indir - Anadolu İş Sağlığı ve Güvenliği

Transkript

indir - Anadolu İş Sağlığı ve Güvenliği
İş Güvenliği Uzmanlığı
Temel Eğitim Programı
- EYLÜL 2013 -
1
Bu programın amacı, iş güvenliği uzmanı olmak isteyen mühendis, mimar veya teknik elemanlara mesleki becerilerini
işyerlerinde uygulayabilmeleri ve mevzuatta öngörülen görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli iş sağlığı ve güvenliği
bilgisini kazandırmaktır.
Bu temel amaç çerçevesinde, iş güvenliği uzmanı olmak isteyen adaylara genel hukuk ve iş sağlığı ve güvenliği bilgisinin
verilmesinin ardından işyerlerinde var olan risk etmenlerini fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal gibi ana başlıklar
altında sınıflandırılabilecek ayrıntılı bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Temel eğitim programı çerçevesinde; maden ve inşaat
sektörlerinin münhasıran ele alınması amaçlanmış, buna ek olarak metal ve kimya sektörleri gibi iş kazası ve meslek
hastalıkları açısından önemli sektörlerde yer alan işlerin de incelenmesi hedeflenmiştir. İşyerlerinde kullanılan araç,
gereç ve ekipmandan kaynaklanan risklerin ve bu risklerden korunma yöntemlerinin de eğitim programı içerisinde yer
alması amaçlanmış, her türlü tehlikeden kaynaklanan risklerin yönetimi hakkında bilgi sahibi olunması hedeflenmiştir.
İş Güvenliği Uzmanlığı Temel Eğitim Programının Esasları
İş güvenliği uzmanlığı temel eğitim programlarının; yüz yüze, uzaktan ve uygulama olmak üzere üç ayrı bölümden
oluşması nedeniyle programın esasları bu üç bölüm için ayrı ayrı belirlenmiştir.
a) Programın yüz yüze eğitimle yürütülen bölümü ile ilgili esaslar
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Eğitimin süresi bir günde en fazla 6 saattir.
Bir ders saati, 45 dakika ders ve 15 dakika dinlenme süresi olarak planlanmalıdır.
Saat 21:00`dan sonra eğitim yapılmamalıdır.
Her ders; giriş, gelişme ve kapanış/sonuç etkinlikleri olarak yürütülmelidir.
Eğitim programında yer alan ilk 9 konunun sıralaması değiştirilmemeli ve bu konularla programa başlanmalıdır.
Diğer konuların veriliş sırası, Bakanlığın uygun gördüğü biçimde değiştirilebilir.
Derslere ayrılan sürelerde, hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim için ders saati belirtilmiş ise, öncelik bu dersin
uzaktan eğitim bölümüne verilecektir. Aynı dersin uzaktan eğitimle alınması gereken bölümü tamamlandıktan sonra
alınacak yüz yüze eğitimlerde öğrenilen bilgilerin tartışılması, katılımcıların sorularının ya da anlaşılamayan
konuların açıklaması şeklinde yürütülmesi sağlanacaktır.
b) İş güvenliği uzmanlığı temel eğitim programı uzaktan eğitim ilkeleri
1) Eğitim kurumları, İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim ve Sınav Komisyonu tarafından belirlenen işyeri
hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı temel eğitim programının uzaktan eğitimle verilebilecek bölümünü Internet üzerinden
verecektir.
2) Uzaktan eğitim; eşzamanlı (senkron) ve eşzamansız (asenkron) yapılır. Eşzamanlı eğitim, uzaktan eğitim süresinin en
az 1/10’u kadar olmalıdır. Eşzamanlı eğitimlerde sanal sınıflarda katılımcı sayısı 25 kişiden fazla olamaz.
3) Her dersin en az bir sorumlu eğiticisi olmalıdır.
4) Uzaktan eğitimde görev alacak eğitimcilerin ve ders içeriklerini hazırlayacak alan uzmanlarının uzaktan eğitim ve ders
içeriği hazırlama konularında eğitilmelerini ilgili eğitim kurumu sağlayacaktır.
5) Ders içerikleri uluslararası standartlara uygun çoklu ortamlarla (yazılı, işitsel ve ders içeriğine uygun görsel materyal)
desteklenmiş bir şekilde hazırlanacaktır.
6) Kurum, katılımcının programa katılımını düzenli olarak ilkeler başlıklı (B) bölümünün II/d maddesinde açıklanan
esaslar çerçevesinde takip etmek ve istenildiğinde yetkililere sunmak zorundadır.
7) Uzaktan eğitim, öğrenme yönetim sistemleri ve içerik yönetim sistemleri aracılığı ile yapılır.
8) Uzaktan eğitim yapacak kurumlar, uzaktan eğitim amacıyla kullandıkları sistemlere Genel Müdürlüğün denetim amaçlı
erişimini sağlayacaklardır.
Tanımlar
Genel Müdürlük: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünü,
Kurum: İş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumunu,
Katılımcı: İş güvenliği uzmanlığı belgesi almak için eğitime katılan mühendis, mimar veya teknik elemanı,
Öğrenme Yönetim Sistemi (Learning Management System): Katılımcı, eğitici ve yöneticilerin çevrimiçi öğrenme
hizmetlerine erişmesini sağlayan ve bunları düzenleyen sistemi,
Eşzamanlı (senkron) eğitim: Eğitici(ler) ile bir ya da daha fazla katılımcının, aynı ders kapsamında, aynı sanal ortamda,
aynı zaman diliminde bir arada olduğu eğitimi,
Eşzamansız (asenkron) eğitim: Bir ya da daha fazla katılımcının, aynı ders kapsamında, zamandan ve mekandan
bağımsız eğitimi,
Yazılı materyal: Elektronik/manyetik ortamda bulunan her türlü yazıyı,
Görsel materyal: Elektronik/manyetik ortamda bulunan her türlü görüntüyü,
İşitsel materyal: Elektronik/manyetik ortamda bulunan her türlü sesi,
Sanal sınıf: Eğitici(ler) ile katılımcıların aynı anda farklı mekanlarda iletişim içinde oldukları eğitim ortamını, İfade eder.
2
İş Güvenliği Uzmanlığı Temel Eğitim Programında Görev Alacak Eğiticilerin Nitelikleri
Eğitici Özelliği
Eğitici Kodu
İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesine sahip olan;
U-1
(A) sınıfı iş güvenliği uzmanları
İş sağlığı ve güvenliği, iş sağlığı veya iş güvenliği bilim uzmanlığı eğitimine sahip
U-2
mühendis, mimar veya teknik elemanlar
U-3
Bakanlık iş sağlığı ve güvenliği uzmanları
U-4
Bakanlık iş müfettişleri
U-5
Bakanlık çalışma ve sosyal güvenlik eğitim uzmanları
Bakanlıkça ilan edilen eğitim programlarına uygun en az 4 yarıyıl ders veren mühendis,
U-6
mimar, fizikçi, kimyager ve teknik öğretmenler ile hukuk fakültesi mezunları
U-7
İşyeri hekimleri
U-8
İş sağlığı ve güvenliği, iş sağlığı veya iş güvenliği lisansüstü eğitimine sahip hekimler
Bakanlıkça ilan edilen eğitim programlarına uygun alanlarda en az 4 yarıyıl ders veren
U-9
hekimler
İş ve meslek hastalıkları ya da işyeri hekimliği yan dal uzmanları ile uzmanlık eğitimi
U-10
süresince iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili en az 150 saat teorik ve uygulamalı eğitim alan
halk sağlığı uzmanları
U-11
Tüm eğiticiler
Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde en az sekiz yıl görev yapmış mühendis, mimar
U-12
veya teknik elemanlar
İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği programında doktora yapmış mühendis, mimar
U-13
veya teknik elemanlar
İÇİNDEKİLER
Sıra No.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
DERSİN ADI
Açılış, Tanışma, Programın Tanıtımı ve Ön Test Uygulaması
İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kavram ve Kurallarının Gelişimi
İş Sağlığı ve Güvenliğine Genel Bakış ve Güvenlik Kültürü
Türkiye’de ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği
Temel Hukuk
İş Hukuku
Kanunlarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Ulusal ve Uluslararası Kuruluşlar ve Sözleşmeler
İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları
İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri
Risk Yönetimi ve Değerlendirmesi
Çalışma Ortamı Gözetimi
İş Hijyeni
İşyeri Bina ve Eklentileri
Fiziksel Risk Etmenleri
Kimyasal Risk Etmenleri
Biyolojik Risk Etmenleri
Psikososyal Risk Etmenleri
Ergonomi
Korunma Politikaları
Kaynak İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Elektrikle Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Kaldırma Araçlarında İş Sağlığı ve Güvenliği
Motorlu Araçlarda İş Sağlığı ve Güvenliği
El Aletlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Bakım - Onarım İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Yangın
Acil Durum Planları
Sağlık ve Güvenlik İşaretleri
Havalandırma ve İklimlendirme Prensipleri
Basınçlı Kaplarla Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Kapalı Alanlarda Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Elle Kaldırma ve Taşıma İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Yüksekte Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
İnşaat İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Kişisel Koruyucu Donanımlar
İş Ekipmanlarının Tasarım, İmalat ve Kullanımında İş Sağlığı ve Güvenliği
İş Kazaları
Sağlık Gözetimi ve Meslek Hastalıkları
İş Güvenliği Yönünden Yapılması Gereken Kontroller ve Düzenlenecek Belgeler
Çalışma Yaşamında Özel Politika Gerektiren Gruplar
Vardiyalı Çalışma ve Gece Çalışması
Çalışma Hayatında Etik
Yetişkin Eğitimi, İşyerinde Sağlık Güvenlik Eğitimi ve İletişim
Tarım, Ormancılık ve Hayvancılık Faaliyetlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Değerlendirme ve Son Test
İşyerinde Pratik Uygulamalar
3
Sıra No / Konu
Eğitici
1 / Açılış, Tanışma, Programın Tanıtımı ve Ön Test Uygulaması
U-11
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
2 / İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kavram ve Kurallarının Gelişimi
Katılımcıları, iş sağlığı ve güvenliğinin dünyadaki ve ülkemizdeki tarihsel gelişimi ve
çağdaş iş sağlığı ve güvenliği uygulama ilkeleri konusunda bilgilendirmektir.
U-11
Eğitici
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI
YASAL DAYANAK
4857 sayılı İş Kanunun 77 vd maddelerinde İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili yer alan düzenlemeler 6331 sayılı İş
Sağılı ve Güvenliği Kanununun yayımlanmasıyla beraber yürürlükten kaldırılmıştır. Bununla beraber 6331 Sayılı İş Sağılı
ve Güvenliği Kanununun 22. Maddesinde İş Sağılığı ve Güveliği Kurullarının yapısı düzenlenmiştir. İş Sağlığı ve
Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 22 ve 30 uncu maddelerine göre
düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğin yayımlanmasıyla beraber 7/4/2004 tarihli ve 25426 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Gerek 6331 sayılı kanun gerekse bu kanuna istinaden çıkarılan yönetmelik, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurullarının
yapısında önemli değişiklikler getirmiştir.
6331 sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği Kanununun İncelenmesi;
6331 sayılı kanunun 22. Maddesinde İş Sağlığı ve Güvenliği Kurullarının yapısı
(1) Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde
işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur. İşveren, iş sağlığı ve
güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.
(2) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve
kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.
b) Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren,
koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
c) İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve
koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
ç) Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise,
koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul
oluşturulur.
(3) Aynı çalışma alanında birden fazla işverenin bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun
oluşturulması hâlinde işverenler, birbirlerinin çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer
işverenleri bilgilendirir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkındaki Yönetmeliğin İncelenmesi;
İlgili yönetmeliğin 1. Maddesinde yönetmeliğin amacı
(1) Bu Yönetmeliğin amacı, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere iş sağlığı ve
güvenliği kurullarının hangi işyerlerinde kurulacağı ve bu kurulların oluşumu, görev ve yetkileri, çalışma usul
ve esasları ile birden çok kurul bulunması halinde kurullar arasında koordinasyon ve işbirliği yöntemlerini
belirlemektir.
İlgili yönetmeliğin 4. Maddesinde İşverenin yükümlülüğü
(1) Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur.
(2) Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;
a) Asıl işveren alt işverenin çalışan sayıları ayrı ayrı elli ve daha fazla ise asıl işveren ve alt işveren
ayrı ayrı kurul kurar. İş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerinin yürütülmesi ve kurullarca alınan kararların
uygulanması konusunda işbirliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.
b) Bir işyerinde sadece asıl işverenin çalışan sayısı elli ve daha fazla ise bu durumda kurul asıl
işverence kurulur. Kurul oluşturma yükümlülüğü bulunmayan alt işveren, kurul tarafından alınan kararların
uygulanması ile ilgili olarak koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
c) Alt işverenin çalışan sayısı elli ve daha fazla, asıl işverenin çalışan sayısı ellinin altında ise
işyerinde kurul alt işverence oluşturulur. Asıl işveren alt işverenin oluşturduğu kurula işbirliği ve
koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
ç) Asıl işveren ve alt işverenin çalışan sayıları ayrı ayrı ellinin altında ve toplam çalışan sayısı elliden
fazla bulunduğu durumlarda ise koordinasyon asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren
tarafından birlikte bir kurul oluşturulur. Kurulun oluşumunda üyeler 6 ncı maddeye göre her iki işverenin
ortak kararı ile atanır.
(3) Asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmayan ve aynıçalışma alanında birden fazla işverenin
bulunması ve bu işverenlerce birden fazla kurulun oluşturulması hâlinde işverenler, birbirlerinin
çalışmalarını etkileyebilecek kurul kararları hakkında diğer işverenleri bilgilendirir.
(4) İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular.
İlgili yönetmeliğin 5. Maddesinde kurulun kurulacağı diğer işyerleri
4
(1) İşverene bağlı, fabrika, müessese, işletme veya işletmeler grubu gibi birden çok işyeri
bulunduğu hallerde elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu her bir işyerinde ayrı ayrı kurul kurulur.
(2) Birinci fıkrada belirtilen durumlarda ihtiyaç duyulması halinde kurullar arasında koordinasyon ve
bilgi alış verişi işverence sağlanır. İşveren, birden çok işyerinin her birinde kurulacak kurulların çalışma
usullerini düzenlemek, iş ve görüş birliğini sağlamak amacıyla bu işyerlerine ait iş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili raporların, en az üç ayda bir, ilgili teknik eleman ve uzmanlarca incelenmesini sağlar. Ayrıca bu
raporları göz önünde tutarak alınması gereken tedbirleri tespit eder ve uygulanmasını sağlar.
Şeklinde düzenlenmiştir.
İlgili yönetmeliğin 6. Maddesinde kurulun oluşumu;
(1) Kurul aşağıda belirtilen kişilerden oluşur:
a) İşveren veya işveren vekili,
b) İş güvenliği uzmanı,
c) İşyeri hekimi,
ç) İnsan kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi,
d) Bulunması halinde sivil savunma uzmanı,
e) Bulunması halinde formen, ustabaşı veya usta,
f) Çalışan temsilcisi, işyerinde birden çok çalışan temsilcisi olması halinde baş temsilci.
(2) Kurulun başkanı işveren veya işveren vekili, kurulun sekreteri ise iş güvenliği uzmanıdır. İş
güvenliği uzmanının tam zamanlı çalışma zorunluluğu olmayan işyerlerinde ise kurul sekretaryası; insan
kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi tarafından yürütülür.
(3) Bu maddenin birinci fıkrasının (b), (c), (ç) ve (d) bentlerinde gösterilen üyeler işveren veya
işveren vekili tarafından atanırlar.
(4) Birden fazla iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekiminin bulunduğu işyerlerinde işveren tarafından
görevlendirme yapılır. İş güvenliği uzmanının görevlendirilmesinde o işyerinin tehlike sınıfına uygun
uzmanlar arasından birisi görevlendirilir.
(5) Bu maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen üye o işyerindeki formen, ustabaşı veya
ustaların yarıdan fazlasının katılacağı toplantıda açık oyla seçilir. Seçimle belirlenememesi halinde işveren
tarafından atanır.
(6) Bu maddenin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sözü geçen kurul üyelerinin aynı usullerle
yedekleri seçilir.
(7) 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (ç) bendine göre kurulacak kurullarda üyeler ve kurul sekreteri
asıl işveren ve alt işveren tarafından ortak kararla atanır.
İşverenin Kurul üyelerine ve yedeklerine iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim verme
yükümlülüğü yönetmeliğin 7. Maddesinde;
(1) İşveren tarafından, kurulun üyelerine ve yedeklerine iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim
verilmesi sağlanır. Kurul üyelerinin ve yedeklerinin eğitimleri asgari aşağıdaki konuları kapsar;
a) Kurulun görev ve yetkileri,
b) İş sağlığı ve güvenliği konularında ulusal mevzuat ve standartlar,
c) Sıkça rastlanan iş kazaları ve tehlikeli vakaların nedenleri,
ç) İş hijyeninin temel ilkeleri,
d) İletişim teknikleri,
e) Acil durum önlemleri,
f) Meslek hastalıkları,
g) İşyerlerine ait özel riskler,
ğ) Risk değerlendirmesi.
(2) Asıl işveren alt işveren ilişkilerinde ortak kurul oluşumunda eğitimden her iki işveren birlikte
sorumludur. Şeklinde düzenlenmiştir.
Kurulun görev ve yetkileri yönetmeliğin 8. maddesinde
(1) Kurulun görev ve yetkileri şunlardır;
a) İşyerinin niteliğine uygun bir iş sağlığı ve güvenliği iç yönerge taslağı hazırlamak, işverenin veya
işveren vekilinin onayına sunmak ve yönergenin uygulanmasını izlemek, izleme sonuçlarını rapor haline
getirip alınması gereken tedbirleri belirlemek ve kurul gündemine almak,
b) İş sağlığı ve güvenliği konularında o işyerinde çalışanlara yol göstermek,
c) İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tehlikeleri ve önlemleri değerlendirmek, tedbirleri
belirlemek, işveren veya işveren vekiline bildirimde bulunmak,
ç) İşyerinde meydana gelen her iş kazası ve işyerinde meydana gelen ancak iş kazası olarak
değerlendirilmeyen işyeri ya da işekipmanının zarara uğratma potansiyeli olan olayları veya meslek
hastalığında yahut iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir tehlike halinde gerekli araştırma ve incelemeyi yapmak,
alınması gereken tedbirleri bir raporla tespit ederek işveren veya işveren vekiline vermek,
d) İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim ve öğretimini planlamak, bu konu ve kurallarla ilgili
programları hazırlamak, işveren veya işveren vekilinin onayına sunmak ve bu programların uygulanmasını
izlemek ve eksiklik görülmesi halinde geri bildirimde bulunmak,
e) İşyerinde yapılacak bakım ve onarım çalışmalarında gerekli güvenlik tedbirlerini planlamak ve bu
tedbirlerin uygulamalarını kontrol etmek,
f) İşyerinde yangın, doğal afet, sabotaj ve benzeri tehlikeler için alınan tedbirlerin yeterliliğini ve
ekiplerin çalışmalarını izlemek,
g) İşyerinin iş sağlığı ve güvenliği durumuyla ilgili yıllık bir rapor hazırlamak, o yılki çalışmaları
değerlendirmek, elde edilen tecrübeye göre ertesi yılın çalışma programında yer alacak hususları
değerlendirerek belirlemek ve işverene teklifte bulunmak,
ğ) 6331 sayılıİş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 13 üncü maddesinde belirtilen çalışmaktan
5
kaçınma hakkı talepleri ile ilgili acilen toplanarak karar vermek,
h) İşyerinde teknoloji, iş organizasyonu, çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili
faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmeye yönelik çalışmalar yapmak.
(2) Kurul üyeleri bu Yönetmelikle kendilerine verilen görevleri yapmalarından dolayı hakları
kısıtlanamaz, kötü davranış ve muameleye maruz kalamazlar.
Kurulun çalışma usulleri yönetmeliğin 9. maddesinde
(1) Kurul inceleme, izleme ve uyarmayı öngören bir düzen içinde ve aşağıdaki esasları göz önünde
bulundurarak çalışır.
a) Kurullar ayda en az bir kere toplanır. Ancak kurul, işyerinin tehlike sınıfını dikkate alarak, tehlikeli
işyerlerinde bu sürenin iki ay, az tehlikeli işyerlerinde ise üç ay olarak belirlenmesine karar verebilir.
b) Toplantının gündemi, yeri, günü ve saati toplantıdan en az kırk sekiz saat önce kurul üyelerine
bildirilir. Gündem, sorunların ve varsa iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin projelerin önem sırasına göre
belirlenir. Kurul üyeleri gündemde değişiklik isteyebilirler. Bu istek kurulca uygun görüldüğünde gündem
buna göre değiştirilir.
c) Ölümlü, uzuv kayıplı veya ağır iş kazası halleri veya özel bir tedbiri gerektiren önemli hallerde
kurul üyelerinden herhangi biri kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Bu konudaki tekliflerin kurul
başkanına veya sekreterine yapılması gerekir. Toplantı zamanı, konunun ivedilik ve önemine göre tespit
olunur.
ç) Kurul toplantılarının günlük çalışma saatleri içinde yapılması asıldır. Kurulun toplantılarında
geçecek süreler günlük çalışma süresinden sayılır.
d) Kurul, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile işveren veya işveren vekili başkanlığında toplanır ve
katılanların salt çoğunluğu ile karar alır. Çekimser oy kullanılamaz. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu
kararı belirler. Çoğunluğun sağlanamadığı veya başka bir nedenle toplantının yapılmadığı hallerde durumu
belirten bir tutanak düzenlenir.
e) Her toplantıda, görüşülen konularla ilgili alınan kararları içeren bir tutanak düzenlenir. Tutanak,
toplantıya katılan başkan ve üyeler tarafından imzalanır. İmza altına alınan kararlar herhangi bir işleme
gerek kalmaksızın işverene bildirilmiş sayılır. İmzalı tutanak ve kararlar sırasıyla özel dosyasında saklanır.
f) Toplantıda alınan kararlar gereği yapılmak üzere ilgililere duyurulur. Ayrıca çalışanlara
duyurulması faydalı görülen konular işyerinde ilân edilir.
g) Her toplantıda, önceki toplantıya ilişkin kararlar ve bunlarla ilgili uygulamalar hakkında başkan
veya kurulun sekreteri tarafından kurula gerekli bilgi verilir ve gündeme geçilir.
(2) Kurulca işyerinde ilân edilen kararlar işverenleri ve çalışanları bağlar.
(3) Kurul, 6331 sayılıİş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 13 üncü maddesinde belirtilen çalışmaktan
kaçınma hakkı taleplerinde birinci fıkranın (a) bendine göre belirlenen süre dikkate alınmaksızın acilen
toplanır. Toplantıda alınan karar çalışan ve çalışan temsilcisine yazılı olarak tebliğ edilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
İşverenin veya işveren vekilinin kurula ilişkin genel yükümlülüğü yönetmeliğin 10. maddesinde
(1) İşveren veya işveren vekili, kurul için gerekli toplantı yeri, araç ve gereçleri sağlar.
(2) İşveren veya işveren vekili, kurulca hazırlanan toplantı tutanaklarını, kaza ve diğer vakaların
inceleme raporlarını ve kurulca işyerinde yapılan denetim sonuçlarına ait kurul raporlarını, iş müfettişlerinin
incelemesini sağlamak amacıyla, işyerinde bulundurur.
Kurulun yükümlülüğü yönetmeliğin 11. maddesinde
(1) Kurullar, yapacakları tekliflerde, bulunacakları tavsiyelerde ve verecekleri kararlarda işyerinin
durumunu ve işverenin olanaklarını göz önünde bulundururlar.
(2) Kurul üyeleri, görevleri nedeniyle işyerlerinin yapım ve üretim teknikleri, ticari sırları ve ekonomik
durumları hakkında gördükleri ve öğrendiklerini gizli tutmak zorundadırlar.
(3) Kurullar, iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapmaya yetkili Bakanlık iş müfettişlerine
işyerlerinde yapacakları teftiş ve incelemelerde kolaylık sağlamak ve yardımcı olmakla yükümlüdür.
Çalışanların yükümlülüğü yönetmeliğin 12. maddesinde
(1) Çalışanlar sağlık ve güvenliğin korunması ve geliştirilmesi amacıyla iş sağlığı ve güvenliği
kurullarınca konulan kurallar, yasaklar ile alınan karar ve tedbirlere uymak zorundadırlar.
(2) İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin belirlenmesi, uygulanması ve alınan tedbirlere
uyulması hususunda çalışanlar kurullarla işbirliği yaparlar.
(3) Kurullar tarafından alınan kararlar veya uygulamada karşılaştıkları güçlükler hakkında çalışanlar
çalışan temsilcileri aracılığı ile kurula bilgi verirler.
Şeklinde düzenlenmiştir.
Ayrıca 6331 sayılı kanun öncesi, 4857 sayılı kanunda ve bu kanuna istinaden çıkarılan yönetmelikte
yer alan İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili düzenlemelerin yürürlükte olduğu dönemde işyerlerinde
oluşturulmuş olan iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca alınan kararların geçerliliği devam eder.
Sıra No / Ders
Konunun genel amacı
Eğitici
3 / İş Sağlığı ve Güvenliğine Genel Bakış ve Güvenlik Kültürü
Katılımcıların iş sağlığı ve güvenliğinin temel prensiplerini ve güvenlik kültürünün
önemini kavramalarına yardımcı olmaktır.
U-11
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNE GENEL BAKIŞ VE GÜVENLİK KÜLTÜRÜ
İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tanımı: İşyerlerinde, işlerin yürütülmesi sırasında, çeşitli nedenlerden kaynaklanan,
sağlığa zararlı durumlardan korunmak amacı ile yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalardır.
İş Kazası Tanımları: Ulusal mevzuatımızda iş kazası, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası
Kanununun 13. maddesinde tanımlanmıştır. Ancak bu tanım sadece hukuki bir tanım olup iş sağlığı ve iş güvenliği
tanımında belirtilen önleme ve korunma amaçlı teknik bir tanım değildir. Bu nedenle uluslararası iki kuruluşun tanımları
konunun teknik boyutu açısından önem arzetmektedir.
6
Uluslararası Çalışma Örgütüne ( ILO)Göre;
Önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamış olan etrafa zarar verebilecek nitelikteki olaydır.
Dünya Sağlık Örgütüne (Who) Göre İse;
Önceden planlanmamış çoğu kişisel yaralanmalara makinelerin ve araç gereçlerin zarara uğramasına, üretimin bir süre
durmasına yol açan bir olaydır.
Bu iki tanımdan da anlaşıldığı gibi iş sağlığı ve iş güvenliğinin 3 amacı bulunmaktadır.



Çalışanların korunması
İşletmenin korunması
Üretim ve kalitenin artırılması
İş sağlığı ve iş güvenliğinin temel prensiplerine geçmeden önce bir kazanın meydana gelmesinde etken olan hususları
irdelemek gerekir.
Kazalar incelendiğinde beş temel nedenin arka arkaya dizilmesi sonucu meydana geldiği anlaşılır. Bu beş temel faktöre
KAZA ZİNCİRİ denir. Bunlardan biri olmadıkça bir sonraki meydana gelmez ve zincir tamamlanmadıkça kaza ve
yaralanma olmaz.
Kaza Zinciri:
1-İnsanın Tabiat Şartları Karşısında Zayıflığı:
İnsanın tabiat şartları karşısında yaratılıştan gelen zayıflığı kazaların ilk temel sebebidir.Eğer insanlar tabiat karşısında
bu kadar zayıf olmasaydı kazalar olmazdı.Bu sebeple kazalar tam bir kesinlikle önlenemez.
2-Kişisel Kusurlar:
Dikkatsizlik, pervasızlık, asabiyet, dalgınlık, önemsemezlik ve ihmal gibi kişisel kusurlar kazaların ikinci temel sebebidir.
Bu kusurlar zayıflığın kişisel boyutu olup, şahsın yanlış ya da gereksiz hareket yapmasına neden olur.
İnsanları bu kusurları eğitim ve disiplinle kısmen önlenirse de iş güvenliği bilimi kişisel kusurların psiko-sosyal ve
çevresel etkiler nedeni ile de ne zaman ortaya çıkacağı bilinmeyeceği için bu konu ile uğraşmaz ve insanı kusurlu bir
varlık olarak kabul eder.
3-Tehlikeli Hareket-Tehlikeli Durum :
İnsanın şahsi kusurlarının bir kazaya sebep olması için TEHLİKELİ ŞEKİLDE HAREKET etmesi gerekir. Ancak yalnız
başına tehlikeli harekette bir kazaya sebep olmaz. Kazanın meydana gelmesi için birde TEHLİKELİ DURUM’un
bulunması şarttır.Kaza ancak bu iki hususun aynı anda üst üste gelmesi hallerinde oluşur.
4-Kaza Olayı :
Yukarıda belirtilen üç unsurun arka arkaya gelmesi de önceden planlanmayan ve bilinmeyen, zarar vermesi muhtemel bir
olayın meydana gelmesi için kafi değildir. Bir de kazanın bütün unsurları ile gerçekleşmesi, yaralanma yada zararın
meydana gelmesi için KAZA OLAYINA ihtiyaç vardır. Bu da kaza zincirinin dördüncü halkasını teşkil eder.
5-Yaralanma (Zarar Veya Hasar) :
Bir kazanın kaza tanımındaki durumuna gelmesi için YARALANMA (ZARAR VEYA HASAR) safhasının da bulunması
gereklidir. Bu husus kaza zincirinin son halkasıdır.
Bir işletmede, fabrikada, iş kolunda yürütülecek iş güvenliği çalışmalarında ve her türlü iş güvenliği problemlerinin
çözümünde göz önünde tutulması ve dikkate alınması gereken ON temel kural vardır. Bu 10 kurala iş güvenliği temel
prensipleri diyoruz. Bu prensipler bilimsel bir çalışma çerçevesinde yürütüldüğü takdirde istenilen sonuçlar elde edilebilir.
Bu prensipler şunlardır:
1-Tehlikeli Hareket Ve Tehlikeli Durumların Önlenmesi :
İş güvenliği bilimi, kazaların önlenmesi çalışmasında kaza zincirinin 3.halkası olan TEHLİKELİ HAREKET VE
TEHLİKELİ DURUM’u asli faaliyet alanı olarak benimser.
Kaza zincirinin 3.halkası olan tehlikeli hareket ve tehlikeli durum zincirin en zayıf halkasıdır. Çünkü 1 ve 2. halkalar insan
ile ilgili hususlardır ve iş güvenliği bilimi insan ile uğraşmanın etkili sonuçları olmayacağını kabul eder. Bu nedenle iş
güvenliği sorumlularının ilk yapacağı iş TEHLİKELİ HAREKET VE TEHLİKELİ DURUMLARI tespit ederek bunları
ortadan kaldırmaya çalışmalıdırlar.
2-İş kazalarının % 88’i tehlikeli hareketlerden, %10’u tehlikeli durumlardan, %2’si kaçınılmaz ve sebebi
bilinmeyen) hareketlerden kaynaklanmaktadır.
Bu prensip iş güvenliği sorumlularının özellikle tehlikeli hareketler üzerinde yoğunlaşmalarının gerektiğini açıkça
göstermektedir.
Mm
TEHLİKELİHAREKETLER:
Tehlikeli Hareket Tehlikeli Durum Sebebi Bilinmeyen

Emniyetsiz çalışma,

Gereksiz hızlı çalışma,

Emniyet donanımı kullanılmaz duruma sokma,

Alet ve makineleri tehlikeli şekilde kullanma,

Emniyetsiz yükleme, taşıma, istifleme,

Emniyetsiz vaziyet alma,

Tehlikeli yerlerde çalışma,

Şaşırma, kızgınlık, üzgünlük, telaş, şakalaşma vb.

Kişisel koruyucuları kullanmamak
Tehlikeli Durumlar :

Uygun olmayan koruyucular

Koruyucusuz çalışma

Kusurlu alet, makine, teçhizat kullanma

Emniyetsiz yapılmış alet ve makineler

Yetersiz- bakımsız bina, alet ve makineler
7

Yetersiz ya da fazla aydınlatma

Yetersiz havalandırma

Emniyetsiz yöntem ve şartlar
3-Kaza Sonucu Meydana Gelebilecek Zararın Büyüklüğü Kestirilemez, Bu Tamamen Tesadüflere Bağlıdır.
Burada; yapılan çalışmalar ile kazayı hafif atlatmak değil, kazayı meydana getiren sebeplerin ortadan ortadan
kaldırılmasının doğru olacağına işaret edilmektedir. Yapılan istatistikler, kazaların %50’sinin kolayca önlenebileceğini,
%48’inin ancak etüd ve metotlu bir çalışma ile önlenebileceğini, % 2’sinin de önlenmesinin mümkün olamayacağını
göstermiştir.
4-Ağır Yaralanma Yada Ölümle Neticelenen Her Kazanın Temelinde 29 Uzuv Kayıplı Ve 300 Yaralanma Meydana
Gelmeyen Olay Vardır. (1-29-300 Oranı)
Bu prensipten, özellikle “kazaya ramak kaldı” olaylarının nedenlerinin çok iyi incelenerek sebeplerinin ortadan kaldırılması
gerektiği anlaşılmaktadır.
1-29-300 kuralının önemli bir özelliği de bir işletmede olabilecek kazalar hakkında önceden tahmin yapma olanağını
sağlamasıdır. İş kazaları istatistikleri yapılan işyerlerinde önceki yıllara göre elde edilen KAZA SIKLIĞI ve KAZA AĞIRLIĞI
oranları değerleri, bir sonraki yıl için yaklaşık tahmin olanağı verir.
5-Tehlikeli Hareketlerin Nedenleri :
İşçinin bünyeden ve yaradılışından gelen şahsi kusurları (dikkatsizlik, laubalilik, umursamazlık)
Bilgi ve ustalık yetersizliği
Fiziki yetersizlik
Uygunsuz mekanik koşullar ve fiziki çevre
Görüldüğü gibi insan önce güvensiz koşulları oluşturmakta, sonra bu koşullar nedeniyle kaza yapmakta veya meslek
hastalığına uğramaktadır.
Yine tehlikeli hareketlerin nedenlerinin bir tasnifi yapılarak kaza incelemelerinde kusur oranlarının belirlenmesindeki
kriterleri ortaya koymaktadır.
6-Kazalardan Korunma Metodu:
A-MÜHENDİSLİK VE REVİZYON:
* Tehlikeli Durumların Bilinmesi
* Tehlikeli Durumların Analizi
* Tedbirlerin Alınması
* Tedbirlerin Uygulanması
* Gerekli Kontrollerin Sağlanması
İş sağlığı ve iş güvenliğine yeni yaklaşımlar sonucu mevzuatımıza giren risk değerlendirmesi kapsamında bu başlıkları şu
şekilde sıralayabiliriz.
* Tehlikelerin tanımlanması,
* Tehlikelerden kaynaklanan risklerin değerlendirilmesi
* Riskleri önlemek veya azaltmak için kontrol tedbirlerinin belirlenmesi
* Kontrol tedbirlerinin uygulanması
* Kontrol tedbirlerinin sürekli olarak izlenmesi
B-İKNA VE TEŞVİK:
*Eğitim ve Öğretim Çalışmaları
*Çeşitli Yarışmaların Düzenlenmesi
*Uyarı Levhaları ve Afişler
*Propaganda
*Ödüllendirme/Özendirme
C-ERGONOMİDEN YARARLANMA:
Yapılacak işe uygun işçi temini ve çalışanları biyolojik özellikleri ile kabiliyetlerine göre makine, tesis ve aletleri
geliştirmek şeklinde ergonomi biliminin gerekleri yerine getirilmelidir.
D-DİSİPLİN KURALLARI :
İş güvenliğini sağlamada en son başvurulacak çözüm yolu disiplin tedbirlerine başvurulmasıdır.
7-Kazalardan Korunma Yöntemleri İle Üretim, Maliyet, Kalite Kontrolü Metotları Benzerlik Ve Paralellik Arz Eder.
İş güvenliğini sağlama metotları ile verimlilik ve kalite çalışmalarında kullanılan yöntemler arasında tam bir paralellik
vardır. Bu yaklaşım özellikle Yönetim Sistemleri arasında oluşturulan benzerlikte de çok açık bir şekilde ortaya
konulmuştur.
8-İş Güvenliği İle İlgili Çalışmalara, Konulacak Kurallara Ve Alınacak Tedbirlere Üst Düzey Yöneticileri Katılmalı
Ve Sorumluluğa Ortak Olmalıdırlar.
İş Güvenliği çalışmaları, sadece işyerinde bu amaçla görevlendirilen personelin gayret ve çabaları ile sınırlı
olmamalıdır. Özellikle üst düzey yöneticilerin iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına ilgi duymaları ve destek olmaları,
diğer çalışanların iş sağlığı ve güvenliği çalışmalarına pozitif katkısını artıracağı gibi, üst düzey yöneticilerin kendi
koydukları kurallara örnek teşkil edecek şekilde uymaları da teşvik edici bir neden olacaktır.
9-Formen, Ustabaşı Ve Benzeri İlk Kademe Yöneticiler Kazalardan Korunmada En Önde Gelen Personeldir.
Bu prensipte; işyerinde işçiye en yakın ilk kontrol elemanının iş güvenliğini sağlama çalışmalarında ki önemi ile eğitim,
ikna,teşvik ve disiplin çalışmalarının hangi seviyede yoğunlaştırılması gerektiğine işaret edilmektedir.
10-İş Güvenliği Çalışmalarına Yön Veren İnsani Duyguların Yanında, İş Güvenliğinin Sağlanmasında İtici Rol
Oynayan İki Mali Faktör Vardır.
A- Güvenli bir işletmede üretim artıp maliyet düşecektir.
B- Kazalarda meydana gelen zarar yapılan ödemelerin yaklaşık 5 ( beş) katı olacaktır.
GÜVENLİK KÜLTÜRÜ
1986 yılında gerçekleşen ve çok vahim sonuçlar ortaya çıkaran Çernobil faciasının kaza inceleme raporunda,
“yetersiz güvenlik kültürü” ibaresinin yer alması akademik çevreleri ve konunun uzmanlarını bu alanda çalışmalar
yapmaya yöneltmiş ve ortaya konan bulgularla iş kazalarını daha da düşük oranlara indirmenin tek yolunun işyerlerinde
uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü oluşturulması olduğu tüm akademik çevrelerde kabul görmüştür.
Güvenlik kültürünün tanımı, literatürde çok farklı şekillerde dile getirilmektedir. Bu tanımlar incelendiğinde,
8
ortaklık, önleme, korunma, maruziyet, değişim, algılama, inanç, değer, tutum vb. kavramların tüm tanımlarda ortak
olduğu görülmektedir. Bu kavramlardan yola çıkarak, işyerindeki güvenlik kültürünü, işyerinin her kademesinde görev
yapan personelin, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili maruziyet, önleme, korunma gibi konularda sahip olduğu veya
geliştirdiği ortak davranış, alışkanlık, inanç, görüş ve paylaşımlar bütününün ifadesi şeklinde tanımlamak mümkündür.
Önerilen tanımdan da anlaşılacağı üzere, güvenlik kültürü bütün işletmeyi kapsamakta ve işletmenin her bireyi
tarafından farklı seviyelerde olsa bile algılanmaktadır. Bu algının kabul edilebilir düzeye yükseltilebilmesi için her
kademedeki çalışanların güvenlik kültürünün birbirine yakınlaştırılması, iş kazalarının önlenmesinde önemli bir unsur
olacaktır.
Güvenlik kültürünün her bireyde oluşmasına yönelik çalışmalar, öncelikle aile içi eğitimle başlamalı, devamında
eğitim-öğretim hayatı boyunca desteklenmeli ve bireyin çalışma hayatına dahil olması ile işverenlerce verilecek
eğitimlerle en üst seviyeye taşınmalıdır. Bu amaçla; ülkemizde güvenlik kültürüne sahip bireylerin yetişmesi konusunda
aile ile birlikte eğitim sistemine de büyük sorumluluklar düşmektedir. Gerek ilk ve orta öğretim, gerek yüksek öğretim ve
gerekse mesleki eğitim süreçlerinde, bireylerde güvenlik kültürü oluşmasına algılamasına yönelik programlar
uygulanmalıdır. Son yıllarda, dünyada ve ülkemizde güvenlik kültürü konusunda yapılan çalışmalar ve konunun çalışma
yaşamının birçok alanında gündeme getirilmesi, ilerleyen zamanlarda güvenlik kültürünün hem toplum ve hem de
çalışma yaşamına yeterli oranda entegre olacağı konusunda umut verici gelişmeler olarak değerlendirilebilir. Bu
entegrasyonun sağlanması, yalnızca iş kazaları ve meslek hastalıklarını değil, trafik kazaları ve ev hayatında yaşanan
kazaları da bir hayli azaltacaktır.
İş kazaları, çoğunlukla risk unsuru taşıyan çalışma koşullarının birtakım psiko-sosyal faktörler nedeniyle,
çalışanlar tarafından yeterince algılanamamasından kaynaklanmaktadır. Örgütlenmedeki yetersizlikler, etkin olmayan
iletişim ve eğitim eksikliği çalışanların güvensiz davranışlarda bulunmalarına yol açarken, mesleki ve günlük yaşamdan
kaynaklanan sorunların ortaya çıkardığı psikolojik gerilim de kaza riskini artırmaktadır. Karmaşık bir yapıya sahip olan iş
kazalarının meydana gelmesinde pek çok faktörün etkisi bulunmakla birlikte, yaygın kanaat iş kazalarının önemli bir
bölümünün insan hatasına bağlı olduğudur. Bundan dolayı, iş sağlığı ve güvenliğinin beşeri unsuru üzerinde giderek
daha fazla durulmaya başlanmıştır.
İş kazalarına esasen güvenli olmayan davranışların yol açtığından hareketle kazalarla ilgili insani ve mali
yükümlülükler azaltılmak istendiğinde, güvenli olmayan davranışlara odaklanılması insancıl olduğu kadar, iktisadi bir
yaklaşımı da gerektirmektedir. Pek çok işletme, güvenlik düzeyini yükseltmek amacıyla çaba sarf etmekte, zaman ve
para harcamaktadır. Sarf edilen çaba, temelde işletmede iş güvenliği yönetimi sistemini kurmaya ve iş güvenliği
kültürünü oluşturmaya yöneliktir. İşletmede iş güvenliği yönetim sisteminin tesisi, kaynakların korunmasına katkı
sağlayacağı gibi, daha yüksek verimlilik ve kaliteyi de beraberinde getirecektir.
Bir süreç olarak iş güvenliği kültürü, yaygın kullanımıyla güvenlik kültürü, işletmedeki tehlikelere işçilerin maruz
kalmasını engellemeye yönelik olarak örgüte ait normlar, inançlar, roller, tutumlar ve uygulamaları ifade etmektedir.
Güvenlik kültürü, işçilerin tutumları ve davranışları üzerine odaklanarak güvenli davranışı motive etmekte ve işçilerin
çalıştıkları işletmelerdeki risklerin farkında olmalarını sağlamayı, tehlikelerin sürekli olarak gözetimini mümkün kılan bir
norm geliştirmeyi amaçlamaktadır. Bir örgütün güvenlik kültürü; birey ve grup değerlerinin, tutumlarının, algılamalarının,
yeterliliklerinin ve bağlılığı belirleyen davranış kuralları ile örgütün sağlık ve güvenlik yönetimi biçim ve becerisinin
ürünü olarak değerlendirilmektedir. Bu kültür işletmede mevcut olduğunda, iş güvenliği ile ilgili olumsuz ya da zararlı
davranışlar en aza indirgenebilecek, iş kazası, yaralanma ve ölüm vakalarında da azalma gerçekleşebilecektir. Bütün
bunlarla birlikte, güvenlik kültürünün örgütün; kalite, güvenilirlik, rekabet edebilirlik, verimlilik ve işletmenin karlılığı
üzerinde de olumlu etkileri bulunmaktadır.
Güvenlik kültürünün çalışanlar tarafından işyerlerinde yeterli düzeyde algılanmasının ilk basamağı, birçok yönetim
sisteminde görüldüğü gibi, üst yönetimim taahhüdü olarak adlandırılan kısımdır. İşveren veya vekilleri tarafından
işletmede güvenlik kültürü oluşturulmasına yönelik yatırımlar yapılması, gerekli eğitimlerin çalışanlara aldırılması, kişisel
koruyucu donanımların hazır tutulması, işletme içerisinde ve çalışanlarla beraber iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili
konuların değerlendirilmesi, gerekli prosedür ve talimatların hazırlanması ve en önemlisi de güvenliği üretimden ve işten
önde tutulması, üst yönetimin taahhüdü basamağının gereklilikleridir.
İşletmede güvenlik kültürü oluşturmanın ve yerleştirmenin ikinci adımı, orta yönetim olarak nitelendirilen baş
mühendis, mühendis, şef, usta ve eğitici gibi çalışanların, verdikleri talimatlarda iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerini
gözetmesi ve çalışanların yaptıkları işlere nezaret ederken iş sağlığı ve güvenliği gerekliliklerine uygun şekilde
davranmalarını gözetmeleridir.
Güvenlik kültürü oluşturmanın üçüncü basamağı, işyerinde yazılı bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi kurulmuş
olması gerekliliğidir. Bu sistemin temel unsurları olarak, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda
bilgilendirilmesi, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kurul ve heyetlerde alınan kararlardan tüm çalışanların haberdar edilmesi
ve söz konusu kurul ve heyetlere çalışanların katılımının sağlanması, işyerinde meydana gelen, meydana gelmesi
muhtemel olan veya kıl payı atlatılan kazaların veya sağlık ve güvenlikle ilgili diğer olumsuz durumların raporlanması ve
bu raporlar doğrultusunda yapılan çalışmalar ve düzeltici faaliyetler hakkında çalışanlara bilgi verilmesi sayılabilir.
Bunlara ek olarak, çalışanları iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda ödüllendirme hususu da bu basamağın unsurları
arasında yer almaktadır.
İşyerlerinde güvenlik kültürü oluşturmanın son basamağı da yazılı olmayan bir iş sağlığı ve güvenliği sistemi
oluşturulmasıdır. Bu aşama, iş kazası ve meslek hastalığı oluşmasına neden olacak şekilde davranan çalışanların
belirlenerek onlara yönelik özel çalışmalar yapılması, usta-çırak ilişkisi olan yerlerde ustaların iş sağlığı ve güvenliği
gereklerini çıraklara aktarmasının teşvik edilmesi ve bu gerekliliklere uygun davranış sergileyen çalışanlara iş sağlığı
ve güvenliği konusunda yetki verilerek diğer çalışanları uyarması ve onlara örnek olacak doğru davranışları
sergilemelerinin sağlanması gibi unsurları içermektedir.
İşletmelerde, uygun ve yeterli düzeyde güvenlik kültürü bilincinin oluşturulmasının iş kazalarını yüzde elli
oranında azaltması gereğinden hareketle, yetişmiş eleman kaybı yanında işletmelerin verimlilik, tazminatlar, iş
gecikmesi, işgünü ve işgücü kaybı gibi maddi; can kaybı, uzuv kaybı, aile hayatı ile ilgili problemler, çalışma barışı ve
imaj bozulması gibi manevi kayıpların önlenmesi sayesinde getireceği tasarrufun KOBİ’ler açısından ne derece önemli
olacağı hususu kolaylıkla tahmin edilebilecektir.
9







Güvenlik kültürünün oluşturulmasında ulusal kurum ve kuruluşlara düşen görevler:
ILO’nun sosyal ve ekonomik güvenliği artırma stratejisi de, güvenliğin 7 temel boyutuna odaklanmaktadır.
İş piyasası güvencesi
İstihdam güvencesi
İş güvencesi
Beceri geliştirme güvencesi
Çalışma güvenliği
Temsil güvencesi
Gelir güvencesi
Yukarıda belirtilen boyutlarla ilişkili olarak, ülkemizde de iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması için, iş
kazalarını ve meslek hastalıklarını önleme faaliyetlerine katkısı olan kamu ve özel sektördeki kurum ve kuruluşlar ile
ilgili profesyoneller bulunmaktadır. Söz konusu faaliyetler, aşağıda belirtildiği gibidir:

İş sağlığı ve güvenliği standardı oluşturma ve uygulama

İş sağlığı ve güvenliğinin özendirilmesi

İş kazalarının azaltılması için teşvikler sağlanması

İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve nedenlerinin araştırılması

Eğitim ve öğretim hizmetlerinin yürütülmesi

Denetim hizmetlerinin yürütülmesi

Profesyonel iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sağlanması
Kamu sektöründeki, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili başlıca kuruluşlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
bünyesindedir. Bunlar, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü ve bu Genel Müdürlük bünyesindeki İş Sağlığı ve
Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM), İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve
Araştırma Merkezi Başkanlığı (ÇASGEM), Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), Meslek Hastalıkları Hastaneleri ile ilgili
Bakanlıklar ve kamu kuruluşları da (Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK)
gibi), genel iş sağlığı ve güvenliği sistemi içerisinde düşünülmelidir.
Özel veya sivil sektörde ise, sendikalar, işveren kuruluşları, iş sağlığı ve güvenliği alanında faaliyet gösteren ortak
sağlık ve güvenlik birimleri ile danışmanlık firmaları ve çalışanları (işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları, iş
hijyenistleri, mühendisler, psikologlar, ergonomistler gibi), işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumları,
meslek örgütleri ve uluslararası kuruluşlar da (ILO, WHO ve Avrupa Birliği bünyesindeki OSHA gibi), iş sağlığı ve
güvenliği sistemi içerisinde yer almaktadırlar. Ulusal iş sağlığı ve güvenliği sisteminin ana unsuru olan Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleri, aşağıdaki Kanunlarda hükme bağlanmış durumdadır.
1-3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2. maddesinde;
-İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek,
-İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin niteliklerini belirlemek,
eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
Bakanlığın görevleri arasında sayılmıştır.
2-Yine 3146 sayılı Kanunun 12. maddesinde; İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır:
a) İş sağlığı ve güvenliği konularında, mevzuatın uygulanmasını sağlamak ve mevzuat çalışması yapmak,
b) Ulusal politikalar belirlemek, bu politikalar çerçevesinde programlar hazırlamak,
c) Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak,
d) Etkin denetim sağlamak amacıyla gerekli önerilerde bulunmak, sonuçlarını izlemek,
e) Standart çalışmaları yapmak, normlar hazırlamak ve geliştirmek,
f) Üretilen ve ithal edilen kişisel koruyucu donanımların piyasa gözetimi ve denetimini yapmak, bu hususlarda usul ve
esasları belirlemek,
g) İş sağlığı ve güvenliği ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi konularında inceleme ve araştırma
çalışmalarını planlamak, programlamak ve uygulanmasını sağlamak,
h) Faaliyet konuları ile ilgili yayın ve dokümantasyon çalışmaları yapmak ve istatistikleri düzenlemek,
i) Mesleki eğitim görenler, rehabilite edilenler, özel risk grupları ve kamu hizmetlerinde çalışanlar da dahil olmak üzere
tüm çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korunmaları amacıyla gerekli çalışmaları yaparak tedbirlerin
alınmasını sağlamak,
j) İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Bölge Laboratuar Müdürlüklerinin çalışmalarını
düzenlemek, yönetmek ve denetlemek,
k) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek üzere görevlendirilecek işyeri
hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer görevlilerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim ve belgelendirme usul ve
esaslarını belirlemek,
l) İş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi ve değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık,
uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri verecek özel ve tüzel kişi ve kuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki
vermek, yetkilerini iptal etmek, kontrol ve denetimini sağlamak,
m) Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak,
İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
3-7460 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Teşkilat Kanununun 2. maddesinde;
-Çalışma hayatı, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, işçi ve işveren ilişkileri, istihdam, verimlilik, toplam kalite
yönetimi, iş piyasası etüdleri, ergonomi, çevre, ilkyardım, iş istatistikleri ve benzeri konular ile işyerindeki sağlık ve
güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek üzere görevlendirilecek işyeri hekimi, mühendis, teknik
eleman, hemşire ve diğer sağlık personeline iş sağlığı ve güvenliği konusunda gerektiğinde Bakanlık birimleri veya ilgili
kurum ve kuruluşlar ile birlikte, eğitim programlarını hazırlamak, eğitim vermek veya eğitim hizmeti satın almak,
sertifikalandırmak, bu konularla ilgili araştırmalar yapmak veya yaptırmak,
-Bakanlık, bağlı kuruluşları ile ilgili kuruluşlarının personeli ile özel veya kamu sektöründe faaliyet gösteren
10
işyerlerindeki işçi, işveren veya yönetici personel için eğitim, seminer ve konferanslar tertip etmek veya bu konularda
tertiplenmiş eğitim, konferans ve seminerlere iştirak etmek,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezinin görevleri arasında sayılmıştır.
Aynı Kanunun 15. maddesinde ise, aşağıdaki hüküm yer almaktadır:
-Eğitim ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen eğitim ve seminerlere katılanlar, gerektiğinde sınava tabi tutulurlar
ve başarılı olanlara sertifika veya katılım belgesi verilir,
İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Prensipleri:
İş güvenliğinin kapsamı, aşağıdaki hususlardan oluşur:
İşle ilgili hastalık ve sakatlıklardan korunma
Her türlü ayrımcılığa karşı koruma
Şiddet, taciz, stres, uygun olmayan çalışma saatlerine karşı koruma, çalışma saatlerinin, gece işinin, çalışma
yaşının sınırlandırılması
Tazminat, emeklilik güvencesi, analık koruması, işe devamsızlık koruması, uzun süreli bakım, tatil, mantıklı iş
planlaması
Devlet yaptırımı, teftiş yoluyla koruma
Örgütlenme hakkı
Toplu pazarlık hakkı
Sağlık hizmetine ulaşma, eğitim, çocuk bakımı gibi sosyal destek hakkı
Güvensiz işi reddetme hakkı
İSİG kurulları ve diğer temsil mekanizmaları yoluyla katılım hakkı
İşle ilgili olası tehlikeleri bilme hakkı
İşyerindeki yanlış yapılan işleri bildiren kişiler için korunma hakkı
Güvenlik, yapılan işin ve/veya çalışma şartlarının zarar ve/veya tehlike içermeme durumudur. Zarar ve tehlike göreceli
tanımlar olduklarından, güvenlik tanımının içeriği çok geniş kapsamlı olabilir.
İş sağlığı ve güvenliğine yönelik mevzuatın gereklerinin tam anlamı ile anlaşılabilmesi için, güvenliğin ana
kurallarının iyi bilinmesi gerekir.
Güvenliği sağlamanın üç ana kuralı vardır. Bunlar, önem derecesi ve sırası ile aşağıda verilmiştir:
1-Güvenliği ve sağlığı tehdit eden durumların ortadan kaldırılması
2-Güvenliği ve sağlığı tehdit eden gelişmelerin zamanında saptanması
3-Önlenemeyen durumların kötü sonuçlarının en aza indirgenmesi
Kural 1: Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Durumların Ortadan Kaldırılması :
Günümüzdeki yönetim anlayışının temel felsefesi; olayların önünde olmak ve erken davranmaktır. (proaktif)
Olaylara sonradan tepki gösterme (reaktif), artık kabul edilir bir davranış değildir. Birinci kuralın karşılığı, genelde “önlem
alma” olarak anılır. Önlem almanın tanımı şudur: Kötü veya yanlış bir şeyi ortadan kaldırmak veya engel olmak
amacıyla hazırlık yapmak ve bu amacı gerçekleştirmek için birtakım çarelere başvurmak. Görüldüğü gibi, “ortadan
kaldırmak” birinci önceliklidir, engel olma daha sonra ele alınmalıdır. İş güvenliği mevzuatında sözü edilen önlem almaya
da aynı anlayışla yaklaşılmalıdır.
Önlem almanın üç ana gereği vardır:
1-Bu konuda duyarlı olmak
2-Yapılmakta olan işin tehlike arz edebilen noktalarını görebilmek
3-Gerekli önlemleri alabilecek bilgi ve deneyime sahip olmak
Yukarıdaki gereklerden ilki topluma olan borçtur. Hiç kimsenin, bilinçli olarak bu borca sırt çevirmesi düşünülemez.
Nitekim, kişilerin bu yolda gereken duyarlılık ve özeni göstermemiş olmasının yerine göre kamu davası olabilmesi, sözü
edilen anlayışın gereğidir. Yasal yaptırımların yanı sıra, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasının topluma yönelik bir
borç sayılması anlayışının ürünü olarak OHSAS 18001 oluşturulmuş ve paralel bir standart TSE tarafından da kabul
edilmiştir.
Kural 2-Sağlığı ve Güvenliği Tehdit Eden Gelişmelerin Zamanında Saptanması :
Tehlike olasılığı çok çok düşük düzeye indirilemiyorsa, tehlikeli durumların ve gelişmelerin izlenmesi, kazaların
önlenmesi açısından büyük önem kazanır. Şöyle ki; doğal gaz boru şebekesinde gaz sızıntısı olmaması esastır.
(Ortadan kaldırma) Gevşeme, biçim değişikliği veya dikkatsizlik gibi nedenlerle gaz sızıntısı olabilir. Gazın içine özel
koku katılması, tehlikeli gelişmenin zamanında farkına varılmasını sağlar.
Sağlığı ve güvenliği tehdit eden gelişmelerin en yakın izleyicisi, işin başında olanlardır. Çalışanların kendi
kendilerini denetleyebilmeleri en ideal olanıdır. Gösterilen çabalara çalışanların katılımcı olmasını sağlamak, yeni
mevzuatın temel gerekleri arasındadır.
Kişilerin kendi kendilerini denetleyebilmeleri ve katılımcı olmaları, işçilere yapmakta oldukları işlerinde uymaları
gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmek ve iş değiştirecek işçilere yenisinin gerektirdiği bilgileri vermekle olasıdır.
Kural 3-Önlenemeyen Durumların Kötü Sonuçlarının En Aza İndirgenmesi :
Ele alınmış kurallar önem sırasına göre olduğundan, üçüncü kural diğer iki kuraldan sonra gelir ve onların yerini
alamaz. En yakın örnek olarak, kişisel koruyucu donanım verilebilir. Örneğin, çalışanların ayaklarını yaralayacak
cisimlerin düşmemesi veya düşürülmemesi 1. kuraldır. (uygun biçimde tutma, uygun taşıma araçlarının kullanılması,
cismin kayması veya dengesini yitirmesi gibi durumların önlenmesi gibi) Dengesiz veya yanlış bir biçimde tutma gibi
nedenlerle bir cismin taşınması sırasında düşürülmesi söz konusu ise, taşıyanlara müdahale edilmesi, düşme tehlikesi
olan cisimlerin kontrol edilmesi vb. 2. kuraldır. 3. kural kapsamında olan özel takviyeli ayakkabılar ise gerçek anlamda bir
önlem olmayıp, kazanın neden olabileceği kötü sonucun en aza indirilmesine yöneliktir.
Benzer durum, meslek hastalıkları açısından da söz konusudur. Temel yaklaşım, hastalığa yol açan nedenlerin
ortadan kaldırılmasıdır. Bunun sağlanamaması durumunda, tehlikeli işlerde çalışanların uygun aralıklarla sağlık
kontrolünden geçirilmesi, yani 2. kuralın uygulanmasıdır. Hastalık belirtisi görüldüğünde gereken tıbbi müdahalenin
yapılması ve tedavi ise kötü sonucun en aza indirilmesine yöneliktir.
Yukarıda verilen örnekler, önlemenin hem manevi ve hem de maddi yönden en karlı yaklaşım olduğunu
göstermektedir. Önleme stratejisinden uzaklaşıldıkça kötü sonuçların bedelinin ağırlaşacağı, asla gözden
kaçırılmamalıdır.
11
Kuralların Uygulanması :
Güvenliğe ilişkin kuralların uygulamada hayata geçirilmesi için kullanılan yöntemler dört ana grup altında
toplanabilir.
1-Tehlikeli Durumların Ortadan Kaldırılması :
Uygulamada, üzerinde en başta durulması gereken nokta tehlikeli durumların ortadan kaldırılmasıdır. Kişilerin
güvenliği rastlantıya bırakılamaz ve tehlikeli durumların ortadan kaldırılması işverenin temel yükümlülükleri arasındadır.
Örneğin, dengesini kaybederek düşebilecek kişilerin uygun iskele ve platformlar üzerinde çalıştırılması, bu tehlikenin
ortadan kaldırılmasıdır. Belirli bir işlemde kullanılan kimyasal maddenin yerine zararsız olanının kullanılması da aynı
bağlamdadır.
2-İşçilerin Tehlikeye Karşı Korunması :
Hiçbir işte tehlike yüzde yüz ortadan kaldırılamaz. Bazı makinelerin, kullanılan maddelerin, iş yapılan ortamın
veya yapılan işin tehlike arz etmesi kaçınılmazdır. Tehlikelerin tümü ile ortadan kaldırılmasının önünde teknolojik
nedenler ve uygulama zorlukları gibi engeller var ise, kişi ile tehlike arasında bir kalkan oluşturulması hedeflenir.
Örneğin, elektrik ark kaynağı işleminin irz ettiği fiziksel, ısıl, kimyasal ve/veya elektriksel tehlikeler vardır. Kaynak
sırasında ısının ortaya çıkması, parlak ışığın ve kaynak gazlarının oluşması önlenemez. Elin yanmasına karşı eldiven
verilmesi, gözlerin parlak ışığa karşı koyu camlı gözlükle veya maske ile korunması, zararlı gazların hemen atılmasını
sağlayan havalandırma düzeni gibi önlemler, sözü edilen kalkana örneklerdir. Kalkan görevini yerine getiren unsurların
karşılığı olarak kullanılan genel terimler, koruyucu donanım ve korunma araçlarıdır. Koruyucu kavramı, yalnızca mekanik
işlemler ve düzenler ile sınırlı değildir. Kazılmış bir çukurun çevresine çekilen korkuluk, yüksek gerilime karşı kullanılan
yalıtkan madde de aynı bağlamdadır. Koruyucu, tehlike ile kişi arasında bir kalkan oluşturduğundan, kalkanın olmaması,
kullanılmaması veya kullanılmaz duruma getirilmesi, işi yapan kişinin doğrudan tehlikeye atılması demektir. Kişisel
korunma araçları ve makine koruyucuları buna göre algılanmalıdır.
3-İşçilerin Eğitimi ve Yetiştirilmesi :
Tehlikeler büyük çapta ortadan kaldırılabilse ve koruyucular ve korunma araçları etkili olsa bile, bilgilendirme ve
eğitim yolu ile kişilerin tehlikelere karşı uyanık olmaları sağlanmalıdır.
İşçilerin kişisel korunma araçlarını kullanmayı bir alışkanlık durumuna getirmeleri, tümü ile bir eğitim ve yönetim
sorunudur. Örneğin, çift el kumanda ile çalışılan bir presten parçanın maşa veya uygun bir aletle alınması temel beklenti
olmakla birlikte, işçilere bu alışkanlık, eğitim ve ısrarlı denetimle kazandırılır.
Bilgilendirme ve eğitim, güvenliği tehdit eden durumların ve gelişmelerin zamanında fark edilmesi açısından çok
önemlidir. İyi bilgilendirme ve eğitim, tehlikenin daha baştan fark edilmesini ve kişisel güvenliğe özen gösterilmesini
sağlar. Bilgilendirme ve eğitim, aynı zamanda hem beklenmedik durumlardaki davranışın ölçülü olması, hem de kötü
sonuçların asgariye indirilmesi açısından da önemlidir.
4-Uyarı :
Birçok durumda, istenilen düzeyde eğitim verilemeyebilir. Uyarılar, bir anlamda görünmez koruyuculardır. Bu durumda,
uyarılar, bir önleme biçimi olarak önem kazanır. Ancak, uyarı uygulaması, bilgilendirme ve eğitimden kopuk olduğunda
veya kendi başına yeterli değildir. Çünkü amaç, bir tehlikenin varlığını kişilerin bilinçli biçimde algılamasını ve
tehlikelerden korunmalarını sağlamaktır. Uyarıların bu bağlamdaki işlevi, bilgilendirme ve eğitimin etkenliğini
artırmasıdır. Gözden kaçırılmaması gereken nokta şudur: Uyarılar, iş yerindeki kazaları önlemede temel araç değildir.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
4 / Türkiye’de ve Dünyada İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcılara, istatistikî veriler ve karşılaştırmalarla dünyada ve Türkiye’deki iş sağlığı
ve güvenliği durumu hakkında temel bilgiler kazandırmaktır.
U-11
TÜRKİYE’DE VE DÜNYADA İSG
İs sağlığı ve güvenliği, sosyal politika ve istihdam başlığı altında dünyada ve ülkemizde en önemli ve gelişmiş
konulardan birini teşkil etmektedir.
Uluslararası düzenlemeler ve ulusal mevzuat öncelikle, çahsanların çalışma hayatı içerisinde korunmalarını
sağlayabilecek bir çahsma ortamı ile iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin temin edilmesini amaçlamaktadır.
Sosyal olarak meslek sahibi bir yetişkinin iş bulması ve о işe devam edebilmesi ile toplumun genel sağlığının
yükseldiği veya iyileştiği ifade edilebilmektedir. "Çalışmak” bireysel olarak kişinin ruhen ve bedenen sağlık ve iyilik halini
geliştirmektedir. Bu bağlamda, işyerinde sağlıklı olmanın, genel anlamda halk sağlığına yapacağı katkıyı vurgulamak
önemlidir. Ayrıca sağlık ve güvenlik hizmetlerinin doğru ve sürekli sunulduğu bir işyeri, risklerden korunmaya yönelik
önlemler ile sağlığın geliştirilmesine yönelik etkinliklere imkân sağlamaktadır.
Yıllardır uluslararası ve ulusal düzeyde yürütülen çalışmalara rağmen, çalışma koşullan konusunda yapılan
araştırma verileri, gelişmiş ülkelerde dahi birçok çalışanın, mesleklerinin, sağlık ve güvenliklerine yönelik tehdit oluşturduğu
inancım taşımaya devam ettiğini göstermektedir.
ILO’nun verilerine göre ölümlü iş kazası oranlarında en iyi olan ülke İngiltere olup, ülkemizdeki ölümlü iş kazası
oram bu ülkenin oranından 15 kat daha fazladır. ILO rakamlarına göre ölümlü iş kazası oranlarında en fazla orana sahip
ülke Türkiye ile birlikte Hindistan ve Rusya’dır.
Yüz bin işçide iş kazası oranlarında diğer ülkelere göre ülkemiz maden sektöründe ilk sıralarda yer alırken,
ölümlü iş kazalarında maden, inşaat, imalat ve nakliyat sektörlerinde Türkiye ilk üç ülke içinde yer almaktadır.
Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre; günde yaklaşık 200 iş
kazası olmakta, 3 işçi iş kazası sonucu hayatım kaybetmekte ve 4 kişi iş kazası sonucu iş göremez hale gelmektedir. Bu
rakamların yanı sıra SGK istatistiklerine yansımayan, kapsam ve kayıt dışı iş kazaların ve meslek hastalıkları sonucu
kayıplar da ayrıca dikkate alınmalıdır. İs kazaları ve meslek hastalıkları sonucu maddi ve manevi kayıplar, ülke ekonomisi
açısından fevkalade önemli boyutlara ulaşmaktadır.
İs sağlığı ve güvenliğinin ulusal stratejisini belirlemek amacıyla, iş kazası ve meslek hastalılarında öne çıkan riskli
sektörleri değerlendirmek ve sektörel analiz yapmak gerekmektedir. İs kazası sayılarının son 5 yıllık dağılımında en çok iş
12
kazası görülen sektör olarak metal sektörü birinci sırada, tekstil sektörü ikinci, inşaat ise üçüncü sırada yer almaktadır. İs
kazaları yüz bin çalışana oranlandığında sıralama değişmekte ve ilk üç sırada maden, metal ve makine sektörleri
görülmektedir.
Ülkemizdeki İSG istatistikleri incelendiğinde son 50 yılda İSG alanında genel bir iyileşme eğilimi izlenmektedir.
Bu düşüşte hem İSG bilincinde yıllarla sağlanan artış, hem de teknolojik gelişmeler rol oynamıştır. Sağlanan bu
iyileşmeye rağmen gerek meslek hastalığı gerekse de iş kazası bakımından ülkemiz istenen seviyeye ulaşamamıştır.
İş Sağlığı ve Giivenliğinde Yeni Yapılanma
Ülkemiz iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı güncel ihtiyaçlar ve uluslararası düzenlemeler dikkate alınarak 2003
yılından bu yana büyük bir değişim sürecine girmiştir. İs Kanunu’nda yapılan değişikliğin ardından 35 adet İSG
yönetmeliği yayımlanmış ve teknik düzenlemeler çağdaş ve uluslararası normlara paralel hale getirilmeye çalışılmıştır.
2008 yılında uygulamada yaşanan sıkıntıları gidermeye yönelik olarak 5763 sayılı İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile 4857 sayılı İs Kanunu 81 inci maddesinde bir değişiklik yapılmıştır.
Bu değişiklikle; işverenlere iş sağlığı ve güvenliği hizmetini öncelikle varsa kendi bünyesinde bulunan uzman
kişilerce (işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı) sağlayabilme, bunun sağlanamadığı durumlarda ise dışarıdan hizmet alma
imkân getirilmiştir. 15.08.2009 tarihinde yayımlanan işyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri
Hakkında Yönetmelik hükümleri ile 50 ve üzeri çalışanı olan ve sanayiden sayılan işyerlerinin bu hizmeti almaları ile ilgili
usul ve esaslar belirlenmiştir.
Söz konusu yönetmelik ile;
8. İs sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin standartlaştınlması,
9. İşyeri sağlık ve güvenlik birimleri veya ortak sağlık ve güvenlik birimleri ile iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin bir bütün
olarak sunulması,
10.
İSG hizmetlerini sunacak kurum ya da kuruluşların yetkilendirilmesi,
11.
Dışarıdan İSG hizmeti ahmı ile iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerine erişimin kolaylaştınlması,
12.
İşçilere sağlık gözetimi isteme hakkı verilmesi,
13.
İSG hizmetlerinin maliyetinin azaltılması hedeflenmiştir.
Yönetmelikte; çok disiplinli bir alan olan iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı
tarafından verilmesi esas alınmış olup, bu kişilerin görev, yetki ve çahsma süreleri belirlenmiştir.
4857 sayılı is Kanunu 81 inci maddesinde 50 çahsan sınırlaması getirilmiştir. 2008 SGK verilerine göre kayıtlı
çalışanların yaklaşık %34'u 50 ve üzeri çahsanı olan işyerlerinde çalışmaktadır. Bu işletmelerin mali yönden daha güçlü,
kurumsallaşmayı başlatmış veya tamamlamış olduğu düşünüldüğünde bu yönetmelikle uygulamaya konulan ISG
sisteminin, uygulama yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi açısından doğru bir başlangıç noktası olduğu
düşünülmektedir.
Ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin sunumunda kurumsal yapıya sahip ve İSG
sorunlarının çözüm merkezleri olması hedeflenmektedir. Yapılacak düzenlemeler ile İSG hizmetlerinin (işyeri ortam
ölçümleri, sağlık gözetimi, periyodik kontroller, risk değerlendirmesi v.s) bütün olarak sunulması, işverenin bu hizmetlere
istenilen standartta, kolay ve ucuz olarak ulaşması amaçlanmıştır.
Dışarıdan hizmet alımı (Harici hizmetler) yoluyla işyerinde koruyucu ve önleyici iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin
sunulması, günümüzün sosyo-ekonomik yapısı ve bu hizmetlere ulaşabilme adına geliştirilen ve сок sayıda gelişmiş ülke
örneğinde de görülen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Endüstrileşmiş ülkelerde görülen ve AB direktiflerinde de yerini alan bu yeni yaklaşım ülkemizde de kabul görmüş ve
uygulama imkân bulmuştur.
İs sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin sunumunda AB üyesi ülke örneklerinden bazıları aşağıda irdelenmiştir:
Almanya’ da bütün işverenler yasal olarak iş güvenliği ile ilgili bir uzman ve bir işyeri hekiminden hizmet almak
zorundadır. Her ikisi de, belirli veya belirsiz sürelerde istihdam edilebilmektedir. İSG profesyonelleri; işyerinin çalışanı,
kendi adına çahsan veya harici hizmet veren bir kuruluşun personeli olabilmektedir.
Harici hizmetler özel bir kuruluş, kamu kuruluşu, işveren kuruluşu olabileceği gibi sadece bir coğrafi bölgeye veya
sektöre de odaklanabilmektedir. İşverenler, dahili servisleri kurmak zorunda değildir. Bununla birlikte işverenler, bu iki
uzmanı kendi işletmesinde istihdam edilenlerden, kendi adına çalışanlardan veya harici hizmet veren kuruluş
elemanlarından v.s. seçmekte serbesttirler.
İsveç' te çalışma şartlarının geliştirilmesini amaçlayan önleme servisleri özel kurumlar tarafından sunulmaktadır.
Önleme servisleri hem arz ve talep açsından hem de rekabet ve karlılık açsından piyasa kurallarına tabidir. 1985 yılında
önleme servislerinden hizmet almaları zorunlu hale getirilmesine karşın, önleme servislerinin kullanımını yaygın hale
getiren 1991 yılında kurulan dahili kontrol sistemidir.
Büyük işletmeler dahili önleme servisleri kurmak, buna karşın küçük ve orta ölçekli işletmeler, işletmeler-arası
servisleri ya da bu zorunluluklar için uygun olan sektör servislerini kullanmalıdırlar. Dahili uzmanlığın yetersiz olduğu
durumlarda işletmeler harici servisleri kullanabilir. Her bir işveren bu yükümlülüğü yerine getirmeyi kendi uygun gördüğü
şekilde yapmakta özgürdür.
Hollanda’ da 2005 yılma kadar işletmeler sertifikalı dahili veya harici önleme servisine başvurmak zorunda olup
önleme servisleri bünyesinde işyeri hekimi, iş hijyenisti, iş güvenliği ve iş organizasyonu uzmanları bulundurmak
zorundaydı. Bu zorunluluk kaldırılmış olup işveren harici uzmanlara, dahili uzmanlara veya her ikisinin kombinasyonuna,
birine veya diğerine özel bir konuda görev vermek zorunda kalmadan başvurabilmektedir. Söz konusu uzmanlardan sadece
işyeri hekimleri ile sözleşme yapma zorunluluğu bulunmaktadır.
Avusturya’da; 2000 yılından bu yana en az bir işçisi olan işletmeler önleyici hizmet almak zorundadır. Önleyici
hizmet ihtiyaca göre dahili, harici veya işletmeler arası olabilir. 50 isçiden az çalışanı olan işletmelerde işverenler gerekli
uzmanlığa sahiplerse bu görevden kendileri sorumlu olabilirler. Ayrıca, 1-50 arası işçi çalıştıran işletmelerin çoğunluğu
genellikle ücretsiz olarak AUVA’ dan (Genel Kaza Sigorta Kurumu) hizmet alırlar. AUVA servislerinden başka, bir veya daha
fazla işletmeye hizmet sağlayan bağımsız işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının yanı sıra işyeri hekimliği ve/veya
güvenlik mühendisliği konusunda uzmanlaşmış özel merkezler de bulunmaktadır.
Danimarka’da; iş sağhgı hizmetleri; dahili hizmetler, sektörel hizmetler ve bölgesel hizmetler olmak üzere üç farklı
şekilde sunulabilmektedir. Sadece mevzuatın şart koştuğu sektörlere ait işletmeler, bu hizmetleri almak zorundadır (yılda
işçi basma 0,6 saat). Ancak denetim hizmetleri, “riskli sektör” içinde yer almayan diğer işletmeleri iş sağhgı hizmetini
almaya zorunlu kılabilir.
13
İspanya’da, 1995 yılından bu yana koruma ve önleme hizmetleri; dahili hizmetler, harici hizmetler ve ortak
hizmetler olmak üzere 3 farklı şekilde yapılabilmektedir.
Sadece 500’ den fazla işçisi olan işletmeler veya 250’den fazla işçisi olan ve riskli sektörde yer alan işletmeler
işyeri hekimliği, iş güvenliği, iş hijyeni ve ergonomi şeklinde belirtilen 4 disiplinden en az ikisini kapsayacak şekilde bir
dahili servis bulundurmak zorundadır.
İşyeri hekimliği içinde yer almayan önleyici aktivitelerden sorumlu bir kişinin görevlendirildiği 6’dan az işçisi olan
işletmeler dışında, bütün işletmeler, dahili olarak gerekli uzmanlığa sahip çalışanları yoksa bir veya daha fazla harici servise
müracaat edebilirler. Bu servislerin çalışabilmesi için sağhkla ilgili konularda Sağhk Bakanlığı tarafından tanınmaları ve
Çalışma ve Sosyal ilişkiler Bakanlığı tarafından sertifikalandırılmaları zorunludur. Harici servisler; işyeri hekimliği, iş
güvenliği, iş hijyeni, ergonomi ve sosyal psikoloji uzmanlık alanlarının her birinden bir uzman bulundurmak zorundadır.
Finlandiya’ da işyerinde sağhk ve güvenlik konulan birbirinden ayrılır: Güvenlik konulan işveren ve işçi
temsilcileri tarafından işletme içinde ele alınırken, sağlık konuları sağlık servisine aittir. Sağlık servisleri 1978 Kanunu ile
zorunlu kılınmıştır ve dört farklı şekilde olabilir; şirket içindeki servisler, işletme içi servisler, harici özel servisler ve
belediyeye ait kamu servisleri. Belediye hizmetleri, serbest çahsanların yanı sıra küçük ve orta ölçekli işletmeleri
kapsarken, dahili servisler esas olarak büyük işletmelerde mevcuttur. Ayrıca 2002’ den beri mevzuat, işverenlerin sadece
işletme içinde işçilerin sağhgım ve güvenliğini sağlamak için gerekli uzmanlığa sahip değillerse harici hizmet
alabileceklerini şart koşmaktadır.
Fransa’ da başlangıçta Çerçeve Direktifte yer alan önleyici servislerin rol ve fonksiyonların mesleki tıp servisleri
üstlenmiştir. Ancak Fransa, Komisyon tarafından bu servislerin global bir koruyucu ve önleyici yaklaşımı karşılamadığı ve
sadece tıbbi konuların önlenmesine odaklandığın bildirilmesinden sonra sistemini değiştirmeye mecbur olmuştur. 2002’ den
beri mesleki tıp servisleri iş sağhğı servisleri olarak adlandırılmıştır. İsletmenin büyüklüğüne göre bu servisler şirket içinde
veya bir grup şirket için organize edilebilmektedir.
Bu reform, 24 Haziran 2003’ de tüm işletmelere, sağhk ve güvenliğin her ikisini de kapsayacak daimi önleyici bir yapıyı
kullanma şartı getiren bir kararname ile tamamlanmıştır.
Sürekli işlerde, işletme akredite olmak kaydıyla dışarıdan bir kişiyi işe alabilir veya teşkilatta bulunan akredite
olmuş bir kişiyi görevlendirebilir. Ayrıca dış uzmanlıktan yararlanma imkânı da bulunmaktadır.
Mesleki tıp söz konusu olduğunda, is Kanunu; tam zamanlı kiralanmış/tutulmuş bir işyeri hekiminin, 450
işletmeden, 3300 ücretli isçiden veya 3200 tıbbi muayeneden fazlasına müdahale etmekten sorumlu olamayacağnıı şart
koşmaktadır.
Yunanistan’da, 19 Ekim 1985 tarihli Kanun ile, 50 isçiden fazla çalışan olan işletmelerin bir güvenlik teknisyeni
ve bir işyeri hekiminin bulunduğu servislere müracaat edecekleri dahili bir sistemi kurmaları zorunludur.
Ancak şu anda sadece 150 işçiden fazla çahsanı olan işletmeler bu sorumluluğa tabidir. Buna riayet etmek için,
işletmeler, dahili veya harici uzmana veya harici servislere müracaat edebilirler. Harici servisler, iş güvenliği ve tıbbi araçlara
sahip olmalı ve en az bir güvenlik mühendisi ve bir işyeri hekimi bulundurmalıdırlar.
İrlanda’da işletmelerin önleme servisleri kurmaları için hiçbir zorunluluk yoktur. Ancak, bütün işletmeler çalışanlarının
sağhk ve güvenliğini korumak ve eksiksiz bir güvenlik raporu oluşturmak zorundadır.
Güvenlik raporunda; sağhk ve güvenlik işlerinin yapılmasından sorumlu kişilerin adı ve pozisyonunu içeren dahili
şeylerin yanı sıra, risk faktörlerinin tanımlanması ve değerlendirilmesi esas alınır. İşverenlerin, önleme işini üstlenecek bir
veya daha fazla kişiyi ataması gerekmektedir. Bunu yerine getirmek için işletme dışından kişilere müracaat edebilir veya
dahili ve harici personelin işini birleştirebilir.
İtalya’nın harici servisler veya uzmanlar için istenilen özellikler için ayrıca düzenlenmiş bir mevzuatı yoktur. İsletmeler,
kendi bünyelerinde bir iş sağhgı ve güvenliği servisi kurmak ihtiyacı hissetmemelerinden ve aynı şekilde bünyelerinde
uzmanlığa ihtiyaçları olmadığını düşünmelerinden dolayı harici servislerden hizmet almaktadırlar.
Bu servislerin bir kısmı işveren birlikleri tarafından organize edildiği işin sadece bir sektör üzerinde yoğunlaşırken,
servislerin büyük çoğunluğu bütün işletmelerin ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir.
Servislerin, herhangi bir alanda uzmanlık sahibi olması ile ilgili bir görevi yoktur, ancak bununla birlikte birçok alanda
servislerin en az bir güvenlik uzman ve bir hijyenisti bulundurması gerekmektedir.
200’den fazla işçisi olan işletmeler, işyerinde bir iş sağhgı ve güvenliği servisi kurmak zorundadır. Harici
servisler kendi mevzuatlarıyla düzenlenmemiştir ve dahili servislerle özdeş kılınmıştır. Dahili ve harici servislerin görev
dağılımı ile ilgili etkin olarak kullanılan hiçbir kural yoktur. Bu nedenle görev dağılımı işverenin takdirine bırakılmaktadır.
Lüksemburg’da, sadece 5000’den fazla isçisi veya 3000’den fazla isçisi olan ve bu işçilerden 100 tanesinin
işyerinde risk altında olduğu işletmelerde, sağhk hizmetleri konusunda bu gibi dahili servislerin kurulması gerekmektedir.
Diğer işletmeler, kendi bünyelerinde dahili bir servis oluşturma veya işletmeler arası bir servise veya çok sektörlü bir
sağhk servisine katılma konusunda seçim yapma hakkına sahiptir.
İşveren, koruma ve önleme alanında, bu iki konuda farkı faaliyetleri yürütmek için gerekli niteliklere sahip bir
veya birden fazla çahsanı atamak zorundadır. Eğer dahili uzmanlık yeterli değil ise, işveren sağhk servislerine veya
harici kişi veya servislere başvurabilir.
Lüksemburg mevzuatına göre, her bir sağhk servisinden istenen tek uzmanlık, 5000 işçiye kadar sorumluluk
alabilen işyeri hekimlerini bulundurmalarıdır.
Portekiz’ de 10 işçiden az işçi çalıştıran işletmelerde, iş güvenliği, hijyen ve sağhk konularına ilişkin görevlerden
işverenin kendisi ya da yetki verilmiş bir kişi, işverenin ya da yetkilendirilmiş isçinin gerekli uzmanlığa sahip olması kaydıyla,
sorumludur.
400 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmelerin ya da 30’ dan fazla Isçinin bulunduğu riskli işletmelerin genellikle
kendi bünyelerinde (dahili) İSG hizmeti sağlamaları gerekmektedir. Ancak, eğer bu işletmelerin kaza sayılan aynı sektörde
bulunan işletmelerin ortalama kaza sayısından az ise bu yükümlülük iptal edilebilir. Bu durumda bu işletmeler, diğer
işletmeler gibi, harici İSG hizmeti ya da işletmeler-arası İSG hizmeti alabilirler.
4 tip harici İSG hizmeti veren servis bulunmaktadır; “associativos” - kar amacı bulunmayan yasal kimliği olan
kurumlar, “cooperatives” - kooperatif olarak işletilen özel olarak i§ güvenliği, hijyen ve i§ sağhgı konularında gah§an
önleme servisleri, “privados”-gerekli uzmanlığa ve niteliğe sahip kişi veya kurumlar, “convensionados” - merkezi,
bölgesel ya da yerel kamu kurumlan tarafından ya da Ulusal Sağhk Servisi tarafından sağlanan servisler. Bu hizmeti
veren servisler bu konuda çalınabilmek için işyerinde Güvenlik, Hijyen ve Sağhk Enstitüsü (ISHST) tarafından tanınmış
olmalıdır.
14
Önleme servisleri ile ilgili tek zorunluluk bir işyeri hekimi ve iki iş güvenliği mühendisi bulundurmaya ilişkindir.
İsletmelere, işyerinde yürütülecek görevlere bağlı olarak bir ya da daha fazla önleme servisine başvurma izni verilmiştir.
400 işçiden fazla işçi çalıştıran işletmeler ya da 30’dan fazla isçinin bulunduğu dahili İSG hizmeti kurmak zorunda olan
riskli işletmeler, dahili olarak gerçekleştirilmeyen hizmetler için harici ya da işletmeler-arası servis kullanabilirler.
İngiltere’de önleme servislerinin organizasyonu işverenlerin gönüllü katılımı yaklaşımı üzerine kurulmuştur. is sağhgı
servislerinin zorunluluğu yoktur ve bu hizmette kullandığı personelin niteliklerini değerlendirmede serbest olan işveren
tarafından bağımsızca organize edilebilir.
İşyeri hekimliği işyeri hekimi tarafından yapılır, ancak diğer iş sağhgı hizmetleri ilgili yeterliliğe sahip olmaları
kaydıyla işyeri hemşiresi, ergonomist ve hijyenist ya da pratisyenler tarafından gerçekleştirilebilir. Servis hizmetleri çeşitli
tiplerdedir; işletmeler-arası servisler, iş sağhgı servisleri (kar amaçlı özel kurumlar), büyük işletmelerde bulunan bağımsız
sağhk hizmetleri ya da işveren tarafından harici servislerle yapılan diğer hizmetlere ilişkin hizmet kontratları.
Harici İSG Hizmetlerinin Genel Özellikleri
1. Harici önleme hizmetlerinin/servislerinin kullanılması zorunluluğu
AB’nin Çerçeve Direktifi, tüm üye devletlerdeki bütün işletmelerin, önleme ve koruma çalışmalarının organizasyonu
hususunda öncelikle dahili hizmetleri, dahili uzmanlığın yetersiz kaldığı yerlerde ise harici uzmanlık (kişi veya kuruluş)
kullanması yükümlü kılmaktadır. Burada amaç, dahili hizmet kullanan işyerlerinin bunu muhafaza etmelerine olanak
tanımak, kullanmayan işyerlerinin ise nitelikli harici hizmet alımını sağlamaktır.
2. Harici hizmetler/servisler için organizasyon tipleri
15 Avrupa ülkesi arasında en yaygın organizasyon tipi özel teşkilatlanmadır. Bununla birlikte, ülkelerin çoğunluğunda bu
organizasyon tipi tek tip olmayıp, genellikle harici hizmetler için ayrılmış bir pazar da bulunmaktadır.
3. Harici hizmetler/servisler için iicret
Tüm Avrupa ülkelerinde önleme ve koruma hizmetleri/servislerinin masrafları işletmeler ve işverenler tarafından karşılanmaktadır
ancak bazı sistemler masrafları azaltan mekanizmalara sahiptir.
4. Harici hizmetler/servisler içerisinde uzmanlık ve çok-disiplinlilik
Avrupa Komisyonunun 62 sayılı tebliğine göre; harici hizmetler/servislerin organizasyonu ile ilgili problemlerden biri de gerek işletme
içinde gerekse dışındaki nitelikli personel eksikliğidir. Çerçeve Direktif, bu görevi üye devletlere bıraktığından, gerçekte bu servisler
için kapasite ve eğilimleri belirlememektedir.
Bazı ülkelerdeki mevzuat, önleme servislerinin sahip olması gereken uzmanlığı belirtmemektedir. Çok-disiplinliliğin yapısı açık bir
şekilde belirtilmediğinden, bunu Direktifin içeriğinden tahmin etmek mümkündür ve ulusal mevzuatların çoğu çok-disiplinlilik ilkesini,
işyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlığı olmak üzere ikili bir yapıya indirgemiştir.
5. Harici hizmetler/servislerde kalite yönetimi
Harici hizmetler/servislerde kaliteyi garanti altına almak için sertifikasyon ideal olarak, ilgili servisin/hizmetin prosedürler ve sonuçlarının da
değerlendirilmesi ile birlikte yapılmalıdır. 15 ülkenin sekizi değişen süreler için geçerli olan bir sertifikasyon veya akreditasyon sistemine
sahiptir.
Özetle; farklı Avrupa ülkelerinde önleme servisleri arasındaki rekabet giderek artan bir şekilde sertleşmektedir. Eğer yaptıkları
işin kalitesi garanti edilmez ise işletmelerin en iyi uzmanlık ve yeterliliği sunan servisleri kullanmayacağı, onun yerine kendilerine daha ucuz
hizmet sunan servisleri tercih edecek olmaları bakımından gerçek bir tehlike söz konusudur.
Ulusal özellikler birçok düzeyde farklı sonuçlar içermekte ve bu sonuçlar Avrupa ölçeğinde iş sağhgı ve güvenliği üzerine farklı
politikaların uyumlaştırılmasından önce hala alınması gereken yollar olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, bu ulusal özellikler bize
içeriklerdeki farklılıkların, yerel kültürlerin ve sosyal geleneklerin ne kadar önemli olduğunu hatırlatmaktadır.
İs sağhgı ve güvenliğinin kapsamlı ve çok disiplinli bir alan olması nedeni ile bu konuda hizmet alınacak kişilerin, koruyucu ve
önleyici hizmetleri daha verimli ve günün şartlarına uygun şekilde verebilmesi için eğitimli ve yetkin olmaları büyük önem
taşımaktadır.
İs kazası ve meslek hastalıkların kabul edilebilir düzeylere indirilmesinde işyerlerinde görev alacak işyeri hekimi ile iş
güvenliği uzmanlarının inkar edilemez bir rolü olduğu gerçeğinden hareketle iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin standartlaştınlması, iş
sağhgı ve güvenliği hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması sağlanmalıdır.
Ülkemizdeki uygulamada, alman dava kararlan ile sistem kesintiye uğramış olsa da işyerinde sunulacak iş sağılığı ve
güvenliği hizmetlerinin sunumunda çeşitliliğin sağlanması kaçınılmaz ve çağın gereği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Önemli olan özellikle KOBİ düzeyindeki işletmeler için söz konusu hizmetlerin daha kolay ulaşılabilir ve nitelikli hale
getirilmesidir. i§ sağhgı ve güvenliğinin iyileştirilmesi devlet, işçi ve işveren örgütleri başta olmak üzere bütün ilgili
tarafların ortak sorumluluğudur.
Ülkemizde iş sağhgı ve güvenliği hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde sunumu ve sürdürülmesinde alanın
disipline edilmesi ve sürekli izlenmesi büyük önem taşımaktadır
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
5 / Temel Hukuk
Katılımcıların, hukuk normlarının niteliği ve temel hukuk kavramları hakkında bilgi
sahibi olmalarını sağlamaktır.
U-11*
*Hukuk
TEMEL HUKUK
I. HUKUKUN ANLAMI
1) HUKUKUN TANIMI
Hukuk; örgütlenmiş bir toplum içinde yaşayan şahısların davranışlarını ve ilişkilerini düzenleyen, kişilerin hukuki
güvencesini ve insan haklarını sağlamak amacıyla oluşturulan ve uyulması devlet zoruna bağlanmış olan hukuk
kurallarının bütünüdür. Bu anlamda hukukun öğeleri devlet, kural ve yaptırım olarak belirlenebilir.
15
2) HUKUKUN GÖREVİ
Hukuk kuralları, kişilerin gerek diğer kişilerle gerek doğrudan doğruya toplumla olan ilişkilerini düzenlerken, bunların
birbirlerine karşı sahip olacakları hakların ve üstlenecekleri yükümlülüklerin nelerden ibaret olacağını da belirler. Bu
kurallar, topluma bireylere karşı; bireylere de hem topluma hem de birbirlerine karşı uymak zorunda oldukları birtakım
yükümlülükler koyar. İşte tüm bunlar sayesinde hukuk;
Toplumda barışı sağlar: Hukuk güçler arasında denge kurmayı, toplumda kişilerin birbirlerini yok etmelerini önlemeyi ve
aralarındaki çatışmayı bir yarışa dönüştürmeyi amaçlar. Böylece kişilerin maddi ve manevi varlıklarını geliştirmelerini
sağlar. Hukukun görevlerinden biri de; kişiler arasındaki çatışmayı, güven, eşitlik ve hürriyet içindeki bir yarışmaya
çevirmektir.
Hukuki güvenliği sağlar: Toplumda hukuki güvenliği sağlamak hukukun görevlerinden biridir. Herkesin tabi olacağı kural,
hakları, sorumlulukları önceden bilmesi ve davranışlarını ona göre ayarlamasında büyük yarar vardır. Hukukta formalizm
( şekilcilik), açıklık ilkeleri toplumda güven duygusunu sağlamak için öngörülmüştür. Örneğin; taşınmaz satımlarının
tapuya tescil işlemi açıklık ilkesinin, resmi vasiyetnamenin resmi şekilde yapılması gerekliliği hukukta formalizm’in bir
sonucudur.
Toplumda adaleti sağlar: Adaleti sağlamak hukukun temel görevleri arasındadır. Adaletin sağlanması hukuku 2 yönden
ilgilendirir. Bunlardan birincisi, adalete uygun kurallar konarak objektif adalete uygun bir hukuk düzeni kurulmasıdır. Diğer
ise, hukuk düzeninin uygulanmasında adaletin sağlanmasıdır. Adalet hukuk kurallarına hakim olan en yüksek düşünceyi
ifade eder. Bu nedenle hukuk adalet bilimi olarak da tanımlanır. Hukuk, gücünü kişilerin kendilerine uygulanan kuralların
adil olduğu yolundaki bir duyguya sahip olmalarından alır.
II. HUKUK KURALLARI İLE AHLAK, DİN, GÖRGÜ VE ADET KURALLARI ARASINDAKİ İLİŞKİ
Hukuk kuralları insan topluluklarını, kişilerin toplum içerisinde girmiş oldukları ilişkileri düzenleyen sosyal davranış
kurallarının ancak bir bölümüdür. Hukuk kurallarından başka, toplum halinde yaşayan uymakla yükümlü oldukları
birtakım sosyal davranış ve eylem kuralları daha vardır. Bunlar; ahlak, din, görgü, örf ve adet kurallarıdır. Tüm bu kurallar
toplumda düzeni ve güveni sağlamaya yöneliktir. Ama hukukun diğer sosyal düzen kuralları yanında günümüzde oldukça
farklı bir yeri ve önemi vardır. Aşağıda da görüleceği üzere, hukukun sosyal düzeni sağlama açısından diğer kurallara
nazaran daha etkin bir araç olduğu söylenebilir. Bu durum, özellikle bir sosyal düzen kuralına aykırı davranış halinde
buna uygulanacak yaptırımda kendisini gösterir. Ayrıca hukuk, diğer sosyal düzen kurallarına nazaran kişiler için sosyal
ilişkilerde gerek birbirlerine gerek devlete karşı hak ve yetkileri ile ödevlerinin neler olduğunun önceden açık, genel ve
objektif kurallara bağlanmış olması bu güvenceyi sağlar. Ayrıca zamana ve ihtiyaçlara göre değiştirilebilir nitelikte
olmaları da hukuk kurallarını bir başka açıdan daha önemli kılar.
1) Ahlak Kuralları ile Hukuk kuralları Arasındaki İlişki
Ahlak kuralları toplumdaki bireylerin davranışlarını düzenlemeyi amaçlayan, bunu yaparken de ‘iyi’ ya da ‘doğru’, ‘kötü’
ya da ‘yanlış’ davranışın ne olduğu sorusuna cevap veren kuralların tümüdür. Ahlak doğru değerlere ilişkin ortak inançla
ortaya çıkar. Birey iyi ve doğru davranırsa toplumda saygı görür, kötü ve yanlış davranırsa toplumdaki izlenimi olumsuz
yönde olur.
Ahlak kuralları iyi ve doğruyu, hukuk kuralları da doğru ve haklı davranışı düzenledikleri için aralarında paralellik
vardır. Çünkü her ikisi de bu konuda normatif kurallar koyar, kişileri nasıl davranmaları ya da davranmamaları gerektiğini
düzenlerler. Bu sebeple hukuk birçok ahlak kuralını yaptırıma bağlayarak birer hukuk kuralı haline getirmiştir. Medeni
Kanun’un yakın hısımlar arasında evlenmeyi yasaklayan 129. hükmü, 364. maddedeki altsoy ve üstsoy ile kardeşlere
yardım nafakası ödenmesini öngören hüküm ahlak kuralının hukuk kuralına dönüştürülmesine en güzel örneklerdir.
Tüm bu benzerliklerin yanında, hukuk kuralları ile ahlak kuralları arasında büyük farklılıklar da mevcuttur. Bunlardan
en önemlisi yaptırım farkıdır. Ahlak kurallarına uymamanın maddi bir yaptırımı yoktur, bu kurallara aykırı davranışın
yaptırımı manevidir: toplumun kişiyi ayıplaması, onunla ilişkilerini kesmesi, onu kınaması..Oysa hukuk kurallarına
uymamanın yaptırımı devlet gücüdür, hukuk kurallarına uymayı sağlamak üzere kamu gücünün harekete geçmesi veya
zor kullanmasıdır. Ahlak kuralları ile hukuk kuralları arasında içerdikleri kapsam yönünden de fark vardır. Ahlak
kurallarının kapsamı hukuk kurallarına oranla daha geniştir. Çünkü hukuk kuralları kişinin kendi vicdanına karşı olan
kuralları içermez; sadece bireylerin huzur, barış ve güvenlik içerisinde birlikte yaşamalarını sağlamaya yarayacak
mahiyetteki ilişkilerini düzenlemekle yetinirler. Bir diğer fark da ahlak kurallarının yazılı olmaması, hukuk kurallarının ise
çoğunlukla yazılı olmasıdır.
2) Din Kuralları ile Hukuk Kuralları Arasındaki ilişki
Din kuralları insan ile Allah arasındaki ilişkiyi düzenler. Her ne kadar bu ilişki kul ile Yaratan arasında ise de din
kuralları toplumun düzenini de etkiler. Çünkü bu kurallar hem uhrevi hem de dünyevi ilişkileri düzenlerler.
Din kuralları; kişiler arasındaki ilişkilerde bazı kurallara uyulmasını istemesi, toplumdaki düzen ve güveni sağlamaya
yönelik olmaları açısından hukuk kurallarına benzerlik gösterirler.
Din kuralları ile hukuk kuralları arasındaki farklar:
Din kurallarının da maddi bir yaptırımı yoktur. Fert, dinin koyduğu kurallara uymak istemezse onu hiç kimse bunlara
uymaya zorlayamaz. Oysa hukuk kurallarının arkasında devlet gücü yer alır.
Din kuralları Allah’ın emri olduğu için statik kurallardır. Zaman içinde değiştirilmesi düşünülemez. Oysa hukuk kuralları
dinamik kurallardır, ihtiyaçlara uygun olarak değiştirilebilir.
3) Görgü Kuralları ile Hukuk Kuralları arasındaki ilişki
Görgü Kuralları da toplum hayatında kişiler arasındaki ilişkileri düzenleyen kurallardır. Bu kurallar kişinin toplum içinde
nasıl davranması gerektiğini düzenler. Selamlaşma, yemek yeme adabı, saygılı davranma gibi..
Görgü kurallarının hukuk kurallarına benzer tarafı, her ikisinin de diğer sosyal düzen kurallarında olduğu gibi toplumsal
davranışları düzenlemeleridir.
Görgü kurallarının hukuk kurallarından farkları:
16
Görgü kurallarının yaptırımı maddi olmayan değer hükümleridir.( Kişinin görgüsüz, kaba olarak nitelendirilmesi..). Oysa
hukuk kurallarının maddi bir yaptırımı vardır.
Görgü kuralları yazılı olmayan kurallardır. Hukuk kurallarının büyük çoğunluğu ise yazılıdır.
Görgü kuralları insanlara sadece yükümlülük yükleyen kurallardır. Halbuki hukuk kuralları kişilere aynı zamanda yetki
veren kurallardır.
4) Örf ve Adet Kuralları ile Hukuk kuralları arasındaki ilişki
Örf ve adet kuralları belli sosyal davranış ve eylemlerin zamanla tekrarlanması suretiyle belli bir toplumda zamanla
yerleşerek o toplum tarafından benimsenmeleriyle oluşur.
Örf ve adet kuralları da hukuk kuralları gibi kişilerin karşılıklı ilişkilerini düzenleyen kurallardır. Bu kuralların hukuk
bakımından önemi özellikle sözleşmelerin yorumlanmasında görülür.
Örf ve Adet kurallarını hukuk kurallarından, özellikle yazılı olmayan hukuk kurallarından yani örf ve adet hukukundan
ayıran fark, hukuki yaptırımdan yoksun olmalarıdır. Bu kurallara uymamanın maddi bir yaptırımı yoktur, yaptırımı sadece
manevidir.
III. HUKUK KURALLARININ ORTAK NİTELİKLERİ
1) Her hukuk kuralı bir hukuki kalıbı ve bu kalıba bağlanan bir değer yargısını içerir.
Örnek: Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine ( hukuki kalıp)
nafaka vermekle yükümlüdür ( soyut hukuki sonuç-hüküm- değer yargısı).
2) Hukuk kuralları genel olarak kişi davranışlarını ve istisnaen tabiat olaylarını düzenler.
Ör; Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına
uğrar. Miras, Miras bırakanın ölümüyle açılır.
3) Hukuk Kuralları genel, soyut ve süreklidir.
Hukuk kurallarının genel olması; sadece belli bir kimseye ya da olaya değil, aynı durumda bulunan tüm kişi ve
olaylara uygulanmasıdır. Bu durum bireylere hukuki güvence sağlar. Bu güvencenin en açık örneği herkesin kanun
önünde eşit olmasıdır.
Hukuk kuralının soyut olması; bir hukuk kuralının belli ve tek bir olaya değil aynı özelliği gösteren bütün olaylara
uygulanmasıdır. Aksine bir durumda her somut olay için ayrı ayrı düzenleme yapmak gerekir ki bu da pek mümkün
değildir.
Ör: Nişanlanma evlenme vaadiyle olur. Bu kural sadece bir somut olaya değil, tüm nişanlanmalara uygulanır.
Hukuk kuralının sürekli olması; bir hukuk kuralının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren kaldırılıncaya kadar
uygulanmasıdır. Yani bunun anlamı kanunların ebedi olması değildir, asıl kastedilen kanunların yürürlükte kaldığı süre
boyunca ilgili oldukları her olaya uygulanmalarıdır.
Ör: TMK.6: ‘Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını
ispatla yükümlüdür’.Bu hüküm başka bir hükümle kaldırılmadığı sürece uygulanmaya devam eder.
Ancak istisnai olarak bazı kanunların süreklilik niteliği yoktur. Bu tür kanunlar belli bir süre yürürlükte kalmak için çıkartılır
ve sadece o süre içinde uygulanırlar. Bu tür kanunlara örnek olarak, her yıl çıkartılan ve 1 yıl yürürlükte kalan bütçe
kanunlarını gösterebiliriz.
4) Hukuk Kuralları Bir Yaptırıma Dayanır.
Yaptırım, hukuk kurallarının çiğnenmesine bağlanan bir sonuç olup, bu kurallara uyulmadığı takdirde devletin kamu
gücünü kullanarak o hukuk kuralına uyulmasını sağlamasıdır. Yaptırım; hukuk kurallarını, toplumsal ilişkileri düzenleyen
diğer kurallardan ayıran en önemli unsurdur.
IV. HUKUKUN DALLARI VE KANUNLAR HİYERARŞİSİ
A.HUKUKUN DALLARI
1) İç Hukuk – Uluslararası Hukuk
İç Hukuk : Belirli bir devletin sınırları içinde uygulanan hukuk dallarını kapsayan hukuktur.
Uluslararası Hukuk: Devletler veya bir devletle bir uluslar arası kuruluş yada kuruluşlar arasındaki ilişkileri
düzenleyen hukuk dalları girer. Buna örnek olarak Avrupa Birliği hukuku gösterilebilir.
2) Maddi hukuk – Usul Hukuku
Maddi Hukuk : Hakları belirleyen, hakkı veren ve yükümlülük yükleyen hukuk dalıdır. Medeni hukuk, Borçlar hukuku,
Ticaret hukuku gibi…
Usul Hukuku : Hakların nasıl korunup sağlanacağını, yükümlülüklerin nasıl yerine getirileceğini, hakkın ihlali,
yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunların nasıl korunacağını ve yaptırımın nasıl uygulanacağını düzenleyen
hukuk dalıdır. Medeni Usul Hukuku, Ceza Muhakemeleri Usulü hukuku buraya dahildir.
3) Kamu Hukuku— Özel Hukuk
Kamu Hukuku: Devletin ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının örgütlenişine, işleyişine, gördüklere hizmetlere ilişkin
kurallar içerir. Kamu Hukuku; Devletin ve diğer kamusal kuruluşların ve memurların görev ve yetkilerini, Devlet ve diğer
kamu kuruluşları arasındaki ilişkileri, Devlet ve diğer kamu kuruluşlarının kendi emir ve otoriteleri altındaki kişilerle olan
ilişkilerini düzenler.
Kamu hukuku dalları: 1) Anayasa Hukuku
2) İdare Hukuku
3) Ceza Hukuku
4) Genel Kamu Hukuku
5) Uluslar arası Hukuk
6) Mali Hukuk
7) İcra ve İflas Hukuku
17
8) Yargılama Hukuku
Özel Hukuk : Eşit kişiler arasındaki ilişkileri düzenler. Taraflardan biri diğerine göre üstün olmayan yani kamu erkini
kullanmayan kişiler arasındaki ilişkilere uygulanan hukuktur. Eşit oldukları varsayılan özerk iradeli kişilerin yatay düzeyde
oluşturdukları hukuksal ilişkileri düzenler. Kamu hukuku – özel hukuk ayrımında önemli olan; taraflardan birinin kamu
erkine sahip olması değil, aradaki ilişkide bunu kullanmasıdır.
Özel Hukukun Dalları: 1) Medeni Hukuk
2) Borçlar Hukuku
3) Ticaret Hukuku
4) Devletler Özel Hukuku
Bu ayrımın yanında bazı hukuk dalları günümüzde karma nitelik kazanmıştır. Karma nitelikli hukuk dalları; İş hukuku ve
sosyal güvenlik hukuku, Toprak hukuku, Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, Hava hukuku, Bankacılık hukuku, Toprak
hukuku..
B.KANUNLAR HİYERARŞİSİ
1.Anayasa
Bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen, bazı ülkelerde yazılı, bazılarında ise yazısız genel kabul
görmüş kurallar dökümanıdır. Anayasa denilen bu belgeyle ayrıca kişilerin temel hak ve özgürlükleri güvence altına
almıştır. Anayasa, bir devletin yönetim biçimini belirtir. Devletin temel kanunudur. Vatandaşların temel hak ve görevlerini
bildirir 1982 Anayasası, Anayasada değişiklik yapılması usulünü 175’inci maddesinde düzenlemiştir. Anayasanın
175’inci maddesi, Cumhurbaşkanına, Anayasa değişikliği sürecinin onay safhasında çok önemli yetkiler vermiştir.
Cumhurbaşkanının sahip yetkiler Anayasa değişikliğinin kabul edilmesinde ulaşılan karar yetersayısının beşte üç veya
üçte iki olmasına göre değişmektedir.
Anayasa Türleri
1- Yazılı Anayasa
2- Geleneksel Anayasa
3- Yumuşak Anayasa
4- Katı (Sert) Anayasa
5- Çerçeve Anayasa
6- Kazuistik Anayasa
2.KANUN (YASA)
Kanun veya yasa, bir anayasal hukuk rejiminde, yetkili organlarca meydana getirilen hukuk kurallarıdır. Kanunlar,
tüzükler, yönetmelikler birer hukuk kuralıdır. Yürürlükte olan hukuk kurallarının tümüne mevzuat denir. Dar anlamında
kanun, yasama organınca yapılan kanun adıyla gerçekleştirilen işlerdir. Hukukla paralel anlamlılık taşır ancak hukukun
öğelerinden sadece biri ve hukuk kaynaklarından sadece biridir. Kanun, yazılı veya yazısız olabilir.
Türkiye'de kanun koyma yetkisi TBMM'nindir. Kanun teklifi Bakanlar Kurulu (tasarı) ve milletvekillerince tek veya grup
halinde (kanun teklifi), gerekçe gösterilerek yapılır. Bunun dışındaki kişi ve kurumlar, kanun isteklerini meclise iletebilirler.
Cumhurbaşkanı, kanun teklif edemez, çünkü cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM üyeliğini kaybeder. Kanunlar
cumhurbaşkanına sunulur ve cumhurbaşkanı yayınlarsa yürürlüğe girer. Yayınlamazsa (bütçe kanunu hariç),
gerekçesiyle meclise iade eder (15 gün içinde). Meclis kanunu aynıyla tekrar kabul ederse, artık cumhurbaşkanı o
kanunu yayınlar. Meclis, kanun yaparken anayasa ve içtüzük hükümlerine uyar. Kanunlar TC Resmi Gazete'de (kuruluşu
7 Ekim 1920) yayınlanırsa yürürlüğe girer. Tarih belirtilmemişse 45 gün içinde bütün yurtta geçerli olur.
3.KANUN HÜKMÜNDE KARARMAME
Kanun hükmünde kararnameler, kanun çıkartmanın zaman alması buna karşılık toplumsal hayatın gerekli kıldığı
düzenlemelerin zaman geçirilmeksizin yapılıp uygulamaya geçirilmesi zorunluluğu karşısında bakanlar kuruluna tanınmış
bir düzenleme yetkisidir. Türk hukuk düzenine 1924 Anayasası’nda var olmayan ve 1961 Anayasası’nın ilk şeklînde
bulunmayan, 1961 Anayasası’nda 1971 yılında 1488 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik ile ilk defa Anayasaya dâhil edilen
ve bu Anayasanın 64. maddesinde düzenlenen KHK’lar 1982 Anayasası’nda ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 1982
Anayasası, KHK’ları olağan dönem KHK’ ları ve Olağanüstü dönem KHK’ları olarak ikiye ayırmıştır.
Olağan dönem KHK’lar Anayasanın 91. maddesinde düzenlemiştir. Bu düzenlemeye göre Bakanlar Kurulu kanun
hükmünde kararname çıkarmaya yetkilidir. Ancak Bakanlar Kurulunun KHK çıkarmak için öncelikle bir yetki kanunu ile
TBMM’den yetki alması gerekir. Bu kanunda çıkarılacak kararnamenin amacı, kapsamı ve ilkeleri, yetkinin kullanma
süresi ve bu sürede birden fazla KHK çıkarılıp çıkarılamayacağı gösterilir. KHK’nın Anayasaya şekil ve esas bakımından
uygunluğunun denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır.
Olağanüstü dönem KHK’ları Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu çıkarma yetkisine sahiptir. Aynı
zamanda yetki kanununa ihtiyaç yoktur dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin yargısal denetimine kapalıdır.
4.TÜZÜK
Kanunlar anayasaya, tüzükler de kanunlara aykırı olamaz. Tüzükler kanunlarda yer alamayan teknik ihtiyaçları
karşılamak ve teferruata ait hususları düzenlemek üzere; kanunların uygulayıcısı olan idare tarafından ortaya konan
tasarruftur.
Tüzük, bakanlar kurulu tarafından, kanunların uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek için Danıştay
incelemesi ve Cumhurbaşkanı imzasından geçirilerek çıkarılır. Kanunlar gibi Resmi Gazete’de yayınlanır.
Bu şekilde düzenlemeye giden 1982 Anayasasının 115. maddesi, tüzüklerin, yeni bir hüküm getirmeyip, kanunlara uygun
olması gerektiğini ve çıkarılış tarzını ortaya koymaktadır. 115. maddeye göre; "Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını
18
göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek
şartıyla tüzükler çıkarabilir. Tüzükler, Cumhurbaşkanınca imzalanır ve kanunlar gibi yayımlanır."
Tüzükler, belli şekil ve usul şartlarına uygun olarak çıkarılırlar. Bu yetki sadece Bakanlar Kurulu inhisarındadır.
Danıştayca mutlaka incelenir. Cumhurbaşkanınca imzalanır ve Resmi Gazete’de yayınlanır. Yayınlanmayan tüzük
yürürlüğe giremez. Kanuna aykırı olan tüzüğün iptali için Danıştay’a başvurulur. Danıştay Kanununun 24. maddesine
göre, Danıştay bu hususta ilk derece mahkemesidir. Danıştay Dava Daireleri Kurulu, gerektiğinde tüzüğü iptal eder.
Tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için, ilgili bakanlıkça veya kamu tüzel kişiliğince; kanun ve tüzüklere uygun olarak
yönetmelikler çıkarılabilir. Hangi yönetmeliğin Resmi Gazete’de yayınlanacağı kanunda belirtilir. Tüzükler önem
bakımından, anayasa ve kanunların altında ve fakat yönetmeliklerin üzerindedir.
Ayrıca TBMM’nin kendi yönetim ve işleyişini gösteren bir tüzüğü vardır ki, buna da içtüzük denir. Her meclis kendi
içtüzüğünü yapar. İçtüzükler çok önemli siyasi belgelerdir. İç tüzüklerde milletvekillerinin vazifeleri, yetkileri belirlenir.
Soru, gensoru, meclis soruşturması ve meclis araştırması müesseselerinin nasıl işletileceği, muhalefet ve iktidar
partilerinin söz alma hakları, kanunların yapılması usulleri içtüzükle düzenlenir. İsim benzerliği dışında tüzüklerle
içtüzüklerin hiçbir benzerliği yoktur.
Bundan başka dernek, kooperatif ve anonim şirketlerin kendi kuruluşlarına ve işleyişlerine ait esasları belirleyen ve
kanunen çıkarılması mecburi olan, yazılı asıl belgeleri de vardır ki, bunlara da tüzük denir. Bunların da mesleki veya
mahalli gazetelerde yayınlanması mecburiyeti vardır.
5.YÖNETMELİK
Bakanlıkların ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin vd. uygulanması için
çıkardıkları hukuk kurallarıdır. Resmî Gazete'de yayımlanır ve yürürlüğe girer fakat yönetmeliklerin hepsi Resmî
Gazete'de yayımlanmaz. Hangi yönetmeliklerin Resmî Gazete'de yayımlanacağı kanunlarla açık bir şekilde belirlenir.
Yönetmelikler yasa ve tüzüklere aykırı hüküm içeremezler. Ülke çapında uygulanacak olan yönetmeliklerin yargısal
denetimi Danıştay tarafından yapılırken, diğer yönetmeliklerin yargısal denetimi genel görevli idari mahkemeler
tarafından yapılır.
Millî İstihbarat Teşkilatı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi kurumlar doğrudan başbakanlığa ve
diğer bakanlıklara bağlı olduklarından dolayı yönetmelik çıkaramazlar.
Bütün bunların dışında hiyerarşinin alt kısımlarında bulunan genelgeler, yönergeler vs. de vardır.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
6 / İş Hukuku
Katılımcıların, iş hukukunun temel amaç ve ilkeleri, iş sağlığı ve güvenliği alanında
tarafların sorumluluk, hak ve yükümlülükleri hakkında bilgi sahibi olmalarını
sağlamaktır.
U-3, U-4, U-6*
*Hukuk
İŞ HUKUKU
a)
b)
c)
d)
e)
İş Hukuku, bir işverene bağlı olarak ve bir iş sözleşmesine dayanarak çalışanların hukuku olarak
tanımlanmaktadır. Çalışanlar bağımlı çalışanlar ve bağımsız çalışanlar olarak ikiye ayrılırlar. Bağımlı çalışanlar ise
işçiler ve memurlar olarak ikiye ayrılırlar. Ancak tüm bağımlı çalışanlar bu hukuk dalının kapsamına girmeyip, bir
iş sözleşmesi ile çalışan işçiler bu kapsamda yer almaktadır. Memurların hukuki statüleri İdare Hukuku esaslarına
göre belirlenmektedir.
İş Hukuku, işveren için değil, tam tersine işçinin özel ihtiyaçlarına dayanarak ve onları ekonomik bakımdan daha
güçlü olan işverenlere karşı korumak için doğmuş bir hukuk dalıdır. Şu halde İş Hukukunda işçi tamamen ön
sırada yer almış ve İş Hukuku işçilerin özel hukuku biçiminde de nitelenen bir hukuk dalı haline gelmiştir.
İş Hukuku ilk olarak Avrupa’da , sanayi devrimi ile birlikte ortaya çıkmıştır. Sanayi devrimi ile birlikte ayrı bir sınıf
olan işçi ve işveren kesimi oluşmuştur. 18. yüzyıldaki bu olumsuzlukların doğal bir sonucu olarak 19. yüzyılda
devlet çalışma hayatına müdahale etmiş, konuyla ilgili kanuni düzenlemeler yapmış ve ayrıca çalışan kesimler,
kendi aralarında örgütlenmeye başlamışlardır. Çalışma barışının daha sağlıklı bir şekilde sağlanabilmesi için
devlet çalışma hayatına müdahale etmiş ve bunun sonucu olarak taraflardan zayıf konumda olan işçileri koruyucu
ve hakkaniyet kurallarına aykırı davrananları cezalandırıcı nitelikte kanuni düzenlemeler yapılmıştır. Çalışanların
ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini koruyucu nitelikte kurallar konulmuş ve İş Hukukunun ilk tohumları
atılmaya başlanmıştır.
Türkiye’de ise İş Hukuku ile ilgili yapılan ilk düzenlemelere sırasıyla de1865 tarihli “Dilaver Paşa Nizamnamesi”
nde, 1869 tarihli “Meadin Nizamnamesi”nde ve 1877 yılında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında toplanan heyet
tarafından hazırlanan “Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye’de rastlanılmaktadır. Daha sonra 1909 yılında “Tatil-i Eşgal
Kanunu”, Cumhuriyetin ilanından önce 1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi tarafından 151 sayılı “Ereğli Havzai
Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun” çıkarılmıştır. Cumhuriyetten sonra 02.01.1924 tarih ve
394 sayılı “Hafta Tatili Kanunu” ve 22.04.1926 tarih 818 sayılı “Borçlar Kanunu”, 08.06.1936 tarih 3008 sayılı “İş
Kanunu”, çıkarılmıştır. 1961 Anayasası’nda yer alan kapsamlı özgürlük ortamının getirdiği rahatlıkla 1963
tarihinde 274 sayılı “Sendikalar Kanunu” ile 275 sayılı “Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu” çıkarılarak
uygulamaya konulmuştur. 25.08. 1971 tarih ve 1475 sayılı “İş Kanunu” yürürlüğe girmiştir. Şu an ise 10 Haziran
2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı son İş Kanunumuz yürürlükte bulunmaktadır. Son olarak ise 20 Haziran
2012 tarih 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, 18 Ekim 2012 tarih ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş
Sözleşmesi Kanunu yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Milli kaynaklar kendi içerisinde özel ve resmi kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.Kaynağın resmi olması
demek, resmi makamlar tarafından konulan yazılı kurallardan oluşması demektir. Resmi kaynakların başında
19
1982 tarihli Anayasamız ve 1982 Anayasasının “Sosyal Haklar ve Ödevler” başlığını taşıyan üçüncü
bölümünde(AY m.49) çalışma yaşamıyla ilgili hükümler gelmektedir. Daha sonra Kanunlarımız gelmektedir. En
önemlililer 4857 sayılı İş Kanunumuz, Basın-İş Kanunumuz, Deniz-İş Kanunumuz, 6098 sayılı Türk Borçlar
Kanunumuz gelmektedir. Daha sonra ise tüzük, yönetmelik gibi tanzimi tasarruflar ve yargısal içtihatlar
gelmektedir.
f) İş Hukunun özel kaynaklarının başında toplu iş sözleşmeleri ve iş sözleşmeleri gelmektedir. İç Yönetmelikler
işveren tarafından işyerinin tamamında veya bir bölümünde uygulanmak üzere, işin ve işyerinin özellikleri göz
önüne alınarak yeknesak ve genel şekilde hazırlanan tek taraflı düzenlemelerdir. İşçinin rızası alınmaksızın
aleyhine değiştirilemezken iş lehine olan hususlar işçi rızası alınmaksızın değiştirilebilirİşyeri uygulamaları
işyerinde bazı fiili davranışların tekrarlanmasıyla veya işveren tarafından sözleşmesel veya kanuni bir zorunluluk
olmaksızın işçi lehine bir menfaatin, tek taraflı olarak devamlı bir şekilde ve aynı koşullarla sağlanması halinde ve
işçinin zımni kabulü ile bu uygulamaların iş şartı haline gelmesidir.İşyeri uygulamaları, iş sözleşmesi hükmü haline
geldiğinden İş Kanununun 22. maddesine göre tek taraflı irade beyanıyla değiştirilemez. Bu durum işçi açısından
İş Kanunu madde 24/II kapsamında haklı fesih nedeni sayılacaktır. Son özel hukuk kaynağı işverenin emir ve
talimet verme hakkıdır.İşveren talimat verme hakkını Anayasaya, kanunlara, toplu iş sözleşmesine, iş
sözleşmesine, iç yönetmeliklere, iş koşullarına uygun olarak kullanmak mecburiyetindedir. Benzer şekilde bu
talimatlar TBK’nın 26 ve 27. maddelerinde düzenlenen kamu düzenine, hukuka, ahlaka ve ayrıca kişilik haklarına
aykırı olmamalıdır.
g) İş Hukukunun uluslararası kaynaklarını Uluslararası Çalışma Örgütü Sözleşmeleri, Birleşmiş Milletler Belgeleri,
Avrupa Konseyi Sözleşmeleri, Avrupa Birliği İş Hukuku Hükümleri ve İkili anlaşmalar oluşturmaktadır.
h) Çalışma örgütleri ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü'dür.
i) Her düzenlemede olduğu gibi İş Hukuku alanında da getirilen düzenlemelerin etkili olabilmesi için kanun koyucu,
bu alanda meydana gelebilecek ihlallere karşı bir takım yaptırımlar getirmiş ve aykırı davranışları cezalandırmıştır.
Getirilen bu yaptırımları, hukuki, cezai, idari ve disipline yönelik olmak üzere dört ana başlık altında inceleyebiliriz.
j) Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği
olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından
mal veya hizmet üretmek amacıyla maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri
denir.
k) İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında
örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım,
beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır.
l) İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir.
İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.
m) Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir
bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için
görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında
kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile
ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan
yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.
n) Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları
kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel
olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri
başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler.
o) İş bakımından en çok otuz iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.İş
ilişkisinin bir süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır. Belirli süreli işlerde veya belli
bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak işveren ile işçi
arasında yazılı şekilde yapılan iş sözleşmesi belirli süreli iş sözleşmesidir. İşçinin normal haftalık çalışma
süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda
sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir. Yazılı sözleşme ile işçinin yapmayı üstlendiği işle ilgili olarak kendisine
ihtiyaç duyulması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş ilişkisi, çağrı üzerine
çalışmaya dayalı kısmi süreli bir iş sözleşmesidir.Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı konulduğunda,
bunun süresi en çok iki ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir.Birden
çok işçinin meydana getirdiği bir takımı temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı
sözleşmeye takım sözleşmesi denir.İşveren, devir sırasında yazılı rızasını almak suretiyle bir işçiyi; holding
bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde veya yapmakta olduğu işe benzer işlerde
çalıştırılması koşuluyla başka bir işverene iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devrettiğinde
geçici iş ilişkisi gerçekleşmiş olur.
p) Temyiz gücüne sahip olmayan kişilerin yaptığı iş sözleşmesiyle, kanuni mümessilinin (veli veya vasisi ) onayını
almayan küçük veya kısıtlıların yaptığı iş sözleşmesi geçersiz olacaktır. 4857 sayılı İş Kanununa göre, 15 yaşını
doldurmamış çocukların çalıştırılmaları yasaktır. Ancak, sağlık ve gelişmelerine, okul ve mesleki eğitim ve
mesleğe yönelme programlarına devam etmelerine yahut öğrenimden faydalanma kabiliyetlerine zarar
vermeyecek nitelikteki hafif işlerde 14 yaşını doldurmuş çocukların çalıştırılmaları mümkündür. Her yaştaki
kadınların yer ve su altında; sanayiye ait işlerde ise gece çalıştırılmaları yasaklamıştır. Ağır ve tehlikeli işlerde
çalışanlar 18 yaşını dolduruncaya kadar en az her altı ayda bir aynı şekilde doktor muayenesinden geçirilirken, 18
yaşından sonra yılda bir doktor muayenesinden geçirilir. Toplu işten çıkarma tarihinden itibaren altı ay içinde
işveren işyerine başka işçi alamaz.Elli veya daha fazla sayıda işçi çalıştıran işverenler kendi özel sektör
işyerlerinde %3 oranında özürlü, kamu işyerlerinde %4 özürlü ve %2 eski hükümlüyü mesleklerine, beden ve ruhi
durumlarına uygun bir işte çalıştırmakla yükümlüdürler.
q) İşçinin en önemli borcu işi şahsen ifa borcudur. Fakat aksi kararlaştırılmışsa işçi ifa yardımcısı kullanabilecektir.
Bu işçinin ayrıca işi özenle yapma, çalışma koşullarına uyma,fazla çalışma , talimatlara uyma, hesap verme ve
sadakat borcu bulunmaktadır.
20
İşçinin aynı zamanda işveren öğrendiği sırları saklama borcu da olup bu borç sadakat borcu kapsamında
değerlendirilmektedir.
s) İşçinin son borcu işverenle rekabet etmeme borcu vardır. Fakat bu borç diğer borçlar gibi sözleşme devam
ederken değil, sözleşme sona erdikten sonra söz konusu olmaktadır. Ayrıca rekabet etmeme borcundan
bagsedebilmek için bunun sözleşmede yazılı olarak düzenlenmesi ve 2 yılı geçmemesi gerekir.
t) İşverenin en temel borcu ücret ödeme borcudur. Ücret nakdi veya ayni olarak ödenebilmektedir. Fakat prim
ikramiye ve kardan pay alma ücret eki olarak düzenlenmesi gerekmekte olup ücret yerine kararlaştırılamaz.
u) İşçiye asgari ücrettten az üzret ödenemez.
v) İşçinin ücreti en geç aydan aya ödenir. Fakat iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile bu süre bir haftaya kadar
indirilebilir.
w) İşçi ücertinin 20 gün ödenmemesi durumunda işçinin çalışmama hakkı vardır ve bundan dolayı işveren işçiyi içten
çıkaramaz. Ayrıca işçinin haklı nedenle fesif hakkı da bulunmaktadır.
x) İşverenin diğer en önemli borcu işçiyi gözetme borcudur. Bu borç ise iş sağlığı ve güvenliği önlemleri almak ve
işçinin kişiliğinin korumak borçlarından oluşmaktadır.
y) İşverenin diğer borçları ise eşit davranma,malzeme temin etme borcudur.
z) İşçinin muvazzaf askerlik dışında askere gitmesi durumunda askı süresi en az iki aydır.
aa) İşçinin hastalanması durumunda İş Kanunu'nun 17. maddesindeki bildirim sürelerine 6 hafta eklenerek bulunacak
süre kadar askıda kalmaktadır.
bb) İşçinin tutuklanması ve göz altına alınması durumunda İş Kanunu'nun 17. maddesindeki bildirim süreleri kadar
sözleşme askıda kalmaktadır.
cc) İşçinin anne-babasının, kardeşinin , eşnin ölmesi durumunda sözleşme 3 gün süreyle askıda kalmaktadır.
dd) İşçiye ücretsiz izin verilmesi durumunda ücretsiz izin süresince sözleşme askıda kalmış sayılır.
ee) Grev süresince iş sözleşmesi askıda aklmaktadır. Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde askı süresinin sona
ermesinden sonra sözleşme askıdan önce kaldığı yerdeki şartlarla devam ederken, belirli süreli iş
sözleşmelerinde askı durumunun ortadan kalmasından sonra iş sözleşmesi geriye kalan süreyle sınırlı olarak
devam eder.
ff) İşçinin ölmesi, belirli süreli iş sözleşmesinde sürenin bitmesi, tarafların anlaşması, zorlayıcı sebepler fesih dışı
sona erme sebebidir.
gg) Fesihle sona erme türlerinden ilki olan süreli fesih ise sadce belirsiz süreli iş sözleşmelerinde söz konusu
olmaktadır.Hizmeti altı aya kadar olanlarda 2 hafta, altı ay bir buçuk yıl arasında 4 hafta, bir buçuk yıl üç yıl
arasında olanlarda 6 hafta, üç yıl ve daha fazla hizmeti olanlarda ise 8 hafta sonra iş sözleşmesi feshedilmiş
sayılacaktır(İş K. m. 17). Bu süreler uymayan taraf diğer tarafa bir tazminat öderki buna tazminata ihbar tazminatı
denir.
hh) iş sözleşmesini sona erdirmede kötüniyetli olduğunun anlaşılması durumunda işçiye bildirim süresine ilişkin
ücretin üç katı tutarında bir tazminat ödeme zorunluluğu vardır ki, bu tazminata ise kötüniyet tazminatı denir.
ii) İşçiler iş güvencesi kapsamı dışında bırakıldığından bu durumdaki işçilerin iş sözleşmelerinin işveren tarafından
feshedilmesinde geçerli bir nedene dayanma mecburiyeti yoktur. Kapsam dışındaki işçilerin iş sözleşmeleri
işveren tarafından gerekçe gösterilmeden serbestçe feshedilebilecektir. İşverene tanınan bu hakkın kötüye
kullanılmasını engellemek açısından fesih hakkının kötüye kullanması “kötüniyet tazminatı” düzenlenmiştir.
jj) Otuz veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini
fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Bu sayının hesabına aynı işverene ait aynı iş kolundaki
değişik işyerlerinde çalışan işçiler de dâhil edilmektedir.
kk) Haklı nedenle fesih ile geçerli nedenle fesih arasındaki farkı belirleyen en önemli özellik, haklı fesihte taraflar
arasındaki güven ilişkisi temelinden sarsılmakta veya çökmekte iken geçerli fesihte bu ilişki tamamen ortadan
kalkmamakta ve zamanla izale edilebilmektedir. Örneğin, iş sözleşmesinin taraflarından birisinin ahlak ve iyiniyet
kurallarına aykırı davranışı sonucu iş ilişkisi, taraflardan birisi için çekilmez hale gelirse iş sözleşmesi haklı
nedene dayanılarak derhal feshedilebilecektir.
ll) İşverenin işletmesi ile ilgili aldığı kararlarla varılmak istenen hedefe, fesihten başka bir yolla ulaşmak mümkün ise
fesih için geçerli bir nedenden söz edilemez. İşte buna “Feshin Son Çare Olması(Ultima- Ratio)” ilkesi denir.
mm)işverenin sözleşmenin feshini yazılı olarak yapmak, fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek mecburiyeti
bulunmaktadır.İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği, gösterilen sebebin gerçeğe
aykırı olduğu ve geçerli olmadığı iddiasıyla fesih bildiriminin kendisine tebliğ edildiği tarihinden itibaren bir ay
içinde iş mahkemesinde işe iade davası açabilecektir.Mahkemenin davayı kabul etmesi durumunda 10 gün içinde
işverene başvuran işçiyi işveren 1 ay içinde işe başlatmak ya da mahkemece takdir edilen iş güvencesi tazminatı
ve 4 aya kadar çalışılmayan dönemdeki ücretini ödemek durumundadır. İş sözleşmesinin işçinin sendikaya üye
olması veya sendikal faaliyetlerde bulunması ya da işyeri sendika temsilciliği nedeniyle feshedilmesi halinde iş
güvencesi tazminatı işçinin bir yıllık ücreti tutarında olacaktır.
nn) İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı(madde 24)
oo) I. Sağlık sebepleri:.
pp) II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:.
qq) III. Zorlayıcı sebepler:
rr) İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı(madde 25)
ss) I- Sağlık sebepleri:
tt) II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri:
uu) III- Zorlayıcı sebepler:
vv) IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.
ww) İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri
çerçevesinde yargı yoluna başvurabilir.
xx) 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için
tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın
r)
21
öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra
kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
yy) İş sözleşmesinin feshinde ileri sürülen nedenlerin gerçek olmadığı ispatlanır veya nedenler haklı olmasına
rağmen 26. maddede belirtilen süre içerisinde fesih gerçekleştirilmezse haksız fesihten söz etmiş oluruz. Aynı
şekilde fesih hakkı doğmadığı halde taraflardan herhangi birisi tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi
durumunda haksız fesih durumu ortaya çıkar.
zz) Fesih hakkının kötüye kullanılması durumunda ispat yükü kime ait olacaktır? Bu, hukuk sistemimizde yer alan
düzenlemeye göre iş güvencesi kapsamı dışında kalan iş ilişkilerinde işverenin fesih hakkını kötü kullandığının
ispatı, bunu iddia eden işçiye ait olacaktır.
aaa) İş sözleşmesi sona erdikten sonra işçi işverene ibraname işveren de işçiye çalışma belgesi verebilir.
bbb) İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, İşçi
tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, Bağlı bulundukları
kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak
amacıyla; Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi
veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı
süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan
artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır.
ccc) İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı
işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya
intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde
işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.
ddd) Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı
ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında
dikkate alınmaz.
eee) Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez.
fff) İş Kanununun 23. maddesi, süresi belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş olan
işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin
işine girmesi durumunda, sözleşmenin bu suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni
işverenin de aşağıdaki hallerde birlikte sorumlu olduğunu düzenlemiştir. Bu haller;
ggg) İşçinin bu davranışına, yeni işveren sebep olmuşsa,
hhh) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa
iii) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra dahi onu çalıştırmaya devam etmişse.
jjj) İş süresi, işçinin çalıştırıldığı, işte geçirdiği süredir(Yön. md 3).
kkk) Normal çalışma süresi haftada en fazla 45 saattir. Bu süre, aksi kararlaştırılmamışsa, işyerinde haftanın çalışılan
günlerine eşit olarak bölünür.
lll) Taraflar, sözleşmeler veya işyeri iç yönetmeliği niteliğindeki düzenlemeler ile haftalık çalışma süresini aşmamak
kaydıyla günlük çalışma süresini her gün için farklı şekillerde kararlaştırabilirler. Bu durumda haftanın çalışılan
günlerinde yapılan çalışma saatlerinin toplamının miktarı azami süre olan haftada 45 saati aşamaz .
mmm)
Yoğunlaştırılmış iş haftası ve denkleştirme süreleriyle çalışma ise işçi ve işveren tarafının karşılıklı
anlaşmaları ve günde 11 saati aşmamaları şartıyla bazı haftalarda 45 saatin üstünde ve bazı haftalarda 45 saatin
altında çalışma yaparak iki aylık çalışma süresinin ortalamanın 45 saati bulmasıdır.
nnn) Gece çalışmaları İş Kanununun 69. maddesinde düzenlenmiştir. İlk önce şunu söylemek gerekir ki, kanuna göre
çalışma hayatında "gece" en geç saat 20.00'de başlayarak en erken saat 06.00'ya kadar geçen ve her halde en
fazla onbir saat süren dönemdir. Gece çalışmaları 7, 5 saatten fazla olmaz.
ooo) Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az 11 saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz.
ppp) Sağlık kuralları bakımından bazı işlerde, çalışma sürelerine ilişkin genel kuralların uygulanması bile tehlike arz
ettiğinden dolayı günde en fazla 7.5 saat veya daha az çalışılması gerekir.
qqq) Hazırlama, tamamlama temizleme işleri ise 11 saat aşmamak koşuluyla günde en fazla 2 saat yapılabilir.
rrr) Telefi çalışması günde 11 saati aşmamak kaydıyla 3 saat yapılabilir.
sss) Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici
olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması
hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir .
ttt) Fazla çalışma, kanunda yazılı koşullar doğrultusunda haftalık 45 saati aşan çalışmalara denir.Her bir fazla saat
çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle
ödenir.
uuu) Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle 45 saatin altında belirlendiği durumlarda ise, denkleştirme esasları
içinde ortalama haftalık çalışma süresini aşan, fakat 45 saatlik kanuni haftalık çalışma süresinin altında kalan
süreler fazla süreli çalışma olarak kabul edilmiştir.Her bir fazla süreli çalışma için verilecek ücret normal çalışma
ücretinin saat başına miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesi suretiyle ödenir.
vvv) Ara dinlemesine ilişkin süreler, kanunda açıkça düzenlenmiştir. Buna göre, günlük çalışma süresinin ortalama bir
zamanında o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere,
a) Dört saat veya daha kısa süreli işlerde onbeş dakika, Dört saatten fazla ve yedibuçuk saate kadar
(yedibuçuk saat dâhil) süreli işlerde yarım saat, Yedibuçuk saatten fazla süreli işlerde bir saat ara
dinlenmesi verilir.Ara dinlenmesi çalışma süresinden sayılmaz.
www) 4857 sayılı İş Kanunu’na göre, bu kanunun 63.maddesinde zikredilen çalışma sürelerine uygun olarak çalışması
koşuluyla işçi, 7 günlük zaman dilimi içerisinde kesintisiz 24 saat hafta tatiline hak kazanır.Çalışılmayan hafta tatili
günü için işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir. Eğer işveren, işçinin
rızasını almak koşuluyla işçiyi hafta tatilinde de çalıştırırsa işçi, çalıştığı o günlük ücreti tutarının yanında bu
ücretin 1,5 katını daha almaya hak kazanır. Yani hafta tatilinde çalışan bir işçi toplam günlük ücretinin 2,5 katını
alır.
22
Ulusal bayram, Cumhuriyetin ilân edildiği 29 Ekim gündür. UBGTK’ya göre ulusal bayram tatili, 28 Ekim
saat 13.00’dan başlayarak 29Ekim bütün gün devam eder(m. 1). Bu kanuna göre genel tatiller ise,23
Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor
Bayramı günü, 30 Ağustos günü Zafer Bayramı, Ramazan Bayramı(Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 3,5
gündür), Kurban Bayramı,(Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür)1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1
Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günüdür.İşçiler ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen
günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak alırlar. Eğer tatil
yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yani ulusal bayram ve genel
tatil günü çalışan işçiye 2 günlük ücreti tutarında bir miktar ödenmelidir.
İş Kanununun 53. maddesine göre işçi, işe fiili olarak başladığı günden itibaren 1 yıl çalışması halinde
yıllık ücretli izine hak kazanmaktadır.Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) olanlara ondört günden,Beş
yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara yirmi günden, Onbeş yıl (dâhil) ve daha fazla olanlara yirmialtı
günden az olamaz. Ancak onsekiz ve daha küçük yaştaki işçilerle elli ve daha yukarı yaştaki işçilere
verilecek yıllık ücretli izin süresi yirmi günden az olamaz.
xxx) TBK’nın 417/2. maddesi ve İSGK’nun 4. maddesine göre işverenler, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin
sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve
güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.
yyy) Anayasamızın 17. maddesinde herkesin, yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip
olduğu vurgulanmıştır.
zzz) İSGK’nun 4. maddesine göre işverenler, mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü
tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik
tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.
şçilerin de alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyması gerekmektedir.
aaaa) İşverenin gerekli her türlü önlemi alma , çalışanları bilgilendirme, denetleme, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi
verme, risk değerlendirmesi yapma, çalışanlarının görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması, çalışan
temsilcisi görevelendirme, iş sağlığı ve güvenliği organizasyonlarını oluşturma yükümlülükleri vardır.
bbbb) Bu organizasyonlar, İş sağlığı ve güvenliği kurulu, işyeri sağlık ve güvenlik birimleri ve ortak sağlık ve güvenlik
birimleri, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanlarını ifade eder.
cccc) İşveren, iş kazalarını kazadan sonraki üç iş günü içinde, sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından
kendisine bildirilen meslek hastalıklarını, öğrendiği tarihten itibaren üç iş günü Sosyal Güvenlik Kurumuna
bildirimde bulunur.
dddd) Yükümlülüklerine aykırı hareket eden işveren tazminat ödeyeceği gibi Türk Ceza Kanunu bakımından da
sorumlu olur. Ayrıca bu işveren hakkında idari para cezası verilebileceği gibi iş durdurulabilir.
eeee) Ciddi ve yakın tehlike ile karşı karşıya kalan çalışanlar kurula, kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise işverene
başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurulun
işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi, gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar
çalışmaktan kaçınabilir.
ffff) Yükümlülüklerine aykırı hareket eden işçi hakkında İş Kanununun 25/II-ı ve h bentleri kapsamında haklı nedenle
fesih söz konusu olurken ayrıca TBK’nın 400. maddesi gereği işçinin kusuruyla verdiği zararlardan tazminat
sorumluluğu gündeme gelir.
gggg) Sendika; işçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak
ve geliştirmek için en az yedi işçinin veya işverenin bir araya gelerek bir iş kolunda faaliyette bulunmak üzere
oluşturdukları tüzel kişiliğe haiz kuruluşlardır.
hhhh) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu, işçi sendikalarının Türkiye çapında faaliyette bulunması
amacıyla, bir iş kolundaki işyerlerinde çalışan işçiler tarafından kurulabilmesini öngörmüştür. Burada öngörülen
amaç herhalde sendikanın iş koluna giren tüm işlerde faaliyette bulunmak üzere kurulmasıdır.
iiii) Sendikaların zorunlu organları genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu ve disiplin kuruludur. Sendikalar bu
zorunlu organlar dışında isteğe bağlı olarak başka organlarda kurabilmektedirler.
jjjj) Sendika ve konfederasyonun ilk genel kurulu, tüzel kişiliğin kazanılmasından itibaren altı ay içerisinde, şubelerin
genel kurulu ise kuruluş tarihinden başlayarak altı ay içerisinde yapılır. Toplantı nisabı üye tam sayısının salt
çoğunluğudur. Tüzükte daha yüksek bir yeter sayı da belirlenebilir. İlk toplantıda yeter sayı sağlanamadığında
ikinci toplantı en çok on beş gün sonraya bırakılır. Bu toplantıya katılanların sayısı üye ve delege sayısının 1/3
ünden az olamaz. Karar nisabı ise, toplantıya katılan üye veya delege sayısının salt çoğunluğudur.
kkkk) On beş yaşını doldurmuş olup da bu kanuna göre işçi sayılanlar, işçi sendikalarına üye olabilirler. On beş yaşını
doldurmamış olanların üyeliği, kanuni temsilcinin yazılı iznine bağlıdır.
llll) Sendika ve konfederasyonlara serbest olan faaliyetler, üyelerinin ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinin
korunması ve geliştirilmesi amacına yönelmiş olanlardır.Sendika ve konfederasyonlar siyasi partilerin ad, amblem,
rumuz veya işaretlerini kullanamazlar.Sendika ve konfederasyonlar ticaretle uğraşamazlar .
mmmm)
Sendikaların en önemli geliri üyelerinden topladıkları aidatlardan oluşmaktadır.
nnnn) Sendikal faaliyetler bazen kuruluş sırasında tespit edilen eksikliklerin verilen süre içerisinde giderilmemesi
halinde, bazen de sendika aleyhine açılan kapatma davasının her aşamasında hâkim kararıyla, bazen de sendika
tüzüğünde kanuna aykırı bir şekilde tüzükte değişiklik yapılması durumunda, bazan de sendikanın dış
kaynaklardan kanuna aykırı bir şekilde izinsiz olarak yardım veya bağış alması durumunda, bazen de nitelikleri
kanuna aykırılık oluşturan kişilere görev verilmesi ve bu kişilerin görevde tutulmaları halinde sendika faaliyetleri
durdurulur.
oooo) 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 1. maddesinde, toplu iş sözleşmesi hakkının işçi ve
işverenlere karşılıklı olarak tanınan bir hak olduğu, içeriği ve sona ermesine ilişkin hükümleri ihtiva ettiği
belirtilmiştir.
pppp) Türk Hukukunda toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi, 6356 sayılı yasaya göre kurulmuş sendikalara tanınmıştır.
qqqq) Toplu iş sözleşmesi yapabilmek için işçi sendikasının, ülke genelinde, o işkolunda çalışan işçilerin en az %3
ünün sendikasına üye olduğunu, toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerinde çalışan işçilerin yarıdan bir fazlasının
23
sendikasına üye olduğunu, işletmelerde ise en az %40 ının sendikalarına üye olduğunu ispat etmesi durumunda
toplu iş sözleşmelerinde temsil yetkisini elde etmiş sayılır.
rrrr) Toplu iş sözleşmeleri yazılı şekle tabidir. Bu şekil bir sıhhat şartı olup, aksi halde sözleşme geçerli olamaz.
ssss) Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 35/2. maddesine göre toplu iş sözleşmelerinin süresi bir yıldan
az ve üç yıldan çok olamaz. Bu süreler kesin olup, tarafların azaltma ve çoğaltma yetkileri yoktur.
tttt) Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 38. maddesinde yer alan hükme göre işletme toplu iş sözleşmesi
kapsamında olan ya da toplu iş sözleşmesi bulunan bir işyeri veya işyerinin bir bölümünün devrinde, devralan
işverenin aynı işkoluna giren işyeri veya işyerlerinde yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi var ise; devralınan işyeri
veya işyerlerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden doğan hak ve borçlar, iş sözleşmesi hükmü olarak devam
eder.
uuuu) Toplu iş sözleşmesi görüşmelerine başlanmasından itibaren otuz günlük süre geçmiş olmasına rağmen
anlaşma sağlanamamışsa taraflardan her biri görüşmelere bir arabulucunun iştirakini görevli makamdan
isteyebilir.
vvvv) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde
aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak ya da bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği
karara uyarak işi bırakmalarına grev denir.
wwww)
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununun 59/1. maddesi lokavtı; işyerinde faaliyetin
tamamen durmasına sebep olacak tarzda işveren veya işveren vekilinin kendi teşebbüsü ile veya bir işveren
kuruluşunun verdiği karara uyarak, işçilerin topluca işten uzaklaştırması olarak tanımlamıştır.
xxxx) Grev kararı, ancak toplu iş sözleşmesi yapma yetkisini alıp çağrıda bulunmuş ve görüşmeler safhasına girmiş
işçi sendikası tarafından alınır.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
7 / Kanunlarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevcut kanuni düzenlemeler
hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır.
U-11
KANUNLARDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak, Anayasa’nın ilgili hükümlerinden başka, İş Kanunu, Borçlar Kanunu, Umumi
Hıfzıssıhha Kanunu, Belediyeler Kanunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Sendikalar Kanunu ve
Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gibi kanunlarda ve bunlara dayanarak çıkarılmış olan tüzüklerde ve
yönetmeliklerde çeşitli düzenlemeler mevcuttur.
T.C. Anayasası :
T.C. Anayasası’nın 49, 50, 51, 52, 53, 54 ve 55. maddeleri çalışma hayatı ile 60.
maddesi ise sosyal güvenlik ile ilgilidir.
V. Çalışma ile ilgili hükümler
A. Çalışma hakkı ve ödevi
Madde 49 – Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.
(Değişik: 3/10/2001 – 4709/19. md.) Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için
çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve
çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.
B. Çalışma şartları ve dinlenme hakkı
Madde 50 – Kimse, yaşına, cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz. Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi
yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar. Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.
Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.
C. Sendika kurma hakkı
Madde 51 – (Değişik: 3/10/2001 – 4709/20. md.)
Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek
için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe
çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile
başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir. Sendika kurma hakkının
kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir. Aynı zamanda ve aynı işkolunda birden fazla
sendikaya üye olunamaz. İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve
sınırları gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenlenir. Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri, yönetim
ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.
D. Sendikal faaliyet
Madde 52 – (Mülga: 23/7/1995 - 4121/3. md.)
VI. Toplu iş sözleşmesi, grev hakkı ve lokavt
A. Toplu iş sözleşmesi hakkı
Madde 53 – İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek
amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler. Toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağı kanunla düzenlenir.
(Ek: 23/7/1995 - 4121/4. md.) 128 inci maddenin ilk fıkrası kapsamına giren kamu görevlilerinin kanunla kendi aralarında
kurmalarına cevaz verilecek olan ve bu maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile 54 üncü madde hükümlerine tabi olmayan
sendikalar ve üst kuruluşları, üyeleri adına yargı mercilerine başvurabilir ve idareyle amaçları doğrultusunda toplu
görüşme yapabilirler. Toplu görüşme sonunda anlaşmaya varılırsa düzenlenecek mutabakat metni
taraflarca imzalanır. Bu mutabakat metni, uygun idari veya kanuni düzenlemenin yapılabilmesi için Bakanlar Kurulunun
takdirine sunulur. Toplu görüşme sonunda mutabakat metni imzalanmamışsa anlaşma ve anlaşmazlık noktaları da
taraflarca imzalanacak bir tutanakla Bakanlar Kurulunun takdirine sunulur. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usuller
24
kanunla düzenlenir. Aynı işyerinde, aynı dönem için, birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamaz ve uygulanamaz.
B. Grev hakkı ve lokavt
Madde 54 – Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında, uyuşmazlık çıkması halinde işçiler grev hakkına sahiptirler. Bu
hakkın kullanılmasının ve işverenin lokavta başvurmasının usul ve şartları ile kapsam ve istisnaları kanunla düzenlenir.
Grev hakkı ve lokavt iyi niyet kurallarına aykırı tarzda, toplum zararına ve milli serveti tahrip edecek şekilde kullanılamaz.
Grev esnasında greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri
sonucu, grev uygulanan işyerinde sebep oldukları maddi zarardan sendika sorumludur. Grev ve lokavtın
yasaklanabileceği veya ertelenebileceği haller ve işyerleri kanunla düzenlenir. Grev ve lokavtın yasaklandığı hallerde
veya ertelendiği durumlarda ertelemenin sonunda, uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Uyuşmazlığın her
safhasında taraflar da anlaşarak Yüksek Hakem Kuruluna başvurabilir. Yüksek Hakem Kurulunun kararları kesindir ve
toplu iş sözleşmesi hükmündedir. Yüksek Hakem Kurulunun kuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. Siyasi amaçlı grev
ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer
direnişler yapılamaz. Greve katılmayanların işyerinde çalışmaları, greve katılanlar tarafından hiç bir şekilde
engellenemez.
VII. Ücrette adalet sağlanması
Madde 55 – Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer
sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır. (Değişik: 3/10/2001 – 4709/21. md.) Asgarî ücretin
tespitinde çalışanların geçim şartları ile ülkenin ekonomik durumu da gözönünde bulundurulur.
VIII. Sağlık, çevre ve konut
A. Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması
Madde 56 – Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.
Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve
verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler.
Devlet, bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine
getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir.
X. Sosyal güvenlik hakları
A. Sosyal güvenlik hakkı
Madde 60 – Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilâtı
kurar. Görüleceği üzere, T.C. Anayasası’nda, çalışma hayatında iş sağlığının ve özellikle iş güvenliğinin sağlanması için
doğrudan doğruya hiçbir madde bulunmamaktadır. Toplam olarak 177 maddeden meydana gelen ve oldukça kapsamlı
ve ayrıntılı olan T.C. Anayasası’nda iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir maddenin bulunmaması, kanaatimize göre bir
eksiklik oluşturmaktadır.
İş Kanunu :
4857 sayılı İş Kanunu’nun iş sağlığı ve güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan 77-89. maddeleri, müstakilen iş
sağlığı ve güvenliğine ayrılmıştır. İşverenlerin ve işçilerin yükümlülükleri
Madde 77 - İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve
gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla
yükümlüdürler. İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri
karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda
bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş
kazasını ve tespit edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge müdürlüğüne bildirmek
zorundadırlar.
Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve yönetmeliklerde yer alan hükümler işyerindeki çıraklara ve
stajyerlere de uygulanır.
İş sağlığı ve güvenliği yönetmelikleri
Madde 78 - ( Değişik madde: 15/05/2008-5763 S.K/3.md.)
Bu Kanuna tabi işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği şartlarının belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, işyerlerinde
kullanılan araç, gereç, makine ve hammaddeler yüzünden çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve
özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma şartlarının düzenlenmesi, ayrıca iş sağlığı ve güvenliği
mevzuatına uygunluğu yönünden; işçi sayısı, işin ve işyerinin özellikleri ile tehlikesi dikkate alınarak işletme belgesi
alması gereken işyerleri ile belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler ve bu belge veya belgelerin alınmasına ilişkin
usul ve esaslar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda yapılacak risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm, inceleme ve
araştırmaların usul ve esasları ile bunları yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli iznin verilmesi ve
verilen iznin iptal edilmesi Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmeliklerle belirlenir.
İşin durdurulması veya işyerinin kapatılması
Madde 79 - Bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma yöntem ve şekillerinde, makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı için
tehlikeli olan bir husus tespit edilirse, bu tehlike giderilinceye kadar işyerlerini iş sağlığı ve güvenliği bakımından
denetlemeye yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcisi ile Bölge Müdüründen oluşan beş kişilik bir komisyon
kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulur veya işyeri kapatılır. Komisyona kıdemli iş
müfettişi başkanlık eder. Komisyonun çalışmaları ile ilgili sekretarya işleri bölge müdürlüğü tarafından yürütülür.
Askeri işyerleri ile yurt emniyeti için gerekli maddeler üretilen işyerlerindeki komisyonun yapısı, çalışma şekil ve esasları
Milli Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir.
Bu maddeye göre verilecek durdurma veya kapatma kararına karşı işverenin yerel iş mahkemesinde altı iş günü içinde
itiraz etmek yetkisi vardır. uygulanmasını durdurmaz Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde karara
bağlar. Kararlar kesindir. Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık durumları böyle bir işyerinde çalışmalarına
engel teşkil ediyorsa, bunlar da çalışmaktan alıkonulur.
25
Yukarıdaki fıkralar gereğince işyerlerinde işçiler için tehlikeli olan tesis ve tertiplerin veya makine ve cihazların ne şekilde
işletilmekten alıkonulacağı ve bunların ne şekilde yeniden işletilmelerine izin verilebileceği, işyerinin kapatılması ve
açılması, işin durdurulmasına veya işyerinin kapatılmasına karar verilinceye kadar acil hallerde alınacak önlemlere ilişkin
hususlar ile komisyonda görev yapacak işçi ve işveren temsilcilerinin nitelikleri, seçimi, komisyonun çalışma şekil ve
esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir. Bir işyerinin
kurulmasına ve işletilmesine izin verilmiş olması 78 inci maddede öngörülen yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına
hiçbir zaman engel olamaz. Bu maddenin birinci fıkrası gereğince makine, tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya
işyerinin kapatılması sebebiyle işsiz kalan işçilere işveren ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir düşüklük olmamak
üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermeye zorunludur.
İş sağlığı ve güvenliği kurulu
Madde 80 - Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin
yapıldığı işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla yükümlüdür. İşverenler iş sağlığı ve güvenliği
kurullarınca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak verilen kararları uygulamakla yükümlüdürler. İş sağlığı ve
güvenliği kurullarının oluşumu, çalışma yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri
Madde 81 - ( Değişik madde: 15/05/2008-5763 S.K/4.md.)
İşverenler, devamlı olarak en az elli işçi çalıştırdıkları işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin
belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi
ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, işyerindeki işçi sayısı, işyerinin niteliği ve işin
tehlike sınıf ve derecesine göre;
a) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla,
b) Bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle,
c) Sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis
veya teknik elemanı görevlendirmekle, yükümlüdürler.
İşverenler, bu yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, bünyesinde çalıştırdığı ve bu maddeye dayanılarak
çıkarılacak yönetmelikte belirtilen vasıflara sahip personel ile yerine getirebileceği gibi, işletme dışında kurulu ortak sağlık
ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak da yerine getirebilir. Bu şekilde hizmet alınması işverenin sorumluklarını ortadan
kaldırmaz.
İşyeri sağlık ve güvenlik biriminde görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve işverence görevlendirilecek
diğer personelin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma şartları, eğitimleri ve
belgelendirilmeleri, görevlerini nasıl yürütecekleri, işyerinde kurulacak sağlık ve güvenlik birimleri ile ortak sağlık ve
güvenlik birimlerinin nitelikleri, ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alınmasına ilişkin hususlar ile bu birimlerde
bulunması gereken personel, araç, gereç ve teçhizat, görevlendirilecek personelin eğitim ve nitelikleri Sağlık Bakanlığı,
Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mimar Mühendis Odaları Birliğinin görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve
kuruluşlarında ilgili mevzuatına göre çalıştırılmakta olan hekimlere, üçüncü fıkrada öngörülen eğitimler aldırılmak
suretiyle ve aslî görevleri kapsamında, çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların asıl işveren olarak çalıştırdıkları
işçilerin işyeri hekimliği hizmetleri gördürülür. Bu kurum ve kuruluşların diğer personel için oluşturulmuş olan sağlık
birimleri, işyeri sağlık ve güvenlik birimi olarak da kullanılabilir.
Madde 82 - ( Mülga madde: 15/05/2008-5763 S.K/37. md.)
İşçilerin hakları.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
8 / Ulusal ve Uluslararası Kuruluşlar ve Sözleşmeler
Katılımcıların, iş sağlığı ve güvenliği alanında devlet, işçi, işveren taraflarının yeri ve
önemini, faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile bu alanda hazırlanmış
sözleşmeleri öğrenmelerini sağlamaktır.
U-11
ULUSAL VE ULUSLARARASI KURULUŞLAR VE SÖZLEŞMELER
A-ULUSAL KURULUŞLAR
1-ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANLIĞI
Şüphesiz Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği alanında yapılan mevzuat çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. 3146 sayılı
Çalışma Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki kanunda Bakanlığın görevleri aşağıdaki gibi belirtilmiştir.
Madde 2 – Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleri şunlardır:
a) Çalışma hayatını düzenleyici, işçi - işveren ilişkilerinde çalışma barışının sağlanmasını kolaylaştırıcı ve koruyucu
tedbirler almak,
b) Çalışma hayatındaki mevcut ve muhtemel meseleleri ve çözüm yollarını araştırmak,
c) Ekonominin gerektirdiği insan gücünü sağlamak için gerekli tedbirleri araştırmak ve uygulanmasının sağlanmasına
yardımcı olmak,
d) İstihdamı ve tam çalışmayı sağlayacak, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek tedbirleri almak,
e) (Değişik : 24/8/2000 - KHK - 618/16 md.; İptal: Ana.Mah.nin 31/10/2000 tarih ve E.:2000/62, K.:2000/35 sayılı
Kararı ile; Değişik:16/7/2003 - 4947/12 md.) Çalışanların meslekî eğitimlerini sağlayıcı tedbirler almak
f) Engellilerin mesleki rehabilitasyonunu sağlayacak tedbirler almak
g) (Değişik : 15/5/2008-5763/30 md.) İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek
h) Çalışma hayatını denetlemek,
i) Sosyal adalet ve sosyal refahın gerçekleşmesi için gerekli tedbirleri almak,
j) Çeşitli fizyolojik, ekonomik ve sosyal risklere karşı sosyal sigorta hizmetlerini uygulamak,
k) Sosyal güvenlik imkanını sağlamak, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi için gerekli tedbirleri almak,
l) Yabancı ülkelerde çalışan Türk işçilerinin çalışma hayatı ve sosyal güvenlikle ilgili meselelerine çözüm yolları aramak,
hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek,
26
m) Çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri almak,
n) (Değişik:16/5/2006-5502/42 md.) Bağlı ve ilgili kuruluşların amaçları ve özel kanunları gereğince idare edilmesini
sağlamak ve denetlemek,
o) İş istatistiklerini derlemek ve yayınlamak,
p) Çeşitli mevzuatla verilen diğer görev ve hizmetleri yapmak.
r) (Ek: 15/5/2008-5763/30 md.) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önleyici ve koruyucu hizmetleri yürütenlerin
niteliklerini belirlemek, eğitimlerini ve sertifikalandırılmalarını sağlamak,
s) (Ek: 15/5/2008-5763/30 md.) Mesleki yeterlilik sisteminin oluşturulması ve işletilmesi için gerekli tedbirleri almak

İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM)
3146 sayılı Çalışma Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki kanunda İş Sağlığı ve Güvenliği Genel
Müdürlüğünün görevleri aşağıdaki gibi belirtilmiştir.
Madde 12 – (Değişik : 24/8/2000 - KHK - 618/20 md.; İptal: Ana.Mah.nin 31/10/2000 tarih ve E.:2000/62, K.:2000/35
sayılı Kararı ile; Değişik:16/7/2003 -4947/17 md.)
a) İş sağlığı ve güvenliği konularında, mevzuatın uygulanmasını sağlamak ve mevzuat çalışması yapmak.
b) Ulusal politikalar belirlemek, bu politikalar çerçevesinde programlar hazırlamak.
c) Ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarla işbirliği ve koordinasyonu sağlamak.
d) Etkin denetim sağlamak amacıyla gerekli önerilerde bulunmak, sonuçlarını izlemek.
e) (Değişik: 15/5/2008-5763/31 md.) Standart çalışmaları yapmak, normlar hazırlamak ve geliştirmek.
f) (Değişik: 15/5/2008-5763/31 md.) Üretilen ve ithal edilen kişisel koruyucu donanımların piyasa gözetimi ve denetimini
yapmak, bu hususlarda usul ve esasları belirlemek.
g) İş sağlığı ve güvenliği ile iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi konularında inceleme ve araştırma
çalışmalarını planlamak, programlamak ve uygulanmasını sağlamak.
h) Faaliyet konuları ile ilgili yayın ve dokümantasyon çalışmaları yapmak ve istatistikleri düzenlemek.
i) Meslekî eğitim görenler, rehabilite edilenler, özel risk grupları ve kamu hizmetlerinde çalışanlar da dahil olmak üzere
tüm çalışanların iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı korunmaları amacıyla gerekli çalışmaları yaparak tedbirlerin
alınmasını sağlamak.
j) (Değişik: 15/5/2008-5763/31 md.) İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü ile İş Sağlığı ve Güvenliği Enstitüsü Bölge
Laboratuvar Müdürlüklerinin çalışmalarını düzenlemek, yönetmek ve denetlemek.
k) (Ek: 15/5/2008-5763/31 md.) İşyerindeki sağlık ve güvenlik risklerini önlemek ve koruyucu hizmetleri yürütmek üzere
görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve diğer görevlilerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim ve
belgelendirme usul ve esaslarını belirlemek.
l) (Ek: 15/5/2008-5763/31 md.) İş sağlığı ve güvenliği alanında ölçüm, analiz, teknik kontrol, risk analizi ve
değerlendirmesi, eğitim, danışmanlık, uzmanlık hizmetlerini yapmak ve bu tür hizmetleri verecek özel ve tüzel kişi ve
kuruluşların niteliklerini belirlemek, yetki vermek, yetkilerini iptal etmek, kontrol ve denetimini sağlamak.
m) (Ek: 23/7/2010-6009/50 md.) İşyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer teknik ve sağlık personel ile işçilere eğitim
vermek için kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren şirketler
ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerini yetkilendirmek, gerektiğinde yetkilerini iptal etmek, hizmetin etkin ve verimli bir
şekilde verilip verilmediğinin kontrol ve denetimini sağlamak, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanının eğitimleri sonundaki
sınavları yapmak veya yaptırmak, belgelerini vermek
n) Bakanlıkça verilecek benzeri görevleri yapmak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi Müdürlüğü (İSGÜM)
Çalışma Şartlarını ve Çevreyi İyileştirme Programı (PIACT) çerçevesinde; Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı Özel Fon İdaresi (UNDP) ve ILO temsilcileri arasında 1968 tarihinde imzalanan “İşçi Sağlığı
ve Güvenliği Özel Fon Projesi Ön Uygulama Anlaşması” onaylanarak, 26 Mart 1969 tarih ve 6 / 11568 sayılı Bakanlar
Kurulu kararı ile İşçi Sağlığı Genel Müdürlüğüne bağlı olarak “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi (İSGÜM)” kurulmuştur.
1969 yılında kurulan İSGÜM daha sonraki yıllarda kurulan beş Bölge laboratuvarı (Zonguldak, İstanbul, İzmir, Adana ve
Kayseri) ile güçlendirilmeye çalışılmış ancak 2000 yılına gelindiğinde gerek teknolojik anlamda gerekse personel sayısı
açısından önemli güç kaybına uğramıştır.
-Adana, İstanbul, İzmir, Kayseri ve Kocaeli’nde bölge laboratuarları vardır.
c) İş Teftiş Kurulu Başkanlığı
3146 sayılı Çalışma Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkındaki kanunda İş Teftiş Kurulu Başkanlığı aşağıdaki gibi
belirtilmiştir.
Madde 15 – (Değişik : 24/8/2000 - KHK - 618/22 md.; İptal: Ana.Mah.nin 31/10/2000 tarih ve E.:2000/62,K.:2000/35
sayılı Kararı ile; Değişik:16/7/2003 - 4947/19 md.)
İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, Bakan adına aşağıdaki görevleri yapar:
a) Çalışma hayatı ile ilgili mevzuat çerçevesinde programlı veya program dışı teftiş, inceleme, soruşturma yapmak,
gerekli önlemleri almak veya aldırmak.
b) Uluslararası sözleşmeler çerçevesinde iş yerlerinde uygulamaları incelemek ve izlemek,
c) Çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izlemek.
d) Çalışma hayatı ile ilgili mevzuat çalışmaları yapmak, gerektiğinde, teftiş ve denetimler sonucunda, mevzuatın aksayan
yönleri, uygulanabilirliği, sektörel bazda ilgili kurum ve kuruluşlarca alınması gereken önlemleri belirleyen Genel
Değerlendirme Raporu hazırlamak.
e) Denetim sonuçlarına ilişkin istatistikleri tutmak, değerlendirmek ve yorumlamak.
f) Özel kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
g) Müfettişlerin iş teftişi ile ilgili faaliyet ve işlemleriyle ilgili teftiş, inceleme ve soruşturmaları yürütmek.
h) (Ek: 11/10/2011 - KHK - 665/3 md.) 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ile 4904 sayılı Türkiye İş Kurumu Kanunu
uyarınca işyerlerinde inceleme yapmak, iş ve işlemlerini teftiş etmek.
i) (Ek: 11/10/2011 - KHK - 665/3 md.) Kayıtdışı istihdamla mücadele etmek, bu amaçla sektörel analizlere dayalı
denetimleri yürütmek ve bu konularda alınması gerekli tedbirleri önermek.
j) Bakanlık makamı tarafından verilen benzeri işleri yapmak.
27
(Değişik ikinci fıkra: 11/10/2011 - KHK - 665/3 md.) İş Müfettişi Yardımcılarının giriş ve yeterlik sınavlarının usul ve
esasları, İş Müfettişliğine yükselmeleri, görev, yetki ve sorumlulukları, Başkanlığın çalışma usul ve esasları ile diğer
hususlar yönetmelikle belirlenir.
a) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi (ÇASGEM)

ÇASGEM'in Amacı
Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik konularında ulusal ve uluslararası düzeyde eğitim, araştırma, inceleme, yayın,
dokümantasyon ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunmaktır.
ÇASGEM; Bakanlık, bağlı kuruluşlar ile ilgili kuruluşların personeli ve özel veya kamu sektöründe faaliyet gösteren
işyerlerindeki işçi, işveren veya yönetici personelin eğitimlerini sağlamak amacıyla; çalışma hayatı, sosyal güvenlik, işçi
işveren ilişkileri, iş sağlığı ve güvenliği, toplam kalite yönetimi, iş teftişi, istihdam , verimlilik, iş piyasası etütleri,
ergonomi,çevre, ilk yardım, iş istatistikleri ile İşyeri Hekimliği, İşyeri Hemşiresi ve Sağlık Memurluğu, İş Güvenliği ile
Görevli Mühendis veya Teknik Elemanlara sertifika programları düzenler.

ÇASGEM'in Temel Görevleri

Bakanlık, bağlı kuruluşlar ve ilgili kuruluşlarının personeli ile özel veya kamu sektöründe faaliyet gösteren
işyerlerindeki işçi, işveren veya yönetici personelin eğitimlerini sağlamak amacıyla: çalışma hayatı, sosyal
güvenlik, işçi-işveren ilişkileri, iş sağlığı ve güvenliği, işyeri hekimliği, toplam kalite yönetimi, iş teftişi,
istihdam, verimlilik, iş piyasası etütleri, ergonomi, çevre, ilk yardım, iş istatistikleri ve benzeri konularda
eğitim programları hazırlamak, seminerler düzenlemek ve bu konular ile ilgili araştırmalar yapmak,

Çalışma ve Sosyal Güvenlik sorunları üzerine ulusal ve uluslararası bölge seminerleri düzenlemek ve
düzenlenen seminerlere katılmak

Çalışma ve Sosyal Güvenlik konularında araştırma ve incelemeler yapmak ve bu konularda gerekli bilgi ve
belgeler toplamak

İşyerlerinin çalışma konuları ve iş verimi ile ilgili sorunlarını, ilgililerin ve iş sahiplerinin olurunu alarak
incelemek ve bu konularda önerilerde bulunmak

Türkçe ve yabancı dillerde amacına uygun,görev alanına giren konularda derlemeler yapmak ve yayınlarda
bulunmak

Amacına uygun bir şekilde yerli ve yabancı yayın, dokümantasyon, filmler, fotoğraflar ve slaytlar temin
ederek, bunlardan yeterince faydalanılmasını sağlamaktır.
2-SAĞLIK BAKANLIĞI
14.12.1983 resmi gazete yayım tarihli Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararnamede Sağlık Bakanlığının Görevleri aşağıda olduğu gibi belirtilmiştir.
Madde 2 – Sağlık Bakanlığının görevleri şunlardır:
a) Herkesin hayatını bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam iyilik hali içinde
sürdürmesini sağlamak için fert ve toplum sağlığını korumak ve bu amaçla ülkeyi kapsayan plan ve programlar yapmak,
uygulamak ve uygulatmak, her türlü tedbiri almak, gerekli teşkilatı kurmak ve kurdurmak,
b) Bulaşıcı, salgın ve sosyal hastalıklarla savaşarak koruyucu, tedavi edici hekimlik ve
rehabilitasyon hizmetlerini yapmak,
c) Ana ve çocuk sağlığının korunması ve aile planlaması hizmetlerini yapmak,
d) İlaç, uyuşturucu ve psikotrop maddelerin üretim ve tüketimini her safhada kontrol ve denetlemek; farmasötik ve tıbbi
madde ve müstahzar üreten yerlerin, dağıtım yerlerinin açılış ve çalışmalarını esaslara bağlamak, denetlemek,
e) Gerekli aşı, serum, kan ürünleri ve ilaçların üretimini yapmak, yaptırmak ve gerekirse ithalini sağlamak,
f) Temel sorumluluk Sağlık Bakanlığına ait olmak üzere Tarım Orman ve Köyişleri
Bakanlığı ve mahalli idarelerle işbirliği suretiyle gıda maddelerinin ve bunları üreten yerlerin sağlık açısından kontrol
hizmetlerini yürütmek,
g) Mahalli idareler ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği suretiyle çevre sağlığını ilgilendiren gerekli tedbirleri almak ve aldırmak,
h) Bulaşıcı, salgın insan hastalıklarına karşı kara hudut kapıları, deniz ve hava limanlarında koruyucu sağlık tedbirlerini
almak,
i) (Mülga: 24/1/1989 - KHK - 356/15 md.; Aynen kabul: 14/3/1991-3703/19 md.)
j) Kanser, verem ve sıtma ile savaş hizmetlerini yürütmek ve bu alanda hizmet veren
kurum ve kuruluşların çalışmalarının koordinasyonunu ve denetimini sağlamak,
k) Bu görevlerin yerine getirilmesi için gerekli tesisleri kurmak ve işletmek, meslek
personelini yetiştirmek,
l) Sağlık hizmetleriyle ilgili olarak milletlerarası ve yurt içindeki kurum ve kuruluşlarla işbirliğinde bulunmak.
Ayrıca 06.05.1930 Resmi Gazete tarihli Umumi Hıfzıssıhha Kanununda sağlık alanındaki devlet hizmetlerine aşağıdaki
gibi işaret edilmiştir.
Madde 1 - Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar veya sair muzır amillerle
mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar
eylemek umumi Devlet hizmetlerindendir.
3-SOSYAL GÜVENLİK KURUMU
Ülkemizde; hizmet akdiyle çalışanların 506, kendi nam ve hesabına çalışanların 1479, devlet memuru olarak çalışanların
5434, tarımda hizmet akdiyle çalışanların 2925, tarımda kendi nam ve hesabına çalışanların 2926 sayılı kanunlara tabi
olarak sosyal güvenlikleri sağlanmaktaydı. Diğer bir deyişle, sigortalıların sosyal güvenlik hakları 5 ayrı yasa ile
düzenlenmişti. Ayrıca, 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesindeki sandıklara tabi olanlar da kendi vakıf senetlerine
göre sosyal güvenliklerini sağlamaktaydı. Ancak, bu tarz bir sosyal güvenlik sistemi farklı sosyal güvenlik kanunlarına
tabi olarak çalışanların hak ve yükümlülükleri arasındaki norm ve standart birliğini bozmaktaydı.
28
Reform ile aynı zamanda nüfusun tamamına eşit, kolay ulaşılabilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunumunu amaçlayan genel
sağlık sigortası sisteminin oluşturulması hedeflenmiştir. Bu itibarla, 31.05.2006 tarihinde 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Kanunu kabul edilmiş, 01.01.2007 tarihinde de yürürlüğe girmesi öngörülmüştür. Ancak 5510
sayılı Kanununun bazı maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi, kanuna ek ve değişiklik getiren mevzuatın
çıkarılması gibi nedenlerle yürürlük tarihi; önce 01.07.2007 tarihine, sonra 01.01.2008 tarihine ertelenmiş ve nihayet
5510 sayılı Kanun 01.10.2008 tarihinde tüm hükümleri ile yürürlüğe girmiştir. 5510 sayılı Kanun ile sosyal sigortalar
alanında birçok konuda norm ve standart birliği sağlanmış ve uygulamaya geçirilmiştir.
Son olarak, anılan reform, dağınık bir halde yürütülen sosyal yardımların merkezi olarak izlenebildiği ve objektif
yararlanma ölçütlerine dayalı bir sosyal yardımlar sisteminin oluşturulmasını hedeflemektedir.
Sosyal Güvenlik Kurumu, çalışmalarını tüm personelinin katılımıyla, bireysel ve kurumsal enerjisini ortaya koyarak
vatandaşlarımıza daha kaliteli hizmet vermek amacıyla sürdürmektedir. Bu doğrultuda, vatandaşların kolay, hızlı ve
kaliteli hizmet alabilmelerini sağlamak amacıyla e-devlet uygulamasına geçilmiştir.
Bu doğrultuda, 2010-2014 Stratejik Planında da yer verildiği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu vizyon olarak vatandaş odaklı
hizmet anlayışı içinde etkin, süratli ve kaliteli sosyal güvenlik hizmeti sunan, toplumun güvenine sahip ve aktüeryal
dengelerini sağlamış, saygın bir kurum olmayı benimsemiştir.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda İş Kazalarının ve meslek hastalıklarının SGK’ya bildirimi düzenlenmiştir.
Bildirim yükümlülüğü
İşverene yüklenmiş bununla birlikte bu alanda faaliyet gösteren diğer argümanlara da
yükümlülükler getirilmiştir. Yeni kanunla devletin 10 çalışana kadar İSG hizmetlerini desteklemesi için SGK verilerini baz
alacağı düzenlenmiştir.
4-KAMU KURUMU NİTELİĞİNDEKİ MESLEK KURULUŞLARI
Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının yapısı ile ilgili Anayasanın 135. Maddesinde yer alan
düzenleme aşağıdaki gibidir.
“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek
ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini
sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere
meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda
gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına
girme mecburiyeti aranmaz.
Bu meslek kuruluşları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.
Bu meslek kuruluşları ve üst kuruluşları organlarının seçimlerinde siyasi partiler aday gösteremezler. Bu meslek
kuruluşları üzerinde devletin idari ve denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir. Amaçları dışında faaliyet gösteren
meslek kuruluşlarının sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet Savcısının istemi
üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.
Ancak, milli güvenliğin, kamu düzeninin, suç işlenmesine veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği
hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, meslek kuruluşlarını veya üst kuruluşlarını faaliyetten men ile
etkilendirilebilir. Bu merciin kararı, yirmi dört saat içerisinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını kırksekiz
saat içinde açıklar; aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar”.
İş Sağlığı ve Güvenliği alanında önemli yeri olan Kamu Kurumu niteliğindeki Meslek Kuruluşları Türk Tabipler Birliği ve
Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliğidir.
B-ULUSLARARASI KURULUŞLAR VE SÖZLEŞMELER
I-ILO
1919 yılında kurulmuş olan Uluslararası Çalışma Örgütü, sosyal adaletin ve uluslararası insan ve çalışma haklarının
iyileştirilmesi için çalışan bir Birleşmiş Milletler ihtisas kuruluşudur. 1944 yılında fledelfiya toplantısında örgütün yol
haritası yeniden belirlenmiştir.
Dünya savaşının yarattığı karışıklık sonucu ortaya çıkan ve üç çeyrek asır süren değişim kargaşası ile yoğurulan
Uluslararası Çalışma Örgütü, evrensel ve sürekli barışın ancak sosyal adalet ile sağlanabileceğini savunan bir temel ilke
üzerine kurulmuştur.
İnsan haklarına saygı... yeterli yaşam standartları... insanca çalışma koşulları... istihdam olanakları... ekonomik
güvence... bunlar ILO'nun her yerde çalışanlara sağlamaya çaba gösterdiği sosyal adaletin temel unsurlarıdır.
Uluslararası Çalışma Örgütü, Sözleşmeler ve Tavsiye Kararları yoluyla, çalışma hayatına ilişkin temel haklar, örgütlenme
özgürlüğü, toplu pazarlık, zorla çalıştırmanın engellenmesi, fırsat ve muamele eşitliği gibi çalışmaya ilişkin tüm konuları
düzenleyici, uluslararası çalışma standartları oluşturur. Mesleki eğitim ve rehabilitasyon, istihdam politikası, iş hukuku,
endüstriyel ilişkiler, çalışma şartları, yönetimin geliştirilmesi, kooperatifler, sosyal güvenlik, çalışma istatistikleri, iş sağlığı
ve güvenliği konularında teknik yardım sağlar. Bağımsız iş ve işveren örgütlerinin kurulmasını destekler ve bunlara eğitim
ve danışmanlık hizmeti verir. Birleşmiş Milletler sistemi içinde Uluslararası Çalışma Örgütü'nün, yönetim kurullarına işçi,
işverenin hükümetlerle eşit olarak katıldığı, kendine has olan üçlü bir yapısı vardır. Türkiye 1932 yılında üye olmuştur
 ILO Sözleşmeleri ve Tavsiye Kararları
ILO’nun temel ve en önemli fonksiyonlarından biri, Uluslararası Çalışma Konferansı’nın uluslararası standartları
belirleyen Sözleşme ve Tavsiye Kararlarının üçlü yapı (işçi-işveren-hükümet) tarafından kabul edilmesidir. Bu
Sözleşmeler, üye ülkelerin yasama organlarındaki onaylarıyla birlikte, öngördükleri koşullarının uygulanması konusunda
bağlayıcı hükümler içermektedirler. Tavsiye kararları ise, politika geliştirme, yasama ve uygulama konularında rehberlik
görevi görmektedir.
Sözleşme ve Tavsiye Kararları, 1919’dan bu yana, çalışma dünyası ile ilgili hemen her konuyu kapsamıştır. Bunlar
arasında, bazı temel insan hakları (özellikle dernek kurma, örgütlenme ve toplu pazarlık hakkı, zorla çalıştırma ve çocuk
emeğinin yasaklanması, çalışma hayatında ayrımcılığın yok edilmesi), çalışma yönetimi, endüstriyel ilişkiler, istihdam
29
politikası, çalışma koşulları, sosyal güvenlik, iş güvenliği ve sağlığı, kadınların istihdamı ile göçmen işçiler ve denizciler
gibi bazı özel kategorilerin istihdamı yer almaktadır.
Her üye ülke, karar alma konumunda olan ulusal yetkililerin de yer aldıkları Konferans tarafından belirlenen Sözleşme ve
Tavsiye Kararlarına uymakla yükümlüdür.
Bu sözleşmeleri onaylayan ülke sayısı artmaktadır. ILO sözleşmelerin yasal olarak uygulamada geçerliliğinin denetimi ile
ilgili etkin bir yöntem geliştirmiştir. Denetim, sözleşmelerle gelen yükümlülüklere ne ölçüde uyulduğunu nesnel temeller
bazında değerlendiren bağımsız uzmanlar tarafından gerçekleştirilmektedir. Ayrıca, örgütlenme özgürlüğünün ihlali ile
ilgili şikayetlerin değerlendirildiği özel bir prosedür bulunmaktadır.























































 Türkiye'nin Onayladığı ILO Sözleşmeleri
2 No’lu İşsizlik Sözleşmesi
11 No’lu Örgütlenme Özgürlüğü (Tarım) Sözleşmesi
14 No’lu Haftalık Dinlenme (Sanayi) Sözleşmesi
15 Nol’lu Asgari Yaş (Trimciler ve Ateşçiler) Sözleşmesi
26 No’lu Asgari Ücret Belirleme Yöntemi Sözleşmesi
29 No’lu Zorla Çalıştırma Sözleşmesi
34 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi
42 No’lu İşçinin Tazmini (Meslek Hastalıkları) Sözleşmesi (Revize)
45 No’lu Yeraltı İşleri (Kadınlar) Sözleşmesi
53 No'lu Ticaret Gemilerinde Çalışan Kaptanlar Ve Gemi Zabitlerinin Meslekî Yeterliliklerinin Asgari İcaplarına İlişkin
Sözleşme
55 No'luGemiadamlarının Hastalanması, Yaralanması ya da Ölümü Halinde Armatörün Sorumluluğuna İlişkin
Sözleşme
58 No’lu Asgari Yaş (Deniz) Sözleşmesi (Revize)
59 No’lu Asgari Yaş (Sanayi) Sözleşmesi (Revize)
68 No'lu Gemilerde Mürettebat İçin İaşe ve Yemek Hizmetlerine İlişkin Sözleşme
69 No'lu Gemi Aşçılarının Mesleki Ehliyet Diplomalarına İlişkin Sözleşme
73 No'lu Gemiadamlarının Sağlık Muayenesine İlişkin Sözleşme
77 No’lu Gençlerin Tıbbi Muayenesi (Sanayi) Sözleşmesi
80 No’lu Son Maddelerin Revizyonu Sözleşmesi
81 No’lu İş Teftişi Sözleşmesi
87 No’lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması Sözleşmesi
88 No’lu İş ve İşçi Bulma Servisi Kurulması Sözleşmesi
92 No'luMürettebatin Gemide Barınmasına İlişkin Sözleşme
94 No’lu Çalışma Şartları (Kamu Sözleşmeleri) Sözleşmesi
95 No’lu Ücretlerin Korunması Sözleşmesi
96 No’lu Ücretli İş Bulma Büroları Sözleşmesi (Revize)
98 No’lu Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi
99 No’lu Asgari Ücret Tespit Mekanizması (Tarım) Sözleşmesi
100 No’lu Eşit Ücret Sözleşmesi
102 No’lu Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesi
105 No’lu Zorla Çalıştırmanın Kaldırılması Sözleşmesi
108 No'luGemiadamları Ulusal Kimlik Katlarına İlişkin Sözleşme
111 No’lu Ayırımcılık (İş ve Meslek) Sözleşmesi
115 No’lu Radyasyondan Korunma Sözleşmesi
116 No’lu Son Maddelerin Revizyonu Sözleşmesi
118 No’lu Muamele Eşitliği (Sosyal Güvenlik) Sözleşmesi
119 No’lu Makinaların Korunma Tertibatı ile Techizi Sözleşmesi
122 No’lu İstihdam Politikası Sözleşmesi
123 No’lu Asgari Yaş (Yeraltı İşleri) Sözleşmesi
127 No’lu Azami Ağırlık Sözleşmesi
133 No'lu Mürettebatın Gemide Barındırılmasına İlişkin Sözleşme (İlave Hükümler)
134 No'lu İş Kazalarının Önlenmesine (Gemiadamları) İlişkin Sözleşme
135 No’lu İşçi Temsilcileri Sözleşmesi
138 No’lu Asgari Yaş Sözleşmesi
142 No’lu İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Sözleşmesi
144 No’lu Üçlü Danışma (Uluslararası Çalışma Standartları) Sözleşmesi
146 No'luGemiadamlarının Yıllık Ücretli İznine İlişkin Sözleşme
151 No’lu Çalışma İlişkileri (Kamu Hizmeti) Sözleşmesi
152 No'lu Liman İşlerinde Sağlık ve Güvenliğe İlişkin Sözleşme
153 No'lu Karayolları Taşımacılığında Çalışma Saatleri ve Dinlenme Sürelerine İlişkin Sözleşme
155 No'lu İş Sağliği ve Güvenliği ve Çalışma Ortamına İlişkin Sözleşme (En son mayıs 2013 sınavında bu
sözleşmeden soru sorulmuştur.)
158 No’lu Hizmet İlişkisine Son Verilmesi Sözleşmesi
159 No’lu Mesleki Rehabilitasyon ve İstihdam (Sakatlar) Sözleşmesi
161 No’lu Sağlık Hizmetlerine İlişkin Sözleşme
164 No’luGemiadamlarının Sağlığının Korunması ve Tıbbi Bakımına İlişkin Sözleşme
166 No’luGemiadamlarının Ülkelerine Geri Gönderilmesine İlişkin Sözleşme
30

182 No’lu En Kötü Biçimlerdeki Çocuk İşçiliğinin Yasaklanması ve Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Acil Eylem
Sözleşmesi
2) ILO’NUN ORGANLARI
A- ULUSLARARASI ÇALIŞMA KONFERANSI
Yılda bir defa toplanır
Her devlet dört üye ile temsil edilir (iki hükümet, bir işçi, bir işveren temsilcisi)
B- YÖNETİM KURULU
Konferans tarafından seçilen toplam 56 üyeden oluşur(28 hükümet, 14 işçi, 14 işveren kuruluşları)
Yılda üç defa toplanır, uluslararası çalışma bürosunun görev alanını düzenler
C- ULUSLARARASI ÇALIŞMA BÜROSU
Merkezi Cenevre de bulunur başında bir genel müdür bulunur, yeteri kadar uluslararası memurla çalışır.
Örgütün sekretarya, işletme ve idare birimidir.

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ(WHO-WORLD HEALT ORGANİZASİON)
a) Kuruluşu
1945 yılında ABD’nin San Francisco kentinde toplanan Birleşmiş Milletler Konferansı, bu dönemde bütün halkların
sağlığının, dünyada barış ve güvenliğin sağlanması açısından temel önem arz ettiğini kabul ederek Çin ve Brezilya’lı
delegelerin bir "Uluslararası Sağlık Örgütü" kurulması amacıyla toplantı düzenlenmesi oybirliğiyle kabul edilmiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) Ekonomik ve Sosyal Konseyi, söz konusu toplantının hazırlanması için Belçika’lı Prof.Dr. Rene
Sard başkanlığında 15 kişilik bir teknik komite oluşturmuştur. Teknik komite kısa bir süre içinde toplantının gündemini
saptamış, kurulacak uluslararası sağlık örgütü için Anayasa taslağını hazırlamış ve alınması gereken kararları
belirlemiştir.
19-22 Temmuz 1946 tarihlerinde New York’da düzenlenen Uluslararası Sağlık Konferansı’nda BM’e üye 51 ülkenin
temsilcisi ile Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür
Örgütü (UNESCO), OIHP (Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Halk Sağlığı Bürosu), PAHO, Kızılhaç, Dünya İşçi
Sendikaları Federasyonu ve Rockefeller Vakfı temsilcileri Dünya Sağlık Örgütü anayasasını oluşturmuşlardır.
DSÖ Anayasası 22 Temmuz 1946 tarihinde 61 ülkenin temsilcisi tarafından imzalanmıştır. DSÖ Anayasası en az 26 üye
ülke tarafından resmen kabulu ile yürürlüğe girecektir. Bu süre içerisinde DSÖ işlevlerini yerine getirecek bir Ara
Komisyon seçilmiştir. Bu Ara Komisyon iki yıl süreyle DSÖ’nün görevlerini yürütmüştür.Yugoslav Prof. Dr.
AndrijaStampar başkanlığındaki Ara Komisyon tüm çalışmalarını tamamlamış ve 26 üye ülkenin onayı 7 Nisan 1948’de
gerçekleşmiştir.
DSÖ Anayasası’nın yürürlüğe girdiği 7 Nisan her yıl "Dünya Sağlık Günü" olarak kutlanmaya başlanmıştır. Prof. Stampar
başkanlığındaki Ara Komisyon DSÖ Genel Kurulu’nun 24 Haziran 1948 tarihinde toplanması için tüm hazırlıklarını
tamamladı ve Genel Kurul bir aylık çalışması için İsviçre’nin Cenevre kentinde BM Sarayında 48 ülkenin temsilcileri ile
toplandı. Genel Kurul (Asamble) bir aylık çalışmasını tamamladığında üye sayısı 55’e çıkmıştır. Asamble sırasında DSÖ
Genel Direktörlüğüne Kanada’lı Dr. Brock Chisholm seçilmiş, DSÖ’nün yıllık programı, personeli ve bütçesi onaylanmış,
İcrâ (Yönetim) Kurulu’nu oluşturan 18 üye belirlenmiştir.
İlk Asamble’de ayrıca, bölgesel örgütlenme de tartışılmış ve oluşturulan Komisyonun yaptığı çalışma sonucu Bölge Ofisi
kurulması kararlaştırılmıştır. Bölge Ofis’lerinin başlıca amaçlarından biri de DSÖ ile Ulusal Hükümetler arasında etkin bir
ilişkinin sağlanmasıdır. DSÖ’ne, Mayıs 2000 itibariyle 191 ülke üyedir ve 2 ülke de ortak üye durumundadır.
b) Görevleri
Örgütün amaçları vardır ve bu amaçları yerine getirmek için uygulanan görevler şunlardır,
a) BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve keza uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir işbirliği
kurmak ve sürdürmek.
b) Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.
c) Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükümetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı
yapmak.
d) BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkeler halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve
acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.
e) Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve
sürdürmek.
f) Epidemik, andemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.
g) Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile işbirliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin
alınmasını teşvik etmek.
h) Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile işbirliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma
koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
i) Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında işbirliğini kolaylaştırmak.
j) Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak
ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.
k) Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde
bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kaabiliyetlerini arttırmak.
l) Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri
kolaylaştırmak.
m) Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.
n) Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.
31
o)
p)
q)
r)
s)
t)
u)
Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile işbirliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de
dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.
Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.
Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.
Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metodlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek
ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.
Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.
Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların
kabulünü teşvik etmek.
Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
9 / İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri
Katılımcıların, İş Sağlığı ve Güvenliği Birimi (İSGB), Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi
(OSGB) ve Toplum Sağlığı Merkezinin (TSM) kuruluşu, yapısı ve işleyişi, işyeri
hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının sorumluluk, hak ve yükümlülükleri ile ekip
halinde çalışmalarının önemi hakkında bilgi edinmelerini sağlamaktır.
U-1, U-3, U-4*
* Teknik
İŞYERİ SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMLERİ İLE ORTAK SAĞLIK VE GÜVENLİK BİRİMLERİ
Temel Dayanak, Kuruluş Amacı, Yapısı ve Çalışanları :
4857 İş Kanunu’nun değişik 81. maddesi aşağıdaki şekildedir:
İş sağlığı ve güvenliği hizmetleri
“Madde 81-İşverenler, devamlı olarak en az elli işçi çalıştırdıkları işyerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği
önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım
ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, işyerindeki işçi sayısı, işyerinin niteliği
ve işin tehlike sınıf ve derecesine göre;
a) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla,
b) Bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle,
c) Sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanı
görevlendirmekle, yükümlüdürler.
İşverenler, bu yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, bünyesinde çalıştırdığı ve bu maddeye dayanılarak
çıkarılacak yönetmelikte belirtilen vasıflara sahip personel ile yerine getirebileceği gibi, işletme dışında kurulu ortak sağlık
ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak da yerine getirebilir. Bu şekilde hizmet alınması işverenin sorumluklarını ortadan
kaldırmaz.
İşyeri sağlık ve güvenlik biriminde görevlendirilecek işyeri hekimleri, iş güvenliği uzmanları ve işverence görevlendirilecek
diğer personelin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları, görev, yetki ve sorumlulukları, çalışma şartları, eğitimleri ve
belgelendirilmeleri, görevlerini nasıl yürütecekleri, işyerinde kurulacak sağlık ve güvenlik birimleri ile ortak sağlık ve
güvenlik birimlerinin nitelikleri, ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alınmasına ilişkin hususlar ile bu birimlerde
bulunması gereken personel, araç, gereç ve teçhizat, görevlendirilecek personelin eğitim ve nitelikleri Sağlık Bakanlığı,
Türk Tabipleri Birliği ve Türk Mimar Mühendis Odaları Birliğinin görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşlarında ilgili mevzuatına göre
çalıştırılmakta olan hekimlere, üçüncü fıkrada öngörülen eğitimler aldırılmak suretiyle ve aslî görevleri kapsamında,
çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların asıl işveren olarak çalıştırdıkları işçilerin işyeri hekimliği hizmetleri gördürülür.
Bu kurum ve kuruluşların diğer personel için oluşturulmuş olan sağlık birimleri, işyeri sağlık ve güvenlik birimi olarak da
kullanılabilir.”
Yukarıdaki maddeye göre, “İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında
Yönetmelik”, 15 Ağustos 2009 tarihli ve 27320 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Söz konusu Yönetmelik’te yer
alan önemli hükümler aşağıda özetlenmiştir.
İşverenlerin yükümlülükleri
(1) İşverenler, işyerlerinde, sağlıklı ve güvenli çalışma ortamını sağlamak amacıyla; iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini
belirlemek, almak, uygulanmasını izlemek, denetlemek ve geliştirmek, iş kazası ve meslek hastalıklarını önlemek, işçilere
ilkyardım ve acil müdahale ile önleyici ve koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerini vermekle yükümlüdür.
(2) İşverenler, devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırdıkları işyerlerinde bu hizmeti vermek için, işyeri sağlık ve güvenlik
birimi oluşturmakla ve bir veya birden fazla işyeri hekimi ile gereğinde diğer personeli ve sanayiden sayılan işlerde bir
veya birden fazla iş güvenliği uzmanını görevlendirmekle yükümlüdürler. İşverenler, bu yükümlülüklerini, iş sağlığı ve
güvenliği hizmetlerinin tamamını veya bir kısmını işyeri dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden alarak da
yerine getirebilirler.
(3) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesinden işveren sorumludur. Ortak sağlık ve güvenlik biriminden
hizmet alınması işverenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İşçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusundaki yükümlülükleri,
işverenin sorumluluğunu etkilemez.
(4) İşveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi personelinin işbirliği içinde çalışmalarını sağlar.
(5) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorumlulukları çerçevesinde, işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve
güvenlik biriminin görevlerini yürütmesi için gerekli bilgileri bu birimlere aktarır.
(6) İşveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik birimi personelinin işyerinde iş sağlığı ve güvenliği
hizmeti ile ilgili görevlerini etkin bir şekilde yerine getirmesi hususunda gerekli kolaylığı sağlamak, planlama ve
düzenleme yapılmasına imkan vermekle yükümlüdür.
(7) İşveren, sağlık ve güvenlikle ilgili konularda işçilerin görüşlerini alır ve katılımlarını sağlar.
(8) İşveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik biriminde görev yapan personelin adı, soyadı,
çalışma saatleri ile yetki ve sorumlulukları konusunda işçileri bilgilendirir.
(9) İşyeri hekimi ile iş güvenliği uzmanının, noter tarafından onaylanmış bir deftere yazdıkları iş sağlığı ve güvenliğine
ilişkin tedbir ve tavsiyelerinin yerine getirilmemesinin sonuçlarından işveren sorumludur. Bu defterin, istenmesi halinde,
32
işyerini teftişe yetkili iş müfettişlerine gösterilmesi zorunludur.
(10) İşveren, işyeri hekimi ile iş güvenliği uzmanlarına bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirebilmeleri için, 31
ve 36 ncı maddelerde belirtilen sürelerden az olmamak kaydı ile yeterli çalışma süresini sağlar.
(11) İşveren, işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik biriminin, başka bir işyerinden kendi işyerine
çalışmak üzere gelen işçilerin sağlık bilgilerine ulaşabilmesini sağlar.
(12) İşveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı doğrultusunda, kayıt ve bildirim yükümlülüklerini işyeri sağlık ve güvenlik
birimi veya ortak sağlık ve güvenlik birimi ile işbirliği içerisinde gerçekleştirir.
(13) İşveren, işçilerin kişisel sağlık dosyalarını işten ayrılma tarihinden itibaren 10 yıl süreyle saklamak zorundadır. İşyeri
ortam faktörlerinden kaynaklanan hastalıkların yükümlülük süresi bu süreyi aşan işyerlerinde, evrakların saklanması
hastalıkların yükümlülük süresine göre uzar. İşçinin işyerinden ayrılarak başka bir işyerinde çalışmaya başlaması
halinde, yeni işveren işçinin kişisel sağlık dosyasını ister, önceki işveren de dosyanın bir örneğini onaylayarak gönderir.
İşçilerin hak ve yükümlülükleri
(1) İşçiler, işyerinde kendi sağlık ve güvenliğini etkileyebilecek noksanlık ve tehlikeleri, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna,
kurulun bulunmadığı işyerlerinde ise, işveren veya işveren vekiline bildirerek durumun tespit edilmesini ve gerekli
tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep edebilir.
(2) İşçiler, işverene karşı yükümlülükleri saklı kalmak şartıyla işyerinde sağlık ve güvenliğin korunması ve geliştirilmesi
için;
a) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik biriminin yapacağı çalışmalara destek sağlamak, sağlık
muayeneleri, bilgilendirme ve eğitim programlarına katılmak ve gerekli durumlarda işbirliği yapmakla,
b) Kendilerinin ve başkalarının sağlığı ve güvenliği açısından, işyeri sağlık ve güvenlik birimi ile ortak sağlık ve güvenlik
birimi tarafından verilecek talimatlara uymakla
yükümlüdürler.
(3) İşçiler veya temsilcileri, iş sağlığı ve güvenliği konularına ilişkin çalışmalara katılırlar.
(4) Sağlık gözetimi yapılacak işçi, sağlık gözetimi sırasında yürütülecek hizmetlerin amaç ve usulleri hususunda önceden
haberdar edilir ve sağlık gözetimi sonucunda elde edilen verilerin kullanılması ile ilgili bilgilendirilir.
(5) İşçiler veya temsilcileri, mesleki sağlıkla ilgili şüpheli bir durum mevcut olduğunda sağlık gözetimi isteme hakkına
sahiptir.
İş Güvenliği Uzmanı: İş sağlığı ve güvenliği konularında görev yapmak üzere Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen
mühendis veya teknik elemandır.
Teknik Eleman: Üniversitelerin fizik ve kimya bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olanlar ile teknik
öğretmenler ve iş sağlığı ve güvenliği bölümü mezunlarıdır.
İşyeri Hekimi: İş sağlığı ve güvenliği konularında görev yapmak üzere Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilen
hekimdir.
İşyeri sağlık ve güvenlik birimleri ile ortak sağlık ve güvenlik birimlerinde, gereğinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili
diğer personel de görevlendirilebilir.
İşyeri Hekimlerinin Nitelikleri :
İşyeri hekimi olarak görevlendirilecek hekimler, eğitim kurumları tarafından düzenlenen işyeri hekimliği eğitim
programlarına katılmak ve eğitim sonunda Genel Müdürlükçe yaptırılacak sınavda başarılı olmak zorundadır.
İş Güvenliği Uzmanlarının Nitelikleri :
İş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilecek mühendis veya teknik elemanlar, eğitim kurumları tarafından düzenlenen iş
güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılmak ve eğitim sonunda Genel Müdürlükçe yaptırılacak sınavda başarılı
olmak zorundadır.
İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi :
Devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yerine getirmek üzere işyeri sağlık
ve güvenlik birimi kurulur. İşyeri sağlık ve güvenlik birimi; en az bir işyeri hekimi ile sanayiden sayılan işlerin yapıldığı
işyerlerinde en az bir iş güvenliği uzmanından ve yapılacak çalışmalara yardımcı olmak için gerektiğinde diğer
personelden oluşur. Bu yükümlülük, Genel Müdürlük tarafından yetkilendirilmiş ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden
hizmetin tamamı veya bir kısmı alınarak da yerine getirilebilir.
Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi :
Ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kurucusunun veya kurucu ortaklarından en az birinin işyeri hekimi veya (A) sınıfı iş
güvenliği uzmanı olması zorunludur. Bu kurucular, birden fazla ortak sağlık ve güvenlik biriminde kurucu olamazlar.
Ortak sağlık ve güvenlik biriminin kurulabilmesi için, bu birimlerde tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan en az bir işyeri
hekimi ve bir iş güvenliği uzmanı istihdam edilir. Ortak sağlık ve güvenlik birimlerinin kurucusunun veya kurucu
ortaklarından birinin işyeri hekimi olması halinde işyeri hekimi çalıştırma yükümlülüğü, iş güvenliği uzmanı olması halinde
ise iş güvenliği uzmanı çalıştırma yükümlülüğü aranmaz. İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin etkin yürütülmesi amacıyla,
hizmet verilen işyerine zorunlu haller dışında, aynı işyeri hekiminin, iş güvenliği uzmanının ve diğer personelin hizmet
vermesi sağlanır.
Sertifika Sınıfları :
İş güvenliği uzmanlarından; (A) sınıfı belgeye sahip olanlar bütün tehlike sınıflarında yer alan işyerlerinde, (B) sınıfı
belgeye sahip olanlar tehlikeli ve az tehlikeli sınıflarda yer alan işyerlerinde, (C) sınıfı belgeye sahip olanlar az tehlikeli
sınıfta yer alan işyerlerinde görev yaparlar. İşyerinde birden fazla iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesi halinde, en az
bir iş güvenliği uzmanında, tehlike sınıfına uygun sertifikaya sahip iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesi şartı aranır.
Eğitimlerin Düzenlenmesi :
İşyeri hekimleri ve iş güvenliği uzmanlarının eğitimleri, kuruluş kanunlarında işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı
eğitimlerini verme yetkisi bulunan kurum ve kuruluşlar, üniversiteler ve Genel Müdürlükçe yetkilendirilen kamu kurum ve
kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya özel hukuk tüzel kişileri tarafından düzenlenir.
Eğiticilerin Nitelikleri :
İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitimi, aşağıda nitelikleri belirtilen eğiticiler tarafından verilir:
a) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine sahip, en az beş yıl iş sağlığı ve güvenliği alanında görev
yaptığını belgeleyen işyeri hekimleri,
b) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine sahip, en az üç yıl (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ile
iş sağlığı ve güvenliği alanında görev yaptığını belgeleyen (A) sınıfı iş güvenliği uzmanları,
33
c) Üniversitelerde tıp, sağlık, mühendislik, hukuk ve iş sağlığı ve güvenliği alanlarında ders verenler,
ç) İş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl teftiş yapmış iş müfettişleri,
d) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine sahip, Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde en az beş yıl
görev yapmış iş sağlığı ve güvenliği uzmanları,
e) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine sahip, Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde en az beş
yıl görev yapmış iş sağlığı bilim uzmanı, iş sağlığı bilim doktoru, iş sağlığı ve güvenliği bilim doktoru ile lisans eğitimine
sahip sağlık veya teknik hizmetler sınıfındaki kadrolarda yer alan ve en az on yıl görev yapmış personel.
İşyeri Hekimlerinin Eğitimi : Eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur. Eğitimin süresi,
180 saat teorik ve 40 saat uygulama olmak üzere toplam 220 saatten az olamaz. Teorik eğitimin en fazla üçte ikisi
uzaktan eğitim yöntemi kullanılarak da verilebilir. Uygulamalı eğitimler ise işyeri hekimi bulunan bir işyerinde yapılır.
İşyeri hekimliği eğitim programlarının sonunda Genel Müdürlükçe sınav yaptırılır.
İşyeri hekimliği sınavında başarılı olamayanlar, sınava girdikleri tarihten itibaren bir yıl içinde bir kez daha sınava girme
hakkına sahiptirler. Ancak, bu hakkını kullanmayan veya iki sınavda da başarılı olamayan adaylar yeniden eğitim
programına katılmak zorundadırlar.
İşyeri hekimleri, işyeri hekimliği belgelerini aldıkları tarihten itibaren yedi yıllık aralıklarla eğitim kurumları tarafından
düzenlenecek bilgi yenileme eğitimine katılmak zorundadırlar. Bu eğitimin süresi 24 saatten az olamaz.
Bilgi yenileme eğitimine katılmayan işyeri hekimlerinin, işyeri hekimliği belgeleri geçersiz sayılır ve bilgi yenileme
eğitimine katılıncaya kadar bu Yönetmelik kapsamındaki görev ve yetkilerini kullanamazlar.
İşyeri Hekimliği Eğitim ve Sınav Komisyonu : İşyeri hekimliği eğitim programları ile bilgi yenileme eğitim
programlarının hazırlanması, uygulanması ve işyeri hekimliği eğitim programlarının sonunda sınavların yapılması ile ilgili
usul ve esaslar, işyeri hekimliği eğitim ve sınav komisyonu tarafından belirlenir.
Komisyon; İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün başkanlığında, Genel Müdürlükten bir hekim, İş Teftiş Kurulu
Başkanlığından iş sağlığı ve güvenliği alanında görevli bir iş müfettişi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma
Merkezi’nden bir eğitim uzmanı, Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ve Türk Tabipleri Birliğinden birer
hekim temsilci ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından görevlendirilecek iş sağlığı konusunda çalışmaları olan bir
hekim öğretim üyesinden oluşur. Komisyon, her yıl Kasım ayında yapacağı olağan toplantısında bir sonraki yılın çalışma
programını belirler. Genel Müdürlük, gerektiğinde komisyonu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Toplantıların gündemi
üyelere toplantı tarihinden en az 15 gün önce bildirilir. Komisyonun sekreterya işleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.
Komisyon, kararlarını salt çoğunlukla alır. Eşitlik halinde Başkanın oyu kararı belirler. Komisyon kararı, karar defterine
yazılır ve üyeler tarafından imzalanır.
İşyeri Hekimliği Belgesi :
a) İş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl teftiş yapmış olan hekim iş müfettişi veya üniversitelerden iş sağlığı bilim
uzmanlığı ve/veya bilim doktorası almış veya iş ve meslek hastalıkları ya da işyeri hekimliği yan dal uzmanlığı almış olan
hekimler ile Genel Müdürlük ve bağlı birimlerde iş sağlığı alanında fiilen en az yedi yıl çalışmış hekimlere istekleri
halinde,
b) İşyeri hekimliği eğitim programlarına katılan ve eğitim sonunda Genel Müdürlükçe yaptırılan sınavda başarılı olan
hekimlere, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce verilir.
İş Güvenliği Uzmanlığının Türk İş Hukukundaki Yeri :
Türk İş Hukukunda ilk defa olarak, mülga 1475 sayılı İş Kanununun 76. maddesine göre çıkarılmış olan İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Hakkında Tüzük’ün 3/b maddesinde, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulunun üyesi olarak
işyeri güvenlik şefi veya işyerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği konularında görevli teknik bir kişinin bulunması hususu
hükme bağlanmıştır.
�Daha sonra, 4857 sayılı İş Kanununun 82. maddesinde yer alan düzenlemeyle, sanayiden sayılan ve devamlı olarak en
az 50 işçi çalıştırılan ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde, iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik
elemanın istihdam edilmesi öngörülmüştür.
�Yine, 4857 sayılı Kanuna göre çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik’in 5/b maddesine göre,
yürürlükten kaldırılmış olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kurulları Hakkında Tüzük’te olduğu gibi, iş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanın istihdam edilmesi öngörülmüştür.
�Son olarak, 26 Mayıs 2008 tarihinde yayımlanan 5763 sayılı Kanunla, 4857 sayılı Kanunun 82. maddesi yürürlükten
kaldırılmış ve 81. maddede yer alan işyeri hekimleri ile aynı madde içerisine alınarak, sanayiden sayılan işlerde iş
güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanın görevlendirilmesi öngörülmüştür. Bu şekilde,
iş güvenliği uzmanı kavramı da ilk defa olarak, mevzuattaki yerini almıştır.
�1475 sayılı mülga İş Kanununda bulunmamakla birlikte, 4857 sayılı İş Kanununun 82. maddesinde ilk defa olarak iş
güvenliği ile görevli mühendis veya teknik eleman bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. İlgili maddenin amir hükmü
gereğince, “İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul
ve Esasları Hakkında Yönetmelik” yayımlanmıştır.
� Ancak, İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve
Esasları Hakkında Yönetmelik’in 4. maddesindeki iş güvenliği uzmanı tanımı ve 5., 7., 8., 9., 10., 11., 12., 13., 14., 15. ve
16. maddeleri, 28.3.2006 tarihinde Danıştay tarafından iptal edilmiştir. İptal gerekçesinde, özellikle, iş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanların “İş Güvenliği Uzmanı” adı altında, 4857 sayılı İş Kanununda bulunmayan yeni bir
statüde birleştirilmesinin hukuka uygun olmadığı ve bu nedenle diğer maddelerin de uygulanma olanağının kalmadığı ve
ayrıca 16. maddesinde düzenlenen hükmün de, haksız işten çıkarmaları önleyici ve mesleki bağımsızlığı sağlayıcı bir
düzenlemeye yer vermediği hususları vurgulanmıştır.
�Danıştay’ın iptal gerekçesinde belirtilen hususların düzenlenebilmesi amacıyla, 5763 sayılı “İş Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” yayımlanmıştır. Bu kanun ile, özellikle, İş Kanununun 78. ve 81.
maddelerinde değişiklik yapılmış ve 82. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. İş Kanununun 81. maddesinde, iş sağlığı ve
güvenliği hizmetleri bir bütün halinde birleştirilerek, işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hükümleri aynı maddede
toplanmıştır. Yine, bu maddede, ilk defa olarak, iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin işyeri dışından alınabilmesine imkan
tanınmıştır.
�4857 sayılı İş Kanunu dışında, 3213 sayılı Maden Kanununun 31. maddesinde de, işletmede istihdam edilen maden
mühendisinin, İş Kanununun 82. maddesinde belirtilen mühendis veya teknik elemanların üstlendiği görev ve
sorumluluğu da yerine getireceği hükmüne yer verilmiştir.
34
� _Yine, 1475 sayılı İş Kanununa göre çıkarılmış olmakla birlikte halen yürürlükte bulunan “Maden ve Taşocakları
İşletmelerinde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine Dair Tüzük”ün 342. maddesinde, 300’den fazla işçi çalıştırılan her
ocağa bir güvenlik mühendisinin atanacağı hükmü bulunmaktadır.
�Bu maddeye göre, güvenlik mühendislerine güvenlik işleri dışında görev verilemeyeceği, bunların maden yüksek
mühendisi veya mühendisi olmaları ve en az 2 yıllık ocak çalışmalarının bulunması ya da bu süre kadar güvenlikle ilgili
bir görev yapmış olmalarının zorunlu olduğu belirtilmiştir.
Yine, bu maddeye göre, güvenlik mühendisi, çalışmaların işçi sağlığı ve iş güvenliği gereklerine uygun olarak
sürdürülmesi için fenni nezaretçiyle işbirliği yapacak, görüş ve önerilerini fenni nezaretçiye bildirecektir.
�4857 sayılı İş Kanununa göre çıkarılmış olan “Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği”nde de, projenin
yürütülmesi sırasında, sağlık ve güvenlik planının hazırlanması ve işyerindeki iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili görevlerin
yerine getirilmesi için hazırlık koordinatörü ve uygulama koordinatörünün görevlendirilmesi öngörülmüştür. Bu
koordinatörlerin gerçek veya tüzel kişi olması gerekmektedir.
İş Güvenliği Uzmanlarının Eğitimi :
Eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur. Eğitimin süresi, her iş güvenliği uzmanlığı sınıfı
için 180 saat teorik ve 40 saat uygulama olmak üzere toplam 220 saatten az olamaz. Teorik eğitimin en fazla üçte ikisi
uzaktan eğitim yöntemi kullanılarak da verilebilir. Uygulamalı eğitimler ise iş güvenliği uzmanı bulunan bir işyerinde
yapılır. İş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarının sonunda Genel Müdürlükçe sınav yaptırılır.
İş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olamayanlar sınava girdikleri tarihten itibaren bir yıl içinde bir kez daha sınava
girme hakkına sahiptirler. Ancak, bu hakkını kullanmayan veya iki sınavda da başarılı olamayan adaylar yeniden eğitim
programına katılmak zorundadırlar.
İş güvenliği uzmanları, iş güvenliği uzmanlığı belgelerini aldıkları tarihten itibaren yedi yıllık aralıklarla eğitim kurumları
tarafından düzenlenecek bilgi yenileme eğitimine katılmak zorundadırlar. Bu eğitimin süresi 24 saatten az olamaz.
Bilgi yenileme eğitimine katılmayan iş güvenliği uzmanlarının, iş güvenliği uzmanlığı belgeleri geçersiz sayılır ve bilgi
yenileme eğitimine katılıncaya kadar bu Yönetmelik kapsamındaki görev ve yetkilerini kullanamazlar.
İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim ve Sınav Komisyonu :
İş güvenliği uzmanlığı eğitim programları ile bilgi yenileme eğitim programlarının hazırlanması, uygulanması ve iş
güvenliği uzmanlığı eğitim programlarının sonunda sınavların yapılması ile ilgili usul ve esaslar, iş güvenliği uzmanlığı
eğitim ve sınav komisyonu tarafından belirlenir.
Komisyon; İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürünün başkanlığında, Genel Müdürlükten bir iş sağlığı ve güvenliği
uzmanı, İş Teftiş Kurulu Başkanlığından iş sağlığı ve güvenliği alanında görevli bir iş müfettişi, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nden bir eğitim uzmanı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğinden bir mühendis
temsilci ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından görevlendirilecek iş güvenliği konusunda çalışmaları olan bir
öğretim üyesinden oluşur.
Komisyon, her yıl Kasım ayında yapacağı olağan toplantısında bir sonraki yılın çalışma programını belirler. Genel
Müdürlük gerektiğinde Komisyonu olağanüstü toplantıya çağırabilir. Toplantıların gündemi üyelere toplantı tarihinden en
az 15 gün önce bildirilir. Komisyonun sekreterya işleri Genel Müdürlük tarafından yürütülür.
Komisyon, kararlarını salt çoğunlukla alır. Eşitlik halinde Başkanın oyu kararı belirler. Komisyon kararı, karar defterine
yazılır ve üyeler tarafından imzalanır.
İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi :
İş güvenliği uzmanlığı belgesinin sınıfları aşağıda belirtilmiştir:
a) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;
1) İş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl teftiş yapmış iş müfettişlerine istekleri halinde,
2) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az sekiz yıl görev yapmış iş sağlığı ve
güvenliği uzmanlarına istekleri halinde,
3) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az beş yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile
belgeleyerek eğitim kurumları tarafından düzenlenen iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılanlardan Genel
Müdürlükçe yaptırılan (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara, İş
Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce verilir.
b) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;
1) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az üç yıl görev yapmış iş sağlığı ve güvenliği
uzmanlarına istekleri halinde,
2) İş sağlığı ve güvenliği alanında doktora yapmış olan mühendis veya teknik elemanlardan (B) sınıfı iş güvenliği
uzmanlığı eğitim programının pratik bölümünü tamamlayanlara istekleri halinde,
3) Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde iş sağlığı ve güvenliği alanında en az beş yıl görev yapmış mühendis veya teknik
elemanlardan Genel Müdürlükçe yaptırılan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara,
4) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az iki yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile
belgeleyerek eğitim kurumları tarafından düzenlenen iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılanlardan Genel
Müdürlükçe yaptırılan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara, İş
Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünce verilir.
c) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;
1) Eğitim kurumları tarafından düzenlenen (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katıldıklarını belgeleyen
ve Genel Müdürlükçe yaptırılan (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis veya teknik elemanlara,
2) İş sağlığı ve güvenliği alanında yüksek lisans yapmış olan mühendis veya teknik elemanlardan (C) sınıfı iş güvenliği
uzmanlığı eğitim programının pratik bölümünü tamamlayanlara istekleri halinde, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel
Müdürlüğünce verilir.
İş Güvenliği Uzmanlarının Görevleri :
İş güvenliği uzmanları, aşağıda belirtilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür:
a) İşyerinde, gece postaları da dahil olmak üzere çalışma ortamının gözetimini yapmak,
b) İşyerinde yapılan çalışmaların, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve genel iş güvenliği kurallarına uygun olarak
sürdürülmesini sağlamak için işverene tavsiyelerde bulunmak,
c) İşyerindeki tehlikelerin belirlenmesi, risk analizinin ve risk değerlendirmesinin yapılması, tehlikelerin kaynağında yok
edilmesine yönelik tedbirlere öncelik verilerek ortadan kaldırılması ve risklerin kontrol altına alınması için işçilerin veya
35
temsilcilerinin görüşlerini de alarak gerekli çalışmaları planlamak, ölçüm, analiz ve kontrollerin yapılmasını sağlamak,
alınacak sağlık ve güvenlik önlemleri konusunda işverene önerilerde bulunmak ve uygulamaların takibini yapmak,
ç) İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılması gereken periyodik bakım, kontrol ve ölçümleri planlamak ve
uygulamaların takibini yapmak,
d) İşyerinde kaza, yangın, doğal afetler gibi acil müdahale gerektiren durumlar için acil durum planının hazırlanmasını
sağlamak ve uygulamaların takibini yapmak,
e) Yangın veya patlamaların önlenmesi için gerekli çalışmaları planlamak ve uygulamaların takibini yapmak, yangın veya
patlama durumunda alınacak tedbirleri belirlemek,
f) İş sağlığı ve güvenliği kuruluna katılarak çalışma ortamının gözetimi ile ilgili gerekli açıklamalarda bulunmak,
danışmanlık yapmak ve kurulda alınan kararların uygulanmasını izlemek,
g) İşyeri hekimi ile işbirliği yaparak işyerinde meydana gelebilecek iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili
değerlendirme yapmak, gerekli önleyici faaliyet planlarını hazırlamak ve uygulamaların takibini yapmak,
ğ) İşyerinde meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı veya herhangi bir tehlikeli olayın tekrarlanmaması için inceleme
ve araştırma yaparak düzeltici faaliyet planlarını yapmak ve uygulamaları takip etmek,
h) İşyerlerinin tasarımı, makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı, seçimi ve çalışma sırasında kullanılan maddeler de
dahil olmak üzere işin planlanması ve organizasyonu konusunda tavsiyede bulunmak,
ı) İşyerinde yeni bir bölüm veya sistem kurulacağı ya da yeni makine, tezgah ve cihaz alınacağı durumlarda inceleme ve
araştırma yaparak sağlık ve güvenlik yönünden uygun seçim yapılması için işverene tavsiyelerde bulunmak,
i) Kişisel koruyucu donanımların seçimi, temini, kullanımı, bakımı, muhafazası ve test edilmesi konularında işverene
tavsiyelerde bulunmak,
j) İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun olarak planlamak ve uygulamak,
k) Yıllık çalışma planını işyeri hekimi ile işbirliği yaparak hazırlamak,
l) İşyerindeki çalışma ortamının gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydetmek ve yıllık değerlendirme raporunu işyeri hekimi ile
işbirliği yaparak hazırlamak,
m) Birden fazla madde veya etkenin aynı anda işyerinde bulunmasından dolayı ortaya çıkabilecek tehlikeleri iş sağlığı ve
güvenliği mevzuatı doğrultusunda değerlendirmek,
n) Yukarıda belirtilen görevleri ile ilgili gerekli kayıtların tutulmasını sağlamak.
İş Güvenliği Uzmanlarının Çalışma Süreleri :
İş güvenliği uzmanları, görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:
a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; ayda en az 12 saat, buna ilave olarak da işçi başına ayda en az 5 dakika,
b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; ayda en az 24 saat, buna ilave olarak da işçi başına ayda en az 5 dakika,
c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; ayda en az 36 saat, buna ilave olarak da işçi başına ayda en az 10 dakika.
Az tehlikeli sınıfta yer alan ve 1000’ in üzerinde (1000 dahil) işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir iş güvenliği
uzmanı ile üçüncü fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı eklenir.
Tehlikeli sınıfta yer alan ve 750’nin üzerinde (750 dahil) işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir iş güvenliği
uzmanı ile üçüncü fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı eklenir.
Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve 500’ün üzerinde (500 dahil) işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir iş güvenliği
uzmanı ile üçüncü fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı eklenir.
İş Güvenliği Uzmanlarının Yetkileri :
İş güvenliği uzmanları;
a) Bağımsız çalışma ilkesi uyarınca işveren tarafından hiçbir şekilde engellenemez ve görevini yapmaktan alıkonulamaz,
b) İşyerinde çalışanların hayatı ile ilgili yakın tehlike oluşturan bir husus tespit ettiğinde, işin geçici olarak durdurulması
için derhal üst yönetimi bilgilendirir,
c) Üretim planlamalarında karar alma sürecine katılır,
ç) Görevi gereği işyerinin bütün bölümlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda inceleme, araştırma yapar ve çalışanlarla
görüşür,
d) Gerektiğinde konu ile ilgili kurum veya kuruluşlar ile işbirliği yapar.
İş Güvenliği Uzmanlarının Yükümlülükleri :
İş güvenliği uzmanları, görevlerini yaparken işin normal akışını mümkün olduğu kadar aksatmamak ve verimli bir çalışma
ortamının sağlanmasına katkıda bulunmak, işverenin ve işyerinin meslek sırları, ekonomik ve ticari durumları ile ilgili
bilgileri gizli tutmakla yükümlüdürler.
İşyeri Hekimlerinin Görevleri :
İşyeri hekimleri, iş sağlığı hizmetleri kapsamında aşağıdaki görevleri yapmakla yükümlüdür:
a) İşle ilişkisi bakımından, gece postaları da dahil olmak üzere işçilerin sağlık gözetimini yapmak,
b) İşyerlerinde sağlığa zararlı riskleri tanımlamak ve değerlendirmek,
c) Birden fazla madde veya etkene aynı anda maruz kalınması durumunda, ortaya çıkabilecek sağlık tehlikelerini iş
sağlığı ve güvenliği mevzuatı kapsamında değerlendirmek,
ç) İşçilerin işe girişlerinde sağlık muayenelerini yaparak işe uygun olduklarını belirten sağlık raporunu hazırlamak,
d) Yapılan işin özelliğine göre, işin devamı süresince işçilerin periyodik sağlık muayenelerini iş sağlığı ve güvenliği
mevzuatında belirtilen aralıklarla yapmak,
e) İşçilerin işe giriş ve periyodik muayenelerini yapmak,
f) Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinde belirtilen ağır ve tehlikeli işlerde çalışan işçilerin işe giriş ve periyodik sağlık
muayenelerini yapmak,
g) Sağlık sorunları nedeniyle işe gelememe ve işyerinde olabilecek sağlık tehlikeleri arasında bir ilişkinin olup olmadığını
tespit etmek,
ğ) Sağlık sorunları nedeniyle üç haftadan daha uzun süreli işten uzaklaşmalarda veya meslek hastalıkları, iş kazaları
nedeniyle ya da sık tekrarlanan işten uzaklaşmalarda işe dönüş muayenesi yapmak,
h) İşçinin işe girişinde ve iş değişikliğinde, işe uyumunun belirlenmesi amacıyla yapılan sağlık muayenesi sonucunda
düzenlenen raporda, çalıştırılacağı işler ve çalışma şartlarını belirtmek, rapor sonucunu işveren ve işçiye yazılı olarak
bildirmek,
36
ı) Herhangi bir kaza, hastalık veya periyodik muayene sonrasında eski işinde çalışması sakıncalı bulunan işçinin, mevcut
sağlık durumuna uygun bir işte çalıştırılmasını tavsiye etmek,
i) Özürlü ve eski hükümlülerin işe alınmaları, işyerinde oluşan bir kaza veya hastalık sonrasında geçici ya da kalıcı iş
göremezliği olanların işe başlamaları, uygun işe yerleştirilmeleri için gerekli sağlık muayenelerini yaparak rapor
hazırlamak ve işlerine uyumlarını sağlamak,
j) Gebe veya emziren kadınları, on sekiz yaşından küçükleri, iki yaşından küçük çocuğu olan anneleri, meslek hastalığı
tanısı veya şüphesi olanları, kronik hastalığı olanları, yaşlıları, malul ve özürlüleri, alkol, ilaç ve uyuşturucu bağımlılığı
olanları, birden fazla iş kazası geçirmiş olanlar gibi özelliği olan işçileri; yakın takip ve koruma altına almak,
bilgilendirilmelerine özel önem vermek, yapılacak risk değerlendirmesinde özel olarak dikkate almak,
k) Gerekli laboratuvar tetkiklerini, radyolojik tetkik ve muayeneleri yaptırmak,
l) Bulaşıcı hastalıkların kontrolünü sağlayarak yayılmasını önleme ve aşılama çalışmaları yapmak, portör muayenelerini
yaptırmak,
m) İşyerinin genel hijyen şartlarını sürekli izleyerek ve denetleyerek işyerindeki bütün birimlerin işçilerin sağlığını koruyup
geliştirecek biçimde düzenlenmesi, işçiye sağlıklı bir ortamda ve yürütülen işin gerektirdiği kaloriyi karşılayacak nitelikte
yemek verilmesi, içme suyu imkanı sağlanması, soyunma odaları, banyo, lavabo ve tuvaletlerin bakımlı ve temiz olması
ve genel temizlik donanımının temin edilmesi ve sürdürülmesi, mevcutsa yatakhanelerin sağlığa uygunluğunun
sağlanması konularında tavsiyelerde bulunmak ve uygulamaların takibini yapmak,
n) İşyerinde mevcutsa kreş ve çocuk bakım yurdu ile emzirme odalarının sağlık şartlarını kontrol etmek, sağlık şartlarına
uygunluğunun sağlanması için tavsiyelerde bulunmak ve uygulamaların takibini yapmak,
o) İşin işçiye uygunluğunun sağlanmasını tavsiye etmek,
ö) Meslek hastalığı tanısı veya şüphesi olan ve iş kazası geçiren işçileri izlemek ve bunların kontrolünü yapmak, meslek
hastalıkları tanısında yetkili hastaneler ile işbirliği içinde çalışmak,
p) İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına yakalanan işçilerin rehabilitasyonu konusunda işyerindeki ilgili birimlerle
işbirliği içinde çalışmak,
r) İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevcut durum, sorunların tespiti, bunların çözümü için etkin metotların geliştirilmesi,
öncelikler ve sonuçların değerlendirilmesi amacıyla belirli aralıklarla incelemeler yapmak,
s) Çalışma ortamının gözetimi ile ilgili olarak gerektiğinde ölçümler yapılmasını sağlayarak alınan sonuçların işçilerin
sağlığı yönünden değerlendirmesini yapmak,
ş) İşyerinde varsa iş sağlığı ve güvenliği kuruluna katılarak çalışma ortamı ve işçilerin sağlık gözetimi ile ilgili gerekli
açıklamalarda bulunmak, danışmanlık yapmak ve kurulda alınan kararların uygulanmasını izlemek,
t) Yürütülecek her türlü sağlık gözetim faaliyetleri sonucunda elde edilen verilerin kullanılması ile ilgili olarak işçileri ve
temsilcilerini bilgilendirmek ve onların rızasını almak,
u) İşçileri, işiyle ilgili sağlık tehlikeleri, yapılan sağlık muayenesinin sonuçları ve bunların değerlendirilmesi konusunda
yeterli ve uygun şekilde bilgilendirmek,
ü) İşçilerin, zamanlarını etkin ve verimli biçimde değerlendirmeleri amacıyla eğitici, kültürel ve sportif etkinliklerle
zenginleştirilmiş dinlenme imkanı sağlamak için tavsiyelerde bulunmak,
v) İşyerinde ilkyardım ve acil müdahale hizmetlerinin organizasyonunu yapmak, ilgili personelin eğitiminin sağlanması
çalışmalarını yürütmek,
y) İş ile işçinin uyumunu sağlamak için; iş usullerinin işçilerin fiziksel ve zihinsel kapasitelerine uyarlanması, işçilerin
sağlığının yapılan iş ve işlemler ile çalışma ortamındaki çeşitli stres faktörlerinden olumsuz yönde etkilenmesi ihtimaline
karşı inceleme ve araştırmalar yapmak,
z) İş kazaları ve meslek hastalıklarının analizine katılmak, meslek hastalığı tanısı veya şüphesi olanların bulunduğu
ortamlarda çalışan işçilerle ilgili inceleme yapmak,
aa) Yeni teçhizatın sağlık açısından değerlendirilmesi ve test edilmesi gibi iş uygulamalarının iyileştirilmesine yönelik
programların geliştirilmesi çalışmalarına katılmak,
bb) Yıllık çalışma planını, varsa iş güvenliği uzmanı ile işbirliği yaparak hazırlamak,
cc) İşyerindeki sağlık gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydetmek ve yıllık değerlendirme raporunu, varsa iş güvenliği uzmanı
ile işbirliği yaparak hazırlamak,
çç) İş sağlığı, hijyen ve ergonomi alanlarında bilgi ve eğitimin verilmesi için ilgili taraflarla işbirliği yapmak,
dd) İş sağlığı, hijyen ve ergonomi ile kişisel koruyucu donanımlar ve toplu koruma yöntemleri konularında tavsiyelerde
bulunmak,
ee) İşyeri yöneticilerine, iş sağlığı ve güvenliği kurulu üyelerine, işçilere ve temsilcilerine genel sağlık konularında eğitim
vermek ve bu eğitimlerin sürekliliğini sağlamak,
ff) İşçilere, bağımlılık yapan maddelerin, özellikle tütün ve tütün mamullerinin, kullanılmasının zararları konularında eğitim
vermek,
gg) Yukarıda belirtilen görevleri ile ilgili gerekli kayıtların tutulmasını sağlamak.
İşyeri Hekimlerinin Çalışma Süreleri :
İşyeri hekimleri, görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:
a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 12 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik
muayeneleri ile eğitim için on işçi başına yılda en az 30 dakika,
b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 24 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik
muayeneleri ile eğitim için on işçi başına yılda en az 60 dakika,
c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerine; sağlık gözetimi için ayda en az 36 saat, buna ilave olarak işe giriş ve periyodik
muayeneleri ile eğitim için on işçi başına yılda en az 90 dakika.
Az tehlikeli sınıfta yer alan ve 1000’ in üzerinde (1000 dahil) işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir işyeri
hekimi ile birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar işyeri hekimi eklenir. Tehlikeli sınıfta yer alan ve 750’nin
üzerinde (750 dahil) işçi çalıştırılan işyerlerinde tam gün çalışacak bir işyeri hekimi ile birinci fıkrada belirtilen kriterlere
uygun yeteri kadar işyeri hekimi eklenir. Çok tehlikeli sınıfta yer alan ve 500’ün üzerinde (500 dahil) işçi çalıştırılan
işyerlerinde tam gün çalışacak bir işyeri hekimi ile birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar işyeri hekimi
eklenir.
İşyeri Hekimlerinin Yetkileri :
37
İşyeri hekimleri;
a) Bağımsız çalışma ilkesi uyarınca işveren tarafından hiçbir şekilde engellenemez ve görevini yapmaktan alıkonulamaz,
b) Çalışmalarını tam bir mesleki bağımsızlık içinde ve tıbbi deontoloji kurallarına uygun biçimde yürütür,
c) İşyerinde çalışanların hayatı ile ilgili yakın tehlike oluşturan bir husus tespit ettiğinde, işin geçici olarak durdurulması
için derhal üst yönetimi bilgilendirir,
ç) Sağlık durumu bakımından yaptığı işle uyumsuz olduğu belirlenen işçilerin, işyerinde uygun bir işte görevlendirilmesini
tavsiye eder,
d) Üretim teknolojilerinin planlanmasında iş sağlığı ile ilgili tavsiyelerde bulunur,
e) Görevi gereği işyerinin bütün bölümlerinde iş sağlığı konusunda inceleme, araştırma yapar ve çalışanlarla görüşür,
f) Gerektiğinde konu ile ilgili kurum veya kuruluşlar ile işbirliği yapar.
İşyeri Hekimlerinin Yükümlülükleri :
İşyeri hekimleri, görevlerini yaparken işin normal akışını mümkün olduğu kadar aksatmamak ve verimli bir çalışma
ortamının sağlanmasına katkıda bulunmak, işverenin ve işyerinin meslek sırları, ekonomik ve ticari durumları hakkındaki
bilgiler ile çalışanın kişisel sağlık dosyasındaki bilgileri gizli tutmakla yükümlüdürler.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
10 / İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları
Katılımcıların, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşumu, görevleri ve önemi
hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır.
U-1, U-3, U-4*, U-12, U-13
* Teknik
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları işyeri şartlarında işçi ve işveren temsilcilerini, konunun ilgililerinin bulunduğu bir
platformda, gündeme gelen konuları görüşmek üzere bir araya getirmek için oluşturulmuştur.
KURULLARIN KURULACAĞI İŞYERLERİ:
Kurullar Sanayiden sayılan ve devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran altı aydan fazla süreli işlerin yapıldığı
işyerlerinde kurulurlar.
İşverene bağlı, fabrika, müessese, işletme veya işletmeler grubu gibi birden çok işyeri bulunduğu hallerde elliden fazla
işçi çalıştıran her bir işyerinde ayrı ayrı birer iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurulur.
KURULUN TEŞKİLİ :
İşveren veya işveren vekili,
İş Kanununun (Değ. 5763 s.Kan.) 81 nci maddesi uyarınca iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik
elemanı,
İş Kanununun (Değ. 5763 s.Kan.) 81 inci maddesi uyarınca görevlendirilen işyeri hekimi,
İnsan kaynakları, personel, sosyal işler veya idari ve mali işleri yürütmekle görevli bir kişi,
Varsa sivil savunma uzmanı,
İşyerinde görevli formen, ustabaşı veya usta,
2821 sayılı Sendikalar Kanununun değişik 34 üncü maddesi hükmü uyarınca işyerinde bulunan sendika
temsilcilerinin kendi aralarında seçecekleri kişi, işyerinde sendika temsilcisi yoksa o işyerindeki işçilerin yarıdan
fazlasının katılacağı toplantıda açık oyla seçilecek işçi,
Sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi.
Kurulun başkanı işveren veya işveren vekili, kurulun sekreteri ise bu maddenin (b) bendinde sözü edilen kişidir.
Bu maddenin (b), (c), (d), (e) bentlerinde gösterilen üyeler işveren veya işveren vekili tarafından atanırlar.
Bu maddenin (f) bendinde belirtilen üye o işyerindeki formen, ustabaşı veya ustaların yarıdan fazlasının katılacağı
toplantıda açık oyla seçilen kişidir.
Bu maddenin (f) ve (g) bentlerinde sözü geçen kurul üyelerinin aynı usullerle yedekleri seçilir.
EĞİTİM :
İşveren tarafından, iş sağlığı ve güvenliği kurulu üyelerine ve yedeklerine iş sağlığı ve güvenliği konularında eğitim
verilmesi sağlanır. Kurul üyelerinin ve yedeklerinin eğitimleri asgari aşağıdaki konuları kapsar.
Kurulun görev ve yetkileri,
İş sağlığı ve güvenliği konularında ulusal mevzuat ve standartlar,
Sıkça rastlanan iş kazaları ve tehlikeli vakaların nedenleri,
Endüstriyel hijyenin temel ilkeleri,
Etkili iletişim teknikleri,
Acil durum önlemleri,
Meslek hastalıkları,
İşyerlerine ait özel riskler.
KURULUN ÖDEV VE YETKİLERİ :
İşyerinin niteliğine uygun bir iş sağlığı ve güvenliği iç yönetmelik taslağı hazırlamak, işverenin veya işveren
vekilinin onayına sunmak ve iç yönetmeliğin uygulanmasını izlemek, izleme sonuçlarını rapor haline getirip alınması
gereken tedbirleri belirlemek ve kurul gündemine almak,
İş sağlığı ve güvenliği konularında o işyerinde çalışanlara yol göstermek,
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tehlikeleri ve önlemleri değerlendirmek, tedbirleri belirlemek, işveren
veya işveren vekiline bildirimde bulunmak,
İşyerinde meydana gelen her iş kazası ve tehlikeli vaka veya meslek hastalığında yahut iş sağlığı ve güvenliği
ile ilgili bir tehlike halinde gerekli araştırma ve incelemeyi yapmak, alınması gereken tedbirleri bir raporla tespit ederek
işveren veya işveren vekiline vermek,
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği eğitim ve öğretimini planlamak, bu konu ve kurallarla ilgili programları
hazırlamak, işveren veya işveren vekilinin onayına sunmak ve bu programların uygulanmasını izlemek,
Tesislerde yapılacak bakım ve onarım çalışmalarında gerekli güvenlik tedbirlerini planlamak ve bu tedbirlerin
uygulamalarını kontrol etmek,
İşyerinde yangınla, doğal afetlerle, sabotaj ve benzeri ile ilgili tedbirlerin yeterliliğini ve ekiplerin çalışmalarını
izlemek,
38
İşyerinin sağlık ve güvenlik durumuyla ilgili yıllık bir rapor hazırlamak, o yılki çalışmaları değerlendirmek, elde
edilen tecrübeye göre ertesi yılın çalışma programında yer alacak hususları ve gündemi tespit etmek, işverene teklifte
bulunmak, planlanan gündemin yürütülmesini sağlamak ve uygulanmasını değerlendirmek,
4857 sayılı İş Kanununun 83 üncü maddesinde belirtilen taleplerin vukuunda acilen toplanmak ve karar vermek.
KURULUN ÇALIŞMA USULLERİ :
İş sağlığı ve güvenliği kurulları inceleme, izleme ve uyarmayı öngören bir düzen içinde ve aşağıdaki esasları göz önünde
bulundurarak çalışırlar.
Kurullar en az ayda bir kere toplanır. Toplantının gündemi, yeri, günü ve saati toplantıdan en az kırk sekiz saat
önce kurul üyelerine bildirilir.
Gündem, sorunların ve projelerin önem sırasına göre belirlenir. Kurul üyeleri gündemde değişiklik isteyebilirler. Bu
istek kurulca uygun görüldüğünde gündem buna göre değiştirilir.
Ağır iş kazası halleri veya özel bir tedbiri gerektiren önemli hallerde kurul üyelerinden herhangi biri kurulu olağanüstü
toplantıya çağırabilir. Bu konudaki tekliflerin kurul başkanına veya sekreterine yapılması gerekir. Toplantı zamanı,
konunun ivedilik ve önemine göre tespit olunur.
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından kendisinin sağlığını bozacak ve vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak
yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, iş sağlığı ve güvenliği kuruluna başvurarak durumun tespit
edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir. Kurul, aynı gün acilen toplanarak kararını verir, bu durumu
tutanakla tespit eder ve karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
Kurulun olağan toplantılarının süresi toplam olarak ayda yirmi dört saati geçemez. Bu toplantıların günlük
çalışma saatleri içinde yapılması asıldır. Kurulun toplantılarında geçecek süreler günlük çalışma süresinden sayılır. Kurul
üyeleri yaptıkları görev dolayısıyla maddi-manevi zarara uğratılamaz.
Kurul, üyelerin çoğunluğu ile toplanır, kararlar toplantıya katılanların oy çokluğu ile alınır. Oyların eşitliği halinde
başkanın oyu kararı belirler.
Çoğunluğun sağlanamadığı veya başka bir nedenle toplantının yapılmadığı hallerde durumu belirten bir tutanak
düzenlenir.
Her toplantıda, görüşülen konularla ilgili alınan kararları içeren bir tutanak düzenlenir. Tutanak, toplantıya katılan başkan
ve üyeler tarafından imzalanır ve gereği yapılmak üzere işverene bildirilir. İmzalı tutanak ve kararlar sırasıyla özel
dosyasında saklanır.
Toplantıda alınan kararlar gereği yapılmak üzere ilgililere duyurulur. Ayrıca işçilere duyurulması faydalı görülen
konular işyerinde ilân edilir.
Her toplantıda, önceki toplantıya ilişkin kararlar ve bunlarla ilgili uygulamalar hakkında başkan veya kurulun sekreteri
tarafından kurula gerekli bilgi verilir ve gündeme geçilir.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULLARI ARASINDA İŞBİRLİĞİNİN SAĞLANMASI :
Kendisine ait birden çok işyeri bulunan işveren, işyerinin her birinde kurulacak iş sağlığı ve güvenliği kurullarının çalışma
usullerini düzenlemek, iş ve görüş birliğini sağlamak amacıyla bu işyerlerine ait iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili raporları, en
az altı ayda bir, ilgili teknik eleman ve uzmanlarını toplayarak inceler. Bu raporları göz önünde tutarak alınması gereken
tedbirleri tespit eder ve uygulanmasını sağlar.
İŞVEREN VEYA İŞVEREN VEKİLİNİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ :
İşveren veya işveren vekili, kurulca hazırlanan toplantı tutanaklarını, kaza ve diğer vakaların inceleme raporlarını ve
kurulca işyerinde yapılan denetim sonuçlarına ait kurul raporlarını, iş müfettişlerinin incelemesini sağlamak amacıyla,
işyerinde bulundurmakla yükümlüdür.
İşverenler, iş sağlığı ve güvenliği kurullarında mevzuata uygun olarak verilen kararları uygulamakla yükümlüdür.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULUNUN YÜKÜMLÜLÜĞÜ :
İş sağlığı ve güvenliği kurulları, yapacakları tekliflerde, bulunacakları tavsiyelerde ve verecekleri kararlarda işyerinin
durumunu ve işverenin olanaklarını göz önünde bulundururlar.
Kurul üyeleri, görevleri nedeniyle öğrendikleri mesleki tekniklere ve çalışma metotlarına ilişkin sırları gizli tutmak
zorundadırlar.
Kurullar, iş sağlığı ve güvenliğini denetime yetkili iş müfettişlerinin işyerlerinde yapacakları çalışmaları kolaylaştırmak ve
onlara yardımcı olmakla yükümlüdür.
İŞÇİLERİN YÜKÜMLÜLÜĞÜ :
İşçiler, sağlık ve güvenliğin korunması ve geliştirilmesi amacıyla iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca konulan kurallar,
yasaklar ile alınan karar ve tedbirlere uymak zorundadırlar.
İşçiler, işyerinde sağlık ve güvenlik tedbirlerinin belirlenmesi, uygulanması ve alınan tedbirlere uyulması hususunda iş
sağlığı ve güvenliği kurullarıyla işbirliği yaparlar.
İşçiler, uygulamada karşılaştıkları güçlükler hakkında kurula bilgi verirler
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
11 / İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemleri
Katılımcıların, iş sağlığı ve güvenliği alanında yaygın olarak kullanılan iş sağlığı ve
güvenliği yönetim sistemi belgelendirme standartları hakkında bilgi edinmelerini
sağlamaktır.
U-3, U-4*, U-6** , U-13
*Teknik
**Mühendis,
GİRİŞ:
Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de kuruluşlar daha kaliteli, daha ucuz mal ve hizmet üretmek için arayışlar
içindedirler. Ürün ve hizmetlerin gerçekleştirilmesi esnasında da insan ve çevre sağlığını bozmamanın yollarını
aramaktadırlar. Bunun sonucu olarak bütün dünyada gelişmişlik ve kültür düzeyi farklılıklarını en aza indirerek tüm
işletmelerin ortak bir paydada üretim yapabilmelerini sağlamak ve bu konuda uluslararası denetime açık olabilmek için
Yönetim Sistemlerine geçiş süreci hızlanarak sürmektedir.
39
Ülkemiz kuruluşları da Kalite, çevre ve iş sağlığı ve güvenliği konularına verdikleri önemi göstermek, etkinlik ve verimliliği
artırmak amacıyla Yönetim Sistemlerine geçiş için uğraş vermektedirler. Bu çerçevede özellikle 3 yönetim anlayışı öne
çıkmaktadır. Bunlar;
TS EN ISO 9001-2000 Kalite Yönetim Sistemi
TS EN ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi
TS (OHSAS) 18001 İSĞ Yönetim Sistemi
Her üç yönetim sisteminde de esas alınan 8 temel prensip şunlardır.
• Müşteri-Çevre-Çalışana Odaklılık
• Liderlik
• Çalışanların Katılımı
• Süreçlerle Yönetim
• Sistem Yaklaşımı (PUKO Döngüsü)
• Sürekli Öğrenme, Yenilikçilik ve iyileştirme
• Gerçeklere Dayalı Karar Verme
• Taraflarla İşbirliği
TS (OHSAS) 18001 İSĞ YÖNETİM SİSTEMİ
1-KAPSAM:
Bu Standart, iyi bir İSG yönetim sisteminin genel prensiplerine baz oluşturmak, tüm yönetim sistemine en iyi şekilde
entegrasyonu sağlamak ve verimliliği artırmak amacı ile tasarlanmıştır.
Bu Standart;
a. İSG risklerini asğari düzeye indirmesi,
b. İş Performansının geliştirilmesi,
c. Kuruluşun imajının iyileşmesine yardımcı olur.
Bu standart ile ürün ve hizmet güvenliğini sağlamak amaçlanmamıştır.
2-TANIMLAR
Olay: Kazaya sebep olan veya kazaya sebep olacak potansiyele sahip oluşum.
Kaza: Ölüme, hastalığa, yaralanmaya, hasara veya diğer kayıplara sebebiyet veren istenmeyen olay.
Tehlike: insanların yaralanması, hastalanması, malın veya malzemenin zarar görmesi işyeri ortamının zarar görmesi
veya bunların birlikte gerçekleşmesine sebep olan kaynak veya durum iş sağlığı ve güvenliği çalışanların, geçici işçilerin,
yüklenici personelinin, ziyaretçilerin ve çalıma alanındaki diğer insanların sağlık ve güvenliğini etkileyen faktörler ve
şartlar.
İSG SG Yönetim Sistemi: Kuruluşun faaliyetleri ile ilgili İSG risklerinin yönetimini kolaylaştıran tüm yönetim sisteminin
bir parçası
Bu kuruluş yapısını, planlama faaliyetlerini, sorumluluklarını ve uygulamalarını, prosesleri
prosedürleri ve kuruluşun İSG politikasının geliştirilmesi uygulanması, iyileştirilmesi başarılması, gözden geçirilmesi ve
sürdürülmesi için gerekli kaynaklan kapsar.
Risk: Tehlikeli bir olayın meydana gelme olasılığı ile sonuçlarının bileşimi.
Risk Değerlendirmesi: Tüm proseslerde, riskin büyüklüğünü tahmin etmek ve riske
tahammül edilip edilemeyeceğine karar vermek
Katlanılabilir risk: Kuruluşun yasal zorunluluklarla ve kendi İSG politikasına göre, tahammül edebileceği düzeye
indirilmiş risk
3-DURUM TESPİTİ:
Kuruluşun ön durum değerlendirmesi yapılarak, "Biz şu anda neredeyiz" sorusuna cevap
aranmalıdır.
Durum tespitinde;
a) Mevcut İSİG yasal mevzuatına göre ihtiyaçlar belirlenmeli,
b) Var olan veya önerilen çalışma ortamı ve iş organizasyonundan kaynaklanan veya beklenen tehlikeler veya riskler
tanımlanmalı,
c) Yapılan çalışmaların, tehlikelerin ortadan kaldırılması veya risklerin kontrolü için uygun olup olmadığı tespit edilmeli,
d) işçilerin sağlık muayenelerinden elde edilen veriler analiz edilmelidir.
İnceleme sonuçları;
Dokümante edilmeli,
İSİG yönünden yapılacak çalışmalara temel oluşturmalı,
İSİG yönetim sistemini sürekli iyileştirilmesinin ölçülebilmesi için başlangıç noktası teşkil etmelidir.
4.2-İS SAĞLIĞI ve GÜVENLİĞİ POLİTİKASI
Kuruluşun üst yönetim tarafından onaylanmış, tüm sağlık ve Güvenlik hedeflerini sağlık ve
güvenlik performansını geliştirme taahhüdünü açıkça ortaya koyan bir iş sağlığı ve güvenliği politikası olmalıdır.
Politika;
a) Kuruluşun İSG risklerinin büyüklüğüne ve yap1sma uygun olmalı,
b) Sürekli iyileştirme için taahhüt içermeli,
c) Yürürlükteki İSG mevzuatı şartlarına uyulacağı taahhüdünü içermeli,
d) Dokümante edilmeli, uygulanmalı ve sürdürülmeli
e) Tüm personelin şahsına alanına ulaştırılmış ve duyurulmuş olmalı,
f) İlgili taraflar için ulaşılabilir olmalı
ğ) Sürekli olarak uygunluğun sağlanması için gözden geçirilmelidir.
40
4.3-PLANLAMA
4.3.1-Tehlike Tanımlama, Risk Değerlendirmesi ve Risklerin Kontrolü
• Kuruluş, tehlikelerin belirlenmesi, risklerin değerlendirilmesi ve gerekli kontrol tedbirlerin uygulanması için prosedürler
hazırlanmalı ve sürdürmelidir. Bu Prosedürler;
• Rutin veya rutin olmayan faaliyetler,
• işyerine erişebilme imkânına sahip personelin faaliyetleri,
• Risklerin sınıflandırılması ve tanımlanmasını sağlamalı,
• Uygulanacak risk kontrol önlemlerinin yeterli olmasını,
Tesis ihtiyaçlarını belirlemek, ihtiyaç duyulan eğitimleri planlamak ve gerekli çalışmaların
etkin ve zamanında uygulanmasını izlemeyi sağlamalıdır.
a-Avrupa Birliğinin 2002-2006 Stratejisi
• İşyerlerinde risk algılama ve önleme kültürünü oluşturmak ve geliştirmek,
• İş sağlığı ve güvenliği anlay1şma global bir yaklaşım getirerek,
• İş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında yaygınlık, birlik ve beraberlik oluşturarak,
Serbest piyasa şartlarında rekabet eşitliği sağlamak
b-işletme Faaliyetlerinin Sınıflandırılması
• Sürekli yapılan işler.(üretim, boyama vs.)
• Seyrek yapılanlar.(bakım, temizlik)
• Ağır ve tehlikeli işler kapsamına girenler.
• Firma sahası içinde yapılanlar, dışında yap1lanlar.
• Kimyasal, mekanik, biyolojik, elektriksel faaliyetler.
c-Tehlike Belirleme
Tehlike Sm1flan
A) Mekanik
B) Elektrik
C) Radyasyon
D) Kimyasal ya da biyolojik maddeler.
E) Yangın ve Patlama
F) Ergonomik (Hareket, pozisyon, eğilme, ışık vb)
d-Bazı Tehlikeler;
• Kayma ve Düşmeler.
• Zehirli madde kullanımı.
• Alet, Malzeme Düşmesi
• Çalışanların saldırısı,
• Yangın, Patlama.
• Mesleki Hastalıklar.
• Sıcak Soğuk Dengesizlikleri
• Elektrik çarpması.
e-Tehlikeler Nasıl Belirlenir?
• Yasal şartların incelenmesi
• Kaza Raporlarının, envanterlerinin, kitaplarının sektörel istatistiklerin incelenmesi ile.
• Tesis yapısı, yerleşimi incelenerek.
• Faaliyetlerin yapılış şekli, iş akış şemaları.
• Standartlar incelenerek.
• Daha önce alınmış tedbirler, alına bilecek tedbirler incelenerek.
• Kullanılan malzemeler.
• Politika, Tetkik Sonuçları vs.
4.3.2-Yasal ve Diğer Şartlar
Kuruluş, uymak zorunda olduğu yasal ve diğer İSG şartlarını tamamlamak ve bunlara
ulaşılabilirliği sağlamak için bir prosedür oluşturmalıdır.
4.3.3-Hedefler
Kuruluş, ilgili fonksiyon ve seviyelerde dokümante edilmiş bir iş sağlığı ve güvenliği
hedeflerini oluşturmalı ve sürdürmelidir.
Kuruluş hedeflerini oluştururken ve gözden geçirirken yasal ve diğer şartları İSG zararlarını,
risklerini, teknolojik seçeneklerini, finansal şartlarını ve ilgili tarafların görüşlerini dikkate
almalıdır.
Hedef Belirleme;
- Bir bütün olarak kuruluşun işiyle ilgili politika ve hedefler,
- Sürekli iyileştirme dahil olmak üzere İSG politikası,
- Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol sonuçları,
- Yasal ve diğer şartlar,
- Teknolojik seçenekler,
- Mali işletme ve şartları,
- Çalışanların ve ilgili tarafların görüşleri
- çalışanlarla yapılan İSG toplantıları, gözden geçirmeler ve iyileştirme faaliyetlerinden
gelen bilgiler,
- Önceden belirlenmiş İSG hedeflerine karşı performansın analizi,
- İSG uyumsuzlukların, kazaların, olayların ve hasarların bilgileri
- YGG sonuçları
41
4.3.4- İSG Yönetim Programı
Kuruluş İSG hedeflerine ulaşmak için programları hazırlamalı ve sürdürmelidir.
Programlar;
a) İlgili fonksiyon ve yönetim seviyelerinde İSG araçlarının elde edilmesi için sorumluluk
ve yetkileri,
b) Hedeflere ulaşmak için kullanılacak araç ve zaman çizelgesini içermelidir.
4.4-Uygulama ve işletme:
4.4.1-Yapı ve Sorumluluklar
Performans Ölçüm girdileri
• İşveren çalışanların sağlık ve güvenliklerinin korunması için bütün sorumluluğu
almalı ve kuruluşta İSG faaliyetleri için bir başkan belirlenmelidir.
• İşverenler İSG yönetim sisteminin geliştirilmesi ve yürütümü, performansı ve
hedeflerinin başarılması için yetki ve sorumlulukları belirlenmelidir.
• Yapılanma aşağıda belirtilen hususları sağlayacak şekilde oluşturulmalıdır.
• Kuruluşun tüm seviyelerinde bilinen ve kabul edilen İSG yönetimini sağlamak,
• İSG tehlikelerinin ve risklerinin tannnlanrnasm1, kontrolünü veya değerlendirmesini
yapacak kişilerin yetki, sorumluluk ve mesuliyetlerini belirlemek,
• İSG tehlikelerinin ve risklerinin tanımlanmasını, kontrolünü veya değerlendirmesini
yapacak kişilerin yetki, sorumluluk ve mesuliyetlerini belirlemek,
• Çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için gerektiğinde etkin denetim sağlamak,
• Yasal mevzuat şartlarını yerine getirmek,
• Önleme ve sağlık geliştirme programları oluşturmak,
• Çalışanlar ve tarafların sisteme katılım için etkin düzenlemeler sağlamak,
• Gerekli olan kaynakları sağlamak.
4.4.2-Eğitim, Bilim ve Yeterlilik
• İşyerinde personel İSG'ni etkileyebilecek konularda yeterli olmalıdır. Yeterlilik, uygun eğitim, öğretim ve/veya deneyim
terimleri ile tanımlanmalıdır.
• Kuruluş, ihtiyaç duyulan konularda eğitim programları hazırlamalı ve uygulamalıdır.
4.4.3-istişare ve iletişim
Kuruluş, İSG bilgilerinin çalışanlara ve ilgili diğer taraflara iletildiğinden ve onlardan bilgi alındığından emin olmasını
sağlayan prosedürler hazırlamalıdır.
4.4.4-Dokümantasyon
Kuruluş, faaliyetlerinin niteliğine ve ölçeğine uygun İSG yönetim sisteminin dokümantasyonunu sağlamalı ve muhafaza
etmelidir.
4.4.5-Doküman ve Veri Kontrolü
• Kuruluş, İSG için gerekli belge ve bilgi dokümantasyonun kontrolünü sağlamak için
bir prosedür hazırlamalıdır.
• İSG Yönetim sistemi dokümantasyonunda;
• Belgeler anlaş1labilir olmalı,
• Periyodik olarak gözden geçirilmeli, güncelleştirilmeli ve organizasyondaki ilgili
kişiler tarafından kolayca elde edilmesi sağlanmalı,
• Tanımlanabilir ve izlenebilir olmalı ve yasalara uygun muhafuza zamanlan belirlenmelidir.
• İSG için gerekli tüm kayıtları (Sistemle ilgili kayıtlar, vaka, kaza, hastalık kayıtları, Yasal
kayıtlar, ortam ve çalışanlara ilişkin kayıtlar ile aktif ve reaktif izleme sonuçları) içermelidir.
4.4.6-işletme Kontrolü
• Kuruluş, tanımlanmış riskleri ve bunlarla ilgili alınacak tedbirleri uygulayacak işletme faaliyetlerini tamamlamalıdır.
• İSG risklerini kaynaklarında ortadan kaldırmak veya azaltmak için işyerinin tasarım, proses, tesis, makine aksamı,
çalıştırma prosedürleri planlı bakım faaliyetleri ve
iş organizasyonu ile çalışma usullerini de içerecek prosedürler oluşturulmalı ve
sürdürülmelidir.
4.4.7-Acil Durum Planı
Kuruluş, olabilecek kaza ve acil durumlar için plan ve prosedür hazırlamalıdır. Bu planlar, potansiyel riskleri tanımlamalı
ve kaza durumunda acil olarak yapılacak faaliyetleri içermelidir.
Bu amaçla;
• Acil durum veya ani tehlikeler karşısında tüm çalışanların korunması için gerekli bilgi, dahili haberleşme ve
koordinasyon sağlanmalı,
• ilgili ve yetkili otoriterlerle diğer acil durumla ilgili servislere bilgi verilmesi ve haberleşme imkanları sağlanmalı,
• ilk yardım, tıbbi yardım, yangınla mücadele ve tahliyenin nasıl yapılacağı belirlenmeli,
• Tüm çalışanlar ile ilgili ve yetkili seviyelerdeki kişilerin eğitimi sağlanmalı,
• Diğer ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği oluşturulmalıdır.
• Kuruluş acil durumla ilgili hazırlanan prosedürde belirtilen hususları belirli aralıklarla test etmeli ve eğitim maksadıyla
tatbikatlar yapılmalıdır.
II. BÖLÜM
4.5-KONTROL VE DÜZELTİCİ FAALİYETLER
4.5.1-Performans ölçümü ve izleme
Kuruluş, İSG performans değerlerini belirli periyotlarla izlemek ve ölçmek için prosedürler
hazırlamalıdır. Prosedürler;
• Ölçümlemeler hem nitel hem nice olmalı,
• İSG hedeflerinin karşılanma derecesi izlenebilmeli,
• İSG yönetim programları, işletme kriterleri ve yasal mevzuat şartlarına uygunluğunu izleyen proaktif ölçümleri
• Reaktif tedbirlerin iş kazası, meslek hastalığı ve maddi hasarlar konusunda nasıl etki yaptıkları,
42
• Düzeltici ve önleyici faaliyetlerin analizlerini kolaylaştırmak için gerekli izleme ve ölçme kriterlerini içermelidir.
a-Performans ölçüm yöntemleri:
• Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol süreçlerinin sonuçları,
• Çek-list kullanılarak periyodik saha denetimleri,
• İş güvenliği turları,
• Makine ve teçhizatın emniyet tertibatlarının tetkiki ve durumlarının tespiti,
• Çalışma ortamlarının yasal mevzuatlara göre uygunluk testleri
• Çalışanların hareket biçim- tarzları,
• Çevre örneklemesi; gürültü, kimyasallara maruz kalma süreleri ve yasal mevzuat.
• Benzer kuruluşlarla mukayese yapılması,
Periyodik muayeneler. Risklerin değerlendirilmesinde ve kontrolünde 2 tür izleme şekli
bulunmaktadır.
l. Proaktif yani önleyici
2. Reaktif yani tepkisel- Düzeltici izleme faaliyetleridir.
PROAKTİF-ÖNLEYİCİ İZLEME VERİLERİ ÖRNEKLERİ:
• Plan ve hedeflerin ne ölçüde gerçekleştirildiği,
• İSG için bir temsilci atanıp, atanmadığı,
• İş sağlığı ve iş güvenliği kurulunun etkinliği ve faaliyetleri
• İSG Uzmanının olup olmadığı, bir birimin oluşturulup oluşturulmadığı,
• Risk kontrollerine ne ölçüde uyulduğu, risklere ve kontrol tedbirlerine karşı çalışanların tutumu,
• İSG eğitimi alanların sayıları, eğitimin etkinliği,
• Kanuni şartlara ne ölçüde uyulduğu,
• Sistematik denetimler,
• Denetim sonucu yapılan çalışmaların zamanlaması,
• İSG uzman raporları,
• Sağlık gözetimi ve denetimi,
• Kişisel maruziyet raporları,
• Doğrudan davranış örnekleri-kişisel koruyucuların kullanılması
• Şikâyet ve tavsiyeler.
REAKTİF-DÜZELTİCİ-TEPKİSEL iZLEME VERİLERİ ÖRNEKLERİ
• Olay-vaka raporları,
• Yaralanma, hastalık raporları,
• İş kazası, meslek hastalığı raporları,
• Tesis veya varlıkların zarar görmesi
• Tehlikeli olay raporları, son anda önlenen kaza durumları,
• Hastalığa bağlı iş günü kaybı, (Meslek hastalığı olmayan)
• Yapılan şikayetler
4.5.2-Kazalar, olaylar, uygunsuzluklar ve düzeltici ve önleyici faaliyetler
Kuruluşlar, kazalar, olaylar ve uyumsuzluklarla ilgili prosedür hazırlamalıdır. Bu prosedür;
• Düzeltici faaliyetleri uygulama, bildirme, araştırma, takip ve izleme işlerinden sorumlu olan personelin sorumluluklarını
ve yetkilerini tanımlamalıdır.
• Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme sonuçları üzerindeki etkilerini değerlendirmelidir,
• Bütün uyumsuzlukların, kazaların, olayların ve tehlikelerin bildirilmesini gerektirmelidir. çalışanlar bu nedenle zorlukla
karşılaşmamalıdır.
• Bütün personel için geçerli olmalıdır.
• Maddi zararları dikkate almalıdır.
a-Uygunsuzluk, kaza ve Olay Analizi
• Kaza/hastalık sıklık ve şiddet seviyeleri
• Yer, yaralanma tipi vücut bölgesi, faaliyet, gün, saat,
• Mal kaybının miktarı ve tipi
• Direk veya kök sebep
• Maruz kalanlar
• Kaza sonrası yapılanlar (tamir, tedavi v.b)
b-Kaza hastalık analizi
• Ağır iş yükü
• Bozuk Moral
• Monotonluk
• Zayıf yönetim çalışan ilişkisinin kazaların sebebi olabileceği unutulmamalı.
c-Düzeltici faaliyet
• Düzeltici faaliyetler, belirlenen uyumsuzlukların, kazaların ve olayların esas sebeplerini ortadan kaldırmayı hedef alan
faaliyettir.
• Tekrar meydana gelmeyi önlemek için yapılır.
Prosedür hazırlanırken dikkat edilecek hususlar:
- Hem kısa hem de uzun vadede düzeltici tedbirlerin belirlenmesi ve uygulanması,
- Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme sonlJ9lan üzerindeki etkilerin değerlendirilmesi
- Prosedürlerde düzeltici faaliyet ile Tehlike tanımlama ve risk değerlendirme ve risk kontrolden kaynaklanan
değişikliklerin kaydedilmesi
- Düzeltici faaliyetlerin yapılması ve etkili olmasını sağlamak için risk kontrollerinin uygulanması ve mevcutlarda değişiklik
yapılması,
43
d-Önleyici faaliyet
• Potansiyel bir uygunsuzluğun, kazaların, ve olayların sebebini ortadan kaldırmayı hedefleyen faaliyettir.
• Önleyici faaliyet meydana gelmeyi önlemek için yapılır.
Prosedür hazırlanırken dikkat edilecek hususlar:
• Uygun bilgi kaynaklarının kullanılması, (olaylar, teftiş ve tetkik raporları, risk analizlerinin yenilenmesi tehlikeli maddeler
hakkında yeni bilgiler, uzman personel tavsiyeleri)
• Önleyici faaliyet gerektiren problemlerin belirlenmesi,
• Önleyici faaliyetlerin başlatılması, uygulanması ve etkinliklerinin sağlanması için kontrollerin yapılması,
• Prosedürlerde önleyici işlemlerden kaynaklanan değişikliklerin kaydedilmesi ve onaya sunulması.
4.5.3-Kayıtlar ve Kayıt Yönetimi:
Kuruluş, gözden geçirilme ve denetim sonuçları ile İSİG kayıtlarının tanımı, saklanması ve
dağıtımı için prosedür hazırlamalıdır.
İSİG kayıtları yasal, okunabilir, tanınabilir ve izlenebilir olmalıdır. Hasara, tahribata veya kaybolmaya karşı korunacak
şekilde muhafaza edilmelidir.
Elektronik kayıtların kullanılabilmesi ile ilgili hususlar açıklanmalıdır.
Kayıtların saklama süreleri belirlenmeli ve kayıt edilmelidir.
KAYITLAR
• Milli mevzuatta belirtilen tüm kayıtlar tutulmalıdır. Özellikle;
• Teftiş raporları,
• Eğitim kayıtları,
• İSG muayene raporları,
• İSGYS tetkik raporları,
• Danışma raporları,
• Kaza/olay raporları-takip raporları,
• İSG toplantı tutanakları,
• Tıbbi muayeneler ve sağlık gözetimi raporları,
• KKD kayıtları,
• Acil durum müdahale tatbikatları,
• Yönetimin gözden geçirmeleri,
• Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontro1 kayıtları.
4.5.4-Tetkik
Kuruluş, tetkik programını hazırlamalı ve İSG yönetim sistemini denetimi için prosedür hazırlamalıdır.
Bu prosedür:
a) İSİG yönetim sistemi:
• İSİG yönetimi için planlanmış düzenlemelerin yeterliliğini,
• Uygulamaların doğru yapıldığını,
• Organizasyon politika ve amaçlarını karşılanıp karşılanmadığını,
b) Bir önceki tetkik sonuçlarının gözden geçirilmesini,
c) Tetkik sonuçlarının yönetime bildirilmesi faaliyetlerini kapsamalıdır.
Tetkik-denetim;
• Yeterlik,
• Uygunluk,
• Etkinlik yönünden yapılır.
iki tür tetkik yapılır.
1- İç Tetkik
2- Dış Tetkik
4.6-Yönetimin Gözden Geçirmesi
Kuruluş üst yönetimi belirli aralıklarla;
İSİG yönetim sistemini gözden geçirmeli ve devamının uygunluğunu, yeterliliğini ve verimliliği konularında kararlar
almalıdır. Yönetimin gözden geçirilmesi prosesi için gerekli bilgilerin toplandığından ve yönetime ulaşıldığından emin
olunmalıdır. Yönetimin gözden geçirilmesi ayrıca belgelenmelidir.
• Yönetimin gözden geçirilmesi genel anlamı ile politikanın, amaçlarının ve İSG ile ilgili elementlerindeki değişiklikleri;
denetim sonuçları, değişen ortam şartlan ve yönetim taahhütleri doğrultusunda devamlı bir gelişme süreci içine
alınmalıdır.
• Girdiler:
• Kaza istatistikleri
• İç ve dış tetkik sonuçları
• Önceki gözden geçirmeden sonra yapılan düzeltici faaliyetler,
• Acil durum raporları,(gerçek ve tatbikat.)
• Genel performans raporu,
• Süreç sahiplerinin raporlan,
• Tehlike tanımlama, risk değerlendirme ve risk kontrol süreç raporları
YGG-SONUÇLARI
• Gözden geçirme tutanakları,
• Politika ve hedef revizyonları,
• Düzeltici faaliyetler ve hedeflenen tamamlanma süreleri,
• İyileştirme faaliyetleri için sağlanan kaynaklar sorumluluklar,
• Düzeltici faaliyetler için gözden geçirme tarihi.
44
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
12 / Risk Yönetimi ve Değerlendirmesi
Katılımcıların, risk değerlendirme ve yönetimi ile ilgili kavramlar ile risk değerlendirme
yöntemleri hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır.
U-1, U-3, U-4*, U-6**, U-13**
*Teknik
**Mühendis
RİSK YÖNETİMİ VE DEĞERLENDİRMESİ
Tanımlar:
Tehlike: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek, çalışanı veya işyerini etkileyebilecek zarar veya hasar verme
potansiyelini,
Tehlike: İnsanların yaralanması, hastalanması, malın veya malzemenin hasar görmesi, işyeri ortamının zarar görmesi
veya bunların gerçekleşmesine sebep olabilecek kaynak, durum veya işlem»
Tehlike: İnsanların yaralanması veya sağlığının bozulması veya bunların birlikte gerçekleşmesine sebep olabilecek
kaynak, durum veya işlem
İşyeri için belirlenen tehlike grubu: İş sağlığı ve güvenliği açısından, yapılan işin özelliği, işin her safhasında kullanılan
veya ortaya çıkan maddeler, iş ekipmanı, üretim yöntem ve şekilleri, çalışma ortam ve şartları ile ilgili diğer hususlar
dikkate alınarak yapılır.
Risk: Tehlikeden kaynaklanacak kayıp, yaralanma ya da başka zararlı sonuç meydana gelme ihtimalini,
Risk: Tehlikeli bir olayın veya maruz kalma durumunun meydana gelme olasılığı ile olay veya maruz kalma durumunun
yol açabileceği yaralanma veya sağlık bozulmasının ciddiyet derecesinin birleşimidir
Risk: İşyerinde meydana gelebilecek, maruz kimselere veya çalışma çevresine zarar ya da hasar verici nitelikteki; bir
olayın meydana gelme ihtimali (olasılığı) ile, zarar verme derecesinin (şiddetinin) bileşkesi
Risk: Belirli bir tehlikeli olayın meydana gelme olasılığı ile bu olayın sonuçlarının ortaya çıkardığı (çıkaracağı) zarar,
hasar veya yaralanma şiddetinin bileşimi
Risk = Olasılık X Şiddet (Bir riskin azaltılması için; riskin olasılığının ve/veya şiddetinin azaltılması gerekir)


TEHLİKE RİSK İLİŞKİSİ
Tehlikelerin çalışanlar, makineler, malzemeler, gibi kaynakları vardır.
Bir tehlike kaynağından birden çok tehlike, her bir tehlikeden de birden çok risk ortaya çıkabilir. Her bir riskte birden çok
yöntemle kontrol edebilir.
Kabul Edilebilir Risk Düzeyi: Kuruluşun, yasal zorunluluklara ve kendi İSG politikasına göre, tahammül edebileceği
düzeye indirilmiş risk
Kabul edilebilir risk seviyesi: Yasal yükümlülüklere ve işyerinin önleme politikasına uygun, kayıp veya yaralanma
oluşturmayacak risk seviyesini,
Önleme: İşyerinde yürütülen işlerin bütün safhalarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili riskleri ortadan kaldırmak veya
azaltmak için planlanan ve alınan tedbirlerin tümünü,
Güvenlik: Risklerin tanımlanmış bir zaman aralığı süresince, kabul edilebilir düzey (KERD) içerisinde kalmasına güvenlik
denir.
Güvenlik: Zarar ve ziyan riskinin olmadığı durum
Güvenlik: Kabul edilmez zararın riskinden uzak kalma durumu.
Ramak kala olay: İşyerinde meydana gelen; çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde
zarara uğratmayan olayı,
Ramak kala olay: Oluşum tarzı itibariyle bir kaza olmasına rağmen sonuçları açısından; yaralanma, zarar veya hasarın
meydana gelmediği durumdur.
Ramak kala olay: Kazayla sonuçlanmayan olaylardır.
Ramak kala olay: İşyerinde meydana gelen; çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olduğu halde
zarara uğratmayan olay.
Kaza: Ölüme, hastalığa, yaralanmaya, hasara veya diğer kayıplara sebebiyet veren istenmeyen olay.
Kaza: İşin yapımı ve yürütümü sırasında meydana gelen tehlikeli durum ve tehlikeli davranışların zaman ve mekân
şartlarında bir araya gelmesinden kaynaklanan, ölüm, hastalık, yaralanma, zarar veya hasara sebebiyet veren
istenmeyen olaydır.
Kaza: Önceden planlanmamış, bilinmeyen ve kontrol altına alınamamış olan etrafa zarar verebilecek nitelikteki
olaylardır. (İLO)
Olay-Vaka: Yaralanmaya, sağlığın bozulmasına veya ölüme sebep olan veya sebep olacak potansiyele sahip olan işle
ilgili olaylardır.
Olay = Kaza + Ramak Kala
Tetkik: Faaliyetlerin ve ilgili sonuçlarının planlanmış düzenlemelere uygunluğunu, bu düzenlemelerin etkili bir biçimde
uygulandığını ve politika ve hedefleri gerçekleştirmek için uygun olduğunu belirlemek amacıyla yapılan sistematik
değerlendirmedir.
Uygunsuzluk: Doğrudan ya da dolaylı olarak insan yaralanması ya da hastalığı, malın hasar görmesi, işyeri çevresinin
zarar görmesi ya da bunların kombinasyonuna neden olabilecek iş standartları, pratikler, prosedürler, kurallar, yönetim
sistemi performansı ve benzerlerinden, herhangi bir sapmanın olmasıdır.
Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek tehlikelerin belirlenmesi, bu tehlikelerin riske
dönüşmesine yol açan faktörler ile tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi ve kontrol
tedbirlerinin kararlaştırılması amacıyla yapılması gerekli çalışmaları,
Risk değerlendirmesi: Tehlikelerden kaynaklanan riskin büyüklüğünü tahmin etmek ve mevcut kontrollerin yeterliliğini
dikkate alarak riskin kabul edilebilir olup olmadığına karar vermek için kullanılan proses-süreç.
Risk değerlendirmesi: İşyerinde var olan ya da dışarıdan gelebilecek;




45

Tehlikelerin belirlenmesi,
•
Bu tehlikelerin riske dönüşmesine yol açan faktörlerin belirlenmesi,
•
Bu tehlikelerden kaynaklanan risklerin analiz edilerek derecelendirilmesi,
•
Kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması,
amacıyla yapılması gerekli çalışmalardır.
İşveren yükümlülüğü
1) İşveren; çalışma ortamının ve çalışanların sağlık ve güvenliğini sağlama, sürdürme ve geliştirme amacı ile
iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk değerlendirmesi yapar veya yaptırır.
2) Risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması; işverenin, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması
yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
3) İşveren, risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilere risk değerlendirmesi ile ilgili
ihtiyaç duydukları her türlü bilgi ve belgeyi temin eder.
İSG YÖNETİMİ SİSTEMİ
İSG yönetim sisteminin temel amacı işyerlerindeki çalışma koşullarından kaynaklanan her türlü tehlike ve sağlık riskini
azaltarak insan sağlığını etkilemeyen seviyeye düşürmek, işletmenin zarar ve hasara uğramasına engel olmaktır.






İSG POLİTİKASI
Bir işletmede organizasyonun en üst makamı tarafından onaylanmış İSG politikası olmalıdır. Dokümante edilmiş İSG
politikası organizasyonun tüm iş kollarıyla ve diğer yönetim disiplinleri (kalite yönetimi-ISO-9001, çevre yönetimi-ISO14001) ile tutarlı olmalıdır.
PLANLAMA
UYGULAMA İŞLETME
KONTROL VE DÜZELTİCİ FAALİYETLER
YÖNETİMİN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ
RİSK YÖNETİMDE PUKÖ DÖNGÜSÜ
PLANLAMA (P)








İş Sağlığı ve Güvenliği açısından amacın belirlenmesi
Mevcut durumu analiz etme
Hedeflerin belirlenmesi
Kayıtların analizi edilmesi
Tehlikelerin belirlenmesi
Risk değerlendirme tekniklerinin belirlenmesi
Detaylı plan hazırlaması (uygulama planı)
İç talimatların hazırlama
UYGULAMA (U)






Riskleri Değerlendirme
Risklerin kabul edilebilir olup olmadığına karar verme
Kontrol önlemlerinin seçimi ve uygulaması
Her bölümdeki İlgili kişileri bilgilendirme, eğitme ve katılımını sağlama
Faaliyet planını izleme ve gerçekleştirme
Uygulama sonuçlarını yakın takip etme

KONTROL ET (K)





Risklerin kabul edilebilir olup olmadığına karar verilmesi aşamasıdır,
Ölçüm ve analiz (Hedef veya hedeflere ulaşıldı mı?)
İç talimatlar ve yönergeleri gözden geçirme
Olası sapmaları tespit etme ve kaydetme
İlgili kişileri bilgilendirme
ÖNLEM AL (O)

Kalıcı bir denetleme sistemi kurulması

Etkili önlemleri standartlaştırması

Gerekli eğitim ve yönlendirmeleri sağlaması

Risk Yönetim Prosesi (Süreci)

Risk Yönetim Prosesi (Süreci) İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sisteminin temel taşını oluşturur.
46
Risk Yönetim Prosesi; İçerik, tanımlama, inceleme, değerlendirme, uygulama, izleme ve haberleşme uygulamalarının
sistematik uygulamasıdır.
•
Çalışma hayatında insan sağlığı ve çevre güvenliği ile ilgili risklerin değerlendirilmesi ve kontrol
edilmesine yönelik politikalar ve tecrübelerin uygulanmasına Risk Yönetimi denir.
RİSK DEĞERLENDİRMEDE BİREY YAKLAŞIMININ AVANTAJLARI

Çabuk sonuç alınmasını sağlar

Kişinin meslektaşları tarafından yönlendirilmesini engeller

Kişinin kendisini bir takımın parçası olarak hissetmesini sağlar

Maliyeti düşüktür
RİSK DEĞERLENDİRMEDE BİREY YAKLAŞIMININ DEZAVANTAJLARI

Teknik uzmanlık gerektirir

Yönetimin “İSG, bu konunun profesyonellerinin işidir” anlayışı

Birey yaklaşımının tek boyutlu olması yetersizlik getirebilir

Katılım sağlanamadığından insanlar tehlikelerin kendi bölümlerinde olmadığını düşünür

Kişilerin farklı kavrama seviyeleri değerlendirmeyi etkileyebilir

Koruma faaliyetlerinin kişileri etkilemesi değerlendirmeyi etkileyebilir
RİSK DEĞERLENDİRMEDE GRUP-TAKIM YAKLAŞIMININ AVANTAJLARI

Gerekli bilgi tüm çalışanlar tarafından sağlanabilir

Herkesi tatmin edecek sonuçlar elde edilebilir

Katılanlara aidiyet ve işbirliği ruhu kazandırır

Yöneticilerin katılımı, sonuçlara çalışanın da sahip çıkmasını sağla
RİSK DEĞERLENDİRMEDE GRUP-TAKIM YAKLAŞIMININ DEZAVANTAJLARI

Takım çalışmalarından netice daha geç alınabilir

Takım içi etkileşim sonucu etkileyebilir

Çalışılması gereken zaman ve maliyet yüksek olu
RİSK YÖNETİM BASAMAKLAR
1. Tehlikeleri Tanımlama (Belirleme)
2. Riskleri Belirleme (Analiz Etme - Tahmin Etme )
3. Risk Değerlendirme (Kabul Edilebilirlik Değerlendirmesi - KERD)
4. Kontrol Önlemlerini Tespit Etme (Kararlaştırma)
5. Kontrol Önlemlerini Yerine Getirme (Uygulama)
6. Süreci İzl
7. eme ve Gözden Geçirme, Gerektiğinde Yenileme
8. İletişim ve Danışma
9. Dokümantasyon (Yeni yönetmelik)
1- Tehlikeleri Tanımlama (Belirleme)
1) Tehlikeler tanımlanırken çalışma ortamı, çalışanlar ve işyerine ilişkin ilgisine göre asgari olarak aşağıda
belirtilen bilgiler toplanır.
a) İşyeri bina ve eklentileri.
b) İşyerinde yürütülen faaliyetler ile iş ve işlemler.
c) Üretim süreç ve teknikleri.
ç) İş ekipmanları.
d) Kullanılan maddeler.
e) Artık ve atıklarla ilgili işlemler.
f) Organizasyon ve hiyerarşik yapı, görev, yetki ve sorumluluklar.
g) Çalışanların tecrübe ve düşünceleri.
ğ) İşe başlamadan önce ilgili mevzuat gereği alınacak çalışma izin belgeleri.
h) Çalışanların eğitim, yaş, cinsiyet ve benzeri özellikleri ile sağlık gözetimi kayıtları.
ı) Genç, yaşlı, engelli, gebe veya emziren çalışanlar gibi özel politika gerektiren gruplar ile kadın çalışanların
durumu.
i) İşyerinin teftiş sonuçları.
j) Meslek hastalığı kayıtları.
k) İş kazası kayıtları.
l) İşyerinde meydana gelen ancak yaralanma veya ölüme neden olmadığı halde işyeri ya da iş ekipmanının zarara
uğramasına yol açan olaylara ilişkin kayıtlar.
m) Ramak kala olay kayıtları.
n) Malzeme güvenlik bilgi formları.
o) Ortam ve kişisel maruziyet düzeyi ölçüm sonuçları.
ö) Varsa daha önce yapılmış risk değerlendirmesi çalışmaları.
p) Acil durum planları.
r) Sağlık ve güvenlik planı ve patlamadan korunma dokümanı gibi belirli işyerlerinde hazırlanması gereken
dokümanlar.
2) Tehlikelere ilişkin bilgiler toplanırken aynı üretim, yöntem ve teknikleri ile üretim yapan benzer işyerlerinde
meydana gelen iş kazaları ve ortaya çıkan meslek hastalıkları da değerlendirilebilir.
3) Toplanan bilgiler ışığında; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler de dikkate
47
alınarak,çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike
kaynaklarından oluşan veya bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenir ve kayda alınır. Bu
belirleme yapılırken aşağıdaki hususlar, bu hususlardan etkilenecekler ve ne şekilde etkilenebilecekleri göz önünde
bulundurulur.
a) İşletmenin yeri nedeniyle ortaya çıkabilecek tehlikeler.
b) Seçilen alanda, işyeri bina ve eklentilerinin plana uygun yerleştirilmemesi veya planda olmayan ilavelerin
yapılmasından kaynaklanabilecek tehlikeler.
c) İşyeri bina ve eklentilerinin yapı ve yapım tarzı ile seçilen yapı malzemelerinden kaynaklanabilecek tehlikeler.
ç) Bakım ve onarım işleri de dahil işyerinde yürütülecek her türlü faaliyet esnasında çalışma usulleri, vardiya
düzeni, ekip çalışması, organizasyon, nezaret sistemi, hiyerarşik düzen, ziyaretçi veya işyeri çalışanı olmayan diğer
kişiler gibi faktörlerden kaynaklanabilecek tehlikeler.
d) İşin yürütümü, üretim teknikleri, kullanılan maddeler, makine ve ekipman, araç ve gereçler ile
bunlarınçalışanların fiziksel özelliklerine uygun tasarlanmaması veya kullanılmamasından kaynaklanabilecek tehlikeler.
e) Kuvvetli akım, aydınlatma, paratoner, topraklama gibi elektrik tesisatının bileşenleri ile ısıtma, havalandırma,
atmosferik ve çevresel şartlardan korunma, drenaj, arıtma, yangın önleme ve mücadele ekipmanı ile benzeri
yardımcıtesisat ve donanımlardan kaynaklanabilecek tehlikeler.
f) İşyerinde yanma, parlama veya patlama ihtimali olan maddelerin işlenmesi, kullanılması, taşınması,
depolanması ya da imha edilmesinden kaynaklanabilecek tehlikeler.
g) Çalışma ortamına ilişkin hijyen koşulları ile çalışanların kişisel hijyen alışkanlıklarından kaynaklanabilecek
tehlikeler.
ğ) Çalışanın, işyeri içerisindeki ulaşım yollarının kullanımından kaynaklanabilecek tehlikeler.
h) Çalışanların iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yeterli eğitim almaması, bilgilendirilmemesi, çalışanlara uygun talimat
verilmemesi veya çalışma izni prosedürü gereken durumlarda bu izin olmaksızın çalışılmasından kaynaklanabilecek
tehlikeler.
(4) Çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike
kaynaklarının neden olduğu tehlikeler ile ilgili işyerinde daha önce kontrol, ölçüm, inceleme ve
araştırma çalışmasıyapılmamış ise risk değerlendirmesi çalışmalarında kullanılmak üzere; bu tehlikelerin, nitelik ve
niceliklerini veçalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve
araştırmalar yapılır.
Tehlike kaynakları ;

İnsana (Kişiye) bağlı faktörler (M)

Kullanılan makina/ekipman/donanımdan kaynaklanan faktörler (M)

Çalışma ortamından (İş çevresinden) kaynaklı faktörler (M)

Yönetim ve işlemlerden kaynaklı faktörler (M)

Yapılan işten kaynaklanan faktörler

Kullanılan malzemeden kaynaklanan faktörler



TEHLİKE BELİRLEMEDE [4M] MODELİ
1-Man (İnsan)
Psikolojik Nedenli; (Unutkanlık, sıkıntı, üzüntü, keder, çevre etkileri, istem dışı davranış, ihmalci davranış, hatalı davranış
vb.)
Fiziksel Nedenli; (Yorgunluk, uykusuzluk, alkol, hastalık vb.)
İşyeri Nedenli; (İnsan ilişkileri, takım çalışması, iletişim vb.)
2-Machine (Makine-Ekipman)

Bakımsızlık

Kontrolsüzlük

Yıpranma

Koruyucuların olmaması

Eski teknoloji

Hatalı yerleşim

Yetersiz koordinasyon
3-Media (Ortam-Çevre)

İç Çevre Unsurları: Çalışanı etkileyebilecek maddi olan (sıcaklık, nem, aydınlatma, gürültü, toz, zemin, giriş-çıkışlar,
korkuluklar, merdiven vb.) olmayan tüm şartlar

Dış Çevre Unsurları: Jeolojik riskler (deprem vb.), coğrafi riskler (sel, vb.), atmosferik riskler (don, fırtına, çevre
işyerlerinden gelen gazlar), çevreden gelen biyolojik, kimyasal riskler,
345-
4- Management (Yönetim)
TEHLİKELERİ GRUPLANDIRMA
1- Mevzuat bazlı gruplama,

İSG Yönetmeliği (Genel)

İşyeri Bina Eklentileri

İş Ekipmanlarının Kullanımında
48








2-
Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık Güvenlik
Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunma
Gürültü-Titreşim
Elle Taşıma İşleri Ekranlı Araçlar
Kanserojen Mutajen Maddelerle Çalışmalar Sağlık G
Biyolojik Maddelerle Çalışmalar SG Yönetmeliği,
Maden İşleri
Yapı İşyerlerinde Çalışmalar Sağlık Güvenlik
2-Proses bazlı gruplama,

TS ISO 9000
(Kalite)

TS ISO 14000
(Çevre)

TS OHSAS 18000
(İSG)
3-Yerleşim bazlı gruplama,
4-Organizasyon bazlı gruplama,
5-Bilimsel bazlı gruplama,

Mekanik Tehlikeler

Elektrik Tehlikesi

Termal Tehlikeler

Aydınlatma

İklim Koşulları

Renkler

Nemli-ıslak Koşullarda çalışmak

Basınçlı Ortam

Titreşim

Ses (Gürültü)

Radyasyo

Yangın, Patlamalar

Kimyasallar

Biyolojik Materyaller

Fiziksel Stres

Psikolojik Stres

İnsanlar

Hayvanlar

Çok faktörlü tehlikeler

Karma bazlı gruplama,
62- Riskleri Belirleme – Tahmin Etme (Analiz Etme)
Tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin

Hangi sıklıkta oluşabileceği,

Risklerden kimlerin,

Nelerin,

Ne şekilde,

Hangi şiddette,
zarar görebileceği belirlenir.
o
o
o
o
Bu belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulur. Toplanan bilgi ve veriler ışığında
belirlenen riskler;
İşletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri,
İşyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri,
İşyerinin kısıtları,
Ulusal veya uluslararası standartlar,
esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilir. Analizin ayrı ayrı bölümler için
yapılması halinde bölümlerin etkileşimleri de dikkate alınarak bir bütün olarak ele alınıp sonuçlandırılır. Analiz edilen
riskler, kontrol tedbirlerine karar verilmek üzere etkilerinin büyüklüğüne ve önemlerine göre en yüksek risk seviyesine
sahip olandan başlanarak sıralanır ve yazılı hale getirilir.
3- Risk Değerlendirme
Riskler değerlendirilir, derecelendirilir ve gerekli kontrol ölçümlerinin yapılması için prosedürler oluşturulur.
Risk seviyelerinin kabul edilebilirliğinin (katlanılabilirliğinin) önceden oluşturulmuş kriterler ile kıyaslaması yapılır.
İhtiyaç duyulan her ilave risk kontrol önleminin belirlenmesi, risk kontrol önlemlerinin riski katlanılabilir bir seviyeye
indirmeye yetip yetmeyeceğinin değerlendirilmesi yapılır. Risk değerlendirmesi aşamasında, riskin kabul edilebilirliğine
karar vermek için, riskin önemi üzerinde kapsamlı olarak karar verilir.
49
RİSK ALGILAMASI- ZAMAN İLŞİKİSİ
1. AŞAMA
Risk
alg ı lama
3. AŞAMA
2. AŞAMA
RİSK-1
Risk belirlendiğ inde bir önem
Seviyesinde algılanır. Ancak
zamanla önem seviyesinde bir
düşüş gözlenir. (kanıksama)
Ciddi ka
za
kaza
Risk
alg ı lama
RİSK
Ciddi bir kaza
sonrası risk
algılama Seviyesi
aniden yükselir.
Zaman
Risk
Alg ı lama
RİSK
?
Zaman
Zaman
am an Cid
di kaza
Risk Algılamasını Etkileyen Faktörler
1.
















Maruziyet miktarı,
Maruziyet şekli,
Maruz kalan kişinin yaşı,
Maruz kalanın ustalık düzeyi,
Maruz kalan kişi sayısı,
Riskin korkutuculuk düzeyi,
Riskin anlaşılabilirlik düzeyi,
Riskin ne derece eşit dağıldığı,
Riski kişinin ne derece önleyebileceği,
Riskin kişisel olarak kabullenilip kabullenilmediği,
İnsanla İlgili Riski Artıran Faktörler;
Maruziyet miktarı,
Maruziyet şekli,
Maruziyet süresi,
Maruz kalan kişinin ustalık düzeyi,
Maruz kalan kişi sayısı,
4- Kontrol Önlemlerini (Tedbirlerini) Tespit Etme
Analiz edilerek etkilerinin büyüklüğüne ve önemine göre sıralı hale getirilen risklerin kontrolü amacıyla bir planlama
yapılır. Planlamadan sonra belirlenen tehlikelerin ortadan kaldırılması, bu mümkün değil ise risklerin kabul edilebilir
düzeye indirilmesi için gerekli kontrol tedbirlerine karar verilir. Genellikle kontrol yöntemleri alternatifli olarak belirlenir ve
fayda-maliyet analizi yapılarak yetkililerin tercihine sunulur. İşverenler aşağıdaki genel prensiplere uygun tedbirleri
almalıdır:

Tehlikeleri ortadan kaldırmak,

Ortadan kaldırılamayan tehlikeleri değerlendirmek,

Tehlikeler ile kaynağında mücadele etmek,

İşleri kişilere uygun hale getirmek,

Teknik gelişmeleri adapte etmek,
KONTROL TEDBİRLERİ

Tehlikeli olanların yerine tehlikesizleri veya daha az tehlikelileri ikame etmek,

Çalışma ortamına ilişkin bütün şartları, teknolojiyi, iş organizasyonunu, çalışma şartlarını ve sosyal ilişkileri bir
arada değerlendirerek birbirini destekler mahiyette tedbirler politikası geliştirmek,

Toplu korunma önlemlerine kişisel korunma önlemlerinden daha çok öncelik vermek,

İşçilere uygun talimatları vermek.
KONTROL TEDBİRLERİ

Tehlikeyi Ortadan Kaldırılma (Eliminasyon)

Yerine Koyma (Substitusyon)

Kontrol ve İzolasyon

Mühendislik Kontrolü

Yönetimle İlgili Kontroller

Kişisel Korunma (KKD)
ÖNLEM HİYARARŞİSİ

Riskin kaynağında önlenmesi (ortadan kaldırılması, azaltılması, kaynağın özelliklerinin değiştirilmesi)

Teknik güvenlik tedbirleri (Fiziksel olarak bireyin riskten izole edilmesi)

Organizasyonla ilgili tedbirler (Risk faktörüyle temas eden kişi sayısı-süresinin azaltılması

Kişisel koruyucu donanımların (KKD) kullanılması

Davranışlarla ilgili tedbirler (Eğitim)
50
RİSK KONTROLÜNDE ÖNCELİK SIRALAMASI (HİYERARŞİSİ)
0
Üretimin planlanması … dan sonra
1
1
Kaynakta
Koruma
2
2
Ortamda
Koruma
3
4
3
Kişide
Koruma
5
6
Eliminasyon
(Elimine Etmek)
Riski yüksek olan zararlı etmenin,
kimyasalın, riskin
… ortadan kaldırılması
Substitusyon
(Yerine
Koyma-İkame
Etme- Değiştirme)
Tecrit Etme
(Yalıtım-Kontrolİzolasyon)
Yönetsel Önlemler
(proses-süreç)
Toplu
Önleme (Koruma)
Riski yüksek olanın yerine, riski daha
düşük bir etmen, makine seçimi, değiştirme
Bireysel Önleme
Risk engellenemiyorsa daha sonra
bireysel koruma (KKD)…) yapılmalıdır.
Tehlike kaynağı materyal, makina,
ekipman veya proses izole edilmelidir
Kurallar-politikalar (süre kısıtlaması,
eşik değer, işaretlemeler, …)
Öncelikle toplu koruma yapılmalıdır.
5- Kontrol Önlemlerini Uygulama
Kararlaştırılan tedbirlerin iş ve işlem basamakları, işlemi yapacak kişi ya da işyeri bölümü, sorumlu kişi ya da işyeri
bölümü, başlama ve bitiş tarihi ile benzeri bilgileri içeren planlar hazırlanır. Bu planlar işverence uygulamaya konulur.
Ancak tanımlanan her gerekli risk azaltma ve kontrol önlemleri ile ilgili değişiklikler uygulamaya konulmadan önce
denenmelidir.
Bu basamak şu hususları içerir:

Çalışma yöntemlerinin geliştirilmesi (İş ve İşlemler)

Sorumluların belirlenmesi

Eğitim ve öğretimin sağlanması

İletişim

Denetim

Bakım
Sırasıyla; Riskin ortaya çıkma ihtimalinin önlenmesi, azaltılması veya hasarın potansiyel şiddet derecesinin azaltılması
amaçlanmalıdır. Uygun kontrol ölçümleri bu aşamada devreye girer. Değişimden dolayı gelen direnç nedeniyle ölçümler
uygulanırken uzun zaman alabilir. Bunu ortadan kaldırmak için sık sık eğitim, teçhizat satın alınması veya tesisat da
değişikliğe ihtiyaç duyulabilir.
Kontrol Önlemlerinde Prensipler

Sistematiklik Prensibi,

Toplu Koruma Prensibi,

İlave Risk Oluşturmama Prensibi,

Ekonomik Olma Prensibi,

Risklerin Özgünlüğü Prensibi,

Risk Algılama Değişkenliği Prensibi,

Sübjektiflik Prensibi,

Katılımcılık Prensibi,

Proaktif Yaklaşım Prensibi,

Mali Yük Getirmeme Prensibi,

Koruma Düzeyini Yükseltme Prensibi,

Diğer Sistemlere Entegre Olabilme Prensibi,

Gözden Geçirme ve Sürekli İyileştirme Prensibi,
6- İzleme ve Gözden Geçirme Yeniden Risk Değerlendirme Zamanı
İzleme; Hazırlanan önleme eylem planlarının uygulama adımları düzenli olarak takip edilir, denetlenir ve aksayan yönler
yeniden gözden geçirilerek gerekli önleyici ve düzeltici işlemler tamamlanır.
Gözden geçirme; Eylem planı çerçevesinde tamamlanmış olan önleyici ve düzeltici işlemlerin etkinliği takip edilir.
Periyodik gözden geçirmelerde, eğer yeni aksaklık ya da tehlike tespit edilir ise; yeniden veri toplanır, riskin analizi ve
derecelendirmesi yapılır, planlama ve uygulama işlem basamakları yeniden tekrarlanarak risk kontrol altına alınır/kabul
edilebilir düzeye indirilir. Uygun kontrol ölçümleri uygulandıktan sonra, daha önceden tespit edilmiş tehlikelerin, artan risk
değerlerinin kabul edilebilirliklerini değerlendirmek için yeniden değer biçmeye ihtiyaç duyulabilir.
Bu Aşamada Şu Sorular Cevaplandırılmalıdır


Seçilen kontrol tedbirleri planlandığı gibi tamamlanmış mı?
Seçilen kontrol tedbirleri yerinde tedbirler mi?
51





Bu kontrol tedbirleri uygulanmış mı?
Bu kontrol tedbirleri doğru bir şekilde uygulanmış mı?
Seçilen yöntem çalışıyor mu?
Yapılan değişiklikler amaçlarınıza uygun sonuçlanmış mı?
Değerlendirilen risklere maruziyet ortadan kaldırılmış veya yeterince azaltılmış mı?
Risk değerlendirmesinin yenilenmesi
1) Yapılmış olan risk değerlendirmesi; tehlike sınıfına göre çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde
sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir.
2) Aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilecek yeni risklerin, işyerinin tamamını veya bir bölümünü etkiliyor
olması göz önünde bulundurularak risk değerlendirmesi tamamen veya kısmen yenilenir.
a) İşyerinin taşınması veya binalarda değişiklik yapılması.
b) İşyerinde uygulanan teknoloji, kullanılan madde ve ekipmanlarda değişiklikler meydana gelmesi.
c) Üretim yönteminde değişiklikler olması.
ç) İş kazası, meslek hastalığı veya ramak kala olay meydana gelmesi.
d) Çalışma ortamına ait sınır değerlere ilişkin bir mevzuat değişikliği olması.
e) Çalışma ortamı ölçümü ve sağlık gözetim sonuçlarına göre gerekli görülmesi.
f) İşyeri dışından kaynaklanan ve işyerini etkileyebilecek yeni bir tehlikenin ortaya çıkması.
Çok tehlikeli işyerlerinde en geç iki yılda bir yenilenir
Tehlikeli işyerlerinde en geç dört yılda bir yenilenir
Az tehlikeli işyerlerinde en geç altı yılda bir yenilenir
Büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu hazırlanması gereken işyerlerinde risk değerlendirmesi
Kanunun 29 uncu maddesi gereğince büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporu hazırlanan işyerlerinde;
bu belge ve raporlarda değerlendirilmiş riskler, bu Yönetmeliğe göre yapılacak risk değerlendirmesinde dikkate alınarak
kullanılır.
Birden fazla işveren olması durumunda risk değerlendirmesi çalışmaları
1) Aynı çalışma alanını birden fazla işverenin paylaşması durumunda, yürütülen işler için diğer işverenlerin
yürüttüğü işler de göz önünde bulundurularak ayrı ayrı risk değerlendirmesi gerçekleştirilir. İşverenler, risk
değerlendirmesi çalışmalarını, koordinasyon içinde yürütür, birbirlerini ve çalışan temsilcilerini tespit edilen riskler
konusunda bilgilendirir.
2) Birden fazla işyerinin bulunduğu iş merkezleri, iş hanları, sanayi bölgeleri veya siteleri gibi yerlerde, işyerlerinde
ayrı ayrı gerçekleştirilen risk değerlendirmesi çalışmalarının koordinasyonu yönetim tarafından yürütülür. Yönetim; bu
koordinasyonun yürütümünde, işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden diğer işyerlerini etkileyecek tehlikeler
hususunda gerekli tedbirleri almaları için ilgili işverenleri uyarır. Bu uyarılara uymayan işverenleri Bakanlığa bildirir.
Asıl işveren ve alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde risk değerlendirmesi
1) Bir işyerinde bir veya daha fazla alt işveren bulunması halinde:
a) Her alt işveren yürüttükleri işlerle ilgili olarak, bu Yönetmelik hükümleri uyarınca gerekli risk değerlendirmesi
çalışmalarını yapar veya yaptırır.
b) Alt işverenlerin risk değerlendirmesi çalışmaları konusunda asıl işverenin sorumluluk alanları ile ilgili ihtiyaç
duydukları bilgi ve belgeler asıl işverence sağlanır.
c) Asıl işveren, alt işverenlerce yürütülen risk değerlendirmesi çalışmalarını denetler ve bu konudaki çalışmaları
koordine eder.
2) Alt işverenler hazırladıkları risk değerlendirmesinin bir nüshasını asıl işverene verir. Asıl işveren; bu risk
değerlendirmesi çalışmalarını kendi çalışmasıyla bütünleştirerek, risk kontrol tedbirlerinin uygulanıp uygulanmadığını
izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.
7- İletişim ve Danışma
Sonuçlar, düzeltici/önleyici faaliyetlerin tanımlanması, konu ile ilgili gelişmeler, değişiklik yapılan veya yeni İSG
amaçlarının oluşturulması için girdi sağlanması amacıyla yönetime bilgi verilmeli, ayrıca bilgi toplama aşamasında alt
işverenlerde dahil olmak üzere tüm gruplarla iletişim ve danışma kurulmalıdır
8- Dokümantasyon
1) Risk değerlendirmesi asgarî aşağıdaki hususları kapsayacak şekilde dokümante edilir.
a) İşyerinin unvanı, adresi ve işverenin adı.
b) Gerçekleştiren kişilerin isim ve unvanları ile bunlardan iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi olanların Bakanlıkça
verilmiş belge bilgileri.
c) Gerçekleştirildiği tarih ve geçerlilik tarihi.
ç) Risk değerlendirmesi işyerindeki farklı bölümler için ayrı ayrı yapılmışsa her birinin adı.
d) Belirlenen tehlike kaynakları ile tehlikeler.
e) Tespit edilen riskler.
f) Risk analizinde kullanılan yöntem veya yöntemler.
g) Tespit edilen risklerin önem ve öncelik sırasını da içeren analiz sonuçları.
ğ) Düzeltici ve önleyici kontrol tedbirleri, gerçekleştirilme tarihleri ve sonrasında tespit edilen risk seviyesi.
2) Risk değerlendirmesi dokümanının sayfaları numaralandırılarak; gerçekleştiren kişiler tarafından her
sayfasıparaflanıp, son sayfası imzalanır ve işyerinde saklanır.
3) Risk değerlendirmesi dokümanı elektronik ve benzeri ortamlarda hazırlanıp arşivlenebilir.
52
MEVZUAT AÇISINDAN RİSK DEĞERLENDİRME
KANUN VE YÖNETMELİKLER
1
4857 Sayılı İş Kanunu
2
6331 Sayılı İSG Kanunu
3
İSG Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği
4
Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik
5
Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Çalışanların Korunması Hakkında Yönetmelik
6
Kanserojen ve Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yön.
7
Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
8
Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
9
Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik
10
Titreşim Yönetmeliği
11
Gürültü Yönetmeliği
12
Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
13
Yapı İşlerinde Sağlık ve Güvenlik Yönetmeliği (Sağlık ve Güvenlik planı hazırlama…)
14
İşyeri Hekimlerinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik
15
İş Sağlığı Hizmetlerine İlişkin 161 Numaralı ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) Sözleşmesi
16
Yeraltı ve Yerüstü Maden İşletmelerinde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği ve
Maden Çıkarılan İşletmelerde Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği
RİSK YÖNTEM METODUNU SEÇMEK
Risk değerlendirmesinde hangi metodun seçileceği en büyük sorudur. Bu konuda uluslararası kabul görmüş eğilim şu
yöndedir;

Genel (ön) tehlike analizinin yapılması

Tehlike analizi sonuçlarının gözden geçirilmesi

Detaylı analizler için uygun analiz metodunun seçilmesi
Risk değerlendirmesi ekibi
1) Risk değerlendirmesi, işverenin oluşturduğu bir ekip tarafından gerçekleştirilir. Risk değerlendirmesi ekibi
aşağıdakilerden oluşur.
a) İşveren veya işveren vekili.
b) İşyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri.
c) İşyerindeki çalışan temsilcileri.
ç) İşyerindeki destek elemanları.
d) İşyerindeki bütün birimleri temsil edecek şekilde belirlenen ve işyerinde yürütülen çalışmalar, mevcut veya
muhtemel tehlike kaynakları ile riskler konusunda bilgi sahibi çalışanlar.
2) İşveren, ihtiyaç duyulduğunda bu ekibe destek olmak üzere işyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alabilir.
3) Risk değerlendirmesi çalışmalarının koordinasyonu işveren veya işveren tarafından ekip içinden görevlendirilen
bir kişi tarafından da sağlanabilir.
4) İşveren, risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilerin görevlerini yerine getirmeleri
amacıyla araç, gereç, mekân ve zaman gibi gerekli bütün ihtiyaçlarını karşılar, görevlerini yürütmeleri sebebiyle hak ve
yetkilerini kısıtlayamaz.
5) Risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişiler işveren tarafından sağlanan bilgi ve
belgeleri korur ve gizli tutar.
RİSK YÖNTEMLERİ (METODOLOJİLERİ)
1.
Analiz duruma göre 3 temel yöntem vardır. Bunlar;
A- Kalitatif (Nitel)
1) Olursa Ne Olur Analizi (What if…?)

Bu yöntem genel soru olan “Olursa Ne Olur?” ile başlar ve sorulara verilen cevaplara
dayanır.

Aksaklıkların muhtemel sonuçları belirlenir ve sorumlu kişiler tarafından her biri için tavsiyeler
tanımlanır.

Risk değerlendirme raporunda, tehlikelerin tipini tarif etmek ve tavsiyeleri değerlendirmek
maksadıyla kullanılır.

Az tecrübeli risk analistleri tarafından yürütülebilir. Bu metot ile yapılan risk
değerlendirmesinde, risk analistinin dikkati yalızca bir noktaya odaklanabilir yada analistin
53

2)
3)
tecrübesi o noktadaki tehlikeyi görmesine imkan vermez.
Bu metot çeşitli disiplinlerdeki takım üyelerinin tecrübelerine dayanması ve bu takımdaki
üyelerin tecrübelerine göre sonuçların çok fazla etkilenmesi nedeniyle informel bir
metottur.
Ön Tehlike Analizi Metodu (PHA)

İşletmenin-tesisin tasarımı
değerlendirme tekniğidir.
aşamasında
tehlikelerin
analizi
için
kullanılan
tehlike
Tehlike ve İşletilebilme Çalışması Analizi (HAZOP)
HAZOP (Hazard and Operability Studies)

Multidisipliner bir tim tarafından, kaza odaklarının saptanması, analizleri ve ortadan kaldırılmaları
için uygulanır.

Belirli anahtar ve kılavuz kelimeler kullanarak yapılan sistemli bir beyin fırtınası çalışmasıdır.

Takım elemanları sistemdeki kimyasallar, prosesler ve ekipmanlar konusunda uzman kişiler
olmalıdır.

Bu metot ile normal operasyon şartlarından prosedürlerinden sapmalar belirlenebilir.

Özellikle kimya, ilaç, petrokimyasal ve nükleer prosesler için uygun bir analiz yöntemidir.

Rehber kelimeleri kullanarak yapısal bir beyin fırtınası mantığı ile çalışır.

Önceden belirlenen işletme koşullarından sapmaları belirlemek amacıyla özel bir soru yapısı
kurar.

Analiz çok disiplinli bir takım tarafından gerçekleştirilmelidir ve bir takım lideri tarafından
yönetilmelidir.
HAZOP takımı aşağıda belirtilen çalışma gurubundan oluşur.

Fabrikanın işveren vekili

Fabrika müdürü

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı

İşletme (Proses) Mühendisi

Sistem ve Otomasyon Mühendisi

Elektrik Mühendisi

İnşaat Mühendisi (Gerekli ise)
4)
Neden - Sonuç Analizi (CCA)

Bu teknik nükleer enerji santrallerinin risk analizinde kullanılmak üzere Danimarka RISO
laboratuvarlarında geliştirilmiştir.

Diğer endüstrilerin sistemlerinin güvenlik düzeyinin belirlenmesi için de adapte ediliştir.

Hata Ağacı Analizi ve Olay Ağacı Analizinin bir harmanıdır.

Amacı; Olaylar arasındaki zinciri tanımlarken istenilmeyen sonuçların nelerden meydana geldiğini
belirlemektir.

Hem tümdengelim hem de tümevarım analiz yöntemlerini kullanır.

Neden-Sonuç Analizinde balık kılçığı diyagramı olarak da bilinen risk değerlendirme tekniği
kullanır.

Balık kılçığı diyagramı üzerinde kök nedenlere doğru keşif sağlaması açısından Hata Ağacı
Analizine benzer.

Hata ağacı analizi ve olay ağacı analizi yöntemlerini birlikte kullanan tehlike değerlendirme
tekniğidir.

Neden – Sonuç analizi “en kötü durum” sonucuna göre hataların belirlenmesi ile
sınırlandırılmamıştır.

Daha az tutucudur ve imkan dahilinde daha gerçekçidir.

Son olayın tahmin edilmesine ihtiyaç yoktur.

Çoklu yanlışların ve hataların var olduğu sistemlerin değerlendirilmesine imkan sağlar.
5)
Çek List Kullanılarak Birincil Risk Analizi (PRA)

Sistemin veya prosesin potansiyel tehlikeli parçalarını tespit ederek değer biçmek ve tespit edilen
her bir potansiyel tehlike için az yada çok kaza ihtimallerini belirlemek için kullanılır.

Bu metot kapsamlı detaylar sağlamak maksadıyla dizayn edilmemiştir.

Bu metodun amacı daha çok muhtemel-gerçekleşebilecek önemli problemlerin acele tespit
edilmesini sağlamaktır.

Analist, tehlikeli parçaları ve durumları gösteren kontrol listelerine güvenerek bu analizi yapar.

Bu listeler kullanılan teknolojiye ve ihtiyaca göre düzenlenir.

Bu listelerde belirlenen tehlikeler daha sonra risk değerlendirme formunda değerlendirilir.
54


2.
Formlarda mutlak surette "Ciddiyet" ve "Sonuç" değerlendirilmelidir.
“Önleyici Ölçümler” ve “Önlemlerin Yerine Getirilme Ölçümleri” başlıklarında ise tehlikelerin
giderilmesi yada kontrol altına alınması için gereken aşamalar belirtilir

Listelerindeki sorular işletmeye özel hazırlandığı için, risk değerlendirmesi yapılan tesisin
eksiklikleri saptanır,

Listelerde belirlenen noksanlıklar için «Birincil Risk Analizi» uygulanarak gerekli önlemler tespit
edilir.
6) Güvenlik Denetimi (Safety Audit)
B- Kantitatif (Nicel)
1) FMEA (HTEA-Olası Hata Türleri ve Etkileri Analizi)

FMEA bütün teknoloji ağırlıklı sektörler, uzay sektörü, kimya endüstrisi ve otomobil sanayinde çok
popülerdir.

Bu metodun popüler olmasındaki başlıca sebebi kullanımının kolay olması ve geniş teorik bilgi
gerektirmemesidir.

Orta düzeyde deneyimi olan bir risk değerlendirme timi tarafından rahatlıkla uygulanabilir.

Her hatanın nedenlerini ve etkenlerini belirler.

Tümevarım mantığı ile çalışır

Potansiyel hataları tanımlar.

Olasılık, şiddet ve saptanabilirliğe bağlı olarak hataların önceliğini ortaya çıkarır.

Sorunların izlenmesini ve düzeltici faaliyetlerin yapılmasını sağlar.
FMEA ÇEŞİTLERİ

Sistem FMEA (HTEA)

Tasarım FMEA (HTEA)

Proses FMEA (HTEA)

Servis FMEA (HTEA)
RÖS (Risk Öncelik Puanının )
Karar
Düşük Riskli
-50
50-1 0
Orta Riskl
100-200
Yüksek Riskli
ok Yük ek Riskli
200-1000
İhtimal: İ Hatanın zaman içinde gerçekleşme sıklığını gösteren değer, (1-10 arası)
Şiddet: Ş Hatanın gerçekleşmesi durumunda sonuçların derecesini gösteren değer, (1-10 arası)
Tespit edilebilirlik: T Hatanın istenmeyen sonuçlara sebep olmadan tesbit edilebilme derecesini gösteren değer, (1-10
arası)
RİSK ÖNCELİK DEĞERİ = İ X D X T (R.Ö.D. 1-1000 ARASINDA DEĞER ALABİLİR)
2)
Fine-Kinney Analiz Metodu
Risk Değeri= İ x F x D olarak hesaplanır.
İ= İhtimal, (0,2-10 arası bir değer)
F=Frekans, (0,5-10 arası bir değer)
D=Sonuçların Derecesi (1-100 arası bir değer)
İhtimal: Zarar ya da hasarın zaman içinde gerçekleşme ihtimali
Frekans: Tehlikeye maruz kalma sıklığı
Derece: Tehlikenin gerçekleşmesi halinde insan, işyeri ve çevre üzerinde oluşturacağı zarar ya da hasarın şiddeti
RİSK DEĞERİ = OLASILIK DEĞERİ X FREKANS DEĞERİ X ŞİDDET DEĞERİ
400 < R
Tolerans Gösterilemez Risk
200 < R < 400
Esaslı Risk
70 < R < 200
Önemli Risk
20 < R < 70
Olası Risk
R < 20
Önemsiz Risk
3)
Jhon-Ridley Analiz Metodu

Sayısal risk değerlendirme metotlarından biridir. Bu modelde de riskin büyüklüğü; ortaya çıkma
sıklığı ve şiddetinden yola çıkarak sayısal olarak değerlendirilir
55
Risk Değerlendirme Karar Matrisi (RADM)

3x3 Tipi Matris Metodu

L-Tipi Matris Metodu

X-Tipi Matris Metodu
5) İş Güvenlik Analizi (Job Safety Analysis) JSA

Bu metot, kişi veya gruplar tarafından gerçekleştirir

İş görevleri üzerinde yoğunlaşır

Bir işletme veya fabrikada işler ve görevler iyi tanımlanmışsa bu metodoloji uygundur

Analiz, bir iş görevinden kaynaklanan tehlikelerin doğasını direkt olarak irdeler

İş Güvenlik Analizi (JSA) olarak adlandırılan analiz dört aşamadan oluşur
4)
OLASILIK
DERECELENDİRME
Sık Sık
10 Saat veya Daha Fazla
Ara Sıra
6 – 9 Saat
Seyrek
3 – 5 Saat
Çok Seyrek
Olası Olmayan
Bir İş Yapılırken Karşılaşılacak Tehlikenin Şiddeti
R.
DERECELENDİRME
POTANSİYELİ
Geçici sakatlığa, hastalığa/yaralanmaya yol açacak
Hafif
durum/koşul
Ciddi yaralanma/hastalığa, bunların sonunda
Hafif
iş günü kaybına ve ekipman veya malzeme kaybına
neden olan koşul veya iş
İnsan yaşamını tehlikeye düşürecek, kalıcı sakatlığa
yol
Orta
açacak yada iş gücü, ekipman/malzeme kaybına
neden olacak durum
3.
4.
C- Karma (Kalitatif-Kantitatif)
1) Neden-Sonuç Analizi (Sebep-Sonuç Analizi)
2) ETA (Olay Ağacı Analizi Yöntemi)
3) FTA (Hata Ağacı Analizi Yöntemi)
Risklerin belirlenmesi ve analizi
1) Tespit edilmiş olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı dikkate alınarak bu tehlikelerden kaynaklanabilecek risklerin
hangi sıklıkta oluşabileceği ile bu risklerden kimlerin, nelerin, ne şekilde ve hangi şiddette zarar görebileceği belirlenir. Bu
belirleme yapılırken mevcut kontrol tedbirlerinin etkisi de göz önünde bulundurulur.
2) Toplanan bilgi ve veriler ışığında belirlenen riskler; işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike
veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen
yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilir.
3) İşyerinde birbirinden farklı işlerin yürütüldüğü bölümlerin bulunması halinde birinci ve ikinci fıkralardaki hususlar
her bir bölüm için tekrarlanır.
4) Analizin ayrı ayrı bölümler için yapılması halinde bölümlerin etkileşimleri de dikkate alınarak bir bütün olarak ele
alınıp sonuçlandırılır.
5) Analiz edilen riskler, kontrol tedbirlerine karar verilmek üzere etkilerinin büyüklüğüne ve önemlerine göre en
yüksek risk seviyesine sahip olandan başlanarak sıralanır ve yazılı hale getirilir.
MATRİS YÖNTEMİ.( 5x5)
R
=
OXŞ
R
=
Risk
O
=
Olabilirlik (Tehdidin olma ihtimali)
Ş
=
Şiddet (Zararın Derecesi) olarak ifadelendirilmiştir.
Olabilirliğinin (ihtimalin) belirlenmesinde aşağıdaki skala kullanılmaktadır.
Olabilirlik
----------------------1-ÇOK KÜÇÜK
2-KÜÇÜK
3-ORTA
4-YÜKSEK
5-ÇOK YÜKSEK
Derecelendirme(Ortaya çıkma sıklığı / frekans)
----------------------------Yılda Bir
Üç Ayda Bir
Ayda Bir
Haftada Bir
Her Gün
56
Olası sonuçlar ve zararın şiddetinin hesaplanmasında aşağıdaki skala kullanılmaktadır.
Şiddet
Derecelendirme (İnsana Yönelik)
---------------------------------------------------1-ÇOK HAFİF
İş saati kaybı yok,
2-HAFİF
İş günü kaybı yok,
3-ORTA
Hafif yaralanma,
4-CİDDİ
Ölüm, Uzuv kaybı,
5-ÇOK CİDDİ
Birden çok ölüm,
Şiddet
1
2
3
4
5
Olabilirlik
1
2
3
4
5
Çok
hafif
seviye Risk
Düşük
seviye Risk
Düşük
seviye Risk
Düşük
seviye Risk
Düşük
seviye Risk
1
Düşük
seviye Risk
2
Düşük
seviye Risk
3
Düşük
seviye Risk
4
Orta
seviye Risk
5
Orta
seviye Risk
2
Düşük
seviye Risk
4
Düşük
seviye Risk
6
Orta
seviye Risk
8
Orta
seviye Risk
10
Orta
seviye Risk
3
Düşük
seviye Risk
6
Orta
seviye Risk
9
Orta
seviye Risk
12
Yüksek
seviye Risk
15
Yüksek
seviye Risk
4
Düşük
seviye Risk
8
Orta
seviye Risk
12
Orta
seviye Risk
16
Yüksek
seviye Risk
20
Çok yüksek
seviye Risk
5
10
15
20
25
Oluşturulan risk matrisine göre kabul edilebilirlik, yasal şartlar, yerel özellikleri ve işyeri şartları dikkate alınarak aşağıdaki
şekilde tanımlanmıştır.
SONUÇ
EYLEM
KABUL EDİLEMEZ RİSK
16, 20, 25
Bu risklerle ilgili hemen çalı şma yapılmalı
DİKKATE DEĞER RİSK
8, 9, 10, 12, 15
Bu
risklere
mümkün
müdahale edilmeli
olduğu
kadar
çabuk
KABUL EDİLEBİLİR RİSK
1, 2, 3, 4, 5, 6
Acil tedbir gerektirmeyebilir
Çalışanların bilgilendirilmesi
1) İşyerinde çalışanlar, çalışan temsilcileri ve başka işyerlerinden çalışmak üzere gelen çalışanlar ve bunların
işverenleri; işyerinde karşılaşılabilecek sağlık ve güvenlik riskleri ile düzeltici ve önleyici tedbirler hakkında bilgilendirilir.
Risk değerlendirmesi rehberleri
1) İşverenlere, risk değerlendirmesi ile ilgili yükümlülükleri bakımından yardımcı olmak veya yol göstermek
amacıyla risk değerlendirmesi rehberleri hazırlanabilir. Rehberler işyerinde çalışan sayısı ve işyerinin bulunduğu tehlike
sınıfı göz önüne alınarak; sektör, meslek veya yapılan işlere özgü olabilir.
2) Kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, işçi-işveren ve memur sendikaları ile
kamu yararına çalışan sivil toplum kuruluşları faaliyet gösterdikleri sektörde rehber çalışmalarında bulunabilir.
Bakanlıkça, bu Yönetmelik hükümlerine uygunluğu yönünden değerlendirilerek onaylanan taslaklar, Bakanlık tarafından
sektör, meslek veya yapılan işlere özgü risk değerlendirmesi uygulama rehberleri olarak yayımlanır.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
13 / Çalışma Ortamı Gözetimi
Katılımcıların, çalışma ortamı gözetiminin tanımı, kapsamı ve iş güvenliği uzmanının
çalışmalarındaki yeri ve önemini kavramalarına yardımcı olmaktır.
U-11*
* İş güvenliği uzmanı
ÇALIŞMA ORTAMI GÖZETİMİ (MADEN)
Aranan şartlar
İşyerlerinde yapılan kontrollerde genel olarak aşağıdaki hususlar kontrol edilmektedir. Her işletme bu listeyi kendi
şartlarına göre düzenleyebilir ve eksik hususları ilave ederek kendine özel bir kontrol listesi oluşturabilir. Bu listenin
düzenlenmesinde işletmelerin genel olarak yükümlülüklerinin bir dökümünü yapmak ve bu yükümlülükle ilgili mevzuat ve
madde numaraları ile yasal dayanakları verilmeye çalışılmıştır.
Sağlık Gözetimi:
1. SAĞLIK RAPORU:
57
İşçilere işe girişlerinde ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasına elverişli olduğunu gösterir sağlık raporları alınmalı, sağlık
raporları Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği’ndeki örneğine uygun olmalı ve yılda bir İşçilerin periyodik sağlık kontrolleri
yapılmalıdır. (İş Kanunu Madde: 86, Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği Madde: 5, Ek II)
2. TOZLA MÜCADELE BİRİMİ:
300 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde İşverenler işyerlerinde tozla mücadele için çalışmak üzere Tozla Mücadele
Birimi kurmakla yükümlüdürler.
(Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili Yönetmelik-Madde:8)
3. TOZ ÖLÇÜMÜ :
İşyerlerinde toz ölçümü yapılmalı ve ölçüm kayıtları tutulmalıdır. (MTOT-Madde:5; Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde
ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili Yönetmelik-Madde:5)
4. TOZUN ÖNLENMESİ :
Tozu önlemeye karşı gerekli tedbirler ( Pülverize su ile bastırma vb.) alınmalıdır.
(İEk. Kul. SG Şrt. Yön.-:EK: 1 Madde 2.17, Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Bölüm A Madde: 7,3)
5. GÖĞÜS FİLMLERİ :
Tozlu işlerde çalışan işçilerin iki yılda bir büyük boy akciğer filmleri çektirilmelidir. (Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.Madde: 10; İSİGT-Madde:76.5.6; Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Tozla Mücadeleyle İlgili
Yönetmelik-Madde:27)
6. PORTÖR MUAYENESİ :
Mutfakta çalışan aşçı, bulaşıkçı ve çaycı vs gibi personelinin her üç ayda bir portör (bulaşıcı hastalık) muayeneleri
yaptırılmalıdır.
(İSİGT-Madde:57/7)
7. GÜRÜLTÜ ÖLÇÜMÜ :
İşyerinde Gürültü ölçümü yapılmalıdır.
İşyerinde gürültülü seviyesi ölçülerek, 80 desibelin üzerinde olduğu kısımlarda gürültü kaynağının neden olduğu ses ve
titreşimler azaltılmaya çalışılmalı veya çalışan işçilere başlık, kulaklık veya kulak tıkaçları gibi uygun koruyucu araç ve
gereçler verilmelidir. (İSİGT-Madde : 22; İSİGT-Madde:78,) (Gürültü Yönetmeliği-Madde:6)
8. İŞİTME TESTİ :
Gürültülü işlerde ve gürültünün 85 dB den gazla olduğu işyerlerinde çalışan işçilere işe girişlerinde ve işin devamı
süresince hekimin öngöreceği sürelerde periyodik olarak işitme testleri yapılmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Madde: 10; İSİGT-Madde:78, Gürültü Yönetmeliği-Madde:12 )
9. TETANOS AŞISI :
İşçilere tetanos aşısı yaptırılmalıdır. (İSİGT-Madde:86)
10. İŞYERİ HEKİMİ :
50 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenler en az bir İşyeri Hekimi çalıştırmak zorundadır.
(İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde:5,21,25)
11. SAĞLIK ELEMANI :
50 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenler en az bir Sağlık memuru veya hemşire çalıştırmak zorundadır.
( İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde: 7, 27)
12. SAĞLIK BİRİMİ :
50 ve daha fazla işçi çalıştıran işverenler İşyeri Sağlık Birimi oluşturmak zorundadırlar.
(4857 Sy.İş Kan.-Madde: : 81, İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları
Hakkında Yönetmelik Madde: 7,16)
13. YILLIK FAALİYET RAPORU VE YILLIK ÇALIŞMA PLANI :
İşyeri Hekimi bir önceki takvim yılına ait yıllık faaliyet raporu ile sonraki yıl için bir Çalışma Planı hazırlanmalıdır. (4857
Sy.İş Kan.-Madde: : 81, İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik Madde : 4)
Kurtarma ve Tahliye:
14. İLK YARDIM EĞİTİMİ :
Üç kişiden az olmamak üzere çalışan işçilerin % 3’ü kadar İlk yardım eğitimi almış eleman bulundurulmalı ve ilk yardım
ekibi oluşturulmalıdır.(MTOT-Madde :325 ; Yalt.Yüst. Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:12.5)
15. KURTARMA TEŞKİLATI :
Yeraltı maden işletmeleri 10 kişiden az olmamak üzere işçi sayısının en az % 3’ü kadar işçiden oluşacak Kurtarma Ekibi
oluşturmak ve bir Kurtarma İstasyonu Kurmak ve zorundadır. Bu işçilere periyodik olarak eğitim verilecek ve belirli
aralıklarla tatbikat yapacaklardır. (MTOT-Madde:332-333; Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:15)
16. İLK YARDIM DONANIMI-SEDYE:
İşyerinde çalışan işçi sayısına bağlı olarak belirtilen cins ve miktarda gerekli veya yeterli ilk yardım malzemesi
bulundurulmalıdır.(Yalt.Yüst.Mad.İşl. SG Şrt.Yön.-Madde :5, Bölüm A Madde :12)
17. ACİL DURUMLAR İÇİN ARAÇ :
İşyerinde donanımlı ambulans veya acil durumlarda araç bulunmamaktadır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II. Bölüm Madde:7)
18. İLK YARDIM ODASI :
Ocak içerisinde veya işyerinde ilk yardım odası bulunmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:12.2)
19. KURTARMA ARAÇ VE EKİPMANI :
Kurtarma araç veya ekipmanı bulundurulmalı ve periyodik olarak kontrol edilmelidir.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II. Bölüm Madde:7)
İş Organizasyonu:
20. EĞİTİM :
İşçilere iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmelidir.
58
(Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde:7)
21. GÖZETİM VE DENETİM :
Yapılan tüm çalışmalarda, işçilerin sağlık ve güvenliğinin korunmasının sağlanması için işveren veya işveren adına
hareket eden kişi tarafından atanan, yeterli beceri ve uzmanlığa sahip kişiler tarafından gerekli gözetim yapılmalıdır.
Çalışılan yerler gözetim yapan kişi tarafından her vardiyada en az bir defa kontrol edilecektir. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG
Şrt.Yön.-EK Bölüm A,1 .3)
22. MALZEME GÜVENLİK FORMLARI :
Kullanılan kimyasalların malzeme güvenlik formları ( MSDS) bulunmalıdır.(4857 Sy.İş Kan.-Madde:: 77, Kimyasal
Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik Madde: 6)
23. OPERATÖR EHLİYETİ :
İşyerindeki iş makinalarını kullanan şahıslara “Operatör Belgesi” veya “G” sınıfı sürücü belgesi alınmalıdır. (4857 Sy.İş
Kan.-Madde: 81, – 27 Ekim 1996 tarih 22800 sayılı R.G.Yayım.4199 sayılı Karayolları Trafik Kanununun değişik 42.
Maddesi)
24. AÇIK İŞLETME YÖNERGESİ :
Kazıcı ve doldurucu makinelerin çalıştırıldığı veya derin lağım deliklerinin uygulandığı işletmelerde, işveren veya fenni
nezaretçi tarafından bir yönerge hazırlanır. (MTOT- Madde:363)
25. TEKNİK NEZARETÇİ:
Ocak için Teknik ( Fenni ) nezaretçi görevlendirilmelidir.
Fenni nezaretçi, nezaretçiliğini yaptığı ocakların her birine ayrı özel bir rapor defteri tutacak ve en az 15 günde
denetlemeden sonra öngöreceği öneri ve önlemler denetim yapılan ocağın işverenliğine imzalanarak bildirilecektir.
Denetimin yapılmamasından, öneri ve önlemlerin yerine getirilmemesinden işveren sorumludur.
(Maden Kanunu Madde:31, 4857 Sy.İş Kan.-Madde: 77, MTOT-Madde: 4)
26. TEKNİK NEZARETÇİ DEFTERİ :
Teknik (Fenni) Nezaretçi, en az 15 günde bir, ocağın işçi çalıştırılan yerlerini denetlemek sonucunu, noterce onaylı fenni
nezaretçi defterine, öngöreceği öneri ve önlemlerle yazıp imzalamak zorundadır. Denetimin yapılmamasından, öneri ve
önlemlerin yerine getirilmemesinden işveren sorumludur. (MTOT-Madde :4)
27. ÖZLÜK DOSYASI :
İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük dosyası düzenlemelidir. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu
Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve kayıtları saklamak ve bunları istendiği
zaman yetkili memur ve mercilere göstermek zorundadır. (4857 Sy.İş Kan.-Madde: : 75)
28. SAĞLIK VE GÜVENLİK DOKÜMANI :
İşveren, işçilerin işyerinde maruz kalabilecekleri risklerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi ve çalışma yerlerinin ve
ekipmanın güvenli şekilde düzenlenmesi, kullanılması ve bakımının yapılması hususlarının yer aldığı “sağlık ve güvenlik
dokümanı” hazırlanmasını ve güncellenmesini sağlayacaktır. Sağlık ve güvenlik dokümanı çalışmaya başlanılmadan
önce hazırlanacak ve işyerinde önemli değişiklikler veya ilave yapıldığında tekrar gözden geçirilecektir.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Madde 6.b)
29. İMALAT HARİTASI :
Yeraltı çalışmalarını açıkça gösterecek ölçekli bir yeraltı çalışma planı hazırlanmalıdır.
Yollar, üretim alanları ile çalışma ve güvenliği etkileyebilecek bilinen diğer özellikler bu planın üzerinde gösterilecektir.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:2)
30. İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KURULU :
Sanayiden sayılan, devamlı olarak en az 50 işçi çalışan ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde her
işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla yükümlüdür. (4857 Sy.İş Kan.-Madde::80; İş Sağlığı ve Güvenliği
Kurulları Hakkında Yönetmelik Madde: 4, 5)
31. YAZILI TALİMATLAR :
Her işyeri için işçilerin sağlık ve güvenliklerinin korunması ve iş ekipmanlarının güvenli bir şekilde kullanılması için gerekli
kuralları belirleyen yazılı talimatlar hazırlanmalıdır.Bu talimatlar, acil durum ekipmanlarının kullanımına ve işyerinde veya
işyeri yakınındaki herhangi bir acil durumda nasıl hareket edileceğine ilişkin bilgileri de içerecektir.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Böl. A Madde:1.6)
32. ELEKTRİK RAPOR DEFTERİ :
Her işyerinde bir elektrik rapor defteri bulundurulur. Bu deftere, elektrikle ilgili olarak yapılacak bütün muayene, denetim
ve deneylerin sonuçlarıyla işveren ve elektrik yetkilileri tarafından gerekli görülen diğer hususlar ve bilgiler ayrıntılı olarak
yazılır. (MTOT- Madde:247)
33. SORUMLU ELEKTRİK MÜHENDİSİ :
Toplam gücü 100 kilowatın üstünde veya buna eşit beygir gücünde motorların veya herhangi birinin gücü 25 kilowatı
geçen makinaların yahut yüksek gerilimin kullanıldığı işletmelerde, makina ve tesisler, bu işlerde en az 3 yıl çalışmış bir
elektrik yüksek mühendisi veya mühendisinin sorumluluğuna verilir. Yukarıda belirlenenlerden aşağı güçteki tesisler, en
az ikinci sınıf yeterlik belgesine sahip bir elektrikçinin sorumluluğu altında bulunur. (MTOT-Madde:373)
34. VİNÇ EHLİYETİ :
Çan ve vinç kullanacak kişilerin sağlıklı ve deneyimli olmaları, fenni nezaretçi tarafından bunları kullanabileceklerine
ilişkin olarak düzenlenmiş bir belgeye sahip bulunmaları zorunludur. (MTOT-Madde :84)
35. TEHLİKELERİN TANIMLANMASI :
İşyerinde bulunan iş sağlığı ve güvenliği uzmanı, tehlikelerin ortadan kaldırılmasını ve risklerin kontrol altına alınmasını
sağlamak üzere önerilerde bulunmalıdır. (İş Güvenliği İle Görevli Mühendis Veya Teknik Elemanların Görev, Yetki Ve
Sorumlulukları İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde :12.b)
36. UYARI VE GÜVENLİK İŞARETLERİ :
İletişim, uyarı ve alarm sistemleri kurulmalıdır. Gerekli yerlere Uyarı levhaları ve güvenlik işaretleri (Şev boşluk işareti,
ateşli maddeler) konulmalıdır. (Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği Madde 5, Ek – II 2.1)
37. İŞLETME SAHASINDA GÜVENLİK :
İşletme sahasında meydana gelen çukurların çevresi, gece ve gündüz görülebilecek biçimde, korkuluk, tel örgü, vb.
engellerle çevrilecek ve gerektiğinde aydınlatılmalıdır.
59
Karolara ve işletme tesislerine, işyeri amirinin izni olmadan görevlilerden başkasının girmesi engellenecektir. (MTOTMadde: 366)
38. TERK EDİLEN KISIMLAR :
Terk edilen veya yeterince havalandırılamayan yerler, işçilerin girmesini önleyecek biçimde kapatılacak ve uyarı işareti
konulmalıdır.
(MTOT-Madde:172)
39. PARATONER (YILDIRIMLIK) TESİSATI VE KONTROLÜ:
Açık ocak sahasında ve şantiyede paratoner tesisatı kurulmalı ve periyodik kontrolü yapılmalıdır. (İSİGT-Madde: 343,
PPAT-Madde: 57)
40. OCAK İLE HABERLEŞME :
Dışarı ile ocak içi haberleşme sistemi kurulmalıdır.
(Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-II. Bölüm Madde:8, MTOT- Madde:344)
41. YEDEK ENERJİ KAYNAĞI :
Havalandırma ve aydınlatmayı tehlikeye düşürmemek amacıyla elektrik kesintileri sırasında devreye girecek yedek enerji
kaynağı bulundurulmalıdır. (Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Bölüm A Madde:13,4, MTOT- Madde:190)
Açık İşletme Genel Çalışma Şartları:
42. KADEME HAZIRLANMASI :
Kazıcı ve doldurucu makinaların çalıştırıldığı ve derin lağım deliklerinin uygulandığı kademelerin yüksekliği, kullanılan
kazıcı ve doldurucu makinaların bom yükseklikleri kadar olmalıdır. Kazı yüzeyleri ve şevlerin eğimi ve yüksekliği, zeminin
yapısına ve sağlamlığına ve uygulanan çalışma yöntemlerine uygun olmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm
B:2.1, MTOT- Madde :361)
43. ÇATLAK VE KAVLAK SÖKÜMÜ :
Her çalışma öncesinde, çalışma mahallinden ve nakliyat yollarından daha üst seviyelerdeki şevlerde ve kazı
yüzeylerinde toprak ve kaya düşmelerine karşı gerekli kontroller yapılmalıdır. Şev ve kazı yüzeylerinde malzeme varsa
tehlike giderilmeden bu işle görevlendirilen işçilerden başkası buralarda çalıştırılamaz.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm B – 2.3)
44. AYNA YÜKSEKLİĞİ :
Kazıcı ve doldurucu makinaların çalıştırıldığı ve derin lağım deliklerinin uygulandığı kademelerin yüksekliği, kullanılan
kazıcı ve doldurucu makinaların bom yükseklikleri kadar olmalıdır. Kazı yüzeyleri ve şevlerin eğimi ve yüksekliği, zeminin
yapısına ve sağlamlığına ve uygulanan çalışma yöntemlerine uygun olmalıdır.
(Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Bölüm B:2.1, MTOT- Madde:361)
45. TERS ISKARPA :
Kazı ya da lağımlarla oyularak kademe alınlarının askıya alınması (ters ıskarpa) suretiyle çalışılması yasaktır.
(MTOT-Madde:357, Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II. Bölüm Madde:5)
46. ŞEV AÇISI :
İşyerinde yapılacak çalışmalar toprak kayması veya çökmesi riski ile ilgili hususlar dikkate alınarak planlanmalıdır. Kazı
yüzeyleri ve şevlerin eğimi ve yüksekliği zeminin yapısına ve sağlamlığına ve uygulanan çalışma yöntemlerine uygun
olmalıdır.
(Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Bölüm B, Madde 2.1, MTOT- Madde: 360)
47. OCAK İÇİ YOLLAR :
Ocakların giriş ve çıkış yollarının sürekli olarak açık ve bakımlı durumda bulundurulması zorunludur. Galeri ve ana
yollarda geliş geçişi zorlaştıran her türlü (su, taş, çamur, pasa ve ağaç vb.) birikinti ve kalıntı malzeme olmaması için
yolların temiz, bakımlı ve güvenli bulundurulması sağlanır. (MTOT- Madde:5,57)
48. GALERİ ATIMI :
Açık işletmelerde galeri atımı ile çalışma yasaktır.
(4857 Sy.İş Kan.-Madde::77, MTOT- Madde: 38-357,361, Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II. Bölüm Madde:5)
49. KADEME DÜZLÜKLERİNİN TEMİZLİĞİ:
Kademeler ve nakliyat yolları, araçların güvenli hareket edebileceği özellikte yapılacak ve bakımları sağlanmalıdır.
Kademe düzlüklerinde, malzeme yığınları ve artıkları, işçilerin tehlike anında kaçarak kurtulmalarını engellemeyecek
biçimde düzenlenecektir. (Yalt. Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm B Madde 2.2, MTOT- Madde: 358)
50. ŞEV KENARLARINDA SET :
Açık işletmelerde şev kenarlarında, nakliye yollarında ve döküm sahalarında ki şev kenarlarında araçların şevden kayma
tehlikesine karşı en az 2 m genişlikte ve 50 cm yükseklikte toprak setler bırakılmalıdır. (Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.Bölüm A Madde: 15)
51. İŞARETÇİ:
Döküm sahasında kamyonların yapacağı manevraları yönlendirmek için bir işaretçi bulunmalıdır. İşaretçi, kendisi tehlike
düşmeyecek şekilde, bulunduğu yerden bütün manevraları görebilmelidir. İşaretçi ve operatörlerin karşılıklı anlaşabilmesi
için kodlanmış el işaretleri kullanılmalıdır. (Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği Ek IX )
52. FOSFORLU İŞ ELBİSESİ :
Döküm sahasında manevracıya gece çalışması esnasında fosforlu iş elbisesi verilmelidir.
Operatör, manevracıyı kolaylıkla fark edebilmelidir. Manevracı, reflektörlü ceket, baret, kolluk veya kol bandı gibi ayırt
edici eşyalardan bir veya daha fazlasını giyecek ya da uygun bir işaret aracı taşıyacaktır (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek II, 2.3,
Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliği Ek IX )
53. GERİ VİTES ALARM SİSTEMİ :
İş makinalarının geri vites ikaz alarmı bulunmalıdır.
(İEk. Kul. SG Şrt. Yön.-2.11–15; İSİGT-Madde: 459)
54. İŞ MAKİNASINA KABİN :
İş Makinasının operatör kabini bulunmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde:3.1.1)
55. DAMPERİ SABİTLEYİCİ ÖNLEM:
Kamyon damperleri açık iken hidrolik boşalmalarına karşı damperleri sabitleyici önlem alınmalıdır.(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.Madde: 5)
60
56. TAŞIT TRAFİĞİ’NİN DÜZENLENMESİ :
İşyerindeki açık çalışma yerleri, yollar ve işçilerin kullandığı diğer açık alanlar, yaya ve araç trafiğinin güvenli bir şekilde
yapılmasını sağlayacak şekilde düzenlenecektir. İşçilerin korunması amacıyla araç yolları ve geçişler açıkça
işaretlenecektir.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:6.4,6.5,7 )
57. GECE AYDINLATMASI :
Açık işletmede gece vardiyasında aydınlatma yapılmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:13.2)
58. PATLATMA SİREN SİSTEMİ :
Açık ocakta patlatmalarda kullanılmak üzere siren sistemi kullanılmalıdır.
(Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Madde: 8)
59. TEHLİKELİ ALANLARA GEÇİŞİN ENGELLENMESİ :
Malzeme veya işçilerin düşmesi riski bulunan tehlikeli alanlara (çamur havuzu, zemin vb.) görevli olmayan kişilerin
girmesi uygun araç ve gereçlerle engellenmelidir. (İşyeri Bina Ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık Ve Güvenlik Önlemlerine
İlişkin Yönetmelik Ek II Madde 10, İSİGT-Madde :10)
60. SU BASKININA KARŞI ÖNLEM :
Su baskını ihtimali olan bölgelerde güvenli çalışma sistemi sağlanmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde 10.1, MTOT- Madde: 215,216,217)
Mekanik Ve Elektrikli Ekipman Ve Tesisler:
61. KOMPRESÖRÜN KONTROLÜ :
Kompresörün periyodik basınç testi ve kontrolü yapılmalıdır. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Madde 6 b; EK-II 1.1; İSİGT-Madde:
249)
62. KOMPRESÖRÜN YERİ :
Kompresörün yeri patlamaya dayanıklı bir bölme içinde olmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek II Madde :1.1)
63. ELEKTRİK TESİSATININ KONTROLÜ :
Elektrik tesisatının yıllık periyodik kontrolü yapılmalıdır.(PPAT-Madde:40; İSİGT-Madde:353,354)
64. ELEKTRİKLİ CİHAZLARIN TOPRAKLAMA KONTROLLERİ :
Elektrikle çalışan cihazların gövde güvenlik topraklamaları yoktur. Topraklama direçleri yılda bir kez ölçülerek koruma
sağlayıp sağlamadığı kontrol edilmelidir. (İSİGT-Madde: 295,296,297, 353, Topraklama Yönetmeliği Madde: 10 EK / P)
65. MAKİNA KORUYUCUSU :
Makinaların kayış, kasnak, kablin, transmisyon, tambur, şaft ve mil gibi bütün hareketli kısımlar koruyucularla
korunmalıdır. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Madde:6 a-1; EK-I 2.8)
66. YALITKAN MALZEME :
Elektrik panolarının önünde zemine yalıtkan ızgara ve paspas konulmalıdır. (İSİGT-Madde :277)
67. BUNKERDE GÜVENLİK :
Bunkerin önünde set ve yan taraflarında korkulukları bulunmalı Silo ağızlarında ızgara olmalıdır. (İşyeri Bina ve
Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik Ek II Madde 10; İş Ekipmanlarının
Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği Ek II 4.1.4)
68. ALEV SIZDIRMAZ EKİPMAN :
Grizulu Ocaklarda kullanılan elektrikli ekipman alev sızdırmaz (exprof) olmalıdır.(Yalt.Yüst.Mad. İşl. G Şrt.Yön.-Ek Bölüm
A 2.1; MTOT- Madde: 281)
69. KALDIRMA ARAÇLARININ KONTROLÜ:
Kaldırma araçlarının (vinç, kren, caraskal, forklift vb.) her çalışmadan önce kontrol edilmesi ve üç ayda bir de bütünüyle
test ve kontrole tabi tutulması gerekir.
Her türlü kaldırma makineleri, kabul edilen en ağır yükün en az 1,5 katını, etkili ve güvenli bir şekilde kaldıracak ve
askıda tutabilecek güçte olmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Madde 7; İSİGT-Madde 376-378)
70. KAYNAK TÜPLERİNDE ÇEKVALF :
Yanıcı- yakıcı gaz sistemlerinde tüplerdeki basınç farklarından dolayı oluşacak gaz geri tepmeleri ile yanlış kullanım
sonucu oluşabilecek alevin geri tepmesini önlenmek üzere imal edilmiş özel gaz-alev geri tepme emniyet valfleri
kullanılmalıdır.
(İSİGT-Madde:4)
71. AYDINLATMALAMBALARINDA GÜVENLİK:
Ocak içi aydınlatma en çok 42 volt elektrikle yapılacak, aydınlatma lambalarında cam muhafaza ve kafes bulunacaktır.
(İSİGT-Madde: 311, MTOT-Madde: 280-281)
72. ELEKTRİK KABLOLARININ KORUNMASI :
Elektrik kabloları mekanik etkilere karşı korunmalıdır.(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Ek Bölüm A Madde :2.2 ; İSİGTMadde:293)
73. YERALTINDAKİ ELEKTRİKLİ MAKİNALARIN TOPRAKLAMALARI :
Ocak içindeki elektrikli makinaların topraklamaları uygun şekilde yapılmalıdır.(MTOT- Madde: 262)
74. ELEKTRİK TESİSATININ UYGUNLUĞU :
Elektrik tesisatı ( pano, kablo kesiti, tesisat, fiş, priz vb.) ilgili mevzuata uygun olmalıdır.
(İSİGT-Madde:299,306)
75. ARAÇ-MAİNA SİCİL DOSYASI :
Araçlar, iş makinaları ile elektrikli ve mekanik ekipmanların bakım ve kontrol ve sicil dosyası tutulmalıdır. (Yalt. Yüst.
Mad.İşl. SG Şrt. Yön.-Ek Böl. A Madde:3,1)
76. VİNÇLERDE İKAZ SİSTEMİ :
Vinçlerde sesli ve ışıklı ikaz sistemi bulunmalıdır.
(İSİGT-Madde:382)
77. KAZANLARIN KONTROLÜ :
Buhar ve sıcak su Kazanlarının yılda bir kez basınç testi ve periyodik kontrolü yapılmalıdır. (İSİGT-Madde: 207–209)
61
78. MEVZİ HAVALANDIRMA :
Kazan dairesi iyi bir şekilde havalandırılmalıdır.
(İSİGT-Madde: 191,193)
79. VİNÇLERDE FREN TERTİBATI :
Vinçlerde ve varagellerde elektrik kesilmesinde devreye girecek fren tertibatı bulunmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde :3.2.3)
80. BASINÇLI GAZ TÜPLERİ :
Basınçlı gaz tüpleri ayrı bölümlerde depolanmalı ve devrilmeye karşı sabitlenmelidir.
(PPAT-Madde:100)
81. ELEKTRİKLİ AYGITLARIN TEST EDİLMESİ :
Grizulu ocaklarda kullanılan elektrikli aygıtların test istasyonlarında kontrol edildiğine dair belge bulunmalıdır. (MTOTMadde: 291)
82. OCAK İÇİ AYDINLATMA :
Ocak içi yollar yeterince aydınlatılmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:13, MTOT- Madde:57)
Tahkimat:
83. TAHKİMAT :
Yeraltı işletmelerinde yeterli tahkimat yapılmalı, ayak içerisinde domuz damları tavan ile taban arasına sıkıştırılmalıdır.
Gerekli yerlere kama, takoz ve fırça vurulmalıdır. Bağların üzerinde boşluk bulunmamalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG
Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:6; MTOT-Madde:42)
84. TAHKİMAT YÖNERGESİ :
Tahkimat, fenni nezaretçilerin, işin özelliğine göre belirleyeceği teknik esasları kapsayan yönergeye uygun olarak
yapılmalıdır. (MTOT- Madde:42)
Havalandırma:
85. CEBRİ HAVALANDIRMA :
Cebri havalandırma sağlanmalıdır.
(Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine İlişkin
Tüzük Madde:160)
86. HAVA ÖLÇÜM İSTASYONLARI :
Hava ölçüm defteri tutulmalı ve ölçüm istasyonları oluşturulmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:7.3,
MTOT- Madde:171)
87. HAVALANDIRMA PLANI :
Havalandırma planı bulunmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde: 7.3)
88. HAVA ÖLÇÜMÜ :
Bütün grizulu ocakların, havalandırma planında saptanan istasyonlarında, en geç 10 günde bir hava ölçmeleri yapılır.
(MTOT- Madde:191,193)
89. GENEL HAVALANDIRMA :
İşçilerin çalıştığı bütün yeraltı işyerlerinde yeterli havalandırma sağlanmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C
Madde: 7)
90. LOKAL HAVALANDIRMA :
Gaz, toz ve koku yayılan yerlerde bunları ortama yayılmadan çekecek mevzi havalandırma sistemi bulunmalı,
Atölyelerde kaynak yapılan yerlerde cebri çekiş sistemi bulunmalıdır.
(İSİGT-Madde: 161)
91. CEBRİ HAVALANDIRMA MESAFESİ :
Ocakta cebri havalandırma mesafesi çok uzun olmamalıdır. (MTOT- Madde:160)
92. YARDIMCI HAVALANDIRMA( VANTÜP ) :
Vantüpte yırtıklar bulunmamalı ver aynadan çok fazla geride kalmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A
Madde:4.3.1)
93. ARIZALARI BİLDİRECEK SİSTEM :
Havalandırma sistemlerinin devre dışı kalmaması için bunlar devamlı surette izlenecek ve istenmeyen devre dışı
kalmaları bildirecek otomatik alarm sistemi bulunmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde: 7.2)
94. TERS HAVALANDIRMA :
Havalandırma esas itibariyle aşağıdan yukarıya doğru yapılır. Zorunluluk halinde, Bakanlık’tan izin alınarak, yukarıdan
aşağıya doğru havalandırma yapılabilir. (MTOT- Madde:179)
Yangın-Patlama:
95. YANGIN SÖNDÜRME CİHAZI :
Yangın söndürme cihazı bulundurulmalı ve 6 ayda bir periyodik kontrolleri yapılmalıdır.
(İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik Madde: 8 Ek.2 / 5-1)
96. GAZ ÖLÇÜM CİHAZI :
Yeraltında tehlikeli gazlar için sesli ve ışıklı uyarı sistemi konulmalı, Ocakta uygun vasıfta grizu ve diğer gazların ölçümü
için cihaz bulunmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:4.1.1, Bölüm C Madde:8.5; MTOT- Madde:191)
97. YANGIN DURDURUCU BARAJLAR :
Yangın durdurucu barajlar yapılmalı, Barajlarda çatlaklar bulunmamalıdır.(MTOT- Mad:222)
98. ACİL TAHLİYE DENEMELERİ :
Yangın ve acil durum tahliye denemeleri yapılmalıdır. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II. Bölüm Madde: 6, İSİGTMadde:131)
99. SİGARA İÇME YASAĞI :
Yangın veya patlama tehlikesi bulunan ortamlarda sigara içilmesi önlenmelidir. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C
Madde: 8.7)
62
100. GRİZU ÖLÇÜMLERİ :
Grizu ölçümleri her vardiyada yapılmalıdır.
(MTOT- Madde:176)
101. PATLAMA BARAJLARI :
Yanıcı toz bulunan maden ocaklarında zincirleme toz patlamalarına neden olabilecek, yanıcı toz ve/veya grizu
patlamalarının yayılması patlama barajları yapılarak önlenmelidir.(Yalt.Yüst.Mad. İşl. SG Şrt.Yön.-Bölüm C
Madde:9.3,9.4)
102. TERK EDİLEN KISIMLAR :
Eski imalatlar barajla kapatılmalıdır.
(MTOT- Madde::172)
103. KÖMÜR TOZU BULUNAN GALERİLER :
Yanıcı toz birikimini azaltacak, nötralize ederek (yanma özelliğini yok etme) veya bağlayarak (su ve benzeri maddelerde
tozu tutma) uzaklaştırılmasını sağlayacak önlemler alınmalıdır.(Yalt.Yüst.Mad. İşl. SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde: 9.3)
104. METAN GAZI ÖLÇÜMÜ İÇİN APARAT :
Tavanı yüksek yerlerde metan gazı ölçümü için numune alınmasını sağlayacak aparat kullanılmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-II Bölüm Madde:6)
105. KARPİT LAMBASI :
Grizulu ocaklarda Ocak içerisinde açık alevli aydınlatma lambası veya karpit lambası kullanmak yasaktır. (MTOTMadde:213)
Patlayıcı Madde Kullanımı:
106. PATLAYICI MADDE YÖNERGESİ :
Teknik Nezaretçi tarafından Patlayıcı madde kullanımına ilişkin yönerge hazırlanmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:5, MTOT- Madde:20)
107. DEVRE KONTROL CİHAZI :
Elektrikli fünye için özel devre kontrol cihazı bulundurulacaktır. (MTOT- Madde:37)
108. KAPSÜL PENSESİ :
Fitiller, kapsüllere, özel kapsül pensesiyle sıkıştırılmalıdır. (MTOT- Madde:26)
109. OCAKLARDA KULLANILACAK KAPSÜL:
Kömür ocaklarında alüminyum kovanlı kapsül kullanılması yasaktır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:9.2, MTOT- Madde:39)
110. MANYETO TELİ :
Ateşleme kablosu olarak, yalnız, izole edilmiş elektrik iletkenler kullanılmalıdır. Ateşleme kablolarının diğer elektrik
iletkenleriyle temasını önleyici önlemler alınmalıdır.
111. (MTOT- Madde:36)
112. DOLUM TALİMATI :
Akaryakıt tankının dolum talimatı bulunmalıdır.
Tank sahasında tankerden tanklara dolum yapılırken alınacak tedbirler ile uyulacak kuralları belirten dolum talimatı yazılı
olarak bulundurulmalıdır. (4857 Sy.İş Kan.-Madde:: 77; TS 12820-2002 Madde: 1.11.1)
113. STATİK YÜK GİDERİCİ :
Patlayıcı madde depolarının sahasına giriş kapısında ve depo kapısında statik yük giderici levha (nötralizatör)
konulmalıdır.
(MTOT- Madde:18)
114. YASAK PATLAYICI MADDE ÜRETİMİ :
Ocakta güvenli olmayan ve Bakanlığın izin vermediği türden ve gübre olarak satılan maddelerden patlayıcı madde imal
edilmesi ve kullanılması yasaktır.
(Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması,
Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul Ve Esaslarına İlişkin Tüzük Madde Ek Madde:2)
115. İHTİYAÇTAN FAZLA PATLAYICI MADDE:
Zorunlu ihtiyaçtan daha fazla parlayıcı patlayıcı madde yeraltına indirilmemelidir.
(MTOT- Madde:15,18)
116. ATEŞLEME SAHASINDA GÜVENLİK :
Ateşleme sahasında işçilerin yoğun olduğu zamanlarda delik dolumu, sıkılama, bağlama işlemleri
yapılmamalıdır.(MTOT- Madde:29)
117. ATEŞLEYİCİ YETERLİLİK BELGESİ :
Patlayıcı maddeleri ateşleyen kişinin yeterlik belgesi olmalıdır.
(Tekel Dışı Bırakılan Patlayıcı Maddelerle Av Malzemesi ve Benzerlerinin Üretimi, İthali, Taşınması, Saklanması,
Depolanması, Satışı, Kullanılması, Yok Edilmesi, Denetlenmesi Usul Ve Esaslarına İlişkin Tüzük Madde:121)
118. İADE EDİLMEMİŞ PATLAYICI MADDE :
Patlayıcı deposundan ocağa kullanılması için sokulan patlayıcı maddelerden iade edilmesi gerekenler derhal dışarı
çıkarılır ve depoya iade edilir. (MTOT- Madde:17,24)
Ulaşım Yolları ve Nakliyat:
119. TEHLİKELİ ALANLAR :
Düşmeye müsait yerlerde (kırıcıya malzeme döküm yerinde, bunkere çıkan yamaçta vb.) uygun korkuluk
yapılmalıdır.Tehlikeli alanlar açıkça görülebilir şekilde işaretlenecektir. (İSİGT-Madde:11, Yalt.Yüst.Mad. İşl .SG Şrt.Yön.Bölüm A Madde :8)
120. KAÇAMAK / NEFESLİK :
Ocakta Kaçamak ve nefeslik bulunacaktır.
Tüm yeraltı çalışmalarında, yeraltında çalışan işçilerin kolayca ulaşabileceği, birbirinden bağımsız ve güvenli yapıda en
az iki ayrı yoldan yer üstü bağlantısı bulunmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:3)
63
121. TUTAMAK VE BASAMAK :
Desandrelerde tutamak ve basamak yapılmalıdır.
(MTOT- Madde:104)
122. YER ALTI ÇALIŞMA YERLERİ :
Yollar, işçilerin gidecekleri yerleri kolayca bulabilecekleri şekilde giriş-çıkış yönleri işaretlenecektir. (Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG
Şrt.Yön.-Bölüm C Madde:4)
123. KONVEYÖRLERDE İNSAN TAŞINMASI
Hareket halindeki araçlara binip inmek ve içinde bulunan vagonlarla dışarıya taşacak türde malzeme taşımak yasaktır.
(MTOT-Madde:110, İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde :3.2.2)
124. GEÇİTLERİN GENİŞLİĞİ:
Yayaların kullandığı ve/veya araçlarla malzeme taşımada kullanılan yollar, kullanıcı sayısına ve işyerinde yapılan işin
özelliğine uygun boyutlarda olmalıdır. Malzeme taşınan yollarda yayalar için yeterli güvenlik mesafesi bırakılmalıdır.
(Yalt.Yüst. Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde: 6.3)
125. GÖÇERTİLMEMİŞ BÖLGE :
Dolgu uygulanan ayak gerilerinde boşluk bırakılmayacaktır. Dolgular iyice sıkıştırılacak, olabildiğince hava sızdırmayacak
biçimde yapılacak, tavandaki bütün boşluklar doldurulmalıdır. (MTOT- Madde: 185)
126. VİNÇ İŞARETLEŞME ESASLARI :
Vinç odasında makinist tarafından kullanılacak işaretleşme düzeni bulundurulur. İşaretleşme düzeni sesliyse, işaret, hem
veren hem alan tarafından duyulacak biçimde yapılır. İşaretleşme esasları yönergeyle belirlenir. Yönergede belirlenen
işaretleşme tablosu uygun yerlere görülür biçimde asılır. Tabloda gösterilenler dışında işaret verilemez. (MTOT-Madde
:145-151)
127. KARAKOL :
Bütün varagel ve vinç başlarında ve ara katlarda, arabaların kaçmasına engel olacak karakol veya durdurucu bir düzen
kurulmalıdır.
(MTOT- Madde:89)
128. HALAT KAYIT DEFTERİ :
Halat kayıt defteri tutulmalıdır.
Yapılan kontrol ve testlerle ilgili kayıt tutulacak ve bu kayıtlar uygun şekilde saklanmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:3)
129. VAGON :
Vagon arkasında şeytan halatı takılmalı veya Vagonlara emniyet halatı konulmalıdır.(MTOT- Madde 61, İEk.Kul.SG
Şrt.Yön.-Ek II Madde :4.4)
130. CEP :
Desandrede vagon geçişi sırasında sığınmak için cepler yapılmalıdır. (MTOT- Madde 56)
131. İŞARET LAMBALARI :
Lokomotiflerin önünde beyaz veya sarı, hayvanla yapılan taşımalar dahil katarların son arabalarında kolay görülür,
kırmızı bir işaret lambası bulundurulmalıdır. (MTOT- Madde: 60)
132. NAKLİYAT YÖNERGESİ HAZIRLANMASI :
Fenni nezaretçi tarafından Nakliyat Yönergesi hazırlanmalıdır. İnsan taşıma yönergesi Bakanlıkça onaylı olmalıdır.
(MTOT- Madde 54)
133. TAŞIMA SİSTEMLERİNİN GÜVENLİĞİ :
Kuyu kafeslerin sürgü mekanizması kapanmadan insan nakli yapılmamalıdır. Skip kabininin etrafı kapatılmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde :3.2.4)
134. HALAT MUHAFAZASI :
Halatlar yere sürtmemelidir. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek II Madde :3.1.5)
135. ACİL DURDURMA TELİ :
Zincirli veya bant konveyörlerin acil durdurma teli bulunmalıdır. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-EK II Madde 2.3; MTOT- Madde:
94)
136. BANT KONVEYÖRLERDE İKAZ SİSTEMİ :
İşyerinde makine veya tesisin (bant, zincirli konveyör vb.) devreye gireceğini belirtir otomatik ikaz sistemi bulunmalıdır.
(İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde :2.1)
137. BANT KONVEYÖRDE TEMİZLİK :
Sistem çalışırken bant konveyörün altında temizlik yapılmamalıdır. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Ek I Madde:2.13)
138. BANT KONVEYÖRDEN MALZEME DÜŞMESİNE ÖNLEM :
Bant konveyörlerin alt kısmında malzeme düşmesini önleyici önlem alınmalıdır. (İEk.Kul.SG Şrt.Yön.-Madde:3.2.3;
İSİGT-Madde :440 )
139. RAY SONUNA TAKOZ :
Köprü vinçte ray sonunda takoz bulunmalıdır. (İSİGT-Madde:392 )
140. ASANSÖRE LİMİT ŞALTER :
Kuyu asansörünün limit şalteri bulunmalıdır. (MTOT- Madde:116)
141. KUYU BAKIM DEFTERİ :
Kuyu bakım defterine durdurucu düzenin kontrolleri günlük olarak yazılmalıdır.
(Yalt.Yüst.Mad.İşl.SG Şrt.Yön.-Bölüm A Madde:3., MTOT- Madde: 116)
142. KUYU VİNÇLERİNDE HABERLEŞME :
Kuyu vinçlerinde haberleşme tertibatı bulunmalıdır. (MTOT- Madde:90)
Sosyal Tesisler:
143. İŞÇİ SOSYAL TESİSLERİ :
İşçiler için duş tertibatı ve sıcak su ile duş yerine yakın bir soyunma yeri bulunmalı ve işçilere iki bölmeli elbise dolabı
verilmelidir. (İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik Ek II Madde
:13.2.1,13.2.2)
64
144. YEMEKHANE :
İşçiler için uygun bir yemek yeri sağlanmalıdır. (İSİGT-Madde:36,37)
145. YATAKHANE :
İşçiler işyerinde yatıyorlar ise uygun yatakhaneler hazırlanmalı ve uygun yataklar verilmelidir. (İSİGT-Madde: 48-49-5051)
146. TEMİZ İÇME SUYU :
İçilebilir şartlarda temiz su sağlanmalı veya kullanılan İçme suyunun analizi yaptırılmalıdır. (İSİGT-Madde:31,33)
Kişisel Koruyucu Donanım:
147. KARBON MONOKSİT (CO) MASKESİ :
Grizulu ve yangına elverişli kömür damarlarının bulunduğu ocaklarda tüm işçiler, çalışma süresince, yanlarında karbon
monoksit maskesi taşımak zorundadırlar. (MTOT- Madde: 186)
148. BAŞ LAMBASI :
İşçilere uygun kişisel lambalar verilecektir. Barete takılacak cinsten elektrikli (akümülatörlü) lambalar, çalışma sırasında
zorunlu haller dışında, baretten çıkarılamaz, elde veya başka bir yerde taşınamaz. (Yalt. Yüst. Mad.İşl. SG Şrt. Yön.Bölüm C, Madde: 13, MTOT- Madde: 210)
149. KİŞİSEL KORUYUCU DONANIM :
İşçilere kişisel koruyucu donanım (çelik burunlu ayakkabı, baret, toz maskesi, emniyet kemeri vb.) verilmelidir.
(Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik Madde: 5, 6
150. İŞ ELBİSESİ :
İşçilere uygun iş elbisesi verilmelidir. (İSİGT-Madde: 526, 527)
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
14 / İş Hijyeni
Katılımcıların, işyerinde hijyen tanımı, ölçüm metotları ve sorumluluklar konusunda
temel bilgilere sahip olmalarını sağlamaktır.
U-11* *Kimya mühendisi, kimyager, eczacı, biyolog, halk sağlığı uzmanı veya iş
sağlığı bilim doktoru
İŞYERİ HİJYENİ
Kanserojen ve Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmeliğin 7. maddesinde
"özellikle işyeri tabanı, duvarlar ve diğer yüzeyler düzenli olarak temizlenecek ve hijyen şartları sağlanacaktır"
denilmektedir. Aynı yönetmeliğin 12. maddesinin ana başlığı "hijyen ve kişisel korunma"; Eğitim başlıklı 13.
maddesinde de "hijyen kuralları" konusunda çalışanlara eğitim verilmesi istenmekte; Sağlık Gözetimi ile ilgili 16.
maddesinde ise; İşyerinde kişisel ve mesleki hijyen önlemlerinin derhal alınabilmesi mümkün olacak şekilde gerekli
düzenleme yapılacaktır denilmektedir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesinde ise "İşveren tarafından, iş sağlığı ve güvenliği
kurulu üyelerine ve yedeklerine "endüstriyel hijyenin temel ilkeleri" konularında eğitim verilmesi sağlanır" ifadesi yer
almaktadır.
Yaygın olarak bilindiği gibi ;"sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik
önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanır" ve bu bağlamda işyeri iş sağlığı ve güvenliği görevlileri işçilere "özetle" şu
önerilerde bulunur:
Kişisel Hijyen
Tüm iş kazaları ve meslek hastalıkları önlenebilir. Bunları önleyebilecek en önemli kişi sizsiniz. Sağlığı ve güvenliği
korumak için belirtilen kurallara eksiksiz uyunuz. Kurallara isteyerek ve yeterince uyulmadığı takdirde işyeri çalışma
ortamında bulunabilecek zararlı ve zehirli, gaz, toz, duman, mist şeklindeki kimyasal maddelerden etkilenebilirsiniz.
İyi bir hijyen (temizlik, sağlık bilgisi) daima gereklidir. İşyerindeki lavaboları, duşları, tuvaletleri, soyunma odalarını en iyi
şekilde kullanmak her bir çalışanın sorumluluğudur.
Zehirli kimyasal maddelerle, sıcakta ve kirli işlerde çalışan işçileri için iyi bir hijyen (temizlik) temel şarttır.
İyi bir hijyen uygulaması için, şunları hatırdan çıkarmayın:
1. Temiz, içilebilir suyu için,
2. Soyunma odasında, tuvaletlerde veya tehlikeli maddelerin kullanıldığı yerlerde asla bir şey yemeyin,
3. Ellerinizi ve vücudunuzun kimyasal maddelere maruz kalan bölümlerini düzenli olarak yıkayın ve günlük
duşlarınızı yapın,
4. Dişlerinizi ve ağzınızı her gün temizleyin ve düzenli (periyodik) olarak dişlerinizi (dişçiye) kontrol ettirin,
5. Uygun iş elbisesi ve iş (güvenliği) ayakkabısı giyin,
6. İş elbisenizi ve iş dışında giydiğiniz elbiseleri karıştırmayın,
7. İş elbiselerini, havluları vb., özellikle zehirli ve/veya zararlı maddelerle kirlenmişse (özel olarak diğer
çamaşırlarla karıştırtmadan) temizlettirin,
8. Koruyucu maskeleri, gözlükleri, eldivenleri, kulak koruyucularını, vb., uygun şekilde kullanın
9. Düzenli eksersizlerle fiziksel sağlığınızı koruyun.
Tehlikeli tozlarla çalışanlar, işten sonra duş almalı ve saçlarını da yıkamalıdır. Kirli iş elbiseleri düzenli olarak
değiştirilmelidir (temizletilmelidir). İş'te ve iş dışında farklı elbiseler giyilmelidir.
Tuvaletler, lavabolar, duşlar vb. düzenli olarak temizlenmelidir. Bunların temiz bulundurulması elbette tüm çalışanların
işbirliği, dikkat ve özenli kullanmasını gerektirir. Grip ve bağırsak şikâyetleri bir işçiden diğerine hızla yayılabilir. Grip
olanlar, kuvvetli (akut) bağırsak şikâyetleri olanlar veya bulaşıcı bir rahatsızlığı olanlar derhal işyeri hekimine durumu
bildirmelidir.
10. İyi bir personel hijyeninin en önemli bölümü en azından herhangi bir şeyi yemeye oturmadan önce, tuvaleti
kullandıktan sonra ve yaptığınız işi tamamlayınca ellerinizi yıkayın.
11. Çözücüler, tinerler, alkaliler veya makine yağları gibi maddeleri asla cildinizi temizlemek için kullanmayın.
Belirtilen bu kurallar uyulduğunda acaba yukarıda belirtilen yönetmeliklerde sözü edilen "mesleki hijyen" ve
"endüstriyel hijyenin temel ilkeleri" de karşılanmış oluyor mu?
65
İşyeri uygulamalarında çoğu kez "kişisel hijyen" ile "endüstriyel hijyen", diğer bir ifade ile "iş hijyeni"nin bire bir
örtüştüğü, aynı şeyi ifade ettiği sanılmaktadır.
Oysa durum çok farklı.
Nasıl mı?
Önce, genel olarak iş sağlığını tehdit edebilecek tehlikeler, bunların çalışanların vücuduna olası giriş yolları, bunların
değerlendirme yöntemleri ve tehlikeyi önleyici kontrol yöntemlerini özet olarak gözden geçirelim, sonra iş (endüstriyel)
hijyeni'nin tanımına bakalım.
I. Sağlığı tehdit eden tehlikelerin sınıflandırılması
A) Kimyasal Tehlikeler
Bunlar, zehirli veya tahriş edici maddeler olup doğrudan doğruya vücuda girerler. Gazlar, buharlar, sıvılar, katılar, tozlar
veya bunların karışımları vb. gibi.
B) Biyolojik Tehlikeler
Bunlar, bakteriler, virüsler, mantarlar, küfler ve protista (bir hücreliler) gibi mikrobiyolojik olanlar ve böcekler, parazitler
(asalaklar), bitkiler ve hayvanlar gibi makrobiyolojik tehlikeler.
C- Fiziksel Tehlikelerin (Çevresel Koşulların ) Meydana Getirdiği Tehlikeler
Bunlar aşırı gürültü, titreşim (sarsıntı), ışın saçan enerji, olağan dışı sıcaklık değişimlerine ( termal konfor koşullarına)
maruz kalma durumlarıdır.
D- Ergonomik Tehlikeler
— Fiziksel Stresörler (tekrarlanan hareketler, ağır kaldırma, uygunsuz veya statik (değişmeyen) duruş, yorgunluk, aşırı
güç uygulama, doğrudan/direkt basınç veya aşırı güç uygulama gibi).
— Psikolojik stresörler (monotonluk, aşır iş yükü gibi).
II. Vücuda Giriş Yolları
1. Solunum Yolu İle: İşçiler sanayide en çok bu yolla etkilenir.
1- Gazlar:
Mesleki zehirlenmelerin, çoğu solunum yolu ile alınan havanın içinde bulunan klor, karbon monoksit, hidrojen sülfür,
amonyak, azot dioksit, fosgen, brom, ozon gibi gazlarıdır. Bu maddeler normal sıcaklıkta ve atmosfer basıncında gaz
olarak havada bulunabilir. (Tüp veya sarnıç gibi gaz taşıma kapları veya gaz boru hatlarındaki sızıntılar, kaynak ve
kesme veya motorların egzozundan çıkan gazlar gibi yüksek sıcaklıkta yapılan işlemler sonucu çalışma ortam
atmosferine gazlar yayılabilmektedir.)
2- Buharlar:
Normal sıcaklıkta ve atmosfer basıncında buharlaşabilen, gaz, sıvı veya katı maddelerin havada bulunan buharlarıdır.
Örneğin: Benzol, alkol, toluen vb. (Sıvıların karıştırılması veya doldurulması, boyama, tabanca boyacılığı, temizleme
işlemleri sonucu zararlı buharlar açığa çıkmakta, soluk düzeyine erişmektedir.)
3- Sisler (mistler):
Bunlar, çok ince sıvı damlacıklarının havada dağılması sonucu meydana gelirler, elektro metal kaplama tanklarında ve
tabanca ile boya yapılması durumlarında olduğu gibi. (Kesme ve taşlama işlemleri sırasında yağ sisleri (mistleri),
elektrokaplamada asit sisleri, sprey - tabanca boyacılığında sprey sisleri oluşmaktadır).
4- Tozlar:
Bunların, çok ince katı madde parçacıklarının havada dağılması ile meydana gelirler. Organik ve inorganik partiküllerden
oluşur. Partikül büyüklüğüne göre solunabilir, ya da üst solunum yolları ile atılabilir olmalarına göre sınıflandırılabilir.
Çözülebilen tozlar akciğerin nemine çözünürler ve sonra absorbe olurlar. Tahriş edici tozlar, solunum yollarının iç
yüzeylerine etki ederler. Özellikle 0,1 ila 5 mikron arasındaki tozlar son derece tehlikelidir. Temizleme, delme, kesme,
öğütme, ezme gibi birçok işlem sonucu tozlar çalışma ortamına yayılmaktadır.
a) Tahriş Edici Tozlar:
Birçok toz, başlıca şikâyet konusudur. Çünkü bunlar deriyi tahriş ederler. Örneğin: Sodyum hidroksit, potasyum hidroksit,
kireç tozları vb. gibi.
Bazı tozlar, kendileri tahriş edici olmadıkları halde cildin gözeneklerini tıkamak suretiyle veya mikropların burada
yerleşmelerine sebebiyet vererek, tahrişe yol açarlar. Hububat, şeker ve un tozları bunlara örnek olarak verilebilir.
b) Zehirli Tozlar:
Bunlar, akciğerlerden, deriden veya sindirim yollarından kan dolaşımına girerek zehirlenmelere neden olurlar. Örneğin
Kurşun, arsenik, civa, kadmiyum, fosfor ve birçok kimyasal madde tozları. Bu çeşit tozlar tahrişe veya zehirlenmeye
birlikte neden olabilirler.
c) Fibrosis Yapan Tozlar:
Bunlar, akciğerlerin hücrelerinde, fibros meydana getiren serbest silika ve asbest tozlarıdır. Kömür madenciliği ve
döküm sanayisi gibi sektörler için bu risk özellikle çok önemlidir.
d) Sıkıcı - İnert Tozlar:
Bunlar, tahriş edebilen fakat zehirlenmeye ve fibrosis'e neden olmayan, rahatsızlık verici tozlardır.
e) Allerji Yapan Tozlar:
Bunlar, bunlar bazı kimselere etki eden, polen, pamuk, yün, kürk, tüy, saç tozları ile bazı cins odunların kesilmesinde
meydana gelen tozlardır.
5- Dumanlar:
Bunlar, kimyasal maddelerin meydana getirdikleri katı parçacıkların gaz halindeki dumanlarıdır. Örneğin hidroklorik asit
ve amonyak buharları havada beyaz dumanlar halinde amonyum klorür meydana getirirler. Özellikle kaynak ve kesme
işlemleri sırasında açığa çıkan dumanlar son derece önemlidir. Önlem almayı gerektirir.
66
B) Deriye Temas Yolu İle
Deri yolu ile absorbe edilme, doğrudan doğruya deriye temas etme ile meydana gelir. Asitler, alkaliler, solventler, yağlar,
formaldehit, krom veya nikel, bazı organik tozlar, epoksi sertleştiriciler, neftyağı cilt için tehlikelidir.
1- Öldürücü zehirlenmeler
Nisbeten, çok az miktarlardaki zehirli maddeler absorbe edilebilir. Fakat anilin, kurşun tetra etil veya hidrojen siyanür
asidinin deriye kısa süre teması çok büyük tehlikeler meydana getirebilir.
2- Tahriş Edici Maddeler
Bunlar, doğrudan doğruya deriye (cilde) etki ederler. Kuvvetli asitler (sülfürik asit, nitrik asit, hidro florik asit vb.). Bazlar
(sodyum hidroksit - kostik, potasyum hidroksit, kireç vb.), klor, flor, brom, fenol vb.
3- Çözücüler
Bunlar, doğrudan doğruya deriyi tahriş etmezler ancak, bakterilere karşı derinin direncini azaltırlar. (Dermatosis)
Örneğin: Benzin, Gazyağı ve Alkol vb.)
C) Sindirim Yolu İle
Atmosferde bulunan ve salya ile karışan zehirli maddeleri yutmak, kimyasal maddeler bulaşmış gıdaları yemek, içmek,
çiğnemek ve tüttürmek suretiyle sindirim yolu ile vücuda girerler.
d) Enjeksiyon yolu ile
e) Göz tarafından absorbe edilerek.
Fiziksel Etkenlere (Çevresel Zararlara) Maruz Kalma
1- Titreşim - Sarsıntı - Vibrasyon
Sarsıntıya katlanma, çalışanı yorar ve sinirli yapar. Parmakların hassasiyetinin kaybolmasına ve iltihaplanmasına neden
olabilir. Pnömatik (yüksek hava basınçlı) el aletleri - çekiçleri, yüksek hızlı taş tezgâhları, dikiş makineleri, forklift vb.
kullanmak gibi.
2- Gürültü
Gürültü arzu edilmeyen sestir. Biz burada sadece gürültünün şiddetini, sürekli veya kesikli oluşunu, işitme organlarını
tahriş edici, bu organlara etki ve zarar verici durumlarını ele alacağız. En modern şehirlerde ve büküm ve dokumanın
yapıldığı tekstil sanayi, işleri sanayi, dökümhaneler, metal işleri sanayi gibi birçok işyeri ve mesleklerde, yüksek düzeyde
gürültüye devamlı maruziyet, şahısların kazalara ve işitme kayıplarına uğramalarına neden olmaktadır.
3- Aydınlatma
Yetersiz aydınlatma, farklı, göz kamaştıran titrek ve parlak ışıklar göz yorgunluğuna ve sinir sisteminin bozulmasına
neden olurlar.
4- Radyasyon - Işın Saçan Enerji
a) Enfraruj Işınları
Aşırı ısı ışınları sıcak çarpmasına, cilt tahrişine ve gözde katarakt meydana getirir. İzin verilebilen (müsaade edilebilen)
en fazla (azami) konsantrasyon saptanmalıdır.
b) Gamma Işınları
Radium ve radyoaktif maddeler ve x ışınlarına vücudun fazla maruziyeti (etkisinde kalması - sunuk kalması ) , canlılığın
azalmasına, halsizliğe, baş ağrısına, anemiye, lösemiye neden olabilir. Vücudun bazı kısımlarının bu ışınlara çok fazla
maruz kalması, radium yanıklarını meydana getirir.
Gamma Işınlarının Kontrol Önlemleri:
■ Bu gibi maddeleri çok az miktarlarda depolayın, taşıyın ve kullanın.
■ İşçileri, bu ışınlardan olabildiğince uzakta tutun.
■ Koruyucu kurşun malzeme kullanın.
■ Maruz kalma süresini en azda tutun.
c) Ultraviole Işınlar
Bu ışınlar, korunmamış deri bölgelerinde yanıklar meydana getirir ve gözleri etkiler. Konjonktüvit, iritis, cornea ulceri cv.
Bu ışınların ana kaynağı kaynak makinalarıdır.
Koruyucu önlemler: Özel giyim, başlık, gözlük, eldiven ve koruyucu siper kullanmak.
d) Kısa Dalga Işınları
Yüksek frekanslı akımın kullanıldığı elektronik cihazlarda, Radar Sistemlerinde meydana gelebilir. Yüksek enerjili ışınlar
çelik talaşlarını kızdırabileceği gibi flaş lambalarını da yakabilir. 300 mc. Den daha yüksek frakanslar insan duyarlılığına
çok zararlı olabilir.
Genellikle büyük ve küçük sabit radar direklerinin çok yakınlarına yaklaşmamalı ve çalışan radar antenlerine özellikle
yakın mesafede asla bırakılmamalıdır.
e) Isı - Sıcaklık
Çok fazla sıcaklık ve nem, insan vücudunun ısı kontrol mekanizmasına ağırlık verebilir. Böyle bir durumda vücudu ancak
uzun bir süre de alışabilir.
1- Çalışma'da Rahat Sıcaklık bölgesi
Bağıl (nisbi) nem, rahat çalışmanın devamlı olmasında en önemli etkendir. Çok fazla nem, terlemeye ve terin vücuttan
uzaklaşmasına etki eder. Ancak soğutma sistemi ile vücut sıcaklığı normalde tutulabilir. Eğer vücut sıcaklığı çok
yükselirse sıcak çarpması (bayılma) ile sonuçlanabilir.
En çok rahatlık veren sıcaklık, atmosfer ve hava koşullarını özel bir alanda ve mevsime göre değiştirmekle elde edilebilir.
0
0
Örneğin, rahat bir çalışma sıcaklığı kışın 18 C - 21 C ve % 40 bağıl nem olarak verilebilir. Yazın ise bunun biraz üstü
olabilir.
67
2- Sıcaklıktan Meydana Gelen Kasılmalar (Kramplar)
Fazla terlemede, vücuttan çıkan tuzu almak için fazlaca tuz kullanılır. Bu, sıcaklık sebebi ile kramplara neden olabilir.
İşçiler tarafından alınacak tuz miktarı işyeri hekiminin kontrolü altında saptanmalıdır.
Sağlık Riski Oluşturan Tehlikelerin Değerlendirilmesi
1. Maddenin yapısı veya zararlı etkileri
2. Maruziyet (etkisinde kalma) ağırlığı
3. Maruziyet süresi
4. Personelin duyarlılığı - hassasiyeti hakkında düşünceler
5. Havanın kirliliğinin ölçülmesi
6. Sağlık riski oluşturan tehlikelerin kontrolü
Sağlık Riski Oluşturan Tehlikelerin Değerlendirilmesi
Göz Önünde Bulundurulan Faktörler
Çeşitli kimyasal maddelerle çalışma sırasında ve bunların olası tehlikeleri hakkında karar verirken dikkat edilmesi
gereken bazı durumlar aşağıda kısaca tanımlanmıştır.
1) Madde'nin Yapısı veya Maddenin Zararlı Etkileri
Herhangi bir maddenin fiziksel veya kimyasal Özelliklerinin sağlık üzerinde yapacağı zararlı etkiler çok önemlidir.
Bir işyerinde, iş güvenliği ile sorumlu olan kişi ve onun temsilcileri (İş Güvenliği Uzmanı, İş Sağlığı ve güvenliği Kurul
Üyeleri vb.) işyerinde kullanılan her maddenin, sağlık riski oluşturma derecesini, kullanılmasını ve özelliklerini iyice
bilmelidir.
Bilgi Alma Kaynakları
Üretilen her bir kimyasal madenin ambalajına özel etiketler yapıştırılmaktadır. Tehlike uyarı etiketi bulunmayan ambalaj
içindeki maddenin, sağlık açısından riskli madde olmadığına işaret etmez. Tehlike işareti etiketi taşıyan ambalaj, sağlık
açısından risk oluşturabilecek maddenin varlığı yönünden dikkatle kontrol edilmelidir. Yasal olarak kimyasal maddeyi
üreten firmaların, maddenin sağlık açısından oluşturabileceği riskleri gösteren kendi etiketlerini ambalajlara yapıştırmaları
ve bu etikete, güvenli taşıma için özel talimatları eklemeleri bir zorunluluktur. Ayrıca her bir kimyasal maddenin Malzeme
Güvenlik Bilgi Formlarını da Türkçe düzenleyerek müşteriye vermeleri gerekmektedir.
2- Maruziyet'in (sunuk kalmanın) Ağırlığı
Şiddetli maruziyette zarar görme, kısa sürede meydana gelir.
Pratik olarak, zehirli maddelerin az miktarları bile zarara neden olabilir.
Zehirli maddeler tarafından hava çokça kirlenmektedir (bulaşmaktadır). Bunlar için yapılan (ortamdaki) kontrol ölçmeleri,
o kimyasal maddelerin çalışma ortam atmosferindeki konsantrasyonunun (düzeyinin) güvenlik sınırları içinde olduğuna
bizi inandırmalıdır. Birçok maddeye dokunmak (bile) çok tehlikelidir. Bu nedenle bu gibi maddeler dokunmaya karşı
korunmuş olmalıdır.
Not: Birçok ölüm, tanklarda, kuyularda, silolarda, kapalı olan yerlerde, oksijen azlığından meydana gelmektedir.
3- Maruziyet'in Süresi
a) Bir kere maruziyet
Çok kısa bir süre de olsa, maruziyet zararlı olabilir. Bunun için İzin verilen (müsaade edilen) herhangi bir konsantrasyon
için güvenliği sağlayacak bir rehber verilmelidir.
b) Tekrar eden (sürekli) maruziyet
Bazı maddeler, birikerek oluşturacakları etkileri ile sağlığa zararlı olabilirler. Bu tip maddelerin bir kere ve tekrar eden
maruziyete meydana getirecekleri toplam zararlar, sağlık açısından risk oluşturan tehlikelerin değerlendirilmesinde göz
önünde tutulmalıdır.
4- Kişisel Duyarlılık (Şahsi Hassasiyet)
Her şahsın, çeşitli zararlı maddelere olan dayanıklılığı değişik olmaktadır. Bu durum, özellikle dermatosis meydana
getiren maddeler için doğru olmaktadır.
Bazı şahıslar, çok fazla alerjiktirler. Diğer şahıslar ise, çok az alerjiktir. Bazen, bir kere olan ağır maruziyet, önceleri
yüksek dayanıklılık gösteren şahıslarda bile duyarlılık meydana getirebilir.
Not: Herkes, fazla zehirli maddelere karşı duyarlıdır (hassastır). Asıl amaç bu gibi maddelerin insan vücuduna girmelerini
önlemektir.
5- Havanın Kirliliğini Ölçme
Verilen zehirli bir maddenin, neden olacağı zararın, sisteme konulan madde miktarına bağlı olduğu kuşkusuzdur. Bu aynı
zamanda, zararlı maddenin havadaki miktarına ve maruziyet süresine de bağlıdır. Havadaki zararlı madde miktarı
alınacak numunelerin analizi ile ölçülebilir. Katı madde veya tozlarda, belli bir hava hacminde, taneciklerin büyüklüğü ve
adetinin ölçülmesi yöntemi uygulanmaktadır.
Havanın kirliliğini ölçme işi için, mutlaka eğitilmiş bir eleman tayin edilmiş olmalıdır.
6 - Sağlık Riski Oluşturan Tehlikelerin Kontrolü
a) İlk iş risk değerlendirmesi yapmak ve işyerinde kullanılan veya üretilen sağlığa zararlı bütün maddelerin listesini
hazırlamaktır. Aynı zamanda, depolarda veya işyeri sahasında bulunan önceden satın alınmış malzemenin kontrolü de
yapılmalıdır.
b) İkinci olarak, üretimde uygulanan bütün yöntemlerin sağlığa zararlı olup olmadıkları kontrol edilmelidir. Herhangi bir
üretim yönteminde toz, duman veya sisin meydana gelip gelmediği incelenmelidir.
Asitlerin, bazların (alkalilerin) duman çıkaran, tahriş edici sıvıların ve katıların, çözücülerin - solventlerin taşınmaları
sağlığa zararlılık yönünden kontrol edilmelidir.
Bu konuda yapılan kontrollerin değerlendirilmesi, bazı değişikliklerin yapılmasına gereksinim gösterebilir.
Sadece ham ve mamul malzemenin, sağlık açısından riskli olup olmadıklarını araştırmakla tam bir kontrol yapılmış
olmaz, yan ürünler ve özellikle atıklar genellikle mamul malzemeden daha çok tehlikeli olabilir.
Not: Yangın ve patlama tehlikesi ayrıca göz önünde bulundurulmalıdır.
68
Tehlikeleri Önleyici Kontrol Yöntemleri
Genel Yöntemler
Çalışanların sağlığını kontrol etmek için, üç Genel Kontrol Yöntemi uygulanabilmektedir.
1. Havayı Kirleten Kaynakları Gidermek
2. Kirli Havanın Dağılmasını Önlemek
3. İşçileri Korumak
A- Tehlike Kaynaklarını Giderme
1- Tesisat ve techizat değişikliği
Hiç kuşku yok ki, hava kirlenmesi konusunu başarı ile ele almak, ilk önce işyerinde veya teçhizatta meydana gelecek
değişiklikleri ve havayı kirleten nedenleri saptamakla olasıdır.
Techizatın ve uygulanan üretim yöntemlerinin ve tesisatın sonradan kontrolü, konunun çözümünü daha fazla güçleştirir.
2- Zehirli Olmayan veya Daha Az Zehirli Olan Maddelerin Kullanılması
Çoğu zaman, üretimin niteliği ve niceliği bakımından bunu başarmak zor olmaktadır. Bu durum, değişiklik yapılmadan
önce dikkatle göz önünde bulundurulmalıdır.
Örnekler
Kullanma Amacı
Kullanılan Malzeme- Madde
Daha Çok Güvenilir Malzeme - Madde
Polisaj (Parlatma)
Kum
Çelik kum (bilya)
Öğütme, taşlama
Adi taş
Sun'i taş
Vernik
Petrol Esaslı solvent
Makine Temizliği
Benzin
Gazyağı, hatta motorin
Boya
Kurşun oksit
Çözünmez kurşun bileşikleri
3- Üretim Yöntemini Değiştirme
Üretim yöntemlerinin sık sık değiştirilmesi, meslek hastalıklarını meydana getiren tehlikeleri kısmen veya tamamen
ortadan kaldırabilir. Genellikle, işyerindeki büyük değişikliklerde Maliyet Artışları dikkatle göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu konuda bazı örnekler:
1. Sis, buhar ve gazların meydana geldiği kimyasal reaksiyonlarda sıcaklık, basınç ve reaksiyon hızının kontrolü.
2. Kaynak ve lehim işleri yerine saç kesme ve perçinleme işlerinin yapılması.
3. El ile yapılan işlerin, yükleme makineları, araç gereçleri ile yapılması.
4- İşyeri Düzeni
İşyerinin düzenli olması, havanın toz veya dumanlarla kirlenmesini önleme bakımından hayati önem taşır. Tozların,
yeniden yayılmasını önleyecek şekilde etkili vakumlu temizleyicilerin bulunması ve herhangi bir temizleme işinin,
işyerinde çok az işçi bulunduğu sürelerde yapılması gerekir.
B) Kirli Havanın Dağılmasını Önleme
Hava kirlenmesinin meydana gelmesini önlemenin, olası veya pratik olmadığı durumlarda, meydana gelen toz, gaz,
buhar vb.'nin işyerine yayılmasını (dağılmasını) önlemek gerekir. .bu durumu başarmak için denenmiş 5 yol vardır.
1. Tehlikeli üretim yapılan işyerini - işi diğerlerinden ayırmak (tecrit etmek).
2. Tehlikeli üretim yapılan makine ve tesisatı tamamen kapalı duruma getirmek.
3. Islak (yaş) yöntem uygulamak.
4. Yerel (lokal, mevzii) olarak kirli havanın emilerek çalışma ortamından uzaklaştırılması.
5. İşçi eğitimi
1- Ayırmak (Tecrit Etmek)
Bütün tehlikeli işlemleri diğerlerinden ayrılmalı veya ayrı bir yerde toplanmalıdır. Böylece tüm çalışanlar yerine, sadece o
iş'de çalışan işçiler bu kirli havaya maruz kalmış olacaklardır. Bu durumda burada çalışan işçilere tehlikelerden koruyucu
uygun koruyucu donanım verilmiş olmalıdır.
Örnekler
1. Dökümhanelerde, dökümlerin temizlenmesi işlemleri, metal kaplama veya metalleri asitlerle temizleme tankları
(banyoları) ayrılmış (tecrit edilmiş) yerlerde bulunmalı ve buralara, görevli işçilerden başkaları girmemelidir.
2. Ayırmaya (tecrit etmeye) ek olarak, sınırlayıcı kuralların konulması ve kurşun tetra etil ve diğer benzer
maddelerin, seçilmiş ve eğitişmiş kişiler tarafından kullanılması sağlanmalıdır.
2- Kapalı Duruma Getirme
Bu, tecrit etmenin daha genel bir uygulama şeklidir.
1. Bu, daha çok parlayıcı ve patlayıcı maddelerin parlama ve patlamalarına karşı korunmada uygulanmaktadır.
2. Taşlama ve parlatma işlemlerinde, çok yararlı olan, kapalı bir sistemin uygulanması.
3- Islak (yaş) Yöntem Uygulamak
Bu, toz kontrolünde bilinen en eski bir yöntemdir. Delme ve bazı taşlama işlemlerinde, tozumanın, büyük ölçüde
azaltılmasında etkili bir yöntemdir.
Meydana gelen tozun, tamamen ıslanmış olmasına ve daha kuru iken yayılmamış olmasına dikkat edilmelidir.
4- Kirli Havanın Emilerek Çalışma Ortamından Uzaklaştırılması
Bu, endüstride işyeri havasını kirletmekten sakınmada kullanılan en önemli yöntemdir.
Bunun prensipleri ve uygun bir işyeri dizaynının önemi, genellikle anlaşılmamaktadır. Bu nedenle işyerlerindeki birçok
tesisat verimsiz veya yetersizdir.
69
Yerel (lokal, mevzii) havalandırmada iki büyük faktör etkilidir.
1. Hava akımı kontrolü
2. Uygun davlumbaz yapılması (kirlenen havanın dağılmadan toplanıp emilmesi için), bu konudaki sorunlar yeterli
ve teknik havalandırma ile çözümlenebilir. Başlıca, verimli bir kontrol, çalışma sırasında güvenilir bakım ile
sağlanabilir.
5- İşçi Eğitimi
Bu konuda işçi eğitimi çok önemli olup, işçinin anlayışlı olması ve işbirliği kurması, kontrol programını başarıya ulaştırır.
Tehlikeli hareketler, alışkanlıklar ve uygulamalar, planlanmış operasyon kontrol önlemlerini tamamen bozabilir. Hemen
hemen atmosfer kirlenmesini tamamen kontrol edecek bir ölçme ve değerlendirme yapılamamaktadır.
c- İşçileri Tehlikelerden Koruyun
Birçok durumda işçilerin maruziyetini azaltma, sağlık riski oluşturan tehlikeleri ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Bu
gibi durumlarda kontrol ve geliştirme için (kabul görmüş) iki genel yöntem vardır.
1. Genel Havalandırma
2. Solunum yolları koruyucu donanımlarını kullanma.
1- Genel Havalandırma
Yerel (lokal) olarak yapılan, kirli havanın vakum yolu ile dışarı atılmasında, bu durum ikinci derecede önemlidir.
Çoğu zaman genel havalandırmada meydana gelen bir hata sonucu, bunun yerine yerel olarak havanın vakum yolu ile
çalışma ortam atmosferinden uzaklaştırılması (atılması) uygulanır.
Genel havalandırmanın , etkili olmasını sınırlayan bir çok faktör vardır.
1. Kirli havanın toplam miktarı.
2. İşçilerin yakınında bulunan havayı kirleten kaynaklardaki kirlilik konsantrasyon derecesi.
Genel havalandırma, aşağıdaki durumlarda başarılı olarak kullanılabilir.
1. Üretimden dolayı hava kirlilik oranının düşük olduğu ve konsantrasyonunun (miktarının), çalışma ortam
atmosferi güvenlik sınırı içinde olduğu durumlarda.
2. Üretimden dolayı, hava kirlenmelerinin diğer bölgelere yayılmasının istenmediği veya bunun önemsiz olduğu
durumlarda.
2- Solunum yolları koruyucu donanımlarını (teçhizatlarını) kullanma.
Koruyucu solunum donanımlarını özel kullanım koşulları:
1. Duruma göre solunum yolları koruyucularının kullanılması için işçi ile anlaşma,
2. Dikkatli ve özel bağlantı,
3. Donanımın - teçhizatın temizliği ve bakımı için gerekli malzeme ve yer.
4. Donanımın özel kullanılması ve koruyuculuk sınırı hakkında öğretim.
5. Eğitimi, verimli ve akıllıca yapılacak kontrol.
Şimdi iş hijyeni'nin (endüstriyel hijyeni'nin) tanımını yapabiliriz:
"İşyerinde oluşan, hastalığa neden olan, sağlık ve iyilik halini bozan, işçiler ve toplumdaki bireyler arasında önemli ölçüde
huzursuzluk ve verimsizlik yaratan çevresel faktörleri (ortam koşullarını) ve stresleri gözlemleyen ( tanıyan )
değerlendiren ve kontrol altına alan bir teknik ve sosyal bilim ve sanattır."
Demek ki kişisel hijyen ile iş hijyenin kapsamı farklı imiş.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Yüz yüze / toplam ders
saati
Eğitici
15 / İşyeri Bina ve Eklentileri
Katılımcıların, işyeri bina ve eklentilerinde karşılaşılan sağlık ve güvenlik riskleri ile bu
riskler karşısında alınması gereken önlemleri öğrenmelerini sağlamaktır.
A Sınıfı
B Sınıfı
C Sınıfı
1/2
1/2
1/2
U-1, U-2, U-3, U-4*, U-6**
*Teknik
**Mühendis, mimar veya ilgili teknik öğretmen
İŞYERİ BİNA VE EKLENTİLERİ
Kapsam
(1) Bu Yönetmelik, 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamına giren bütün işyerlerini
kapsar.
(2) Bu Yönetmelik;
a) İşyeri dışında kullanılan taşıma araçlarında veya taşıma araçlarının içindeki işyerlerinde,
b) Yapı ve benzeri geçici veya hareketli iş alanlarında,
c) Maden, petrol ve gaz çıkarma işlerinde,
ç) Balıkçı teknelerinde,
d) Tarım veya orman işyerlerine ait işyeri bina ve eklentileri hariç, işyerinin sınırları içerisinde olmakla beraber işyeri bina
ve eklentilerinde çalışanları iş sağlığı ve güvenliği açısından etkilemeyecek uzaklıkta olan veya işyeri bina ve eklentileri
ile iş sağlığı ve güvenliği açısından etkileşim içerisinde olamayacak kadar uzak tarım ve orman alanlarında,
uygulanmaz.
70
Dayanak
İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik
(*17/07/2013 tarih ve 28710 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır)
(1) Bu Yönetmelik 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 30 uncu maddesine dayanılarak ve Avrupa
Birliğinin 30/11/1989 tarihli ve 89/654/EEC sayılı Konsey Direktifine paralel olarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
İşyeri bina ve eklentileri:
İşyerine bağlı çalışılan alanlar,
çalışanların girip çıkılabileceği bina, tesis vb. ile
dinlenme,
çocuk emzirme,
yemek, uyku, yıkanma,
muayene ve bakım,
beden ve mesleki eğitim yerleri ve avlu gibi diğer eklentileri,
İşveren, çalışanların sağlık ve güvenliğini korumak için;
a) Ek-1’de belirtilen asgari sağlık ve güvenlik şartlarını yerine getirir.
b) Acil çıkış yolları ve kapılarını her zaman kullanılabilir durumda tutar.
c) İşyeri bina ve eklentileri ile işyerinde bulunan, özellikle Ek-1’de belirtilen ekipman ve araç-gereçlerin düzenli olarak
teknik bakımlarını yapar, çalışanların sağlık ve güvenliklerini olumsuz etkileyebilecek aksaklıkları en kısa zamanda
giderir ve gerekli kayıtları tutar.
ç) İşyeri bina ve eklentileri ile ekipmanlarının, araç ve gereçlerinin, özellikle havalandırma sistemlerinin uygun
hijyen şartlarını sağlayacak şekilde düzenli olarak temizliğini yapar ve gerekli kayıtları tutar.
d) Risklerden kaynaklanan zararları önlemek veya ortadan kaldırmak amacıyla güvenlikle ilgili kullanılan, özellikle Ek1’de belirtilen ekipman ve araç-gereçlerin periyodik bakım ve kontrolünü yapar ve ilgili kayıtları tutar.
e) İşyeri bina ve eklentilerinde yeterli aydınlatma, havalandırma ve termal konfor şartlarını sağlar.
f) İşyerinin düzenini, sağlık ve güvenlik risklerine yol açmayacak ve çalışanların işlerini rahatça yapacakları şekilde
sağlar.
g) Acil durumları ve yangını önleyici ve bunların olumsuz sonuçlarını sınırlandırıcı gerekli tedbirleri alır, özellikle Ek1’de belirtilen ekipman ve araç-gereçlerin periyodik bakım ve kontrolünü yapar, gerekli kayıtlarını tutar.
ğ) Çalışanların barınma ihtiyacını karşılaması durumunda, barınma şartlarını çalışanların sağlığını ve güvenliğini
koruyacak şekilde düzenler.
(2) İşveren birinci fıkrada belirtilen hükümleri yerine getirmek üzere, ihtiyaç duyduğu hallerde, temizlik, periyodik bakım
ve kontroller için, yapılacak işe uygun kişi, kurum ve kuruluşlardan destek alabilir.
Çalışanların bilgilendirilmesi
İşveren, Kanunun 16 ncı maddesinde belirtilen hususlar saklı kalmak kaydı ile çalışanları ve çalışan temsilcilerini, bu
Yönetmelikte belirtilen konularda, işyerinde bulunan sağlık ve güvenlikle ilgili riskler ve alınan tedbirler hakkında
bilgilendirir.
Çalışanların görüşlerinin alınması ve katılımlarının sağlanması
İşveren, bu Yönetmelikte belirtilen konularda Kanunun 18 inci maddesine uygun olarak çalışanların veya çalışan
temsilcilerinin görüşlerini alır ve katılımlarını sağlar.
İŞYERİ BİNA VE EKLENTİLERİNDE UYGULANACAK ASGARİ SAĞLIK VE GÜVENLİK ŞARTLARI
Binaların yapısı ve dayanıklılığı
3-İşyeri binaları ile bunlara yapılacak her çeşit ek ve değişiklikler, yapılan işin özelliğine uygun nitelik ve yeterli
sağlamlıkta inşa edilir.
Binaların dayanımına ilişkin değerlendirmelerde 6/3/2007 tarihli ve 26454 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan
Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelikten ve TS 500 standardından yararlanılabilir.
- Elektrik tesisatı, yangın veya patlama tehlikesi oluşturmayacak şekilde projelendirilip tesis edilir ve çalışanlar
doğrudan veya dolaylı temas sonucu kaza riskine karşı korunur.
Elektrik Tesisatı
5 - Elektrik tesisatının projelendirilmesi, kurulması, malzemesinin ve koruyucu cihazlarının seçimi kullanılacak gerilime ve
ortam şartlarına uygun olarak yapılır ve bakımı, onarımı, kontrolü ve işletilmesi sağlanır. Bu kapsamda yapılacak
testlerde TS HD 60364-4-43 standardı göz önünde bulundurulur ve gerekli kayıtlar tutulur.
6 - Elektrik tesisinin kurulmasında 30/11/2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Kuvvetli Akım
Tesisleri Yönetmeliği, 4/11/1984 tarihli ve 18565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ile
21/8/2001 tarihli ve 24500 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği hükümleri
dikkate alınarak gerekli sağlık ve güvenlik tedbirleri alınır.
7 - Patlayıcı ortam oluşması muhtemel olan iş yerlerinde elektrik tesisleri 30/12/2006 tarihli ve 26392 4 üncü Mükerrer
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Muhtemel Patlayıcı Ortamda Kullanılan Teçhizat ve Koruyucu Sistemler İle İlgili
Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde kurulur.
8 - İşyerinin ana pano ve tali elektrik panolarında seçicilik ilkesine uygun kaçak akım rölesi (artık akım anahtarı)
tesis edilir.
9 - Parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı maddelerin üretildiği, işlendiği ve depolandığı yerlerde, yüksek bina ve bacalar
ile direk veya sivri çıkıntılar gibi yüksek yerler bulunan binalarda, yıldırıma karşı yürürlükteki mevzuatın öngördüğü
tedbirler alınır ve tesisler kurulur.
71
Acil çıkış yolları ve kapıları
10 - İşyerlerindeki bütün acil çıkış yolları ve kapılarının;
a) Doğrudan dışarıya veya güvenli bir alana açılması sağlanır ve önlerinde ya da arkalarında çıkışı önleyecek
hiçbir engel bulunmaz.
b) Herhangi bir tehlike durumunda, bütün çalışanların işyerini derhal ve güvenli bir şekilde terk etmelerini mümkün
kılacak şekilde tesisi sağlanır. Gerekli durumlarda bu konuyla ilgili planlar hazırlanarak düzenli tatbikatlar yapılır.
c) Sayısı, nitelikleri, boyutları ve yerleri; yapılan işin niteliğine, işyerinin büyüklüğüne, kullanım şekline, işyerinde
bulunan ekipmana ve bulunabilecek azami kişi sayısına göre belirlenir. 27/11/2007 tarihli ve 2007/12937 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olması
sağlanır.
ç) Acil çıkış kapılarının, acil durumlarda çalışanların hemen ve kolayca açabilecekleri şekilde olması sağlanır. Bu
kapılar dışarıya doğru açılır. Acil çıkış kapısı olarak raylı veya döner kapılar kullanılmaz.
d) Acil çıkış yolları ve kapıları ile buralara açılan yol ve kapılarda çıkışı zorlaştıracak hiçbir engel bulunmaması,
acil çıkış kapılarının kilitli veya bağlı olmaması sağlanır.
e) Acil çıkış yolları ve kapıları, 23/12/2003 tarihli ve 25325 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Güvenlik ve Sağlık
İşaretleri Yönetmeliğine uygun şekilde işaretlenir. İşaretlerin uygun yerlere konulması ve kalıcı olması sağlanır.
f) Aydınlatılması gereken acil çıkış yolları ve kapılarında, elektrik kesilmesi halinde yeterli aydınlatmayı
sağlayacak ayrı bir enerji kaynağına bağlı acil aydınlatma sistemi bulundurulur.
Yangınla mücadele
11 - İşyerinin büyüklüğüne, yapılan işin özelliğine, işyerinde bulunan ekipmanlara, kullanılan maddelerin fiziksel
ve kimyasal özelliklerine ve işyerinde bulunabilecek azami kişi sayısına göre, işyerinde etkili ve yeterli yangın söndürme
ekipmanı ile gerektiğinde yangın detektörleri ve alarm sistemleri bulundurulur.
12 - Yangın söndürme ekipmanları her zaman kullanıma hazır bulundurularak, bu ekipmanların mevzuatın
öngördüğü periyotlarda bakımı ve kontrolü yapılır. Yangın söndürme ekipmanları kolay kullanılır nitelikte olur, görünür ve
kolay erişilir yerlere konulur ve bu ekipmanların önlerinde engel bulundurulmaz.
13 - Yangın söndürme ekipmanı ve bulunduğu yerler Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliğine uygun şekilde
işaretlenir. İşaretler uygun yerlere konulur ve bu işaretlerin kalıcı ve görünür olması sağlanır.
14 - İşyerlerinde bağımsız kaçış, çıkış ve merdivenler ile yangınla ilgili bütün özel düzenlemelerin Binaların
Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olması esastır.
Kapalı işyerlerinin havalandırılması
15 - Kapalı işyerlerinde çalışanların ihtiyaç duyacakları yeterli temiz havanın bulunması sağlanır. Yeterli hava
hacminin tespitinde, çalışma yöntemi, çalışan sayısı ve çalışanların yaptıkları iş dikkate alınır.
16 - Çalışma ortamı havasını kirleterek çalışanların sağlığına zarar verebilecek atıkların ve artıkların derhal dışarı
atılması sağlanır. Boğucu, zehirli veya tahriş edici gaz ile toz, buğu, duman ve fena kokuları ortam dışına atacak şekil ve
nitelikte, genel havalandırma sisteminden ayrı olarak mekanik (cebri) havalandırma sistemi kurulur.
17 - Mekanik havalandırma sistemi kullanıldığında sistemin her zaman çalışır durumda olması sağlanır.
Havalandırma sisteminin çalışmaması, iş sağlığı ve güvenliği yönünden tehlikeli ise arızayı bildiren kontrol sistemi tesis
edilir. Mekanik ve genel havalandırma sistemlerinin bakım ve onarımları ile uygun filtre kullanım ve değişimleri yıllık
olarak yetkili kişilere yaptırılır.
18 - Pasif (suni) havalandırma sistemlerinde hava akımının, çalışanları rahatsız etmeyecek, çalışanların fiziksel
ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek, ani ve yüksek sıcaklık farkı oluşturmayacak şekilde olması sağlanır.
Ortam sıcaklığı
19 - İşyerlerinde termal konfor şartlarının çalışanları rahatsız etmeyecek, çalışanların fiziksel ve psikolojik
durumlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde olması esastır. Çalışılan ortamın sıcaklığının çalışma şekline ve çalışanların
harcadıkları güce uygun olması sağlanır. Dinlenme, bekleme, soyunma yerleri, duş ve tuvaletler, yemekhaneler, kantinler
ve ilk yardım odaları kullanım amaçlarına göre yeterli sıcaklıkta bulundurulur. Isıtma ve soğutma amacıyla kullanılan
araçlar, çalışanı rahatsız etmeyecek ve kaza riski oluşturmayacak şekilde yerleştirilir, bakım ve kontrolleri yapılır.
İşyerlerinde termal konfor şartlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesinde TS EN 27243 standardından yararlanılabilir.
20 - Yapılan işin niteliğine göre, sürekli olarak çok sıcak veya çok soğuk bir ortamda çalışılması ve bu durumun
değiştirilmemesi zorunlu olunan hallerde, çalışanları fazla sıcak veya soğuktan koruyucu tedbirler alınır.
21 - İşyerinin ve yapılan işin özelliğine göre pencerelerin ve çatı aydınlatmalarının, güneş ışığının olumsuz
etkilerini önleyecek şekilde olması sağlanır.
Aydınlatma
22 - İşyerlerinin gün ışığıyla yeter derecede aydınlatılmış olması esastır. İşin konusu veya işyerinin inşa tarzı
nedeniyle gün ışığından yeterince yararlanılamayan hallerde yahut gece çalışmalarında, suni ışıkla uygun ve yeterli
aydınlatma sağlanır. İşyerlerinin aydınlatmasında TS EN 12464-1: 2013; TS EN 12464-1.2011: 2012; standartları esas
alınır.
23 - Çalışma mahalleri ve geçiş yollarındaki aydınlatma sistemleri, çalışanlar için kaza riski oluşturmayacak türde
olur ve uygun şekilde yerleştirilir.
24 - Aydınlatma sisteminin devre dışı kalmasının çalışanlar için risk oluşturabileceği yerlerde yeterli aydınlatmayı
sağlayacak ayrı bir enerji kaynağına bağlı acil aydınlatma sistemi bulunur.
İşyeri tabanı, duvarları, tavanı ve çatısı
25 - İşyeri, çalışanların fiziksel faaliyetleri, yapılan işlerin niteliği ve termal konfor şartları dikkate alınarak uygun
bölümlere ayrılır.
26 - İşyerlerinde, taban döşeme ve kaplamalarının sağlam, kuru ve mümkün olduğu kadar düz, kaymaz ve seviye
farkı bulunmayacak bir şekilde olması sağlanır, buralarda tehlikeli eğimler, çukurlar ve engeller bulundurulmaz. Patlayıcı
ve tehlikeli maddelerin imal edildiği, işlendiği ve depolandığı işyeri binalarında taban, tavan, duvar ve çatıların Binaların
Yangından Korunması Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olması sağlanır.
27 - Taban ve asma kat döşemeleri, üzerine konulacak makine, araç-gereç ve benzeri malzeme ile buralarda
bulunabilecek çalışanların ağırlığına dayanabilecek şekilde yapılır.
72
28 - İşyerlerinde taban döşeme ve kaplamaları, tavan ve duvarlar uygun hijyenik şartları sağlayacak şekilde
temizlemeye elverişli ve sağlık ve güvenlik yönünden uygun malzemeden yapılır.
29 - İşyerlerinde bina, avlu, geçit ve ulaşım yollarında ve bunların civarında bulunan saydam veya yarı saydam
duvarlar ile özellikle camlı bölmeler, açık bir şekilde işaretlenir, ayrıca güvenli malzemeden yapılır veya çarpma ve
kırılmaya karşı korunur.
30 - İşyeri tavanının, yeterli hava hacmini ve havalandırmayı sağlayacak ve sağlık yönünden sakınca meydana
getirmeyecek yükseklikte olması esastır.
31 - İşyerlerinin çatıları dayanıklı malzemeden inşa edilir, mevsim şartları dikkate alınarak çalışanları dış
etkilerden tamamen koruyacak ve iş sağlığı ve güvenliği yönünden risk oluşturmayacak şekilde yapılır.
32 - Yeterli sağlamlıkta olmayan çatılara çıkılmasına ve buralarda çalışılmasına, güvenli çalışmayı temin
edecekekipman sağlanmadan izin verilmez.
Pencereler
33 - İşyerlerinde pencerelerin ve tavan pencerelerinin, güvenli bir şekilde açılır, kapanır ve ayarlanabilir olması
sağlanır. Pencereler açık olduklarında çalışanlar için herhangi bir tehlike oluşturmayacak şekilde yerleştirilir. Çalışanları,
pencere ve menfezlerden gelen güneş ışığının, ısısının ve hava akımlarının olumsuz etkilerinden koruyacak gerekli
tedbirler alınır.
34 - Pencerelerin güvenli bir şekilde temizlenebilir özellikte olması sağlanır. Ayrıca pencerelerin,
temizlikekipmanlarının kullanılmasına uygun olması sağlanır veya temizliğini yapanlar ile temizlik sırasında bina içinde ve
dışında bulunanlar için tehlike oluşturmayacak araç-gereçler seçilir.
Kapılar ve girişler
35 - Kapı ve girişlerde aşağıda belirtilen esaslara uyulur:
a) Kapı ve girişlerin yerlerinin, sayılarının, boyutlarının ve yapıldıkları malzemelerin, bulundukları oda ve alanların
yapısı ile kullanım amacına ve çalışanların rahatça girip çıkmalarına uygun olması sağlanır.
b) Her iki yöne açılabilen kapılar saydam malzemeden yapılır veya bu kapılarda karşı tarafın görünmesini
sağlayan saydam kısımlar bulunur.
c) Saydam veya yarı saydam kapıların yüzeyleri çalışanlar için tehlike oluşturmayan güvenli malzemeden yapılır
veya kırılmalara karşı korunur. Saydam kapıların üzeri kolayca görünür şekilde işaretlenir.
ç) Raylı kapılarda raydan çıkmayı ve devrilmeyi önleyici güvenlik sistemi bulunur.
d) Yukarı doğru açılan kapılarda aşağı düşmeyi önleyici güvenlik sistemi bulunur.
e) Kaçış yollarında bulunan kapılar, uygun şekilde işaretlenir. Bu kapılar yardım almaksızın her zaman ve her
durumda içeriden açılabilir özellikte olur.
f) Araçların kullanıldığı geçit ve kapılar yayaların geçişi için güvenli değilse bu mahallerde yayalar için ayrı geçiş
kapıları bulunur. Bu kapılar açıkça işaretlenir ve bu kapıların önlerinde hiçbir engel bulunmaz.
g) Mekanik kapıların çalışanlar için kaza riski taşımayacak şekilde çalışması sağlanır. Bu kapılarda kolay fark
edilebilir ve ulaşılabilir acil durdurma cihazları bulunması ve herhangi bir güç kesilmesinde otomatik olarak açılır
olmaması durumunda kapıların el ile de açılabilmesi sağlanır.
Ulaşım yolları - tehlikeli alanlar
36 - Merdiven, koridor, geçiş yolu, yükleme yeri ve rampa dâhil bütün yolların, yaya ve araçların güvenli
hareketlerini sağlayacak ve yakınlarında çalışanlara tehlike oluşturmayacak şekil ve boyutlarda olması sağlanır. İşyeri
içerisindeki erişim yollarının engebeli, çukur, kaygan olmaması sağlanır ve bakımları yapılır.
37 - İşyerinde yayalar tarafından veya malzeme taşımada kullanılan yolların, bulunabilecek azami kullanıcı
sayısına ve yapılan işin niteliğine uygun boyutlarda olması sağlanır ve bu yollar açıkça işaretlenir. Malzeme taşınan
yollarda yayalar için yeterli güvenlik mesafesi bırakılır.
38 - Araç geçiş yolları ile kapılar, yaya geçiş yolları, koridorlar ve merdivenler arasında yeterli mesafe bulunması
sağlanır. Çalışma mahallerinde yapılan iş, kullanılan makine ve malzeme göz önüne alınarak, çalışanların korunması
amacıyla araç geçiş yolları açıkça işaretlenir.
39 - Yapılan işin özelliği nedeniyle malzeme veya çalışanların düşme riski bulunan tehlikeli alanlara, görevli
olmayan kişilerin girmesi uygun araç ve gereçlerle engellenir. Tehlikeli alanlara girme yetkisi olan kişilerin korunması için
uygun tedbirler alınır, bu alanlar açıkça işaretlenir.
40 - Yüksek geçit, platform veya çalışma sahanlıklarının serbest bulunan bütün tarafları ile çalışanların yüksekten
düşme riskinin bulunduğu yerlere, düşmelere karşı uygun korkuluklar yapılır. Bu korkuluk ve ara elemanlarının
yükseklikleri, dayanımı ve açıklıkları çalışma alanının güvenliğini sağlayacak ve buralardan düşme riskini ortadan
kaldıracak nitelikte olur.
Merdivenler
41 - Merdivenlerin; işyerinin büyüklüğüne, yapılan işin özelliğine, işyerinde bulunabilecek azami kişi sayısına göre,
ateşe dayanıklı yanmaz malzemeden, sağlam, yeterli genişlik ve eğimde, etrafı düşmelere karşı uygun korkuluklarla
çevrili olması sağlanır. Merdivenler, ilgili mevzuatın öngördüğü hükümler esas alınarak sağlık ve güvenlik yönünden risk
oluşturmayacak şekilde yapılır.
Yürüyen merdivenler ve bantlar için özel tedbirler
42 - Yürüyen merdiven ve bantların güvenli bir şekilde çalışması ve gerekli güvenlik donanımlarının bulunması
sağlanır. Bunlarda kolay fark edilir ve kolay ulaşılır acil durdurma tertibatı bulundurulur.
Yükleme yerleri ve rampalar
43 - Yükleme yerleri ve rampalarının, taşınacak yükün boyutlarına uygun olması, çalışanların düşmesini
önleyecek şekilde güvenli olması, bu yerlerde en az bir çıkış yeri bulunması, belirli bir genişliğin üzerinde olan yükleme
yerlerinde teknik olarak mümkünse her iki uçta da çıkış yeri bulunması sağlanır.
Çalışma yeri boyutları ve hava hacmi - çalışma yerinde hareket serbestliği
44 - Çalışma yerinin taban alanının, yüksekliğinin ve hava hacminin, çalışanların sağlık ve güvenliklerini riske
atmadan işlerini yürütebilmeleri, rahat çalışmaları için, yeterli olması sağlanır. İşyerlerinin hava hacminin hesabı, makine,
malzeme ve benzeri tesislerin kapladığı hacimler de dâhil edilerek yapılır.
45 - Çalışanın işini yaptığı yerde rahat hareket edebilmesi için yeterli serbest alan bulunur. İşin özelliği nedeniyle
bu mümkün değilse çalışma yerinin yanında serbest hareket edeceği alan olması sağlanır.
Dinlenme yerleri
73
46 - Yapılan işin özelliği nedeniyle çalışanların sağlığı ve güvenliği açısından gerekli hallerde veya 10 ve daha
fazla çalışanın bulunduğu işyerlerinde, uygun bir dinlenme yeri sağlanır. İş aralarında uygun dinlenme imkânı bulunan
büro ve benzeri işlerde ayrıca dinlenme yeri aranmaz. İşyerlerinde daha uygun bir yer yoksa gerekli şartların sağlanması
şartıyla, yemek yeme yerleri dinlenme yeri olarak kullanılabilir.
47 - Çalışma süresi, işin gereği olarak sık ve düzenli aralıklarla kesiliyorsa ve ayrı bir dinlenme yeri yoksa
çalışanların sağlığı ve güvenliği açısından gerekli olan hallerde, bu aralarda çalışanların dinlenebileceği uygun yerler
sağlanır.
Yemek yeme yeri
48 - Yemeklerini işyerinde yemek durumunda olan çalışanlar için, rahat yemek yenebilecek nitelik ve genişlikte,
uygun termal konfor ve hijyen şartlarını haiz yeteri kadar ekipman ve araç-gereç ile donatılmış yemek yeme yeri sağlanır.
İşyerlerinde daha uygun bir yer yoksa gerekli şartların sağlanması şartıyla, dinlenme yerleri yemek yeme yeri olarak
kullanılabilir. İşveren, çalışanlarına belirtilen şartları taşımak kaydıyla işyeri dışında yemek imkânı sağlayabilir.
Gebe ve emziren kadınlar
49 - Gebe ve emziren kadınların uzanarak dinlenebilecekleri uygun şartlar sağlanır. 14/7/2004 tarihli ve 25522
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk
Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümleri de dikkate alınarak uygun şartlar sağlanır.
Soyunma yeri ve elbise dolabı
50 - İş elbisesi giyme zorunluluğu olan çalışanlar için, yeterli büyüklükte, uygun aydınlatma, havalandırma, termal
konfor ve hijyen şartlarını haiz, kadın ve erkek çalışanlar için ayrı ayrı soyunma yerleri sağlanır. Çalışanların soyunma
yerleri dışındaki yerlerde giysilerini değiştirmelerine izin verilmez. Soyunma yerlerinin kolayca ulaşılabilir ve yeterli
kapasitede olması ve buralarda yeterli sayıda oturma yeri bulunması sağlanır.
51 - Soyunma odalarında her çalışan için çalışma saatleri içinde giysilerini koyabilecekleri yeterli büyüklükte kilitli
dolaplar bulundurulur. Nemli, tozlu, kirli, tehlikeli maddeler ile çalışılan yerlerde ve benzeri işlerde iş elbiseleri ile harici
elbiselerin ayrı yerlerde saklanabilmesi için yan yana iki bölmeli veya iki ayrı elbise dolabı sağlanır. Soyunma yeri
gerekmeyen işyerlerinde çalışanların elbiselerini koyabilecekleri uygun bir yer ayrılır.
Duşlar ve lavabolar
52 - Yapılan işin veya sağlıkla ilgili nedenlerin gerektirmesi halinde veya çalışanların yıkanmalarının
temizlenmelerinin gerektiği her durumda, kadın ve erkek çalışanlar için ayrı ayrı sıcak ve soğuk akarsuyu bulunan uygun
yıkanma yerleri ve duşlar tesis edilir. Duşlar, çalışanların rahatça yıkanabilecekleri genişlikte, dışarıdan içerisi
görünmeyecek, uygun havalandırma, aydınlatma, termal konfor ve hijyen şartları sağlanacak şekilde yapılır.
53 - Duşlar ve lavaboların her zaman çalışanların kullanımına hazır halde olması sağlanır, buralarda gerekli
temizlik malzemeleri bulundurulur. Duş veya lavaboların soyunma yerlerinden ayrı yerlerde bulunması durumunda, duş
ve lavabolar ile soyunma yerleri arasında kolay bağlantı sağlanır.
54 - Duş tesisi gerektirmeyen işlerde, çalışma yerlerinin ve soyunma odalarının yakınında, gerekiyorsa akar sıcak
suyu da olan, lavabolar bulunur. Lavabolar erkek ve kadın çalışanlar için ayrı ayrı yapılır.
Tuvalet ve lavabolar
55 - Çalışma yerlerine, dinlenme odalarına, soyunma yerlerine, duş ve yıkanma yerlerine yakın yerlerde, kadın ve
erkek çalışanlar için ayrı ayrı olmak üzere, uygun havalandırma, aydınlatma, termal konfor ve hijyen şartları sağlanacak
nitelikte yeterli sayıda tuvalet, lavabolar tesis edilir. Tuvalet ve lavabolarda gerekli temizlik malzemeleri bulundurulur.
56 - Tuvalet ve lavabolar, insan ve çevre sağlığı yönünden risk oluşturmayacak şekilde su depolarına, su geçen
yerlere, gıda maddelerinin depolandığı veya işlendiği yerlere uzak şekilde yerleştirilir.
Atık sulara drenaj kanalı
57 - İşyerlerinde atık ve birikinti suların aktığı ve toplandığı yerler, özel veya genel bir kanalizasyona veya
fosseptiğe bağlanır ve uygun bir kapak ile örtülür, bu yerlerin çalışılan mahalden yeteri kadar uzakta bulunması sağlanır.
Atık su kanalizasyon kotunun kurtarmadığı durumlarda ise cebri olarak drenaj yapılarak taşmanın önlenmesi
sağlanmalıdır.
İlkyardım odaları
58 - İşyerinin büyüklüğü, yapılan işin niteliği ve kaza riskine göre, işyerinde bir ya da daha fazla ilk yardım ve acil
müdahale odası bulunması sağlanır.
59 - İlkyardım odaları yeterli ilk yardım malzemesi ve ekipmanı ile teçhiz edilir ve buralarda sedyeler kullanıma
hazır halde bulundurulur. Bu yerler, Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliğine uygun şekilde işaretlenir.
60 - Çalışma şartlarının gerektirdiği her yerde ilkyardım ekipmanları kolay erişilebilir yerlerde bulundurulur,
Güvenlik ve Sağlık İşaretleri Yönetmeliğine uygun şekilde işaretlenir. Acil servis adresleri ve telefon numaraları görünür
yerlerde bulundurulur.
Engelli çalışanlar
61 - Engelli çalışanların bulunduğu işyerlerinde bu çalışanların durumları dikkate alınarak gerekli düzenleme TS
9111- TS 12460 standartları göz önünde bulundurularak yapılır. Bu düzenleme özellikle engelli çalışanların doğrudan
çalıştığı yerlerde ve kullandıkları kapı, geçiş yeri, merdiven, servis araçları, duş, lavabo ve tuvaletlerde yapılır.
Açık alanlardaki çalışmalarda özel önlemler
62 - İşyerindeki açık çalışma yerleri, yollar ve çalışanların kullandığı diğer açık alanlar, yaya ve araç trafiğinin
güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayacak şekilde düzenlenir. İşyeri sahasındaki ana yollar, tamir, bakım, gözetim ve
denetim için kullanılan diğer yollar ile yükleme ve boşaltma yerlerinde, kapılar ve girişler, ulaşım yolları - tehlikeli alanlar,
merdivenler, yürüyen merdivenler ve bantlar için özel tedbirler başlıkları altında belirtilen hususlar uygulanır. Ulaşım
yolları - tehlikeli alanlar başlığı altında belirtilen hususlar aynı zamanda açık alanlardaki çalışma yerlerinde de uygulanır.
63 - Açık çalışma alanları gün ışığının yeterli olmadığı hallerde uygun şekilde aydınlatılır.
64 - Açık alanda yapılan çalışmalarda riskler değerlendirilerek çalışanlar özellikle;
a) Olumsuz hava şartlarına ve gerekli hallerde cisim düşmelerine,
b) Zararlı düzeyde gürültüden ve gaz, buhar, toz gibi zararlı dış etkilere,
c) Düşme ve kaymalara,
karşı korunur.
74
65- Açık alanda yapılan çalışmalarda çalışanların, herhangi bir tehlike durumunda işyerini hemen terk etmeleri
veya kısa sürede yardım alabilmeleri sağlanır.
Barınma yerleri
66 - Barınma, dinlenme ve sosyal amaçlı kullanılan tesisler, yanıcı olmayan ve kolay tutuşmayan malzemeden
inşa edilir. Barınma amacıyla çadır ve branda kullanılmaz. Barınma yerlerinin ısıtılmasında, duman, gaz ve yangın
tehlikesine karşı gerekli tedbirler alınır, mangal, maltız, açık ateş vb. kullanılmaz. Bu yerlerde uygun ve
yeterli hijyenikşartlar, aydınlatma, havalandırma ve termal konfor şartları sağlanır. Barınma yerlerinde yeterli sayıda
tuvalet, lavabo, duş yerleri bulunur. Bu yerlerde temizlik malzemeleri ile üst baş temizliği için gerekli araç-gereç ve
makineler sağlanır.
Çalışan konutları
67 - Çalışan konutları, sağlık gereklerine ve teknik şartlara uygun bir şekilde inşa edilir ve bu konutlarda bir
konutta bulunması gereken tesisat kurulur ve tertibat bulundurulur. Çalışan konutlarının, aileleri ile birlikte oturan
çalışanlar için ayrı ev veya apartman şeklinde olması sağlanır. Bekâr çalışanlara özgü binalarda, kadınlar ve 18 yaşından
küçük çocukların, erkeklerin bulunduğu kısım ile bağlantısı olmayan ve birbirinden ayrı özel kısımlarda yatırılmaları
sağlanır.
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TÜZÜĞÜ
Bakanlar Kurulu Kararının Tarihi : 4.12.1973, No: 7/7583
Dayandığı Kanunun Tarihi : 25.8.1971, No: 1475
Yayımlandığı R. Gazetenin Tarihi : 11.1.1974, No: 14765
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ TÜZÜĞÜNÜN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMASINA DAİR TÜZÜK TASARISI
TASLAĞI
MADDE 1 – 4/12/1973 tarih ve 7/7583 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan İşçi Sağlığı ve İş
Güvenliği Tüzüğü yürürlükten kaldırılmıştır.
Kaçış Yolları : Kaçış yolu; bir yapının herhangi bir noktasından yer seviyesine kadar olan devamlı ve engellenmemiş
yoldur.







Oda ve diğer bağımsız mekanlardan çıkışlar
Her kattaki koridor ve benzeri geçitler
Kat çıkışları
Zemin kata ulaşan merdivenler
Zemin kattan yapı son çıkışına götüren yollar
Asansörler kaçış yolu olarak kabul edilmezler.
Pencere ve parapet yüksekliği döşemeden en çok 120 cm yukarıda ve bina dışındaki güvenlik bölgesine açık, dış
zeminden en çok 3 m yükseklikteki, en az cam genişliği 90 cm ve yüksekliği 90 cm olan pencereler, zorunlu
hallerde aksi belirtilmemişse, kaçış yolu kabul edilebilirler.

Kaçış yollarının belirlenmesinde yapının kullanım sınıfı, kullanıcı yükü, kat alanı, çıkışa kadar alınacak yol ve
çıkışların kapasitesi esas alınacaktır.

Her katta, o katın kullanıcı yüküne ve en uzun kaçış uzaklığına göre çıkış imkanları sağlanacaktır.
Yangınla mücadele

İşçilerin, işyerinin herhangi bir kısmında, ateş ve dumana karşı korunmuş bir merdiven boşluğuna veya ateş kesici
bir duvarın kapısına ulaşabilecekleri uzaklık;



1-Çok tehlikeli yerlerde 15 m,
2-Tehlikeli ve az tehlikeli yerlerde 30 m’ yi geçmeyecektir.
Çıkış kapıları menteşeli olacak ve dışarıya açılacaktır.Bu kapıların kullanılmasında sakınca görüldüğü hallerde,
yatay sürgülü kapılar kullanılacaktır.

Çıkış kapıları arasındaki uzaklık 5 m’ den fazla ve kapı genişlikleri de 120 cm’ den az olmayacaktır.
Ortam sıcaklığı

Çalışılan ortamın sıcaklığı çalışma şekline ve çalışanların harcadıkları güce uygun olacaktır.

Kapalı işyerlerindeki sıcaklık ve nem derecesinin,yapılan işin niteliğine uygun olmakla beraber ılımlı bulunması
esastır.

Çok buğu husule gelen işyerlerinde sıcaklık derecesi15 santigrat dereceden az ve 30 santigrat dereceden yüksek
olmayacaktır.

Dinlenme yerleri, soyunma yerleri, duş ve tuvaletler, bekleme yerleri, yemekhaneler, kantinler ve ilk yardım odaları
kullanım amacına göre yeterli sıcaklıkta olacaktır.

İşyerinin ve yapılan işin özelliğine göre pencereler ve çatı aydınlatmaları, güneş ışığının olumsuz etkilerini
önleyecek şekilde olacaktır.
Aydınlatma

İşyerlerindeki avlular, açık alanlar, dış yollar, geçitler ve benzeri yerler, en az 20 lüks ile aydınlatılacaktır.

Kaba malzemelerin taşınması, aktarılması, depolanması ve benzeri kaba işlerin yapıldığı yerler ile iş geçit koridor
yol ve merdivenler, en az 50 lüks ile aydınlatılacaktır.

Kaba montaj, balyaların açılması, hububat öğütülmesi ve benzeri işlerin yapıldığı yerler ile kazan dairesi, makine
dairesi, insan ve yük asansör kabinleri malzeme stok ambarları, soyunma ve yıkanma yerleri, yemekhane ve
tuvaletler, en az 100lüks ile aydınlatılacaktır.

Normal montaj,kaba işler yapılan tezgahlar, konserve ve kutulama ve benzeri işlerin yapıldığı yerler,en az 200 lüks
ile aydınlatılacaktır.
75


Ayrıntıların,yakından seçilebilmesi gereken işlerin yapıldığı yerler, en az300 lüks ile aydınlatılacaktır.
Koyu renkli dokuma,büro ve benzeri sürekli dikkati gerektiren ince işlerin yapıldığı yerler,en az 500 lüks ile
aydınlatılacaktır.

Hassas işlerin sürekli olarak yapıldığı yerler en az 1000 lüks ile aydınlatılacaktır.
İşyeri tabanı, duvarları, tavanı ve çatısı

İşyerlerinde işçilerin daimi olarak çalıştırıldığı yerlerin tavan yüksekliği, en az 3 m olacaktır.

Tabana paralel olmayan tavanlarda bu yüksekliğin ortalaması 3 m olacak ve en alçak kısmı, varsa, kirişin alt
noktasından 240 cm’ den aşağı olmayacaktır.

İşyerlerindeki hava hacmi, makine, malzeme ve benzeri tesislerin kapladığı hacimler dahil olmak üzere, işçi başına
en az 10 metreküp olacaktır. Hava hacminin hesabında, tavan yüksekliğinin 4 metreden fazlası nazara alınmaz.

İşyerlerinin çatıları; ısı,rüzgar, yağmur, kar gibi dış etkilerden işçileri tamamen koruyacak şekilde dayanıklı ve
muhafazalı yapılmış olacaktır.

Çatının üzeri, yazın fazla ısı geçiren saç ve benzeri malzeme ile örtülü bulunduğu takdirde, ayrıca bir tavan
yapılması, bununla çatı arasında hava akımı sağlayacak menfezler bulunması gereklidir.

İşyerlerinin bulunduğu baraka, sayvan,sundurma ve benzeri yerlerin çatıları,ısı geçiren saç ve benzeri malzeme de
örtülmüş olduğu hallerde bu çatılar, en az 350 cm yükseklikte yapılmış olacaktır.
Pencereler

İşyerlerinde dışarıdan ışık almaya yarayan yan ve tepe pencereleri ile menfezlerin aydınlık veren yüzeyleri toplamı,
işyeri taban yüzeyinin en az 1/10 oranında olacaktır.

Dışarı ile doğrudan doğruya bağlantısı olmayan iç kapı,pencere ve menfezlerin dolaylı olarak aydınlık veren
yüzeyleri bu hesaba katılmaz.

Dış pencere ve menfezler işyerine ışığı, bol ve eşit olarak yayacak ve ihtiyaca göre kolayca açılıp kapanabilecek ve
temizlenebilecek şekilde yapılacaktır.

İşçilerin,pencere ve menfezlerden gelen güneş ışığına ve ısısına veya hava akımlarına karşı sağlıklarını koruyacak
şekilde, gereğine göre,perde,tente veya panjur konulması,yahut camların boyanması gibi tedbirler de alınacaktır.
Kapılar ve girişler

İşyerlerindeki kapıların yükseklik ve genişliği, oralarda çalışanların serbestçe girip, çıkmalarına elverişli ve dışarıdan
gelecek sıcak ve soğuk havadan veya zararlı koku gaz ve gürültüden işçileri koruyacak şekil ve nitelikte yapılmış
olacaktır.

Boşluğa açılan kapı ve diğer menfezlerin uygun koruyucuları veya korkulukları bulunacaktır.

İşyerlerinde ki geçitlerin genişliği, oradan geçecek işçilerin miktarına ve malzeme hareketine uygun olarak
ayarlanacak ve bu genişlik 120 cm’ den az olmayacaktır.
Merdivenler

Birden fazla katlı binalardaki işyerlerinde asansör tertibatı bulunsa da, katlar arasındaki inip – çıkmalar anlatacağım
özellikteki sabit merdivenlerle sağlanacaktır :

Merdivenlerin; ateşe dayanıklı taş, tuğla, betonarme, metal veya benzeri yanmaz maddelerden yapılmış olması
şarttır.

İşyeri merdivenlerinin mukavemet katsayısı 4 olacak ve metrekarede en az 500 kg yük taşıyacaktır.

Delikli veya ızgaralı merdiven ve sahanlıklardaki delikler ve ızgara aralıkları en çok 2 cm olacaktır.

Merdivenlerin genişliği, bakım işlerinde kullanılanlar dışında en az 110 cm olacak ve merdiven korkulukları da bu
genişlik içinde bulunacaktır.

Merdivenlerin eğimi, bakım işlerinde kullanılanlar dışında tabanla en az 20 ve en çok 45 derece olacaktır.

Tabandan 20 dereceden az eğimin bulunmasının zorunlu olduğu hallerde işyerinde, rampalar yapılacak ve 45
dereceden fazla diklik gereken zorunlu hallerde ise; korkuluklu servis merdivenleri şeklinde sabit merdivenler
kurulacaktır.
Tuvalet ve Lavabolar

Çalışma yerlerine, dinlenme odalarına, soyunma yerlerine, duş ve yıkanma yerlerine yakın yerlerde yeterli sayıda
tuvalet ve lavabo bulunacaktır.

Tuvalet ve lavabolar erkek ve kadın işçiler için ayrı ayrı olacaktır.

100 kişiye kadar işçi çalıştıran işyerlerinde ;
o 30 erkek işçi için, bir tuvalet ve pisuar,
o 25 kadın işçi için de en az bir tuvalet hesap edilecek,
o 100’ den sonrası için her 50 kişiye 1 tane hesabı ile tuvalet bulundurulacaktır.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
16 / Fiziksel Risk Etmenleri
Katılımcıların, işyerindeki sağlığı ve güvenliği olumsuz etkileyen fiziksel risk etmenleri
hakkında bilgi sahibi olmalarını ve bu etmenlere karşı alınması gereken iş sağlığı ve
güvenliği tedbirlerini öğrenmelerini sağlamaktır.
U-11*
* Fizik lisans mezunu ile endüstri, fizik, maden ve makine mühendisleri
GÜRÜLTÜ
GÜRÜLTÜ VE GÜRÜLTÜ KAYNAKLARI
Çağımızın en önemli endüstriyel ve çevre sorunlarından biri olarak karşımıza çıkan ve yeterli önlemler alınmadığı zaman
insanlara zarar veren fiziksel etkenlerden birisidir.
İnsanlar rahat edebilmek için gürültüsüz, sakin mekânları tercih ederler. Kent gürültüsünü artıran trafik, işyerlerinde
işitme kaybına, konuşma ve anlaşma zorluğuna sebep olan makine, tezgâh ve benzeri araç gereçlerin çıkardığı sesler
birer gürültü kaynağıdır. Bazı gürültüler insanların işitme sağlığını ve algılamasını olumsuz yönde etkilemekte, fizyolojik
ve psikolojik dengesini bozmakta, iş verimini azaltmaktadır.
76
GÜRÜLTÜNÜN TANIMI VE TÜRLERİ
Gürültü genel olarak, istenmeyen ve rahatsız eden sesler olarak tanımlanır. Endüstrideki gürültü ise; işyerlerinde
çalışanların üzerinde fizyolojik ve psikolojik etkiler bırakan ve iş verimini olumsuz yönde etkileyen sesler olarak
tanımlanabilir.
Gürültüyü meydana getiren sesi, fiziksel olarak tanımlamak gerekirse; Ses, maddeden oluşan bir ortamda (katı, sıvı ve
gaz) moleküllerin sıkışıp genleşmesinden meydana gelen ve madde içinde yayılabilen bir titreşim olayıdır, bir enerji
biçimidir. Ses, titreşen bir maddenin, bu titreşimlerinin maddenin içinde bulunduğu ortam molekülleri tarafından kulağa
kadar gelen ve kulak tarafından algılanan bir olgudur.
Diyapazonun kollarından birine vurulduğunda, diyapazon titreşir ve bir ses çıkarır. Diyapazonun çıkardığı ses, saf ses
olarak bilinir, yani sıkışma ve gevşemeler diyapazonda düzgün aralıklarladır. Diyapazonda oluşan ses düzgün bir
sinüzoidal eğri oluşturur. Diyapazonun kollarından birine vurulduğunda, diyapazonun titreşmesi şeklinde bozulan denge
durumunun tekrar eski denge durumuna gelmesi bir titreşim (tek gidiş geliş olarak), art arda gelen iki sıkışma veya iki
genleşme arasındaki uzaklığa dalga boyu ( ) denir. Dalga boyu uzunluk birimleri ile ifade edilir, santimetre gibi. Bir dalga
boyu için geçen zamana periyot (T) denir, birimi saniyedir. Saniyedeki titreşim sayısına ise frekans (f) denir, birimi; 1/sn.
veya Hertz (Hz.)’dir. Frekansla periyodun çarpımı daima sabit olup bire eşittir. (fxT = 1). Frekansla dalga boyunun
çarpımı ise, sesin hızını verir (V = fx). Sesi tanımak için frekansla dalga boyunun bilinmesi yeterli olmadığından, başka
özelliklerinin de bilinmesi gereklidir.
Bu defa, diyapazona bir kere kuvvetli, bir kere de yavaş vuralım. Bu iki vuruş nedeniyle, diyapazonun hava
moleküllerinde meydana getirdiği sıkışma ve genleşmeler farklı olduğundan, duyduğumuz sesler de farklıdır.
Atmosferin, basınç ile sıkışma ve genleşme arasındaki basınç farkına ses basıncı denir. Bilindiği gibi basınç
birimlerinden biriside bar’dır. Bar, bir santimetrekareye 106 dyn’lik bir kuvvetin etkisiyle meydana gelen basınçtır. Ses
basıncı çok küçük olduğundan daha çok Bar'ın milyonda biri olan mikrobar ile ifade edilir.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda, bir başka ifade ile gürültüden ileri gelen işitme kaybında, gürültüyü meydana
getiren sesin basıncını ve frekansını belirlemek yeterlidir.
Fakat ses basıncı sesi duyan kişinin, ses kaynağına olan yakınlığı ve uzaklığına bağlı olduğundan, sesin gücünün de
hesaba katılması gereklidir. Bir ses kaynağının yaydığı ses enerjisinin gücüne ses gücü (veya akustik güç) adı verilir.
Ses gücü; ses kaynağından bir metre uzaklıktaki sesin basıncı olarak bilinir. Bu gücün düzeyine ise ses gücü düzeyi (Lw)
-12
adı verilir. Referans ses gücü olarak W o=10 W (Watt) kullanılır. Yukarıdaki tanıma göre, ses gücü W olan bir kaynağın
ses gücü düzeyi Lw ,
W
Lw = 10 Log ———
-12
10
eşitliğinden hesaplanabilir.
Birim alandaki ses gücüne sesin yoğunluğu, bu yoğunluk düzeylerine de sesin şiddeti denir. Ayrıca, kulağımız aynı
şiddetteki iki sesi tiz ve bas sesler diye ayırt edebilir. Sesin bu özelliğine sesin yüksekliği denir.
Sesi meydana getiren titreşimin frekans, bir başka ifade ile sesin frekansı arttıkça (yükseldikçe) ses tizleşir, frekans
düştükçe ses pesleşir.
Gürültüyü meydana getiren sesleri üç türde tanımlamak mümkündür. Subsonik sesler, işitilebilen sesler ve ultrasonik
sesler.
Subsonik sesler; frekansı 20 Hz.'den düşük olan sesler,
İşitilebilen sesler; yaklaşık olarak, frekansı 20 Hz. ile 20 kHz. arasında olan sesler ve
Ultrasonik sesler; frekansı 20 kHz.'den daha yüksek olan seslerdir.
Titreşen her cisim bir ses kaynağıdır. Endüstride gürültü kaynakları; vurucu tipten dövme, perçinleme, çakma makineleri
ile kesici, ezici ve biçim verici makineler; pompaların, kompresörlerin, türbinlerin, vantilatörlerin, jet motorlarının ve
vanaların sıvı ve gaz itici etkileri; fırın ve motorların ateşleme gürültüleri; transformatör ve dinamoların yarattığı manyetik
sesler; çevirici dişli, motor ve makinelerden gelen titreşim ve sürtünme sesleridir.
GÜRÜLTÜNÜN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
FİZYOLOJİK ETKİLER
Geçici veya sürekli işitme bozuklukları, kan basıncının artması, dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma, kalp
atışlarında yavaşlama ve ani refleksler.
PSİKOLOJİK ETKİLER
Davranış bozuklukları, aşırı sinirlilik ve stresler,
PERFORMANS ETKİLERİ
İş veriminin düşmesi, konsantrasyon bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması. Gürültüye maruz kalma süresi ve gürültünün
şiddeti, insana vereceği zararı etkiler. Endüstri alanında yapılan araştırmalar göstermiştir ki; işyeri gürültüsü
azaltıldığında işin zorluğu azalmakta aynı zamanda iş kazaları da azalmaktadır, buna karşın iş verimi ve iş kalitesi ise
yükselmektedir.
Endüstride, meslek hastalıklarının %10'u, gürültü sonucu meydana gelen işitme kayıpları oluşturmaktadır. Meslek
hastalıklarının pek çoğu tedavi edilebildiği halde, gürültüden ileri gelen akustik işitme kayıplarının tedavisi
yapılamamaktadır.
77
a)
b)
c)
d)
e)
Gürültülü ortamlarda kalan veya yaşayan insanlarda
Konsantrasyon, dikkat ve reaksiyon kapasitesi zayıflar,
Yorgunluk, uyku bozuklukları, geç uyuma,
Merkezi sinir sistemi bozuklukları, baş ağrıları ve stresler,
Metabolik ve hormonal bozukluklar görülebilir ve
Performansta gerilemeye, dolayısı ile iş veriminde azalmaya sebep olabilir.
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Birden bire şiddetli bir gürültünün etkisinde kalındığında
Kan basıncı (tansiyon) yükselmesi,
Kardiyovasküler (dolaşım) bozukluğu,
Solunum hızı değişmesi,
Terlemenin artması ve
Stresler görülebilir,
Performansta gerilemeye, dolayısı ile iş veriminde azalmaya sebep olabilir.
1.
2.
3.
4.
5.
Gürültü ayrıca
Konuşurken bağırma,
Sinirli olma hali,
Karşılıklı anlaşma zorluğu,
Kişiler arasındaki ilişkilerde olumsuzluklar ve
İş kazalarının artmasında etkin rol oynar.






İŞİTME KAYBI
Gürültüden ileri gelen işitme kayıplarına birden çok etki eden faktörler vardır. Bu faktörler sırası ile;
Gürültüyü meydana getiren sesin şiddeti,
Gürültüyü meydana getiren sesin frekans dağılımı,
Gürültüden etkilenme süresi,
Gürültüye karşı kişisel duyarlılık,
Gürültüye maruz kalan kişinin yaşı,
Gürültüye maruz kalan kişinin cinsiyetidir.
Gürültüyü meydana getiren sesin şiddeti önemli olmakla birlikte, hiçbir zaman tek başına esas ölçü değildir. Sesin
duyma ile olan ilişkisinde, sesin şiddetini göz önüne alarak biraz daha inceleyelim.
Sağlıklı bir insan kulağı, ses basıncı cinsinden, 20 µPa ile 200 Pa arasında bulunan ses şiddetlerine duyarlıdır. Kulak bu
geniş aralıkta rahatça duyar. 20 µPa şiddetindeki sese işitme eşiği, 200 Pa şiddetindeki sese de ağrı eşiği denir. Duyma
7
aralığı 10 basamaklı sayısal bir skala içerir.
Bu çok geniş sayısal aralıktaki ses basıncını daha dar aralıktaki sayısal bir ifade ile tanımlamak için desibel birimi
kullanılır. Pratikte gürültü düzeyi (Lp = Ses Basınç Düzeyi) ölçü birimi desibeldir. Desibel bir kazanç birimi (bir fizik
terimi) olup, logaritmik bir ifadedir.
2
P
P
Lp = 10 Log ——— = 20 Log ———
2
Po
Po
Bu ifadede Po sağlıklı genç bir kulağın duyabildiği en düşük ses basıncı olan 20 µPa dır. Logaritmik ifadenin bir sonucu
olarak, 20 µPa 0 (sıfır) dB'e; 200 Pa da 140 dB'e karşıt gelir. Bu nedenle desibel cinsinden 0 (sıfır) dB'e işitme eşiği,
140 dB'e de ağrı eşiği denir. Her üç desibellik artış sesin gücünü ikiye katlar, her on desibellik artış ise sesin gücünü on
kat artırır. Ses şiddeti uzaklığın karesi ile orantılı olarak düşer. Uzaklık iki katına çıkarsa ses şiddeti 6 dB azalır.
Gürültü Düzeyi
0 dB
Yer ve konum
İşitme eşiği
20
"
Sessiz bir orman
30
"
Fısıltı ile konuşma
40
"
Sessiz bir oda
50
"
Şehirde bir büro
60
"
Karşılıklı konuşma
70
"
Dikey matkap
80
"
Yüksek sesle konuşma
90
"
Kuvvetlice bağırma
100
"
Dokuma salonları
110
"
Havalı çekiç, ağaç işleri
120
"
Bilyeli değirmen
130
"
Uçakların yanı
160
"
Ağrı eşiği
78
Genç ve sağlıklı bir insan kulağı, frekansı 20-20000 Hz arasındaki seslere duyarlıdır. Bu duyarlılık, yarasada 60000 Hz
yunus balığında 140000 Hz’dir. İnsan sesleri normal şartlarda 500-1500 Hz. civarındadır. Ancak, bazı literatürde bu
Aralık 175–7000 Hz olarak verilebilmektedir.
Gürültüden etkilenme süresi oldukça önemli bir faktördür. Uzun süre şiddetli bir gürültünün etkisinde kalan kişinin büyük
ölçüde işitme kaybına uğraması muhtemeldir.
Gürültüden etkilenme, kişiden kişiye çok farklı sonuçlar gösterir. İç kulağın fonksiyonu bakımından durumu, evvelce
geçirilen veya halen mevcut olan hastalıklar, kişilerin duyarlılığında önemli faktördür. Ancak, işitme kaybının tespitinde bu
faktör dikkate alınmaz.
Gürültüden etkilenmede, yaş da önemli bir faktördür. Özellikle işitme kaybının tespiti için yaşın dikkate alınması şarttır.
İşitme kaybının tespitinde 40 yaşından sonra her bir yıl için 0,5 dB(A) işitme kaybı olarak dikkate alınır.
Gürültüden etkilenmede, cinsiyet de ayrı bir faktördür. Ancak, işitme kaybının tespitinde bu faktör dikkate alınmaz.
Erkekler kadınlara göre gürültüden daha fazla etkilenirler.
•
•
•
•
İŞİTME KAYBI ÇEŞİTLERİ
İLETİM TİPİ İŞİTME KAYBI
Dış ve orta kulakta oluşan işitme kaybı tipidir. Ses şiddeti, dış ve orta kulaktan geçerken bir kayba uğrar ve iç kulağa
aynen iletilmez. Bu işitme kaybı tipi, ani yüksek bir patlamanın dış kulak zarını zedelemesi sonucunda görülür. Aynı ses
orta kulaktaki kemikçiklerde de düzensizlikler oluşturabilir.
ALGI TİPİ İŞİTME KAYBI
Bu işitme kaybı tipi, iç kulakta görülen bir işitme kaybıdır. İç kulaktaki kokleada bulunan sıvının veya liflerin bozulması ile
duyma sinirlerinin çalışmamasıdır. Bu işitme kaybı tipi daha çok, yüksek şiddette ve yüksek frekanslı seslerin oluşturduğu
işitme kaybıdır.
Endüstride, yüksek gürültüye bir süre maruz kalan kişilerde geçici algı tipi bir işitme kaybı görülebilir. Bu
etkilenme uzun süre olursa, işitme kaybı devamlı (kalıcı) olur ve kulak kaybettiği yeteneğini artık geri kazanamaz.
GÜRÜLTÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİ
Endüstride, yüksek gürültünün, işçilerde meydana getirdiği işitme kayıpları bir meslek hastalığıdır. Meslek hastalığı 506
sayılı Kanunun 11. maddesinde şöyle tanımlanır.
Meslek hastalığı: “Sigortalının çalıştırıldığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları
yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir."
Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların, işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra
meydana gelmesi halinde sigortalının mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceği Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri
Tüzüğü'ne ekli listede belirtilmiştir.
Meslek hastalıkları listesinde bu hastalıklar 5 grup altında toplanmıştır;
A. Kimyasal maddelerle ortaya çıkan meslek hastalıkları,
B. Mesleki cilt hastalıkları,
C. Pnömokonyozlar ve diğer solunum sistemi hastalıkları,
D. Mesleki bulaşıcı hastalıklar,
E. Fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları.
Endüstride, gürültünün sebep olduğu işitme kayıpları da, fizik etkenlerle olan meslek hastalıkları grubuna giren bir
meslek hastalığıdır.
Sosyal Sigorta Sağlık işlemleri Tüzüğü ekindeki meslek hastalıkları listesinde; "Gürültü zararlarının meslek hastalığı
sayılabilmesi için gürültülü işte en az iki yıl, gürültü şiddeti sürekli olarak 85 dB.'lin üstünde olan işlerde en az 30
gün çalışılmış olmak gereklidir." denilmektedir. Gürültü için yükümlük süresi de 6 ay olarak belirtilmiştir.
•
•
1.
2.
3.
4.
Endüstride gürültü en iyi şekilde, ölçülerek değerlendirilmelidir. Bir işyerinde, gürültü düzeyi ölçmeleri, gürültü ölçme
cihazları ile yapılır. Gürültü ölçme cihazları, anlık gürültü ölçme cihazları, ortam dozimetreleri ve kişisel dozimetreler
şeklinde düzenlenmiştir.
Bir işyerinde, sekiz saatlik çalışma süresince toplam gürültü düzeyi ölçülmeli ve iyi bir frekans analizi yapılmalıdır.
Ayrıca, işyerinde çalışan işçilere, kişisel dozimetreler takılarak, kişilerin maruz kaldığı toplam gürültü düzeyleri
belirlenmelidir.
İşitme kayıpları göz önüne alınarak, gürültü ölçmeleri yapılacaksa, gürültü ölçme cihazları dB(A)'ya kalibre edilmelidir.
Bu ölçme için gürültü ölçme cihazlarında bulunan (A) konumunda ölçme yapmak gerekir. Gürültü yönetmeliğine göre
yapılan değerlendirmede Ppeak değerlerin ölçülmesi içinde, gürültü ölçme cihazının (C) konumu kullanılmalıdır. Gürültü
ölçme cihazında dB(A) değeri, insan kulağının duyma eğrisine en yakın olan değerleri ifade eder.
İnsan kulağı, sesleri özellikle düşük frekanslarda ve yüksek frekanslarda belli kayıplarla duyar. Ses ölçme cihazlarında A,
B, C ve Lineer ölçme konumları vardır.
Bunlardan (A) skalası insan kulağının duyma eğrisine göre kalibre edilmiştir. Bir başka ifade ile (A) skalasındaki
ölçme, insan kulağının duyduğu değerdir. B skalası, telefon şirketleri tarafından kullanılan, C sıkalası ise tüm
seslerin ölçmesinde kullanılan bir skaladır. Ayrıca, cihazlarda bulunan lineer skalası da, frekans analizi yapılmak
istendiğinde kullanılan skaladır.
GÜRÜLTÜYE KARŞI ALINACAK ÖNLEMLER
TEKNİK KORUNMA
Gürültü kaynağında alınması gereken önlemler,
Kullanılan makinelerin, gürültü düzeyi düşük makineler ile değiştirilmesi,
Gürültülü yapılması gereken işlemin, daha az gürültü gerektiren işlemle değiştirilmesi,
Gürültü kaynağının ayrı bir bölmeye alınması.
79
a.
b.
c.
d.
e.
5.
1.
2.
3.
4.
Gürültülü ortamda alınması gereken önlemler;
Makinelerin yerleştirildiği zeminde, gürültüye ve titreşime karşı yeterli önlemleri almak,
Gürültü kaynağı ile gürültüye maruz kalan kişi arasına gürültüyü önleyici engel koymak,
Gürültü kaynağı ile gürültüye maruz kalan kişi arasındaki uzaklığı artırmak,
Sesin geçebileceği ve yansıyabileceği duvar, tavan, taban gibi yerleri ses emici malzeme ile kaplamak.
Gürültünün etkisinde bulunan kişide alınması gereken önlemler;
Gürültüye maruz kalan kişinin, sese karşı iyi izole edilmiş bir bölme içine alınması,
Gürültülü ortamdaki çalışma süresinin kısaltılması,
Gürültüye karşı etkin kişisel koruyucular kullanmak.
Kulak koruyucularının gürültü engelleme değerleri;
Cinsi
Pamuk
Parafinli pamuk
Cam pamuğu
Kulak tıkacı
Kulaklık
•
1.
2.
•
Azaltma derecesi
: 5 - 16 dB
: 20 - 35 dB
: 7,5 - 32 dB
: 20 - 45 dB
: 12 - 48 dB
TIBBİ KORUNMA
Gürültülü işlerde çalışacakların, işe girişlerinde odyogramları alınmalı ve sağlıklı olanlar çalıştırılmalıdır. İş kazalarına
karşı, kesin denilebilecek, yeteri kadar önlem alınabiliniyorsa, gürültülü işlerde doğuştan sağır ve dilsizlerin çalıştırılması
da düşünülebilir.
Gürültülü işlerde çalışanlarda, gürültü şiddeti ve gürültüden etkilenmeler dikkate alınarak uygun aralıklarla kulak
odyogramları alınmalı ve işitme kaybı görülenlerde gerekli tedbirler alınmalıdır.
GÜRÜLTÜ DENETİM YÖNTEMLERİ VE YASAL DÜZENLEMELER
Gürültü denetimi öncelikle işyerindeki gürültü şiddetinin iyi bilinmesi ile başlar. İşverenler, işyerindeki gürültü şiddetinin ne
olduğunu, bu gürültü düzeyinde işyerinde çalışan işçisinde ne gibi sorunlar olacağını ve sorunlardan kendisinin, ne denli
etkileneceğini iyi bilmesi gerekir. Gürültüye karşı yeterli önlemi almayan işveren, işçisinde meydana gelecek meslek
hastalığından sorumlu olacak ve tazminat ödemek zorunda kalacaktır.
Aynı şekilde, işyerindeki gürültünün olumsuz etkilerinden, çalışan işçilerin kendilerinin nasıl etkileneceklerini, fizyolojik ve
psikolojik neticeleri hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmaları, işyerindeki gürültü denetim yöntemlerinin iyi çalışmasını
sağlayacaktır.
Bilindiği gibi, ülkemizde işyerlerinin sağlık ve güvenlik şartları yönünden denetimi, başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı olmak üzere, Sağlık Bakanlığı ile yerel idareler (Belediyeler) tarafından yapılmaktadır.
Bu kuruluşlardan, şüphesiz en etkin ve en yaygın denetim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
yapılmaktadır.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı'na bağlı iş Müfettişleri (Teknik) marifeti ile
işyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği yönünden, özellikle işyerlerinin fiziksel ve kimyasal şartları açısından yapılan
denetimlerin sağlıklı ve bilimsel olduğu söylenemez. Çünkü iş Müfettişleri (Teknik) denetimlerini beş duyuları ile
yaparlar. Oysa işyerinin fiziksel ve kimyasal şartlarının bilinmesinin en iyi yöntemi ölçme ve değerlendirmedir.
İşyerlerindeki gürültünün denetimi ile ilgili olarak, işçi Sağlığı ve iş Güvenliği Tüzüğü Madde: 22'de "Ağır ve Tehlikeli
işlerin yapılmadığı yerlerde, gürültü derecesi 80 desibeli geçmeyecektir. Daha çok gürültülü çalışmayı gerektiren işlerin
yapıldığı yerlerde, gürültü derecesi en çok 95 desibel olabilir. Ancak, bu durumda işçilere başlık, kulaklık veya kulak
tıkaçları gibi uygun koruyucu araç ve gereçler verilecektir." denilmektedir. Aynı Tüzüğün 78 inci maddesinde ise; "
Gürültünün zararlı etkilerinden korunmak için aşağıdaki tedbirler alınacaktır;
1.
2.
3.
İşyerinde gürültü çıkaran makinelerin monte edilmeleri sırasında, işyeri tabanı, titreşimi ve sesi azaltacak malzeme ve
sistemle yapılacaktır.
Gürültülü işyerlerinin duvarları, sesin yansımasını önleyecek malzeme ile kaplanacak ve binalar, çift kapılı, çift pencereli
inşa edilecektir. Duvarlar ses geçirmeyen malzeme ile yapılacaktır.
Gürültünün azaltılamadığı hallerde, bu Tüzüğün 22’nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Gürültülü işlerde çalışacak işçilerin, işe alınırken genel sağlık muayeneleri yapılacak, özellikle duyma durumu ve
derecesi ölçülerek, kulak ve sinir sistemi hastalığı olanlar ile bu sistemde arızası bulunanlar ve hipertansiyonlular, bu
işlere alınmayacaklardır. Ancak doğuştan sağır ve dilsiz olanlar, bu işlere alınabileceklerdir.
Gürültülü işlerde çalışan işçilerin, periyodik olarak, genel sağlık muayeneleri yapılacaktır. Duyma durumunda azalma ve
herhangi bir bozukluk görülenler, kulak ve sinir hastalığı bulunanlar ve hipertansiyonlu olanlar, çalıştıkları işten
ayrılacaklar kontrol ve tedavi altına alınacaklardır." denilmektedir.
Ayrıca, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedi buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında
Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (u) bendinde “Gürültü düzeyi 85 dB(A)’yı aşan işler”de günde en fazla yedi buçuk saat
çalışılabileceği belirtilmiştir.
Henüz yürürlükte olmamakla birlikte, 23.12.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek olan Gürültü Yönetmeliği’nin 5 inci
maddesinde belirtilen, Maruziyet Sınır Değerleri ve Maruziyet Etkin Değerleri dikkate alınarak, bu yönetmeliğin üçüncü ve
dördüncü bölümlerinde yer alan 6’cı 7’ci ve 14’cü maddeleri mutlaka uygulanmalıdır.
80
•
•
GÜRÜLTÜ ÖLÇMELERİ
Gürültü ölçmeleri; kaynağında, ortamda ve çalışanın kulak seviyesinde olmak üzere gürültü ölçme ekipmanları ile yapılır.
Bir işyerinde, gürültü ölçmeden önce ne için gürültü ölçmesi yapılacağı sorusuna verilecek cevap doğrultusunda bir plan
ve program yapılır. Yapılan bu plan ve program doğrultusunda da gürültü ölçmeleri yapılır ve değerlendirilir.
KAYNAĞINDA YAPILAN GÜRÜLTÜ ÖLÇMELERİ
Yapılan plan ve programda hedef işyerinde çalışanların sağlık ve güvenliği olmalıdır. Bu hedef doğrultusunda, işyerindeki
her bir gürültü kaynağının gürültü düzeyi ölçülmelidir. Bu ölçmeler gürültü kaynağının bir metre uzağında ve çalışanların
kulak seviyelerine eşdeğer noktalarda yapılmalıdır. Bu ölçmeler, gürültü kaynağının çıkardığı gürültünün sürekli ve
değişken oluşuna göre; anlık ölçüm yapabilen gürültü ölçme aygıtı veya ortam dozimetreleri ile yapılabilir. Yine bu
ölçümler, gürültü kaynaklarının tek tek çıkardıkları gürültüler veya tümünün çıkardığı gürültüler şeklinde ölçmeler
yapılabilir.
Ayrıca, gürültülü ortamlarda gürültünün zararlı etkilerine karşı alınacak önlemlerde kullanılmak üzere, çalışma
bölgelerinin gürültü haritalarının çıkartılmasında da yarar vardır.
Bilindiği gibi, gürültü düzeyi desibel olarak ölçülmekte ve tüm değerlendirmeler de bu birimle yapılmaktadır. Desibelin
logaritmik bir ifade olduğunu belirtmiştik. Bu nedenle her bir kaynakta ölçülecek gürültü düzeyi, kaynakların birlikte
çıkardıkları gürültünün değeri için basit aritmetik toplama ile belirlenmez.
Örneğin: Tek tek çıkardıkları gürültü düzeyleri aynı olan, iki gürültü kaynağının, aynı anda çıkardıkları gürültü;
100 dB + 100 dB = 200 dB değil, 100 dB + 100 dB = 103 dB şeklindedir.
•
•
Aşağıdaki çizelgeden; iki gürültü kaynağının tek tek çıkardıkları ses düzeyleri biliniyorsa, her ikisinin aynı anda (birlikte)
çıkardıkları gürültü düzeyini bulmak için ses düzeyleri arasındaki farka karşıt gelen değer yüksek düzeydeki ses düzeyine
eklenerek bulunabilir.
Örneğin: İki ses kaynağından birisinin ses düzeyi 90 dB olsun, diğerinin ise 85 dB olsun, ikisi arasındaki fark (90–85=5)
5dB olur. 5dB’e karşıt gelen miktar 1,2dB’dir. Bu durumda iki ses kaynağı aynı anda çalıştığında bu kaynaklara her
ikisine bir metre uzaklıktaki bir noktada ses düzeyi 91,2 dB olacaktır.
İŞİTME KAYBI DEĞERLERİNİN GRAFİKLERLE İNCELENMESİ
İşitme kaybına etki eden faktörlerden sesin frekansı, sesin şiddeti ve maruz kalınan süreye bağlı olarak işitme
kaybı değerlerinin grafiklerle incelenmesi, gürültüden ileri gelen işitme kaybı miktarlarını (dB olarak), işitme kaybına
etki eden faktörlerden, gürültünün frekansına, gürültüye maruz kalınan süreye ve gürültü şiddetine bağlı olarak incelenir.
GÜNLÜK GÜRÜLTÜ MARUZİYET DÜZEYLERİ
Gürültü Yönetmeliğin uygulanması bakımından, günlük gürültü maruziyet düzeyleri; günlük gürültü maruziyet
düzeyi (LEX,8h)(dB(A) re.20 µPa); Sekiz saatlik iş günü için, anlık darbeli gürültünün de dahil olduğu bütün gürültü
maruziyet düzeylerinin zaman ağırlıklı ortalaması olarak ifade edilir.
Haftalık gürültü maruziyet düzeyi: Günlük gürültü maruziyet düzeylerinin sekiz saatlik beş iş gününden oluşan bir hafta
için zaman ağırlıklı ortalaması olarak ifade edilir.
Maruziyet sınır değeri ve Maruziyet etkin değerleri; en yüksek ses basıncı yönünden tanımlanmıştır.
Maruziyet sınır değerleri
: LEX, 8h=87dB(A) ve Ppeak =200 Paiii
En Yüksek Maruziyet Etkin Değeri
: LEX, 8h=85dB(A) ve Ppeak= 140 Paii
En Düşük Maruziyet Etkin Değeri : LEX, 8h=80dB(A) ve Ppeak= 112 Paiii
En Yüksek Ses Basıncı (Ppeak)
: C-frekans ağırlıklı anlık gürültü basıncının maksimum değeri
Yönetmelik Dip Notu
: 140 dB (C) ile ilgili olarak 20 µPa
: 137 dB (C) ile ilgili olarak 20 µPa
: 135 dB (C) ile ilgili olarak 20 µPa olarak alınır.
Hiçbir kulak koruyucu kullanmadan bir gün içinde gürültü şiddetlerine göre müsaade edilen maruz kalınabilecek
süreler
Maksimum Gürültü Düzeyi
Db(A)
80
85
90
95
100
105
110
115
•
Maruz Kalınabilecek Maksimum Süre
(Saat/Gün)
16
8
4
2
1
1/2
1/4
1/8
Yapılan araştırmalar sonucunda ortamdaki gürültü düzeyine bağlı olarak izin verilebilen en fazla (maksimum) çalışma
süreleri saptanmıştır. Gürültü yönetmeliğinde böyle bir tablo verilmemekle birlikte, bu tabloya göre yapılacak çalışmalar
sonucunda, işçiler üzerinde gürültüden ileri gelebilecek işitme kayıpları, meslek hastalığı sayılabilecek düzeylere
ulaşmaması nedeniyle, gürültülü ortamlardaki çalışmalar için gürültüden etkilenmemek için uygun ve yeterli bir önlem
olacaktır. Ancak, Tabloda verilen değerler ortamdaki gürültünün sürekli ya da kesikli olması durumlarında geçerlidir.
Patlama ve darbeli gürültülerde geçerli değildir.
KULAK KORUYUCULARI
Yine gürültü yönetmenliğindeki belirlenen şartlara uygun olarak, işçilere gürültülü ortamlarda uygun kulak koruyucuları
verilmeli ve bu koruyucuların işçiler tarafından kullanılması sağlanmalıdır. İnsanlar tüm koruyucu ekipmanlarda olduğu
gibi kulak koruyucularını kullanmaktan da kaçınırlar.
81
Özelikle de işyerindeki usta, ustabaşı ve formen gibi kalifiye çalışanlar başta olmak üzere işçiler, gürültülü şiddetinin
yüksek olduğu ortamlarda kulak koruyucusu kullandıklarında, konuşmaları, makine arızalarını, uyarı sinyallerini ve
benzeri sesleri duyamadıklarından şikâyetçidirler. Oysa böyle bir hisse kapılma ve endişe yersizdir.
İşçiler tarafından kulak koruyucularının kullanılmasına, aşağıda tabloda verilen süreler izlenerek alıştırılmalı ve alışkanlık
kazandırılmalıdır. Verilen kulak koruyucuları kişinin kulağına uygun olmalı ve nasıl kullanılacağı öğretilmelidir.
KULAK KORUYUCULARINA ALIŞTIRMA PROGRAMLARI
ÖĞLEDEN ÖNCE
ÖĞLEDEN SONRA
1. Gün
30 Dakika
30 Dakika
2. Gün
1 Saat
1 Saat
3. Gün
2 Saat
2 Saat
4. Gün
3 Saat
5. Gün
3 Saat
Tüm Vardiya Boyunca
Kulak tıkaçları veya tüm kulağı örten kulak koruyucuları, gürültüyü kulak zarına gelmeden önce azaltır. Kulak tıkacı veya
tüm kulağı örten kulak koruyucuların seçimi gürültü düzeyine ve yapılan işe bağlıdır. Ancak, verilen bu kulak koruyucuları
kişinin kulağına uygun olmalı ve nasıl kullanılacağı da öğretilmelidir. Kulak koruyucuları yıprandığında, sertleştiğinde
veya şekilleri bozulduğunda yenisi ile değiştirilmelidir. Kirli kulak tıkacı, asla kullanılmamalıdır. Kulak tıkaçları günde en
az bir kere sabun ve su ile yıkanmalıdır. Uygun bir bakımla kulak tıkaçları (ear plugs) aylarca, tüm kulağı kaplayan
koruyucular (ear muffs) yıllarca kullanılabilir. En iyi kulak koruyucusu kulağa iyice uyan yani rahatça kullanılabilendir.
Tıkaçla kulak yolundaki küçük bir açıklık koruyucunun etkinliğini önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle iyi bir koruyucu kulağa
iyice oturandır. Kulak tıkaçları takıldıktan sonra konuşma veya herhangi bir şeyi çiğneme sonucu yerinden çıkabilir. Bu
nedenle çalışırken zaman zaman kontrol edilerek yerine iyice yerleştirilmelidir. Eğer kulak tıkaçları devamlı temiz
bulundurulur ise kulakta tahriş ve diğer herhangi bir reaksiyona neden olmaz.
Aşağıdaki tabloda da çeşitli kulak koruyucularının gürültü düzeyini azalma dereceleri verilmiştir.
KULAK KORUYUCULARININ GÜRÜLTÜYÜ ENGELLEME DEĞERLERİ
CİNSİ
AZALTMA DERECESİ
PAMUK
5 - 16 dB
PARAFİNLİ PAMUK
20 - 35 dB
CAM PAMUĞU
7,5 - 32 dB
KULAK TIKACI
20 - 45 dB
KULAKLIK
12 - 48 dB
•
•
•
•
1.
2.
3.
EĞİTİM
Gürültü düzeyi 80 dB(A) ve daha fazla olan yerlerde çalışacak her işçiye işe başlamadan önce; gürültünün işitme
duyusuna olan olası etkileri, kulak koruyucularının amacı, avantajları, dezavantajları, kullanılması, uygun olan koruyucu
tipinin belirlenmesi, bakım ve temizliği gibi konuları içeren kapsamlı bir eğitim verilmelidir. Bu eğitimler her yıl
yenilenmelidir. Ayrıca işçiye yapılan muayene ve odiometrik testlerin açıklanması gerekir.
TİTREŞİM (VİBRASYON)
TANIMI VE TÜRLERİ
Titreşim (vibrasyon): Mekanik bir sistemdeki salınım hareketlerini tanımlayan bir terimdir. Bir başka ifade ile potansiyel
enerjinin kinetik enerjiye, kinetik enerjinin potansiyel enerjiye dönüşmesi olayına titreşim (vibrasyon) denir. Titreşimin
özelliğini, frekansı, şiddeti ve yönü belirler.
Endüstride birçok titreşim kaynağı vardır. Titreşim, araç, gereç ve makinelerin çalışırken oluşturdukları salınım hareketleri
sonucu meydana gelir. Çalışmakta olan ve iyi dengelenmemiş araç ve gereçler genellikle titreşim oluştururlar. Titreşimi,
insan sağlığı üzerindeki etkisi bakımından iki fiziksel büyüklüğü ile tanımlamak mümkündür. Bunlar; “Titreşimin frekansı
ve titreşimin şiddetidir.”
Titreşimin frekansı: Birim zamandaki titreşim sayısına titreşimin frekansı denir. Birimi Hertz’dir (Hz).
Titreşim Şiddeti: Titreşimin oluştuğu ortamda titreşimden ileri gelen enerjinin hareket yönüne dikey, birim alanda, birim
2
zamandaki akım gücüne, titreşimin şiddeti denir. Birimi (W/cm ) dir.
Endüstrideki titreşim kaynaklarının başlıcaları ise; Genellikle el ve el parmakları ile kollara ulaşan titreşimleri oluşturan
titreşim kaynaklarıdır. Bunlar, taş kırma makineleri, kömür ve madencilikte kullanılan pnömatik çekiçler, ormancılıkta
kullanılan taşınabilir testereler, parlatma ve rende makineleridir. Bu araçlar, dönerek, vurarak veya hem dönerek hem de
vurarak titreşirler.
Tüm vücudun, etkisi altında kaldığı titreşim kaynakları da, traktör ve kamyon kullanımı, dokuma tezgâhları, yol yapım,
bakım ve onarım makineleri ile özellikle çelik konstrüksiyonlu yapılarda titreşime sebep olan makine ve tezgâhlardır.
Titreşim düzgün (sinüzoidal) ve tek frekanslı olabileceği gibi, kompleks frekanslı rasgele bir tipte de olabilir. İnsanlar, 1Hz
ile 1000Hz arasındaki titreşimleri algılarlar.
TİTREŞİMİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
İnsan, titreşimin düşük frekanslarında sarsıntı hisseder. Buna karşılık titreşimin yüksek frekanslarında karıncalanma
hatta yanma hissi duyar. Titreşimin insan vücudu üzerindeki etkileri;
Fizyolojik,
Psikolojik ve
Patolojik etkiler şeklindedir.
Bu etkiler birbiri ile sıkı ilişkilidirler. Titreşimin özelliklerini oluşturan faktörlerden en önemlisi frekansıdır. Titreşimin tıbbi
ve biyolojik etkisi büyük ölçüde şiddetine ve maruz kalınan süresine bağlıdır. İnsan vücuduna belirgin etkisi olan
titreşimin frekansı 1 Hz. ile 100 Hz. arasındadır.
82
•
•
1.
2.
3.
4.
5.
6.
Titreşime neden olan el aletlerini kullanan kişilerde yapılan ölçmelerde; El-kol-vücudun titreşim geçirme oranı, 5 Hz’de en
yüksek olarak bulunmuştur. İkinci maksimum düzey ise; 20-30 Hz arasıdır.
Titreşim enerjisi avuç içinden el sırtına, elden kola ve koldan omuza geçerken önemli güç kaybına uğrar. Bu hafifleme
omuz eklemlerinde en fazla olur. Bu gücün azalarak seyretmesi memnuniyet verici bir husustur.
Vücudun mekanik titreşime gösterdiği reaksiyon karışık bir olay olup çok iyi bilinmemektedir. Buna rağmen vücutta bazı
doku yapılarının deformasyonu, solunum hızının artması, oksijen tüketiminin artmasına bağlı olarak enerji harcamasının
artması, kalp atım sayısının artması buna bağlı olarak da kan basıncının artması ( 5 Hz. frekanslı titreşime maruz kalan
kişilerin % 50 sinden fazlasında kan basıncında artma görülmektedir), performansta gerileme, sübjektif algılamada
bozulma, merkezi sinir sistemi hücrelerinin fonksiyonlarında aksamaya neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca, kanda glikoz
ve glikojen konsantrasyonunda azalma olduğu da bilinmektedir. Bu değişikliklerden çoğu titreşime maruziyetin
başlangıcında yüksek iken daha sonra normale dönüşebilmektedir.
TİTREŞİMİN KLİNİK OLARAK BELİRLENEN ETKİLERİ
Çok düşük frekanslı titreşimin etkileri (f<2Hz): At, otomobil, uçak, gemi gibi araçlarla seyahat sırasında merkezi sinir
sistemi şikâyetleri meydana gelebilir. Bulantı, kusma, soğuk terleme olabilir. Seyahat bitince belirtiler belli bir süre sonra
ortadan kalkar.
Düşük frekanslı titreşimin etkileri (2 Hz<f<30): Klinik belirtiler genel olarak titreşimli el aleti kullanan işçilerde, elde
dolaşım bozuklukları, hipersentivite ve daha sonra uyuşukluk şeklinde olur. Maruziyet sürerse omuz başlarında ağrı,
yorgunluk soğuğa karşı hassasiyet artması olur.
o
Parmaklarda 8-10 C ısıya kısa süre maruziyet ile beyazlaşma olur. Avuç içi de beyazlaşır. Ön kol ve omuz kaslarında
ağrılar görülebilir. Bütün vücudu titreşime maruz kalan bazı işçilerde disk kayması denilen bel ağrıları olabilir. Fonksiyon
bozukluğu olarak zamanın uzaması, uyku bozuklukları, baş ağrısı ve yorgunluk görülebilir.
TİTREŞİMİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tüm vücudun veya el ve kolların titreşime maruziyeti sonucunda oluşan etki;
Titreşimin frekansına,
Titreşimin şiddetine,
Titreşimin yönüne,
Titreşime maruz kalınan süreye,
Titreşimin uygulandığı bölgeye ve bölgenin büyüklüğüne,
Titreşime maruz kalan kişinin yaşına, cinsiyetine ve kişisel duyarlılığı ile genel sağlık durumuna bağlıdır.
Titreşimin etkisi en fazla düşük frekanslarda görülür. Titreşimin frekansı arttıkça, titreşimin ivmesinin şiddeti ve oluşan
2
etkisi de azalır. Titreşimin yüksekliği (şiddeti) W/cm olarak ifade edilmekte ise de. Titreşim yönetmeliğinin yürürlüğe
girmesiyle, titreşim değerleri bu yönetmeliğe göre ivme cinsinden ölçülecek ve değerlendirilecektir.
Titreşim, vibrasyon detektörü ile ölçülür.
İşçi sağlığı bakımından önemli olan titreşim, frekans bantlarına ayrılarak ölçülür.
Frekans banları: 1-2, 4-8-16, 31,5-125-250-1000-2000-4000 ve 8000 Hz’dir.
•
•
2.
3.
TİTREŞİMDEN KORUNMA
Titreşimin etkisinden korunmak için teknik ve tıbbi önlemler ile eğitime gerek vardır. Titreşimden korunmanın temel
hedefi, titreşimi kaynağında azaltmaya yönelik olmalıdır. Genellikle makine dizaynı sırasında titreşimi azaltacak zeminler
yapmak ve titreşimi az olan makineler satın almak. Kullanılan makinelerin bakımlarını zamanında yapmak, vuran ve
titreşen kısımlara izolasyon uygulamak.
Tıbbi korunmada ise, işe giriş muayenelerinde sinir sistemi kalp, damar ve sindirim sistemleri sağlam olan genç işçilerin
seçilmesine dikkat edilmelidir. Periyodik muayenelerde titreşimin etkilerinin klinik muayeneler uygulanarak aranması, el,
bilek ve dirsek eklemlerinin dikkatle muayene edilmesi gerekir. Röntgen filmlerinin çekilmesi faydalı olur.
Titreşimden korunmanın bir yolu da eğitimdir. İşyerinde titreşime maruz kalan kişiler ve yöneticiler, titreşimin neden
olduğu risklere ve rahatsızlıklara karşı eğitilmelidir.
Ayrıca, titreşimin olumsuz etkileri görülen işçilerin değiştirilmesi yoluna gidilmelidir. Çalışma (etkilenme) süresinde
kısıtlama yapılması veya çalışma süresince daha sık dinlenme araları verilmesi, titreşimden etkilenmede uygun bir
korunma yöntemi olacaktır.
TİTREŞİMİN DENETİM YÖNTEMLERİ VE YASAL DÜZENLEMELER
Titreşimin denetimi her şeyden önce, işçi ve işverenin titreşimin olumsuz etkilerini en iyi şekilde bilmesi ile başlar.
Titreşimin olumsuz etkilerine karşı eğitimli bir işveren, kuracağı işyerinde kullanacağı makinanın konulacağı zemini,
titreşimi yok edecek veya iletmeyecek şekilde düzenler. Makinaların bakımını zamanında yapar. İşçileri işe alırken,
titreşime hassasiyeti olmayanlardan seçer.
Ülkemizde, işyerlerindeki denetimlerde titreşim üzerinde pek durulmaz. Nedeni ise, titreşimin çok iyi bilinmemesinden ve
çalışanların işyerlerinde titreşimden şikâyetçi olmamalarından kaynaklanır.
Titreşim konusunda, ülkemizde yeterli araştırma da yapılmamaktadır. Bir veya iki üniversitenin dışında, titreşim ölçmesi
yapan ve değerlendiren kurum ve kuruluşta yoktur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak da bu konuda ciddi çalışmalar yapılmamıştır.
Her ne kadar, “Titreşim sonucu kemik-eklem zararları ve anijionörotik bozukluklar” olarak, Sosyal Sigortalar Sağlık
İşlemleri Tüzüğü’ne ekli listede belirtilmiş ise de; SSK yıllık istatistiklerinde, titreşimden ileri gelen meslek
hastalıklarına rastlanılmamaktadır. Titreşimden oluşan meslek hastalığının yükümlülük süresi 2 yıldır.
Bilindiği gibi İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 79. maddesinde, titreşim (vibrasyon) yapan aletlerle yapılan
çalışmalarda alınacak tedbirler;
Titreşim yapan aletlerle çalışacak işçilerin, işe alınırken, genel sağlık muayeneleri yapılacak, özellikle kemik, eklem ve
damar sistemleri incelenecek ve bu sistemlerle ilgili bir hastalığı veya arızası olanlar, bu işlere alınmayacaktır.
Titreşim yapan aletlerle çalışacak işçilerin, periyodik olarak, sağlık muayeneleri yapılacaktır. Kemik, eklem ve damar
sistemleri ile ilgili bir hastalığı veya arızası görülenler, çalıştıkları işlerden ayrılacak, kontrol ve tedavi altına alınacaktır.”
denilmektedir.
83
1.
2.
3.
4.
5.
6.
•
1.
2.
3.
4.
5.
6.
•
1.
2.
3.
1.
2.
3.
4.
5.
6.
4.
5.
6.
•
1.
2.





3.



4.












Ayrıca; 10.06.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 4857 sayılı İş Kanununun 78’inci maddesine göre hazırlanan ve
23.12.2003 tarihli ve 25325 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Titreşim Yönetmeliği bilindiği üzere 23.12.2006 tarihinde
yürürlüğe girecektir. Bu yönetmelik hükümlerine göre; el-kol titreşimi ve tüm vücut titreşimi için, günlük maruziyet sınır
değerler ve maruziyet etkin değerler verilmekte, maruziyetin ölçülmesi ve değerlendirilmesinin yapılması zorunluluğu
hükme bağlanmıştır.
Yine bu yönetmeliğe göre;
Maruziyetin Önlenmesi veya Azaltılması,
Risk Belirlenmesi ve Değerlendirmesi,
İşçilerin Bilgilendirilmesi ve Eğitimi,
İşçilerin Görüşünün Alınması ve Katılımın Sağlanması,
Sağlık Gözetimi,
Özel Koşullar, …başlıklı maddelerde titreşimle ilgili olarak detaylı hükümler yer almaktadır.
TİTREŞİMİN ÖLÇÜLMESİ
2
Titreşim ölçümlerinde, titreşim düzgün ise; etkin değer rms ivme (m/sn ) cinsinden oktav bantları ile ölçülür.
Titreşim, insan vücudunun titreşimle temasta olduğu noktalardan ölçülür.
Lokal titreşimde ölçüm, elle tutulan veya aletin çalışan kısmı üzerinden, tüm vücut titreşiminde oturulan veya ayakta
durulan noktalardan ölçülür.
Titreşim, vücuda yayıldığı nokta veya bölgeye en yakın yerden ölçülür. Eğer iletim esnasında bir engel veya diğer
faktörler etkili ise bunlar ölçüm esnasında göz önünde bulundurulur.
Ölçüm cihazı üreten firmalar, alıcıya bunlarla ilgili her türlü bilgiyi sağlayacaktır (Kullanım, kalibrasyon, bakım,
hassasiyet, yardımcı parçalar).
Ölçen ve analiz eden cihazlar her ölçümden önce uygun şekilde kalibre edilecektir. Ayrıca, bu cihazlar belli aralıklarla
test edilmeli ve kalifiye elemanlarca kalibre edilip saklanmalıdır.
VERİLERİN KAYIT EDİLMESİ
Bakım ve test işinde görevli personel özel olarak eğitilmiş ve cihazı iyi durumda tutmaktan sorumlu olmalıdır.
Her titreşim kaynağı için bir ölçüm kartı tutulacak ve aşağıda belirtilen veriler ve değerler bu karta işlenecektir.
Titreşim ölçümü yapıldığında elde edilen veriler;
Analiz edilen titreşim kaynağının karakteristiği ve yapılan işin cinsi,
Vücuda iletilen titreşimin iletim şekli ve yolu,
Kullanılan cihaz ve donanımı ile karakteristiği,
Titreşime maruz kalan işçi sayısı,
Maruziyet süresi,
Tarih, saat, ölçüm yapan kişinin adı, soyadı, unvanı ve imzası,
Ölçüm yapılan noktalar ve alınan değerlerin tümü, kayıt altına alınmalıdır.
Titreşim ölçüm kartı yetkililerin her istediğinde gösterilmek üzere hazır bulunacak,
Titreşim ölçüm sonuçlarına, istemeleri halinde işçi ve/veya temsilcileri tarafından ulaşılabilir olacaktır.
ÇALIŞMA ORTAMINDA TİTREŞİM KONTROLÜ
Çalışma ortamında titreşim şiddeti el-kol ve tüm vücut için olmak üzere Titreşim Yönetmeliği 5 inci maddesinde belirtildiği
üzere;
El – kol titreşimi için;
2
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri 5 m/s ,
2
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet etkin değeri 2,5 m/s .
Bütün vücut titreşimi için;
2
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet sınır değeri 1,15 m/s ,
2
Sekiz saatlik çalışma süresi için günlük maruziyet etkin değeri 0,5 m/s olacaktır.
Çalışma ortamındaki titreşim, maksimum kabul edilen değer altında tutulamaz ise; teknik müdahalelerle bunu sağlamak
için;
Maruziyet süresinin azaltılması,
Kişisel koruyucu araçlar kullanılması,
Bu iki önlemin kombinasyonunun kullanılması gibi önlemler alınacaktır.
Titreşimi kontrol altında tutulması için; kullanılan kontrol metotları şu amaçlara yönelik olacaktır.
Kaynaktan üretilen ve yayılan titreşim azaltılacak,
Titreşimin yayılması, şiddetlenmesi ve yankılanması önlenecek,
Çalışanlar izole edilecek.
Titreşimin kontrol metotları şu şekilde uygulanacaktır.
Dinamik denge ile titreşimin yoğunluğunu azaltmak,
Titreşim olan kısımlardaki hareketi veren bölgenin gücünü azaltmak,
Dakikada dönme hızını azaltmak ve çalışma döngüsünün süresini arttırmak,
Titreşim yapan kısmın titreşim yayılım miktarını azaltmak, o kısmın emme kapasitesini artırarak bağlı olduğu bölgeyi
sağlamlaştırmak,
Sallantı hareketini, dönme hareketine çevirmek,
Ani duruşlarda frenleme yerine aralıklı frenlemeyi tercih etmek,
Silindirik dişlileri helozonik dişlilere ve metal dişlileri mümkün olan diğer tip dişlilere çevirmek,
Kullanılan materyalin karakterine göre aletin şekil ve hızını dizayn etmek,
Çalışılan makina ve materyali sabit tutacak uygun sistemler dizayn etmek,
Elektrikli makinaları elektrodinamik, magnetodinamik ve aerodinamik güçlere göre dizayn etmek,
Makine ve ekipmanların uygun noktalarında uygun emme bağlantıları geliştirmek,
Fan pervanelerini uygun dizayn etmek,
84







Hava boşaltım ve çekim sistemlerini uygun dizayn etmek ve gaz veya sıvı boru sistemlerini titreşim kaynağı olmaktan
çıkarmak,
Bakım ve onarım personelini, yağlama, ayarlama, aşınan kısımların değiştirilmesi ve düzenli bakım yapılması konusunda
eğitmek.
5. Titreşim yayılımını, şiddetlenmesini ve yankılanmasını kontrol etmek için;
Makinanın yerleşimini (emme tabanı üstünde) duvar ve zeminden izole etmek,
Taban bağlantılarına ve yerleşim noktalarına ant-titreşim materyali ara parçaları yerleştirmek,
Titreşim yapan makinaları diğer kısımlardan ayırarak yerleşim esnasındaki diğer kısımlarla ve çalışma odasıyla temas
halinde olmamasına dikkat etmek gerekir.
6. Ekipman yüksek seviyelerde titreşim yayıyorsa;
Yönetimin belirlediği bir metotla uzaktan kumanda ile iş belli bir mesafeden kontrol edilmeli,
Uzaktan kumandalı ekipman yerleştirilirken en az sayıda işçinin etkilenebileceği şekilde ayarlama yapılacaktır.
7. Eğer titreşim sınırları tehlike sınırlarının altına düşürülemezse, işçilere anti-titreşimli çalışma platformları ve standartları
sağlanmalıdır.
8. Anti-titreşim ekipmanı teknik korunma yöntemi olarak görülmeyecektir. Bunlar zaman zaman riski, limitte tutmak
amacıyla teknik gelişme sağlanıncaya kadar kullanılmalıdır.
9. İşçiler anti-titreşim ekipmanını kullanmak için azami düzeyde gayret sarf edeceklerdir.
10. Çalışma sahasında belirli aralılarla ölçümler yapılacak, alınan değerler uygun formlara kaydedilecektir. İşlemlerde
değişiklik olduğunda ölçümler ortamda tekrarlanacak, ayrıca, koruma önlemlerinin etkinliği zaman zaman bu şekilde
gözetlenecektir. Bir denetim programı yapılarak alınan teknik koruma önlemlerinin sağlıklı olup olmadığı izlenecektir.
•
•
•
1.
2.
3.
4.
•
EĞİTİM
Çalışan işçilerin, titreşim kaynakları ile yaptıkları çalışmalar konusunda eğitilmeleri sağlanacak, titreşimin zararlı etkileri
ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verilecektir.
Tıbbi muayeneler neticesinde istatistikler çıkarılacak, böylece koruma önlemlerinin etkinliği hesaplanacaktır. Tıbbi
kayıtlar, araştırma amaçlı epidemiyolojik çalışmalarda kullanılacaktır.
TIBBİ TEDBİRLER
Titreşim yapan aletlerle çalışan işçilerin en az 6 ay da bir sağlık muayeneleri yapılacak, özel sağlık kartları tutularak takip
altında bulundurulacak, ilk belirtiler görüldüğünde bu işlerden ayrılacak derhal kontrol ve tedavi altına alınacaktır.
TERMAL KONFOR
Termal konfor: Genel olarak bir işyerinde çalışanların büyük çoğunluğunun sıcaklık, nem, hava akımı gibi iklim koşulları
açısından gerek bedensel, gerekse zihinsel faaliyetlerini sürdürürken belirli bir rahatlık içinde bulunmalarını ifade eder.
Kapalı bir ortam içerisinde termal konfor rahatlığının hemen farkına varılmaz, ancak bir süre geçtikten sonra
hissedilmeye başlanır. Eğer termal konfor koşulları mevcut değilse önce sıkıntı hissedilir daha sonra rahatsızlık duyulur.
O halde, işyerlerindeki çalışma ortamlarında termal konfor denilince ne anlıyoruz? Bir işyerinde termal konfor denilince;
O işyerinin atmosferinin sıcaklığı, nemi, hava akım hızı ve radyant ısı akla gelmektedir.
Çalışma ortamlarındaki ısı etkilenmeleri ve konforsuz ortam şartları, iş kazalarının artmasına ve üretimin azalmasına bir
başka değişle verimin düşmesine sebep olmaktadır. İnsanın ortamla ısı alış verişine etki eden dört ayrı faktör vardır;
Hava sıcaklığı,
Havanın nem yoğunluğu,
Hava akım hızı,
Radyant ısı.
ISI
Çalışma hayatında, çalışanları olumsuz yönde etkileyen fiziksel faktörlerden birisi de, işyeri ortamının sıcaklığıdır.
Sıcaklık kuru termometreler ile ölçülür. Birimi ise; Santigrat, Fahrenhayt veya Kelvin olarak ifade edilir.
Sıcaklık: Bir standarda göre, bir cismin ne kadar soğuk, serin ve ılık olduğunu ifade eden niceliğe denir. Serbest yaşam
için insan kapasitesini oluşturan ve fizyolojik gereksinmeler dediğimiz, insan vücudunun ısı alış verişi, oksijen, tuz ve asitbaz dengesi gibi bazı fiziksel ve kimyasal faktörlerin belli sınırlar içinde sürekli stabilize göstermeleri gerekir. Örneğin,
o
insan vücudunun sıcaklığı 36,5-37 C arasında değişmezlik gösterir. Bu durum vücut ile çevre arasındaki ısı alışverişi ile
sağlanır.
Isı dış çevrede devamlı olarak bulunan bir çeşit enerjidir. Normal koşullarda havanın kuru termometre ile ölçülen sıcaklık
derecesi hava sıcaklığı hakkında bir fiziksel ölçüdür.
Çalışan bir insan, bulunduğu çevre ile sürekli olarak ısı alışverişi içindedir. Örneğin, çevre sıcaklığı vücut sıcaklığından
düşük ise, kişi ısı kaybetmekte, çevre sıcaklığı vücut sıcaklığından fazla ise kişi ısı kazanmaktadır. Hem ısı kazancı, hem
de ısı kaybı, çalışanı olumsuz etkiler.
Çevre ile ısı alış verişini etkileyen faktörler aşağıdaki denklemle ifade edilir.
[H = M + R + C+ E + D]
H
: Vücudun ısı yüküdür. Eğer, H pozitif ise, ısı kazancı, negatif ise ısı kaybı meydana gelir. H sıfır ise vücudun ısı dengesi
sabit kalır.
M
: Metabolik ısı kazancı olup, vücudun bazal ve fiziksel çalışması sırasında açığa çıkar ve her zaman H’yi pozitif yönde
etkiler.
: Radyant enerjidir ve ısı merkezinden ısınan elektromagnetik enerji yayılması sonucunda olur. Ortama bağlı olarak,
insan radyant enerji kaynağı olarak, ısı yayabilir (soğuk ortamlarda) veya ısı (sıcak ortamlarda) kazanabilir. Bu nedenle,
R pozitif veya negatif olabilir.
: Konvektif ısı yüküdür. Isı enerjisinin hava molekülleri ile taşınması (yayılması) sonucunda meydana gelir. Ortam
sıcaklığı cilt sıcaklığından fazla ise cilt sıcaklığı artacak, tersi ise cilt sıcaklığı düşecektir. Konvektif ısı, H’yi pozitif veya
negatif olarak etkiler.
: Buharlaşma (terleme) yoluyla vücuttan atılan ısıdır. Her zaman vücudun ısı yükünü negatif olarak etkiler ve ısı kaybı
sağlar.
R
C
E
85
D
•
1.
2.
3.
4.
•
1.
2.
3.
4.
5.
•
•
: Vücudun herhangi bir madde ile direkt teması sonucunda ısı kazanması veya kaybetmesidir. D vücudun ısı yükünü
pozitif veya negatif olarak etkiler.
Vücudun ısı dengesini sağlayan ve yukarıda sayılan beş faktör ile ısı yükünün (H’nin sıfır olması) sabit tutması,
çalışanlara konforlu bir ortam sağlar.
ISI ALIŞ VERİŞİNİN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
İnsanın ısısı çok küçük limitler içerisinde kendi kendine kontrol edilebilir. Vücut sıcaklığındaki artış, çalışma yüküne veya
çalışma sırasında harcanan kaloriye bağlı olarak değişmektedir.
Uyku ve oturma halinde
Hafif işlerde (Oturma, hafif el ve ayakta çalışması)
Orta ağır işlerde (Oturarak ağır el ve ayak hareketi)
Ağır işlerde (Ağır bir malzemeyi taşımak veya itmek)
: 63-100 Kcal/Saat,
: 100-200 Kcal/Saat,
: 200-350 Kcal/Saat,
: 350-500 Kcal/Saat.
Hafif ve orta ağır işlerde, vücudun ısı alış verişi, çalışmanın 30-40 ıncı dakikalarında dengeye ulaşır. Oluşan bu yeni ısı
dengesi kişiden kişiye değişmekle birlikte, temel olarak kişinin maksimal O 2 alım düzeyine bağlıdır.
Maksimal O2 alımı artıkça vücut ısısı düşer. Örneğin, yüksek O2 alımına sahip bir işçi, kapasitesinin daha azı ile çalışarak
O2 alımı düşürebilir dolayısı ile vücut sıcaklığı daha az artar.
Vücut sıcaklığını etkileyen ikinci faktör ise vücuttaki su açığının meydana gelmesidir. Su ihtiyacının karşılanmış olduğu
durumlarda, vücut terleme yoluyla cilt sıcaklığını düşürür ve böylece buharlaşma ile oluşan ısı kaybı artar. Eğer vücutta
yeteri kadar sıvı yoksa yeterli terleme olmaz ve kan hacmi ile, cilt altındaki kan akım hızı düşer.
Yüksek sıcaklığın sebep olduğu rahatsızlıklar:
0
Vücut sıcaklık regülasyonunun bozulması ile, vücut sıcaklığının 41 C dereceye kadar ulaşması sonucu, ISI ÇARPMASI
olur.
Aşırı terleme nedeni ile kaslarda ani kasılmalar şeklinde ISI KIRAMPLARI olabilir.
Aşırı yükleme sonucu tansiyon düşüklüğüne, baş dönmesine yol açan ISI YORGUNLUKLARI olabilir.
Ayrıca, yüksek sıcaklık kaşıntılı kırmızı lekeler şeklinde deri bozukluklarına, moral bozukluklarına, konsantrasyon
bozukluklarına ve aşırı duyarlılık ile endişeye sebep olabilir.
Yapılan araştırmalar kişilerin başlangıçta sıcaklığa karşı duyarlı yani dayanıksız olduklarını göstermekte ise de; sıcaklığa
karşı zamanla alıştıklarını yani uyum sağladıklarını da göstermiştir.
Endüstride düşük sıcaklığa daha az rastlanır. Soğuk işyeri ortamları, daha çok soğuk hava depolarında yapılan
çalışmalarda ve kışın açıkta yapılan işlerde görülür. Düşük sıcaklık yani soğuk, insan üzerinde olumsuz etkiler yapar.
Uyuşukluk, uyku hali, organlarda hissizlik ve donma gibi haller de aşırı soğuğun insanlar üzerindeki olumsuz etkileridir.
ISININ DEĞERLENDİRİLMESİ
İşyeri ortamlarında, sıcaklıktan etkilenmede, ana faktör hava sıcaklığı ise de; termal radyasyon, nem ve hava akım
hızlarının da bilinmesi ve değerlendirilmesi gerekir. Çünkü sıcaklık yalnız başına büyük bir şey ifade etmez. Sıcaklık ile
birlikte, termal radyasyon, nem ve hava akım hızına termal konfor şartları dendiğini daha önce ifade etmiştik.
Havanın sıcaklığının kuru termometreler ile ölçüldüğünü daha önce söylemiştik. Kuru termometreler, genellikle cam
hazneli cıvalı veya alkollü termometrelerdir. Bu termometreler radyant enerji kaynaklarından etkilenmeyen cinsten olması
gerekir.
Radyant ısı, ısı kaynaklarından ışıma yolu ile yayılan ısı olup, glop termometre ile ölçülür. Glop termometre, ince ve dış
yüzü, mat siyah boya ile boyanmış, 15 cm. çapında bakır bir küre ve bu kürenin merkezine yerleştirilmiş bir kuru
termometreden oluşur.
Havanın nemi (psikrometre) veya higrometreler ile ölçülür. Psikrometre, birisinin haznesine ıslak bez yerleştirilmiş bir çift
termometreden oluşur.
Hava akım hızı ise, kata termometreler veya anemometreler ile ölçülür. Pervaneli veya ısıya duyarlı elemanlı olan tipleri
vardır.
Elektronikteki hızlı gelişmeler, dijital göstergeli cihazlarla hava sıcaklığının, neminin, hava akım hızının ve benzeri
faktörlerin kolayca ölçülmesi sağlamıştır. Bu amaçla piyasada çok çeşitli elektronik cihazlar bulunmaktadır.
İnsanların bulundukları ortamlardaki hissettikleri sıcaklık, kuru termometre ile ölçülen sıcaklık değil, fizyolojik olarak
hissettikleri sıcaklıktır. Bu sıcaklık ise; içinde bulunulan ortamdaki kuru termometre ile ölçülen sıcaklığa, ortamdaki hava
akım hızı ve havanın nemine bağlı olarak oluşan sıcaklıktır. Bu üç faktörün etkisi altında duyulan sıcaklığa efektif
sıcaklık denir.
Efektif sıcaklığın ölçülmesi için, kuru termometre sıcaklığı, ortamdaki hava akım hızı, yaş termometre sıcaklığı ve ayrıca
bu iş için hazırlanmış nomograma ihtiyaç vardır.
Yukarıda belirtilen faktörler dışında, termal faktörü etkileyen başka faktörlerde vardır. Bu faktörler ise:
Yapılan işin niteliği (Ağır ve hafif iş gibi),
Çalışanın fiziki ve ruhi yapısı (Zayıf, şişman, sakin, tez canlı ve heyecanlı gibi),
Kişinin sağlık durumu (Hasta ve iyi olma hali gibi),
Çalışma sırasında giyim durumu (ince ve kalın giyimli),
Çalışanın beslenme durumu (Yapılan işe uygun veya uygun değil gibi).
Şimdi de termal konfor şartlarını tek tek inceleyelim.
HAVA SICAKLIĞI
Yukarıda sıcaklık ile ilgili yeteri kadar açıklama yapıldı. Bu nedenle, termal konfor şartlarının diğer faktörlerini
inceleyelim.
RADYANT ISI
İşyerinde işin gereği olarak sıcak yüzeyler bulunabilmekte ve bu yüzeylerden ısı radyasyonu olabilmektedir, Termal
radyasyon yani radyant ısı absorblanacağı bir yüzeye çarpmadıkça, ısı meydana getirmeyen elektromagnetik bir
enerjidir. Dolayısı ile hava akımları radyant ısıyı etkileyememektedir. Ancak, ortamdaki hava akımı çalışana biraz
rahatlık verebilmektedir.
86
•


•
Termal radyasyondan korunmanın tek yolu, çalışanla kaynak arasına ısı geçirmeyen bir perde koymaktır. Ancak, konulan
perde ısıyı yansıtmıyorsa, ısıyı absorblayarak ısı kaynağı haline de gelebilir.
NEM
Havada belli bir miktarda nem bulunur. Havadaki nem miktarı mutlak ve bağıl nem olarak ifade edilir.
Mutlak nem; Birim havadaki su buharı miktarıdır.
Bağıl nem ise; Aynı sıcaklıkta doymuş havadaki mutlak nemin yüzde kaçını ifade ettiğini gösterir.
İşçi sağlığı açısından bağıl nemin önemi büyüktür. Bir işyerinin bağıl nemi değerlendirilirken sıcaklık, hava akım hızı gibi
diğer termal konfor şartlarının da göz önünde bulundurulması gerekir. Genel olarak bir işyerinde bağıl nem %30 ile % 80
olmalı ve bu sınırı aşmamalıdır. Yüksek bağıl nem (%80 - %100) ortam sıcaklığının yüksek olması halinde bunalma
hissine neden olur ve kişinin çalışma gücünü düşürür. Yüksek bağıl nem, sıcaklığın düşük olması halinde ise üşüme ve
ürperme hissi verir.
HAVA AKIM HIZI
İşyerinde termal konforu sağlamak ve sağlığa zararlı olan gaz ve tozları işyeri ortamından uzaklaştırmak için uygun bir
hava akım hızı temin edilmesi gerekir.
Ancak, hava akım hızı iyi ayarlanmalıdır. Çünkü vücut ile çevresindeki hava arasında hava akımın etkisi ile ısı transferi
olur. Bu transferin yönü sıcaklığın değişmesine bağlıdır. Hava vücuttan serinse, vücut ısısı kaybolur. Hava vücuttan
sıcaksa vücut ısısı artar. Böyle durumlarda ısı stresleri meydana gelir.
Sonuç olarak, uygun bir çevre ısısının seçilmesinde hava akımlarının da dikkate alınması gerekir. İşyerinde hava
akımlarının varlığı bir serinlemeye neden olur. Ancak, hava akım hızının saniyede 0,3 ile 0,5 metreyi aşmamasına dikkat
edilmelidir. Çünkü daha hızlı hava akımları rahatsız edici esintiler halinde hissedilir. Bu hususa işyerlerinde sıklıkla
rastlanır, isçiler genellikle üşüme nedeni ile var olan havalandırma sistemini çalıştırmaktan kaçınırlar. Böyle durumlar
incelendiğinde havalandırma sistemlerinin hava akımı hızlarının yüksek olduğu gözlenmiştir.
Sıcaklık, nem, hava akım hızı ve termal radyasyon gibi termal konfor faktörlerini inceledik. Şimdi de bunlar arasındaki
ilişkiler üzerinde duralım.
Değişik işyerlerinde çalışanların %80 ine yakınının büyük çoğunluğunun, sıcaklık hissi bakımından kendilerini en rahat
durumda hissettikleri bölgenin tespitine çalışılmış ve termal bölge kavramı ortaya çıkmıştır.
Termal konfor bölgesi, iş yapma ve faaliyetini sürdürme açısından en rahat durumda olabilmek için gerekli termal konfor
koşullarının üst ve alt sınırları arasındaki bölgedir. Bu bölgeye etki eden çok sayıda faktör vardır. Bu faktörlerin
değişmesine bağlı olarak termal konfor bölgesi de az ya da çok değişiklikler gösterir.
Bu faktörleri söyle sıralayabiliriz.
- Ortam sıcaklığı,
- Ortamın nem durumu,
- Ortamdaki hava akımı,
- Yapılan işin niteliği (hafif iş, orta iş, ağır iş),
- İşçinin giyim durumu,
- İşçinin yaşı ve cinsiyeti,
- İşçinin beslenmesi,
- İşçinin fiziki durumu,
- İşçinin genel sağlık durumu vb.
Bunalım Bölgesi: İnsanların vücutlarından ısı atmalarının güçleşmesi sebebiyle,
bunalma hissettikleri sıcaklık ve bağıl nem kombinasyonları bölgesidir.
hava akımı olmayan bir ortamda
Hafif işlerde rahat çalışma için sıcaklık, hava akım hızı ve bağıl nem değerleri.
Sıcaklık
0
19.0 - 21.0 C
0
19.5 - 21.5 C
0
21.5 - 23.5 C
0
23.5 - 25.0 C
Hava akım hızı m/sn)
0,1
0,2
0,5
1,0
Havanın bağıl nemi
% 30-60
Daha yüksek sıcaklık
Daha fazla hava akım
Yapılan işe göre çalışma ortamı sıcaklıkları:
Faaliyetin şekli
Oturarak yapılan hafif el işleri ...............
Oturarak yapılan hafif kol ve el çalışmaları….
Ayakta yapılan ağır kol işleri ..................
Çok ağır işler ...................................
%50 nem seviyesinde
0
Hava sıcaklığı ( C)
20
20
17
15-16
Bunların yanı sıra rahatlık bölgeleri, dış sıcaklığa bağlı olarak da değişeceğinden işyerinin sıcaklığı ve bağıl nemi
ayarlanırken bu hususun da göz önünde bulundurulması yararlı olur.
Dış sıcaklığın yüksek bulunduğu bir yerde oturarak yapılan bir iş için rahatlık bölgeleri.
Dış sıcaklık ( °C )
20
24
28
32
35
Uygun çalışma yeri sıcaklığı ( °C )
20
22
24
26
27.5
Bağıl nem ( %)
75
65
57
50
45
87
Aşırı sıcaklığın üretim üzerinde de olumsuz etkisi vardır.
Efektif ısı;
29 °C olursa, performans
30 °C "
"
31 °C "
"
32 °C "
"
•
•
•
•
•
•
•
•
•
%
%
%
10
%
30
5
“
17
"
düşer.
“
Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne ekli, meslek hastalığı listesinde termal konfor şartları ile ilgi her hangi bir
meslek hastalığı belirtilmemiştir.
SICAKLIK İLE İLGİLİ DENETİM YÖNTEMLERİ VE YASAL DÜZENLEMELER
Bir işyeri ortamında yüksek ve düşük sıcaklığın olumsuz etkilerinden korunmak için, işyerinde yapılan işe uygun termal
konfor şartlarının en iyi şekilde sağlanması gerekir. Bunun için işyerinde termal konfor şartlarının incelemesi için gerekli
ölçmeler ve değerlendirmeler yapılır, işyerinin termal konfor şartları için hiç bir zaman beş duyu ile kesin karar verilemez.
Ülkemizde, işyerlerinde termal konfor şartlarının ölçülmesi büyük ölçüde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İs
Sağlığı Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak çalışan İş Sağlığı ve Güvenliği Merkezi (İSGÜM) tarafından yapılır.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 20 'de kapalı işyerlerindeki sıcaklık ve nemle ilgili açıklamalar ve değerler
verilmiştir. Ayrıca, aynı tüzüğün 31'nci, maddesinde de nemli hava cereyanına karşı tedbirden kısaca bahsedilmektedir.
BASINÇ
TANIM VE TÜRLERİ
2
Basınç: Birim alana yapılan kuvvete basınç denir. Birimi Bar veya Newton/cm dir.
Kuvvetin tatbik edildiği her noktada bir basınç vardır. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda basınç ise; normal hava
basıncının (atmosfer basıncı) daha fazla veya daha az olması gereken veya olan işyerlerindeki basınçtır. Normal
şartlarda hava basıncı 76 cm cıva basıncına eşittir.
Atmosfer basıncından daha yüksek ya da daha düşük basınçlı yerlerde çalışan işçilerde, kalp, dolaşım, solunum
rahatsızlıkları görülebilir.
BASINCIN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Normalde 4 atmosfer kadar basınç değişimi organizmada rahatsızlık hissi dışında sağlık sorunu yaratmaz.
Balon ve uçak gibi araçlarla süratle yükseklere çıkılması halinde, doğal olarak atmosfer basıncının düşmesi nedeniyle,
normal atmosfer basıncı altında dokularda erimiş olan gazların serbest hale gelmesi ile karıncalanma, kol ve bacaklarda
ağrılar ile bulanık görme ve kulaklarının iç ve dış tarafındaki basınç farkından dolayı kulak ağrıları gibi belirtiler meydana
gelir. Vücuttaki oksijenin parsiyel basıncının düşmesi sonucu anoksemi, taşikardi görülebilir.
Denizaltı personeli, dalgıçlar, gemi kurtarıcılarında ise, deniz dibine inildikçe vücut üzerindeki basınç artması olur. Bu
basıncın 4 atmosferi aşması halinde, kişi solunum ile fazla azot alacağından, azot narkozu içine düşebilir. Karar verme,
düşünme ve istemli hareketler kötüleşebilir ve su üstüne çıkılmazsa, şuur çekilmesi baş gösterebilir. Kişi normal basınca
döndüğü takdirde bu belirtiler hemen kaybolur.
Soluma apareyi içine verilen basınçlı havanın bileşimindeki azot yerine helyum ikame edilirse azot narkozunun ortaya
çıkması önlenmiş olur. Yüksek basınç altında, vücuttaki oksijen parsiyel basıncının artması başlangıçta hafif bir
rahatsızlık hissi verir. Daha sonra ciddi semptomlar izler. İleri safhada koma hali görülebilir.
BASINCIN DEĞERLENDİRİLMESİ
Düşük ve yüksek basıncın işçiler üzerinde meydana getirdiği olumsuz etkiler bir meslek hastalığıdır.
Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne ekli meslek hastalığı listesinde "E-4 Hava basıncındaki ani değişmelerden
olan hastalıklar" başlığı ile verilmiştir. Basınç değişikliği nedeni ile görülen akut hadiselerde yükümlülük süresi 3
gün, diğer hadiselerde ise, yükümlülük süresi 10 yıldır.
DÜŞÜK VE YÜKSEK BASINCIN ETKİLERİNDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ
Düşük ve yüksek basıncın gerektirdiği işlerde, çalışanlar mümkünse genç ve tecrübeli isçilerden seçilmelidir. Ayrıca, bu
işlerde çalışacakların şişman, alkolik ve solunum sistemine ilişkin kronik hastalıkları olmamalıdır. Bu işlerde çalışmanın
devamı süresince periyodik muayeneler, oldukça hassas yapılmalı, ulak, burun, boğaz ve solunum sistemine ilişkin akut
yakınması olanlar iyileşinceye kadar işten uzaklaştırılmalıdırlar.
İşe giriş muayenelerinde tam sistemik muayene yapılmalı, akciğer ve sinüs grafisi çekilmelidir. Büyük eklemlerde işe
girişte, her yıl ki periyodik muayenede radyolojik olarak incelenmelidir. Bu inceleme işçi işten ayrıldıktan sonra da iki yıl
tekrarlanmalıdır. Basınç altında kazaya uğrayanlarla, hastalananlar yeniden işe döndürülmemelidirler. Basınç altında
çalışırken uyulması gereken kurallar ve alınması gereken önlemler, basıncın insan vücudundaki etkileri konusunda
eğitilmelidirler.
Basıncın etkisine bağlı bulguların iki yıl sonra bile ortaya çıkabileceği düşünülerek, ilk yardımın ve acil müdahalenin
yapılabilmesine olanak sağlayan bilgiler işçinin sürekli taşıyabileceği biçimde üzerinde bulundurulmalıdır. Yüksek basınç
altında yürütülen çalışmaların yapıldığı işyerinde dekompresyon odası bulunmalıdır. Basınç altında yürütülen işlerde
çalışma sırasında sigara ve içki içilmesi, gazlı içeceklerin içilmesi yasaklanmalıdır.
BASINCIN DENETİM YÖNTEMLERİ VE YASAL DÜZENLEMELER
Normal atmosfer basıncından düşük veya daha yüksek basınç altında çalışan işçiler, düşük ve yüksek basıncın sebep
olduğu olumsuzlukları çok iyi bilmeleri gerekir.
İşverenler düşük ve yüksek basınçlı yerlerde çalıştırdıkları işçilere tüm riskleri öğretmeli ve önceden gerekli önlemleri
almalıdırlar.
Basınç altında yürütülen işlerde alınması gerekli tedbirler, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 82'de belirmiştir.
Ayrıca, Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedi buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkındaki
Yönetmeliğin 5 ci maddesinde basınç altındaki çalışmalara sınırlama getirilmiştir.
RADYASYON
RADYASYONUN TANIMI, TÜRLERİ, KAYNAKLARI
Radyasyon Latince bir kelime olup dilimizde ışıma olarak kullanılır. Atomlardan, Güneş’ten ve diğer yıldızlardan yayılan
enerjiye radyasyon enerji denir. Radyasyon enerji ya dalga biçiminde ya da parçacık modeli ile yayılırlar.
Işık ışınları, ısı, x-ışınları, radyoaktif maddelerin saldığı ışınlar ve evrenden gelen kozmik ışınların hepsi birer radyasyon
biçimidir.
88
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Bazı radyasyonlar çok küçük parçacıklardan, bazıları da dalgalardan oluşur. Radyo aktif maddelerin saldığı alfa ve beta
ışınları ile yıldızlardan savrulan kozmik ışınlar parçacık biçiminde yayılan radyasyonlardır.
Dalga biçimindeki radyasyona en iyi örnek elektromanyetik dalgalardır. Gamma ışınları, x-ışınları, morötesi (ultraviyole)
ışınlar, görünür ışık, kızılötesi (enfraruj) ışınlar, radarlarda kullanılan mikrodalgalar ve radyo dalgaları elektromanyetik
radyasyon biçimleridir.
Bunlardan yalnızca ikisinin varlığını bir ölçü aygıtı kullanmaksızın belirleyebiliriz. İnsan gözünün algılayabildiği görünür
ışık ve etkisini ısı olarak hissettiğimiz uzun dalga boylu kızılötesi radyasyondur. Radyo dalgalarının varlığı radyo
alıcılarıyla, diğer radyasyonların varlığı da çeşitli yöntemlerle belirlenebilir.
Radyasyonu meydana getiren parçacıklar veya elektromanyetik dalgalar ses dalgalarından farklı olarak boşlukta yol
alabilir ve saniyede 300.000 km. gibi olağanüstü bir hızla yayılır.
Radyasyonun bir enerji olduğunu söylemiştik. Bu enerjinin bir bölümü tanecik özellikli bir bölümü de dalga özelliklidir.
Tanecik özellikli olanlar; Alfa ışınları, Beta ışınları, nötron ve proton ışınları ile kozmik ışınlardır. Bu ışınlar bir ortamdan
geçerken ortamla etkileşerek doğrudan veya dolaylı olarak iyon çiftleri oluştururlar, bu nedenle bu ışınlara iyonlayıcı
ışınlar da denir.
ALFA IŞINLARI VEYA ALFA PARTİKÜLÜ
Helyum atomunun pozitif yüklü çekirdeğidir. Yapay olarak meydana getirildiği gibi teknolojinin gereği olarak istenmediği
halde yan ürün olarak (Elektron tüplerinde olduğu gibi) ortaya çıkabilir.
BETA IŞINLARI
Negatif yüklü hızlı elektronlardır. Yapay olarak izotop elde etmekte hızlandırılmış elektronlar kullanılır. Elektron tüplerinde
de katottan anoda elektron akışı vardır. Bu elektronların bir kısmı anoda gitmeyip yön değiştirerek açığa çıkabilirler.
NÖTRON IŞINLARI
Atom çekirdeğinde bulunan yüksüz parçacıklar olup önemli ve özellikleri olan bir radyasyon tipidir. Nükleer çekirdek
bölünmesi ve reaksiyonları sırasında meydana gelirler.
PROTON IŞINLARI
Atom çekirdeğinde bulunan ve pozitif elektron yüklü partiküllerdir. Bu ışın da nükleer çekirdek bölünmesi reaksiyonları
sırasında meydana gelirler.
GAMMA IŞINLAR
Hızlı temel parçacıklardan oluşan kozmik ışınlardan sonra en kısa dalga boyundaki radyasyonlar gamma ışınlarıdır.
Gamma ışınları hem uranyum ve radyum gibi doğan radyoaktif maddelerin parçalanmaları sırasında hem de bir nükleer
reaktörde ya da bir atom bombası patlatıldığında atom çekirdeklerinin parçalanmasıyla meydana gelir. Gamma
ışınlarının dalga boyları 0,0001nm-0,001nm arasındadır.
X-IŞINLARI
Röntgen cihazlarında meydana gelen ışınlardır. X-ışınlarının dalga boyları gamma ışınlarının dalga boylarına göre 100
kat daha büyüktür. X-ışınlarının dalga boyları 0,001nm-100nm arasında değişir.
MORÖTESİ IŞINLAR (ULTRAVİOLE IŞINLAR)
Güneş ışını içerisinde bulunduğu gibi yapay olarak da meydana getirilir ve x-ışınlarına göre dalga boyları daha uzundur.
Morötesi ışınların dalga boyları 1nm-1000nm arasındadır.
GÖRÜNÜR IŞIK
Dalga boyu 400nm’nin altında olan mor ışıktan yaklaşık 740nm dalga boyundaki kırmızı ışığa kadar uzanır. Görünür ışık,
güneş ışığı içerisinde bulunduğu gibi yapay olarak da meydana getirilebilir.
KIZILÖTESİ IŞINLAR (İNFRARED IŞINLAR)
Dalga boyları yaklaşık 740nm ile 100.000nm arasındadır. Yapay olarak elde edilebildiği gibi güneş ışınlarının içinde de
bulunur. Güneş ışınlarındaki ısı kızıl ötesi ışınlardan kaynaklanır.
RADYO DALGALARI
Kızılötesi ışınların ötesindeki bölgede, dalga boyları daha uzun olan bütün radyo dalgaları yer alır. Bu ışınların dalga
boyları birkaç milimetreden 1 km ye kadar uzanır. Radar sistemlerinde dalga boyları 3 cm ile 25 cm arasındaki
mikrodalgalardan yararlanılır. Mikro dalga fırınlarda kullanılan ışınların dalga boyları genellikle 12 cm dolayındadır.
Televizyon yayınlarında ise, 1 km ya da daha uzun olan radyo dalgaları kullanılır.
RADYASYONUN İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Radyasyon vücuda yüksek dozda girdiğinde insan sağlığı için zararlıdır; bütün dokulardan kolayca geçerek derine
işleyen ışınlar ise en tehlikeli olanlarıdır.
Alfa ışınları, ağır parçacıklar olup çok uzağa gidemezler. Havada yaklaşık 5 cm lik mesafedeki bir kağıt tabakasını veya
alüminyum levhayı geçemezler. Bu nedenle çevreden gelebilecek alfa ışınları önemli bir tehlike yaratmazlar. Ancak,
kaynağından çıktıklarında hücreler üzerinde çok zararlı etkiye sahiptirler. Solundukları veya yutuldukları takdirde
zararlıdırlar.
Beta ışınları, madde içine fazla nüfuz etmezler. Bu ışınlar, cilt üzerinde yanık etkisi meydana getirirler ve adale içine
birkaç milimetre mesafeye kadar etki ederler. Beta ışınlarının yutulması ve solunması ise, tehlikeli olabilir.
Nötron ışınları, oldukça tehlikelidir. Vücudun derinliklerine girebilirler. Doku hücrelerinin, otom çekirdekleri içersine nüfuz
edebilirler. Bu nedenle dokulara zarar verirler.
Proton ışınları da vücudun derinliklerine girebilir ve dokulara hafif derecede nüfuz edebilir. Bu nedenle vücuda
zararlıdırlar.
Gamma ışınları nitelik bakımından x-ışınlarına benzerler. Bu ışınlar canlılar için zararlıdır. Dokulara derinliğine girerler ve
tahrip ederler. Tıpta urları yok etmekte, araç ve gereçlerin mikroplardan arındırılması gibi yararlı işlerde de kullanılır.
X-ışınları, vücuda derinlemesine kolayca girebilir ve dokulara nüfuz ederek tahrip edici etki gösterir. X-ışını tıpta iç
organların incelenmesinde ya da bir kemikte kırık olup olmadığının araştırılmasında çok sık kullanılır.
İyonizan ışınların biyolojik tesirleri çok çeşitlidir. Dışarıdan gelebilecek ışınların zararları, ışının cinsine, enerji miktarına
ve etkiye maruz kalan yere bağlı olarak değişir. Radyoaktif maddelerin vücuda girmesi ve bazı organlara yerleşmesi
neticesinde ise organizma iç radyasyona maruz kalabilir.
Bu tür ışınlar deri, troid ve kan yapıcı organlar başta olmak üzere diğer bütün organlar üzerinde olumsuz etkilere
sahiptirler. Canlılığın azalmasına, halsizliğe, baş ağrısına, anemi ve lösemiye yol açarlar. Ayrıca, genetik etkileri de
89
•
1.
1-
vardır. Bu Işınlar tohum hücreleri üzerinde kromozom sayısında değişme, parçalanma, ikiye bölünme ve inversiyon
halleri gibi değişmeler sonucunda hayati tehlikeye sahiptirler.
Morötesi ışınlar (ultraviole ışınlar), derinin yüzey hücreleri ve gözün kornea tabakası üzerine etki yapar. Deri üzerindeki
etkileri; güneş yanığına benzer yanıklar, pikment hücrelerinde değişmeler ve deri kanserleridir. Bu tür ışınlara hassas
olan kişilerde ayrıca, ekzema, sivilce gibi deri hastalıkları da görülebilir. Bazı deri hastalıkları ise ağırlaştırılabilirler (uçuk
gibi). Gözlerde ise, göz sulanması, ağrı, konjuktivit, iritis, kornea ülseri gibi hastalıklara yol açabilir.
Kızılötesi ışınlar (infrared ışınlar), bu ışınlar vücuda kolayca girer ve aşırı ısı verirler. Vücudun açık kısımları ısınır ve fiziki
gerginlik meydana getirir. Bu ışınların şiddetine, maruziyet süresine ve ışına maruz kalan vücut bölgesine bağlı olarak
deri yanıkları, katarakt gibi bazı göz hastalıkları da meydana gelebilir. Kısa dalga ışınları, dalga boyları kızılötesi
ışınlardan daha büyük olan ışınlardır. Yüksek frekanslı akımın kullanıldığı elektronik cihazlarda, radar sistemlerinde
meydana gelir. Uzun süre bu ışınlara maruziyet sonucunda bazı organlarda (kırmızı kemik iliği) ısı yükselmesi. Bu
ışınlara uzun süre maruziyet halinde katarakt görülebilir.
RADYASYONUN DEĞERLENDİRİLMESİ
Endüstride, radyasyonun işçilerde meydana getirdiği akut ve kronik olumsuz etkiler meslek hastalığıdır. Bu hastalıklar
Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü’nün ekindeki meslek hastalıkları listesinde, hastalık ve belirtileri, yükümlülük
süresi ve hastalık tehlikesi olan başlıca işler, geniş olarak belirtilmiştir.
“Kesin tanı için:
Dıştan etki yapan ışınların ölçülmesi için parsiyel global dozimetri,
2. İç kontaminasyonun ölçülmesi için total veya parsiyel beden spektrometresi yapılır.
3. Işına maruz kalınan işlerde, çalışanların özel kuruluşlar tarafından sürekli denetlenmesi ve hastalıkları
halinde bu denetimin sonuçlarından yararlanılır.” denilmektedir.
Radyasyon denetim yöntemleri:
Radyasyonun, işyerlerinde kullanılması ve denetlenmesiyle ilgili tüm hususlar Atom Enerji Kurumu Başkanlığı tarafından
yürütülür.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
17 / Kimyasal Risk Etmenleri
Katılımcıların, işyerindeki sağlığı ve güvenliği olumsuz etkileyen kimyasal risk
etmenleri hakkında bilgi sahibi olmalarını ve bu etmenlere karşı alınması gereken iş
sağlığı ve güvenliği tedbirlerini öğrenmelerini sağlamaktır.
U-11*
* Kimya mühendisi, kimya lisans mezunu
KİMYASAL RİSK ETMENLERİ
1. GİRİŞ
Çağımızda kimyasal maddeler günlük yaşamımızın bir parçasıdır. Evimizde, iş yerimizde hatta hayati faaliyet
gösterdiğimiz her alanda bilerek ya da bilmeyerek kimyasallarla iç içe yaşarız. Dünya da yaklaşık 6-7 milyon farklı
kimyasal madde bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 80.000 ila 100.000 kadarının kullanıldığı tahmin ediliyor. Bunlardan
8.000 ile 10.000 türü tehlikeli, 3.000 kadarı kanserojen, 150-200 kadarı insan kanserojenidir. Her yıl 1200 yeni kimyasal
üretilmekte ve piyasaya sunulmaktadır. Bunlardan çoğunun etkileri bilinmemektedir. Bu durumun en korkunç yanı, üreten
ve kullananların sağlığını nasıl etkileyeceği konusunda hiçbir şey bilinmemesine rağmen kullanılmalarıdır. Çok sayıda
kimyasalın renk ve koku gibi duyuları uyaran fiziksel özellikleri olmadığı için risk faktörlerinin en sinsi grubunu oluşturur.
Önemli olan husus, kimyasal maddenin ne kadar masum olduğu söylenirse söylensin mümkün olduğunca korunma
önlemleri alınarak çalışılmasıdır.
Her yıl Dünya da tarımda zirai ilaç olarak kullanılan kimyasal maddeler, gıda katkı maddeleri, ilaçlar, enerji üretiminde
kullanılan yakıtlar, kimyasal tüketim maddeleri, temizlik maddeleri dâhil en az 400 milyon ton kimyasal madde kullanım
için üretilmektedir.
Kimyasal maddeler madencilik, inşaatçılık, kaynakçılık, makine ve fabrika işinden büro işine kadar her tür endüstride
kullanılmakta olduğundan günümüzde hemen hemen bütün işçiler kimyasallara maruz kalmaktadırlar. Kimyasal
maddelere karşı kendimizi korumak iyin yapacağımız ilk iş, çalıştığımız maddelerle ilgili mümkün olduğunca detaylı bilgi
edinmek ve bunlara maruz kalmamak için gerekli tedbirleri almaktır.
2.
TANIMLAR
Kimyasal: Doğal halde bulunan, üretilen, herhangi bir işlem sırasında kullanılan veya atıklar da dâhil olmak üzere
ortaya çıkan, bizzat üretilmiş olup olmadığına ve piyasaya arz olunup olunmadığına bakılmaksızın her türlü element,
bileşik veya karışımları,
Tehlike: Sağlığa, mala veya çevreye zararlı olma potansiyelidir.
Risk: Kimyasalların kullanım şartlarında ve / veya kimyasallara maruz kalınması halinde, kimyasalların çevre ve insan
sağlığına zarar verme olasılığını ve ciddiyet derecesini,
Toz: Havada askıda kalabilen katı parçacıklardır. Bunların büyüklüğü gözle görülebilen sınırdan görülemeyene kadardır.
Görülemeyen tozlar havada daha uzun süre kalırlar ve ciğerlerin derinliklerine nüfuz edebilme yeteneklerinden dolayı
tehlikeli ve zararlıdırlar.
Buhar: Oda sıcaklığı ve basıncında sıvıların gaz halidir. Uçuculuklarına bağlı olarak sıvılar bulundukları ortama buhar
yayarlar. Düşük kaynama dereceli maddeler yüksek kaynama dereceli maddelere göre daha uçucucudurlar.
Sis: Sıvı parçacıkların hava içinde yayılmasıdır. Sis normal olarak elektro kaplama, sıvıların püskürtülmesi, sıçratılması
ve köpürtülmesi işlemlerinde açığa çıkar.
90
Duman: Buhar fazındaki maddelerin yoğunlaşması ile oluşan katı parçacıklardır. Dumanlar genellikle erimiş metallerde
metal buharlarının erimiş metalin üzerindeki alanda yoğunlaşması sonucu oluşan katı parçacıklardır. Parçacıkların
büyüklükleri çıplak gözle görülebilir.
Gaz: Oda sıcaklığında ve atmosfer basınında gaz fazında olan maddelerdir. oksijen, azot, metan, karbondioksit gibi
Akut Etki: Bir maddenin yüksek konsantrasyonuna kısa süreli (genellikle bir vardiya da) maruziyetin oluşturduğu etkidir.
Kronik Etki: Bir kimyasala uzun süreli ve tekrarlanabilir maruziyetin yarattığı etkidir. Bu etki yıllar süren maruziyetten
sonra hissedilebilir. Akut ve kronik etkilerin her ikisi de, maruziyetin ortadan kalkması ve uygun tedavi ile yok edilebilirde
edilemeyebilirde. Genellikle kronik etkiler daha çok dönüşümsüzdür.
Güvenlik Bilgi Formu: Tehlikeli kimyasalların; özelliklerine ilişkin detaylı bilgiler ile bulunduğu işyerlerinde kimyasalın
özelliğine göre alınacak güvenlik önlemleri ve kimyasalın olumsuz etkilerinden çevre ve insan sağlığının korunmasına
yönelik gerekli bilgileri içeren belgeyi ifade eder.
Teratojen Madde: Embriyo ya da anne karnındaki çocukta kalıtsal olmayan bozukluklara neden olan kimyasallardır.
Mutajenler: Genetik bozukluklara neden olan kimyasallar.
MAK değeri (MAC): Müsaade edilen azami konsantrasyondur. Çeşitli kimyasal maddelerin kapalı işyeri havasında
bulunmasına müsaade edilen ve orada günde 8 saat çalışacak olanların sağlıklarını bozmayacak olan azami miktarlarına
MAK değeri denir. MAK değeri kimyasal etkenin ortamda hiç bir zaman aşılmaması gereken düzeyine-limit değere işaret
eder.
TLV-TWA(ESD-ZAO): Eşik Sınır Değer - Zaman Ağırlıklı Ortalamadır. Günde 8, haftada 40 saat çalışan işçinin bir
kimyasala uzun süreli, tekrarlanan bir biçimde maruz kalması durumunda sağlığının zarar görmeyeceği düşünülen
zaman ağırlıklı ortalama kimyasal madde konsantrasyonudur.
TLV-STEL (ESD-KSMS): Eşik Sınır Değer - Kısa Süreli Maruziyet Sınırıdır. Bu değer, çalışma günü boyunca asla
aşılmaması gereken ve 15 dakikalık maruziyet temelinde belirlenmiş zaman ağırlıklı ortalama sınır-limit değerdir. Başka
bir süre belirtilmedikçe, 15 dakikalık bir süre için aşılmaması gereken maruziyet üst sınır değerine STEL denir.
Üretimin özelliğine bağlı olarak; işyeri havasındaki kimyasal madde konsantrasyonu geniş aralıklı gelişmeler (farklılıklardeğişimler) gösteriyorsa, işyeri havasındaki kimyasal madde konsantrasyonu TLV-STEL değeri ile kontrol edilir. Bu
konsantrasyonlarda maruziyet 15 dakikayı aşmamalı, maruziyet günde 4 defadan fazla yinelenmemeli ve 2 maruziyet
arası süre 60 dakikadan kısa olmamalıdır.
LD50, LC50:Öldürücü doz, öldürücü konsantrasyon; deney hayvanlarına verildiğinde iki haftalık sürede deneklerden %50
sini öldüren dozdur.
3
3
Konsantrasyon brimleri: Ağırlıkça: (mg/m ), Hacimce: (ml/m ), PPM: (Milyonda kısım)
EINECS: Mevcut ticari kimyasal maddenin Avrupa envanteri
CAS: Kimyasal maddenin servis kayıt numarası.
EC Numarası: Maddenin yapısal özelliğine göre Avrupa Komisyonunca verilmiş olan numara.
Yanma: Isı ve genellikle yüksek sıcaklıkta gaz ve ışık üreten ekzotermik bir kimyasal reaksiyondur. Diğer bir deyişle,
oksitlenme reaksiyonudur (Bir elementin oksijenle reaksiyonu).
Yanma Noktası: Alevin sürekliliğini kendi kendine sağladığı sıcaklığa yanma noktası denir. Böylece alev, sıvı buharının
sürekli yanmasını sağlar.
Parlama (alevlenme): Havadaki uçucu yanabilen madde buharlarının bir alevle teması sırasında belirli bir sıcaklıkta
yanmasıdır.
Parlama Noktası: Parlayıcı sıvıların hemen sıvı yüzeyinde veya kaplarının içinde hava ile tutuşabilir yeterli buhar
çıkardıkları en düşük sıcaklıktır. Havadaki uçucu yanabilen madde buharlarının bir alevle teması sırasında tutuşabildiği
en düşük sıcaklıktır.
Parlayıcılık: Patlayıcı maddenin alev veya ısı ile tutuşabilme özelliğidir.
Patlama: Çok hızlı bir gaz genişlemesi ile ve genellikle ısı açığa çıkmasıyla meydana gelen bir kimyasal reaksiyon veya
değişimdir. Patlama çevresindeki ortamda bir şok dalgası oluşturur. Yüksek sıcaklık üreten ve genellikle büyük miktarda
gaz oluşmasına neden olan hızlı bir kimyasal reaksiyondur.
Patlayıcılar: Isı, çarpma, sürtünme gibi etkiler sonucunda çok hızlı kimyasal reaksiyona girerek ısı ve gaz meydana
getirerek kimyasal değişime uğrayan veya yanan maddelerdir.
Patlayıcı Ortam: Yanıcı maddelerin gaz, buhar, sis ve tozlarının atmosferik şartlar altında hava ile oluşturduğu ve
herhangi bir tutuşturucu kaynakla temasında tümüyle yanabilen karışımıdır.
Patlayıcı Madde: Atmosferik oksijen olmadan da ani gaz yayılımı ile ekzotermik reaksiyon verebilen ve/veya kısmen
kapatıldığında ısınma ile kendiliğinden patlayan veya belirlenmiş test koşullarında patlayan, çabucak parlayan katı, sıvı,
macunumsu, jelâtinimsi haldeki maddelerdir.
Patlama Limitleri: Yanıcı veya parlayıcı sıvıların buharları hava ile uygun oranlarda biriktiğinde ve ortamda bir
tutuşturma kaynağı varsa hızlı bir yanma veya patlama olur. Bu uygun orana parlama aralığı veya patlama aralığı denir.
Patlama Alt Limiti (LEL): Havadaki buhar yüzdesinin bir yangın veya patlama oluşturması için gerekli olan en alt
seviyesidir. Bunun altındaki konsantrasyonlarda yakıt (madde) yeterli olmadığından yangın olmaz ve karışım bu anlamda
fakir karışım olarak nitelendirilir.
Patlama Üst Limiti (UEL): Havadaki buhar yüzdesinin bir yangın veya patlama oluşturması için gerekli olan en üst
seviyesidir. Bunun üstündeki konsantrasyonlarda oksijen yeterli olmadığından yangın olmaz ve karışım bu anlamda
zengin karışım olarak nitelendirilir.
91
Oksitleyici Madde: Özellikle yanıcı maddelerle olmak üzere diğer maddeler ile de temasında önemli ölçüde ekzotermik
reaksiyona neden olan maddelerdir. Örneğin; oksijen, klor, nitrik asit, flor ve hidrojen peroksit.
Çok Kolay Alevlenir Madde: 0 °C’den düşük parlama noktası ve 35°C’den düşük kaynama noktasına sahip sıvı haldeki
maddeler ile oda sıcaklığında ve basıncı altında hava ile temasında yanabilen, gaz haldeki maddelerdir.
Kolay Alevlenir Madde:
a) Enerji uygulaması olmadan, ortam sıcaklığında hava ile temasında ısınabilen ve sonuç olarak alevlenen,
b) Ateş kaynağı ile kısa süreli temasta kendiliğinden yanabilen ve ateş kaynağının uzaklaştırılmasından sonra da
yanmaya devam eden katı haldeki,
o
c) Parlama noktası 21 C 'nin altında olan sıvı haldeki,
d) Su veya nemli hava ile temasında, tehlikeli miktarda, çok kolay alevlenir gaz yayan maddelerdir.
o
o
Alevlenir Madde: Parlama noktası 21 C-55 C arasında olan sıvı haldeki maddelerdir.
Çok Toksik Madde: Çok az miktarlarda solunum, sindirim ve deri yoluyla alındığında insan sağlığı üzerinde akut veya
kronik hasarlara veya ölüme neden olan maddelerdir.
Toksik Madde: Az miktarlarda solunum, sindirim ve deri yoluyla alındığında insan sağlığı üzerinde akut veya kronik
hasarlara veya ölüme neden olan maddelerdir.
Zararlı Madde: Solunum, sindirim ve deri yoluyla alındığında insan sağlığı üzerinde akut veya kronik hasarlara veya
ölüme neden olan maddelerdir.
Aşındırıcı Madde: Canlı doku ile temasında, dokunun tahribatına neden olabilen maddelerdir.
Tahriş Edici Madde: Mukoza veya cilt ile direkt ani, uzun süreli veya tekrarlanan temasında lokal eritem veya ödem
oluşumuna neden olabilen, aşındırıcı olarak sınıflandırılmayan maddelerdir.
Alerjik Madde: Solunduğunda, cilde nüfuz ettiğinde aşırı derecede hassasiyet meydana getirme özelliği olan ve daha
sonra maruz kalınması durumunda karakteristik olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına neden olan maddelerdir.
Kanserojen Madde: Solunduğunda, ağız yoluyla alındığında, deriye nüfuz ettiğinde kanser oluşumuna neden olan veya
kanser oluşumunu hızlandıran maddelerdir.
Yetkili kuruluşlarca kanserojen olduğu saptanan maddeler, asbest(ler), benzen (benzol), berilyum, kurşun kromat,
formaldehit, vinil klorür, trikloroetilen ve karbon tetraklorür gibi maddelerdir.
Mutajen Madde: Solunum, sindirim ve deri yoluyla alındığında kalıtımsal genetik hasarlara yol açabilen veya bu etkinin
oluşumunu hızlandıran maddelerdir.
Üreme İçin Toksik Madde: solunum, sindirim ve deri yoluyla alındığında erkek ve dişilerin üreme fonksiyon ve
kapasitelerini azaltan ve/veya doğacak çocuğu etkileyecek kalıtımsal olmayan olumsuz etkileri meydana getiren veya
olumsuz etkilerin oluşumunu hızlandıran maddelerdir. Selenyum bileşikleri ve vinil klorür gibi.
Çevre İçin Tehlikeli Madde: Çevre ortamına girdiğinde çevrenin bir veya birkaç unsuru için hemen veya sonradan kısa
veya uzun süreli tehlikeler gösteren maddelerdir.
Kimyasal Maddenin İşlem Görmesi: Bu maddelerin üretilmesi, işlenmesi, kullanılması, depolanması, taşınması, atık ve
artıkların arıtılması veya uzaklaştırılması işleridir.
Kararsız Kimyasallar: Stabilitesi düşük, su ile reaksiyona girince zehirli veya yakıcı gazlar çıkaran. şok, sürtünme ve
sıcaklık artışı sonucu parlayabilen. Ayrıca kapalı bir kapta ısıtılırsa patlayabilen maddelerdir. Asetik anhidritleri, sodyum
metali, ve kalsiyum karpit örnek verilebilir.
Mesleki Maruziyet Sınır Değeri: Başka şekilde belirtilmedikçe, 8 saatlik sürede, çalışanların solunum bölgesindeki
havada bulunan kimyasal madde konsantrasyonunun zaman ağırlıklı ortalamasının üst sınırıdır.
Solunum Bölgesi: Merkezi, kişinin kulaklarını birleştiren çizginin orta noktası olan 30 cm yarıçaplı kürenin, başın ön
kısmında kalan yarısıdır.
Biyolojik Sınır Değeri: Kimyasal maddenin veya metabolitinin uygun biyolojik ortamdaki konsantrasyonunun üst
sınırıdır.
Sağlık Gözetimi: Çalışanların belirli bir kimyasal maddeye maruziyetleri ile ilgili olarak sağlık durumlarının belirlenmesi
amacıyla yapılan değerlendirmelerdir.
Müstahzar: En az iki veya daha çok maddenin karışım veya çözeltilerini ifade eder.
Piyasa Gözetimi ve Denetimi: Tehlikeli kimyasal ile tehlikeli eşyanın ilgili yönetmelik hükümlerine uygunluğunun kontrol
altında tutulması, denetlenmesi faaliyetini
Profesyonel Kullanıcı: Üretici, tehlikeli kimyasal kullanan sanayici, bilimsel araştırma ve geliştirme yapan ve üretim
sürecinde araştırma ve geliştirme yapan gerçek ve tüzel kişiyi ifade eder.
3. KİMYASALLARIN VUCUDA GİRİŞ YOLLARI VE ETKİLEŞİMLERİ
3.1. Kimyasallar, vücuda üç yoldan girerler;
a) Sindirim: Havada bulunan tozların yutulması, kimyasal bulaşmış ellerin temizlenmeden yemek yenilmesi, sigara
içilmesi, istemsiz gaz, toz, buhar, duman, sıvı veya katı maddelerin yutulması, kurşun oksitle çalışılan işyerlerinde (akü
fabrikaları gibi) işçiler sigara içmeden, herhangi bir şey yemeden önce ve vardiya sonunda el ve ağızlarını iyice
yıkamazlarsa ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirler.
92
Zehirleyici toz, yiyecekle veya tükürükle yutulduğunda vücut sıvısında çözünmez ise barsak yoluyla doğrudan dışarı
atılır.
Endüstriyel zehirlenmeler genellikle kroniktir, nadir olarak akut etkilenmelere de rastlanır.
b) Solunum: Solunan havada bulunan tozların yutulması, sigara içilmesi veya gaz, toz, buhar, duman, sıvı veya katı
maddeler vücuda solunum yoluyla da girebilir.
c) Absorpsiyon: Özel önlem alınmamış ve uyarı bulunmayan bazı kimyasallara dokunulması veya bu maddelerle
koruyucusuz çalışılması, işçilerin deri yolu ile kimyasallara maruz kalmalarına neden olur. Deri yolu ile absorplanma
genellikle sıvı haldeki kimyasallar için geçerli ise de, tozlar da eğer ter ile ıslatılırsa deriden emilebilir. Bazı kimyasallar
hiçbir etki uyandırmadan deriden difüzlenebilir. Deride tahrişe neden olan NaOH, HCl, H 2SO4vb aşındırıcı maddelerin
aksine bazı kimyasallarda herhangi bir tahriş hissedilmez. Bu da tehlikenin fark edilmemesine yol açabilir. Ayrıca gözler
de sıçrama veya buhar şeklinde bulunan maddeleri absorbe ederler.
3.2. Aynı anda organizmaya giren iki kimyasal birbirinin etkisini üç şekilde detkiler
Bağımsız etki, sinerjik etki, antagonizma.
1. Bağımsız etki: İki madde birbirini etkilemeden tamamen ayrı bir şekilde etki eder.
2. Sinerjik etki: Aynı organda aynı şekilde aynı etkiyi ortaya çıkaran kimyasalların etkisidir. Sinerjik etki, additif etki ve
potansiyelizasyon olmak üzere iki türlüdür.
a-Additif etki: Organizmaya giren ve aynı yönde etki gösteren iki kimyasalın toplam etkisi bunların bir birlerinden ayrı
iken gösterdikleri toksikolojik etkinin toplamına eşittir (1+1=2).
Ömeğin; organafosforlu insektisitler, dialipos, naled ve paration gibi maddelere maruziyet sonucu görülen toplam etki her
bir kimyasala tek tek maruz kahnd1gmda görülen etkinin
b-Potansiyalizasyon: Bir kirnyasal alınan diğer bir kimyasalın etkisini artırır. Böylece birinci madde potansiyatör olarak
davranır ve toplam etki her iki kimyasalın kendi etkilerinin toplamından fazla olur (1+1>2).
Sigara içerek asbeste maruz kalan işçilerde görülen akciğer kanseri riski, sigara içmeksizin asbeste maruz kalanlardan
40 kat daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır.
Bazı dururnlarda bir madde tek başına zarara sebep olmaz, ama başka bir kimyasalın etkisini artırabilir (0+1>1).
Örneğin, izopropanol karaciğeri etkilemez. Ancak karbontetraklorür (CCI 4) ile birlikte vücuda alındığında
karbontetraklorürün karaciğere yaptığı hasarı artırır.
3. Antagonizma: Bir kimyasalın etkisi başka bir kimyasal tarafından ortadan kaldırılabilir (1+1<2). Yani iki maddeden biri
diğerine zıt etki edebilir. Örneğin sahte rakıya katılan metanolün etkisinin etanol tarafından azaltılması. Bu etkiden,
zehirlenenlerde kullanılan kimyasalın antidotunu (panzehirini) bulmakta yararlanılır.
4.
KİMYASALLARIN ADLANDIRILMASI VE SINIFLANDIRILMASI
4.1.Adlandırma: Kimyasalların isimlendirilmesi uluslararası kriterlere göre birkaç şekilde yapılmaktadır. Özellikle organik
maddelerin isimlendirilmesinde farklı isimlendirme sistemleri vardır. Ayrıca kimyasalların yaygın kullanılan ticari isimleri
de bulunmaktadır.
Genel kural olarak;
a-İyonik Bileşikler: Bunlar metal-ametal bileşikleridirler: Metal adı + ametal adı + «ür» eki getirilerek isimlendirilirler.
Örneğin; KCl: Potasyum klorür, MgBr: Magnezyum bromür. Al 2S3: Alüminyum sülfür.
Çok atomlu anyonlarla yapılırken anyonun adı söylenir. NaOH: Sodyum Hidroksit, Al 2(SiO3)3: Alüminyum silikat gibi.
b-Kovalent bileşikler: Bunlar, A metal-ametal bileşikleridirler. Latince sayılar söylenir. Örneğin, CO 2: Karbon dioksit,
N2O3: Diazot tri oksit, CCl4: Karbon tetra klorür.
c-Halojenli Asitler: İki türlü olabilir. HCl: Hidrojen klorür veya hidroklorik asit; HF: Hidrojen florür veya hidroflorik asit; HI:
Hidrojen iyodür veya hidroiyodik asit.
d-Oksiasitler: «it» ile biten anyonlar «öz asit», «at» ile biten anyonlar «ik asit». Örneğin; HNO 2: Nitröz asit, HClO2:
Kloröz asit, H2SO3: Sülfüröz asit; HNO3: Nitrik asit, H2CO3: Karbonik asit, H3PO4: Fosforik asit, H2SO4: Sülfürik asit.
e-Bazı kimyasallar sistematik adlandırmanın dışında isimler alabilirler: Benzen = benzol, benzin = gazolin, etil alkol
= etanol = alkol, hidrojen bromür = bromik asit, hidrojen klorür = tuz ruhu, nitrik asit = kezzap, kerosen = gazyağı, nitrojen
oksit = azot oksit, sodyum hidroksit = kostik soda gibi.
4.2. Sınıflandırma:
a-ILO' ya Göre Sınıflandırma:
ILO' ya göre, kimyasalların sınıflandırılmasında dikkate alınacak kriterler ve sınıflandırmada kullanılacak yöntem
belirlenmeli ve ona göre tasnif yapılmalıdır.
Sınıflandırmada dikkate alınacak genel kriterler şunlardır:
a) Vücudun tümüne akut veya kronik olarak etki eden zehirli özellikleri
b) Kimyasal ve fiziksel özellikleri
c) Aşındırıcı ve tahriş edici özellikleri
d) Alerjik ve hassasiyet etkileri
e) Kanserojen etkileri
f) Genetik etkilen
g) Üreme sistemine etkileri
b-Avrupa Birliği Ülkelerinde Sınıflandırma
Avrupa Topluluğu Konseyi, üye ülkelerin bu konudaki yasalarının yakınlaştırmasını göz önünde bulundurarak “Tehlikeli
Maddelerin Sınıflandırılması, Paketlenmesi ve Etiketlenmesine ilişkin yasal düzenlemelerin yakınlaştırması” hakkında
67/548/EEC sayılı konsey direktifi çıkarmıştır. Avrupa Birliği’nin kimyasalları sınıflandırmasında; kimyasallar sağlık riski
bakımından çok toksik, toksik ve zararlı olmak üzere üç seviyede derecelendirilmektedir.
Bu direktifte üye ülkelerin kendi içlerinde bu sınıflandırmaya uymaları belirtilmiştir. Ancak, tehlikeli maddeler üçüncü
ülkelere ihraç ediliyorsa bu direktif kapsamına girmeyeceği belirtilmiştir.
93
Bu direktife göre kimyasallar şu alt sınıflara ayrılmışlardır;
1. Parlayıcı
2. Patlayıcı
3. Oksitleyici
4. Reaktif
5. Zehirli
6. Tahriş edici
7. Hassasiyet oluşturucu
8. Kanserojen olan
9. Üremeyi etkileyen
10. Mutajenik etkileri olanlar
11. Çevreye zarar veren kimyasallar
c-BM Tarafından Hazırlanan Tavsiye Kararı Gereğince 9 Sınıfa Ayrılmaktadır.
1. Patlayıcı Maddeler
2. Sıkıştırılmış, sıvılaştırılmış basınç altında yoğunlaştırılmış parlayıcı, parlayıcı olmayan ve zehirli gazlar.
3. Kolaylıkla parlayabilen sıvılar
4. Kolaylıkla parlayabilen katılar
5. Zehirli olabilecek maddeler ve enfeksiyona neden olabilecek maddeler.
6. Oksidan maddeler, organik peroksitler
7. Radyoaktif maddeler
8. Aşındırıcı maddeler
9. Diğer zararlı maddeler
d-Türkiye'de Sınıflandırma
2. Tehlikeli Maddelerin Ve Müstahzarların Sınıflandırılması, Ambalajlanması ve Etiketlenmesi Hakkında
Yönetmelik’e göre sınıflandırma (2008)
Bu Yönetmelik’e göre tehlikeli kimyasallar üç ana başlıkta ele alınmış ve sınıflandırılmıştır.
1. Fiziko-Kimyasal Özelliklerine Göre
1. Patlayıcı
2. Oksitleyici
3. Çok kolay alevlenir
4. Kolay alevlenir maddeler
5. Alevlenir
2. Sağlık Üzerindeki Etkilere Göre
1. Çok toksik
2. Toksik
3. Zararlı
4. Aşındırıcı
5. Tahriş edici,
6. Hassaslaştırıcı
7. Kanserojen
8. Mutajen
9. Üreme sistemine toksik
1. Çevreye Olan Etkilere Göre
1. Çevre için tehlikeli
1. KİMYASAL MADDE TÜRLERİ
Kimyasal maddenin fiziksel yapısı, vücuda girişini ve etkinliğini belirleyen önemli bir faktördür. Bunlar; katı, toz, sıvı ve
gaz olarak sınıflandırılabilir.
5.1. Kati Maddeler
Kimyasal maruziyet riskinin en düşük olduğu maddeler, katı kimyasallardır. Bunların derimizle temasında ya da sindirim
yolu ile yiyecek ve içeceklerle alındığında zehirlenmelere sebep olabilmektedirler. Bu nedenle hijyen kurallarına uyulması
son derece önemlidir. Katı maddelerle çalışmanın en büyük tehlikesi, işlenmeleri sırasında ortaya çıkardıkları toz ya da
gazlardır. Kesilmekte olan kerestenin çıkardığı toz, kaynak çubuklarının çıkardığı duman ya da poliüretan köpüğün
yandığında çıkardığı zehirli gaz riski artıran faktörlerdir.
Bu yüzden katı kimyasallarla çalışılırken bunları daha tehlikeli materyallere dönüştüren prosesler sırasında etkili kontrol
önlemleri alınmalıdır.
5.2. Tozlar
Toz, kömür, hububat, ağaç, minareler, metaller, cevherler ve maden ocaklarından çıkan organik tozlar ve inorganik
maddelerin doldurulmaları ve boşaltılmaları, taşınmaları, delinmeleri, çarpılmaları, püskürtülmeleri, öğütülmeleri,
patlamaları ve dağıtılmaları ile meydana gelen ve oluştuğu madde ile aynı bileşimde olan, hava içerisinde dağılma veya
yayılma özelligi gösteren 0,5-150 mikron büyüklükte olan kati parçacıklardır. İşyerlerinde çeşitli işlemler sonucu ortaya
çıkan tozların solunabilir olanları, dolayısıyla sağlık açısından risk oluşturanları 60 mikronun altındakilerdir. Bunlarında
yine büyük bir kısmı üst solunum yollarında tutulmaktadırlar. Özellikle 5 mikrondan küçük zerrecikler, boyutlarına ve
94
türlerine bağlı olarak akciğerlerin derinliklerine kadar ulaşabilirler. Sağlık için en zararlı bunlardır. Bunlar akciğerlerdeki
alveollere kadar ulaşarak, kimyasal yapılarına göre etki ederler. Bazı durumlarda tozlar patlayabilir.
İş yerindeki tozun güvenli düzeyde tutulması için etkili kontrol önlemleri uygulanmalıdır. Tozlar kendisini meydana getiren
maddelerin yapısına ve tozun fiziki yapısına göre gruplandırılırlar.
5.2.1. Organik Tozlar
Organik tozlar daha çok bitkisel ve hayvansal maddeler ile bazı sentetik maddelerin oluşturduğu tozlardır. Bitkisel ve
hayvansal kökenli tozlar solunum yolu ile alveollere kadar ulaştığında akciğerlerin kendini temizleme özelliği ile atılarak
elimine edilirler. Sentetik bileşiklerin oluşturduğu organik tozlar için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Bunlar,
kendisini oluşturan sentetik maddenin özelliğine göre değişik etkiler gösterirler. Mesela TNT tozlarının alveollere kadar
ulaşıp kana karışması ile vücudun damar sistemi üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir.
Bissinoz (Pamuk pnömokonyozu): Bissinoz pamuk ile çalışan işçilerin %30-40 ında 5-10 yıl içinde görülebilen bir
hastalıktır. Önceleri pazartesi günleri hastalığı şeklinde, ikinci aşamada haftanın diğer günlerinde de rahatsızlıklar
görülür. Üçüncü aşamada (20-30 yıl içinde) bronşit ve astmatik bir tablo yerleşir.
5.2.2. Anorganik Tozlar
Kurşun, demir, bakır, çinko gibi metal ve kükürt, karbon gibi ametallerin ve bunların bileşiklerinden oluşan tozlardır.
Anorganik tozlar kendisini oluşturan maddenin cinsine göre değişik etkilere sahiptir. Metalik tozlar (demir, bakır, çinko
tozu vb.), ametalik tozlar (kükürt, kömür tozu), kimyasal bileşiklerin tozları (çinko oksit, manganez oksit gibi) ve doğal
bileşiklerin tozları (mineraller, killer, maden cevherleri v.s.) olmak üzere çeşitleri vardır.
5.2.3. Fibrojenik tozlar
Bazı maddelerin lifli yapıları vardır. Dolayısıyla bu maddeler ufalandığında tozları da fibrojenik (lifli) yapıyı muhafaza
ederler. Bu çeşit tozlar solunduğunda, akciğerlerde fibrojenik yapı denilen şişlikler oluştururlar. Özellikle tozu oluşturan
maddenin kimyasal özelligi bu yapının oluşmasında etkendir. Silis, asbest, talk, magnezyum bu tür lifli yapıya sahip olan
maddelerdir. Bu maddeler silikozis, asbestoz, talkoz, alüminoz adı ile anılan hastalıklara sebep olurlar.
Asbest;
Asbest, çeşitli silikat minerallerinin milyonlarca yıl önce yüksek basınç, sıcaklık ve kimyasal etkilere maruz kalması
sonucunda oluşturduğu kristalize bir grup minerale verilen isimdir.
Asbestin Özellikleri:
1. Isıya dayanıklıdır (erime noktası demire eşdeğer)
2. Esnek, yüksek gerilme direncine sahip (çelik telden daha mukavim)
3. Isı ve elektrik iletkenliği çok düşük
4. Çeşitli kimyasallara karşı dayanıklı
5. Mikroorganizmalara karşı dayanıklı
6. Sürtünmeye ve aşınmaya karşı dayanıklı
7. Çeşitli maddelerle kolay karışır, kolay şekillenir
Yeryüzünde tüm bu özellikleri bir arada bulunduran tabii ya da suni başka bir materyal yoktur.
Asbestin Çeşitleri
1. Serpantin Grubu;
Krizotil, CAS No: 12001-29-5;CAS No: 132207–32–0; (Beyaz asbest)
- Magnezyum silikat ihtiva eder, kıvrımlı demete benzer ipliksi yapıdadır.
- Genel formülü; SiO2,MgO,H2O,Al2O3,Fe2O3,CaO,Cr2O3'tür
- Doğal olarak sarımtırak yeşilimsi renkte, işlenince gri beyaz lif oluşur.
- En çok kullanılan ve en az riskli olan asbest türüdür.
2. Amfibol Grubu:
- Grünerit Asbest (amosit), kalsiyum, magnezyum, demir silikat; CAS No 12172-73-5, (Kahverengi)
- Krosidolit, sodyum demir silikat; CAS No 12001-28-4, (Mavi)
- Aktinolit asbest, kalsiyum, magnezyum, demir silikat; CAS No: 77536-66-4,
- Antofilit asbest, CAS No: 77536-67-5,
- Tremolit asbest, kalsiyum magnezyum silikat; CAS No: 77536-68-6.
Türkiye, 01.01.1996 tarihinden itibaran Mavi ve Kahverengi asbestin içinde bulunduğu amfibol grubu asbesti
yasaklamıştır. Avrupa Birliği, 2005 yılından itibaren AB'ye üye ülkelerde asbest üretimi ve kullanımını yasaklamıştır.
2008 Tarih ve 27092 (Mükerrer) saylı R.G. yayımlanan “Bazı Tehlikeli Maddelerin, Müstahzarların ve Eşyaların
Üretimine, Piyasaya Arzına ve Kullanımına İlişkin Kısıtlamalar Hakkında Yönetmelik’ te ‘anfibol grubundaki asbest lifleri
çıkarılamaz, üretilemez, herhangi bir ürün üretiminde ve üretim dışında herhangi bir amaçla kullanılamaz, satış ve
kullanım amacıyla piyasaya arz edilemez’ ifadesi yer almaktadır. Serpantin grubu asbest lifi olarak tanımlanan krizotil
asbestin ise (beyaz asbest) kullanımı sınırlandırılmıştır.
Asbest insan vücuduna solunum ve sindirim yoluyla alınmaktadır. Sindirim yoluyla alınan asbest lifleri insan
vücudundan atılabilmektedir ancak asbest lifleri solunduğunda akciğerde, zamanla normal dokunun yerini alarak tedavisi
mümkün olmayan sonuçların doğmasına neden olabilmektedir. Meydana gelebilecek hastalığın türü ve ağırlığı özellikle
lif türüne ve lif boyutuna bağlıdır. Uzun lifli asbest çeşitleri kısa lifli asbest çeşitlerine göre, amfibol grubu asbest türleri ise
serpentin grubuna (krizotil) göre daha çok risk taşımaktadır. Sigara içimi riski artırmaktadır.
Asbeste Bağlı Oluşan Hastalıklar
Akciğer, sindirim sistemi (mide barsak) ve gırtlak kanserlerine ve akciğer zarı kalınlaşması (pleura)na sebep olmaktadır.
İlk olarak tersane işlerinde çalışanlarda tespit edilen asbestoz, asbest liflerini çözmeye çalışan vücut tarafından üretilen
asidin akciğer zarında oluşturduğu yaralardır. Bu hastalığın kendini göstermesi 10-20 yılı bulmaktadır. Asbestin yol açtığı
diğer önemli bir hastalık ta akciğer zarı ve karın zarı kanseri olarak bilinen mezotelyoma dır. AB ülkelerinde yılda her bir
milyon kişinin 1 ve 2 sinde görülen mezotelyoma, ülkemizde 3-4 kat daha fazla görülmektedir.
95
Asbestle çalışma ortamında, Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiye ettiği metotla veya eşdeğer sonuçları veren başka bir
metotla çalışma süresi dikkate alınarak lif sayımı ile maruziyet miktarı belirlenir. Havadaki asbestin ölçülmesinde, belli
büyüklükteki lifler hesaba katılır. Ülkemizde uygulanan sınır değer, sekiz saatlik zaman ağırlıklı ortalama olarak (TWA)
3
0,1 lif/cm tür.
Talk
Magnezyum silikat kayalarının veya metamorfoz dolamitlerinin değişmesi ile meydana gelen tabii bir hidrosilikattır. Açık
yeşil, beyaz ve grimsi renkte yaprağımsı ve pullu yapıdadır. Asit ve bazlara mukavimdir.
Kullanıldığı yerler, Boyalarda yayıcı ve pigment olarak, seramikte, katran kâğıdında çatı kaplamalarda, kozmetik ve
eczacılıkta, kâğıtta, kurşun kalemde, elektrik cihazlarında kullanılır. Dolgu maddesi olarak kauçuk, insektisit, sabun,
plastik ve deri endüstrilerinde kullanılır.
Etkisi solunum yolu iledir. 10 yıl gibi uzun süreler sonucu talkosis oluşturur. Elyaf halindeki tozları etkilidir. Nefes darlığına
sebep olur.
5.2.4. Toksik Tozlar
Vücuda alındığında akut veya kronik zehirlenmeye sebep olan, kurşun, krom, kadmiyum, mangan, vanadyum gibi ağır
metal tozlarıdır.
5.2.5. Kanserojen Tozlar
Asbest, arsenik ve bileşikleri, berilyum kromatlar, nikel ve bileşiklerinin tozları kansere yol açan tozlardır. Bu tozların
kanser oluşturmasında kişinin beslenme alışkanlığı, yaşam tarzı ve çevresel faktörler etkilidir.
5.2.6. Radyoaktif Tozlar
Uranyum, toryum, zirkonyum ve seryum gibi radyoaktif maddelerin bileşiklerinin oluşturduğu tozlardır. Bunların yaymış
olduğu iyonize ışınlar insan vücudunda dokularda hasara ve ur oluşumlarına sebep olurlar.
5.2.7. Alerji Yapan Tozlar
Alerjik tozların etkileri breysel farklılığa göre değişir. Özellikle duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlara yol açarlar. Polen,
pamuk, yün, kürk, tüy, saç ve ağaç tozları tahıl tozları, sentetik maddeler, özellikle kapalı rutubetli ve sıcak ortamlardaki
bakteriler, ateş, astım, dermatitler, kızarmalar ve benzeri alerjilere yol açarlar.
5.2.8. İnert Tozlar
Kömür, demir tozları, baryum ve magnezyum bileşiklerinin tozlan, kireçtaşı, mermer, alçı tozları bu tip tozlardır. Bu tozlar
vücutta birikirler ancak herhangi bir, fibrojenik ve toksik etkileri olmaz. Vücudun savunma mekanizmasının temizleme
gücünü aşmadıkça problem oluşturmazlar.
5.3. Gazlar
5.3.1. Basit Boğucu Gazlar: Bunlar, normal atmosferik basınçtaki hava da bulunan oksijen oranını hacimce %18'lerin
altına düşürerek havasızlıktan dolayı boğulmaya neden olurlar. Kimyasal olarak boğucu olmamalarına karşın havadaki
oksijenin yerini alarak oksijenin daha az solunmasına sebep olurlar.
Karbondioksit (CO2), renksiz ve kokusuz bir gazdır. Şarap mahzenlerinde devamlı fermantasyon sonucu havaya fazla
miktarda karışabilir. Karbonlu maddelerin tam yanması sonucu oluşur. Karbondioksitin basınç altında kuru hale
getirilmesiyle elde edilen kuru buz soğutucularda kullanılırsa, soğutulan depolarda CO 2 oranı yükselebilir. MAK değeri
3
5000 ppm dir (9000 mg/m ).
Solunan havadaki karbondioksit miktarının artması solunum hızını artırır.
% 1-3 yoğunluğunda orta sürelerde tehlikesizdir,
% 3-6 yoğunluğunda baş ağrıları başlar,
% 6-10 yoğunluğunda baş dönmesi, görme bozuklukları, şuur kaybı başlar,
% 10'dan fazla yoğunlukta narkotik etki görülür. Boğucu etki CO2 yokluğundan ziyade O2 yetersizliğindendir.
Etkilenme olduğu takdirde hasta açık havaya çıkarılır, oksijen verilir, suni solunum yaptırılır.
Metan(CH4), bataklık gazı olarak bilinir, çünkü bitkilerin çürümesi ve ayrışması sonucu oluşur. Yurdumuzda en sık kömür
ocaklarında karşılaşılmaktadır.
Bazı basit boğucular, özellikle petrol türevi olanlar hafif narkotik özelliğe sahiptirler.
Karbondioksit, metan, etan, propan, azot, hidrojen, asetilen vb. yaygın olarak bilinen basit boğuculardır.
5.3.2. Kimyasal Boğucu Gazlar
Kimyasal yapıları nedeni ile solunum ve dolaşım sistemini engelleyerek etkili olan gazlardır. Karbonm onoksit, hidorojen
sülfür, hidrojen siyanür bu tip gazlardır.
Karbonmonoksit (CO), MAK: 50 ppm: Renksiz ve kokusuz bir gazdır. Hemoglobine ilgisi O2 den 200-300 kat daha
fazladır. Hemoglobine bağlanarak kanın dokulara oksijen taşımasını engeller. Karbonmonoksit zehirlenmelerine hem
çalışma hayatında hem de evlerde rastlanır. Bu gaz, kömür, odun gibi organik maddelerin tam olarak yanmadığı yerlerde
karşımıza çıkar. Motorlu taşıtların egzoz gazlarında %4-7 oranında bulunur. Bu yüzden garajda veya kapalı yerlerde fosil
yakıtlı herhangi bir motor çalışırsa ve havalandırma yeterli düzeyde olmazsa tehlike belirir. Egzoz boruları arızalı olan
araçlarda CO gazı, sürücü veya yolcu oturma yerlerine sızarak zehirlenme yapabilir. Kok fabrikalarında, yüksek fırınlarda
CO'e her zaman rastlanır. Maden ocaklarında yangın sonucu, ya da metan gazının hava ile karışımından ibaret olan
grizu gazı patlamaları sonucu, yoğun miktarda CO oluşur ve CO'le zehirlenme görülür. İşyerlerinde CO nedeniyle
havasızlıktan boğulma olayları çoğu kez Pazartesi sabahları olur. Hafta sonu soğumuş olan sistemler (fırınlar gibi)
pazartesi günü ısıtıldığında tam yanma olduğu halde baca gazları soğuk yüzeylere hızla çarparak önemli miktarda CO
oluşturur.
CO’in etkisi, havadaki miktarına, maruziyet süresine ve kişinin duyarlılığına göre değişir.
%0,01 (100 ppm) konsantrasyonda uzun sürede baş ağrıları yapar,
%0,05 (500 ppm) konsantrasyonda şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, baygınlık,
%0,2 (2000 ppm) konsantrasyonda derin bir şuur kaybı, nabız zayıflaması sonunda ölüm getirir.
96
Hidrojen sülfür (H2S); Lağım kanallarında, fosseptiklerde, eritme (izabe) tesislerinde, gazhanelerde bulunur. Tipik
kokulu bir gazdır.
Etkisi: Havada eser miktarda(%0,0001) bulunması halinde tipik kokusu ile tanınır. Daha yüksek konsantrasyonda bir süre
sonra koku alma sinirleri felce uğrar ve koku alınmaz olur. Solunum yolu ile alınan hidrojen sülfür toksik tesir gösterir.
Mukozaları tahriş eder. Hücre içindeki fermentleri inhibe eder. Zehirlenme belirtileri 200 ppm de başlar 600 ppm de ölüm
3
gelir. MAK:10 ppm veya 15 mg/m .
Hidrojen siyanür (HCN); Sentetik lif ve plastik üretiminde, elektrolizle metallerin kaplanmasında, siyanür tuzları ve
nitritlerinin üretiminde, böcek ve kemiricilere karşı öldürücü ilaç olarak kullanılır. MAK:10 ppm dir.
5.3.3. Tahriş Edici (irritan) Gazlar
Asidik özellikleri ve suda çözünürlükleri sebebiyle, solunum sistemi üzerinde tahriş edici etki gösterirler. Özellikle üst
solunum yolları ve akciğerlere ulaşan bu tür buharlar, derinin ve
dokuların nemi ile asidik çözelti oluşturarak temas ettikleri dokuları tahriş ederler.
Amonyak, kükürt dioksit, fosgen, klor, azot oksitleri ve asit buharları bu gruba girerler.
Amonyak (NH3); Endüstride bazı sentez işlerinde, gübre ve bazı boyaların imalatı ile soğutucu olarak kullanılır.
3
Dağlayıcı ve yakıcıdır. 5000-10.000 ppm'lik miktarlar kısa sürede öldürücü olur. MAK: 25 ppm (18 mg/m ).
Akut Etkilenme; Gözler, mukozalar ve solunum yollan üzerinde tahriş edici yakıcı etki gösterir.
Kornea üzerinde körlüğe kadar giden lezyonlar oluşturur. Bronşit ve akciğer ödemi görülür.
Kronik Etkilenme; Düşük konsantrasyonlarda çok uzun süreli etkilenmelerde kronik bronşit olabileceği belirtilmekle
birlikte, bu konuda kesin bir kanıt yoktur.
Korunma; maske kullanımı, ortam kontrolü. %75 oranında NH 3 çözeltisi ile temas halinde vücudun derhal yıkanması
gerekir. Klasik yanık tedavisi uygulanır.
Formaldehit (HCHO); Normal sıcaklıkta gaz halindedir. Endüstride %35-40'lık çözeltisi
(formalin) kullanılır.
Etkisi; Mukozaları tahriş eder. Ağız yolu ile alınırsa böbrek bozuklukları, solunum zorlukları görülür. Kronik olarak
egzamalar oluşturur.
Azotdioksit (NO2,NOx); Azotoksit gazları, kırmızı esmer renkte, havadan biraz daha ağır dumanlar halindedir. Su veya
3
nem ile temasta nitrik asit (HNO3) oluşumu ile tahriş etkisi oluşturur. MAK: 5 ppm (9 mg/m )
5.3.4. Sistemik Etki Gösteren Zehirli Gaz ve Buharlar
Vücudun belirli sistemleri üzerinde toksik etki yapan gaz ve buharlardır. Akciğer zarı üzerine tesir eder veya doğrudan
dolaşıma girerler. Böbrek ve karaciğer üzerinde, bazıları da kemik ilgili üzerinde etki ederler. Karbontetraklorür ve
nitroparafinler böbrek ve karaciğerlerde, benzen buharları kemik iliği üzerinde, kurşun buharları kan sistemi üzerinde
etkilidir.
Arsin (AsH3); Arsin, parlayıcı, renksiz ve zehirli bir gazdır. İçinde arsenik bulunan metal cevherlerinin asitlerle veya
arsenikli asitlerin metallerle temaslarından meydana gelir. Sanayide elektronik endüstrisinde yan iletken imalinde
kullanılır. MAK:0,05 ppm.
Etkisi; çok toksik bir gazdır. 0,1-0,5 gr miktarın vücuda girmesinde (2000 ppm) süratle ölüm meydana gelir. Hemoglobine
ilgisi çok fazladır. Kuvvetli bir kan zehridir. 1-10 ppm de 1 saat maruziyet tehlikelidir. 100-200 ppm de ağır toksik belirtiler
meydana gelir.
Karbonsülfür (CS2); Renksiz (soluk sarımtırak) kolaylıkla buharlaşan, patlayıcı sıvıdır. Genellikle çözücü olarak
kullanılır. MAK: 20 ppm.
Etkisi; Vücuda özellikle akciğerlerden girer. Aşırı duyarlılık hali, kâbuslar, mesleki hatalar, cinsel bozukluklar, reflekslerin
kaybolması gibi belirtiler oluşturur. Kanda çinko ve bakır gibi elementleri tutması bu belirtilere sebep olur.
Stibin (SbH3); Antimon içeren metallerin asitle reaksiyona girdiği proseslerde yan ürün olarak, ya da akümülatörlerin
aşırı şarj edilmesi gibi işlemler sonucu oluşabilir. MAK: 0,1 ppm.
Fosfin(PH3); Sıcak fosforik asit ve asetilen gazı üretiminde fosfin tehlikesi vardır. Ayrıca alüminyum fosfat uygun
olmayan depolarda nemlenirse fosfin gazı çıkma olasılığı vardır. MAK: 0,1 ppm.
Nikel karbonil (NiCO4); Saf nikel üretiminde, metallerin kaplanmasında, elektronik ve plastik endüstrisinde, petrol
saflaştırmasında ve hidrojenasyon olaylarında katalizör olarak nikel kullanıldığında karbonil oluşabilir. MAK: 0,05 ppm.
5.3.5. Narkotik (Uyuşturucu) Buharlar
Genellikle sistemik etki göstermezler. Maruziyet halinde uyuşukluk ve uyku hali verirler. Dikkatin dağılmasına sebep
olduğundan kaza riskini artırırlar. Devamlı maruzuyet halinde narkotik maddenin cinsine göre bağımlılık yapabilir.
Genellikle yağlı yüzeylerin temizlenmesinde kullanılan benzen, toluen, trikloretilen, metanol, etanol bu gruba girerler.
2.3.6. Pestisitler
İnsektisit (böcek öldürücüler), herbisit (zararlı bitkileri yok edenler), rodentisit (fare ilaçları) ve fungusit (mantar ilaçları)
gibi gruplar olarak bilinmektedir. Günümüzde pestisit olarak satılan 1200 kimyasal bileşik ve 30 bin değişik formül vardır.
Sindirim ve solunum yoluyla, bazen de deriyle alınabilirler. Kronik maruz kalma sonucu deride irritasyon gelişebilir.
Kanser oluşumu görülebilir. Teratojenik etkileri (anne karnındaki çocuk üzerindeki genetik olmayan etki) de vardır.
5.4. Sıvılar
Oda sıcaklığında sıvı halde bulunan asitler ve çözücüler bu gruba girerler. Sıvı kimyasalların çoğu solunabilen ve
kimyasal maddenin türüne bağlı olarak çok zehirli olabilen buharlar oluştururlar. Sıvı kimyasallar deri yoluyla absorbe
olabilir. Bazı sıvı kimyasallar deride ani tahribata neden olabilirler. Diğer bazı sıvılar deriden geçerek doğrudan doğruya
kana karışabilir ve vücudun çeşitli bölgelerine ulaşarak buralarda tahribata yol açabilirler. Soluma, deri tahribatı ve göz
tahribatı ihtimalini bertaraf etmek ya da azaltmak için sıvı kimyasallarla çalışırken etkili kontrol önlemleri uygulanmalıdır.
5.5. Buharlar
Buharlar havada asılı kalan çok küçük sıvı parçacıklarıdır. Sıvı kimyasalların çoğu oda sıcaklığında buharlaşır ve havada
asılı kalır. Bazı kimyasal maddelerin buharları gözlerimizi ve derimizi tahrip edebilir. Bazı toksik buharları solumak sağlık
üzerinde çeşitli ciddi sorunlar yaratabilir. Buharlar parlayıcı ya da patlayıcı olabilir. Yangından ya da patlamadan
97
korunmak için buharlaşan kimyasalların kıvılcımlardan, ateşleme kaynaklarından ya da geçimsiz kimyasal maddelerden
uzak tutulması gerekir.
6. KİMYASAL RİSKLER
Kimyasal maddeler fiziksel, toksik veya zararlı özellikleri bakımından hem sağlık hem de güvenlik açısından birçok risk
taşımaktadırlar.
6.1. Sağlık Riskleri
Toksik kimyasallar solunum, sindirim ve deri yoluyla vücudun çeşitli organlarına ulaşarak orada birikip meslek
hastalıklarına sebep olabilen kimyasallardır. En yaygın etkilenme şekli tozların, buharların, havadaki sis halinde dağılmış
partikullerin solunum yoluyla vücuda girmeleri ile görülür.
Bu maddeler ile ilgili olarak Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik
ekinde mesleki maruziyet listeleri ile Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü Ekinde meslek hastalıkları ve bu hastalıklar
için yükümlülük süreleri belirtilmiştir.
Kimyasal maddelerin sağlık üzerine olumsuz etkisinin fazla olması ve bu etkinin uzun süre sonra ortaya çıkabileceği de
dikkate alındığında, Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik' te, bu
maddelerle çalışılan işyerlerinde konuyla ilgili diğer kayıtlarla birlikte sağlık kayıtlarının da saklanması, istenmesi veya iş
yerinde faaliyetin sona ermesi durumunda kayıtların Bakanlığa verilmesi gerektiği belirtilmektedir.
6.1.1. Aşındırıcı (Korozif) Maddeler
Canlı doku ile temasında, dokunun tahribatına neden olabilecek maddelerdir. Vücutta temas ettiği organa zarar verirler,
aynı zamanda metallere de etki edip aşındırırlar. Bunlar genel adlarıyla asitler, bazlar ve asit oksitlerdir. Asitle direk
temas etmekten kaçınılmalıdır. Asit kullanımı gereken her yerde koruyucu elbise ve ekipman kullanılmalı. Asit döküntüleri
bol suyla derhal yıkanmalıdır. Asitler su ile hızlı reaksiyona girdiğinden, patlama riskine karşı, asitlerin seyreltme işlemi
su üzerine asidi yavaş yavaş ilave ederek yapılmalıdır.
Asidin vücuda sıçraması halinde, varsa Emniyet duşu, su hortumu, lavabo, göz çeşmesi veya içme suyu çeşmesini
kullanarak mümkün olduğu kadar çabuk ve tam olarak asidin yıkanmasıdır. Nitrik asit gibi bazı asitleri tamamen
temizleyebilmek için uzun süre yıkamak gerekir. Kuvvetli asitler ısıtıldıklarında, seyreltildiklerinde veya organik
maddelerle temasa geldiklerinde asit gazları çıkar. Bütün asit gazları akciğer ve nefes borusunda korozif etkilerinden
dolayı sağlık için tehlike teşkil ederler.
6.1.2. Tahriş Ediciler
Mukoza veya cilt ile direkt olarak ani uzun sureli veya tekrarlanan temasında lokal eritem (mukoza veya deride meydana
gelen kızarıklık), eskar (yantklar sonucu deride meydana gelen kuruma ve kabuklaşma) veya ödem oluşumuna neden
olabilen, aşındırıcı olarak sınıflandırılan yan maddelerdir.
Güçlü tahriş edicilerin etkisi tek bir maruziyet sonunda görülebilir. Güçlü tahriş ediciler için kuvvetli asit ve bazlar
(hidroklorik asit, sülfürik asit, sodyum hidroksit) örnek olarak verilebilir. Zayıf tahriş ediciler aylar hatta yıllar süren birden
çok maruziyet gerektirir. Kronik tahriş ediciler geniş bir gruptur; yaygın mesleki örnekleri zayıf asitler ve alkaliler,
sabunlar, deterjanlar, organik çözücüler, su bazlı metal sıvılar (çözünebilir yağlar), seyreltici ve oksitleyici maddelerdir.
6.1.3. Kimyasal Yanıklara Neden Olanlar
Dokuya kısa süreli temas ettiklerinde yanık meydana getiren kimyasallardır, genellikle tek bir temas yeterlidir. Kimyasal
yanıklar, çoğunlukla organik ve inorganik asitler ve alkalilere kaza ile maruziyetten kaynaklanır. Karbon disülfür, petrol
damıtma ürünleri (benzin, kerosen), kömür katran çözücüleri (ksilol, toluol, benzen), klorlu hidrokarbonlar (metilen klorür,
trikloretilen, freon), alkoller (metilalkol, etilalkol) yanıklara neden olabilen kimyasallara örnektir.
6.1.4. Duyarlılaştırıcılar
Solunduğunda, deri yoluyla alındığında aşırı derecede hassasiyet meydana getirme özelliği olan ve daha fazla maruz
kalınması durumunda karakteristik olumsuz etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilen maddelerdir. Krom tuzları gibi bazı
maddelerin hem tahriş edici hem de duyarlılaştırıcı olarak etkilerine rağmen bazı duyarlılaştırıcılar tahriş edicisi etkiye
sahip değillerdir.
Kromatlar, epoksi reçineler ve reçinelerin sertleştiricileri, akrilik reçineler, formaldehit, sert keresteler ve bitkiler (krizantem
gibi) yaygın mesleki örneklerdir.
6.1.5. Renk Değişimi ve Lekelere Neden Olanlar
Kronik maruziyet sonucu deride renk değişimi oluşturabilen maddelerdir. Ağır metallerden (gümüş, cıva, arsenik gibi)
kaynaklanan kronik zehirlenme deride renk değişimi oluşturabilir.
6.1.6. Kanserojenler
Solunum, sindirim veya deri yolu ile alındığında kanser oluşumuna neden olan veya kanser oluşumunu hızlandırabilen
maddelere kanserojenler denir.
Kanser vücuttaki hücrelerin yeteri derecede farklılaşmaya uğramaksızın kontrolsüz ve hızlı bir şekilde bölünmesi ile
ortaya çıkan bir hastalıktır. Kanser oluşturabilen kimyasal bileşiklere kanserojen denir. Kanserojen bir kimyasala maruz
kaldıktan sonra, genellikle kanser (tümör) oluşumu için bir süre geçmesi gerekir. Örneğin; bu süre radyasyonun
oluşturduğu lösemi için 4-6, asbestin oluşturduğu akciğer zarı kanseri için 30-40 yıldır.
Kanserojen maddeler üç grupta incelenmektedir.
1. Grup: İnsanda kanserojen olduğu bilinen maddeler.
2. Grup: İnsanda kanserojen olduğuna dair yeterli kanıt olan maddeler.
3. Grup: Kanser yapma ihtimali bulunan ancak yeterli kanıt olmayan maddeler.
6.1.7. Mutojen Maddeler
Hücre çekirdeğinde bulunan genetik materyal (DNA) üzerinde kalıcı etkiye mutasyon denir. Bu değişiklik baz dizisinin
deformasyonu ile oluşmaktadır. DNA daki diziye bir baz eklenmesi, çıkarılması veya mevcut bir bazın farklı bir baza
98
dönüştürülmesi şeklinde gerçekleşir. Kalıtsal hasarlara yol açabilen veya bu etkinin oluşumunu hızlandırabilen kimyasal
maddelere ise mutajen maddeler denir.
Avrupa Birliği tarafından kanserojen maddeler gibi mutajen maddeler de (Grup 1 insanda mutajen olduğu bilinen, Grup 2
insanda mutajen olduğu kabul edilen, Grup 3 insanda mutajen olduğu hakkında ihtimal bulunan ancak yeterli kanıt
bulunmayan) üç grupta ele alınmaktadır.
6.2. Kimyasalların Güvenlik Kriterleri
Kimyasalların neden oldukları yanma, parlama ve patlamanın kontrol altına alınması için kimyasalların özellikleri ve
verebilecekleri zararlar bilinmeli ve risk değerlendirmesi yapılmalıdır.
6.2.1. Yanma Sıcaklığı
Alevin sürekliliğini kendi kendine sağladığı sıcaklığa yanma noktası denir. Böylece alev sıvı buharının sürekli yanmasını
sağlar. Parlama noktasında alevin kalıcı olması gerekmez, Yanma noktası genellikle parlama noktasının birkaç derece
üzerinde bir sıcaklıktır.
6.2.2. Parlama Sıcaklığı
Parlayıcı sıvıların hemen sıvı yüzeyinde veya kaplarının içinde hava ile tutuşabilir yeterli buhar çıkardıkları en düşük
sıcaklık veya havadaki uçucu yanabilen madde buharlarının bir alevle teması sırasında tutuşabildiği en düşük sıcaklıktır.
Parlama noktası düştükçe maddenin tutuşması kolaylaşır.
6.2.3. Patlama (Parlama) Limitleri
Yanıcı veya parlayıcı sıvıların buharları hava ile uygun oranlarda biriktiğinde ve ortamda bir tutuşturma kaynağı varsa
hızlı bir yanma veya patlama olur. Bu uygun orana parlama aralığı veya patlama aralığı denir.
6.2.4. Alt Patlama Limiti (LEL)
Havadaki buhar yüzdesinin bir yangın veya patlama oluşturması için gerekli olan en alt seviyesidir. Bunun altındaki
konsantrasyonlarda yakıt (madde) yeterli olmadığından yangın olmaz ve karışım bu anlamda fakir karışım olarak
nitelendirilir.
6.2.5. Üst Patlama Limiti (UEL)
Havadaki buhar yüzdesinin bir yangın veya patlama oluşturması için gerekli olan en üst seviyesidir. Bunun üstündeki
konsantrasyonlarda hava (oksijen) yeterli olmadığından yangın olmaz ve karışım bu anlamda zengin karışım olarak
nitelendirilir.
6.2.6. Kaynama Noktası
Maddenin sıvı halden buhar veya gaz fazına geçtiği sıcaklıktır. Başka bir deyişle sıvıdan meydana gelen buhar
basıncının atmosfer basıncına eşit olduğu sıcaklıktır. Atmosferik basıncı azaltıp çoğaltarak sıvının kaynama noktasını
değiştirmek mümkündür. Kaynama noktasındaki 1 gram maddenin sıvı halinden gaz haline geçmesi için gerekli olan ısı
miktarı da o maddenin buharlaşma ısısıdır.
6.2.7. Fiziksel Koşullar
Kimyasalın depolama koşulları, kullanım koşulları, fiziksel hali (katı, sıvı, gaz, ortama dağılmış toz, duman, buhar gibi
parlama noktasına ulaşabileceği koşullardır.
Örneğin, gazyağı eğer atomize halde bulunursa alevlenme noktasından daha düşük sıcaklıkta da parlayabilen buharlar
üretir. Pek çok kimyasalın buharları havadan ağırdır. Bu da kimyasalın ortaya çıkarabileceği riski önemli ölçü de etkiler
ve buharlarının havadan ağır olması nedeniyle çok geniş bir mesafeye yayılarak çalışma yerinin çok uzağında, bodrum
niteliğindeki yerlerde parlayacak konsantrasyona ulaşabilirler.
6.2.8. Geçimsiz Kimyasallar
Diğer bir etken kimyasalların birbirini etkileme riskidir. Ortam bir kimyasalın alevlenme noktasına kadar ısınması için
yeterli olmayabilir, ancak bu kimyasalın yanında bulunan ve alevlenme noktası düşük başka bir kimyasal için uygun
olabilir. Bu durumda ikinci kimyasal yanarak ortama ısı yayabilir ve bu suretle diğer kimyasalın da alevlenme noktasına
ulaşmasına neden olabilir. Bu nedenle zararlı kimyasalların depolanması çok önem arz etmektedir.
99
Kimyasal Depolarında Kullanılacak Cetvel
(+) Birlikte depolanabilir.
(-) Birlikte depolanamaz.
(0) Özel önlemler alınarak birlikte depolanabilir.
6.3. Kimyasalların Güvenlik Riskleri
Zararlı kimyasallar sağlık açısından birçok risk taşıdığı gibi güvenlik açısından da yanıcı, parlayıcı, patlayıcı ve oksitleyici
riskleri taşır. Yangın, yanıcı bir maddenin yakıcı bir maddeyle birleşmesi sonucunda dışarıya ısı vermesine neden olaya
yanma, kimyasal ve fiziksel değişimleri içeren bir oksitlenme reaksiyonun sürecini tarif eder. İstenmeden başlayarak
tehlike doğuran, söndürülmesi zor neticesinde maddi manevi zarar veren ateşe de yangın denir. Yangın ve yanma pek
çok şekilde tarif edilir. Parlama, kolay alev alabilen maddelerin (parlayıcı maddeler) buhar veya gazlarının hava ile belli
oranda ki homojen karışımları maddenin çok kolay alev alarak hızla yanmasına sebep olur ki bu tür yanma olayına
parlama denir.
Normal şartlar altında buharlaşabilen veya gaz halinde bulunan ve tutuşma noktası (alev alma sıcaklığı) düşük olan sıvı
ve gazlara parlayıcı madde denir.
Patlama, çok hızlı bir gaz genişlemesi ile ve genellikle ısı açığa çıkmasıyla meydana gelen bir kimyasal reaksiyon veya
değişimdir.
Tanımlardan da anlaşıldığı gibi maddelerin yanma ve patlama özellikleri onların alev alma noktalarına yani parlama
noktalarına bağlıdır. Parlama noktası düştükçe yangın tehlikesi artar.
Atmosfer sıcaklıklardan daha düşük parlama noktasına sahip sıvılar ısı etkisi ile büyük miktarlarda buhar oluştururlar.
6.3.1. Parlayıcı Maddeler
Parlayıcı sıvıları üç sınıfta incelemek mümkündür. Birinci sınıf parlayıcı sıvılar, ikinci sınıf parlayıcı sıvı1ar ve üçüncü sınıf
parlayıcı sıvılar olarak.
I. Sınıf parlayıcı sıvılar: Tutuşma noktası 38 C'nin altında olan sıvılar bu sınıfa girerler. Bunlarda kendi aralarında alt
sınıflara ayrılırlar.
Sınıf lA Parlayıcı Sıvılar: Tutuşma noktaları 23 C'nin altında ve kaynama noktaları 38 C'nin altında olan sıvılardır.
Sınıf IB Parlayıcı Sıvılar: Tutuşma noktaları 23 C'nin altında ve kaynama noktaları 38 C'nin üstünde olan sıvılardır.
Sınıf l C Parlayıcı Sıvılar: Tutuşma noktaları 23 C ile 38 C arasında olan sıvı1ar.
II. Sınıf parlayıcı sıvılar: Tutuşma sıcaklıkları 38 C ile 60 C arasında olan sıvılardır.
III. Sınıf parlayıcı sıvılar: Bunlar yanıcı sıvılardır. Tutuşma noktaları 60 C ile 94 C arasında olan sıvılardır.
Endüstride, genellikle organik madde sentezlerinde, patlayıcı madde üretiminde, plastik sanayinde, suni dericilikte, vernik
ve lakların hazırlanmasında, selüloz fabrikalarında, kuru temizlemede, boya sanayinde vb. yerlerde kullanılırlar.
Parlama ve yanma tehlikesi bulunan bu maddelerin insan sağlığı üzerinde de zararlı etkileri bulunmaktadır.
6.3.2. Patlayıcı Maddeler
Patlayıcı maddeler, belirli bir sıcaklık ve basınç altında kendi başına gaz oluşumu vererek kimyasal reaksiyon oluşturan
ve bu yolla çevresindekilerin zarar görmesine neden olabilecek katı veya sıvı haldeki madde ya da maddeler karışımıdır.
Patlama ise; kısa sürede çok hızlı ve kontrol edilemeyen enerjinin açığa çıkması olayıdır.
Bu enerji ısı, ışık, ses ve mekanik şok olarak açığa çıkabilir. Pek çok patlamada bu enerjinin kaynağı kimyasal
reaksiyondur. Fakat patlama mekanik enerji ve nükleer enerjinin serbest kalması ile de oluşabilir. Kazan patlaması,
nükleer patlama gibi.
Ayrıca, herhangi bir parlayıcı toz, sıvı buhar ve gaz, hava ile uygun oranlarda ve koşullarda karışırsa patlayabilir.
Patlamanın olması için yanıcı madde, hava ve yangın kaynağının bulunması gerekir.
100
Bazen de kimyasalların kararsız yapıları nedeni ile ısı, sürtünme ve çarpmaya maruz kaldıklarında patlama olur. Boya
sanayinde, ilaç sanayinde, organik peroksitlerin patlaması gibi.
Patlamaya neden olan etkenler: Maddenin stabilitesi, ortamın ısısı, titreşim, darbe veya sürtünmenin etkisi, statik elektrik
gibi etkenlerdir.
Bazı maddeler için patlama sınır değerleri (hacimce) şöyledir: Asetilen: 2,5 ve 81.0; metan: 5.3 ve 14; hidrojen: 4.1 ve
74.2; bütan: 1.9 ve 8.5 ve hava içinde LPG: 2 ve 9
Patlayıcı maddenin tahrip gücünü, o maddenin konsantrasyonu, patlama sonucu ortaya çıkan enerji ve detansiyon hızı
yani patlama basıncının yayılma hızı belirler.
A sınıfı maddeler ( detansiyon hızı düşük): bakır, kurşun, antimon, demir gibi metal tozları, kahve, deri, çay gibi organik
madde tozları
B sınıfı (orta detansiyon hızı): Magnezyum, çinko kalay gibi metal tozları, un, pirinç, baharatlar, nişasta gibi organik
madde tozları.
C Sınıfı (çok yüksek detansiyon hızı): Magnezyum, alüminyum alaşımları, metal hidrürler gibi metal tozları, aseton,
eterler, alkoller gibi sıvı hidrokarbon buharları, metan, etan, propan, karbon sülfür, hidrojen gibi gazlar.
Bunlar istem dışı patlamaların meydana gelmesine sebep olan maddelerdir. Bir diğer patlayıcı madde türü var ki, bunlar
olmadan istenilen düzeyde kömür ve diğer maden cevherleri çıkarılamaz, tüneller, barajlar ve yollar inşa edilemez.
Buralarda da patlama enerjisini kullanıyoruz. Bu tür patlayıcı maddeler; Kara barut (çarkol, kükürt ve potasyum nitrat),
nitrogliserin, selüloz nitrat, trinitro toluen, dinamit vb. gibi. Dinamitte, karbonlu yanıcı madde, amonyum nitrat ve sodyum
nitrat karışımı üstüne değişik amaçlar için nitrogliserin veya nitrogliserin ve etilen glikol di-nitrat emdirilir.
6.3.3. Oksitleyici Maddeler
Oksitleyici maddeler, yapılarında oksijen bağı bulunduran, ısı veya sürtünme ile bu oksijeni açığa çıkaran maddelerdir.
Açığa çıkan bu oksijen diğer kimyasallarla birleşebilir veya başlamış bir yangını genişletebilir. Bu tür kimyasallar en ufak
bir kirlilik karşısında bozunmaya uğrayabilirler. Başlangıçta yavaş olan bu reaksiyon zamanla hızlanır. Bu maddeler
bozunma sonucu toksik ve aşındırıcı gazlar da açığa çıkarabilirler.
Organik peroksitler bu sınıf içinde en riskli grubu oluştururlar kesinlikle yanıcı maddelerle bir arada bulundurulmamaları
gerekir. Çarpma ve sürtünme ile de kimyasal bozunmaya uğrarlar.
Ayrıca toksiktirler, alerjik reaksiyonları hızlandırırlar ve gözlere zarar verirler. Oksidan maddelere örnekler; peroksitler,
oksitler, permanganatlar, iyodatlar, bromatlar, kloratlar, perkloratlar, persülfatlar, organik ve inorganik nitritlerdir.
6.3.4. Birbirleriyle Reaksiyona Giren Kimyasallar
Bazı kimyasalların karışımlarının ortaya çıkardıkları risk bu iki kimyasalın tek tek etkilerinden daha fazla olabilir.
Reaksiyon sonucu meydana gelen kimyasalın parlama noktası ve kaynama noktası her bir kimyasaldan düşük olabilir ve
daha kolay parlayıcı buharlar çıkarıp daha düşük sıcaklıkta parlama ve patlamaya neden olabilirler. Ayrıca bu reaksiyon
sonucu meydana gelen ısı ortamda bulunan diğer kimyasalların da parlama noktasına ulaşmasına neden olabilir.
Bu nedenle bazı kimyasalların bir arada bulundurulmaması ve birbiriyle temas ettirilmemesi gerekmektedir. Örneğin
potasyum ile su, karbon tetraklorür, halojenli alkanlar, karbondioksit, halojenler gibi.
6.3.5. Suya Duyarlı Kimyasallar
Bazı maddeler parlayıcı olmadıkları halde suyla temas ederlerse kolaylıkla parlayabilen gazlar açığa çıkarabilirler.
Potasyum sodyum ve alaşımları, alkali metal alaşımları, çinko tozları ye bazı metal hidrürleri bu tür maddelere örnektir.
Örneğin kalsiyum karpit suyla temas ederse çok parlayıcı olan asetilen açığa çıkar. Sodyum suyla temas ederse hidrojen
açığa çıkar reaksiyon çok şiddetlidir ve hidrojenin tutuşması için yeterli ısıyı açığa çıkarır. Hidrojen patlayarak yanar ve
diğer metallerin de yanmasına neden olabilir. Bu sınıfa giren maddeler insan vücudunun nemi ile de reaksiyona girip
yanıklara neden olabilirler.
Suya duyarlı maddeler; sodyum, lityum, potasyum, kalsiyum, rubidyum, sezyum vb.leridir.
6.3.6. Kriyojenik Sıvılar
Kriyojenik sıvılar çok düşük sıcaklıkta sıvı olarak bulundurulan sıvılaştırılmış gazlardır. Kriyojenik sıvıların kaynama
noktaları -150°C(- 238°F) in altındadır. Bütün kriyojenik sıvılar normal sıcaklık ve basınçta gaz halindedirler. Bu gazları
sıvılaştırmak için önce oda sıcaklığının altına soğutmak sonra basınç uygulamak gerekir. Değişik özellikleri olmakla
beraber iki özellikleri aynıdır. Bunlar çok soğukturlar ve çok az sıvı çok büyük miktarda gaza dönüşür. Gazları ve
buharları da çok soğuktur havada yoğunlaşarak sis oluştururlar. Çalışanlar bu maddelerin tehlikelerini ve güvenli çalışma
koşullarını bilmelidirler. Kriyojenik sıvılara örnekler; sıvı azot, sıvı helyum, kati karbondioksit (kuru buz), sıvı oksijen, sıvı
argon.
7. KİMYASALLARIN ZARARLARINI BELİRLEYEN ETMENLER
Kimyasalların sağlığa verdikleri zararları ve bu zararın derecesini etkileyen başlıca faktörler, kimyasalların fiziksel ve
kimyasal özellikleri, maruz kalma süresi ve maruz kalanın fizyolojik özellikleridir.
7.1. Fiziksel Özellikleri
Kimyasal maddeler katı sıvı ve gaz halinde bulunurlar. Katı kimyasallardan etkilenme daha az olurken, katı maddelerden
meydana gelen tozlar veya katının erimesi ile meydana gelen sıvı ve buhar hallerinden etkilenme daha hızlı ve fazla olur.
Yine bu katı, sıvı ve gaz maddelerin saf1ığı, ihtiva ettiği diğer maddelerin özelliği de etkilenmede önemli bir faktördür.
Kimyasalların fiziksel özellikleri molekül ağırlıkları, suda veya diğer çözücülerde çözülebilme özellikleri de önemli bir
faktördür. Çözünebilirlik özelliği vücuttan atılma sürecinde ve hedef organlarda etkilidir.
7.2.
Kimyasal Özellikler
Kimyasalın molekül yapısı, aynı zamanda biyolojik aktivitesini belirler. Molekül yapısındaki değişme ile o maddenin
aktivitesi önemli şekilde artar veya azalır. Aynı elementlerden meydana gelip kimyasal sembolleri aynı olsa bile aromatik
(halkalı yapı) ve alifatik (düz zincirli) hidrokarbonların etkileri farklıdır. Aynı zincir yapısına sahip olmakla beraber bir
maddenin polimeri ve monomeri farklı etkiler gösterir. Bir maddenin izomeri hatta stereoizomeri de farklı kimyasal etki
gösterebilir.
101
Kimyasalın kolay reaksiyona girip girmediği, ulaştığı yerdeki koşulların buna elverip vermediği gibi özellikler yine
kimyasalın toksisitesini etkileyebilir.
Örneğin; Alifatik kimyasallarda metil grubunun moleküle ilavesi biyolojik aktiviteyi arttırır;
metil antrasen, antrasene göre daha toksiktir.
7.3.
Maruz Kalma Şekli ve Süresi
Maddenin organizmaya giriş yolu, maruz kalma sıcaklığı ve süresi kimyasalların toksisitesini etkiler. Kimyasalın vücuda
alınma yolu da kimyasalın etkisini belirler. Vücuda en hızlı alındığı yolla toksisitesi en fazladır. Genellikle enjeksiyon
yollarından damar içine enjeksiyonu durumunda hızlı etki görülür ve toksisite de en yüksektir. Maddenin beslenme rejimi
de toksisiteyi etkiler. Diğer yandan toksik maddenin verildiği zaman, verilme süresi ve verilme sıklığı da biyolojik etki
şiddetini değiştirir.
7.4.
Maruz Kalan Kişinin Özellikleri
Kimyasala maruz kalan kişinin fizyolojik özellikleri de kimyasalların zehirli etkisinde belirleyici rol oynar.
Yaş: Yeni doğmuş çocuklarda bazı enzimler henüz oluşmamıştır, bu nedenle henüz oluşmayan enzimlerle detoksifiye
olan kimyasalların toksik etkisi artar. İleri yaşlarda da bağırsak faaliyetleri ve absorpsiyon yavaşladığından ağız yoluyla
alınan maddelerin etkisi gecikebilir. Genellikle yaşlı kimseler ilaç ve toksik maddelere karşı daha dayanıksızdırlar.
Beslenme: Yetersiz beslenme, bazı besinler kimyasalın etkisini artırabilir veya azaltabilir. Yağ dokuda biriken bazı
kimyasallarda yağlı beslenme sonucu vücutta daha fazla tutulurlar.
Ayrıca kişinin alkol kullanma alışkanlığı, uyuşturucu veya bu tür ilaç kullanıp kullanmadığı da kimyasalların etkisini artırır.
Cinsiyet, Hamilelik, Genetik Faktörler: Bazı bireylerde kalıtsal nedenlerle bazı enzim sistemlerinde eksiklik veya daha
yüksek aktivite söz konusu olabilir. Bu nedenle aynı maddeye farklı cevap verilebilir. Ayrıca cinsiyet, hamilelik gibi
etmenlerde kimyasalın vereceği zararları önemli ölçüde etkiler, hamilelik sırasında maruziyet doğum anormalliklerine,
sakat doğumlara neden olabilir, emzirme sırasında maruziyet sonucu vücuda alınan kimyasallar sütten emzirilen bebeğe
geçebilir, üreme organlarını hedef alan kimyasallar üreme fonksiyonlarında bozukluk yapabilir.
7.5.
Çevresel Özellikler
Ortamın sıcaklığı, basıncı, radyasyon gibi çevresel faktörler, vücudun sıcaklığı toksisiteyi çeşitli şekillerde etkileyebilir.
Genel olarak çevre sıcaklığı ile toksikite doğru orantılı olarak artar. Çevredeki kimyasal kirleticiler de toksisite üzerine
(baca gazları, endüstriyel atıklar vs.)
toksisiteyi artırıcı etki yaparlar. Kimyasalların depolama koşulları da önemli bir faktördür.
Bekleme sırasında ışık, nem, sıcaklık, gibi etkenler toksisiteyi değiştirebilir. Örneğin; trikloretilen sıcak havada daha
toksik olan fosgen ve hidroklorik asit (HCI)'e dönüşürken, siyanrüler nemli havada toksisitesi daha düşük karbonatlara
dönüşür.
8. KİMYASALLARIN GÜVENLİ KULLANIMI
Tüm endüstriyel kuruluşlarında olduğu gibi kimyasallarla yapılan çalışmalarda, iş sağlığı ve güvenliği, tesisin
projelendirme aşamasında başlar. Tesis projelendirilirken, operasyona ilişkin önlemler, tasarım ve binalarda alınması
gerekli önlemler, çalışma sistemi, kişisel koruyucular, çalışanların eğitimi, acil durum planlaması yapılmalıdır.
8.1. Operasyona İlişkin Önlemler
8.1.1. Genel Prensipler
İşverenler, kullanılan kimyasalın zararları hakkında elde edilen bilgilerle potansiyel tehlike değerlendirmesi yapılarak, bu
bilgilerin ışığında çalışanların maruziyetini önleyeceği tedbirleri alacaklardır. Bu tedbirler, maruziyeti yok edecek veya en
aza indirecek şekilde, zararsız veya az zararlı kimyasalın ikamesi ile teknoloji seçimi şeklinde olabilir. Bunların mümkün
olmadığı hallerde iyi kontrol tedbirleri, güvenli çalışma sistemleri, kişisel koruyucular, bilgilendirme ve eğitim tehlikeyi en
aza indirecektir. Yeni kullanılacak kimyasallar için tehlike değerlendirmesi başlangıçta yapılacak ve önlemler ona göre
alınacaktır.
Karışık faaliyet türleri (örneğin kimyasalların üretimi gibi) üretim yönteminin basamakları proje üzerinde bölünecek ve
önlemler adım adım takip edilecektir. Bu durumda masa başı çalışması, laboratuar çalışması ve pilot tesis çalışmaları
gerekebilecektir.
8.1.2. Genel Değerlendirme
Çalışma ortamının değerlendirilmesi işveren tarafından veya onun adına yeterli bilgiye sahip kuruluşlar tarafından
yapılacak ve aşağıdaki hususları kapsayacaktır.
a) Tehlike değerlendirmesi
b) Kontrol tedbirlerinin değerlendirilmesi
c) Eylem programı
Değerlendirmelerin yeterli olmadığından şüphe edildiğinde, çalışma sisteminde önemli bir değişiklik yapıldığını da veya
kimyasal hakkında yeni bilgiler sağlandığında bu değerlendirmeler gözden geçirilecektir.
8.1.3. Yok Etme
İşverenler, değerlendirme sonucu belirledikleri zararlı kimyasallar aşağıdaki usullerle yok etme yollarını arayacaklardır:
a) Kimyasalın kullanımının durdurulması
b) Az zararlı kimyasal veya aynı kimyasalın daha az zararlı şekli ile değiştirilmesi (ikame)
c) Alternatif teknoloji kullanımı
Bu yöntemlerin etkili olmadığı hallerde zararlı kimyasalların, kontrol tedbirleri ile kullanılması gerekmektedir.
8.1.4. Çalışanın Korunması İçin Tedbirleri
Sağlığa zararlı kimyasallardan çalışanların korunması için kontrol tedbirleri aşağıdakilerden herhangi birinin beraber
uygulanması ile sağlanabilir.
a) İyi bir tasarım ve iyi bir tesisat
102
1. Kapalı sistem çalışma
2. Tehlikeli işlemin ve prosesin diğer proseslerden ve operatörlerden ayrılması
3. Tehlikeli tozların, dumanların vs. oluşumunu en aza indiren çalışma yöntemleri veya proseslerin kullanımı
4. Yarı kapalı ve yerel havalandırma
6. Yeterli genel havalandırma
b) Çalışma yöntemleri ve uygulamaları
1. Maruz kalan işçi sayısını azaltmak, tehlikeli bölgeye girişleri önlemek
2. Çalışanların maruziyet sürelerini azaltmak
3. Kirlenmiş yüzeylerin, duvarların vb. düzenli temizlenmesi
4. Mühendislik hizmetlerinin iyi kullanımı ve iyi bakım onarım
5. Güvenli depolama ve yok etme yollarının sağlanması
c) Kişisel koruyucular
1. Yukarıdaki önlemlerin yeterli olmadığı hallerde uygun kişisel koruyucular ile tehlikeye maruziyetin yok edilmesi veya en
aza indirilmesi
2. İşyerinde yeme, içmenin (sigara içme ve sakız çiğnemenin vb.) yasaklanması,
3.Uygun yıkanma, soyunma, giyinme yerlerinin ve kirlenmiş elbiselerin temizlenme imkânlarının sağlanması,
4. İşaretlerin, ikazların kullanılması,
5. Acil durumlar için yeterli düzenlemelerin yapılması
8.1.5. Parlayıcı Patlayıcı Çok Reaktif Kimyasallar İçin Kontrol Tedbirleri
Çalışanların parlayıcı, patlayıcı ve reaktif kimyasalların zararlarından korunması için aşağıdaki önlemler alınmalıdır.
a) İyi tasarım ve tesisat;
1. Ateş kaynağının kontrolü veya yok edilmesi
2. Parlayıcı kimyasalların kullanıldığı proseslerin, diğer proseslerden, parlayıcı kimyasalların depolarından, işverenin
kontrol edemeyeceği sınırlar ve alanlardan, ateş kaynaklarından tecrit edilmesi
3. Yangın alarmları ve mümkünse otomatik söndürücülerin bulunması
4. Basınç artışının ölçülmesi ve patlamaların önlenmesi için otomatik gaz basınçlarının kullanılması
b) Güvenli Çalışma Sistemleri ve Uygulamaları
1. Mühendislik kontrol yöntemlerinin uygulanması ve uygun bakım yapılması
2. İşyerindeki kimyasalların miktarının en aza indirilmesi
3. Binalarda kullanılan kimyasalın miktarının en aza indirilmesi
4. Depolama ve normal proseslerin ayrı bölümlerde olması
5. Yan yana bulunmaması gereken kimyasalların ayrılması
6. Çalışan sayısının azaltılması
7. Sıçrama ve dökülmelerin hemen temizlenmesi için düzenlemeler yapılması
8. Kimyasalların güvenli olarak atılması iç in düzenlemeler yapılması
9. Uygun araç ve gerecin kullanılması
10. Uygun işaret ve ikazların kullanılması
c) Kişisel Koruyucular
1. Ciddi yanıklardan koruyacak iş elbisesi verilmesi
2. Acil durumlar için yeterli hazırlıkların yapılması
Ayrıca, kaçak yollarının bulunması, yangın söndürme ekipleri yangın alarm sistemleri ve işyerinin kolayca
boşaltılabilmesine yönelik önlemler bu tür kimyasalların kullanıldığı yerlerde göz önünde bulundurulacak hususlardır.
8.1.6. Zararlı Kimyasalların Depolanmasında Alınacak Önlemler
Zararlı kimyasallar Özelliklerine göre güvenliği sağlayacak şekilde depolanmalıdır.
Kimyasalların özellikleri şöyle sıralanabilir;
- Parlayıcı sıvılar,
- Parlayıcı gazlar,
- Zehirli kimyasallar,
- Yangın halinde çok zehirli duman çıkaran kimyasallar,
- Su ile temas ettiğinde parlayıcı gazlar çıkaran kimyasallar,
- Oksitleyici kimyasallar,
- Patlayıcılar,
- Kararlı kimyasallar,
- Parlayıcı katılar,
- Sıvılaştırılmış gazlar,
Kanserojen, mutajen veya teratojen kimyasallar çok sıkı kontrol altında tutulmalıdır.
Kimyasalların küçük veya büyük çapta depolanmasında:
a) Yan yana gelince reaksiyona giren veya zararlı ürünler veren veya ısı çıkaran kimyasallar birbirinden ayrı tutulmalıdır.
(örneğin; oksitleyici kimyasallar parlayıcı, tutuşabilir kimyasallardan ayrı tutulmalıdır.)
b) Depolanan kimyasalların miktarları sınırlandırılmalı (acil durumlarda veya kazalarda etkilerinin sınırlı olması için)
c) Depo alanlarında yeterli güvenlik sağlanmalıdır (yanıcı kaynakların yasaklanması veya kontrolü gibi)
d) Güvenli depolama alanları, prosesten, yerleşim alanlarından, diğer depolardan, yangın kaynaklarından uzakta
işverenin kontrolü altındaki alanda olmalıdır,
e) Depolama kapıları uygun malzemeden, uygun olarak yapılmış olmalıdır,
f) Doldurma ve boşaltma işleri güvenli olarak yapılmalıdır,
g) Kaza ile oluşacak sıçrama, yangın ve patlamalara karşı yeterli önlemler alınmalıdır,
h) Gereken nem, sıcaklık izlenmeli ve havalandırma sağlanmalıdır,
D Etiketleme yapılmalıdır,
j) Acil önlem planları hazırlanmalıdır,
k) Gözetim sistemi yaygınlaştırılmalıdır.
103
Şekil:1. Kimyasal etiketlerinde bulunan tehlike işaretleri
8.1.7. Kimyasalların Taşınmasında Alınacak Tedbirler
Zararlı kimyasalların taşınmasında, yetkili otoritenin koyduğu kriterlere uyulmalıdır. Bu
kriterler ulusal veya uluslararası yasalarla uyumlu olmak zorunda.
Örneğin;
1. Taşınacak kimyasalın miktarı ve özellikleri,
2. Taşımada kullanılan malzemelerin yapısı,
3. Taşımada kullanılan aracın özelliği,
4. Gideceği güzergâh,
5. Taşıyıcı işçilerin eğitimi ve yeterlilikleri,
6. Etiketleme mecburiyetleri,
7. Doldurma ve boşaltma,
8. Acil önlem planları (yangın ve sızıntı halinde) gibi
Bunların yanında, olası bir kazada çalışanların ve diğer insanların korunması sağlanmalıdır. Kimyasalların karayolu
taşımacılığı Avrupa ülkelerinde geçerli ADR(anlaşma adının Fransızca baş harfleri) kurallarına göre yapılmaktadır. Bu
anlaşmaya göre kimyasallar aşağıdaki tabloda görülen 9 sınıfa ayrılmaktadır.
104
8.1.8. Atıkların Yok Edilmesi Hususunda Alınacak Tedbirler
Kimyasallar çevreye hiç zarar vermeyecek veya en az zarar verecek şekilde işlenmeli, muamele edilmeli ve atılmalıdır.
İşveren risk değerlendirmesinde bu hususlara yer vermelidir. Zehirli kimyasal kalıntıları bulunan boş kaplar hala zararlı
gibi işlem görmelidir.
Zararlı kimyasal atıklar yok edilirken, aşağıdaki kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.
Zararlı atıkların tanımlanması, orijinleri ve esas bileşenleri açısından atığın zararlılık derecesinden şüphe ediliyorsa ‘en
zararlı’ sınıfta değerlendirilmelidir,
1. Zararlı kimyasal ile kirlenmiş kaplar bir yerde kapalı olarak muhafaza edilmeli, zararlı kimyasalın yok edilme
işleminden sonra yeniden kullanılabilmelidir. Boş kaplar işlerinde daha önce bulunan kimyasalın etiketini taşımalıdır,
2. Atık kapların tasarımı ve seçimi çalışanları koruyacak biçimde olmalıdır,
3. Sıvı atıkların boşaltılması, katı atıkların atılması veya taşınması, dumanların atmosfere yayılması, çalışanların, halkın
ve çevrenin korunmasını sağlayacak şekilde olmalıdır,
4. Atık alanları sınırlandırmalı ve işaretlendirmelidir.
5. Çevrede atıkları güvenli olarak yok edecek imkânlar yok ise bu işlemler özel uzman kuruluşlara yasalara uygun olarak
yaptırılmalıdır.
8.2. Tasarım Bina Teçhizatta Alınacak Önlemler
8.2.1. Genel Prensipler
Fabrika binası, araç ve gereç kimyasalların kullanımından doğacak riskleri en aza indirecek şekilde tasarlanmalı ve
kurulmalıdır.
Örneğin;
1. Zararlı ve tutuşabilir kimyasalın kaçağının azaltılması,
2. Patlama veyangınların işyerinde yayılmasının önlenmesi gibi.
105
Tehlikenin hapsedilmesi tümü ile kapalı sistem, otomatik teçhizat veya uzaktan kumanda kontrol ile başarılabilir. Bu
husus daha tasarım aşamasında öncelikli olarak göz önüne alınmalıdır.
Tehlikeli kimyasalların kullanıldığı yerlerde kaçakları en aza indirmek için emniyet sistemleri bulunmalıdır.
Kimyasal zorunlu hallerde dışarı atılacak ise güvenli bir yerde, çevre ile ilgili yasaların limitine kadar temizlenerek dış
çevreye verilmelidir.
Çalışma alanları, fabrika ve donanımlar, çalışanların tehlikeli kimyasallara maruziyetini önleyecek şekilde olmalıdır.
Patlamanın veyangının önlenmesi için aşağıdaki güvenlik önlemleri alınmalıdır.
1. Bina ve donanımın patlamanın etkilerine dayanıklı olarak tasarımının yapılması, ptlama veyangının etkilerine emniyet
sübapları ve patlama panelleri ile sınırlama getirilmesi
2. Yangının yayılmasını önleyecek yöntemler geliştirilmesi yanmaz veya ateşe dayanıklı malzeme kullanılması,
3. Yangını veya patlamayı olduğu yere boğma ile hapsederek etkisinin azaltılması,
4. Otomatik yangın söndürücülerin kullanılması.
Kaza ile kimyasalın açığa çıkması durumunda ikincil bir hapsetme imkânının sağlanması,
(örneğin tehlikeli sıvılar için bent duvarları, havadan ağır gazlar için çevirme duvarları, dondurucu sıvıların buharlaşması
için kapalı alanlar gibi.
13.2.2. Yerel Havalandırma
Tümü ile kapalı sistemlerin uygulanamadığı proseslerde, yerel havalandırma ve tehlikeli kimyasalın ortamdaki değerinin
limit değerleri önlenmeli, parlayıcıların konsantrasyonu minimumda tutulmalıdır.
Yerel havalandırma tesisatı, kirli havanın güvenli ve etkin bir şekilde işyerinden başka bir yere uzaklaştırılması veya kirli
havanın filtre edilmesi veya muameleye tabi tutulmasını sağlayacak şekilde tasarlanmalı, üretilmeli ve yerine monte
edilmelidir.
Montajdan sonra yerel havalandırma performansının tasarımdaki verilerle uygunluğu kontrol edilmelidir. Maruziyetin
önlenmesi için yerel havalandırma, zararlı kimyasalın çıktığı noktaya mümkün olduğunca yakın kurulmalı, boruların boyu
ve dirsek sayısı minimumda tutulmalıdır.
8.2.3. Genel Havalandırma
Çalışma ortamına temiz hava sağlanmalıdır. Havalandırmanın hava akım hızı, işyerinde yeterli hava değişimini
sağlayacak düzeyde olmalıdır. (işyerinin büyüklüğü, çalışma koşulları ve çalışan sayısı göz önünde tutulmalıdır.)
Emilen havanın tekrar çalışma alanına dönmesi engellenmelidir.
Yani;
1. Emilen havanın etkin şekilde temizlenmiş olması halinde geri dönüşüne izin verilebilir,
2. Geri dönüşte bir miktar hava salınıp yerine temiz hava alınarak kirliliğin birikmesi önlenebilir,
3. Tasarımda, kimyasalın istenmeden de olsa diğer çalışma alanlarının üstüne yayılmasını önlemek gerektiği göz önünde
tutulmalıdır.
8.2.4. Yangın Kaynaklarının Kontrolü veya Yok Edilmesi
Parlayıcı kimyasalların kullanıldıkları yerde tasarım ve tesiste ilk dikkat edilecek husus, patlayıcı atmosferin yok edilmesi
veya en aza indirilmesidir. İşyeri alanı, parlayıcı konsantrasyona ulaşabilirlik durumuna göre sınıflandırılmalı, güvenli
sınıfa girmeyen alanlarda elektrikli cihaz kullanılmamalı, bu mümkün değilse elektrikli araçların standardı tehlikenin
tümüne göre olmalı ve ona göre monte edilmelidir.
Yangın kaynaklarını yok etmenin bazı yolları:
1. “Sigara içilmez” alanların tespit edilmesi
2. Depolama tanklarının sızdırma duvarlarının bulunduğu alana pompa veya elektrikli cihaz konmasının yasaklanması
3. Parlayıcı kimyasalları taşıyan boru hatlarına elektrik motorlarının konmasının yasaklanması,
4. Depolarda, depo binalarında forkliftlerin akü şarjlarının yapılması, statik elektrik oluşma potansiyelinin yok edilmesi,
a) Borulardan kaplara, bir kaptan diğer bir kaba doldurmalarda kimyasalın serbest akışının önlenmesi,
b) Boşaltmalarda pompalama hızının düşürülmesi
c) Anti-statik katkı maddelerinin kullanılması
5. Parlayıcı kimyasalların kullanıldığı işyerlerinde ısıtma işleminin uygun şekilde yapılması.
8.3. Çalışma Sistemi ve Uygulamada Alınacak Önlemler
8.3.1- Genel Prensipler
İşveren, risk değerlendirilmesine göre işyerinde kullanılan kimyasalların hangi sınıfa girdiğini ve çalışanlara ne tür tehlike
yarattığına göre çalışma sistemleri oluşturmalı ve sürdürülmelidir.
Çalışma sistemi, tehlikeyi yok edecek veya en aza indirecek kimyasalın ve teknolojinin seçiminden sonra, en uygun
kontrol sistemleriyle birlikte düşünülmelidir. Çalışma sistemi sorumlu kişileri açıkça belirtecek şekilde olmalı ve o kişilere
de gerekli bilgi akışı temin edilmelidir. Çok basit işlerin dışındaki görevlerin nasıl yapılacağı yazı1ı olarak verilmelidir. Çok
yüksek riskli kimyasalların kullanıldığı fabrika veya cihazların bakım-onarımında çalışacak işçilerden "çalışabilir" belgesi
istenilmelidir. Bu belge, açıkça hangi işin ne zaman yapılacağını ve hangi kısımların güvenli olacağını göstermelidir.
Sorumlu kişileri vermeli ve güvenliği kontrol etmelidirler. Bu belgeyi imzalayan işçi tehlikeyi anlamış olduğu anlamına
gelir.
Yalnız çalışan işçiler için iş düzeni ona göre düzenlenmeli ve acil durumlar için özel önlemler alınmalıdır. Acil durumlarda
prosesin tümünün veya bir kısmının kapatılması mümkün olmalıdır. Çalışma sistemleri ve uygulamalar sıkça kontrol
edilmeli ve ona göre önlemler alınmalıdır.
8.3.2. Kişisel Koruyucular
Kişisel koruyucular mühendislik veya diğer kontrol yöntemlerine alternatif olarak düşünülmemeli, tedbirlerin alınamadığı
yerlerde korumayı sağlamalıdır. Kişisel koruyucu cihazlar, solunum cihazı, koruyucu elbise ve ayakkabı, yüz, göz, el
koruyucuları ve anti-statik ayakkabılardır.
Kişisel Koruyucular;
- Çalışanı çalıştığı sürece tehlikeye karşı yeterli düzeyde korumalı,
106
- Kişisel koruyucular ulusal yasalara ve uluslararası standartlara uygun olmalı,
- Çalışanlara nasıl kullanacakları öğretilmeli,
- İşyerinde kolayca ulaşabileceği yerde hazır bulundurmalı,
- İşveren bunların doğru kullanıp kullanılmadığını izlemeli,
- Çalışanlara maliyet getirmemelidir.
Koruyucu solunum cihazları
Ulusal yasalara, zararlının türüne, maruziyetin derecesine uygun olmalı ve kullanana tam uymalı, bu cihazlar ilave olarak
geçici veya acil durumlarda kullanılmak, teknik kontrole alternatif olmamalıdır.
Koruyucu elbiseler
a) Tehlikeli kimyasalın vücuda nüfuz etmesini önleyici maddeden yapılmış olmalı,
b) Yeterli ve uygun ölçülerde olmalı ve amaca hizmet etmeli,
c) Tozlu ortamda tozu tutmayan parlayıcı maddenin bulunduğu ortamda yangına dayanıklı maddeden yapılmış olmalıdır.
Koruyucuların temizlenmesi ve bakımı
Tüm koruyucular iyi şartlarda muhafaza edilmeli, eskidiğinde yenisi ile değiştirilmeli, üreticinin belirttiği süreden daha
uzun süre kullanılmamalı, çalışanlarca doğru kullanılmalıdır.
Bir kereden fazla kullanılan koruyucular temizlenip dezenfekte edilerek muhafaza edilmelidir.
Temizlemenin, bakım, onarım ve kontrollerinin kaydının tutulması gerekir. Temizleme, dezenfeksiyon gibi işler ile bakımonarım işverence yapılmalıdır. Zararlı kimyasala bulaşmış koruyucuların çalışanların evlerinde temizlenmesi ve
saklanması yasaklanmalıdır.
8.4. Bilgilendirme
8.4.1. Genel Prensipler
Çalışanlar; iş yerinde kullanılan zararlı kimyasallar hakkında bilgilendirilmeli, etiketlerde ve kimyasal güvenlik veri
belgelerindeki bilgileri nasıl kullanacakları, kontrol yöntemlerinin doğru ve etkili kullanımını, güvenlik ve acil önlemler
konularında eğitilmelidirler.
İşverenler kimyasal güvenlik veri belgelerini kullanarak çalışanlar için yazılı talimatlar oluşturmalıdırlar. Ayrıca verilen
eğitimler ve talimatlar sürekli yenilenmeli, güncelleştirilerek sürdürülmeli, verilen bilgilerin çalışanların davranışlarına
yansımaları izlenmelidir.
8.5.Mühendislik Kontrol Yöntemlerinin Uygulanması
8.5.1. Genel Prensipleri
Mühendislik kontrol yöntemleri uygun aralıklarla tümü ile kontrol ve test edilerek performansının ilk kurulduğu zamanki
durumunu muhafaza etmesi sağlanmalıdır. Makine ve teçhizattaki muayene ve testlerde görülen aksaklıklar hemen
giderilmeli veyapılan bakımların kayıtları tutulmalıdır.
Örneğin yerel havalandırma kontrol ve test raporunda şu bilgiler bulunmalıdır:
1. Fabrikadan sorumlu işverenin adı ve soyadı,
2. Yerel havalandırmanın tanımı, yeri, kimyasal proses, kimyasal zararlıların tanımı,
3. En son bakımın yapıldığı tarih,
4. Testin yapıldığı zamanki şartlar,
5. İşyerindeki performansının, hala muhafaza edilip edilmediği, edilemiyorsa yapılması gerekenler,
6. Basınç ölçümleri, hava akımı ölçümleri, hava numunesi filtrasyon testleri,
7. Kontrol ve bakımın yapıldığı tarih,
8. Kontrolü yapan kişi veya firmanın adı, unvanı,
9. Bakımda neler yapıldığının ayrıntısıyla anlatılması gibi.
8.6. İşyerinde Ölçümleme
8.6.1. Genel Prensipler
İşverenler işyerinde çalışanların zararlı kimyasallara maruziyetlerini izlemeli, maruziyet limitlerinin aşılmaması
sağlanmalı, ölçüm sonuçlarına göre bir değerlendirme yapılmalıdır.
8.6.2. Ölçme Yöntemi
Ölçüm cihazları, analitik yöntemlere cevap verecek şekilde olmalı ve numuneler işyerini ve maruziyeti temsil edebilecek
noktalardan alınmalıdır. Gerekirse kişisel numune alma cihazı kullanılmalıdır.
8.6.3. Ölçüm Kayıtları
Ölçüm kayıtları, tarihi, saati, nereden alındığını içermeli ve bu kayıtları işçiler ve temsilcileri ile resmi görevliler
alabilmelidir.
8.6.4. Ölçüm Değerlendirmesi
Ölçümlerin değerlendirilmesi, maruziyet süresi, çalışma sistemi, havalandırma performansı göz önüne alınarak yapılmalı,
sonuçta limitlerin aşıldığı tespit edilirse işveren çalışanları ve temsilcilerini haberdar ederek aldığı önlemleri bildirmelidir.
8.7. Tıbbi Gözetim
8.7.1. Genel Prensipler
Tıbbi gözetim işe ilk giriş muayenesi, periyodik muayene sağlık nedeniyle uzun süre işten ayrıldıktan sonra işe tekrar
dönüşte muayene ve kimyasala maruziyet bittikten sonraki muayeneleri içerir.
8.7.2. Tıbbi Muayenelerin Yapılış Şekli
Tıbbi gözetimi, uygun görülen ve bu konudaki yeterliliği onaylanan tıp doktorları yapar. Belirli kimyasallara
maruziyetlerde, tıbbi gözetim, maruziyet düzeyinin belirlenmesini ve biyolojik testleri de içermelidir.
Özellikle aşağıdaki tür kimyasallara maruz kalan çalışanlarda tıbbi gözetim büyük önem arz eder;
1. Sistemik zehirlilik gösteren kimyasallar,
2. Kronik etki gösteren kimyasallar,
3. Derin dermatitlere neden olan kimyasallar,
4. Kanserojen olan veya olabilecek kimyasallar,
5. Teratojen veya mutajen olan veya olabilecek kimyasallar.
8.7.3. Muayene Sonuçlarının Değerlendirilmesi
107
Tıbbi testlerin sonucu klinik bulgular gösteriyor ise uygun tıbbi tedavi uygulanmalı, işyerindeki çalışma şartları
iyileştirilmeli, önleyici tedbirler yeniden gözden geçirilmeli ve periyodik muayenelere devam edilmelidir.
Ayrıca biyolojik bulgular ve muayene sonuçları çalışana açıkça anlatılmalıdır.
8.7.4. Kayıtların Tutulması
Bu konuda hiçbir yasal düzenleme yok ise tıbbi gözetim kayıtları en az 30 yıl saklanmalı, çalışanlar kendi tıbbi kayıtlarını
öğrenebilmelidir. Kayıtlar sağlık istatistiklerinde ve epidemiyolojik araştırmalarda kullanılabilmelidir. Kapanan işyerinin
kayıtlarının muhafazasına ilişkin yasal düzenleme olmalıdır.
8.7.5. Acil Durum ve İlk Yardım
Yasalar, acil durumlarla ve kazalarla başa çıkabilecek, önlemler ve tehlike/ değerlendirmesi göz önüne alınarak
hazırlanmalıdır. Bu düzenlemelerde acil durumda takip edilecek yollar belirtilmelidir. Çalışanlar bu hususta eğitilmelidir.
Bu konuda izlenecek yollar; alarm verme, yardım çağrısı yapma, kişisel koruyucuların kullanımı ve kullanım sürelerinin
dikkate alınması, işyerinin boşaltılması, çıkış kapıları, kaçış yollarının işaretlenmesi, olaya müdahale, yangın söndürme,
kaçak ve sızıntıları durdurmaya çalışılması, yakındaki yerleşim alanlarının boşaltılması gibi.
İlk Yardım,
Zararlı kimyasalın kullanıldığı yerlerde yeterli ilk yardım hazırlıkları kullanılan kimyasala göre yapılmalı ve eğitilmiş ilk
yardım personeli, hemşireler, doktorlar vb. bulunmalıdır. İlk yardım eğitimi;
1. Kimyasalın ne tür zarar verdiği ve bu zarardan nasıl korunacağı,
2. Hemen anında etkin önlemlerin nasıl alınacağı,
3. Hasta veya yaralının hastaneye nasıl götürüleceği, konularında yapılmalıdır.
Eğitilmiş ilk yardım personelinin sayısı,
4. Çalışan sayısına,
5. Çalışma türüne,
6. İşyeri büyüklüğü ve çalışanların dağılımına,
7. İşyerinin hastane ve sağlık merkezine uzaklığına göre, tespit edilmelidir.
Tablo: Bazı Maddelerin Zararlı Etkileri Ve Yapılacak İlk Yardım
108
8.7.6. Yangınla Mücadele
Yeterince uygun yangın söndürme araç gereçleri bulundurulmalıdır. Yangına ilk müdahale için, taşınabilir yangın
söndürücüler uygun ve kolay erişilebilir yerlerde olmalı ve periyodik kontrollerle çalışır vaziyette tutulmalıdır. Çalışanlara
yangın tehlikesi ve alınan önlemler konusunda bilgi ve eğitim verilmelidir.
Öyle ki;
1. Kendilerini gereksiz yere tehlikeye atmamaları,
2. Ne zaman ve nerede alarm verecekleri,
3. Yangın söndürme işinde görev alacakların yangın söndürme ile ilgili eğitimleri
4. Yangında çıkacak dumanların zehirli karakterleri ve ilk yardım önlemleri
5. Uygun kişisel koruyucuların kullanımı,
6. Tahliye işlemleri,
7. Kendilerinin müdahale etmeyip işyerini tahliyesi ve hemen itfaiyenin çağrılacağı durumlar, gibi.
8.8. Kazaların ve Meslek Hastalıklarının İncelenmesi ve Rapor Edilmesi
8.8.1. İnceleme
Tehlikenin değerlendirilebilmesi ve tedbirlerin zamanında alınabilmesi için işveren işçiler ve temsilcileri ile işbirliği içinde
aşağıdaki hususları incelemelidirler.
a) Yaralanmaya neden olan kazalar ve diğer olaylar,
b) Şüphelenilen veya te'yit edilen meslek hastalıkları,
c) Çalışanların tehlikeyi görüp işi bıraktıkları durumlar,
d) Kabul edilemeyecek tehlikenin söz konusu olduğu durumlar ve halen alınmış önlemlerin gözden geçirilmesi.
8.8.2. Rapor Etme
Kazalar ve hastalıklar yasalara uygun olarak yetkili makama rapor edilmeli, yaralanma ve hastalığa neden olan
durumlarda rapor;
a) işten uzak kalma süresini,
b) Tıbbi tedavi gerektiren veya şuur kaybına neden olan olayın solunum, sindirim veya deri absorpsiyonu yolu ile olup
olmadığını, kapsamalıdır.
Rapor edilecek diğer olaylar ise; fabrikanın normal işini aksatmasına veya işin durdurulmasına neden olan yangın ve
patlamalar, ani ve kontrolden çıkan şartlarda belli miktarda kimyasalın açığa çıkması, kimyasalın taşınması sırasında
çıkan yangınlar.
9. KİMYASALLARIN KULLANIMINDA SORUMLULUK
Kimyasalların güvenli kullanımında en büyük amaç çalışanlara ve çevreye verilecek zararın en aza veya mümkünse
sıfıra indirilmesidir.
Uluslararası çalışma örgütü (ILO) 1990 yılında 170 sayılı sözleşmeyi kabul ederken, tüm üye ülkelerin göz önünde
bulundurmaları gerekli hususları şöyle sıralamıştır.
Çalışanların, kimyasalların zararlı etkilerinden korunması, kamunun ve çevrenin korunmasını da artıracaktır.
Kimyasallardan kaynaklanan hastalık ve yaralanmaların önlenmesi veya azaltılması için aşağıdaki hususların yerine
getirilmesi gerekir.
1. Tüm kimyasallar tehlikelilik açısından değerlendirilmelidir.
2. İşverenlerin, kimyasalları temin ettikleri yerlerden kimyasallar hakkında tüm bilgileri almaları ve ona göre koruyucu
önlem programları geliştirmeleri sağlanmalıdır.
3. Kimyasalların güvenli kullanıldığından emin olunacak prensip ve programların yerleştirilmesi sağlanmalıdır.
Gerek ILO'nun 170 sayılı kimyasalların kullanımı ile ilgili sözleşmesinde ve gerekse Türkiye'nin onayladığı İş sağlığı
Hizmetlerine ilişkin 161 Sayılı ILO Sözleşmesi’nde, kimyasalların kullanımında devletin ve işverenlerin sorumluluk ilkeleri
belirlenmektedir.
109
9.1. Devletin Sorumluluğu
Bir ülkede, çalışanların sağlık ve iş güvenliğinden sorumlu yetkili makam; ulusal şartları ve uygulamaları ışığında en fazla
temsil yetkisine sahip işçi ve işveren kuruluşlarına danışmak suretiyle kimyasalların güvenli kullanımı konusunda uygun
bir ulusal politika geliştirecek, uygulayacak ve periyodik olarak gözden geçirecektir.
Yetkili otorite, yeni yasal düzenlemeler yapıp standartlar ve kriterler koyarak, güvenlik ve sağlık bakımından uygun
olmayan kimyasalların kullanımını yasaklayabilmeli, sınırlayabilmeli veya kullanıcının önceden bildirimde bulunmasını
isteyebilmeli ve bu yetkiye sahip olmalıdır.
Tüm kimyasallar ne olduklarını belirten işaretlerle işaretlenmelidir.
Zararlı kimyasallar ayrıca, çalışanların kolayca anlayabileceği bir şekilde, hangi sınıfa girdiklerini, tehlikelerini ve alınması
gerekli güvenlik önlemlerini gösteren etiketlerle etiketlenmelidir.
Yetkili makam veya onun uygun gördüğü organ tarafından bu işaretleme yasalara ve uluslar arası standartlara uygun
olarak yapılması sağlanmalıdır.
Zararlı kimyasalların adı, üreticisi, sınıfı, tehlikeleri, güvenlik önlemleri, acil durumda yapılması gerekenler, gibi önemli
bilgileri içeren kimyasal güvenlik bilgi formunun işverenlere verilmesi sağlanmalı.
Kimyasal güvenlik bilgi formunun hazırlanmasında kullanılacak kriterler yetkili makam veya onun onaylayacağı bir organ
tarafından yasalar ve uluslararası standartlar göz önüne alınarak tespit edilmelidir. Kimyasalın etiketteki adı ile güvenlik
veri belgesindeki adı aynı olmalıdır.
9.2. Kimyasalı Temin Edenin Sorumluluğu
Kimyasalı temin edenler; üretici, ithalatçı, dağıtıcı vb. olabilir.
Kimyasalı temin edenler yukarıda belirtilen hususlar göz önüne alınarak yapılan ve hazırlanan sınıflandırma, işaretleme,
etiketleme, kimyasal güvenlik veri belgelerini temin edip kullanıcıya vereceklerdir. Ayrıca güvenlikle ilgili yeni bilgiler
ortaya çıktıkça bu duruma göre yeni etiket ve veri belgeleri hazırlayacaklardır. Henüz, sınıflandırılmamış bir kimyasal ile
ilgili elde edilebilen tüm bilgiler kimyasalı temin eden tarafından sağlanıp kullanıcıya verilecektir.
Kimyasalı ihraç eden ülke, ihraç ettiği kimyasalın tamamı veya bir kısmının kullanımı kendi ülkesinde sağlık ve güvenlik
gerekçesiyle yasaklanmışsa ithal eden ülkeye bu bilgileri vermelidir.
9.3. İşverenin Sorumluluğu
İşveren, kullandığı tüm kimyasallar ile ilgili etiketleme, işaretleme, kimyasal güvenlik veri belgeleri gibi bilgileri eksiksiz
temin etmeli işçilerin veya temsilcilerinin bu bilgilere ulaşmasını sağlamalıdır.
İşverenler, tüm bilgileri verilmiş kimyasalı kullanırken, tüm koruyucu önlemlerin alınmış olmasından sorumludur.
İşverenler ayrıca işyerinde kullanılan tüm zararlı kimyasalların kayıtlarını, güvenlik bilgi formları ile birlikte tutacaklar ve
ilgili işçi veya temsilcilerinin bu kayıtları görmelerini sağlayacaklardır.
İşverenler; çalışanların zararlı kimyasallara maruziyetlerini, ulusal yasalar veya uluslar arası standartlarca belirlenen
maruziyet limitlerinin altında olmasını sağlayacaklardır.
İşveren, işyerinde kimyasalların kullanımından doğabilecek risklerin değerlendirmesini yapacak, buna göre uygun
yöntemlerle çalışanları koruyacaktır.
İşverenler, riski yok eden veya en aza indiren kimyasalların ve teknolojinin seçimi, yeterli mühendislik kontrol
yöntemlerinin kullanılması, riski yok eden veya en aza indiren çalışma sistemlerinin benimsenmesi, yeterli mesleki hijyen
kurallarının benimsenmesi gibi güvenlik tedbirlerini almak zorundadırlar. Bu tedbirlerin uygulanmasının yeterli olmadığı
hallerde çalışanlarına hiç bir maliyet yüklemeden koruyucu malzeme ve giysi vermelidirler.
Ayrıca işverenler, olabildiğince az sayıda çalışanın olabildiğince düşük miktarda kimyasala maruz kalmasını sağlayacak,
ilk yardım ve acil durumlarla ilgili önlemler aldırlar.
Risk değerlendirmesi yapılırken hangi kimyasalların kullanıldığı ve ne gibi tehlikeler içerdiği belirlenmelidir.
Ayrıca işverenler, kimyasalların güvenli kullanımında sorumluluklarını yerine getirirken işyeri hekimi, çalışanlar veya
onların temsilcileri ile olabildiğince yakın işbirliği içinde olacaklardır.
9.4. Çalışanların Sorumluluğu
Çalışanlar, işyerinde kimyasalların güvenli kullanımına ilişkin sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için işveren ile yakın
işbirliği içinde olacaklar, verilen talimatlara uyacaklardır.
Çalışanlar, kendilerinin ve diğerlerinin sağlık ve güvenliklerini korumak için riski yok edecek veya en aza indirecek
önlemleri yerine getireceklerdir.
Çalışanların ve temsilcilerinin hakları söyle sıralanabilir;
1. Çalışanlar, kimyasalların kullanımından doğacak ani ve ciddi bir tehlikenin varlığına inanırlarsa hemen ustabaşına
haber vererek oradan uzaklaşma hakkına sahiptirler. Bu haklarını kullanırlarken haksız işlemlere maruz
kalmayacaklardır.
2. Çalışanlar ve onların temsilcileri; işyerinde kullanılan kimyasalın ne olduğu, zararlı özellikleri, alınan önleyici tedbirler
ve verilen eğitim hakkındaki bilgileri, etiket ve işaretlemelerin içerdiği bilgileri, kimyasal güvenlik veri belgelerini ve
gereken diğer bilgileri alma hakkına sahip olacaklardır.
MESLEKİ MARUZİYET SINIR DEĞERLERİ
Sınır Değer
(1)
EINECS
CAS
(2)
(4)
(5)
TWA
STEL
(8 Saat)
(15 Dak.)
3
mg/m
(7)
3
ppm
mg/m ppm
(6)
Maddenin Adı
Baryum (Ba olarak çözünür
bileşikleri)
Civa oksit
ve civa klorid dahil olmak
üzere civa ve iki değerlikli
inorganikciva bileşikleri
110
Özel
(3)
İşaret
0,5
-
-
-
-
0,02
-
-
-
-
231-131-3
200-193-3
200-467-2
200-579-1
2 005 807
200-659-6
200-662-2
200-663-8
200-679-5
200-756-3
200-830-5
200-834-7
200-835-2
200-843-6
200-863-5
200-870-3
200-871-9
201-142-8
201-159-0
201-176-3
201-245-8
201-297-1
2 018 659
2 020 495
202-422-2
202-425-9
202-436-9
202-500-6
202-704-5
202-705-0
202-716-0
202-849-4
54-11-5
60-29-7
64-18-6
64-19-7
67-56-1
67-64-1
67-66-3
68-12-2
71-55-6
75-00-3
75-04-7
75-05-8
75-15-0
75-34-3
75-44-5
75-45-6
78-78-4
78-93-3
79-09-4
80-05-7
80-62-6
88-89-1
91-20-3
95-47-6
95-50-1
95-63-6
96-33-3
98-82-8
98-83-9
98-95-3
100-41-4
203-313-2
105-60-2
203-388-1
203-396-5
203-400-5
203-470-7
203-473-3
203-539-1
203-545-4
203-550-1
203-576-3
203-585-2
203-603-9
203-604-4
203-625-9
203-628-5
203-631-1
203-632-7
203-692-4
203-713-7
203-716-3
203-726-8
203-737-8
106-35-4
106-42-3
106-46-7
107-18-6
107-21-1
107-98-2
108-05-4
108-10-1
108-38-3
108-46-3
108-65-6
108-67-8
108-88-3
108-90-7
108-94-1
108-95-2
109-66-0
109-86-4
109-89-7
109-99-9
110-12-3
(civa olarak ölçülen) (8)
Florürler (inorganik)
Gümüş (Ag olarak çözünür
bileşikleri)
İnorganik kurşun ve
bileşikleri
Kalay (Kalay olarak
inorganik bileşikleri) (9)
Metalik Krom, İnorganik
Krom (II)
Bileşikleri ve İnorganik Krom
(III) Bileşikleri (çözünmez)
Nikotin
Dietileter
Formik asit
Asetik asit
Metanol
Aseton
Kloroform
N,N Dimetilformamid
1,1,1-Trikloroetan
Kloroetan
Etilamin
Asetonitril
Karbon disülfit
1,1-Dikloroetan
Fosgen
Klorodiflorometan
İzopentan
Butanon
Propionikasit
Bisfenol A (solunabilir toz)
Metil metakrilat
Pikrik asit (9)
Naftalin
o-Ksilen
1,2-Diklorobenzen
1,2,4-Trimetilbenzen
Metilakrilat
Kümen
2-Fenilpropen
Nitrobenzen
Etilbenzen
e-Kaprolaktam (toz veya
buharı)
Heptan-3-on
p-Ksilen
1,4-Diklorobenzen
Allil alkol
Etilen glikol
1-Metoksipropanol-2
Vinil asetat
4-Metilpentan-2-on
m-Ksilen
Resorsinol
2-Metoksi-1-metiletilasetat
Mesitilen (Trimetilbenzen’ler)
Toluen
Monoklorobenzen
Siklohegzanon
Fenol
Pentan
2-Metoksietanol
Dietilamin
Tetrahidrofuran
5-Metilhegzan-2-on
111
2,5
0,01
-
-
-
-
0,15
-
-
-
-
2
-
-
-
-
2
-
-
-
-
0,5
308
9
25
260
1210
10
15
555
268
9,4
70
15
412
0,08
3600
3000
600
31
10
0,1
50
221
122
100
18
100
246
1
442
100
5
10
200
500
2
5
100
100
5
40
5
100
0,02
1000
1000
200
10
50
10
50
20
20
5
20
50
0,2
100
616
30
1110
0,4
900
62
442
306
36
250
492
884
200
10
200
0,1
300
20
100
100
50
10
50
100
200
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
10
-
40
-
-
95
221
122
4,8
52
375
17,6
83
221
45
275
100
192
23
40,8
8
3000
15
150
95
20
50
20
2
20
100
5
20
50
10
50
20
50
5
10
2
1000
1
5
50
20
442
306
12,1
104
568
35,2
208
442
550
384
70
81,6
16
30
300
-
100
50
5
40
150
10
50
100
100
100
15
20
4
10
100
-
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
-
203-767-1
203-772-9
203-777-6
203-804-1
203-806-2
203-808-3
2 038 099
203-815-1
203-839-2
203-905-0
203-906-6
203-933-3
203-961-6
204-065-8
204-428-0
204-469-4
204-661-8
204-662-3
204-696-9
204-697-4
204-826-4
205-438-8
205-480-7
205-483-3
205-563-8
205-634-3
206-992-3
207-343-7
208-394-8
208-793-7
210-946-8
211-047-3
212-828-1
2 151 373
215-236-1
215-242-4
110-43-0
110-49-6
110-54-3
110-80-5
110-82-7
110-85-0
110-86-1
110-91-8
111-15-9
111-76-2
111-77-3
112-07-2
112-34-5
115-10-6
120-82-1
121-44-8
123-91-1
123-92-2
124-38-9
124-40-3
127-19-5
140-88-5
141-32-2
141-43-5
142-82-5
144-62-7
420-04-2
463-82-1
526-73-8
541-85-5
620-11-1
624-83-9
625-16-1
626-38-0
628-63-7
872-50-4
1305-62-0
1314-56-3
1314-80-3
2 152 932
1319-77-3
215-535-7
1330-20-7
216-653-1
222-995-2
2 311 161
231-131-3
2 314 843
231-634-8
231-639-5
1634-04-4
3689-24-5
7440-06-4
7440-22-4
7580-67-8
7664-39-3
7664-93-9
231-595-7
231-633-2
231-635-3
231-714-2
231-778-1
231-954-8
231-959-5
231-977-3
231-978-9
232-260-8
7647-01-0
7664-38-2
7664-41-7
7697-37-2
7726-95-6
7782-41-4
7782-50-5
7783-06-4
7783-07-5
7803-51-2
8003-34-7
233-060-3
10026-138
10035-10- Hidrojen bromür
210-866-3
233-113-0
Heptan-2-on
2-Metioksietil asetat
n-Hekzan
2-Etoksi etanol
Siklohekzan
Piperazin
Piridin (9)
Morfolin
2-Etoksietil asetat
2-Butoksietanol
2-(2-Metoksietoksi)etanol
2-Butoksietil asetat
2-(2-Bütoksietoksi)etanol
Dimetileter
1,2,4-Triklorobenzen
Trietilamin
1,4 Dioksan
İzopentilasetat
Karbondioksit
Dimetilamin
N,N-Dimetilasetamid
Etilakrilat
n-Butilakrilat
2-Aminoetanol
n-Heptan
Oksalik asit
Siyanamid
Neopentan
1,2,3-Trimetilbenzen
5-Metilheptan-3-on
3-Pentilasetat
Metilizosiyanat
Amilasetat (tert)
1-Metilbutilasetat
Pentilasetat
n-Metil-2-pirolidon
Kalsiyumdihidroksit (9)
Difosfor pentaoksit
Difosfor pentasülfür
Krezoller (Tüm izomerleri)
(9)
Ksilen (karışım izomerleri,
saf)
Tersiyer-bütil-metil-eter
Sulfotep
Platin (Metalik) (9)
Gümüş (metalik)
Lityumhidrür (9)
Hidrojen florür
Sülfürik asit (buharı) (10)
(11)
Hidrojen klorür
Ortofosforik asit
Amonyak (anhidroz)
Nitrik asit
Brom
Flor
Klor
Hidrojen sülfit
Dihidrojen selenür
Fosfin
Piretrum (hassasiyete neden
olanlaktonlardan arındırlmış)
Fosfor pentaklorür
112
238
72
8
700
0,1
15
36
11
98
50,1
133
67,5
1920
15,1
8,4
73
270
9000
3,8
36
21
11
2,5
2085
1
1
3000
100
53
270
270
270
270
40
5
1
1
50
1
20
2
200
5
10
2
20
10
20
10
1000
2
2
20
50
5000
2
10
5
2
1
500
0,58
1000
20
10
50
50
50
50
10
-
475
0,3
72
246
333
101,2
37,8
12,6
540
9,4
72
42
53
7,6
107
540
540
540
540
80
-
100
20
50
50
15
5
3
100
5
20
10
10
3
20
100
0,02
100
100
100
20
-
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
Deri
-
22
5
-
-
-
221
50
442
100
Deri
183,5
0,1
1
0,1
0,025
1,5
0,05
50
1,8
-
367
2,5
-
100
3
-
Deri
-
8
1
14
0,7
1,58
7
0,07
0,14
1
5
20
0,1
1
5
0,02
0,1
-
15
2
36
2,6
3,16
1,5
14
0,17
0,28
-
10
50
1
2
0,5
10
0,05
0,2
-
-
1
-
-
-
-
-
-
6,7
2
-
2 332 710
247-852-1
252-104-2
*
( )
6
10102-439
26628-228
34590-948
Azotmonoksit
30
25
-
-
-
Sodyum azid
0,1
-
0,3
-
Deri
(2-Metoksimetiletoksi)propanol
308
50
-
-
Deri
1998 / 24 / EC, 2000 / 39 / EC, 1991 / 322 / EC, 2006 / 15 / EC ve 2009 / 161 / EU sayılı Direktiflerin ekleridir.
(**) 6331 sayılı Kanun uyarınca çıkarılan mevzuatın uygulanmasında uluslararası kuruluşlarca yayımlanmış sınır
değerler de dikkate alınabilir.
1
( )
2
( )
3
( )
4
( )
5
( )
EINECS
CAS
Özel işaret
TWA
STEL
: Avrupa Mevcut Ticari Kimyasal Maddeler Envanteri.
: Kimyasal maddelerin servis kayıt numarası.
: “Deri” işareti, vücuda önemli miktarda deri yoluyla geçebileceğini gösterir.
: 8 saatlik belirlenen referans süre için ölçülen veya hesaplanan zaman ağırlıklı ortalama.
: Başka bir süre belirtilmedikçe, 15 dakikalık bir süre için aşılmaması gereken maruziyet üst
sınır değeri.
6
3
o
3
( )
mg/m
: 20 C sıcaklıkta ve 101,3 KPa. (760 mm cıva basıncı) basınçtaki 1 m havada bulunan
maddenin miligram cinsinden miktarı.
7
3
3
( )
ppm
: 1 m havada bulunan maddenin mililitre cinsinden miktarı (ml/m ).
8
( )
: Civa ve iki değerlikli inorganik bileşiklerine maruziyetin izlenmesinde (belirlenmesinde),
meslekimaruziyet sınır değerlerini tamamlayıcı ilgili biyolojik izleme teknikleri de dikkate alınacaktır.
9
( )
: Sağlığa etkileri konusunda, sınırlı bilimsel veri bulunan maddeler.
10
( )
: Uygun maruziyet izleme
yöntemi
seçilirken, ortamda
bulunabilecek
diğer
sülfür
bileşiklerininolası sınırlamaları ve etkileşimleri de dikkate alınacaktır.
11
( ) Buhar
: Gırtlağı geçen ve havanın iletildiği kanallara (soluk borusu, bifürkasyonlar) ve ciğerin solunum
ile ilgili bölgelerine (toraks) nüfuz eden ortalama 10 µm çapındaki solunabilir partiküller olarak tanımlanır.
BİYOLOJİK SINIR DEĞERLER VE SAĞLIK GÖZETİMİ ÖNLEMLERİ
1.
Kurşun ve iyonik kurşun bileşikleri
1.1.
Biyolojik izleme, absorbsiyon spektrometri veya eşdeğer sonucu veren bir başka metod kullanılarak, kanda
kurşun seviyesinin (PbB) ölçümünü de kapsar. Bağlayıcı biyolojik sınır değer: 70 μg Pb/100 ml kan.
1.2.
Aşağıdaki durumlarda tıbbi gözetim yapılır:
1.2.1.
Havadaki kurşunun, haftada 40 saat çalışma süresine göre hesaplanmış, zaman ağırlıklı
3
ortalamakonsantrasyonu 0.075 mg/m ten fazla ise,
1.2.2.
Çalışanlardan herhangi birinin kanındaki kurşun seviyesi 40 μg Pb/100 ml kandan fazla ise.
KULLANIMI YASAK OLAN KİMYASAL MADDELER İLE YAPILMASI YASAKLANAN İŞLER
Aşağıda belirtilen kimyasal maddelerin ithali, üretimi ve bu maddelerin işyerinde kullanımı ile kimyasal maddeler ihtiva
eden aşağıda belirtilen işlerin yapılması yasaktır. Ancak bu maddelerin başka bir kimyasal madde içindeki veya atık
maddedeki konsantrasyonu, aşağıda verilen limit değerlerin altında bulunuyorsa bu yasak uygulanmaz.
a)
Kimyasal Maddeler:
EINEC
CA
1
2
S No ( )
S No ( )
202-080-4
91-59-8
202-177-1
92-67-1
202-199-1
92-87-5
202-204-7
92-93-3
Madde Adı
2-naftilamin ve tuzları
4-aminodifenil ve tuzları
Benzidin ve tuzları
4-nitrodifenil
Yasak Uygulanmayacak
Limit Değer
% 0,1 (ağırlıkça)
% 0,1 (ağırlıkça)
% 0,1 (ağırlıkça)
% 0,1 (ağırlıkça)
SIVI OKSİJEN, SIVI ARGON VE SIVI AZOT DEPOLAMA TANKLARI İLE İLGİLİ GÜVENLİK MESAFELERİ
a) Sıvı Oksijen tankları için:
Tablo 1: Vana, flanş gibi ek yeri olmayan yanıcı gaz veya sıvı boru hatları ile oksijen depolama tankı arasındaki
uzaklıklar.
3
Uzaklık (m)
1
Tank kapasitesi (m )
0-10
113
11-50
51-100
101-200
201-10000
2
3
4
5
Tablo 2: Araç park yerleri, işyerinin sınırları, açık alev ve sigara içmeye izin verilen yerler, yüksek basınçlı yanmayan gaz
depoları, yüksek ve orta gerilimdeki elektrik transformatörleri, yanıcı malzeme depoları (ahşap bina ve yapılar), her türlü
makine ve ekipman, maden ocakları, kanal ve logarlar, kuyu ve benzeri yapılar, yanıcı gaz ve sıvı boru hatlarındaki
vanalar, flanşlar ve ek yerleri ile oksijen depolama tankı arasındaki uzaklıklar.
3
Tank kapasitesi (m )
Uzaklık (m)
0-100
3
101-200
4
201-400
5
401-1000
6
1001-2000
10
2001-3000
13
3001-10000
15
Tablo 3: Ofis, kantin, çalışanların ve ziyaretçilerin toplandığı bina ve benzeri yerler, kompresör, vantilatör, hava çekiş
yerleri, yüksek miktarda parlayıcı gaz ve LPG’nin ulusal kanunlara uygun olarak depolandığı yerler ile oksijen tankı
arasındaki uzaklıklar
3
Tank kapasitesi (m )
Uzaklık (m)
0-400
5
401-1000
6
1001-2000
10
2001-3000
13
3001-4000
14
4001-10000
15
b) Sıvı Argon ve Sıvı Azot tankları için:
Tablo 1: Vana, flanş gibi ek yeri olmayan yanıcı gaz veya sıvı boru hatları ile sıvı argon ve sıvı azot depolama tankı
arasındaki uzaklıklar.
3
Tank kapasitesi (m )
Uzaklık (m)
0-100
1
101-600
2
601-1000
3
1001-3000
4
3001-10000
5
Tablo 2: Araç park yerleri, açık alev ve sigara içilmesine izin verilen yerler, yüksek basınçlı yanmayan gaz depoları,
kantin, çalışanların ve ziyaretçilerin toplandığı bina ve benzeri yerler, sabit parlayıcı gaz depoları, parlayıcı sıvı ve LPG
depoları, yanıcı, parlayıcı, gaz ve sıvı boru hatlarındaki vana ve flanş gibi ek yerleri ile sıvı argon ve sıvı azot
depolamatankı arasındaki uzaklıklar.
3
Uzaklık (m)
3
4
5
6
7
8
10
12
14
15
Tank kapasitesi (m )
0-100
101-200
201-400
401-600
601-900
901-1000
1001-2000
2001-3000
3001-4000
4001-10000
114
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
18 / Biyolojik Risk Etmenleri
Katılımcıların, işyerindeki sağlığı ve güvenliği olumsuz etkileyen biyolojik risk
etmenleri hakkında bilgi sahibi olmalarını ve bu etmenlere karşı alınması gereken iş
sağlığı ve güvenliği tedbirlerini öğrenmelerini sağlamaktır.
U-11*
*Hekim, biyolog
BİYOLOJİK RİSK ETMENLERİ
Biyolojik etkenler: Herhangi bir enfeksiyona, alerjiye veya zehirlenmeye neden olabilen, genetik olarak değiştirilmiş
olanlar da dahil mikroorganizmalar, hücre kültürleri ve insan parazitleri.
Biyolojik etkenlere maruziyetin olabileceği işler listesi
Gıda üretilen fabrikalarda çalışma.
Tarımda çalışma.
Hayvanlarla ve/veya hayvan kaynaklı ürünlerle çalışma.
Sağlık hizmetlerinin verildiği yerlerde, karantina dahil morglarda çalışma.
Mikrobiyolojik teşhis laboratuarları dışındaki kliniklerde, veterinerlik ve teşhis laboratuvarlarındaki çalışma.
Atıkları yok eden fabrikalarda çalışma.
Kanalizasyon, arıtma tesislerindeki çalışma.
o
o
o
o
o
Enfeksiyon zinciri
Enfeksiyon Etkeni: patojenite- virülans
Bulaşma Yolları: Temas, ortak kullanılan cansız maddeler, hava ve vektörler.
Duyarlı Kişi (Konakçı)
Çevre etmeni: Isı değişiklikleri, nem, radyasyon, hava basıncı, hava akımının hızı, kimyasal maddeler, gazlar ve
toksinler.
Zoonoz; doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığıdır ( WHO tanımı).
o Biyolojik etkenler, enfeksiyon risk düzeyine göre 4 risk grubunda sınıflandırılır
o Grup 1 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa yol açma ihtimali bulunmayan biyolojik etkenler.
o Grup 2 biyolojik etkenler: İnsanda hastalığa neden olabilen, çalışanlara zarar verebilecek, ancak topluma yayılma
olasılığı olmayan, genellikle etkili korunma veya tedavi imkanı bulunan biyolojik etkenler.
o Grup 3 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma
riski bulunabilen ancak genellikle etkili korunma veya tedavi imkanı olan biyolojik etkenler.
o Grup 4 biyolojik etkenler: İnsanda ağır hastalıklara neden olan, çalışanlar için ciddi tehlike oluşturan, topluma yayılma
riski yüksek olan ancak etkili korunma ve tedavi yöntemi bulunmayan biyolojik etkenler.
o Biyolojik etkenlere maruz kalma riski bulunan herhangi bir çalışmada, işçinin sağlık ve güvenliğine yönelik herhangi bir
riski değerlendirmek ve alınması gereken önlemleri belirlemek için, işçinin maruziyetinin türü, düzeyi ve süresi
belirlenir.
BİYOLOJİK ETKENLERLE ÇALIŞILAN İŞ KOLLARINDA KAYITLARIN SAKLANMA SÜRELERİ
o Sağlık gözetiminin yapıldığı bu durumlarda, kişisel tıbbi kayıtlar, maruziyetin son bulmasından sonra en az 10 yıl süre
ile saklanır.
o İşverenler, Grup 3 ve/veya Grup 4 biyolojik etkenlere maruz kalan işçilerin listesini, yapılan işin türünü, mümkünse
hangi biyolojik etkene maruz kaldıklarını ve maruziyetler, kazalar ve olaylarla ilgili kayıtları, uygun bir şekilde
tutulur. Bu liste ve kayıtlar maruziyet sona erdikten sonra en az 20 yıl saklanır.
o Aşağıdakilerin varlığı durumunda ise bilinen son maruziyetten itibaren 40 yıl süre ile saklanır.
o Kalıcı veya gizli enfeksiyona neden olduğu bilinen biyolojik etkenlere maruziyette.
o Eldeki bilgi ve verilere göre, seneler sonra hastalığın ortaya çıkmasına kadar teşhis edilemeyen enfeksiyonlara sebep
olan biyolojik etkenlere maruziyette.
o Hastalığın gelişmesinden önce uzun kuluçka dönemi olan enfeksiyonlara sebep olan biyolojik etkenlere maruziyette.
o Tedaviye rağmen uzun süreler sonra nükseden hastalıklara yol açan enfeksiyonlara sebep olan biyolojik etkenlere
maruziyette.
BAKANLIĞA BİLDİRİM
o Uzun süreli ciddi arıza bırakabilen enfeksiyonlara sebep olan biyolojik etkenlere maruziyette kişisel tıbbi kayıtlar
ü İşverenler Grup 2, Grup 3 ve Grup 4 biyolojik etkenlerin ilk kez kullanımında, işin başlamasından en az 30
gün önce Bakanlığa bildirimde bulunmakla yükümlüdürler
Bakanlığa yapılan bildirimler;
 İşyerinin unvan ve adresini,
 İşyerinde sağlık ve güvenlikten sorumlu kişilerin adı, soyadı, unvanı ve bu konudaki yeterliliğini,
 Risk değerlendirmesinin sonucunu,
 Biyolojik etken türlerini,
 Öngörülen korunma ve önleme tedbirlerini içerir.
115
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
19 / Psikososyal Risk Etmenleri
Katılımcıların, işyerindeki sağlığı ve güvenliği olumsuz etkileyen psikososyal risk
etmenleri hakkında bilgi sahibi olmalarını ve bu etmenlere karşı alınması gereken iş
sağlığı ve güvenliği tedbirlerini öğrenmelerini sağlamaktır.
U-7, U-11*
*Halk sağlığı uzmanı, psikiyatrist veya psikolog
Mesleki riskler genel olarak biyolojik, biyomekanik, kimyasal ve radyolojik riskleri kapsayan fiziksel tehlikeler ile
psikososyal tehlikelerden oluşur. Uluslararası Çalışma Örgütü psikososyal tehlikeleri iş doyumu, iş örgütlenmesi ve
yönetimi, çevresel ve örgütsel koşullar ile işçilerin uzmanlığı ve gereksinimleri arasındaki etkileşim temelinde
tanımlamıştır. Bu etkileşimler algılanma ve yaşanma biçimleriyle işçinin sağlığı için tehlike oluşturur. Bu tehlike stres
yoluyla oluşur. Ancak, psikososyal tehlikelerin stres yoluyla açığa çıkmayan doğrudan etkileri de vardır.
Psikososyal tehlike, "iş tasarımının, örgütlenmesinin ve yönetiminin ve gerçekleştirildiği toplumsal ve çevresel koşulların
psikolojik, toplumsal veya fiziksel hasara yol açma potansiyeli taşıyan boyutlarıdır".
İşin gerekleri işçinin bilgi, beceri ve gereksinimleriyle çatıştığında (nicel aşırı yük, nitel düşük yük) ve özellikle işçinin işi
üzerindeki denetimi ve işi ile ilgili sosyal desteği yetersiz olduğunda iş ve yarattığı psikososyal tehlikeler stres yapıcı
özellik kazanarak sağlığı etkilemeye başlar ve psikososyal riskleri oluşturur.
Fiziksel ve psikososyal tehlikelere maruziyet psikolojik ve fiziksel sağlığı etkileyebilir. Bu etkiler en az iki yolla ortaya
çıkar:
1. Doğrudan fiziksel yol,
2. Psikolojik stres üzerinden,
Bu iki yol birbirinin seçeneği değildir, aksine çoğu durumda birlikte ve birbiriyle etkileşerek etkinlik gösterirler, birbirlerini
tamamlar veya birbirinin etkisini güçlendirirler.
Tehlike-stres-sağlık ilişkisi ile ilgili tartışmalar çoğunlukla psikososyal tehlikelere yönelir, işin fiziksel boyutu göz ardı edilir.
Oysa fiziksel tehlikelerin de hem beyin üzerindeki etkileri, yarattıkları rahatsızlık ve tehlikeye maruz kalmak nedeniyle
yarattıkları kaygı ve korku üzerinden psikososyal etkileri vardır. Bu korku hem başarımı hem de sağlığı etkiler. Bu etki
işçinin tehlikeden haberdar olmasına ve tehlike hakkındaki bilgilerine bağlıdır. Bu durumda stres fiziksel ve psikososyal
tehlikelere maruz kalmaya bağlı stres olarak tanımlanır
A. PSİKOSOSYAL TEHLİKELER
İşin içeriği 1950'lerden bu yana gündemdedir. Psikologlar önce çalışma çevresinin sağlık için tehlikeli olabilecek
psikososyal boyutları yerine işçinin çalışma çevresine uygunluğunu ve uyarlanmasını sağlamaya yönelmişlerdir. İş
psikolojisinin 1969'lara gelişmeye başlamasıyla birlikte, çalışma çevresinin psikososyal özelliklerinin sağlık üzerindeki
etkileri öne çıkmıştır. Psikososyal tehlikeler sağlığı doğrudan ya da stres aracılığıyla dolaylı olarak etkiler.
Levi (1984) işin sağlığı etkileyebilecek psikososyal özelliklerini dört başlıkta sınıflandırmıştır:
1.
2.
3.
4.
Nicel yük,
Nitel yük,
İş üzerinde denetim eksikliği,
Sosyal destek eksikliği,
Bunlar işçinin işini stresli olarak algılamasını belirleyen unsurlardır. Bu başlıklar için on alt başlık tanımlanmıştır. Bu
başlıklar genel olarak işin yapıldığı koşullar ve çevre ile işin içeriği başlığı altında yeniden sınıflandırılabilir.
İŞİN YAPILDIĞI KOŞULLAR VE İŞ ÇEVRESİ
1.1.1. ÖRGÜTSEL KÜLTÜR VE İŞLEV
Kişi bir örgütün parçası olmayı kimliği, özgürlüğü ve özerkliği için bir tehdit olarak algılayabilir. Bu algılamaya örgütsel
işleyişin ve kültürün üç farklı boyutu temel oluşturur:
1. Görev çevresi olarak örgüt,
2. Sorun çözme çevresi olarak örgüt,
3. Gelişme çevresi olarak örgüt,
Bu alanlar yetersiz görüldüğünde stres düzeyi artar, yeterli görüldüğünde ise stres ile sağlık semptomları arasındaki ilişki
zayıflar. Örgütün ölçeği ve yapısı, sıkıcılığı, arabuluculuk ilişkileri, rolle ilgili konular stres kaynağı olabilecek başlıklardır.
Bu unsurların işçi üzerindeki etkileri yöneticilerin ve gözetmenlerin davranışlarıyla aktarılır.
1.1.2. ÖRGÜTTEKİ ROL
Rol belirsizliği ve çatışması psikososyal tehlikeye dönüşür. Aşırı rol yüklenmesi, rol yetersizliği, başkalarının sorumluluğu
da diğer tehlikeli boyutlardır.
1.1.2.1.
ROL BELİRSİZLİĞİ
İşçi işteki rolü hakkında yeterince bilgilendirilmediğinde ortaya çıkar. İşte amaçlar, beklentiler, hedefler ve
sorumluluklarda belirsizlik bu durumu destekler. Bu sorunu yaşayan işçilerde iş doyumunun azaldığı, işe bağlı gerilimin
arttığı ve sıklaştığı, öz güvenin azaldığı, iş güdüsünün azaldığı kan basıncının ve kalp hızının arttığı, depresyonun
sıklaştığı ve işten ayrılma eğiliminin arttığı görülmüştür.
1.1.2.2.
ROL ÇATIŞMASI
İşçiden değerleriyle çatışan bir rolü ya da birbiriyle uyuşmayan rolleri üstlenmesi istendiğinde ortaya çıkar. Çatışma
arttıkça iş doyumu azalır, iş gerilimi ve kalp hızı artar. Kalp hastalıklarının ve ülserlerin rol çatışması olan kişilerde arttığı
gösterilmiştir.
1.1.2.3.
ROL YETERSİZLİĞİ
Örgütün işçinin yeteneklerinden ve eğitiminden yararlanamadığı durumlarda ortaya çıkar. İş doyumunu azaltır, gerilimi
artırır.
1.1.
116
1.1.2.4.
SORUMLULUK ARTIŞI
Kişilerin sorumluğu arttığı ölçüde kalp basıncının, kolesterol düzeyinin ve kalp hastalıklarını arttığı, duygulanımsal
tükenmenin ve ilişkilerde kişiliksizleşmenin arttığı gösterilmiştir. Kişilerle sürekli ilişki içinde olunan mesleklerde de bu
sorun artmaktadır.
1.1.3. KARİYER GELİŞİMİ
Beklenen kariyer gelişiminin sağlanmaması stres nedenidir. Bu alanda iki unsur belirleyicidir:
1. İş güvencesinin olmaması ve düşük ücret,
2. İşte eskimiş olarak görülme (işten atılma korkusu ve erken emekliliğe zorlanma gibi),
Bu iki unsur etkileşmektedir. Yaşlı işçilerin sık maruz kaldığı bir durumdur. İş güvencesizliği ve düşük ücret: İş
güvencesizliği ve işten atılma korkusu işletmenin ek olarak işçilerden bağlılık beklediği durumlarda stres nedenidir.
Hakkaniyetsiz davranıldığı duygusu strese yol açar. Buna sıklıkla düşük ücret de eşlik eder.
3. Statü uyuşmazlığı: Bugünkü statünün geçmiştekiyle uyumsuz olması statü uyumsuzluğu -düşük ya da aşırı
statü tanınması, statünün sonuna gelindiği duygusu- (örneğin sürgün, statü indirimi vb.) psikiyatrik hastalıkla
yakından ilişkilidir.
1.1.4. KARAR SERBESTİSİ VE DENETİM
İş tasarımında ve çalışma örgütlenmesinde önemli unsurlardır ve işçinin işiyle ilgili kararlara ne ölçüde katılabildiğinde
somutlaşır.
Denetim yetersizliği ya da denetim kaybı -karar serbestisinin azalması- stresi, sıkıntıyı, depresyonu, isteksizliği ve
tükenmeyi artırır. Karar serbestisinin artırılmasının başarımı desteklediği, ama karar serbestisi sonucu artırılan istemlerin
de başlı başına stres nedeni olabileceği gösterilmiştir.
Katılım: Karar verme sürecinde katılımın artmasının memnuniyeti ve özgüveni arttırdığı, aksi durumun ise stresi ve
fiziksel çöküşü ve iş doyumsuzluğunu artırdığı gösterilmiştir.
1.1.5. KİŞİLER ARASI İLİŞKİLER
Bu ilişkiler bireysel ve örgütsel sağlıklılık açısından önemlidir. Bu ilişkilerde üç belirleyici düzey vardır:
1. Üstlerle,
2. Astlarla,
3. Aynı statülerdekilerle,
Kişiler arası desteğin azalması sıkıntı hissini, duygulanımsal tükenmeyi, iş gerilimini ve iş doyumsuzluğunu artırır.
Desteğin artması psikososyal etkileri hafifletir, tersi ise güçlendirir. Üstlerin ya da iş arkadaşlarının desteği stres
yapıcıların yarattığı gerilimi, algılanan stres yapıcıları, stres-gerilim ilişkisini azaltır. Üstlerin takdir duyguları ise,
hissedilen iş baskısını azaltır. Ancak yöneticiler katılımcı yönetim için yapılan baskıların da yönetici stresini artırdığı
bilinir.
1.1.5.1.
İŞTE ŞİDDET
İşte şiddet psikolojik ve fiziksel sağlığı etkiler. AB’de yapılan araştırmada 3 milyon işçinin cinsel tacize, 6 milyonunun
fiziksel şiddete, 12 milyonunun da yıldırmaya ve psikolojik şiddete maruz kaldığı saptanmıştır.
1.1.6. İŞ-EV ÇATIŞMASI
Bu çatışma yalnızca iş ile ev arasındaki değil iş ile iş dışı yaşam arasındaki çatışmadır.
1.1.6.1.
İŞ-AİLE ÇATIŞMASI
Bu çatışma ev ile zaman istemi ya da işe yönelik taahhütler arasındadır veya destek ile ilgilidir. Bu çatışma evde küçük
çocuğu olan kadın çalışanlarda belirgindir. Özellikle orta sınıf ailelerde, ama aynı zamanda yönetici ailelerinde de
kadınların evdeki rollerini erkeğin işini desteklemek olarak gördükleri anlaşılmıştır.
1.1.6.2.
BOŞ ZAMAN YETERSİZLİĞİ SENDROMU
Boş zaman kalmadıkça işçiler boş zaman beklentilerini sınırlarlar ve giderek yaşam anlamını yitirmeye başlar.
1.1.6.3.
DEĞİŞİM
Değişikliğin psikososyal tehlike oluşturduğu ama değişikliğin mi stres yarattığı yoksa ortaya çıkan belirsizliğin ve denetim
kaybının mı strese yol açtığı kesinlik kazanmamıştır.
İŞİN İÇERİĞİ
1.2.1. İŞ ÇEVRESİ VE TEÇHİZATI
Teçhizat ve tesislerin güvenilirlik, uygunluk, ulaşılabilirlik, bakım ve onarım sorunları.
1.2.2. GÖREV TASARIMI
İş içeriğindeki tehlikeli boyutlar; “İşin değersiz olması, vasıfların kullanılamaması, görev çeşitliliğinin olmaması,
tekrarlayıcı iş, belirsizlik, öğrenme fırsatı bulamama, istem çatışmaları ve yetersiz kaynaklar” gibi.
1.2.
1.2.2.1.
YARI VASIFLI-VASIFSIZ ÇALIŞMA
Bu tür çalışma aynı zamanda yarı vasıflı-vasıfsız işlerin özelliğidir. Tekrarlayıcı ve tekdüze çalışma can sıkıntısı,
depresyon ve genel psikolojik tükenme ile noktalanır.
117
1.2.2.2.
BELİRSİZLİK
Başarımla ilgili geribildirim olmaması bir belirsizliktir ve süre uzadığında stres nedenidir. İstenen davranışlar ya da işin
geleceği ile ilgili belirsizlikleri de derinleştirir.
1.2.3. İŞ YÜKÜ VE İŞ HIZI
Ağır bir işte hızlı çalışma gereği özellikle süre uzadıkça stres oluşturur.
1.2.3.1.
İŞ YÜKÜ
İş yükü ve ağır işte çalışma nicel ve nitel yük tanımlarına karşılık gelir. Nicel yük yapılacak toplam iş miktarını, nitel yük
ise işin güçlüğünü tanımlar. Bu iki boyut birbirinden bağımsızdır. Aynı işte biri az diğeri çok olabilir. Tekrarlayıcı montaj
çalışması bu tür bir iştir.
1.2.3.2.
İŞ HIZI VE ZAMAN DARLIĞI
İş yükü iş hızına göre değerlendirilmelidir. İş hızı işin tamamlanma hızı ve hızlılık gereğinin doğası ve denetlenebilirliği
(öz denetimli ya da sistem veya makine denetimli)’dir. İş hızının sağlıkla ilişkisi bir sınıra kadar denetimle ilgilidir. Sistem
veya makine denetimli hızlarda hızlanma fiziksel ve psikolojik sağlık için tehlikelidir. Başarımın elektronik olarak
denetlendiği bilgisayar destekli sistemler de aynı etkiyi yapar. Zaman darlığı hem kişisel bir özellik hem de işin gereği
olarak ortaya çıkabilir.
1.2.4. ÇALIŞMA SAATLERİ
Bu konuda iki başlık öne çıkar: vardiyalı çalışma ve uzun çalışma süreleri
1.2.4.1.
VARDİYALI ÇALIŞMA
Vardiyalı çalışma, özellikle de gece çalışması sirkadyen ritmi ve uyku düzenini bozarak sağlığı etkiler. Gece çalışması
uyku bozuklukları, sindirim sistemi bozuklukları ve genel yorgunluk haliyle ilişkilendirilir.
1.2.4.2.
UZUN ÇALIŞMA SÜRESİ (KESİNTİSİZ ÇALIŞMA)
Pek çok sağlık sorunu ile uzun çalışma süresi arasında ilişki vardır.
B. STRES
1.3.
MÜHENDİSLİK YAKLAŞIMI
Bu yaklaşım stresi, kişinin çevresinin kişiye yüklenen yük ya da istem düzeyi veya zararlı veya tehdit edici unsur
cinsinden tanımlanan uyarıcı özelliği olarak ele alır. İş stresi ise iş çevresinin bir özelliği olarak ve genellikle de çevrenin
nesnel olarak ölçülebilen bir boyutu olarak ele alınır. Stres kişide olan değil, kişiye olandır. Bir semptomlar dizisi değil,
nedenler dizisidir. Stres durumla ilgili nesnel özeliklere atıf yapar. Bu yaklaşıma göre, sıklıkla geri dönüşü olan, ama bazı
durumlarda geri dönüşü olmayıp zarara yol açan bir gerginlik tepkisi yaratır. Kabul edilebilir stres düzeyi bu yaklaşıma
dayanır.
1.4.
FİZYOLOJİK YAKLAŞIM
Selye (1950, 1956) stresi "biyolojik sistemdeki özgül olmayan değişiklikleri kapsayan özgül bir sendrom ile ortaya çıkan
durum olarak tanımlar. Burada stres özgül olmayan, genel bir fizyolojik yanıt sendromu olarak ele alınır.
Stres yıllarca iki nöroendokrin sistemin harekete geçmesiyle açıklanmıştır. Buna göre
 İlk aşama alarm aşamasıdır (sempatetik adrenal medülla harekete geçer),
 İkinci aşama direnme aşamasıdır (adrenal kortikal hareket),
 Üçüncü aşama ise dışa vurmadır (sempatetik adrenal medüllanın yeniden harekete geçmesi).
Fizyolojik yanıtın tekrarlanması, yoğunlaşması veya uzaması vücuttaki yıpratıcı etkiyi artırır ve Selye'nin "uyum
hastalıklarının" ortaya çıkmasına yol açar. Scheuch (1996) stresi iç ve dış çevrelerdeki değişikliklere uyum sağlama
çabasındaki insanın psikofizyolojik etkinlikleri olarak değerlendirir. Bu etkinlik belirli bir maddi ve toplumsal çevrede,
istemlerle kişisel somatik, psikolojik ve toplumsal kapasiteler arasındaki ilişkinin niceliği ve niteliği ile ilgilidir. Scheuch,
stresi organik işlevlerde, psikolojik işlevlerde insanın sosyal çevresiyle etkileşimi sırasında ortaya çıkan homeostatik
durum bozulmasına tepkisel bir etkinlik olarak algılar.
Uyum sağlama üç yolla gerçekleşir;
1. İşlev tasarrufu,
2. Çabanın en aza indirilmesi,
3. İyilik hali ilkesi,
Stres bu ilkelerdeki aşınmanın tanımıdır. Bu iki yaklaşıma, hem uygulamadan kaynaklanan, hem de kavramsal eleştiriler
yöneltilmiştir.
1.5.
PSİKOLOJİK YAKLAŞIM
Bu yaklaşım önceki iki yaklaşımın eleştirisinden yola çıkmıştır. Bu yaklaşım stresi kişi ile çalışma çevresi arasındaki
dinamik etkileşim temelinde ele alır. Bu yaklaşım ILO'nun psikososyal tehlikeler ve Dünya Sağlık Örgütü'nün iyilik hali
tanımlarıyla da örtüşür.
Psikolojik yaklaşım, güncel stres kuramlarını da temelini oluşturur;
1. Etkileşme kuramları; (bu gruptaki kuramlar kişinin çalışma çevresiyle etkileşiminin yapısal özelliklerine
odaklaşır,
2. Etkileme kuramları; (bu gruptaki kuramlar ise, bu etkileşime temel oluşturan psikolojik mekanizmalara odaklaşır.
C. ETKİLEŞME KURAMLARI
Bu kuramlar kişinin çalışma çevresiyle etkileşiminin yapısal özelliklerine odaklaşır. Bu grupta iki kuram öne çıkar;
1. Kişi-çevre uygunluğu kuramı
2. İstem denetim kuramı
1.6.
KİŞİ-ÇEVRE UYGUNLUĞU KURAMI
Uygunluk iki düzeyde tanımlanır;
1. İşçinin tutum ve yeteneğinin işin gereklerini karşılama düzeyi,
118
Çalışma çevresinin işçinin gereksinimlerini karşılama düzeyi ve özellikle de iş düzeninin işçinin bilgi ve
becerilerini kullanmasını destekleme düzeyi,
Bu kuramda nesnel gerçeklik ile öznel algılar ve çevresel değişkenler ile kişisel değişkenler birbirinden kesin olarak
ayrılmalıdır.
1.7.
İSTEM DENETİM MODELİ
İşin gereklerinin ağır, işteki karar verme yetkisinin düşük olduğu durumlarda sağlık ve iş doyumu azalır. Ancak buna
yönelik eleştiri toplumsal desteğin bu değişkenlerin etkisini hafiflettiğinin göz ardı etmesidir. Bu eleştiri “İstem-DenetimDestek” modeline kaynak oluşturmuştur. Toplumsal destek iş arkadaşlarının ve gözetmenlerin işteki yardımcı toplumsal
desteklerini kapsar.
Yüksek istemin, düşük denetim ve yetersiz destek ile birleşmesinin olumsuz etkiyi artırdığı, yüksek desteğin ise stres
yönetiminde etkili bir araç olduğu ileri sürülür. Bu modele de işçinin kişisel özelliklerini göz ardı ettiği için eleştiri
yöneltilmiştir.
2. ETKİLEME KURAMLARI
Bu kuramlar bilme-kavrama süreçlerine ve kişinin çevresiyle etkileşimine temel oluşturan duygulanımsal tepkilere
odaklaşır. Buna göre, aşırı çabaya karşın yetersiz ödül almak (yüksek maliyet-düşük kazanç) strese yol açar. Burada
çaba ile ilgili iki kaynak vardır dışsal kaynak, işin gerekleridir, içsel kaynak ise verili durumda işçinin bireysel güdüsüdür.
Ödül konusunda üç boyut önemlidir;
1. Finansal karşılık,
2. Toplumsal-duygulanımsal ödül,
3. Statü ile ilgili denetim.
2.1.
DEĞER BİÇME VE BAŞA ÇIKMA KURAMLARI
2.
Bu kuramlar etkileşme kuramlarıyla aynı kavramsal yapıya sahiptir. İşin gerekleriyle yetenek ve yeterlilik arasındaki
dengesizliğe odaklaşır. Bu modellere göre stres, bilme ve kavram ve duygulanım ile ilgili boyutlar içeren olumsuz bir
psikolojik durumdur. Stresi kişi ile çevresi arasındaki özel ve sorunlu bir etkilenmenin içsel bir temsili olarak ele alır.
2.1.1. DEĞER BİÇME
Değer biçme bu etkilemeye anlam yükleyen bir değerlendirme sürecidir. İki evresi vardır;
1. İlki kişinin çevresinden etkilenmesini (istemler, yetenekler ve yeterlilikler açısından) bir sorunum var mı
sorusuna odaklaşarak sürekli gözetlemesidir. Bu süreçte sorunlu bir durumun saptanması olumsuz duygulanım
ve rahatsızlık hissi yaratır.
2. İkinci aşama tanımlanmış sorun ile ilgili daha kapsamlı bir çözümleme ve bu konuda ne yapmalıyım sorusunda
ortaya çıkacak başa çıkma arayışı oluşturur. Stres kişi işin gerekleriyle gerçekten başa çıkamayacağını veya
işin gereklerinin iyilik hali için bir tehdit oluşturduğunu algıladığında ortaya çıkar.
Bu süreçte bir bilinçlilik kavramı ortaya çıkar. Değer biçme bilinçli bir süreçtir. Bu süreçte farklı farkındalık düzeyleri
vardır;
1. Sorunla ilgili göstergelerin giderek farkına varma, rahatsızlık hissi, hata yapma
2. Genel bir sorun olduğunu kabul etme
3. Genel sorun alanını tanımlama ve önemini değerlendirme
4. Sorunu ve etkilerini ayrıntılı olarak değerlendirme.
Bu aşamalar dikkate alındığında stresin giderek gelişen bir süreç olduğu anlaşılır;
1. Kişi önce çevresiyle etkileşir,
2. Bu etkileşimi değerlendirir,
3. Etkileşimle başa çıkmaya çalışır,
4. Başa çıkmakta başarısız olduğunda sorun başlar.
Cox bu süreci baş aşamadan oluşan bir modelle açıklamıştır.
1. İlk aşama kişini yüzleştiği ve çevrenin parçasını oluşturan istemin kaynaklarını temsil eder,
2. İkinci aşama kişinin bu istemleri yeteneği ile ilişkilendirerek algılamasını temsil eder ve bu ilk değer biçmedir,
3. Üçüncü aşamayı, başa çıkmayı da kapsayan bu stres durumunun tanınmasına eşlik eden psikolojik ve fizyolojik
değişiklikler temsil eder. Bu aşama stresin kişiyi etkilediği aşamadır,
4. Dördüncü aşamayı başa çıkmanın sonuçları oluşturur,
5. Beşinci aşama ise diğer dört aşamaya geri bildirimin ortaya çıktığı aşamadır.
Sonuç olarak stres işçinin işte fiziksel ve psikososyal nitelikli özel koşullara maruz kalması ve bu koşullarla başa
çıkmakta sorun yaşayacağını görmesi duruma eşlik eder. Stres bu koşullarla başa çıkma girişimiyle ve bilme kavrama,
davrana ve fizyolojik işlevlerde değişikliklerle birlikte ortaya çıkar. Bu değişiklikler kısa erimde vücut uyum sağlasa bile,
uzun erimde sağlığı tehdit edebilir. Stresin ve ona eşlik eden davranışsal ve psikofizyolojik değişiklikler farklı iş
gereklerinin sağlık üzerindeki etkileridir.
2.1.2. BAŞA ÇIKMA
Başa çıkma stres sürecinin önemli ama en az anlaşılmış parçasıdır.
Üç temel özelliği vardır:
1. Bir süreçtir: Kişinin stresli bir çevrede ne düşündüğünü ve yaptığını kapsar.
2. Gerçekleştiği koşullara ve çevreye bağımlıdır: Başa çıkma başlatıcısı olan karşılaşma ve değer biçme ile bu
karşılaşmayı yönetmeyi sağlayacak kaynaklardan etkilenir.
3. Çıktılardan yani başarılı veya başarısız olmasından bağımsızdır.
Başa çıkmanın incelenmesi konusunda iki yaklaşım vardır;
1. İlki başa çıkma stratejilerini sınıflandırmaya ve aralarındaki ilişkileri tanımlamaya çalışır.
2. İkincisi ise, başa çıkmayı bir sorun çözme süreci olarak ele alır.
119
2.1.2.1.
BAŞA ÇIKMA SINIFLANDIRMALARI
Lazarus (1966) kişinin görev ve duygulanım odaklı başa çıkma stratejileri kullandığını ileri sürmüştür. İlki doğrudan stres
kaynağı (çevrenin uygunlaşması) ile başa çıkmaya yönelen bir eylem girişimidir. İkincisi ise, bu strese eşlik eden
duygulanımsal deneyimi hafifletmeyi (çevreye uyum) amaçlar.
Kişinin algıladığı başarı (değer biçme süreci) kişinin durum ile ilgili algılamasını değiştirecektir. Kişinin durumu ne kadar
önemsediği, yanıtının şiddetini de belirleyecektir.
Dewe (1987) beş başa çıkma grubu saptamıştır:
1. Toplumsal destek arayışı,
2. Gevşeyerek veya dikkat dağıtarak erteleme eylemi,
3. Sorunla başa çıkmasını sağlayacak yeterliliğe ulaşmak,
4. Sorunu ussallaştırmak,
5. Spritüel mutabakat ile destek sağlamak.
Bu stratejilerin %33'ünün görev, %67'sinin duygulanım odaklı olduğu saptanmıştır. Kişiler çoğu durumda birden çok başa
çıkma stratejisinden yararlanırken bazı durumlar tek strateji kullanılmasına uygundur.
2.1.2.2.
SORUN ÇÖZME OLARAK BAŞA ÇIKMA
Başa çıkma bir sorun çözme stratejisi olarak da ele alınabilir. Cox bir eylem döngüsü tanımlar;
1. Tanıma ve tanı koyma (çözümleme),
2. Yeniden çözümleme,
3. Harekete geçme,
4. Değerlendirme,
Ancak yanlış eylemin veya alınan başarısız sonucun stresi artırdığı da ileri sürülür. Başa çıkma istemi değiştirerek,
yeniden tanımlayarak veya ona uyarak yönetme girişimi olması açısından işlevseldir. Ancak seçilen strateji duruma
uygun ve uygulanabilir olmalıdır. Seçimi ve seçilen stratejinin başarısını durumun doğası, ulaşılabilir kişisel ve toplumsal
kaynaklar ve değer biçme sürecindeki nedensel mantık yürütme belirleyecektir.
3.
BİREYSEL VE GRUPSAL FARKLILIKLAR
En yeni stres kuramları stresin yaşanmasında ve stresle başa çıkmakta bireysel farklılıklara yönelmiştir. Bireysel
farklılıkları yaratan değişkenlerin hem değer biçme sürecinin parçası olarak, hem de stres-sağlık ilişkisinin
hafifletilmesinde etkili oldukları saptanmıştır. Her iki alanda da bireysel farklılıkların ayırt edilmesinde etkileme kuramları
açıklayıcıdır.
3.1.
A TİPİ DAVRANIŞ
Son 30 yılda, psikolojik ve davranışsal etmenlerin stresli durumlara tepki verme ve stresle başa çıkmadaki rolüyle ilgili
olarak bireysel anlamda korunmasız kişilere odaklanılmıştır. A Tipi kişiliğin kalp dolaşım hastalıklarına yatkınlığı
saptanmıştır.
Bu kişilik tipinin üç özelliği vardır:
1. Çalışmaya güçlü bir adanmışlık ve kendini işine kaptırma,
2. Zaman baskısının farkında olma ve zamana karşı yarışma,
3. Güçlü bir yarışma duygusu ve belirgin bir saldırgan olma eğilimi,
Bu davranışlar genellikle öğrenilmiş davranışlardır ve örgüt kültürlerince değerli bulunup, sürdürülür. Bazıları ise bir başa
çıkma örüntüsü olarak görürler. Diğerleri de bu kişilik tipini bir kişilik türü olarak değerlendirilir.
Bu kişilik yapısının en önemli özellikleriyle ilgili farklı iddialar olmakla birlikte iki temel özellik öne çıkar;
1. Denetim
2. Öfke ve düşmanlık
Denetim
A Tipi kişilik yapısında olanlar kendi etkinlik alanlarındaki olaylar üzerindeki denetimlerini sürdürme isteğindedirler ve
denetimde başarılı oluncaya kadar da denetim altına alma istekleri sürer.
Öfke ve Düşmanlık
Genç ve yaşlı işçiler, göçmen, özürlü ve kadın işçiler korunmasız gruplardır. Korunmasızlığı etkileyen sosyo-demografik
(Yaş ve eğitim durumu), sosyal statü (yalnız yaşamak) davranış stili (A tipi kişilik), vasıflılık ve beceri, sağlık durumu, tıbbi
özgeçmiş ve süregelen iş sorunları gibi etmenler de vardır. Bu etmenler tehlike-stres-zarar ilişkisinin yönlendiricileridir ve
büyük olasılıkla yukarıda sayılan grupların korunmasızlığını da belirlerler.
3.2.
KORUNMASIZ GRUPLAR
Değer biçme ve başa çıkma mekanizmalarını etkileyen stres sürecinde ve stres-sağlık ilişkisinde bireysel farklılıklar
önemlidir. Bu farklılıklar stres karşısında korunmasız olan grupların tanımlanmasında belirleyicidir. Genç, yaşlı, kadın
özürlü ve göçmen işçiler korunmasız gruplardır.
Korunmasızlığı tanımlayan ölçütler ve etmenler de tanımlanmıştır;
1. Sosyo demografi (yaş ve eğitim durumu),
2. Sosyal statü (tek başına yaşamak),
3. Vasıflılık ve yeti,
4. Sağlık durumu,
5. Tıbbi öykü,
6. Sürmekte olan iş dışı sorunlar.
3.3.
SEÇME
Stresin yaşanmasında ve sağlık etkilerinde kişiler ve gruplar arasında farklılık olduğu açığa çıkarılmıştır. Bu farklılıklar
yasal, ahlaki ve bilimsel değerlendirmelere bağlı olarak farklı biçimlerde ele alınabilir. Örneğin stresli olduğu anlaşılan
120
bazı işçiler veya işçi türleri işten dışlanabilir. Ama bu bilimsel olsa bile, fırsat eşitliğine aykırıdır ve ahlaki değildir. Ayrıca
işçilerin yeterliliğini artıracak eğitim çalışmaları ya da işi ve iş örgütlenmesini değiştirme yolları vardır.
4.
STRES ETKİLERİ
Stres kişinin duygu, düşünce ve davranışlarıyla birlikte, fizyolojik işlevlerinde de bazı değişikliklere yol açabilir. Bu
değişiklikler çoğunlukla bazı işlevsel bozukluklara ve rahatsızlık hissine yol ve yaşam kalitesini bozsa bile çoğunlukla geri
dönüşlüdür. Ancak bazı işçilerde ve bazı koşullar altında psikolojik ve sosyal sorunlara ve bedensel sağlığın bozulmasına
yol açabilir.
Stres ile sağlık arasında ilişkinin sonuçları genel olarak iki ana başlık altında özetlenebilir:
1. Fizyolojik ve fiziksel etkiler,
2. Psikolojik ve toplumsal etkiler,
4.1.
STRES REAKSİYONLARI
4.1.1. FİZİKSEL SONUÇLAR
Psikososyal risk etmenlerinin yol açtığı stresin akıl sağlığı dışında, kalp ve dolaşım, solunum, sindirim, kas iskelet ve
bağışıklık sistemlerini de etkilediği; bu etkilerin hormonal sistemin etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıktığı
düşünülmektedir.
İş stresi kalp dolaşım sistemi hastalıklarının oluşumunu da destekler. Bu etki, strese bağlı hormonal değişikliklerle
(adrenalin, noradrenalin ve kortizol) veya stresle birlikte artış gösteren sigara ve içki içme, aşırı ve kötü beslenme gibi
sağlıksız davranışlar sonucunda ortaya çıkmaktadır. İş dış etkiyle artırılan işçinin kalp hızının ve kan basıncının işini
kendi kararıyla artıran kişiden daha fazla arttığını göstermiştir.
Bazı araştırmalar, psikososyal kökenli akut stresin, mide asidi salgısı üzerine değişik etkileri vardır. Vardiya sistemi ile
çalışanlar sindirim sistemi sorunları bakımından oldukça yüksek bir görülme sıklığına sahiptir. Midede şişkinlik ve
dolgunluk hissi, geğirme, bulantı gibi yakınmalara yol açan hazımsızlık ile iş stresi arasında ilişki olduğunu göstermiştir.
Araştırmacılar ve sağlıkçılar son zamanlarda stresin ülser olmayan dispepsi, irritabl kolon sendromu gibi diğer sindirim
bozuklukları ile de ilişkili olabileceğini ileri sürdüler.
İş stresi ile boyun, omuz, kol ve sırt kaslarında ve eklemlerinde ortaya çıkan yakınmalar arasında ilişki olduğu,
yakınmaların iş yoğunluğu ile doğru, karar verme ve işin gereklerini denetleme olanakları ile ters orantılı olarak arttığı
gösterilmiştir. Stres altındaki kişiler, kas iskelet gerginliğini artıran şekilde çalışma davranışlarını değiştirebilir.
Sauter ve Swanson (1996), biyomekanik stresörler ve kas iskelet sorunlarının gelişimi arasındaki ilişkiye işyeri
psikososyal faktörlerinden etkilenen algılama işlemleri tarafından arabuluculuk yapıldığını öne sürmektedir. Örneğin;
alışılagelmiş monoton işlerdeki semptomlar dikkat isteyen işlerdekinden daha fazla olabilir. Psikososyal etmenler ve kas
iskelet hastalıkları arasındaki nedensel ilişkiyi kavramamız; boylamsal çalışma tasarımlarının artan kullanımı, psikososyal
ve fiziksel maruziyetleri tayin için geliştirilen yöntemler ve kas iskeletle ilgili sonuçların geliştirilmiş ölçümünden
yararlanacaktır. Bazı araştırmalara göre, iş stresi bağışıklık sistemini zayıflatır ve kişinin bulaşıcı hastalıklara karşı
direncini azaltır.
4.1.2. DAVRANIŞSAL SONUÇLAR
Çeşitli araştırmalara göre iş stresiyle sigara ve çay, kahve tüketiminin artması, madde bağımlılığı, uyku bozuklukları,
işten kalma, gibi davranışsal bozukluklar arasında ilişki vardır. Sigara ve çay, kahve, alkol tüketimi ve madde bağımlılığı
stresli işlerde, stresle başa çıkma yöntemi olarak artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Ancak bu maddelerin stres azaltıcı
etkisinin kısa erimli olmakta ve bu etki hızla ortadan kalkmaktadır. Kafein yoğun çalışma etkinliğinde dayanıklılığı kısa
süreli olarak artırmakla birlikte, bu dönemi aşırı yorulmaya bağlı tükenme izler. Bu davranış değişiklikleri stresin yanı sıra,
kişinin stresle ilgili deneyimine ve sosyal desteğine, mesleki niteliğine ve eğitim düzeyine, sosyalleşme özelliklerine göre
değişir.
Uyku bozukluklarının en yaygın olanı uykusuzluktur. Stres en önemli geçici uykusuzluk nedenlerinden biridir. Basit
tekdüze işlerde yoğun çalışma, uyanık kalma gereği veya işten atılma kaygısının süreklilik kazanması uykusuzluğa yol
açan önemli iş stresleridir.
Araştırmalar, işten kalma ile iş stresi arasında ilişki bulunmadığını göstermekle birlikte, bu ilişki mesleğe göre değişir ve
basit, tekdüze işler yapan vasıfsız işgücünde güçlenir. Ayrıca, işten kalmaya yol açan stresin iş stresi değil, iş dışı stres
olduğunu gösteren bulgular vardır.
4.1.3. İŞ, İŞ STRESİ VE AKIL SAĞLIĞI SORUNLARI
Akıl sağlığı ve iş ile ilişkisi konusunda farklı açıklamalar yapılmakla birlikte, üzerinde uzlaşma sağlanan ortak görüş akıl
sağlığı ile iş stresi arasında doğrudan ilişki olmasıdır.
Akıl sağlığı bir durum, bir süreç ve bu sürecin bir çıktısı olarak ele alınır:
 Belirli bir toplumsal ve kültürel çevrede, kişinin olumlu (doyumluluk, keyif ve huzur) veya olumsuz (doyumsuzluk,
kaygı, çökkünlük) duygudurum ve duygulanımlarının ruhsal ve toplumsal halinin göstergesi olan bir durumdur,
 Kişinin stresle başa çıkma çabasının göstergesi olan bir süreçtir. Bağımsız ve özerk olma ve bu özellikleri
sürdürme çabası akıl sağlığının temel göstergeleridir,
 Bir stres etmeni ile ani ve yoğun karşılaşma ya da bu etmenden uzun süreli etkilenme sürecinde ortaya çıkan ve
süren durumdur, yani bu sürecin çıktısıdır,
Akıl sağlığı yalnızca çevresel strese bağlı bir değişken değildir, aynı zamanda baş etme tarzı, motivasyon düzeyi ve bu
stresi nasıl algıladığımızı belirleyen kişisel özelliklerimizden de etkilenir.
Öyleyse, akıl sağlığı hem işyerindeki ve dışındaki stres etmenlerinden, hem de kişilik özelliklerinden etkilenir. İşle ilgili
etmenler, işin ve işyerinin psikososyal ve örgütsel özelliklerinden kaynaklanır ve stres yapıcılar olarak tanımlanır.
Stres yapıcılar ile akıl sağlığı sorunları arasındaki ilişkileri açıklayan pek çok model vardır. Bu modellerden en basit olanı
ve en sık kullanılanı Karasek’in Üç Boyutlu İşin Gerekleri - İşi Denetleyebilme Olanakları - Sosyal Destek Modeli’dir.
Bu modellerin üzerinde uzlaştığı açıklama:
121
Akıl sağlığı sorunlarına psikososyal risk etmenleri yol açmakta, kişilik özellikleri sorunun ortaya çıkışını
etkilemektedir.
2. Risk etmenleri işin içeriğinden, istihdam ve çalışma koşullarından ve işyerindeki ve dışındaki formel ve informel
ilişkilerden kaynaklanmaktadır.
Akıl sağlığını etkileyen çevresel risk etmenleri işçide zevk alamama, ilgi ve istek azalması, çökkünlük gibi kısa süreli
duygulanımın ve duygudurum değişikliklerine yol açabilir. Bunlara sıklıkla etkin sorun çözme davranışları ya da geçici
çözüm üretmeye yönelik aşırı hareketlilik veya durgunluk, sigaraya ve içkiye başlama benzeri davranış değişiklikleri veya
kalp dolaşım sistemi ya da sindirim sistemi yakınmaları gibi, sıkıntıyı bedene yönlendirmeye yönelik yakınmalar eşlik
eder. Çevresel risk etmenleri süreklileşirse, kısa sürede sonlanması beklenen bu değişiklikler kalıcılaşır ve giderek
tükenme, psikoz veya depresyon gibi kalıcı bozukluklara dönüşebilir.
Kişisel özellikler değişikliklerin ortaya çıkmasını kolaylaştırır ya da güçleştirir ve bozuklukların ağırlaşmasına veya
hafiflemesine katkıda bulunur. Kişilik özellikleri, özellikle de stresle başa çıkma yetisi, çevresel risk etmenlerinin ne
ölçüde önemsendiğini de gösterir. Bu etmenlerin akıl sağlığını etkileme düzeyi, bir ölçüde de, ne kadar önemsendiklerine
göre belirlenir, ancak, etki ağırlaşıp, etkilenme süresi uzadıkça kişisel özelliklerin etkinliği de azalır. Olumsuz kişilik
özellikleri bu etmenlerden etkilenmeyi kolaylaştırır. Ancak, işe girişte seçme yapıldığı için, işyerlerinde bu kişilik yapısına
sahip işçilerin sayısı azdır.
1.
5.
İŞ İLE İLGİLİ AKIL HASTALIKLARI
5.1.
ZEHİRLİ MADDE MARUZİYETİNE BAĞLI PSİŞİK BOZUKLUKLAR
MSS’inde tutulan pek çok kimyasal madde bazı mental bozuklukları tetikleyebilir. Kurşun buharları, karbon monoksit,
klorlu çözücüler, iyonizan ışınlar, yükseklik, derinlik, bakteri ve virüsler gibi etmenlerin yol açtığı akut ya da kronik
ansefalopatiler genellikle geri döner. Bulgular genellikle konfüzyon, dikkat, konsantrasyon, bellek ve yönelim bozukluları
ya da perseküsyon deliryumu ile işitsel varsanılarla ve bazen de görsel varsanılarla giden ve "bouffées délirantes" olarak
adlandırılan tablodur.
Cıva, karbondisülfid, tolüen, arsenik, kurşun gibi kimyasalların psikoza yol açtığı bilinmektedir. Örneğin, şapka
sanayiinde cıvanın işçilerde psikoza neden olduğu saptanmıştır ve “çılgın şapkacı psikozu” olarak isimlendirilmiştir. Bazı
organik çözücüler insanın santral sinir sistemine direkt olarak etkide bulunarak biyokimyasal değişimlere ve beklenmeyen
davranışlara neden olurlar.
5.2.
SÜRE İLE SINIRLI, TEKRARLAYICI İŞİN YOL AÇTIĞI NEVROZLAR
Telefon santralinde ve yazı, hesap makinesi ve bilgisayarla çalışanlarda tanımlanmış olan “iş nevrozları” bu nevrozların
özgün örnekleridir. Bu nevrozlar asteni, uyuma ve uyanma güçlüğü ve niteliksiz uyku biçiminde ortaya çıkan uyku
bozuklukları, irritabilite ile ortaya çıkan mizaç bozuklukları, ansefaolpatiler ve sık spontan düşüklerle tanımlanan “genel,
yaygın sinirsel yorgunluk sendromu” ve işe bağlı ama iş dışında ve istem dışı olarak ortaya çıkan davranışsal veya sözel
stereotipilerle belirginleşen “mesleki lapsuslar” olarak kümelenebilir.
Telefon santral çalışanlarının tuvalette sifonu çekerken “sıradaki kişi, kesiyorum" ya da "telefon bilgi işlem merkezi,
dinliyorum" demeleri, mesleki lapsusların somut örnekleridir.
Bu nevrozlar, işyeri ortamındaki fiziksel, kimyasal, biyolojik etmenlere bağlı olarak ortaya çıkan nevrozlardan farklı olarak
süre ile sınırlı tekrarlayıcı işlere benzer etmenlerin yol açtığı bilişsel baskıya yanıt olarak ortaya çıkan psişik bozuklukları
provake eden unsurlardır.
5.3.
DOYUMSUZLUK
Herkes psişik işleyişini bastıramaz, bastırsa bile yıllarca bu bastırılmışlıkla yaşamayı beceremez. Kendini yok etme
eğilimi ile birlikte giden ağır depresif doyumsuzluk karşılaşılan tek hastalık biçimi değildir. Doyumsuzluk kişinin tarihsel
geçmişi, tıbbi-psikiyatrik öyküsü ve yapısı ile bağlantılı olarak, perseküsyon sendromu ile birlikte gelişen bir nevrotik
yetmezlik ya da psikotik atak süreci biçiminde de ortaya çıkabilir. Ama psikopatolojik gelişmenin bu aşamasında, geçmiş
ve güncel unsurlarla iç içe geçtikleri için, işten kaynaklanan baskıların bu gelişmeye yaptığı katkının ne olduğunun
belirlenmesi kadar, hastalığın mesleki başlangıç noktasının saptanması da çok güçtür.
5.4.
TATİL, EMEKLİLİK VE İŞSİZLİK PSİKOPATOLOJİSİ
Psişik işleyiş bastırılmış olduğu için, bu koşullanmanın kırılması, isteği ve bilinci yeniden güdüler ve ağır bir psişik acıyı
tetikler. Taylorcu sistemde çalışan bir işçinin olağan psişik işleyişine kavuşması için günlerce, haftalarca dinlenmesi
gerekir, bu aşama gerçekleştiğinde ise, kendi isteği karşısında şaşkınlığa kapılmak gibi ağır bir psişik gerçekle yüzleşir.
Bu olgu, pek çok doyumsuzluğun ve “psikosomatik” bozukluğun dinlenme dönemlerinde ve tatillerde açığa çıkmasını
açıklar. Aynı durum, etkin yaşam dışında işsizlik ve emeklilik dönemlerinde de yaşanır. Ancak psişik işleyişin belirli bir
süre sonunda bastırılmışlıktan kurtulması kesin değildir. Bir anda işsiz kalan bazı işçilerin psişik işleyişleri, fantazileri ve
istekleriyle, gündelik yaşantıları, hobileri ve toplumsal yaşamları arasında sürekliliği sağlamakta başarılı olduklarını
söylemek güçtür. Eğer işten uzaklaşma süreklileşirse, bu doyumsuzluklara sıklıkla depresif aşama eşlik eder.
5.5.
DEPRESYON
İşin sürdürülebilmesi için isteğin bastırılması ve sıkıntıya direnilmesi sıklıkla depresyona yol açar: “Benin
değersizleşmesi, toplumsal ilişkilerden ve çoğu etkinlikten zevk almama akut depresyon öncesi durumu tanımlayan, tıbbi
muayeneyi, ilaç kullanımını gerektiren ve işten kalmaya yol açan genel bulgulardır.”
Depresyon hem oluşumunda çalışma koşullarının önemli etkisi olması, hem de üretim alanında yol açtığı sonuçlar
açısından iş ile ilişkili en önemli akıl sağlığı sorunudur. On işçiden ikisi tüm yaşamları boyunca bir depresif dönem ile
karşı karşıya kalacak ve her on işçiden birisi ise işten ayrı kalmasına neden olacak düzeyde ciddi klinik bir depresif
epizod yaşayacaktır. Bu hastalık diğerlerinden farklı olarak, çok sayıda işçiyi etkilemekte ve bu hastalık nedeniyle ortaya
çıkan parasal kayıplar da büyük ölçüde işverene yansımaktadır.
122
İşe bağlı psikososyal risk etmenlerinin pek çoğu depresyona yol açabilir. Ancak, bugün çalışma yaşamında uygulanan
yeni liberal politikaların sonuçları dikkate alındığında, ortaya çıkan yeni koşulların gerekleri ile işçinin var olan özellikleri
arasında uçurum oluştuğu açıktır. Bu uçurum, çalışma yaşamında başta gelen depresyon nedenidir. Bu uçurumun
depresyona yol açan bir başka sonucu da, işçilerin çalışma ve yaşama koşullarını bozan sonuçlar yaratan bu
değişikliklerden kaçınamayacaklarını düşünerek, bunlar karşısında tepkisizleşmeleridir.
İşini kaybetme ya da kaybetme tehdidi depresyona yol açabilir. İş tanımlarının değişmesi, birbirleriyle karışıp birleşmesi
ve sürekli yeni teknoloji girişi becerilerinin güncelliğini yitirmesine ve işçilerde yetersizlik duygusuna neden olur.
Psikodinamik kurama göre, bireyin benliği ile ideal benliği arasında gittikçe artan bir farklılık depresyona zemin hazırlar.
5.6.
ESANSİYEL DEPRESYON VE SOMATİK HASTALIKLAR
Eğer psişik işleyiş sıklıkla olduğu gibi tam olarak bastırıldığında, işçiler artık “robotlaşmış” davranışlarla dışa yansıyan
ağır bir akılsal durumla karşı karşıyadırlar. Psikanalistler, “esansiyel depresyon” olarak tanımlanan ve taylorcu sistemde,
özellikle parçabaşı ve verimlilik esasına göre çalışan işçilerde gözlenen tabloya benzeyen bir psikopatolojik durumun
varlığını kanıtlamışlardır. Bu psikanalistler bu durumun sıklıkla ağır bir somatik hastalığa ya da kronik duygulanım
bozukluğunun akut atağına yakalanmış ya da yakalanacak olan hastalarda görüldüğünü de göstermişlerdir.
Esansiyel depresyon biyolojik düzen bozukluklarıyla başlayan ve kimi zaman ölümle de sonuçlanabilen hastalıklarla ve
komplikasyonlarla ilerleyen bir süreç olarak tanımlanan “ilerleyici düzen bozukluklarının” da başlama noktasıdır. Psişik
işleyişini bastıran işçilerde acı önce akılsal dengeyi etkilerken, etkileme süreci bedensel bir hastalık ortaya çıkışıyla
noktalanır. Burada da, kişiyle işi arasındaki ilişkinin psişik sonuçlarının epidemiyolojik değerlendirilmesinde,
somatizasyon sürecinden kaynaklanan yöntem bilimsel sorunlar vurgulanmalıdır.
İşe bağlı depresyonun tedavisinde önleme programlarının birincil, ikincil ve üçüncül modellerinden yararlanmak en uygun
yaklaşım biçimidir. Birincil önleme modeline göre, işyerinde depresyona yol açan nedenleri ve psikososyal risk faktörlerini
ortadan kaldırmak için köklü kurumsal değişimler yapmak gerekir. İkincil önlemede ise, stres yönetimi eğitimi ve yaşam
stili değişikliklerini içerir. Üçüncül önlemede psikoterapötik ve psikofarmakolojik tedavileri kapsamaktadır.
5.7.
İŞE BAĞLI ANKSİYETE
İşyerlerinde anksiyete nedeniyle ortaya çıkan, ama klinik bulgu vermeyen kaygı, endişe ve korku ile strese bağlı olarak
ortaya çıkan uykusuzluğun birlikte görüldüğü akıl sağlığı bozuklukları 1990’lı yıllarda artmıştır. Aşırı iş yükü, hızlı tempo,
son teslim tarihi baskısı, işçinin işini denetleyememesi gibi kurumsal risk etmenleri ile işçinin kalıtımsal, gelişimsel ve
kişilik yapısı/eğilimleri gibi bireysel özellikleri etkileşerek sorunun ortaya çıkmasını ve gidişini etkiler. İşten çıkarma ya da
işçi çıkarılacağı söylentileri, küresel rekabet, yeniden yapılanma gibi kurumsal etmenler işçinin sürekli bir işi olacağı
duygusunu erozyona uğratarak işe bağlı anksiyeteye katkıda bulunur. İstem-denetim modeline göre işi üzerinde denetimi
olmayan ve aşırı psikolojik baskı altında kalan işçiler anksiyete bozukluklarıyla karşı karşıya kalırlar.
Yukarıda belirtilen koşullarda, anlamsız korkular, takıntılar, panik ataklar, rahatsızlık duygusu, aşırı yorgunluk hali,
konsantrasyon azalması, kas gerginlikleri, uyku bozuklukları gibi işe bağlı anksiyete bozuklukları, çalışma koşullarından
en çok etkilenen mavi yakalı işçilerle, beyaz yakalı imalat sanayii işçilerinde yaygınlaşmaktadır.
Pek çok ülkede bu yakınmalar ayıp sayıldığı ya da işçinin damgalanmasına yol açtığı için dile getirilmez ya da daha
kabul edilebilir bedensel belirtiler ile dışa vurulur. İşçilerin akıl sağlığı sorunları konusunda uzmanlaşmış sağlık
personeline ulaşamaması da, bu yakınmalara tanı koyulmasını güçleştirir.
İşçilerin iş üzerindeki denetimlerini ve karar verme yetkilerini arttıran daha yatay bir yapılanma, işe bağlı anksiyete
bozukluklarının önlenmesi ve işçinin iyilik halinin geliştirilmesinde yaşamsal öneme sahiptir. Stres ve anksiyetenin
önlenmesinde bireylerin de sorumlulukları vardır. Yaygın ve etkili baş etme yolları iş ile özel yaşamı birbirinden
ayırabilme, etkin dinlenme ve egzersiz, derin-nefes alma teknikleri, gevşeme egzersizleri gibi bilişsel-davranışçı
tekniklerdir.
5.8.
TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUKLUĞU (TSSB)
Bu bozukluk kişinin gündelik yaşamı için olağan dışı sayılan, kişiyi ezen beklenmedik ve genellikle yaşamı tehdit eden bir
yaralanmayla ya da ölümle sonuçlanmış, sıklıkla şiddet de içeren ve kişide korku, dehşet ve çaresizlik yaratan bir olay (iş
kazası, saldırı, vb) yaşadığında ya da o olaya tanık olduğunda veya bu olay sonrasında, donup kalma, psikolojik ve
sosyal geri çekilme, başta öfke atakları olmak üzere duyguları denetleme güçlüğü ve yaşanan olayı veya durumu
yeniden yaşama bulgularıyla ortaya çıkan bozukluklardır.
İlk kez 1970’li yıllarda itfaiye işçileri, kurtarma görevlileri, acil servis ve güvenlik görevlilerinde bu bozukluğun yüksek
oranda saptanması ile tehlikeli işler ile TSSB arasında bir bağ kurulmuştur. Bu bozukluklar iş gereği bu tür olaylarla
karşılaşan ya da bu olayları yaşayan işçilerde (itfaiye işçileri, güvenlik görevlileri, vb.) daha sık görülür. Bu vakalar iyi
tedavi edilmezlerse, ağır depresyona veya anksiyeteye dönüşebilir. İşyerinde birçok olay ya da durum işçileri TSSB için
risk altında bırakır: şiddet ya da şiddet tehdidi, intihar girişimi, işçiler arasında şiddet ya da cinayet, silahlı soygun,
ölümcül ya da ciddi yaralanma, ani ölüm ya da kalp krizi gibi acil durumlar.
Bu stres tepkilerine uygun şekilde yaklaşılamazsa iş verimliliğini ve sağlığı etkileyecek klinik sonuçlar ya da diğer strese
bağlı etkiler ortaya çıkacaktır: işyerine gelmek istememe, konsantrasyon güçlükleri, duygusal karışıklıklar, toplumdan geri
çekilme, madde kötüye kullanımı ve aile problemleri. Bu sorunlar sadece işçileri değil aynı zamanda yöneticileri de
etkiler. Yöneticiler görev ve sorumlulukları, yönettikleri işçilerle ilgili sorumluluk duyguları ile acı ve şok duygusu arasında
kalarak çatışma yaşadıklarında özel bir risk altındadırlar.
5.9.
STRESE BAĞLI TÜKENMİŞLİK SENDROMU (SBTS)
Çalışma yaşamındaki hızlı değişim çalışanların istekleri dışında ve onların var olan bedensel ve psikososyal özellikleri
gözetilmeden gerçekleşmekte ve işçiden kişisel gereksinimlerini, beklentilerini, özlemlerini yok sayarak bu değişime ayak
uydurması ve gereklerini yerine getirmesi beklenir. İşin gerekleri genellikle işçi buna hazırlanmadığı ya da insanın var
olan kapasitesini aştığı için, doğasına uygun hale getirmesi mümkün olmayan bu gerekleri karşılamak amacı ile
kapasitesini zorlamaya başlar, bu koşullarla bir süre dayanabilen işçi, bir süre sonra tükenir. Tükenme süresi ve tükenme
ile birlikte ortaya çıkan sonuçlar işçinin benzeri durumlarla karşılaşıp karşılaşmamasına bağlı olarak değişir.
123
Tükenme, işçinin enerjisinin tükendiği, giderek duygu, düşünce ve davranışlarında değişimin ortaya çıktığı bir aşırı
yüklenme durumudur. Süreç yavaş ve aşamalı olarak ilerler. Çalışma güdüsü azalır; işçi, “artık yeter” demeye başlar.
Önce, aşırı yorgunluk, sindirim sistemi yakınmaları, adale ve eklem ağrıları, baş ağrısı, çeşitli deri yakınmaları,
açıklanamayan kalp-dolaşım sistemi yakınmaları gibi, bedene aktarılan yakınmalar ortaya çıkar. Buna uyku bozuklukları
eklenir.
Tükenme bu noktada dışa vurmaya başlar: “çabuk sinirlenme, engellenme eşiğinde azalma, cinsel işlev bozuklukları
gelişir. Bunları özgüvensizlik, benlik değerinde azalma, sürekli kusur arama, depresyon, konsantrasyon bozukluğu gibi
mental ve davranışsal değişiklikler izler. Bir süre sonra, kötümserliğe ve işe yaramadığı duygusuna kapılan işçi
toplumdan geri çekilmeye başlar. Bu kişiler için iş artık sürekli bir anksiyete nedenidir, süreç depresyonla sonlanır.” Kişilik
özellikleri, aile içi sorunlar gibi iş dışı özellikler süreci destekler.
5.10.
KAROSHİ (AŞIRI ÇALIŞMAYA BAĞLI ÖLÜM)
Japonca olan bu kelimenin anlamı aşırı çalışmaya bağlı ölümdür. Bu vakalarda ölüm nedeni beyin veya kalp
damarlarından birinde kanamaya yol açan dolaşım sistemi sorunlarıdır. Ölüm vakalarının incelenmesinde bu kişilerin
yaptıkları işin gereklerinin çok ağır, sosyal desteğin zayıf, işin gereklerini denetleme olanağının ise değişken olduğu
görülmüştür. Ölenler, işini seven, işine çok bağlı, dinlenme sürelerini bile kullanmayan kişilerdir. Bu kişilerin sağlık
muayenesi bile yaptırmadıkları anlaşılmıştır.
5.11.
İŞE BAĞLI PSİKOZLAR
Genellikle kişinin düşünmesini, duygulanımsal yanıt verme yeteneğini, anımsamasını, iletişim kurmasını, gerçeği ayırt
etmesini ve uyum sağlama yeteneğini sınırlayarak, gündelik yaşam etkinliklerini sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen
bir akıl hastalığıdır. Regresif davranış, uygunsuz affekt, impuls kontrol güçlüğü, varsanılar ve sanrılar gibi belirtilerle
gider.
Psikotik bozuklukların genel nüfusta görülme sıklığı %1’den daha azdır. Sağlıklı işçiler işe alındığı ve bu tür hastalıkları
olanlar işten ayrıldığı için, bu hastalığın işçiler arasında da görülme sıklığı daha düşüktür. Psikotik atak geçiren bireyler
genellikle işte ve yaşamlarının diğer alanlarındaki etkinliklerinde belirgin güçlük yaşarlar. Psikotik bireyler iş arkadaşları,
yöneticiler ve diğerlerinde korku, öfke ve kaygı yaratan davranışlar sergilerler.
Görev belirsizliği, rol çatışması, ayrımcılık, üstlerle çatışma, iş yükü, iş düzenlemesi gibi işe bağlı psikososyal risk
etmenleriyle strese bağlı hastalıklar, işe geç kalma, işe devamsızlık, kötü performans, çökkünlük, kaygı ve diğer
psikolojik distres arasında bir ilişkili olduğu saptanmıştır. Çalışma çevresinden kaynaklanan çok şiddetli ya da gittikçe
biriken stresin yarattığı psikolojik durum işe bağlı psikotik bozukluklara neden olabilir.
Belirli stresli bir olaya bağlı gelişen varsanı ve sanrılar bu duruma örnektir: “Maden kazaları, kimyasal patlamalardan
kaynaklanan varsanılar gibi.” İşçilerin tepkilerini stres etmenini algılama biçimi, yaşı, cinsiyeti, statüsü, yaşam beklentileri
ve deneyimi, sosyal desteğinin olup olmaması ve stresle başa çıkma yeteneği de etkiler. Ayrıca, işçinin işyerindeki
değişiklikleri ve sonuçlarını denetleyememesi ve öngörememesi psikolojik distresin daha da artmasına neden olur.
İş yaşamında psikososyal riskler ile şiddetli psikopatoloji arasındaki ilişkileri inceleyen araştırmacılar gürültü, tehlikeli
koşullar, ısı, nem, duman ve soğuk gibi zararlı çalışma koşullarıyla psikoz arasında da bir ilişki olduğunu belirlemişlerdir.
Psikotik bir atak geçiren bir işçinin tedavisi sonrası işe geri dönüşü önemli bir süreçtir. Bazen kurumlar bu kararı işçiyi
tedavi eden ruh sağlığı uzmanlarına bırakırlar. Ancak kurumların işçinin işe geri dönme yeterliliğini değerlendiren bir iş
sağlığı sistemine sahip olması ideal olanıdır. Eğer işin bazı özellikleri işçi için bir risk yaratacak ise bazı sınırlamalar
getirilebilir. Bu sınırlamalar iş etkinliğindeki ya da çalışma programındaki küçük değişikliklerden daha hafif görev ya da
daha farklı bir pozisyona yerleştirme gibi önemli değişiklikleri içerebilir.
5.12.
ÇALIŞMANIN OLUMLU SAĞLIK ETKİLERİ
Çalışma aslında çalışma, onu bu koşullarda gerçekleştirme şansı olanlar için temel bir sağlık unsurudur. Kişiler işlerinden
psişik yarar sağladıkları ölçüde kendilerini bu iş öncesine göre daha iyi hissederler. Hatta bu kişilerin çalışarak sağlıklı
kaldıkları bile ileri sürülebilir. Burada duvar ustası ile tek başına denize açılmış denizci ya da profesyonel dağcı, veri girişi
yapan bir bilgi işlemci ile bir veri yorumlama uzmanı karşılaştırma konusu yapılabilir.
İş, işi yapanların duygusal iyilik durumunda önemli bir etki yapabilir. Çalışanların işteki iyilik durumunun niteliği;
davranışlarını, karar vermelerini ve meslektaşları ile etkileşimlerini ve aynı zamanda aile ve sosyal yaşamını da etkiler.
Bu etkilenmede, iyilik durumunu üç alanda gerçekleşir:
 Memnuniyetsizlikten memnuniyete,
 Kaygıdan rahatlığa,
 Depresyondan coşkuya,
Ayrıca, kişinin işini gerçekten geçmişi, sıkıntı ve istemleriyle toplum ve gerçekleri arasındaki tartışmasında özel bir fırsat
olarak kullandığı durumlar da vardır. Bu durumla serbest mesleklerde, mühendislerde, bazı teknisyenlerde (özellikle
bakım-onarım işlerinde çalışanlarında), sanatçılarda ve tekniğin gelişmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni mesleklerde
örneklerini gördüğümüz mesleki çalışmalarda karşılaşılır. Bu durumlarda kişi çalışmasını yaşamın diğer alanlarında
yaşadığı stresin etkilerini dengelemek üzere, kendini yüceltme aracı olarak kullanır. Sonuçta, baskıcı, anlamsız ve uyum
özgürlüğü tanımayan çalışmanın tam karşıtı olarak, yüceltici çalışma psişik ve somatik dengenin hizmetindedir.
6.
STRES YÖNETİMİ
Stres işçilerin sağlığını ve verimliliğini azalttığı için sorunun çözümü önem kazanmıştır. Olası iki etkinlik alanı vardır. İlki
bireyi stresten uzak tutmak ya da bireyin stresle başa çıkmasını sağlamaktır. İkincisi ise, olası stres kaynaklarını
azaltmak için örgütsel değişiklik yapmaktır.
6.1.
KİŞİSEL STRES YÖNETİMİ
Bireylerin stresle başa çıkmasına yardımcı olmak için başlatılacak ilk girişimler genellikle işçi-destek programlarının da
parçasını oluşturmaktadır. Bu programlarda işçilere stresin nedenleri, etkileri ve stresten uzak durma yolları ile
duramadıkları durumlarda stresle nasıl başa çıkacakları öğretilir. Önerilen temel yöntemler aşağıda sunulmuştur:
124
6.1.1. GEVŞEME
Stresin yol açtığı gerginlik gevşeme teknikleriyle önemli ölçüde giderilebilir. Bu teknikler, nefes alma egzersizlerini,
meditasyonu ve zihinsel gevşemeyi kapsar.
6.1.2. EGZERSİZ
Stresi azaltmakta en etkili yol olarak görülen egzersizin, mücadelenin ya da kaçmanın yerini doldurduğu düşünülür.
“Aerobik” solunumu ve oksijen kullanımını artırır ve strese karşı etkilidir. Egzersizden en yüksek verimi almak için kalp ve
solunum hızı haftada en az üç kez, 20-30 dakika süreyle artırılmalıdır. Yüzme, yavaş koşu, aerobik veya hızlı yürüme ile
bu amaca ulaşılabilir.
6.1.3. PERHİZ
Stres metabolizma hızını artırır ve yemek yeme alışkanlıklarını değiştirir. Bazı kimseler yemeyi bir tür kaçış olarak
seçerken, diğerleri yaşamını sürdürmek için yemeyi ya da bir şey yememeyi seçebilir. Amaç, enerji rezervini ve vücut
ağırlığını korumaktır.
6.1.4. DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ
Bireyin stresle içgüdüsel davranışlarla (kızarak, sigara içerek, yemek yiyerek veya içki içerek) başa çıkması kısa erimde
rahatlama sağlasa bile; uzun erimde sorunu artırır. Stres kaynağını algılama biçimini değiştirmeye yönelik danışmanlık
hizmeti, işçinin kaynakla mücadelesine yardım eder. Örneğin, A tipi kişilere B tipi kişilerin davranış biçimi önerilir.
Özgüveni artırmaya yönelik eğitim, stres yönetiminin önemli bir parçasıdır. Bir diğer yol da, zaman yönetimidir. Pek çok
kişi öncelikli görevlerine yeterli zaman ayıramadığı için, iş gününü işleri yarıda bırakmanın düş kırıklığı ile tamamlar.
6.2.
ÖRGÜTSEL STRES YÖNETİMİ
Stres yönetimi programlarının tümü, stresle başa çıkmak ve stresten kaçınmak için bireyin yapması gerekenlere
yönelmiştir. Stres kaynaklarından bazılarını yok etmenin -çalışma ortamının daha stressiz ve verimli hale getirilmesiönemini az sayıda örgüt kavrayabilmiştir.
Bazen stres kaynakları kaçınılmaz olarak mesleğin doğasında bulunabilir. Çalışma koşullarının gürültü, titreşim ve toz
azaltılarak iyileştirilmesi stresin sınırlanmasında önemli rol oynar. İş örgütlenmesinde belirli kişilere veya gruplara yönelik
aşırı yüklenmeyi engellemeye yönelik iyileştirmeler strese bağlı sağlık giderlerini ve finansal giderleri azaltabilir.
6.2.1. DENETİM
En önemli iyileştirme denetimle ilgili olandır. Bulunduğu ortamı denetleyebiliyor olması kişinin stresini azaltır. Bazı
bireyler diğerlerinden daha çok denetlendiklerini hissetmeleri, streslerin artırır; ancak, örgütler çalışanlarına kendi işlerini
denetleme hakkı verdiğinde bu stres azalır. Makina hızına uyum sağlamanın strese neden olduğu bilinmektedir. İşi
makina tarafından denetlenen işçilerin sağlık sorunları artmaktadır. Bu tür çalışma kitle histerisine veya kitlesel psikolojik
kökenli yakınmalara -çalışanların tümünde psikolojik kökenli baş ağrısı, baş dönmesi ve halsizlik görülmesiyle ortaya
çıkan ve salgını andıran tablo- yol açabilir.
İşçilerle çalışma ortamı arasındaki uyumsuzluğun istenmeyen strese yol açtığı kabul ediliyorsa, işini denetleme hakkı
tanınan işçiler işi gereksinimleri ve yetenekleriyle uyumlu hale getirebilirler. Ancak, işverenler bu önerileri genellikle
önemsemedikleri için, aynı işçiler hafta sonunda ücretlerini almak koşuluyla, işi doğal seyrine bırakmakta ve eskisi gibi
sürdürmektedirler. İşçiler, işi denetleme olanakları arttığı ölçüde, daha sağlıklı ve verimli çalışacaklarını belirtmişlerdir.
İsveç’te yapılan bir araştırmada, beyaz yakalı işçilere son yıllarda iş örgütlenmesinde yapılan değişikliklerin denetim
haklarını artırıp artırmadığı, sorulmuş; bu hakkın yeterli olmadığı ve iş üzerindeki denetimi azaldığı ölçüde işçinin kalpdamar hastalığına ve depresyona yakalanma ve mazeretsiz işten kalma sıklıklarının arttığı anlaşılmıştır.
İşçinin işini denetlemesi bir kaç yoldan sağlanabilir;
1. Karar verme sürecine katılımı sağlamak,
2. Sorumluluk vererek işçiyi özerkleştirmek,
3. Esnek çalışma programları uygulamak.
6.2.2. KATILIM
Yapılan bir araştırmada verimliliğin, güdülenmenin ve iş doyumunun işçinin karar verme surecine katılması sağlanarak
arttırılabildiği gösterilmiştir. Stresi önleyen en önemli mekanizma, katılımla birlikte gelişen şirket içi bilgi akışıdır. İletişim
yetersizliği işçiler için önemli bir stres kaynağıdır.
Bu durum İngiltere’deki bir hastanenin polikliniklerinde yapılan bir deneyle de kanıtlanmıştır: “Kendilerini var olan bakım
sisteminin parçası olarak hissetmeleri için, bir grup işçi, tekniker ve büro personeli geleneksel personel toplantılarına
davet edilmişlerdir. Üç ay sonra bu grup duygulanımsal acılarının azaldığını, işten ayrılmayı daha az düşündüklerini
söylemişlerdir.”
6.2.3. ÖZERKLİK
Bunu sağlamak için en sık kullanılan yöntem, şirketin hiyerarşik yapısını kırmak ve çalışma ekiplerine sorumluluk
vermektir.
6.2.4. ESNEK ÇALIŞMA PROGRAMLARI
Bu programlar son yıllarda çok sayıda şirkette uygulanmaktadır. Bunlar esnek süre kullanımını, çalışma süresinin ya da
görevlerin paylaşımını içerir. 1992 Dünya Emek Raporu’nda belirtildiği gibi, bu yöntemler sermaye unsurunu daha uzun
süre kullanma olanağı sağladığı için, işverenler için de çekicidir. Ancak, işçilere de daha yüksek iş doyumu sağlayabilir.
125
7.
STRESTEN KORUNMA
Kavramsal model akıl sağlığı sorunlarında en az iki önlem hedefi önermektedir:
1. Çalışma çevresi
2. Birey: hem kişilik özellikleri hem de mental sağlık sonuçları
Çalışanların bedensel, akılsal ve toplumsal iyilik halinin korumak için bütünsel bir iş sağlığı politikası hazırlanmalıdır. Akıl
sağlığını korumayı amaçlayan politikalar bu politikanın parçasını oluşturmalıdır. Çalışan, stresin etkilerinden kişinin stres
etmeninden etkilenmesini farklı aşamalarda önleyen birincil, ikincil ve üçüncül koruma önlemleriyle korunabilir.
7.1.
BİRİNCİL KORUMA
Stresle başa çıkmanın en etkili yöntemi stresi kaynağında yok etmektir. Bu amaçla işletmede strese yol açan personel
politikaları değiştirilebilir; işçiler arasındaki ve işçilerle yönetim arasındaki iletişim güçlendirilebilir; yürütülen işler yeniden
tasarlanıp, örgütlenebilir; özellikle alt kademelerden başlayarak işçilerin karar alma süreçlerine katılımı ve özerkliği
artırılabilir. Bu yöntemlerden hangisini seçileceği stres etmenine ve etkileme yollarına göre değişir.
Öyleyse, seçme yapmak için önce stres etmeni ve etki mekanizması belirlenmelidir. Bu amaçla birimlerde işçilere anket
uygulanabilir. Anketle, öncelikli stres etmenleri ve stresten etkilenmesi olası işçiler, genel iş doyumu düzeyleri, stresle
başa çıkmak için kullandıkları yöntemler, genel sağlık sorunları saptanır. Bu saptama, örgütsel kaynakların en doğru
hedeflere, en verimli biçimde yöneltilmesini sağlar. Ayrıca, işçilerin stres düzeyi de sürekli izlenerek, alınan önlemlerin
etkili olup olmadığı değerlendirilebilir. Stres düzeyi saptanırken, pek çok ülkede başarıyla kullanılan standart anketlerden
yararlanılabilir. Küçük ve orta ölçekli işyerlerinde ve büyük ölçekli işyerlerinin sorunlu birimlerinde ise, dar gruplarla
tartışma toplantıları ve yüz yüze görüşmeler yapılabilir. Bu uygulamalarda iş doyumu, çalışma süresinin örgütlenmesi,
çalışma koşulları ve çevresi, görev tanımı ve işin gerekleri, farklı işçi gruplarının işletmeden beklentileri, işçilerin
arkadaşlarıyla ve yönetimle iletişim olanakları ve düzeyi ile stres arasındaki bağlantılar araştırılır. Ayrıca, işçilerden birkaç
hafta boyunca işyerinde kendilerini strese sokan olayları yazacakları bir günlük tutmaları istenir. Bu yolla işçinin stres
etmenleri üzerinde düşünmesi sağlanırken, işyerindeki stres etmenlerinin kapsamlı bir listesi de oluşturulur.
7.1.1. SAĞLIKLI VE DESTEKLEYİCİ BİR ÇALIŞMA ÇEVRESİ OLUŞTURULMASI
Birincil korumanın diğer bir hedefi de, stresi günümüzün çalışma ilişkilerinin olağan ve başa çıkılabilir bir bileşeni olarak
gören; yaşı, toplumsal statüsü ve işi ne olursa olsun herkesin stresten etkilenebileceğini, bunun bir zayıflık ve yetersizlik
olarak görülemeyeceğini savunan ve stresten etkilenmeye başlayan işçinin bunu dile getirmesini ve buna çözüm
aramasını kolaylaştıran bir destekleyici örgütsel iklimin yaratılmasıdır.
İşletme yönetimi bu amaçla, strese bağlı akıl sağlığı sorunu yaşayan kişiyi destekleyen bir örgütsel, yönetsel altyapı
oluşturmalı ve bu işçilerin damgalanmasını önlemelidir:
1. İşyerinde danışmanlık ve destek birimleri kurulmalı, işçiler bu konuda bilgilendirilmelidir.
2. İşçi değerlendirme sistemine bireysel gelişimleri ile ilgili bölüm eklenmelidir.
3. Yöneticilerin ve denetçilerin işçilerin sorunlarına destekleyici bir biçimde yaklaşma ve bu sorunları daha
kavrayıcı bir biçimde ele alma becerileri geliştirilmelidir.
Destekleyici bir örgütsel iklimin varlığı, işletmedeki değişikliklerden kaynaklanan yeni stres etmenlerine yönetimin daha
baştan duyarlı olmasını ve etmenler sorun yaratmadan önlem alınmasını sağlayacaktır. Böylesi bir iklimin yaratılması,
yönetim ile sendikanın üzerinde uzlaştığı bir stres yönetimi programının uygulanıyor olmasına bağlıdır.
7.2.
İKİNCİL KORUMA
İkincil koruma eğitim ve öğretim ile bilince çıkarma ve beceri geliştirmeyi kapsar. Stres eğitimi ve stres yönetimi, işçiye
kendisindeki ve başkalarındaki stres bulgularını fark etmesinde, stresle başa çıkma becerisini geliştirmesine ve strese
karşı esneklik kazanmasında yardımcı olur. Bu eğitimler çok çeşitlidir. Gevşeme tekniklerini, zaman yönetimini, sorun
çözme yöntemlerini, yaşam tarzı konusundaki danışmanlığı ve planlamayı içerebilir. Bu sayede işçiye stresin psikolojik
etkilerine farklı bir açıdan bakma ve bu doğrultuda kişisel bir stres yönetimi planı yapma becerisi kazandırılmaya çalışılır.
Sağlığı izleme ve sağlığın değerini artırma programları İşyerinde sağlıklı tutum ve davranışların geliştirilip
yaygınlaştırılması ikincil korumayı destekleyen programlardır;
1. Düzenli aralıklı sağlık muayenelerinin süreklileştirilmesi,
2. Sağlıklı beslenme olanakları geliştirilmesi,
3. İşyerinde sportif etkinlik olanaklarının artırılması, sportif gruplar oluşturulması,
4. Kalp dolaşım sistemini destekleyen programların yaygınlaştırılması,
5. Alkole ve başta kolesterol, şeker ve tuz olmak üzere sağlıksız besinlere karşı diyet programları oluşturulması,
6. Sigara karşıtı programlar geliştirilmesi,
7. Gündelik yaşam etkinlikleri ve alışkanlıkları konularında danışmanlık hizmetleri,
7.3.
ÜÇÜNCÜL KORUMA
İşyerinde sağlığı desteklemenin en önemli boyutlarından biri akıl sağlığı sorunu olası en erken sürede saptamak ve
sorunu olan kişiyi uzman kişiyle buluşturmaktır. Akıl hastalarının çoğunluğu tam olarak iyileşip, işe geri dönebilirler.
Böylesi bir kişiyi erken tanı ve profesyonel yaklaşım ile geri kazanmak, hastalandığı anda tıbbi tedaviye yönlendirerek
yerine aynı koşullarla sağlıklı bir kişiyi işe alıp eğitmekten daha ucuz ve insanidir.
İşletmeler işyerinde ya da evinde sorun yaşayan işçilerin gizli bir biçimde profesyonel danışmanlık hizmetinden
yararlanmasını sağlayabilir. Bu hizmeti işyerinde görevlendirilen personel sağlayabileceği gibi, bu konuda uzmanlaşmış
kuruluşlardan da hizmet alınabilir. Bilgi sağlama, danışmanlık, tedavi ve destek hizmetlerini kapsar. Bu hizmetlerin
gizliliğe uyması ve 24 saat hizmet sağlaması beklenir. Bu hizmet gerçekten bu alanda uzmanlaşmış kişilerce, etik
kurallarına ve gizliliğe özen gösterilerek sağlanmalıdır. Bu hizmetlerin işten atılma gibi, işyerinin sorunlarına bağlı olarak
ortaya çıkan ya da özel yaşamdan kaynaklanan stresle başa çıkılmasında yararlı olabilmesi güçtür.
Üçüncül koruma; “Strese bağlı önemli akıl sağlığı sorunu yaşayan işçilerin iyileştirilmesini ve üretime geri döndürülmesini
amaçlar. Üçüncül koruma ruhsal bozukluklar nedeniyle işten ayrılan bireylerin rehabilitasyonunu hedefler.”
126
7.3.1. İŞE GERİ DÖNÜŞÜN KOLAYLAŞTIRILMASI
Stres nedeniyle işten kalan bir işçinin işe geri dönüşünün de stresli bir süreç olduğu bilinir. İşletmenin bu aşamada
anlayışlı ve kucaklayıcı olması gerekir. İşi tüm boyutlarıyla yürütebilecek duruma gelip gelmediğini anlamak için işçi ile
işe başlamadan önce bir görüşme yapılmalı, işçi işe başladıktan sonra da bu görüşmeler ve gözlemler sürdürülmelidir.
Yukarıda tanımlanan tüm etkinlikler işçinin bedensel ve psikolojik kaynaklarını stresli durumla ve karşılaştığı stres
etmenleriyle başa çıkacak bir biçimde güçlendirmeyi amaçlar. Ancak, işletmede işçinin kişisel kaynakları ve çabası ile
başa çıkamayacağı pek çok stres etmeni de vardır ya da bu etmenler sonradan etkili hale geçebilir. İşçinin sağlığının bu
etmenlerden etkilenmesini önlemek için, işletme düzeyindeki yönetsel ve örgütsel girişimlerle bu etmenlerin daha baştan
etkisizleştirilmesi gerekir. Böylesi etmenlerin etkileri ortaya çıkmadan saptanması için de, işyerindeki stres denetimi
süreklileştirilmelidir.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
20 / Ergonomi
Katılımcıların, ergonomi ve iş fizyolojisi konusunda temel kavramları bilmelerini ve
işyerinde ergonomik düzenlemeler ve çalışma ortamı tasarımları hakkında bilgi sahibi
olmalarını sağlamaktır.
U-1, U9*, U11**
*Fizik tedavi ve rehabilitasyon veya halk sağlığı uzmanı
** Endüstri mühendisi
Ergonomi Latincede  "Ergon=Çalışma, Nomikos=Yasa" Ergonomi=Çalışma Yasası (Kuralları)
OSHA tanımlaması  Çalışanların yetenekleri ile iş ve çalışma koşulları arasındaki
uyumu sağlayan bilim.
Klasik Yaklaşımda Ergonomi
 İşi çalışana uydurur.
 Çalışma kurallarını belirler.
 Çalışma koşullarını rahatlatır.
 Eşyaları kullanıcı dostu yapar.
Modern Yaklaşımda Ergonomi

Endüstriyel iş ortamındaki sistem verimliliği artırmak

İnsan-makine-çevre uyumunun temel yasalarını ortaya koymak
için çalışan çok disiplinli bir bilim dalıdır.
Ergonominin Sınıflandırılması

Fiziksel ergonomi

Organizasyonel ve yönetimsel ergonomi

Bilişsel ergonomi
1. Fiziksel Ergonominin Çalışma Alanları
1. Fiziksel çevrenin tasarımı
2. Gürültü
3. Aydınlatma
4. Titreşim
5. Isıtma ve havalandırma
6. Kimyasal zararlılar
7. Sağlık ve güvenlik tasarımı
8. Yaralanma riskleri ve kontrol
9. El ile taşıma
10. Koruyucu araç gereç
11. Performans modelleme
12. Vücut konumunun incelenmesi
13. Uzanma mesafesi
14. Mühendislik antropometrisi
15. Ekran önü çalışmalar
16. Robotlar ve insanlar
2. Organizasyonel Ve Yönetimsel Ergonominin Çalışma Alanları
17. Çalışanların katılımı
18. Teknoloji yönetimi ve organizasyonel değişim
19. İş programlama
20. Performans modelleme
21. Toplam kalite yönetimi
22. Sosyo-teknik organizasyon tasarımı
23. Proje yönetimi
24. Yönetim değişimi
25. Bilgisayar destekli yönetim
26. Bakımda insan öğesi
27. Yönerge ve standartlar
28. Katılımcı ergonomi
29. Makro ergonomic
3. Bilişsel Ergonominin Çalışma Alanları
İnsanın çevresinden çeşitli yollarla aldığı bilgiyi işlemesi ve bir tepki oluşturması bilişsel süreçler olarak ifade edilmekte
olup;
127



Düşünme
Sorun çözme
Karar verme
fonksiyonları vardır.
Bilişsel ergonomi insan-makine sistemlerinde;
 Daha etkin
 Daha verimli
çalışma sağlanabilmesi için kullanıcı–eylem–sistem etkileşimini inceler.
İnsan Makine Sistemleri
Sistem: Belirli bir amaca yönelik olarak; karşılıklı etkileşimleri olan öğelerin oluşturduğu bir bütündür.
Sistemin Üç Temel Bileşeni
 Öğeler (insan en önemli öğedir)
 Öğeler arası ilişki ve etkileşim
 Belirli bir amaca yönelim
Sistemin Temel Hedefleri
 Çalışan açısından en konforlu (sağlıklı güvenli bir çalışma ve en az yorgunluk)
 Üretim araçları açısından en az maliyetli tasarım yapılması temel hedeftir. Ancak bu hedefler zaman içinde
değişebilir.
Ergonominin Temel Amaçları
Çalışma ortamında insan öğesinin
 Güvenliğini sağlamak,
 Verimliliğini artırmak ve
 İş koşullarını iyileştirmektir.
Ergonomi Neleri Dikkate Alır?
İnsanların;
 Anatomik özelliklerini
 Antropometrik özelliklerini
 Fizyolojik kapasite ve toleranslarını
 Tüm faktörlerin etkisi ile oluşabilecek;
 Organik stresleri
 Psiko-sosyal stresleri
dikkate alır.
Ergonominin İlgi Alanları
 İş–insan uyumu
 Ortam–insan uyumu
 Donanım–insan uyumu
 Sistem–insan uyumu
 İnsan–insan uyumu
 İşyeri–çevre uyumu
Ergonominin Bileşenleri

Antropometri

Fizyoloji

Psikoloji

Mühendislik

Enformasyon

Organizasyon

İSG
Antropometri
İnsanın vücut ölçüleri ile üretim araçları ve çalışma ortamının uyum içinde olmasını sağlamayı amaçlar. Antropometrik
ölçülerin kullanıldığı temel tasarımlar;
 Çalışma yeri yüksekliği
 Vücut duruşu
 Görme açısı
 Çalışma alanı genişliği
olarak sıralanabilir.
Ergonomik Çalışmaların İki Boyutu Vardır
 İnsan ve çevre etkileşiminin bilimsel olarak incelenmesi
 Elde edilen sonuçların tasarım ve uygulamalar için kullanılması
Ergonomik Tasarımlarda Göz Önüne Alınacak Hususlar
Sistemler;
 Antropometrik ölçülere uygun olmalıdır.
 Anatomik–fizyolojik özelliklere uygun olmalıdır.
 Yeteneklere–becerilere uygun olmalıdır.
 Kendisini geliştirmeye uygun olmalıdır.
 Yanlışı telafi etmeye uygun olmalıdır.
 İnsanın meslek hastalığı ve iş kazası riski en az olmalıdır.
128









Zorlanma düzeyi mesai boyunca sürdürülebilir olmalıdır.
Tehlike sinyallerinin özel bir ayırt edilebilirliği olmalıdır.
Sinyaller; kolay algılanabilir, anlaşılabilir ve yorumlanabilir olmalıdır.
Birbirleri ile ilgili kumanda elemanları birbirlerine yakın olmalıdır.
Sistem içindeki nesneleri tutma ve taşımak kolay olmalıdır.
Tehlike anında hızla yer değiştirmek olanaklı olmalıdır.
Çevre koşulları ergonomik sınırlar içinde olmalıdır.
Yapılan iş tekdüze olmamalıdır.
Sosyal ve kişisel gereksinimleri karşılamalıdır.
Tasarımlarda %90’lık Dilim Dikkate Alınır
Genellikle en alttaki %5’lik dilim ile en üstteki %5’lik dilim tasarımlarda dikkate alınmaz.
 İnsanların yapabilecekleri (yetenek ve becerileri)
 İnsanların yapamayacakları (yapabileceklerinin sınırları)
 İnsanların yapmak istedikleri (yapmak için motive oldukları)
Ergonomik Olmayan Tasarımların Sonuçları
Üretim sistemleri tasarımlarında ve işletiminde ergonomik faktörler dikkate alınmazsa aşağıdaki sonuçlarla
karşılaşılabilir:
 Verim azalır.
 Kayıp zamanlar artar.
 Devamsızlıklar ve işten ayrılmalar artar.
 İşle ilgili hatalar artar.
 İş kalitesi düşer.
 Çalışanların fiziksel ve psikolojik sorunları artar.
 İş kazaları ve meslek hastalıkları artar.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
21 / Korunma Politikaları
Katılımcıların, iş sağlığı ve güvenliği alanında önleme ve korumanın tanımları,
yöntemleri ve önemini öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
U-1, U-3, U-4*, U-6**, U-12, U-13
*Teknik
**Mühendis
KORUNMA POLİTİKALARI
AMAÇ: Katılımcıların, İSİG alanında önleme ve korunmanın tanımları, yöntemleri ve önemini öğrenmelerine yardımcı
olmaktır.
ÖĞRENME HEDEFLERİ :
a. Tehlikeli durum ve davranışları tanımlar,
b. Kaynağında önleme,
c. Ortama yönelik koruma,
d. Kişisel koruma gibi korunma uygulamalarının temel özelliklerini ifade eder.
KONULAR:
1- Tehlikeli durum ve davranışları
2- Kaynağında önleme uygulamaları
a- Bertaraf etme
b- İkame etme
c- Makine koruyucuları
d- Teknik tedbirler
3- Ortama yönelik koruma uygulamaları
a- Tecrit
b- Havalandırma
c- Organizasyonel düzenlemeler
4- Kişiye yönelik koruma uygulamaları
ÖNLEME:
 Bir şeyin olmasına veya yapılmasına engel olma,
 Ortaya çıkan veya çıkacağı düşünülen bir tehlikeyi durdurmak, önüne geçme,
KORUMA:
1.
2.
3.
4.
5.
Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden veya zor bir durumdan uzak tutma, muhafaza etme,
Güçlü bir kimse veya kuruluşun, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemesi, himaye etmesi,
Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurma, savunma, müdafaa etme,
Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni gösterme,
Süregelen bir durumun değişikliğe uğramamasını sağlama,
KORUNMA POLİTİKALARI:
129
Uluslararası Çalışma Organizasyonu (ILO) nun, işyerlerinde sağlık ve güvenlik şartları ile ilgili ulusal ve işyeri
düzeyinde korunma politikalarının oluşturulmasını öngören 155 Sayılı Sözleşmesi TBMM tarafından onaylanmış olup 16
Mart 2004 tarih ve 25404 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. “İş Sağlığı ve Güvenliği ve Çalışma
Ortamına İlişkin 155 Sayılı Sözleşme” korunma politikalarına ilişkin olarak aşağıda sıralanan hükümleri içermektedir;
1.
Her üye, ulusal koşullar ve uygulamaya göre ve en fazla temsil kabiliyetine sahip işçi ve işveren
kuruluşlarına danışarak iş güvenliği, iş sağlığı ve çalışma ortamına ilişkin tutarlı bir ulusal politika
geliştirecek, uygulayacak ve periyodik olarak gözden geçirecektir.
2.
Bu politikanın amacı, işle bağlantılı olan veya işin yürütümü sırasında ortaya çıkan kaza ve
yaralanmaları, çalışma ortamında bulunan tehlike nedenlerini mümkün olduğu ölçüde asgariye
indirerek önlemek olacaktır.
3.
İş sağlığı ve güvenliği ve çalışma ortamı ile ilgili durum; sorunların tespiti, bunların çözümü için etkin
metodların geliştirilmesi, öncelikler ve sonuçların değerlendirilmesi amacıyla, ya topyekun, ya da belirli
alanlar itibariyle belirli aralıklarla gözden geçirilecektir.
4.
Makul olduğu ölçüde, işverenlerden, kontrolleri altındaki işyerleri, makine, techizat ve usullerin güvenlik
ve sağlık bakımından riskli olmamasını sağlamaları istenecektir.
5.
Makul olduğu ölçüde, işverenlerden, kontrolleri altındaki kimyasal, fiziksel ve biyolojik madde ve
etkenlerin, gerekli uygun önlemler alındığında, sağlık için risk oluşturmamasını sağlamaları
istenecektir.
6.
İşverenlerden, gerektiğinde, kaza riskinin veya sağlık üzerindeki ters etkilerin imkanlar ölçüsünde
önlenmesi için, uygun koruyucu elbise ve donanımı sağlamaları istenecektir.
Etkin olarak düzenlenmiş ve bildirilmiş bir İSG politikası aşağıdaki özelliklere sahip olmalıdır:
1. İSG politikası kuruluşun İSG risklerinin yapısı ve büyüklüğü ile uyumlu olmalıdır; Başarılı Yönetim sisteminin
merkezinde tehlike belirleme, risk değerlendirme ve risk kontrolü bulunur. Bu husus kuruluşun İSG politikasına
yansıtılmalıdır. İSG politikası kuruluşun gelecekteki vizyonuyla tutarlı olmalıdır. İSG politikası gerçekçi olmalı,
kuruluşun karşı karşıya olduğu riskleri olduğundan büyük veya küçük göstermemelidir.
2.
İSG politikası sürekli iyileştirme taahhüdünü içermelidir;
Kuruluşlar üzerindeki sosyal baskılar kuruluşları işyerindeki hastalık, kaza ve olay risklerini azaltmaya
zorlamaktadır. Kuruluş yasal sorumluluklarını yerine getirmenin yanı sıra değişen iş ve yasa ihtiyaçlarını
karşılamak üzere İSG performansını ve İSG yönetim sistemini etkin ve verimli bir şekilde iyileştirmeyi hedef
almalıdır. İSG politika beyanı işlem için geniş alanları içine alsa bile, planlanan performans iyileştirmeleri İSG
hedefleri cinsinden ifade edilmeli İSG yönetim programı vasıtasıyla yönetilmelidir.
3.
İSG politikası en azından mevcut geçerli İSG mevzuatına ve kuruluşun tabi olduğu diğer şartlara uyum
taahhüdünü içermelidir;
Kuruluşlar ilgili İSG mevzuatına ve diğer İSG şartlarına uymak zorundadır. İSG politikasındaki taahhüt kuruluşun
bu mevzuata ve diğer şartlara uyum sağlama görevinin olduğunu ve bu görevi yerine getirme niyetini açıkça
teyit etmek anlamına gelir, mümkünse bunlardan daha iyi şartları gerçekleştirme niyetini ifade eder. “Diğer
şartlar” şirket veya grup politikaları, kuruluşun kendi iç standartları veya şartnameleri veya kuruluşun tabi olduğu
uygulama kuralları anlamına gelebilir.
4.
İSG politikası doküman haline getirilmeli, uygulanmalı ve sürdürülmelidir; Planlama ve hazırlanma başarılı
uygulamanın anahtarlarıdır. Çoğunlukla İSG politika beyanları ve İSG hedefleri gerçekçi değildir, çünkü bunları
sağlamak için ayrılan kaynaklar yetersizdir veya uygun değildir. Genel bir beyan vermeden önce kuruluş gerekli
bütün finansmanın, becerinin ve kaynakların mevcut olduğunu ve bu çerçevede İSG hedeflerine gerçekçi olarak
ulaşılabileceğini kontrol etmelidir. İSG politikasının etkili olabilmesi için bu politika doküman haline getirilmeli,
yeterliliğinin sürekli olarak sağlanması için periyodik olarak gözden geçirilmeli ve gerektiğinde değiştirilmeli veya
revize edilmelidir.
5.
İSG politikası çalışanların kendi İSG sorumluluklarının bilincinde olmasını sağlamak üzere bütün çalışanlara
bildirilmelidir;
İSG’nin başarılı olması için çalışanların katılımı ve desteği şarttır. Çalışanlar, İSG yönetiminin kendi iş
ortamlarının kalitesine olan etkileri konusunda bilinçlendirilmeli ve İSG yönetimine aktif katılım için teşvik
edilmelidir. Çalışanlar (yönetim seviyesi dahil her seviyede) kendi sorumluluklarını anlamazlarsa ve gerekli
yapacak ehliyet seviyesinde değillerse İSG yönetimine etkin katkıda bulunamazlar.
Bunun için kuruluş İSG politikalarını ve İSG hedeflerini bütün çalışanlarına açıkça bildirmeli, böylece onlara
kendi İSG performanslarını ölçebilecekleri bir çerçeve vermelidir. Bir çok ülkede kuruluşların İSG yönetim
sistemlerinde çalışanlara danışılmasını ve katılımlarının sağlanmasını gerektiren kurallar bulunmaktadır.
6.
İSG politikası tarafların kullanımına açık olmalıdır;
Kuruluşun İSG performansıyla ilgili olan veya bundan etkilenen kişi veya gruplar (iç veya dış) İSG politika
beyanıyla özellikle ilgilenirler. Bunun için İSG politikasının bunlara iletilmesi için bir süreç olmalıdır. Bu süreç
ilgili tarafların talebi halinde İSG politikasının onlara verilmesini sağlamalıdır, fakat istenmeden kopya
gönderilmesini sağlamak zorunda olmamalıdır.
7.
İSG politikası, kuruluş için ilgili ve uygun durumda kalmasını sağlamak üzere periyodik olarak gözden
geçirilmelidir;
130
Değişiklik kaçınılmazdır; kanunlar gelişmekte ve sosyal beklentiler yükselmektedir. Bundan dolayı kuruluşun
İSG politikası ve yönetim sistemi düzenli olarak gözden geçirilerek uygun ve etkili durumda kalmaları
sağlanmalıdır. Eğer değişiklik yapılırsa mümkün olan en kısa zamanda bildirilmelidir.
4857 sayılı yeni İş Kanunu’nun ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından, AB adaylık sürecinde iş
sağlığı ve güvenliğine ilişkin yasal düzenlemeler; çağdaş ve uluslararası normlar ve AB Direktiflerine uygun olarak
yenilenmiş olup çok sayıda İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği yayınlanmıştır. Yeni hazırlanan Yönetmeliklerle iş sağlığı
ve güvenliği konusunda önleme ve geliştirmeye yönelik aşağıda özetlenen yeni yaklaşımlar sunulmaktadır:

İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili durumun sürekli iyileştirilmesi,

İş yerlerinde genel bir önleme politikasının geliştirilmesi,

İşin her aşamasında risk değerlendirmesi yaklaşımı ile tehlikelerin tespiti ve buna göre alınacak tedbirlerin
belirlenmesi,
 Aynı işyerini kullanan farklı işverenlerin iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olarak işbirliği yapması,

Çalışanların işyerinde karşılaşabilecek riskler konusunda bilgilendirilmesi,

Çalışanların görüşlerinin alınması,

İşyerinde sağlık ve güvenlik görevlisi ve sağlık ve güvenlik işçi temsilcisi bulundurulması.
Belirtilen bu kurallar çerçevesinde İSİG politikası;
a.
b.
c.
Çok bilimli bir yaklaşımdır.
Koruyucu amaçlı olmalıdır.
Bütün çalışanları kapsamalıdır.
İşçi Sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda; Tıp, Fizyoloji, Anatomi, Mühendislik, Hemşirelik, Psikoloji, Fizyoterapi, İş
hijyeni, Ergonomi, Beslenme, Biyoloji, Kimya, Fizik, Biyomekanik, Antropometri, Sosyoloji, Epidemiyoloji, İstatistik... vb
bilimlerinden faydalanılır.
Yukarıda sayılan pek çok bilim dalından faydalanmak suretiyle, önleme ve koruma kavramlarını ön plana çıkarmaya
proaktif yaklaşım denir.
TEHLİKE :
Yaralanma, hastalık, hasar, zarar meydana getirme potansiyeli olan kaynak yada durumdur. İki çeşit tehlike kaynağı
vardır.
1. Tehlikeli durum; Çevre ve makine-ekipmanlardan kaynaklanan emniyetsiz şartlardır.
2. Tehlikeli hareket; İnsanlardan sergilediği emniyetsiz davranışlardır. Riski oluşturan bir etkendir.
TEHLİKELİ DURUMLAR:
1. İş ekipmanlarında iş güvenliği bakımından bulunması gereken özelliklerin eksik ve kusurlu olması,
2. Potansiyel enerjinin kinetik enerjiye dönüştüğü durumlar (örneğin, herhangi bir şeyin işçiye çarpması ya da işçi
üzerine düşmesi),
3. Sıcak ve soğuk, elektrik akımı, ses, ışık, radyasyon ve vibrasyon gibi etkenlerin mevcudiyeti,
4. Toksik ve korozif maddelerin mevcudiyeti,
5. Hatalı depolama, düzenleme ve istifleme,
6. Kötü ve tehlikeli çevre şartları... vb. olarak sıralayabiliriz.
TEHLİKELİ DAVRANIŞLAR
İş ekipmanlarının kullanımında hatalı davranışlarda bulunmak,
Sistemi emniyete alırken hatalı davranmak,
Kişisel koruyucuları, güvenlik sistemlerini ve makina koruyucularını yanlış kullanmak,
Tehlikeli yerlerde tehlikeli biçimde durmak,
Bilgisizlik, eğitimsizlik, tecrübesizlik gibi sebeplerle çalışma şartlarındaki risklerden haberdar olmamak ve bu
nedenle tehlikeye kayıtsız kalmak,
6. Eğitimli olduğu halde ihmalkar ve dikkatsiz davranmak,
7. Çalışanların hatalı davranışlarda bulunmasına yol açacak sevk ve idare hataları, yanlış yönlendirmeler vb. hatalı
insan davranışları...
RİSK :
1.
2.
3.
4.
5.
Tehlikenin oluşma olasılığı ile bu olasılık gerçekleştiğinde ortaya çıkabilecek sonucun ciddiyet derecesidir.
 Risk bir tehlikeye bağlı zararın gerçekleşme ihtimalini tanımlar
 Riskin etkinliği etkilenen kişi sayısını ve oluşan sonucu kapsar
Bu ifadeler ışığında risk; hasar ihtimali, hasar şiddeti ve etkilenen nüfusun bileşkesi olarak verilebilir.
131
RİSK DEĞERLENDİRMESİ:
Sistematik metotlarla, çalışma ortamı, şartları ya da çevrede var olan tehlikeleri belirlemek, riskleri ortaya çıkarmak ve
riskleri kontrol etmek için uygun yöntemler kullanılarak yapılan çalışmaların bütünüdür.
KABUL EDİLEBİLİR RİSK:
Kanuni zorunluluklar ve işletmenin kendi sağlık ve güvenlik politikası ve uygulamaları dikkate alındığında,
edebilecek düzeye indirilmiş risk.
kabul
RİSKİ YOK ETME TEDBİRLERİ:
1.Tehlike, kaynağında önlenir
2. Tehlike, kaynağında azaltılır
3. Kişi, tehlikeden uzaklaştırılır.
4. Tehlike, kapalı ortama alınır
5. İşçinin maruziyeti azaltılır
6. Güvenli Çalışma Sistemleri kurulur
7. Kişisel korunma donanımı (KKD) kullanılır.
İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİNDE KORUNMA YÖNTEMLERİ
1. Kaynağa yönelik korunma önlemleri,
2. Ortama yönelik korunma önlemleri,
3. Kişiye yönelik korunma tedbirleri.
Bu korunma önlemlerinde etkinlik, kişiye yönelik korunma önlemlerinden kaynağa yönelik önlemlere doğru artmaktadır.
KAYNAĞA YÖNELİK KORUNMA TEDBİRLERİ:
a) Bertaraf etme: T e h l i k e kaynağının yok edilmesi, ortadan kaldırılması,
b) İkame etme: Tehlikeli olan kaynağın yerine aynı işi görecek daha az tehlikeli veya tehlikesiz olanını koyma.
Endüstriyel işlemlerde sağlık için zararlı etkileri olan maddelerin zararsız veya daha az zararlı olan (fakat aynı
işi gören) başka bir madde ile veya tehlikeli işlemlerin tehlikesiz veya daha az tehlikeli işlemlerle
değiştirilmesi çok etkili ve yararlı bir yöntemdir. İkame örnekleri;
 Boya pigmentleri ( boyar madde) olarak beyaz kurşun yerine çinko, baryum veya titanyum oksitleri,
 Kibrit üretiminde beyaz fosfor yerine kırmızı fosfor,
 Dökümhanelerde, dökümlerin temizlenmesi için kum tozu yerine küçük çaplı çelik bilyeler,
 Soğutucu olarak metil bromür veya amonyak yerine freon gazı,
 Organik solventlerin yerine deterjan ve sudan hazırlanmış temizleme çözeltileri veya buharla temizleme
işlemi,
 Benzenli solüsyonlar yerine doğal kauçuk macunları,
 Taşlama aparatlarında kum taşı yerine sentetik silikon karpit,
 Temizlik işlemlerinde benzin yerine gazyağı veya mazot
c) Makine koruyucuları: Çalışanlarla temas riski olan hareketli makine parçalarının uygun nitelikteki koruyucularla
koruma altına alınması,
d) Teknik tedbirler: Tehlikeli kaynağını, çalışanlara zarar vermeyecek hale getirebilmek için yukarıda sıralanan
hususların haricinde yapılabilecek şeyleri araştırıp bulmak üzere yapılan teknik çalışmalar neticesinde ulaşılan
çözümlerin uygulanması. Bazı durumlarda işlemde yapılabilecek bir değişiklikle tehlike ve zarar belirgin bir
şekilde azaltılabilir.
 Püskürtme ile boyamanın yerine fırçayla boyama veya daldırma yöntemiyle boyama, havaya
yayılan kirleticilerin yoğunluğunu azaltabilir.
 Akü yapımında işçilerin kurşuna maruziyetinin azaltılması için akü ızgaralarına kurşun oksit hamuru
el yerine makinalar tarafından sıvanabilir.
 Elle yapılan dolum işlemleri yerine mekanik olarak belli bir ayarda sürekli besleme yapan huni
biçiminde dolum aparatları kullanılabilir.
 Genel olarak elle yapılan işlemler otomatik sisteme dönüştürülebilir.
 Nemli-ıslak çalışma: Maden ocaklarında, dökümhanelerde, ortamın ıslatılması, toz yayılımını önler.
TÜZÜKLER

İşverenin, işyerinde, teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun sağlık şartlarını sağlaması; kullanılan makinalarla
alet ve edevattan herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri veya hammaddelerden zehirli veya zararlı olanları,
yapılan işin özelliğine ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan alet ve edevatla değiştirmesi, iş
kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması ve bulundurulması gerekli tedbir ve araçları ve alınacak diğer
iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 4 )
 İşyerlerinde kullanılan zehirli ve zararlı maddeler, teknik imkan varsa aynı işi gören daha az zehirli ve zararlı
maddelerle değiştirilecektir. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Mad: 59/3)

Öncelikle ikame yöntemi uygulanarak, tehlikeli kimyasal madde yerine işçilerin sağlık ve güvenliği yönünden
tehlikesiz veya daha az tehlikeli olan kimyasal madde veya işlem kullanılacaktır. Kimyasal Maddelerle
Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik Madde:8/b)
132
ORTAMA YÖNELİK KORUNMA TEDBİRLERİ:
a)
Tecrit etme: Tehlike kaynağını diğer ortamlardan izole etme, Bu yöntem, diğer usullerin zor veya mümkün olmadığı
durumlarda ve en az işçi ile yapılabilen işler için uygundur. Aşağıda çeşitli tecrit uygulamaları örnek olarak verilmiştir;
 Boyama işleminin ayrı bir bölüme alınması,
 Kumlama işleminin ayrı bir bölümde yapılması,
 Kaynak işlemlerinin ayrı bir bölümde yapılması,
 Taşlama işlemlerinin ayrı bir bölümde yapılması,
 Aşırı gürültülü işlemlerin ayrı bir bölümde yapılması,
 Basınçlı kapların ayrı bölmelerde bulundurulması ( kazanlar, kompresörler, gaz tüpleri vb...)
TÜZÜKLER
Zehirli toz, duman, gaz, buhar, sis veya sıvılarla çalışmalar, teknik imkanlara göre kapalı sistemde yapılacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 59/4)
 Çok zehirli maddelerin kullanıldığı işyerlerinde bu maddeler ve bu maddelerin bulunduğu bölümler,diğer
yerlerden tecrit edilmek suretiyle bunların etkileri azaltılacaktır. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:
59/5)
 Ani yangın veya patlama tehlikesi arz eden ameliyeler; işçiyi tehlikede bırakmayacak şekilde düzenlenmiş
tesislerin bulunduğu ayrı binalarda veya ateşe dayanıklı duvarlarla ayrılmış bölümlerde yapılacaktır. (İşçi Sağlığı
ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 109)
 Tabanca boyacılığı, tecrit edilmiş özel bölümlerde her türlü güvenlik tedbirleri alınmış olarak yapılacaktır.
(Parlayıcı Patlayıcı Tehlikeli ve Zararlı Maddeler... Tz. Md: 17 )

b)
Havalandırma: Tehlikeli ortamı temiz hava ile besleme, Malzeme ve işlemlerden işyeri ortamına yayılan zararlı gaz,
toz, koku vb. lerin ortamdan atılması için gerekli düzeneklerin kurularak çalıştırılması, genel ve lokal havalandırma.
 Yerel (Lokal) Havalandırma : Ortama yayılmadan kaynağında yakalanır. Endüstride en yaygın kullanılan iş
hijyeni tedbirlerindendir.
 Genel Havalandırma: Çok zehirli ve zararlı toz, gaz ve dumanların olmadığı, yerel havalandırma
sisteminin etkin ve ekonomik olmadığı durumlarda, işyeri havasındaki toz ve dumanların miktarını zararlı
olmayacak duruma indirmede kullanılır
TÜZÜKLER:







c)
Toz, buğu, duman ve fena koku çıkaran işlerin yapıldığı yerlere, bunları çekecek yeterlikte bacalar ve
menfezler yapılacak ve yapılan işin niteliğine göre, bu tedbirlerin yetmediği hallerde diğer teknik tedbirler
alınacaktır.
Boğucu, zehirli veya tahriş edici gaz ve duman meydana gelen işyerlerinde, işçilerin hayat ve sağlıklarının
tehlikeye girmemesi için, havalandırma tesisatı yapılacaktır. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 21 )
Döküm, demir ve kaynak işlerinin yapıldığı yerlerde çalışma esnasında çıkan duman, gaz, koku, is, toz ve
buharlar, mevzii aspirasyon tertibatı ile dışarı atılacaktır. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 161 )
İşyerlerindeki cihaz, alet, tezgah, makina ve tesislerden çıkan toz, duman, buğu, ısı, gaz ve koku, çalışılan
ortama yayılmadan, uygun aspirasyon tesisatı ile çıktığı yerden emilerek dışarı atılacaktır. (İşçi Sağlığı ve İş
Güvenliği Tüzüğü Madde: 191 )
Havadan ağır olan gaz, duman, buhar, toz veya benzerleri, tabana yakın yerlerden emilerek dışarı atılacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 193 )
Mevzii (lokal) çekme tesisatında kullanılacak davlumbazlar, zararlı kaynağa yakın olacak ve davlumbazın
çekme niteliğini bozacak hava akımlarına engel olunacaktır. (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:194 )
Parlayıcı, patlayıcı, tehlikeli ve zararlı gazlar, buharlar, sisler, dumanlar, tozlar ve lifler meydana gelen
işyerlerinde, üretimden paketlemeye kadar olan işlemlerin kapalı bir sistem içinde ve otomatik cihazlarla
yapılması esastır. Kapalı ve otomatik bir sistem sağlanamadığı takdirde, bu gazlar, buharlar, sisler, dumanlar,
tozlar ve lifler intişar ettiği noktada emilecek ve gerekli tedbirler alındıktan sonra dışarı atılacaktır. (Parlayıcı
Patlayıcı Tehlikeli ve Zararlı Maddeler...Tz. Md: 17 )
Organizasyonel düzenlemeler, iş yeri düzenlemeleri: Tehlike kaynağı olan malzeme, ekipman ve işlemlerin
verebileceği zararları en aza indirip kontrol altında tutabilmek maksadıyla, iş organizasyonu yapılması,
işyerinde gerekli düzenlemelerin yapılması, bu bölümlerde insan çalışmasını en aza indirecek teknolojik
yeniliklerin ve diğer tedbirlerin uygulanması.
KİŞİYE YÖNELİK KORUNMA TEDBİRLERİ:
a) Kişinin, ayrı bir bölüme alınmak suretiyle, ortamdaki tehlikelerden korunması,
 Gürültülü ortamda çalışan işçiler için ses geçirmez kabinler yapılması, (Enerji santrallarının
türbin daireleri),
 Büyük haddehane ve dökümhanelerde ısıya karşı korumalı kabinler yapılması,
 Uzaktan kontrol edilebilen sistemlerde operatörler için korunaklı kabinler yapılması ...
b)
Kişisel koruyucu donanımların kullandırılması; Diğer yöntemlerin kullanılmasına imkan bulunamadığı
durumlarda, en son çare olarak kişisel koruyucu donanımların kullanılması yoluna gidilmelidir.
133
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
22 / Kaynak İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, işyerinde yapılan kaynak işlerinde ortaya çıkan riskler hakkında bilgi
sahibi olmalarına ve bu risklere karşı alınması gereken İSG tedbirlerini öğrenmelerine
yardımcı olmaktır.
U-1*, U-3, U-4**, U-6*, U-12*
*Makine, metalurji ve kaynak mühendisleri ile makine, metal ve kaynak teknik
öğretmenleri
**Teknik
Günümüzde metallerin kesilmesinde veya birleştirilmesinde kaynak teknolojisinin mekanik yöntemlere nazaran daha
kolay ve çabuk olması nedeniyle kaynağı kullanılmayan imalatçı veya tamirci kalmamıştır.
İnsanoğlu, iki metal parçasını ısıtarak ve çekiçleyerek birbirinden ayrılmayacak şekilde birleştirmeyi, en az üç bin yıl önce
öğrenmişti. Bileğinin gücü ile metallere sıcak ve soğuk çekiçlemeyle başlayan kaynak tekniği, o zamanki sanatkarlarının
yerini bu gün dev gibi kaynak sanayiine bırakmıştır.
Zaman zaman; bir oksijen tüpünün, bir karpit kazanının (asetilen üreten cihaz) patladığını, kaynak esnasında bir fıçının
infilak ettiğini duyarız. Kaynak işini yaparken oluşan zehirli gazların ortama yayıldığını ve bunun solunum yolları ile
çalışana zarar verdiği gibi yangınlara da neden olduğunu da biliriz. Buna rağmen, kaynak sırasında kaynak tüplerinin
yakınında açık ateşle çalışmaya veya diğer hatalara karşı gerekli önlemleri almayız.
Bu itibarla, bu tehlikelere karşı kaynak kullanılan işyerlerindeki yöneticilerin, kaynak işleri ile uğraşan mühendis, usta
veya işçinin büyük tehlikelerle dolu bu işin yapılması sırasında her türlü gereken önlemlerin önceden alması ve bu
hususta yeterli bilgi sahibi olması gerekmektedir.
Kaynak nedir
Basit anlamda kaynak, ısı aracılığı ile iki parçanın birbirine birleştirilmesidir. Genel olarak kaynak; imalat, onarım ve tamir
işlerinde bir yöntem olarak kullanılır. İmalat yöntemi olarak, dökümün veya dövmenin bir başka şeklidir. Bir başka
deyimle, metal veya sentetik parçaları termik yolla birleştirmek için yapılan kaynak işlemidir. Bu işlemde ana ilke,
kaynaklaştırılacak parçaların dokunma yerlerini ergime derecelerine kadar ısıtılarak kendi aralarında birleştirilmesi ya da
aynı bileşimli malzemeden dolgu maddesi (sentetik ise özelliğine uygun sentetik madde, metal ise kaynak teli veya
elektrot) kullanılarak birbirlerine eklemektir.
Pratik anlamda kaynak; kaynak yerinin yüksek ısı ile erimesi veya metalin ergime sıcaklığına yakın sıcaklığa kadar
ısıtılması ile yapılmaktadır.
KAYNAK VE KESİM İŞİ TÜRLERİ
1. GAZ KULLANILARAK YAPILAN KAYNAK VEYA KESİM
Gaz kaynağında parçaların birleşme yerlerini ergime sıcaklığına kadar ısıtmak için asetilen, hidrojen, havagazı, metan,
o
propan, bütan vb. gazlardan yararlanılmaktadır. Ancak, teminindeki kolaylık ve yüksek ısı vermesi (yaklaşık 3000 C)
nedeniyle bunlardan en çok asetilen gazı ile LPG tercih edilmekte, çabuk yanması ve yüksek ısı elde edilmesi için de
ayrıca oksijen kullanılmaktadır. Bu sıcaklık metalleri eriterek birbirine kaynatmaya yetecek kadar yüksek olduğundan
otomobil, gemi ve uçak yapımındaki kaynak ve kesim işlerinde asetilen ve oksijen karışımla yanan alev, hamlaç
“şaloma–üfleç” denen ayarlı bir musluktan püskürtülerek kullanılır. Buna oksi-asetilen kaynağı denilir.
Kaynak şalomaları iki tiptir. Eşit basınçlı şalomalar, gazlar şalomanın mikserine regülatörden çıkış basınçları ile gelirler.
Bu tip şalomalarda oksijen ve asetilen gazı basınçları yaklaşık olarak birbirine eşittir. Bu tip şalomalar genellikle kalın
parçaların kaynağında kullanılır. Diğeri ise enjektörlü tip’tir. Bu tip şalomalar, daha ziyade ince parçaların kaynağında
kullanılır. Düşük basınçtaki asetilen gazı, daha yüksek basınçtaki oksijen gazının hızından yararlanılarak şalomaya
sürüklenir.
Gaz kullanılarak yapılan kaynak veya kesim işlerinde oluşan gazların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bilinmesi kaynak
işlerinde alınacak güvenlik önlemleri bakımından büyük önem taşımaktadır.
2. ELEKTRİK KULLANILARAK YAPILAN KAYNAK VEYA KESİM İŞLERİ
2.1 Elektrik Ark Kaynağı
Güçlü bir elektrik akımı devresinde kısa bir boşluk oluştuğunda, bu aralıkta elektrik arkı oluşur. Bu arkın sıcaklığı
0
0
3500 – 4000 C’ ye ulaşır. Bir elektrik arkı kaynağında ark, iki karbon çubuk arasında ya da kaynak yapılacak metal ile
bir karbon veya metal çubuk arasında oluşturulur.
Bu metal veya karbon çubuklara “kaynak elektrotu” denir. Kullanılacak elektrot genellikle kaynak makinesinin artı
kutbuna, topraklama kablosunun ise eksi kutba bağlandıktan sonra elektroda gerilim uygulanır.
Elektrot üzerinden yüksek miktarda akım (100-250A) geçişi sağlandıktan sonra; katot’dan yayılan elektronlar yüksek
hızla anot kutbunu bombardıman etmeye başlar ve nötr moleküller iyonize olarak arkı oluşturur. Oluşan ark sonrasında
çok yüksek bir sıcaklık ulaşılır ve hem ana metal hem de dolgu metali ergir. Eriyen metal, kaynak yapılan noktaya dolar.
Karbon elektrot kullanıldığında, ayrıca metal bir dolgu çubuğu bulunması gerekir. Bu dolgu çubuğu eriyerek kaynak
noktasının sıvı metalle dolmasını sağlar. Elektrik ark kaynağı makineleri, genel olarak yüksek gerilim ve düşük akım
şiddetindeki şebeke akımını, düşükgerilimli yüksek akım şiddetindeki kaynak akımına çeviren araçlardır. El ile yapılan
normal ark kaynağında ark gerilimi 25 ila 55 volt akım şiddetinde 10 ila 600 amper arasında değişir. Elektrik ark
kaynağını hem doğru akımla (kaynak redresörü) hem de alternatif akımla (Kaynak transformatörü) yapmak mümkündür.
Kaynak yapabilmek için yüksek ısıya gereksinim vardır. Bu da elektrik arkı ile ergime için gerekli ısı sağlanır.
Oluşan bu elektrik akımını taşıyan iletken parçaya ya da çubuğa “elektrot” denir. Bir elektrot, kaynak metalini
oluşturan ve üzerinden kaynak akımını geçiren “çekirdek” ile değişik kalınlıkta ve çekirdeğin kılıfını oluşturan ve
çekirdekle tamamen eş merkezli olan “örtü” den meydana gelir.
134
2.2 Punta kaynağı
Bu tür kaynak, kaynak olacak parçaların elektrik ak ımı geçişine olan direncinden yararlanan bir kaynak
işlemidir. İki metal levhanın kenarları üst üste binecek biçimde birleşmesi ve elektrik kayna ğına bağlı
iki bakır elektrot arasından geçirilen güçlü bir elektrik akımının metal levhalar ın temas noktasını
kaynaştırması ile meydana gelir.
A ğırlıklı olarak otomotiv endüstrisinde, özellikle ince ve aynı kalınlıkta yumuşak saç plakalarını
birbirine ilave metal olmadan yapılan kaynak türüdür.
2.3 Gaz altı kaynağı (MIG-Metal Inert Gas, MAG-Metal Active Gas)
Gazaltı kaynağı kaynak için gerekli ısının, tükenen bir elektrot ile iş parçası arasında oluşan arkla yapılan bir kaynak
yöntemidir. Kaynak üflecinden kaynak bölgesine asal gaz püskürtülür. Bu gaz bölgenin hava ile temasını keser.
Böylece kaynak bölgesinin oksitlenmesini önler. Bazen, %5'i aşmamak koşuluyla karışımda oksijen bulunması da olası
olabilir. Tozaltı kaynağının aksine dikey, yatay, diyagonal her türlü pozisyonda kaynaklama mümkün olabilir.
Kaynak bölgesine sürekli şekilde bir motor sayesinde beslenen tel elektrot ergiyerek tükendikçe dolgu malzemesi olarak
kaynak metalini oluşturur. Elektrot, kaynak banyosu, ark ve iş parçasının kaynağa yakın bölgeleri, atmosferin zararlı
etkilerinden kaynak üflecinden gelen soy gaz veya karışım gazlar tarafından korunur.
Gazaltı kaynağında soy ve aktif gazlar veya bunların çeşitli oranlarındaki karışımları kullanılır. Bu yöntemin ilk gelişme
yıllarında koruyucu gaz olarak helyum ve argon gibi soy gazlardan yararlanılmıştır. Sonradan bunlarla birlikte
karbondioksit gazı da karışım olarak kullanılmıştır.
2.4 Sualtı kaynağı
Genellikle, liman inşaatı ve onarımlarında, köprü ayaklarının yapımında, kanal havuzlarının inşaatında, gemi ve
denizaltıların onarımlarında, su altındaki boru hatlarının bağlantı yerlerinin yapım ve onarımı gibi yerlerde sualtı
kaynağı uygulanır.
Bu tür kaynak, tamamen ıslak ortamda veya su içinde ancak noktasal olarak sudan korunmuş yerlerde ya da yine
su içinde kuru ortamda ve yüksek basınç altında yapılır. Sualtı kaynağı atmosferik koşullarda yapılan kaynağa
nazaran özellikle elastisite açısından düşük mekanik özellikler vermeye meyillidir. Bu nedenle, son zamanlara
kadar sualtı kaynağı yalnızca geçici onarım ve kurtarma operasyonlarında kullanılmaktadır. Günümüzde
kullanılmakta olan sualtı kaynakları, örtülü veya özlü elektrot ile veyahut plazma ark kaynağı ile yapılmaktadır.
2.5 Lazer Kaynağı
Lazer kaynağı günümüzde sanayide hızla gelişen bir uygulama olarak görülmektedir. Lazer, dünyada birçok kullanım
alanına sahip bir uygulamadır. Tekstil, gıda, kimya, içecek vb. gibi hafif veya orta sevide korozif ortamlarda kullanılan
paslanmaz çelik malzemenin tek taraftan ve üst üste bindirilmiş durumda iken ısıl Lazer kaynağı, yukarıda sözü edilen
ışının milisaniyelerle hesaplanabilecek seviyelerde malzemeyi ısıtması ile yapılır. Lazer ışını üretildikten sonra, enerji,
optikler sayesinde tam odak noktasına yüksek yoğunlukla bırakılır. İnce lazer ışını sayesinde küçük alanlarda ısı
dağılmadan kaynak işlemi yapılmaktadır.
2.6 TİG kaynağı
Bu kaynak türü, kaynak için gerekli ısının, tükenmeyen bir elektrot (tungsten elektrod) ile iş parçası arasında oluşan ark
aracılığı ile ortaya çıktığı bir ark kaynak yöntemdir. Elektrot, kaynak banyosu, ark ve iş parçasının kaynağa yakın
bölgeleri, atmosferin zararlı etkilerinden kaynak şalomasından (torcundan) gelen gaz veya karışım gazlar tarafından
korunur. Gaz, kaynak bölgesini tam olarak koruyabilmelidir, aksi halde, çok küçük bir hava girişi dahi kaynak metalinde
hataya neden olur.
TIG kaynağı, sürekli bir kaynak dikişi yapmak, aralıklarla kaynak yapmak ve punto kaynağı yapmak için hem elle, hem
de otomatik kaynak sistemleri ile uygulanabilir. Elektrot tükenmediği için ana metalin ergitilmesiyle veya ilave bir kaynak
metali kullanarak kaynak yapılır. Buna karşın, TIG kaynağının metal yığma hızı diğer ark kaynak yöntemlerine göre
düşüktür
2.7 Tozaltı kaynağı
Tozaltı kaynağı, otomatik bir kaynak yöntemidir. Özellikle, nükleer enerji tesislerinde, kimya endüstrisinde geniş
uygulama alanına sahiptir. Toz altı kaynağı, TİG kaynağı aksine kaynak için gerekli ısının, tükenen elektrot (veya
elektrotlar) ile iş parçası arasında oluşan ark (veya arklar)
tarafından ortaya çıktığı bir ark kaynak yöntemidir. Bu yöntemde ark, kaynak verme devamlı olarak dökülen koruyucu bir
toz tabakası altında oluşur. Bu nedenle, bu yöntem tozaltı ark kaynağı olarak adlandırılmıştır. Tozaltı kaynağında,
elektrik, arkı metalin ergimesi için gerekli ısıyı sağlar. Böylelikle arkın ürettiği yüksek miktardaki ısı birleştirilecek
parçaların kenarlarını ergitirken, sürekli olarak kaynak bölgesine itilen elektrot ergiyerek gerekli ilave metali sağlar. Arktan
ve ergimiş metal ile ergimiş cüruftan oluşan kaynak banyosundan geçer. Ark ısısı elektrotu, kaynak tozunu ve ana metali
ergiterek kaynak ağzını dolduran kaynak banyosunu oluşturur. Korozif etkenlere ve aşınmaya karşı dayanıklı çeşitli
tabakaların doldurulmasında çeşitli bileşimlere sahip bant elektrotlar kullanılır.
Bant elektrotlarıyla yapılan tozaltı doldurma kaynağında kullanılan tozlar; Sio 2 , MnO, caO,
KAYNAK İŞLERİNDE OLUŞAN TEHLİKELER VE ÇALIŞANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
Endüstride yayg ın kulanım alanına sahip elektrik veya gaz kaynağı, güvenli çalışma ortamı sağlandığı sürece iş
kazası olasılığı az olan kesme kaynak yapma yöntemidir. Meydana gelecek i
ş kazalarından korunmaya ili şkin
önlemleri almak, İş Kanunu gereği öncelikle i şverenlerin görevi ise de kaynak işini yapan, kendisini kazalardan
koruyan, çevresine de zarar vermeyen ki
şilerdir.
135
Kaynak ve kesme işlemi sırasında çalışanın sağlığı üzerinde tehlike oluşturan etkenler; işyeri ortam havas ının kirilliği
(gazlar ve dumanlar ile), havasızoksijensiz ortam (kapalı yerde yapılan kaynak ve kesme işleri ile), radyasyon (yoğun
ark ışımasında olu şan kızılötesi – IR ve Morötesi – UV ışınları), elektrik çarpmas ı, gürültü, yangın ve patlama olarak
özetlenebilir.
Kaynaklı imalat işlerinde özellikle kaynak atölyelerinde üretim süreci boyunca işin niteliğinden kaynaklanan çeşitli riskler
oluşmaktadır. Risklerin oluşmasında; uygulanmakta olan kaynak yönteminin yanı sıra;
a)
Kaynak yapılan ana malzemenin kimyasal yapısı,
b)
Yanma gazı, akım şiddeti, ark gerilimi, ark boyu, kaynak hızı ve süresi,
c)
Ana malzeme üzerindeki kaplama ve boyalar,
d)
Kaynak sarf malzemeleri, kaynak ekipmanlarının niteliği,
e)
Kaynak elektrotunun yapısı, gibi etmenler etkili olmaktadır.
Kaynak yapım sırasında bu etmenlerin de etkisiyle oluşan bu kimyasalların, özellikle solunum yollarına zararı büyüktür.
Örneğin; kaynak ve kesme işlemlerinde ark sıcaklığının etkisi ile kaynak sarf malzemesi, kaynak yapılan ana malzeme
üzerindeki kesme sıvısı, yağ, gres gibi artıkların ve boya, galvaniz gibi kaplamaların yanması ya da buharlaşması
sonucunda çeşitli gazlar ortaya çıkar. Yahut, gaz kaynağı işlemlerinde kullanılan asetilen, propan, butan, metan gibi
yanıcı gazların oksijen gazıyla yanması sonucu karbonmonoksit, karbondioksit ve azot oksit gibi gazların yanı sıra,
kullanılan dolgu malzemesi ve üzerinde işlem yapılan ana malzemeye bağlı olarak çinko, bakır, kadmiyum, kurşun gibi
metallerin partikül ve buharları ile flörür, klorür esaslı gazlar meydana gelmektedir.
KAYNAK İŞLERİNDE OLUŞAN GAZ, DUMAN VE TOZLARIN TEHLİKESİ
Kaynak işlemi sırasında oluşan ark; kaynak işlemine tabi tutulan malzemenin ısınmasına (örneğin, oluşan ısı 3000 –
0
4000 C’tır.) ve hatta yanmasına neden olmaktadır. Dolayısıyla, erimiş halde bulunan hemen hemen tüm metaller
havadan oksijen ve azotu absorbe ederler. Erimiş metalde çözünen bu gazlar, katılaşan kaynak metalindeki elementler
ile birleşir ve yeni bileşikler oluştururlar. Bu işlem sırasında, gözle görünen duman ve gözle görünmeyen gazlar ortaya
çıkar. Ayrıca, bazı kaynak işlemlerinde kullanılan koruyucu gaz, örneğin helyum, argon gibi soy gazlar da havaya karışır.
Duman ve gazların miktarı ve bileşimi, kaynak yapılacak metalin bileşimine doldurulan malzemenin bileşimine, akım
seviyesine ve ark süresine bağlıdır. Bu duman ve gazlara fazla miktarda maruz kalmak genelde mide bulantısı, baş
ağrısı, baş dönmesi ve metal dumanı ateşi (metal fume fever) denen hastalığa neden olur. Zehirli maddelerin bulunması
halinde çok ciddi başka etkiler de görülür.
Kaynaklı imalat atölyelerinde üretim süreci gereği oluşan ve çalışma ortamına yayılan gaz, toz ve dumanlar vücuda
solunum yolu ile girerler. Söz konusu hava kirleticilerinden bazıları kronik (uzun dönemde) ortaya çıkan hastalıklara
neden olduğu gibi, etkilenme düzeyine bağlı olarak akut (ani-birdenbire) rahatsızlıklara da neden olabilmektedir. Örneğin
kaynakçılarda sıklıkla görülen metal dumanı ateşi genellikle geçici bir rahatsızlıktır, ancak, kronik rahatsızlıkların da
gelişmesine yardımcı olmaktadır.
Kaynak sırasında oluşan gaz ve dumanların kısa sürede (akut dönemde) yarattığı sağlık sorunları ;
Metal buharını (örneğin çinko, magnezyum, bakır ve bakır oksiti) soluyan kaynakçı, metal buharı ateşine (metal fume
fever) yakalanabilir. Bu hastalığın belirtileri (semptomları) buhar solunduktan sonra dört ila on iki saat içerisinde titreme,
susama, ateş, kas ağrısı, göğüs ağrısı, öksürük, hırıItılı soluma, yorgunluk, mide bulantısı ve ağız da metalik (madeni) bir
tat şeklinde kendini gösterir. Buharın solunmasından birkaç saat sonra kişide çok yüksek derecelerde ateş görülür. Vücut
sıcaklığı bir ila dört saat içinde normale dönmeden önce terleme ve titreme oluşur. Kaynak yaparken oluşan duman
gözleri; koku alma gücünü, göğsü ve solunumla ilgili organları tahriş ederek; öksürüğe, hırıItılı solumaya, nefes
daralmasına, bronşite, akciğerde su toplanmasına ve zatürreye (akciğerin iltihaplanmasına) neden olur. Mide bulantısı,
iştahsızlık, kusma, kramplar ve yavaş sindirim gibi sorunlar da kaynak ile beraber ortaya çıkar.
Kaynak dumanındaki bazı maddeler de örneğin kadmiyum veya kadmiyum oksit bileşikleri çok kısa süre içerisinde
öldürücü olabilir. Ayrıca, kaynak yönteminde kullanılan koruyucu gazlar son derece tehlikelidir. Havadaki azot ve oksijen
kaynak işlemi sırasında reaksiyona girerek azot oksit ve ozon (temizlikte kullanılan) oluşur. Bu gazlar yüksek dozlarda
çok ölümcüldür ve ayrıca burun ve boğazın tahriş olmasına ve ciddi akciğer hastalıklarına da neden olmaktadır.
Kaynak esnasında oluşan ultraviyole ışınları, klorlanmış hidrokarbon çözücülerle (örneğin trikloroetilen, trikloroetan,
metilen ve perkloretilen) reaksiyona girerek fosgen (karbonoksit klorürü) gazını oluşturur. Fosgenin çok küçük miktarları
bile öldürücüdür. Ancak, hastalığın ilk belirtileri genellikle 5-6 saat sonra baş dönmesi, titreme ve öksürük olarak ortaya
çıkar.
Kaynak sırasında oluşan gaz ve dumanların uzun sürede (kronik dönemde) yarattığı sağlık sorunları
Yapılan araştırmalara göre, kaynak ve kesme işlerini yapan kişilerin akciğer kanserine yakalanma riski çok yüksektir.
Çalışma şartlarına bağlı olarak gırtlak kanseri ve idrar yolu kanseri olma ihtimali vardır. Bu sonuç arsenik, krom,
berilyum, nikel ve kadmiyum gibi kanser riski içeren kaynak dumanındaki zehirli maddelerin büyük miktarlarda
solunduğunda ortaya çıkmaktadır. Kaynakçılarda ayrıca kronik solunum sorunları (bronşit, astım, zatürree, akciğer
kapasitesinin azalması gibi hastalıklar) görülmektedir.
Krom ve nikel gibi ağır metallere maruz kalan kaynak çalışanlarının böbreklerinin zarar gördüğü görülmüştür. Ayrıca,
kaynakçılar üzerinde yapılan en son çalışmalarda özellikle paslanmaz çelikler ile çalışanlarda sperm miktarının azaldığı
ve üreme problemlerinin ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Buna bağlı olarak kaynakçıların eşlerinin geç gebelik veya çocuk
düşürme olaylarında da bir artış görülmüştür.
Bu tür sağlık sorunları, aynı zamanda alüminyum, krom, nikel, kadmiyum, demir, mangan ve bakır gibi metallere, azotlu
gazlar ve ozon gibi gazlara, ısıya ve iyonlaştırıcı radyasyona (kaynak dikişlerini kontrol etmekte kullanılan radyoaktif
ışınlar) korunmasız kalındığı durumlarda görülmektedir.
136
Asbest malzeme ile kaplanan yüzeylerde kaynak veya kesme yapan kaynakçılarda akciğer kanserine ve diğer asbest ile
ilişkili hastalıklara yakalanma riski yüksektir. Kadmiyum oksit buharına ve tozuna uzun süre maruz kalan kişilerde kronik
meslek hastalıklarına, böbrek yetmezliğine ve solunumla ilgili hastalıklara da yakalandıkları görülmüştür. Uzun süre
kadmiyuma maruz kalan kaynakçılarda akciğer kanseri görülmüştür. Mangan gibi yüksek derecede zehirli malzemeler de
çalışan kaynakçının merkezi sinir sisteminde (konuşma ve hareket kabiliyetini zayıflatma gibi) uzun sürede etkilendiği
görülmüştür.
Kaynak işleminde oluşan ve sağlığa zararlı olan gazlar, metal dumanları ve tozları şunlardır
Gazlar:
Azot oksitler ( NO, NO2 ): Ark kaynağında oluşur. Renksiz, kokusuz, tatsız, durağan gazdır. Sıvı halinde de renksizdir.
Su ve alkolde çözünür. Kaynak anında oluşan partiküllerin çoğu 0,5 mikron dan küçüktür. Bu nedenle, partiküller
akciğerlere kadar ulaşabilir ve bazı kronik solunum hastalıklarına yol açabilirler. Çalışma ortamı havasında azot dioksit
konsantrasyonun 15 ppm.in üzerine çıkması gözlerde sulanma ve tahrişlere neden olur. Yüksek konsantrasyonlarda
etkilenme akut bronşit ile akciğerlerde ödeme neden olur. Azot oksitlerin oluşturduğu yaşamsal etkiler çoğu kez geri
dönüşsüzdür. Zehirlenme belirtileri etkilenmeden sonraki üç ile otuz saat arasında görülebilir. Akut olarak, gözde ve
solunum yollarında irritasyon (tahriş), bronkopnömoni, akciğer ödemi, kusma, ishal ve siyanoz görülür. Kronik dönemde
(çok uzun süreli çalışmalarda) ise, kronik konjontivit, anfizem, diş ve ciltte sarı renk ve dişlerde çürüme görülür.
Asetilen, ( C2 H2 ): Bu gaz, oksijen-yakıt gaz kaynağında ve alevle kesme işlemlerinde en çok kullanılan yanıcı
gazlardan birisidir. Asetilen alevinin ısısı, kullanılan Oksijen miktarına bağlıdır. Hava-Asetilen karışımının alev sıcaklığı
o
2200 C civarındadır. Kimyasal kalitede saf asetilen, kokusuz, renksizdir ancak piyasada satılan asetilen karpitten dolayı
sarımsağa benzer kokar. Yanıcı ve boğucudur. Hava ile parlak, yoğun ve isli bir alevle yanar.
Hava ya da oksijen ile karışan veya karışmadan asetilen gazı ısıtıldığı zaman patlar. Asetilen gazı 1.5 barın üzerinde bir
basınçla sıkıştırıldığı zaman kolaylıkla patlar. Bakır, gümüş, civa ile patlayıcı karışımlar yapar. Asetilen, hava içinde
%2.5-81 oranında kullanıldığı zaman yanıcı ve patlayıcıdır. Ayrıca düşük enerjili kıvılcımlar (örneğin statik elektrik) dahi
patlamaya neden olabilir. Asetilen zehirleyici değildir, ancak kaçaklar havadaki oksijen seviyesini %19.5'ın altına indirirse
3
bilinç kaybı ve hatta ölüme kadar gidebilen sonuçlar yaratır. MAK değer: 10 ppm veya 15 mg/m
Karbondioksit ( CO2 ): Gaz kaynağında oksitleyici gaz olarak kullanılır. Suda çözünen, katı, sıvı, ve gaz halinde bulunur.
Gaz halinde iken renksiz, kokusuz ve boğucudur. Solunum yoluyla etki eder. Havalandırma veya emici tesisatı
bulunmayan kapalı ortamlarda yapılan kaynak işleminde bu gazın oranı, % 10’a çıkması halinde kandaki hemoglobin ile
birleşerek kanın oksijen taşımasını önler. Bu taktirde, solunum güçlüğüne (dispne), baygınlığa ve daha yüksek
konsantrasyonunda ölüme neden olabilir. MAK değer: 5000 ppm. - TWA: 25 ppm.
Karbonmonoksit ( CO ): Renksiz,kokusuz boğucu bir gazdır. Uygun ve yeterli havalandırma sisteminin olmadığı kapalı
yerlerde yapılan kaynak işlemlerinde CO miktarı yüksek değerlere erişir. Karbonmonoksit, hemoglobin ile birleşerek
kanın oksijen taşımasını engeller. Yorgunluk, baş ağrısı, çarpıntı ve bayılma gibi belirtiler görülür.
MAK değer: 500 ppm.
- TWA: 25 ppm.
Etil Bromür ( C2 H5 Br ): Oksijen kaynağı ile kesim yapım işlerinde oluşur. Renksiz bir gazdır. Hava ile belli bir
karışımında patlayıcı bir karışım olabilir. Basit bir boğucu gazdır. Solunum yolu ile etki eder.
MAK değer: 200 ppm.
Fosgen ( COCl2 ): Elektrik kaynağında, yakınında bulunan klorlu solventlerin buharları arkta fosgene dönüşür. Renksiz,
çok uçucu ve kolayca sıvılaşabilen zehirli bir gazdır. Ağız ve boğazda iiritasyon ile yanıklar oluşturur. Akciğer ödemi
yapar. MAK değer : 0.1 ppm.
TWA: 0.1 ppm.
Fosfin ( PH3 ): Kendiliğinden parlayabilen, soğuk suda, alkol ve eterde çözünen oldukça toksit bir gazdır. Burun, gözler
ve deride irritasyona neden olur. Solunduğunda dispne (solunum güçlüğü), baygınlık, ishal, yorgunluk ve baş ağrısı
görülür. 100 ppm. üzerindeki konsantrasyonlar kan basıncı düşüklüğü, kusma, konvülsiyon, felç ve koma ile kısa bir
sürede öldürücü etki yapabilir. Kronik zehirlenmede ise, kansızlık ve psikolojik belirtiler görülür. Bu nedenle, sinir sistemi
ve böbrekler üzerinde de etkilidir. MAK değeri: 0.3 ppm.
TWA: 0.3 ppm.
Hidrojen ( H2 ): Atomik hidrojen kaynağında ve bazı koruyucu gaz kaynağında kullanılır. Hidrojen, suda; alkolde ve
eterde çözünen, çabuk yanan renksiz bir gazdır. Isı ve elektrik iletkenidir. Sıvı hale getirilmesi çok güçtür. Solunum yolu
ile etki eder. Basit boğucudur. Havadan hafif olduğu için boğucu etkisi döşeme seviyesinde daha azdır. öteki gazlara
oranla, gözenekli duvarlardan, hattâ akkor durumuna gelecek derecede ısıtılmış demir gibi bazı maddelerin içinden bile,
daha hızlı geçebilir (MAK değeri, bilinmiyor).
Propan ( C3H8 ): unda, renksiz ve parlayıcı bir gazdır. Yüksek konsantrasyonda pupilla ve inaktivite yapar. MAK değer:
3
Türkiye’de yok, TWA: 1400 mg/m
Argon ( Ar): Gazaltı kaynağında koruyucu gaz olarak kullanılır. Sıvı metallerde çözünmeyen ve havadan ağır bir soy
(asal) gazdır. Argon ark gazı; argon, karbondioksit ve oksijen gazlarının karışımlarından meydana gelmektedir. Bu
gazların ayrı ayrı veya karışım halinde vücuda fiziksel olarak olumsuz etki yapma ihtimalleri yoktur. Ancak, kaynak
sırasında ark ışının etkisi ile açığa çıkan radyasyon fiziksel etki yapabilir. Bir çok kaynak yöntemi kaynak sırasında belli
miktarlarda radyasyon üretirler. Bu radyasyon, ark veya alev tarafından açığa çıkan elektromanyetik enerjidir. Operatörler
ancak hafif olan radyasyonu göz ile görebilirler. Kaynak veya kesme işi ile uğraşan operatörün uygun kıyafet giymemesi,
kaynak maskesi ve camı kullanmaması halinde, gözle görülmeyen radyasyonun göz ve vücut ile temas etmesi yanıklara
neden olabilir (MAK değer: Bilinmiyor)
137
Helyum ( He ): Gazaltı kaynağında koruyucu gaz olarak kullanılır. Yanıcı ve parlayıcı değildir. Renksizdir, Makro ölçüde
bile atomik özelliklerini gösterir. Isı iletkenliği çok yüksektir. Tüm elementler arasında en düşük erime ve kaynama
sıcaklığına sahiptir. Helyum doğal gaz kaynaklarından elde edilir. Her tür balonun şişirilmesi için en doğal ve emniyetli
gazdır. Tamamen asal, havadan hafif, küçük moleküler yapılı ancak yüksek moleküler enerjisi olan, sıvılarda
çözünmeyen ve sıvı hali bilinen en soğuk madde olan bir gazdır. (MAK değer: Bilinmiyor)
Metal Dumanları:
Kaynak işlemi sırasında işlenen metalden çıkan metal dumanının yanı sıra kaplama gibi diğer etkenler de risk
oluşturmaktadır. Metal dumanları, özellikle metal humması gibi uzun maruziyet süresi sonrasında ortaya çıkabilen ciddi
meslek hastalıklarına sebep olmanın yanında, ağızda metal tadı gibi anlık rahatsızlıklara da sebep olmaktadır. Bunun
yanında metalin üzerinde kaplamaların yanması ve oksijenle reaksiyonu da bir çok tehlikeli kimyasal gaz ve dumanın
ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
BARYUM ( Ba ): Birçok ülkede baryum için TLV verilmemiştir. Baryum oksit içeren dumanın solunması sonucu solunum
yollarında tahrişler görülür. Ayrıca, baş dönmesi, kusma, ishal, karın ağrısı, kalp rahatsızlıkları ve kramplar görülebilir.
3
MAK değer: 0,05 mg/M
BERİLYUM, ( Be ): Metalik veya bileşik halindeki (örneğin, berilyum oksit) berilyum oldukça toksit bir maddedir.
Çoğunlukla bakır alaşımları içinde bulunan berilyum mesleksel akciğer hastalıklarına neden olabilir. (ACGIH, berilyum ve
bileşiklerine A2 Suspected Human Carcinojen listesinde yer almaktadır.
3
3
MAK değer: 0,002 mg/M TWA-0.002 mg/m
3
KADMİYUM, ( Cd ): Çok toksik bir maddedir. TWA-0.01 mg/m . Korozyon koruyucu olarak kadmiyum ile kaplı bir
malzemenin kaynak işlemi sırasında kadmiyum ile kaplı bir malzemenin kaynak işlemi sırasında kadmiyum oksit oluşur.
Kadmiyum zehirlenmesinin belirtileri; solunum güçlüğü, ağızda kuruluk, öksürük, göğüs ağrısı ve vücut sıcaklığının
yükselmesidir. Bu belirtilerin bir kısmı genellikle etkilenmeyi izleyen bir veya birkaç gün içinde görülmezler. Karaciğer ve
böbreklerin de kadmiyumdan etkilendiği bilinmektedir.
3
MAK değer: 0,02 mg/M
KALSİYUM OKSİT, (CaO): Kaynak işlemi sırasında oluşan kalsiyum oksit yüksek konsantrasyonlarda mukozada
tahrişlere neden olabilir ancak kaynak işlemine bağlı olarak doğrudan bir sağlık etkisi yoktur.
3
MAK değer: 5 mg/M
KROM, ( Cr ): Paslanmaz çelik gibi krom alaşımlı malzemeden yapılan kaynak işlemi sonucunda +3 ve +6 değerlikli
krom oluşur ki her iki yapı da mukozalar, solunum yolları ve akciğerler üzerinde tahrişlere neden olurlar. Ayrıca vücut
sıcaklığında yükselmeler görülür. +6 değerlikli krom kanser yapma riski yüksek olan bir maddedir.
3
MAK değer: 0,1 mg/M
TWA-0.5 (krom metal ve krom +3 bileşikleri için)
BAKIR ( Cu ): Kaynak işlemi yapılan ana metal ve dolgu metalinde bulunan bakırın kaynak dumanı yoluyla solunması
3
vücut sıcaklığının yükselmesine neden olabilir. MAK değer: Bilinmiyor
TWA-0.2 mg/m
FLOUR, ( F ): Temel olarak kaynak elektrotlarında kaplama maddesi olarak bulunan flour bileşiklerinin kaynak işlemi
sırasında açığa çıkması ve ortam havasına yayılması sonucu solunum yollarında tahrişler ile akut ve kronik etkilenmeler
olabilir. Havalandırmanın iyi yapılmadığı kapalı alanlarda ortam havasında bulunan flour konsantrasyonu izin verilen eşik
değerinin üzerine çıkabilir.
3
3
MAK değer: 2,5 mg/M
TWA-2.5 mg/m
DEMİR, ( Fe ): Kaynak işlemi sırasında oluşan demir oksite uzun süreli etkilenme sonucu kişilerde siderosis adı verilen
akciğer meslek hastalığı görülebilir. Röntgen sonuçları silikosiz ile benzer olmasına karşın yaşamsal bir sağlık sorunu
olmaz.
3
3
MAK değer: (Demir oksit için) 10 mg/m
TWA-3.5 mg/m
KURŞUN, ( Pb ): Kurşun genel olarak kaynak dumanı içinde bulunmaz. Ancak, yüzeyi kurşun ile kaplı malzemenin
kaynak işleminde ve/veya kurşun içeren yalıtım maddesi ile kaplı elektrotların kullanıldığı işlemlerde metal oksit
dumanları içinde kurşun bulunabilir. Kurşun oksit dumanlarının solunması sonucu bağ ağrısı, bayılma, adele ağrısı,
kramp, kilo kaybı, iştahsızlık ile yüksek konsantrasyonlarda anemi ve hafıza kaybı görülebilir.
3
3
MAK değer: 0,2 mg/m
TWA-0.15 mg/m
MAGNEZYUM, ( Mg ): Çelik alaşımlarında ve elektrotta bulunur. Kaynak dumanı içinde bol miktarda bulunan
magnezyum oksit, toksit etkilere sahiptir. Mukoza tahrişleri, baş dönmesi, kas gerilmesi, bayılma ve unutkanlık başlıca
zehirlenme belirtileridir. Metal buharı ateşine de neden olan magnezyum oksit sinir sistemi ve solunum yoları üzerinde de
3
3
etkilidir. MAK değer: (Magnezyum oksit için) 15 mg/m
TWA-10 mg/m
MOLIBDEN, ( Mo ): Molibden içeren metal oksit dumanlarının solunması solunum yollarında tahrişlere neden olur. Eşik
değerinin üzerindeki konsantrasyonlarda uzun süreli etkilenmeler karaciğer rahatsızlıklarına neden olabilir. MAK değer:
3
TWA-5 mg/m
NİKEL BİLEŞİKLERİ, ( Nİ ): Paslanmaz çelik parçaların kaynak işleminde açığa çıkar. Nikel oksit metal buharı ateşine
neden olur. Kansorejendir.
1
3
(MAK değer: (Çözünebilen bileşikleri için) 5 mg/m
TWA-0.1 mg/m
ÇİNKO OKSİT, ( ZnO ): Galvanizli parçaların kaynak işleminde çinko oksit oluşur. Çinko oksit metal buharı ateşine neden
olur.
3
3
MAK değer: 1 mg/m
TWA-5 mg/m
Tozlar:
Kaynaklı imalatta tozlar, çapı 1 mikrondan büyük olan taneciklerden oluşmaktadır. Metal oksit dumanları ise çapı 1
mikrondan küçük olan taneciklerden oluşmaktadır. Bu tanecikler, uzun sürelerle havada asılı kalabilir ve hava hareketleri
ile kaynak yapılan noktadan çeşitli yönlere taşınabilir. Bunlar, temel olarak metal ve diğer oksitlerdir. Oluşan kaynak arkı
ile erimiş metal buharları ortam havası ile temas ederek oksitlenir ve yoğunlaşır.
138
Kaynaklı imalat atölyelerinde ortam havasına karışan tozlar, genellikle kaynak ağzı açılması, metal malzemelerin
taşınması, kesilmesi, kaynak ağzının taşlanması gibi işlemler sonucunda oluşmaktadır. Tozlar genellikle çökerek işyeri
tabanı ve kaynak ekipmanları üzerinde birikirken, metal oksit dumanları uzun süre havada asılı kalmakta ve hava
devinimleri ile işyeri ortamında çeşitli yerlere dağılabilmektedir.
KAYNAK İŞLERİNDE OLUŞAN IŞINLARIN TEHLİKESİ
Kaynaklı imalat atölyelerinde ortaya çıkan metal duman ve tozları ile gaz ve buharlar dışında ikinci önemli risk, kaynak ve
kesme işlemleri sırasında oluşan ışınlardır. Kaynak yaparken oluşan ark enerjisinin yaklaşık % 15'i ışın şeklinde çalışma
ortamına yayılır. Bu ışınların yaklaşık % 60'ı kızılötesi ve % 10'u ise morötesi ışınlardır. Bu ışınlar, çalışanlar üzerinde
yukarıda belirtilen hastalıkları oluşturmaktadır.
Kaynak ve kesme işlemlerinde ortaya çıkan ışınlardan çalışanların en çok etkilenen organı gözleridir. İkincisi ise,
çalışanın cildidir. Örneğin, iş parçası ve kaynak ekipmanı çok sıcak olduğundan dolayısıyla vücuda temas ettiğinde
yanıklar oluşabilir. Buna ek olarak kaynak işleminde oluşan radyasyon ışınları (ulraviyole ışını) ciltte radyasyon
yanıklarına neden olur.
Kaynak işlerinde oluşan ışın radyasyon’dur. Kaynak işlerindeki radyasyonun tip ve miktarı yapılan işlem ve metalin
ergime sıcaklığına bağlıdır. Tüm radyasyonlar, günümüzde tehlikeli olarak kabul edilir. Radyasyon, ya iyonize olan ya da
iyonize olamayan türde olabilir. İyonize olan radyasyona örnek X-Işınlarıdır. Elektron ışın kaynağında oluşur. TIG
kaynağında kullanılan toryumlu tungsten elektrodda kopma ve parçalanma olması ile oluşur (bu parçalar radyoaktiftir)
İyonize eden radyasyona örnek de kızılötesi (infrared) ve morötesi (ultraviole) ışınlardır ve bunlar görünen ışındır.
Kızılötesi radyasyon, sıcak bir metalden alev veya arktan çıkar ve tıpkı yanan bir yakıtın ısısı gibi etki yapar. Morötesi
radyasyon, cilt tarafından hissedilmez ve tıpkı güneş yanığı etkisi gösterir.
Bu ışınların dalga boyu, çalışanların göz sağlığı açısından önem taşır. Bu ışınlardan morötesi ışınlar çalışanların
3
gözlerinde en fazla hasara neden olmaktadır. Çünkü, uzun dalga boyu aralığının üst tarafında yer alan görünen ışın
sınıfına girer. Bu ışınlara maruz kalan çalışanlar, gözünde koruyucu gözlük ya da kaynakçı siperi yoksa gözlerini
kapamak ve kısmak gibi reflekslerle bu ışınların etkilerinden korunmaya çalışırlar.
2
Ancak, kısa dalga boyu ile görünen ışık bandının üst tarafında yer alan morötesi ışınlar; çalışanların gözleri üzerindeki
hasar etkileri bırakan ışınlardır. Ayrıca, bu ışınlar görülemediğinden göz refleksleri ile korunabilme olasılığı da
bulunmamaktadır.
Kaynak ve kesme işlemlerinde ortaya çıkan ışınlardan çalışanların sağlıklarının olumsuz yönde etkilenmemesi için
mutlaka gözlerinin ve açıkta bulunan yüz, el gibi deri kısımlarının korunması gereklidir. Aksi halde, çalışan göz yanması,
kanlanması ve kızarması ile karşılaşırlar. Bu tür sağlık sorunları, kaynak ve kesme işlerinde akut (kısa dönemde) ortaya
çıkar. Bunların yanı sıra uzun dönemde ortaya çıkan (kronik) göz rahatsızlıkları sonucu kaynak ve kesme işlemlerinde
çalışanlar, değişik oranlarda görme kayıplarına, giderek körlüğe varan kalıcı hastalıklara uğrarlar.
Kaynak ışınlarından kızılötesi ışınlar; deride ısınma ve uzun süre maruz kalınması halinde kızarma ve yanıklara yol
açmaktadır. Arkla oluşan ışının dalga boyuna bağlı olarak da gözde saydam tabakanın (korneanın) ve görmeyi sağlayan
ağ tabakasının (retinanın) etkilenmesine ve giderek körlük ve katarak hastalığı gibi kalıcı hasarlara neden olabilmektedir.
KAYNAK İŞLERİNDE OLUŞAN GÜRÜLTÜNÜN TEHLİKESİ
Kaynaklı işlerinde çalışanların karşı karşıya kaldığı diğer bir risk grubu da gürültüdür. Kaynak işlemi sırasında kullandığı
ekipmanlar, presler, motorlar, matkaplar, çekiçler, testereler vb. oldukça çok ses üretirler. Kaynak işlemi sırasında
ortalama olarak 85 ile 105 dB (desibel) arasında gürültü oluşmaktadır. Bu işlerde oluşan gürültünün şiddeti, yapılan
kaynak türüne göre değişir. Ark kaynağı ile plazma kaynağı en gürültülü kaynak yöntemleridir. Kapalı alanlarda yapılan
kaynak çalışmalarında ve gemi yapım işyerlerinde (tersanede) gürültünün şiddeti daha da artmaktadır.
Kaynak işlemi dışında kaynakçı ile birlikte çalışan ve üretim sürecinde yer alan pres, matkap, testere ve çeşitli havalı el
aletleri gibi ekipmanlarda önemli ölçüde gürültü kaynağıdır. Özellikle, kaynaklı imalat atölyelerinde bulunan sözüedilen
makina, tezgah ve ekipmanın oluşturduğu gürültüden de çalışanlar olumsuz olarak etkilenir. Ayrıca, özellikle gaz metal
ark kaynağında ve metal gaz kaynağında 120 dB’le kadar ulaşan yüksek şiddette gürültü oluşmaktadır. Ancak, bu
şiddetteki gürültüyü kısa zaman aralığında kaynakçı tarafından algılanamaz. Yapılan araştırmalar bu tür gürültü
kaynaklarının geçici sağırlık dediğimiz işitme kayıplarına neden olduğunu göstermektedir.
Uzun süreli şiddetli gürültüye, örneğin 90 dB'nin üzerindeki seslere maruz kalan çalışanlarda geçici veya sürekli işitme
kayıpları oluşmaktadır. Geçici işitme, belli bir süre dinlendikten sonra iyileşebilen işitme kayıplarıdır. Ancak, ortaya çıkan
işitme kaybının iyileşebilmesi için, maruz kalma süresinin 10 katı kadar iyileşme süresine ihtiyacı vardır. Örneğin; 90
dB'lik bir gürültüde bir saat süre ile çalışıldığında ortaya çıkan yaklaşık 18-20 dB'lik bir işitme kaybının ortadan
kalkabilmesi için gerekli olan iyileşme süresi yaklaşık 10 saat süre ile gürültüsüz yerde dinlenmektir. Gürültü düzeyi
arttıkça, oluşan işitme kaybı artar ve iyileşme süresi de buna bağlı olarak çok daha fazla artar.
Gürültülü ortamda kaynak işi yapan işçilerin işitme kayıplarının iyileşebilmesi için gerekli dinlenme sürelerine sahip
olamadıkları için oluşan işitme kayıpları, yığılarak gelişir ve sürekli işitme kayıplarına yol açar. Sürekli işitme kayıpları
2
100-4.000 Angströmlük dalga boyu olan
139
genellikle 90 dB üzerindeki gürültü düzeylerinde oluşurlar. İşitme kayıpları iki tarafta da aynı düzeydedir ve ilk işitme
kaybı, kulakta 4000 Hz'lik frekansı işiten bölgesinde oluşur daha sonra ise konuşma frekanslarını etkiler. Oluşan bu
işitme kayıpları sinirsel tipte bir kayıp olduğundan kesinlikle iyileşmez. Diğer bir değişle, kalıcı sağırlık oluşur. Bu nedenle
çalışanların sağlığı açısından gürültüden korunmak son derece önemlidir.
KAYNAK İŞLERİNDE YANGIN VE PATLAMA TEHLİKESİ
Yangın ve patlama gibi büyük tehlikelerin nedenleri küçük kıvılcım ve kaynak çapaklarıdır. Kaynakçı kaynak yaparken
taktığı gözlük, siperlik vb. koruyucu ekipmanlar nedeni ile etrafını göremediğinden sıçrayan kıvılcımlar döşeme çatlak ve
aralarına girerek için için yanmaya başlar ve bazen yarım saat sonra yangına neden olabilir.
Yangın Tehlikesi
Kaynak yapım işleri sırasında oluşan yakıcı maddeler (sıçrayan kıvılcımlar; erimiş metal veya cüruf) çevresinde yanıcı
maddeler (Kağıt, bez, talaş, benzin, plastik maddeler, boya, solvent vs.) var ise yangın çıkabilir. Bu nedenle, kaynağa
başlamadan önce, çevrenin yanıcı maddelerden arındırılması gerekir. Ayrıca yangın söndürücü bulunmalıdır.
Patlama tehlikesi
Asetilen hava karışımı, tahmin edilemeyecek kadar geniş bir karışım aralığında (%2-%82) patlamaya hazır bir ortam
oluşturur. Gaz kaynağında yanma hızının gaz çıkış hızını aşması sonucu şalome ucundaki alev geri teperek şaloma içine
doğru girer ve kuvvetli bir patlama ile yanma oluşur. Bu durumda alev sönebilir ya da bek ucunda tekrar yanmaya
başlayabilir. Bu nedenle, yanma hızının artması ya da gaz çıkış hızının azalması geri yanmaya neden olur. Aşırı oksijen
kullanımı da yanma hızını artıracağından geri yanmaya neden olur.
Özetle, sürekli geri yanma, alevin bir geri yanma ile sürekli yanarak şaloma içine kadar ulaşmasıdır. Kuvvetli bir patlama
ile başlayıp bir ıslık sesi ile devam eder. Hemen müdahale edilmezse şaloma eriyebilir ve gaz kaçağı yapabilir. Alev geri
tepmesi oluştuğu zaman büyük ihtimalle yanıcı gaz hortumu patlar ve ciddi kazalara sebep olur. Şaloma ağzının bir
pislikte tıkanmasından doğan ve alevin geri tepmesi denilen bir olay sonucu patlama oluşabilir.
Bunların dışında boş akaryakıt bidon ve kaplarında kaynak işlemi yapıldığında, oksijen tüplerindeki oksijen gazı, tazyikli
hava yerine kullanıldığında, yağ, katran ve diğer benzeri maddelerin tazyikli hava veya oksijen ile patlayıcı karışımlar
meydana getirdiğinde, patlayıcı gazların bulunduğu ortamda sigara içildiğinde, patlama olabilir.
KAYNAK İŞLERİNDE ELEKTRİK TEHLİKESİ
Bir kaynak makinesinde kaza tehlikesi kaynak makinesinin bir elektrik akımı üreteci olmasından kaynaklanabilir. Bu
durum, kaynakçıyı elektrik çarpması nedeni olarak görülür. Kaynak işleminde elektrik çarpması, bir kaynak makinesinin
verebileceği en büyük gerilim değeri olan boşta çalışma gerilimi nedeniyle olur.
Elektrik enerjisinde, volt da amper de frekans da ölüme neden olur. En tehlikelisi de yüksek voltajdır. Aslında insan derisi
iyi bir izolatördür. Voltaj çok yüksek olmadıkça akımın geçip girmesine izin vermez. Akım, bir kere girmeyi başarırsa
içerde rahatça ilerler. Çünkü vücudumuzun çoğunluğu iyi bir iletken olan sudan ibarettir.
Elektrik akımı deriyi yüksek voltajla deler. 0,030 A (amper) yani 30 mA (mili amper) bile vücutta tehlike oluşturur. 100 mili
amperde sinirler etkilenmeye başlarlar. Daha yüksek amperde ise şok oluşur. Görüldüğü gibi alternatif akım doğru akıma
göre daha tehlikelidir. Örneğin, araba aküsündeki 12 volt doğru akım, 45-60 amperde tehlike yaratmazken tost
makinesindeki 220 volt alternatif akım, 10 amperde öldürücüdür.
Elektriğe çarpılmada bir başka etken de insanın üzerinden geçen akımın süresidir. Süre uzarsa deride yaralar oluşur ve
elektrik bu yaralardan daha çabuk geçer. Derimizden geçen elektrik akımı derhal sinir sistemimizi etkiler. Beyindeki nefes
alma merkezini felç eder, kalbin ritmini bozar hatta durmasına neden olur.
Elektrik çarpmasında voltajın değil de akımın şiddetinin yani amperin önemli olduğu ileri sürülmektedir. Elektriğin
öldürücü gücünün voltaj değil de akım miktarı olduğunu öne sürenlere göre akımın doğrudan kalbi etkilemesidir. Bu
görüşe göre l ila 5 miliamper akımın vücutta hissedilir, 10 miliamperde acı başlar, 100 miliampere gelince sinirler
reaksiyon gösteri ve 100300 miliamperde şok oluşur. Bu değerlendirmeler tam bir bilimsel sınıflandırma değil. Yani tuzlu
bir suyun içinde ise, cereyan tüm vücuda birden değeceğinden mili değil mikroamper seviyesinde bile bir akımdan zarar
görebilir. Elektrik kaynağında, 30 mA, ile 500 mA arasında elektrik akımı kullanılır.
KAYNAK İŞLERİNDE ALINACAK İŞ GÜVENLİĞİ ÖNLEMLERİ;
İşyerlerinde, yönetici, mühendis, teknisyen, usta ve işçilerin çeşitli tehlikeleri bulunan kaynak işlerinin yapılması sırasında
kazalara karşı korunabilmeleri, gerekli önlemlerin önceden alınması ve bu konuda yeterli bilgi sahibi olunmasıyla
mümkündür. Bir işin uygulama yönü ile uğraşan kişinin teknik bilgisi, yaptığı işteki tehlikeleri bildiği sürece tamdır.
Kaynağın yapıldığı işyerine veya kaynak yapım yerlerine ve kaynak yapım ve kesim çeşitlerine göre kaynak işleminin
yapılması sırasında alınacak önlemler ile kaynak veya kesim işini yapan kişinin alacağı kişisel önlemler olmak üzere üçe
ayrılarak incelenmiştir.
1. Kaynak ve kesim işlerinin yapıldığı bina veya yapım yerlerinde alınacak önlemler:
Kaynak atölyesinin, özellikle kaynak yapılan yerler yakınlarındaki kapı ve pencereleri yanmaz malzemeden (demir vb.)
yapılır. Kaynak yapılan yerlerde havalandırma tesisatı bulunmalı ve yeterli emme gücüne sahip olmalıdır.
Oksijen ve asetilen üreten aparatların, çalışılan yerden uzakta, mümkünse dışında tutulmalıdır. Kaynak aparatları ve
tüpleri için alttan ve üstten havalandırma delikleri olan, kapısı kıvılcım oluşturmayan, üstü hafif çatılı (Eternit gibi) etrafı
dayanıklı malzemeden (Beton gibi) ayrı bir bölmede bulundurulmalıdır.
Elektrik kaynağı yapılan yerler, çalışılan diğer kısımlardan bölmelerle ayrılmalıdır. Açık atölyelerin bir bölümünde
çalışılması gerektiği taktirde kaynak mahalli, başka işçilerin çalıştığı yerlerden en az 2 m. yükseklikte, ışık geçirmeyen
140
sabit veya seyyar paravanlarla ayrılmalıdır. Yakınında yanıcı madde depoları veya boyahaneler mevcutsa bunlar bu
yerlerden uzaklaştırılmalıdır.
Üzerinden taşıma ve geçiş yapıldığında, elektrik besleme ve kaynak kablolarının ezilmemeleri için önlem alınmalıdır.
Yangın söndürme cihazları ve uyarı levhaları bulundurulmalı, yangına karşı gerekli tertibat ve önlem (Kapak, kanal
içinden geçirme vs.) alınmalıdır.
Açık havada yapılan kaynak işlemlerinde kaynakçı rüzgarın yönünü mutlaka dikkate alınmalı ve daima rüzgarı arkasına
alarak çalışmalıdır. Ancak çok rüzgarlı havalarda dışarıda MIG/MAG kaynağı yapmak örtücü gazın dağılmasına neden
olacağı için önerilemez.
2. Yapılan kaynak türüne göre kaynak veya kesim işlemi sırasında alınacak önlemler
Bu hususu iki kısımda incelenir;
Gaz kaynağında alınması gerekli güvenlik önlemleri
Elektrik ark kaynağında alınması gerekli güvenlik önlemleri
2.1 Gaz Kaynağında:
Gaz kaynağı, ülkemizde en çok kullanılan ve en çok kazalara neden olan bir kaynak yöntemidir.
En büyük tehlike, kullanılan patlayıcı gaz karışımının büyük oluşundan meydana gelmektedir. Örneğin; asetilen,
oksijenle % 2,8 – 93 oranında; hava ile % 1,5 – 81 oranlarında karıştığı taktirde patlayıcı gaz karışımı oluşur. Asetilen
gazındaki bu karışım miktarının sınırlarının genişliği, patlama tehlikesinin büyüklüğünü gösterir.
Oksi-asetilen kaynağında alev kaynak yerindeki oksijeni zamanla azaltır ve böylece azot miktarı yükselir. Dolayısıyla
solunum güçleşir. Bundan dolayı kaynak işlemi yapılan atölyelerin sürekli havalandırılması gerekir. Örneğin, hava saatte
10 defa değiştirilmelidir. Kapalı yerlerde örneğin kazan içinde yapılan kaynak işlemlerinde elektrikli ark kaynağında
meydana gelen gaz, buhar ve duman aspiratörler vasıtası ile emilir.
Yanma gazının herhangi bir nedenle ortama yayılması halinde hemen tüm ateş kaynaktan kapatılır veya uzaklaştırılır.
Kaynak yapılırken mevcut pencere ve kapı açılmalı ve bu alanda bulunan işçiler uzaklaştırılmalıdır. İşyerinde başka bir
nedenle yangın meydana gelmiş ve ortamda gaz tüpleri bulunuyorsa bunların mümkün olduğu kadar hızla yangın
tehlikesi bulunan ortam dışına çıkartılması sağlanmalı, eğer bu sağlanamıyorsa gaz tüpleri üzerine büyük oranlarda su
püskürtülerek yüksek ısılardan korunması gerekir. Bu arada ilgililere ve itfaiyeye de haber verilerek tehlike yaratan
tüplerin bulunduğu bildirilir.
Kaynak yaparken, koruyucu gözlüklü maske, başlık, koruyucu elbise, güvenlik ayakkabısı, deri önlük, koruyucu
tozluk ve deri eldiven gibi kişisel koruyucu malzemelerden yapılan işe uygun olanları mutlaka kullanılmalıdır.
Yangın tehlikelerinin azalması için çalışma alanlarında sadece kullanım için gerekli gaz tüpleri bulundurulur. Gaz
tüpleri kesinlikle ısı kaynaklarının yakınına yerleştirilmemelidir.
Eğer donanım kumanda ve valf dolaplarını kapsıyorsa bu bölümlerde tehlikeli gaz karışımlarının birikmesinin kesinlikle
önlenmesi amacı ile yeterli havalandırma yapılmalıdır. Dikey duran gaz tüpleri düşmelere karşı kelepçe veya zincir gibi
uygun nitelikte bağlantı elemanları ile güvenlik altına alınmalıdır. Herhangi bir tehlike anında tüpler kolayca sökülebilir
durumda bağlanmalı ve diğer tüplerin tehlikeye girmemesi için ortak bağlantılardan kaçınılmalıdır.
Hortumlarda çatlaklıkların veya yıpranmanın olmamasına dikkat edilmelidir. Hortumlardaki en küçük hasar bile hemen
giderilmelidir. Hortumlar yanma, burkulma ve üzerinden geçme gibi hususlara karşı emniyetli olmalıdır. Alüminyum
kaynağında koruyucu gözlük takılmalıdır. Gözlük camları DIN 4647’ye göre koruma derecesi 4A-6A arasında olan camlar
kullanılmalıdır.
Kaynak edilmiş Alüminyum parçaları, ısındıkları yerde renk değiştirmediğinden ısınmış olduğu gözle görülemez bu
nedenle parçalar bir pense ile tutulmalıdır. Kaynak ve/veya kesme işlemlerini gerçekleştirecek kişilerin 18 yaştan büyük
olmaları ve bu konuda eğitim almış ve sertifikalarının olmaları gerekir. Usta olmayanlar bir sorumlu usta gözetiminde
ancak bu işlemleri yerine getirebilirler.
Yangın çıkması durumunda bunun nasıl söndürülebileceği daha önceden planı hazırlanmalıdır. Gaz tüpleri ısı
kaynağına yakın olmamalıdır. Tutuşması kolay olan malzemenin olduğu yerde, yumuşak malzemenin olduğu çatılarda
veya patlama tehlikesi olan yerlerde kaynak işlemleri yapılmamalıdır.
Asetilen üretim aparatlarının yetkili firmalar tarafından imal edilmiş olmalı, bu aparatların fabrika etiketlerinde,
karakteristikleri ve kullanma talimatları yazılı olmalıdır. İlave olarak, işyerinde yapılan işe uygun kullanılmalı, ayrıca
kullananlar da kullanma koşullarını kaynakçının iyi bilmesi gerekir.
Bu aparatların parçaları sökülürken veya takılarken tedbirli olmalı, sürtünme sonucu kıvılcım çıkmamasına da çok dikkat
edilmelidir. Asetilen üretim aparatları mümkün olduğunca beslenme suyu ile birlikte taşınmalı yahut önce gazın alınıp
sonra çamurlu suyun boşaltılması gerekir.
Yapılan kaynak işinin uzun süreli durması halinde boş geçen sürede ve geceleri, cihazla suyu geri tepme emniyet
tertibatı arasındaki gaz musluğu kapatılmalıdır. Cihazın bulunduğu yer iyi havalandırılmalıdır. Kış aylarında donan
cihazın çözülmesinde sıcak su ve buhar kullanılmalıdır. Aksi halde, alev veya ateşle ısıtmak tehlikelidir. Soğuk
mevsimlerde donmayı önlemek için pencere kapı kenarlarından uzak bulundurulmalıdır. 1 hacim suya 125 gr. yemek
tuzu atılırsa donma önlenmiş olur.
Asetilen üretim aparatlarının türüne göre karpit kullanılmalı, kazan kapasitesinden fazla karpit konmamalıdır. Kazana
karpit koyarken ve karpit çamuru boşaltırken açık ateş olmamalıdır ve sigara içilmemelidir.
Asetilen üretim cihazlarında, cihazın güvenliğini sağlayan “sulu geri tepme güvenlik tertibatı” bulunur. Cihazla hortum
arasında, cihazın hemen üzerinde bulunan bu tertibat alevin geri tepmesini kazana geçmeden söndürür, üfleçten geri
141
tepen oksijenin asetilen boru tesisatından kazana geçerek patlayıcı gaz karışımının oluşumunu ve meydana gelebilecek
yanmayı önler.
Her kesme ve kaynak işlerinde kazan ile üfleç arasına bir sulu geri tepme emniyet tertibatı bağlanır. Sulu geri tepme
emniyet tertibatları devamlı bakım ve kontrole tabi tutulmalıdır. Sulu geri tepme emniyet tertibatları en az ayda bir kere
temizlenmelidir. Günde birkaç defa veya her kaynak işleminden evvel su seviyesi kontrol edilmelidir. Emniyet tertibatı su
seviyesi, seviye musluğundan ayar edilmelidir. Fazla su gaz ile birlikte üflece gelir. Emniyet tertibatının bütün aksanları,
vana, musluk ve kolları sık sık kontrol edilerek, iyi çalışması sağlanmalıdır. Emniyet tertibatı işyerinden uzaklaştırılmak
suretiyle tedbirler alınarak tamir edilir. Her geri tepmeyi müteakip cihaz kontrol edilmelidir.
2.2 Elektrik Ark Kaynağında
Elektrik ark kaynağında en büyük tehlike elektrik çarpması (şoku) dur. Elektrik çarpma olayı özellikle kaynak makinesi
boşta çalışırken oluşur. Kaynak yaparken ark gerilimi 20 ile 30 volt arasında olmasına rağmen makinenin boşta çalışması
sırasında 65-100 volta kadar çıkar.
Elektrik ark kaynağında elektrik çarpmasını engellemek için şu önlemler alınmalıdır.
12345678-
Alçak gerilime dayanıklı ve kuru eldiven kullanılmalıdır.
Kaynak pensleri akımı geçirmeyecek şekilde izole edilmelidir.
Bütün tesisat topraklanmalıdır.
Kaynak tabloları sağlam olmalı, izoleleri kontrol edilmelidir.
Kazan, tank, menhol gibi dar ve kapalı yerlerde yapılan elektrik ark kaynağında doğru akım kullanılmalıdır.
Kapalı ve nemli yerlerde yapılan kaynakta, kaynakçının metalik kısımlarla temasını önleyecek lastik veya tahta
altlıkları kullanılmalıdır.
Kaynak makinesinin boşta çalıştığı zamanlarda, elektrot pensesi tahta bir masa veya askıya konmalıdır. Koltuk altına
veya omuza koymak son derece tehlikelidir.
Kaynak tablosunu takarken veya kutupları değiştirirken makine boşta çalıştırılmamalı, makinede akım yokken
yapılmalıdır.
Kaynak makinesinden alınan elektrik enerjisi ark ve etrafındaki ısı ile ışığa dönüşür. Toplam enerjinin takriben % 15’i ışık
haline geçmektedir. Bu ışınlar çalışanların bilhassa göz ve ciltlerinde zararlı tesirler icra ederler.
Kaynaklı imalatta, kaynak ve kesme işlerinin bir diğer tehlikesi de elektrik şokudur. Tüm ekipman ve parçaları böyle bir
şoka neden olabilir. Önlemek için;
•
•
•
•
Tüm elektrikle çalışan ekipman ve iş parçaları topraklanmalıdır.
Duy ile ekipman arasındaki kabloyu topraklama kablosu olarak kullanma yanlışlığı yapılmamalıdır.
Doğru kablo çapı kullanılmalıdır.
Elektriksel bağlantıların kuru, temiz ve sıkı olması sağlanmalıdır. Kablo ve bağlantılarını iyi durumda olması
sağlanmalıdır.
• Çalışan alanı ve ekipmanı yaş/nemli olmalı, kuru tutulmalıdır.
Elektrik ark kaynağında oluşan ışınlara karşı:
Parlak ışınlar gözleri kamaştırdığından, gözlerin korunması gerekir. Gözlerin korunması da pratikte gözleri koruyucu
camı bulunan maskelerle sağlanır. Koruyucu camlar arkın şiddetine göre değişir. Kaynakçı, kaynağın cinsine ve akım
şiddetine göre de çeşitli koyulukta camlar kullanmalıdır. Genellikle aşağıdaki camlar tavsiye edilmektedir.
Akım şiddeti (amper)
15 - 20
Camın rengi
Çok açık
Camın Numarası
8
20 -40
Açık
9
40 - 90
Açık
10
80 - 175
Orta
11
175 – 300
Orta
12
300 – 500
Koyu
13
> 500
Koyu
14
Kızıötesi (enfrared) ışınlar sıcaklık verdiğinden kaynakçı, vücudunun açık kısımlarının ısınmasıyle bu ışınların tesirini
hisseder. Bu tesir koruyucu bir elbise ve maske ile vücudu koruyarak ortadan kaldırılır. Enfraruj ışınların genellikle
kaynakçılarda fiziki bir gerginlik husule getirir, bu da kaynak işlerini aksatır.
Ark kaynağında oluşan ışınlardan, insan vücudu için en tehlikeli olanı morötesi (ultraviole) ışınlarıdır. Ultraviole, cilt ve
gözde yanıkların meydana gelmesine neden olduğundan bütün vücudun ve gözlerin korunması gerekir. İyi kaliteli
koruyucu camlar bütün ultraviole ışınları emer. Ancak, bu camların daha önceden iyi bir kontrole tabi tutulması gerekir.
Bir kaynakçı ilk eline geçen renkli camı kullanmamalıdır.
Bir kaynak yeri iyi korunamazsa, oluşacak ultraviole ışınlar, civarda çalışan diğer personelin de gözlerine zarar verir.
Böyle bir ışına maruz kalmış insanların birkaç saat sonra gözlerinde yanma meydana gelir. Bu yanmalar da çoğunlukla
başağrısını müteakip kendini gösterir. Eğer birkaç kaynakçı birbirine yakın olarak aynı yerde çalışıyorsa, göz yanması
142
olan kaynakçılarda da oluşur. Bunun için kaynakçıların birbirinin arasına ultraviole ışınları geçirmeyen birer perde
(kaynakçı paravanası) koymaları gerekir.
Ayrıca, kaynak yapılan yere (TEHLİKE, kaynak ışınına maskesiz bakmayın) yazılı bir levhanın asılır.
Ultraviole - UV ışınları, kaynakçının cildinin üzerinde güneş ışığı gibi yüzeysel yanıklar oluşturur. Bundan da en fazla
kaynakçı zarar görür. Yanmayı önlemek için kaynakçı, vücudunun açık kısımlarını özellikle yüzünü, ellerini ve boynunu
korumalıdır. Çoğunlukla, yazın kaynakçılar sıcaktan yakınarak kollarını sıvar ya da yarı çıplak vücutla çalışırlar. Böyle
durumlarda vücudun açık kısımları UV ışınlarından etkilenir. Ayrıca, bu ışınlara uzun süre maruz kalındığında, kumaş
elbiseler birkaç hafta içersinde gevrekleşerek parçalanır. Bunun için deriden yapılmış elbiseler giyilir.
Bir elektrik arkının oluşturduğu ışınlar, genel olarak insan hayatını doğrudan doğruya tehlikeye maruz bırakmaz. Bu
yüzden kaynak işleriyle uğraşan birçok işyerleri önem bile vermezler. Oysa, korunma yöntemleri gayet basittir. Bu
nedenle, kaynak işlerinin düzenli yürümesi ve kazaların azalması için bu yöntemleri tam anlamıyla uygulanmalıdır.
Elektrik ark kaynağında solunum sisteminin korunması.
Kaynak esnasında meydana gelen gaz, duman ve buhardan solunum sisteminin korunması, kaynakçının sağlığı
bakımından zorunludur.
Elektrik ark kaynağında duman oluşumu, teneffüs sisteminin dikkatli, bir şekilde korunmasını gerektirir. Hiçbir zaman
3
havadaki duman konsantrasyonunun 20 mgr/ m ü geçmesine izin verilmemelidir.
3. Kaynak tüplerinde alınacak önlemler
Kaynak işlerinde kullanılacak gerek açık sahada gerekse kapalı ortamlarda ve atölyelerdeki tüplerin korunması son
derece önemlidir. Tüp taşıyacak kişi bu iş için gerekli eğitimi almış olmalı ve çalışırken mutlaka çelik burunlu koruyucu
ayakkabı giymiş ve deri eldiven takmış olmalıdır.
Tüpler dik olarak, tüp paletleri içinde veya tüp arabalarında taşınmalıdır. Taşınmaları sırasında tüpler kayışla palete
veya zincirle tüp arabasına bağlanmış olmalıdır. Tüpü kapağından tutup, tabanı üzerinde hafifçe döndürerek yakın
mesafede yeri değiştirebilir. Tüpleri vanalarından veya koruyucularından tutarak taşımaz. Hiçbir zaman mıknatıs,
zincir veya ip kullanılmaz. Kaldırmak için, kısa mesafelerde bile taşıyıcı veya uygun araç kullanılır.
Tüplerin stoklandığı yerlerdeki havalandırma çok önemlidir. Gazlar eğer belli miktarlarda havaya karışırsa tehlikeli
olabilir. Yanıcı gazların yangın tehlikesi, zehirli gazların zehirlenme tehlikesi, bu sınıflara girmeyen diğer gazların ise
kişinin oksijensiz kalarak boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına neden olur. Oksijen sızıntısı yanmayı teşvik ettiği
için tehlikelidir. Tüplerin depolandığı veya kullanıldığı yerlere girerken yeterli hava akımının olduğundan emin olunmalıdır.
Oksijen havadan ağır, renksiz ve kokusuz bir gazdır. Yağ, gres, hatta insan teninde bulunan yağın oksijen ile teması
yanmaya yol açabilir. Oksijeni hiçbir zaman "hava"nın yerine kullanılmaz. Oksijen tüplerini değiştirecek kişi ellerini
sabunla yıkayıp kurulamış olmalı ve temiz deri eldiven takmış olmalıdır. Aksi halde, elindeki yağ tüp vanasına bulaşarak
oksijen yanmasına neden olabilir.
Saf oksijende hemen hemen bütün maddeler yanar ve söndürülmesi çok güç olur. Bu nedenle, oksijende sadece oksijen
regülatörü kullanılmalıdır. Oksijen tesisatları ve donanımı oksijen temizliğinden geçirilmiş olmalıdır. Oksijen tüpleri, başta
yağ ve gres olmak üzere yanıcı madde ve gazlardan uzakta, iyi havalandırılan yerlerde depolanmalıdır ve bu yerlerde
"sigara içilmez" "açık alev kullanılmaz" uyarı levhaları asılmış olmalıdır.
Tüplerin içinde yüksek basınç bulunur. Eğer, regülatörün manometresi bozuk veya kırıksa güvenlik açısından mutlaka
yenisi ile değiştirilmelidir. Şaloma, hortum ve alev tutucu gibi diğer ekipmanlar da düzenli olarak kontrol edilmelidir. Yağ
ve gresten bütün ekipmanları korunmalıdır. Uygun olmayan bağlantıları takmak için zorlamamalıdır. Oksijen
regülatörlerinin içi, bakım, kontrol vb amaçlar için kullanıcı tarafından açılmamalıdır. Regülatörün içine toz, yağ gibi
maddeler girerek oksijen yanmasına neden olabilir.
Hiçbir zaman vanaları veya regülatörleri açmak kapamak için çekiç veya başka bir zorlayıcı alet kullanmamalıdır.
Tüplerin vanaları sadece kol kuvveti ile ve uygun bir anahtar vasıtası ile açılır, kapatılır. Tüpü ve vanalarını dışarıdan
gelebilecek darbelere karşı korunmalı çünkü tüpler, tam dolu olduğunda, içinde atmosferin 230 katı kadar basınç bulunur.
Oksijen tüpleri her 5 senede bir basınç muayenesine tabi tutulmaları gereklidir. Muayene tarihlerinin tüp üzerinde (içe
girintili değil dışa çıkıntılı, kabarık) olması ve satın alınırken bu hususun kontrol edilmesi gerekir. Tüplerin kullanılması ve
taşımaları sırsında zedelenmelerine özen gösterilmelidir.
Oksijen tüplerinin vanaları sağ, asetilen tüplerinin sol vidalıdır. Bu husus iki vanasın birbirine karışmasını önler. Basınç
manometreleri, tüpteki gaz basıncını işletme basıncına düşürür. Basınç düşürme manometrelerinin emniyet subapları
bulunmaktadır. Manometrelerin kırık ya da hasarlı olup olmadığı sürekli kontrol edilmelidir.
Tüp vanalarının hızla açılması supap yanmalarına neden olabilir. Hızla açılma neticesinde yüksek basınç kısmından
alçak basınç kısmına oksijen süratle hücum eder. Bu kısımdaki hava veya gaz sıkışarak oluşan ısı dolayısıyla
manometrenin yanmasına neden olabilir.
Basınç düşürme manometreleri için yağ son derece tehlikelidir. Yüksek basınç altında bulunan oksijen yağ ile temas
edince patlayarak yanar. Çok kere tamir edilen manometrelerin yayları bazen yağlandıklarından tehlikeli olurlar.
Sıkışmada ısı meydana geldiği gibi basınç düşmelerinde de soğuma meydana gelir. Uzun zaman oksijen kullanıldığında
yüksek basınçtan kesme basıncına düşen oksijen basınç manometresinin donmasına neden olur. Donu çözmek için
sıcak havlu veya sıcak kum torbası kullanılmalıdır.
Oksijen tüplerinin, vanalarının ve basınç düşürme manometrelerinin bakımında uyulması gerekli hususlar şunlardır:
143
1.
2.
3.
Tüpler depolanırken direkt olarak güneş ışınlarının altında ve aşırı soğukta bırakılmamalıdır. Dolu tüplerdeki
basınç sıcaklıkla yükseldiğinden, tüpler ateş bulunan yerlerin civarına konmamalı ve yanma tehlikesi olan
maddelerle birlikte depolanmalıdır.
Dik duran tüpler bir çember veya bir zincirle düşmeye karşı emniyet altına alınmalıdır.
Oksijen tüplerinin vana ve sair aksamı yağlı maddelerle temas etmelidir. Yağlı ellerle, yağlı üstüpü veya bezle tüp
vanalarını açmamak gerekir.
Temiz hava üstten, emiş alttan olmalıdır.
4. Yüksek basınçlı tüplerde kullanılan contaların kösele olmaması gerekir. Yalnız özel firmalar tarafından imal ve
tavsiye edilen contalar kullanılmalıdır. Aksi halde, vana yanmaları meydana gelebilir. Paslanan vana ve aksamı tel
fırçalarla temizlenmelidir.
5. Tüp vanaları sıkı kapanmalı ve sızdırmaz olmalıdır. Önce vana gayet az olarak açılır. Böylece pas ve pislikler
ağızdan uzaklaştırıldıktan sonra da basınç düşürme manometresi takılır.
6. Basınç düşürme manometresi başlangıçta yavaş açılmalıdır. Eğer hızla açılırsa yüksek basınçla gelen oksijen,
içeride kalan hava ve gazı ısıtarak sıkıştırma salmastraları veya burada tozlar be ısının tesiriyle tutuşur ve
dolayısıyle de manometrenin yanmasına neden olur.
7. Donan vanalar sıcak veya sıcak havlu ile çözülmelidir. Hiçbir zaman açık ateş veya alev kullanılmamalıdır.
8. Tüp vanaları yavaş açılmalıdır. Genel olarak vana volanın ¼ veya ½ defa döndürülmesi kafi gelir.
9. Kaynak işlemi biter bitmez tüp vanası kapatılmalı ve basınç düşürme manometresi gevşetilmelidir.
10. Tüp yatay olarak yere konduğunda, baş kısmının altına bir altlık koyarak yukarı kaldırılmalı ve manometre de üst
kısımda bulunmalıdır. Hiçbir şekil de ağız kısmı aşağıda bulunacak tarzda tutulmamalıdır.
11. Boşalan tüplerin vanası kapak olarak, muhafazası takılıp, dolu tüpler gibi muamele görmelidir.
12. Tüp vanaları elle açılıp, kapamalı ve herhangi bir alet kullanılmamalıdır. Aletle açıp kapama vana contasını bozar.
13. Vana millerinin sızdırılıp sızdırmadığını kontrol etmek için sabunlu su ve tüp vanaları, tüplere takılmadan evvel
sızdırmazlığı iyice kontrol edilmelidir.
14. Normal bir tüpten saatte 1000 litreden fazla gaz alınmalıdır. Saatte 1000 litreden fazla gaz alındığı taktirde iki veya
daha fazla tüpün birlikte bağlanması gerekir.
15. Tüpler manyetik vinçlerle taşınmamalıdır.
16. Oksijen tüpleri hiçbir zaman asetilen veya LPG tüpleri ile birlikte depolanmamalıdır.
17. Yanar haldeki üfleçler, tüplerin üzerine asılmamalıdır.
Tüpler aşağıda belirtilen renklerde olmalı ile boyanmalı, tüpün içindeki gaz cinsinin adı çevresel olarak kontrast renkli bir
boya ile tüp tabanından 2/3 yüksekliğe, tüp üzerine yazılmalıdır.
Asetilen tüpleri
: Sarı RAL 1018
Oksijen tüpleri
: Mavi RAL 5002
Argon tüpleri
: Açık Mavi RAL 5012
Azot tüpleri
: Yeşil RAL 6029
Helyum tüpleri
: Kahverengi RAL 8008 Yanıcı gaz
tüpleri
: Kırmızı RAL 3020
Diğer gazlara ait tüpler : Gri RAL 7000
Medikal amaçlı kullanılan gaz tüplerinde ise yukarıdaki temel renklere ek olarak TS3402 standardında belirtilen
işaretlemeler yapılmalıdır.
4. Şalomalarda (Üfleçlerde) alınacak önlemler
Şalomalar (Üfleçler), çok duyarlı aletlerdir. Gaz kaynağında kullanılan enjektörlü üfleçlerin gazı iyi emip emmediğini
daima kontrol etmek gerekir. Meydana
gelen patlamaların
dörtte üçü, üfleçlerin gazı iyi emmemesi
sonucunda meydana gelir. İyi çalışmayan üfleçleri tamir etmeden kullanmamak gerekir.
Üfleç ağızları takılıp çıkarılırken dikkat edilmeli ve zedelememelidir. Isınan üfleçleri suya batırarak soğutmak tehlikelidir.
Üfleçlerin ağız kısımları kirlenince, bir tahta parçası üzerine sürülerek temizlenir. Metalik parçalarla temizlenmesi
tehlikelidir. Hortumlar da üflece, sulu geri tepme emniyet kabına ve basınç düşürme manometresine sıkı sıkıya
bağlanmalıdır.
Üfleçlerin bakımından raiyet edilecek diğer hususları da şöyle özetleyebiliriz:
•
Üflece ait kısımlar kullanıldıktan sonra tekrar kutusuna veya duvardaki askı tablosuna konmalı ve hiçbir zaman
fırlatılıp atılmalıdır.
• Hortum bağlantılarının sızdırmazlık durumları kontrol edilmeli ve daima hortum klemensleri kullanılmalıdır.
Üflecin ağız bekleri kendilerine mahsus özel ana hatlarla sapa sıkıca bağlanmalıdır. Eğer emme tipi üfleçlerde emme
meydana gelmiyorsa, bek sapa gevşek bağlanmıştır veya sızdırma vardır.
• İstendiği zaman üfleç, yanıcı gaz kapatılarak ve oksijen açık vaziyette temiz su içeresinde soğutulmalıdır.
•
Alevin geri tepmesi veya yanmanın içerde olması halinde, üfleç hemen kapatılmalıdır. Böyle bir durumda tüp
asetilen kullanılmakta ise, tüp kontrol edilerek ısınıp ısınmadığına bakılmalıdır. Aksi halde, tüp yanması meydana
gelebilir.
•
Üflecin ağzının tıkanması halinde her iki gaz kapatılmalı ve özel ağız raybalarıyla üflecin ağzı temizlenmelidir.
144
•
Üflecin yakılmasından önce oksijen musluğu açılır. Sonra basınç düşürme manometresinin ayarı yapılarak
istenen basınç sağlanır. Kaparken de tamamiyle aksi işlem yapılır.
•
•
Üflecin asetileni iyi emip emmediği her defasında kaynak işleminden evvel kontrol edilmelidir.
•
Hortumun uzunluğu en fazla 5 metre, çapları da genel olarak yanıcı gaz hortumlarında 9 mm. ve oksijen
hortumlarında da 6 mm. olmalıdır.
•
Asetilen tüplerinde, hortum bağlayıcısı olarak bakır boru kullanılmalıdır. (asetilen bakırla çok patlayıcı bir bileşik
yapar).
•
Üfleci kutusuna koyup kaldırırken çok özen gösterilmelidir. Çünkü, üfleci söktükten sonra iyi boşalmayan
hortumda kalan gaz artığı, yayılarak patlayıcı gaz karışımını oluşturabilir.
Yanar haldeki üflecin devredilerek herhangi bir tehlikeye meydan verilmeyecek şekilde, kaynak masasının
üzerindeki hususi üfleç askısına asılmalıdır.
5. Kapalı hacimlerde ve kapalı kaplarda yapılan çalışmalarda alınacak önlemler
Lokal Havalandırma: Genel havalandırmanın yeterli olmadığı ya da mümkün olmadığı alanlarda kaynak yapan
kişinin çalıştığı ortam havasını iyileştirmek için yerel havalandırma yapılır. Lokal emiş sisteminin ağzı (emiş ucu)
kaynak yapılan noktaya ark kaynak gazı ve metal oksit dumanlarının yayılmasını önlemek için mümkün olduğunca
yakın olmalıdır.
Genel Havalandırma: Yüksek tavanlı, doğal hava hareketleri olabilen, geniş çalışma alanlarında genel havalandırma
3
yeterli olabilir. Çalışma ortam atmosferinde kabul edilebilir. Limit (Metal oksit dumanları için) 2 mg/m tür. Eğer bu
sağlanamıyorsa ek bir havalandırma sistemi kurulmalıdır.
Lokal havalandırmanın avantajlarından biri de genel havalandırmaya nazaran daha az havaya gerek duyulmasıdır.
Büyük parçaların kaynaklanması sırasında emiş ağzı, arka çok yakın olmalıdır.
Filtreleme: Kaynak ve kesme veya ilgili diğer yöntemlerle metal işleme sonucu oluşan kirli havanın içinde, büyüklükleri
0,005 ile 100 mikron arasında değişen katı partiküller de bulunmaktadır. Bu maddeler, filtre cihazlarında çeşitli yöntemler
kullanılarak değişik niteliklerdeki filtreler kullanılarak temizlenebilmektedir. Kaynak işlemi sırasında oluşan kirli havanın
içindeki zararlı gaz ve buharlar ise aktif karbon filtrelerde tutulmakta ve çalışama ortamı havasının kirlenmesi
önlenebilmektedir.
Kaynak yapan kişinin çalışma koşullarını iyileştirilmesi için bazı önlemler alınmalıdır. Kaynak sırasında çalışma ortam
havasına yayılan çeşitli kirlilikler ve toksik gazların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerden korunmak için çeşitli
yöntemler uygulanabilir. Örneğin iyi bir genel havalandırma, lokal havalandırma çeşitli tip solunum koruyucu maskeler.
Doğru ve uygun çalışma pozisyonu ile uygun örtücü gaz (helyum, argon, karbon dioksit) kullanımı sayılabilir. Bu
önlemler, kaynağında içerde veya dışarıda yapılmasına, kaynak yapılan parçanın büyüklüğüne vs. bağlı olarak
değişkenlik gösterir.
Kapalı hacimlerde çalışma oldukça kritik olabilir ve aşağıdaki önlemler alınmalıdır.
•
•
Tüm kapı ve pencereleri açarak ve ayrıca, bunların kapanmalarını önleyecek önlem alınmalıdır.
•
•
•
•
Tüm havalandırma deliklerinin tıkalı olmadığından ve vanaların sızdırma yapmadığından emin olunmalıdır.
•
Herhangi bir ekipman hatalı çalışma riskine karşı acil durum planı hazırlanmalıdır. Örneğin içerde çalışan
kaynakçı emniyet ipi ve emniyet kemeri takmalıdır. Bir ekipman hatası olduğunda bu kaynakçılar dışarıda
çalışan arkadaşları tarafından hemen dışarı çıkarılabilmelidir.
İçerideki hava, oksijenin yetip yetmeyeceğini anlamak bakımından düzenli olarak test edilmelidir. İçeri de
çalışan kaynakçı, ortama yayılan, örneğin Argon gazı nedeni ile oksijensiz kalarak boğulabilir. İçerdeki hava
zehirleyici, yanıcı veya tepkimeye girici olmamalıdır.
Yeterince havalandırma sağlanmalıdır.
Kaynak kesme, ısıtma işlemleri sırasında ihtiyaç duyulmayan tüm sistemler durulmalıdır.
Güç, gaz ya da diğer maddelerin kapalı hacıma girişlerini hemen kesebilecek düzenek veya düzenekler hazır
bulundurulmalıdır.
Tank, depo, büyük çaplı boru içi gibi kapalı ortamda, dışarıya kolay ve güvenli bir şeklide çıkabilmek için önlem (örnek
olarak, depo ağzına düzgün ve güvenli bir şekilde yerleştirilmiş merdiven olabilir.) alınıp alınmadığı kontrol edilmeden
kaynak ve kesme işine başlanılmamalıdır.
Kapalı bölmede (depo içinde) kaynak işine başlamadan önce ;
Patlayıcı gaz, Zehirli gaz, Havanın normal miktarda (% 21 oksijen) bulunup bulunmadığı, kapalı bölümde
havalandırmayı sağlayacak bir düzenin (emiş hortumu) bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Ayrıca, herhangi bir tehlike
anında yardım edebilmek için, bir yardımcı işçinin kapalı bölümdeki kaynakçıyı rahatça görebileceği veya duyabileceği
bir yerde gözlemesi, yardımcının yanında bir yangın söndürücü bulunması ve son olarak da kapalı bölüme
girilemeyeceği tehlikeli durumlarda kaynakçıyı dışarıya çıkarmak için kullanılacak sağlam bir ipin kaynakçının beline
bağlanması gerekir.
Parlayıcı ve patlayıcı gaz bulunan tank ve depoların kaynağı ise şu şekilde yapılır :
145
Alev alabilen sıvı bulunduran bir tank (1), boşaltıldıktan sonra içinde patlayıcı gaz bırakır (2). Uzun süre bekletilmesi
veya yıkanıp temizlenmesi dahi, patlayıcı gazı tamamen temizleyemez (3) Bu durumdaki tank, kaynak sırasında
küçük bir kıvılcımla patlar (4). Bunu önlemek için, patlayıcı gaz bu ortamdan tamamen temizlenmelidir. Bu da tank
içinin Argon ve Azot gibi asal gazlarla temizlenmesiyle olur. Küçük tanklarda yapılacak kaynak işleri, tankın kaynak
yapılacak kısmına kadar su ile doldurulduktan sonra güvenli kaynak yapılır.
(5) İçerisinde alkol, benzin, aseton, benzol, katran ve yağ gibi ateşle teması tehlikeli sıvılar bulunan boş saç varil ve
fıçıların veya diğer kapların kaynağı çok önemli bir husustur. Bu fırçalarda daima patlayıcı gaz karışımı oluşabilecek az
miktarda bir artık vardır. Keza, boş asit sülfrik, karpit veya bu gibi diğer maddeler olan fıçılarda da patlama tehlikesi
bulunur.
Kullanılmış bu gibi boş fıçıların veya diğer kapların kaynağında aşağıdaki hususlara uyma zorunluluğu bulunmaktadır.
•
Kullanılmış fıçıların açılması, tamiri, kontrolü ve temizlenmesi yetkili kimseler tarafından yapılmalıdır.
•
Sıkışan
civataların
açılmasında
kıvılcım husule
getirmeyen
özel
takımlar
kullanılmalıdır. Hiçbir surette kaynak alevi veya tavlı demirin kullanılmasına müsaade edilmemelidir.
•
Fırçaların
aydınlatma
•
Bir fıçının temizlenmesinde çeşitli yöntemler bulunmaktadır. Temizleme usulünün seçiminde, daha evvel
fıçının nerede kullanıldığını bilmek gerekir. Genellikle, fıçının su ile doldurulması ve üstten 2-3 cm.
yüksekliğinde küçük hacimli bir boşluk bırakıldıktan sonra kaynak yapılması gerekir. (Yukarıdaki şekle
bakınız)
•
Temizlenmiş fıçıların, henüz temizlenmeyen fıçılarla değiştirilmemesi için üzerine işaret konup ayrı bir yerde
muhafaza edilmesi gerekir.
•
Fıçıların kaynak ve kesme işlemleri yalnız deneyimli uzman kişilere yaptırılmalıdır. Temizlenmiş fıçı kaynaktan
önce su ile doldurulur ve kaynak dolu durumda iken yapılır.
iç tarafını kontrol ederken, patlamaya karşı güvenli en fazla 42 volt ile çalışan özel
lambaları kullanılmalıdır. Hiçbir surette kibrit, çakmak veya mum kullanılmamalıdır.
6. Yangına karşı alınacak önlemler
0
Kaynak sırasında sıçrayan ve sıcaklıkları 1200-1600 C olan kıvılcımlar, yanabilen veya çabuk tutuşan maddelerin
üzerine düştüklerinde yangına neden olurlar. Bunun için kaynak işlerine başlamadan önce, kaynak yerinin çevresi
kontrol edilir ve kolay yanabilen maddeler bu çevreden uzaklaştırılır. Herhangi bir yangın çıktığında söndürmek üzere
kaynak, sabit yerde yapılıyorsa kolay görünen bir yerde, seyyar yapılıyorsa kaynak arabasında yangın söndürme
cihazı bulundurulur.
Yangın oluştuğunda öncelikle, yangın uygun bir yangın söndürücü ile söndürmeye çalışılır. Yanma tüpün vanasında,
regülatörde veya şalomada ise, mümkünse tüp valfi kapatılıp gaz kesilir. Arkasından ilgili birimler haberdar edilir.
Yangın yerindeki ve yakınındaki insanların o mekandan uzaklaştırılmaları sağlanır. Mümkünse, bütün kayak tüpleri
yangın yerinden uzaklaştırılır. Ancak, ısınan tüpler gazın genleşip basınçlanmasından ötürü patlayabilir. Asetilen
tüplerinde, ani ısı nedeniyle asetilenin ayrışmaya başlaması sonucunda tüpler patlayabilir. Bu durumda tüpler
soğuyana kadar sürekli su tutulur. Asetilen tüplerinin, gazın ayrışması nedeniyle kendiliklerinden tekrar ısınmaları
olasıdır. Bu nedenle, asetilen tüpleri soğuduktan sonra da göz altında tutulmalı, tekrar ısınma halinde suyla
soğutmaya devam edilmelidir.
7. Kaynak İşlemlerinde Oluşan Gürültüye Karşı Alınacak Önlemler
İşveren, İş Kanunu gereği yükümlülüklerini yerine getirirken, işçilerin maruz kaldığı gürültü düzeyini değerlendirmeli ve
gerekiyor ise gürültü ölçümü yapılmalıdır. Kullanılan gürültü ölçme yöntemi, bir işçinin kişisel maruziyetini gösterecek
şekilde olmalıdır. Daha sonra işveren risk değerlendirmesini yapıp, hangi önlemlerin alınması gerektiğini tanımlar ve
risk değerlendirmesi ile ilgili, yürürlükteki mevzuata uygun olarak kayıt tutar ve saklar. Risk değerlendirmesi, düzenli
3
olarak tekrarlanır.
Kapalı ortamda kaynak yapılan yerlerde gürültü çıkaran makinaların monte edilmeleri sırasında işyeri tabanı, sesi
azaltacak malzeme ve sistemle yapılmalıdır. Duvarları, sesin yansımasını önleyecek malzeme ile kaplanmalı veya ses
geçirmeyen malzeme ile yapılmalıdır. Mümkün değilse, Kaynak işlemlerinin ayrı bölmede yapılarak oluşan gürültüden
diğer çalışanların etkilenmesini önlemek ve çeşitli yalıtım yöntemleri ile kaynak makine ekipmanlarının gürültü
4
düzeyinin düşürülmesi öncelikli olarak yapılması gereken yöntem olmalıdır.
Eğer, Gürültüye maruziyetten kaynaklanan riskler başka yollarla önlenemiyor ve gürültü düzeyi kaynağında alınacak
önlemlerle eşik değerin altına düşürülemiyorsa, çalışanlara oluşan gürültünün şiddetine uygun kişisel koruyucular
kullanmaları sağlanmalıdır. Bunlardan en yaygın ve kolay olarak kullanılanı olan kulak tıkaçları, kulakta hava yolunu
kapatan farklı özelikleri ile gürültü şiddetini 10 ile 20 dB kadar düşürebilmektedir. Kulaklıklar ise, kulak arkası kemiğini
(mastoid'i) kapatan bir yapıya sahip olduklarından özellikle kemik yolu ile iç kulağa iletilen seslerin yalıtımında daha
3
4
Bakınız, Gürültü Yönetmeliği, mad:6,7
Bakınız, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, mad: 78/1,2
146
başarılı olmaktadır. Gürültü şiddetinde 20-40 dB'lik azaltma sağlayabilen bu kulaklıklar, daha pahalı olmaları ve baş
5
hareketlerini kısıtladıkları için, kulak tıkaçlarına göre daha az kullanılmaktadır.
Gürültünün işçinin sağlığına olumsuz etkisi, yapılacak bir iş organizasyonu ile diğer bir anlatımla, maruziyet süresini
ve gürültü düzeyini sınırlayarak ya da yeterli dinlenme araları verilerek çalışma sürelerinin düzenlenmesiyle
azaltılabilir. Bunlara ek olarak, gürültüye maruz kalan işçilerin gürültü maruziyeti ile ilgili olarak bilgilendirilmeleri ve
eğitilmeleri sağlanır.
Kaynak işlerinde çalışacakların işe girişlerinde ve periyodik olarak sağlık kontrollerinde odyometrik muayeneden
6
geçirilmeleri ve sağlık raporlarının dosyalarında saklanmaları sağlanmalıdır. Böylece kaynakçıların işitme düzeyindeki
değişimler sağlıklı olarak izlenebilir ve gerekli önlemler zaman geçirilmeksizin alınabilir.
8. Kaynak işlerinde kullanılacak kişisel koruyucular
Kaynak ve kesim işleri yapılan yerlerde, risklerin önlenmesinin veya yeterli derecede azaltılmasının, teknik önlemlere
dayalı toplu koruma ya da iş organizasyonu veya çalışma yöntemleri ile sağlanamadığı durumlarda, çalışanlara kişisel
koruyucular verilir.
Özellikle kaynak alevi, çalışılan yerin oksijenini yavaş, yavaş aldığından havadaki azot miktarı artar, dolayısıyla
solunum güçleşir. Kaynak yapılan yerlerin genel veya yerel havalandırılması yapılamıyorsa, çalışanın solunum
yollarını korumak için kaynak gazına uygun maske verilir.
Kaynakçı, kaynak yapılan noktaya (ark) çok yakın durur ve üzerine eğilerek çalışırsa büyük miktarda gaz ve metal
oksit dumanları soluyabilir. Bu nedenle baş olabildiğince dik arktan uzak tutulmalıdır. Kapalı yerlerde yapılan
kaynaklarda en büyük risk boğulmadır. Bu nedenle dışardan hava beslemeli başı tamamen örten kaynakçı başlıkları
kullanılmalıdır. Hangi tip maske kullanılırsa kullanılsın maske kullanan kişilerin bu konuda bir eğitimden ve periyodik
sağlık kontrolünden geçirilmeleri gereklidir.
Uygun tasar ımlanmış kaynakçı başlığı ve siperleri de kaynakç ının solunum düzeyindeki gaz ve metal oksit dumanlar
ının konsantrasyonunun azalmasını sağlar. Bu nedenle kaynakç ı başlık ve siperleri yüzü, gözü ve bo ğazı tamamen
örtecek şekilde olmalıdır.
Kaynak dikişini örten cüruf tabakası kırılıp temizlenirken küçük ve keskin köşeli parçacıklar etrafa sıçrayarak özellikle
gözler için tehlikeli olurlar.
Kaynakçı sentetik elyaftan yapılmış elbise ve gömlek giymemelidir. Çünkü sentetik elyaf (naylon, perlon, trevira vb)
kıvılcımlarla erir ve ağır yanıklar meydana getirir. Yüksek yerlerde güvenlik kemersiz çalışılmamalıdır.
Göz ve yüz koruma için artık geleneksel sabit koyuluktaki camlar bırakılıp, iş güvenliği ve çalışma verimliliği açısından
çok daha iyi durumda olan otomatik kararan filtreli başlıklar tercih edilmeye başlanmıştır. Göz ve yüz koruması ihtiyacını
değerlendirdiğimizde, özellikle EN 166 ve EN 175 gibi mekanik korumaların yanında EN 379 kaynak ışığından koruma
standardlarına sahip olan kişisel koruyucu donanımlar (KKD) gerekli ve yeterli korumayı sağlamaktadır.
Bu tür kişisel koruyucu malzemeler, kendi içlerinde çok farklılıklar taşımaktadır. Seçiminde özellikle kararma süresi ve
kararma kesinliği değerlendirilmelidir. Kaynak arkı oluştuktan sonra kararma süresi ne kadar kısa olursa gözün
etkilenmesi o kadar azalacaktır. Ancak, kaynak işleminde kızılötesi ve mor ötesi ışınlar kaynak sonrasında da devam
etmektedir. Bu nedenle, kararma süresinde bağımsız olarak kızılötesi ve morötesi ışınlara karşı koruma sürekli olarak
sağlanan bir özellik olmalıdır. Bu tür ışınlar ve kızıl parlamanın devamı nedeniyle aydınlanma süresinin kullanıcı
tarafından belirlenebildiği modeller özellikle tercih edilerek daha sağlıklı ve verimli bir çalışma sağlanabilir.
Bu tür başlıklarda yaşanan sorunların başında uzaktaki kaynak ışığından etkilenme gelmektedir. Otomatik kararan
filtrelere karşı ya da yan yönlerden gelen bir başka kaynakçının ışığından etkilenebilmekte ve bu durum kullanıcıya
görme sorunları yaratabilmektedir. Özellikle, son modellerde bu sıkıntı da giderilmiş ve elektronik sistemlere hassasiyet
ayarı da eklenmiştir. Bu ayar sayesinde kullanıcı hem yaptığı kaynak tipine göre hem de çalışma ortamı koşullarındaki
diğer kaynakçılara göre ayar yapabilmekte ve çalışma verimliliğini artırabilmektedir.
Kaynaklı imalat atölyelerinde çalışanların yüzleri IR ve UV ışınlarının yakıcı etkisiyle, kaynak sonucunda oluşan sıcak
çapak, radyant ısı, kimyasal ve fiziksel tehlikelere karşı korunmalıdır. Bu amaçla yüzü tamamen kaplayan, hafif ve
görmeyi engellemeyen el veya baş siperlikleri kullanılır. Yüz ve gözleri aynı anda koruyabilmek üzere gözlük ve siperlik
birlikte kullanılabilir. Siperlik malzemesi olarak plastik, fiber ve cam gibi malzemeler kullanılabilir.
Kaynak işlemi sırasında oluşan UV, IR, termal radyasyon ve fiziki tehlikelere karşı kaynakçı eldiven, ceket, pantolon,
ayakkabı, tozluk ve önlük gibi koruyucuları kullanmalıdır. Kaynakçılar el, kol gibi açıkta kalan vücut kısımlarını morötesi
ışınlardan korumak durumdadırlar. Fakat morötesi ışınlar yapıları nedeniyle normal pamuklu, yünlü ve sentetik
kumaşları çok kısa sürede tahrip ettiğinden kaynakçılar çalışırken deri eldiven, kolluk gibi koruyucuların yanı sıra deri
önlük gibi giysileri de kullanmalıdır.
Kaynak işlemi yapanların giyecekleri koruyucu iş elbiselerinin özellikleri şöyle olmalıdır.
Eldiven ateşe dayanıklı olarak üretilmiş olmalıdır.
•
•
5
6
Önlük ve tozluk deriden ve ateşe, radyant ısıya ve sıcak metal çapaklarına dayanıklı olmalıdır.
Bakınız, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, mad: 22 - Gürültü Yönetmeliği, mad:8
Bakınız, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü, mad: 78/4,5 – Gürültü Yönetmeliği, mad: 12
147
•
Ayakkabılar sıcak çapakların ayağa girmesini önlemek amacıyla uzun konçlu, malzeme düşmelerine karşı burnu
çelikli olarak yapılmalıdır.
•
•
•
Eğer baş üstü çalışması var ise deri başlık ve omuzluk kullanılmalıdır.
•
İş elbiselerin kolları ile pantolonların paçaları düğmeli veya lastikli olmalı, tozların birikmelerine karşı cepsiz
dikilmelidir.
•
Kullanılacak iş elbisesi kumaşlarının UV ışınlarına karşı koruma özellikleri ve koruma oranları aşağıdaki tabloda
verilmiştir.
Ağır ve keskin malzemelerin başa çarpmasını ve düşmesini önlemek için baret giyilmelidir.
İş elbiseleri koyu renkte, kalın ve yünden dikilmeli, pamuk kullanılmamalı ve çok dar olmamalıdır.
Bütün kaynak ve kesme yöntemlerinde sıçrayan kızgın kaynak parçacıklarından korunmak için kaynakçı cildi tamamen
örten giysiler kullanılmalıdır. Yün kumaş ateşe daha dayanıklı olduğundan tercih edilmeli, giysilerde cep
bulunmamalıdır. Ayakkabılar pantolonun içinde kalacak şekilde olmalı veya bileği saran tozluklar kullanılmalıdır.
Böylece kaynakçılar ayakkabı içine giren kızgın metal parçacıkların yaratacağı yanıklardan korunabilir.
Diğer sağlık ve güvenlik önlemleri
Kaynaklı imalat atölyelerinde karşılaşılan sağlık ve güvenlik sorunlarının çok fazla sayıda olması ve her birinin değişik
özellikleri nedeniyle ayrı ayrı güvenlik önlemlerinin geliştirilmesi gerekli olduğundan burada çok sık karşılaşılan sorunlara
ilişkin alınması gerekli güvenlik önlemleri üzerinde kısaca durulacaktır. Kaynaklı imalat atölyelerinde ortaya çıkabilecek
çeşitli tehlikelere karşı çalışanların alması gereken güvenlik önlemlerini belirten uyarı levhaları erleştirilmeli ve
çalışanların bu uyarılara uyarak işlerini yapmaları sağlanmalıdır. Bunlara ilave olarak, hangi şartlarda olursa olsun çalışır
durumdaki makine, cihaz ve araçlar üzerinde kaynak yapılmamalıdır. Gerektiğinde, aracın motoru durdurulmalı, akünün
kutup başları çıkarılmalıdır. Yüksek yerlerde iskelesiz, platformsuz, korkuluksuz ve bir tarafa tutunarak veya derme
çatma iskele ve platformlar üzerine çıkılarak yapılmamalıdır. Kırık, çatlak ve bozuk priz, fiş ve anahtarlar kesinlikle
kullanılmamalı, elektrikçiye haber verilerek yenisiyle değiştirilmelidir. Seyyar priz ve fişler kaynak yerlerinde, geçitlerde
ayak altında bırakılmamalı, güvenli yerlere konulmamalıdır. Ayrıca, üzerlerine basıldığında kırılmayacak şekilde kutu
içinde korunmalıdır. Kaynak makinesi sürekli temiz tutulmalı, haftada en az bir defa bezle tozları alınmalı ve en çok 6
ayda bir her tarafı basınçlı kuru hava ile temizlenmelidir. Ancak, kullanılacak hava kuru ve nemsiz olmalı, basıncı 2 Atü’
yü geçmemelidir. Su soğutulmalı makinelerde en ufak bir su sızıntısı bile kısa devre yapabilir ayrıca elektrik şokuna
neden olabilir. Bu tür arızalar anında onarılmalıdır. Kaynakla kesim yapılırken, erimiş metal parçacıklarının hortumların
üzerine düşmemesi ve hortumların kızgın yerlere değmemesine dikkat edilmelidir.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
23 / Elektrikle Çalışmalarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, işyerinde elektrikle çalışmalarda ortaya çıkan riskler hakkında bilgi
sahibi olmalarına ve bu risklere karşı alınması gereken İSG tedbirlerini öğrenmelerine
yardımcı olmaktır.
U-1, U-11*
*Elektrik veya elektrik-elektronik mühendisleri ile elektrik veya
elektrik-elektronik teknik öğretmenleri.
BÖLÜM 1: ELEKTRİK ENERJİSİ
1.1 Elektriğin hayatımızdaki yeri ve önemi:
Elektrik, hayatımızın en önemli parçalarından biridir. Onsuz hiçbir şey yapılamaz. Yemek yerken, televizyon seyrederken,
yolda giderken, temizlik yaparken tüm hayatımız elektrikle iç içedir.
Dünyadaki kalkınmışlık düzeyi ve teknolojik gelişim, elektrikle çalışan aygıtlar ve tükettiğimiz elektrik enerjisi ile doğru
orantılı olarak kabul edilir.
Elektriğin hayatımızın her anında kullandığımız bu haline elektrik akımı denir.
Elektrik enerjisini oluşturan akımı sağlayanlar ise elektronlardır. Elektrik, (-) negatif yük sahibi elektronların ve iyonların
hareketi sonucu oluşan yük akımıdır.
1.2 Elektrik Akımı:
İletkenden (ya da alıcıdan) birim zamanda geçen elektrik yükü (elektron) miktarına akım denir. Akım, elektronların
hareketiyle ortaya çıkar. Ancak eskiden akımın artı (+) yüklü oyuklar tarafından taşındığı sanıldığından, bugün de eski
(klâsik) teorem kabul edilmektedir. Başka bir deyişle, bir pilde akım, artı (+) uçtan eksi (-) uca doğru gider deriz. Ancak
gerçekte akım eksi (-) uçtan artı (+) uca doğru akar.
Metallerin atomlarındaki elektron sayıları metalin cinsine göre değişir. İletken maddelerin atomlarının son yörüngelerinde
4 'den az elektron bulunur. Atomlar bu elektronları 8 'e tamamlayamadıkları için serbest bırakırlar. Bu yüzden bir İletken
maddede milyonlarca serbest elektron bulunur. Bu maddelere elektrik alanı uygulandığında elektronlar negatif (-) 'den
pozitif (+) yönüne doğru hareket eder. Bu harekete "Elektrik Akımı" denir. Birimi ise "Amper" 'dir.
Günlük hayatta kullandığımız bir çok cihaz 1-2 amper elektrik çeker. İletkenin herhangi bir noktasından 1 saniyede
18
6,25x10 elektron geçmesi 1 Amperlik akıma eşittir. Saniyede 1 Amper'lik akım demek, bir kesitten saniyede 6 milyon
kere milyar elektron geçişi demektir. Yıldırımda ise bu sayı 1 milyon kat daha fazladır. Akımlar "Doğru Akım" (DC) ve
"Alternatif Akım" (AC) olarak ikiye ayrılır.
148
Doğru akım: Zamana bağlı olarak yönü ve şiddeti değişmeyen akıma doğru akım denir. Doğru akım genelde
elektronik devrelerde kullanılır. En ideal doğru akım en sabit olanıdır. En sabit doğru akım kaynakları da pillerdir.
Birde evimizdeki alternatif akımı doğru akıma dönüştüren doğrultmaçlar vardır. Bunların da daha sabit olması için
DC kaynağa Regüle Devresi eklenir.
Alternatif (değişken) Akım:Zamana bağlı olarak yönü ve şiddeti değişen akıma alternatif akım denir. Alternatif akım
büyük elektrik devrelerinde ve yüksek güçlü elektrik motorlarında kullanılır. Evlerimizdeki elektrik alternatif akım
sınıfına girer. Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, aspiratör ve vantilatörler direk alternatif akımla
çalışırlar. Televizyon, müzik seti ve video gibi cihazlar ise bu alternatif akımı doğru akıma çevirerek kullanırlar.
1.3. Ohm Kanunu:
Bir elektrik devresinde; Akım, Voltaj ve Direnç arasında bir bağlantı mevcuttur. Bu bağlantıyı veren kanuna Ohm kanunu
adı verilir. 1827 yılında George Simon Ohm şu tanımı yapmıştır:
“Bir iletkenin iki ucu arasındaki potansiyel farkının,iletkenden geçen akım şiddetine oranı sabittir.”
R =V / İ( 1 )
V =İ x R ( 2 )
İ =V / R ( 3 )
şeklinde ifade edilir.
Burada R dirençtir. Bu direnç rezistans veya empedans (frekansa bağlı olarak değişen direnç) olabilir. V volttur. İ de akım
yani Amperdir. Direnç, akım ve gerilim arasındaki ilişkiye örnek verecek olursak;
Su dolu bir deponun dibine 5 mm çapında bir delik açalım, bir de 10 mm çapında bir delik açalım. Büyük delikten daha
çok suyun aktığını yani bu deliğin suyu daha az engellediğini görürüz. Burada deliğin engellemesi dirence, akan suyun
miktarı akıma, depodaki suyun yüksekliği voltaja karşılık gelir.
Elektrik devrelerinde de, bir gerilimin karşısına bir direnç koyarsanız, direncin müsaade ettiği kadar elektron geçebilir,
yani akım akabilir. Geçemeyen itişip duran bir kısım elektron ise sürtünme sonucu ısı enerjisine dönüşür ve sıcaklık
olarak karşımıza çıkar.
Direnç birimi “Ohm“dur bu değer ne kadar büyük ise o kadar çok direnç var anlamına gelir.
1.4.Elektrik akımının insan vücudundaki etkileri:
Vücut üzerinden topraklanan iletim yolu gerilim değerine göre farklılık gösterir. Alçak gerilim değerlerinde bu yol dolaşım
sistemi yani kalp üzerinden meydana gelir. Bu nedenle alçak gerilimlerin öldürücü etkisi kalp fibrilasyonundan (şok)
kaynaklanmaktadır. Yüksek gerilimlerde vücuda uygulanan elektriksel alan şiddetinin daha fazla olması nedeniyle
dolaşım sistemi dışındaki bir çok organ da iletken hale gelir. Özellikle iletim yolunda bulunan deri dokusunun direnç etkisi
nedeniyle oluşan aşırı ısı doku yanmasına neden olur. Genellikle alçak gerilime maruz kalan vücutta şok, yüksek gerilime
maruz kalan vücutta ise ağır yanıklar meydana gelir.
İnsan bedeninden geçen akımın büyüklüğü, kişinin vücut direncine, temas noktalarının özelliklerine ve alternatif akımda
frekansa bağlıdır. İnsan vücut direnci, vücut iç direnci, temas noktalarındaki geçiş dirençleri ve genel olarak akım yolu
üzerindeki diğer dirençlerden oluşur. Bu değerler kişilere göre çok farklı değerler alabilirler.
İnsan vücudu toplam direnci 2500 ohm alınıp, insan için tehlikesiz akım 20 mA alınırsa 50 voltluk bir temas gerilimi sınır
değer olarak kabul edilebilir. Bu nedenle 50 voltun üzerindeki şebeke (50 Hz) gerilimi tehlikeli gerilim olarak kabul
edilir.Yüksek frekanslı akımlarda vücut direncinin artması sebebi ile, tehlikenin azaldığı söylenebilir.
BÖLÜM 2: TANIMLAR
Küçük gerilim: Anma gerilimi 50 Volt’a kadar olan gerilim değeridir.
Tehlikeli gerilim: Etkin değeri Alternatif akımda 50 Volt’ un doğru akımda 120 Volt’ un üstünde olan, yüksek gerilimde ise,
hata süresine bağlı olarak değişen gerilimdir
Alçak gerilim: Etkin değeri 1000 Volt ya da 1000 Volt’ un altında olan fazlar arası gerilimdir.
Yüksek gerilim: Etkin değeri 1000 Volt’ un üzerindeki fazlar arası gerilimdir.
Frekans(Hz): Birim zamandaki salınım sayısıdır.
Elektrik kuvvetli akım tesisleri: İnsanlar, diğer canlılar ve eşyalar için bazı durumlarda (yaklaşma, dokunma vb.) tehlikeli
olabilmeli ve elektrik enerjisinin üretilmesini, özelliğinin değiştirilmesini, biriktirilmesini, iletilmesini, dağıtılmasını ve
mekanik enerjiye, ışığa, kimyasal enerjiye vb. enerjilere dönüştürülerek kullanılmasını sağlayan tesislerdir.
Elektrik iç tesisleri: Yapıların içinde veya bu yapılara ek olarak kurulmuş tesisler dışındaki her türlü alçak gerilim tesisleri,
evlere ait, bağ, bahçe tesisleri, sürekli tesislerin işletemeye açılmasına kadar kurulmuş geçici tesisler.
Dokunma gerilimi: İletken kısımlarla toprak arasında ortaya çıkan bir toprak hatası esnasında topraklama geriliminin
insan tarafından elden ele veya elden ayağa köprülenen bölümüdür.
Adım gerilimi: Topraklama geriliminin insanın 1 metre’ lik adım açıklığı ile köprüleyebildiği bölümdür. Bu durumda akım
yolu ayaktan ayağadır.
Koruma topraklaması: Gerilim altında olmayan iletken tesis bölümlerinin topraklayıcılara veya topraklanmış bölümlere
doğrudan doğruya bağlanmasıdır.
Koruma iletkeni: İşletme araçlarının gövdesini koruma topraklama sisteminde topraklayıcıya, sıfırlama sisteminde sıfır
iletkenine, koruma hattı sisteminde birbirlerine ve topraklayıcıya, hata gerilim koruma bağlaması sisteminde hata gerilim
koruma anahtarına, hata akımı koruma bağlaması sisteminde topraklayıcıya bağlayan iletkendir. Sıfırlama sisteminde
sıfır iletkeni de koruma iletkenidir.
Sıfır iletkeni: Doğrudan doğruya topraklanmış bir iletken olup, genellikle sıfırlamada koruma iletkeni olarak kullanabilen
orta iletkendir.
Sıfırlama: Gerilim altında olmayan iletken tesis bölümlerinin sıfır iletkenine veya buna iletken olarak bağlanmış olan bir
koruma iletkenine bağlanmasıdır.
Topraklayıcının yayılma direnci: Bir topraklayıcı ile referans toprağı arasındaki toprağın direncidir.
Topraklama direnci: Topraklayıcının yayılma direnci ile topraklama iletkeninin direncinin toplamıdır.
149
Gövde: İşletme araçlarının her an dokunulabilen, aktif bölüm olmayan fakat bir arıza durumunda gerilim altına girebilen
iletken bölümleridir.
Gövde teması:Bir hata sonucunda bir elektrik işletme aracının gövdesi ile aktif bölümler arasında meydana gelen iletken
bağlantıdır.
Kısa devre: İşletme bakımından birbirine karşı gerilim altında olan iletkenler ya da aktif bölümler arasında bir arıza
sonucunda meydana gelen iletken bağlantıdır.
Hata Gerilimi: İnsanlar tarafından dokunulabilen ve işletme akım devresine ait olmayan iletken bölümler arasında veya
böyle bir bölüm ile toprak arasında oluşan gerilimdir.
Hata Akımı: Bir yalıtkanlık hatası sonucu oluşan kısa devre akımı ya da toprak teması akımıdır.
Koruyucu ayırma: Bir yalıtım hatasında dokunma gerilimi meydana gelmemesi için bir takım tüketim aygıtının bir ayırma
transformatörü aracılığı ile besleme şebekesinden iletken olarak ayrılmasını sağlayan bir koruma düzenidir.
Kaçak akım: Gerilim altında bulunmayan iletken bölümler, akım sisteminin orta noktasına, doğrudan doğruya topraklamış
bir şebeke noktasına ya da toprağa iletken olarak bağlı ise, gerilim altında olan tesis bölümlerinde bu bölümlere yalıtkan
madde üzerinden işletme gereği geçen akımdır.
Aşırı gerilim: Genellikle kısa süreli olarak iletkenler arasında ya da iletkenlerle toprak arasında oluşan, işletme geriliminin
izin verilen en büyük sürekli değerini aşan, fakat işletme frekansında olmayan bir gerilimdir.
İç aşırı gerilim: Toprak temasları, kısa devreler gibi istenilen ya da istenilmeyen bağlama olayları ya da rezonans
etkileriyle oluşan bir aşırı gerilimdir.
Dış aşırı gerilim: Yıldırımlı havaların etkisiyle oluşan bir aşırı gerilimdir.
Başka şebekelerin etkisi ile oluşan aşırı gerilim: Başka şebekelerin, sözü edilen şebekeye etkisi sonucunda oluşan
gerilimdir.
İşletme elemanı: Elektrik enerji tesislerini oluşturan generatör, motor, kesici, ayırıcı, anahtarlama (bağlama) hücresi vb.
cihazlardır.
Santral: Elektrik enerjisinin üretildiği tesislerdir.
Ağ (Enterkonnekte) şebeke: Santrallerin birbiri ile bağlantısını sağlayan gözlü şebekedir.
İletim şebekesi: Yerel koşullar nedeniyle belli yerlerde üretilebilen ve ağ şebeke ile en üst düzeyde toplanan enerjiyi
tüketicinin yakınına ileten kablo ve/veya hava hattı şebekeleridir.
Dağıtım şebekesi: İletilerek tüketilecek bölgeye taşınmış olan enerjiyi, tüketiciye kadar götüren şebekedir.
Ana indirici merkez: Gerek enterkonnekte şebekeden alınan enerjiyi, daha küçük seviyeli iletim şebekelerine, gerekse
iletilerek dağıtım bölgesine taşınan enerjiyi seçilmiş dağıtım gerilimi seviyesine dönüştüren transformatör merkezleridir.
Ara indirici merkez: İki veya daha fazla yüksek gerilim seviyesi kullanılan şebekelerde enerjiyi bir yüksek gerilim
seviyesinden diğerine dönüştüren transformatör merkezleridir.
Dağıtım transformatör merkezi: Yüksek gerilimli elektrik enerjisini alçak gerilimli elektrik enerjisine dönüştüren
transformatör merkezleridir.
Hava hattı: Kuvvetli akım iletimini sağlayan mesnet noktaları, direkler ve bunların temelleri, yer üstünde çekilmiş
iletkenler, iletken donanımları, izolatörler, izolatör bağlantı elemanları ve topraklamalardan oluşan tesisin tümüdür.
İletkenler: Gerilim altında olup olmamasına bağlı olmaksızın bir hava hattının mesnet noktaları arasındaki çıplak ya da
yalıtılmış örgülü ya da tek tellerdir.
Yalıtılmış hava hattı kabloları: Yalıtılmış hava hattı kabloları, yalıtılmış faz iletkenleri ile yalıtılmış ya da yalıtılmamış nötr
iletkeni birbirine yada taşıyıcı bir tele bükülerek sarılmış tek telli, sıkıştırılarak yuvarlatılmış çok telli ya da örgülü
iletkenlerden oluşan kablolardır.
Demet iletkenler: Bir faz iletkeni yerine, iki ya da daha çok iletken kullanılan ve iletkenler arasında hat boyunca yaklaşık
olarak aynı uzaklık bulunan düzendir.
Anma kesiti (Nominal kesit): İletkenlerin standartlarda belirtilen kesit değeridir.
Gerçek kesit: Örgülü iletkenlerin, yapım toleransları dikkate alınmaksızın, net kesit değerleridir.
İletken kopma kuvveti: İletkenlerin hesapla bulunan teorik kopma değerinin %95'i ya da kataloglarda "kopma yükü" olarak
belirtilen değerdir.
En büyük çekme gerilmesi: -5ø C'da hesap için esas olan ek yükte ya da en küçük ortam sıcaklığında ek yüksüz yahut
+5ø C'da rüzgar yükünde oluşan iletken gerilmelerinin en büyük yatay bileşenidir.
Yıllık ortalama çekme gerilmesi : Yıllık ortalama sıcaklıkta (genellikle + 15øC'da) rüzgarsız durumda oluşan, iletken
çekme gerilmesinin yatay bileşenidir.
Salgı (sehim): İletken ile iletkenin iki askı noktasını birleştiren doğru arasındaki en büyük düşey uzaklıktır.
İletken donanımı: İletkenle doğrudan doğruya temasta olan ve iletkenlerin bağlanması, gerilmesi ve taşınmasına yarayan
parçalardır.
İzolatör bağlantı elemanları: İzolatörleri mesnet noktalarına ve iletken donanımlarına, izolatör elemanlarını birbirine
bağlamaya yarayan parçalardır.
Direğin yararlı tepe kuvveti: Direğe gelen rüzgar yükü dışında, tepeye indirgenmiş öteki kuvvetlerin izin verilen yatay
bileşenidir.
Direk açıklığı (menzil): İki komşu direk arasındaki yatay uzaklıktır.
Rüzgar açıklığı: Direğin iki yanındaki açıklıkların aritmetik ortalamasıdır.
Ağırlık açıklığı: Direğin iki yanındaki iletkenlerin yatay teğetli noktaları arasındaki yatay açıklıktır.
Küçük aralıklı hatlar: Birbirini izleyen iki direk arasındaki açıklık, çıplak iletkenler için 50 m'yi, yalıtılmış iletkenler için 60
m'yi aşmayan hatlardır.
Büyük aralıklı hatlar: Birbirini izleyen iki direk arasındaki açıklık, çıplak iletkenler için 50 m'yi, yalıtılmış iletkenler için 60
m'yi aşan hatlardır.
El ulaşma Uzaklığı: Normal olarak girilip çıkılan yerlerde insan elinin, yardımcı bir araç kullanmadan her yönde
ulaşabileceği uzaklıklardır. Bu uzaklıklar basılan yüzeyden başlayarak :
Yukarıya doğru el ulaşma uzaklığı: 2.50 metre
Aşağı ve yanlara doğru el ulaşma uzaklığı: 1.25 metre varsayılır.
150
BÖLÜM 3: ELEKTRİK TESİSLERİNDE GÜVENLİK
3.1. Genel Güvenlik:
Elektrik Tesisatı cins ve hacmine göre ehliyetli elektrikçiler tarafından tesis edilerek bakım ve işletmesi sağlanmalıdır. Bu
hususta Elektrik ile ilgili Fen Adamlarının Yetki ve Sorumlulukluları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uyulmalıdır. Bu
Yönetmelik;
1. inci Grup: En az 3 veya 4 yıl yüksek teknik öğrenim görenler.
2. inci Grup: En az 2 yıllık yüksek teknik öğrenim görenler ile ortaokuldan sonra en az 4 veya 5 yıl mesleki ve
teknik öğrenim görenler.
3. üncü Grup: En az lise dengi mesleki ve teknik öğrenim görenler, lise mezunu olup bir öğrenim yılı süreyle
Bakanlıkların açmış olduğu kursları başarı ile tamamlamış olanlar ile 3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitimi Kanunu’ nun
öngördüğü eğitim sonucu ustalık belgesi alanlar.
(Elektrik İle İlgili Fen Adamlarının Yetki, Görev Ve Sorumlulukları Hak. Yönetmelik Madde:3)
3.2 Yetkiler:
Elk. iç tesisi
yapım işleri
İşletme ve bakım
işleri
Muayene ve kabul işleri
1.Grup:
Elk. İç tesisi plan,
proje hazırlanması
ve imzalanması
işleri
50 KW
150 KW-400 V
1500 KW-35KV
2.Grup:
30 KW
125 KW-400 V
1000 KW-35 KV
3.Grup
16 KW
75 KW-400 V
500 KW-400 V
Kendileri tarafından
yapılan tesislerin bakım,
muayene, bağlantı ve
kabulü için gerekli işlerin
tamamlanması,
Yeterli elektrik bilgisi olmayan kimseler yardımcı olarak çalıştırıldığında, bunlara önceden gerekli bilgiler ve talimatlar
verilmeli, açıklamalar yapılmalıdır. Elektrik tesisleri her türlü işletme konumunda cana ve mala herhangi bir zarar
vermeyecek şekilde yapılmalı ve işletilmelidir. İnsanların dikkatsizlikle yaklaşılabilmelileri uzaklıkta bulunan elektrik
tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine doğrudan doğruya ya da günlük hayatta kullanılan aygıtlarla dokunulmasını
önleyici teknik tedbirler alınmalıdır.
3.3. Güvenlik mesafeleri: Hava hattı iletkenlerinin en büyük salgı durumunda üzerinden geçtikleri yerlere olan en küçük düşey
uzaklıkları
İletkenlerin üzerinden geçtiği yer
Hattın izin verilen en yüksek sürekli işletme
gerilimi (kV)
0-1 (1 dahil) 1-17,5 36 72,5 170
420
En küçük düşey uzaklıklar (m)
Üzerinde trafik olmayan sular (suların en kabarık yüzeyine göre) 4,5*
5
5
5
6
8,5
Araç geçmesine elverişli çayır, tarla, otlak vb.
5*
6
6
6
7
9,5
Araç geçmesine elverişli köy ve şehir içi yolları
5,5*
7
7
7
8
12
Şehirlerarası karayolları
7
7
7
7
9
12
Ağaçlar
1,5
2,5
2,5
3
3
5
Üzerine herkes tarafından çıkılabilen düz damlı yapılar
2,5
3,5
3,5
4
5
8,7
Üzerine herkes tarafından çıkılmayan eğik damlı yapılar
2
3
3
3,5
5
8,7
Elektrik hatları
2
2
2
2
2,5
4,5
Petrol ve doğal gaz boru hatları
9
9
9
9
9
9
Üzerinde trafik olan sular ve kanallar (bu uzaklıklar suların en
4,5
4,5
5
5
6
9
kabarık düzeyinden
geçebilmeli taşıtların en yüksek
noktasından
ölçülmelidir.)
İletişim (haberleşme) hatları
1
2,5
2,5
2,5
3,5
4,5
Elektriksiz demiryolları (ray demirinden ölçülmelidir)
7
7
7
7
8
10,5
Otoyollar
14
14
14
14
14
14
(*) Yalıtılmış hava hattı kabloları kullanıldığında bu yükseklik değerleri 0,5 m. azaltılmalıdır.
Hava hattı iletkenlerinin ağaçlara olan en küçük yatay uzaklıkları
Hattın izin verilen en yüksek sürekli işletme gerilimi
KV
0-1
1-170
170
170-420
(1 dahil)
(170 hariç)
(420 dahil)
Yatay uzaklık
m
1
2,5
3,0
4,5
151
Hava hattı iletkenlerinin en büyük salınımlı durumda yapılara olan en küçük yatay uzaklıkları
Hattın izin verilen en yüksek
Yatay uzaklık
sürekli işletme gerilimi
m
0-1
1-36
36-72,5
72,5-170
170-420
KV
(1 dahil)
(36 dahil)
(72,5 dahil)
(170 dahil)
(420 dahil)
1
2
3
4
5
Gerilim altındaki iletkenlere mutlak yaklaşma mesafesi;
Volt
Volt
Santimetre (cm.)
650
1.500
30
1.500
50.000
50
50.000
150.000
120
150.000
250.000
200
250.000
420.000
350
Binaların dış yüzlerine konulan transformatör, kondansatör veya buna benzer diğer elektrik teçhizatı ile bu cihazlara
ulaşan iletkenler pencere, balkon ve benzeri yerlerden yeteri kadar uzak, zararsız bir yerde bulunmalıdır. Yatay ve düşey
uzaklıklar Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olmalıdır.
3.4. Güvenlik boyutlandırması:
Elektrik tesislerinin bütün bölümleri, işletme koşulları nasıl olursa olsun, kısa devre akımının kesilmesine ve bu kesilme
anı dahil olmak üzere, en büyük kısa devre akımının etkisiyle insanlar için herhangi bir tehlike oluşturmasına, yangın
çıkmasına, ya da tesislerin zarar uğramasına engel olmalı biçimde düzenlenmeli ve boyutlandırılmalıdır.
Elektrik tesisleri gerek işletme, gerekse onarım ve bakım için kısa sürede, çabuk ve güvenle izlenebilmeli biçimde açık
olarak düzenlenmelidir. Bütün önemli tesis bölümlerine ve aygıtlara yetkililerce kolayca ulaşılabilmeli, zorluk çekilmeden
yerlerine konulabilmeli ya da yerlerinden çıkarılabilmelidir.
Tesisler, arıza, bakım ve onarım nedeniyle çeşitli bölümlerin devre dışı olması durumunda, işletmenin olabildiğince
kesintisiz sürebileceği biçimde bölümlere ayrılarak düzenlenmelidir. Devre dışı edilen tesis bölümleri ya da aygıtlar uygun
ve kolayca görülebilmeli ayırma düzenleri ile gerilimsiz duruma getirilmelidir.
Elektrik tesislerindeki kesiciler ve ayırıcılar her türlü hava şartlarında devreyi tam ve güvenli bir biçimde ayırmış olmalıdır.
Bu aygıtların açık ve kapalı konumları güvenli bir düzenle bir konum göstergesiyle fark edilmeli şekilde olmalıdır.
3.5.Elektrik bakım onarım işlerinde güvenlik tedbirleri:
Elektrik tesisatının, cihazlarının veya çıplak iletkenlerinin daima gerilim altında bulunduğu kabul edilmeli ve teknik bir
zorunluluk olmadıkça gerilim altında elektrik onarımı yapılmamalıdır.Elektrik tesisatı veya teçhizatının bakım ve
onarımında bunları devreden çıkarmalı bir devre kesme tertibatı bulunmalı, devreden çıkarıldıktan sonra bunların
topraklı olması hali devam edilmelidir.Yüksek gerilimli tesislerde gerilim kaldırılmadan, akım kesilmeden hiçbir çalışma
yapılmamalıdır.Alçak gerilimli tesislerde yapılacak işlere girişilmeden önce gerilim kesilmelidir. Ancak zorunluluk
hallerinde, çalışma müsaadesi veya hizmet talimatında sayılan şartlar dahilinde ve aşağıdaki hususlara uyularak çalışma
yapılması gerekir.
a-Platformu olmayan bir direğe çıkılmasını icap ettiren bir işlem bahis konusu olmadıkça yalıtkan bir eşya
üzerinde durulmalı,
b-İyi durumda bulunan yalıtkan eldivenler ve sapı yalıtkan aletler kullanılmalı,
c-Çıplak iletkenler civarında çalışırken baret, yalıtkan altlıklı iş ayakkabısı ve iş elbisesi giyilmeli,
d-Nötr teli dahil işyerine yakın olan gerilim altındaki diğer iletkenlerden çalışanın kendisini önceden izole etmesi
sağlanmalıdır.
Gerilim altındaki elektrik devrelerinin, elektrik makinelerinin veya cihazlarının bakım ve onarımı, bu işle görevlendirilen
yetkili ve ehliyetli teknik elemanlar tarafından veya bunların gözetimi ve sorumluluğu altında diğer şahıslar tarafından
yapılmalıdır. Yer altı kablolarında yapılacak bir işlemde, elektrik kesilmesinden hemen sonra kapasitif boşalmayı temin
için, üzerinde çalışılması gereken kabloların bütün iletkenleri kısa devre edilmeli ve topraklanmalıdır. Kısa devre ve
topraklama işlemi çalışma yerinin en yakın kısımları üzerinde ve bu yerin her iki ucunda yapılmalıdır.
Yeniden gerilim altına girme tehlikesini önlemek için, fazların tayini, deney vs. için topraklama kaldırıldığı taktirde gerilim
vermeye elverişli bulunan bütün ayırıcılar açık durumda kilitlenmiş olmalıdır. Elektrik tesislerinin tesis, işletme bakım
işinde görevlendirilen kimselere işletme sorumluları tarafından işin süresi, yeri, cinsi ve önemi ve uyulmalı kurallara ilişkin
yazılı görev talimatı verilmelidir. Sözlü olarak telefon veya telsizle verilen talimatlar tekrar ettirilmeli, yanlış anlamalara ve
hatalı manevra yapılmasına meydan verilmemelidir.
Yüksek gerilim tesislerine ayrılan ve işletilen yerlere, küçük boyutlu elektrik gereçlerinden başka eşya konulmamalı,
buraları başka işler için kullanılmamalı, kapıları kilitli tutulmalı ve ilgisiz kişilerin girmeleri önlenmelidir. Bu yerlerin
kapısına giriş yasağını bildiren ikaz levhası asılmalıdır.
152
Elektrik işlerinde kullanılan manevra çubukları, neon lambalı ıstankalar, sigorta pensleri, kauçuk eldivenler, yalıtkan
sehpalar, yangın söndürme cihazları gibi alet ve araçlar periyodik olarak denetlenmeli, her zaman işe uygun ve sağlam
durumda olmaları sağlanmalıdır.
Yüksek gerilim tesislerinde bulunan hücreler, çıkışlar, kesici ve ayırıcıların nerelere ait olduğunu gösterir yazılı levhalar,
uzaktan okunabilmeli şekilde teçhizatın uygun yerlerine asılmalı, ayrıca hat başı direkleri üzerine ait olduğu fiderin ismini
belirten levha asılmalıdır
Açık hava elektrik tesisleri en az 180 santimetre yükseklikteki duvar veya tel kafes çitle çevrilmiş olmalı, ikaz levhaları
takılmalı, giriş kapıları kilitli olmalıdır. Tesislerin içi ve etrafı kuru ottan arındırılmış olmalıdır.
Kesicilerle kendi ayırıcıları arasında kilitleme düzeni bulunmalı, kesici açılmadan ayırıcı açılıp kapatılamamalı şekilde
olmalıdır. Ayrıca bir hücre gerilim altında olduğunda hücre kapısı açılmamalı şekilde otomatik kilitleme tertibatı
bulunmalıdır.
Yüksek gerilim tesislerinde ve havai hatlardaki çalışmalar, biri iş güvenliği tedbirlerini aldırmak ve izlemekle görevli olan,
en az iki kişiden oluşan ekip tarafından yapılmalıdır
Yüksek gerilim tesislerinde çalışmaya başlamadan önce aşağıdaki tedbirler alınmalıdır:
a) İşe başlamadan Görev Emri ve Çalışma Müsaadesi Formu düzenlenmeli, çalışma yapılmalı tesisin özelikleri
bildirilmelidir.
Yüksek gerilim tesislerinde enerji kesme ve yeniden enerji verme işlemleri bir tutanakla kayıt altına alınmalı, bu tutanak
işyerinde bulundurulmalıdır.
b) Üzerinde çalışma yapılmalı teçhizatı gerilimsiz bırakmak için kesiciler ve ayırıcılar açılmalıdır. Birden fazla kaynaktan
beslenen elektrik tesisatında, kablo veya hava hatları üzerinde onarıma girişilmeden önce akım her yönden kesilmelidir.
c) Elektrik şebekelerinin bakım, onarım, yenileme işlerine başlamadan önce, bu şebekelerden beslenen tüketicilerde
jeneratör bağlı olup olmadığı araştırılmalı, ters besleme olup olmadığı tespit edilmelidir. Ayrıca bu jeneratörlerde
enversör şalter bulunmalıdır.
d) Kesici ve ayırıcının her fazının açık olduğu gözle ve araç ile teker teker kontrol edilmelidir.
e) Kesici ve ayırıcılar açık durumda kilitlenmelidir.
f) Kesme cihazları ve kumanda tertibatı üzerine ikaz levhası asılmalıdır.
g) Kilitleme tertibatı mevcut değilse, kesici ve ayırıcının yanında bir nöbetçi bulunmalıdır.
h) Çalışma yerinde gerilim yokluğu kontrol edilmelidir.
i) Bir enerji hattında bakım-onarım çalışması yapılacağında, bu hattı kesen başka bir enerji hattı bulunup bulunmadığı
araştırılıp tespit edilmelidir. Mevcut olduğu taktirde çalışma yapılan hattı etkileyip gerilim altında bırakma tehlikesine karşı
gerekli tedbirler alındıktan sonra çalışmaya başlanmalıdır.
j) Onarılacak hava hatlarının her iki tarafı devreden çıkarıldıktan sonra çalışma yerinde gerilim yokluğu tespit edilmeli,
gerilim yokluğu tespit edildikten sonra çalışma yerinin yakınında ve çalışma yerini besleyebilen bütün kollar üzerinde
topraklama ve kısa devre işlemleri yapılmalıdır. Çalışma süresince kısa devre ve topraklama tedbiri kaldırılmamalıdır.
k) Topraklama ve kısa devre işlerinde yalıtkan eldiven, baret, yalıtkan ayakkabı, yalıtkan halı veya tabure ile yalıtkan
ıstankalar kullanılmalıdır.
l) Çalışma yeri, gerektiğinde levha, bayrak, flama ve bariyerler gibi işaretlerle sınırlandırılmalıdır.
İşletmenin sorumlu kişileri veya iş güvenliği görevlisi, iş süresince çalışanların tehlike ile karşılaşabilecekleri hiçbir devre
kapama işlemi yapılmamasını sağlamalıdırlar. Topraklama ve kısa devre tedbiri, ancak bütün çalışmalar bittikten ve
bunları yapanların hepsine haber verildikten sonra kaldırılmalıdır.
Elektrik tesislerinde işletme, bakım ve onarım işlerinde yapılan işe uygun olarak, çalışanlara, hat tüfeği, gerilim detektörü,
faz kalemi, neon lambalı ıstanka, topraklama ve kısa devre aparatı, çalışma gerilimine dayanıklı kauçuk eldiven, izole
tabanlı ayakkabı, elektrikçi bareti, emniyet kemeri, ayakçak ve ilk yardım malzemeleri gibi teknik malzeme ve kişisel
koruyucular verilmeli, bunların iş başında kullanımı sağlanmalıdır.
Hat montaj ve demontaj işlerinde kullanılan bucurgat, palanga, makara gibi alet ve edevatın periyodik kontrolleri
yapılmalı, arızalı olanlar kullandırılmamalıdır.
Bu malzeme ve kişisel koruyucular periyodik olarak kontrol edilmeli, her zaman sağlam ve kullanmaya hazır halde
bulundurulmalıdır.Elektrik tesislerinin demontaj ve montaj işlerinde iş kazalarına karşı gerekli tedbirler alınmalıdır. Gerilim
altındaki başka hat tellerine temas tehlikesine ve indüksiyon akımı oluşmasına karşı her türle önlemler alınmalıdır. Bu
işlerde çalışanlara elektriğin özellikleri, tehlikeleri ve kazalardan korunma tedbirleri konusunda gerekli bilgiler verilmeli,
ikazlar yapılmalıdır.
Arazide ve trafo merkezlerinde işletme, bakım-onarım görevi yapanlara iş güvenliği ve ilk yardım eğitimi verilmelidir.
Üzerinde yüksek gerilim ve alçak gerilim bulunan müşterek direklerde çalışma yapılacağında, her iki gerilim de
kestirilmelidir.
Kesici ve ayırıcıların yanlışlıkla ya da yetkili olmayan kimseler tarafından kapatılmasını önlemek için bunların kumanda
düzenleri kilitlenmeli, ayrıca kumanda kolları üzerine ikaz levhaları asılmalıdır
153
Yüksek gerilim sigortaları, ancak ayırıcısı açılıp gerilimi kesildikten ve sigortanın her iki tarafında gerilim bulunmadığı
kontrol edildikten ve kısa devre ve topraklama tedbiri alındıktan sonra değiştirilmelidir.
Elektrik hatları yakınında ağaçların budanması ve kesilmesi işleri ancak işletmeden sorumlu olan görevlilerin gözetimi
altında yapılmalıdır.
Hava hatlarının bakım onarım çalışmalarında mümkün olduğunca bomlu, izole sepetli iş makineleri kullanılmalıdır. Bu
makineler, operatörü tarafından her kullanımdan önce kontrol edilmeli, ayrıca yetkili teknik eleman tarafından periyodik
kontrolden geçirilmeli ve kontrol belgesi düzenlenmelidir.
Uzun bomlu vinçlerin, yüksek damperli kamyon ve iş makinelerinin, enerji hatları altında çalışmasına izin verilmemelidir.
Bu araçların hat telleri yakınında çalıştırılması sırasında tellere temas tehlikesine karşı gerekli tedbirler alınmalı, araç
sürücüleri bu hususta bilgilendirilmeli ve uyarılmalıdır.
Enerji hattı tesis edilirken mümkün olduğunca bir başka enerji hattı ile kesişmemesi için gerekli tedbirler alınmalı,
zorunluluk doğarsa, kesişme yerindeki direkler durdurucu tipinden seçilmelidir. Hat tellerinin birbirine yaklaşması ve
emniyet mesafesine girmesi önlenmelidir. Hat atlatması yapılırken mevcut hattın enerjisi kestirilmelidir.
Enerji hatlarının bakım, onarım çalışmalarının gündüz yapılması esastır. Gece çalışma yapılması gerekiyorsa projektörler
kullanılarak uygun ve yeterli aydınlatma sağlanmalıdır.
Fırtınalı, yağmurlu, yüklü havalarda enerji hatlarının bakım ve tamiri yapılacağında atmosferik boşalma tehlikesine,
indüksiyon akımına ve izolasyon durumuna azami dikkat edilmeli, gerekli tedbirler alınmalıdır.
Elektrik tesislerinde uygun yerlere:
a) Elektrik akımının neden olduğu kazalarda yapılması gereken ilk yardım,
b) Tesisin bağlama şeması,
c) Tesisin işletilmesi sırasında alınması gereken özel önlemler,
ile ilgili kısa talimatlar asılmalıdır.
3.6. Direkler:
Üç yıldan fazla kullanılan ağaç direğin tümü çürümeye karşı etkili bir şekilde emprenye edilmiş şekilde korunmalıdır.
Bir ağaç direğe sağlam olduğundan emin olunmadıkça çıkılmamalıdır. Direğin sağlam olup olmadığı basit dış muayene
ile meydana çıkarılamayacağından, direğe tırmanmadan önce ya bir çekiç ile dip tarafına vurulmak suretiyle dolgun ve
tınlayan bir ses çıkarıp çıkarmadığı kontrol edilmeli, ya da dip kısmı en az 20 santimetre kazılıp çürüme olup olmadığı
muayene edilmelidir. Don halinde çekiçle yapılan muayenede aldanmak mümkün olduğundan direğe çıkmadan evvel
direğin kaldırma çatalları, payanda veya lenteleme gibi başka bir vasıta ile kuvvetlendirilmesi sağlanmalıdır.
Eski ağaç direklerde hat tellerinin kesilmesi veya kurtarılması, ve daha genel olarak bir direğin denge durumunu
değiştirmek gibi bir işleme teşebbüs etmek gerekirse, bu direğin durumu ne olursa olsun işe girişmeden önce yani
tırmanmadan önce yukarıda belirtilen kuvvetlendirme işlemi yapılmalıdır.
Ağaç direklerin tepesi yağmur sularının çürütücü etkisine karşı etkili biçimde korunmalıdır. Çift ve A tipi direklerde
bağlantılar, yağmur sularının birikmesini önleyecek şekilde yapılmalıdır.
Alçak gerilim direklerinde kullanılan lenteler, en alt iletkenin 50 santimetre altına bağlanmış olmalıdır.
Yüksek gerilim hatlarındaki direklerin lenteleri topraklanmış olmalıdır.
Elektrik hatlarına ait direklere mümkün olduğunca haberleşme kablosu çekilmemelidir.
Direklerde lamba değişimi yapılmadan önce gerilim kestirilmeli, gerilim altında lamba değiştirilmemelidir.
BÖLÜM 4 ELEKTRİK İÇ TESİSLERİNDE GÜVENLİK
4.1. Aydınlatma tesisleri:
İşyerlerindeki aydınlatma tesisatı Türk Standartlarına ve Elektrik İç Tesisler Yönetmeliğinde belirtilen hükümlere, teknik
usul ve koşullara uygun şekilde yapılmalı ve işletilmelidir.
Aydınlatma araçları işçilerin sağlığına zarar vermemeli, keskin, göz kamaştırıcı ve titrek ışık meydana getirmeyecek
özellikte olmalıdır.
Makinelerin hareketli parçalarının ve bunların bulunduğu mekanların aydınlatılmasında görüntü yanılmalarını önleyecek
teknik tedbirler alınmalıdır.
İşyerlerinde herhangi bir arıza sebebiyle ışıkların sönmesi ihtimaline karşı yeteri kadar yedek aydınlatma araçları
bulundurulmalı, gece çalışması yapılan yerlerin gerekli mahallerinde aydınlatma yetersizliği nedeniyle gerektiğinde
otomatik olarak yanabilecek yedek aydınlatma tesisatı bulundurulmalıdır. Yangından zarar görebilecek yerlerdeki yedek
aydınlatma cihazlarının bulunduğu yerlerde acil durumlarda kaçış istikametini gösteren fosforesan boyalı işaretler
bulundurulmalıdır.
4.2. Fiş-Priz Sistemleri:
Fişler, aynı tesiste kullanılan farklı gerilimler için kullanılan prizlere sokulmayacak yapı ve özellikte olmalıdır.
Ara fiş-priz düzenlerinin yalıtkan düzenekleri uygun şekilde korunmalıdır. Kırık ve çatlak fiş-prizler kullanılmamalıdır.
Fiş ve priz sisteminde topraklama kontak elemanları akım kontak elemanlarından önce bağlantıyı sağlamalıdır.
4.3. Elektrikli makinelerin bağlantıları:
Elektrikli makinelerin koruma tipi, yerleştirildikleri yerlerdeki şartlara uygun seçilmeli, fazla nem, buhar bulunan yerler ile
yağlı yerlerdeki elektrik motorlarının gerilim altındaki kısımlarıyla bağlantıları uygun şekilde korunmuş olmalıdır.
154
Elektrik makinelerine ilişkin bağlantılar çalışma sırasında meydana gelebilecek titreşimlere dayanıklı biçimde seçilmeli ve
yapılmalıdır.
4.4.Sigortalar:Alternatif veya doğru akım devrelerinde kullanılan sigortalar kapalı bir tablo içine monte edilmeli, değeri 32
amper’ in üstünde olan sigortalar en az bir şalter veya anahtarla kontrol altına alınmalıdır. Bu şalter ve anahtarla akım
kesilmeden tablo kutusu kapağı açılmamalı ve bu kapak kapanmadan akım verilmemelidir. Yüksek kesme güçlü şalterle
enerji verilmesi sırasında şalter patlaması riskine karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
Sigortalar değiştirilmeden önce gerilim dışı bırakılmalı ve gerilim yokluğu kontrol edilmelidir. Sigorta gerilim dışı
bırakılamıyorsa, kesicilerle devrenin kesilmesi sağlanmalı, tesisatın tekrar servise konulmasında sigortanın yeniden
yanması ihtimali göz önüne alınarak sigortayı değiştiren kendine zarar gelmeyecek şekilde ellerin, yüzün korunması için
gerekli kişisel koruyucular kullandırılmalıdır.
Elektrik tesislerinde orijinal olmayan, yamanmış ve tel sarılarak köprülenmiş sigortalar kullanılmamalıdır.
4.5. Gerilim altındaki bölümler:
Gerilim altındaki kısımların dokunmaya karşı gerilimi 50 Volt’tan yukarı olan alternatif veya 120 Volt’ tan yukarı olan
doğru akımlı bölümleri devreleri yalıtılmış olmalı ya da doğrudan doğruya dokunmaya karşı korunmuş olmalıdır.
Elektrik kabloları gerilim değerine uygun olarak yalıtılmalı ve bu kablolarla bunların bağlantı ve kontrol tertibatı dış
etkilere karşı uygun şekilde korunmalıdır.
Kaynak tesisleri, tavlama ve eritme ocakları ile elektroliz tesisleri gibi elektro-kimyasal tesislerde teknik ve işletme
bakımından dokunmaya karşı koruma yapılamazsa, çalışma zemininin yalıtılması, yalıtkan ayakkabı kullandırılması,
yalıtkan aygıtlar verilmesi gibi tedbirler alınmalı, ayrıca tesisin uygun yerlerine gerekli ikaz levhaları asılarak çalışanlar
uyarılmalıdır. Yalıtılan çalışma zemininin izolasyon direnci ölçülerek uygunluğu tespit edilmelidir.
Vinçlere akım sağlayan hava iletkenleri uygun şekilde yerleştirilmiş ve korunmuş olmalı ve bunların altına veya yakınına
malzeme istifi ve yığını yapılmamalıdır.
İletkenler mekanik ve kimyasal etkilerden korunmuş olarak yerleştirilmelidir.
Kontrol, bakım ve onarımı yapılmalı makine ve elektrik devrelerinin, tesisatının, motor veya teçhizatın enerji kaynağı ile
bağlantısı kesilmeli, akımı kesen şalter veya anahtarların açık durumda olmaları ve bu şekilde kalmaları sağlanmalı,
onarım bitirilmeden devreye akım verilmemelidir. Akım kesen şalter veya anahtarlarda kilitleme tertibatı bulunmalı veya
şalter ve anahtarların üzerine, çalışma yapıldığını gösteren ikaz levhaları asılmalıdır. Çalışma yerinde gerilim yokluğu
tespit edildikten sonra bakım onarım çalışmalarına başlanmalıdır.
4.6.Tevzi tabloları:
İşyerinde çalışanların erişebileceği yerlerde bulunan tevzi tabloları, panoları ve kontrol tertibatı ile benzeri tesisat, kilitli
dolap veya hücre içinde olmalıdır. Saç malzemeden yapılmış ana kuvvet panolarının ön ve arka çalışma tabanları,
elektrik akımını geçirmeyen, uygulama gerilimine dayanıklı izole malzeme ile kaplanmış olmalıdır. Bu malzemenin eni el
ulaşma mesafesi dikkate alınarak seçilmelidir. Tevzi tablolarının üretim ve kullanımında Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği
hükümlerine uyulmalıdır. Tevzi tablo ve pano yanına ve altına malzeme istif edilmemelidir.
Tevzi tablosu veya benzeri tertibat üzerinde bulunan sigortalar, şalterler, ilgili standartlara ve Elektrik İç Tesisler
Yönetmeliği hükümlerine uygun yapılmış ve korunmuş olmalıdır. Tablo veya pano üzerindeki sigorta, şalter ve
anahtarların üzerine, kumanda ettiği yeri gösteren etiketler bulunmalıdır.
Tozlu ve nemli yerlerde kullanılan tablolar tamamen sızdırmaz biçimde kapalı dökme demir ya da çelik saçtan
yapılmalıdır.
Tevzi tabloları, panolarının metal gövdesi ile gerilim altında olmayan bütün metal bölümleri topraklanmalıdır.
Gerilimi 1000 Volt’ u geçmeyen ana dağıtım tabloları, bakımı ve ayarı gerektiren her kısmı kolayca erişilebilmeli,
iletkenler kolayca izlenebilmeli, şalter veya kumanda cihazları tablonun önünden idare edilebilmeli ve bütün ölçü ve
kontrol aletleri ile sinyalizasyon cihazları tablonun ön cephesinden kolayca görünebilmeli şekilde düzenlenmelidir.
Gerilimi 1000 Volt’ tan fazla olan ana dağıtım tabloları, hücreler ve yüksek gerilimle çalışan bütün aletlerin metal
koruyucuları topraklanmış olmalı veya bunlar uygun şekilde izole edilmeli ve bütün metal kollar ile diğer bütün metal
bağlantılar topraklanmalıdır. Bunların kontrolünde, bakım ve onarımında akım kesilmeli ve kontrol bakım veya onarımı
yapılan tablo veya hücre diğerlerinden bir paravana veya bölme ile ayrılmalıdır.
4.7.Transformatörler ve kondansatörler:
Transformatör, kondansatör ve benzerlerinin konulduğu işyerlerinin yeteri kadar havalandırılması sağlanmalı ve duvarları
ile kapıları yangına dayanıklı olmalıdır.
Transformatör, kondansatör ve benzerleri, şarj kalıntılarını önleyecek şekilde bağlanmış ve kontrol edilmiş olmalı ve bu
teçhizatın bulunduğunu bildiren ve bunlara dokunulmadan önce alınması gereken tedbirleri açıklayan levhalar uygun
yerlere konmalıdır.
İşyerine konacak hava soğutmalı transformatörleri yanabilir malzemelerden yeteri kadar uzakta bulunmalı veya yanabilir
maddelerden, ısı geçirmeyen ve yanmayan bir bölme ile ayrılmış ya da uygun şekilde kapatılmış olmalıdır.
Transformatörler ve kondansatör merkezlerindeki diğer yüksek gerilim cihazları, parmaklıklı veya kafes telli kapılar ile
kapalı özel hücrelere yerleştirilmiş olmalıdır. Yüksek gerilim hücrelerinde yalıtılmış tabure, kauçuk eldivenler, neon
lambalı ıstankalar, manevra çubuğu, yangın söndürme cihazları, topraklama- kısa devre teçhizatı ve manevra talimatı
haiz tabela vb. bulundurulmalıdır.
4.8.Akümülatör tesisleri:
Kurşun-asitli sabit akümülatör tesisleri, tabanı aside dayanıklı malzemeden yapılmış, iyi havalandırılmış ve özel yapılmış
odalarda veya hücrelerde bulundurulmalıdır. Akümülatör odaları kuru havalı, serin ve sarsıntısız olmalı, sıcaklık
değişmelerinden korunmalıdır.
Akümülatörlerin bulunduğu yerler tercihen doğal havalandırmanın yeterli olabileceği biçimde yapılmalıdır.
155
Pencere, kapı vs. ile havalandırma için gerekli hava sağlanamazsa, akümülatör tesislerinin büyüklüğüne göre kıvılcım
yapmayan aspiratör, havalandırma boruları ya da kanalları gibi yapay havalandırma düzenleri kullanılmalıdır. Bu boru ve
kanallar elektrolit etkisine dayanıklı malzemeden yapılmış olmalı, duman bacalarına veya ateşli yerlere açılmamalıdır.
Akümülatör bataryalarının kutuları cam, sert kauçuk, plastik ve benzeri akım geçirmeyen malzemeden yapılmış olmalı ve
bunlar akım geçirmeyen sağlam ayaklar üzerine oturtulmalıdır. Kurşun asitli akülerin tespit edildiği yalıtkan gereçler
elektrolitlere dayanıklı olmalıdır.
Akümülatör odalarına açık alevli araçlarla girilmemeli ve sigara içilmemelidir.
Akümülatör bataryaları, tesisi gerektiğinde bütün kutupları kesilecek şekilde yapılmalıdır. Bataryalar kolayca
ulaşılabilecek ve denetlenebilecek şekilde yerleştirilmeli, yerleştirme konusunda havalandırma durumu da dikkate
alınmalıdır.
Akümülatör bataryalarında asit hazırlama işinde hiç suretle asit üzerine su ilave edilmemelidir. Suya yavaş yavaş ve azar
azar asit ilave edilmelidir. çalışanlara işe uygun yüz siperi, muşamba önlük, lastik eldiven ve benzeri kişisel koruyucular
verilmeli ve kullandırılmalıdır.
Akümülatör odaları açık ateş veya kızgın cisimlerle ısıtılmamalı, kapılar dışarı doğru açılacak şekilde yapılmalıdır. Kapılar
pencereler, duvarlar, tavanlar, döşemeler elektrolit etkisine dayanıklı olmalıdır.
Akümülatör odalarındaki elektrik tesislerinde, nemli ve benzeri yerler için seçilen iletken, kablo ve gereçler kullanılmalıdır.
Bu yerlerde akkor telli lamba ve sızdırmaz tip armatür kullanılmalı, kıvılcım yapabilen kollektörlü aspiratörler
kullanılmamalıdır.
Anahtar, priz vs. gibi işletme sırasında alevlenmeye sebep olabilecek kıvılcım çıkaran elektrik araçları akü odalarının
dışına konulmalıdır.
4.9.Seyyar İletkenler:
İşyerlerinde sürekli olarak taşınabilir veya çekme iletkenler kullanılmamalıdır. Ancak işin gereği olarak geçici olarak
kullanılacağında gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmalıdır.
Taşınabilir iletkenlerin kullanılması gereken yerlere yeteri sayıda ve uygun şekilde topraklanmış elektrik prizleri tesis
edilmelidir.
Taşınabilir elektrik kablo iletkenlerin çok damarlı, dayanıklı kauçuk veya plastik malzeme ile kaplanmış olmalı,
gerektiğinde eğilip bükülebilmeli bir metalle dayanıklılığı artırılmalı ve bunların kaplamaları bozulmamalı, bağlantıları iyi
durumda tutulmalıdır.
Seyyar uzatma kabloları kullanılmadığı zamanlarda prize bağlı tutulmamalı, yerde serili halde bırakılmamalıdır. Bu
kablolara ekleme yapılmamalıdır. Ezilmiş ve izolasyonu hasar görmüş kablolar kullanılmamalıdır.
Kazan içinde veya buna benzer dar ve iletken kısımları bulunan yerlerle ıslak yerlerde alternatif akımla çalışan lambalar
kullanıldığı taktirde, küçük gerilim veya koruyucu ayırma sağlayan aygıtlar (güvenlik tranformatörü) çalışma yerinin
dışında tutulmalıdır.
4.10. El aletleri:
Elektrik işlerinde kullanılan penseler, kargaburunlar, tornavidalar ve benzeri el aletleri uygun şekilde yalıtılmış ve
yağdanlıkların, süpürgelerin, fırçaların ve diğer temizlik araçlarının sapları akım geçirmeyen malzemeden yapılmış
olmalıdır.
Elektrikli el aletleri iyi bir şekilde muhafaza edilmeli ve her an işe hazır şekilde bakımlı bulundurulmalıdır. Elektrikli el
aletleri kendi özel gayeleri için doğru olarak ve kendi kapasiteleri içinde, aşırı zorlanmalara başvurulmadan
kullanılmalıdır.
Taşınabilir elektrikli el aletlerinin sapları yeterli cins ve kalınlıkta akım geçirmeyen maddeyle kaplanmalı veya bu gibi
malzemeden yapılmış olmalı ve bu aletlerin üzerlerinde devreyi kapalı tutmak için sürekli basılması gereken yaylı devre
kesicileri bulunmalıdır.
Asılı olarak kullanılması gereken taşınabilir elektrikli aletler, yay veya bir kablo ya da bir zincir ucuna asılarak uygun
ağırlıklarla dengede tutulmalıdır.
Taşınabilir ağır elektrikli aletlerin bir yerden diğer bir yere taşınması özel sapan veya askılarla yapılmalı ve bu sapan
askılar çalışma sırasında kullanılmamalıdır.
Taşınabilir elektrikli aletler ile çalışanlar, bol ve etekleri geniş elbiseler giymemeliler, işe uygun izole eldiven takmalılardır.
Elektrikli el aletleri kullanılmadan önce yetkili kimseler tarafından kontrol edilmeli, topraklaması arızalı, motoru fazla
kıvılcımlı, priz, fiş, anahtar ve bağlantı kablosu bozuk olanlar kullanılmamalıdır.
Elektrikli el aletleri kullanılmadığı zamanlar, kablosu prizden çekilip toplanarak uygun yerlerde muhafaza edilmelidir.
4.11. Elektrik kaynak makinelerinde güvenlik:
Elektrik kaynak işlerinde ehil kaynakçılar çalıştırılmalıdır.
Elektrik kaynağı işlerinde çalışan işçilere, işin özelliğine uygun kaynak maskesi, deri eldiven, yanmaz önlük, iş ayakkabısı
gibi kişisel korunma araçları verilmelidir.
Elektrik kaynağı yapılan yerler, başka işçilerin çalıştığı yerlerden ayrı olmalı veya işçilerin çalışmasına engel olmayacak
şekilde ışık geçirmeyen taşınmaz veya taşınabilir uygun paravanalarla ayrılmış olmalıdır.
Elektrik kaynağı sırasında ortama yayılan kaynak gaz ve dumanlarının yayıldığı yerden emilerek dışarı atılması için alttan
veya yandan çeken uygun aspirasyon sistemi kurulmalıdır.
Elektrik kaynak makineleri ve teçhizatı yalıtılmış veya topraklanmış, kaynak penseleri kabzalı ve dış yüzleri yalıtılmış ve
kaynak ısısına karşı elektrot pensleri uygun şekilde korunmuş olmalıdır.
Elektrik kaynak makinelerinin şalteri, makine üzerinde bulunmalı, kablolar sağlam şekilde tespit edilmiş olmalıdır.
Otomatik veya yarı otomatik dikiş ve punta kaynağı makinelerinde operasyon noktasına kapalı koruyucu yapılmalıdır.
Besleme ve kaynak kabloları, üzerinden taşıt geçmesi halinde zedelenmeyecek ve bozulmayacak şekilde korunmalıdır.
Yanıcı maddeler yakınında elektrik kaynağı yapılmamalıdır.
Elektrik kaynak makinelerinin temizlenmesi, tamir ve bakımı veya yerinin değiştirilmesi sırasında makineler şebekeden
ayrılıp elektriği kesilmelidir. Kaynak makinelerinin bakım ve onarımı yetkili elektrikçiler tarafından yapılmalıdır.
BÖLÜM 5:İNŞAAT ŞANTİYELERİ
156
İnşaat şantiyeleri ile diğer açık çalışma yerlerinde kullanılan elektrikli el aletleri küçük gerilim veya 1/1 oranlı, sargıları
birbirinden ayrı güvenlik transformatöründen (ayırıcı transformatör) elde edilen gerilimle çalıştırılmalı veya özel olarak
imal edilmiş çift yalıtkanlı olmalıdır. Güvenlik transformatörü kullanılması halinde çıkış devresine yalnız 1 adet elektrikli el
aleti bağlanmalıdır.
Şantiyelerde elektrik bağlama tesisleri ve tabloları kapalı tipte, kilitli ve dış etkenlere karşı yalıtılmış ve korunmuş
olmalıdır.
İnşaat şantiyelerinde bükülebilen, iletken olarak ancak iki kat lastik kılıflı, çok damarlı iletkenler kullanılmalıdır. İletkenler
ezilme, kesilme gibi etkilerden korunmuş olarak çekilmelidir. Büyük mekanik zorlanmalar olabileceği yerlerde iletkenler,
uygun askı düzeni kurularak korunmalıdır. Elektrikli el aletleri ve el lambaları için en azından mekanik orta zorlanmalara
dayanıklı lastik kılıflı iletkenler kullanılmalıdır.
Şantiyelerde kullanılmalı anahtar, fiş, priz, buat gibi işletme araçları en azından damlayan suya karşı korunmuş tipten
olmalıdır.
İnşaat şantiye sahası yakınından hava hattı iletkenleri veya yer altı elektrik kabloları geçiyorsa, gerekli emniyet
mesafeleri sağlanmadan veya elektrik hatları uzaklaştırılmadan inşaat çalışmalarına başlanmamalıdır.
Hava hattı ile inşaat arasında yeterli emniyet mesafesi bulunsa bile, inşaata başlanmadan önce hat iletkenlerine
yaklaşmayı önleyici diğer teknik tedbirler alınmalıdır.
İnşaat yakınındaki enerji hattının tehlikesine karşı çalışanlar uyarılmalı, buna ait ikaz levhaları uygun yerlere asılmalıdır.
Binalarda yapılacak ek inşaat, onarım veya boya işleri ile benzeri çalışmalara başlamadan önce gerilim altındaki
iletkenlere yaklaşması gereken kimselerin korunması sağlanmalıdır. Bu amaçla, mümkün olduğu taktirde çalışma
süresince hattın enerjisi kestirilmeli ve benzer teknik tedbirler alınmalıdır.
Şantiyelerde kullanılan yüksek bomlu vinçlerin ve beton pompa makinelerinin inşaat yakınındaki enerji hatlarına
yaklaşma tehlikesine karşı gereken tedbirler alınmalıdır.
Mobil beton pompa araçları mümkün olduğunca hat iletkenlerinin bulunmadığı bir cepheye kurulmalıdır. Pompa
operatörüne mümkünse kablosuz kumanda aleti verilmeli veya uygun yalıtkanlıktaki zemin üzerinde durarak çalışmaları
sağlanmalıdır. Bu işler şantiye şefinin veya şantiye görevlisinin gözetimi altında yapılmalıdır. Pompa operatörüne elektrik
hatlarının tehlikeleri hakkında eğitim verilmelidir.
Su borusu ve inşaat demiri gibi uzun, iletken metal çubuklar ile yüksek seyyar iskeleler ve platformların şantiye içinde
taşınması veya bu malzemelerle çalışma sırasında, inşaat sahasından geçen elektrik hava hattı tellerine temas
tehlikesine karşı gerekli tedbirler alınmalıdır.
İnşaatın üst katlarına elle veya makara yardımıyla yahut gırgır vinç kullanılarak malzeme çekme işleri yapılacağında,
inşaat yakınından elektrik hattı geçip geçmediğine dikkat edilmeli, gerekli güvenlik tedbirleri alınmadan çalışma
yapılmamalıdır.
Şantiyelerde iskele kurulduktan sonra dahi Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinde belirtilen yatay ve düşey
emniyet mesafeleri korunmalıdır.
BÖLÜM 6: STATİK ELEKTRİK
Günlük yaşantımızda saçlarınızı tararken veya yünlü kazağınızı çıkarırken çıtırtı sesi çıkar. Evinizde en çok tozlanan
yerlerden birinin televizyon camı olduğunu biliriz.
Arabanın kapısını açarken kapı ile elimiz arasında çıtırtı oluştuğu ve hafifçe elektrik çarptığı olmuştur. Buna benzer
örnekleri çoğaltabiliriz.
6.1.Cisimlerin Elektriklenmesi:Elektrik yüklü cisimler etkileşerek birbirini itip, çekebilir. Bunu görmek için, plastik bir kalemi
yün kumaşa sürtün. Daha sonra küçük kağıt parçalarına yaklaştırın. Kalemin kağıt parçalarını çektiğini gözleriz.Bazı
cisimler sürtünmeden dolayı elektrik yükü kazanır. Kalemi yünlü kumaşa sürtmekle elektrik yüklemiş oluruz.
6.2. Elektriğin Kaynağı:
Maddenin kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük birimine atom denir. Atom, bir çekirdek ve onun çevresinde dönen
elektronlardan oluşur. Çekirdekte proton ve nötronlar bulunur. Protonlar artı (+) yüklü taneciklerdir. Nötronlar ise
yüksüzdür. Elektronlar, eksi (-) yüklü taneciklerdir. Proton ve elektron sayıları birbirine eşit olan atomlara nötr (yüksüz)
atom denir. Çekirdekteki protonlar yerlerini terk edemezler. Fakat çekirdek çevresindeki elektronlar bulundukları cisimden
diğer cisimlere kolayca geçebilirler
Bir cisim sürtünme ile elektron vermişse, verdiği elektron kadar artı (+) yük kazanır. Örneğin; cam çubuğu ipek kumaşa
sürdüğümüzde, cam çubuk ipek kumaşa elektron verdiği için artı (+) yük kazanır. Artı (+) yüklü hâle gelir.
6.3.Dokunma ve etki ile elektriklenme
Elektrikle yüklü bir cisimle, yüksüz bir cisim birbirine dokundurulursa, yüksüz cisimde yüklü hale gelir. Buna dokunma ile
elektriklenme denir. Dokunmayla elektriklenmede elektrik yükleri cisimler tarafından paylaşılır. Yüklü bir cisim iletken bir
telle toprağa dokundurulduğunda, bütün yükünü kaybederek nötr hâle geçer. Bu olaya, topraklama denir. Prizlerde
toprak hattı olmasının nedeni, elektrik kaçağı olduğu zaman fazla elektriğin topraklamayla yere akmasını sağlamaktır.
Biri yüklü diğeri yüksüz iki cisim birbirine yaklaştırıldığında, yüklü cisim, nötr cismin içindeki elektrik yüklerinin yerini
değiştirir. Yüklerin ayrılmasıyla oluşan bu şekildeki elektriklenmeye etki ile elektriklenme denir. Yüklü cisim çekildiğinde,
hareket hâlindeki eksi (-) yükler tekrar yerine döner ve cisim tekrar nötr olur.
6.4.İletken ve yalıtkan maddeler:
Bir demir çiviyi çıplak elle tutup yünlü ya da ipekli kumaşa sürterek elektriklendirmeye çalışın. Demir çivinin cam ya da
plastik çubuk gibi sürterek elektriklenmediğini gözlersiniz. Cam ve plâstik çubuk gibi maddeler elektrik yükünü olduğu gibi
tutarak iletemezler. Bu tür maddelere yalıtkan maddeler denir. Demir gibi elektrik yükünü olduğu yerde tutamayarak
ileten maddelere de iletken maddeler denir. Demir, bakır, gümüş, altın ve diğer metaller; asit baz, tuz çözeltileri, toprak,
insan vücudu iletken maddelerdir. Cam, porselen, plâstik, kauçuk, kuru hava, kuru tahta yalıtkan maddelerdir. İletken
maddeler, üzerleri yalıtkan madde ile kaplanarak yalıtkan hale getirilebilir.
157
6.5.Atmosferde Doğal Elektriklenme:
Havadaki bulutlar birbirine sürtünerek elektrik yükü kazanırlar. Elektriklenmiş su zerreciklerinden oluşan bulut, yakında
bulunan başka bir bulutu, etki ile elektrikler.
Zıt yüklü bulutlar birbirine yeterince yaklaşırsa elektrik yükleri bir buluttan diğerine akar. Bu olaya şimşek denir. Bazen,
yük miktarı fazla olan bulut yeryüzüne yakın bir yerden geçer. İşte o zaman yeryüzünü de etki ile elektrikler. Sonuçta
bulutla yer arasında bir elektrik boşalması olur. Bu olaya yıldırım denir. Bu elektrik boşalması yerden buluta doğru da
olabilir. Şimşek, bulutlar arasında; yıldırım ise, bulutla yer arasındaki elektrik boşalmasından kaynaklanır. Şimşeğin ya da
yıldırımın oluşumunda meydana gelen elektrik boşalması sırasında hava ısınır. Isınan hava genleşerek soğuk havanın
olduğu yere doğru hareket eder ve sıkışır. Isınan havanın hareketi sırasında bir ses oluşur. Bu sese de gök gürültüsü
denir.
Minareler, kuleler, fabrika bacaları, tepeler, yüksek binalar ve ağaçlara yıldırım düşme olasılığı daha fazladır. Bulutta
oluşan büyük miktardaki elektrik yükü bir iletkenle toprağa akıtılırsa, yıldırımın zararından korunmuş olunur. Bunu
sağlamak için kullanılan araca yıldırımsavar (paratoner) denir.
BÖLÜM 7:PARLAYICI PATLAYICI ORTAMLAR
7.1.Elektrik motorları:
Parlayıcı, patlayıcı maddelerin üretildiği, kullanıldığı ya da elden geçirildiği yerlerle, çalışmalar sırasında parlayabilen ve
patlayabilen gaz, buhar, toz veya benzerlerinin çıktığı yerlerde bulunan elektrik motorlarının besleme kablolarının başlıca
kumanda tertibatı ile termik starterleri, akım kesicileri, komütatörleri, röleleri, dirençleri ve benzeri tertibatı ateşe dayanıklı
ve izole edilmiş oda veya hücreler içine yerleştirilmelidir.
Transmisyon tertibatındaki miller ve yataklar statik elektriğe karşı topraklanmalı, kayışla kasnak arasına ve kayışın
kasnağı terk ettiği kısmın her iki tarafına topraklanmış metal taraklar uygun şekilde konmalıdır.
7.2.Statik elektrik:
Ark veya kıvılcım çıkaran elektrik motorları parlayıcı, patlayıcı ve yanıcı madde bulunan ortamlarda kullanılmamalıdır.
Parlayıcı maddelerin bulunduğu işyerlerindeki elektrik motorları alev sızdırmaz tam kapalı tipten olmalıdır. Parlayıcı ve
patlayıcı maddelerin bulunduğu yerlerle bu maddelerin yakınındaki yerlerde statik elektrik yüklerinin meydana gelmesine
karşı nemlendirme, topraklama, iyonizasyon, vb. gibi uygun tedbirler alınmalıdır. Statik elektriği iletmeyen malzemelerin
kullanılmasından mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır.
Sıvı parlayıcı ve patlayıcı maddelerin çok büyük akma hızları ile doldurulup boşaltılmasından, sıçramalı ve yüksek
basınçla doldurulmalarından kaçınılmalıdır.
Parlayıcı sıvıların konulduğu bütün depolar ve boru donanımları, boru bağlantıları statik elektriğe karşı uygun şekilde
topraklanmalıdır. Depoların parlayıcı sıvılarla doldurulması ve boşaltılmasında araç ile depo arasında topraklama hattı
bağlantısı yapılmalı statik elektriğe karşı tedbirler alınmalıdır.
Lastik tekerlekler üzerinde hareket eden tankerler yüklü oldukları statik elektrikten tamamen arındırılmadıkça dolum
yerlerine sokulmamalıdır.
Öğütülerek toz haline getirilmiş maddelerin pnömatik konveyörlerle taşındığı hallerde, statik elektriğe karşı konveyörün
metal boruları bütün hat boyunca birbirine iletken bağlantılı olmalı ve topraklanmalı, Titan, Alüminyum ve Magnezyum
ince tozlarının taşındığı yerlere statik elektrik dedektörleri veya benzeri uygun tertibat konulmalıdır.
Statik elektik birikmelerine karşı, gerekli yerlere statik elektrik yük gidericileri ve nötralizatörler konulmalı veya uygun
diğer tedbirler alınmalıdır.
Tabanca boyası yapılan tesislerde boyanacak veya verniklenecek metal parçalar, boyama hücrelerinin bütün metal
kısımları ile davlumbazlar, kaplar, emme tertibatı ve boya tabancaları uygun şekilde topraklanmış olmalıdır.
Sentetik akaryakıt kapları iletken maddelerle kaplanmalıdır. Nemin düşük olmadığı hallerde karton veya kağıt ile kaplama
yapılmalı veya metal boyalarla boyama ya da iletken ağ geçirme işlemleri uygulanmalı yahut bu cins kaplar toprak içine
yerleştirilmelidir. Sentetik kaplara iletken yüzeyler kazandırılması halinde bu yüzeyler doldurma ve boşaltmadan önce
topraklanmalıdır.
Akaryakıt depolama tankları akaryakıt doldurulduktan sonra ilgili standartlara uygun olarak gerekli bir süre
dinlendirilmelidir.
7.3. Alev sızdırmaz teçhizat:
Parlayıcı gaz veya buharların havaya karışması ile patlama tehlikesi bulunan yerlerdeki elektrik alet ve teçhizatı tehlikeli
alanın dışına kurulmalı veya bu alet ve teçhizat alev sızdırmaz tipte olmalıdır.
Alev geçirmez cihazların kullanılmasından önce imalatçı ve satıcı müesseselerden bu cihazların gerektiği gibi olduklarına
dair belgeler alınmalıdır. Alev geçirmez cihazların üzerinde yapılacak herhangi bir onarım veya değişiklik bu cihazların ilk
güvenlik durumlarını bozmayacak veya azaltmayacak şekilde yapılmalıdır.
Alev geçirmez cihazlar için kullanılacak iletkenler eksiz borular içinde bulunmalı veya madeni kılıflı, zırhlı yahut mineral
tecritli kablolar kullanılmalıdır. Bu gibi aletlere iletkenlerin bağlantısı, tesisatın alev geçirmez özelliğini bozmayacak
şekilde yapılmalıdır.
Tehlikeli bir ortama giren elektrik tesisat boruları tehlike alanına girdikleri noktada alev sızdırmaz buatlarla donatılmalıdır.
7.4.Teçhizatın korunması:
Mekanik bir etkiye maruz kalması muhtemel olan yerlerde zırhlı kablolar kullanılmalıdır.
Alev sızdırmaz cihaz veya teçhizatın madeni gövdesi ile kabloların madeni kılıfları ve boruları arasındaki elektrik
bağlantısı lehim kaynağı veya uygun manşonlar kullanılarak yapılmalıdır.
Kablo uçları neme karşı bu tip iletkenlere özgü alev sızdırmaz özel kapaklarla tecrit edilmeli ve boruları veya kabloların
madeni kılıfları iletken olarak kullanılmamalıdır.
Güvenlikli oldukları yetkili makamlar tarafından onaylanmış aletler ve tesislerin üzerinde güvenlik durumlarını bozmalı
hiçbir değişiklik yapılmamalıdır.
158
Besleme hattının tehlikeli bölgeye zırhlı veya madeni kılıflı kablolarla uzatılması gerektiği hallerde bütün madeni kılıflar
birbirleriyle irtibatlanmalı ve etkili şekilde topraklanmalıdır.
Parlayıcı bir ortamda akım kesici tertibat, kumanda ettiği makine veya cihazın hemen bitişiğinde bulunmadığı hallerde
bunların kontrol, bakım veya onarım sırasında beklenmedik bir anda gerilim altında kalmasını önlemek için gerekli
tedbirler önceden alınmalıdır. Akım kesicilerde, kontrol ettikleri cihazları belirten uygun etiketler bulundurulmalıdır.
Parlayıcı, patlayıcı ortamlarda sigortalar daima tehlike bölgesi dışına konmalıdır. Ancak bunun sağlanamadığı hallerde
bunlar alev geçirmez kutular içinde bulunmalı ve bu kutular gerilim kesilmeden açılmamalıdır. Bu gibi kutular üzerinde bu
hususu belirten ikaz yazıları bulunmalıdır.
Parlayıcı, patlayıcı tehlikeli ve zararlı maddeler bulunan yerlerde, aydınlatma devresi de dahil olmak üzere elektrik
tesisatı bir yılı geçmeyen süreler içinde muntazaman ehliyetli elemanlar tarafından kontrol ve bakıma tabi tutulmalıdır.
Parlayıcı, patlayıcı ortamlarda suni aydınlatma tesisleri ancak alev sızdırmaz armatürlerle yapılmalı, aksi halde ortam
dışına yerleştirilmiş lambalardan yararlanılmalıdır.
Parlayıcı, patlayıcı ortamlardaki Bütün madeni bölme ve çatı kısımları ile makine ve teçhizat uygun şekilde
topraklanmalıdır.
Motorların durdurulup çalıştırılmasına uzaktan kumanda eden tesisat da diğer bütün elektrik tesisatı gibi, tozlara karşı
korunmuş olmalıdır.
Aşırı akımlara ve kısa devrelere karşı korunmak üzere faz iletkeni ile toprak arasında bir kaçak olması halinde devreye
otomatik olarak akım kesen bir cihaz konulmalı ve bu cihaz akımın %10 artması halinde harekete geçmelidir.
Parlama ve patlama tehlikesi oluşturabilen organik tozun meydana geldiği, taşındığı, aktarıldığı ve çalışıldığı yerlerde
elektrik motor ve jeneratörleri toz geçirmez etanş tipten olmalı veya devamlı olarak temiz hava basılan tecritli hücrelerde
bulundurulmalıdır. Motorların uzaktan kumanda edildiği hallerde kumanda düğmeleri toz geçirmez tipten imal edilmiş
olmalı veya toz geçirmeyen ayrı bir odada bulunmalıdır.
Parlama ve patlama tehlikesi oluşturan organik tozların meydana geldiği, taşındığı, aktarıldığı ve çalışıldığı yerlerde
sigortalar tehlikeli ortam dışında kurulmalıdır. Buna olanak bulunmayan hallerde sigortalar toz geçirmez etanş kutular
içinde bulunmalı, bu kutular ancak akım kesildikten sonra açılabilmeli ve bu gibi kutular üzerine de bu hususu belirten
uyarma levha ve yazılar bulundurulmalıdır.
Parlama ve patlama tehlikesi oluşturan organik tozların işlendiği, taşındığı veya aktarıldığı konveyörler, elevatörler, silolar
veya benzeri tertibatın içini aydınlatmakta kullanılacak elektrik lambaları toz geçirmez etanş globların içine alınmalı ve
elektrik tesisatı ayrıca çarpma, düşme gibi mekanik tehlikelere karşı uygun tarzda korunmuş ve buralarda dışarıya tesis
edilmiş olan toz geçirmez etanş anahtarlar kullanılmalıdır.
7.5.Yıldırımdan korunma:
Çıplak hava hatları tehlike alanına girmeden son bulmalı ve bu uçlarda dış aşırı gerilim yükselmelerine karşı uygun
koruyucu parafudr gibi cihazlar bulundurulmalıdır.
Parlayıcı, patlayıcı, yanıcı, tehlikeli ve zararlı maddelerin üretildiği, işlendiği ve depolandığı yerler, yağ, boya veya diğer
parlayıcı sıvıların bulunduğu binalar, yüksek bacalar, yüksek binalar ile üzerinde direk veya sivri çıkıntılar yahut su
depoları gibi yüksek yerler bulunan binalar, yıldırıma karşı yürürlükteki mevzuatın öngördüğü sistemlerle donatılmalıdır.
Hava hatları ise uygun kapasitedeki parafudrlar ile korunmalıdır. Tamamen çelik konstrüksiyon binalarla saç ve
borulardan imal edilmiş tank ve benzeri çelik depoların yeterli bir topraklamaya tabi tutulması bu hususun yetkili teknik
eleman tarafından kontrol edilerek yeterliliğinin belgelendirilmesi zorunludur. Paratonerler ve yıldırıma karşı alınan diğer
koruyucu tertibat en az yılda 1 defa ehliyetli elektrikçiye kontrol ettirilmeli, düzenlenen belge işyerinde bulundurulmalıdır.
BÖMLÜM 8:TOPRAKLAMA
Alternatif ve doğru akımlı çalışan çıplak metal kısımlı elektrik cihazları uygun şekilde topraklanmalıdır. Topraklama
tesisatı, yürürlükteki Topraklamalar Yönetmeliği ve Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak yapılmalı
ve işletilmelidir.
Topraklama devresi bir hata gerilimi sonucu cihaz gövdesinde tehlikeli gerilim oluşturmayacak şekilde ve bağlandığı
cihazın izolesinde meydana gelebilmeli en büyük kaçağı toprağa iletecek kapasitede olmalıdır.
Elektrik iletkenlerinin mahfazaları, metal mahfaza boruları, elektrik teçhizatının metal koruyucuları ve diğer gerilim altında
bulunmayan yalıtılmış kısımları uygun şekilde topraklanmalıdır.
8.1. Topraklama kontrolü:
Topraklama tesisatı periyodik olarak en az yılda bir, yer değiştirebilen işletme elemanları için altı ayda bir defa yetkili
teknik elemanlar tarafından muayene ve ölçümleri yapılmalıdır. Yapılan muayene, ölçüm ve kontrol sonucu
düzenlenecek belge, işyerinde bulundurulmalıdır. Kontrol, ölçüm ve muayenelerde ölçüm noktaları, motor güçleri,
çalışma gerilimi, motor nominal akımı, sigorta açma akımı, iletken tertibi, ölçülen topraklama direnci, hesaplanan
topraklama direnci ve sonuçlar belgede açıkça belirtilmelidir. Kontrol, ölçüm ve muayeneler, Elektrik Tesislerinde
Topraklama Yönetmeliği’nin Madde 7/Ek-P hükümleri çerçevesinde yapılmalıdır.
Elektrik üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin topraklama tesisatı, hatlar hariç 2 yılda bir, enerji nakil ve dağıtım hatlarının
topraklamaları ise en geç 5 yılda bir muayene, ölçme ve denetlemeye tabi tutulmalı, ölçüm sonuçları kaydedilmelidir.
Toprak hatları kolay muayene edilmeli şekilde çekilmiş olmalıdır. Toprak bağlantı hatları açık çekildiği taktirde mekanik
ve kimyasal etkilerden korunmuş olmalıdır.
8.2.Koruma iletkeni:
Taşınabilir çıplak metal kısımlı elektrikli el aletlerinin topraklanması, topraklama elemanı bulunan fiş ve prizlerle
yapılmalı, yüksek amperajlı prizler üzerinde ayrıca bir şalter bulundurulmalı, bunlara akım sağlayan kablolar dağınık
bulundurulmamalı, geçitlerde yüksekten geçirilmelidir. Aletler, besleme kablosu içinde bulunan özel topraklama iletkeni
ile topraklanmalıdır.
Koruma iletkenlerinin bağlantısı tam bir iletkenlik sağlayacak biçimde yapılmalıdır.
159
Koruma iletkenli bir koruma sisteminde kullanılan elektrikli araçlar topraksız prizlerden ve koruma düzeni olmayan
tesisattan beslenmemelidir.
Koruma iletkeni olarak kullanılan yalıtılmış iletkenler ve sıfır iletkeni bütün uzunlukları boyunca özel olarak belli renklerde
işaretlenmiş olmalıdır. Bu işaret başka iletkenler için kullanılamamalıdır.
Koruma iletkeni özenle döşenmiş olmalı, toprak işareti ile belirtilmiş olan bağlantı noktalarına bağlanmalıdır. Koruma
iletkeninin ve bağlama yerlerinin kendiliğinden gevşemesi önlenmelidir.
8.3. Kaçak akım rölesi:
Elektrikli el aletleri üzerinde meydana gelebilecek kaçakların tehlikeli gerilim seviyesine gelmeden önce alete gelen
elektrik devresini kesen kaçak akım röleleri de uygun bir iş güvenliği tedbiridir. Topraklamalı aletlerde topraklama
devresindeki kesinti halinde aletin elektrik devresini kesen bir kontaktörün bulunması şekli de geçerli sayılır.
BÖLÜM 9:ELEKTRİK KAZALARINDA İLK YARDIM
Elektrik kazalarında ilk iş olarak enerji kesilmelidir. Bu mümkün değilse kazaya uğrayan kişinin elektrikle olan teması
ortadan kaldırılmalıdır. Bunun için o an çevrede bulunabil kuru tahta parçası, giyim eşyası gibi yalıtkan maddelerle temas
yerine müdahale edilerek kişinin elektrikle teması kesilmelidir. Kaza anında kazaya müdahale eden kişinin kazazedeye
temas etmemesi gerekir.
Kazalıya gerekiyorsa doktor gelene kadar suni teneffüs uygulanmalıdır. Suni teneffüsün amacı kazazedenin akciğerlerine
gerekli havayı doldurmaktır. Unutulmamalıdır ki ancak kalp durmuş ise suni teneffüs yapılır.Bunun için;
1 - Kazazedenin vücudunu sıkan kemer, kravatı vs. çıkarılır.
2 - Kalbin çalışıp çalışmadığı kontrol edilir. Bunun için hastanın nabzına bakılır. Nabız atmıyorsa suni teneffüs yapılır.
3 - Kazazedenin ağzında sakız, takma diş gibi şeyler varsa çıkarılır.
4 - Kazazedenin başı mümkün olduğu kadar arkaya eğik tutulur. Bu arada şoktan dolayı dilinin solunum yolunu tıkaması
ihtimaline karşı hastanın ağzı açılarak dili dışarıya çekilmelidir.
5 - Mendil veya başka bir kumaş parçasıyla kazazedenin ağzı kapatılarak ya da doğrudan doğruya hastanın ağzından
hava verilir. Bu işlem dakikada 10 - 12 kez tekrarlanır.
6 - Kazazede nefes alıp vermeye başlayınca düzgün bir şekilde yatırıp doktorun gelmesini beklenir.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
24 / Kaldırma Araçlarında İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, işyerlerinde kullanılan kaldırma araçlarını ve bu araçlardan
kaynaklanan riskleri, risklerin bertaraf edilmesini ve bu araçlar için gerekli olan
periyodik kontrolleri öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
U-1*,U-3, U-4**, U-6*, U-12*
*Makine mühendisi veya makine teknik öğretmenleri
**Teknik
İŞ EKİPMANLARININ KULLANIMINDA SAĞLIK VE GÜVENLİK ŞARTLARI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
EK - I
İŞ EKİPMANLARINDA BULUNACAK ASGARİ GEREKLER
3.1.5. Üzerinde bir veya daha fazla çalışanın bulunduğu forkliftlerin devrilmesinden kaynaklanan risklerin
azaltılması için;
a) Sürücü için kabin bulunur veya
b) Forklift devrilmeyecek yapıda olur veya
c) Forkliftin devrilmesi halinde, yer ile forkliftin belirli kısımları arasında taşınan çalışanlar için, yeterli açıklık
kalmasını sağlayacak yapıda veya
ç) Forklift, devrilmesi halinde sürücünün forkliftin parçaları tarafından ezilmesini önleyecek yapıda olur.
3.2. Yüklerin kaldırılmasında kullanılan iş ekipmanları için asgari gerekler;
3.2.1. Yük kaldırma ekipmanı kalıcı olarak kurulduğunda, özellikle kaldırılan yük ve montaj veya bağlantı
noktalarındaki gerilmeler dikkate alınarak ekipmanın mukavemet ve kararlılığı sağlanır.
3.2.2. Yüklerin kaldırılması için kullanılan makinelerde, kaldırılabilecek maksimum yük açıkça görünecek şekilde
işaretlenir, makinenin değişik şekillerde kullanımında da maksimum yükü gösteren levhalar veya işaretler bulunur.
3.2.2.1. Kaldırma için kullanılan aksesuarlar da güvenli kullanım için gereken özelliklerini gösterecek şekilde
işaretlenir.
3.2.2.2. İnsan kaldırmak ve taşımak için tasarlanmamış iş ekipmanları, amacı dışında kullanımını önlemek için
uygun bir şekilde ve açıkça işaretlenir.
3.2.3. Sabit olarak kurulacak iş ekipmanı, yükün;
a) Çalışanlara çarpması,
b) Tehlikeli bir şekilde sürüklenmesi veya düşmesi,
c) İstem dışı kurtulması,
riskini azaltacak şekilde tesis edilir.
3.2.4. Çalışanları kaldırma veya taşımada kullanılan iş ekipmanlarında;
a) Taşıma kabininin düşme riski uygun araçlarla önlenir,
b) Kullanıcının kendisinin kabinden düşme riski önlenir,
c) Özellikle cisimlerle istenmeyen temas sonucu, kullanıcının çarpma, sıkışma veya ezilme riski önlenir,
ç) Herhangi bir olay neticesinde kabin içinde mahsur kalan çalışanların tehlikeye maruz kalmaması ve
kurtarılması sağlanır.
160
3.2.4.1. Şayet, çalışma yerinin özelliği ve yükseklik farklılıklarından dolayı taşıma kabininin düşme riski, alınan
güvenlik önlemlerine rağmen önlenemiyorsa, emniyet katsayısı daha yüksek güvenlik halatı ile teçhiz edilip, her çalışma
günü kontrol edilir.
EK - II
İŞ EKİPMANININ KULLANIMI İLE İLGİLİ HUSUSLAR
3. Yük kaldırmada kullanılan iş ekipmanı ile ilgili hükümler
3.1. Genel hususlar
3.1.1. Yük kaldırmak için tasarlanmış seyyar veya sökülüp-takılabilir iş ekipmanlarının zemin özellikleri de dikkate
alınarak öngörülen bütün kullanım şartlarında sağlam ve kararlı bir şekilde kullanılması sağlanır.
3.1.2. İnsanların kaldırılmasında sadece bu amaç için sağlanan iş ekipmanı ve aksesuarları kullanılır.
3.1.2.1. Olağanüstü veya acil olan istisnai durumlarda insanları kaldırmak amacıyla yapılmamış iş ekipmanı,
gerekli önlemleri almak ve gözetim altında olmak şartıyla insanların kaldırılmasında kullanılabilir.
3.1.2.2. Çalışanlar yük kaldırmak için tasarlanmış iş ekipmanı üzerindeyken, ekipmanın kumandası için her
zaman görevli bir kişi bulunur. Kaldırma ekipmanındaki kişilerin güvenilir haberleşme imkânlarıyla herhangi bir tehlike
halinde tahliye için güvenilir araçları bulunur.
3.1.3. Teknik zorunluluk olmadıkça kaldırılan yükün altında insan bulunmaması için gerekli tedbir alınır.
Çalışanların bulunabileceği korunmasız çalışma yerlerinin üzerinden yük geçirilmez. Bunun mümkün olmadığı hallerde
uygun çalışma yöntemleri belirlenir ve uygulanır.
3.1.4. Kaldırma aksesuarları, sapanın şekli ve yapısı dikkate alınarak, kaldırılacak yüke, kavrama noktalarına,
bağlantı elemanlarına ve atmosfer şartlarına uygun seçilir. Kaldırmada kullanılan bağlantı elemanları kullanımdan sonra
sökülmüyorsa, bunların özellikleri hakkında kullanıcıların bilgi sahibi olması için belirgin bir şekilde işaretlenir.
3.1.5. Kaldırma aksesuarları bozulmayacak veya hasar görmeyecek şekilde muhafaza edilir.
3.2. Kılavuzsuz (askıda iken serbest olan) yükleri kaldırmakta kullanılan iş ekipmanı
3.2.1. Çalışma alanları kesişen iki veya daha fazla kaldırma aracı ile kılavuzsuz yüklerin kaldırıldığı bir alanda,
yüklerin ve kaldırma araçlarının elemanlarının çarpışmaması için gerekli önlemler alınır.
3.2.2. Kılavuzsuz yüklerin seyyar iş ekipmanı ile kaldırılmasında ekipmanın eğilmemesi, devrilmemesi ve eğer
gerekiyorsa kaymaması veya yerinden oynamaması için gerekli tedbirler alınır. Bu önlemlerin tam olarak uygulanmasını
sağlayacak kontroller yapılır.
3.2.3. Kılavuzsuz yükleri kaldırmakta kullanılan iş ekipmanının operatörü doğrudan veya gerekli bilgileri sağlayan
yardımcı cihazlar vasıtasıyla yük yolunun tamamını göremiyorsa, operatöre yol gösterecek bu konuda eğitimli ve
deneyimli bir kişi görevlendirilir. Çalışanları, yüklerin birbiriyle çarpışmasından kaynaklanan tehlikelerden korumak için
gerekli organizasyonel önlemler alınır.
3.2.4. Yükün elle bağlanması veya çözülmesinin güvenle yapılabilmesi için özellikle iş ekipmanının kontrolü
doğrudan ya da dolaylı olarak çalışanda bulunacak şekilde gerekli düzenleme yapılır.
3.2.5. Bütün yük kaldırma işleri çalışanların güvenliğini korumak için uygun şekilde planlanır ve gözetim altında
yürütülür. Özellikle bir yük, kılavuzsuz yükleri kaldırmakta kullanılan iki veya daha fazla iş ekipmanıyla aynı anda
kaldırılacaksa operatörler arasında eşgüdümü sağlayacak düzenleme yapılır ve uygulanır.
3.2.6. Kılavuzsuz yüklerin kaldırılmasında kullanılan iş ekipmanı, kendisini besleyen güç kaynağı tamamen veya
kısmen kesildiğinde yükü askıda tutamıyorsa, ortaya çıkabilecek risklerden çalışanları korumak için uygun önlemler
alınır. Tehlikeli bölgeye giriş engellenmedikçe veya yükün güvenli bir şekilde askıda kalması sağlanmadıkça askıdaki yük
gözetimsiz bırakılmaz.
3.2.7. Hava şartlarının, güvenli kullanımı engelleyecek ve çalışanları tehlikeye maruz bırakacak şekilde bozulması
halinde, kılavuzsuz yüklerin kaldırılması için tasarlanmış iş ekipmanlarının açık havada kullanılması durdurulur.
Çalışanları riske atmamak için özellikle iş ekipmanının devrilmesini önleyecek tedbirler alınır.
EK-III
BAKIM, ONARIM VE PERİYODİK KONTROLLER İLE İLGİLİ HUSUSLAR
2.2. Kaldırma ve iletme ekipmanları
2.2.1. Standartlarda aksi belirtilmediği sürece, kaldırma ve iletme ekipmanları, beyan edilen yükün en az 1,25
katını, etkili ve güvenli bir şekilde kaldıracak ve askıda tutabilecek güçte olur ve bunların bu yüke dayanıklı ve yeterli yük
frenleri bulunur.
2.2.2. Kaldırma ve iletme ekipmanlarının periyodik kontrolleri, makine mühendisleri ve makine tekniker veya
yüksek teknikerleri tarafından yapılır. Söz konusu periyodik kontrollerin tahribatsız muayene yöntemleri ile yapılması
durumunda, bu kontroller sadece TS EN 473 standardına göre eğitim almış mühendisler ve aynı eğitimi almış tekniker
veya yüksek teknikerler tarafından yapılabilir.
2.2.3. Madde 2.1.1.’de belirtilen kriterler saklı kalmak kaydı ile bir kısım kaldırma ve iletme ekipmanının periyodik
kontrol kriterleri ve kontrol süreleri Tablo: 2’de belirtilmiştir.
KONTROL
PERİYODU
(Azami Süre)
EKİPMAN ADI
Kaldırma ve/veya iletme araçları
(1), (2),(3)
PERİYODİK KONTROL KRİTERLERİ
(İlgili standardın
ön-gördüğü
süreler
saklı
kalmak koşulu ile)
Standartlarda
süre
belirtilmemişse
1 Yıl
(İlgili standartlar aşağıda belirtilmiştir.)**
TS 10116, TS EN 280 + A2, TS EN 818-6 +
A1, TS EN 1495 + A2, TS EN 1709, TS EN
12079-3, TS EN 12927-7, TS EN 13157+A1,
TS EN ISO 13534, TS ISO 789-2, TS ISO
161
Asansör (İnsan ve Yük Taşıyan)
(4)
Standartlarda
süre
belirtilmemişse
1 Yıl
3056, TS ISO 4309, TS ISO 7592, TS ISO
9927-1, TS ISO 11662-1, TS ISO 12480-1, TS
ISO 12482 – 1, FEM 9.751, FEM 9.752,
FEM 9.755 ve FEM 9.756 standartlarında
belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır.
31/1/2007 tarihli ve 26420 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan Asansör Yönetmeliği ile
18/11/2008 tarihli ve 27058 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan Asansör Bakım ve
İşletme Yönetmeliği’nde yer alan hususlar saklı
kalmak kaydıyla TS EN 81–3, TS EN 13015,
TS ISO 9386-1 ve TS ISO 9386-2,
standartlarında belirtilen kriterlere göre yapılır.
Standartlarda
süre
TS EN 13015 standardında belirtilen şartlar
belirtilmemişse
kapsamında yapılır.
1 Yıl
Standartlarda
TS 10689, TS EN 1757-2, TS ISO 5057, TS
İstif Makinesi (forklift, transpalet, süre
10201 ISO 3184, TS ISO 6055, TS ISO 1074
lift)
belirtilmemişse
ve FEM 4.004 standartlarında belirtilen
kriterlere uygun olarak yapılır.
1 Yıl
Standartlarda
TS EN 1495 + A2, TS EN 1808 ve TS EN
süre
12811-3 standartlarında belirtilen kriterlere
(5),(6)
Yapı İskeleleri
belirtilmemişse
uygun olarak ve EK- II’ nin 4 üncü maddesinde
6 Ay
belirtilen hususlar dikkate alınarak yapılır.
(1)
Vinçlerin periyodik kontrollerinde yapılacak olan statik deneyde deney yükü, beyan edilen yükün en az
1,25 katı, dinamik deneyde ise en az 1,1 katı olması gerekir.
(2)
Mobil kaldırma ekipmanlarının dışında kalan kaldırma ekipmanları için kararlılık deneyi ise gerek
görüldüğünde ilgili standartlarda belirtilen kriterlere uygun olarak yapılır.
(3)
Kapasitesinin altında kullanılacak kaldırma araçlarında beyan edilen kaldırılacak azami yük
görünecek şekilde işaretlenir. Beyan edilen yükün üstünde bir ağırlığın kaldırılmasının söz konusu
olduğu durumlarda kaldırma aracı kaldırılacak yükün miktarı esas alınarak yukarıda belirtilen kriterler
çerçevesinde teste tabi tutulmadan kullanılamaz. (Beyan yükü; kaldırma aracında işveren tarafından
beyan edilen kaldırılacak maksimum ağırlıktır.)
(4)
Elektronik kumanda sistemi ile donatılmış kaldırma ve iletme ekipmanının periyodik kontrolünde
makine ve elektrik ile ilgili branşlarda periyodik kontrolleri yapmaya yetkili kişiler birlikte görev alır.
(5)
İskelelerin periyodik kontrolleri mühendislik ve mimarlık fakültelerinden inşaat ve makine mühendisliği
ile mimarlık bölümü mezunları makine ve inşaat teknikeri veya yüksek teknikerleri, gemi inşası işlerinde
ise gemi inşaatı mühendisi tarafından yapılır.
Yürüyen merdiven ve yürüyen
bant
(6)
İskeleler, üzerlerinde taşıyabileceği azami yük görünecek şekilde işaretlenir.
Periyodik kontrol kriteri için referans olarak tabloda belirtilen standartlar örnek olarak verilmiş olup
burada belirtilmeyen ya da Yönetmeliğin yayımı tarihinden sonra yayımlanan konuyla ilgili standartların
da dikkate alınması gerekir.
(**)
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
25 / Motorlu Araçlarda İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, işyerlerinde kullanılan her türlü motorlu araçtan kaynaklanan riskleri ve
alınması gereken önlemleri öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
U-1*, U-3, U-4**, U-6*, U-12*
*Makine mühendisi, makine veya motor teknik öğretmeni
**Teknik
MOTORLU ARAÇLARDA İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
AMAÇ:
Katılımcıların, işyerlerinde kullanılan her türlü motorlu araçtan kaynaklanan riskleri ve alınması gereken
önlemleri öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
HEDEF:
•
Motorlu araç kullanıcıları ve iş makinesi operatörlerinin sahip olması gereken belgeleri tanımlar.
•
Motorlu araçlarla yapılan işlerde ortaya çıkan sağlık ve güvenlik risklerini değerlendirerek alınması gerekli
tedbirleri açıklar.
KONUNUN ALT BAŞLIKLARI
•
Motorlu araç ve iş makinesi operatörlerinin belgeleri
•
Forkliftler ve vinçlerle yapılan işler
•
İş makineleri ile yapılan işlerde emniyet tedbirleri
•
Motorlu araç ve iş makinelerinin bakım ve onarımında dikkat edilmesi gereken hususlar
•
Motorlu araç ve iş makinelerinin periyodik testleri
•
İlgili mevzuat
Motorlu Araç Sürücüleri ile İş Makinesi Operatörlerinin Sahip Olması Gereken Belgeler:
Motorlu Araç: Isı enerjisini mekanik enerjiye dönüştürerek hareket sağlayan, yük ve yolcu taşımak amacıyla
karayollarında kullanılan makinelere denir.
162
Motorlu Araçlar İki Sınıfta İncelenirler:
1.Otomobiller ve nakliye kamyonları,
2.İş makineleri, Kaldırma ve yükleme makinaları
İş Makinesi: İş yapan makinelere iş makinesi denirse de; burada konumuz, baraj, yol, liman inşaatlarında, büyük
binaların temel hafriyat işlerinde çalışan makineler dikkate alınmaktadır.
2918 sayılı karayolları trafik kanununa göre, yol inşaat makineleri ile benzeri tarım, sanayi, bayındırlık, milli savunma ve
çeşitli kuruluşların iş ve hizmetlerinde kullanılan, iş amacına göre üzerine çeşitli ekipmanlar monte edilmiş kara yollarında
insan, hayvan ve yük taşımasında kullanılamayan motorlu araçlardır.
Kaldırma Makineleri (forklift, vinç): Herhangi bir yükü bulunduğu yerden yukarıya kaldırarak ve yer değiştirerek
istifleyen, taşıyan istenilen konuma getiren iş makineleridir.
Sürücü Belgeleri:
A1, A2: Motosiklet kullanıcıları için.
B
: Hususi araç kullanıcıları için.
C
: Kamyon kullanıcıları için.
H
: Engelli sürücüler için.
D
: Çekici kullanalar için.
G
: İş makineleri kullananlar için.
F
: Traktör kullananlar için
•
Operatör: İş makinalarının bir yada birkaçını kullanmaya, bakımını yapmaya yetkili kişilere denir.
•
Operatör Belgesi: İş makinesi kullanacak olan operatörlere M.E.B. özel öğretim kurumları genel
müdürlüğünden yetki almış kuruluşlardan, teorik ve uygulamalı sınav sonucu başarılı olanlara verilen belgedir.
Bu belgesi olmayan şahıslar operatör olarak iş makinesi kullanamaz. G sınıfı sürücü belgesi olanlar operatör
olmak için başvurabilirler.
•
2918 sayılı Trafik Kanununa göre G sınıfı ehliyet alabilmek için en az 18 yaşını bitirip 19'dan gün almak
gerekmektedir.
•
Şu andaki yönetmeliğe göre en az ilkokul diploması sahibi olmak gerekli.
•
G sürücü belgesi iş makinesi operatörlük belgesi olanların taşıt trafiğine açık olan yollarda iş makinesi
kullanabilmek için almaları zorunlu ehliyettir.
•
Operatörlük belgesi olmayanlara verilmemekte olup operatörlük belgesi olanlar yeni yapılan düzenlemeyle eğer
sürücü belgeleri varsa her hangi bir sınava tabi tutulmadan sürücü kursuna kayıt yaptırıp G sınıfı sürücü
sertifikası aldıktan sonra emniyet müdürlüğü trafik tescil şubelerine müracaat ederek ehliyetlerine
ekletebilmektedir.
Motorlu Araçlarda Genel İş Güvenliği
•
Motorlu araçlarda; gündüz de olsa, loş ve karanlık yerlerde ve geceleri ön ve arka tüm lambalar yakılmalıdır.
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Motorlu araçların sürücü platformları, üstten ve yan kenarlardan, çelik borularla yapılmış korumalarla
donatılmalıdır.
•
Benzin, mazot, gaz vb. yakıtla çalışan motorlu taşıtlar, yakıt ikmali sırasında çalıştırılmayacaktır.
•
Motorlu taşıt sürücüleri, araçlarından indiğinde, üzerlerindeki statik elektrik yüklerini boşaltmadan, yakıt ikmali
yapmayacaklardır.
•
Motorlu araçların klaksiyon, korna ve zil sesleri, işyerindeki diğer seslerden farklı ve bu sesleri bastırıcı nitelikte
olacaktır.
OTOMOBİL VE KAMYONLARDA İŞ GÜVENLİĞİ
Yola Çıkmadan Önce Yapılması Gerekenler:
Aracın yağ seviyeleri kontrol edilmeli,
Lastik hava basınçları ve cam yıkama suyu seviyesi kontrol edilmeli,
Farların uzun ve kısa huzmeleri ile far yükseklik ayarı kontrol edilmeli,
Akülerin kutup başları üzerine herhangi bir metal parçası konmamalı, akü kutup başı civata somunları gevşek ise
sıkılmalıdır,
Triger kayışlı taşıtlarla yola çıkmadan triger kayışın değiştirilme tarihi bilinmelidir.
Aracın geri vites lambası ile 4’lü ve sağ-sol sinyaller ve park lambaları kontrol edilmeli,
Frenler ve el freninin kontrolü yapılmalı,
Araç harekete geçer geçmez sağa-sola dalış yapıp yapmadığı kontrol edilmeli,
Lastik diş derinliği 2 mm’den az olan lastiklerle yola çıkılmamalı,
Yüksek gerilim kabloları izolasyonu bozulmuş araçlarla yola çıkılmamalı,
163
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Araca Binilince Yapılması Gerekenler
Sürücü koltuğu sürücüye göre ayarlamalıdır. Bu ayarlamada, kollar direksiyon simidinin en üst noktasına gelmeli,
ayaklar, pedalları dibe kadar itebilmelidir.
Göstergeler ve pedallar kontrol edilmelidir,
Eller direksiyon simidinin yatay ekseni üzerindeki saat yelkovanının 9-3 yerinden tutularak harekete hazırlanmalıdır.
Otomobil ve kamyonlar, karayollarında hız sınırlamalarına ve trafik usul ve kurallarına dikkat etmeli,
Araç, vites küçülterek hız düşürüldükten sonra durdurulmalı,
Karlı ve buzlu yollarda ani frenler yapılmamalıdır.
Seyir Halinde Yapılması Gerekenler:
Araç, yol ortasında çift çizgiyi hiç bir zaman ihlal etmeyecektir,
Araç 1. Vites ile kalkacak, vites yükseltirken gaz verilecek, vites küçültürken gaz düşürülecek,
Sürücü aracının performansını iyi bilecek, motor devri 2000 dv/dak altına düşünce vites küçültmeli, 3000 dv/dak. Gelince
vites büyültmeli,
Motor devri ibresi hiçbir zaman kırmızıya gelmemeli; gelince devir düşürülmelidir,
Rampa inerken vites boşa atılmamalıdır,
Seyir halinde, aynalara sık sık göz atılmalı,
Geçişler hariç, sol şerit daima boş bırakılmalıdır,
Seyir halinde iken, gözleriniz bir noktaya kilitleniyorsa, bu yorgunluk göstergesidir, yolculuğa ara dinlenmesi verilmelidir,
Sürücü ile yolculuk yapanlar, sürücünün dikkatini dağıtacak, yolculuğu tehlikeye sokacak ve sürücüyü meşgul edecek
davranışlardan kaçınılmalıdır,
Seyir halinde, yolun sağ tarafındaki trafik işaret ve levhalarına dikkat ederek, taşıt sürüşünü bunlara göre ayarlamalıdır,
Kara yollarındaki hız levhalarının max. hızı gösterdiği unutulmamalıdır,
Seyir halindeyken, önde giden vasıta ile arada daima bir emniyet mesafesi bulunmalıdır,
Uykulu ve yorgun araç kullanılmamalı, uzun yolculuklarda 5 saatte bir ara dinlenmesi verilmelidir,
Yolda herhangi bir nedenle durulduğun da, dikkati çekmek için reflektör vb. materyal konmalı,
Arızalı aracı çekmek için, çeki demiri kullanılmalı; çeki demiri yok ise, 5-6 metre uzunluğunda halat ile çekme işlemi
yapılmalıdır,
Çekme işlemi sırasında çekilen aracın el frenini, hafifçe çekmek gerekir.
Tali yoldan ana yola çıkarken durulmalı, ana yol kontrol edilmeli, ana yolda araç yok ise, o zaman yola çıkılmalıdır.
Ağır Vasıtaları Geçerken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Geçmek istenilen araca emniyet mesafesi kadar yaklaşılmalı,
Geçmek isteyen aracın karşısından ve arkasından 3. Bir aracın gelip gelmediği kontrol edilmeli,
Geçilecek aracın dikkati çekilmek için, sol sinyal lambası yakılarak, korna ve selektör ile geçilmek istendiği haberi
verilmeli,
Geçilecek araca yaklaşılmalı, dikiz aynasından sürücüsü görülmeli, geç işareti alınınca araç hız kesilmeden geçilmeli,
Geçilen aracın önündeki asfalt görününce sağ sinyal verilerek ayni hızla sağ şeride geçilerek yola devam edilmelidir.
Yükleme Boşaltma İşlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kamyonlara taşıma kapasitesinden fazla yük alınmamalıdır.
Kamyonlar, yolun ağır vasıtalar için ayrılan şeridini kullanmalıdır.
Yük, trafik kurallarına göre yüklenmelidir. Eğer yük kasanın arkasından taşıyor ise. Taşan uca kırmızı bir bez
bağlanmalıdır.
Yükün yüksekliği köprü altından ve iletim hatlarından rahatça geçebilecek yükseklikte olmalıdır.
İnşaat demirleri yükleme ve boşaltılmasında, yük altında durulmasına, altından geçilmesine izin verilmemelidir.
Damperli kamyonların boşaltılması sırasında, damperin arkasında kimsenin bulunup bulunmadığına dikkat edilmelidir.
Kamyon ve treylerdeki yükler üzerinde hiçbir kimse taşınmamalıdır.
Yükleme boşaltma sırasında işçilere KKD malzemeleri kullandırılmalıdır.
Yükleme rampa üzerinden yapılıyor ise, işçilerin kaymaması için rampaya 5x5 çıtalar çakılmalıdır.
İŞ MAKİNELERİNDE İŞ GÜVENLİĞİ
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Çalışma Öncesi Alınması Gereken Güvenlik Önlemleri
İş makinelerinde kullanma talimatlar makineler üzerinde bulundurulmalı ve uygulatılmalı.
İş makinesi operatörü, iş yeri amirinin belirlediği talimatlara kesinlikle uymalı, iş makinesi kullanırken baret, eldiven,
gözlük, reflektörlü yelek gibi koruyucular kullanılmalıdır.
Operatör, kolları uzun ve sarkan giysi, kravat, zincir, saat, kolye gibi takılar takmamalıdır.
Operatörler, her zaman kazalara karşı tedbirli olmalı, meydana gelen kazalarda ilk yardım çantası, yangın söndürme
tüpü gibi malzemelerin makinenin neresinde olduğunu ve nasıl kullanacağını daha önceden öğrenmelidir.
Operatör, kullandığı makine ile ilgili kullanma, bakım-onarım el kitabını ve araçla ilgili diğer dokümanları her zaman
yanında bulundurmalı, makinenin kapasitelerini ve limit değerlerini öğrenmeli makineyi bu değerlere göre kullanmalıdır.
Operatör, çalışacağı yere uyarı levhaları yerleştirmeli, el işaretlerinin anlamını ve kendisine kimin yardımcı olacağını işe
başlamadan önce öğrenmelidir.
Bütün kontrol, kumanda düzenleri ile göstergelerin emniyet ve uyarı değerleri bilinmelidir.
Makinenin motoru, sadece operatör koltuğuna oturarak çalıştırılmalı, çalıştırmadan önce çevredekiler uyarılmalıdır.
Makineyi çalıştırıp ön ısınma sağlanırken, makinenin tüm kumanda ve göstergeleri kontrol edilmeli, motor sesi
dinlenmelidir.
Hasarlı ve arızalı bir makine kesinlikle çalıştırılmamalı. Arızalı makinenin kontak anahtarına uyarı etiketi asılmalıdır.
Makine üzerindeki yürüme ve tutunma yerleri ıslak olmamalı, buralarda çamur ve yağ bulaşığı bulunmamalıdır.
Makine işe başlamadan önce düz bir yere çekilerek servis ve park frenleri kontrol edilmelidir.
164
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Makine üzerindeki alet ve avadanlıklar yerlerinde ve emniyete alınmış olmalıdır.
Çalışmalarda; kazı işlerine yaklaşan diğer iş makineleri önceden uyarılmalı, çalışma alanının güvenlik içine alınması için
etkili ve standartlara uygun trafik işaretleri kullanılmalıdır
Çalışma Sırasında Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
Makine kapalı bir yerde çalışacak ise; çok iyi havalandırma sağlanmalı, egzoz gazının ölüm sebebi olabileceği
unutulmamalıdır.
İş makineleri ile çalışırken makine üzerinde operatörden başka kimse bulunmamalıdır.
Hasta ve yorgun olan operatöre makine kullandırılmamalıdır.
Operatör, geri çalışmalarda, önce arka tarafın serbest olduğundan emin olmalıdır.
Kaya yarmalardaki dinamit atımlarından sonra; şevler gözden geçirilmeli, askıda kalan kayalar güvenli şekilde
düşürüldükten sonra makine sokulmalıdır.
Gece çalışmalarında farlar ve çevre aydınlatma lambaları yakılmalıdır.
Makine çalışmalarında, gaz, su ve elektrik hatlarına karşı önlem alınmalı, dikkatli olunmalıdır.
Çalışma Bitiminde Alınması Gereken Güvenlik Önlemleri
Makineden ayrılırken kontak anahtarı mutlaka alınmalı; makine üzerinde bırakılmamalıdır.
Makine, iş bitiminde düz bir yere çekilerek park freni ile emniyete alınmalıdır.
Makine; engebeli yere, demiryolu kavşağına, sel ihtimali olan dere kenarlarına, heyelan ihtimali olan yerlere, elektrik
hava hatlarının altına kesinlikle bırakılmamalıdır.
Motor çalışırken akaryakıt ikmali yapılmamalıdır. Yakıt ikmali sırasında alev ile yaklaşılmamalı, sigara içilmemelidir.
İş Makinelerinin Bakım Ve Onarımları Sırasında Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
İş makinelerinde daima uygun ölçüde jant kullanılmalı; jantlar üzerinde herhangi bir kaynak işlemi yapılmamalıdır.
Lastik dişleri arasında ya da iki lastik arasına sıkışmış bir cisim ya da taş çıkarılacaksa önce lastiklerin havası
indirilmelidir.
Makine kriko ile kaldırılacaksa, tersi istikametteki tekerleklerin ön ve arkasına takoz yerleştirilmelidir.
Eğer bakım uzayacak ise makine sehpalar üzerine alınmalıdır.
Soğutma sistemi su seviyesi kontrolu motor sıcakken yapılmamalı, radyatör kapağı da yavaş yavaş, dikkat edilerek
açılmalıdır.
Hidrolik sistem basınç altında iken veya motor çalışırken kesinlikle hidrolik hortum ve bağlantıları sökülüp takılmamalıdır.
Hidrolik olarak çalışan dozer bıçakları, yükleyici kepçeleri, kamyon kasaları, ekskavatör kepçesi vb. tamirine
başlamadan; hidrolik sistemin yanlışlıkla başkası tarafından boşaltılması veya ataşmanların aniden düşmesini önlemek
için sistem uygun şekilde takoza alınmalıdır.
Akü kontrolleri sırasında aküye alevle yaklaşılmamalı ve sigara içilmemelidir.
Makine üzerinde kaynak yapılırken akü kutup başları aküden çıkarılmalıdır.
İş makinelerinin bakım-onarımlarında; mafsal takozları, ataşman sabitleme takozları yerlerine takılı vaziyette olmalıdır.
İş Makinelerini Naklederken Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
Makineyi treylere yüklerken tasarımına uygun bir tırmanma rampası kullanılmalı, bu rampanın eğim açısı en fazla 30
derece olmalıdır.
Rampanın emniyetli şekilde yerleştirildiği, tespitinin iyi yapıldığı, her iki tarafın aynı seviyede olduğundan emin olduktan
sonra yükleme - indirme işlemi yapılmalıdır. Rampanın her iki ucu sabitlenmelidir.
Rampa yüzeyi kolay tırmanmayı sağlayacak nitelikte olmalı, rampa yüzeyinde yağ, gres ve çamur, kil varsa
temizlenmelidir. Toprak rampa yapılacaksa, rampa genişliği, makine genişliğinin iki katından az olmamalı ve iyi
sıkıştırılmalıdır.
Nakledilecek makine rampa üzerine çıkmadan önce lastikler ve paletlerin temas edeceği yüzeyler; çamur, buz ve kardan
temizlenmelidir.
Makine bindirilirken ve indirilirken en düşük vites kullanılmalı; bu sırada operatöre yardımcı olarak yön gösteren biri
bulunmalıdır.
Makine taşıyıcıya bindirildikten sonra, ataşmanları tabana indirilmeli; belden kırmalı makinelerde sabitleme pimi takılmalı,
makine park durumuna getirilmelidir.
Makine bindirilmeden önce, nakil aracının park freni uygulanmalı, tekerlekler takoza alınmalıdır.
İş makinesi taşıyıcının uygun yerlerine bağlanmalıdır.
Makine nakil aracına bindirildikten sonra toplam gabari (köprü altı geçiş yüksekliği), kara yolları trafik kanunundaki
değerleri aşmamalıdır.
İş Makinelerinin Kullanımında Trafik Güvenliği Yönünden Uyulması Gerekli Kurallar
İş makinesini nakleden taşıyıcı sürücüsü ; kara yollarında seyir halindeyken, karayolları üzerinde bulunan gidiş
yönündeki şeritlerin en sağdakini kullanmak zorundadır.
Kavşak kollarının farklı değerde olduğu işaretlerle belirtilmemiş ise; iş makineleri sürücüleri, diğer motorlu taşıtlara ilk
geçiş hakkını vermek zorundadırlar.
İş makinesini sürenler ; trafikte dar yollarda, aksini gösteren bir trafik işareti yok ise, arkadan ya da karşıdan gelen tüm
araçlara geçiş hakkı vermek zorundadırlar.
Yerleşim birimleri içindeki karayollarında, bir trafik işareti ile izin verilmemişse duraklama ve arızalanma gibi zorunlu
nedenler dışında her türlü iş makinesinin park etmesi yasaktır.
Köy ve kasaba gibi küçük yerleşim birimleri bu hükmün dışındadır.
Kara yollarında iş makinesi türünden motorlu araçları kullanacak olan operatörlerin ’’g’’ sınıfı sürücü belgesine sahip
olması gerekmektedir. “G” sınıfı sürücü belgesine sahip operatörler yalnız ve ancak kendi sınıfındaki aracı kullanabilirler.
Ayrıca; gerek şantiye, gerekse fabrikada da yukarıdaki sınırlamalar geçerlidir.
Operatörler; iş makinelerini gerek kara yollarında, gerekse şantiye veya fabrika sahasında, trafik işaret ve işaretçilerinin
uyarılarına uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
Kaldırma Ve Yükleme Makinalarının Kullanılması Sırasında Alınması Gerekli Güvenlik Önlemleri
Bütün kaldırma araçları ile bağlantıları, sabitleme ve destekleme elemanları da dahil bütün yardımcı kısımları;
165





























•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Kullanım amacına uygun ve yeterli sağlamlıkta tasarlanmış ve
imal edilmiş olacak,
Doğru şekilde kurulacak ve kullanılacak,
Her zaman iyi çalışabilir durumda olacak,
Yürürlükteki mevzuata göre, periyodik olarak kontrol, test ve deneyleri yapılacak,
Bu konuda eğitim almış ehil kişilerce kullanılacaktır.
Kaldırma araçları ve yardımcı elemanlarının üzerlerine azami yük değerleri açıkça görülecek şekilde yazılacaktır.
SEYYAR VİNÇLERDE KALDIRMA VE TAŞIMA ARAÇLARINDA
GÜVENLİK TEDBİRLERİ
Yükler çalışanların üzerinden geçirilmemeli,
Sesli ikaz sistemleri bulunmalı,
Yük asılı durumdayken, operatör makineyi terk etmemeli,
Kancalarda emniyet mandalı bulunmalı,
Vinç ile insan taşınmamalı
Görüş alanı dışında çalışılıyorsa işaretçiden istifade edilmeli
İşaret ve sinyallerin anlamları bilinmeli
Araca hareket halinde inip binmemeli
Herhangi bir yerde tamirat yapılacağı zaman basınç düşürülmeli
Akünün su seviyesi kontrol edilirken fener kullanılmalı, sigara ve açık ateşten sakınılmalı
VİNÇLER
Vinçler kendilerine yetki verilmiş personel tarafından kullanılacaktır.
Kaldırma sisteminin taşıma kapasitesine uyulacaktır.
Vinçler, yapılış amacına uygun şekilde kullanılacaktır.
Malzeme, cihazlara çarptırarak, aniden kaldırarak ve sürüklenerek kaldırılıp götürülmeyecektir.
Kullanıcı personel vinci kullanmadan önce kontrol edecek, ancak güvenli ise kullanacaktır.
Ağır yükler kaldırılırken önce yük birkaç santim kaldırarak bekletilir, eğer fren tutmazsa yük indirilir ve en yakın amire
rapor edilir.
Vincin kablolarının herhangi bir cereyan hattına temas etmemesi için dikkatli olmak gerekir.
Yükü kendine veya başkasına doğru yöneltme ve yükün geçeceği yolda personelin olmamasına dikkat et.
Herhangi bir tehlike durumunda, tehlikeden korunabilecek şekilde dikkatli ol.
Daima yüzünü yüke çevir ve geri geri gitme.
Yükü mümkün olduğu kadar zemine yakın taşı ve yakında bir mani olmadığını kontrol et.
Kancasında emniyet mandalı olmayan vinçler ile çalışmayınız
FORKLİFT
Çatallı istif araçlarını ehliyetli operatörden başkası kullanmayacak, operatörlerin dikkat edeceği hususlar şöyle olacaktır:
Forklift, faaliyet durumu ve frenleri kontrol edildikten sonra göreve çıkacaktır.
Operatör, boş hareket halinde Forklift çatalını yerden 5 cm yukarıda tutacak bu yükseklik hiç bir zaman 10 cm’ yi
geçmeyecektir.
Yük taşınırken çatallar zemine yakın olacaktır.
Fabrika içinde sürat hiç bir zaman 8 km’ yi geçmeyecek geçilen zeminin durumuna, çevredeki cihaz ve insan durumuna
göre sürat azaltılacaktır.
Taşıma kapasitesi aşılmayacaktır.
Ön tarafını göremeyecek durumda yük varsa geri geri kullanılacaktır.
Çatalda yük bırakılmayacak, gerekli olmayan durumlarda motor durdurulacaktır.
Hiçbir zaman insan taşınmayacaktır.
Çatalla itme, çekme yapılmayacaktır.
Operatörler koruyucu teçhizat kullanacaktır. (Baret, ayakkabı gibi)
Emniyetsiz yük taşınmayacaktır.
Forkliftle kaldırılan yükün altında kimse bulunmayacaktır, operatör bu hususta dikkatli olacaktır.
Forklift kendisine tahsis edilen yollardan geçecek, yol kısaltmak için cihaz ve tezgah aralarından gereksiz yere
geçmeyecektir.
EL İŞARETLERİ
İşaretçi
: El–kol hareketleri ile İşaretleri veren kişi,
Operatör
: İşaretçinin talimatları ile hareket eden kişi
İşaretçi, operatöre manevra talimatlarını vermek için el–kol hareketleri kullanacaktır.
İşaretçi, kendisi tehlikeye düşmeyecek şekilde, bulunduğu yerden bütün manevraları görsel olarak izleyebilmelidir.
166
167
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Motorlu araçlar yönetmeliği
M. 456- motorlu arabaların gündüz çok loş ve karanlık yerlerde ve gece karanlığında ön ve arka ışıkları yanacaktır.
Motorlu arabaların operatör platforlarının üstten ve kenarları demir ve çelikten yapılmış sağlam korkuluklar konacaktır.
M.457-motorlu araçların güçlü frenleri ve dikiz aynaları bulunacaktır.
Tekerleri veya tırtırları şase dışında ise bunlar uygun şekilde korunacaktır.
M.458- benzin, mazot ve benzeri yakıtla çalışan motorlu arabalar,patlayıcı maddelerin, tozların ve parlayıcı buharın
bulunduğu yerlerin yanında, binaların içlerinde, akar yakıt depolarının doldurulduğu yerlerde çalıştırılmayacaktır.
M.459- motorlu arabaların klaksiyon, çan veya zil sesleri, iş yerindeki diğer siyal seslerinden farklı, diğer makinelerin
getirdiği gürültüleri bastıracak kadar kuvvetli ve tiz olacak ve ayni iş yerinde çalışan çeşitli motorlu araçlar için ayni ses
tonu kullanılacaktır.
M.460- görevli olmayanların motorlu arabalar ve romorklar üzerine çikmaları operatörler tarafından önlenecek, bunlar
üzerinde açıkça gösterilmiş olan en ağır yükten fazla yüklenmeyecektir. Yükler, arabanın gabarisi dışına taşmayacak ve
sağlam şekilde bağlanacaktır.
M.461- iş yerlerindeki demiryolu şebeke ve tesislerin inşa, tertip ve tanzim, yükleme, boşaltma, işletme ve bakım onarım
işleri t.c. ddy. Mevzuatına göre yapılacaktır.
M.462- iş yerindeki tren personeli ve görevlilerinden başkaları, hareket halinde olan vagon ve lokomotifler üzerinde
bulunmayacak.
M.463- işyerlerindeki demiryollarının, binalara yakın olarak geçmesi zorunlu olan hallerde, bu binaların, demiryolunun
bulunduğu taraftan kapı açılmayacak ve buralarda işçiler durmayacak, eşya ve malzeme bırakılmayacak ve bunları
yasaklayan levhalar bulundurulacaktır.
M.464- iş yerlerinde, demiryolu seviyesinde bütün geçitler kapatılacak ve bunların yerine, yayalar ve araçların geçmesine
özgü üst ve alt geçitler yapılacaktır. Bunların sağlanamadığı hallerde, geçitlerde gerekli güvenlik önlemleri alınacaktır.
M.465- akaryakıtla çalışan lokomotiflerin yakıt depolarının doldurulmasına yarıyan ağızlar, doldurma dışında kapalı
tutulacaktır. Yakıt doldurma sırasında motor durdurulacaktır.
168
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
•
M.466- elektrikli lokomotifler makinistleri, kumanda kol ve kollarını çıkarmadan veya bunları kilitlemeden yerlerin terk
etmeyecek
M.467- iş yerlerindeki lokomatiflerin makinistleri, lokomotifler harekete geçmeden önce veya yol geçitlerine yaklaşırken
veya binalara girerken veya tehlikeli yerlerde sesli ve ışıklı uyarma yapacaklar.
M.468- iş yerlerinde, lokomotife bağlı olmadan bir vagona veya bir katara yer değiştirildiğinde, o vagon ve katarı el freni
ile kontrol altında tutmak için, bir işçi görevlendirilecektir. Yer değiştirilecek vagonlar hareket ettirilmeden önce, vagonlar
arasında veya altında veya raylar üzerinde hiçbir işçinin kalmadığı kontrol edilecektir.
M.469- lokomotifler veya vagonlar, bir binadan çıkarken, veya binaya girerken tren personelinden bir görevli uygun
aralıklarla vagonların önünde ilerleyecek ve gerekli uyarıları yapacaktır.
M.470- iş yerindeki bakım onarım hatlarının makasları ile parlayıcı, patlayıcı, korozif veya tehlikeli maddeleri taşıyan
sarnıçlı vagonların bulunduğu hatların makasları kitlanecek ve patlayıcı, parlayıcı sıvıları taşıyan sarnıçlı vagonların
boşaltıldığı hatlar, yalnız bu işte kullanılacaktır.
M.471- patlayıcı sıvıların ve gazların yüklü bulunduğu vagonlar, boşaltma ve doldurma rampalarında durduklarında,
bunlar ve bağlantı boruları topraklanacaktır.
M.472- vagonların yükleme ve boşaltmasında çalışan işçiler, vagonlara, bir kalas üzerinden geçmek zorunluğunda
kaldıklarında, bu kalaslara uygun basamaklar çıtalar çakılacaktır. Bu kalasların kaymaması için de her iki başı
sabitlenecektir. Bu işçilere emniyet kemeri verilecek ve vagonların yanında yardımcı işçi görevlendirilecektir.
M.473- kenarları açık vagonlardan mekanik kepçelerle döküm halindeki maddeler veya miknatıslı vinçlerle metal
parçaları boşaltırken, işçiler vagon içerisinde bulundurulmayacaktır.
M.474- kenarları açık vagonların veya cevher vagonlarının dip kapaklarının açılmasında, sap kısmında bir koruyucu
bulunan emniyet anahtarı kullanılacaktır.
M.475- yük vagonlarından gece boşaltılan malzeme, hat gabarisi dışında bulundurulacak ve hatlara doğru kaymayacak
veya yıkılmayacak şekilde istif edilecektir.
M. 476- sıvı, kıvamlı veya yarı katı korozif maddelerle parlayıcı veya zehirli maddeler ve basınçlı gazların taşınmasında
kullanılan sarnıçlı vagonlar, doldurulma ve boşaltılmalarında sürekli bir gözetim altında bulundurulacak ve bu işlerin
bitiminde, kullanılan boru ve rekorlar ortadan kaldırılacaktır. Doldurma ve boşaltma işlerinin durdurulması gerektiği
hallerde, kullanılmakta olan boru ve rekorlar, yerinden çıkarılacaktır
Not: Dokümanın hazırlanmasında internet ortamında paylaşılan belge ve kaynaklardan faydalanılmıştır.
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
26 / El Aletlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıların, el aletleri ile yapılan çalışmalarda ortaya çıkabilecek riskleri ve
alınması gereken önlemleri öğrenmelerine yardımcı olmaktır.
U-1, U-3, U-4*
*Teknik
EL ALETLERİ VE SAPLARI
İşyerlerinde kullanılacak el aletleri, yapılacak işe uygun malzemeden yapılmış olacak ve yalnız yapımına özgü işlerde
kullanılacaktır. Bunların ahşap sapları budaksız,iyi cins ve elyaflı ağaçtan, uygun biçim ve boyutta, kenarları yuvarlatılmış
kıymıksız ve düzgün yapılmış olacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:355)
- KIVILCIM ÇIKARAN EL ALETLERİ: Kıvılcımın tehlikeli olacağı yerlerde kullanılacak el aletleri, kıvılcım çıkartmayacak
malzemeden yapılacak ve bu nitelikte olmayan aletler, bu yerlerde kullanılmayacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:356)
- ÇAPAKLAR: Çekiç, balyoz, kalem, keski, zımba ve benzeri aletler, standartlarına uygun şekilde ve kaliteli çelikten
yapılacak ve bunların bozulan veya çapaklanan başları, taşlama veya eğeleme suretiyle düzeltilecektir.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:357)
- EL ALETLERİ: El aletlerinin su verme veya bilenmesi ile bakım ve onarım işleri, kalifiye işçiler tarafından yapılacak ve
bunların sivri veya keskin uçları, kullanılmadıkları zaman uygun şekilde korunacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:358)
- DAĞINIK EL ALETLERİ: El aletleri, yerlerde, merdivenlerde, geçitlerde veya işçilerin geçit olarak faydalanabileceği
herhangi bir yer üzerinde ortada bulundurulmayacak ve bunlar için uygun dolap, askı tablosu veya en az 2 santimetre
yükseklikte etekliği bulunan raflar yapılacaktır.
Baş üstü yüksekliğinden düşmelere karşı gerekli tedbirler alınmadan, bunlar elden bırakılmayacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:359)
- EL ALETLERİNİN KESKİNLİĞİ: Baltalar, keserler, satırlar gibi el aletleri, daima keskin olarak bulundurulacak, bunların
sapları alete sıkı ve sağlam duracak şekilde geçirilecek ve taşınmalarında uygun kılıf, askı veya mahfaza içinde
bulundurulacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:360)
- KALEM ZIMBA KESKİ AĞIZLARI: Kalemler, keskiler (saplı keskiler), zımbalar ve benzeri aletlerde, kalem uçları, keski
ağızları ve zımba burunları,yapılacak işe uygun biçimde ve daima keskin olacak ve bunlar kullanılırken, uygun siper veya
paravanalar veya benzeri koruyucular bulundurulacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:361)
- KALDIRAÇLAR: Kaldıraçlar ve benzeri aletler kullanılmadıkları sırada, yere veya tezgah üzerine dayalı ve dik olarak
bırakılmayacak,yatık olarak bırakılacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:362)
- EĞE VE TÖRPÜLER: Eğe ve törpülerin metal bileziği bulunan sağlam sapları veya başka çeşit bir tutacakları olacak ve
bunlar sapsız olarak kullanılmayacaktır.
Eğe ve törpüler, sandık açma, çivi sökme veya sert bir cisme vurma işlerinde kullanılmayacak, bunlara çekiç ve benzeri
aletle vurulmayacak ve eski eğelerden keski, kalem veya zımba gibi aletler yapılmayacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:363)
- BIÇAKLARA KILIF: Bıçakların sapları üzerine, gerektiğinde elyaf, deri veya paslanmaz çelikten yapılmış kabza
mahfazaları yapılacak veya parmak kavramları veya kalkan konulacaktır.
Kauçuğun kesilmesinde kullanılan bıçakların uçları, uygun şekilde yuvarlatılacaktır.
169
Konserve, deri yüzme, deri işleme ve lastik fabrikalarında kullanılacak bıçakların taşınmaları için, uygun kılıfları veya
kınları bulunacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:364)
- KRİKO İLE ÇALIŞMA: Krikolar, yük kaldırılırken yere sağlam bir şekilde ve dik olarak konulacak ve yükler istenilen
yüksekliğe kaldırıldıktan sonra, krikolar dayanıklı ve uygun takozlarla beslenmedikçe bu yüklerin altında veya üstünde
çalışılmayacak ve yüklerin kriko ile indirilmesinde gerekli tedbirler alınacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:365)
- KANCALAR: Tomruk veya kütük aktarma veya ambarlama işlerinde kullanılan kancaların veya süngülerin uçları,
daima sivri olacak ve el kancalarının kolları, saplarına sağlam ve sıkı bir şekilde geçirilecektir.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:366)
- GERGİN TEL KESİMİ: Penseler, tel makasları ve kıskaçları ile gergin tel,yay veya benzeri teller kesilirken, telin kesilen
uçlarından biri uygun şekilde tespit edilecektir.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:367)
- ANAHTARLAR: Somun sıkma veya gevşetme için, uygun anahtarlar kullanılacak, pense ve benzeri aletler
kullanılmayacaktır. Normal kollu anahtarların ucuna boru geçirerek veya benzerleri takılarak uzatılmayacak ve
anahtarlar, çekiç olarak kullanılmayacaktır.
Mandren anahtarları, yuvasına gevşek oturacak ve bırakıldığında, kendiliğinden düşebilecek şekilde olacak ve zincir, ip
veya benzerleriyle bir yere bağlanmış olmayacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:368)
- HAVA GİRİŞ SÜPABI: Pnömatik seyyar cihazların kumanda tetikleri uygun şekilde konulmuş olacak ve operatör elini
çektiğinde, hava giriş supabı otomatik olarak kapanacaktır. Bunların basınçlı hava hortumları ve hortum bağlantıları,
yapacakları işe uygun ve dayanıklı olacak ve bunlarla normal onarım dışında bir parça değiştirilirken veya benzeri bir iş
yapılırken, hava hortumlarının ana valfları kapatılacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:369)
- PNÖMATİK ÇEKİÇLER: Pnömatik çekiçlerin pistonları, çalışırken yerlerinden çıkmayacak şekilde yapılmış ve parça
fırlamalarına karşı yaylar, güvenlik, kancaları veya benzerleriyle korunmuş olacaktır. Pnömatik çekiçlerden parçalar
basınçlı hava ile fırlatılarak çıkarılmayacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:370)
- PNÖMATİK KESKİLERLE ÇALIŞMADA ÖNLEM: Pnömatik keskilerle perçin başı kesilirken, kesilen perçin başlarının
bir tel sepet içine düşmesi sağlanacak ve bu işlerde çalışanlara, baş ve gözlerin korunması için uygun koruyucu araçlar
verilecektir.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:371)
- BASINÇLI ÇİVİ ÇAKMA: Basınçlı çivi çakma tabancalarının tetiklerinde güvenlik tertibatı ve namlularında, parça
fırlamalarına karşı, koruyucu bir huni bulunacaktır.
(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:372)
Sıra No / Konu
Konunun genel amacı
Eğitici
27 / Bakım - Onarım İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Katılımcıları, bakım-onarım işlerinde ortaya çıkabilecek riskler ve bu riskler karşısında
alınması gereken önlemler konusunda bilgilendirmektir.
U-1, U-3, U-4**, U-6*, U-12
*Mühendis veya teknik öğretmen
**Teknik
BAKIM–ONARIM İŞLERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
AMAÇ:
Bakım-onarım işlerinde ortaya çıkabilecek riskler ve bu riskler karşısında alınması gereken önlemler konusunda bilgi
sahibi olmaktır.
HEDEF:
•
Bina, tesis veya makine bakımında ortaya çıkabilecek tehlikeleri tanımlamak,
•
Bakım-onarım işlerinde ortaya çıkabilecek risklerle ilgili alınması gereken tedbirleri belirlemek.
KONUNUN ALT BAŞLIKLARI
•
Makine, elektrik, bina veya tesislerin bakımı/onarımı
•
Bakım onarım işlerinde ortaya çıkabilecek tehlikeler ve dikkat edilecek hususlar
o
Bakım ve onarım öncesi
o
Bakım ve onarım sırasında
o
Bakım ve onarım sonrası
•
İlgili mevzuat
•
•
•
•
•
•
•
•
Nüfusun 2/3’unun çeşitli sanayi dallarında çalıştığı göz önüne alındığında iş dünyasının en önemli sorunlarının başında
“İŞ SAĞLIĞI VE GUVENLİĞİ” sorunlarının bulunması doğal bir olgudur.
Bakım onarım standartları konan yerlerde, bakım onarım dışında kalan diğer iş kazalarının da azalacağı açıktır.
Bakım ve onarım işlerinin amacı;
Makine, tezgah ve tesislerin daha uzun süre arızasız ve problemsiz olarak çalışması,
Beklenmedik arızalar sebebiyle tehlikeli durumların ortaya çıkmaması,
İstenmeyen olaylara, kazalara, yaralanmalara, malzeme hasarlarına ve zaman kaybına sebep olmaması için yapılan
planlı ve düzenli çalışmadır.
Periyodik bakımlar;
Makine ve tesislerin ömrünün uzamasında katkıda bulunurlar.
Beklenmedik arızalar sebebiyle kazalara sebebiyet verilmesini önler,
Can güvenliğini sağlarlar.
İş Kazalarının Meydana Gelmesindeki Temel Nedenler:
1. İnsan bünyesinin doğal çevreye uyum zayıflığı,
2. Kişisel özürleri, insanın kusursuz olmayışı, bir takım zaaflarının bulunması,
170
•
•
•



3. Tehlikeli duruş ve davranışlar,
4. Kaza olayının kendisi,
5. Yaralanma, zarar ve hasarlar sonucu kaza olması.
Bunlara Bağlı Olarak İş Sağlığı Ve Güvenliğini Sağlamak İçin
Tehlikeli durumların ve tehlike kaynaklarının ortadan kaldırılması,
İşçiler arasında tehlikeli davranışların önlenmesi,
Bir iş yerinde tehlike kaynağının insan faktörü olduğunun unutulmamalıdır.
Bakım ve onarımda, konu iş sağlığı ve güvenliği olduğuna göre, tehlikeli durumlar ve tehlike kaynakları nelerdir? Tespit
edilmeli, tehlikeli davranışları, önleme araştırmaları yapılmalıdır.
Bu bağlamda yapılan araştırmalar sonucu kazaların meydana geliş sebepleri;
•
Çalışmaların aceleye getirilmesi, planlı yapılmaması,
•
Gerekli yerlerden izin alınmaması, izin veren makamların gerekli tedbirleri almaması,
•
Uzman kişilerin veya ekiplerin ani durumlarda bulunamaması (kim bulunursa onla çalışma yapılması ) veya
ekiplerin eksik oluşu,
•
Çalışma ortamının uygun aydınlatılmamış olması,
•
Bakım onarım öncesinde işe başlamadan önce gerekli tedbirlerin alınmamış olması
•
İşin bitiminde daha önceden sökülmüş olan emniyet tedbirlerinin tekrar yerleştirilmemiş olması,
•
Bakım onarım sırasında tesiste meydana getirilen değişiklikler var ise bu değişikliklerin operatöre izah
edilmemiş olması
•
Çalışma esnasında uygun tedbirlerin alınmamış olması
•
Şeklinde tespit edilmiştir
En çok rastlanan kaza türleri ve sebepleri
1. Elektriğe çarpılma :
•
Sistemin enerjisinin kesilmemiş olmasından,
•
Ortamın çok iletken bir ortam olmasından,
•
Kullanılan seyyar elektrikli cihazların izolasyonunun uygun olmamasından
•
Seyyar aydınlatma lambalarının düşük gerilimli (24 volt) olmamasından
2. Hareketli kısımlarda yaralanma:
•
Kayış-kasnak sistemleri, dişli, kaplin, operasyon noktalarında yaralanma
•
Bu tür kazalar makine veya tezgah durdurulmadan tamir ve bakım yapılıyor almasından dolayı meydana gelmektedir
3. Zararlı-zehirli gaz, toz ve sisler dolayısıyla zehirlenme ve boğulmaların meydana gelmesi:
•
Bu tür kazaların meydana gelmemesi için öncelikle uygun havalandırma yapılmalı,
•
Yeterli olmaz ise uygun koruyucu maskeler kullanılmalıdır.
•
•
•
•






4. Parlama, patlama şeklinde meydana gelen kazalar:
•
Parlama, patlama ve yanma ihtimali bulunan işyerlerinde çalışmaya başlamadan önce parlamaya ve patlamaya
karşı tedbir alınmış olunması önemlidir.
•
Bu sebeple bu tür yerlerde izin belgesi uygulamasına azami dikkat gösterilmelidir.
5. Düşme şeklindeki kazalar:
•
Yüksekte yapılan çalışmalardan;
•
Uygun iskele ve platform olmamasından,
•
Korkuluk olmaması ve Emniyet kemeri kullanmamış olmasından kaynaklanır
6. Kişisel koruyucu malzemelerin (baret, eldiven, emniyet, ayakkabısı v.s.) kullanılmamasından dolayı meydan
gelen kazalar
Tamir bakım işlerinin yapıldığı yerler, çoğu zaman çalışanların çok aşina olmadığı , şartları çok iyi bilmediği veya ortam
şartlarını bilseler dahi bir an önce işi yapma gayreti içinde ortam şartlarına fazla dikkat etmemeleri sebebiyle
Kafalarını bir yere çarpmaları,
Ayaklarına malzeme düşürmeleri,
Tuttukları malzemelerden ellerinin kesilmesi şeklinde kazalar meydana gelmektedir.
BAKIM VE ONARIM İŞLERİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR
Yapılan istatistikler ve edinilen tecrübelere göre tamir, bakım ve onarım çalışmalarında çok fazla sayıda kaza meydana
gelmektedir.
Bu kazalar, tamir ve bakım çalışmalarının yeterli emniyet tedbirlerinin alınmadan yapılmış olmasından
kaynaklanmaktadır.
Bu sebeple bakım ve onarım faaliyetleri, planlı ve programlı olarak yapılmalı, imalatçılarının önerilerini dikkate alan yeterli
bilgi ve tecrübeye sahip uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.
Bu hususlar bakım öncesi, bakım sırasında ve bakım sonrası olmak üzere üç aşamada ele alınır
MAKİNE BAKIMINDA İŞ GÜVENLİĞİ
Ma