sermayedar geliri ile maafllar
toplam› elde edilir:
(4)
x [p– MC] = x [e a + oa ]
Tekel derecesini belirten ilk denklemin de her iki yan› üretim (x) ile çarp›l›p yeniden düzenlendi¤inde, flu
anlat›m ortaya ç›kar:
(5)
[P – MC] = x p m
Bu son x (p–MC) de¤eri, 4. denklemde yerine konup
bütün ekonomi için topland›¤›nda
(6)
∑ x p m = ∑ x [ea + o a]
denklemi elde edilir.
Toplam giriflimin geliri E ile, toplam maafllar ise O
ile gösterilecek olursa,
(7)
∑xpm=E+O
denklemine var›l›r. Bu denklemdeki ortalama ∑xp terimi, toplam gelir olup T ile gösterildi¤inde,
(8)
m= E+O
T
eflitli¤i elde edilir. m ekonomideki ortalama (tart›l›) tekel derecesidir.
Gayrisafi milli has›la A ile, toplam ücret ödemeleri
de W ile gösterilecek olursa, flu özdeflli¤e var›l›r:
(9)
A≡ E+O+W
fiu halde 8. denklem,
A–W
T
biçiminde yaz›labilir. Buradan da, toplam has›la içinde
ücret pay›,
m=
Eksik Sigorta
(10)
W
A
=
1
1+m
T
W
olarak bulunur.
Yukar›daki denklemde göreli ücret pay› ile tekel derecesi, tersine iliflkilidir. Ekonomide tekel derecesi artt›kça, göreli ücret pay› düflmektedir. Göreli ücret pay›ndaki düflmeyi, yaln›zca tekel derecesindeki art›fla ba¤lamak do¤ru de¤ildir. Çünkü, tekel derecesindeki art›fl fiyatlar› yükseltildi¤inden, ayn› zamanda, T/W oran› da
büyümektedir. Baflka bir deyiflle, hem tekel derecesi artarken, hem de T/W yükselerek, beraberce W/A oran›n›
küçültürler ya da ana hammadde fiyatlar›nda meydana
gelen art›fl, bütün fiyatlar› ayn› yönde harekete getirece¤inden, yine T/W oran› büyüyecek ve göreli ücret pay›
azalacakt›r. fiu halde, tekel derecesi veri iken bile, ana
hammadde fiyatlar› ücretlere göre bir yükselme gösterirse, T/W oran› da artacak ve göreli ücret pay› azalan bir
seyir izleyecektir.
Tekel derecesi ile göreli faktör paylar› aras›nda aç›k
ve kesin bir iliflki kuran bu görüfl, gerçeklere oldukça
uygun düflmektedir. Teorinin zay›f noktalar›, de¤iflmez
marjinal maliyet varsay›m› ile tekel derecesinin do¤rudan do¤ruya talep elastikli¤ine ba¤lanmas›d›r. Tek firman›n mal›na olan talep elastikli¤i ile üretim faktörleri
aras›ndaki ikame elastikli¤i kavram›n› birbirleriyle ba¤daflt›rmak çok güçtür. Eksik rekabet piyasalar›ndaki firmalar›n, fiyatlar›n›, sat›fl fonksiyonlar›n›n elastikliklerine bakarak belirledikleri kesinlikle ileri sürülemez. Bu
piyasalardaki fiyatlama mekanizmas›n›n, ba¤›ms›z gelir
ve maliyet fonksiyonlar› dikkate al›narak giriflilen kâr
maksimizasyonu giriflimlerinin sonucu oldu¤u da kolay
savunulamaz. Ayr› firmalar taraf›ndan uygulanan fiyatlar›n birbirinden ba¤›ms›z oldu¤u varsay›lmad›kça, tek
bir firma mal› için talep e¤risi kavram›, tutars›z hale gelir. (Bkz. Gelir Da¤›l›m›, Eksik Rekabet).
E. Alkin
Eksik Rekabette Ücret Teflekkülü
(Bkz. Emek Piyasas›).
Eksik Sigorta
[Alm. Unterversicherung ] [Fr. Sous assurance ] [‹ng.
Under insurance ]
Sigortal› k›ymetin, bulundu¤u rayiç k›ymetin çok alt›nda sigortalanmas› halidir ki, hasar an›nda uygulanan
proporsiyon kaidesi uyar›nca sigortal›ya eksik hasar
ödenir.
Sigortal› bedeli gerçek de¤erin alt›nda gösterilmiflse,
mal›n tamam›n›n hasara u¤ramas› halinde ancak gösterilen sigorta bedeli kadar ödeme yap›l›r. Örne¤in, 150
milyon liral›k mal›n› 100 milyon liraya sigorta ettiren sigortal› mal›n tamamen hasara u¤ramas› halinde, sigorta365
Eksik Tüketim
Eksiltme
c›dan ancak 100 milyon lira tazminat al›r. Demek ki, hasar halinde ancak sigorta bedeli kadar ödeme yap›labilir.
Gerçek de¤erle sigorta bedeli aras›ndaki fark›, sigortal›
kendisi karfl›lar.
Uzun süreli sigortalarda da, mal›n de¤eri y›ldan y›la
art›yorsa bu husus sigortac›ya bildirilmeli ve sigorta bedeli art›r›lmal›d›r. Sigortal›lar gerçek de¤erin sigorta bedelinin üstüne ç›kmas› halinde sigorta bedelini gerçek
de¤er kadar yükseltmek konusunda uyar›lmal›, e¤er sigorta bedelinin gerçek de¤ere eflit olmas›n› sa¤lamazlarsa eksik sigorta olaca¤› ve kendilerine hasar halinde eksik ödeme yap›laca¤› hat›rlat›lmal›d›r.
A. Gömeç
makta, sermayenin marjinal etkinli¤i düflmektedir. Ücretteki gecikmeyi kald›rsak bile rantlar›n, kârlar›n ve faizlerin de¤iflimi yüksek tasarruf oranlar› oluflturacakt›r.
D. Demirgil
Eksik Ücret
Eksik Tüketim
[Alm. Unterverbrauch ] [Fr. Sous-consommation] [‹ng.
Under-consumption]
Kapitalist ülkelerde meydana gelen konjonktür dalgalanmalar›n›n nedenlerini inceleyen en eski teoriler, eksik
tüketim teorileridir. Bu konuyu ele alm›fl olan yazarlar
Sismondi, Rodbertus, Malthus, Marx ve Landerdale'dir.
Daha yak›n tarihlerde Foster ve Catchings ikilisi ile
Hobson da ayn› konuya e¤ilmifllerdir.
Hobson'›n tezine göre, efektif talepteki çöküntü, tüketim, üretimin alt›nda kal›nca ortaya ç›kmaktad›r. Ekonomik genifllemenin en üst düzeye ç›kt›¤› boom döne minde üretilen has›la, cari fiyatlarla sat›lamayacak kadar
fazlad›r. Birikmifl olan stoklar›n sat›labilmesi için fiyatlar›n düflürülmesi gerekmektedir. Fiyatlar›n maliyetlerin
alt›na indirilmesi, üretimin ve yat›r›mlar›n k›s›lmas›na
yol açmaktad›r. Tüketim neden üretimin gerisinde kalmaktad›r? Ya da neden üretim tüketimden daha h›zl› artmaktad›r? Bunun ana nedeni, tüketim fonksiyonunun
çok istikrarl›, fakat ayn› zamanda çok düflük olmas›d›r.
Tüketim fonksiyonundaki bu istikrar, geleneklerin ve
al›flkanl›klar›n etkisinden ve hayal gücü eksikli¤inden
kaynaklanmaktad›r. Tüketimdeki bu tutuculu¤a karfl›n,
üretim çok daha hareketlidir. Teknolojik ilerleme ve kâr
itici gücüyle hareket eden teflebbüs yetene¤i, verimlili¤in h›zla artmas›na yol açar. Üretimin ve tüketimin bu
özellikleri, afl›r› ya da eksik tüketimeneden olur.
Asl›nda tüketimin üretimi gecikmeyle izlemesinin
ana nedeni gelir bölüflümündeki eflitsizli¤e ba¤l› olarak
ortalama tüketim e¤iliminin düflüklü¤üdür. Yüksek gelire sahip s›n›flar, ihtiyaçlar›n› karfl›lad›ktan sonra, gelirlerinin büyük bir bölümünü tasarruf ederler. Tasarruf
yat›r›ma dönüfltü¤ü sürece, sermaye stokunda ve zamanla tüketim mal› üretiminde art›fllar meydana gelir. Ne
var ki, bu s›rada tüketim harcamalar›, artan üretimi piyasadan kald›racak düzeye yükselemez. Bu da fiyatlar›n
üretim maliyetlerinin alt›na düflmesine yol açmaktad›r.
Sermayenin marjinal etkinli¤i azalmakta, üretim ve yat›r›m yavafllamakta, ekonomik hayatta bir (durgunluk) resesyon oluflmaktad›r. Ücretlerin fiyatlar› gecikmeyle izlemesi, sorunu daha da ciddilefltirmekte, kâr marjlar›n›n
genifllemesine yol açmaktad›r. Fiyatlar› gecikmeyle izleyen ücretlerin de artmas›yla maliyetler biraz daha art-
[Alm. Lohndefizit] [Fr. Salaire déficit ] [‹ng. Under wa ge]
Ayn› iflyerinde ya da iflkolunda çal›flan ve ayn› ifli yapan
iki iflçiden birinin di¤erine göre daha düflük ücret almas›d›r. Eflit ücret almalar› gerekirken farkl› ücret ald›klar›nda, düflük ücret alan iflçinin ald›¤› ücret eksik ücret
fleklinde nitelenmektedir.
Eksik ücretin ortaya ç›kmas› genellikle eflit ifle eflit
ücret ilkesinin bozulmas› sonucu olmaktad›r. Böyle bir
fark›n, öncelikle ayn› ifli yapan iflçilerin verimlerinin
farkl› olmas›na yol açt›¤› söylenebilir. (Bkz. Eflit Ücret
‹lkesi)
E. Tokgöz
Eksiltme
[Alm. Vergebung an das niedrigste Angebot] [Fr. Adju dication au rabais ] [‹ng. Allocation to lowest tenderer,
Dutch auction]
Eksiltme aç›k olabilece¤i gibi kapal› zarfla da yap›labilir.
Aç›k eksiltmeile mal sat›fl› ya da hizmet arz›, piyasalarda az rastlanan bir durumdur. Arz eden tek kifli veya
kartelleflmifl bir grup olabilir. Sat›c›, eksiltmeyi önceden
ilgililere duyurur. Eksiltme, al›c›lar›n haz›r bulunduklar›
bir toplant›da yap›l›r.
Arz edilen mala genellikle yüksek bir fiyat konulur.
Bu fiyata al›c› ç›kmazsa, sat›c› daha düflük ikinci bir fiyat önerir. Yine talip ç›kmazsa, fiyat› indirmeye devam
eder. Mal, son önerilen fiyat› ilk kabul edene sat›l›r.
Aç›k art›rmada, talipler daha önce söyledikleri fiyat›
art›rabilirler. Baflka bir deyiflle, öbür al›c›larla rekabet
halinde vermifl olduklar› bir fiyat› de¤ifltirerek yükseltmek f›rsat›na sahiptirler. Aç›k eksiltmede ise, fiyat› de¤ifltirmek ve düzeltmek olana¤› yoktur. Susarak fiyat›n
biraz daha indirilmesini bekleyen kifli, mal› kaç›rma riskiyle karfl›laflabilir. Mal› kaç›rmak istemeyenler, aç›k
eksiltme ile sat›flta, çok kez kendilerine elveren ilk fiyat›
kabul etme e¤ilimini gösterirler.
Aç›k eksiltmede, sat›c›lar›n ya da müteahhitlerin yüz
yüze rekabet edecekleri varsay›l›r. Eksiltmeye kat›lanlar›n karfl›l›kl› yar›flmalar›yla en uygun fiyat› elde etmenin
mümkün olabilece¤i teorik olarak kabul edilir.
Kapal› zarfa eksiltme: Bir örnek verelim. ‹haleye ç›kart›lm›fl bir inflaat ifli olsun... Eksiltmeye kat›lan müteahhitlerden her birinin öbür rakipleri taraf›ndan önerilecek fiyatlar› bilmeksizin teklif yapacaklar› varsay›l›r.
Rakiplerinin fiyat›n› bilmeden öneride bulunmak durumundaki bir sat›c› ya da müteahhidin ifli kaç›rmamak
için kendi maliyet hesaplar› çerçevesinde en uygun bedeli isteyece¤i kabul edilir.
366
Eksi Yat›r›m
Ekstrapolasyon
Ekspertiz
Eksiltme yönteminin sonucu, muhatap olanlar aras›nda gerçek rekabet olmas›na ba¤l›d›r. Eksiltmeye kat›lanlar›n aralar›nda anlaflt›klar› hallerde, yöntemin sa¤lad›¤› avantaj k›smen ya da tamamen ortadan kalkmaktad›r. Eksilmeyi açan bir kamu organ› oldu¤unda, muvazaalara ve suiistimallere de rastlanmaktad›r. (Bkz. Aç›k
Eksiltme).
F. Ergin
Eksi Yat›r›m
[Alm. Desinvestition] [Fr. Désinvestissement] [‹ng. Di sinvestment]
Sermaye stokunun bir k›sm›n›n imha edilmesi ya da el den ç›kar›lmas› halidir. ‹kinci Dünya Savafl› s›ras›nda
‹ngiltere'nin ithalat› finanse etmek için anavatan d›fl›ndaki baz› yat›r›mlar›n› satmas›, bir yat›r›m›n elden ç›ka r›lmas›na örnek olarak verilebilir. Üretimde bir geniflleme olabilmesi için yeni yat›r›m›n eksi yat›r›mdan büyük
olmas› gerekmektedir.
Yenileme yat›r›m›n›n eskime ve afl›nmadan az olmas› halinde de eksi yat›r›m hali meydana gelmektedir.
(Bkz. Yat›r›m, Afl›r› Yat›r›m)
D. Demirgil
Ekspansiyonizm
[Alm. Expansionismus, Geldausweitung] [Fr. Expansi onnisme] [‹ng. Expansionism]
Para politikas›n› ve di¤er destekleyici politikalar› kullanarak üretimde ve milli gelir hacminde art›fl›n meydana
gelmesinin teflvik edilmesidir.
Kredi faizlerinin düflürülmesi suretiyle bankalardan
daha fazla kredi al›nmas›n› sa¤lamak, kira ya da emlâk
al›m›yla ilgili mevzuat› yumuflatmak, vergilemeyi azaltmak, bankalar›n Merkez Bankas›’na yat›rmak durumunda olduklar› kanuni karfl›l›klar› azaltmak bu konuda al›nabilecek tedbirlerin bir k›sm›n› oluflturmaktad›r.
D. Demirgil
Eksper
[Alm. Expert] [Fr. Expert] [‹ng. Expert]
Bilirkifli (ehlivukuf) demektir. Hukuk alan›nda zarar ve
ziyan miktar›n›n saptanmas›, çekiflmeli (münazaal›) arazinin tapu senetlerinde gösterilen s›n›rlar içinde olup olmad›¤›, hatan›n meydana gelmesinde ihmal ve tedbirsizlik olup olmad›¤› hususlar›n›n saptanmas›nda ve her türlü kefliflerde bilirkifli kullan›l›r. Bunlar›n seçilmesi, ücretlerinin saptanmas›, görevleri Hukuk ve Ceza Muhakeme Usulü Muhakemeleri kanunlar›nda belirlenmifltir.
Bankac›l›kta eksperler, daha çok banka taraf›ndan
aç›lan kredilerde teminat olarak al›nacak her tür "emtia", alt›n ve gayrimenkul mallar›n üretim y›llar›, kaliteleri, miktarlar› ve rayiç de¤erleri hakk›nda incelemeler
yapan ve bunun sonuçlar›n› bir raporla bildiren kiflilerdir. Bunlar nadiren bankan›n maafll› memurudurlar. Genellikle, piyasada ilgili konuda ihtisas› olan, dürüst karakterli müflteriler aras›ndan seçilir. Eksperin kredi talebiyle hiçbir ilgisi ve kredi verilmesinde bir ç›kar› olmamas›na dikkat edilir. (Bkz. Ekspertiz)
S. Abaç
[Alm. Expertisierung] [Fr. Expertise] [‹ng. Expertise]
Keflif ve muayene demektir. Herhangi bir konunun eksperlere havalesi ya da fikir ve görüflleri al›nmak üzere
eksperlerce incelenmesi, keflif ve muayenesi ifllemidir.
Ekspertiz raporu: Eksperler inceledikleri konulara
iliflkin görüfl ve kan›lar›n›, ekspertiz sonuçlar›n›, bir raporda aç›klarlar. Bu rapor, taraflar aras›nda gerek sözleflmelerin yap›lmas›, gerekse ihtilafl› noktalar›n çözümlenmesi bak›m›ndan bir belge niteli¤indedir.
Ekspertiz de¤eri: Bankalarca aç›lacak maddi teminatl› kredilerde, teminat al›nacak mal ya da gayrimenkul
için eksperce saptanan de¤ere "ekspertiz de¤eri" denir.
Bankalar bundan bir "marj" düflerek kredinin azami limitini saptarlar. (Bkz. Eksper)
S. Abaç
Ekstrapolasyon
[Alm. Extrapolation ] [Fr. Extrapolation ] [‹ng. Extrapo lation]
Bir serideki bilinmeyen de¤erlerin tahmini için baflvurulan enterpolasyon ifllemi, serinin kapsad›¤› dönemin veya verilerin d›fl›ndaki de¤erlerin tahmin edilmesiyle ilgili ise bu ifllem istatistikte "ekstrapolasyon" olarak tan›mlanmaktad›r. Böylelikle örne¤in nüfusla ya da milli
gelirle tahminler yap›labilece¤i gibi, veri toplama metodlar›n›n zaman içinde de¤iflmesinden ötürü serilerde
ortaya ç›kan sapmalar da geriye do¤ru ekstrapolasyonla
bertaraf edilebilir.
Ekstrapolasyon ifllemi esas itibariyle enterpolasyonun bir uzant›s› oldu¤undan, enterpolasyonda kullan›lan
metodlar ekstrapolasyon için de geçerlidir. Bir ülkenin
milli gelirindeki geliflmelerin en uygun olarak
Y = aXb
fleklinde bir üstel fonksiyon yard›m›yla ifade edilebilece¤i düflünülmekteyse, bu fonksiyonun logaritmik flekli
olan
log Y = log a + b log X
denklemi verilere dayan›larak En Küçük Kareler Meto du yard›m›yla tahmin edilebilir.
Örne¤in 1970-90 dönemi verilerine dayanarak bu
denklemin a ve b parametreleri
log Y =1,483 + .033 log X
olarak belirlenmifl ise, bu denklem yard›m›yla, verilerde
bulunmayan 1995 y›l›na ait milli gelir tahmini yap›labilir. Seri ortas›na takabül eden 1980 y›l› orijin olarak
al›nd›¤›nda 1995 y›l› X = 15 olacak ve bu de¤erin denkleme yerlefltirilmesi ve gerekli hesaplar›n yap›lmas› ile
ekstrapolasyon ifllemi tamamlanacakt›r.
log Y =1,483 + .033 log 15 = 1,5411
Elde edilen 1,5411 de¤eri 1995 y›l›na ait milli gelir
de¤erinin 10 taban›na göre logaritmas›n› gösterdi¤inden,
367
Ekstre
Elastiklik
bu de¤erin antilogaritmas›n›n al›narak milli gelir de¤eri- n› yasal ya da ba¤›tsal bir iliflkiden alan her türlü ek öde ne ulafl›lmas› gerekmektedir. Bu de¤er 14,26'ya veya meye verilen add›r.
-milli gelir milyar dolar cinsinden verilmiflse- 14,26 mil‹flçi ile iflveren aras›nda yap›lan hizmet sözleflmesinyar dolara eflit olacakt›r.
de, eme¤i karfl›l›¤› olarak iflverence ödenmesi kararlaflt›Ekstrapolasyon teknikleri verilerin kapsad›¤› dönem- r›lan para kök ücreti oluflturmaktad›r. Ancak günümüzde
deki e¤ilimlerin, dönemin d›fl›nda da geçerli oldu¤u var- kök ücrete birçok eklenti yap›lmaktad›r. Bu eklentilerin
say›m›na dayanmaktad›rlar. Zaman içinde ortaya ç›kabi- yap›l›fl amaçlar› oldukça farkl›d›r.
lecek geliflmeler bu varsay›m› geçersiz k›labilece¤inden,
Ek ücretlerin kayna¤› yasalar olabilece¤i gibi sözlefl ekstrapolasyon sonuçlar›n› yorumlarken dikkatli davra- meler de olabilir. Örne¤in fazla çal›flma ücretinin zaml›
n›lmas› gerekmektedir. (Bkz. En Küçük Kareler Meto - ödenece¤ine iliflkin hüküm ‹fl Yasas›’nda öngörülmüfldu, Enterpolasyon, Zaman Serileri)
tür. Bunun gibi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
B. A. Köksal
çal›flan iflçilere ücretlerinin bir kat fazlas› ile ödenmesi
‹fl Yasas›’n›n bir gere¤idir.
Ekstre
Ek ücretlerin kayna¤› bazen de bir sözleflmedir. Bu
[Alm. Kontoauszug, Rechnungsauszug] [Fr. Extrait de sözleflme hizmet akdi olabilece¤i gibi daha büyük bir
compte] [‹ng. Abstract of account, Extract of account]
olas›l›kla bir toplu sözleflmedir. Nitekim uygulamada
Bankada borçlu ya da alacakl› hesab› bulunan kiflilere ücrete yap›lan eklentilerin birço¤u toplusözleflmelerden
gün, hafta, ay, y›l gibi belirli dönemler sonunda ya da kaynaklanmaktad›r. Bu gibi ek ücretlere çok say›da örbir hesab›n kapat›lmas› halinde gönderilen ve hesab›n nek vermek mümkündür. Örne¤in ‹fl Yasas›’nda gece
hareketini gösteren cetvele "ekstre" ya da "hesap hüla - saatlerinde çal›flan iflçilere zaml› bir ücret ödenmesi zosas›" denilir. Ekstre, ilgili borçlu ya da alacakl› hesab›n runlulu¤u olmad›¤› halde, birçok toplusözleflmede iflçibelirli bir dönemdeki suretidir.
lere "gece primi" gibi adlar alt›nda ek ödemeler yap›lTicari hayatta ekstre, yaln›zca bankalar taraf›ndan mas› öngörülmüfltür.
müflterilerine gönderilen bir belge de¤ildir. Borsa arac›
Ek ücretlerin amac› da farkl› olabilmektedir. Bunlarkurumlar›n›n müflterilerine gönderdikleri ekstrelerin ya- dan bir k›sm›, iflçinin verimini art›rmak, iflçiyi iflyerine
n›s›ra, karfl›l›kl› ifl yapan ticari kifli ve kurulufllar da bir- ba¤lamak, hammaddeden tasarruf sa¤lamak gibi iflletbirlerine belirli dönemlerde (özellikle y›l sonlar›nda ve me ekonomisini ilgilendiren amaçlard›r. Ek ücretlerin
üç ayl›k devrelerde) karfl›l›kl› borçlu ve alacakl› hesap- bir k›sm› ise iflçilerin sat›n alma gücü nü art›rmak, gibi
lar›n› gösteren ekstreler göndermektedirler. Böylece ta- sosyal amaçl›d›r. Kuflkusuz, sosyal amaçl› ek ücretlerin
raflar›n hesaplar› aras›ndaki uygunluk saptanmaktad›r. de gerek mikro, gerek makro düzeyde ekonomik etkileri
Ticaret Kanunu'na göre sözleflme ya da ticari teamül ile, olmaktad›r.
belirli hesap devreleri sonunda cari hesab›n kapat›lmas›
Günümüzde ücret kavram›nda meydana gelen bir deve zimmet ile matlup kalemleri aras›ndaki fark›n tespit ¤iflme, ek ücretlerin önemini art›rm›flt›r. Liberal görüfle
edilmesi gerekir. Hesap devresi hakk›nda sözleflme ya göre ücret, eme¤in bedelidir. Hatta eme¤in de¤eri de
da ticari teamül yoksa, her takvim y›l›n›n son günü ta- (ücret), piyasadaki arz-talep kanununa göre artmakta ya
raflarca hesab›n kapat›lmas› günü olarak kabul edilmifl da düflmektedir. Eme¤i bir mal kabul eden bu görüfl güsay›l›r. Uygulamada bankalar kendilerinden borçlu cari
nümüzde art›k geçerli say›lmamaktad›r. Zira ücretin kehesap fleklinde kredi kullananlara üç ayl›k faiz tahakkuk sinlikle eme¤in karfl›l›¤› olmas› flart de¤ildir. Ücret iflçidönemlerinin sonunda (Mart, Haziran, Eylül ve Aral›k), nin geliridir. Baflka bir deyiflle iflçiye eme¤inin karfl›l›¤›
y›lda dört kez kredilerin geliflimini (borç ve alacak ka- olarak ödenen ç›plak ücrete ek olarak, onun iflletmenin
y›tlar› ile günlük bakiyeler), faiz, komisyon, masraf ta- ya da toplumun bir üyesi olmas› dolay›s›yla daha baflka
hakkukunu ve hesab›n son durumunu gösteren hesap ödemeler de yap›lmaktad›r. ‹flte bunlar ek ücretleri oluflekstresi göndermektedirler. Bu flekilde tespit edilen ba- turmaktad›r.
kiyeyi gösteren cetveli (ekstreyi) alan taraf, ald›¤› tarih‹fl Yasas›’nda genel anlamda ücret bir iflin karfl›l›¤›
ten itibaren bir ay içinde noter arac›l›¤›yla ya da taah- olarak ödenen para olarak tan›mlanm›flt›r. Ek ücretleri
hütlü mektup ya da telgrafla itirazda bulunmazsa baki- kapsamayan bu tan›m›n yeterli oldu¤u söylenemez. Anyeyi kabul etmifl say›lmaktad›r.
cak Türk ifl hukukunda iflçiye yasalardan ya da sözleflBankalar Kanunu'nun 36/1 maddesine göre de, ban- melerden kaynaklanan ek ücretlerin ödenmesinde hiçbir
kalar ve mevduat kabulüne yetkili di¤er kurulufllar, engel bulunmamaktad›r. Esasen ‹fl Yasas›’nda bile ek
mevduat sahiplerine, aksine yaz›l› istekleri olmad›kça ücretlere yer verilmifl, k›dem ve ihbar tazminatlar› n›n
her y›l Ocak ay› içinde birer hesap özeti göndermekle hesab›na esas teflkil eden ücretler ise tüm ek ücretleri
yükümlüdürler.
kapsayacak biçimde düflünülmüfltür. (Bkz. Ücret).
A. ‹. Karacan
M. Kutal
Ek Ücret
[Alm. Lohnnebenleistungen] [Fr. Salaire supplémenta ire] [‹ng. Wage supplements]
‹flçinin kök ücretine iflveren taraf›ndan yap›lan, kayna¤›368
Elastiklik
[Alm. Elastizität] [Fr. Elasticité] [‹ng. Elasticity]
Elastiklik fonksiyonel bir iliflkide ba¤l› de¤iflkenin, ba-
Electrum
Elmas-Su Çeliflmesi
¤›ms›z de¤iflkenlerdeki artma ve azalmalara karfl› gösterdi¤i duyarl›l›k derecesidir.
Örne¤in, iki de¤iflkenli bir talep fonksiyonunda, fiyat
de¤iflmelerinin talep üstündeki etkileri, talebin fiyat
elastikli¤i (ya da k›saca talep elastikli¤i) ile ölçülür.
A mal›n›n talep fonksiyonu D = aP + b olsun.
Fiyattaki de¤iflme oran› dP/P ile gösterilsin.
Talep, bu de¤iflmeye karfl›l›k vererek dD kadar artacak ya da azalacakt›r.
Talepteki bu de¤iflme oran› dD/D ile belirtilebilir.
Yukar›daki elastiklik tan›m›na göre elastiklik katsay›s›,
Ed = dD / dP = dD P
D
P
dP
D
biçiminde yaz›labilir.
Konu say›sal bir örnekle daha aç›k olarak ortaya konabilir. Herhangi bir mal›n, talep fonksiyonu,
1
D=–
p+3
2
Günümüzde, kuyumcular suni electrum kullanmaktad›rlar. (Bkz. Nümismatik).
F. Ergin
Elektrik Sektörü
[Alm. Elektrizität Sektor] [Fr. Secteur d’Electricité]
[‹ng. Electricity sector]
Ekonomik faaliyetler s›n›fland›rmas›nda 4 numara ile
kodlanm›fl ana sektör olan elektrik, gaz ve su sektörünün
41 kodlu alt bölümünde yer almaktad›r.
Bu kesimin faaliyet alan› evler, s›nai ve ticari kurulufllar için elektrik üretimi, nakli ve da¤›t›m›d›r. Elekrik
üretip de as›l kuruluflun di¤er ünitelerinden ayr› s›n›fland›r›lmas› mümkün olan santrallar›n üretimi de bu gruba
girmektedir. (Bkz. Ekonomik Faaliyet Kollar›)
E. Özötün
Elektrik ve Havagaz› Tüketim Vergisi
Belediyeler taraf›ndan tahsil edilen bu verginin konusunu belediye s›n›rlar› ve mücavir alanlar içinde elekrik ve
havagaz› tüketimi oluflturmaktad›r. Verginin mükellefleriyse, elektrik ve havagaz›n› tüketenlerdir. Ancak, elektrik ve havagaz›n› da¤›tan kurulufllar, sat›fl bedeli ile birlikte bu verginin tahsilinden ve ilgili belediyeye yat›r›lmas›ndan sorumlu tutulmufllard›r. Verginin matrah›n›,
tüketilen elektrik ve havagaz›n›n sat›fl bedeli (KDV hariç) oluflturmaktad›r. Verginin oran› üretim, tafl›ma, yükleme gibi ifllerde %1, di¤erlerinde %5'tir. Havagaz›nda
da % 5 oran› uygulanmaktad›r.
fi. Akkaya
ise p=2 TL fiyat›nda talep elastikli¤ini bulmak için önce
fonksiyonun birinci türevi al›n›r;
dD
dP
= – 1
2
P/D oran›n› bulmak için, fonksiyonda P yerine 2 konulup D = 2 ton bulunur. fiu halde P/D = 2/2 = 1 olacakt›r.
Elastiklik katsay›s› formülüne göre, ad› geçen mal›n
p = 2 TL fiyat›ndaki talep elastikli¤i:
Ed = dD P = – 1 .1 = – 1
dP D
2
Elektronik Bilgi ‹fllem Merkezi
2
Ed =– 1
2
elastikli¤inin anlam› fludur: P = noktas› dolaylar›nda
iken fiyattaki bir de¤iflme, talepte ters yönde 1/2 birimlik bir de¤iflikli¤e neden olacakt›r. Örne¤in fiyat 1 TL.
düflerse, talepte 1/2 tonluk bir art›fl belirecektir. (Bkz.
Talep Elatikli¤i, Arz Elastikli¤i, Gelir Elastikli¤i, Talep)
E. Alkin
Electrum
[Alm. Electrum] [Fr. Electrum] [‹ng. Electrum]
Eski Yunanl›lar gümüfl, alt›n ve electrum'dan para basarlard›. Anadolu'da kullan›lan en eski paralar da elect rum'dand›.
Electrum, gümüfl ve alt›n›n do¤al alafl›m›d›r. Lidya
akarsular›nda bol miktarda bulunmaktayd›.
Ünlü bilgi Plinius’a göre, Antikite'de 1/5 oran›nda
gümüfl içerikli alt›n, electrum say›lmaktayd›. Romal›lar
ise alt›n sikkelere gümüfl yerine bak›r kar›flt›rm›fllard›r.
Eski Yunanl›lar, electrum’a "beyaz alt›n" derlerdi.
Bu terim, zaman›m›zda da kullan›lmaktad›r.
[Alm. Elektronische Datenverarbeitungzentrum ] [Fr.
Centre d'ordinateur ] [‹ng. Electronic data processing
centre]
Bilgisayar kullanan iflletmelerde bilgi iflleme faaliyetlerinin yürütüldü¤ü örgütsel birim. Elektronik Bilgi ‹fllem
Merkezi (k›saca EB‹M) diye adland›r›lmaktad›r. EB‹M'i
iflletmenin örgütsel yap›s› içinde a) En çok yararlanan
bölüm içinde, b) Bir hizmet bölümü olarak, c) Ba¤›ms›z
bir bölüm olarak görmekteyiz.
Bir EB‹M'deki faaliyetler ikiye ayr›labilir: Gelifltirme ve iflletme faaliyetleri. Gelifltirme faaliyetleri, çeflitli
destek hizmetlerini ve yeni bilgisayar uygulamalar›n›
kapsar. Bu faaliyetler, sistem analistleri (sistem çözümleyici) ve programc›lar taraf›ndan yürütülür. ‹flletme
faaliyetleri, bilgisayar donan›m sisteminin iflletilmesini
ve günlük ifllerin yürütülmesini kapsar. Bu faaliyetler
ise delgi operatörleri ve makine operatörleri taraf›ndan
yürütülmektedir. (Bkz. Aplikasyon, Bilgi ‹fllem Sistemi)
F. Bilgino¤lu
Elmas - Su Çeliflmesi
[Alm. Diamant-Wasser paradox ] [Fr. Paradoxe di amand-eau ] [‹ng. Diamonds-water paradox ]
Modern ekonominin bafllang›c› say›lan The Wealth of
Nations (1776) kitab›n›n yazar› Adam Smith flu soruyu
369
El Yazmas› Kaime
Eme¤in Serbest Dolafl›m›
sormufltur: "Nas›l oluyor da çok faydas› olan suyun fiyat› o kadar düflüktür de, gereksiz bir mal olan elmas›n
fiyat› o kadar yüksektir?" Bugün bu soruya flu yan›t verilebilir: "Suyun arz ve talep e¤rileri ortaya düflük bir fiyat düzeyinin ç›kmas›na yol açacak biçimde kesiflmektedir. Elmas›n arz ve talep e¤rileri ise yüksek bir fiyat
düzeyi oluflturarak kesiflmektedirler." Bu yan›t bir yeni
soruyu gerektirir: "Suyun arz ve talep e¤rileri niçin bu
kadar düflük bir fiyatta kesifliyor?" Çünkü, elmas nadirdir; yenilerini üretmek için katlanan maliyet yüksektir;
su ise nispeten boldur ve dünyan›n birçok yerinde maliyeti çok düflüktür.
Ancak, suyun fiyat›n› ya da talebini belirleyen, suyun toplam faydas› de¤il, suyun son biriminin nisbî faydas› ve maliyetidir. Bireyler bu son su birimini al›p almamakta serbesttirler. E¤er suyun fiyat›, marjinal faydas›ndan yüksekse, suyun bu son birimi sat›lmayacakt›r.
Hatta, fiyat mal›n son biriminin faydas›na eflit oluncaya
kadar düflmeye devam edecektir. Suyun her birimi öteki
birimleriyle ayn› oldu¤una ve tam rekabet piyasas›nda
fiyat tek oldu¤una göre, suyun her birimi en faydal› son
birimin fiyat›ndan sat›lacakt›r. (Bkz. De¤er Teorileri)
D. Demirgil
irelerinde toplan›r. Gümrük vergileri buna istisna teflkil
eder. Günümüzde tamamen bu yöntem kullan›lmaktad›r.
E. Korkmaz
Eme¤in Marjinal Verimlili¤i
[Alm. Grenzproduktivität der Arbeit] [Fr. M a r g i n a l
productivité du travail ] [‹ng. Marginal productivitiy of
labour]
Emek faktörünü bir birine de¤ifltirdi¤imizde, toplam
ürün ya da has›lada meydana gelen de¤iflme olarak tan›mlan›r.
Teorik olarak üretim fonksiyonu Q = f(K,L) ve
K > O,L >O ise, bu taktirde ∂Q/∂L yani üretim miktar›n›n emek faktörüne göre birinci türevi eme¤in marjinal
verimlili¤idir. Yani,
∂Q
∂L
≡ MPPL
eme¤in marjinal verimlili¤i Anglo-Amerikan literatüründe eme¤in marjinal fizik verimlili¤i olarak da adland›r›l›r. (Bkz. Marjinal Verimlilik Teorisi).
A. Kal›n
El Yazmas› Kaime
Türkiye'de el yazmas› kaimeler ilk olarak 1840 tarihinde
ç›kar›lm›flt›r. Kaime-i muteberei nakdiye ad› verilen bu
kaimeler her biri 500 kuruflluk olmak üzere 160 000
adet ihraç edilmifltir. Bunlara, bir nevi devlet borcu say›ld›¤›ndan, %8 oran›nda faiz verilmifltir.
Türkiye'de ilk olarak hazine bonosu fleklinde piyasaya sürülen bu kaimelerin karfl›l›¤› yoktu. Ancak hükümetçe hemen tedavüle kondu¤undan, faizi nedeniyle
ra¤bet bulmufl ve k›sa zamanda tükenmiflti. Bunun üzerine 240 000 liral›k daha kaime ihraç edilmifltir. Bu yeni
kaimeler 50, 100 ve 250 kuruflluk idi. Bunlar›n taklitleri
piyasaya ç›kt›¤›ndan, 500 ve 1000 kuruflluk nevileri de
haz›rlanarak üzerlerinde faiz miktar› gösterildi ve her
biri ayr› ayr› mühürlendi. 1843 y›l›nda kaimelerin bas›larak yenilenmesine karar verildi ve bu bas›lm›fl kaimelerle eski el yazmas› kaimeler de¤ifltirildi.
H. Kazgan
EMA
(Bkz. Avrupa Para Anlaflmas›).
Emanet Usulü
[Alm. Eigenregie] [Fr. Régie directe] [‹ng. Collection of
taxes by means of government officials)
Verginin yükümlüden al›n›p hazineye devredilmesi iflleminde, devletin, vergi tahsilat›n› kendi mali kurumlar›
ve memurlar› arac›l›¤› ile yapmas› usulüdür. Türk vergi
sistemine göre, tüm vergiler (belediye gelirleri hariç)
Maliye Bakanl›¤›’na ba¤l› olarak görev yapan vergi da-
Eme¤in Pay›n› Art›ran Teknik ‹lerleme
[Alm. Handkraft erwiternde technische Innovation ] [Fr.
Progrès technique augmentant la main d‘oeuvre ] [‹ng.
Labour augmenting technical progress ]
Emek miktar›n›n artmas› sonucu üründe meydana gelen
art›fla benzer bir teknik ilerlemenin, emek miktar›n› fiilen art›rmadan ürün miktar›n› art›rmas›d›r. Böylelikle
üretime kat›lanlar›n say›s›n› art›rmadan eme¤in ürün
içindeki pay› art›r›lmaktad›r.
D. Demirgil
Eme¤in Serbest Dolafl›m›
[Alm. Freizügigkeit der Arbeitnehmer] [Fr. Circulation
libre de la main d'oeuvre ] [‹ng. Free movement of la bor]
Avrupa Ekonomik Toplulu¤u’na üye ülkelerin vatandafllar›na tan›nan temel haklardan biridir. Toplulu¤a üye
ülkelerin vatandafllar›n›n, toplulu¤a üye ülkelerde hiçbir
s›n›rlamaya ve ay›r›ma tâbi tutulmadan, o ülke vatandafllar›na tan›nan bütün ekonomik ve sosyal haklardan
eflit flekilde yararlanmak suretiyle özgürce çal›flabilmesi
anlam›na gelir.
Avrupa Ekonomik Toplulu¤u’nu (AET) kuran Roma
Antlaflmas›, üye ülkeler aras›nda ekonomik bir bütünleflme yan›nda, ayn› zamanda siyasal bir bütünleflmeyi de
amaçlamaktad›r. Bu bak›mdan eme¤in serbest dolafl›m›
ilkesinin dayand›¤› Roma Antlaflmas›’n›n 48-51. maddeleri içinde ayn› zamanda "Avrupa vatandafl›"n›n temel
haklar› da gelifltirilmek istenmifltir. Nitekim toplulu¤un
temel kurallar›ndan biri "uyrukluk yüzünden ay›r›m
yapmamakt›r". Eme¤in serbest dolafl›m› ilkesi de bu kurala dayand›r›lm›flt›r.
370
Eme¤in Serbest Dolafl›m›
Eme¤in Serbest Dolafl›m›
‹flgücünün topluluk içinde serbestçe dolafl›m› konusu
toplulu¤un kuruluflundan beri üzerinde önemle durulan
ve ayr›nt›l› bir biçimde düzenlenen alanlardan biridir.
Nitekim iflçilerin AET içinde hareket serbestli¤i, 1961
y›l›ndan bafllayarak AET Konseyi’nin, 15, AET Komisyonu’nun 18 numaral› tüzükleriyle düzenlenmeye bafllanm›flt›r. Daha sonra 25.3.1964 tarih ve 38 say›l› AET
Komisyonu tüzü¤ü 15 numaral› tüzü¤ün, 19.10.1968 tarihli ve 1612 say›l› Konsey tüzü¤ü de 38 numaral› tüzü¤ün yerini alm›flt›r. Yap›lan her tüzük de¤iflikli¤i ile
eme¤in serbestçe dolafl›m› ilkesinin gerçeklefltirilmesi
için yeni ad›mlar at›lm›flt›r.
Gerek Roma Antlaflmas›’n›n ilgili maddeleri, gerek
yukar›da sözü edilen tüzükler AET içinde bütünleflmifl
bir emek piyasas›n› sa¤lamaya yönelik hükümleri içermektedir. Bütünleflme yan›nda aktif ve dinamik bir ifl pi yasas›n›n gerçeklefltirilmesi amac› da aç›kça belirtilmektedir. Roma Antlaflmas›’nda aktif ve dinamik bir ifl
piyasas› politikas› kavram›, çal›flanlar›n optimal mesleki, sektörel ve co¤rafi da¤›l›m›n› teflvik etme anlam›ndad›r. Bu konuda faaliyet gösterecek kurumlar›n neler oldu¤u da ayr›ca belirlenmifltir. Böylece AET’de çal›flanlar›n istihdam olanaklar›n›n ve çal›flma koflullar›n›n iyilefltirilmesi, toplulukta verimlili¤in ve yaflam düzeyinin
yükseltilmesi amaçlanmaktad›r. ‹flgücünün serbestçe dolafl›m› da bunun araçlar›ndan biri olarak görülmektedir.
Özellikle 15 Ekim 1968 tarihli tüzük, iflgücünün serbest dolafl›m› konusunda baz› yeni düzenlemeler getirmifltir:
‹flçilerin topluluk içinde serbestçe dolafl›m› en geç
geçifl döneminin sonuna kadar sa¤lanacakt›r.
Toplulu¤a üye devletlerin iflçileri aras›nda istihdam, ücret ve di¤er çal›flma koflullar› bak›m›ndan uyrukluluk esas›na dayal› bir ay›r›m yap›lmayacakt›r. ‹flçilerin
topluluk içinde ücretli bir faaliyet yapabilmesi için serbestçe yer de¤ifltirme hakk›, gerek iflçiler için gerek aileleri için temel bir hak olarak kabul edilmifltir. Bu temel
hak, iflgücünün topluluk içinde serbestçe dolafl›m›n›, iflçi
için sosyal geliflmesini kolaylaflt›ran, yaflama ve çal›flma
koflullar›n› gelifltirme olana¤› veren vas›talardan biri
olarak kabul edilmifltir. Bu hak sürekli iflçiler, mevsimlik iflçiler ve s›n›r bölgelerindeki iflçiler aras›nda hiç bir
ay›r›m yap›lmaks›z›n tüm iflçilere tan›nm›flt›r.
Ücretli bir ifli yapanlar aras›nda eflit ifllem görme
hakk› sadece ifle alma, iflten ç›karma, ücret ve di¤er çal›flma koflullar›, sendikaya üye olma, iflletme komitesi
üyelerini seçme ve iflletme komitesi üyeli¤ine seçilme
hakk› aç›s›ndan de¤ildir. Ayn› zamanda uygun bir konuta kavuflabilme, ailesine kavuflabilme ve ailesiyle birlikte iflçi kabul eden ülkenin ortam›na uyum sa¤lama ile ilgili bütün koflullar› da içerir.
Söz konusu tüzü¤e göre iflçilerin serbest dolafl›m
hakk›n› özgürlük içinde ve liyakatle kullanabilmeleri
için hukuken ve fiilen karfl›laflabilecekleri bütün engeller ortadan kald›r›lacakt›r. Nitekim, yabanc› uyruklu iflçiler için eski tüzük zaman›nda bir engel teflkil eden ça l›flma izni, üye ülke uyruklular› için kald›r›lm›fl bulunmaktad›r. Sadece iflçilere AET üyesi uyruklu olduklar›n›
•
•
gösterir ücretsiz bir kimlik kart› verilmesi öngörülmüfltür. Üye ülke iflçileri, ikametgâhlar› nerede olursa olsun,
AET ülkelerindeki ifllere, çal›flma müdürlüklerinin arac›l›¤› olmaks›z›n da baflvurabileceklerdir. Yabanc› uyruklu iflçilere verilen oturma kartlar› da 5 y›l süreli olarak verilecek ve süresinin bitiminde otomatikman yenilenecektir.
Bu hak ilke olarak ancak kamu düzeni, kamu güvenli¤i ve kamu sa¤l›¤› sebepleri ile s›n›rlanabilir. 1612 say›l› tüzükle yürürlükten kald›r›lan 38 numaral› tüzü¤e
göre, ilgili üye devlet, iflgücü fazlas› mevcutsa, belirli
bölgeler ve iflkollar› için kendi uyruklar›na öncelik tan›yabilmekteydi. Nitekim eski tüzük zaman›nda Hollanda,
Belçika ve Fransa'da eme¤in serbest dolafl›m› ilkesini s›n›rlay›c› baz› uygulamalar görülmüfltür. 1612 say›l› tüzük, eme¤in topluluk içinde serbestçe dolafl›m› konusunda daha liberal hükümler getirmekle beraber, üye
devletlere yabanc› uyruklu iflçilerin bu hakk›n› belirli
koflullar alt›nda s›n›rlama olana¤›n› da vermektedir. Nitekim, tüzükte "flayet bir ülkede bir iflkolunda veya bir
bölgede istihdam ve yaflam düzeyini" ciddi bir biçimde
tehlikeye sokan bir durum ortaya ç›karsa, ilgili devletin
geçici bir süre için söz konusu iflkollar›na ve bölgelere
iflçilerin hareket etmesinin geciktirilmesi için gereken
önlemleri almas›na ve kendi vatandafllar›na öncelikler
tan›mas›na izin vermektedir. Uygulamada özellikle kamu kesimindeki aç›k iflyerleri için o ülke vatandafllar›na
öncelik hakk› tan›nmaktad›r.
‹flgücünün serbestçe dolafl›m› ancak emek piyasas›
fleffaf oldu¤u takdirde gerçekleflebilir. Bu bak›mdan üye
ülkelerin istihdam kurumlar› aras›nda aç›k iflyerleri konusundaki haberleflmenin düzenli bir flekilde yap›lmas›
için iflbirli¤inin güçlendirilmesi gerekir. Tüzük iflçilere
aç›k iflyerleri, ücret ve di¤er çal›flma koflullar› hakk›nda
ayr›nt›l›, aç›k ve düzenli bilgi verilmesini zorunlu k›lm›flt›r. Avrupa Komisyonu, topluluk s›n›rlar› içinde bofl
iflyerleri ve bu ifller için aranan mesleki yetenek ve nitelikler konusunda bilgi al›flverifline olanak sa¤lamak üzere 1980 y›l› sonunda Avrupa ‹fl ve ‹flçi Bulma Siste mi’nin (SEDOC) kurulmas›n› kararlaflt›rm›flt›r. Ayr›ca
üye ülkeler aras›nda ifl ve iflçi bulma konusunda uzmanlaflm›fl memurlar›n de¤iflimini örgütleme yoluna gitmifltir.
Konsey, iflçilerin serbest dolafl›m› ile istihdam ve
mesleki e¤itim aras›nda s›k› ba¤lar›n bulundu¤unu dikkate alarak, bu ba¤lar›n çok yönlü olarak araflt›r›lmas›n›
ve mesleki e¤itime gereken önemin verilmesini kararlaflt›rm›flt›r.
Ayr›ca istihdam sorunlar›n›n bölgesel plandaki durumuyla birlikte üye devletlerin istihdam politikalar›n›n
topluluk düzeyinde koordine edilmesi zorunlu¤u da belirtilmifltir.
Roma Antlaflmas›’n›n 123. maddesi gere¤ince kurulmufl bulunan Avrupa Sosyal Fonu, topluluk içindeki istihdam sorunlar›n›n çözümüne yard›mc› olacak ve eme¤in serbestçe dolafl›m›na olanak haz›rlayacak önemli bir
araç olarak kurulmufl bulunmaktad›r.
Pek tabii, eme¤in serbest dolafl›m› ilkesi AET uyruk-
371
Emek Arz›
Emek Etkinli¤i
lu iflçilerin tümüne, di¤er ülkelerden gelecek iflçilere k›yasla istihdamda öncelik hakk›n› da tan›maktad›r.
Konuyu Türk iflçileri aç›s›ndan inceledi¤imizde, topluluk’a tam üye olmayan bütün yabanc› iflçiler gibi,
Türk iflçileri de topluluk ülkelerinde çal›flabilmek için
oturma ve çal›flma izni almak zorundad›r. Asl›nda, 1963
tarihli Ankara Anlaflmas›'n›n 12. maddesi, 1970 tarihli
Katma Protokol'ün 36-40. maddeleri, Türk iflgücünün
topluluk içindeki serbest dolafl›m›na iliflkin hükümler
içermektedir. Bunlara göre, Türk iflçilerinin serbest dolafl›m›na 1 Aral›k 1986 tarihinden itibaren tamamen izin
verilmesi gerekmekteydi. Ancak, Avrupa Toplulu¤u,
Türk iflgücünün topluluk içerisindeki serbest dolafl›m›na
izin vermemektedir. Bunun arkas›nda da ekonomik ve
siyasi nedenlerin yatt›¤›n› söylemek mümkündür. (Bkz.
Avrupa Sosyal Fonu, Avrupa Ekonomik Toplulu¤u)
G. Kutal/fi. Akkaya
Emek Arz›
(Bkz. Emek Piyasas›)
Emek-De¤er Teorileri
[Alm. Theorie des Arbeitswerts] [Fr. Théories de trava il] [‹ng. Labour-value theories ]
De¤erin insan eme¤inden do¤du¤unu ve de¤erin tek
kayna¤›n›n insan eme¤i oldu¤unu saptayan kuramd›r.
Bir mal›n de¤erini o mal›n üretimi için harcanan eme¤in
do¤urdu¤unu ve bu de¤erin o mal›n meydana gelifl sürecinde harcanan eme¤in süresiyle hesaplanmas› gerekti¤ini ilk William Petty ileri sürmüfltür. Petty rant ve kâr›
birlikte ald›¤› için konuyu yeterince aç›klayamam›fl, daha sonra Adam Smith ve Ricardo da ayn› konuya e¤ilmifllerdir.
Emek-de¤er teorileri Marx'a kadar kullan›m yarar› n›n belirledi¤i, ekonomik de¤er anlam›nda ele al›nm›fl
yarar-de¤er terimi karfl›l›¤› kullan›lm›flt›r. Bu, soruna
öznel bir yaklafl›md›r ve de¤erin yarar (kullanma) iflleminden do¤du¤unu ileri sürmektir.
Marx, de¤erin de¤ifltirme iflleminden do¤du¤unu
söyleyerek soruna nesnel bir aç›dan yaklaflm›flt›r. Buna
göre, kullanma de¤eri olmayan hiçbir fleyin de¤ifltirme
de¤eri de yoktur. Ama de¤er, kullanma ifllemiyle de¤il,
de¤ifltirme ifllemiyle ilgili kavramd›r. Marx mallar›n de¤erlerini ikiye ay›rm›flt›r: a) Kullan›m de¤eri; b) De¤i flim de¤eri.
Kullan›m de¤eri bir mal›n faydas›n›, yani, belli bir
ihtiyac› giderme özelli¤ini belirtir.
De¤iflim de¤eriyse bir mal›n kullan›m de¤erinin toplumsallaflm›fl biçimidir. De¤iflimin, toplumsal üretimin
bir amac› olarak düflünüldü¤ü bir toplumda, ürünler, ancak mal olarak bir de¤iflim de¤erine sahip olabilirler.
De¤iflim de¤eri, mallar›n kendi aralar›ndaki bir niceliksel iliflki olarak görünür. Bu niceliksel iliflki, gerçekte
mallar›n sahipleri aras›ndaki sosyal iliflkilerin d›fla vur mufl fleklidir. Bu nedenle Marx, kullanma de¤erini, fay day›, toplumsal bir iliflkiyi do¤rudan do¤ruya ifade etmedi¤i için ekonomi politi¤in inceleme alan› d›fl›nda b›rakm›flt›r.
Bir mal›n de¤iflim de¤eri olabilmesi için kuflkusuz
kullan›m de¤erine sahip olmas› gerektir. Ancak de¤iflim
de¤eri aç›s›ndan mallar, kullan›m de¤erlerinden soyutlanm›fllar, fizik özelliklerini, yani belli bir gereksinimi
karfl›lama özelliklerini yitirmifllerdir. Örne¤in, sigara içmeyen herhangi biri için bir paket sigaran›n hiçbir kullan›m de¤eri yoktur. Fakat, bu kifli, sigaray› kendisi için
bir kullan›m de¤eri ifade etmiyor diye soka¤a atmaz. Zira, sigaran›n kullan›m de¤eri ifade etti¤i baflka kifliler
vard›r ve onu bir baflka malla de¤ifltirebilme olana¤›na
sahiptir.
Mallar›n de¤iflim de¤erlerini (birbirleriyle de¤iflim
oranlar›n›) bulabilmek için hepsinde var olan ortak bir
unsur gereklidir. Bu unsur insan eme¤idir. Her mal belirli oranda insan eme¤i içermektedir. Bu nedenle Marx,
mallar›n de¤iflim de¤erinin, içerdikleri emek miktar›na
göre tayin edilebilece¤ini söylemifltir. De¤iflim de¤erini
belirleyen bu eme¤e soyut emek denmektedir. Soyut
emek, toplumun bütün emek gücünün art›p eksiliflini inceleme aç›s›ndan önemli bir soyutlamad›r. Burada ölçü
olarak en basit, yani, de¤er yaratma derecesi en düflük
olan emek ele al›nmaktad›r. (Bkz. Art›k De¤er)
T. Atefl
Emek Etkinli¤i
[Alm. Leistungfahigkeit der Arbeit] [Fr. Efficacité de la
main d'oeuvre] [‹ng. Efficiency of labour]
Emek sahibi kimselerin, di¤er üretim faktörlerini kullanmadaki yeterlilik derecesidir.
Emek etkinli¤i, eme¤in kol, kafa ve gönül gücünün
birlikte oluflturdu¤u bir sonuçtur. Emek sahiplerinin daha iyi beslenmesi, daha iyi bir e¤itime tâbi tutulmas›, iflletme d›fl›ndaki ve özellikle iflletme içindeki iliflkilerin
daha uyumlu bir hale getirilmesi, emek etkinli¤ini art›ran bafll›ca faktörlerdir. Ayr›ca, üretimde kullan›lan makinelerin bak›ma tâbi tutulmas› ya da yeni üretim tekniklerinin gelifltirilip uygulanmas› da emek etkinli¤ini
olumlu yönde etkiler. Bunun yan›nda, çal›flmay› özendirici bir ücret politikas›n›n uygulanmas› da emek etkinli¤ini art›r›c› bir rol oynar.
Eme¤in daha etkin hale getirilmesi verimlili¤in art›r›lmas› ile çok yak›ndan ilgilidir. Dolay›s›yla emek etkinli¤i gerek geliflmifl ülkeler aç›s›ndan, gerek geliflme
halindeki ülkeler aç›s›ndan büyük önem tafl›maktad›r.
Beslenme, emek sahibinin beden gücünü etkileyen
bir faktör olarak, emek etkinli¤i üzerinde önemli bir rol
oynar. Nitekim geliflme halindeki ülkelerde, beslenme
koflullar›n›n yetersizli¤i eme¤in etkinli¤ini genifl ölçüde
azaltmaktad›r. Do¤ald›r ki bu, düflük verimlilik sonucunu vermekte, düflük verimlilik ortalama ücretlerin düflük
belirlenmesine neden olmakta, düflük ücretler ise emek
sahiplerinin yetersiz beslenmesi sonucunu do¤urmaktad›r.
Emek etkinli¤ini art›ran ikinci faktör, e¤itimdir.
Emek sahiplerinin genel kültürünün art›r›lmas› ve özellikle, mesleki e¤itimlerine önem verilmesi emek etkinli¤ini art›r›r. Emek sahiplerinin, belirli bir düzeyde mesleki e¤itim gördükten sonra, zaman zaman ayn› meslekte
372
Emek Fazlas›
Emek Geliri
yenileme e¤itiminden geçirilmeleri ve onlar›n mesleki
yeteneklerinin yeni üretim tekniklerine uygun hale getirilmesi, emek etkinli¤inin art›r›lmas› aç›s›ndan zorunludur. Çünkü belirli bir üretim tekni¤i için nitelik kaz›nm›fl olan emek sahipleri, teknik yenilikler karfl›s›nda nitelikli olma özelliklerini k›smen kaybederler. K›sa süreli
bir yenileme e¤itimi onlar›n etkinliklerini ve dolay›s›yla
verimliliklerini art›r›c› bir rol oynar.
Emek etkinli¤ini art›ran üçüncü faktör, iflyerinde ifl çi-iflveren iliflkilerinin karfl›l›kl› güven ve iflbirli¤i havas›n› gerçeklefltirecek biçimde düzenlenmesidir. ‹flyerinde maddi ve manevi çal›flma koflullar›n›n iflçinin rahat çal›flmas›na olanak verecek flekilde düzenlenmesi,
grup çal›flmas› yap›lan iflyerlerinde birbirleriyle iyi anlaflan kiflilerin biraraya getirilmesi, ast üst iliflkilerinin bir
anlay›fl havas› içinde düzenlenmesi iflçinin iflini severek
yapmas›na neden olmakta ve iflçinin gönül gücü dedi¤imiz çal›flma flevkini art›rarak, emek etkinli¤ini yükseltmektedir. bunun yan›nda âdil bir ücret politikas› uygulanmas›, iflçi devrini düflürerek, emek etkinli¤ini art›r›c›
bir rol oynamaktad›r.
Emek etkinli¤i, geliflme halindeki ülkelerin özelliklerini tafl›yan ülkemizde üzerinde önemli durulmas› gereken bir sorundur. Birçok iflyerinde ve özellikle
K‹T'lerde yeterli beslenme sorunu üzerinde duruldu¤u
görülmektedir. ‹flyerinde s›cak ö¤le yeme¤i verilmesi ya
da sosyal yard›mlar içine erzak yard›mlar›n›n kat›lmas›
yoluyla bu soruna bir çözüm bulmaya çal›flan büyük iflletmeler dikkati çekmektedir. Buna ra¤men ücretlerin
genellikle düflük oldu¤u küçük iflyerlerinde bu soruna
önem verildi¤i söylenemez. Oysa beslenme koflullar›n›n
yeterli düzeye ç›kar›lmas›, bir sa¤l›k sorunu olmaktan
baflka, ekonomik geliflmenin temel koflullar›ndan biridir.
Ayn› flekilde yüksek nitelikli insan gücüne duyulan
gereksinme, hemen her kalk›nma plan›nda vurgulanmaktad›r. Ancak bu konuda plan hedeflerine henüz ulafl›lamam›flt›r. Özellikle orta ö¤retimde, mesleki teknik
ö¤retim için öngörülmüfl olan oranlar›n çok alt›nda kal›nm›flt›r. Yüksek nitelikli insan gücü aç›klar›n›n kapat›lmas› ve sanayiin gereksinmelerine cevap verecek nitelikteki insan gücünün yetifltirilmesi için mesleki teknik
ö¤retime daha büyük bir önem verilmesi ve bu konuda
iflyerleriyle ilgili resmi kurulufllar›n iflbirli¤i yapmalar›
zorunludur.
Bunun yan›nda, iflçinin iflyerinde huzur içinde çal›flmas›n› sa¤layacak maddi ve manevi koflullar›n haz›rlanmas›, iflçinin iflletme içi ve iflletme d›fl› sorunlar›na çözümler aranmas›, sadece insanc›l davranma aç›s›ndan
de¤il, ayn› zamanda rasyonel davranma aç›s›ndan da
önem tafl›maktad›r: Sonuçta, emek etkinli¤inin artmas›ndan hem iflçi, hem iflveren, hem de ulusal ekonomi
yararlanacakt›r.
G. Kutal
Emek Fazlas›
[Alm. Arbeitskraftreserve] [Fr. Surtravail] [‹ng. Surplus
labour]
Marx, kapitalist düzendeki güçlerin proletaryay› daha da
yoksullu¤a saplamak için çal›flt›¤›n› söylemifltir. Marx'a
göre, kapitalist geliflimin belirli bir aflamas›nda, iflgücüne olan talebin sermaye birikimine koflut ve oranl› olarak artmamas› nedeniyle nüfus fazlas› ya da emek fazlas›
yarat›lacakt›r. Emek arz›n›n istihdam arz›ndan fazla olmas› nedeniyle rekabet artacak ve dolay›s›yla ücretler
düflecektir.
Emek fazlas›n›n en önemli nedeni, toplam sermayenin gitgide daha büyük bir pay›n›n üretim araçlar›na (sabit sermaye) ayr›lmas›, buna karfl›l›k do¤rudan emek istihdam›n›n (de¤iflken sermaye) h›zla azalmas›d›r.
Marx'a göre, "eme¤e olan talep yaln›z ve yaln›z onun
de¤iflken bileflimleri taraf›ndan belirlenir.” Bunun anlam› fludur:
Makine kullan›m› artt›kça, yeni ifl alanlar›n›n aç›lmas›ndan daha büyük bir h›zla iflçiler eski ifllerinden
uzaklaflacaklard›r.
Yeni makineler sayesinde yükselen verimlilik, iflçi
ücretlerinin artmas›na yans›mayacak, dolay›s›yla da kitlenin al›m gücü üstünde herhangi bir etki yapmayacakt›r. Artan verimlili¤in ürünleri, bu durumda art›k de¤ere
kat›lmaktad›r. Marx, böylelikle teknolojik iflsizli¤in
(teknolojik geliflmeler sonucu meydana gelen iflsizlik)
gitgide büyüyen bir iflsizler ordusu yarataca¤›n› söylüyordu. Bu da iflçi ücretlerini çeflitli biçimlerde afla¤›ya
do¤ru bast›racakt›r: "... ‹flsizlerin varl›¤› ve tehlikesi, iflleri olanlar› daha çok çal›flmaya, yani daha çok emek arz
etmeye zorlamaktad›r. Bu da bir dereceye kadar emek
arz›n›, emekçi arz›ndan ba¤›ms›z k›lmaktad›r." Bu iflgücü (emek) fazlas›, "emek pazar›n› istila etmekte, dolay›s›yla da iflgücünün fiyat›n› de¤erinin çok alt›na düflürmektedir." "...Böylece sermayenin boyunduru¤u alt›na
giren çal›flan nüfus fazlas›, iflverenin zorlad›¤› ücret indirimleri ya da çal›flma saati art›fllar›na karfl› gitgide azalan bir direnme gösterir."
Konjonktür hareketleri de geçici bir emek fazlas› yarat›r. Refah dönemlerinde bu fazla, sanayi taraf›ndan
derhal yutulur ve böylece eme¤e olan talep art›fl› perdelenerek ücret yükselmeleri de engellenir. Buhran dönemlerinde de emekçiler aras›ndaki rekabet, iflçi ücretlerinin ayn› kalmas›n› sa¤lamakla kalmaz onlar› düflürür
de. Marx'a göre, "... vasat bir refah devresi ile duraklama devrelerinde iflsizler ordusu, fiili emek ordusunun
üstüne a¤›rl›k gibi çöker; üretim fazlas› ve patlama dönemlerinde de hak taleplerini önler."
‹flsizler ordusunun ortaya ç›k›fl›na bir üçüncü güç de
etkili olmaktad›r. Marx'a göre kapitalist düzende sanayilerin temerküzü, yani h›zla büyüklerin daha da büyümesi ve küçüklerin de büyükler taraf›ndan yutulmas› e¤ilimi vard›r. Bu yolla üretim alan›n›n genifllemesiyse, kol
eme¤i yerine makine istihdam› gereksinmesini art›r›r.
Böylece emek fazlas›na, yani iflsizler ordusunun büyümesine neden olur. (Bkz. Art›k De¤er)
D. Demirgil
Emek Geliri
[Alm. Lohneinkommen] [Fr. Revenu du travail] [‹ng.
Earned income]
373
Emek Göçü
Emeklilik
Harcan›lm›fl bir emek sonucu kazan›lm›fl bulunan maafl,
ücret, ifl ortakl›¤›, emeklilik gibi gelirlere verilen add›r.
Söz konusu gelir türü, daha çok gelir vergisi s›n›flamas›
için belirleyici bir kavram olmaktad›r. Vergi teorisinde,
bu tür gelirlerin emek d›fl› gelirlere göre daha düflük
oranda vergilendirilmesi öngörülmektedir. (Bkz. Ay›rma
Prensibi)
K. Mortan
veren enerji krizi üzerine bafllayan ve 1980’lerin ilk yar›s›na kadar etkisini sürdüren enflasyon ve ekonomik
durgunluk, Avrupa'n›n yabanc› iflçi kabulünü yavafllatmas›na neden olmufltur. (Bkz. Göç, Beyin Göçü).
E. Tokgöz
Emek Gömülemesi
Emek Göçü
[Alm. Arbeitskräftewanderung] [Fr. Emigration du Tra vail] [‹ng. Labour emigration]
Genellikle eme¤in sermaye ve do¤al kaynaklara göre
bol oldu¤u bölge ya da ülkelerden k›t oldu¤u yerlere
do¤ru emek göçü olmaktad›r. Eme¤in bol oldu¤u yerde
ücretlerin düflük, k›t oldu¤u yerlerdeyse yüksek olmas›,
emek göçünün yönünü belirlemektedir.
20. yy'›n ikinci yar›s›nda gözlenen ülkeler aras› büyük emek göçünü salt ekonomik aç›dan de¤erlendirip,
ülkeler aras›ndaki büyük ücret farklar›na ba¤lamak
mümkündür. Bir iflçinin çal›flmak için yabanc› bir ülkeye göçe karar vermesi, bir maliyet ve gelir karfl›laflt›rmas› sorunudur. Yola ç›kan iflçi gidece¤i ülkede daha
yüksek bir gelir sa¤layarak kendisinin ve ailesinin refah›n› art›rmay› düflünür. Bu iflçiler belirli süre yurt d›fl›nda çal›flt›ktan sonra geri dönmektedirler. Ancak Kanada
ve Avustralya gibi ülkeler, yerleflme amac›yla gelen
göçmenleri kabul etmektedirler.
Genellikle üretim unsuru olarak eme¤in ülkeler aras›ndaki dolafl›m› sermayeye göre çok daha s›n›rl›d›r.
Emek insana ba¤l› oldu¤undan, her ülkeye çal›flmak
üzere girifl serbest de¤ildir. Ayr›ca insanlar›n ülkeden
ülkeye dolaflmalar›n› s›n›rlayan sosyal ve kültürel faktörler vard›r. Baz› insanlar do¤up büyüdükleri ve ba¤land›klar› yerleri kolay terk etmek istemezler. Buna karfl›l›k iflsiz ya da düflük ücretli iflçiler, emek k›tl›¤› olan
ülkelere göç etmekle, dünya gelirinin artmas›na neden
olmaktad›r.
Geliflmekte olan ülkelerin, yurt d›fl›na emek ihraç etmesi, ülkede iflsizler say›s›n› azalt›c› ve baz› toplumsal
sorunlar›n büyümesini önleyici sonuç vermektedir. Ayr›ca giden iflçiler, geride b›rakt›klar› ailelerine para göndermeye bafllay›nca ülkeleri için ek bir döviz kayna¤›
olmaktad›rlar. ‹flçiler gittikleri ileri sanayi ülkesinde bilgi ve görgülerini art›rmakta ve çal›flma disiplini kazanmaktad›rlar.
Emek göçü veren geliflmekte olan ülkelerden düz iflçilerin yan› s›ra nitelikli iflgücünün de göç etmesi, ülkenin kalk›nma giriflimlerini geciktirici sonuç do¤urmaktad›r. Ancak, geliflmekte olan birçok ülkede e¤itim politikas›yla ekonominin ihtiyaçlar› aras›nda uyum sa¤lanamad›¤›ndan, yayg›n bir "diplomal› iflsizler" sorunu vard›r. Bu yüzden iflsiz kalan ya da mesle¤ini icra edemeyen genç mühendis, doktor ve bilim adamlar›n›n göç etmesi ana ülke için büyük kay›p say›lmayacakt›r.
Türkiye, 1961 y›l›ndan itibaren her y›l Bat› Avrupa
ülkelerine iflçi göndermifltir. 1973 y›l› sonunda patlak
[Alm. Arbeitshortung] [Fr. Thésaurisation du travail ]
[‹ng. Labour Hoarding ]
Firmalar, bir iflçinin ifle al›nmas›na ve e¤itimine büyük
yat›r›mlarda bulunduktan sonra, ekonomik bir resesyon
s›ras›nda bu iflçinin ifline son vermekten kaç›nacaklard›r.
Bir savunma mekanizmas› olarak iflveren firma, daha önce yat›r›m yap›lm›fl iflçileri gömülemek(iddihar etmek, biriktirmek) isteyecektir. Böylelikle bir resesyonun bafl›nda emek hemen azalt›lmamakta, üretim ve
emek kullan›lma oran› düflmektedir. ‹ktisadi faaliyetin
artmas›yla, emek girdisini art›rmadan eme¤in kullan›lma oran›n› art›rmak yoluyla üretim art›fl› sa¤lanabilir.
Her iki durumda da istihdam, bir gecikme ile üretim art›fl›n› izlemektedir. Emek de bir de¤iflken faktör olmaktan ç›karak sabit bir faktöre benzemektedir.
D. Demirgil
Emeklilik
[Alm. Pensionierung] [Fr. Retraite] [‹ng. Retirement]
Kiflilerin belirli bir süre çal›flt›ktan sonra bedeni ve fikri
güçlerinin zay›flamas› nedeniyle çal›flma hayat›ndan çekilmeleri ve hizmet karfl›l›¤› olmaks›z›n, belirli bir gelire
hak kazanmalar› halidir.
Sosyal tehlikelerin en kaç›n›lmaz olan› kuflkusuz ki
ihtiyarl›kt›r. Topluma belirli bir süre hizmet etmifl kiflilerin yafllanmalar› halinde sürekli bir gelire kavuflmalar›
hem sosyal, hem manevi (moral) bir anlam ifade etmektedir. Çal›flt›¤› s›rada ihtiyarl›k sigortas›na prim ödeyen
iflçinin yafll›l›k ayl›¤›na hak kazanmas› kadar do¤al bir
fley olamaz. Ayr›ca genç kuflaklarla yafll›lar aras›ndaki
dayan›flman›n ahlâki bir yönü de bulunmaktad›r.
Emeklilik halinde kifliye bir gelir güvencesi sa¤lanmas›, öncelikle -iflçi ve memur gibi- ba¤›ml› çal›flanlar›
ilgilendirmektedir. Emeklerinin geliri ile geçinen bu kiflilerin tasarruf olanaklar›n›n çok s›n›rl› olmas› nedeniyle, yafll›l›k y›llar›nda bir gelir güvencesine kavuflabilmeleri oldukça düflük bir olas›l›kt›r. Üstelik bu kifliler çal›flt›klar› y›llarda prim ödemek suretiyle emeklilik y›llar›nda kavuflacaklar› gelire hak kazanm›fllard›r. Genellikle
sosyal sigorta niteli¤indeki bu emeklilik hakk› yan›nda,
modern toplumlarda tüm vatandafllara emeklilik geliri
ba¤lanmas›na çal›fl›lmaktad›r. Bu durumda yafll›l›k art›k
sosyal sigortan›n de¤il, sosyal güvenli¤in bir parças› kabul edilmektedir.
Emeklili¤e hak kazanma yafl› giderek düflmektedir.
Bunun nedeni sadece bireyleri bir an önce rahata kavuflturmak de¤ildir. ‹fl piyasas›nda genç iflçilere yeni ifl
alanlar› açabilmek, iflsizlikle savaflabilmek için de emeklilik yafl› erkene al›nmaktad›r. Ancak bu alanda sa¤lana-
374
Emekli Sand›¤›
Emek Piyasas›
cak geliflmelerin ülkenin ekonomik gücünü aflmamas›
gerekmektedir. Aksi halde genç kuflaklar›n aleyhine bir
durum yarat›lm›fl olur.
Öte yandan ev ifllerinin sorumlulu¤unu tafl›yan ka d›nlar la belirli iflkollar›nda çal›flan iflçiler e erken emeklilik hakk›n›n tan›nd›¤›na birçok ülkede rastlanmaktad›r.
Örne¤in, çok a¤›r ve y›prat›c› bir ifl olan toprak alt›ndan
maden ç›karma iflinde çal›flanlara erken emekli olma
hakk› tan›nmaktad›r.
Ülkemizde tüm vatandafllara emeklilik hakk›n› tan›yan bir yasa henüz kabul edilmemifltir. Muhtaç ve kimsesiz vatandafllara ba¤lanan sembolik yafll›l›k ayl›¤› bir
yana b›rak›lacak olursa, emeklilik hakk› belirli bir süre
prim ya da kesenek ödemifl olanlara tan›nmaktad›r. Bunlar da Sosyal Sigortalar Kurumu’na tâbi iflçilerle Emekli
Sand›¤›’na tâbi memurlar ve Ba¤-Kur'a ba¤l› ba¤›ms›z
çal›flan esnaf ve küçük sanatkârlard›r.
Emeklilik hakk›n› veren bu kurulufllar aras›nda
emeklilik koflullar› ve emeklilik statüsü aç›s›ndan ülkemizde büyük farklar bulunmaktad›r. Bu durum sosyal
huzursuzluklara neden olmaktad›r. Ayr›ca ülkemizde
politik düflüncelerle emeklilik yafl› önemli ölçüde düflürülmüfl, özellikle Sosyal Sigortalar’da emeklili¤e hak
kazanma kolaylaflt›r›lm›flt›r. Genç emekliler ülkesi diye
tan›mlanan Türkiye'mizde emeklilik rejiminin gelecekte
daha ciddi sorunlara yol açmas› kaç›n›lmaz gibi görünmektedir. (Bkz. Ba¤-Kur, Sosyal Sigortalar Kurumu,
Emekli Sand›¤›, Sosyal Güvenlik).
M. Kutal
Emekli Sand›¤›
[Alm. Pensionskasse] [Fr. Caisse de Retraite] [‹ng. Reti rement fund]
‹kinci Dünya Savafl›’na kadar, baz› bakanl›klarda iktisadi devlet teflekküllerinde veya baz› kamu kurulufllar›nda
çal›flan memur ve personel için, yaklafl›k say›lar› 20’yi
bulan tekaüt sand›klar› kurulmufltu. Bu da¤›n›k uygulamaya son vermek ve devlet memurlar›n›n sosyal güvenliklerini sa¤lamak amac›yla 1949 y›l›nda 5434 say›l› yasa ile T.C. Emekli Sand›¤› bir K‹T olarak kurulmufltur.
Emekli Sand›¤› gelir kaynaklar›n›n bafll›calar›, ifltirakçilerden al›nan emekli kesene¤i, Devletin emekli kesene¤i karfl›l›¤› ve plasman gelirlerinden oluflmaktad›r.
Sand›k, emeklilik ayl›¤›, sa¤l›k hizmetleri, ifltirakçilerin dul ve yetimlerine ayl›k ba¤lanmas› fleklinde gelir
güvencesi sa¤layarak, sosyal güvenlikle ilgili görevler
yüklenmifltir. Ayr›ca, ifltirakçilerin maluliyetinde ayl›k
verilmesi, ‹stiklal Madalyas› sahiplerine fleref ayl›¤›
ödenmesi, Vatani Hizmet Tertibi’nden ayl›k ödenmesi
ve son y›llarda muhtaç durumdaki yafll›lara ayl›k ba¤lanmas› görevini de üstlenmifltir.
Ayr›ca, Emekli Sand›¤›’n›n normal ve belli ihtiyaçlar için bulundurulmas› gereken miktarlar ç›kar›ld›ktan
sonra geriye kalan fonun kullan›m›, ilgili yasa ile düzenlenmifltir: Hangi ölçüde gayrimenkullere, devlet kurumlar›na, devlet bono ve tahvillerine, milli bankalara, s›nai
teflebbüslere vb. alanlara yat›r›laca¤›na dair s›n›rlamalar
getirmifltir.
E. Korkmaz
Emek Piyasas›
[Alm. Arbeitsmarkt] [Fr. Marché du travail ] [‹ng. Labo ur market]
Genel bir deyiflle emekçilerle iflverenlerin karfl› karfl›ya
geldikleri piyasad›r.
Ça¤dafl ekonomilerde eme¤in fiyat› olan ücret haddi
daha çok eksik rekabet koflullar› içinde oluflmaktad›r.
Hatta iflçi ve iflveren sendikalar›n›n güçlü oldu¤u ekonomilerde, ücretin tipik bilateral monopol piyasalar› içinde belirlendi¤i göze çarpar. Bu maddede önce tam rekabet koflullar›n›n bulundu¤u sanal emek piyasalar› ele al›nacak, daha sonra eksik rekabet koflullar›n›n ücret haddi
ve istihdam üzerindeki etkileri incelenecektir.
Bir ekonomide emek arz›, çal›flmak isteyen iflçilerin
say›s›na, çal›flma süresine ve eme¤in yo¤unlu¤una ba¤l›d›r. Genellikle bir ülkede 14 yafl ile 65 yafl aras›nda
bulunanlar aktif nüfusu olufltururlar. Aktif nüfus içinde,
çal›flma arzusu ve iktidar›nda olup, yürürlükteki ücret
haddi ve ifl koflullar›n› kabul ederek üretim faaliyetine
iflgüçleri ile kat›lmak isteyenler, emek arz›n› belirlemede birinci derecede rol oynarlar. Öte yandan, ayn› miktar iflçinin ortalama olarak daha fazla gün ve saat çal›flmak istemeleri ve bu çal›flma olana¤›n› bulabilmeleri
emek arz›n›n genifllemesine neden olur. Ayr›ca eme¤in
yo¤unlu¤unun, baflka bir deyiflle çal›flma temposunun
artmas› da emek arz›n› yükseltir. fiu halde emek arz›n›
sadece çal›flmak isteyenlerin say›s› de¤il, tek iflçinin çal›flma süresi ve temposu hakk›ndaki karar ve davran›fl lar› da etkileyecektir.
‹flçi eme¤ini arz ederken, çal›flma süresini art›rd›kça,
her eklenen çal›flma saatinin ona yükleyece¤i külfet ve
zahmet, baflka bir deyiflle çal›flman›n marjinal külfeti
yükselir. Di¤er yandan çal›flma süresinin art›fl› iflçinin
gelirini yükseltecek, fakat dinlenme, e¤lence, kültürel
ve sosyal faaliyetler için ay›raca¤› bofl zaman› daraltacakt›r. Bu nedenle, fazla çal›flmayla sa¤lanan ücret geliri
yükseliflinin getirece¤i toplam fayda gitgide azalan bir
h›zla artacakt›r. Baflka bir deyiflle, çal›flma süresi uzad›kça sa¤lanan gelir art›fl›n›n marjinal faydas› azalan bir
seyir gösterecektir. Tek iflçi, eme¤inin arz›yla ilgili karar›n› verirken çal›flman›n marjinal faydas›n› kararlaflt›r›r ve böylelikle çal›flma saatleriyle bofl zaman aras›nda
tercihler yapar. ‹flçi, baz› alternatifler aras›nda tercih
yapma hususunda kay›ts›z kalabilir. Örne¤in, onun için
8 saat çal›fl›p 16 saat bofl kalarak 1 milyon TL gelir elde
etmesiyle 12 saat çal›fl›p kendine 12 saat bofl zaman ay›rarak 2 milyon TL gelir elde etmesi aras›nda pek fark
olmayabilir.
Tek iflçinin çeflitli alternatifler aras›nda tercih yapmamas› kay›ts›zl›k analizi yard›m›yla incelenebilir. Burada ayn› fayday› sa¤layan ücret geliri-bofl zaman kombinezonlar› bir kay›ts›zl›k haritas› oluflturur. Sa¤a do¤ru
bir kay›ts›zl›k e¤risinden di¤erine geçildi¤inde, çal›flma
sonunda sa¤lanan faydan›n artt›¤› varsay›lmaktad›r.
375
Emek Piyasas›
Emek Piyasas›
fiekil 1. Tek ‹flçinin Dengesi
1. flekilde, ad› geçen kay›ts›zl›k e¤rileri tak›m› çizilmifltir. Yatay eksende yer alan bofl zaman›n üst s›n›r› 24
saattir. ‹flçinin yürürlükteki (W1) ücret haddine göre çal›flma süresi ile bofl zaman aras›nda yapt›¤› çeflitli tercihler sonunda elde edece¤i ücret gelirleri (AW1) do¤rusu
ile gösterilmifltir. (OW 1), 24 saatlik çal›flmayla elde edilebilecek geliri göstermektedir. 24 saatin tamam›n›n bofl
zaman olarak ayr›lmas› ise gelirin s›f›ra düflmesine neden olur (A noktas›). 16 saat çal›fl›p 8 saat bofl zaman
ayr›ld›¤›nda elde edilecek ücret geliri (OU) kadard›r.
Bofl zaman artt›kça ücret geliri azal›r. (AW 1) do¤rusunun e¤imi (örne¤in OU/16), yürürlükteki ücret haddini
belirtmektedir.
Ücret haddi (W1) iken iflçi (E1) noktas›nda dengeye
ulaflmaktad›r. Ücret haddi yükseldikçe (E2) ve (E 3) denge noktalar›na geçilmektedir. fiekilden anlafl›ld›¤› üzere,
ücret haddinin yükselmesi çal›flma süresinin, dolay›s›yla
emek arz›n›n artmas›na neden olmaktad›r. Ücret haddi
yükselirken bir yandan daha önceki düflük ücretlerle çal›flmak istemeyenlerin flimdi çal›flmaya bafllamalar›, di¤er yandan da çal›flma sürelerinin artmas›, toplam emek
arz›yla ücret haddi aras›nda pozitif yönlü bir iliflki kurulmas›na neden olmaktad›r.
lar› sat›n almak için gereken geliri art›k daha az çal›flarak elde edebilecektir. fiu halde bu noktadan öteye ücret
haddi art›fl› emek arz›n›n daralmas›na neden olur. Gelir
etkisi ikame etkisinden daha güçlü hale gelmifltir. Ücretlerdeki bir düflüflse ters bir etki yarat›r; iflçi al›flm›fl oldu¤u yaflama düzeyini devam ettirmek için emek arz›n› daraltaca¤› yerde geniflletir.
Belirli bir ücret düzeyinden yukar› ücret art›fllar›nda
ücret haddiyle tek iflçinin emek arz› aras›nda tersine bir
iliflkinin ortaya ç›kt›¤› görülmektedir. Emek arz›n›n negatif bir e¤im kazand›¤› bu duruma "geriye dönen arz
e¤risi" ya da "emek arz›nda tersine elastiklik hali" ad›
verilmektedir. Ücretler daha da yükselirse, hayat standard›nda bir s›çrama yapma hevesi, emek arz› ile ücret
haddi aras›nda tekrar pozitif yönlü bir iliflki kurulmas›na
yol açabilir.
Tek iflçinin emek arz›nda ortaya ç›kan tersine elastiklik halinin toplam emek arz› için geçerli olup olmad›¤›
tart›fl›labilir. Ücret haddi yükselirken belli bir düzeyden
sonra baz› iflçiler için gelir etkisinin ikame etkisini yendi¤i düflünülse de, di¤er baz›lar› için tam tersine bir durum
söz konusu olabilir. Bununla beraber bir ekonomide emek
piyasas›na egemen olan toplumsal, kurumsal ve psikolojik e¤ilimler dikkate al›nd›¤›nda, iflçilerin davran›fllar›
aras›nda büyük çapta ayr›l›klar olmayaca¤› da aç›kt›r. Bu
nedenle tek iflçinin emek arz›nda beliren tersine elastiklik
hali, toplam emek arz› için de ileri sürülebilir.
Emek arz›nda tersine elastiklik hali flekil 2'de gösterilmifltir. Ücret haddi (W 1) seviyesinden yukar› ç›kt›¤›nda emek arz e¤risi negatif e¤imli olmaktad›r. Tersine
elastiklik (W2) ücret haddine kadar devam etmekte ve
bu noktadan sonra emek arz e¤risi tekrar pozitif e¤im
kazanmaktad›r.
SL = f (w)
dSL
O
dW
Ücret haddinin yükselmesi tek iflçi üzerinde iki tür
etki yarat›r: Bofl zaman›n gitgide daha pahal›ya mal olmas› ve gelir art›fl›. Bunlardan ilkine "ikame etkisi",
ikincisine "gelir etkisi" ad› verilir. ‹kame etkisi iflçiyi
daha fazla çal›flmaya iter; gelir etkisiyse bofl durma e¤ilimini art›r›r. Ücret haddi artarken belirli bir noktaya kadar ikame etkisi gelir etkisinden daha güçlüdür ve sonuç
olarak yukar›da ifade edildi¤i gibi emek arz› genifller.
‹flçi önceden tasarlad›¤› gelir düzeyine var›nca daha fazla çal›flarak daha yüksek ücret geliri elde etme yerine,
bofl zaman sat›n almay› ye¤leyebilir. Gereksindi¤i mal-
fiekil 2. Emek Arz›nda Tersine Elastiklik
376
Emek Piyasas›
Emek Piyasas›
fiekil 3. Tam Rekabet Emek Piyasas›nda Ücretin
Belirlenmesi
Emek arz›n›n özellikleri yukar›da gözden geçirildi.
Emek talebini belirleyen etkenin eme¤in marjinal ürün
geliri oldu¤u faktör talebi analizinden ç›kar›labilir.
Emek arz›nda tersine elastiklik hali dikkate al›nmazsa,
tam rekabet koflullar›n›n geçerli oldu¤u bir emek piyasas›nda denge ücret ve istihdam düzeyini arz ve talep eflit li¤i sa¤layacakt›r.
istem d›fl› iflsizli¤in belirmesine olanak yoktur. Çünkü
emek arz›n›n emek talebini aflt›¤› her durumda ücret
haddi tekrar (Wo) düzeyine düflerek, yürürlükteki ücret
haddinde eme¤ini arz edenlerin tümünün istihdam edilmesine yol açacakt›r. Ancak, ücret haddi (W 1)’e ç›km›flken bu ücret düzeyinin düflmesine karfl› piyasada bir direnç do¤arsa, (DS) kadar eksik istihdam belirir. Emek
piyasas›nda rekabet koflullar›n›n bozulmas›, devletin en
az ücret politikas›, iflçi sendikalar›n›n ücret indirimlerine
karfl› koymalar› vb. bu duruma yol açabilir. Genel anlamda eksik istihdam›n ya da istem d›fl› iflsizli¤in ortaya
ç›kmas›n›n nedeni, efektif talep yetersizli¤idir.
Emek arz›nda tersine elastiklik hali piyasa dengesinin karars›z bir nitelik almas›na yol açar. 4. flekilde tersine dönen emek arz e¤risiyle emek talebi e¤irisinin iki
kesiflme noktas› oldu¤u görülüyor.
Görüldü¤ü gibi, emek arz ve talebi iki noktada birbirine eflit olmaktad›r. (E1) noktas› 4. flekilde ele al›nan
kararl› dengeyi sa¤lar. (E2) noktas› kararl› bir denge
noktas› de¤ildir. Çünkü ücret (Wo´)'nün üstüne ç›kt›¤›nda emek talebi emek arz›n› aflmakta ve yeni ücretleri yeniden art›r›c› bir etki belirmektedir. Ücret haddi (Wo) alt›na düfltü¤ünde ise, emek arz›n›n emek talebini aflmas›,
ücretlerin devaml› alçalmas›na neden olmaktad›r.
Tam rekabet koflullar›n›n yürürlükte oldu¤u emek piyasas› için yap›lan denge analizinin geçerlili¤i bütün
emek birimlerinin türdefl olmas›na ba¤l›d›r. Asl›nda gerçek hayatta emek arz›n›n türdefl olmad›¤›, çeflitli mesleklere ve türlere bölünmüfl bulundu¤u aç›kt›r. Bu emek
gruplar›nda bulunanlar, kendi içlerinde rekabet etmekle
beraber, di¤er gruplar›n mensuplar›yla rekabette bulunmazlar. Rekabet etmeyen gruplar ad›n› tafl›yan bu emek
türleri aras›nda faktör mobilitesi olamayaca¤›ndan, her
grup için kendi arz ve talebine göre belirlenen ayr› piyasa dengeleri düflünülebilir. Bu flekilde çeflitli emek türleri aras›ndaki ücret farklar› da aç›klanm›fl olur.
W
MCL
A
fiekil 4. Emek Arz›nda Tersine Elastiklik ve Karars›z
Denge
fiekil 3'te dik eksende ücret haddi, yatay eksende
emek miktar› ya da istihdam düzeyi gösterilmektedir.
Emek arz e¤risi (SL) ile emek talep e¤risinin (D L) kesiflme noktas›, (W o) denge ücret seviyesi ile (No) denge istihdam düzeyini vermektedir. Di¤er koflullar de¤iflmedi¤i takdirde, bu kararl› bir denge halidir. Ücret haddinin
(Wo) dan yukar› ç›kmas› halinde emek arz› emek talebini aflacak ve iflçiler aras›ndaki rekabet ücreti tekrar (Wo)
düzeyine kadar düflürecektir. Ücret haddi (Wo)’dan afla¤› düzeye düflerse emek talebinin emek arz›n› aflmas›
dolay›s›yla iflverenler aras›nda rekabet bafllayacak ve
ücret haddi tekrar (Wo) düzeyine yükselecektir.
Emek piyasas›nda tam rekabet koflullar› geçerliyken
S(ACL)
W0
O
D(MRPL)
O0
T
N
fiekil 5. Monopson Halinde Ücretin Belirlenmesi
Ücret farklar› rekabet etmeyen gruplar için de belirebilir. Bu farklar, eflitlik sa¤layan ve eflitli¤i bozan fleklinde ikiye ayr›labilir.
‹flin güçlü¤ü, itibar›, geçirilen e¤itim döneminin
377
Emek Piyasas›
Emisyon Hacmi
uzunlu¤u gibi hususlar ücretler aras›nda eflitlik sa¤layan
farklar yaratabilir. Di¤er yandan kabiliyet ve nitelik, k›tl›k, yafl, ›rk, din gibi hususlar da eflitli¤i bozan ücret
farklar›na neden olabilir.
‹flçi sendikalar›n›n güçlü olmad›¤› ekonomilerde
emek piyasas› daha çok, iflverenin etkisi alt›ndad›r. Di¤er bir deyiflle emek piyasas›nda monopson koflullar›
geçerlidir. Monopson koflullar›n›n geçerli oldu¤u emek
piyasas›nda ücretin belirlenmesi, faktör fiyat› analizine
paralel bir yorumla flekil 5'te gösterilmektedir.
fiekil 5’de emek piyasas›nda monopsoncu olan firman›n emek talebi, eme¤in marjinal ürün geliri e¤risine
çak›fl›k olarak (DL) ile gösterilmifltir. Ortalama ve marjinal emek maliyeti de (ACL) ve (MCL) do¤rular› ile belirtilmifltir. Ortalama emek maliyeti do¤rusunun ayn› zamanda emek arz›n› (SL) gösterdi¤ini unutmayal›m. Monopsoncu firma için denge (MRPL) ile (MCL)’nin eflitlendi¤i (A) noktas›ndad›r. Firma (OO0) kadar emek kullan›p (Wo) ücret haddini ödeyecektir. (Wo) ücret haddi
eme¤in firmaya katk›s›ndan (AO o) daha düflük olmaktad›r. Ayr›ca istihdam edilen emek miktar› tam rekabet istihdam düzeyinden (TOo) kadar az olmaktad›r.
‹flçi ve iflveren sendikalar› güçlendikçe, emek piyasas›nda bilateral monopol koflullar› geçerli olmaktad›r.
Faktör piyasas› tahlillerine paralel olarak, bilateral monopol halinde ücret haddinin belli s›n›rlar aras›nda pazarl›k sonucunda belirece¤i ileri sürülebilir. ‹flçi sendikalar› ile iflveren sendikalar› aras›ndaki bu pazarl›¤a
"toplu pazarl›k" ad› verilmektedir. Toplu pazarl›¤›n en
etkin araçlar› grev ve lokavtt›r. Taraflar pazarl›k sonucunda bir toplu sözleflmeyle anlaflmaya varamazlarsa
greve ya da lokavta gidilebilir. Bu durumlarda iflçi ve iflverenlerin karfl›l›kl› dirençleri, var›lacak anlaflman›n daha çok hangi grup lehine gerçekleflece¤ini belirler.
dini, (OA) ise iflçi sendikalar›n›n raz› olabilece¤i en düflük ücret haddini, baflka bir deyiflle greve yol açan ücret
haddini belirtmektedir. ‹flçilerin dayanm e¤ilimini (MM)
e¤risi, iflverenin fedakârl›k e¤ilimini (AF) e¤risi temsil
etmektedir.
Grev süresi uzad›kça iflverenin fedakârl›k e¤ilimi
artmakta, iflçilerin dayanma e¤ilimi azalmaktad›r. (AF)
e¤risinin zamanla yükselip (MM) e¤risinin düflmesi bu
durumu yans›tmaktad›r. ‹ki e¤rinin kesiflmesiyle ortaya
ç›kan (OW) ücret haddi, grev sonunda anlaflmaya var›lan ücret haddidir.
E. Alkin
Emek Talebi
(Bkz. Emek Piyasas›).
Emek Yo¤un
[Alm. Arbeitsintensiv] [Fr. Intensif en main d'oeuvre]
[‹ng. Labour intensive]
Bir üretim sürecinin ya da tekni¤in emek/sermaye oran›n›n, ayn› ifli yapan di¤er bir üretim süreci ya da teknikten daha yüksek olmas› haline,"emek yo¤un süreç" ya
da teknik denilir.
D. Demirgil
Emisyon
[Alm. Emission, Ausgabe] [Fr. Emission] [‹ng. Issue]
Türkçe karfl›l›¤› "ihraç" demek olan emisyon sözcü¤ü
yabanc› dillerde ç›karmak, yaymak, tedavüle koymak
anlam›nda kullan›l›r. K⤛t paran›n, tahvillerin, hisse senetlerinin ilk defa piyasaya sürülmesi e m i s y o nd u r .
Ufakl›k paran›n piyasaya ç›kar›lmas›nda emisyon terimi
kullan›lmaz.
Emisyona Merkez Bankas› yetkilidir. Emisyon Merkez Bankas›’n›n aktif ve pasifindeki geliflmelerin sonucu oluflur. Emisyonu etkileyen en önemli kalemler alt›n
ve yabanc› dövizler karfl›l›¤›nda, ticari ve s›nai senetlerin reeskonta veya avansa kabulleri suretiyle, hazineye
k›sa vadeli avans, hazine kefaletini haiz bonolar›n iskontosu suretiyle oluflmaktad›r. Merkez Bankas› mevduat› ise, artt›¤› zaman emisyon ihtiyac›n› azaltan, azald›¤›
zaman emisyon ihtiyac›n› art›ran bir faktördür.
D. Demirgil
Emisyon Bankalar›
[Bkz. Merkez Bankalar›).
fiekil 6. Hicks Analizi
Emek piyasas›nda grev süresini Hicks, iflçi sendikalar›n›n dayanma e¤risi ve iflverenlerin fedakârl›k e¤risi
yard›m›yla incelemifltir. 6. flekilde yatay eksende zaman,
dik eksende ücret haddi yer almaktad›r.
(OB) iflverenin katlanabilece¤i en yüksek ücret had-
Emisyon Hacmi
[Alm. G e l d m e n g e] [Fr. Billets en circulation] [‹ng.
Banknotes ›ssued]
Merkez bankas›n›n piyasaya sürdü¤ü toplam k⤛t para
miktar›, emisyon hacmini ifade eder. K⤛t para, eski
ad›yla banknot, devletin asli ve resmi paras›d›r.
Merkez bankas›n›n para basmas› do¤rudan emisyon
378
Emlakbank
Emniyeti Suistimal Sigortas›
hacmini art›rmayabilir. Büyük ölçüde para bas›ld›¤› halde bunun tamam› piyasaya sürülmemifl olabilir. Buna
karfl›l›k hiç para bas›lmad›¤› halde, merkez bankas› depolarda bulunan paralar› piyasaya sürerek emisyon hacmini art›rabilir.
Merkez bankas›n›n ç›kard›¤› k⤛t para miktar›, ekonominin ihtiyac› düzeyinde kalmal›, fazla ya da eksik
olmamal›d›r. Bu nedenle T.C. Merkez Bankas› Kanunu,
bankan›n hangi hallerde ve ne miktarda k⤛t para basabilece¤ini aç›k bir flekilde belirlemifltir. Buna göre banka bafll›ca üç flekilde k⤛t para ç›karabilir:
1) Alt›n ve döviz karfl›l›¤› emisyon: Merkez Bankas›, gerçek ve tüzel kiflilerin getirece¤i alt›n ve dövizlerin
de¤eri kadar k⤛t para piyasaya sürebilir. Banka, sat›n
ald›¤› bu alt›n ve dövizi kâr pay›n› da içeren fiyattan ithalatç›lara satarak, piyasaya sundu¤u paralar›n geri dönmesini sa¤lar.
2) Reeskont karfl›l›¤› emisyon: Bankalara iskonto
yoluyle intikal etmifl k›sa ve orta vadeli ticari ve s›nai
senetlerin bir k›sm›n›, ilgili bankalar Merkez Bankas›’na
iskonto ettirilebilir. Bu reeskont ifllemiyle M e r k e z
Bankas› piyasaya ek para sürerek emisyon hacmini art›rabilir. Ticari senetlerin vadesi geldi¤inde tahsil edilir;
dolay›s›yla bu yoldan piyasaya sürülmüfl para Merkez
Bankas›'na geri döner. Banka, reeskonta kabul etti¤i senet miktar›n› azaltmak veya art›rmak yoluyla emisyon
hacmini de¤ifltirebilir.
3) Hazineye aç›lan krediler karfl›l›¤› emisyon:
Devletin y›l içindeki gelirleri baz› aylarda giderlerini
karfl›lamayabilir. Ortaya ç›kan nakit a盤›n› Hazine,
Merkez Bankas›'ndan alaca¤› k›sa vadeli kredilerle kapatma yoluna gider. Daha sonra gelirin fazlal›k verdi¤i
aylarda borcunu öder. Merkez Bankas›, kamu hizmetlerinin zaman ve mekana göre süreklili¤ini sa¤lamak
amac›yla, Hazine’ye cari y›l genel bütçe ödeneklerinin
%15'i kadar k›sa vadeli avans verebilir ve piyasaya kamu iktisadi teflebbüslerine Hazine Kefaletini Haiz Bono lar karfl›l›¤›nda do¤rudan aç›lan krediler oran›nda para
sürebilir.
T.C. Merkez Bankas›, 1970 tarih ve 1211 say›l› yasas›na göre, emisyon ve kredi hacmini ekonomik ihtiyaca uygun flekilde düzenlemekle görevlidir. (Bkz. Merkez
Bankalar›, Reeskont Karfl›l›¤› Emisyon, Hazine Kefale tini Haiz Bonolar).
E. Tokgöz
Emlakbank
(Bkz. Türkiye Emlak Bankas› A.fi.)
Emlâk ve Eytam Bankas›
1927 y›l›nda 884 say›l› yasa ile kurulmufltur. Bankan›n
kuruluflundaki temel amaçlar flunlard›r:
‹nflaat kesimine kredi sa¤layarak ülke kalk›nmas›n›n
h›zland›r›lmas›na katk›da bulunmak,
Gayrimenkullerden oluflan servete ak›c›l›k kazand›rmak,
Eytam sand›klar›nda biriken tasarruflardan ülke yara-
•
•
•
r›na faydalanabilmek için bunlar›n bankaya devredilmesini sa¤lamak,
Kredi piyasas›n› organize etmek.
Kurulufl sermayesi hazine emlaki ve hisse senedi gelirlerinden oluflan bankaya tahvil ihraç yetkisi tan›nm›flt›. Emlak ve Eytam Bankas› 1946 y›l›na kadar görev
yapm›fl, ayn› y›l 4947 say›l› yasa ile konut kredisi vererek konut sorununu çözümlemek amac› ile kurulan Türkiye Emlak Kredi Bankas›'na devredilmifltir. (Bkz. Tür kiye Emlak Bankas› A.fi.)
•
A. ‹lkin
Emlâk Vergisi
[Alm. Grund-und Gebäudesteuer ] [Fr. Impôt foncier]
[‹ng. Real property tax]
Emlâk vergisi, Osmanl› döneminde "arazi ve bina ver gisi" ad›yla ayn› kanun içerisinde düzenlenmiflti. Meflrutiyet döneminde bina vergisi "musakkafat vergisi" olarak ayr›ld›. 1931 y›l›nda ise Bina Vergisi Kanunu ç›kar›larak binalar›n vergilendirilmesi yeniden düzenlendi.
Ayn› y›l ç›kar›lan Arazi Vergisi Kanunu da arazilerin
vergilendirilmesini yeniden düzenledi.
Bu vergiler gerek mahalli idarelerin gelir ihtiyaçlar›,
gerekse bu vergilerin nitelikleri gözönünde tutularak,
1936 y›l›ndan itibaren özel idarelere devredildi.
1970 y›l›nda ise her iki vergi Emlâk Vergisi Kanunu
ile yeniden düzenlendi. Buna göre, hem binalarda hem
de arazide matrah, beyanla bildirilen al›m sat›m bedeli
olarak kabul edildi.
Verginin tahsilat› 1985 y›l›nda 3239 say›l› kanunla
belediyelere b›rak›lm›flt›r. (Bkz. Bina Vergisi)
E. Korkmaz/fi.Akkaya
Emniyeti Suiistimal Sigortas›
[Alm. Veruntrevungs versicherung] [Fr. Assurance ca utionement] [‹ng. Fidelity guarantee insurance ]
"Bankers Blanket" ad› alt›nda çal›flan personelin dahi
suiistimali neticesi ortaya ç›kan her türlü emniyeti suistimal hadisesini teminat alt›na alan finansal sigortalar
türü.
Verilen teminat›n esas›n› iflverenin, yan›nda istihdam
etti¤i kiflilerin kusur ve kötü niyetli hareketleri sonucu
maruz kalaca¤› mali (para, k›ymetli evrak ve benzeri)
kay›plar teflkil eder. Poliçe teminat› her bir müstahdem
için ayr› verilebilece¤i gibi, bütün müstahdem için tek
bir poliçe veya mütemevviç poliçe tanzimi de mümkündür. Emniyeti suiistimal poliçelerini bafll›ca 4 grupta
toplamak mümkündür.
Ticari bonolar, mahalli idareler bonolar›, mahkeme
ve devlet bonolar›.
Bütün bu poliçelerin esas› ayn›d›r. Sadece, sigorta
teminat›ndan istifade eden flah›s veya otoritenin mahiyetine göre, teminat›n flumulü ve hasar›n tevsikinde baz›
farkl›l›klar görülür. Yukar›daki 4 grup d›fl›nda inflaat firmalar› için verilen teminat çeflitleri de vard›r.
A. Gömeç
379
Emniyet Sand›¤›
Emprime
Emniyet Sand›¤›
(Bkz. ‹stanbul Emniyet Sand›¤›)
Emniyet Stoku
(Alm. S i c h e r h e i t s b e v o r r a t u n g ] [Fr. Stock de sûreté]
[‹ng. Safety stock]
Bir iflletme, spekülatif amaçlar d›fl›nda, üretim ve sat›fl
faaliyetlerini aksatmamak kayd›yla stoklara mümkün oldu¤u kadar az para ba¤lamak ister. Çünkü stoklara ba¤lanan fonlar›n bir f›rsat maliyeti oldu¤u gibi, fiziki stok laman›n da çeflitli maliyetleri olabilir. Bununla birlikte,
normal koflullardaki malzeme veya mal ihtiyaçlar› ile siparifllerin verilmesi ve karfl›lanmas› için gerekli normal
süreler gözönüne al›narak elde bulundurulan stoklar, bu
unsurlarla ilgili beklenmeyen bir durum karfl›s›nda iflletmeyi güç durumda b›rakabilir. Talepte normal olarak
beklenenin üstünde bir art›fl, siparifl verme ya da sipariflin karfl›lanmas›ndaki gecikme, iflletmenin imalat faaliyetlerini ve sat›fllar›n› aksatabilir.
Yukar›da sözü edilen türde olumsuz durumlarla karfl›laflmamak için, bir iflletme, normal koflullardaki ihtiyaçlar› karfl›layacak stoklar d›fl›nda, sürekli olarak ek bir
stok miktar› daha tutmak isteyebilir. ‹flte bu ek stok em niyet stoku olarak adland›r›l›r. Emniyet stoku, genellikle
stok kalemi için beklenen azami ihtiyaç miktar› gözönüne al›narak hesaplan›r. Optimum emniyet stoku düzeyi,
stok konusu kalemin ek bir birimini"bulundurma mali yeti" ile"bulundurmama maliyeti"nin eflit oldu¤u nokta
olarak tan›mlan›r. Ölçülmesi en güç olan maliyet, stok
bulundurmaman›n, yani stok yetersizli¤inin maliyetidir.
Bu maliyet, stok yetersizli¤i nedeniyle mahrum kal›nan
ya da gelecekte mahrum kal›nacak katk› ile ölçülür.
stoklar
}
Ortalama
Kullan›m
Yeniden
siparifl
noktas›
emniyet
stoku
a
Siparifl
Miktar›
zaman
Normal stoklar zaman içinde azal›p da yeni siparifl
karfl›land›¤›nda tekrar eski düzeyine ulafl›rken, emniyet
stoku afla¤› yukar› ayn› düzeyde tutulur (sekil, sipariflin
verilmesiyle sipariflin karfl›lanmas› aras›nda geçen süreyi temsil etmektedir). (Bkz. Optimal Tedarik Politikas›)
Emperyalizm bir devletin bir baflka devlet ya da bölge
üzerinde etkin olma ve denetleme yönündeki tüm çabalar› için kullan›labilecek genel bir terimdir. Bu çerçeve
içinde emperyalizm, siyasal, kültürel ve özellikle ekonomik olabilir. Zaten siyasal ve kültürel emperyalizmler
de sonuç olarak ekonomik emperyalizme zemin haz›rlamaktan baflka bir iflleve sahip de¤ildirler.
‹nsanl›¤›n sürekli bir etkin olabilme ve iktidar savafl›m› halinde geçen tarihi göz önüne al›nd›¤›nda, en büyük imparatorluklar›n geniflleme politikas›ndan, en küçük beyliklerin komflular›n›n topraklar›na göz dikmesine dek tüm çabalar "emperyalist" olarak isimlendirilebilir. Ancak ça¤dafl ve bilimsel bir kavram olarak emperyalizm, özellikle kapitalizmin doygunluk ça¤›na geldikten sonra, yeni pazarlar ve hammadde kaynaklar› bulabilmek amac›yla, dünyan›n kapitalizme geçememifl bölgelerine yönelik çabalar›n› ifade eder. Bu geliflme özellikle kapitalizmde "tekelleflme" süreci bafllad›ktan sonra
h›zlanm›fl ve bu geliflmeler s›ras›nda ortaya ç›kan "ç›kar
çat›flmas›", yani ayn› bölgelere göz diken farkl› emperyalist güçler aras›ndaki çat›flma, Birinci Dünya Savafl›’n›n temel nedenlerinden biri olmufltur. Birinci Dünya
Savafl›’ndan önceki ‹spanya-ABD Savafl› (1898) ve ‹ngiliz -Boer Savafl› (1899-1902) da tam anlam›yla emperyalist amaçl› savafllard›.
1914'te ‹ngiltere üç buçuk milyon kilometre karelik
bir alan üzerinde yaflayan 393 milyon insan› sömürge
statüsü içinde tutarken, anavatan nüfusu 46 milyondu.
Ayn› dönemde 40 milyonluk Fransa, 55 milyon insan›
sömürge statüsü içinde tutmaktayd›. Belçika ve Hollanda 45 milyon insan› sömürge statüsü içinde tutuyorlard›.
Nas›l emperyalizm, kültürel, siyasal ve ekonomik
yönleriyle bir bütün oluflturuyorsa, ayn› biçimde ekonomik emperyalizmi oluflturan baz› temel unsurlar vard›r.
Bunlar "üretimin tekelleflmesi ve yo¤unlaflmas›", "bankalar›n ve di¤er mali kurulufllar›n tekelleflmesi ve salt
kredi kurumlar› olmaktan ç›karak üretimle daha organik
ba¤lar içine girmeleri" ve "sermaye ihrac›"d›r.
20. yy’›n bafllar›nda üzerinde çal›fl›lmaya bafllanan
emperyalizm teorisi, "sömürgelerin uluslaflmaya" bafllad›¤› ‹kinci Dünya Savafl› sonralar›nda yeni boyutlar kazanm›flt›r. Gerçekten, günümüzde kuramsal olarak henüz mükemmelleflememifl olmas›na karfl›l›k, 1960'larda
ortaya at›lan "Yeni Emperyalizm-Yeni Sömürgecilik"
anlay›fl›, klasik emperyalizm teorilerinde bulunmayan
bir husus gündeme getirmifltir: "Borçland›rarak/ba¤lama". Ancak "karfl›l›kl› ba¤›ml›l›k" anlay›fl›n›n en geliflmifl ülkeler için bile geçerli oldu¤u günümüz dünyas›nda, bu yeni sömürgecilik anlay›fl›n›n boyut ve s›n›rlar›n›
saptamak oldukça zordur.
T. Atefl
Y. Ercan
Emprime
Emperyalizm
[Alm. Imperialismus] [Fr. Impérialisme] [‹ng. Imperi alism]
[Alm. Gedrungte Dokuments] [Fr. Imprimé] [‹ng. Prin ted documents]
Sözlük anlam› "bas›lm›fl (matbu)" demektir. Bankac›l›k-
380
Emre Muharer Senet
Emtia Karfl›l›¤› Avans
ta bas›l› k⤛t (matbu evrak) anlam›nda kullan›lan bir
sözdür. Muhasebe repertuvar›nda masraflar ana hesab›n›n bir tali hesab›n› (matbuay›) oluflturur. fiubelerde kullan›lan bafll›kl› k⤛tlar›n sarfiyat› bu hesaba yaz›l›r.
S. Abaç
Emre Muharer Senet
(Bkz. Bono)
Emre Yaz›l› Senet
[Alm. Eigenwechsel] [Fr. Billet à ordre ] [‹ng. Promis sory note]
Ticaret Kanunu (m.736), emre yaz›l› senedi, "emre yaz› l› olan veya kanunen böyle say›lan k›ymetli evrak" fleklinde tan›mlamaktad›r
Emre yaz›l› senetler, ciro edilebilen senetlerdir. Ciro
üç amaçla yap›labilir:
a) Hakk› talep edebilmesi için üçüncü flahsa yetki
vermek (tevkilî ciro), (TK m. 600/1),
b) Hakk› rehnetmek (terhinî ciro), (TK m. 601/1),
c) Hakk› devretmek (temlikî ciro), (TK m. 602/1).
Borçlu, emre yaz›l› bir senetten do¤an alaca¤a karfl›
ancak;
a) Senedin hükümsüzlü¤üne iliflkin,
b) Senet metninden anlafl›labilen,
c) Alacakl› kim ise ona karfl› sahip oldu¤u "def’i"leri
ileri sürebilir (TK m. 737/1).
Emre yaz›l› senetleri çeflitli gruplara ay›rabiliriz.
Kambiyo senetleri, kanunen emre yaz›l› senetlerdir.
Bunlar›n nama yaz›l› hale getirilebilmesi için senet metninde "emre yaz›l› de¤ildir" kayd›n›n ya da bu anlama
gelecek baflka bir kayd›n yer almas› gerekir. Ticari senetler (poliçe, bono, çek) ile makbuz senedi ve varant,
kanunen emre yaz›l› senetlerdir.
K›ymetli evrak özelli¤ini tafl›yan bir senede "emre
yaz›l›d›r" kayd›n›n ya da bu anlamda bir kayd›n eklenmesi, onu iradi olarak emre yaz›l› senet haline getirir.
Konflimento, Tafl›ma Senedi ve Deniz Ödüncü Senedi
emre yaz›l› olarak düzenlenebilir.
‹potekli borç senedi, irat senedi, rehinli tahvilat ile
anonim ve sermayesi paylar›na bölünmüfl flirketlerin hisse senetleri ve tahviller emre yaz›l› olarak düzenlenemez ya da ç›kar›lamaz. (Bkz. Ciro, K›ymetli Evrak,
Kambiyo Senedi, Varant)
A. ‹. Karacan
Emsal Bedeli
[Alm. Entsprechender Wert ] [Fr. Valeur précedentaire ]
[‹ng. Precedent value ]
Vergi Usul Kanunu’nda emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan veya bilinmeyen veyahut do¤ru olarak tespit edilemeyen bir mal›n, de¤erleme gününde sat›lmas› halinde
emsaline nazaran haiz olaca¤› de¤er olarak tan›mlanm›flt›r.
Emsal bedeli s›ra ile afla¤›daki esaslara göre tayin
olunur.
1) Ortalama fiyat esas›: Ayn› cins ve nevideki mal lardan s›ra ile de¤erlemenin yap›laca¤› ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda sat›fl yap›lm›flsa, emsal bedeli bu sat›fllar›n miktar ve tutar›na göre mükellef
taraf›ndan ç›kar›lacak olan ortalama sat›fl fiyat› ile hesaplan›r. Bu esas›n uygulanmas› için ayl›k sat›fl miktar›n›n emsal bedeli tayin olunacak her bir mal›n miktar›na
nazaran yüzde 25’ten az olmamas› flartt›r.
2) Maliyet bedeli esas›: Emsal bedeli belli edilecek
mal›n, maliyet bedeli bilinir veya ç›kar›lmas› mümkün
olursa, bu takdirde mükellef maliyet bedeline, toptan sat›fllar için yüzde 5, perakende sat›fllar için yüzde 10 ilave
etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.
3) Takdir esas›: Yukar›da yaz›l› esaslara göre belli
edilemeyen emsal bedelleri, ilgililerin müracaat› üzerine, Takdir Komisyonu’nca takdir yolu ile belli edilir.
Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa k›ymetleri araflt›rmak ve kullan›lm›fl eflya için ayr›ca y›pranma dereceleri
nazara al›nmak suretiyle yap›l›r. Takdir edilen bedellere
mükelleflerin itiraz hakk› mahfuzdur. Ancak, bu itiraz
verginin tahakkuk ve tahsilini durdurmaz.
Emsal bedelinin mükellef taraf›ndan bizzat hesapland›¤› hallerde, bu hesaplara ait kay›t ve cetveller ispat
edici k⤛tlar olarak muhafaza edilir.
Yukar›daki esaslarla mukayyet olmaks›z›n kaza mercilerinin re'sen biçtikleri de¤erler ile zirai kazanç ölçülerini tespit eden kararnamelerde yer alan unsurlar emsal
bedeli yerine geçer.
Ücretle yap›lan imalatta ücretin gerçek miktar›n›n
bilinmemesi veya do¤ru olarak tayin edilememesi hallerinde tesbit edilecek emsal ücret ayn› esaslara göre tayin
olunur. (VUK m. 267)
E. Özdemir
Emtia
[Alm. Güter] [Fr. Biens] [‹ng. Commodity]
‹ktisat teorisinde mal terimiyle efl anlaml› olarak kullan›lan sözcük.
K. Mortan
Emtia Borsalar›
(Bkz. Ticaret Borsalar› )
Emtia Karfl›l›¤› Avans
[Alm. Avancierung gegen Güter] [Fr. Avance en consig nation, Avances sur marchandises] [‹ng. Commodity lo ans]
Bankalar taraf›ndan, çeflitli türdeki emtian›n (zirai ürün,
sanayi hammadde ve mamulleri ile di¤er ticari nitelikli
mallar›n) rehin al›nmas› karfl›l›¤›nda aç›lan kredilere"emtia karfll›¤› avans" ya da"emtia karfl›l›¤› kredi" denir. Üreticinin, sanayicinin ve tüccar›n elinde mevcut
olup henüz paraya çevirmedi¤i, mala ba¤l› sermayesine
ak›flkanl›k kazand›ran bir tür "bekleme kredisi" dir.
Üretici, tüccar ve sanayici çeflitli nedenlerle bankalardan "emtia karfl›l›¤› avans" fleklinde kredi kullan›rlar.
Üretici, elde etti¤i ürünü en uygun fiyatla satmak is-
381
Emtia Karfl›l›¤› Avans
Emtia Senetleri
ter. Ancak tar›mda di¤er üreticiler de ayn› tür ürünü ayn› zamanda elde ettiklerinden, bu ürünün ayn› anda piyasaya arz› dönemlerinde fiyat düfler. Bu nedenle, üreticinin daha iyi bir fiyat elde edebilmesi için o ürünün hasat zaman›ndan belirli bir sürenin geçmesini beklemesi
gerekir. ‹flte bu bekledi¤i süredeki finansman ihtiyac›n›,
elindeki ürünü bankalara rehin b›rak›p kredi sa¤layarak
karfl›layabilir.
Tüccar ve sanayici de, derhal satma ya da üretimde
kullanma olana¤›na sahip olmad›klar› hammadeler ile
di¤er emtia stoklar›n› bankalara rehin b›rakarak kredi almak yoluyla, sermayelerinin uzun süre stoklara ba¤l›
kalmas›n› önleyebilirler.
Emtia karfl›l›¤› avans›n bu yararlar›na karfl›l›k sak›ncal› yönleri de vard›r. Örne¤in, emtia karfl›l›¤› avans,
baz› mallar›n finansman s›k›nt›s›na katlan›lmadan spe külatif amaçla stoklanmas›na yol açabilir.
Bu bak›mdan"emtia karfl›l›¤› avans" ›n hangi emtialar karfl›l›¤› verilebilece¤i konusu ço¤unlukla kamu yönetiminin müdahalesine konu olmufltur. Ülkemizde T.C.
Merkez Bankas› Banka Meclisi, belirli emtia karfl›l›¤›nda kredi aç›lmas›n› yasaklayabilmektedir. Banka Meclisi’nin 31 Temmuz 1975 tarihli bir karar› ile demir (ham,
yar› mamul ve mamul), çimento, her nevi nebati ve likit
ya¤lar ile tohumlar, tereya¤› ve di¤er hayvani besin ya¤lar› rehni karfl›l›¤›nda kredi verilmesi yasaklanm›flt›r.
Belirtilen bu emtian›n ancak ihrac› halinde rehin karfl›l›¤› kredi verilmesi mümkündür.
Di¤er yandan emtia karfl›l›¤› avans, riski yüksek bir
kredi türüdür. Bu nedenle bankalar, karfl›l›¤›nda avans
verdikleri emtiay› rehin al›rken bu emtian›n baz› özellikler tafl›mas›n› ararlar. Bu emtian›n kolayca bozulmayan, k›ymetinde h›zl› de¤iflmeler ve düflüfller olmayan,
muhafazas› ve paraya çevrilmesi kolay cinsten olmas›
özellikle aran›r.
"Emtia karfl›l›¤› Avans"ta ikili bir hukuki iliflki vard›r. Bunlardan birincisi kredinin aç›lmas›na ve kulland›r›lmas›na iliflkindir. E¤er kredi borçlu cari hesap fleklinde kulland›r›l›yorsa Ticaret Kanunu' nun "cari hesap"a
iliflkin hükümlerine (TK m. 87-99), belirli vadeli bir
kredi fleklinde aç›lm›flsa Borçlar Kanunu 'nun "karz ak dini" ne iliflkin hükümlerine (BK m. 306-312) tâbidir.
‹kinci yön ise teminat›n terhine iliflkindir. Bu ifllem de,
Medeni Kanun’un "menkul rehni" hükümlerine tâbidir.
"Emtia karfl›l›¤› avans"ta, emtia çeflitli flekillerde rehin al›nabilir. Banka, kendi depolar› varsa rehin alaca¤›
mallar› bu depolarda muhafaza eder. Depolar› genellikle
s›n›rl› olan bankalar, göreli olarak çok k›ymetli olan, az
yer tutan ve özel bir özen gösterilmesini gerektiren emtiay› depolar›na al›rlar. Bu takdirde banka, rehin ald›¤›
emtiay› iyi bir flekilde ve dikkatle korumak zorunda
olup, aksi halde borçluya karfl› tazminat ile sorumlu olacakt›r.
Rehinli olan emtian›n çeflitli nedenlerle müflteriye ait
olan depolarda muhafaza edilmesi zorunlu olabilir. Bu
durumda rehinli emtian›n bulundu¤u depo banka taraf›ndan kiralan›r ve anahtarlar› teslim al›n›r.
Bazen rehin al›nan emtia, kredi alacak olandan baflka
birisine ait bir depoda bulanabilir. Bu durumda depo
bankaya kiralanarak mallar bankan›n zilyedli¤ine verilebilece¤i gibi, depo sahibi yeddiemin tayin edilerek mallar onun yeddiemanetine b›rak›labilir. Bu durumda emtia sahibinden yeddiemine tevdi için bir yaz›l› izin, yeddieminden de bir yediemin senedi al›n›r. Yeddiemine b›rakma oldukça riskli bir ifllem oldu¤undan, yeddieminin
iyice araflt›r›lmas› gerekir. Kredi alan kifli ayn› zamanda
yeddiemin olarak tayin edilemez.
"Emtia karfl›l›¤› Avans"ta önemli olan bir konu da
rehin al›nan mallar›n de¤erini belirleyebilmek için eks pertiz yapt›r›lmas›d›r. Ekspertiz varsa bankan›n kendi
eksperi taraf›ndan, yoksa bankan›n seçece¤i güvenilir
bir kifli taraf›ndan yap›lmal›d›r. Ekspertiz, teorik olarak
mal›n tafl›d›¤› de¤erin de¤il, sat›fl› halinde elde edilebilecek asgari bedelin anlafl›lmas› için yap›l›r.
Di¤er yandan, rehin al›nan emtian›n sigorta ettirilmesi de flartt›r. Emtia sigortal› de¤ilse rehin al›nd›¤› zaman banka ad›na sigorta ettirilir; daha önce sigorta ettirilmiflse bu sigorta bankaya devredilir.
Emtia karfl›l›¤› avans, rehin, ekspertiz ve sigorta gibi
ifllemlerin tamamlanmas›ndan sonra, rehin al›nan emtian›n ekspertiz de¤erinden belirli bir marj (% 20-%30 gibi) düflüldükten sonra kalan s›n›r› aflmamak koflulu ile
"cari hesap" ya da "avans" fleklinde kulland›r›l›r. Rehinli emtian›n piyasa de¤erinde düflmeler olursa, ya yeni
emtian›n rehin edilerek meydana gelen teminat düflüklü¤ünün kapat›lmas› ya da fark kadar kredinin geri ödenmesi istenir.
Rehinli emtian›n sahibi taraf›ndan çekilebilmesi, bu
mallara karfl›l›k olan, marj dikkate al›narak bulunacak
bedelin, bankaya yat›r›lmas›na ba¤l›d›r. Rehinli emtian›n tamamen çekilebilmesi için faiz ve di¤er masraflar›n tahakkuku ile bulunacak bakiyenin bankaya ödenmesi gerekir.
Emtia karfl›l›¤› avans yaln›zca emtian›n rehin edilmesi karfl›l›¤›nda aç›lmaz. Ayr›ca umumi ma¤azalara
tevdi edilmifl emtian›n mülkiyetini temsil eden "makbuz
senedi" ve umumi ma¤azalara tevdi olunan emtia üzerinden rehin hakk› tesisine olanak veren"varant" karfl›l›¤›nda da, emtia karfl›l›¤› avans fleklinde kredi kulland›r›labilmektedir.
Emtia karfl›l›¤› avans hesaplar›na genel olarak ayr›
bir kredi faiz oran› uygulanmamaktad›r. Bu hesaplara,
k›sa ya da orta vadeli olufluna ya da ihracat kredisi olup
olmay›fl›na göre, söz konusu kredilere uygulanan faiz
oran› uygulanmaktad›r. (Bkz. Ekspertiz, Umumi Ma¤a zalar, Varant, Avans)
A. ‹. Karacan
Emtia Karfl›l›¤› Kredi
382
(Bkz. Emtia Karfl›l›¤› Avans)
Emtia Senetleri
[Alm. Warenpapiere] [Fr. Papiers-valeurs délivrés en
Emtia Senetleri
Endeksleme
représentation de marchandises ] [‹ng. Documents of
commodity]
Emtia kelimesi Arapça "meta" kelimesinin ço¤uludur ve
"mallar" anlam›na gelir. Bu nedenle emtia senetleri kavram›n› mal senetleri olarak ifade etmek mümkündür.
Emtia senetleri bir umumi ma¤azaya ya da bir tafl›y›c›ya tevdi edilen mallara karfl›l›k verilen ve bu mallar›
temsil eden senetlerdir. Türk Ticaret Kanunu'nun k›ymetli evraka iliflkin üçüncü kitab›n›n alt›nc› fasl›nda düzenlenen ve bir menkulle ilgili olan emtia senetlerinin
bafll›calar›"makbuz senedi" (TK m. 746) ve"varant" t›r
(TK m. 747). Ayr› bir yerde hükme ba¤lanm›fl bulunan
konflimento da bu tür bir senettir.
Bir emtia senedinin hamili, senedi ibraz ederek, bunun temsil etti¤i mal›n kendisine geri verilmesini isteyebilir. Daha do¤ru bir anlat›mla, emtia senetlerinin belirli
bir mal›n teslimi talebini içerdikleri söylenebilir.
Emtia senetlerinin ortak özellikleri flunlard›r: Her
fleyden önce bütün emtia senetlerinde borcun konusu
belirli bir eflyan›n teslimidir. Sonra bu tür senetlerde, senedi düzenleyenin (örne¤in tafl›yan›n ya da umumi ma¤aza sahibinin) borcu daha önce teslim ald›¤› ve baflkas›na ait bulunan bir mal›n teslim edilece¤i belirtilmektedir. Ancak mal› tafl›y›c›ya ya da umumi ma¤azaya teslim edenin, mal› malik olmas› zorunlu de¤ildir. Bir k›sm› (makbuz senedi ve varant) kanunen emre yaz›l› senetler grubuna giren bu senetlerin teslimi, ibraz edilmeleri halinde mümkündür.
Emtia senetleri k›ymetli evrak niteli¤ini tafl›r ve tem sil ettikleri hakk›n devrinin yan› s›ra bazen bu hakk›n
rehin edilmesini de sa¤lar.
Ö. Teoman/A.Erhan
Jeremy Bentham ise bu konudaki görüflünü "Tabiat,
insanlar› iki duygunun hâkim etkisi alt›na sokmufltur.
Bu duygular zevk ve zahmettir," cümlesiyle aç›klam›flt›r.
Klasik okula karfl› olanlar, sosyal menfaatleri kiflisel
menfaatlerinin önüne geçiren kimselerden meydana gelen bir toplumun kurulabilece¤ini öne sürmüfllerdir.
(Bkz. Ekonomik ‹nsan, Hedonizm)
D. Demirgil
En Az Geçim ‹ndirimi
(Bkz. Asgari Geçim ‹ndirimi).
En Çok Kay›rmal› Ülke
[Alm. Meistbegünstigte Land] [Fr. La nation le plus ta vorisée] [‹ng. Most favoured nation]
‹ki ülke, aralar›nda yapt›klar› bir anlaflma ile di¤er ülkelere tan›d›klar› tüm yeni kolayl›klar›n birbirlerine de
otomatik olarak sa¤lanaca¤›n› belirleyebilirler. Böylece
birbirlerine karfl› en çok kay›rmal› ülke durumuna gelirler.
E. Alkin
Endeksleme
En Az Gayret Kanunu
[Alm. Gesetz der minimalen, Anstrengung] [Fr. Loi du
moindre effort] [‹ng. Law of minimum effort]
‹nsanlar›n ihtiyaçlar›n› gidermek amac›yla çaba harcarken bunu en az gayreti gerektirecek flekilde planlamalar›na etken olan psikolojik bir e¤ilimdir.
Egoist bir davran›fl biçimi olan en az gayret kanunu na göre, insan en az gayret sarfederek ekonomik bak›mdan azami avantaj› elde etmek istemektedir. Bu görüflten
hareket eden klasik iktisatç›lar, kendi ç›kar›n› en az gayretle en iyi flekilde sa¤layan bu hayali kimseye homo
economicus (ekonomik insan) ad›n› vermifllerdir. Ekonomik insan›n özelli¤i, menfaat duygusunu her fleyin üstünde tutmas›d›r. Onun içgüdüsü menfaat arzusunun etkisi alt›ndad›r. En az gayret kanunu hedonizm prensibiyle de ilgilidir. Bu, her türlü insani gayretin mümkün
olabilecek en yüksek tatmin derecesini elde etmeye yöneldi¤ini temel fikir olarak alm›fl psikolojik ve felsefi
bir doktrindir.
Fizyokratlardan Dr. Quesnay, hedonizmin iktisadi
hayata etkisini flöyle anlatm›flt›r: "Bir ihtiyac› ya da bir
zevki en az masrafla ve en az zahmetle elde edebilmek...
‹flte en mükemmel iktisadi sonuç."
[Alm. Indexierung] [Fr. Indexation] [‹ng. Indexation]
Ertelenmifl ödemelerin bir endeksin de¤erine ba¤lanmas›d›r. Genellikle söz konusu endeks bir fiyat endeksidir.
Endekslemenin önemli örnekleri, iflveren-iflçi aras›ndaki
sözleflmenin hayat pahal›l›¤›na göre ayarlanmas›, faiz ve
ana paran›n fiyat düzeyine ba¤lanmas›, vergi oranlar›n›n
enflasyondan dolay› otomatik olarak düzenlenmesidir.
Daha önemsiz bir endeksleme olmakla beraber, baz›
ödemeler döviz fiyat›na veya alt›n, bu¤day gibi mallar›n
fiyatlar›na ba¤lanabilir.
Gelecekteki fiyat düzeyi ve paran›n de¤eri hakk›nda
önemli derecede bir belirsizlik oldu¤u zaman bile, endeksleme uzun dönemli sözleflme yap›lmas›na imkân
verir.
Uygulamada endeksleme yüksek enflasyon oranlar› n›n oldu¤u ülkelerde genifl çapta kullan›lm›flt›r. 1968 y›l›na kadar Finlandiya, ‹srail, Brezilya ve Arjantin endekslemeyi kullanm›fllard›r. Sosyalist ülkelerin d›fl›ndaki ülkeler aras›nda endekslemenin hiç yap›lmad›¤› ülke
yok gibidir.
Endeksleme flartlar› yüzy›llar boyunca kullan›lm›flt›r.
1747 y›l›nda Massachusetts kolonisinde faiz ve anaparan›n ve ücretlerin m›s›r, s›¤›r, yün ve deri fiyatlar›ndan
oluflan bir endekse göre ödenmesi öngörülmüfltü.
Ücretler: Eflel mobil ‹srail ve Belçika gibi ülkelerde
bütün iflçilere uygulan›r. Eflel mobil fiyat endeksindeki
art›fl› aynen ücretlere yans›tmayabilir; ayarlanma k›smi
olabilir ya da bir üst s›n›r› bulunabilir. Ücretlerin ayarlanmas› önceden belirlenen zamanlarda yap›labilir (ayda
bir, üç ayda bir gibi) ya da fiyat endeksi belirli art›fl gösterdikten sonra uygulanabilir.
383
Endeksli Tahvil
Endüstri Devrimi
bir, üç ayda bir gibi) ya da fiyat endeksi belirli art›fl gösterdikten sonra uygulanabilir.
Finansal araçlar: Finansal araçlar›n endekslenmesi
o kadar yayg›n de¤ildir. Bunu savafl sonras›nda ‹srail,
Brezilya ve Finlandiya uygulam›flt›r. ‹ndekslenen araçlar tasarruf mevduat›n›, uzun vadeli devlet tahvillerini
ve ipotek muamelelerini içermektedir.
Sosyal güvenlik ve emekli ayl›klar›: Birçok ülkede
sosyal sigorta ödemeleri ve emeklilik ayl›klar› endekslemeye ba¤lanm›flt›r. (Bkz. ‹ndeksler, Fiyat ‹ndeksleri)
D. Demirgil
Endeksli Tahvil
(Bkz. ‹ndeksli Tahvil)
Endirekt ‹flçilik
(Bkz. Dolayl› ‹flçilik)
Endirekt Maliyet
(Bkz. Dolayl› Maliyet)
Endojen De¤iflken
(Bkz. De¤iflkenler).
Baflka bir deyiflle firman›n marjinal maliyet e¤risi,
ayn› zamanda arz e¤risi dir. Ancak bir arz e¤risi hangi
fiyat-miktar noktas›ndan bafllayarak sa¤ yukar› yükselecektir? Bir firma, iflçi ücretleri, hammadde, enerji vb.
de¤iflir maliyetleri karfl›layan fiyat düzeyinde bile, zarar
etse de, üretimini sürdürebilir. Çünkü böyle bir durumda
firmay› kapaman›n olumsuz etkileri, yukar›da aç›klanan
türde bir zarar›n olumsuz etkilerinden çoktur. Kapama
halinde en az›ndan de¤iflmez sermayenin (binalar, tesisat vb.'nin) eksik de¤erlendirilmesi, k›dem tazminat›, di¤er hukuksal yükümlülükler gibi olumsuz etkiler, de¤iflir maliyetleri karfl›layan fiyat›n yaratt›¤› zarar›n olumsuz etkilerini aflar.
Alttaki flekilde endüstri içinde iki firman›n yer ald›¤›
ve arz fonksiyonlar›n›n (S1 ve S2) do¤rusal oldu¤unu
varsay›yoruz. Buna göre bu iki arz (ya da marjinal maliyet) e¤risinin toplam› (S), endüstri arz e¤risini verecektir. (S 1) ve ( S2)’yi üstüste toplamak için (S1)'in dik eksenden uzakl›¤› (AB), ayn› fiyatta (S2)'nin dik eksenden
uzakl›¤› (CD) üzerine eklenir ve (S) do¤rusunun yine
ayn› fiyatta dik eksenden uzakl›¤› (EF) elde edilir. Ayn›
ifllemin baflka bir fiyat düzeyinde yap›lmas› piyasa ya
da endüstri arz e¤risinin herhangi ikinci bir noktas›n›
verir. Bu iki nokta birlefltirildi¤inde (S) do¤rusu çizilmifl
olur. Dikkat edilecek olursa, ayn› fiyat düzeyinde iki firman›n üretim miktarlar› toplanarak piyasa ya da endüst ri arz e¤risi ne var›lmaktad›r.
E. Alkin
Endüstri Dengesi
(Bkz. Denge)
Endüstri Arz E¤risi
[Alm. Industrie Angebotscurve] [Fr. Courbe de l'offre
de l'industrie] [‹ng. Industry supply curve]
Bir endüstride çal›flan firmalar›n toplam arz e¤rilerine
verilen add›r.
Firman›n arz› ile fiyatlar aras›ndaki bu iliflki geometrik
olarak gösterilmek istenirse, miktar-fiyat çiftleri noktalar halinde dik koordinat sisteminde iflaretlenip birlefltirilecektir. Asl›nda, (E1, E, E2) noktalar› ve bu noktalar›
birlefltiren (ya da bu noktalar›n geometrik yeri olan)
marjinal maliyet (MC) e¤risi ayn› amaç için kullan›labilir.
P
Endüstri Devrimi
[Alm. Industrielle Revolution] [Fr. Révolution industri elle] [‹ng. Industrial Revolution]
18. yy'›n ikinci yar›s›yla 19. yy'›n ilk y›llar› aras›nda bir
seri buluflun enerji, tekstil, demir, çelik ve ulaflt›rma üretimlerini etkilemek yoluyla ‹ngiltere'nin üretim karakterinde meydana getirdi¤i yap›sal de¤iflmedir. Kesin tarih
vermek mümkün olmamakla beraber 1760 ile 1829 aras›ndaki dönemi kapsad›¤› kabul edilmektedir.
P
P
S1
S2
A
C
B
O
S
E
F
D
q
O
q
384
O
q
Endüstri ‹liflkileri
Endüstriler Aras› Ekonomi
1769 tarihine kadar olan dönemde, ekonomik faaliyet iki ana ak›m üzerinde toplanm›fl bulunmaktayd›: Tar›m ve ticaret. Bu tarihe kadar iktisadi hayat›n ana faktörleri, köylü, serf, tüccar, lonca mensubu gibi kimselerdi. Fabrika iflçisi yoktu. Sanayi kapitalisti de iktisat sahnesine ç›km›fl de¤ildi. Zenginlerin ço¤u servetini bir fley
imal etmekle de¤il, ticaret, nakliyat ya da borç para
vermekle yapm›fllard›.
Endüstri devriminin Kara Avrupas›'nda de¤il de ‹ngiltere'de bafllamas›n›n nedenlerini anlayabilmek için
‹ngiltere'yi Avrupa'n›n birçok ülkesinden ay›ran farklar›
incelemeliyiz.
Bunlardan birincisi, ‹ngiltere'nin bu ülkelere göre
daha zengin olufludur. Bir yüzy›l süren keflifler, esir ticareti, korsanl›k, ticaret ve savafllar ‹ngiltere'yi dünyan›n
en zengin devleti haline getirmifltir. ‹ngiltere'deki zenginlik yaln›z asillerin elinde de¤ildi; ortan›n üstünde genifl bir ticaret burjuvazisine yay›lm›fl bulunmaktayd›.
‹kincisi, ‹ngiltere, feodal toplumdan ticari topluma
baflar›l› bir geçifle sahne oldu. Topra¤a dayanan eski
kuvvetle paraya dayanan yeni kuvvet aras›nda ç›kar çat›flmalar› olmas›na karfl›l›k, ‹ngiltere'yi yönetenler piyasa ekonomisine karfl› ç›kmak yerine, oradan gelen taleplere uyma yolunu seçmifllerdi.
Üçüncüsü, ‹ngiltere'nin fen ve mühendislik alan›ndaki çal›flmalar›n en büyük destek ve teflvik buldu¤u yer
olmas›d›r.
Bunlardan baflka, kömür ve demir yataklar›n›n zenginli¤i, icatlar› tespit eden ve koruyan milli bir patent
sisteminin kurulmufl olmas› gibi nedenler de say›labilir.
Ancak bütün bu faktörleri harekete geçiren, bir grup
yeni insan›n iktisat sahnesine ç›kmas›yd›. Yeni insanlar
her fleyden önce müteflebbisti.
Sanayi Devrimi'nin etkileri, üretimi art›rmas› ve
uzun dönemde iktisadi refah› gelifltirmesidir.
Sanayi Devrimi, fiziki sermayenin genifllemesine ve
emek verimlili¤inin genifl çapta artmas›na yol açan bir
süreçti.
D. Demirgil
Bu s›n›flar›n ortaya ç›kmas› sosyal yap›n›n köklü bir de¤iflime u¤ramas› sonucunda gerçekleflmifltir. 19. yy'a kadar nüfusun önemli bir bölümünü oluflturan köylüler fe odal bir yap› içinde varl›klar›n› sürdürürken, endüstri
devrimi bunlar›n çal›flma ve yaflama koflullar›n› de¤ifltirmifl, endüstri bölgelerinde yeni yaflama ve çal›flma koflullar› içine girmelerine neden olmufltur. Fabrika sanayiinin geliflmesi ise üretim-tüketim ve pazarlama iliflkilerini köklü bir flekilde de¤ifltirmifltir. Kitle üretimine
geçilmesi, o güne kadar yaflay›p giden zanaat hayat›n›n,
esnaf ve lonca düzeninin ekonomik yaflamdaki flanslar›n› ortadan kald›rm›flt›r. Lonca düzeni içinde birbirinden
kesin bir biçimde ayr›lmam›fl olan iflçi ve iflveren s›n›flar›, fabrika sanayiinde belirgin bir biçimde birbirinden
ayr›lm›flt›r. Lonca düzeni içinde mesle¤e ç›rak olarak
giren kifli, meslekte beceri kazan›nca s›ras›yla kalfa ve
usta olmak, sonunda kendi hesab›na bir atölye açmak ve
ba¤›ms›z çal›flmak flans›na sahipti. Oysa fabrika sanayiinde iflçi statüsünden iflveren statüsüne geçmek, fabrika
sanayiinin büyük ölçüde kapitali gerektirmesi nedeniyle, âdeta imkâns›z bir hale gelmifl, bunun sonucunda da
bir s›n›f farkl›laflmas› do¤mufltur.
Endüstri iliflkileri modern kesimin iki s›n›f› aras›nda
çal›flma sorunlar›n›n çözümlenmesi ve çal›flma koflullar›n›n düzenlenmesi ile ilgilidir. Pek tabii ki endüstri iliflkileri, ekonomik, sosyal ve siyasi yap›dan gelen ve kültürel kökleri yans›tan çok say›da faktörün oluflturdu¤u
bir endüstri iliflkileri sistemi içinde düzenlenmektedir.
Böyle bir sistemin oluflmas›nda iflçilere, iflverenlere,
bunlar›n örgütlerine ve devlete önemli roller düflmektedir. O halde bir ülkede endüstri iliflkileri sisteminin nas›l
iflledi¤ini görebilmek için, o ülkedeki iflçi ve iflverenlerin örgütlenme durumunun ve çal›flma hayat›n›n düzenlenmesinde devletin foksiyonlar›n›n araflt›r›lmas› gerekir. (Bkz. Endüstri Devrimi, ‹flçi, ‹flveren)
N. Ekin
Endüstriler Aras› Ekonomi
Endüstri ‹liflkileri
[Alm. Industrielle Beziehungen] [Fr. Relations industri elles] [‹ng. Industrial relations ]
Çal›flma hayat›ndaki sorunlar›n düzenlenmesinde iflçi-iflveren örgütleri ile devletin fonksiyon ve rollerini, birbirleriyle karfl›l›kl› iletiflim içinde analiz eden dinamik bir
süreçtir. Endüstri devriminden sonra birbirinden belirgin
bir biçimde ayr›lm›fl bulunan iflçi ve iflveren s›n›flar›
aras›ndaki sorunlara bar›flç› çözümler bulmay› amaçlar.
Endüstri devriminin ekonomik ve sosyal yaflant›da
oluflturdu¤u yeni geliflmeler say›lamayacak kadar çoktur. Bununla beraber bu geliflim süreci içinde konumuz
aç›s›ndan önem tafl›yan baz› ana e¤ilimleri saptamak
mümkündür. Öncelikle belirlemek gerekir ki, bütün sosyal s›n›flar ve zümreler bu geliflmeden etkilenmifl, ayr›ca o güne kadar mevcut olmayan yepyeni sosyal s›n›flar
ortaya ç›km›flt›r. Bunlar"iflçi" ve"iflveren" s›n›flar›d›r.
[Alm. Interindustrielle Ökonomien] [Fr. Economie inte rindustrielle] [‹ng. Inter-Industry economics]
Bir ekonomide üretim ve tüketim yerleri aras›ndaki karfl›l›kl› ba¤›nt›y› say›sal olarak veren bir analizdir. Endüstriler aras› analize, milli gelir ve k›smi denge analizinin yetersiz oldu¤u birçok ampirik problemde ihtiyaç
duyulmaktad›r. Endüstriler aras› analiz, uygulamal› olarak Leontief'in çal›flmalar› ile bafllam›flt›r. Leontief 1931
y›l›nda Amerikan ekonomisi ile ilgili ampirik bir model
üzerinde çal›flmaya bafllam›fl ve elde etti¤i ilk sonuçlar›
1936 ve 1941 y›llar›nda yay›nlam›flt›. Bu çal›flman›n en
de¤erli sonuçlar›ndan biri, birçok ülkede endüstriler aras› ampirik çal›flmay› teflvik etmifl olmas›d›r. Endüstriler
aras› analize dayan›larak kurulan sisteme input-output
muhasebe sistemi denilmektedir. Endüstriler aras› analizden bafll›ca flu alanlarda yararlan›lmaktad›r:
1) Ekonomik yap›n›n analizi,
2) Faaliyet programlar›n›n yap›lmas›,
3) Gelece¤in tahmini.
385
Endüstri Maliyet E¤risi
Endüstriyel Demokrasi
Endüstriler aras› analizde üretimden ileri gelen ba¤›nlaflma üzerinde duruldu¤una göre, sistemi kullanmak, amaç bir sektörden di¤erine mal ve hizmet ak›m›n›
izlemektir. Örne¤in, ekonomistler önümüzdeki y›llarda
nüfus art›fl›ndan dolay› et talebinin %20 artaca¤›n› öngörüyorlarsa, bu art›fl, s›ras›yla canl› hayvan, suni yem,
saman taleplerinde belli bir art›fl getirecek demektir.
Üretim faaliyetleri aras›ndaki bu tip ba¤›nt›ya dairesel
ba¤›nlaflma denilmektedir. Afla¤›da ufak bir örne¤i verilen, mübadeleler matrisi dedi¤imiz tabloda tüm mal ve
hizmet üretimleri kapsanmakta, endüstriler aras›nda bir
sektörden di¤erine mal ve hizmet ak›m›n›n izlenmesi
sa¤lanmaktad›r. Tabloda üretim faaliyet kollar› bafll›ca
dört sektöre ayr›lm›flt›r. Bunlar hizmet, tar›m, temel endüstri ve mamul mallar üreten kesimlerdir. Uygulamada
ise sektör say›s› 20 ile 200 aras›nda de¤iflmektedir. Afla¤›da endüstriler aras› hesaplara bir örnek görülmektedir.
Veren
sektörler
Alan
sektörler
H
T E
Toplam
ara mal
M talebi
Hizmetler
25 25 15 80
Tar›m
0 25 0 120
Temel Endüstri
0 25 45 40
Mamul Mallar
0
0 0 80
Toplam Girdiler 20 75 60 320
Toplam Üretim 200 250 150 400
Katma De¤er
180 175 90 80
140
145
110
80
475
-
Nihai
talep
Topl.
talep
60
105
40
320
525
200
250
150
400
1 000
-
Günümüzde önemli bir mühendislik dal› olarak kabul
edilen endüstri ya da sanayi mühendisli¤i, genel olarak
insan etmenini de içeren mamul veya servis üretim ve
da¤›t›m sistemlerinin bütün yönleriyle incelenmesi konusunda mühendislik anlay›fl›n›n uygulanmas› fleklinde
tan›mlan›r.
Bir iflletmenin kârl›l›¤›n› ve verimlili¤ini art›rmak
için bir yap›m iflleminin maliyetini azaltmak ya da birim
zaman içinde yap›lan mamulün miktar›n› ço¤altmak, ifl
görenleri daha iyi çal›flma koflullar›na kavuflturmak, bir
tezgâhtan en iyi flekilde yararlanmak, ayn› tesiste birkaç
iflin yap›labilirli¤ini araflt›rmak gibi faaliyetler endüstri
mühendisli¤i konular› içinde yer al›r.
Bu mühendilik dal›, bir yandan kantitatif yöntemlerin geliflmesi, ifl psikolojisi, ifl sosyolojisi ve ergonomi
gibi konular›n ilerlemesi ve özellikle bilgisayar gibi yard›mc› araçlar›n geliflmesi ile, di¤er yandan iflletmelerin
içinde bulundu¤u ekonomik ve teknolojik koflullar nedeniyle, üretim iflletmelerinin bünyesine yeni bir ifllev olarak girmifltir. (Bkz. Ergonomi, Elektronik Bilgi ‹fllem
Merkezi, Bilgi ‹fllem Sistemi).
F. Bilgino¤lu
Endüstriyel Demokrasi
Her sektör, muhasebe sisteminde bir kez output üre ticisi, bir kez de input tüketicisi olarak iki kez yer almaktad›r. Tablonun sektörlere ait sat›rlar›nda sektörlerin
ürettikleri mal ve hizmetlerin da¤›l›m› görülmektedir. ‹thalat bu örnekte d›flar›da kalm›flt›r. Sektörlere ait kolonlardaysa her sektörün di¤er sektörlerden ve kendi sektöründen ald›¤› inputlar›n da¤›l›m› görülmektedir.
Nihai talep kolonu ise üretilen mal ve hizmetlerden
ara kullan›mdan geri kalanlar›n özel ve kamu tüketimi,
yat›r›m ve ihracat kesimlerinin kullan›m›n› vermektedir.
Kullan›lan birimler de¤er olabilece¤i gibi fiziki miktarlar da olabilir.
Bu fiziki tablolara input-output tablosu (girdi-ç›kt›
tablosu) denilmektedir. Bu tablolarda birim olarak miktar kullan›lmaktad›r. Birim olarak de¤er kullan›lan tablolara endüstriler aras› ifllemler tablosu denilmektedir.
(Bkz.Girdi Ç›kt› Analizi, Milli Muhasebe Sistemi).
E. Özötün
Endüstri Maliyet E¤risi
(Bkz. Endüstri Arz E¤risi)
Endüstri Mühendisli¤i
[Alm. Betriebsstudie, Industrielle Fertigungstechnik ]
[Fr. Gestion de I'entreprise ] [‹ng. Industrial Engine ering]
[Alm. Industrielle Demokratie ] [Fr. Démocratie indust rielle] [‹ng. Industrial democracy]
Siyasal demokrasinin kurallar›n›n ekonomik yaflama uygulanmas› ve sanayide yönetim gücünün paylafl›lmas›d›r.
"Endüstriyel demokrasi" kavram› ilk defa, Fabian
Derne¤i kurucular› aras›nda yer alm›fl bulunan Sidney
ve Beatrice Webb taraf›ndan kullan›lm›flt›r. Webb'lere
göre, sanayileflmifl ileri toplumlarda sendikalar›n varolmas› demokrasi demektir. Sanayileflmifl toplumlarda iflgücünün dörtte üçünü, hatta baz› ülkelerde daha da büyük bir oran›n› oluflturan ücretlilerin, örgütleri arac›l›¤›
ile sanayiin do¤uflunda ve yönetiminde söz sahibi olmaya bafllamas›, makro düzeyde bir endüstriyel demokratikleflmedir. Bafllang›çta endüstriyel demokrasinin gerçekleflmesi için toplu pazarl›k mekanizmas›n›n kurulmas› ve sendikalar›n taraf olarak pazarl›kta söz sahibi
olmas› amaçlanmaktayd›. Ancak zamanla sendikalar
toplu pazarl›k hakk›n›n endüstriyel demokrasinin gerçekleflmesi için yeterli olmad›¤›n› görmüfller ve sanayide yönetim gücünün paylafl›lmas› amac›na yönelmifllerdir. Demokrasiyle yönetilen bir devlet en yüksek ve ileri
geliflmesine ulaflt›¤›nda, iflçi örgütlerinin istekleri yönetime kat›lma hakk›n›n elde edilmesinde toplanmaktad›r.
Bu amac›n gerçekleflmesi ise sanayide yönetim gücünün
paylafl›lmas› ile mümkündür.
Endüstriyel demokrasi kavram›n› ortaya atanlar flu
düflünceden hareket etmektedir: Siyasal demokrasinin
uyguland›¤› bir düzende iflçiler bütün vatandafllar›n, dolay›s›yla di¤er s›n›flar›n sahip olduklar› her türlü haklara
sahiptirler. Örne¤in oy haklar›n› kullanarak kendilerini
parlamentoda temsil edecek kiflileri seçmekte ve parla-
386
Endüstriyel Demokrasi
Enflasyon
mento arac›l›¤› ile toplumun siyasal yönetimine bütün
vatandafllar gibi kat›lmaktad›rlar. E¤er çal›flt›klar› iflletmelerde kendilerini do¤rudan do¤ruya ilgilendiren kararlar›n al›nmas›na kat›lmazlarsa, bu çeliflkili bir durum
yaratacakt›r. Böyle bir çeliflkiden kaç›nmak ya da bu çeliflkiyi gidermek için siyasal demokrasinin kurallar›n›n
ekonomik yaflama uygulanmas› gerekir. ‹flçiler oylar› ile
seçtikleri temsilcileri arac›l›¤›yla toplumun siyasal yönetimine kat›ld›klar› gibi, yine oylar› ve temsilcileri arac›l›¤›yla iflyeri düzeyinden bafllayarak toplumun ekonomik yaflam›ndaki karar sürecine de kat›labilmelidirler.
Bu gerçeklefltirilebilirse endüstriyel demokrasi tam anlam› ile uygulanm›fl olacakt›r. Böylece üretimin gerçeklefltirilmesinde en önemli rolü oynayan emek, en az sermaye kadar hak ve yetkiye sahip olacak ve yaln›z baflkalar› taraf›ndan al›nan kararlar› uygulayan, kararlar›n
oluflmas›nda hiçbir rolü olmayan bir robot durumundan
ç›kacakt›r. ‹flçiler de kendilerini temsil eden sendikalar›
arac›l›¤›yla ekonomik yaflama yön verecek olan kararlara kat›labileceklerdir. Böylece mülkiyet hakk›ndan kaynaklanan yönetim hakk› emek ve sermaye aras›nda paylafl›lm›fl olacak, emek sahipleri kendilerini daha özgür
hissedecekler, ekonomik ve sosyal kesimlerde kiflilik
kazanacaklard›r. Bunun sonucunda, -iflletmeden bafllayarak- tüm ekonomi kiflisel ç›karlar›n egemenli¤inden
ar›nacak, -iflyerinden bafllayarak- toplumun tüm s›n›flar›
aras›nda sa¤lanacak olan hak ve ç›kar dengesi sosyal bar›fl›n sa¤lanmas›na büyük ölçüde yard›mc› olacakt›r.
fiu halde "endüstriyel demokrasi" kavram› bugünkü
anlam›yla "yönetime kat›lma" kavram› ile özdeflleflmifl
bulunmaktad›r. Do¤al olarak "yönetime kat›lma" genel
bir kavramd›r; bunun içinde iflyeri, iflletme, teflebbüs ve
tüm ekonomi yer al›r. Ayr›ca hemen belirtmeliyiz ki yönetime kat›lma, içinde yaflan›lan ekonomik sisteme uygun flekiller alabildi¤i gibi uygulamada her ülkenin ekonomik geliflmifllik düzeyine ve her ülkedeki yasal düzenlemelere göre ayr› bir görünüm kazanmaktad›r.
(Bkz. Yönetime Kat›lma, Sendika, Toplu Pazarl›k)
G. Kutal
Enflasyon
[Alm. Inflation] [Fr. Inflation] [‹ng. Inflation]
En basit flekliyle, genel fiyat düzeyinin devaml› artmas›
ve para de¤erinin düflmesidir. Toplam mal ve hizmet arz›n›n toplam talebi karfl›layamamas›, yani dengenin ku rulamamas› enflasyonun temel özelli¤idir. H›zla büyüyen talep karfl›s›nda onu karfl›layacak üretimin yap›lamamas›, piyasay› daha yüksek bir fiyat düzeyinde dengeye getirir.
Fiyatlar genel düzeyindeki art›fllar› meydana getiren
nedenler, ülkelerin sosyo-ekonomikyap›lar›na göre farkl›l›k göstermekle birlikte, genel olarak afla¤›daki flekilde
özetlenebilir:
Tüketici gelirlerindeki art›fllar›n talebi art›rmas›,
Cari fiyatlarda toplam talebin, toplam arzdan yüksek
olmas›,
‹klim koflullar›n›n olumsuz oldu¤u dönemlerde tar›m
•
•
•
ürünleri arz›n›n azalmas›, yüksek taban fiyat› politikalar›,
‹flçi ücretleri ve hammadde fiyatlar›ndaki art›fllar,
yüksek faiz hadleri, devalüasyon gibi ürün maliyetlerini
do¤rudan yükselten etkenler,
‹thal edilen mallar›n fiyatlar›ndaki yükselmeler,
Kamu kurulufllar›n›n etkin çal›flmamas› nedeniyle maliyetlerin artmas›,
Tasarruflar›n yat›r›mlardan az olmas›,
Tedavüldeki paran›n h›zla artmas›, devlet harcamalar›n›n devlet gelirlerine k›yasla artmas›, bol ve ucuz kredi
verilmesi vb.
Enflasyon, kayna¤›na, geçirdi¤i safhalara ve ülkelerin geliflmifllik düzeylerine göre farkl› flekiller gösterir.
Üretimin, mal ve hizmetlerin maliyet unsurlar›ndaki art›fllardan kaynakland›¤›nda"Maliyet Enflasyonu" söz konusudur. ‹flçi ücretlerinin art›fl›, dolayl› vergiler, yüksek
faiz hadleri, ithal edilen mallar›n fiyatlar›ndaki art›fllar
maliyetlerin, dolay›s›yla fiyatlar›n yükselmesine neden
olur. Maliyet enflasyonu mücadelesinde piyasay› düzenleyici ve rekabeti art›r›c› önlemler al›n›r.
Yat›r›mlar›n tasarruflardan fazla olmas›, "Talep Enf lasyonu"na neden olur. Devaml› para arz› yoluyla fliflirilen talep, fiyat düzeyini yükseltir. Di¤er bir deyiflle, harcamalar›n artmas›, fiyatlar›n yükselmesine neden olmaktad›r. Talep enflasyonunu önlemek için bütçe, para ve
kredi politikalar› uygulan›r.
H›zl› fiyat art›fllar› nedeniyle tüketicilerin e¤ilimlerini yükseltmeleri enflasyonun daha da h›zlanmas›na neden olmaktad›r. Afl›r› enflasyon (hyperinflation) diye adland›r›lan bu enflasyona çeflitli dönemlerde rastlanm›flt›r. Örne¤in Birinci Dünya Savafl› sonras›nda Avusturya,
Almanya, Yunanistan, Macaristan, Polonya ve Rusya'da
h›z› %50'nin üstüne ç›kan ve süresi bir-iki y›l aras›nda
de¤iflen h›zl› enflasyon dönemleri yaflanm›flt›r. Emisyon
art›fl›na k›yasla fiyat yükselifllerinin daha h›zl› olmas›na,
paradan kaç›fl olay›n›n bafllamas› yol açmaktad›r. Afl›r›
enflasyon dönemlerinde her türlü mala karfl› büyük bir
talep art›fl› olmakta, halk tasarruflar›n› para yerine alt›n,
döviz, gayrimenkul vb. alanlara kayd›rmaktad›r.
Gizli Enflasyon’da ise genel fiyat düzeyinde birikmeli art›fllar vard›r. Buna Sürünen Enflasyon’ da denir.
Fiyatlardaki art›fllar, endekslere giren ürünlere yans›maktad›r. Fiyat yükseliflleri süreklidir; fakat genel de¤ildir.
Geliflmekte olan ülkelerde rastlanan enflasyon ise
genellikle yap›sald›r. Tar›msal üretimde do¤aya ba¤l›l›klarda gecikme, döviz yetersizli¤i gibi nedenlerle arzda art›fl sa¤lanmamaktad›r. Buna karfl›l›k bütçe aç›klar›
ve di¤er nedenler talebin artmas›na yol açar. Örne¤in taban fiyatlar›n›n yükselmesi tar›m üreticilerinin sat›n alma gücünü art›rmaktad›r; bunlar da gelirlerinin büyük
k›sm›n› tükettiklerinden toplam talepte bir art›fl meydana gelmektedir.
Toplumun bütün kesimlerini etkileyen enflasyon,
çok a¤›r ekonomik ve sosyal sorunlar› da beraberinde
getirmektedir.
•
•
•
•
•
387
Enflasyon
•
Enflasyon ‹thali
Gelir da¤›l›m›n› ücretliler aleyhine olumsuz etkilemekte, sabit gelirlilerin gelirleri azal›rken ufak bir grubun refah› artmaktad›r. Gelir da¤›l›m›ndaki bu dengesizlik sosyal ve siyasal sorunlar›n do¤mas›na neden olmaktad›r.
Tasarruf hacmi daralmakta, tüketim ise artmaktad›r.
paradan kaç›fl bafllamakta, spekülatif amaçl› (alt›n, gayrimenkul vb.) yat›r›mlar artmaktad›r.
Ekonomik kaynaklar›n sektörler aras›ndaki da¤›l›m›
olumsuz etkilenmektedir. Spekülatif amaçl› yat›r›mlar
artarken d›fl ödeme güçlükleri nedeniyle ithalat›n güçleflmesi, sanayi yat›r›mlar›n›n azalmas› sonucunu do¤urmaktad›r. Tüketim mallar› sanayiine, inflaat sektörü gibi
alanlara yap›lan yat›r›mlar önem kazanmaktad›r.
Enflasyonla birlikte d›fl ticaret aç›klar› ithalat›n artmas›yla büyümektedir. Bunun sonucunda devalüasyonlar›n
yap›lmas› zorunlu¤u do¤maktad›r.
Kaynaklar›n rasyonel da¤›l›m›n›n sa¤lanamamas› nedeniyle üretimin yeterince art›r›lamamas›, istihdam seviyesini düflürmektedir. Yanl›fl kentleflme politikas› ile
birleflen enflasyon, iflsizlik sorununu büyük boyutlara
ulaflt›rmakta ve sonuçta milli gelir düzeyinin düflmesine
neden olmaktad›r.
Enflasyonu durdurmak ya da ortadan kald›rmak için
al›nacak önlemlerin ve uygulanacak politikalar›n bir bütün halinde ele al›nmas› gerekmektedir. Aksi takdirde,
enflasyonun ekonomi üzerindeki etkisi azalt›l›rken çeflitli darbo¤azlar›n do¤mas› al›nan önlemleri etkisiz hale
getirebilir.
Ekonominin parasal yap›s›n› etkileyerek, yani para
hacmini de¤ifltirerek enflasyonu önlemek için "ParaKredi Politikalar›" uygulan›r. Para-kredi politikalar› ile
para hacmi daralt›l›r ve kredi tavan› tespit edilir. Bankalar›n karfl›l›k tutma oranlar› de¤ifltirilerek para yaratma olanaklar› s›n›rlan›r. Aç›k piyasa ifllemleri yoluyla
merkez bankas› faiz hadlerini etkileyerek para hacmini
kontrol eder. Reeskont hadleri ile kredi hacmi, dolay›s›yla toplam likidite hacmi daralt›l›r.
Uzun dönemli bir uygulamay› gerektiren"Maliye Po litikalar›" ise, enflasyonu devlet harcamalar›nda, vergi
sisteminde de¤ifliklikler yaparak önlemeye çal›fl›r. Maliye politikalar›n›n baflar›l› olmas›, di¤er politikalarla desteklendi¤i ve de¤iflen flartlar gözönüne al›nd›¤› ölçüde
m ü m k ü n d ü r . Bütçe ve kamu harcamalar›nda istikrar
sa¤lay›c›, toplam talebi k›s›c›, arz› art›r›c› yeni vergi kanunlar› ancak uzun dönemde sonuç verir. K›sa dönemde
ise hazine ifllemleri, d›fl borçlanma gibi yöntemlerle istikrar sa¤lanabilir. (Bkz. Gizli Enflasyon, Hiperenflas yon, Talep Enflasyonu, Maliyet Enflasyonu, Dörtnala
Enflasyon)
A. Alkin
•
•
•
•
Enflasyonist Aç›k
[Alm. Inflatorische Lücke] [Fr. Ecart inflationiste ] [‹ng.
Inflationary gap ]
Bir ekonomide denge milli gelir seviyesini, fiilen gerçekleflmifl efektif talep belirlemektedir. D o l a y › s › y l a ,
efektif talebi oluflturan yat›r›m ve tüketim harcamalar›n-
da meydana gelebilecek h›zl› bir art›fl, toplam talep ile
toplam arz aras›ndaki dengeyi bozacakt›r. Di¤er bir deyiflle, üretilen mal ve hizmetlere göre talebin daha h›zl›
artmas›, fiyatlar›n devaml› yükselmesine neden olacakt›r.
Ekonomide bütün faktörler tam kullan›m halinde oldu¤unda hammadde ve yard›mc› madde bulmak güçleflece¤inden, toplam arz›n k›sa dönemde art›r›lmas› olanaks›zd›r. Talepteki art›fllar, mevcut mal ve hizmetlerin
fiyatlar›n› yükseltecektir. Toplam arz›n ekonomideki çeflitli darbo¤azlar sonucu artmas›n›n olanaks›z oldu¤u
noktadan itibaren enflasyonist bask› ortaya ç›kar. Böylelikle, toplam taleple toplam mal ve hizmetler arz› aras›ndaki fark büyüdükçe fiyatlar artmakta, dolay›s›yla
enflasyonist aç›kda büyümektedir.
Devlet, afl›r› talep art›fllar›n›n yaratt›¤› enflasyonist
bask›n›n fliddetini azaltmak için reeskont politikas›, rezerv nispetlerinin de¤ifltirilmesi, aç›k piyasa ifllemlerinden oluflan para politikalar› ve bütçe fazlas› veren maliye politikalar› uygulayabilir. (Bkz. Aç›k Piyasa ‹fllemle ri, Enflasyon)
A. ‹lkin
Enflasyonist Helezon
[Alm. Inflationsspirale] [Fr. Spirale inflationniste ] [‹ng.
Inflationary spiral ]
Fiyat art›fllar›n›n ücretlerde, dolay›s›yla maliyetlerde bir
art›fl yaratarak tekrar fiyatlara yans›mas›d›r. (Bkz. Enf lasyon, Dörtnala Enflasyon, Talep Enflasyonu, Maliyet
Enflasyonu)
A. ‹lkin
Enflasyon ‹thali
[Alm. Importierte Inflation] [Fr. Inflation importée]
[‹ng. Imported inflation]
Enflasyonun, yani fiyatlar genel düzeyindeki art›fl›n h›zlanmas›n›n büyük oranda d›fl ekonomik iliflkilerden kaynaklanmas› demektir.
Enflasyon ithali teriminin 1973 Dünya Petrol Krizi’n
den sonra Türkiye’de iktisat diline girdi¤ini görmekteyiz.
Türkiye 1970'li y›llarda enflasyonist bask› yaratan üç
önemli d›fl faktörün etkisi alt›nda kalm›flt›r.
1) 1971-74 döneminde iflçi dövizleri giriflinde tahminlerin çok üstünde bir art›flla karfl›laflm›flt›r.
2) 1975-76 aras›nda büyük miktarlara ulaflan dövize
çevrilebilir mevduat hesaplar› karfl›l›¤›nda bankalar
kontrolsüz bir flekilde kredi hacmini geniflletme olana¤›n› bulmufllard›r.
Bu iki nedenle T.C. Merkez Bankas› para ve kredi
hacmindeki h›zl› genifllemeleri kontrol alt›na alamay›nca, artan toplam talep karfl›l›¤›nda fiyatlar genel düzeyi
h›zla yükselmifltir.
3) 1973 y›l› sonunda patlak veren petrol krizi, Türkiye gibi petrol ithalatç›s› olan ülkelerde, petrolü girdi
olarak kullanan her türlü mal ve hizmet üretiminde maliyetleri yükseltmifltir.
388
Enflasyon fioku
Enformasyon
Sanayileflmifl ülkeler, ithal ettikleri petrol pahal›lafl›nca, karfl› önlem olarak ihraç ettikleri s›nai ürünlerin
fiyat›n› yükselttiler. Türkiye'nin ithalat›nda en büyük
pay› temsil eden petrol ve s›nai mallar (ara mallar ve yat›r›m mallar›) fiyatlar›n›n h›zla yükselmesi, bunlar› girdi
olarak kullanan tar›m ve sanayi faaliyetlerinin üretim
maliyetlerini de büyük ölçüde art›rd›. Türkiye'nin
1973'te 100 olan "ithal mallar› fiyat endeksi" 1974'te
166, 1975'te 185 oldu. Di¤er yandan, döviz darbo¤az›
içinde olan ülkede, ithalat›n büyük oranda pahal›laflmas›
nedeniyle, döviz k›tl›¤› daha da büyüdü. Bu yüzden ithalat yap›lamad›¤›ndan s›nai tesisler kapanm›fl ya da
çok düflük kapasiteyle çal›flmak zorunda kalm›flt›r. Bu
durum, mal k›tl›¤›n›n yayg›nlaflmas›n›n ve enflasyonun
h›zlanmas›n›n bir di¤er sebebini oluflturmufltur. (Bkz.
Enflasyon, Hiper Enflasyon)
E. Tokgöz
ket enflasyoncu a盤›n kapanmas›na yol açacakt›r. Fiyat
düzeyi yeterli düzeye yükseldikten sonra enflasyoncu
a盤›n kapanmas›yla birlikte fiyaz düzeyindeki art›fl da
sona ermektedir.Bu mekanizmaya "parasal ayarlanma
Enflasyon fioku
[Alm. Inflationsschock] [Fr. Choc inflationniste] [‹ng.
Inflationary shocks]
Piyasan›n baz› kesimlerinde mal ve faktör fiyatlar› ile
maliyetlerinin öbür ifl kollar›na göre afl›r› ve ani yükselifl
kaydetmesi enflasyon floku oluflturur.
Para arz›n›n fliflmesi, devalüasyon, petrol fiyatlar›n›n
yükselmesi, tekelleflme ve kartelleflme, yat›r›mlar›n net
tasarrufu aflmas›, kamu kesimi aç›klar›, ücret zamlar› vb.
enflasyon flokunu do¤uran durumlara örneklerdir.
Enflasyon flokunun fiyatlar ve gelirlere yans›mas› zaman al›r. Bu yans›ma olay›na flok tepkisi denilmektedir.
Enflasyon flokunu izleyen flok tepkileri bazen bir buçuk
iki y›l sürebilir ve flok etkisinden daha yo¤un olabilir.
(Bkz. fiok Tepkileri, Yans›ma Mekanizmas›, Holzman
Modelleri)
F. Ergin
Enflasyonun Desteklenmesi
(Bkz. Enflasyonun Onaylanmas›)
Enflasyonun Onaylanmas›
[Alm. Akzeptiertesinflation] [Fr. Inflation validé] [‹ng.
Validated inflation]
Hükümetin para politikas› para arz›n›n enflasyon oran›
kadar artmas›na izin verirse, enflasyon oran› onaylan m›fl, desteklenmifl olur. Para arz›n›n art›fl oran› enflasyon
oran›n›n alt›nda tutulursa enflasyon onaylanmam›fl, desteklenmemifl olur.
Baflka bir anlat›mla para arz› sabit tutuldu¤u takdirde, fiyat düzeyinde yeterli büyüklükte bir art›fl, herhangi
bir enflasyoncu a盤› ortadan kald›r›r. Bir harcama boom’unun enflasyoncu bir aç›k yaratt›¤›n› farzedelim.
Toplam talep fazlas›n›n etkisi alt›nda fiyat düzeyi yükselecektir. Günlük al›flveriflin parasal de¤erindeki art›fl›n
yaratt›¤› para k›tl›¤› faiz oranlar›n› yükseltecek ve reel
gelir düzeyinde arzu edilen reel harcama azalm›fl olacakt›r. Toplam talep e¤risi üstünde sola do¤ru bir hare-
Parasal Ayarlanma Mekanizmas›n›n Bozulmas›
mekanizmas›" denir. Birçok etken fiyat düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Fiyat düzeylerindeki art›fl›n
nedeni ne olursa olsun, para arz› art›r›lmad›¤› takdirde,
fiyat düzeyindeki art›fllar›n harekete getirdi¤i güçler toplam harcama fonksiyonunu daraltmaktad›r. Bu güçler, er
geç bafllang›çtaki enflasyoncu a盤› kapatacak ve talep
enflasyonunu durduracakt›r. Kendi kendini düzelten mekanizman›n ifllemesini bozmak mümkündür. Para otoriteleri, para arz›n› fiyatlar›n art›fl oran›na eflit oranda art›r›rlarsa enflasyonu onaylam›fl ya da desteklemifl olurlar.
Enflasyonun onaylanmas›n›n ya da onaylanmamas›n›n enflasyonun kontrolu bak›m›ndan önemli sonuçlar›
olmaktad›r. Bütçe a盤› gibi, para arz›n›n art›fl› ile sonuçlanan olgular eflli¤inde, talep enflasyonlar› sürüp gidebilir. Çünkü talep enflasyonlar› parasal onaylanmay›
beraberlerinde getirirler. Öteki enflasyon türlerinde ise,
para arz› sabit tutuldu¤u takdirde, üretim azalacak ve iflsizlik artacakt›r. Er geç üretim gerekti¤i kadar düflük, iflsizlik gerekti¤i kadar yüksek olacak, ücretlerin ve fiyatlar›n art›fl› sona erecektir. K›sacas›, bir maliyet enflasyonunu, bir fiyat enflasyonunu ya da beklentilere ba¤l›
enflasyonu para arz›n› art›rmamak yoluyla sona erdirmenin sonuçlar›, düflük üretim ve yüksek iflsizlik olacakt›r. (Bkz. Enflasyon)
D. Demirgil
Enformasyon
[Alm. Information, Auskunft] [Fr. Information] [‹ng. In formation]
Sözcük dar anlamda haber ya da bilgi anlam›na gelmek-
389
Enformasyon
Engel E¤rileri
tedir. Özellikle 20. yy'›n ikinci yar›s›nda iletiflim tekniklerinde meydana gelen büyük de¤iflikliklere ba¤l› olarak, uluslararas› bir terim niteli¤i kazanm›flt›r. Böylece
terimin anlam› genifllemifl ve yayg›n bir kullan›m alan›
bulmufltur.
Genifl anlamda enformasyon, belli bir anda ve belli
bir toplumda bilgi ve haberlerin yay›lmas›na olanak sa¤layan araçlar›n tümüne verilen add›r. Bu ikinci tan›mda
enformasyonu, belli bir bilgi iflleme ve da¤›tma biçimi
olarak da nitelemek mümkündür. ‹ki tan›m› birlefltirerek
denilebilir ki, her türlü bilgi ve haberle bu bilgi ve haberlerin da¤›t›m›na olanak sa¤layan araçlar›n oluflturdu¤u bütüne enformasyon ad› verilmektedir.
Modern iflletmecilikte, üretim ve pazarlama kararlar›nda etkinli¤i art›rmak yönünden enformasyonun büyük
önemi vard›r. Ayr›ca do¤rudan ekonomik bilgi ve haber
derleyip pazarlayan firmalar do¤mufltur. Makro düzeyde
ya da devlet yönetiminde enformasyon sisteminin önemi
çok daha büyüktür. Kamu yönetiminin do¤ru ve h›zl›
karar alabilmesi, büyük ve haberleri zaman›nda yönetime iletebilen bir enformasyon sistemiyle mümkün olmaktad›r. Özellikle planl› ekonomilerde, devletin modern araç ve gereçlerle donat›lm›fl bir "ulusal enformas yon örgütü" kurmas› zorunludur (Bkz. Enformatik)
E. Tokgöz
yat›r›m›n gerçeklefltirilebilece¤i yerde aranan ulaflt›rma,
haberleflme, enerji, su gibi maddi olanaklar› kapsar. Genifl anlamda ise ekonominin sahip oldu¤u ya da olmas›
gereken ulaflt›rma, haberleflme, enerji, su ve kanalizasyon gibi tesisleri, e¤itim ve sa¤l›k alanlar›ndaki kurulufllar›, bu konularla ilgili bilgi ve beceriyi içine alan sosyal
sabit sermayeyi temsil eder. Hemen her ülkede altyap›
yat›r›mlar›n›n gerçeklefltirilme ve yenilenmesi görevi ilke olarak kamu kurulufllar›nca yütürülür. Altyap› niteli¤indeki yat›r›mlar do¤rudan mal ve hizmet üretimini art›rmayan, buna karfl›l›k mal ve hizmet üretimine ortam
haz›rlayan ve verimi yükselten yat›r›mlard›r. Geliflmifl
ülkelerde tar›m, sanayi ve hizmetler sektöründe eksiksiz
ve düzenli iflleyen bir altyap› vard›r. Oysa geliflmekte
olan ülkelerde ya da yoksul ülkelerde, makro ve mikro
düzeyde altyap› eksiklikleri ekonominin veya her bir
sektörün istenilen düzeyde geliflmesini engellemektedir.
Marksist iktisatç›lar "altyap›" terimine farkl› bir içerik vermifllerdir. Onlara göre, bir ülkede var olan üretim
güçleriyle üretim süreci içinde insanlar aras›ndaki iliflkiler, o ülkenin ekonomik temeni ya da altyap›s›n› oluflturur. Bu altyap›, o toplumun üstyap›s›n› oluflturan siyasal,
hukuksal ve ideolojik yap›s›n› ve iflleyiflini belirler.
E. Tokgöz
Enformatik
[Alm. Engelsche Kurve] [Fr. Courbes de Engel] [‹ng.
Engel's curve]
Öncü kantitatif araflt›rmalar yapm›fl olan Alman istatistikçi Ernst Engel'in (1821-1896) ad›n› tafl›yan ve belli
bir mal ya da mal grubuna yap›lan harcama ile gelir ya
da toplam harcama aras›ndaki iliflkiyi belirleyen e¤rilerdir.
Engel e¤rileri, aile bütçesi anketlerinden elde edilir.
Aile bütçesi anketlerinde gelir ya da toplam tüketim ve
çeflitli mallara yap›lan harcamalar bir zaman dönemi
için (genellikle bir y›l) kaydedilir.
[Alm. Informatiek] [Fr. Informatique] [‹ng. Informatics]
Her türlü bilgi ve verinin elektronik bilgi ifllem makineleri arac›l›¤›yla de¤erlendirme tekniklerini konu alan bir
bilim dal›d›r. Bu alanda çal›flan Türk bilim adamlar› en formatik karfl›l›¤›nda biliflim sözcü¤ünü kullanmaktad›rlar.
Biliflim, bilgi olgusunu, bilgi saklama, eriflim dizgelerini, bilginin ifllenmesi, aktar›lmas› ve kullan›lmas›
yöntemlerini, toplumun ve insanl›¤›n yarar›n› gözeterek
inceleyen uygulamal› bir bilim dal›d›r. Geliflmifl ülkelerde bu bilim dal›na dayanan yepyeni bir endüstri dal›na
rastlanmaktad›r.
Çeflitli bilim dallar›n›n ileri teknik ve yöntemlerinden yararlanan "biliflim", bilgisayar (kompüter) da dahil
olmak üzere, kendi alan›nda ve bilgi eriflim sistemlerinde kullan›lan çeflitli araçlar›n tasarlanmas›, gelifltirilmesi
ve üretimiyle ilgili konular› kapsar. Ayr›ca çeflitli sanayi
dallar›nda üretimin ve yönetimin otomatik olarak düzenlenmesini sa¤layan otomasyonun alan›na giren birçok
konu, biliflimin ilgi alan›na da girmektedir. (Bkz. Enfor masyon, Bilgi ‹fllem Sistemi)
E. Tokgöz
Engel E¤rileri
Enfrastrüktür
[Alm. Infrastruktur ] [Fr. Infrastructure ] [‹ng. Infrast ructure ]
Çok yayg›n kullan›m alan› olan bu terimin Türkçe karfl›l›¤›"altyap›"d›r. Ekonomi biliminde dar ve genifl olmak
üzere iki farkl› anlam› vard›r. Dar anlamda altyap›, bir
Tüketim verileri hane halklar› için topland›¤› ve her
hane halk›n›n büyüklü¤ü kifli, cinsiyet ve yafla göre
farkl›laflt›¤›ndan, tüketim rakamlar›n› standart tüketici
390
Engel E¤rileri
Engel Kanunu
birim bafl›na bir mal ya da mal grubuna harcama ile toplam gelir ve -ço¤u zaman geliri gerçekçi olarak bilmek
mümkün olmad›¤›ndan,- toplam harcamay› iliflkilendirmek daha sa¤l›kl› sonuç verir. Tüketici birime çevirme,
genellikle belli yafltaki bir erkek için 1 al›narak ve çeflitli yafllardaki kad›n ve erkeklere buna göre de¤iflen a¤›rl›klar vererek sa¤lan›r. Örne¤in 1981 ve 1982'de yap›lan
bir g›da maddeleri tüketimi ve beslenme araflt›rmas›nda,
ortalama olarak 1 kifli = 0,72 tüketici birim olarak bulunmufltur.
Tüketim talebinin flekli ile ilgili çeflitli fonksiyonel
formlar önerilmifl ve denenmifltir. Bunlardan, sabit gelir
ya da harcama esnekli¤i hesab›na olanak verdi¤i için iki
tarafl› logaritmik form ve talep teorisinin bir talep denkleminde arad›¤› nitelikleri sa¤lad›¤› için "oran yar›log
ters" fonksiyonel kal›plar, uygulamada çok kullan›lmaktad›r.
Teorik olarak herhangi bir mala karfl› bir kesit çal›flmas›ndan elde edilmesi söz konusu talep denkleminin
"fonksiyonel kal›p"›, afla¤›daki gerekleri karfl›lamal›d›r.
1) Gelir ve fiyatlar itibariyle s›f›r derecede homojenlik,
2) Kendi ikame etkisinin negatif oluflu,
3) Çapraz ikame etkisinin simetrik oluflu,
4) Marjinal tüketim e¤ilimlerinin toplam›n›n bir olmas›.
Engel e¤rileri, marjinal tüketim e¤ilimleri ve gelir ya
da toplam harcama esnekliklerinin mal ya da mal gruplar› için -göreli fiyatlarda de¤iflme olmamas› varsay›m›
alt›nda- afla¤›daki fonksiyonel kal›plarda hesaplanmas›na olanak vermektedir:
Ülkemizde aile bütçesi anketleri yoluyla harcama
verileri D‹E taraf›ndan 1973-1974'te k›rsal kesim ve
1978-1979'da kentsel kesim için elde edilmifltir. 1987
y›l›nda ise Türkiye genelini kapsayan ilk anket yap›lm›flt›r. Bu anketle bölge, nüfus tabakalar› ve k›r-kent ayr›m›nda gelir ve tüketim farkl›laflmas› belirlenmifltir.
Gelir esneklikleri (ya da toplam harcama esneklikleri)
bu çal›flmalardan yararlan›larak bulunabilir.
Bat› ülkelerinde yap›lan araflt›rmalarda tüketici geliri
artt›kça g›da maddelerine ayr›lan pay›n azald›¤› (Engel
Kanunu), konut için ayr›lan pay›n azald›¤› (Schwabe
Kanunu), giyim harcamalar›n›n göreli pay›n›n ise artt›¤›
(Schiff Kanunu)belirlenmifltir.
Ülkemizde Engel e¤rilerine yönelik çal›flmalara ilgi
ancak son y›llarda artm›flt›r. Ayr›ca fiyatlar›n önemli
artmalar gösterdi¤i 1973-1974, özellikle 1978-1979 ve
1987 için yap›lacak hesaplamalarda göreli fiyatlar›n dönem içinde de¤iflmedi¤i varsay›m›n›n kabulü güçlük yaratacakt›r.
Hane halk› büyüklü¤ünün etkisini gideren metodlar
(hane halk›n› standart tüketici birime çevirmek ya da hane halk› büyüklü¤ünü dikkate alan "genellefltirilmifl en
küçük kareler" metodunu kullanmak) daha güvenli "Engel e¤rileri" hesaplanmas›na olanak vermektedir. (Bkz.
Aile Bütçesi Anketleri)
U. Korum/fi. Akkaya
Engel Kanunu
[Alm. Engelsche Gesetz] [Fr. Loi d'Engel] [‹ng. Engel's
Law]
Bu kurala göre, bir kiflinin geliri ne kadar düflükse, toplam gelirinden besin maddelerine yapt›¤› harcamalar›n
oran› o kadar yüksektir.
Geçinme endekslerinde besin maddelerinin a¤›rl›¤›
zaman içinde önemli bir düflme göstermifltir. ‹ngiltere’de 1914'te haz›rlanan geçinme endeksinde besin maddelerinin a¤›rl›¤› % 60 iken 1962'de haz›rlanan geçinme
Marjinal tüketim
e¤ilimi
Fonksiyonel kal›p
y=a+bx+∈
1) Do¤rusal
Gelir ya da
harcama esnekli¤i
b
x
b
y
2) Logaritmik
y = a + b In x + ∈
In
y
b
b
x
4) Logaritmik ters
b
x
y = a + b In x + ∈
3) Yar› logaritmik
In
y=a–
b
b
+∈
x
y=a–
5) Ters
b
1
x
7) Oran yar›log ters
y
x
= a + blnx + c
b
x2
x
b
xy
x2
y = a + bln x -c /lnx) 2 + ∈
1
+∈
=
y
b
+∈
x
6) Log. parabolik
b
y
(b–2 cln x)
=
b
a + bln x
b
ax–b
b–2 cln x
y
(a + b + blnx
x
391
x
y
Engels, Friedrich
En Küçük Kareler Metodu
endeksinde % 35'e düflmüfltü. Aradaki fark, hayat standard›n›n yar›m yüzy›l içinde yükselmifl olmas›ndan ileri
gelmektedir.
D. Demirgil
Engels, Friedrich (1820-1895)
Karl Marx'la birlikte bilimsel sosyalizm ö¤retisinin, di yalektik ve tarihi materyalizm teroisinin kurucusudur.
Engels 1820'de Barmen'de (Almanya) do¤du. Babas›
hali vakti yerinde bir dokuma fabrikas› sahibiydi. Ailesi
taraf›ndan e¤itim için gönderildi¤i Berlin’de gönüllü
topçu olarak askere yaz›ld›. Bir yandan da Marx'›n da
içinde oldu¤u genç Hegelciler grubuna kat›ld›. 1842’de
Hegel'in karfl›t› Schelling'e karfl› bir elefltiri yay›nlad› ve
ayn› y›l doktoras›n› vererek Rheinische Zeitung' a yaz›
yazmaya bafllad›. Bu y›llarda Engels, ç›kard›¤› tutucu
sonuçlardan ve diyalekti¤in idealist yorumundaki çeliflkilerden ötürü Hegel'i elefltirmeye bafllad›.
Ticaret ö¤renimini görmek için gitti¤i ‹ngiltere'de
yak›ndan gözledi¤i iflçi s›n›f›n›n yaflay›fl› onu proletaryan›n dayan›lmaz ekonomik koflullar› ve politik haklardan yoksunlu¤una iliflkin düflünmeye itti. Ve yazd›¤› ‹n giltere ‹flçi S›n›f›n›n Durumu adl› kitab›nda iflçi s›n›f›n›n
siyasi iktidar› olarak tarihi bir görev yerine getirece¤ini
ve bu s›n›f›n kendi kurtuluflu için mücadele etti¤ini belirtti.
1844’te Paris'te Karl Marx'la tan›flt›. Bu tan›flmayla
bafllay›p ölümlerine kadar süren dostluk ve çal›flma arkadafll›¤› bilimsel sosyalizmi yaratt›. Marx'la birlikte
Engels, tarihî ve diyalektik materyalizmin temellerini
att›lar. ‹ki dost ve mücadele arkadafl› daha sonra I. Enternasyonal’in program› Komünist Partisi Manifestosu'
nu yay›nlayarak I. Enternasyonel’i yaflama geçirdiler.
Engels, Almanya'da kald›¤› sürece Marx'a ekonomik
yard›mlarda bulunarak onun çal›flmas›n› kolaylaflt›rd›.
1848-49 ‹flçi Hareketleri’ne do¤rudan kat›ld›. Hareketlerin yenilgiye u¤ramas›ndan sonra Marx'›n yaflad›¤› ‹ngiltere'ye geçerek çal›flmalar›n› diyalektik ve tarihi materyalizmin gelifltirilmesi do¤rultusunda yo¤unlaflt›rd›.
Diyalektik materyalizmi do¤a bilimlerine uygulad›.
Marksist bilgi teorisinin geliflmesine büyük katk›larda
bulundu. Çal›flmalar›nda, kitlelerin sürdürdükleri ekonomik yaflam›n oynad›¤› ay›r›c› rolün, tarihte hiçbir zaman
fikirlerden ve kiflilerden kaynaklanmad›¤›n› kan›tlamaya
çal›flt›.
Karl Marx'›n ölümünden sonra arkadafl›n›n düflünsel
ve politik yerini ald›. 1895'te Kapital'in II. ve III. ciltlerini yay›ma haz›rlad›. Bilimsel sosyalizmin Marx'la birlikte kurucusu kabul edilen Engels, 1895’te Londra'da
öldü. Vasiyetine uyularak cesedi yak›l›p, külleri Manfl
denizine serpildi. (Bkz. Karl Marx)
T. Atefl
Enka Holding Yat›r›m A.fi.
1957'de Enka ‹nflaat ve Sanayi A.fi. ad›yla inflaat mühendisleri Sadi Gülçelik ve fiar›k Tara taraf›ndan kuruldu. 1960'l› y›llarda 20 fabrika, çeflitli tersaneler ve altya-
p› tesislerinin inflaat›n› tamamlayarak, Türkiye'nin sanayileflme çabalar›nda önemli bir ifllev üstlendi. 1970'ler
ve bunu izleyen y›llarda en çarp›c› özelliklerinden biri
durumuna gelecek olan, etkinlik alanlar› ve co¤rafya
bölgelerindeki genifl çeflitlili¤i elde etti. 1972'de yeniden
yap›lanarak holdingleflti ve Enka Holding Yat›r›m A.fi.
ad›n› ald›. Enka Müteahhitlik, Enka Mühendislik, Enka
Sanayi, Enka Ticaret, Enka Bankac›l›k ve Finansman,
Enka Turizm, Enka Holding Yat›r›m A.fi.'nin bünyesinde yer alan gruplar oldu.
Enka ‹nflaat'›n baz› uzmanlaflm›fl birimleri, tamamen
kendisine ait kurulufllar statüsünde yeni flirketler oluflturmak için ayr›ld› (bugünkü Enka Müteahhitlik ve Enka Mühendislik gruplar›).
1980'lerin bafllar›nda Enka ‹nflaat, grup flirketlerinin
de deste¤iyle büyük patlama yaparak Türkiye'nin yan›
s›ra Ortado¤u, Kuzey Afrika, 1980'lerin sonu ve
1990'lar›n ilk yar›s›ndan itibaren Rusya Federasyonu,
Ba¤›ms›z Devletler Toplulu¤u, Almanya Federal Cumhuriyeti'nde dev projeler üstlenerek, yurt d›fl› sözleflmeleri oylumunu büyük ölçüde art›rd›.
Günümüzde, dünyan›n en büyük uluslararas› 20 müteahhitlik flirketi içerisinde yer alan Enka ‹nflaat ve Sanayi A.fi.'nin etkinlikleri, dört teknik bölümün iflbirli¤iyle yürütülmekte olup, bunlar ana ifl s›n›flar›na göre
adland›r›lan yeni flehir kompleksleri ve bina projeleri,
sanayi tesisleri, altyap› iflleri, enerji sistemleri ve su iflleridir.
Holdingin 1995 y›l› etkinliklerinin sonucunda gerçeklefltirilen 34,1 trilyon TL'lik ciro içinde en büyük pay
taahhüt grubunundur (%69) ve bu cironun 1996 sonunda 57 trilyon TL olmas› hedeflenmektedir.
1995'te ödenmifl sermayesi 132 milyar TL olan ve
holding bünyesindeki kurulufllarda 12 830 personel istihdam eden Enka Holding Yat›r›m A.fi., yine ayn› dönemde 44,6 milyon dolarl›k döviz girdisi sa¤lam›fl, net
kâr› 124 milyar TL olmufltur.
‹fltirakleri: Altafl, Enka Pazarlama, Kelebek, Entafl,
Pimafl, Türk Sakura Bank.
Günümüzde, holding hisselerinin % 31,73'lük bölümü (41,9 milyar TL) halka aç›lm›fl olup borsada ifllem
görmektedir.
fi. Özgencil/A. Erhan
En Küçük Kareler Metodu
[Alm. Methode der kleinsten Quadrate ] [Fr. Méthode
des plus petits carrés ] [‹ng. Method of least squares]
Birden fazla de¤iflkenin fl›klar›na göre düzenlenmifl verilerin ve zaman serilerinin matematiksel fonksiyonlarla
ifade edilmesinde en yayg›n olarak bu metoddan yararlan›lmaktad›r. Bu metod, istatistikteki e¤riye indirgeme
metodlar›ndan en önemlisi olan regresyon analizi nin temelini oluflturmakta ve gözlemlerle elde edilmifl de¤erlerin do¤ru denklemlerine ya da polinomlara indirgenmesi esas›na dayanmaktad›r. De¤iflkenler aras›ndaki
ba¤lant›n›n bir üstel fonksiyonla belirtilmesi uygun görüldü¤ünde ise bu fonksiyon logaritmik anlat›mla do¤rusal hale dönüfltürülerek, en küçük kareler metodunun
392
En Küçük Kareler Metodu
En Küçük Kareler Metodu
uygulanmas› yoluna gidilir. Metodun ço¤unlukla do¤rusal denklemlere uygulanmakta oluflunun bafll›ca nedenleri, bu denklemlerin birçok ba¤lant›n›n uygun birer
tahmini olmalar› ve üstel fonksiyonlarda oldu¤u gibi,
birçok ba¤lant›n›n do¤rusal flekle dönüfltürülebilmesidir.
Bir do¤ru üzerinde herhangi iki noktan›n koordinatlar› biliniyorsa söz konusu do¤runun denklemi yaz›labilir. Ayn› do¤rultuda, her (X) de¤erine tekabül eden (Y)
de¤erinin grafik üzerinde noktalarla belirtilmesi ile elde
edilen serpilme diyagram›n›n ifade etti¤i ba¤lant›n›n da
flekildeki gibi bir do¤ru ile belirtilmesi mümkündür. Ancak bu do¤ru en küçük kareler kriterine göre belirlendi¤i
takdirde, hem tüm noktalar dikkate al›nm›fl olacak, hem
de noktalar›n bu do¤rudan dikey uzakl›klar›n›n karelerinin toplam› minimum olacakt›r. Bir baflka anlat›mla bu
kritere göre çizilmemifl olan bir do¤rudan uzakl›klar›n
karelerinin toplam›n›n daha büyük bir de¤ere sahip olmas› beklenecektir. Uzakl›klar›n karelerinin al›nmas›n›n
nedeni, negatif de¤erleri bertaraf ederek uygulamay›
matematik ifllemlere elveriflli hale getirmektir.
Y
∂z = 2∑[Yi – a – bXi) (–1) = 0
∂a
∂z = 2∑[Yi – a – bXi) (–Xi) = 0
∂b
Gerekli ifllemler sonucunda bu denklemler,
∑Yi = na +b∑Xi
∑Yi Xi =a∑Xi +b∑Xi2
fleklini alacakt›r ki, bunlar normal denklemler olarak tan›mlanmaktad›r. Gözlemler yard›m›yla
n, ∑Xi , ∑Yi , ∑YiXi ve ∑Xi2
de¤erleri hesaplanabilece¤inden bu denklemlerin birlikte çözümlenmesi ile do¤ruya ait (a) ve (b) bilinmeyenleri elde edilebilecektir. Ba¤lant›n›n do¤ru yerine bir polinomla temsil edilmesinde ya da birden fazla ba¤›ms›z
de¤iflkenin bulundu¤u katl› regresyon analizlerinde de,
benzer esaslara göre elde edilmifl daha fazla say›da normal denklemlerden yararlan›lmaktad›r.
1977-81 döneminde Türkiye'de toplam tüketim harcamalar› 1981 fiyatlar› ile afla¤›da yer alan tablodaki gibi bir geliflme göstermifltir. Bu veriler en küçük kareler
metodu yard›m›yla bir do¤rusal trend denklemine indirgenebilir.
Zaman Birimi (X)
Tüketim (Trilyon
TL olarak) (Y)
o
1977
-2
1978
-1
1979
0
1980
1
1981
2
5 076
5 113
5 101
5 272
5 261
X
‹ki de¤iflkenli bir seride (X1 Y1) (X2 Y2) ...............
(Xn Yn) gibi (n) say›da ikili de¤er bulunacakt›r. De¤iflkenler aras›ndaki ba¤lant›,
Bu verilere göre (n), yani gözlem ve y›l say›s› 5 olacak, 1979 y›l› orjin olarak al›nd›¤›nda
∑X = 0,∑Y = 25 823, ∑X2 = 10 ve ∑XY = .519
Y=a+bX
fleklinde bir do¤ru denklemi ile yans›t›labilirse her (X)
de¤erine tekabül eden biri fiili (gözlemlerle elde edilmifl), di¤eri teorik (denklemden elde edilmifl) olmak
üzere iki (Y) de¤eri bulunacakt›r. (X 1)’e tekabül eden
fiili (Y) de¤eri (Y 1) ile, teorik (Y) de¤eri ise (a+bX1) ile
belirtildi¤inde, fiili ve teorik de¤erler aras›ndaki uzakl›klar› gösteren ve
olarak hesaplanacakt›r.
Bu de¤erler normal denklemlerdeki yerlerine yerlefltirildi¤inde (a) parametresi
25 823 = 5a + b0
a = 5 165
ve (b) parametresi
.519 = 5 165 (0) - b10
b = .0519
Y1–(a + bX1), Y2 –(a+bX2 ) ,......... Yn – (a + Xn )
fleklinde belirtilen (n) say›da fark saptanabilecektir. En
küçük kareler kriterine göre bu farklar›n karelerinin toplam›n›n minimum olmas›, yani,
∑[Yi–(a + bXi)]2 minimum = z
olmas› beklendi¤inden, önce (z) ile belirtilen bu ifadenin (a)’ya ve (b)’ye göre k›smi türevini alarak (0)’a eflitlemek gerekmektedir.
olarak bulunacakt›r. Bu de¤erlere göre belirlenen
Y = 5 165 + .0519X
fleklindeki trend do¤rusundaki (b) parametresi, yani
.0519 de¤eri, 1977-81 döneminde toplam tüketimdeki
y›ll›k ortalama reel art›fl› belirtmektedir.
‹statistik serilerin matematiksel fonksiyonlarla temsil
edilebilmesi uyumun da iyi oldu¤u anlam›na gelmez.
Gerek hesaplanan parametrelerin anlaml›l›klar›n›n saptanmas›, gerekse verilerin denkleme uyumunun derece393
Enstitüsyonalizm
Enterpolasyon
sinin ölçülmesi için, regresyon analizinin kapsam›na gi‹kinci Enternasyonal: 1889'da Paris 'te topland›.
ren di¤er metodlara baflvurulmaktad›r. (Bkz. Anlaml›l›k, Birinci Enternasyonal'in aksine, merkezî bir örgüt olma
Birlikte De¤iflim, E¤riye ‹ndirgeme, Korelasyon, Reg - çabas›na hiç giriflmedi, hatta 1900'e gelene dek formel
resyon, Serpilme Diyagram›)
bir sekreterya bile oluflturmad›.
B. A. Köksal
‹kinci Enternasyonal sekiz kongre yapt›. Bunlar
Brüksel (1891), Zürih (1893), Londra (1896), Paris
Enstitüsyonalizm
(1900), Amsterdam (1904), Stuttgart (1907), Kopenhag
[Alm. Institutionalismus] [Fr. Institutionalisme] [‹ng. (1910) ve Basel (1912) kongreleridir. ‹kinci Enternasyonal Sekreteryas› 1900'dan itibaren Brüksel'de çal›flmaya
Institutionalism]
Enstitüsyonalizm'in kurucusu Thorstein Veblen olarak bafllad›.
‹kinci Enternasyonal'in düzenledi¤i kongrelerde ilk
kabul edilir. Veblen, ekonomik topluma Darwin'in ev rimci de¤iflme kavram›n› uygulam›flt›r. Belirli bir za- y›llarda anarflizm ile marksizm aras›ndaki s›n›r üzerinde
manda cari olan düflünce ve hareket al›flkanl›klar›n› ku - derinli¤ine tart›fl›ld›. Daha sonraki y›llarda tart›fl›lan korumlar ya da yayg›n toplumsal al›flkanl›klar olarak nite- nular s›n›f savafl›n›n ilkeleri ve sosyalist partilerin burjulendirmifltir. Fiyat sistemi, üretim faktörlerinin kullan›- va partileri ile koalisyonlara kat›lmas›n›n uygun olup olm› karfl›l›¤› yap›lan ödemeler, özel mülkiyet, rekabet, mayaca¤› idi. Birinci Dünya Savafl›'n›n yaklaflt›¤› y›llarkâr saiki, para ve kredi araçlar›, bankalar, ifl yapman›n da ise en çok üzerinde durulan konu savafl tehlikesi ve
çeflitli biçimleri... Veblen bunlar›n nas›l iflledi¤iyle ilgi- bir savafl an›nda iflçi s›n›f›n›n almas› gereken tav›r oldu.
Birinci Dünya Savafl› ç›k›nca ‹kinci Enternasyonal'in
lenmemifltir. Her kurumun nas›l geliflti¤ini, nas›l bafllaçal›flmalar›
kesildi. 1919 Mart›’nda SSCB Moskova'da
d›¤›n›, ne gibi de¤iflikliklerden geçti¤ini, toplumun kurumlar› nas›l de¤ifltirdi¤ini, kurumlar›n da toplumu nas›l Üçüncü Enterasyonal'i toplayarak (Komintern) ‹kinci
etkiledi¤ini incelemek istemifltir. Veblen'e göre, kurum- Enternasyonal'in da¤›t›ld›¤›n› ilan etti. Ancak Avrupa'n›n sosyal-demokrat kimi partileri, ‹kinci Enternasyolar›n evrimi süreklili¤ini koruyacakt›r. (Bkz. Charles
nal'in
devam› olarak Sosyalist Enternasyonal'i oluflturDarwin)
dular.
D. Demirgil
Üçüncü Enternasyonal: 1919 Mart›’nda Mosko va'da
topland›. Temel amac› dünya sosyalist devrimi'nin
Entegrasyon
örgütlenmesi
ve kanalize edilmesiydi. Rusya d›fl›nda
(Bkz. Bütünleflme)
Avrupa devriminin gerçekleflmemesine karfl›n, Üçüncü
Enternasyonal 1943'e dek yaflad›. Bu tarihte SSCB'nin
kapitalist
müttefiklerine bir cemilesi olarak kapat›ld›¤›
Enternasyonaller
ilan
edildi.
[Alm. Internationale ] [Fr. Internationale ] [‹ng. Interna Bu arada 1937'de Meksika'da Troçki taraf›ndan Dörtional]
düncü Enternasyonal ilan edilmifltir. (Bkz. Karl Marx,
Dünya iflçi s›n›f› hareketinin, uluslararas› dayan›flma ve
Sosyalist Enternasyonal).
örgütlenmeyi sa¤layabilmek için, 19. yy'›n ikinci yar›T. Atefl
s›nda bafllayan çal›flmalar› sonucu oluflturulan konferans
ve sekreteryalara verilen add›r.
Enterpolasyon
Birinci Enternasyonal: 1864 Eylülü’nde ‹ngiliz, [Alm. Interpolation ] [Fr. Interpolation ] [‹ng. Interpola Frans›z, ‹talyan ve Alman iflçi örgütlerinin yöneticileri tion]
taraf›ndan Londra'da kurulmufltur. Birli¤in tüzü¤ü ve Bir serideki bilinmeyen veya eksik de¤erlerin seride bumanifestosu Alman delegeleri aras›nda bulunan Karl lunan de¤erlere dayan›larak matematiksel metodlar yarMarx, Friedrich Engels taraf›ndan kaleme al›nm›flt›r. Bu d›m›yla tahmin edilmesi ifllemlerine istatistikte"enterpo manifestoda ortaya konulan temel düflünceler flunlard›: lasyon (interpolasyon)" ad› verilmektedir. EnterpolasProleteryan›n bir s›n›f partisi olarak örgütlenmesi, sos- yon, nüfus, milli gelir, tüketim, sat›fl hacmi vb. ile ilgili
yal içerikli yasalar için savafl›m, iflçi kooperatiflerinin serilerdeki boflluklar› doldurarak bu serilere dayan›larak
kurulmas›, gizli diplomasiye karfl› savafl›m, burjuva s›n›f yap›lacak hesaplar›n daha sa¤l›kl› olmas›n› sa¤lamaktaegemenli¤inin y›k›lmas›, iflçi s›n›f›n›n ekonomik kurtu- d›r.
luflu ve bütün ülkeler iflçilerinin birlik ve dayan›flmas›.
Enterpolasyon ifllemleri, 1) Seçilmifl Noktalar 2) En
Birinci Enternasyonal’in merkezi Londra'dayd›. ‹n- Küçük Kareler Metodu olmak üzere bafll›ca iki yaklafl›giliz ve Almanlar'dan oluflan bir yürütme kurulu vard›. ma dayan›larak yap›lmaktad›r.
C e n e v r e , Lozan, Brüksel, Basel ve La Haye'de befl
1) Seçilmifl noktalara göre enterpolasyon. Bu yakkongre toplad›. Daha sonra merkezi New York kentine lafl›mda en yayg›n olarak kullan›lan metod, iliflkinin türü
tafl›nd›. Ancak burada iyice etkisizleflti. Birinci Enter- ve veri say›s›na uygun bir fonksiyon tipinin (do¤rusal,
nasyonal içinde önceleri Prudhoncularla Marksistlerin polinom, üstel) belirlenerek, gözlem de¤erleri üzerinden
çat›flmas› vard›. Daha sonra Bakunin'in Enternasyonal'e geçecek flekilde bir do¤ru ya da e¤ri denkleminin hesapkat›lmas›yla, Marx-Bakunin çat›flmas› ortaya ç›kt›. La lanmas›d›r. Fonksiyonun derecesi veri say›s›ndan bir ekHaye Kongresi’nde bu nedenle bölünme oldu.
sik olarak belirlendi¤inden, örne¤in iki veri bir do¤ru
394
Enterpolasyon
Ercan Holding A.fi.
denkleminin, dört veri ise üçüncü dereceden bir polinomun kullan›lmas›n› gerektirecektir. Üstel fonksiyonlar›n
söz konusu oldu¤u durumlarda bunlar, logaritmik ifade
ile do¤rusal hale dönüfltürülmektedir.
Örne¤in, 1994 ve 1996 y›llar›na ait veriler yard›m›yla bu iki veri üzerinden bir do¤ru denklemi geçirilerek
1995 y›l›n›n yat›r›m tahmini yap›labilecektir:
Zaman Birimi (Para Birimi)
Yat›r›m Hacmi (Milyon )
1994
0
22,6
1996
1
35,3
1994 y›l› orijin kabul edilerek hesaplar kolaylaflt›r›ld›¤›nda 1996 y›l› (X=1) olacak ve 1 y›ll›k aral›k (1/25)’e tekabül edecektir. ‹lgili yat›r›m verileri,
Y = a + bX
fleklinde do¤ru denkleminin,
22,6 = a
35,3 = a + b
de¤erlerini oluflturacak ve buradan (b) parametresi,
b = 12,7
olarak hesaplanacakt›r. Bu verilere göre enterpolasyon
denklemi,
Y = 22,6 + 12,7 X
olacak ve 1996 y›l› 1x5 = .5, (X) de¤erine tekabül edece¤inden 1996 y›l› yat›r›m hacmi,
Y = 22,6 + 12,7 (.5) = 28,95
olarak hesaplanacakt›r.
Benzer flekilde üç veriye ikinci dereceden ve dört veriye üçüncü dereceden fonksiyonlar›n uygulanmas› ile
seri boflluklar› doldurulabilir. Ayr›ca, gruplanm›fl serilerde s›n›f aral›klar›n›n daralt›lmas›nda da, bu enterpolasyon metodundan yararlan›lmaktad›r.
2) En küçük kareler metodu ile enterpolasyon.
Birden fazla de¤iflkenli serinin e¤iliminin bir do¤ru ya
da e¤ri denklemi ile yans›t›lmas›nda yayg›n olarak kullan›lan en küçük kareler metoduna, serideki eksik de¤erlerin tahmin edilmesinde de baflvurulmaktad›r. Bu yaklafl›m›n öncekinden bafll›ca fark›, denklemin veriler üzerinden de¤il, en küçük kareler kriterine göre verilerin
aras›ndan geçirilmesidir. Örne¤in bir firman›n 19851995 dönemine ait sat›fllar› ile ilgili trend denklemi En
Küçük Kareler Metodu ile
Y = 12,3 + 2,1 X + .3X2
fleklinde bir parobolle ifade edildi¤inde, (X) yerine ilgili
zaman birimine ait de¤er yerlefltirilerek 1992 y›l›n›n sat›fllar› tahmin edilebilir. Serinin orta y›l› olan 1990 = 0
olarak kabul edildi¤inde 1992 = 2 olacak ve 1992 sat›fllar›,
Y = 12,3 + 2,1(2)2 + (2)2 = 17,7
olarak enterpole edilecektir.
Bu yaklafl›mla yap›lan enterpolasyon, çok veriye dayand›¤›ndan ve uzun bir dönemle ilgili e¤ilimi belirtti¤inden daha sa¤l›kl› tahmin yapma olana¤› vermektedir.
Ancak önceki yaklafl›m kadar basit olmay›fl› yayg›n olarak kullan›lmas›n› engellemektedir.
Enterpolasyon ifllemleri zaman serilerinin yan› s›ra
denklemlerle belirtilebilen di¤er iki ya da daha fazla de¤iflkenli serilerdeki boflluklar›n doldurulmas› amac›yla
da kullan›lmaktad›rlar. (Bkz.Bileflik Seri Ekstrapolas yon, En Küçük Kareler Metodu, Trend, Zaman Serileri)
B. A. Köksal
Entreprenör
[Alm.Unternehmer] [Fr. Entrepreneur ] [‹ng. Entrepre neur]
Bir firmada iflletmeci ve sahiplik ifllevini kendi flars›nda
toplayan kifliye verilen add›r. Kiflinin bu s›fat› almas›
için firma sermayesinin tümünü üstlenmesi, girdi gereksinimini karfl›lay›p organize etmesi ve ayn› zamanda
üretim miktar›n› belirlemesi gerekir. Entreprenör, ayn›
zamanda flirket riskini tümüyle yüklenen kiflidir. Dönem
sonunda elde edilen kâr, söz konusu kiflinin geliri olur.
Günümüzde bu ifllev büyük oranda ortadan kalkt›¤›ndan, terim daha çok teorik tan›mlamalarda kullan›lmaktad›r.
K. Mortan
Envanter
[Alm. Warenbestandsaufnahme, Inventar, Bestandslis te] [Fr. Inventaire] [‹ng. Inventory]
‹flletmelerin, herhangi belirli bir dönemin bafl›nda ya da
sonunda, varl›klar› ile borçlar›n› de¤erlendirip saptamalar›na "envanter yapma" denilmektedi. Bu saptama ifllemi sayma, ölçme, tartma ve de¤erleme suretiyle yap›l›r.
Özellikle mal, malzeme, demirbafl gibi fiziki varl›klar›n
say›m› "fiziki envanter yapma" diye adand›r›l›r.
F. Bilgino¤lu
Envestisman
(Bkz. Yat›r›m).
Ercan Holding A.fi.
11 May›s 1973 tarihinde on bir ortak taraf›ndan 80 milyon lira sermaye ile Kocaeli'nde kurulmufl, daha sonra
flirketin merkezi ‹stanbul'a nakledilmifltir. Sermayesi ayn› y›l 120 milyon TL'na, 1974'te 140 milyon TL'na, 25
Temmuz 1980 tarihinde 280 milyon TL'na ç›kar›lm›flt›r.
Sermayesi 140 milyon TL'na ç›kar›l›rken halka aç›lan
flirketin ortak say›s› 700 dolay›ndayd›.
Kurulufl amac› ticari, s›nai, zirai, mali ve sair amaçlarla kurulmufl ve kurulacak yerli ve yabanc› flirketlerin
sermayelerine ve yönetimlerine kat›lmak olarak belirlenen Ercan Holding A.fi., yedi kifliden oluflan ve ayda bir
toplanan Yönetim Kurulu taraf›ndan yönetilmektedir.
Yönetim Kurulu’na ba¤l› olarak görev yapan ve üç Yönetim Kurulu üyesi ile genel koordinatörden oluflan Yürütme Kurulu ise haftada bir toplanmaktad›r. Ayr›ca,
395
Ere¤li Demir ve Çelik Fabrikalar› A.fi.
Yönetim ve Yürütme kurullar› üyeleri ile holdingin ifltiraki bulunan flirketlerin birinci derecede yöneticilerinden ve holding müdürlerinden oluflan bir ‹stiflare Konseyi kurulmufltur. Konsey y›lda dört defa toplanarak politik ve ekonomik de¤erlendirmeler yapmakta, flirketlerin
önemli sorunlar› üzerinde görüflmektedir.
Ercan Holding A.fi.'nin ifltirakleri otomotiv, inflaat
malzemeleri ve kimya, tekstil, turizm ve ticaret, bankac›l›k ve hizmetler olarak befl ana gruba ayr›labilir.
Otomotiv grubunda, otomotiv ana ve yan sanayii dal›nda faaliyet gösteren flu sekiz flirket yer almaktad›r:
M.A.N. Kamyon ve Otobüs Sanayi A.fi., M.A.N. Motor
Sanayi ve Ticaret A.fi., ‹stanbul Mahle Piston Sanayi
A.fi., ‹stabul Segman Sanayi ve Ticaret A.fi., Burtrak
Burdur Traktör ve Önyükleyici Sanayi ve Ticaret A.fi.,
‹smak ‹stif Makineleri Sanayi ve Ticaret A.fi., Metal
Döküm Sanayi ve Ticaret A.fi. ve Ersan Otomotiv Parça
Sanayi ve Ticaret A.fi.
‹nflaat malzemeleri ve kimya grubunda dört ifltiraki
olup, bu flirketler Sermak ‹nflaat Sanayi ve Ticaret A.fi.,
Erkimsan Boya Kimya Sanayi ve Ticaret A.fi., Anadolu
Çimentolar› T.A.fi. ve Poliüretan Sanayi ve Ticaret
A.fi.'dir.
Tekstil grubunda ifltiraki bulunan Akip Tekstil Sanayi ve Ticaret A.fi., ile Bomas Bobin ve Masura Sanayi
ve Ticaret A.fi. ihracata dönük olarak faaliyet göstermektedirler.
Turizm grubunda, Ǜnar Otelcilik A.fi.'de, ticaret,
bankac›l›k ve hizmet gruplar›nda ise Ercanlar Otomotiv
Ticaret A.fi., Marmara Motorlu Vas›talar ‹thalât ve ‹hracat A.fi., Burtak Pazarlama ve ‹hracat A.fi., Meges ‹nflaat Sanayi ve Ticaret A.fi., Eltek Elektronik Teknoloji
A.fi., Otoman Ticaret Ltd. fiti., Erpeks D›fl Ticaret A.fi.,
Karçim Kartal Çimento ve Yap› Malzemeleri Sanayi ve
Ticaret A.fi., Türk Ticaret Bankas› A.fi. ve Tam Sigorta
A.fi.'de ifltirakleri bulunmaktad›r.
fi. Özgencil
Erken Ödeme
Kurulufl üretim için gerekli hammaddelerin (demir
filizi, maden kömürü, kireçtafl›, dolomit, kuvarsit, fluorit) tümünü yurt içi (Sivas, Elaz›¤, Malatya, Kayseri,
Bal›kesir, Kütahya, Zonguldak, Karabük, Bart›n, Eskiflehir, Kütahya, K›rflehir) kaynaklardan sa¤lamaktad›r.
1995 ilk yar› y›l› itibariyle 1 milyon ton yass› haddeli çelik üreten, 50 milyon dolarl›k d›flsat›m gerçeklefltiren ve bünyesinde 7 259 personel çal›flt›ran kuruluflun,
yine ayn› dönemde net kâr› 6,4 trilyon TL olmufl,
1994'te özellefltirme kapsam›na al›nm›flt›r.
Kay›tl› sermayesi: 20 trilyon TL
Ç›kar›lm›fl sermayesi: 6,336 trilyon TL
‹fltirakleri: Borçelik A.fi., Sivas Demirçelik, Gerkonsan A.fi.
Kuruluflun günümüzdeki en büyük ortaklar› T. Halk
Bankas› A.fi. (%26,29), Özellefltirme ‹daresi Baflkanl›¤›
(%20,35), T. Kalk›nma Bankas› A.fi. (%5,54) olup, %
40,61'lik hissesi (2,573 trilyon TL) borsada ifllem görmektedir.
Ergonomi
[Alm. Ergonomik] [Fr. Ergonomie] [‹ng. Ergonomics]
‹lk kez 1949 y›l›nda ‹ngiltere'de KFM. Murrell taraf›ndan ergonomics ad›yla ortaya at›lan bu bilim dal›, en düstri mühendisli¤inin bir alt bölümü olarak geliflimini
sürdürmüfltür. ‹flbilim diye de tan›mlanan bu yeni bilim
dal›, insan-ifl iliflkilerini bilimsel olarak inceler. Konu
olarak insanlar›n kulland›klar› ekipmanlar›, içinde çal›flt›klar› çevreyi ve bir bütün olarak ifl sistemini kapsamaktad›r; metod ve veriler için anatomi, fizyoloji, psikoloji ve mühendislik disiplinlerinden yararlanmaktad›r.
(Bkz. Endüstri Mühendisli¤i).
F. Bilgino¤lu
Erken Ödeme
[Alm. V o b e z a h l u n g] [Fr. Paiement avant échéance ]
[‹ng. Early payment]
Devlete borç para verenler, bu paran›n iade edilinceye
kadar reel de¤erini korumas›n› isterler. Ancak, iç ve d›fl
piyasalardan al›nan uzun vadeli borç senetleri, büyük
de¤er de¤iflmesine (ki, genellikle bu düflüfl yönünde
olur) u¤rayabilir. Verdi¤i paran›n ya da ondan bekledi¤i
faizin gittikçe de¤erinden kaybetmesi ihtimali, tasarruf
sahiplerini devlet tahvili sat›n almaktan al›koyar. Bu nedenle devlet, de¤er de¤iflmelerine karfl› birtak›m tedbirler alm›flt›r. Bunlardan biri de erken ödemedir.
Kamu kredisinin zay›f oldu¤u dönemlerde devlet,
yüksek faizli tahvil ç›kartarak tasarruf sahiplerini yönlendirmeye çal›fl›r. Ancak, bu flekilde borçlanmaya kat›lacak kifliler, kamu kredisi flartlar›n›n devlet lehine düzelmesinden sonra erken ödeme ya da konversiyon yolu
ile bu yüksek faizden vazgeçmek zorunda kalabilecekleri ihtimali ile, bu flekilde borçlanmadan kaç›n›rlar. Bu
durumda, devlet erken ödeme yapmamay› ve konversiyona baflvurmamay› taahhüt ederek kuflkular› ortadan
kald›r›r ve tasarruf sahiplerinin devlet tahvili almas›na
imkân yarat›r.
Türkiye'de bütün borçlanma kanunlar›nda tahville-
Ere¤li Demir ve Çelik Fabrikalar› A.fi.
(Erdemir)
Demir ve çelik üretimini art›rmak amac›yla 11.5.1960
tarih ve 7462 say›l› özel yasayla kuruldu.
1961'de yap›m›na bafllanan, 1965'te entegre bir kurulufl olarak iflletmeye aç›lan Erdemir, flu ünitelerden oluflmaktad›r: Kok ve yan ürünleri fabrikas› (iki tane), yan
ürün tesisleri, çelikhane, s›cak ve so¤uk haddehaneler,
haddehane ikmal tesisleri, liman ve doklar. Ayr›ca, güç
santral›, tuzlu su pompa istasyonu, oksijen fabrikas› gibi
yard›mc› birimleri bulunmaktad›r.
Türkiye'nin yass› hadde üreten tek kuruluflu olan Erdemir'in, bafllang›çta 470 bin ton olan yass› hadde üretim kapasitesi, daha sonraki y›llarda ikinci kok fabrikas›
ve yüksek f›r›n›n devreye girmesiyle 1985'te 1,5 milyon
tona, 1990'da 1,7 milyon tona, 1994'te 2,2 milyon tona
yükseldi. 1994'te tamamlanmas› öngörülen, ancak henüz
(1996) devreye girmeyen Kapasite Art›rma Projesi'nin
uygulamaya sokulmas›yla, üretim 3 milyon tona yükselecektir.
396
e Say›s›
Esham ve Tahvilât Portföyü
rin, ihraçlar›ndan on y›l geçmeden erken ödemeye ve
konversiyona tâbi tutulamayaca¤› kabul edilmifltir. Bunun tek istisnas› 1942-45 y›llar› aras›nda ç›kar›lan Milli
Savunma ‹stikrazi Tahvilleri’nde görülmüfltür. Bu tahvillerin "fevkalâde hallerin son buldu¤u ilan edildi¤i tarihten iki y›l geçtikten sonra, itibari k›ymetleri baflabafl
ödenmek suretiyle tedavülden kald›r›labilece¤i" kabul
olunmufltur. (Bkz. Devlet Borçlar›)
B. Ocakc›o¤lu
bunun faizini ödeme taahhüdünü gösteren de¤er k⤛d›"
fleklindeki aç›klama, anonim flirket paylar› (pay senetleri) ile tahvilleri birbirine kar›flt›rd›¤› için do¤ru de¤ildir.
Ö. Teoman
Esham ve Tahvilât Karfl›l›¤› Kredi
[Alm.Kredit gegen Aktion und Schuldverschreifung]
[Fr. Avance sur titres] [‹ng. Credit against shares and
bonds]
Bankalar›n, ellerinde bulundurduklar› hisse senedi ve
tahvilleri herhangi bir nedenle satmak istemeyip de parasal gereksinmelerini kredi yoluyla gidermeyi ye¤leyenlere açt›klar› kredidir. Maddi teminatl› krediler grubuna girer. Bankalar açacaklar› krediyi güvene lây›k kurulufllarca ç›kar›lan ve paraya çevrilmesi kolay olan k›ymeti evraka dayand›r›rlar. Özellikle devlet istikraz tah villerine itibar edilir. Kredinin dayana¤›, borsa de¤eridir. Bundan belirli bir oran marj (emniyet pay›) düflüldükten sonra azami kredi limiti saptan›r. Rehin al›nan
menkul k›ymetlere muhalefet (mahkemece ödeme yasa¤›) konmam›fl ve tahvillere amorti isabet etmemifl olmas›na dikkat edilir.
Marj›n korunabilmesi için menkul k›ymetlerin borsa
hareketleri yak›ndan izlenir ve eksildi¤inde tamamlatt›r›l›r.
Kredi verilen müflteri ad›na bir borçlu cari hesap,
rehnedilen menkul k›ymetler için de ayr› bir föy aç›l›r.
Banka, carî kredi faizinden baflka kupon tahsil komisyonu ve muhafaza ücreti al›r. Hesap sahiplerine belirli zamanlarda (en az y›lda bir) ekstre ile birlikte dosyada
(kasada) bulunan k›ymetli evrak›n dökümünü gösterir
liste gönderilir ve müflteriden uyugunluk belgesi (muta bakat varakas›) al›n›r.
Esham ve tahvilât karfl›l›¤› kredi, ülkemizde de, sermaye piyasas›n›n geliflmesine paralel olarak önemi artacak olan bir kredi türüdür.
S. Abaç
e Say›s›
[Alm. "e"-Zahl] [Fr. Nombre "e"] [‹ng. Number "e"]
‹statistikte ve matematikte önemli bir yer tutan "e" say›s› irrasyonel (iki tamsay›n›n birbirine oran› olarak yaz›lamayan) bir say› olup, virgülden sonra befl haneye ilerletildi¤inde 2, 71828'e eflittir.
1/n veya ∆x ile pozitif veya negatif bir de¤er tafl›yabilen çok küçük bir say› belirtilirse, (n)in sonsuza
(→∞), yani (∆x)’in s›f›ra (∆x→0) yaklaflt›¤› durumda,
(1 +
1
n
)
in, veya (1 + ∆x) 1/∆x'in
n
limiti, "e" say›s›na eflit olacakt›r. Di¤er bir anlat›mla "e"
say›s› (1+1/n)n ifadesinin aç›l›m› olan
1 + 1 + 1 + 1 + ....... 1 = 2,71828
1!
2!
3!
n!
serisinin limitini oluflturacakt›r.
"e" say›s› (ln) ya da (loge) olarak belirtilen tabii logaritmalar›n da taban›n› oluflturmaktad›r. Örne¤in, 6 say›s›n›n tabii logaritmas› olan .7918 de¤eri, 6 say›s›n› elde etmek için "e" nin, yani 2,71828'in kaç›nc› dereceden
kuvvetinin al›nmas› gerekti¤ini göstermektedir. Böylece,
1n 6 = .7918, ya da
loge 6 = .7918,
e.7918 = 6
Esham ve Tahvilât Portföyü
anlam›na gelecektir.
‹statistikteki önemli bölünmelerden olan Normal Bö lünme ile Poisson Bölünmesinin ordinatlar›n›n (Y eksenindeki de¤erlerinin) hesaplanmas›nda da "e" say›s›ndan
yararlan›lmaktad›r. (Bkz. Normal Bölünme, Poisson Bö lünmesi).
B. A. Köksal
Esbank
(Bkz. Eskiflehir Bankas›)
Esham
[Alm. Aktie] [Fr. Action] [‹ng. Share]
Arapçada pay ya da hisse karfl›l›¤› olan sehimin ço¤uludur. Hisse senedi yerine kullan›l›r. "Sahibine belirli bir
zamanda, belirli bir paray› ve yine belirli zamanlarda
[Alm. Effektenportefeuille] [Fr. Portefeuille des titres ]
[‹ng. Shares and bonds portfolio ]
Bankalar, kaynaklar›n› yaln›zca kredi (plasman) ifllerinde kullanmazlar. Bir k›sm›n› esham ve tahvilâta yat›r›rlar. Bu tahviller genellikle devlet istikraz tahvilleridir ve
istenildi¤i an Merkez Bankas›’nca derhal paraya çevrildi¤inden birinci derecede likiditesi vard›r.Bankalar kasalar›nda gelirsiz rezerv para tutacaklar›na devlet tahviline yat›r›m yapmay› ye¤lerler. Bazen de maliyenin pa ra politikas› na katk›da bulunmak için de devlet tahvili
al›n›r. Bankalar›n portföyünde -nadir de olsa- özel flirket
tahvilleri de bulunabilir. Bunlar› alacaklar›na karfl›l›k
olarak elde etmifl olabilirler.
Eshama (hisse senetlerine) gelince: Bankalar, kaynaklar›ndan bir k›sm›n› bafll›ca iki amaçla hisse senetlerine yat›r›rlar:
1) Sa¤lam ve verimli flirketlerin sermayelerine “ifltirak" etmek için,
397
Eskiflehir Bankas› (Esbank) A.fi.
Esnaf Kredisi
2) Portföyde, geçici olarak, tekrar elden ç›karmak niyetiyle hisse senedi bulundurmak için.
Bankan›n sahip oldu¤u hisse senetlerinin hangileri
"ifltirak", hangileri mali yat›r›md›?
Eskiden, flirket sermayesinin %50'sinden fazlas›na
sahip olundu¤u takdirde o flirketin hisse senetleri iflti rakler föyüne al›n›rd›. Sonradan Maliye Bakanl›¤›, bankaca sat›n al›nan hisse senetlerini, miktar› ne olursa olsun, ifltirak sayd›.
Bat› bankac›l›¤›nda bir hisse senedinin "ifltirak" say›labilmesi için, her fleyden önce al›n›fl amac›na bak›l›r:
e¤er banka bunu sürekli olarak portföyünde tutmak, o
flirketi yönetimine ve denetimine kat›lmak amac›yla sat›n alm›flsa, o hisse senedi ifltirakler portföyüne girer.
Bunun d›fl›nda herhangi bir nedenle sat›n ald›¤› ve ilk
f›rsatta, elveriflli koflullar ç›kt›¤›nda elden ç›karmak niyetinde oldu¤u hisse senetleri “esham ve tahvilât portföyü"nü oluflturur.
S. Abaç
Eskiflehir Bankas› (Esbank) A.fi.
15.9.1927'de 1 100 ortakl› anonim flirket biçiminde, özel
sermayeli yöresel ticaret bankas› olarak kuruldu. Uzun
y›llar bu niteli¤ini koruyan banka, 1980'den itibaren d›fl
ticaret uzmanl›k bankac›l›¤›na yöneldi. 1985'te, genel
merkezini Eskiflehir'den ‹stanbul'a tafl›d›.
1995 y›l› itibariyle ödenmifl sermayesi 6 trilyon TL
olan bankan›n, yine ayn› dönemde toplam mevduat›
55,753 trilyon TL'ye, kulland›rd›¤› krediler tutar› 39,991
trilyon TL'ye, net kâr› 1,068 trilyon TL'ye ulaflt›.
Bafll›ca ifltirakleri: Zeytino¤lu Holding A.fi., Zeytino¤lu Yat›r›m Holding A.fi., Es-En Esk. Mak. Tic. San.
A.fi., Eskiflehir Çimento Fab. A.fi., Eskiflehir Yem Fabrikas› A.fi., Zeypa Zeytino¤lu Pazarlama, Essu Ar›tma
Tesisleri, Esmafl Eskiflehir Mad. Tic. A.fi., Karada Turizm ‹flletmeleri A.fi., Zeytino¤lu Yat›r›m ve Tic. A.fi.,
vb.
fiube say›s›: 66
Personel ve iflçi say›s›: 1 511
Günümüzde, banka hisselerinin % 7,84'ü borsada ifllem görmektedir.
A. ‹lkin/A. Erhan
oldu¤u yerlerde esnaf›n üretti¤i mallar daima belirli bir
piyasaya sahip olmufltur.
Esnaf›n geleneksel ifllevlerinden biri de mesleki e¤i tim vermektir. Loncalardan beri ç›rak, kalfa, usta düzeni
içinde iflleyen esnafl›k kurumu, nitelikli iflgücünün en
sa¤lam kayna¤›n› teflkil etmifltir. Esnaf yan›nda çal›flanlar›n say›ca azl›¤›, ustan›n genellikle hem malik hem
müteflebbis olarak çal›flanlarla sürekli bir arada bulunmas›, mesleki e¤itimi kolaylaflt›rmaktad›r.
Ülkemizde esnaf ve küçük sanatkârlarla ilgili olarak
17.7.1964 tarih ve 507 say›l› yasan›n yürürlü¤e girmesiyle esnaf kurulufllar›n›n düzenlenmesi gerçeklefltirilmifltir. Öte yandan Ç›rakl›k ve Meslek E¤itimi Yasas›’nda da esnaf›n mesleki e¤itimdeki önemi vurgulanm›flt›r.
Esnafl›kta modern anlamda iflbölümünün bulunmay›fl›, çal›flanlar›n iflçi s›fat›ndan çok ç›rak niteli¤ine sahip olmalar› gibi nedenlerle, esnaf›n ‹fl Yasas› kapsam›
d›fl›nda tutulmas› fliddetle savunulmufltur. Ancak gün8ümüzdeki esnaf›n ç›raklar yan›nda iflçileri de istihdam etti¤i, modern makine ve aletleri kulland›¤› ileri sürülerek
esnaf yan›nda çal›flanlar›n tümünün ‹fl Yasas›’na tâbi tutulmas› da önerilmifltir. Türk yasa koyucusu bu iki karfl›t
görüflü ortalama bir çözüm içinde ba¤daflt›rm›flt›r. buna
göre, 507 say›l› yasa tan›m›na giren iflyerlerinde çal›flanlar›n say›s› üç kifliyi aflm›yorsa buralarda ‹fl Yasas› uygulanmayacak, daha büyük iflyerlerindeyse ‹fl Yasas›
uygulanacakt›r. (Bkz. Ç›rak, Tacir).
M. Kutal
Esnaf Kredisi
Esnaf
[Alm. Handwerker] [Fr. Artisan] [‹ng. Artisan]
Tacir ya da sanayici s›fat›n› kazanacak kadar sermayeye
sahip olmayan, bedeni faaliyetini mütevaz› sermayesi
ile birlefltirerek ba¤›ms›z flekilde üretimde bulunan kifli
anlam›nda kullan›lmaktad›r.
Geleneksel sanayi düzeni, esnaf ve küçük sanatkârlar›n hâkim olduklar› küçük sanayie dayanm›flt›r. Lonca
ya da korporasyonlar da örgütlenmifl olan esnaf, kapita list fabrika sanayiinin do¤uflu ile birlikte önemini büyük
ölçüde kaybetmifltir. Ancak geliflmekte olan ülkelerde
bugün de esnaf, gerek istihdam gerek üretim kapasitesi
bak›m›ndan ülke ekonomisinde önemli bir rol oynamaktad›r. Ayr›ca kütle üretimi yerine el maharetinin hâkim
[Alm. Handwerkerskredit] [Fr. Credit àl'artisanal ] [‹ng.
Artisanal credit]
Ço¤ulcu toplumlarda orta s›n›f›n temelini oluflturan esnaf ve zanaatkârlara, üyesi bulunduklar› kefalet kooperatifleri arac›l›¤›yla sa¤lanan ve bu kimselerin mesleki
fonksiyonlar›n›n gerektirdi¤i ihtiyaçlar› karfl›lamak için
aç›lan bir kredi türüdür.
Tarihsel olarak ziraatla u¤raflanlar› da kapsam›na
alan halk kredisinin bir türü olarak ortaya ç›kan esnaf
kredisi, literatürde meslek kredisi olarak da adland›r›lmaktad›r. Ticaret ve sanayie dönük olarak faaliyet gösteren büyük bankalar›n toplumun bu kesimine gerekli ilgiyi göstermemeleri sonucu, esnaf kredilerinin ilk kayna¤›n› çeflitli tarihlerde kurulan sand›k fleklindeki kurumlar oluflturmufltur. Ülkemizde de Memleket Sand›klar›, Menafi Sand›klar›, ‹stanbul Emniyet Sand›¤›, vb.
kurulmufltur. Daha sonralar›, ad› geçen bu toplum kesiminin ekonomik ve siyasi istikrar aç›s›ndan öneminin
artmas› sonucu, bu gruba dönük ihtisas bankalar› aç›lmaya bafllam›flt›r.
Ülkemizde ilk kefalet kooperatifi 18 ekim 1951'de
Ankara'da kurulmufl, 1954 y›l›nda da 27 kefalet kooperatifinin bir araya gelmesiyle Türkiye Esnaf ve Kefalet
Kooperatifleri Birli¤i oluflturulmufltur. Türkiye’de kefalet kooperatiflerine hizmet götüren ve bunlar›n en
önemli finansman kayna¤› durumunda bulunan tek uz-
398
Esnaf Muafl›¤›
Establishment
manlaflm›fl kurulufl, "Türkiye Halk Bankas›"d›r.
Türkiye Halk Bankas›, bu kefalet kooperatiflerine
üye olan esnafa nispeten daha düflük faizle kredi açmaktad›r. Bu kredilerin ço¤unlu¤unu vadesi alt› ile dokuz ay
olan k›sa vadeli krediler oluflturmaktad›r. Ayr›ca daha
uzun vadeli olarak, esnafa befl y›ll›k kalk›nma planlar›nda ve y›ll›k programlarda öngörülen biçimde iflletme ve
tesis kredileri sa¤lanmakta, ödemede de kolaylaflt›r›c›
baz› önlemler al›nmaktad›r.
S. Cingi
nuç vermez. Bu nedenle baz› düflünürler döviz kurunun
arz ve talep taraf›ndan serbestçe belirenmeye b›rak›lmas›n› ve bu konuda kamu müdahalesinin gereksiz oldu¤unu savunurlar. Bunlara göre, serbestçe belirlenen de¤iflken döviz kuru, döviz arz ve talebini devaml› denk tutar
ve dolay›s›yla d›fl dengenin devaml› korunmas›n› sa¤lar.
fiimdi bu görüflü flekil üzerinde aç›klamaya çal›flal›m.
P
Esnaf Muafl›¤›
(Bkz. Muafl›k).
Esnek Çal›flma Saatleri
P2
[Alm. Gleitende Arbeitszeit] [Fr. Horaire flexible ] [‹ng.
Flexible working hours]
‹fl görenlerin belirli koflullara uyarak bireysel gereksinimlerine göre çal›flma saatlerini ayarlayabilmesidir.
Geliflmifl Bat› ülkelerinde son y›llarda çeflitli flekillerde
uygulanmakta olan bu yöntem, genellikle, ifl görenin zorunlu olarak iflletmede bulunmas› gerekli saatlerde iste¤e ba¤l› saatlerin belirlenmesi fleklinde uygulanmaktad›r; örne¤in bir ifl gören 6.30-9.30 saatleri aras›nda istedi¤i bir zamanda ifle bafllayabilir, ancak 9.30-12.00 ve
13.00-16.30 aras›nda zorunlu olarak iflletmede bulunmal›d›r; 16.30-19.30 saatleri aras›nda da çal›flma iste¤e
ba¤l›d›r. Ayr›ca ayl›k çal›flma saatleriyle bu saatlerin en
fazla ne kadar alt›nda ve üstünde çal›fl›labilece¤i belirlenir; böylece aylar aras›nda çal›flma saatleri kayabilir.
P1
E2
F
E1
D2
D1
o
DS
Esnek Kambiyo Kuru ve D›fl Denge
F. Bilgino¤lu
Esnek Kambiyo Kuru
[Alm. Flexible-Wechsel-Kurs] [Fr. Cours de change fle xible] [‹ng. Flexible exchange rate]
Döviz kuru ya da baflka bir deyiflle yabanc› ülke paralar›n› temsil eden herhangi bir para biriminin (örne¤in dolar›n) yerli para birimi türünden fiyat›, tüm fiyatlar gibi
al›c› ve sat›c›lar›n isteklerinin denkleflmesiyle belirlenebilir. Bununla birlikte döviz gelirleri k›t olan ülkelerde,
döviz talebinin döviz arz›ndan daha h›zl› genifllemesi
sonunda döviz kurunun afl›r› yükselmesini önlemek
amac›yla, kamu otoritesi ço¤unlukla döviz piyasas›na
müdahale eder. Bu müdahale, döviz al›m-sat›m›n›n belli
kurumlarca yürütülmesi, döviz talebinin kontenjana
ba¤lanmas› ve hatta bunlarla birlikte döviz kurunun sabit tutulmas› gibi önlemlerle gerçeklefltirilmeye çal›fl›l›r.
Döviz kurunun sabit tutulmas› bir tür maksimum narh
demektir. Herhangi bir fiyata üst s›n›r konuldu¤u zaman
arz ve talebin bu s›n›rda denkleflmesi sa¤lanamazsa ortaya karaborsa fiyat›n›n ç›kaca¤›n› biliyoruz. Döviz kurunu kontrol etmeye çal›flan ülkelerin ço¤unda döviz arz›ndaki yavafl ve fakat döviz talebindeki h›zl› art›fl kronik ve yap›sal bir sorun oldu¤undan, kontrol baflar›l› so-
Herhangi bir ülkede döviz talebi (D1) ve döviz arz›
(S1), (P1) döviz kurunu oluflturmufl olsun. Bu ülkede dö viz talebi genifllerse, baflka bir deyiflle döviz talep e¤risi
(D1)’den (D 2)’ye kayarsa, döviz kurunun (P2) düzeyine
yükselmesi gerekir. Kamu otoritesi döviz kurunu (P1)
düzeyinde de¤iflmez tutarsa, döviz talebi (P1F) hacmine
var›ncaya kadar genifller ve (E1F) kadar bir döviz a盤›
ya da baflka bir deyiflle ödemeler dengesi a盤› meydana
gelir.
Oysa döviz piyasas›na müdahale edilmeyip, yeni kurun belirlenmesi serbestçe oluflursa, yeni kur (P2) eski
kur (P1)’den daha yüksek oldu¤undan ithal (ya da döviz) talebi daralarak (P2E2) hacmine inecek, ülkenin
yükselen kur (ya da d›fl de¤eri düflen ulusal para birimi)
sayesinde mallar› dünya piyasalar›nda ucuzlay›p ihracat›
artt›¤›ndan, döviz arz› da döviz talebine eflitleninceye,
yani ödemeler dengesinde denklik sa¤lan›ncaya kadar
yükselecektir. (Bkz. Ektif Döviz Kuru, Nominal Döviz
Kuru, Reel Döviz Kuru)
E. Alkin
399
Establishment
[Alm. Establishment] [Fr. Establissement] [‹ng. Estab lishment]
Bir teflebbüs içindeki üretim ya da mübadele birimine
denir. Bir teflebbüsün birden çok establishment'i olabilir.
Bunlar›n faaliyetleri efl olabildi¤i gibi birbirlerini tamamlay›c› da olabilir. Teflebbüsten farkl› olarak, establishment, ba¤›ms›z bir yönetime ya da muhasebeye sahip de¤ildir. Teflebbüsten faaliyeti hakk›nda direktif al›r
Eflantiyon
Efl Fayda Analizi
ve faaliyetinin sonuçlar› teflebbbüse dahil olur. Ancak
establishment'›n sevk ve idaresini de¤erlendirmek için
bu sonuçlar ayr›ca gösterilir. Muhasebe ayr› tutulsa bile,
establishment kâr ve zarar›n bir parças›d›r. (Bkz. Yat› r›m).
D. Demirgil
Eflantiyon
(Bkz. Örnek).
Efl-De¤er Faiz Oran›
[Alm. Glichwertige Zinsrate] [Fr. Taux d'intérêt équiva lent] [‹ng. Equivalent interest rate ]
Yat›r›m miktarlar›, süreleri ve faiz oranlar› farkl› projelerin bugüne indirgenmifl de¤erleri ayn› verimlili¤e sahipse, sözü edilen oranlar efl-de¤er faiz oran› d›r.
Örnek: A projesi 1 000 TL yat›r›mla 3 y›l boyunca
y›lda %60 faiz getirmekte. 500 TL yat›r›ml› 2. y›l sonu
tek ödemeli B projesinin A projesininkine "efl-de¤er faiz
oran›" ne olmal›d›r (piyasa faiz oran› %30 olsun):
A Projesi
Bugünkü de¤er = 600 + 600 + 1 600 = 1,545
(1,3) (1,3)2 (1,3)3
B Projesi
Verim oran›n›n % 154,5 olabilmesi için bugünkü de ¤erinin 500 x 1,545 = 772,5 TL olmas› gerekir. Bugünkü de¤eri 2. y›l sonuna götürürsek:
772,5 x (1,2)2 = 1 306 TL'dan ana paray› (500 TL)
düflersek kalan 806 TL B projesine ödenen faizi verir ki
bu da % olarak 806/500 = % 161,2'dir.
Sonuç olarak, A projesinin % 60 faiz oran›n›n B projesi için efl-de¤er faiz oran› %161,2'dir.
S. Abaç
Eflel Mobil
[Alm. Gleitende Lohnskala] [Fr. Echelle mobile] [‹ng.
Sliding scale]
Ücretleri hayat pahal›l›¤›na göre kendili¤inden ayarlayan yönteme verilen isimdir. Hayat pahal›l›¤›ndan en
fazla etkilenen sosyal zümrelerin bafl›nda sabit gelirlilerin bulundu¤u bir gerçektir. Bunlar aras›nda genifl anlamda ücret karfl›l›¤› çal›flanlar›n fiyat art›fllar› karfl›s›nda sat›n alma güçlerini koruyabilmeleri için eflel mobil
sisteminden baz› ülkelerde yararlan›lmaktad›r.
Eflel mobil (hareketli ücret baremi, oynak merdiven)
sistemine göre fiyat art›fllar›n›n belirli bir orana varmas›
halinde, ücretlere de kendili¤inden ayn› oranda zam yap›lmak suretiyle, ücretlilerin fiyat art›fllar›na karfl› korunmas› gerçeklefltirilmektedir.
Eflel mobil sistemi iflçinin sat›n alma gücünü kendili ¤inden korumas› aç›s›ndan önem tafl›maktad›r. Baflka
bir deyimle yasal bir müdahaleye, ba¤›tsal (akdi) bir çabaya gerek kalmadan iflçinin ücreti kendili¤inden yük-
selmekte, iflverenler bu yeni ücreti ödemek zorunda kalmaktad›rlar.
‹flçilerin sat›n alma güçlerini koruyabilmelerinde çok
etkili bir araç olan eflel mobil sisteminin de¤iflik biçim
ve amaçlarla kullan›ld›¤› görülmektedir. Örne¤in eflel
mobil sisteminin sadece en az (asgari) ücretleri etkileyece¤ine dair Fransa’da 24 Temmuz 1952 tarihli bir yasa kabul edilmifltir. Resmi istatistiklere göre aile tüketim
rakamlar›nda yüzde befli aflan fiyat art›fllar›nda en az ücretlere de kendili¤inden yüzde befl zam yap›lmas› sözünü etti¤miz sistemin bir gere¤idir. En az ücretlerde yap›lan bu otomatik ayarlaman›n di¤er ücret kademelerini
de kendili¤inden etkiledi¤i düflünülebilir. Fiyat art›fllar›nda meydana gelebilecek düflmelerin en az ücretlerde
bir azalmaya yol açmayaca¤› da ayn› yasada ifade edilmifltir.
Eflel mobil sisteminin yasalar yerine sözleflmelere
konu olmas› da mümkündür. Özellikle çok say›da iflçiyi
ilgilendiren toplu sözleflmelerde, ücretlerin hayat pahal›l›¤›na göre ayarlanaca¤›na dair hükümlere rastlanmaktad›r. Kuflkusuz bu konuda bir hükmün toplu sözleflmelere
konulabilmesi iflveren ya da iflveren sendikas›n›n kabulüne ba¤l›d›r. Fiyat art›fl h›z›n›n çok yüksek oldu¤u dönemlerde, iflverenlerin toplu pazarl›k çerçevesinde eflel
mobil hükümlerini kolay kolay kabul etmeyecekleri bir
gerçektir.
Ülkemizde ücretleri hayat pahal›l›¤›na uyduran yasal
bir sistem mevcut de¤ildir. Baz› toplu sözleflmelerde hayat pahal›l›¤›na göre ayarlanan ücret zamlar› öngörülmüfltür. Ancak bunlar›n uygulamas›nda son y›llardaki
çok yüksek fiyat art›fllar› nedeni ile birçok sorun ortaya
ç›km›flt›r. Esasen ülkemizde fiyat art›fllar›n› sa¤l›kl› biçimde gösteren istatistikler mevcut olmad›¤›ndan eflel
mobil sisteminin uygulamas›nda birçok sorunun do¤mas› kaç›n›lmaz görünmektedir.
Eflel mobil sisteminin baz› hallerde hayat pahal›l›¤›
yan›nda ücretleri verimlili¤e göre ayarlamada da kullan›ld›¤›na rastlanmaktad›r. Ancak eflel mobil daha çok
sosyal siyasetin bir arac› olarak kullan›lmaktad›r. (Bkz.
Ücret, Toplu Sözleflme).
M. Kutal
Efl Fayda Analizi
[Alm. Indifferenzkurve] [Fr. Analyse de l'utilité] [‹ng.
Utility analysis]
Tüketici dengesinin nas›l belirlendi¤ini aç›klamada kullan›lan bir araçt›r. Tüketiciler, çeflitli mal ve hizmetlere
duyduklar› gereksinmeleri giderirken, elde ettikleri fayda toplam›n› maksimize edecek mal bileflimi ararlar. Bu
aray›fl s›ras›nda ayn› fayday› veren de¤iflik mal bileflimleri karfl›s›nda tüketici tereddütte kalacakt›r. Di¤er koflullar dikkate al›nmad›¤› takdirde ayn› fayday› sa¤layan
bu de¤iflik bileflimlerden herhangi birini seçmek için
aç›k bir neden yoktur.
Konu, iki mal›n ele al›nd›¤› bir flekil yard›m›yla
aç›klanabilir. (fiekil 1)
400
Efl Fayda Analizi
Efl Fayda Analizi
fiekil 2. Marjinal ‹kame Oran›
fiekil 1. Kay›ts›zl›k E¤rileri
fiekil 1’de yatay eksende (X) mal›, dik eksende (Y)
mal› birimleri yer almaktad›r. Tüketiciye (OX1 - OY1)
mal bileflimi ile (OX2 - OY2) mal bileflimi ayn› fayday›
sa¤lamaktad›r. Bunun gibi (F1) faydas›n› veren birçok
mal bileflimi noktalar halinde iflaretlendi¤inde bir efl-fay da ya da kay›ts›zl›k e¤risi elde edilir. (F1) kay›ts›zl›k
e¤risi üzerindeki her noktan›n belirtti¤i imal bileflimleri
ayn› fayday› sa¤lamaktad›r.
Tüketimde daha yüksek bir düzeye geçifl, elde edilen
fayday› art›racakt›r. Örne¤in (Y) mal›ndan yine (OY1)
kadar tüketilirken (X) mal› tüketimi (OX 1 ) ’ d e n
(OX′1)’ye yükselirse (F1) e¤risinin d›fl›nda ve sa¤›nda
bir (C) noktas›na ç›k›lacakt›r. Bu mal bilefliminin, yani
(C) noktas›n›n sa¤lad›¤› fayda (F 2 ) olsun. (F)’den
yüksek (F2) faydas›n› çeflitli mal bileflimlerini belirten
noktalar›n meydana getirdi¤i fayda ya d kay›ts›zl›k
e¤risi, (F1) e¤risinin sa¤›nda yer alacakt›r. fiu halde fayda artt›kça e¤riler de sa¤a do¤ru kayacakt›r. Birbirinden
yüksek faydalar› veren mal bileflimlerinin meydana getirdi¤i e¤ri tak›m›na "kay›ts›zl›k haritas›" ad› verilir.
Kay›ts›zl›k e¤rilerinin e¤imi negatiftir. Çünkü, ayn›
fayday› sa¤layan bir mal bilefliminden di¤erine geçildi¤inde, örne¤in (X) mal›ndan tüketilen miktar artarken
(Y) mal›ndan tüketilen miktar azalmaktad›r. Her iki
maldan birden tüketilen miktar›n artmas› daha yüksek
bir fayda sa¤layaca¤›ndan, pozitif e¤im söz konusu olamaz. Kay›ts›zl›k e¤risinin orijine göre iç bükey olmas›n›n nedeni, azalan marjinal fayda kanunudur. E¤ri üzerinde afla¤›ya do¤ru yürüdükçe (Y) mal›ndan tüketilen
miktar azal›p (X) mal›ndan tüketilen miktar artmaktad›r.
Bu durumda (Y) mal›n›n marjinal faydas› ise azalmaktad›r. fiu halde ayn› toplam faydan›n sa¤lanmas› için vazgeçilen her (Y) mal› birimi yerine, gitgide daha fazla
(X) mal› tüketmek gerekmektedir. Bu husus, e¤rinin orijine göre içbükey olmas› sonucunu do¤urmaktad›r.
fiekil 2’de (Y) mal›nda Y 1 Y2 (=AC) kadar bir azalma olmas› halinde ayn› toplam faydan›n sa¤lanmas› için
(X) mal›nda X1 X2 (=BC) kadar art›fl olmaktad›r. (Y)
mal› de¤iflikli¤i (∆Y) ile, (X) mal› de¤iflikli¤i (∆X) ile
gösterildi¤inde AC/BC ya da ∆Y/∆K oran›, (Y) mal›n›n
ne oranda (X) mal› ile ikame edildi¤ini belirtmektedir.
Bu orana "marjinal ikame haddi" denir. Marjinal ikame
haddi, (AB) kiriflinin e¤imine eflittir. Daha duyarl› bir
oran için (B) noktas›n›n (A)’ya çak›flmas› gerekti¤i, bu
durumda (AB) kiriflinin kay›ts›zl›k e¤risine (A) noktas›ndan çizilen te¤et haline gelece¤i ve marjinal ikame
oran›n›n da birinci türeve dönüflece¤i aç›kça görülüyor.
Dikkat edilecek olursa, (X) mal› tüketimi artt›kça marjinal ikame oran› azalan bir seyir izleyecektir.
Y
A
Y1
Y2
o
X1
X2
X
fiekil 3. Bütçe Do¤rusu
Tüketici, olanaklar› s›n›rs›z olsayd›, devaml› olarak
kay›ts›zl›k haritas›ndaki en yüksek efl-fayda e¤iliminde
bulunacakt›. Oysa olanaklar›n -daha aç›k bir deyiflle tüketicilerin- gelirinin s›n›rl› olmas›, belirli bir kay›ts›zl›k
e¤risi üzerinde yine belirli bir mal bilefliminde karar k›l›nmas›na neden olacakt›r. (X) ve (Y) mallar›n›n fiyatlar› belliyken, tüketicinin gelirinin nas›l bir s›n›r oluflturaca¤› flekil yard›m›yla gösterilebilir. (fiekil 3)
Tüketicinin, bütün gelirini yaln›zca fiyat› belli olan
(Y) mal›na harcad›¤›nda, (OA) kadar (Y) mal› tüketti¤i
varsay›ls›n. (X) mal›ndan da tüketmeye karar veren tü-
401
Efl Fayda Analizi
Efl Fayda Analizi
ketici (OX 1) miktar›nda (X) mal› tüketmek için (Y) mal›ndan (AY1) kadar fedakârl›kta bulunmak zorundad›r.
Daha aç›k bir deyiflle, s›n›rl› geliriyle ancak (OY1) kadar (Y) mal› tüketecektir. (X) mal›ndan tüketilen miktar
art›r›lmak istenirse (OX2) geliri s›n›rl› oldu¤undan (Y)
mal›ndan daha fazla fedakârl›k yapmak zorunlu olacakt›r. Tüketici gelirinin tamam›n› (X) mal› için kullanmak
istiyorsa, (Y) mal› tüketimi s›f›ra, (X) mal› tüketimi
(OB) miktar›na varacakt›r.
Dikkat edilecek olursa, tüketicinin s›n›rl› geliriyle
sat›n alabilece¤i çeflitli mal bileflimleri bir do¤ru yard›m›yla gösterilmektedir. Buna "bütçe do¤rusu" ad› veri lir. Do¤rusal iliflkinin nedeni aç›kt›r. (X) mal›n›n fiyat›
(Px), (Y) mal›n›n fiyat› (P y), tüketicinin veri geliri (I) olsun. (X) ve (Y) mallar›ndan sat›n al›nan (X) ve (Y) miktarlar› için ödenen meblâ¤lar s›ras›yla (PxX) ve (PyY)
kadar olacakt›r. Ödemelerin toplam› s›n›rl› geliri aflamayaca¤›na göre,
mektedir ya da ulaflabildi¤i en yüksek kay›ts›zl›k e¤risinin solundaki e¤riler üzerinde yer almaktad›r.fiu halde
tüketicinin dengesini sa¤layan biricik mal bileflimini (C)
noktas› vermektedir.
I = Px + PyY
yaz›labilir. Bütçe iliflkisini gösteren bu denklem do¤rusal bir ifade oldu¤una göre ad› geçen iliflki de bir do¤ru
ile gösterilir.
Bütçe do¤rusu tüketicinin s›n›rl› olanaklar›n› belirtti¤ine göre, bu s›n›rl› olanaklarla var›labilecek en yüksek
fayday› veren mal bileflimi tüketicinin dengeye ulaflmas›n› sa¤layacakt›r.
Tüketici dengesi, bütçe do¤rusu ile kay›ts›zl›k e¤rilerinin birlikte yer ald›¤› bir flekil yard›m›yla gösterilebilir. (fiekil 4)
fiekil 5. Gelirin Artmas›
Tüketici gelirinin de¤iflmesi, ayn› mal fiyatlar›nda
daha yüksek ya da daha düflük tüketim sonucunu yarat›r.
Bu sonucu aç›klamak için tüketici gelirindeki art›fl›n geometrik yorumu yap›labilir. Tüketicinin gelirinin tümünü (X) mal› için harcad›¤› durum, bütçe do¤rusunun yatay ekseni kesti¤i noktay›, (Y) mal› için harcad›¤› durum ise dik ekseni kesti¤i noktay› verir. Bütçe do¤rusunu gösteren
I = Px + PyY
denklemi
Y= –
fiekil 4. Tüketici Dengesi
fiekil 4’de bütçe olanaklar› (AB) do¤rusu ile gösterilmifltir. Bütçe do¤rusu kay›ts›zl›k e¤rilerinden bir tanesine mutlaka te¤et olacakt›r. (C) de¤me noktas›, veri
bütçe olanaklar›yla tüketicinin varabilece¤i maksimum
tatmin düzeyini sa¤layan (OYo - OXo) mal bileflimini
vermektedir. Bu husus flöyle kan›tlanabilir: (C) noktas›
d›fl›ndaki herhangi bir noktada tüketicinin dengeye ulaflmas› olanaks›zd›r. Çünkü di¤er noktalar ya veri bütçe
olanaklar›yla ulaflamayaca¤› mal bileflimlerini belirt-
Px
Py
X+
1
Py
I
fleklinde yaz›labilir. Dikkat edilecek olursa, do¤runun
e¤imi mallar›n fiyatlar› oran›na eflittir. fiu halde mal fiyatlar› de¤iflmeden (I) gelirinin artmas›, bütçe do¤rusunun yatay ve dik ekseni kesti¤i noktalar› ayn› oranda sa¤a kayd›racak, baflka bir deyiflle bütçe do¤rusu kendisine paralel olarak sa¤a kayacakt›r.
Böylece bütçe do¤rusu daha sa¤daki bir kay›ts›zl›k
e¤risine te¤et olacakt›r. Sonuç olarak, gelirin artmas› tüketiciyi daha yüksek bir tüketim düzeyinde dengeye getirecektir. Ancak daha yüksek tüketim düzeyinin her iki
maldan da mutlaka daha çok tüketildi¤i anlam›na gelemeyece¤ini hat›rlatal›m. Toplam faydan›n yükselmesi
için her iki maldan da daha çok tüketilmesi flart de¤ildir. Gelir art›fl› sonunda iki mal›n tüketimi ayn› ya da
de¤iflik oranda artabilece¤i gibi; birinin tüketimi artarken di¤irinin tüketimi azalabilir. Örne¤in (Y) mal› bir
düflük (inferior) mal ise gelir art›fl› bu mal›n tüketiminde azalmaya neden olabilir. Bu almafl›klar›n geometrik
yorumu afla¤›daki flekilde yap›lm›flt›r. Her almafl›¤›n
farkl› bir kay›ts›zl›k e¤risi tak›m›yla belirtildi¤ine dik402
Efl Fayda Analizi
Efl Fayda Analizi
fiekil 6. Gelirin Artmas›nda Almafl›klar
kat edelim. (fiekil 6)
Gelir artt›kça bütçe do¤rusunun sa¤a kaymas› sonunda var›lan yeni denge noktalar›n›, bütçe do¤rular›yla
kay›ts›zl›k e¤rilerinin de¤me noktalar› belirtiyordu. Bu
de¤me noktalar›n› birlefltiren e¤riye"gelir-tüketim e¤ri si" denir. fiekilde çeflitli almafl›klara göre gelir-tüketim
e¤rileri kesikli olarak çizilmifltir.
Bütçe do¤rusunun aç›k denkleminde e¤im, fiyatlar
oran›na eflittir. Demek ki fiyatlardaki de¤iflme bütçe
do¤rusunun e¤imini de de¤ifltirecektir. Örne¤in (Y) mal›n›n fiyat› (P y) de¤iflmezken, (X) mal›n›n fiyat› düflerse
bütçe do¤rusunun e¤imi azal›r ve tüketici yeni bir denge
noktas›na ulafl›r. Baflka bir yorumla, (Y) mal›n›n fiyat›
de¤iflmezken (X) mal›n›n fiyat›n›n düflmesi, bütçe do¤rusunun dik ekseni kesti¤i nokta de¤iflmeden, yatay ekseni kesti¤ noktan›n sa¤a kaymas› demektir. (fiekil 7)
gelere götürmekte ve (Px) düfltükçe daha çok (X) mal›
tüketilmektedir. Mal›n fiyat› ile talep edilen miktar› aras›ndaki tersine iliflki kay›ts›zl›k analizi yard›m›yla izlenebilir ve bu analiz yard›m›yla bireysel talep e¤risi çizilebilir.
fiekil 8. Gelir Etkisi - ‹kame Etkisi
Denge durumlar›n› belirten C1, C 2, C 3 de¤me noktalar›n› birlefltiren e¤riye fiyat-tüketim e¤risi ad› verilir.
Bu e¤ri, (Px) de¤iflirken, (X) ve (Y)’den birlikte ne kadar sat›n al›naca¤›n› göstermektedir.
fiekil 7. Fiyat De¤iflmesi
Böylece, dik ekseni kesti¤i nokta de¤iflmeden, bütçe
do¤rusunun sa¤a do¤ru aç›l›p giderek daha üst düzeydeki kay›ts›zl›k e¤rilerine te¤et olmas› tüketiciyi yeni den-
Kay›ts›zl›k e¤rileri tak›m›n›n pozisyonu, tüketicinin
be¤enisini yans›tmaktad›r. Be¤eniye göre kay›ts›zl›k tak›m› öyle pozisyonlarda olabilir ki, (Px) düflerken hem
(X) hem (Y) tüketimi artabilir; hatta (Y) tüketimi artarken (X) tüketimi azalabilir. Son duruma"tersine dönen
talep e¤risi" ad› verilir; çünkü (X) mal›n›n fiyat› düflerken talebi de azalmaktad›r.
403
Efl Fayda Analizi
Efl Fayda Analizi
Herhangi bir X mal›n›n fiyat›ndaki düflmenin, (X) aç›kt›r. Çünkü ayn› faydan›n tutturulabilmesi için azalan
tüketimi üzerinde iki tür etki yaratt›¤› aç›kt›r. (Px) düfl- (Y) mal› birimleri yerine giderek daha çok (X) mal› tütü¤ünde tüketicinin sat›n alma gücünde âdeta bir art›fl ketmek gerekmektedir. Ancak (X) mal› ile (Y) mal› tam
meydana gelmekte ve ayr›ca tüketicide fiyat› düflen mal› olarak birbirini ikame ediyorsa marjinal ikame oran› degöreli olarak pahal›ya gelen rakip mallar yerine ikame ¤iflmeyecektir. Bu oran kay›ts›zl›k e¤risinin birinci türeetme e¤ilimi do¤maktad›r. Bu etkilerden birincisine"ge - vine eflit oldu¤una göre, de¤iflmez marjinal ikame oran›,
lir etkisi", ikincisine"ikame etkisi" denilmektedir. Kay›t- do¤rusal kay›ts›zl›k fonksiyonu anlam›na gelir. (fiekil
s›zl›k analizi yard›m›yla gelir ve ikame etkisinin ge- 10) Bu uç durumun, ancak (X) ve (Y) ayn› mal ise söz
ometrik yorumu yap›labilir. (fiekil 8)
konusu olabilece¤i aç›kt›r.
(Px) düfltü¤ünde, bütçe do¤rusu sa¤a aç›l›p daha üst
düzeydeki bir kay›ts›zl›k e¤risine (B) noktas›nda te¤et Y
olacakt›r. Yani (X) mal›n›n tüketimi (X1 X3) kadar artm›flt›r. (B) dengesinde tüketicinin reel geliri (A) dengesinden daha yüksektir. Ne kadar yüksek oldu¤unu görebilmek için reel gelir art›fl›n› geometrik olarak elimine
etmeye çal›flal›m ve alt düzeydeki kay›ts›zl›k e¤risiyle,
yeni fiyatta oluflan bütçe do¤rusuna paralel bir te¤et çizelim. Bu te¤etin alt düzeydeki kay›ts›zl›k e¤risine de¤me noktas› (C) olsun. (C) noktas› gelir etkisinin bulunmad›¤› varsay›lan denge noktas›n› belirtmektedir. fiu
halde (X1 X3) tüketim art›fl›n›n (X 1 X2) kadar k›sm› ikame etkisinden, (X2 X3) kadar k›sm› ise gelir art›fl›ndan
do¤mufltur.
Kay›ts›zl›k e¤rileri tak›m›n›n pozisyonu (cebirsel
ifadesinin türü), tüketicinin be¤enisini yans›tmaktad›r. O
X
fiu halde (X) ve (Y) mallar›n›n fiyatlar› ve tüketicinin
geliri de¤iflmezken, be¤enide bir de¤ifliklik olursa, tükefiekil 10. Tam ‹kame Durumu
tici yeni bir dengeye varacakt›r. Durum flekil 9'dan izlenebilir.
(X) ve (Y) mallar› birbirini tam olarak tamaml›yorfiekil 9'da mal fiyatlar› ve gelir de¤iflmezken tüketicinin be¤enisinin (X) mal› lehine de¤iflti¤i varsay›lmak- sa, belli bir birim (X) mal› ile birlikte ancak, yine belli
tad›r. Böylece kay›ts›zl›k e¤rileri tak›m› pozisyon de¤ifl- birim (Y) mal› tüketilecektir. Bir çift ayakkab›n›n sa¤ ve
tirmekte (cebirsel ifade de¤iflmekte) ve tüketici dengesi sol teki gibi. Bu durumda kay›ts›zl›k e¤risi dirsekli bir
(A) noktas›ndan (B) noktas›na kaymaktad›r. (Px), (Py) biçim al›r.
ve (I) de¤iflmemifl, fakat tüketici daha çok (X) mal›, daY
ha az (Y) mal› tüketir duruma gelmifltir.
O
X
fiekil 11. Tam Tamamlama Durumu
fiekil 9. Be¤eni De¤iflimi
Marjinal ikame oran›n›n, (Y) mal› tüketimi daral›p
(X) mal› üretimi geniflledikçe azalan bir seyir izledi¤i
fiekil 11'de ancak (OX1) kadar (X) mal› ile (OY1) kadar (Y) mal› tüketilebilmektedir. (X) tüketimi hangi düzeyde olursa olsun, tüketici hep ayn› fayday› elde etmektedir. Ayn› durum (Y) mal› için de söz konusudur.
fiekil 10, 11’de çizilen kay›ts›zl›k fonksiyonlar›na
atipik kay›ts›zl›k e¤rileri denilmektedir.
404
Efl Fayda Analizi
Eflik
Tüketici dengesi, cebirsel olarak, ba¤l› maksimum
hali yard›m›yla analiz edilebilir. Maksimumu ya da minimumu aranan bir fonksiyonun yan›nda, fonksiyonun
de¤iflkenleri aras›ndaki di¤er baz› iliflkiler de yan koflullar olarak verilebilir. Bu takdirde, maksimum ya da minimum noktas›n›n koordinatlar› hesaplan›rken, ad› geçen yan koflullar›n da gözönüne al›nmas› gerekecektir.
"Ba¤l› maksimum ve minimum hali"ad› verilen bu durum say›sal bir örnekle aç›klanabilir.
Bir tüketicinin (x) ve (y) mallar› karfl›s›ndaki
kay›ts›zl›k durumu
nur.
fiimdi bu mal kombinezonunun maksimum fayday›
sa¤lad›¤› kan›tlanmaya çal›fl›ls›n. Fayda fonksiyonu olarak kay›ts›zl›k fonksiyonu kullan›l›p bu fonksiyonun
bütçe kofluluna göre ba¤l› maksimumu aranacakt›r.
Maksimum noktas›n›n koordinatlar› yukarda bulunan
mal kombinezonunu veriyorsa teorem kan›tlanm›fl demektir.
a
1+x
3y + 2x = 6
y=
denkleminin
–1
veya
x + xy + y + 1 = a
kay›ts›zl›k e¤rileri tak›m› ile belirtilsin. (y) mal›n›n
fiyat› 3 TL, (x) mal›n›n fiyat› 2 TL, tüketicinin geliri 6
TL olsun. Buna göre tüketicinin bütçe denklemi
3y + 2x = 6
do¤rusal iliflkisi ile gösterilebilir. Bu bütçe denklemi
dikkate al›narak tüketicinin faydas›n› maksimize edece¤i mal kombinezonu aranabilir. Bunun için önce bütçe
do¤rusunun kay›ts›z e¤rileri tak›m›nda hangi e¤riye te¤et oldu¤u hesaplanacak, sonra de¤me noktas›n›n belirdi¤i mal kombinezonunun fayday› maksimize etti¤i kan›tlanacakt›r.
y=
x + xy + y + 1 = a
a
1+x
kofluluna göre maksimumu aranmaktad›r. Bunun için
önce yeni bir (F) fonksiyonu düzenlenir:
F = x + xy + y + 1 + λ (y + 2x - 6)
(F) fonksiyonundaki (λ) katsay›s› sabit bir say› olup
"Lagrange çarpan›" ad›n› tafl›r. (F) fonksiyonunun (x,
y) ve (λ)’ ya göre k›smi türevleri al›n›p s›f›ra eflitlenerek, maksimumu veren (x, y) ve (λ) de¤erleri bulunur:
–1
δF
δx
= 1 + y + 2λ = 0
δF
δy
= x + 1 + 3λ = 0
δF
δλ
= 3y + 2x - 6 = 0
denklemi elde edilir. Bütçe do¤rusu ile hangi kay›ts›zl›k
e¤risinin te¤et oldu¤unu bulabilmek için, te¤et olma koflulu olarak bu ikinci dereceden ifadenin diskriminant›
s›f›ra eflitlenir.
Bu efl-anl› denklem sisteminden x = 7/4, y = 5/6 bulunur. Bulunan (x) ve (y) de¤erleri kay›ts›zl›k ifadesinde
yerine kondu¤unda yine
x + xy + 1 = 121/24
denklemine var›l›r ve teorem kan›tlanm›fl olur.
Tüketicinin geliri 6'dan 12'ye ç›kt›¤›nda ya da (x)
mal›n›n fiyat› 2'den 3'e yükseldi¤inde bütçe denklemi s›ras›yla
3y + 2x = 12
3y + 3x = 6
olarak yaz›labilir. Tüketicinin be¤eni ve al›flkanl›klar›n›n de¤iflmesi kay›ts›zl›k fonksiyonu, örne¤in
∆ = b2 - 4ac = 49 - 4(2) (-9 + 3a) = 0
2x + xy + y + 2 = a
a = 121/24
fleklinde yaz›larak gösterilebilir. Her durumda tüketici
dengesinin de¤iflece¤i aç›kt›r.
E. Alkin
ifadesi bütçe denkleminde yerine konarak
a
3
– 1 + 2x = 6
1+x
veya
(
)
2x2 - 7x - 9 + 3a = 0
Bütçe do¤rusunun te¤et oldu¤u kay›ts›zl›k e¤risi
x + xy + y + 1 = 121/24
x + xy + y - 97/24 = 0
olarak yaz›labilir. De¤me noktas›n›n koordinatlar›
2x2 - 7 x + 3a = 0
denkleminde (a) yerine bulunan de¤eri konularak ve
bütçe denkleminden faydalan›larak x= 7/4, y= 5/6 bulu-
Eflik
[Alm. Einführungspunkt] [Fr. Seuil] [‹ng. Threshold]
‹ktisadi ajan›n davran›fl›nda bir de¤iflmenin bafllad›¤›
noktad›r. Örne¤in fiyat beklentileri efli¤i, beklentilerin
fiyat de¤iflmeleri karfl›s›nda sürekli olarak de¤iflmedi¤ini, fiyat de¤iflme oran›n›n belirli bir noktay› geçtikten
sonra aral›klarla gözden geçirildi¤ini göstermektedir.
Son zamanlarda eflik kelimesi ücret sözleflmelerinin
405
Eflik Analizi
Efl Marjinal Fayda Kanunu
belirli bir endeksasyon fleklini tan›mlamak için kullan›lm›flt›r. Buna göre, enflasyon daha önceden tespit edilen
bir düzeye vard›ktan sonra sözleflmedeki flart uygulamaya konulmaktad›r. (Bkz. Eflik Etkisi)
D. Demirgil
Eflik Analizi
[Alm. Einfuhrungspunkt analyse] [Fr. Analyse du seuil]
[‹ng. Threshold analysis]
Yerleflme yerlerinin ve kamu hizmetlerinin arzu edilen
büyüklüklerini belirlemek için fiziki planlamada kullan›lan bir tekniktir. Analizin ana fikri, kamu hizmetlerinin arz›nda baz› bölünmezliklerin oldu¤u varsay›md›r.
Buna göre, bir kamu hizmetinin sa¤lanabilir olmas›, asgari ve azami nüfusa ba¤l›d›r. Bir kentin nüfusu belirli
bir hizmet için efli¤in alt›nda ise hizmetin sa¤lanmamas›, buna karfl›l›k nüfus maksimumu afl›yorsa hizmetin bir
kat art›r›lmas› gerekmektedir. Eflik tekni¤inin tamamen
fiziki limitlere dayanmas› ve alternatif hizmet düzeylerinin maliyetlerini hesaba katmamas› elefltirilmifltir. (Bkz.
Eflik, Eflik Etkisi)
D. Demirgil
Eflik Etkisi
[Alm. Einführungspunkteffekt] [Fr. Effet seuil] [‹ng.
Threshold effect]
Bir toplumun ödemeye haz›r oldu¤u vergi düzeyinin, bir
bunal›m ya da ulusal bir tehlike nedeniyle yükseltilmesidir. Savafl gibi durumlarda fertler daha yüksek bir vergi vermeye istekli olabilirler. Bu eflik afl›ld›ktan sonra,
savafl halinin geçmesine karfl›n, toplum bu yeni vergi
düzeyini ödemeye haz›r olabilir. Böylelikle oluflan eflik
etkisi, kamu harcamalar›n›n nispi olarak artmas›n›n en
önemli nedenini oluflturmaktad›r. (Bkz. Eflik, Eflik Ana lizi)
D. Demirgil
Eflik Fiyat
[Alm. E i n f a h r u n g p r e i s ] [Fr. Prix du seuil ] [‹ng.
Threshold number ]
AET ortak tar›m politikas› terimidir. Bu terim, üçüncü
ülke olarak adland›r›lan ve aralar›nda Türkiye'nin de bulundu¤u ülkelerden gelen ürünlerin toplulu¤a ithal edilebilece¤i en düflük fiyat› ifade ediyordu.Eflik fiyat, her
ürün için her ithal mevsiminde yeniden saptanmaktayd›.
Eflik fiyat›n alt›nda bir fiyatla ithal edilen ürünlere Avrupa Toplulu¤u taraf›ndan bir vergi yükleniyordu. Eflik
fiyat uygulamas› özellikle her türlü tah›l, pirinç, fleker,
süt ürünleri ve zeytinya¤›nda görülmekteydi. GATT'›n
Uruguay Round görüflmelerinin anlaflmayla sonuçlanmas› üzerine, de¤iflken tarifeler yerini sabit tarifelere b›rakm›fl ve eflik fiyat uygulamas›na son verilmifltir.
K. Mortan/fi.Akkaya
olarak kullan›lmaktad›r. Eflit ücret ilkesi ifadesini üç ayr› anlamda kullanmak ve aç›klamak mümkündür:
1) Ayn› iflyerinde ayn› ifli yapan kad›n ve erkek
iflçilerin eflit ücret almalar› demektir.
2) Farkl› iflyerlerinde çal›flsalar bile, ayn› iflkolunda
çal›flan ve ayn› ifli yapan iflçilerin ücretlerinin eflit olmas›
demektir.
3) Ayn› ifli yapan iflçilerin, farkl› iflkollar›nda çal›flm›fl olsalar bile, ücretleri eflit olmal›d›r. Örne¤in, "petrol" iflkolunda çal›flan bir ya¤l›boyac› ile "tekstil" iflkolunda çal›flan ve ayn› ifli yapan iflçinin ücretlerinin eflit
olmas› demektir.
Eflit ücret ilkesinin aç›klanan bu üç anlamda yayg›n
bir uygulama alan› bulmad›¤› görülmektedir. Ücretlerin
farkl›laflmas›nda iflçinin k›demi, verimlili¤i ve iflyerinin
bulundu¤u yer gibi faktörler etken olmaktad›r. Genellikle sendikalar bu ilkenin yukar›da aç›klanan üç farkl› uygulama fleklini de savunur ve toplu sözleflmelerde kabul
ettirmek isterler.
Günümüzde, bütün dünyada çal›flanlara âdil ücret
verilebilmesini ve verimin art›r›labilmesini sa¤layacak
ücret sistemleri gelifltirilmifltir. ABD'de bafllat›lan ve
sonralar› bütün dünyaya yay›lan, Türkiye'de de baz› iflkollar›nda kullan›lan ifl de¤erlendirme sistemleri, genifl
uygulama alanlar› bulmufltur. (Bkz. ‹fl De¤erlemesi)
E. Tokgöz
Efl Maliyet Do¤rusu
(Bkz. Efl Ürün Analizi)
Efl Marjinal Fayda Kanunu
[Alm. Gesetz der gleichen Grenznutzen] [Fr. Loi d'utili té marginale] [‹ng. Law of equal marginal utility]
Çeflitli mallar›n piyasa fiyatlar› karfl›s›nda, sabit gelirli
bir tüketicinin, azami tatmin ya da faydaya eriflmek için
harcad›¤› her lira bafl›na sa¤lad›¤› marjinal fayda n›n eflit
olmas› halini belirler.
Her mal›n (örne¤in flekerin) tüketim düzeyi, buna
harcanan her liraya isabet eden marjinal faydan›n öteki
herhangi bir mala (örne¤i tuza) harcanan lira bafl›na
marjinal faydas›na eflit olmal›d›r. E¤er, baflka bir mal lira bafl›na daha fazla marjinal fayda getiriyorsa, öteki
mallara giden liralar› geri al›p bu mala harcar›z. Ta ki
azalan marjinal fayda kanunu, lira bafl›na marjinal fayday› bütün mallar için eflit duruma getirsin. Öte yandan
herhangi bir mal›n lira bafl›na marjinal faydas› ötekilerine göre daha azsa, bu maldan daha az tüketilecektir. Ta
ki buna harcanan son liran›n marjinal faydas› ortak düzeye ç›ks›n.
Tüketici dengesinin bu temel koflulu, çeflitli mallar›n
marjinal faydalar› ve fiyatlar› ile flu biçimde yaz›l›r:
1. Mal›n MF = 2. Mal›n MF = Gelirdeki her lira
bafl›na ortak MF.
F2
F2
Eflit Ücret ‹lkesi
[Alm. Gleicher Lohn bei gleicher Arbeit] [Fr. Principe
du salaire égal ] [‹ng. Principle of equal wages]
Bu terim, eflit ifle eflit ücret ilkesinin k›salt›lm›fl flekli
Bu dengenin do¤rulu¤unu sa¤duyu ile de göstermek
mümkündür: fiekerin marjinal faydas› fiyat›n›n iki kat›,
tuzun marjinal faydas› fiyat›n›n üç kat› ise, denge duru406
Efl Oranl› Vergi
Efl-ürün Analizi
mu var m›d›r? Yoktur, çünkü tuza harcanan son para biriminden daha fazla fayda sa¤lanmaktad›r. Bu koflullar
alt›nda, bir miktar para düflük marjinal fayda sa¤lanan
flekerden geri al›n›p daha yüksek marjinal fayda sa¤lanan tuza kayd›r›l›rsa sonuç ne olacakt›r? ‹ki marjinal
fayda aras›ndaki fark kazan›lm›fl olacakt›r. Daha fazla
tuz sat›n almakla bu mal için harcanan son liran›n getrdi¤i marjinal fayda azalacak daha az fleker tüketmekle
bu mala harcanan paran›n getirdi¤i marjinal fayda artacakt›r. Efl marjinal faydalara do¤ru hareket edildikçe,
do¤ru marjinal eflitlikte dengede olana kadar, daha fazla
toplam fayda elde edilmektedir.
D. Demirgil
Efl Oranl› Vergi
[Alm. Proporitionelle-Steuer-Rate ] [Fr. Impôt proporti onel] [‹ng. Flat-rate tax, Single-rate tax ]
Al›nacak vergi miktar›n›n hesaplanmas›nda matraha uygulanacak oran, matrah›n artmas› halinde de¤iflmeyen
tek bir oran ise bu tür vergilere efl oranl› (tek oranl›)
vergiler denir. Vergi matrah› ne olursa olsun, vergi oran›
de¤iflmemektedir. Bu durumda, matrah›n art›fl› ölçüsünde verginin de artmas› do¤ald›r. Kurumlar vergisinin
%25, emlâk vergisinin % 04 ve % 06 olarak saptanm›fl
bulunmas› gibi.
G. Coflkun
fiekil 1. Efl-Ürün E¤ileri
E¤rilerin orijine göre içbükey olmalar›n›n nedeni,
azalan marjinal ürün e¤ilimidir. Kullan›lan sermaye birimleri azal›r emek artarken, eme¤in marjinal ürününün
düflmesi nedeniyle, ayn› üretim düzeyini tutturmak için
azalan her sermaye birimi yerine, giderek daha çok
emek ikame etmek gerekecektir. Ancak iki faktörün birbirini ikame etmesinin s›n›rlar› bulunaca¤›n› düflünmek
de gerçekçi olacakt›r. Bu s›n›rlara ulafl›ld›¤›nda, azalan
faktör yerine di¤erlerinden kullan›lan miktar› art›rarak
ayn› üretim düzeyini tutturmak olanaks›z hale gelebilir.
Eflrefi Alt›n›
1744 tarihinden itibaren piyasada görülmeye bafllayan, 1
dirhem a¤›rl›¤›nda, 970 ayarda alt›nd›r.
H. Kazgan
Efl-Ürün Analizi
[Alm. Analyse der glercher Ausbringung] [Fr. Analyse
des contours d'égalite de produit ] [‹ng. Isoquants analy sis]
Üretici dengesinin nas›l belirlendi¤ini aç›klamada kullan›lan bir araçt›r. Firma üretim fonksiyonu
O = f(L,K)
olarak yaz›labilir. Burada (O) üretim düzeyini, (L) ve
(K) s›ras›yla kullan›lan emek ve sermaye miktarlar›n›
göstersin. Belli bir üretim düzeyini elde etmek için
emek ve sermaye çeflitli kombinezonlar halinde kullan›labilir. Kullan›lan sermaye miktar›n› azalt›p, azalan sermaye yerine eme¤i ikame ederek, yani kullan›lan emek
miktar›n› art›rarak ya da eme¤i azalt›p sermayeyi art›rarak hep ayn› üretim düzeyi tutturulabilir. Ayn› üretim
miktar›n› veren say›s›z emek-sermaye kombinezonu eflürün fonksiyonunu ve efl-ürün e¤risi ni meydana getirir.
Her iki üretim faktöründen kullan›lan miktarlar art›r›l›rsa, daha yukar› düzeyde efl-ürün e¤rilerine var›lacakt›r.
Efl-ürün e¤rileri flekil 1’de gösterilmektedir.
fiekil 2. Marjinal ‹kame Oran›
fiekil 2'de kullan›lan sermaye miktar›nda K1, K2 (=
AC) kadar bir azalma halinde ayn› üretim düzeyinin
sa¤lanmas› için kullan›lan emek miktar›nda L 1 , L 2
(=BC) kadar art›fl olmaktad›r.
Sermaye de¤iflikli¤i ∆K ile, emek de¤iflikli¤i ∆L ile
gösterildi¤inde (AC/BC ya da) ∆K/∆L oran›, sermayenin ne oranda emek ile ikame edildi¤ini belirtmektedir.
Bu orana marjinal ikame haddi denir. Marjinal ikame
haddi, (AB) kiriflinin e¤imine eflittir. Daha duyarl› bir
oran için (B) noktas›n›n (A)’ya çak›flmas› gerekti¤i, bu
durumda (AB) kiriflinin efl-ürün e¤risine (A) noktas›ndan çizilen te¤et haline gelece¤i ve marjinal ikame haddinin de birinci türeve dönüflece¤i aç›kça görülüyor.
Dikkat edilecek olursa, emek kullan›m› artt›kça marjinal
407
Efl-Ürün Analizi
Efl-Ürün Analizi
ikame oran› azalan bir seyir izleyecektir.
Faktör fiyatlar› veri iken firma çeflitli sermaye ve
emek kombinezonlar›n› ayn› maliyeti yüklenerek kullanabilir. Bu ilifliki, veri fiyatlar nedeniyle do¤rusal bir
fonksiyon oluflturur. Ad› geçen do¤rusal fonksiyona efl
maliyet do¤rusu denir. Sermaye ve emek faktörlerinin
fiyatlar› veri iken firman›n parasal olanaklar›n›n üretime
nas›l bir s›n›r çizece¤i flekil yard›m›yla gösterilebilir.
(fiekil 3)
fiekil 4. Firma Etkinli¤i
fiekil 3. Efl Maliyet Do¤rular›
Firman›n tüm parasal olanaklar›n› yaln›zca fiyat›
belli olan sermaye için kulland›¤› (OA) kadar sermaye
sat›n ald›¤› varsay›ls›n. Emek istihdam etmeye de karar
veren firma, (OL1) kadar emek kullanmak için (AK1)
kadar sermaye fedakârl›¤›nda bulunmak zorundad›r. Daha aç›k bir deyiflle (OL1) kadar emek kullanan firma, s›n›rl› olanaklar›ndan geri kalanla ancak (OK1) kadar sermaye kullanabilir. Kullan›lan emek miktar› art›r›lmak
istenirse (OL2), olanaklar s›n›rl› oldu¤undan, sermayeden daha çok fedakârl›k yapmak zorunlu olacakt›r. Firma olanaklar›n›n tamam›n› emek için kullanmak istiyorsa sermaye kullan›m› s›f›ra, emek kullan›m› (OB) miktar›na varacakt›r.
Firman›n s›n›rl› olanaklar›yla kullanabilece¤i çeflitli
faktör bileflimleri bir do¤ru yard›m›yla ele al›nmaktad›r.
Bu do¤ru
C = PLL + PKK
denklemi ile ifade edilebilir. Burada kullan›lan emek ve
sermaye miktarlar› ile emek ve sermaye fiyatlar› s›ras›yla (L, K, PL) ve , (PK) ile gösterilmifltir. (C) ise çeflitli
emek-sermaye bileflimlerinin oluflturaca¤› efl-maliyeti
belirtmektedir. Firman›n olanaklar› geniflledikçe efl-maliyet dorular› sa¤ yukar› do¤ru kayacakt›r.
Efl-ürün e¤rileri ile belli bir efl-maliyet do¤rusu ayn›
koordinat sisteminde çizildi¤inde, efl-maliyet do¤rusunun efl-ürün e¤rilerinden birine te¤et oldu¤u görülecektir. De¤me noktas›, belirli maliyet koflullar›nda firman›n
üretimini maksimize edecek faktör bileflimini verir (fiekil 4).
fiekilde efl-ürün e¤rileri tak›m› ile firman›n s›n›rl›
olanaklar›n› belirten efl-maliyet do¤rusu çizilmifltir. Eflmaliyet do¤rusu (O2) efl-ürün e¤risine (E) noktas›nda te¤et olmaktad›r. fiu halde firman›n s›n›rl› olanaklar›yla
ulaflabilece¤i en yüksek üretim düzeyi, (O2) efl-ürün e¤ risiyle belirtilen üretim miktar›d›r. Firma bu üretim düzeyini tutturabilmek için (OK 0) kadar sermaye ve (OL0)
kadar emek kullanacakt›r.
E denge noktas› baflka bir aç›dan da de¤iflik flekilde
yorumlanabilir. (O2) efl-ürün e¤risi üzerinde her noktada
teknik etkinlik ayn›d›r. Ancak, (E) noktas› ayn› teknik
etkinli¤i veren çeflitli faktör bileflimleri içinde en az
masraf› gerektireni belirtmektedir. fiu halde (OK0- OL0)
faktör bileflimi, firma için bir denge koflulu say›labilir.
Firman›n olanaklar›n›n de¤iflmesi, ayn› faktör fiyatlar›nda daha yüksek ya da daha düflük üretim sonucu yarat›r. Bu sonucu aç›klamak için olanaklardaki genifllemenin geometrik yorumu yap›labilir. Firman›n tüm olanaklar›n› sermaye için kulland›¤› durum, efl-maliyet
do¤rusunun dik ekseni kesti¤i noktay›, emek için kulland›¤› durum ise yatay ekseni kesti¤i noktay› verir. Efl
maliyet do¤rusunu gösteren
C = P L L + P KK
denklemi
K = –
PL
PK
L +
1
PK
C
fleklinde yaz›labilir. Dikkat edilecek olursa, do¤runun
e¤imi faktör fiyatlar› oran›na eflittir. fiu halde faktör fiyatlar› de¤iflmeden firman›n olanaklar›n›n (C'nin) artmas›, efl-maliyet do¤rusunun dik ve yatay ekseni kesti¤i
noktalar› ayn› oranda sa¤a kayd›racak, baflka bir deyiflle
efl-maliyet do¤rusu kendisine paralel olarak sa¤a kayacakt›r. Böylece efl-maliyet do¤rusu daha sa¤daki bir eflürün e¤risine te¤et olacakt›r. (s. 409, flekil 5)
408
Efl-Ürün Analizi
Etibank
e¤rilerine te¤et olmas›, firmay› yeni dengelere götürmekte ve (PL) düfltükçe daha çok emek kullan›lmaktad›r.
Denge durumlar›n› belirten E1, E 2, E 3, de¤me noktalar›n› birlefltiren e¤riye "fiyat-faktör e¤risi" ad› verilir.
Fiyat-faktör e¤risinin (flekil 6) de çeflitli almafl›klara göre de¤iflik biçimler alaca¤› aç›kt›r.
E. Alkin
Efl-Ürün E¤risi
(Bkz. Efl -Ürün Analizi)
Efl Varyansl›l›k
fiekil 5. Geniflleme Yolu
Sonuç olarak, olanaklar›n genifllemesi firmay› daha
yüksek bir üretim düzeyinde dengeye getirecektir. Olanaklar geniflledikçe efl-maliyet do¤rusunun sa¤a kaymas› sonunda var›lan yeni denge noktalar›n› efl-maliyet
do¤rular›yla efl-ürün e¤rilerinin de¤me noktalar› belirtilmektedir. Bu de¤me noktalar›n› birlefltiren e¤riye (FF
e¤risine) geniflleme yolu denir.
fiekil 6. Fiyat Faktör E¤risi
Üretimin artmas› için her iki faktörden de daha çok
kullan›lmas› flart de¤ildir. Olanaklar›n art›fl› sonunda iki
faktörün kullan›m› ayn› ya da de¤iflik oranda artabilece¤i gibi, birinin kullan›m› artarken di¤erinin kullan›m›
azalabilir. Bu almafl›klar›n geometrik yorumu yap›labilir. (fiekil 5)
Efl-maliyet do¤rusunun aç›k denkleminde e¤imin
faktör fiyatlar› oran›na eflit oldu¤u aç›kt›r. Fiyatlardaki
de¤iflme efl-maliyet do¤rusunun e¤imini de¤ifltirecektir.
Örne¤in, sermaye fiyat› (P K) de¤iflmezken, eme¤in fiyat› (PL) düflerse efl-maliyet do¤rusunun e¤imi azal›r ve
firma yeni bir denge noktas›na ulafl›r. Sermaye fiyat› de¤iflmezken emek fiyat›n›n düflmesi, efl-maliyet do¤rusunun dik ekseni kesti¤i nokta de¤iflmeden yatay ekseni
kesti¤i noktan›n sa¤a kaymas› demektir. Böylece, dik
ekseni kesti¤i nokta de¤iflmeden, efl-maliyet do¤rusunun
sa¤a do¤ru aç›l›p, giderek daha üst düzeydeki efl-ürün
[Alm. Homograder Fall ] [Fr. Divergence similaire]
[‹ng. Homoscedasticity]
Bir regresyon denkleminde katsay›lar›n en küçük kareler metodu ile tahmin edilmesi halinde, bu tahmin edicilerin minimum varyansl› do¤rusal, sapmas›z olabilmeleri için hata terimi (ε)’un varyans› ile ilgili bir varsay›md›r. Bunu, hata teriminin varyans-kovaryans matrisi diyagonal elemanlar›n›n birbirine eflit ve (σ2ε) olmas› fleklinde belirtebiliriz. Ço¤u zaman efl varyansl›l›k ile birlikte art›klar aras›nda otokorelasyon bulunmad›¤› varsay›m› da yap›ld›¤›ndan, efl varyansl›l›k ve otokorelasyon
olmamas› varsay›ld›¤›nda hata terimlerinin varyans-kovaryans matrisi,
E (ε ε') = σ2 Ι
ε
I = birim matris
σ2 = ε'lar›n efl varyans›n›n büyüklü¤ü fleklinde ifade edilir.
ε
Efl varyansl›l›k varsay›m›, regresyon katsaylar› ile
ilgili aral›k fleklinde tahminler, hipotez testlerinin
geçerlili¤i ve katsay› tahminlerinin minimum varyansl›
olmalar› için bir ön gerektir; fakat tahmin edicilerin
sapmas›z olmas› için ön gerek de¤ildir. Yani efl
varyansl›l›k yoksa, bu regresyon katsay›lar› ile ilgili en
küçük kareler tahmin edicilerinin sapmal› olmas› sonucu
elde edilmez. (Bkz. Otokorelasyon, De¤iflen Varyans.)
U. Korum
Etibank
Madencilik, metalürji, enerji, kimyasal ürünler, bankac›l›k alanlar›nda etkinlik göstermek üzere, 2.6.1935 tarih
ve 2805 say›l› yasayla kurulmufl olan kamu iktisadi kuruluflu.
Temel ifllevi, Maden Tetkik Arama (MTA) ve
Elektrik ‹flleri Etüd ‹daresi'nin onay verdi¤i maden ve
enerji kaynaklar›n› iflleterek ticari giriflimler kurmak ve
finanse etmek olan kurulufl, çal›flma ve uzmanl›k alanlar›n›n h›zla büyümesi sonucu, çelik, kömür ve elektrik iflletmelerini de¤iflik tarihlerde (1955, 1957, 1970) Türkiye Demir Çelik ‹flletmeleri (TDÇ‹), Türkiye Kömür ‹flletmeleri (TK‹) ve Türkiye Elektrik Kurumu'na (TEK)
devretti.
409
Eti G›da Sanayi ve Ticaret A.fi.
Et ve Bal›k Kurumu
Yine kendi hizmet alan›yla s›n›rl› olan bankac›l›k çal›flmalar›nda gerekli yasal de¤iflikliklerin gerçeklefltirilmesiyle ticari bankac›l›¤a yöneldi (1955).
Kamu iktisadi kurulufllar›na iliflkin ç›kart›lan
8.6.1984 tarih ve 233 say›l› yasa hükmünde kararnameyle ana statüsü yeniden düzenlenerek hukuksal yap›s›, örgüt yap›s›, amaç ve çal›flma koflullar›nda düzenlemelere gidildi.
1993'te özellefltirilme kapsam›na al›narak Etibank
Bankac›l›k Anonim Ortakl›¤›'na dönüfltürüldü.
Bu ba¤lamda, Etibank A.O. yaln›zca bankac›l›k etkinliklerini yürütürken, iflletmeler, Etibank Genel Müdürlü¤ü bünyesinde kald›.
1995 y›l› itibariyle ödenmifl sermayesi 2,3 trilyon TL
olan Etibank A.O.'n›n, yine ayn› y›l toplam mevduat›
28,052 trilyon TL'ye, kulland›rd›¤› krediler toplam›
14,088 trilyon TL'ye ulaflt›. Buna karfl›l›k, zarar› 9,253
trilyon TL olarak gerçekleflti.
fiube say›s›: 130
Personel say›s›: 2 436
temel alarak ücretleri belirlemeyi kabul edebilirler. Ancak bu konuda sa¤l›kl› bir karara varabilmek için üretim
teknolojisinin çok yak›n olarak bilinmesi, emek d›fl›ndaki üretim girdilerinin de¤iflmemesi, eme¤in yapt›¤› iflin
objektif olarak tan›mlanmas› gerekmektedir. Bu nedenle
geliflmekte olan ülkelerde etkinlik pazarl›¤›na dayanan
ücret belirlemesi büyük güçlük gösterir.
K. Mortan
Et ve Bal›k Kurumu
1.10.1952 tarihinde K/871 say›l› kararnameyle 40 milyon TL sermayeli ve Ticaret Bakanl›¤›'na ba¤l› bir kamu iktisadi teflekkülü olarak kuruldu. 1.1.1953'te faaliyete geçti.
‹lk et kombinas› 1953'te Erzurum'da hizmete aç›ld›.
Bunu, Ankara (1955), Konya (1956) ve ‹stanbul / Zeytinburnu (1956) kombinalar› izledi.
Ana statüye göre flirketin amaç ve etkinlik alanlar›
flöyledir:
Kasapl›k hayvanlarla et, bal›k ve kümes hayvanlar›n›n üreticiden al›nmas›, kesilmesi, sat›lmas›, gerekti¤inde ithal edilmesi, ifllenerek mamul hale getirilmesi, yan
ürünlerinin üretilmesi ve bunlar›n korunmas›, iç ve d›fl
pazarlarda sat›lmas›.
Fonksiyonlar›na göre yurt içinde ve d›fl›nda,
a) Tesisler kurmak, iflletmek, sat›n almak, kiralamak
ve bunlarla ilgili taahhüt ve müflavirlik hizmetlerini yapmak veya yapt›rmak,
b) Firmalarla, lisans, teknik beceri (know-how) ve
her türlü s›nai mülkiyete iliflkin anlaflmalar yapmak, yurt
içinde ve yurt d›fl›nda etkinlik alanlar›yla ilgili tesislerin
kurulmas› ve iflletilmesi için taahhütlere girmek, yerli ve
yabanc› hakiki ve tüzel kiflilerle kendi etkinlik alan›yla
ilgili iflbirli¤i ve ortakl›k anlaflmalar› yapmak, kurulmufl
olan flirketlere kat›lmak veya yeni flirketler kurmak,
c) Amaç ve etkinlik alanlar›yla ilgili her türlü tafl›mac›l›¤› yapmak veya yapt›rmak, bunlarla ilgili ulafl›m
araçlar› sat›n almak, satmak, kiralamak, iflletmek, kiraya
vermek, depolar tesis etmek, kiralamak, iflletmek, kiraya
vermek, so¤uk depoculuk hizmetleri yapmak,
d) Etüd, e¤itim, araflt›rma ve gelifltirme etkinliklerinde bulunmak,
e) ‹lgili mevzuat hükümleri dahilinde her türlü tahvil
ve menkul k›ymetler ç›kartmak.
18.6.1984 tarih ve 233 say›l› kanun hükmünde kararname hükümlerine ba¤l› bir kamu iktisadi teflekkülü olarak an›lan kararname ve buna iliflkin sair kararnameler
ve bunlara dayan›larak ç›kar›lan ana statü hükümlerine
göre etkinliklerini sürdürmekteyken, kurum, 20.5.1992
tarih ve 92/3088 say›l› bakanlar kurulu karar›yla özellefltirme kapsam›na al›nd›. Yüksek Planlama Kurulu'nun
22.1.1993 tarih ve 93/2 say›l› karar› ile "Et ve Bal›k
Ürünleri A.fi." ad›n› ald›.
fiirket, günümüzde 16 et kombinas›, 1 tavuk kombinas›, 1 bal›k mamulleri fabrikas›, 1 et sanayi iflletmesi
ve 1 so¤uk hava deposuyla üretim ve korumaya yönelik
olarak etkinliklerini sürdürmekte, güçlü ulafl›m filosu
(48 adet TIR arac›, 67 frigorifik, 84 termos kamyon)
yurt içinde, yurt d›fl›nda ve kombinalar aras›nda hizmet
Eti G›da Sanayi ve Ticaret A.fi.
Merkezi Eskiflehir'de olan firma. 1961'de ET‹ Bisküvi
Fabrikas›-Firuz Kanatl› unvan› ile kuruldu. Kurulufl kapasitesi 3 vardiyada 3 ton olarak belirlenmifltir. Kurulufl
an›nda Bat› Alman teknolojisi seçilmifltir. (Hekrona firmas›) Bu firmadan taval› sistem Eskiflehir'de kurularak
üretime geçilmifltir. 1963 y›l›nda Eskiflehir'in teknik
imkânlar› ve birikimleri ile tesis büyütülerek 3 vardiyada 7 ton bisküvi kapasitesine ç›kar›lm›flt›r. Ancak bisküvi üretiminde taval› sistem geri bir teknolojiyi içerdi¤inden, daha sonra yine bölge imkânlar› ile daha ileri bir
teknik olan bantl› sisteme geçilmifltir. Böylece 1968 y›l›nda 3 vardiyada 20 ton bisküvi üretim kapasitesine
ulaflm›flt›. 1980 y›l›n da firman›n kendi imkânlar› ile kapasitesi 145 ton/günü bulmufltur. Bu y›la dek bisküvi arz› sürekli talebin gerisinde kal›rken, 1981'de kurulan %
68'i ET‹ G›da Sanayi ve Ticaret A.fi.'ne ait olan Tam
G›da A.fi. kurularak Türkiye'nin talep fazlas› dengelenmifltir.
fiirket A.fi. statüsünde bir aile flirketi olup, flirketin
kurucusu ve en büyük paydafl› Firuz Kanatl›'d›r.
fi. Özgencil
Etkinlik Pazarl›¤›
[Alm. Produktivitätsverhandlung] [Fr. Marchandage de
productivité] [‹ng. Produvtivity bargaining]
Etkinlik (prodüktivite), ç›kt›y› (output) maliyetlerle k›yaslama ile belirlenir. Bu amaçla girdi (input) olarak
kullan›lan miktar ve fiyatlar esas al›n›r.
Ekonomik etkinlik,belirli bir miktardaki üretim hedefine ulaflmak için, maliyetlerin asgariye indirilmesi ya
da belirli bir maliyet düzeyinde üretimin azamiye ç›kar›lmas›d›r.
Toplu pazarl›k görüflmelerinde bazen ücretlerin yükseltilme oran› eme¤in etkinlik art›fl›yla düzenlenir. ‹flçi
ve iflveren temsilcileri belli bir dönemde emek verimini
410
Euler Teoremi
Eurocurrency Çarpanlar›
vermektedir.
1995 y›l›nda ödenmifl sermayesi 2,650 trilyon TL
olan, 34 472 ton k›rm›z› et, 5 921 ton beyaz et üreten ve
14,1 milyar TL zarar eden kurum, 4 808 personel istihdam etmektedir.
Bafll›ca ifltirakleri: Antalya Mezbaha ve So¤uk Depoculuk Ltd. fiti, Bal›kesir So¤uk Depoculuk Ltd. fiti,
Elya¤ A.fi.
Dolar ya da Sterlin mevduat› Tokyo ya da Singapur'daki
bankalarda tutuldu¤unda da, bu bir Euro-Dolar ya da
Euro-Sterlin'dir ve bunun Paris'teki Euro-Dolar ya da
Euro-Sterlin'den fark› yoktur.
Dövizlerin yasal dolan›m alanlar› d›fl›ndaki bankalarda oluflturduklar› döviz mevduatlar› bu bankalar taraf›ndan de¤iflik vadelerde ödünç olarak kulland›r›l›r. Bu
ödünçler, dövizin kayna¤›n› oluflturan ülkenin emisyonunda bir art›fl olmaks›z›n, söz konusu dövizin uluslararas› düzeydeki hacmini geniflletir.
1960'l› y›llar›n bafl›nda bu uygulama Dolar ile ve belirli merkezlerde yap›l›rken Euro-Dolar piyasalar› giderek genifllemifl ve Dolar d›fl›ndaki di¤er baz› aranan paralar› içine alm›fl (Euro-Currency terimi buradan gelmektedir), kredi ifllemleri k›sa vadeliden orta ve uzun
vadeliye kaym›fl (orta vadeli krediler için Euro-Kredi,
uzun vadeliler için Euro-Tahvil ya da Euro-Emisyon terimleri kullan›lmaktad›r) ve nihayet bu piyasalarda ifllem yapanlar özel kiflilerden kamu kurulufllar›na ve hatta merkez bankalar›na kadar uzanm›flt›r. (Bkz. EuroMarket).
S. Abaç
Euler Teoremi
[Alm. Eulersche Theorem] [Fr. Théorème d'Euler] [‹ng.
Euler's theorem]
Matematikçi Euler'in, ad›yla an›lan teorimidir. Teorem,
üretim fonksiyonunda üretim maliyeti ile gelir ve ç›kt›
eflitli¤inin sa¤lanmas›nda ne gibi yaklafl›mlar gerektirdi¤ini ve marjinalist gelir bölümünü matematik yoldan
göstermektedir. (Bkz. Üretim Faktörleri).
K. Mortan
EURATOM
(Bkz. Avrupa Atom Enerjisi Toplulu¤u).
Eurocurrency Çarpanlar›
Euro-Bond Piyasas›
[Alm. Euro-Bond Markt] [Fr. Euro-Bond, Euro-émissi on] [‹ng. Euro-Bond Market]
Euro-bond piyasas›, yirminci yüzy›l›n ikinci yar›s›nda
geliflmifltir. Döviz karfl›l›¤› sat›lan ve sürümü uluslararas› mali arac›l›k sendikalar› arac›l›¤›yla gerçeklefltirilen
tahvillere "Euro-bond" denilmektedir. Euro-bond ifllemlerine ait haberler ve istatistikler, Association of International Bond Dealers taraf›ndan yay›mlanmaktad›r. Eurobond'lar›n çeflitli tipleri vard›r. Hisse senedine çevrilebilir tahviller, indeksli tahviller, portföy tahvilleri ve mülkiyet hakk›na dönüfltürülebilir tahviller gibi. (Bkz. Eu ro-Dolar ).
F. Ergin
Euro-Currency
[Alm. Euro-Currency ] [Fr. Euro-Devises, Euro-Moné taire ] [‹ng. Euro-currency ]
Kendi ulusal ekonomilerinin yasal dolan›m devreleri d›fl›nda kalarak uluslararas› finans kurulufllar›nca çeflitli
mali operasyonlara konu edilen konvertibl paralar d›r.
bunlara "göçmen paralar" da denilmektedir.
Euro-Currency banknot fleklindeki paralar de¤ildir.
Bunlar kaydi para ya da banka mevduat›d›r. Ne var ki
bu mevduat, ulusal paralar›n ulusal s›n›rlar d›fl›ndaki bir
baflka deyiflle yasal dolan›m alanlar› d›fl›ndaki finansal
kurulufllara yat›r›lmas›yla oluflmufltur. Örne¤in, söz konusu ulusal para Dolar ise Euro-Dolar, Dolar'lar›n örne¤in, Londra'da, Paris'te, Zürih'te ya da Milano'da, ama
mutlaka ABD d›fl›nda bankalara yat›r›lmas›yla oluflmaktad›r. "Euro" ifadesi mevduat›n yat›r›ld›¤› yerin Avrupa
oldu¤una iflaret etmektedir ve pratikte de birçok durumda böyle olmaktad›r. Ancak bu bir zorunluluk de¤ildir.
[Alm. Multiplizierungsefekt der Eurocurrency] [Fr.
Multiplicateurs d’eurocurrency ] [‹ng. Eurocurrency
multipliers]
Uluslararas› para piyasas›nda faaliyet gösteren bir bankaya (D) miktar›nda eurocurrency transfer edildi¤ini
varsayal›m. Transfer edilen (D) miktar›nda eurocur rency, bankan›n döviz mevduat› hesaplar›na kaydedilir.
Para otoritesi, bankalar› döviz mevduat›n›n belirli bir
yüzdesini ankese ay›rmakla yükümlü tutabilir. Döviz
mevduat›ndan ayr›lan ankes, genellikle merkez bankas›
emrine tahsis edilir.
Döviz mevduat›ndan ankes ayr›ld›ktan sonra kalan
miktar "serbest kambiyo fonu"dur. Ankes ya da rezerv
oran›n› (r) ile gösterelim. Bankan›n euro currency mevduat›ndan serbestçe kullanabilece¤i oran g(=1-r)'dir.
Kullan›lan (gD) miktar›nda dövizden bir k›sm›, yine
mevduat olarak banka sistemine döner. Operasyonlar
kaydi para ile yap›ld›¤›ndan, dönüfl oran› daima s›f›r›n
üstünde bir büyüklüktür. Dönüfl oran›n›n (h) oldu¤unu
kabul edelim. (D) miktar›ndaki döviz mevduat›ndan
aç›lm›fl kredilerin ilk kademede banka sistemine yeniden dönecek tutar› (ghD)'dir.
Ayn› devre bir kez daha tekrarlan›rsa, geri dönen
miktar D(gh)2'ye iner. Üçüncü kademede, banka sistemindeki eurocurrency mevduat› D + ghD + (gh)2D miktar›na eriflir.
Devreler tamamlan›nca, eurocurrency mevduat piramidinin toplam› flöyle olur:
Toplam döviz mevduat› = D 1
1 – gh
Milton Friedman'a göre (1/1-gh), eurocurrency mevduat çarpan›d›r.
411
Eurocurrency Çarpanlar›
Euro-Dolar
Bankaya (D) miktar›nda döviz mevduat› yat›r›lmas›yla bafllayan devre sonunda, banka sisteminde (1/1-gh)
döviz mevduat› oluflmaktad›r.
Amerika Birleflik Devletleri'nden bir Avrupa ticaret
bankas›na transfer edilen 1 milyon dolarl›k mevduat,
dolafl›m devresi sonunda, çarpan etkisiyle orijinal miktar›n›n çok üstüne ç›kabilmektedir. Transferi yapan
Amerika bankas›n›n dolar mevduat› yaln›z bir milyon
eksilirken d›flar›daki banka sisteminin dolar mevduat› (1
milyon dolar x 1/1-gh) miktar›nda görünmektedir.
E u r o c u r r e n c y piyasas›nda faiz oranlar› merkez
bankalar›n›n uygulad›klar› oranlardan daha yüksektir.
Aradaki fark bazen önemli boyutlara ç›kmaktad›r. Merkez bankalar›n›n, faiz fak›ndan yararlanmak için,
rezervlerini ticaret bankalar›na mevduat olarak yat›rd›klar› görülmüfltür. Ticaret bankalar›na para otoritesini
temsil eden kurumdan gelen mevduat da, aynen Fried man'›n iflaret etti¤i eurocurrency çarpan›n› iflletmektedir.
Ticaret bankalar› kabul ettikleri döviz mevduat›n›
kârla devretmek f›rsat›n› kollarlar. Likidite gereksinimini karfl›lamak için de ellerindeki fonlar› piyasaya arzedebilirler.
Merkez bankas›, kambiyo piyasas›nda masif al›m sat›m yapan operatörlerden biridir. Ekonominin dengesini
ve kambiyonun istikrar›n› korumakla görevlidir. Rezervlerini beslemek ya da piyasalar› dengede tutmak
için, gerekti¤inde karfl›l›¤›n› emisyonla ödeyerek döviz
al›mlar› yap›labilir.
Ticaret bankas›, kendisine yat›r›lm›fl (D) miktar›nda
döviz mevduat›ndan (gD) kadar›n› piyasaya sürmüfl ve
arzetti¤i dövizi merkez bankas› alm›fl olsun. Merkez
bankas›n›n t 0 tarihinde ald›¤› dövizi, t1 veya t 2 tarihinde
satarak elden ç›karmas› normaldir. Kambiyo piyasalar›nda fonlar›n büyük bir h›zla sahip de¤ifltirmesine daima rastlanabilir. Merkez bankas› da, sözünü etti¤imiz
döviz mevduat›ndan (kgD) miktar›n› k›sa bir süre sonra
sat›fla ç›karabilir ve dövizin al›c›s›, ticaret bankas›na
mevduat olarak yine yat›rabilir.
Döviz alan ve satan merkez bankas› ile ticaret bankalar› ayn› ülkede olabilecekleri gibi baflka ülkelerde de
olabilirler.
Ticaret bankalar› sisteminin T hesaplar›na bakt›¤›m›zda flu durumu görürüz:
‹lk yat›r›lan döviz mevduat› (D), banka (D) miktar›nda döviz sat›fl› yapt›ktan sonra da, T hesab› pasifindeki yerini korumaktad›r. Yani mevduat sahibi vadesinde
dövizini geri çekebilecektir.
Merkez bankas› satt›¤›nda ticaret bankalar› sistemine
dönen (kgD) de mevduat hesaplar›na geçirilecektir.
Ayn› devridaim sürüp giderse, ticaret bankalar›n›n
döviz mevduat› (D + kgD + kg2D...) fleklinde büyür.
Toplam döviz mevduat›, afla¤›daki miktara eriflir:
Toplam döviz mevduat› = D 1
1 – kg
Merkez bankalar›n›n aç›k piyasa ifllemleriyle döviz
al›m sat›mlar›, (D) miktar›nda bir fonun (1/1-kg) kat›
büyümesine teorik olarak yol açabilir.
E.W. Clendenning'e göre, (1/1-kg) aç›k piyasa ifllemleri çarpan›d›r.
Kambiyo operatörleri, bankalar aras› döviz mevduat›
ak›m mekanizmas›ndan yararlanarak, vadesiz veya k›sa
vadeli fonlardan orta vadeli kredi talebini karfl›lama olana¤›n› sa¤layabilirler.
Elinde vadesiz ya da yedi gün ihbarl› Euro-Dolar
mevduat› olan bir bankay› göz önüne getirelim. Bu banka, (D) miktar›ndaki mevduat›n döviz mevduat›ndan (r)
oran›n› ankese ay›r›r ve b(=1-r) hesab›yla, (bD) miktar›n› bir ay vade ile ikinci bir bankaya ödünç verir.
‹kinci banka, benzer bir operasyonla vadeyi alt› aya
yükseltebilir.
Operasyonun (m) kez tekrarland›¤› bir örnekte, (D)
miktar›nda vadesiz ya da yedi gün ihbarl› mevduattan,
(bmD) tutar›nda orta vadeli kredi üretme olana¤› elde
edilebilir.
(bmD) miktar›nda orta vadeli kredi alan firma harcamalar›n› yap›nca, banka sistemine geri dönecek vadesiz
mevduat tutar› (bmdD)'dir.
(bmdD)'nin yat›r›ld›¤› banka, bu fondan bir kez daha
orta vadeli kredi üretmek için yararlanabilir.
(m) say›da bankan›n (D) miktar›ndaki bafllang›ç
mevduat›ndan (n) say›da devre sonunda üretecekleri döviz tutar› afla¤›da gösterilmifltir:
Mevduat
m
m 2
m n
toplam› = D [1+b d + (b d) + ... + (b d) ]
Vadesiz mevduattan bafllayarak orta vadeli yat›r›mlar›n finansman› gerçeklefltirildi¤inde, yap›lan harcamalar›n banka mevduat›na dönüflüyle meydana gelen
recycling'in Swoboda taraf›ndan bulunan çarpan› fludur:
1
Swoboda çarpan› =
1 – bmd
(Bkz. Euro-Currency, Mevduat Çarpan›, Kredi Çarpan› )
F. Ergin
Euro-Çek
[Alm. E u r o - S c h e c k] [Fr. E u r o - C h è q u e ] [‹ng. E u r o Cheque]
Bat› Avrupa ülkeleri taraf›ndan, para tafl›madaki güçlü¤ü ve tehlikeyi önlemek için uygulanmakta olan bir ödeme sistemidir.
Euro-çek kullanacak olan kifliler bu çeki kullanmaya
yetkili olduklar›n› belirten bir kart tafl›rlar. Euro-çeklerde bas›l› bir mebla¤ bulunmaz, sadece hangi paraya göre düzenlenece¤i bellidir.
T. Atefl
Euro-Dolar
[Alm. Euro-Dollar ] [Fr. Euro-dollar, eurodollar ] [‹ng.
Euro-dollar ]
1950'lerin ikinci yar›s›ndan sonra kullan›lmaya bafllayan
bu terim, bafllang›çta as›l ülkesi d›fl›na ç›km›fl her türlü
(dolara çevrilebilir) konvertibl paray› ifade etmifltir. Gi-
412
Euro-Döviz
Export Import Bank
derek Amerikal›lar›n yabanc› bankalardaki mevduat›yla
baflka ülkelerde Avrupal›lara ait bulunan likidite ya da
dolara konvertibl dövizler Euro-dolar kapsam›na girmifltir. Bir ‹sviçreli'nin sahip oldu¤u marklar, bir Japon'un elindeki ‹sviçre franklar› ya da Singapurlu'nun
tasarrufundaki yenler Euro-dolar say›lm›flt›r.
‹kinci Dünya Savafl› sonras›nda ABD'nin di¤er ülkelerden dolar karfl›l›¤› olarak, o ülkelerin ABD'den ald›¤›ndan daha çok mal ve hizmet almas›yla önemli bir
ödemeler dengesi a盤› olufltu¤undan, Euro-dolar düflüncesi ortaya ç›km›flt›r. A盤›n bir k›sm› Amerikan stoklar›n›n sat›fl›yla karfl›lanm›flsa da, önemli ölçüde dolar fazlas› da dolafl›mda kalm›flt›r. Bu paralar, uluslar aras›ndaki k›sa dönemli ifllemlerde ve spekülasyonlarda kullan›lan önemli bir kaynakt›r.
Euro-dolar, serbest ve kontrolsüz bir likidite fonudur. Y›¤›ld›¤› ülkelerin döviz aktiflerini k›sa zamanda
kabartmakta ve ani olarak bir piyasay› terketti¤i zaman
da d›fl ödemeler dengesini sarsmaktad›r. Euro-dolar›n
enflasyonu h›zland›rd›¤› ve spekülasyon art›fl›na yol açt›¤› yolundaki elefltiriler yayg›nd›r.
Euro-dolar de¤ifliminin merkezi Londra'd›r.
T. Çiller
ile ana posta santral› bulunan ulus ve topluluklara hizmet vermektedir. Söz konusu araflt›rma merkezleri ve
flirketler, Euronet arac›l›¤›yla AET'nin bilimsel, teknik,
sosyo-ekonomik databanklar›ndan yararlanmaktad›r.
Ex-Ante
[Alm. Ex-ante] [Fr. Ex-ante] [‹ng. Ex-ante]
‹çinde bulunulan bir devreden ileriye bak›fl anlam›na gelen ve dinamik ak›m tahlilinde kullan›lan bir terimdir.
‹ktisat analizinde zaman› bütünlefltirmeyi öngörmektedir.
Zaman› hesaba katt›¤›m›z zaman, bir fenomen, bir
hareket, bir ekonomik büyüklük, iki flekilde görülür:
Tahmin edildikleri flekilde, gerçeklefltirildikleri flekilde.
‹leriye do¤ru bak›ld›¤› zaman has›la, gelir, harcama, tasarruf, yat›r›m, birer tahmin, birer beklentidir. Ex-ante
de¤erlerle gerçekleflen de¤erler aras›nda meydana gelen
farklar, beklentilerle ilgili belirsizliklerin mevcut olmas›na ba¤l›d›r. Üretim art›fl›, teknik nedenlerle zaman gerektirmektedir. Bu zaman süresince de¤iflen konjonktür,
bafllang›çtaki beklentilerin de¤iflmesine yol açmaktad›r.
Bunun sonucunda kâr ve zarar do¤maktad›r. (Bkz. ExPost, Ex-Post Yat›r›m, Ex-Ante Yat›r›m)
D. Demirgil
Euro-Döviz
[Alm. Euro-Devisen] [Fr. Euro-devise] [‹ng. Eurocur rencies]
Euro-dolar ile di¤er Avrupa paralar› aras›nda bir ay›r›m
yapmak için kullan›lmakta olan bir terimdir. Ülke s›n›rlar› d›fl›nda bulunan ve sürüm yapan konvertibl Avrupa
paralar›n› belirtir.
T. Atefl
Euro-Market
[Alm. Euro-Markt] [Fr. Le Marché des Euro-devises, Le
Marché Euro-monétaire ] [‹ng. Euro-market]
Temelde bir Euro-dolar piyasas›d›r. Bu piyasada ABD
d›fl›ndaki bankalarda tutulan Amerikan dolar› mevduatlar› ifllem görür. Dolar›n uluslararas› ifllemlerin düzenlenmesinde oynad›¤› büyük rol, dünya düzeyinde parasal ve finansal kaynaklar›n harekete geçirilmesini sa¤lamada gördü¤ü araç ifllevi ve nihayet ABD'nin geçmiflteki sürekli d›fl aç›klar›, Euro-dolar piyasas›n›n günümüzde eriflmifl oldu¤u büyüklü¤ü aç›klayan en önemli nedenlerdir.
Dolar›n yan› s›ra baz› Avrupa paralar› da bu piyasada ifllem görmektedir. Ancak bu Euro-dövizler, Euromarket içinde göreli olarak küçük bir paya sahiptir ve
dolar bu piyasada egemenli¤ini sürdürmektedir. (Bkz.
Euro -Currency)
Euronet
Avrupa Ekonomik Toplulu¤u üyesi ülkelerin PTT yönetimleri taraf›ndan kurulan "Avrupa Bilimsel ve Teknik
Dan›flma A¤›". 1980'de hizmete giren ve Transpac a¤›yla uyumlu çal›flabilen Euronet, en geliflkin teknolojilerden yararlanan 800'e yak›n araflt›rma merkezi, flirket, vb.
Ex-Ante Tasarruf
[Alm. Geplante Ersparnisse ] [Fr. Epargne ex-ante ]
[‹ng. Ex-ante savings]
Kiflilerin yapmay› tasarlad›klar› tasarruftur. Henüz gerçekleflme safhas›na girmemifl tasarruf miktar›n›, devre
bafl›ndaki bir tahmini göstermektedir. (Bkz. Ex-Post Ta sarruf)
D. Demirgil
Ex-Ante Yat›r›m
[Alm. Geplante Investition] [Fr. Investissement ex-ante]
[‹ng. Ex-ante investment]
Sermaye mevcudunda, yani makine, teçhizat, bina ve
stoklarda tasarlanan, henüz gerçekleflme safhas›na girmemifl yat›r›mlar› ifade eder. Müteflebbislerin önceden
yapmay› tasarlad›klar› yat›r›mlar›n toplam miktar›n›
oluflturur. Tasarlanan yat›r›m la dönem sonunda gerçek leflen yat›r›m aras›nda bir fark oluflabilir. (Bkz. Ex-Post
Yat›r›m)
D. Demirgil
Export Import Bank
ABD'de 1934 y›l›nda kurulan bir devlet kurumudur.
ABD'n›n d›fl ticaretini koruyup gelifltirmek için di¤er ülkelere kredi ve ödeme garantileri sa¤lamak için kurulmufltur. Ayr›ca ABD'li ihracatç›lara ihracat risklerine
karfl› kredi güvenceleri vererek kolayl›klar sa¤lamaktad›r.
C. Ersoy
413
Ex-Post
Ex-Post Yat›r›m
Ex-Post
[Alm. Ex-post] [Fr. Ex-post] [‹ng. Ex-post]
Kapanm›fl bir devre sonunda gerçekleflen durumu ifade
eder. Has›la gelir, harcama, tasarruf ve yat›r›m›n belirli
bir dönem sonunda muhasebe bak›m›ndan ne düzeyde
gerçeklefltikleriyle ilgilidir. Devre sonunda oluflan de¤erlerin ex-ante de¤erlerden fazla ya da az olmas›, yukar› ya da afla¤› yönde sapma göstermesi ekonomik ge liflmeyi etkiler. Örne¤in, devre sonunda gerçekleflmifl
de¤eriyle stok yat›r›mlar›n›n devre içinde tasarlanan de¤eri aflmas› halinde elde ihtiyaçtan fazla stok kal›yor demektir. Buna göre bir sonraki dönemin ex-ante yat›r›mlar› bir öncekinin alt›nda kalacak ve ekonomi bir daralma safhas›na geçecektir. Ex-post stoklar ex-ante de¤erlerden eksik kalm›flsa, stoklar devre boyunca umuldu¤undan fazla eritilmifl demektir. Bir sonraki devrenin
tahminleri yap›l›rken daha yüksek bir stok yat›r›m› düflünülecek, ekonomi bir geliflme safhas›na geçecektir.
(Bkz. Ex-Ante, Ex-Post Yat›r›m, Ex-Ante Yat›r›m).
D. Demirgil
Ex-Post Tasarruf
[‹ng. Ex-post saving]
Belli bir dönem sonunda fiilen gerçekleflmifl tasarruf
hacmini göstermektedir. (Bkz. Ex-Ante Tasarruf).
D. Demirgil
Ex-Post Yat›r›m
[Alm. Realisierte Investitionen] [Fr. Investissement ré alisé] [‹ng. Ex-post investment]
Yat›r›m sermaye stokuna yap›lan bir ilavedir. Yat›r›m›
makine ve teçhizat, inflaat ve stoklar oluflturmaktad›r.
Türkiye için makine ve teçhizat›n büyük bir k›sm› ithal
edilmektedir. Bu bak›mdan fiilen ithal edilen makine ve
teçhizat gerçekleflmifl yat›r›m (Ex-post yat›r›m) say›lmaktad›r. ‹nflaat için de durum ayn›d›r. ‹nflaat ruhsatnameleri, inflaat e¤ilimini göstermektedir. Buna karfl›l›k
yap› kullanma izin k⤛tlar›ndan derlenen inflaat toplam›, gerçekleflmifl ex-post yat›r›md›r. Stoklara gelince,
dönem sonunda stoklarda meydana gelen art›fl ex-post
yat›r›m art›fl›, azalma ise ex-post yat›r›m azalmas› göstermektedir. (Bkz. Ex-Post Tasarruf Ex-Ante Yat›r›m,
Ex-Ante Tasarruf).
D. Demirgil
[Alm. Realisierte Ersparnisse ] [Fr. Epargne réalisée ]
414

Benzer belgeler