Ataköy Gazetesi

Yorumlar

Transkript

Ataköy Gazetesi
Hizmet otoparklarında ilk 3 saate kadar ücret alınamaz
CAPACITY AVM UKOME KARARLARINI UYGULAMIYOR
10.03.2008 tarihinde Bakırköy Belediye
Başkanlığı’na gönderdiği yazıda “İmar
Kanunu ve Otopark Yönetmeliği’nde belirtilen
hükümler doğrultusunda bina otoparkları
binanın ortak alanına dahildir. (...) Bina
ihtiyacına göre ayrılan otoparktan ücret
alınamaz” deniyor.
Capacity 30 dakikadan
sonra otopark ücreti
alıyor. Gazetemizi
arayanlar “Bunlar bizi
enayi yerine koyuyor.
Aracımızı otoparka
park ettikten sonra 20
dakika sonra katlara
çıkabiliyoruz. Aynı anda
geri dönsek bile bizden
Sürekli,
Etkili,
Ýlkeli.
19
Ya þ ý n d
ilk kademe ücreti tahsil ediliyor.
YASALARA UYMAMANIN CEZASI AYDA
ORTALAMA 470 TL... BUNA KARŞIN
KAZANÇ YÜZBİNLERCE TL.
Bu yasa dışı uygulamaya 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması ile
ilgili Kanunun 25. ve
26. maddeleri gereği
aylık ortalama 470 TL
ceza ödeyerek ücret
almaya devam ediyor.
Bu kanun gereği
Capacity AVM’nin 2010
ve 2011 yıllarında
aylara göre ödediği
cezalar: ...
SAYI: 207
GAZETEMİZİ ZİYARET ETTİ
(Yazısı 27. sayfada)
Bakýrköy’de
a
CHP 3. Bölge Milletvekili Oktay Ekşi
1
Numara
ATAKÖY
AĞUSTOS - EYLÜL 2011
FİYAT: 2 TL
Havaalanındaki yangından sonra yakıt yangınının suyla söndürülemeyeceğini anladılar.
KİMİ KANDIRDINIZ?
CHP 3. Bölge Milletvekili Oktay Ekşi gazetemizi ziyaret etti.
Seçim çalışmaları sırasında Ataköy’e gelen ve Ataköy’de
yapılan yakıt tanklarını gören Ekşi “Seçilip meclise gidersem
ilk işlerimden birisi bu tanklar ile ilgilenmem olacaktır”
demişti. Ekşi yakıt tankları ile ilgili soru önergesi verdi.
(Yazısı 30. sayfada)
“İMAMIN YERİ“
OLARAK ÜNLENEN
ATAKÖY 7-8 KISIM’DAKİ
ARSADA İNŞAAT BAŞLADI.
(Yazısı 13. sayfada)
EVLERİNİN
CAMLARINI AÇAMIYOR,
BALKONLARINDA
OTURAMIYORLAR.
(Yazısı 11. sayfada)
Ataköy’ün adeta göbeğine THY
tarafından yaptırılan, her biri 5
bin tonluk 7 uçak yakıt tankının
yanına bir de “YANGIN SUYU
TANKI” yapılmıştı. Benzinin
suyla söndürülemeyeceğini
günümüzde ilkokul
öğrencilerinin de bilmesine
karşın yaptırılan bu tankın
üzerindeki yazı, Atatürk
Havalimanı’nda kaza sonucu
uçaktan dökülen yakıtın ancak
köpükle kontrol altına alınması
üzerine aynı gece değiştirildi.
Yangın suyu tankı yerine “SU
TANKI” yazdırıldı. Konuyla ilgili
İstanbul Aydın Üniversitesi Afet
Eğitimi Uygulama ve Araştırma
Merkezi (AFAM) Başkanı Yard.
Doç. Dr. Kubilay Kaptan’la
konuştuk.
(Sayfa 17/18’de)
Ataköy 4. Kısım’da “S”
bloklar arkasından yol
açılacak.
BU YOLA GEREK VAR MI?
(Yazısı 23. sayfada)
SİYAH ÇELENKLİ
PROTESTO...
(Yazısı 24/25. sayfada)
3
KULAÇLAR TOFD YARARINA
Yardımsever amatör sporculardan oluşan Adım Adım’ın yüzme grubu olan “Suda
Koşanlar”, düzenlenen Boğaziçi Yüzme Yarışı’nda hem Boğaz’ı yüzdü hem de
Türkiye Omurilik Felçlileri için kaynak ve farkındalık yaratmak için çalıştı.
Son üç yıldır Avrasya İstanbul maratonu ve Antalya maratonu Runtalya’nın Resmi
Sosyal Sorumluluk Partneri olan yardımsever amatör sporcu grubu Adım Adım bu
yıl ilk kez “Suda Koşanlar” grubuyla Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından
1969 yılından bu yana düzenlenen Boğaziçi Yüzme Yarışı’na katılacak. Bugüne
kadar ağırlıklı olarak koşu yarışlarına katılan Adım Adım bundan sonra yüzme
dalında da sosyal yardım bilincinin yaygınlaşmasına destek verecek.
Yurtdışında “charity runner” ismiyle bilinen yardımsever amatör koşucu/sporcu
kavramı Türkiye’de Adım Adım’la birlikte yaygınlaşmaya başladı. Birkaç arkadaşın
başlattığı oluşumun bugün -ağırlığı İstanbul’da olmak üzere- yurt çapında
1250’nin üzerinde üyesi var. Boğaziçi Yüzme Yarışı’na bu yıl, 6’sı kadın 6’sı erkek,
12 kişilik üyesi ile katıldı. Ayrıca Adım Adım üyesi Zekeriya Kızıl yarışı 1 saat 7
dakika ve 59 saniyede bitirerek 60 yaş üzeri kategoride üçüncülük elde etmeyi
başardı.
AYIN YAZISI
Özcan Atamer
e-mail
[email protected]
ARTIK YETER
CAROUSEL GELENEKSEL GÖZDER İFTARI
Şikayet edenler veya bilgi isteyenler hedef gösteriliyor. Ahlaklı bir
toplum olmanın yolları belli. Her zaman söylüyorum, her yurttaş
kendisine yasaların vermiş olduğu haklarını, kimseden korkmadan,
yılmadan kullansa günümüzde yaşadığımız olayların pek çoğu son
bulur.
Bazı konularda devlet kurum ve kuruluşlarından bilgi isteriz. 4982
Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası çıktığında en çok sevinenlerden
birisi de bendim. Bu yasa gereği bilgi istenen kurum en geç 30 gün
içinde cevap vermek zorunda. Ancak özellikle belediyeler yasayı
delmek için sorulara, akılların alamayacağı kelime oyunlarıyla
cevap veriyor ve bilgi isteyen kişileri de hedef gösteriyor. Nasıl mı?
Bilgi istenen konu ile ilgili olarak görevlendirilen Zabıta veya ilgili
birimden görevlendirilen kişi inceleme yapılan yere gidip bir
tutanak tanzim ediyor. Tutanağın başına ne yazıyorlar biliyor
musunuz?.. Özcan Atamer’in şikayeti üzerine … gidildi. Yapılan
incelemede ……
Ondan sonra telefonlarla, yolumuz kesilerek, ofisimize gelerek alenen tehdit ediliyoruz. Gazetemizde okuyacağınız Zeytinlik
Mahallesi’ndeki Bakırköy Belediyesi Daimi Halk Pazarı ile ilgili
şikayet edenlerin başına gelenler gibi…
Bu tür tutanak tutan görevliler aleni suç işliyorlar. Bu uygulamadan
süratle vazgeçmeliler. Diyeceksiniz ki yazmasalar ne olur.
Belediye’de herkesin bir adamı var. Anında haberi uçuruyorlar.
HAYIRSEVER İŞADAMLARIMIZ !...
Sonradan işadamı olanların bol para kazanmaya başlayınca adeta
karakterleri değişiyor. Onlar gidiyor, yerlerine başka kişilikli birileri
geliyor. Parayla herkesi satın alacaklarını zannediyorlar. Pek çok
kişiyi parayla satın aldıkları doğru. Parayla itibar kazanmaya
çalıştıkları da doğru. Ama sapla saman her zaman karışmaz. Bu
arada parayı bulunca karakter değişikliğine uğrayan kişilerin sağa
sola yaptıkları bağış adı altındaki yardımların da mercek altına
alınması zamanı geldi geçiyor bile. Bakırköy’de bazı kişiler
Kaymakamlık, Belediye, Polis Vakıf ve Dernekleri’ne yüklü bağışlar
yapıyorlar. Şöyle bir araştırın bakalım bağış yapanların yüzde
doksan beşinin bu bağışı hayır için mi, yoksa yasadışı işlerine
devam etmek için mi olduğunu göreceksiniz.
Bu arada gerçekten hiçbir karşılık beklemeden bağış yapan çok az
sayıda kişiyi bunlarla karıştırmamak gerektiğini de hatırlatmayı
görev biliyoruz.
Görme Özürlüler Derneği (GÖZDER), dernek üyeleri
ve aileleri bu yıl da iftar yemeğinde biraraya geldi.
Carousel Alışveriş ve Yaşam Merkezi’nin destekleri
ile verilen iftar yemeği, Blue Regency Hotel’de
düzenlendi.
Yüksel Mermer ve İnci Mermer ev sahipliğinde
düzenlenen yemeğe sanatçı Metin Şentürk, Vali
Yardımcısı Mustafa Altıntaş, İl Sosyal Hizmetler
Müdürü Önal Tekin, Bakırköy Belediye Başkanı
adına Meclis Üyesi Uğur Özhabeş, Bakırköy
Belediyesi Müzik Eğitmeni Linda Kaso gibi önemli
isimlerin yanında, basın mensupları ve çok sayıda
davetli aileleriyle birlikte katıldı.
DOST ACI SÖYLER
Bakırköy Belediyesi’nde görevini onuruyla yapanları bir kenara
bırakarak, görevini kötüye kullanan, kendilerini akıllı,
karşılarındakileri aptal sanan kendini bilmezler ile birilerine
satılmış olanlara , “dost acı söyler” diyerek bir çift sözümüz var.
İşgal ettiğiniz koltuklar sizin değil halkın koltuklarıdır. İşgal ettiğiniz
koltuklarınız iki şekilde terk edilir.
1-Onurunuzla görevinizi tamamlayıp emekli olarak. Ki bu
durumda toplum içinde göğsünüz kabararak dolaşırsınız. Her
zaman saygı görür arkanızdan da hemen herkes olumlu konuşur.
2-Yaptığınız yasadışı olaylar bir gün mutlaka ortaya çıkar.
Yaptıklarınız yanınıza kalmaz hak ettiğiniz cezayı alırsınız.
Oturduğunuz koltuk da bir daha geri dönememek üzere altınızdan
alınır. Toplumun içine çıkamaz hale gelirsiniz.
Sizler kendinizi çok iyi biliyorsunuz. Üç kuruş menfaat için onu bunu
gammazlamaya, bilgi sızdırmayı bırakın. Yol yakınken işgal ettiğiniz
koltukları kendi isteğiniz ile terk edin. Artık yolun sonuna geldiniz.
Bakırköy Belediyesi’ni ve Bakırköylüleri sıkıntıya sokmaya hakkınız
yok.
Bizden söylemesi…
5
Genel Cerrahi, Nöroloji, Üroloji, Kadın-Doğum Hastalıkları, Ortopedi
ve Travmatoloji ile İç Hastalıkları branşlarında
BAKIRKÖYLÜLER’E ÜCRETSİZ SAĞLIK HİZMETİ
Bakırköy Belediyesi tarafından Yenimahalle Kennedy Caddesi
üzerinde hizmete açılan Bakırköy Belediyesi Sağlık Merkezi’nde genel cerrahi, nöroloji, üroloji, kadın - doğum
hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji ile iç
hastalıkları hekimlerine muayeneden mamografi, röntgen, ultrasonografi ve kemik ölçümüne kadar
birçok sağlık hizmeti ücretsiz olarak veriliyor.
Erken tanı-tedavi ve takip amaçlı sağlık hizmeti
verilen sağlık biriminde vatandaşlar ayrıca,
uzman hekimlerin teşhisine göre gerekli olan kan
ve idrar tahlillerini de merkezin laboratuarında
yaptırabiliyor.
Hizmet verilen 6 branşta birer uzman hekim ve hemşire
ile birlikte, radyoloji, patoloji uzmanı, psikolog,
sosyolog, halkla ilişkiler uzmanı ve kayıt elemanları olmak
üzere 30 kişilik bir ekip tarafından vatandaşlara nitelikli hizmet
sunuluyor.
Ayrıca sağlık merkezinde tedavi gören hastalara uzman hekimler
tarafından verilecek
sağlık izlem kartı ile
belirli aralıklarla kan
basıncı, diyabet, kan
yağları, vücut ölçümleri,
böbrek fonksiyonları,
risk değerleri, tiroid
hormonları kaydedilerek
tanıya göre hasta takibi
de yapılacak.
Bakırköy’de sağlık
hizmetlerinde sağlam
adımlar atarak ilerlemeyi
istediklerini belirten
Bakırköy Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Faruk Yıldız, temel
branşlardan işe başladıklarını ve vatandaşlardan gelen talep
doğrultusunda branş sayılarını arttırabileceklerini söyledi.
Bakırköy Belediyesi sağlık İşleri Müdürü Faruk Yıldız, Yenimahalle Kennedy Caddesi üzerinde hizmete açılan Bakırköy
belediyesi sağlık Merkezi’nde verilen hizmetler ve
gerçekleştirilmek istenen projeler hakkında sorularımızı
yanıtladı.
Sayın Yıldız, öncelikle yeni açılan sağlık merkezinde verilen hizmetlerden bahseder misiniz?
Yeni açılan sağlık merkezimizde genel cerrahi, kadın-doğum
hastalıkları, nöroloji, ortopedi ve travmatoloji, üroloji ve iç
hastalıkları dallarında ücretsiz olarak hizmet veriyoruz.
Maalesef ülkemizde sağlık alanında yanlış bir politika
uygulanıyor. Özel hastanelerle birlikte sağlık tüketimi artarken
aynı oranda toplumun sağlığının düzelmediğini görüyoruz. Tanı
konulup takibinin yapılmamasından dolayı her geçen gün
sağlığımız düzeleceğine daha da bozulur hale geldi. Üstelik de
ülke olarak sağlık harcamalarımız artarken. Biz Bakırköylü
kentlilerimizden Sağlık Merkezi’mizde belirli aralıklarla gerekli
testleri yaptırmalarını istiyoruz. Erken tanı için bazı yöntemler
var.Yılda 1 kez yapılacak mamografi ile göğüs kanseri olmanın
önüne geçebilirsiniz ya da günümüz de erkeklerin %25’inin
kadınların da %45’inin korkulu rüyası olan obeziteyle mücadele
için bir uzman hekim muayenesi ve tahliller yeterli olacaktır.
Obezitenin önüne geçersek şeker, hipertansiyon, kalp hastalıkları
gibi şikayetlerinde önüne geçmiş olacağız. Uzman hekimlerimiz
tarafından verilecek sağlık izlem kartına belirli aralıklarla kan
basıncı, diyabet, kan yağları, vücut ölçümleri, böbrek
fonksiyonları, risk değerleri, tiroid hormonları kaydedilerek tanıya
göre takibini yapacağız. Tüm bu hizmetleri
tamamen ücretsiz vererek,
Bakırköylülerin hayatını uzatmak
ve sağlıklı kılmak için
çabalıyoruz.
“BAKKART’LI
OLMAK YETERLİ”
kendi karar verecek. İlla şuraya gidin diye bir şey demeyeceğiz.
Burada ameliyat yok. Ama yalnız genel cerrahımız apse açmak,
biyopsi almak ve küçük yaralanmalar gibi konularda. cerrahi
müdahaleler yapacak. Ayrıca sağlık birimimize acil odası da
koyduk. Hastaları ilk burada karşılayacağız. Daha sonra gerekirse
hangi branşla ilgiliyse o hekimimizden yardım alacak. Fakat
önemli bir şeyse ilk yardımını yapıp, gerekirse hastayı
ambulansla başka bir yere nakledeceğiz.
Saydığınız bu
sağlık hizmetlerinden
yararlanmak isteyen
vatandaşlar nasıl bir yol
izlemelidir?
Vatandaşlarımızın bu sağlık
hizmetlerinden yararlanması için
Bakırköy’de ikamet etmesi ve Bakkart’lı olması yeterli.
Herhangi bir sosyal güvencesinin olmasına gerek yok.
Şu anda telefonla randevu sistemimiz yok. Ama erken
tanı hizmetlerini randevulu sistemle ile yapmayı
planlıyoruz. Smear veya mamografi testleri
yapacağımız kişileri bir liste yapıp oradan parça parça
randevu ile çağıracağız. Çünkü uzman hekim bir yandan günlük poliklinik muayenelerini yapacak. Hizmetin
bölünmemesi açısından özellikle erken tanıya yönelik
işlemlerde randevulu çalışacağız. Bakırköylü
vatandaşlarımız ayrıca 414 97 77 numaralı telefondan
dahili 8100’ı tuşlayarak randevu ve ayrıntılı bilgi de alabilecekler.
Çalışma günleriniz ve saatleriniz nelerdir? Günde ortalama
kaç hastaya bakıyorsunuz?
Hafta içi her gün 8:30-17:00 saatleri arasında hizmet veriyoruz.
Ama gün içinde muhtelif nedenlerden dolayı yarım saatlik
esnemeler olabiliyor. Nitelikli sağlık hizmetinde bir hastaya en
az 15 dakika ayırmak gerekir. Bizimde her bölümde bir uzman
hekimimiz olduğunu düşünürsek, hekim başına günde 30-40
hastaya bakıyoruz. Bunun bir kısmı günlük şikayetlerle ilgili
poliklinik hastalıkları bir kısmı da kontrollere yönelik çalışmalar.
Merkeze gelen hasta ile ilgili yaptığınız tedavi neticesinde
sizin merkezde yapamayacağınız bir şey olursa hastalara
nasıl bir yol göstereceksiniz? Merkezinizde ameliyat
yapılıyor mu?
Bizim burada tespit edemediğimiz bir şey olursa hastalarımızı
nereye gitmesi yönünde bilinçlendireceğiz. Bu konuda biz
hastaya bir ön bilgi vereceğiz, nereye gideceğine tabi ki hasta
Sağlık merkezinde çocuk hastalara yönelik bir hizmetiniz
olacak mı?
Çocuk branşı koymadık. Çünkü Osmaniye’deki Çocuk Ağız Diş
Sağlığı Merkezi’nde bir tane çocuk uzmanı çalışacak. Çocuk
hastaları orada görmeyi düşünüyoruz. Fakat burada acilde
görevlendireceğimiz hekim aynı zamanda çocuk hastalıkları
konusunda da eğitim almış olacak ve buraya gelen çocuk
hastalarımızı da geri çevirmeyeceğiz.
“NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ VERİYORUZ”
Sayın Yıldız, hizmet verdiğiniz 6 branş dışında farklı dallarda
hizmet vermeyi düşünüyor musunuz? Bu konuda
çalışmalarınız var mı?
Önümüzdeki yıl bu hizmeti genişleteceğiz. İhtiyaç olursa hekim
sayısını arttıracağız. Olmayan branşlar konusunda vatandaşlar
tarafından istekler geliyor. Özellikle göz ve kulak-burun-boğaz
branşlarının da olmasını istiyorlar. Bu tabi vatandaşların geri
dönüşümüne bağlı. Belediye Başkanımız Sayın Ateş Ünal Erzen
bu konulara çok önem veriyor ve bizi destekliyor. Onun için
biz ekibimizle de bunu sürekli konuşuyoruz. İyi bir merkez
nasıl çalışıyorsa burası da öyle çalışacak. Nitelikli hizmet
anlayışını benimsiyoruz.
Sayın Yıldız, son olarak Bakırköylüler’e bir mesajınız var
mı?
Sağlık konusunda bilinçli davranmalıyız. Özellikle kronik
hastalıklarda, hastalığımızın ne olduğunu iyi bilmeliyiz,
hastalığımızın tedavisi için ilaç ve ilaç dışında ne gerekiyorsa
onları yapmamız lazım ki, hastalıkla hem daha kolay baş
edelim hem de yaşantımızı daha sağlıklı ve uzun olarak
sürdürelim. Mutlaka halkımızın bildiği güvendiği bir sağlık
merkezi ve hekimle işbirliği yapması gerekiyor. Bütün
Bakırköylü vatandaşlarımızı sağlık merkezimizde sunulan
hizmetlerden yararlanmaları için buraya davet ediyorum. Tüm
Bakırköylülere sağlıklı yaşamlar temenni ediyorum. ( Yavuz
ARPACIK )
7
Türkiye’nin kültür düzeyi en yüksek ilçelerinin başında geliyor Bakırköy... Bakırköy’de nereden nereye gelindi...
B A N A B A K I R K Ö Y ’ Ü A N L AT
"Gençken
Bakırköy
daha
başkaydı.
Eğlence hayatı,
gezmeler...
Komşuluklar,
arkadaşlıklar… O
zaman aşklar
bile daha
başkaydı. Şimdi
hayat eskiden
olduğu gibi kalabalık
değil, insanlar yalnız
olmayı tercih ediyor" diye
başlıyor Selçuk Kurt.
Eski Bakırköy’ü anlatır mısınız?
O günkü Bakırköy şimdiki Bakırköy’le
kıyaslanmayacak şekilde tenhaydı.
Bir sayfiye yeriydi. Yazlık için
gelirlerdi. İncirli Caddesi’nde
herhangi bir
Roma İmparatorluğu’nun
doğusunu batısına bağlayan Via
Egnatia adıyla anılan yol üzerindeki
Bakırköy, Bizans döneminde,
Marmara Denizi kıyısında sıralanmış
köylerin yedincisi anlamına gelen
Evdomon To Makron Horion olarak
anılmıştır. Zaman içerisinde
Rum halk dilinde Makro Hori
(Uzun Köy) olarak değişim
gösteren adı Osmanlı
döneminde Rumca – Türkçe
karışımı bir söyleyişle
Makriköy’e dönüşmüştür.
1925 yılında yer adları
değiştirilirken Bakırköy olarak
belirlenmiştir.
İstanbul’un kültür düzeyi
de eskiden
yüksek, gelişmiş ilçelerinden
miisi’nin yerin
Yenimahalle Ca
biri olan Bakırköy, önceleri
küçük bir Hristiyan balıkçı
köyüdür. Bünyesinde birçok
etnik kökeni barındıran
Bakırköy en çok da
sanatçıları, artistleri, güzellik
kraliçeleriyle ünlü...
Unutulan Bakırköy'ün
geçmişini, 53 yılını bu semtte
geçirmiş Bakırköylü Selçuk
n
ı Yeni Sinema’nı
Kurt’a sorduk.
büyük sinemas
en
n
’ü
öy
rk
kı
Eskiden Ba
otel var
8 Şubat 1933 günü
yerinde bugün
Teşvikiye’de doğan Selçuk Kurt
Bakırköy’e gelişini şu sözlerle
ifade ediyor; “İstanbul’un
büyük gazinolarında
serhande olarak
çalışıyordum. Sonra askere
gittim. Bu arada askere
gitmeden önce evlendim bir
çocuğum oldu. Dönüşümde
rahatsız olarak geldim askerlikten. Sonra dediler ki buralar
inosu’nun
Miltiyadi Gaz
hep kapalı yerler sen sayfiye
Günümüzde
olduğu yer
bir yere en az bir sene için git.
Önce Mecidiyeköy’e gittim orayı
evin
hiç beğenmedim. Sonra beraber
önünde
oturduğunuz
zaman
çalıştığım kanun sanatçısı Orhan
Gürayman vardı Bakırköylü. Onu eski Ömür’de yemek yiyenleri
görürdünüz. Hiçbir bina yoktu. Bir
Bakırköylüler çok iyi tanır. O dedi ki,
çoğu
mısır tarlasıydı. Bakırköy’ün
gel Bakırköy’e hem beraber
bütün
sokakları bahar geldiği zaman
arkadaşlık ederiz hem aynı gazinoda
mis gibi güllerle, hanımelilerle,
çalışıyoruz. Annesi bir gün bizi aradı.
akasyalarla, ıhlamurlarla kokardı.
Kartaltepe’de 2 katlı bir evin 1. katını
Tarifi
mümkün olmayan bir güzelliği
bulmuşlar bize. Beğendik ve geldik.”
vardı Bakırköy’ün. Benim çocuklarım,
21 yaşında eşimi ve kızımı alıp
10 yaşlarındaydı en büyüğü, gece
sadece bir seneliğine geldiğim
evden
çıkarlardı. Saray Sineması’na
Bakırköy’ü 53 yıl oldu bırakamadım
giderlerdi, gece de dönerlerdi aklımız
diye de ekliyor Selçuk Kurt.
hiç onlarda kalmazdı. O kadar
53 yılını Bakırköy’de geçiren Selçuk
emniyetli
o kadar güzeldi ki Bakırköy
Kurt’a; Eskiden Bakırköy nasıldı,
anlatmak
çok zor gerçekten, çok
şimdiki Bakırköy’le kıyaslanabilir mi?
büyük dizilerle anlatılır o devirler.
diye soruyorum. Bir an susuyor.
Bunların hiçbiri kalmadı. Tek katlı iki
Sonra top koşturduğu yerleri, aşık
katlı
evlerin hepsi yıkıldı, o
olmayanın giremeyeceği “Aşıklar
bahçelerin hepsi gitti. Kalan bir avuç
Sokağı’nı”, faytonları, komşularını,
bahçeye de insanlar asfalt döküp,
meşhur cambaz Rıfat Telgezer’i,
arabalarını
çekiyorlar.
yazlık sinemaları, arkadaşlıkları ve
İnsanların alıştığı bazı alışveriş yerleri
daha bir çok şeyi anlatıyor…
Telgezer bu akşam ipin üstünde
koyun kesecek”. Fakat ben yaşadığım
sürece ve Rıfat Telgezer’e gittiğim
sürece bir türlü koyun kesilme olayını
göremedik. Ama bu her akşam
anons edilirdi. Buraya sanatçılarda
gelirdi. Herkes eğlenirdi.
Ayrıca Bakırköy’ün çok önemli
kuruluşlardan birisi olan; Rum
Okulu’nun arka tarafında (bugünkü
BASAD), günümüzde Bakırköy Vergi
Dairesi Müdürlüğü’nün bulunduğu
yerde Halk Evi vardı. Halk Evi’nde
çok önemli oyunlar oynanırdı. Üstün
Asutay’lar Münir Özkullar, Erdoğan
Sıcaklar, Halit Akçetepeler hepsi
oradan yetişmiştir. Hepsi Bakırköylü
sanatçılar. Saymakla bitmez.
Unutuyorsam adılarını affetsinler.
Gazinolarından da bahseder misiniz
Bakırköy’ün?
Gazinoları da meşhurdu Bakırköy’ün.
Sahilde Viyana Gazinosu vardı,
Ebuzziya Caddesi’nin
sonundaki bugün Mado’nun
olduğu yerde. Prof. Dr. Selçuk
Erez Bakırköy’le ilgili bir
kitabında Atatürk’ün de
Viyana Gazinosu’nda yemek
yediğini ve denizi çok
beğendiğini, hatta bir ara da
kız kardeşine şu anda Gelik
Restorant’ın bulunduğu binayı
almayı düşündüğünü anlatır.
Cambazhan
Bir de Miltiyadi diye bir
e vardı
gazinomuz vardı. Miltiyadi’yi
Rıza Bey diye bir bey işletirdi.
Burasını bir Rum kişiden satın
almış. Enfes yemekleri,
mezeleri olurdu. Her
cumartesi-Pazar müzik
olurdu.
O zamanlar komşuluk ilişkileri
nasıldı?
Bakırköy etnik kökenleri
değişik bir çok insanın bir
Yeni Sinema’
arada yaşadığı bir yer. Ve
daki bir film
afişi önünde
gençler
burada hiçbir ayrımcılık, hiçbir
kavga olmamıştır. Onlar bizim
bayramlarımızda bize gelirler,
biz onların bayramlarında
onları kutlarız. Güzel ilişkileri
olan bir yerdi. Ben ilk
geldiğim sene Mehmet Engin
diye Bulgaristan göçmeni bir
beyin evinde oturdum. Onun o
sırada bir çocuğu vardı. Benim
iki kızım vardı. Biz
çocuklarımızı onlara bırakır
Eskiden Milt
Beyoğlu’na
alışverişe giderdik.
iyadi Gazinos
u
Çocukları götürmezdik. Onlara
Onun dışında
bırakırdık içimiz rahat, aklımız
Bakırköylülerin kışın belirli eğlenme
kalmazdı. Şimdi öyle mi...
imkanları vardı. O da o günkü
Bugün ise insanlar artık hiç bir şeyle
teknolojinin
ilgili değiller. Yani nötr oldu artık
sunduğu sinema. Birisi bugünkü Blue
insanlar. Herkes hayatından şikayetçi
Regency Hotel’in olduğu yerde o
şu an. Şu anda komşu ile
zamanlar Bakırköy’ün en büyük
görüşmüyorsunuzu bırak
sineması olan Yeni Sinema, diğeri ise
komşularımızı tanımıyor, selam bile
Bakır Sineması. Bakırköylüler kışın
vermiyoruz.
Arkadaşlıklar?..
sinemalara giderlerdi. Çünkü 3
Cevizlik ile Sakızağacı’nda
günde bir film değişirdi. Radyodan
gayrimüslimler vardı. Bu insanlar her
başka hiçbir şey yoktu. Ama yaz
akşam tabureler ile çıkıp, kapı
gelsin Bakırköy nefis olurdu. Bütün
sohbetleri yapardı. Biz buraya geldiksinemalarda, o zaman yazlık
ten 1 sene sonra en az 10-12 tane
sinemalar çoktu Bakırköy’de, her iki
akşamda bir film değişirdi. Hangisine ahbabımız oldu. Yokluk bir dönemdi
ama insanlar daha mutluydu. Şimdi
gideceğimize şaşırırdık. Neticede bu
kimse mutlu değil. Duygular, hisler
yerler tıklım tıklım dolardı. Meşhur
her şey maddiyata döküldü. Ve o
cambaz Rıfat Telgezer’in 1950’lerde,
yokluk günlerimizde çok mutluyduk.
bugünkü Yenimahalle Camisi’nin
Şimdi Avrupa’yı gezip geliyorlar,
yerindeki boş arsaya kurduğu
mutlu değiller.
Cambazhane’si vardı. Ve her
( Devamı 19. sayfada )
akşamda şu anons yapılırdı. “Rıfat
vardı. Mesela Rasim mağazası vardı.
Bakırköy’ün en büyük mağazası
orasıydı. Sonradan diğer alışveriş
yerleri açıldı. Şimdiki Ziraat
Bankası’nın olduğu yerin hemen
yanında Yani vardı. Dünyanın en
güzel kahvaltılığıydı. Küçücük bir
dükkandı. Fakat önünde kuyruklar
oluşurdu. Hepimiz kahvaltılıklarımızı
oradan alırdık. Bunlar hoş şeylerdi.
Anlatırken bile o günler gözümün
önüne geliyor ve neden kaybettik o
günleri diye düşünüyorum ama
galiba yaşamın da gerçeği bu.
O zamanlar Bakırköylüler nasıl
zaman giçirirdi? Gençliğinizde neler
yapardınız?
Mısır tarlaları vardı. Çocuklar
oralarda top oynarlardı. Bugünkü
Bakırköy Kaymakamlığı’nın
bulunduğu yer o zamanlar bizim top
koşturduğumuz bir yerdi.
9
13. YILINI COŞKU İLE KUTLADI
Türkiye Omurilik Felçilileri Derneği (TOFD) düzenlediği gece ile kuruluşunun
13. yılını kutladı. Ataköy’de bulunan TOFD Genel Merkezi’nin bahçesinde
düzenlenen geceye İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş, Bakırköy
Kaymakamı Yakup Vatan, SHÇEK İl
Müdürü Önal İnaltekin, TOFD
Genel Başkanı Ramazan Baş ve çok
sayıda işadamı ile bağışçı katıldı.
Gecede TOFD ’nin 13 yılını anlatan
bir belgeselin yayınlanmasının
ardından bağışları ile Hüsnü Ayık
Bakım Merkezi’ne katkı sunan
Hatice Tekten’e teşekkür plaketi
sunuldu. Ayrıca gecenin
organizasyonunda sponsor olan
İstanbul Halk Ekmek, İsmeyder,
Beypiliç, Tatlıses Çiğköfte, Tamek
Gıda, Bakırköy Belediyesi, Yıldırım
Turizm, Promen Production, Fener
Restaurant ve Ateş Kağıt ve Tekstil’e
teşekkür belgesi takdim edildi.
Yapılan konuşmaların ardından
gönüllü olarak sahne alan Murat
Can ve müzisyen arkadaşları
geceye katılanlara müzik ziyafeti
sunarken, TOFD üyeleri de mikrofona gelerek yeteneklerini
sergilediler.
Kuruluşu’nun 13. yılını kutlayan
Türkiye Omurilik Felçlileri
Derneği’nin Başkanı Ramazan Baş:
“13 YILDA ÇOK YOL KAT ETTİK”
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği
(TOFD)’nin kuruluş aşamasında yer
alan ve uzun yıllardır derneğin
başkanlığını yapan Ramazan Baş,
TOFD’nin 13. kuruluş
yıldönümünü kutlamanın
mutluluğunu yaşadıklarını ve
13 yılda çok yol kat
ettiklerini belirtti.
TOFD Başkanı Baş,
gazetemize yaptığı
açıklamada şunları söyledi:
“Derneğimizin kurulduğu
yıllarda bizim sosyal, hukuki
ve sıhhi konularda destek
alabileceğimiz sivil toplum
kuruluşu yoktu. O nedenle
biz bu sorunu yaşayan 11
kişi ile bir araya gelip bu
derneği kurduk. Ağır özürlü
grubunda olan insanların
çoğunun evlerinde duvarların
içinde yaşadığını, yıllarca hiç
dışarıya çıkmadığını gördük. Kendi yaşantımızdan yola çıkarak
sorunları tespit ettik. Sonra hedef projeler koyduk. Bu sorunlara bilimsel çözüm bulmak üzere hareket ettik. Yine devletin ilgili organları, yerel
yönetimler, bütün bunlarla işbirliği yaptık. Sokağa çıkamayan insanlara
sokağa çıkmaları için destek olduk.
“PROJELERİMİZLE TÜRKİYE VE
DÜNYA’YA ÖRNEK OLDUK”
Gerçekleştirdikleri projeler ile Türkiye ve
dünyada örnek alınan
derneklerden birisi
olduklarını da
vurgulayan Baş, “Bu
zaman zarfında bize her
kesimden çok büyük
destek geldi. Ve TOFD
çığ gibi büyüdü. Şu
anda Türkiye’de hep
ilkleri gerçekleştirmişiz.
Hatta dünya genelinde
ilk olan toplumsal projelerimiz var. Bunlardan
birisi akülü tekerlekli
sandalye kampanyası.
81 ilde şu anda 3100’ün
üzerinde sandalye
sahiplerine dağıtılmış.
Yine aynı şekilde mimari
engellerin ortadan
kalkması için uzun süre önce açtığımız davalar hukuk fakültelerinde ders
konusu olarak okutuldu. Ve şu anda ESCIF üyesiyiz aynı zamanda. ESCIF, her
ülkede kendi ülkesini temsil eden omurilik felçlileri derneklerinin bir araya
gelerek kurdukları bir federasyon. Bu federasyonun genel kurulu 2011 yılında
Hollanda da yapıldı, 2012 yılında İtalya’da yapılacak. 2013 yılında da büyük
ihtimalle İstanbul’da yapılacak.’’ dedi.
“BAKIRKÖY HENÜZ ENGELSİZ HALE GELMEDİ’’
TOFD Başkanı Ramazan Baş, ‘’Bakırköy’de engellilere yönelik bir çok çalışma
yapıldığını fakat henüz tam anlamıyla engelsiz bir Bakırköy oluşamadığını da
belirterek, ‘’Bakırköy’de sosyal alanda ve eğitimle ilgili çalışmalar var.
Duymayan kişiler için veya onlara hizmet verecek kurumlarda personele
bununla ilgili kurslar veriliyor, yaz aylarında engelliler kampı düzenlenerek
insanlar yararlanıyor. Ama henüz daha Bakırköy engelsiz hale gelmedi. Bir
çok anlamda engel var. En son yapılan yerel seçimlerden hemen sonra meclis
toplandığı ilk gün Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen Bakırköy’de bir
Engelliler Komisyonu kurulmasını meclise sundu ve oybirliği ile kabul edildi.
Bu beni çok mutlu etmişti ve büyük hayaller kurmuştum. Ama henüz o büyük
hayallere doğru adım atılacak bir şey olmadı. İnşallah bundan sonraki
süreçte daha hızlı hareket edilir.’’ diye konuştu.
11
Zeytinlik Mahallesi Mor Sümbül Sokak Sakinleri için Zeytinlik Halk Pazarı sorun olmaya devam ediyor
EVLERİNİN CAMLARINI AÇAMIYOR, BALKONUNDA OTURAMIYORLAR
Zeytinlik Mahallesi’nde bulunan Bakırköy
Belediyesi Zeytinlik Daimi Halk Pazarı sorun
olmaya devam ediyor. Tüm uyarı ve ikazlara
rağmen bir türlü düzene sokulamayan ve bu yer
nedeniyle semt sakinleri zor günler yaşamaya
devam ediyor.
Mor Sümbül Sokak Sakinleri, Zeytinlik Halk
Pazarı’nda bulunan balıkçı lokantalarının filtresiz
bacalarından çıkan dumanlar nedeniyle
evlerinin camlarını açamadıklarını,
balkonlarına çıkıp oturamadıklarını
belirtiyorlar.
Çarşı etrafındaki apartmanlarda oturan
ve isimleri güvenlik nedeniyle saklı
tutmak zorunda kaldığımız mahalle
sakinleri, lokantaların bacalarından
çıkan dumanların evlerinin içine kadar
girdiğini ayrıca özellikle akşam ve
sabah saatlerinde çarşıdan gelen koku
nedeniyle oldukça rahatsız olduklarını
ifade ederek, “Lokantaların filtresiz
bacalarından çıkan dumanlar evlerimizin içine giriyor. Baca dumanlarından
dolayı neredeyse nefes bile alınmıyor.
zorunluluktan dolayı alışveriş yaptığını belirtiyor.
Bir diğer vatandaş ise, esnafın müşterileri için
cadde ve sokakları adeta otopark olarak
kullandıkları , bu nedenden dolayı araçlarını rahat
bir şekilde apartmanlarının önüne çekemediklerini
söylüyor.
“TEHDİT EDİLDİK”
Semt sakinleri konuyla ilgili çarşı esnafını bir çok
kez uyardıklarını ve Bakırköy Belediyesi’ne
de şikayette bulunduklarını belirtirken,
bir vatandaş, “Ben bu balıkçı esnafını
belediyeye şikayet ettim. Belediye
benim adımı şikayetçi olarak esnafa
vermiş. Bu yüzden balıkçı esnafından
birkaç kişi tehdit amaçlı kapıma geldi.
Ve bu olaydan sonra belli bir süre
çocuklarımızı okula yalnız gönderemedik” diyor.
Mahalle sakinleri, ayrıca tüm bu
nedenlerden dolayı esnaf ile mahalle
sakinleri arasında daha büyük olayların
yaşanmasından endişe ettiklerini
yetkililerin bir an önce yasaları
uygulamalarını istiyorlar.
Ne cam açabiliyoruz, ne de balkona
çıkıp oturabiliyoruz. Çamaşır
asamıyoruz. Astığımız zaman leş gibi
kokuyor. Ayrıca apartmanlarımız bu
lokantalar ve pislikleri yüzünden fare
yuvası haline geldi. Bu çarşı hijyenik
değil, çöp bidonlarını her buldukları
yere koyuyorlar. Akşam saat 22:30’dan
sonra sokakta pislikten geçilmiyor”
diyorlar. Çarşı esnafı ise filtrelerinin
olduğunu ve çalıştırıldığını söylüyor.
Ancak fotoğraflar tam tersini gösteriyor.
Mor Sümbül Sokak’taki evlerine 1.5 yıl
önce taşındıklarını ve şu anda pişman
olduklarını belirten bir mahalle sakini,
1.5 yıldır kapısının önünde olan halk
pazarından sadece bir kez
B AK IRKÖY ŞEHİDİNİ UNUT MADI
Yunuslar olarak bilinen Bakırköy Önleyici Hizmetler Büro
Amirliği motorize polis timlerinde görev başındayken yolun
kaygan olması nedeniyle mesai arkadaşı Serhat Aydoğmuş'un
yaralı olarak kurtulduğu kazada hayatını kaybeden Mustafa
Yurter'in adı, Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü'nün talebi ve
Bakırköy Belediye Başkanı Sayın Ateş Ünal Erzen'in talimatıyla
Osmaniye Fildamı'nda yapılan parka verildi.
Şehit Polis Mustafa Yurter Parkı'nın açılışı; Bakırköy Kaymakamı
Yakup Vatan, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, İl
Emniyet Müdürü Vekili Mehmet Altınok, Bakırköy İlçe Emniyet
Müdürü İzzet Kaptan, Üsküdar Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa
Adagül ile şehit ailesinin ve vatandaşların yoğun katılımıyla
gerçekleşti.
Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, parkın açılışında
yaptığı konuşmada, Bakırköy'ün şehidinin adını sonsuza dek
yaşatacağını belirterek "Burası 7600 metrekarelik metruk bir
alandı çok kısa bir sürede pek çoğu bu park için özel olarak
üretilen ve sadece bu parkta bulunan oyun aletleri ile birlikte bu
hale getirdik. Bu parkta yer alan boğaz köprüsü ile altından
geçen yunus şeklindeki oyuncaklar, 1200 m² dökme renkli
kauçuk zemin, Kuru Oyun Havuzu, Amfi Tiyatro, Dikey Canlı
Bahçe, Akrilik Kaplama Basket Sahası, Bitki Labirenti ve
Okaliptüs Ağacı Kökünden Fil Heykeli sadece bu park için özel
olarak üretildi. Ayrıca Şehit Polis Mustafa Yurter Parkı engelli
vatandaşlarımızın da her noktasına ulaşabileceği bir park olarak
tasarlandı. Umuyorum ki burada oynayan çocuklarımız Mustafa
Yurter ismini hayatları boyunca saygıyla anacaklardır" dedi.
Bakırköy İlçe Emniyet Müdür İzzet Kaptan'da şehitlerinin adının
böyle bir parkta yaşamasından dolayı çok mutlu olduğuklarını
belirtti.
Şehit Polis Mustafa Yurter
‘Yunuslar’ olarak bilinen Bakırköy Önleyici Hizmetler Büro
Amirliği motorsikletli yunus ekibinde görev yapan 26 yaşındaki 3
yıllık polis memuru Şehit Polis Mustafa Yurter 6 Mart 2011 günü
görev başındayken yolun kaygan olması nedeniyle gerçekleşen
kaza da hayatını kaybetti. Şehit Yurter'in cenazesi Bakırköy'de
düzenlenen resmi törenin ardından memleketi Konya Ereğli'de
toprağa verilmişti.
13
YONCA EVCİMİK’TEN, BÖBREK HASTASI GENÇLERE İFTAR
Türk Böbrek Vakfı,
diyaliz merkezlerinde
tedavi gören diyaliz
hastaları ve ailelerine
iftar yemeği verdi.
Yeşilköy Dürümcü
Baba’da verilen iftar
yemeği şarkıcı Yonca
Evcimik’in ev
sahipliğinde
gerçekleştirildi.
Yemeğe Türk Böbrek
Vakfı Yönetim
Kurulu Başkanı
Timur Erk ve yönetim
kurulu üyeleri ile
birlikte sunucu Esra Ceyhan, şarkıcı Doğuş ve
böbrek hastaları ile aileleri katıldı.
Yemek sonrasında konuşan Türk
Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk,
geleneksel olarak düzenlenen iftar
yemeğinin düzenlenmesinde
kendilerine yardımcı olan şarkıcı
Yonca Evcimik’e teşekkür etti.
Erk’in konuşmasının ardından
sahneye çıkan Yonca Evcimik,
Doğuş ve Esra Ceyhan’da yaptıkları
konuşmalarda böbrek hastası
gençlerin her zaman yanında
olacaklarını belirttiler.
Konuşmaların ardından Türk
Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk
tarafından geceye katılan sanatçılar
Evcimik, Doğuş ve Ceyhan’a birer
plaket takdim edildi.
Gecede ayrıca, Yonca Evcimik,
“Seni Hala Seviyorum” adlı single
çalışmasını imzalayarak böbrek hastalarına hediye etti.
(Yavuz ARPACIK)
Ataköy’de “İMAMIN YERİ” olarak ünlenen arsada
İNŞAAT BAŞLADI
Ataköy 7-8. Kýsým’da bulunan arsa TOKİ tarafýndan 2004 yýlýnda Eter Karabýyýk ve Mustafa
Nevzat Çelýker'e satıldý. Ýmamýn arsasý olarak
ünlenen ve uzun süre ulusal medyada yer alan
bu arsanın ortaklarýndan Mustafa Nevzat Çeliker
imzaladýðý satýþ sözleþmesiyle tüm haklarýný noter
onaylý devir protokolu ile Gül Ýnþaat Turizm
Ticaret LTD. Þirketi adýna Çetin Gül'e devretti.
Ataköy 1195 ada 2 parsel sayýlý yer, imar planlarýnda çarþý ve Ticaret Merkezi iken semt sakinlerinin bu arsanýn yeþil alan olarak kalmasýný
istemesi üzerine Bakýrköy Belediye Meclisi bu
arsayý 1996 yýlýnda yeþil alan olarak deðiþtirdi.
Büyükþehir Belediye Meclisi de bu kararý 1999
yýlýnda onayladý. Mal sahibi TOKÝ ise yasal yollara baþvurarak bu kararlarý iptal ettirdi.
Daha sonra Büyükþehir Belediye Meclisi
1/5000'lik planlarý onayladý.
Büyükşehir Belediye Meclisi’nin aldığı karara
göre bu arsaya 7300 metrekare kapalý alan ve 5
katlý ticaret merkezi yapýlacaktı.
Planda gösterilen yaklaþma alanýnda bulunan
otopark yýkýlarak 3 katlý bodrum yapýlacak. Bu
alanlar çarþý otoparký, depo, sýðýnak olarak kullanýlabilecek ve inþaat emsaline dahil
edilmeyecekti.
Daha sonra bir plan değişikliği daha yapıldı arsa
konut alanına çevrildi.
Bu arsaya yandaki resimde
görüldüğü gibi her blokta 8
daire olmak üzere 3 blokta
toplam 24 daire yapılacak.
Ancak yine aynı yerde 22
adet işyeri inşa edilecek.
Gazetemizi arayanlar “Hani
arsa konut alanına çevrilmişti,
22 dükkan neyin nesi? Bu
kadarcık arsada hem konut
hem de 22 adet dükkan
yapılır mı? Burada oturanlar
inanılmaz sıkıntı
yaşayacaklar” diyerek
sıkıntılarını dile getiriyorlar.
Yetkililer ise bu konudaki
sorularımızı yanıtsız bırakıyor.
15
İSTEDİĞİNİZ KADAR ISININ,
ISINDIĞINIZ KADAR ÖDEYİN
Merkezi sistemde ısınmada
istediğiniz kadar ısının,
ısındığınız kadar ödeyin
dönemi ISI GİDER PAYLAŞIM
SİSTEMİ ile başladı…
34 yıllık tecrübe ile DAF
Enerji ; su ve ısı enerjisi
tüketiminin ölçümü,
paylaştırılması ve üstün
teknolojiye sahip ürünler ile sistemin kurulumu
konusunda faaliyet göstermektedir.
Avrupa Birliği’ne katılma sürecinde olan
Türkiye’de, insan hakları ve çevresel sorumluluk
dahilinde sistemlerimiz, merkezi ısıtma sistemleri
bulunan binalarda ve merkezi ısıtma sistemleri
uygulanacak yeni projelerde yasal zorunluluk
haline getirilmiştir. Bunun başlıca nedenleri
kişisel özgürlük hakları dahilinde her konutun
veya iş yerinin sabrettiği kadar enerjinin
karşılığında faturalandırılmasıdır. Sistemin içeriği;
yaşam alanının ne kadar ısıtılacağı kullanıcı
tarafından kontrol edilebilir hale getirilmesi ve
enerji tüketiminin kontrol edilebilir olmasıyla
tasarrufun faturaya yansımasıdır.
gereğince bu geçiş
süresi 2 Mayıs 2012
tarihinde sona
erecektir. Kanun
doğrultusunda bu tarihe kadar sisteme
geçmeyen bina ve site yöneticilerine
cezai yaptırım söz konusu olacak.
ISI GİDER PAYLAŞIM SİSTEMİ NEDİR ?
Bu sistemle merkezi ısıtma ile ısınan binalarda
artık herkes tükettiği ısının bedelini ödeyebilecek.
Sistem son derece basit bir şekilde kuruluyor.
Klasik vanalar termostatik vanalarla değiştiriliyor.
Ayrıca her radyatöre ısı pay ölçer takılıyor. Montaj
süresi daire bazında 30 dakika gibi kısa bir
sürede tamamlanıyor…
Termostatik vananın klasik vanadan farkı nedir ?
Normal radyatör vanası sadece açma kapama
işlemini gerçekleştirirken, termostatik vana açma
kapama işleminin yanında sıcak su geçişini
otomatik olarak azaltıp çoğaltabilir. Termostatik
vana bize asıl tasarrufu sağlayan ürünümüz.
Üzerinde
bulunan
derecelere göre
PA Y Ö L Ç E R
oda sıcaklığı
ayarlanabiliyor.
Böylece
istediğiniz her
odanızı
istediğiniz
sıcaklıkta
tutmanızı
sağlıyor.
Termostatik
vana otomatik
olarak sıcaklığı
kontrol
edebildiği için
ortam sıcaklığı
ayarlandıktan
sonra
gerektiğinde
otomatik olarak
açılır ya da
kapanır. Bu
şekilde
radyatörden
geçen su miktarı istenilen oda sıcaklığına bağlı
olarak ayarlanır. Böylece tasarruf başlamış olur.
Genel olarak 1 derece sıcaklığı azaltılması % 6
oranında tasarruf sağlandığı bilinmektedir. Yasa
gereği daire sakini oda sıcaklığını 15 derecenin
altında
ayarlanmasını
mümkün
olmadığı için
DAF Energy
temostatik
vanaları 2
konuma kilitli
olarak montaj
yapılır.
Böylece
binanızda her
zaman
merkezi
sistem
konforu
sağlanmış
olup,
kombideki
gibi komple
er ilgili mercilerce
onaylanmaz. Enerji
verimliliği kanun
Si be l TAŞ DE M İRO ĞL U
Konut Sistemleri Satış Müdürü
kapatma şansı olmadığı için alt yada üst daireyi
ısıtmak zorunda kalmıyoruz.
Isı pay ölçer nedir?
Isı pay ölçer oda bazında tüketilen ısıyı
kaydeden cihaz. Radyatör ile oda
sıcaklığı arasındaki farkı kaydediyor.
Hafızasına almış olduğu bilgileri radyo
frekans yolu ile okuyucusuna aktarıyor.
Her ay doğalgaz faturası geldiğinde
firmamızdan gelen teknik kişi daire içine
girmeden, bina içine girmeden radyo
frekans yolu ile ısı pay ölçer üzerindeki
tüketim değerlerini bina dışından el
modülü ile alıp, binaya gelen doğalgaz
faturası üzerinden her dairenin yapmış
olduğu tüketime göre paylaştırılmasını
sağlar. Kısacası merkezi sistemde
metrekare üzerinde ısınsak ta,
ısınmasak ta fiks olarak ödemiş
olduğumuz ısınma bedeli yerine artık
her daire ısınmada yapmış olduğu
tasarruf doğrultusunda ısınma
bedelini ödeme şansına sahip
olacak. Böylece % 40’lara varan
bir tasarruf sağlanabilecek.
Oldukça adil bir sistem sadece
tüketmiş olduğunuz ısının bedelini ödemeyi
sizlere sağlıyor.
Isı gider paylaşım sistemi yasal olarak
zorunlu mu?
2007 yılında yürürlüğe giren
Enerji Verimliliği
Kanunu ve 2008
VA N A
yılındaki
yönetmelik ile ısı
kontrol ve paylaşım
sistemlerinin
kullanımı zorunlu
hale getirildi.
Merkezi ısıtma sistemine
sahip binalarda, merkezi
veya lokal ısı veya
sıcaklık kontrol cihazları
ile ısınma maliyetlerinin
ısı kullanım miktarına
bağlı olarak paylaşımını
sağlayan sistemler
kullanılır. Buna aykırı
olarak hazırlanan projel-
Yönetmelikte belirtildiği üzere dairelere verilecek
tüketim değerlerini gösteren gider bildirimlerde
ısıtma paylaşımı % 70 bağımsız bölümlerin
ölçülen ısı tüketimlerine göre ( ısı pay ölçerler
üzerindeki tüketim değerlerine) paylaştırılması %
30’unun da ortak kullanım mahalleri, asgari
ısınma ve işletme giderlerinden kaynaklanan ısı
giderleri ve sistem kayıpları olarak kabul edilip,
metrekare üzerinden paylaştırılacak.
Isı gider paylaşım sisteminin kazançları nelerdir?
% 40’ a kadar tasarruf imkanı sağlar.
-Tüketim değerlerine göre gider paylaşımı
yapılacağı için daha adildir.
-Kullanıcılar ortam sıcaklığını kontrol edebilirler.
-Sıcaklığın kontrol edilebilmesi nedeniyle herkes
konforuna göre ısınır, ihtiyaç dışında ısı tüketimi
yapmaz. Kullanım miktarına göre ödeme yapar.
-Yasa gereği termostatik vanalar 15 derecenin
altına düşürülemez.
-Gereksiz ısı kullanımı önleneceğinden dengeli
bir ısınma sağlanır. Homojen bir dağılım
sağlanacağından, ısınamayan daireler ısınır.
-Yakıt gideri her dairenin kendi tüketim değerine
göre paylaştırılacağından yakıt parasıyla ilgili
şikayetler son bulur.
-Isı tüketiminin bireyselleşmesi ve herkesin tüketimine dikkat etmesi sonucu, ciddi bir enerji
tasarrufu sağlanmış olur.
-Kullanım alanında kimsenin olmadığı saatlerde
ortam ısısını ayarlamak mümkün olduğundan,
tüketim miktarı kontrol edilebilir. Böylece daha az
yakıt parası öderler.
-Fazla ısınan dairelerde, daire sakini camları açıp
ısıyı boşa harcamaz.
-Isı paylaşım sistemi yatırım maliyeti çok kısa süre
içinde kendini amorti eder.
-Tüketimin kontrol edilmesi sayesinde, enerjiyi
ithal eden ülkemizin bütçesine katkı sağlar.
-Daha önce kombi ile ısınan daireler tercih
edilirken yeni ısı gider paylaşım sistemi ile birlikte
sizin daireniz değer kazanacaktır.
-Mevcut sistemde dairesini kiraya vermek isteyen
mal sahibi kiracı bulmakta zorlanmakta ve ayrıca
boş olan dairesi için herkes ile aynı yakıt gideri
ödemektedir. Ayrıca bu yeni sistem ile kiracı
bulmak kolaylaşacak ve boş kalan dairenin
faturası çok düşük olacaktır.
16
İstanbul’un her sahili, her köşesi özellikle
yaz sezonunda yoğun insan topluluğu,
mangallı piknik; yeşil alanların, ağaçların
katledilmesine sahne olmaktadır.
Dünyanın her güzel yeşilliklerinde,
sahillerinde, orman alanlarında, parklarda
elbette bu görüntüler vardır, ayrıca
insanların ihtiyacı olan bir yaşam parçasıdır.
Ancak uluslararası standartlara
baktığımızda, bu konularda eğitim, denetimler,
doğaya, insanlara saygıya önem
verilmesi demokrasi özgürlüğünün
sadece tek yanlı olmadığının öne
çıktığını, bizdeki aşağıda ele alacağımız
çözümsüz problemlerin gözlenmediği
bir gerçektir.
N
I
M
A
Þ
YA
ÝÇÝNDEN
Bu konuda halkamızın hayret ettiği bir diğer
konuda şu: bu hatta Nisan 2011 tarihine kadar
koyu yeşil renkli, yeni satın alınmış özellikle
ENGELLİLER TECHİZATLI 81nolu otobüsler
birden servisten çekilmiş; yerine çok samimi
olarak ifade edeyim ki, artık hurdalık olmuş,
her tarafından ses gelen, klimasız, boyası
solmuş kırmızı otobüs bu semtte servise
konulmuştur; halen devam etmektedir.
Şimdi çok değerli Büyükşehir Belediye
Başkanımız ve Ulaşım Daire
Sorumlularına sormak lazımdır. “Bu
DEĞİŞİKLİĞİN SEBEBİ NEDİR, bu
insanların çekmesi gereken cezanın
kaynağı nedir, suçları nedir, bu ceza
ne zaman sona erecektir?..
Trafik konusunda halkımız, sivil
toplum örgütlerine baş vurarak;
konuya çözüm istemektedir. Hatta;
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu
konularda bir kararı çıkmış; trafik
düzenleme, engeller, hız kesimleri,
sinyaller yapılması için Bakırköy
Belediyesi’ne yetki vermiştir. Ancak
yapılan tesisler trafiğe ilaç olabilecek
cinsinden ele alınmamıştır. Örneğin;
Yeşilköy geliş-gidiş olarak 4 adet ana
arter tabir edilen caddelerde çok hızlı
vasıta kullanan gençler, büyük çapta
kazalara sebep olmaktadırlar, (Bunun
kayıtları trafik polisinde vardır)
Bu yazımı tüm detaylarıyla birlikte
İstanbul eskilerde mesire; tarihi gezi ve
yeşil alanı çok olan bir semt idi. Ama
şimdilerde malesef yaşanmaz, gezilmez
durumdadır.
Yörede yaşayan 30 bin insana zehir
olmaya, çaresiz kılmaya, nefesleri
daraltacak hale gelmiştir. Bu durumu
her geçen zaman daha da artmakta;
özellikle hafta sonları insanları evlerine
hapseder durumdadır, mutlaka
demokrasiye uygun, herkese hakhukuk tanıyarak konu çözülmelidir,
yerel yöneticiler, bu yöreye el
atmalıdırlar, yükselen seslere kulak vermelidirler.
Tabidir ki, biz bunları söylerken şu hususu
sizlerle paylaşmayı da önemsiyorum.
Demokrasiye inanmış; insan
haklarına saygı duyan herkes; her
Türk vatandaşının denize girmeye,
parklarda dinlenmeye, piknik
yapmaya, değişik bölgelerde çaykahve içmeye hakkı vardır, bu
hareketleri de hiç kimse kısıtlayamaz,
bunu özellikle belirtelim,
şikayetlerimiz denetimsizliktir. Ancak bunu
yaparken aynı şekilde çevrede yaşayanlarda
aynı haklara sahiptir. Demokrasilerde senin
hakkının bittiği sınırda benim haklarım başlar,
Yoksa bunun adı özerklik değil, dayatmadır,
zorbalıktır. Malesef denetimsiz kalmış, bu
konuma gelmiştir, savunmasız haldedir.
Fikret TORAMAN
Yalnız Gazi-Evranos Caddesi’nde
asfalt kümbeltle, hız kesim işlemi yapılmıştır.
Diğerlerine de mutlaka yapılmalıdır, özellikle
yetkiye sahip olan Bakırköy Belediyesi’nden
bu eksiklerin mutlaka
tamamlanması bekleniyor, bunun
takipçisi olacağımızı da açıklıyoruz.
(Büyükşehir Belediye yetki
kararları Bakırköy Belediyesi
ilgililerine teslim edilmiştir..)
YEŞİLKÖY’DE NELER OLUYOR?..
YEREL YÖNETİMLER NE YAPIYOR?..
Şimdi gelelim dayanılmaz bir duruma gelen
Yeşilköy, Yeşilyurt ve sahillerinin sorunlarına,
yanlışlıklarına ve alınması çok basit
önlemlerine:
1- Yeşilköy-Yeşilyurt sahilleri takiben 5. kısım
uzunlukta eskiden kumsal, yeşil alanları,
ağaçları, gezi yolları olmyan, 25-30 yıl önce
yapılan bölge; denizden kumu püskürtme,
dalgakıran kayalarının yığılması, sulama
tesisleriyle birlikte, yeşil ve gezi alanları; kirlide
olsa denizi cazibe merkezi olmuştur.
Burada çevre ilçelerden gelen onbinlerce
insanların denize girebilmesi için İstanbul
Büyükşehir Belediyesi 3 yıl önce Çiroz
Bölgesi’nde tam donanımlı, soyunmu-giyinme,
WC’ler, duş, büfeler, koruma, düzenleme
elemanları ile 3 yıl iyi gitmiş; bu yıl bunların
hepsi sökülmüş; ancak bedava denize giren
halkımız, hiç bir ihtiyaca cevap vermeyen bu
yerde, hiçte uygun olmayan kıyafetlerle,
çevreye zarar verir; bayanları taciz eder
şekilde huzursuzluk kaynağı olmuştur.
Hiçbir önlem, yasak, denetim, uyarı
olmadığından da her yıl 15-20 genç
çocuğumuz denizde boğulmaktadırlar.
Yine onbinlerce çevre insanlarıyla bu yörede
ikaz, eğitim, uyarısız kaldıklarından, milletin
parası ile yapılan güzel sahildeki yeşil
alanlara, fidan ağaçlara, çevreye yiyecekiçecek atığı atarak zarar vermektedirler,
sadece bildiğimiz bir siyah-beyaz iç donu,
-
üstüsz, çarşıya, marketlere, eczanelere,
fırınlara, girmekte çevre kirliliği
yaratmaktadırlar, göze batmaktadırlar. Doğal
olarak denetimsiz olan bu çeşitli karakterli
insanlar arasında sabıkalı hırsızların,
dolandıcılarında bulunması doğaldır. Örnek
olarak söyleyelim, 04 Ağustos 2011Perşembe
günü Yeşlköy-Yeşilyurt’ta saat 17:00 sularında
ayrı ayrı yerde 5-6 daire soygunu
gerçekleşmiştir. Bu hususlar polis kayıtlarında
mevcuttur.
BU KONUYA ÇÖZUM ÖNERİSİ
1- Denize girmek kontrol altına alınmalı, bu
noktada Büyükşehir Belediyesi, Bakırköy
Belediyesi Zabıtası ile Emniyet Müdürlüğü
işbirliğine girmelidirler. Keza kılık-kıyafet,
çevreye sorumluluk; aynı ekiple takip edilmelidir. Piknik ve mangal ile çevre kirletme
konuları, çok yakın takiple yüzde 80
önlenebilir.
2- Yeşilköy-Yeşilyurt’ta çok büyük oranda
trafik keşmekeşliği vardır. İsteyen, istediği
yerde park etmekte; kaldırımlar
kapanmaktadır; hem geliş-gidiş yolu kenarları
araçlarla kapanmakta; bazen belediye otobüsleri bile yollarda kalmakta; özellikle akşamları
3-4 vasıta ve motorsikletin yırtık egzosları
yüzünden insanlar gece yarılarına kadar
huzursuz olmakta; kazalar, yaralanmalar,
ölümler çoğalmaktadır.
3- Yine trafikle ilgili; bir hayretler verici
konuda şu değerli okuyucularım. Yeşilköy’den
Eminönü’ne; hem belediye hemde özel halk
otobüsleri görev yapardı. Yolcu azlığı
nedeniyle; özeller kaldırıldı. Belki de doğru
yapıldı. Ancak belediye otobüslerinin daha seri
zamanlama ile 3-4 aydan beri; bu otobüsler
Eminönü-Sirkeci’deki esnaf halkımız ile normal
yolcuların bir kabusu olmuş; saati belli
olmayan şekilde servisler ortaya çımıştır.
Trafik sorununun da çözümü için
tüm önemli kavşakları ve caddelerdeki eksiklikler bitirilmeli, bölgede özellikle hafta sonları
ve geç saatlerde trafik denetimi, motorlu gezici
polisler görev almalı; park, ana cadde, sokak
aralarına park yapanlar cezalandırılmalıdır,
yani iş ciddiye alınarak çözülmelidir.
Bütün bu insanları yaşam küskünlüğüne
düşüren olaylar karşısında; yukarıda arz
ettiğim birimler; el birliği yaparak çözüme
ulaşmalıdırlar. Şu anda bu birimlerin çok ciddi
olarak konuya eğildiklerine, ilgi
gösterdiklerine inanmak çok zor.
İnşallah temenni ve önerilerimiz ilgililere
ulaşırda bizde kendilerini ayakta alkışlarız.
Bu yazımızında bir vatandaşlık ve
bilgilendirme yasaları gereği “Dilekçe” kabul
edilmesini umarız. Ayrıca bölge halkımızın
oluşturduğu platform ve sivil toplum örgütü, bu
konularda çalışarak işinden olduklarını da
ilgilerinize sunarız.
Bu görüşler içinde, siz saygıdeğer
okuyucularım ile tüm İslam aleminin mübarek
Ramazan Bayramı’nı gönülden kutluyor, sağlık
ve esenlikler diliyorum.
TEŞEKKÜRLER!
Geçirdiğim iki göz katarakt
ameliyatımda; İstanbul Eğitim Araştırma
Hastanesi Göz Servisi Şefi; gerçekten
herkesin elinden tutan Doç. Dr. Sn. Kadir
Eltutan; becerikli ve de müşfik elleriyle
operasyonu gerçekleştiren genç Doç. Dr.
Sn. Tuğrul Altan, eşi ve muayenedeki genç
doktorlarımızı; servis ve ameliyat
hemşireleri ile personeline sonsuz teşekkür
ve şükranlarımı sunuyorum, Sağ olsunlar.
17
Yakıt tanklarının yapımı için ÇED raporuna gerek yoktur demek
SADECE KENDİNİ KANDIRMAKTIR
Türk Hava Yolları’nın İstanbul İl Çevre
Müdürlüğü’ne müracatı üzerine, İl Çevre
Müdürlüğü 28.07.2010 tarihinde
2010/04/77/1581 karar numarası ile “ÇED
Raporu’na gerek yoktur” diyerek onay veriyor.
İstanbul Atatürk Havalimanı dışında, Ayamama
Deresi Kenarı’na uzatılan “06-24” pistinin pist
başlangıcına çok yakın bir yerde, kamuya terk
edilmiş yeşil alan statüsündeki bir arazi üzerinde
özellikle Ataköy’ün 7. ve 8. Kısmı’nı adeta içine
alacak şekilde Türk Hava
Yolları tarafından her biri
5 ton olan 7 yakıt tankı
inşaatı geçen sene
temmuz ayında
başlatılıyor. Bir de bu
yakıt tanklarından
doğabilecek herhangi bir
yangın için olsa gerek bir
adet de yangın suyu tankı
yapılıyor.
Çevre Bakanlığı’nın
yürürlükte olan
yönetmeliğine göre
havaalanı çevresine bu
tankların yapımı mümkün
değildi. İmalat
başladıktan 21 gün sonra,
Çevre Bakanlığı yürürlükte olan Büyük Endüstriyel
Kazaların Kontrolü
Hakkındaki Yönetmeliği,
“ÇED Raporu’na gerek
yoktur” onayını verdiği,
17 Temmuz 2008
tarihinde yayınlanan
26934 Sayılı Resmi
Gazete’deki bu yönetmeliği, 18.08.2010 tarihli
27676 sayılı Resmi Gazete’de yayınlatarak
değiştiriyor. Yeni yönetmelikte “Havaalanları”
ibaresi bulunmuyor.
Sonuç olarak ÇED’e tabi olan bir yerin özelliğine
göre gerekli izinlerin, yasalar ve yönetmeliklerin
hiçbirisi aranmamış ve 17.07.2008/26939 sayılı
ÇED uygulanacak projeler listesinin 9. Maddesi’ne
tabi olan “yollar, geçişler, havaalanlarında” bu tür
tesislerin yapılamayacağı, 18.08.2010 tarihli
27676 sayılı Resmi Gazete ile tadil edilerek madde
üçteki “havaalanları” muaf tutulmuştur. Dolayısı
ile yasadışı verdikleri Çevresel Etki
Değerlendirmesi Raporu’na gerek yoktur onayını
21 gün sonra yönetmelik değişikliği ile yasal hale
getirmiş oluyorlar.
Yani ÇED raporuna tabi olması gereken havaalanı
arazisi üzerine kurulan ve Ataköy Yerleşkesi
alanına çok yakın olan yedi adet uçak akaryakıt
ikmal tanklarının büyük tehlike arz ettiği ve bu
alana kurulmasının teknik gerekçelere
dayanmadığı yönetmeliklerle de açık açık
belirlenmiştir.
Bu tankların yeri imar planlarında sanayi
alanlarında olması zorunludur. 14.07.2005 tarih
ve 2005/9207 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan
yönetmelik hükümlerine göre 1. Sınıf Gayri, Sıhhi
Müessese niteliğindedir. Bu nitelikteki tesis de
ancak sanayi alanında açılabilir, ne yeşil alanlarda
ne de meskenlere yakın hiçbir yerde kurulamaz,
açılamaz hükmü vardır.
Konuyla ilgili İstanbul Aydın Üniversitesi Afet
Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi (AFAM)
Başkanı Yard. Doç. Dr. Kubilay Kaptan’la
konuştuk.
Sayın Kaptan; 500 litreden 50 bin tona kadar olan
bu tür imalatların iznini İl Çevre Müdürlüğü, 50
bin tonun üzerindekileri ise Bakanlık veriyor. Türk
Hava Yolları’nın İl Çevre Müdürlüğü’ne müracaatı
üzerine, İl Çevre Müdürlüğü “ÇED Raporu’na
gerek yoktur” diyerek onay veriyor. Öncelikle ÇED
Raporu nedir?
ÇED Raporu Çevresel Etki Değerlendirilmesi
raporudur. ÇED belirli bir proje veya gelişmenin,
çevre üzerindeki önemli etkilerinin belirlendiği bir
süreçtir. Bu proje ve gelişme bir konut inşaatından
havaalanı yakıt tankı inşaatına kadar herhangi bir
yapı inşaatı olabilir. Eğer bu projeyi yaparak
çevrede bulunan herhangi bir faktöre zarar
değil. Böyle bir durumda “ÇED Raporuna gerek
yoktur” demek sadece kendini kandırmaktır. Çok
daha az zarar verebilecek konularda ÇED Raporu
alınırken, mesela bir konut yapacağım, konutumun
yanından yüksek gerilim hattı geçiyor. Bunun gibi
çok uzun süreçte etkisi olan bir proje için ÇED
Raporu istenirken, burada 35 bin tonluk bir yakıt
depolanacak ve bununla ilgili ÇED Raporu’na
gerek yoktur denilecek. Bunu kabul etmek
mümkün değil.
Peki “ÇED Raporu’na
gerek yoktur” onayını vermek, herhangi bir olumsuz
çevresel etkilere neden
olmayacağı anlamına mı
geliyor?
ÇED Raporu’na gerek
yoktur demek yasaları
baypas edip başımıza nasıl
olsa bir şey gelmez diyerek
“adam sen de” demektir.
veriyorsanız veya o faktörler size zarar veriyorsa
doğal olarak çevre içerisinde uyumlu değilse
özellikle malzemeden kaynaklı riskler nedeniyle,
projenin uygulanacağı bölgenin ve çevresinin
oldukça kapsamlı olarak değerlendirilmesi lazım.
Bahsedilen yakıt tanklarıyla ilgili olarak da yakıt,
buraya depolanmaya müsaittir, çevreden buraya
bir zarar gelmez ve bu da bir sızıntı olup dışarı
yayılırsa o da çevreye zarar vermez diye bir rapor
alınması gerekir. Tekrar tanımlamam gerekirse
ÇED; Yeni bir proje ve gelişmelerin çevreye olabilecek sürekli veya geçici potansiyel etkilerinin
sonuçları ve alternatif çözümlerini de içine alacak
şekilde analizi ve değerlendirilmesidir.
ÇED Raporu verilirken projenin sosyal sonuçları da
göz önüne alınmalı mıdır?
Kesinlikle sosyal sonuçların da gözönünde
bulundurulması gerekir. Biz de genelde afetler göz
önüne alındığında afetlerin etkisine tek yönden
bakılıyor. O da kaç kişi ölür. Örneğin Marmara
Depremi’nde 17 bin 400 insanımızı kaybettik, 40
bin insanımız sakat kaldı. Fakat bunun uzun
dönemde etkilerine baktığınız zaman bu zarardan
çok daha fazla zarara uğradığınızı göreceksiniz. O
dönemde 6 yaşında olan çocuklar şu anda 17
yaşında. Üniversite çağları geldi. Acaba o
çocukların başarı oranı ne kadar? O çocukların
alkol ve uyuşturucu maddelerine bağımlılığı ne
kadar?, Bölgedeki boşanma oranı nedir? Bütün
bunlara baktığınız zaman deprem ve bunun gibi
büyük felaketlerin çok uzun zamanda büyük
felaketlere yol açtığını göreceksiniz. Yakıt tankları
içinde aynı şey geçerli. Onun için bir patlama
olursa şu kadar bir mal kaybı olur veya şu kadar
insan ölür bu değil. Buradaki durum çevre özellikle
bu ÇED Raporu’nda her şey değerlendirilir.
Psikolojik, eğitimsel olarak da değerlendirilir.
Çevre faktörleri de değerlendirilir. Yani bana
verdiği zarar dışında doğaya verdiği zarar da
değerlendirilir.
Yakıt Tankları İnşaatı için “ÇED Raporu’na gerek
yoktur” onayı verildi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?
ÇED Raporu’na gerek yoktur denilmesi mümkün
Çevre Bakanlığı “ÇED
Raporu’na gerek yoktur”
onayını 17 Temmuz 2008
tarihinde 26934 Sayılı
Resmi Gazete’de
yayınlanan yönetmeliğe
göre verdikten 21 gün
sonra bu yönetmeliği
değiştirdi. Yeni
yönetmelikte
“Havaalanları” ibaresi
bulunmuyor. Konuyla ilgili
ne düşünüyorsunuz?
1980 yıllarında İstanbul’da
Independent faciası
yaşanmıştır. Üsküdar’da, Salacak kısmında yakıt
dolu bir tanker battı ve onun patlaması Kartal’da
duyuldu, camlar aşağıya indi. Ham petrol yüklü
150 bin gros tonluk Rumen tankeri ile Yunan
Evriali kosteri çarpışmıştı. Denize o petrol yayıldı,
yıllarca o temizlenemedi. O patladığı zaman bizim
boğazdan geçişlerle ilgili hiçbir koruma
kanunumuz yoktu. Patladı, patladıktan sonra
döndük biz nasıl bir tedbir alırız diye düşünmeye
başladık. Böyle bir yapıda biz ancak başımıza kötü
bir şey geldiğinde ve sonrasında tedbir almaya
alıştığımız için bütün felaketlerde, felaket sonrası
yapılanlar ön plana çıkıyor. Felaketten önce tedbir
almamamızın sebebi de aman canım sende ne
olacak, bizi mi bulacak gibi son derece lakayt
tavırlardır ve yöneticilerin, kendi iç dünyalarında
AM ERİKA DE NVER HAVA LİM ANI
YAKIT TANKLARININ
BUL UNDUĞU ARAZİ
bu şekilde düşünseler bile, uygulama da bu
şekilde düşünmeleri mümkün değildir.
Peki bu tür yapılar nerelerde yapılmalıdır?
Bu tür yapılar uçak yakıt deposu zemin üstünde
veya zemin altında yapılır diye kesin bir şey yok,
ikisi de olur fakat şartları var. Ben bina yaparken
bazı yerlerde kendi isteğime göre 500 kat
yapamam. Zemin elverişli değildir, kum, toprak
elverişli değildir, hava koşulları elverişli değildir,
yanında askeri alan vardır vb. ve izin alındığı
durumda dahi bu yapıların inşası için farklı
standartlar vardır. Size bu konuyla ilgili bazı
örnekler vereyim. Amerika’daki Denver
Havalimanı’nın yakıt depolarını göstermek
istiyorum. Gördüğünüz gibi burada bizimkinden
pek bir fark yok. Daha doğrusu;
18
tek fark var yakıt depolarının çevresinde hiç birşey
yok. Ama yakıt tanklarının nereye yapılabilir diye
sorduğunuzda, yakıt depoları deprem fay hattı
üzerinde yapılmaz, yakıt depoları evlerin dibinde
yapılmaz, yakıt depoları yolun yanında yapılmaz,
yakıt depoları dere yatağına yapılamaz, yakıt
depoları yapılıyorsa eğer herhangi bir patlama
anına karşın o sağlamlıkta yapılır. Bunların
muhakkak sağlanmış olması lazım.
Yakıt tanklarının Ataköy’ün göbeğinde, Ayamama
Deresi’nin yanında ve “0624” pistinin pist başlangıcına
çok yakın yerde olması ne
gibi tehlikeler doğuruyor?
Oradaki yakıt depolarının
etkilenmesine baktığınız
zaman şu seçenekler var.
Hiç düşünülmeyen bir
seçenek yıldırım düşebilir.
Çünkü bunun içindeki yakıt
türü bizim A1 veya yeni
tabirle C1 dediğimiz uçak
yakıtı. Bu da çok çabuk
uçabilir, oda yanıcılığı fazla,
yoğunluğu fazla demektir.
Özellikle 38 dereceye
ulaştığı anda yanar ve
yandığı zaman patlama
etkisi ne LPG patlamasına
benzer ne normal bir tüpün
patlamasına benzer çok
ciddi bir etki yaratır. Örnek
vermek gerekirse, yaklaşık
0.1 ton’luk TNT maddesi
eski HSBC Bankası’nın
önünde patladı ve olduğu
yerde krater oluştu. HSBC Bankası’nın ne hale
geldiğini hepimiz biliyoruz. Burada bahsettiğimiz
yakıt 35 bin tonluk bir yakıt. Yani burada birisinin
yandığı halde diğerine bulaşmaması diye bir şey
söz konusu değil. Zaten bir tanesinin patlaması
yeterli. Ataköy’ün yaklaşık 10 bin konutuna etkisi
olur. Bunu zemin üstünde havada deprem olmuş
gibi algılayabilirsiniz. Hem büyük bir hızla yanıcılık
konutlara gelir aynı zamanda büyük bir taş
çarpmış gibi etki hissedilir ve bütün bunları
atlatırsanız da bu çarpma etkisi denize atılan bir
taş gibidir. Dalgaları yaratır. Hem de dalgalar geri
gelir. Hem gittiği zaman hem de geldiği zaman
etkilenirsiniz. Bir de onlardan bile kurtulsanız
ondan sonra oluşacak yangından kurtulamazsınız.
Bunlar saatli bomba, yangın tüpü değil hafife
alınmamalı.
Bunun dışında mesela güneş ışınları etkisine karşı
korunmuş mu? Fuel oil dediğimiz şey sonuçta bir
atom parçasından oluşmuştur. Dışardan bir etki
gelirse fazla soğuk veya sıcak buna tepki gösterir.
İçinde bulunduğu yerin dışına taşmaya çalışır.
Basıncı artar veya azalır, büzülmeye çalışır. O
tankın durumu buna uygun değilse bir şey
olmaması da mümkün değil. güneş ışınları bunun
için etkili onunla ilgili de tedbir alınması gerekir.
Amerika’da FEMA isminde bu tür yapılarla ilgili
her türlü izni veren bir kurum vardır. FEMA bütün
tehlikelere karşı uygulanacak standartları belirler.
Bu standartlardan birisi olan yakıt tankı
patlamalarıyla ilgili “Asıl tehlike yakıta karışan
sudur” diye bir madde vardır. Varsayalım ki,
patlama falan yok yakıta bir şekilde su karıştı,
dışarıdan bir sızıntı oldu, su korozene olacağı için,
yakıt içerisinde ayrışmaz. Şimdi siz bunu uçağın
motoruna koydunuz uçak havalandı, uçamaya
başladı. Çözülmediği için bir yerde sıkışacak, su
geldiği anda ya motor durur bunu, bu su
boşluğunu atmaya çalışır, atmayı başaramazsa
tamamen durur, durmasa korozyona uğrar,
korozyona uğradığı zaman da Çernobil faciası gibi
facialara neden olur.
Yer altında olsaydı aynı riski taşır mıydı?
Taşımazdı. Yer altında koruyucu ve yeterli
kalınlıkta olan perde duvarların içinde yapılsaydı
aynı etkiyi yaratmazdı. Çünkü yer üstünde olan her
şey doğa koşullarına açıktır. Özellikle bu yakıt
tankları için her yer o kadar yakın ki,
Anlayamıyorum. Bunun maliyeti nedir ki,
yapmasan oraya da yer altına yapsan bunun
maliyeti nedir? Bu kadar önemli mi? Yer üstünde
bulunduğu zaman olasılıklar o kadar fazla ki yer
altına göre. Mesela tam yanında bir araba
patlaması oldu. Bu durumda altında olması ile
üstünde olması durumunda ne olur? Sadece araba
değil ki, bunun yıldırım tehlikesi var, deprem
tehlikesi var, yangın tehlikesi var, terörizm tehlikesi var, uçak tehlikesi var. Uçağın bir kanadının
orayı kesmesi bile yeterlidir. Burada facianın meydana gelmesi bu kadar kolay nedenlere bağlıdır.
Facia meydana gelirken de ben geliyorum diye
bağırmaz. Olur birden bire ve biz haberlerde
Bakırköy’de müthiş patlama oldu diye dinleriz.
diyelim, buna bakılarak tedbir alınmaz mı, buna
göre mi bina yapılır? Bina yapıyorum ben depreme
göre yapmıyorum niye yapayım nasıl olsa elli yılda
bir deprem olacak mı diyelim. Bu şekilde
gerçeklerden uzak, bilimi ve halkı alaya alan bir
davranış tarzı olamaz. Mühendislik böyle olmaz.
Bu yakıt tanklarının çevresinde yüz binlerce insan
yaşıyor.
Burada yaşanacak bir patlama ne tür
sonuçlar getirir?
Burada yaşanacak bir patlamanın
kısa dönemde insanlar üzerinde uzun
dönemde ise çevre üzerinde çok
büyük etkileri olacaktır. Orası bizim
ana damarımız. Atatürk
Havalimanı’nın bir gün kapanmasının
ülkemize maliyeti ne kadar
araştırmak lazım. 11 Ağustos 1999
Marmara Depremi’nde TÜPRAŞ
patladığı zaman 600 milyon dolarlık
bir zarar oldu. Eğer bütün bunların
hepsini kabul edip, aman ne yapalım
biz bu kadar yaptık deniliyorsa
maalesef bu bizim bilindik
üzerimizden atamadığımız adam
sendeciliğimizin tipik bir göstergesi
olacaktır.
ASIL TEHLİKE BİLGİSİZLİK
Bunlar patlamak için yapılmıyor. Patlamasın
durdukları yerde dursunlar ama nasıl
duracaklarına dair bir standart var. Dünyanın en
büyük yapılarını yapan biz değil miyiz. Rusya’da
yapıyoruz, Türkiye’de yapıyoruz. Kaya Tünel
yapabiliyoruz. Bildiğiniz bütün mühendislik
yapılarını Türkiye tasarlayacak ve yapacak güce
sahip. Ama neden bu büyük gücü biz tedbir
almada kullanmıyoruz anlayamıyorum. Bu kadar
merkezi bir yere bunları yapmak büyük bir hata ve
umursamazlık.
Bir de 7 yakıt tankının yanına yapılan yangın suyu
tankı var. (Üstündeki yazı silinip “Su Tankı” yazıldı)
Uçak yakıtından oluşabilecek bir yangın su ile
söndürülebilir mi?
Yangın su tankı eğer fuel oilin dışında bir şey için
kullanılacaksa tamam da, yakıttan kaynaklı bir
yangın çıkarsa orada bulunulacak olan söndürme
tekniklerinin suyla bir ilgisi yok.
Su sisi yani içerisinde parçacıklar bulunan bir
duman örtüsü gibi göreceğiniz örtülerle bu
yangının izole edilip, kendi içinde havasız bırakılıp,
ancak o şekilde söndürülmesi lazım, suyla bu işler
olmaz.
Bunları düşünmeleri gerekmez mi?
Sorun burada zaten. Normal koşullarda belki bu
endişelerin bazıları yersiz ama hiçbir açıklama
yapmadıkları, bilgilendirmedikleri için bunları
söylemek zorundayız. Açıklama yapsalar bu
konuyla ilgili bilgi verseler tehlikenin büyüklüğü
konusunda bilgi ediniriz, bu gizlilik niye onu da
anlamıyorum. Şu anda bakıldığında yangınla ilgili
bir tedbir alınmadığı görünüyor. İstanbul Aydın
Üniversitesi Türkiye’nin en büyük araştırma
laboratuarlarından birisi olan, 12 Laboratuarlı bir
Teknoloji Merkezi’ne sahip. Afetler, Enerji gibi
konularda çalışan ve araştırmalar yapan Araştırma
Merkezleri var. Lütfen, buyursunlar gelsinler, ister
bize ister farklı bir üniversiteye; bu konu ile ilgili
bildiklerimizi paylaşalım ve sorumluluklarımızdan
birisi olan “toplumu bilgilendirmek” konusunda
gerekeni yapalım.
Türk Hava Yolları ortaklık yaptığı ve kurduğu bir
şirket OPET ile birlikte kimseye bir şey danışmadan
bizim bilgimiz bize yeter diyerek buraya yakıt
tanklarını koymuşlar. Dışarıdan baktığımız zaman
vatandaşın, bu işin içinde olmayan birinin dahi
korkmaması mümkün değil. Ben bu işin içinde
olan birisi olarak korkulacak bir şey olması
gerektiğini özellikle söylüyorum. İstatistikler olan
olaylardan çıkmıştır. Ben size milyonda bir uçak
kazası olacak diyorsam bu milyonda bir uçak
kazası olduğundan dolayıdır. Bizi bulmaz mı
Sonuç olarak Asıl büyük tehlike
bilgisizlikten kaynaklanıyor. Türk
Hava Yolları’nda çok değerli
uzmanlar var. Daha önce Boğaziçi
Üniversitesi’nde iken Türk Hava
Yolları’nın hangarlarının yapımında
çalıştım. Oradaki insanların ne kadar işine sahip
çıktığını ne büyük özverilerle çalıştıklarını
biliyorum. Fakat bizim genel özelliğimiz olan adam
sendecilikten korkuyorum. Gerek yok onu da
yapmaya, adamlarda abartıyor ne gerek var
söylemlerine çok kızıyorum. Bu tür konularda bu
tür söylemler olmamalı. İstiyorsa 150 yılda bir 500
yılda bir böyle kazalar olsun sen tedbirini
alacaksın. Neden korkarak yaşayalım, tedbirini al.
Apartmanlara 200-300 metre mesafede. 200-300
metre hiçbir şey. Fay hattına da yakın. Bir de şöyle
bir işleyiş vardır. İlk önce felaket. Felaketten sonra
herkes o işin uzmanı olmaya başlar, tedbirler
alınır, sonra tekrar unutulmaya başlar, belli bir
zaman sonra felaket olmazsa eski hale geri
döneriz. İzmit’te fay hattına 150 metre mesafede
hiçbir şey yapılamaz diye hüküm geldi. Ondan
sonra bundan 1 yıl önce biz bunu 20 metreye
indirdik denildi. Ee fay hattını da 20 metre öteye
ittin mi. Kafamıza göre bunları yapıyoruz.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
5 km uzunlukta köprü de yaparsınız, balçığın içine
bina da yaparsınız, yeter ki gerekli şartları
sağlayın, tedbirinizi alın. Burada şu an için
görünür güvenlik yok, görünmeyen bilmediğimiz
güvenliği sağlandığını umut ediyoruz ama onlarla
ilgili de şüphelerimiz var. Varsayalım yaptınız,
bütün bunlara rağmen güvendesiniz. Ama
yanınızda Afet Eğitim Merkezi var, İstanbul Aydın
Üniversitesi olarak biz varız, İl Özel İdare var,
AKOM var, buralara haber verdiniz mi?
Burada gizlenecek bir şey de yok. Çünkü orada
herhangi bir patlama anında, onu yapanda etkilenecek, orada hiçbir ilgisi olmayan insan da
etkilenecek. Uçağın düşme, trenin çarpma,
arabanın kaza geçirme tehlikesi varsa bununda
patlama tehlikesi var.
Orada bir merkez varken Bakırköy Afet Merkezi ve
diğer kuruluşlar bunları bir araya toplayıp,
gerekirse gezdirip bakın biz böyle bir şey yaptık,
böyle bir tedbir aldık diye bize tanıt orayı. Sonra
biz de insanlara söyleyelim. Çünkü insanlar
soruyorlar bunları bize.
Tedirginlik önlenecek. Tedirginlik
hiçbir şey söylemeden, üzerini
boş bırakarak, nasıl olsa
üzerinden zaman geçtiği zaman
unutulur diyerek geçiştirilemez.
Arzu BERATOĞLU
19
Türkiye’nin kültür düzeyi en yüksek ilçelerinin başında geliyor Bakırköy... Bakırköy’de nereden nereye gelindi...
BANA BAKIRKÖY’Ü ANLAT
Şirinevler, Yenibosna var ama
oralar 25 hanelik köydü. Yeşilköy
mesela fevkalade nefis bir semt.
Ataköy tam teşekkül etmemiş.
Florya yine plajları ile ünlü. Bütün
İstanbul’un yazları koştuğu bir yer.
Belediye plajı vardı. Yeşilköy’ün her
yerinden denize girilirdi. Bu Röne
Park şimdiki kadar derli toplu
değildi ama yine vardı. Birde şimdi
balıkçı lokantalarının bulunduğu
yer, denizin üstüne doğru yürüyen
salaş çay bahçeleri vardı.
Meyhanemsi
lokantalar vardı
ama çokta
güzeldi.
Ulaşım ?..
O zaman ulaşım
çok kıttı. Tren
en sağlıklı
ulaşımdı.
Osmaniye’ye
minibüsler vardı. Onlarda
1940’lardan kalma taksilerdi.
Bir de iki tane minibüs vardı.
Bir tanesi mavi boyalı
wolksvagendi. Meydandan
binerdiniz, bir de kamyonet
vardı. Varşova marka. Üstünü kapamışlardı. İki
tane de karşılıklı tahta oturak vardı. Birine otururdunuz dolsun diye beklerdiniz. Şimdiki gibi
minibüslerin biri gidip biri gelmiyordu. Bir de
şimdiki mezarlığın yanında, şu an minibüs
durakları var artık, faytonlar vardı. Ulaşım
Eskiden İstanbul’da Emirgan’da Çınar altı vardı.
Orada çay içmek İstanbullu için bir lükstü. Oraya
gidip çay içmek için otobüse bineceksiniz para, bir
saat gideceksiniz zaman siz buraya gidersiniz
ondan sonra konu komşunuzla bunu 3 gün
konuşursunuz. Kent tiyatrosuna giderseniz, orada
Yıldız Kenter ile Müşfik Kenter izlersiniz o piyesin
kritiğini de ondan aldığınız bütün hazzı bir
dostunuzla birkaç gün paylaşırsınız. Bugün ise
arkadaşlıklar ve konuşulacak konular de değişti.
Teknoloji çok ilerledi. Şimdiki gençler hiç birşey
yapmıyorlar. Ancak bulundukları okullar ve dershanelerde bir
araya geliyorlar.
Eskiden
Bakırköy’de
arkadaşlıklar çok
iyi olurdu.
Peki ya aşklar?
Eskiden aşklar ile
günümüzdeki
aşklar arasında
da mı fark var?
O devirde flört
çok zordu.
Şimdiki Bakırköy
Günümüzde Gençler Caddesi
Belediyesi’nin
Eski Bakırköy Elektrik Şirket’nin günümüz görüntüsü
arka tarafındaki Gençler Caddesi’ne eskiden
Aşıklar Yolu denirdi. Sadece sevgililer, aşıklar
gelirdi. Orada dolaşırlardı. Aşık olmayan
gidemezdi. Orası o zaman pek tenha ve karanlık
bir sokaktı. Şimdiki gibi arabaların park ettiğin,
insanların geçmekte zorlandığı kalabalık bir sokak
değildi. Onlar için daha rahattı. Sokağın değişmesi
gibi o zaman ki sevgilerde, arkadaşlıklarda,
aşklarda değişti. Çok tuhaf geliyor. Bizim
zamanımızda bunlar dokunulmazlığı olan şeylerdi.
Bizde aşık olduk, bizde flört ettik ama bizim için
onlar hala bir anıdır ve gerçekten kutsanacak bir
anıdır. Şimdiki aşklar biraz daha yapay.
Bugün Bakırköy’e komşu olan ilçeler, mahalleler
nasıldı?
O zaman Bahçelievler gerçekten bahçeli evlerdi.
Ondan sonra hiçbirşey yoktu. Bağcılar, Esenler,
biriydi. O arazide eskiden spor müsabakaları
yapılırdı. Ve Barutgücü sahası denirdi. Barutgücü
diye bir spor kulübü vardı amatör. Caraousel’in
olduğu yer Vita Fabrikası’ydı. Vita fabrikasından
evvel de Yağcı Selim Bey’in yağ fabrikasıydı.
Bakırköy’ü simgeleyen eski neler var?
İlçeleri bazı şeyler simgeler. Şu anda Bakırköy’ü
simgeleyen alışveriş merkezlerini saymazsanız
bence hiçbir şey yok. İncirli’den girin acaba
Bakırköy’e geldim mi, gelmedim mi diye
düşünemezseniz. Ama bir kasabanın ilçesine
gittiğiniz zaman girişinden dahi orası belli olur.
Ama, çocuklarım Kartaltepe İlköğretim Okulu’nda
okudu. Orası da o
dönemin en güzel
okullarından birisidir.
Ben mimari olarak çok
beğeniyorum. Çünkü
bana Cumhuriyet’in
ilk kuruluşunu
hatırlatır her zaman.
Eğer bir gün
yıkarlarsa çok
üzülürüm. Sonra Halk
Evi’nin hemen önünde
sonradan Ağır Ceza
mahkemesi oldu.
Dadyan okulu var.
Orası da çok güzel bir
bina. Zaten o kadar nefis ahşap binalar vardı ki.
Mesela şu andaki İstasyon Caddesi’nde akıl almaz
şekilde, ahşabın en güzel işçiliği, oymacılığın en
güzeli olan binalar vardı. Malasef o caddeyi açma
pahasına onların hepsi yıkıldı. Hiçbir şey kalmadı.
Şu anda 5-10 tane ev ya kalmıştır, ya kalmamıştır.
İncirli Caddesi
üzerindeki tarihi
Eskiden Aşıklar Yolu’ydu...
ahşap köşk,
Resnelliler’in Köşkü
var ki kendi başına
terk edilmiş ve yanıp
yıkılmayı
beklemekte. Aklıma
başka gelen, İstanbul
Caddesi üzerindeki
Bakırköy Elektrik
Şirketi. Tertemiz,
bayraklı süslü bina
günümüzle
kıyaslanamaz bile.
Bakırköy Elektrik şirketi;
eskiden...
Günümüzde yanıp yıkılmayı bekleyen Resnelliler Köşkü
faytonlarla sağlanıyordu.
Sayfiye yeri diye geldiğiniz Bakırköy bugün nasıl?
Çok güzel yaşanılacak bir yerdi Bakırköy. Fakat şu
an çok kalabalık. Birden bire Bakırköy’e hücum
oldu hiç bimediğiniz insanlar geldi sizi yönettiler.
Bu arada Bakırköy çok genişledi. Kooperatifler,
yap-satçılar derken, bir zaman nüfusumuz 2,5
milyondu. Naci Ekşi ilk belediye başkanımızdı. Her
seferinde derdi ki, yahu Selçuk Abi Bakırköy senin
düşündüğün gibi hemen ele geçirilebilecek bir yer
değil ki, Bakırköy Marmara Denizi’nde başlıyor.
Karadeniz’de bitiyor. Fakat sanayileşmenin
getirdiği göçler İstanbul’u sardı. Ve o sırada
Bakırköy’de kooperatifler patladı. Şu anda mesela
Capacity çok güzel bir alışveriş merkezi. Fakat
orası da Bakırköy’ün nefes aldığı akciğerlerinden
Son olarak söylemek istedikleriniz...
21 yaşında 1 çocukla geldim. 2 çocuğum daha
oldu. Ve ben bu arada Kartaltepe’den Terakki
Caddesi’ne taşındım. Terakki
Caddesi’nde Saray Sineması’nın
bulunduğu Tayyareci Nurettin
Sokağa, oradan İncirli
Caddesi’ne çünkü orada
mağaza açtım. Onun
karşısında bir ev aldım. 3
çocuğum burada büyüdü,
burada okudu. Ben burada
işimi geliştirdim, hayatım
gelişti. Bu bakımdan kendimi
Bakırköy’e borçlu hissediyorum.
Arzu BERATOĞLU
20
BU YAZIYI MUTLAKA OKUYUN TANE TANE Kapakları Topladılar, ADIM ADIM Engelleri Aştılar
HAYATINIZ DEĞİŞEBİLİR 50 TEKERLEKLİ SANDALYE İHTİYAÇ SAHİPLERİNE DAĞITILDI
3 Ağustos 2011 Çarşamba günü Murat Muratoğlu, Sözcü
Gazetesi’ndeki köşesinde herkesi yakından ilgilendiren
aşağıdaki yazısını yayınladı. Herkesin bilmesi gereken bu
yeni uygulama ile ilgili yazıyı yazarından izin alarak
yayınlıyoruz.
E-Haciz ile hayatınız değişecek
İktidar, vatandaşı yeni kırpma modelini buldu!
İsmi: elektronik haciz… Biz de kırpalım, kısaca “ehaciz” diyelim.
Aslında buldu dedik ama yeni bulmuş falan da
değil. Birkaç yıldır üzerinde ciddi ciddi çalışıyorlardı.
Uygulamaya da geçtiler. Konu ile ilgili ilk şikayetler
geçen yıl gelmeye başlamıştı. Fakat yaygınlaşmış
bir uygulama olmadığı için dikkatlerden kaçtı.
Sonradan şikayetler de kesildi. Mantıklı olmadığı
için vazgeçildiğini sandık.
Meğer onlar test çalışmalarıymış ve başarı ile
tamamlanmış. Şimdi Gelir İdaresi Başkanlığı, yeni
dönemde vergi borçlularına yönelik ‘e-haciz’in
kapsamını genişletecekmiş.
Ruhunuz duymayacak
Bu ne demek? Bundan sonra Maliye ister trafik
cezanız, isterseniz vergi borcunuz olsun e-haciz
yöntemiyle bankadaki hesabınızdan tahsilat yapabilecek. Size sormadan, haber bile vermeden…
Bitmedi... Gerekli değişikliklerin yapılmasıyla
birlikte vergi borcu olanların ev ve arabasına da el
konulabilecek. Ardından vatandaşın malı satılıp
vergi borcundan mahsup edilecek. Batan geminin
malları gibi…
Herhalde sistemi nasıl kilitlerim diye düşünseniz
daha iyi bir yöntem bulamazsınız… İnsanları kayıtlı
ortamdan nasıl uzaklaştırırım diye uğraşsanız daha
idealine ulaşamazsınız. Yastık altını nasıl teşvik
ederimin cevabı da ‘e-haciz’de saklı…
Vatandaş, esnaf, tüccar, işadamı… Bankadaki
parasına güvenip çek kesiyor, mal alıyor, ödeme
yapıyor… Bir bakıyor, vergi borcu var… Cezası ile
ödemeye razı… Öncelikle işini çevirmesi, gününü
devirmesi lazım…
Ancak hesap tamtakır… Devlet alacağını tahsil
etmiş. Hangi borç, neyin vergisi? Bilinmiyor! Ne bir
tebligat, ne bir uyarı!
Sonradan canınız yanacak
Ya da adam KOBİ… Zaten kriz vurmuş…
Maliye’nin ikaz yazısını almış ancak eli mahkum…
Zamana ihtiyacı var… Bir bakıyorsunuz onun da
bankadaki parası bloke edilmiş… Haciz yolunda…
Parasının haciz edildiğinden habersiz olan KOBİ,
iş yapmaya ya da borcunu ödemeye kalkıştığında
parasının kilitlendiğini, elinin, ayağının
prangalandığını fark ediyor… Acil nakit lazım… Ne
yapsın?
Artık bir arkadaştan mı borç bulur, tefecinin
kucağına mı oturur…
Devlete ne ki, o tahsilata bakar derseniz sorun
yok. Halen kriz ile boğuşan vatandaşa bu zor
döneminde, adeta gaddarlık dozunu arttırarak
köstek olunmak isteniyorsa, o ayrı…
Bu kişiler zaten mükellef. Hiçbiri “Ben bu vergiyi
ödemeyeceğim” demiyor ki! Kimse devlete borç
takmak istemez, devletle başı derde girsin istemez.
Belki taksit teklif edilir, kolaylık sağlanır, yolu
yordamı bulunur… Ancak internet ortamından ehaciz demek, ipi çekmek, ocakları söndürmek
demektir… Bu kadar acımasız, bu kadar elektronik
olunmaz ki…
MURAT MURATOĞLU
Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD)’nin
başlatmış olduğu mavi kapak toplama
kampanyasına destek veren Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi topladıkları
mavi kapaklar ile ihtiyaç sahibi 50
engelliye tekerlekli sandalye
alınmasını sağladı.
Kampanya sonucu alınan tekerlekli
sandalyelerden İstanbul’daki
engellilere verilecek olan 14 adet
sandalye Carousel Alışveriş ve
Yaşam Merkezi’nde
gerçekleştirilen tören ile ihtiyaç
sahiplerine verildi. İstanbul
dışındaki engellilere verilecek olan
36 sandalye ise kargo ile diğer
illerdeki engellilere gönderildi.
Törende ayrıca
kampanyaya
desteklerinden
dolayı Carousel
Alışveriş ve
Yaşam Merkezi
Yönetim Kurulu
Başkanı Yüksel
Mermer, Yeşilköy
Muhtarı Bülent
Yurtsever ve
Menajer Şahin
Özer’e birer plaket
verildi. Mermer,
Yurtsever ve
Özer’e, plaketleri
Ege Üniversitesi Diş
Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr.
Nurselen Toygar tarafından takdim edildi.
Plaket töreninin ardından konuşan Yüksel Mermer, Carousel AVM olarak her
zaman engellilerin yanında
olduklarını ve gereken tüm
kampanyalara iştirak edeceklerini söyledi.
Kampanyaya büyük emek veren
ve mahallesinde toplanan kapaklar ile bir çok engelliyi tekerlekli
sandalyeye kavuşturan Yeşilköy
Muhtarı Bülent Yurtsever’de,
Yeşilköylülere kampanyaya
gösterdikleri katkıdan dolayı
teşekkür ederek, bundan
sonrada TOFD ve diğer
engelli
gruplarına her
türlü destekte
bulunacaklarını
belirtti.
Tekerlekli
sandalyelerini
almanın
mutluluğu gözlerinden okunan
engelli ve aileleri,
ayrıca törende
gerçekleştirilen
dans ve müzik
sunumları ile de
eğlenceli dakikalar
Mehmet Faruk Gürtunca Sokağı’nda
MİNİBÜSLER GEÇİT VERMİYOR
Bakırköy-Ataköy ve BakırköyYeşilköy minibüs hatlarının
duraklarının bulunduğu Mehmet
Faruk Gürtunca sokağın özellikle
sabah ve akşam saatlerinde geçit
vermiyor.
Minibüslerin yolun her iki yanına
park etmeleri nedeniyle özellikle
Ataköy’den gelen ve Ataköy’e
gitmek isteyen sürücüler adeta
işkence çekiyor. Şükran Çiftliği
Caddesi’ne çıkmak imkansız hale
geliyor. Gazetemizi arayanlar “
Minübüslerin bu sokağın
tamamını park olrak
kullanmalarını buradan geçen
bizi yönetenler görüyor ama
görmezlikten geliyorlar.
Münakaşaların eksik olmadığı
gün yok. Yetkililer bu sorumsuzluğu gidermek
için bizlerin minibüs şöförleriyle kavga etmemizi mi bekliyorlar?” diyorlar.
21
CAPACITY OTOPARK GİRİŞİNİ
KİMİN YAPTIĞI BİLİNMİYORMUŞ!
GARİP AMA GERÇEK!..
Bu ülkede yapılan hemen her şey yapanın yanına kar kalıyor. Göstermelik olarak trafik sıkışıklığına çözüm aranıyor.
Capacıty AVM’nin otopark girişindeki sorun yıllardır çözümlenemiyor. Yüce Tarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin
kesiştiği yerdeki AVM’nin otopark girişi trafiği tıkıyor. Bu istikametten gelip otoparka girmek isteyenler yüzünden trafik
tıkanıyor. Sürücüler arasında kavga eksik olmuyor, tehlike yaşanıyor ve bizi yönetenler sadece seyrediyor. “Bu olayı
sıradan bir vatandaş yapsaydı veya gelişmiş ülkelerde yaşansaydı ne olurdu” sorusu akıllarda takılı kalıyor.
Tarih 13.02.2008 Bakırköy Kaymakamlığı;
Kaymakam Dursun Ali Şahin imzası ile BİLGİ
İÇİN Ulaşım Koordinasyon Merkezi’ne,
Gereği içinde Bakırköy Belediye Başkanlığı’na
aşağıdaki yazıyı gönderiyor
“İlçemiz Yüce Tarla Caddesi ile
Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği
ve CAPACITY Alışveriş
Merkezi’nin otopark girişinin de
bulunduğu kavşakta ayırıcı
adanın içeri doğru kesilmiş
olduğu anlaşılmış ve konu ile
ilgili gerekli inceleme ve tesbitler için 75 108 kod nolu
Trafik ekibi görevlendirilmiştir.
Yapılan kontrollerde ayırıcı
adanın dikey bölümünün
yoldan 7 metre, yatay
bölümünün iç kesiminden 3.8
metre ve dışa doğru 6 metre
kesilerek yola eklendiği ve Yüce Tarla
Caddesi’nde aşırı yoğunluk yaptığı
anlaşılmıştır.
Söz konusu adanın tarafınızdan kesilip
kesilmediğinin araştırılması ve sorumlular
hakkında gerekli yasal işlemin yapılmasını;
Trafik yoğunluğunun azaltılması için de
kavşağın ESKİ HALİNE getirilmesini, gereği
için Bakırköy Belediye Başkanlığı’dan Bilgi
edinilmesini Ulaşım ve Koordinasyon Merkezi’nden Arz ve rica ederim.”
Sonra ne mi oldu? Yazışmalar sürdü gitti.
Kimin yaptığı tesbit edilemedi. Kısaca yapanın
yanına kar kaldı.
Bakırköy Kaymakamlığı’nın bu yazısı üzerine
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığ,ı
Ulaşım Daire Başkanlığı Ulaşım Koordinasyan
Müdürlüğü Başkan Adına Genel Sekreter
Yardımcısı Muzaffer Hacımustafaoğlu imzası
ile Gereği için Yol Bakım ve Onarım
Müdürlüğü, Bilgi için de Bakırköy
Kaymakamlığı (İlçe Emniyet Müdrürlüğü)’ne
aşağıdaki yazıyı gönderiyor.
“İlgi yazı ile Bakırköy İlçesi, Yüce Tarla
Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin kesiştiği ve
Capacity AVM’nin otopark girişinin de
bulunduğu kavşakta refuj ve adanın
kısaltılarak kavşak geometrisine müdahale
edildiği; yapılan uygulama ile trafik
yoğunluğunun arttığı ifade edilerek,
sorumlular hakkında yasal işlemin yapılması
ve kavşağın eski haline dönüştürülmesi talep
edilmektedir.
“Yerinde yapılan tesbitlerde kavşak
icerisindeki geometrik düzenlemede
değişiklik yapıldığı görülmüş olup, konu
incelenerek kavşağın eski haline
dönüştürülmesi ve sorumlular hakkında yasal
işlemlerin başlatılması hususunu bilgilerinze
arz/rica ederim”
Yazışmalar devam ediyor .
Bakırköy Kaymakamlığının bu yazısı üzerine
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Ulaşım Daire Başkanlığı Ulaşım Koordinasyan
Müdürlüğü Başkan Adına Genel Sekreter
Yardımcısı Muzaffer Hacımustafaoğlu imzası
ile bu kez 22.04 2008 tarihinde Bakırköy
Belediye Başkanlığına bir yazı gönderilerek
(.....) kavşağın eski haline dönüştürülmesi
hususu tarafımıza ve Bakırköy Belediye
Başkanlığı’na iletilmiştir. Fişekhane
Caddesi’nin ana arter olması nedeniyle konu
değerlendirilmek üzere ilgi (b) yazı ile
tarafımıza bildirilmiştir.
Konu incelenerek kavşağın eski haline
dönüştürülmesi ve sorumlular hakkında yasal
işlemlyerin başlatılması hususu ilgi (c) yazımız
ile Bakırköy Kaymakamlığı ile Yol Bakım ve
Onarım Müdürlüğüne bildirilmiştir. Bilgi
alınmasını rica ederim.
Daha bitmedi yazışmalar devam ediyor.
06.05.2008 tarihinde İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı Ulaşım Daire Başkanlığı
Ulaşım Koordinasyan Müdürlüğü Başkan
Adına Genel Sekreter Yardımcısı Muzaffer
Hacımustafaoğlu imzası ile Bakırköy Belediye
Başkanlığı’na ( Teftiş Kurulu Başkanlığı) bir
yazı daha gönderiyor. Bu yazıda (.....) Söz
konusu kavşaktaki olumsuzluğun giderilerek
eski haline getirilmesi ve kavşak dözenlemesi
yapanlar hakkında da yasal işlem
başlatılarak müdürlüğümüz ve Bakırköy
Kaymakamlığı’na bilgi verilmesi hususunu
arz ve rica ederim” deniyor.
Sonra ne mi oluyor?
Bakırköy Belediye Başkanlığı Teftiş Kurulu
Müdürlüğü 14.05 2008 tarihinde Fen İşleri
Müdürlüğü’ne bir yazı gönderiyor. Yazının
girişinde olay anlatılıyor (....) Bu nedenle;
iddia edildiği gibi belediyemizce anılan
mahalde herhangi bir fiili uygulamada
bulunup bulunulmadığı şayet bulunuldu ise
ne tür işlemlerin hangi gerekçeye bağlı
olarak yapıldığına ilişkin belgelerin birer
suretleri ile konuya ilişkin müdürlük
görüşünün bildirilmesini rica ederim.
Ayhan Otlatıcı Başkan Yardımcısı.
Fen İşleri’ne gönderilen bu yazıdan bir gün
sonra Fen İşleri Müdürü Muzaffer Yıldız cevap
veriyor (......) İlgi (a) yazıda
belirtilen Bakırköy ilçesi, Yüce
Tarla Caddesi ile Fişekhane
Caddesi’nin kesiştiği Capacitiy
AVM otopark girişindeki
kavşakta ayırıcı Refuj ve adanın
kısaltılarak, geometrisinin
bozulduğu uygulama Fen İşleri
Müdürlüğünce yapılmamış olup,
KİMİN TARAFINDAN DA
YAPILDIĞI müdürlüğümüzcede
bilinmemektedir Konu ile ilgili
bilgi edinilmesini rica
ederim.(Bu yazıda Yaşar AKTAŞ
Birim şefi imzası da bulunuyor)
Bakırköy Belediye Başkanlığı Fen İşleri
Müdürlüğü 21.05.2008 tarihinde Bakırköy
Belediye Başkanı Adına Başkan Yardımcısı
Turgay Akbal İmzası ile İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı (Yol Yapım ve Onarım
Müdürlüğü’ne) aşağıdaki yazıyı gönderiyor.
(.....) İlgi (a) yazıda belirtilen Bakırköy İlçesi
Yüce Tarla Caddesi ile Fişekhane Caddesi’nin
kesiştiği Capacitiy AVM otopark girişindeki
kavşakta ayırıcı refuj ve adanın kısaltılarak,
geometrisinin bozulduğu uygulama Fen İşleri
Müdürlüğümüzce yapılmamış olup, kimin
tarafından da yapıldığı müdürlüğümüce de
bilinmemektedir. Konu ile ilgili bilgi
edinilmesini arz ederim.
Ve sonuç... Bu kadar yazışma sonucunda
yapılan bir şey yok. Trafik sıkışıklığı aynı
şekilde devam ediyor... Sorunlar ise her
geçen gün katlanarak artıyor.
Gazetemize sorulanları bizde yetkililere
soruyoruz.
Devasa bir AVM yapılıyor. Hizmet otoparkı
olmak zorunda. Bu AVM’nin onanmış projesi
yok mu? Bu projeye göre otopark girişi ve
çevre yollar bu projede görülmüyor mu?
Ayrıca Bu AVM’nin onanmış projesine göre
inşaatının yapılıp yapılmadığını kim kontrol
ediyor? Bakırköy Belediyesi’nin kontrol
mühendisleri nerede?
Bu durumda bizi yönetenler “belinde silahı,
cebinde parası ve arkasında siyasi gücü
olanlar bu ülkede her şeyi yapıyor. Onlar için
yasalar işletilmiyor” söyleminde bulunanlara
nasıl bir cevap vermeyi düşünüyor.
Bu arada AKP iktidarının özellikle ikinci
döneminden sonra; yukarıdaki söylemde
“Belinde silah” kelimelerini çıkartmakta yarar
görüyoruz. Artık pek silahlı çeteler ortalarda
görülmüyor.
22
Kaçak elektrik kullananların bedelini bize ödetiyorlar
ELEKTRİK FATURALARINA DİKKAT
Tüketiciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yaptığı
açıklamada kaçak elektrik kullananların bedelini
“K/K bedeli“ ile elektrik faturalarına yansıtıldığını
söyledi.
Kenan Kır Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na
aşağdaki yazıyı gönderdi;
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI’NA
ANKARA
ZÜLKANÝ SÝRMEN
RAMAZANI PAYLAŞMAK…
Çanakkale’nin Çan İlçesi Halilağa
Köyü’nde ramazanı yaşamanın ayrıcalık
olduğunu düşünüyorum. Çan’ın köyleri
arasında Halilağa Köyü’nün yaratıcılığı,
idari kadronun mükemmel yönetimi,
halkın birbirleriyle dayanışması,
paylaşması mükemmel olsa gerek.
Ramazanın başladığı birkaç gün de bende
burada bu dostluğu bu paylaşımı yaşadım.
Ramazanın bereketi özellikle iftar
sofralarına yansıyor. Halilağa Köyü’nün
bir özelliği de köyün sıraca nöbet tutması.
O gün nöbet hangi ailede ise bu aile
Halilağa Köyü’nde yaşayan tüm insanlara
iftar vermesidir.
Köyün ekabir takımlarından Halit Aklan,
Almanyalı derler kendisine, İdris Kılıç
Çolak derler lakabına, Ramazan Candan,
İzzet Kılıç Uzun derler kendisine, Ramazan
Candan, Hüseyin Kutlu, Muharrem Arıkan
ve ben gündüzleri köy kahvesinin yanında
toplanıp güzel sohbetler yapmışızdır. Hele
hele kanalların birinde bant yayın olarak
yayınlanan Kırkpınarın tekrarı, Elmalı
güreşlerinin tekrarı, Kurtdereli’nin
tekrarına rastladığımız anda ortalık yine
panayır yerine dönüyor. Bu anıları her
zaman saklayıp gün gelir bunları yaşadık
deriz.
Halilağa Köyü’nde iftarı bütün köyün
toplu halde paylaşması gençliğin de
kaynaşmasına öncelik ediyor diye
düşünüyoruz. Gündüzleğin bir telaş başlar
nöbet sahibinde ta ki iftara kadar
yemekler hazırlanır, soğuk sular aşağı
çeşmeden genç kızlarımızın elinde
masalara dağılır. Köy gençleri Yüksel,
İlker, Coşkun, Nizamettin, Hasan, Serkan,
Cengiz, Engin, Ersin, Ercan, Tevfik, Özcan,
Hıdır, Özkan ve Durmuş sahurdan önce
uykuya dalan köylüyü, nöbetleşe olarak,
ramazan davuluyla köy halkını uyandırıp
sahura kaldırırlar.
Köyümüzün genç kızları ise Dilek, Seda,
Reyhan, Canan, Meltem Çakıroğlu, Gülay,
Cahide ve Meltem Akıncı da iftara yakın
zamanlarda nöbet sahibine yardım edip
iftarın hazırlanmasında, yemeklerin
ekmeklerin masalara dağılmasında
yardımcı olup iftarlarını neşe içinde
açmışlardır. Her neyse yine söylüyorum
Çanakkale Çan Halilağa Köyü’nde iftarı
yaşamak, köy halkıyla bazı şeyleri
paylaşmak çok güzel…
Her şey gönlünüzce olsun…
Son Dönemlerde (Nisan-2011’den İtibaren)
Elektrik Dağıtım Şirketleri Tarafından Abonelere
Gönderilen Elektrik Faturalarında “K/K Bedeli“ Adı
Altında Ek Maliyetler Yüklenmektedir. “K/K Bedeli“
nin Ne Anlama Geldiği, Hangi Yasal Gerekçe İle
Alındığı Konusunda Elektrik Abonesi
Tüketicilerimizden, Vatandaşlarımızdan Yoğun
Şikâyetler Gelmektedir.
Tüketicilerin Ekonomik Çıkarlarının
Korunması İle Bilgilendirme Hakkı En Temel
Evrensel Tüketici Hakkıdır. Bu Bağlamda, Enerji Ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan,
-Elektrik Faturalarında Yer Alan “K/K
Bedelinin” Ne Anlama Geldiği?,
-K/K Bedelinin” Hangi Yasal Gerekçe İle
Alındığı?,
-Elektrikte Ortaya Çıkan Kayıp Ve Kaçağın
Maliyetinin, Faturasını Düzenli Ödeyen Abonelere
Yüklenip-Yüklenmediğinin Açıklanması,
- Elektrik Faturalarında Yer Alan Enerji
Hizmet Bedeli Dışındaki Diğer Maliyet Kalemlerinin
Neler Olduğunun, Enerji Hizmet Bedeli Dışındaki
Diğer Dolaylı Maliyet Kalemlerinin Fazlalılığı İle
Bunların Tüketiciler Üzerindeki Yükleri,
-Elektrik Faturalarındaki Kısaltmaların Ne
Anlama Geldiğinin Kolaylıkla Anlaşılabilir Olması
Ve Faturaların Aboneleri Daha Bilgilendirici Şekilde
Düzenlenmesi Gerektiği,
Konularında
Sizleri Açıklamaya Yapmaya, Göreve Davet Ediyoruz. Vereceğiniz Bilgiler
Tüketicilerimiz ve Vatandaşlarımız Açısından Büyük
Önem Taşımaktadır. En İyi Dileklerimizle, Başarılı
Çalışmalar Diliyoruz. Saygılarımızla.
A.Kenan KIR
Yönetim Kurulu Başkanı
GSM’lerde “LİMİT AŞIMI“ İLE TÜKETİCİ KANDIRILIYOR MU?
Tüketiciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kenan
Kır GSM Kullanan Tüketicilerin “Limit aşımı” ile ilgili
Tüketiciler Derneği Telekomünükasyon Komitesi
Başkanı Arzu Alpagut ile birlikte basın toplantısı
düzenledi.
Kenan Kır yaptığı açıklamada şunları söyledi. ”GSM
kullanan tüketicilerin; tarifelerine uygulanan paket
seçenekleri limitlerinin aşılacağı duyurusunun
yapılmaması ve limit aşımı ücretlerinin tüketicilerin
anlayacağı şekilde açık ve
şeffaf bilgilendirilme
yapılmaması, evrensel bir
hak olan “Tüketicinin
bilgilendirilmesi hakkına”
ve tüketicilerin ekonomik
haklarının ihlal edilmesine
zemin hazırlamaktadır .
Tüketiciler işletmecilerle
yaptıkları GSM sözleşmesi
kapsamında tarife
seçmektedirler. Tarifeler
tüketiciye sınırlı süreler
için indirimli ücret uygulayan paket seçenekleriyle
sunulmaktadır. Sık sık
değişen paket
uygulamaları kamuoyunda duyrularak tüketicilerin
onayı alınmaksızın genellikle SMS ile bildirilmektedir.
Paket sürelerinin aşılması durumunda tüketici
cezalandırılırcasına ve çoğu zaman paket limitini
aştığını bilmeden düzenleyici kurumun belirlediği
en yüksek tavan tarife ile ücretlendirilmektedir.
2010 yılında “elektronik haberleşme hizmetlerinden
yararlanan tüketicilerin haklarını ve menfaatlerini
korumaya yönelik usul ve esasları belirlemek”
amacıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)
tarafından yürürlüğe konan Elektronik Haberleşme
Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliğine rağmen
tüketicinin ekonomik hakları korunmamaktadır.
AYRICA tüketici tarafından anlaşılmayacak şekilde
“Çok sayıda paket hazırlanması “ kafaları
karıştırmakta, sonuçta yaratılan belirsizlikler; GSM
sektörünü “En çok tüketici şikayeti alan sektör veya
tüketici memnuniyetsizliğinin en çok yaşandığı sektör” konumuna getirmektedir.
Kapasite kullanımı olarak tanımlanabilecek GSM
konuşmalarında, tüketici sözleşmeleriyle belirlenen
tarifede “kapasite”nin birim fiyatı tepe ücret
üzerinden belirlenmekte - tüketiciye sunulan sınırlı
kapasite kullanımına karşılık- “paket” kapsamında
sunulan ücret her ne kadar indirimli fiyat gibi
gösterilse de paket aşımında tüketicinin tavan
ücretle cezalandırılması sonucunu doğurmakta ve
tüketici haklarına karşı bir duruş yaratmaktadır.
Tüketicinin cezalandırılırcasına karşı karşıya
bırakıldığı paket aşımı sorununa Ulaştırma
Bakanlığı ve EPDK da KAYITSIZ kalmakta,
tüketicinin bilgi eksikliğinden ve zaaflarından da
yararlanılarak sorun büyüyerek sürmektedir.
Türk Standartları Enstitüsü’nde (TSE) bilişim sektörünü de kapsayacak genel anlamda bir
“ücretlendirme standardı” nın hala
oluşturulamaması
gerçeğiyle karşı karşıya
olan ülkemizde, GSM
konuşmalarının
ücretlendirilmesinde
“birim fiyat”, “tarife” ve
“paket” kavramlarının
uygulamaları, tüketicinin
aleyhine ücretlendirme
politikalarının
geliştirilmesine neden
olmakta ve belirsizlik,
kargaşa, tüketici
mutsuzluğu sürüp gitmektedir. Oysa, tam üye olma
yolunda Avrupa’daki
gelişmiş ülkelerin
uygulamaları yaşama
geçirildiğinde yaşanan
sorunların büyük kısmının
kendiliğinden çözülebileceği ortadadır.
Bu bağlamda, yetkili kurum ve kuruluşlar yasal alt
yapıdaki bu eksiklikleri bilişim sektörünü de
kapsayacak bir şekilde “kapasite kullanımının
ücretlendirmesi” veya “saniye bazlı ücretlendirilme”
kural ve prensiplerinin Avrupa ülkelerindeki
standartlar çerçevesinde oluşturması çalışmalarına
acilen başlanmalıdır.
BU GERÇEKLER IŞIĞINDA ULAŞTIRMA
BAKANLIĞI’NI VE BTK’yı , paket uygulamalarında
tüketici mağduriyetinin önlenmesi için:
-Yeni paket uygulamasına geçildiğinde SMS veya
çağrı merkezi yoluyla aboneden onay alınarak yeni
tarifenin uygulanması,
-Faturalı ve ön-ödemeli tüketiciye paket limitine
yaklaşıldığında ve limit geçildiğine “uyarı”
mesajlarının gönderilmesi,
-Paket süresinin sonunda kullanılmayan dakikaların
aboneye detaylı faturayla veya SMS ile bildirilmesi
(ön-ödemeli),
-Uyarı mesajında limit aşımından sonra uygulanacak tarifenin bildirilmesi, konularında acil
önlemler almaya ve tarife paketlerine rağmen- şok
faturalarla karşı karşıya kalıp TÜKETİCİ
HAKLARININ İHLAL EDİLMESİNE ENGEL OLMAYA
ÇAĞIRIYORUZ.”
24
5 YIL ÖNCE DUYURMUŞTUK
Ataköy 1. Kısım’daki “
BU ARSAYA OTEL Mİ
YAPILACAK”
başlığı ile
Ekim 2006’da
duyurmuştuk
Haberimiz
üzerine
Bakırköy
Belediye
Başkanı Erzen
1. Kısım
sakinlerini
Bakırköy Spor
Vakfı’nda
toplayarak
açıklamalarda
bulunmuştu.
Ekim 2006 sayımızda Ataköy 1. Kısımdaki TOKİ’ye ait arsada Otel
yapılacağını duyurmuştuk. Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakırköy İlçesindeki
turizm alanları için etaplar halinde 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlar
hazırlayıp onadı. Ataköy 1. Kısma ait turizm alanları ilgili onanıp planlar
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 15.01.2007 tarihinde Bakırköy Belediye
Başkanlığı’na gönderildi.
En büyük tehlike arsa çevresindeki binaların istimlak edilmesi 1/1000’lik
planlar askıya çıkartıldı.
Haber kaynaklarımız Ataköy 1. Kısım’da TOKİ’ye ait arsanın otel olarak
satışa çıkartılacağını, Toplu Konut İdaresi Başkanı Hüseyin Bayraktar’ın bazı
iş adamlarını arayarak “Yabancı ortak bulun bu arsayı size otel yapmak
üzere satayım” bildiriyordu. Yaptığımız araştırmada haberinin doğruluğunu
tespit edince Ekim sayımızda bu haberi 1. sayfamızda yayımladık.
“Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, Emlak Bankası’nın kapatılması
sonrası devir aldığı tüm arsaları satışa çıkartıyor. Ataköy’de satışa çıkarttığı
arsaları hisse paylaşım usulü ile imara açan ve imar planı yetkisi olduğu için
şehircilik anlayışına ters gelse de istediği gibi imar planı yapan TOKİ şimdi de
Ataköy 1. Kısım’daki kreş yerini ihaleye çıkartıyor. Haber kaynaklarımız bazı
müteahhitlere haber göndererek “Yabancı sermaye bulun, gelip ihaleye
girin. Ataköy 1. Kısım turizm bölgesi. Bu arsayı otel yapılmak üzere ihaleye
çıkartacağız.” dediğini ifade ediyorlar.
Bilindiği gibi Ataköy 1. Kısım, Yenimahalle ve Zeytinburnu’nun sahil kesimi
turizm bölgesi olarak ilan edilmişti. TOKİ’nin Ataköy 1. Kısım’da
apartmanların arasında bulunan bu arsaya otel yapıp yapamayacağını
tartışırken, Bakırköy Belediyesi’nin böyle bir ihaleye engel olma şansının
olmadığı savunuluyor. Bir üst düzey yetkili, “Bu alan turizm bölgesi. Planları
Turizm Bakanlığı yapıp onaylıyor. Belediye müdahale edemiyor. Toplu Konut
İdaresi’nin istimlak etme yetkisi var. Bizi korkutan rayiç bedel ödeyerek bu
arsanın etrafındaki binaları da istimlak etmesi. Burada yapılacak şey,
belediyenin bu arsayı Ataköylüler lehine alması ve yeşil alana çevirmesi.”
şeklindeki haberimiz üzerine o günden bu yana tepki koymayan Ataköy 1.
Kısım sakinleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan, Bakırköy Belediyesi’ne
arsada otel yapılacağı yazısını gönderince işin vahametini anlamış oldular.
ATEŞ ÜNAL ERZEN ATAKÖY 1. KISIM SAKİNLERİ
İLE BAKIRKÖY SPOR VAKFI TESİSLERİ’NDE KONU
İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRME
TOPLANTISI YAPMIŞTI
Bunun üzerine Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünalerzen Ataköy 1. Kısım
sakinleri ile Bakırköyspor Vakfı’nda bir toplantı yaptı. Ünalerzen toplantıya
katılanlara aşağıdaki açıklamayı yaptı. “1. Kısım Mahalle’nin kısmen içinde
bulunduğu Ataköy Sahili’nde Ayamama Deresi’nden başlayıp eski
Sümerbank alanı bitimine kadar devam eden ve ayrıca Galleria
Kavşağı’ndan kuzeye doğru Fişekhane Caddesi bağlantısı ile Carousel ve
Bakırköy İş Merkezi parsellerinin kuzeyinden devam edip Ebuziya Caddesi ve
Halit Ziya Uşaklıgil Sokağı ile sahile bağlanan alan 1989 yılında Bakanlar
Kurulu kararı ile turizm alanı ilan edilmiştir. 4957/2634 sayı Turizm Teşvik
Kanunu’nun 7. maddesi gereğince turizm alanlarında imar planı hazırlama
ve onama yetkisi Kültür ve Turizm Bakanlığı’na aittir. Kültür ve Turizm
Bakanlığı Bakırköy İlçesi’ndeki turizm alanları için etaplar halinde 1/5000 ve
1/1000 ölçekli planlar hazırlayıp onanmıştır. Ataköy 1. Kısım’a ait turizm
alanları için Kültür ve Turizm Bakanlığı 15.01.2007 tarihinde belediye
başkanlığımıza gelmiştir. Gelen yazıda maddeler aynen böyledir.
1. Madde: Mahalleye ait 1/1000 ölçekli bu planda 3 seçenekli yapı
yapılanma şartı getirilmiştir. KONUT veya TİCARET için emsal: 1, TURİZM +
TİCARET için emsal: 2 (En az %50’si turizm) TURİZM TESİSLERİ İÇİN emsal:
2.5
2. Madde: Planlama alanı içinde bloklara ait parseller ve kadastral boşluklar
dikkate alınmamıştır. Bu alan tek bir parsele dönülecek düşüncesi ile
planlanmıştır.Bloklara ait parseller girişsiz (mahreçsiz) bırakılmıştır. Uygulamada özel mülkiyetteki parsellerin ve kadastral boşlukların birleştirilmesi çok
büyük sıkıntılar doğuracaktır.
Madde 3: Seçenek fonksiyonlarına verilen emsal değerlerine göre mevcut
konutların kendi parsellerinde yine konut olarak yapılaşması
düşünüldüğünde emsalin yaklaşık 3.2 olması gerekir. Bu emsal hesabına
parsellerin etrafındaki kadastral boşlukların da katılması ise brüt emsalin
1.5 olması durumunda mevcut konutları korunmuş olmaktadır.
Madde 4: Planda konut seçeneği için verilmiş bulunan emsal değeri mevcut
yapılaşmayı ve mülkiyet haklarını korumak adına çok düşük
bulunmaktadır.
Madde 5: Planlama alanı içersinde mülkiyet sınırları ve kadastral doku
dikkate alınmamıştır. Mevcut konut parsellerinin korunması
düşünüldüğünde parsellere giriş (Mahreç) sağlayacak şekilde alan içinde ki
mevcut yollar otoparklar ve yeşil alanların imar planı çizim tekniğine uygun
istikametler geçirilerek çizilmesi gerekir.
Madde 6 : 1-2-3-4-5. Mahallelerdeki parsellerin yola mahreci olmayıp
yüzer şekilde çevresi kamuya terk edilmiştir. Kamu alanından binaya
ulaşılmaktadır.
Madde 7 : 6-7-8-9-10-11. Mahallelerin parselleri mahreçli ve yollarla
ayrılmayıp büyük parseller içinde yüzen bloklar şeklindedir.
Madde 8 : Turizm alanı dışında olan alanlara belediyemizce mevcut bloklar
kadar inşaat yapılacak şekilde imar planları hazırlanmaktadır.” dedi.
Daha sonra sorulu cevaplı geçen konuşmalarda bundan sonra neler
yapılması gerektiği tartışıldı.
Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, belediye olarak 1/1000’lik
planları meclisten geçirmeyeceklerini kesin bir dille ifade etti. Bu arada
plan değişiklik teklifinin 15 Şubatta askıya çıkartılacağını hatırlatan Ünal
Erzen, “5 -Şubat’tan itibaren itiraz hakkınız var. Bir ay süre ile askıda
kalacak olan bu değişikliğe itirazınızı yapın. Sonra bu itirazınızın sizin
lehinize değiştirilmesini sağlayalım.” dedi.
Bilindiği gibi Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) doğrudan imar planı
yapma yetkisine sahip. Ayrıca kendi arsası etrafındaki bina ve arsaları da
istimlak edebiliyor.
BU YOLA
GEREK VAR MI?
onan
ır
sa y o
l b ur a
dan
g e çe c
e k ve
yüzle
rce ağ
aç
Hastanesi bahçe sınırından açılacak yola itiraz
ediliyor. Özellikle yeni açılacak yol ile halen
kullanılmakta olan Behçet Kemal Çağlar Caddesi'nin
arasında kalan S Blokları sakinleri yapılmak istenen
yola gerek olmadığını, yıllardır kullanılan Behçet
Kemal Çağlar Caddesi’nde trafik sıkışıklığı sorunu
yaşanmadığını belirtirken, Ataköy 3-4-11 Kısım
Mahalle Muhtarı Fehamet Berk'te, yapılacak olan yeni
yolun mahallelinin ve özellikle o bölgede oturan
insanların huzurunu bozduğunu belirtti. Berk,
yapılmak istenen yolun hiçbir mantıksal
açıklamasının da bulunmadığını ifade ederek, “Bu
yolun yapılması son derece sakıncalı. Hem insanların
huzuru bozulacak hem de orada bir çok ağaç
kesilecek ve ağaç katliamı olacak. Mantıken de yolun
oraya yapılmasının hiçbir faydası ve gereği yok. Biz
bu yola karşıyız. İmar planı değişikliği ile ilgili askı
süresinde itirazımızı yaptık. Sonucu bekliyoruz.
İnşallah sesimize kulak verirler ve bu niyetlerinden
vazgeçerler. Huzursuzlukta son bulur. Çünkü son
zamanlarda bir çok insan muhtarlığımıza gelip ‘böyle
bir şey duyduk, doğru mu?’ diye bize şikayet
ediyorlardı” dedi.
plan
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Ataköy mevzi imar planları ile
ilgili 1/1000 lik uygulama
planlarının yapılması için
Bakırköy Belediyesi’ne
gönderdi. Bakırköy Belediyesi
Meclisi’nde görüşülmeye
başlanan imar planları
değişiklikleri içinde göze
çarpanlardan birisi Ataköy 3-411 Mahallede bulunan,
Bakırköy Ruh ve Sinir
Hastalıkları Hastanesi bahçe
sınırından açılacak yol.
Yandaki planda da görüldüğü
gibi bu yol arkadan açıldıktan
sonra yine Behçet Kemal Çağlar
caddesine bağlanıyor. Ve halen
kullanılan trafik ışıklı göbek
kullanılmaya devam edilecek.
astanesi bahçese paralel S
Blokların arkasından geçirilecek
yoldu. Bu yola Maphalle
Muhtarı süresi içinde itiraz etti.
Bu yol niye açılıyor, amaç nedir
belli değil. Behçet Kemal Çağlar
Caddesinde trafik tıkanıklığı bu
güne adar görülmüyor. Ancak
Sinan Erdem Spor Salonunda
etkinlik olduğu günlerde bu yol
tıkanıyor. Tıkanan sadece bu
yol değil E-5 hatta tüm İstanbul
Trafiği allak bullak oluyor.
Kaldıki yanda görüldüğü gibi
yeni açılması planlanan yol
binaların arasından Behçet
Kemal Çağlar Caddesi’ne
bağlanyor. Ve sonucta halen
kullanılmakda olan trafik ışıklı
göbekte değişiklik yapılmıyor.
Semt sakinlerinin ortak
düşüncesi, açılacak bu yolun
ne bugün nede yarın trafik ile
hiçbir ilgisi yok.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan
1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı
doğrultusunda Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları
Hastanesi ile Ataköy 4. Kısım S Blokları'nın
arkasından, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları
İtiraz
la
kesile r kabul ed
ilme y
ce k
ip
BU YOL AÇILIRSA HİKMET ERCAN SAĞLIK OCAĞI DA YIKILACAK
HİKMET ERCAN
SAĞLIK OCAĞI
TRAFİK IŞIKLARININ BULUNDUĞU GÖBEK
AÇILMAK İSTENEN YENİ YOL BU NOKTADAN BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR CADDESİNE BAĞLANACAK
BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR CADDESİ
AÇILMAK İSTENEN YENİ YOL
BAKIRKÖY RUH VE SİNİR HASTALIKLARI HASTANESİ BAHÇESİ
23
25
SİYAH ÇELENKLİ EYLEM
Ataköy 1. Kısım 564 ada 14 parselde binaların arasında bulunan ve
TOKİ tarafından Albatros A.Ş’ye satılan arsada 72 metre
yüksekliğinde bir otel yapılacağını ve bu proje içinde Bakırköy
Belediyesi’nden ruhsat alındığını savunan 10 kişilik bir grup belediye
binası önünde eylem yaptı.
Ellerinde “Bakırköy Belediyesi’ne Saygılarla” yazılı bir siyah çelenk ve
çeşitli dövizlerle belediye binasının önüne gelen Ataköy 1. Kısım
Koruma ve Güzelleştirme Derneği üyeleri bir süre beklediler.
Daha sonra Dernek Başkanı Prof. Dr. Ayfer Kaynar ve dernek üyesi
Prof. Dr. Nuray Altuğ Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen ile görüştü.
Kaynar ve Altuğ, Erzen ile görüşmelerinin ardından yaptıkları
açıklamada, “Evlerin ortasında bir otel inşaatı için yapılmış imar
değişikliğine açılmış bir davamız var, o dava sürerken ruhsat verildi
diye bir söylenti çıktı. Zemin etüdü başladı. Bunun üzerine mahalleli
tedirgin oldu. Ve Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’den randevu talep
ettik. Fakat randevu vermedi. Onun üzerine siyah çelenkle protesto
ettik. Daha sonra Ateş Ünal Erzen ile görüştük. Başkan kesinlikle
vermedik diyor. Bu dava sonuçlanıncaya kadar vermemesini talep
ettik. Biz mücadelemize devam edeceğiz. Eğer buradan sonuç
alamazsak İnsan
Hakları
Mahkemesi’ne
kadar gideceğiz”
dediler.
“KİMSEYE
RUHSAT
VERMEDİK,
SÖYLENTİLERE
YAPACAK BİR
ŞEYİMİZ YOK’’
Konuyla ilgili
görüşlerini aldığımız Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen ise,
belediyenin bu konuda kimseye ruhsat vermediğini ayrıca kendilerine
bu konuyla ilgili bir talep dahi gelmediğini söyledi.
Birkaç söylentiye kulak asarak belediye binası önünde eylem
yapmanın son derece yanlış ve yakışıksız olduğunu belirten Erzen,
“Belediye ruhsat verdi diye bir söylenti çıkmış. Bu kesinlikle yalan Biz
kimseye ruhsat vermedik. Bunu da kendilerine kanıtladık.
Söylentilerle hareket etmek doğru değil, eylem yapmak doğru değil.
Keşke eylem yapan grup söylentilere kulak asmayıp, konuyu önce
bize sorsalardı” dedi.
“Turizm Bakanlığı’nda yapılan planlara göre söz konusu arsada
konutta, otelde, ticarette olabilir” diyen Erzen, “TOKİ’nin sattığı bir
arsa. Turizm Bakanlığı’nın yapmış olduğu planlara göre söz konusu
arsada konutta, otelde, ticarette olabilir. Ama şu anda hiçbir şey yok.
Şimdilik sadece ağaçlar orada saptanıyor, hangi tür ağaçlar var diye.
Bir de doğal olarak sondaj yapıyorlar. Ama belediyeye otel ruhsatı ile
ilgili henüz hiçbir müracaat yok. Ruhsat aşamasında değil. Şu anda
ne yapacaklarına dair hiçbir talep yok.” diye konuştu.
KADINLARA ÖZEL CAMİ İÇİN ÇALIŞMALAR BAŞLATILDI
Bakırköy Müftüsü Zakir UZUN
Bakırköy Müftülüğü tarafından Bakırköy, Şenlikköy Mahallesi’nde Kadınlara Özel Cami yapılacak
haberimiz ulusal medya ile internet medyasında geniş yer buldu.
Kadınlara Özel Cami yapılacak olan Şenlikköy Mahallesi Cami Sokak 10 numarada bulunan
mülkiyeti Hazine’ye, koruma ve kollama hakkı ise Anıtlar Kurulu’na ait olan ve Anıtlar Kurulu
tarafından Kültür ve Tabiat Varlıkları kapsamında 1. derece tarihi eser olarak tescil edilen tarihi bina
ve çevresinde temizlik çalışmaları yapıldı.
Bakırköy Müftüsü Zakir Uzun, kadınlara özel cami için çalışmalara başlandığını ve ilk olarak yıllardır
kullanılmayan tarihi bina ve etrafında temizlik çalışması yapıldığını kaydetti. Uzun, tarihi binanın
yanında bulunan yol ve mülkiyetlerle ilgili ruhsat işlerinden dolayı restore işlemlerine henüz
başlanmadığını belirterek, “Şu anda hiçbir şey yapılmıyor. Ruhsat işlerinin çözülmesini bekliyoruz. O
iş kesinlik kazandığı zaman tarihi binayı aslına uygun olarak restore edececeğiz ve tüm kadınların
kullanımına açacağız. Tarihi binanın yanındaki özel mülkiyetlere de kesinlikle zarar vermeyeceğiz.
Onları rahatsız
etmeyeceğiz” dedi.
Konuyla ilgili görrüşlerini
aldığımız Şenlikköy Muhtarı Mümin Savaş Göktaş da, yapılan
çalışma ile tarihi binanın arka
tarafındaki bahçenin tamamen
açıldığını belirterek, “Bazı
vatandaşlar buna tepki gösterdi.
Çünkü orada bulunan yeşil alan
tamamen kaldırıldı. Ama herhalde tekrardan bir çevre
düzenlemesi yapacaklardır.
Mahalle sakinlerimizin büyük
bölümü yapılmak istenen projeye
karşı çıksa da aralarında uygun
bulanlar da var. Ama sonuçta
bizim burası ile ilgili söz söyleme
yetkimiz yok. İnşallah
Muhtar Mümin ŞAVAŞ
mahallemiz için hayırlısı olur”
dedi.
26
KURŞUN KALEM ALABİLİR MİYİM?
Zaman geçtikçe insanların ihtiyaçları
da büyük değişimlere uğruyor. Artık
kırtasiyeyi sadece çocuklarımıza okul
eşyaları temin etmek için değil,
hayatımızın her alanında faydalanmak
için kullanmalıyız. Bu düşünceye tam
alışamadığımız için hala okulun ilk
günlerinde, alışveriş merkezilerinde
adım atacak yer
kalmaz, tüm
reyonlar
PINAR KUMSAL
RUHUM EGE’DE KALDI
Hani derler ya, insanın doğduğu değil,
doyduğu yerdir memleketi. Benim ruhumun
doyduğu tek yer var Ege. Ne köklerim
orada, ne de akrabalarım var. Benim
ruhumu çekiyor. Havası, suyu özgür ruhuma
özgürlük katıp, yorgun bedenimi
dinlendiriyor. Yoğunluğuma adımlar kala,
on iki gün Ege turu için, önüme sunulan iyi
bir fırsattı. Fırsatların, meleklerden bize
gönderilen hediye olduğuna inandığımdan
mıdır nedir, hiç düşünmeden fırsata atladım.
On iki gün içinde beni etkileyenlerin
başında, Asos ve OKAN MOTEL. Denize sıfır,
salaş, bir o kadar temiz ve leziz kahvaltının,
harika balıkların eşliğinde dolu dolu iki
gündü. Deniz akvaryum gibi, insan
yüzdükçe yüzesi geliyor. Kitap okurken,
birkaç bir şey karalarken ağustos böcekleri
eşlik ediyor. Akşamları, denize sıfır
manzaranın yanında, dalga sesleri
eşliğinde, vücudunuzu yalayıp, ürperten
rüzgarın serinliği ile daha önce hiç yememiş
gibi, balıkların eşsiz lezzetinin tadı hala
damağımda. Okan Motel’e gelmeden,
bakkalın yanındaki küçük kafe ayrı şirin. Acı
kahvenin yanına, buz gibi suya batırılmış,
tatlı kaşığında sakız reçelinin keyfini hala
gözlerim kapalı yaşamaktayım. Kahveden
bir yudum, ardından suyun içinde donmuş
sakız reçelinden bir ısırık.
Çeşme Alaçatı ve Ilıca… ÇARK PANSİYON,
tam koyun olduğu yerden, Çark Koyu’ndan
almış ismini. Sörf meraklılarının tam yeri.
Hele ki ALAÇATI RESORT BEACH, hem sahili
hem mekan olarak tek geçtiğim bir yer.
ILICA uçsuz bucaksız, süper kuma sahip bir
sahil şeridi. Çeşme’de deniz hep berrak,
hep buz gibi. DEMLİK’ TE bahçe içinde,
ördekler eşliğinde yediğim kahvaltının(bir
kuş sütü eksikti) ve Demlik Böreği’ne
değinmeden geçemem. Hele güler yüzlü ve
şık ikramları paha biçilmezdi. Sakızlı
kurabiye ve çikolatalı ıslak kurabiyelerini
yolda yemem için paket yapmaları ayrı
incelikti.
DİDİM’de Besim amcanın eşsiz muhabbeti,
mangalda yenilen balık, ikramlar ayrı bir
tattı. Tabi arada URLA’ya uğrayıp, kokoreç
için dahi durup, sahilin kokusunu eşsiz
huzur ile çekmek muhteşemdi. Yol biterken,
Yenice köyün de Necdet abinin zeytin
bahçesinde soluklanıp, şöyle uzanmak,
Havva teyzenin sarmaları, köylünün sıcaklığı
anlat anlat bitmez.
Güzel hatırlar ve hoş bir huzurla dönmenin
keyfi ile yoğunluğa merhaba.
SON SÖZ: En kısa zamanda Sığacak Teos
Otel’de olmam dileği ile. Ve hepinizin
huzura doyduğu yerde yaşlanmanız
umuduyla.
kaldırılır
ve de
yerlerine
kırtasiye malzemeleri
konulur. Halbuki kırtasiye
yaşamımızın her anındadır. Hep
bizimle birliktedir. Kırtasiye
malzemeleri olmadan ofisinizdeki
dosyaları düzenleyemezsiniz,
notlar tutamazsınız ve karmaşanın
içinde kaybolursunuz, çanta
taşımadığınız için her gün kucak
kucak malzeme ile işe gidersiniz.
Sadece bir ofis yaşamında değil
tamircinin atölyesinde, iş
adamının çantasında ve de uçan
uçağın hesaplarında her yerde
kırtasiye malzemeleri kullanılmak
zorundadır.
Ataköy’de 23 yıl hizmet veren Ataköy
Kırtasiye’nin sahibi Nur Şimdi ile
geçmişten günümüze kırtasiye serüveni
hakkında konuştuk. Ataköy Kırtasiye
olarak bu işe girdiğinde Akbank Ataköy
şubesinde şube müdürü olan Nur
Hanım ve başka bir bankanın ekonomi
müdürü olan eşi Nurettin Bey; Ataköy
4. Kısım Çarşı içinde bulunan ve
onlardan önce de 17 yıl faaliyet
gösteren Ataköy Kırtasiye’yi, kendileri
memur oldukları için, yeni doğmuş o
zaman üç aylık bebek olan oğulları
Emre Şimdi üzerine açıyorlar ve işlerin
başına da eşi Nurettin Bey’in
kardeşlerini geçiriyorlar.
Nur ve Nurettin Şimdi; İlk şubelerini
açtıktan 10 yıl sonra 1999 yılında
yoğun talepler üzerine Ataköy
Kırtasiye’nin ikinci şubesini Ataköy 7,8.
Kısımda açıyorlar. Nur Hanım; “Ataköy
halkının hayatına dahil olmak, her türlü
kırtasiye gereksinimlerini karşılamak
için 1989 yılında Ataköy 4. Kısım Çarşı
içinde Ataköy Kırtasiye’nin ilk şubesini
açtık. Bütün komşularımız 7-8. Kısım’da
bir kırtasiye olmadığını ve çok ihtiyaç
olduğunu söylediler. Ve 1999 yılında
ikinci şubemizi açtık” diyor ve ekliyor
“Hayalimiz, Ataköy sakinlerinin bu
güzide semtimizde, tüm ihtiyaçlarını
kaliteden ödün vermeden ve de
ekonomik bir şekilde
karşılayabilmeleridir. Bu hayal
doğrultusunda, kalite ve de fiyat
konusunda dengeyi yakalamayı,
müşterilerimize güler yüzlü, yardım
sever bir hizmet sunmayı asıl görevimiz
olarak görüyoruz”
Bir aile işletmesi olan Ataköy Kırtasiye
olarak bir diğer önem verdiikleri
noktanın güleryüz olduğunu
belirten Nur hanım “Bu sebeple
müşterilerimizi birer arkadaş
olarak görmekte, onların
memnuniyeti için
çabalamaktayız. Ataköy
Kırtasiye olarak pek çok
müşterilerimiz için; biraz
sohbet edip, gündemi
tartışıp, belki de oturup bir
çay içip bir yandan da
ihtiyaçlarını temin
edebilecekleri bir işletme
durumundayız; biz de bundan
ücretsiz verilmesi olduğunu belirtiyor.
Ataköy halkına da kırgın olduğunu
ifade eden Nur Şimdi “Ben burada
Ataköylülere hizmet etmek için varım.
Ama beni en çok üzen ben burada,
Ataköylülerin yanıbaşında duruken,
insanların Bakırköy’deki büyük
kırtasiyelere gitmeleri. Bu kadar özveri
ile çalışıyoruz, Ataköy halkı neden bizi
düşünmüyor. Yan komşumuz bile bazen
büyük alışveriş merkezlerine gidiyor ve
döndüğü zaman hayıflanıyor, ‘sizde
daha ucuzmuş keşke gitmeseydik
kusura bakmayın’ diye. Kitap satışının
olmaması, büyük alışveriş
merkezlerinin çok yakınlarımızda
açılmış olması nedeniyle ne kadar çaba
sarf edersek edelim işlerimiz yolunda
gitmiyor” diyor ve ekliyor “Bundan
sonraki stratejimiz yeni eğitim- öğretim
yılıyla beraber ciddi bir atağa kalkmak,
cazip kampanyalarla tüm Ataköy
sakinlerine ulaşabilmektir. Yakın
zamanda Ataköy’ün pek çok yerinde
reklamlarımızı görebileceksiniz. Bunun
cesaret alıp daha iyisi için,
müşterilerimize sunabileceğimiz daha
sıcak bir ortam için çaba sarf etmekteyiz” diyor.
yanında satış yelpazemizi de
canlandırmak hedeflerimizin başında
geliyor. Eylül’den itibaren Ataköy’deki
okulların üniforma ve eşofmanları
kırtasiyemizde temin edilebilecek. Yeni
dönemde öğrencilerin muhtemel
ihtiyaçları da önceden planlanıp,
raflarımızda yerlerini alacak” diyor.
Son olarak kalite konusunda hiçbir
zaman ödün vermeyen Ataköy Kırtasiye
yine bu doğrultuda emin adımlarla
ilerleyecek diyen Nur Şimdi;
“Müşterilerimize sunduğumuz
kalemlerden okul kıyafetlerine kadar
hepsinin kaliteli, estetik ve de sağlıklı
Ataköy denince ne
yazık ki akıllara
“pahalı satılır” imajı
geliyor.
Ataköy Kırtasiye’nin en büyük
sıkıntısının ise Ataköy halkının
hepsini kapsayamadıkları
olduğunu belirten Nur Hanım; pek
çok küçük işletmelere sahip
Ataköy çarşılarındaki
dükkanların, “Ataköy’de
pahalıdır” yargısından
dolayı müşteri kaybına,
önyargılara ve de ciddi zararlara
uğradığını söylüyor ve şunları
ekliyor “Birkaç işletmeden
kaynaklanan bu yargıyı
genellemek büyük yanlış olur.
Ataköy Kırtasiye olarak, bu
görüşlerin yersiz olduğunu
göstermeye ve de “pahalı satılır”
imajını silmeye kararlıyız. Her ne
kadar küçük bir işletme de olsak,
elimizden geldiğince fiyatları makul
tutmaya ve de semt sakinlerimizi başka
semtlere göndermemeye çalışıyoruz.”
“Alışveriş merkezlerinin
açılması işlerimizi bozdu”
“Bundan 7-8 yıl önce şubelerimizde en
az 7-8 kişi çalışıyordu, sezon
zamanlarında ise 12-13 kişiye kadar
çıkıyorduk” diyen Nur Hanım artık
satışlarının eskisi kadar iyi olmadığını,
bunun nedeninin ise büyük alışveriş
merkezlerinin çok yakınlarında
açıldığını ve çok sayıda olduğunu, okul
kitaplarının da öğrencilere artık
ürünler olması konusunda büyük bir
titizlik gösteriyoruz. Piyasada
ekonomik kaygılar arttıkça, etik
zihniyetlerde ne yazıkki deformasyonlar
gözlenmekte; günümüzde sıkça
karşılaştığımız bu
durumları kınamakta
ve de örnek bir kurum
olabilmek için
elimizden geleni
yapmaktayız” diye
sözlerini tamamlıyor.
Arzu BERATOĞLU
27
Hizmet otoparklarında ilk 3 saate kadar ücret alınamaz
CAPACITY AVM UKOME KARARLARINI UYGULAMIYOR
10.03.2008 tarihinde Bakırköy Belediye
Başkanlığı’na gönderdiği yazıda “İmar Kanunu ve
Otopark Yönetmeliği’nde belirtilen hükümler
doğrultusunda bina otoparkları binanın ortak
alanına dahildir. (...) Bina ihtiyacına binaen ayrılan
otoparktan ücret alınamaz deniyor. UKOME’nin
30.01.2007 tarih ve 2007/1-4 sayılı kararı ile “ilk
3 saate kadar ücret alınamamasına, ilk 3 saat
dışında alınabilecek ücretin İBB’nin tarife
komisyonunca belirlenen ücret oranında olmasına,
bu hususta hazırlanacak bilgilendirme levhalarının
otopark girişlerine, otoparkın boş/dolu olmadığını
belirten bilgi sistemi ile beraber konulmasına
karar verilmiştir” denilmektedir. Ayrıca(...) Trafik
ve ulaşım sorununun çözümünde Otopark
Yönetmeliği’nin uygulanmasına titizlikle riayet
edilmesi büyük önem arzetmektedir. İmar
Kanunu’nun madde 37 ve Otopark Yönetmeliği’nin
madde 10.02 de belirtildiği üzere yukarıda
belirtilen hususların uygulanmasında,
denetimlerde ve karşılaşılacak aykırılıkların İmar
Kanunu’nun ilgili hükümleri doğrultusunda
giderilmesine İlçe ve İl Kademe Belediyeleri yetkili
ve görevlidir.
Buna göre ivedilikli Başkanlığının tarafından
gerekli denetimlerin yapılarak amacı dışında
kullanılan otoparkların tesbit edilmesi, amacı
doğrultusunda kullanımının sağlanması ve
Başkanlığımıza bilgi verilmesi gerekmektedir.
Belirtilen hususların yerine getirilmemesi halinde
gerekli yasal işlem yapılacaktır. İmza Mesut
PEKTAŞ Başkan Adına Genel Sekreter.
Gelelim Capacitiy’e Capacity bu genelgelerin
hiçbirisine uymuyor. Çok yüksek otopark ücreti
tahsil ediyor. İlk 30 dakika ücret alınmayacağı
belirtiliyor. Gazetemizi arayanlar “Bunlar bizimle
dalga mı geçiyor. Aracımızı otoparka park ettikten
sonra alışveriş katlarına çıkmak en az 15
dakikamızı alıyor. Ondan sonra hiç alışveriş yapmadan veya AVM’yi gezmeden tekrar otoparka
gitsek bile bizden ilk kademe ücreti tahsil ediliyor.
BU NE BİÇİM UYGULAMA
Capacity işin kolayını bulmuş. Bu yasa dışı
uygulamaya 4077 sayılı Tüketicinin Korunması ile
ilgili Kanunun 25. ve 26. maddeleri gereği aylık
ortalama 470 TL ceza ödeyerek haksız kazanç
sağlamaya devam ediyor.
Bu kanun gereği Capacity AVM’nin 2010 ve 2011
yıllarında aylara göre ödediği cezalar:
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
ZABITA DAİRE BAŞKANLIĞI ZABITA
DESTEK HİZMETLERİ
MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GELEN
YAZILAR GEREĞİ 2010 YILINDA
CAPACITY’E VERİLEN İDARİ PARA
CEZALARI
11/01/2010 tarih ve İBB.6996,BR.580 sayılı
yazıda yapılan inceleme sonucu 4077 Sayılı
Kanunun 12.maddesini ihlalden (fiyat tarifesine
uyulmamasından) ve fiilin tekerrürü nedeniyle
2010/55 sayılı idari para cezası kararı ile 224,00
x 2 =448,00 TL (dörtyüzkırksekiztürklirası) idari
para cezası verilmiştir.
11/01/2010 tarih ... 228.00 x 2 = 456,00 TL
12/04/2010 tarih ... 228.00 x 2 = 456,00 TL
17/05/2010 tarih ... 228.00 x 2 = 456,00 TL
10/06/2010 tarih ... 228,00 x 2 = 456,00 TL
06/07/2010 tarih ... 228,00 x 2 = 456,00 TL
22/09/2010 tarih ... 228,00 x 2 = 456,00 TL
14/12/2010 tarih ... 228,00 x 2 = 456,00 TL
BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI ZABITA
MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GELEN YAZILAR GEREĞİ
2010 YILINDA VERİLEN İDARİ PARA CEZALARI
19/03/2010 tarih ... 228.00 x 2 = 456,00 TL
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ ZABITA
DAİRE BAŞKANLIĞI ZABITA DESTEK HİZMETLERİ
MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GELEN YAZILAR GEREĞİ
2011’DE VERİLEN İDARİ PARA CEZALARI
24/01/2011 tarih ... 245, x 2 = 490,00 TL
02/02/2011 tarih ... 245, x 2 = 490,00 TL
24/03/2011 tarih ... 245, x 3 = 735,00 x 2 =
1.470,00 TL
12/04/2011 tarih ... 245, x 2 = 490,00 TL
02/05/2011 tarih ... 245, x 2 = 490,00 TL
06/06/2011 tarih ... 245, x 2 = 490,00 TL
BAKIRKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI ZABITA
MÜDÜRLÜĞÜ’NDEN GELEN YAZILAR GEREĞİ
2011 YILINDA VERİLEN İDARİ PARA CEZALARI
11/03/2011 tarih ... 245,00 x 2 = 490,00 TL
CAPACITY OTOPARK
ÜCRET TARİFESİ
0
2
4
8
- 2 Saat
- 4 Saat
- 8 Saat
-12 Saat
5 TL
8 TL
10 TL
15 TL
- İlk 30 Dakika Ücretsiz
- 12 saatten sonra her saat
2 TL
- Kayıp bilet 15 TL
- 30 TL alışverişte ilk 3 saat
ücretsiz.
ABONE ÜCRETLERİ
Aylık abone ücreti
6 Aylık abone ücreti
12 Aylık abone ücreti
275 TL
1.500 TL
2900 TL
YETKİLİLERE SORUYORUZ
Yasalar ve buna göre çıkartılan
yönetmelikler ayrım yapmadan ve
taraf gözetmeden uygulanmak içindir.
Uygulanmayacak ise neden çıkartılır?
Veya birilerine uygulanırken
diğerlerine neden uygulanmaz?
Yetkililer bu “ çifte standart “
uygulamaların nedenlerini
kamuoyuna açıklamak zorundadır.
YASALAR NEDEN UYGULANMIYOR
Bahçelievlre 0- (E-5) kenarında bulunan Metroport
AVM’nin bulunduğu binanın kule tabir edilen sol
tarafından 7, hastanenin bulunduğu kulenin 9
metre traşlanması gerekiyor.
Yasalar bu konuda; Ulaştırma
Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü ile birlikte diğer
kurum ve kuruluşların görev ve
sorumluluk alanlarına giren
güvenlik tedbirleri, uçuş emniyet,
inşaat sınırlamaları gibi
konularda 2920 Sayılı Türk Sivil
Havacılık Kanununun 40, 41, 47
ve 48. maddeleri ile, 5431 Sayılı
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü
Teşkilat ve Görevleri Hakkında
Kanunun 11. maddelerindeki
açıklayıcı hükümler
doğrultusunda işlem yapmakla
yükümlüdür.
Uçuş, can ve mal emniyetinin
sağlanması, yolcu ve eşya
trafiğinin güvenli, süratli ve
düzenli bir biçimde yürütülmesi,
havacılık ile ilgili her türlü
standardın temini, uçuş emniyetini olumsuz etkileyen her türlü
unsurun ortadan kaldırılması
konularında Ulusal mevzuatımızdaki düzenlemeler
doğrultusunda işlemlerin yürütülmesi gerekmektedir.
Konu ile ilgili olarak ilk haberimizden 3 yıl
geçmesine rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi
yıkım işlemini yapmamakla direniyor. Gazetemizi
arayanlar “Yasalar herkes
içindir. parası ve siyasi gücü
olanlara uygulanmaması
hukuk devletinde kar
şılasılmaması ve
yaşanmaması gereken bir
durumdur” diyorlar.
İstanbul Büyükşehir
Belediyesi bu binanın sağ ve
solunda kule olarak tabir
edilen ve mania hattından
dolayı 7 ve 9 metrelik
bölümlerini yıkabilecek mi?
Bu arada bu binaya iskan
verildi mi? Nasıl verildi?
Verilmedi ise buradaki
başta hastane olmak üzere
işyerleri nasıl faaliyet
gösteriyor? Bölümlerdeki iş
yerleri ile hastanenin nasıl
faaliyet gösterdiği, yıkımın
ne zaman yapılacağı merak
konusu olmaya devam ediyor.
28
İHTİYAÇ SAHİPLERİNDEN SOMALİ’YE ANLAMLI DESTEK
Esra ERDOĞAN
TERÖRÜ KINIYORUZ
İnsanların bakış açılarını değiştirmek en zoru…
Kimi; canım istiyorsa Kürtler kendi dillerini
konuşsun ne olacak… Aa iç işlerinde
bağımsızlık mı istiyorlar verin gitsin ne olacak,
kimileri yahu zaten Atatürk sözünü tutmamış
bunlara ayrı bir devlet vermek lazım derken
…/ …kimileri de tek bayrak, tek millet, tek
ezandan yana… “ki ben de bunların arasında
olmayı şeref sayıyorum…’’
Şimdi dünya da şöyle bir eğilim var; fi
tarihinde şu olmuş şimdi ki durumumuza fayda
sağlamak için bunu nasıl kendi lehimize
çevirebiliriz… Peki, sorarım size; Almanlar
Yahudilerden sabun yaptı Almanya ne bedel
ödedi… Fransa sömürgeleri için ne bedel
ödedi… Amerika kendini Japonya’ya attığı
atom bombasıyla başlayan ve hala devam
eden süreçte dünyanın hâkimi ilan etti de ne
bedel ödedi. Şimdi iş Türk - Kürt ayrımcılığına
ve senin ülken benim ülkem çatışmasına
döndü…
Bunlara gelinceye kadar tarihte bir sürü
karşılıklı yapılmış haksızlık varken, neden biz
sorusuna cevap arıyorum bu günlerde…
Türkiye stratejik önemi olan ve diğer ülkelere
açılan bir kapı… Bütün ülkeler bir biçimde karman çorman durumdayken _ iç savaşlar ve
sınır savaşları_ Ülkemiz bunlara henüz
bulaşmamışken şimdi askerimizi oralarda
savaşmak zorunda bırakmak isteyen dış güçler
bu anlamda bir güç dengesi
sağlayamayacaklarına inanmış olmalılar ki PKK
kudurdu alın iç ve dış hatlarda bununla
uğraşın der gibi…
Kandil de konaçlanmışlar dağ aralarında şehir
kurmuşlar bölgeye hâkimmişler vs. tamam da
bu şehir devleti ne ile yaşıyor; cephane,
yiyecek, içecek, sağlık malzemeleri gibi lojistik
destek nereden geliyor… Önce, bu desteklerin
kesilmesi gerekmez mi?
Birileri orayı besliyor… Bu adamlar dağ yiyip,
taş içmiyor ve bizim askerlerimizi de sopa ile
şehit etmiyorlar herhalde.
Şimdi bir ramazan furyası çıktı, yok ramazandan sonra, yok bayramdan sonra vs… Yahu
ülke elden gidiyor, ne ramazanı ne bayramı…
Bizim askerlerimiz en azından pusularda değil
de hücum ederken hakkın rahmetine kavuşmuş
olsunlar ki savaşırken şehit düştü
Mehmetçiklerimiz gibi bir avuntuları olsun
ailelerinin – ne kadar avuntu olabilir ise artık- .
Ve nihayet sayın başbakanımız baktı… Ne
kadar gördü onu henüz bilemesek de Kandile
harekât düzenlendi; Türk jetleri bombalamaya
başladı… Bu iyi bir başlangıç olmakla beraber
asla yeterli değildir… Önce çevreyi çevirip,
lojistik desteği kesmedikçe bu iş imkân dâhilin
de değildir… Dağlar sarp ve içeriye girmek zor
ise dışarıdan dağı yalnız bırakmak daha kolay
değil midir? Yoksa bölgeyi hiç bilmeyen 6 aylık
erlerimizi içeriye sokmaya çalışarak ziyan
etmek mi lazımdır?
Son Söz:
SAVAŞLARI KAZANAN STRATEJİLERDİR…
444 80 81 (1) Yedikule Psikiyatri
Bakırköy Belediyesi
tarafından Mayıs ayı
itibarıyla uygulanmaya
başlanan Destek BAKKART
Projesi üyesi Bakırköylüler
Somali’ye destek
kampanyası başlattılar.
Bakırköy Belediyesi’nin
gıda ve temizlik
alışverişlerinde kullanmak
üzere her ay 200 ve 300
TL arası Destek
BAKKART’larına para yüklenilen 1064 ihtiyaç sahibi
Bakırköylü, kendilerinden
daha kötü şartlarda
yaşamlarını sürdürmeye
çalışan Somalilere destek
olmak amacıyla Bakırköy
Cumhuriyet Meydanı’nın
altında bulunan Onur
Hipermarket’te buluşarak
yardımlarını yaptılar.
6 yaşa kadar her 5 çocuktan 2’sinin açlık
ve susuzluk nedeniyle hayatını kaybettiği
Somali’de yaşanan ölümlere kayıtsız
kalamadıklarını belirten Destek Bakkart
sahibi Bakırköylüler, “Bakırköy Belediyesi
bizim ihtiyaç sahibi olmamız nedeniyle
sağolsunlar bize her ay gıda ve temizlik
alışverişlerinde kullanabilmemiz için
düzenli olarak yardımda
bulunuyor. Bizler de bu
karta yüklenen paraları
Türkiye’nin neresinde
olursa olsun harcayabiliyoruz. Fakat gerek televizyonlarda gerekse
gazetelerde gördüğümüz
Somali’de yaşanan drama
biz bile seyirci kalamadık.
Bizler de bir şeyler
yapmak istedik ve
Bakırköy Belediyesi’nin
verdiği Destek Bakkart ile
gıda alışverişi yaparak
Somali’ye göndermek
istedik. İnşallah bu
yaptığımız bizden durumu
daha iyi olanlara örnek
olur da onlar da daha
fazla yardımda bulunurlar
ve böylece Somali’deki
açlık ve susuzluk biter , çocuk ölümleri
yaşanmaz.”dediler.
Destek Bakkart sahibi Bakırköylülerin pirinç,
makarna, mercimek, sıvı yağ, nohut gibi
alışverişlerini yaptıkları dayanıklı gıda maddeleri
YÜKSEK TOPUKLULAR İÇİN YENİ KALDIRIM
Bakırköy İstasyon Caddesi üzerindeki küp doğal
taşlar özellikle yüksek topuklu ayakkabı giyen
hanımların şikayetine sebep olunca değiştirildi.
Küp doğal taşların uzun ömürlü olmasına rağmen
gerek kaygan olması gerekse eğimli
yerlerde taşların arasının
boşalmasından kaynaklı
şikayete sebep
olduğunu belirten
Bakırköy Belediye
Başkanı Ateş Ünal
Erzen, “Bakırköy İstasyon Caddesi üzerinde
bulunan küp doğal taşlar
uzun ömürlü olmasına rağmen
özellikle yüksek topuklu
ayakkabı giyen hanımların
şikayetine sebep oluyor. Eğimli
yerlerde özellikle yerlerin hafif
ıslak olduğu zaman kaymalara
sebep olabiliyor. Bir de yine
eğimli yerlerde taşların arasında
kum da durmadığı için taşların
araları boşalıyor ve yüksek
topuklar dikkat edilmediği
zaman kırılabiliyor. Bu yüzden
Çözüm Masamıza gelen şikayetleri de dikkate
alarak Fen İşleri Müdürlüğümüz’e taşların
değiştirilmesi talimatını verdim. Fen İşleri
Müdürlüğü ekiplerimiz bu şekilde olan tüm taşları
değiştirecek” dedi.
29
Ücretsiz üniversiteye hazırlık eğitimi alan öğrencilerin %90’ı üniversiteye girme hakkı kazandı.
BAŞARININ ADRESİ BAKGEM
Bakırköy Belediyesi’nin dershaneye gitme olanağı
bulamayan öğrenciler için hizmete sunduğu
BAKGEM (Bakırköy Gençlik Eğitim Merkezi)’de
ücretsiz üniversiteye hazırlık eğitimi alan
öğrencilerin tamamına yakını LGS sınavında
başarılı olarak üniversiteye girdiler.
BAKGEM Başkanı Kenan Zülaloğlu, ücretsiz
eğitimden toplam 450 öğrencinin
yararlandığını ifade ederek, “450
öğrencimizin 215′
i sınava girdi. Geri kalanı
lise 3 öğrencisi. Sınav sonucunda ilk 2 bine
giren 3 öğrencimiz var. Bu başarıyı açıkçası
beklemiyordum. LGS’yi kazanan
öğrencilerimizden 25 tanesi Boğaziçi, İstanbul
Teknik, Yıldız Teknik gibi Türkiye’nin en önde
gelen üniversitelerine girdi. Hepsiyle gurur
duyuyorum. Ve ekip olarak burada ne kadar
önemli ve kaliteli bir hizmet yaptığımızı bir
kez daha göstermiş olduk” dedi.
BAKGEM’de eğitim gören 25 işitme engelli
öğrenciden 10 tanesinin Eskişehir Anadolu
Üniversite’ne gireceğini belirten Zülaloğlu,
“Onların puanlamaları normal öğrencilerden
daha farklı. 130 baraj puanını geçtikten
sonra üniversite tarafından yapılan sınav ile
değişik bölümlere ayrılacaklar” diye konuştu.
BAKGEM Koordinatörü Nimet Uğur’da Daha
önce özel dershanelerde öğretmenlik ve
müdür yardımcılığı yaptığını ve BAKGEM ile
özel dershaneler arasında büyük farklar
olduğunu söyledi. Uğur “Özel dershanelerde
işin içine para giriyor. Burası ise çok farklı.
Burada ücret alınmıyor. Bir eğitim
kurumunda ücretin konuşulmaması
kadar güzel bir şey olamaz” dedi.
burada Kenan hoca ve Nadir hoca bu konuda
bana çok yardımcı oldular. Burada herkes
birbiriyle samimi çok sıcak bir ortam var. Görevlilerle bile çok samimiyiz. Kendi
BAŞARININ SIRRI
ARKADAŞLIK VE
KALİTELİ EĞİTİM
BAKGEM’de eğitim gören
ve gösterdikleri
başarı ile
yakınlarını sevince
boğan aynı
zamanda
Bakırköy’ün de
gurur kaynağı olan
öğrenciler
duygu ve
düşüncelerini
gazetemizle
paylaştılar.
Onur Teoman: 18
yaşındayım.
Yeşilköy’de oturuyorum. LYS’de 17 bininci oldum.
Buraya bir tanıdığımızın
tavsiyesi üzerine geldim. Sınıfların az kişi
olması, ortamın sıcaklığı çok iyi ayrıca
hocalarımız bizimle çok ilgileniyor. Diğer
dershanelere giden arkadaşlarımla konuştuğum
zaman etüt zamanlarının çok kısıtlı olduğunu duydum, soru sormak için internetten zaman
alıyorlarmış. Biz ise hocalarımıza istediğimiz her
zaman soru sorabiliyoruz. BAKGEM’in bana çok
katkısı oldu. Ben matematiği pek sevmiyordum
sınıfınla kısıtlı kalmıyorsun, buraya gelen tüm
insanları tanıyorsun. Burada sadece bir eğitim
değil aynı zamanda sosyal aktiviteler de oluyor.
Tiyatroya, sinemaya, gezilere gidiyoruz. Ben
arkadaşlarıma, yakınlarıma sürekli BAKGEM ve
buradaki eğitim kalitesini anlatıyorum.
Aydan Aydoğdu: 18 yaşındayım. Buraya lise son
sınıf öğrencisi olarak geldim. Mustafa Kemal
Anadolu Öğretmen Lisesi’nden bu sene
mezun oldum. Sınavda 3 bininci oldum.
Burada işitme engelliler sınıfı var. Benim
annem orada tercümanlık yapıyor. O burayı
bana çok methetti. Ben de geleyim o zaman
dedim. Bir derse girdim ve benim çok sıkıntılı
olduğum biyoloji dersiydi. Ve o sırada baktım
ki gayet iyi bir ortam ve kaliteli öğretmenler
var. Ve hiç de pişman olmadım geldiğime.
Daha önce özel dershaneye de gittim.
Karşılaştırma yapmam gerekirse, ben zaten
orayı bırakıp buraya geldim. Çünkü burası
bir özel dershaneden çok daha fazla şey kattı
bana. Bu dershanedeki en büyük artı
durumunuzun, seviyenizin ne olduğuna
bakılmaksızın herkes için eşit bir muamele
yapılması. Ayrıca rehberlik olarak çok
yardımcı oluyorlar. Sizi yönlendirmekten
ziyade, kendinizi keşfetmenizi sağlıyorlar.
Bir abim ve küçük kardeşim var. Kardeşim şu
anda ortaöğretimde ama oda ileride mutlaka
buraya gelecek. BAKGEM beni çok geliştirdi
ve başardım. Tüm arkadaşlarıma
BAKGEM’den bahsediyorum. Başta Kenan
hoca olmak üzere Nimet hoca’ya bütün
yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Jbid Toparlak: 18 yaşındayım. Getronakan Ermeni Lisesi’nde okudum.
Başlarda dershaneye gitmek
istemiyordum. Sonra
okuldaki hocamın tavsiyesi
üzerine buraya
geldim ve iki hafta
sonunda buraya
inanılmaz
derecede
ısındım.
Derslerimiz o
kadar
eğlenceli ki zevk
alıyoruz derse
girmekten. Bu
dershane
olmasaydı bu
başarıyı elde
edemezdim. Çünkü ben
içime kapanık bir
insandım. Ama
burada arkadaşlarımla çok iyi
anlaştım. Özel bir
dershaneye gitseydim bu kadar başarılı
olacağımı
düşünmüyorum.
Benim akrabalarımdan bu sene
BAKGEM’e başlayacak olanlar var.
Bana yardımcı olan ve bu başarıyı
yakalamamda bana yardımcı olan
herkese çok teşekkür ederim.
Yavuz ARPACIK
ENGELLİ KADROLAR BOŞ KALMAYACAK
Kamu kurumları, bundan sonra engelli
istihdamı için ayrı ayrı sınav yapmak
zorunda kalmayacak. Yapılacak merkezi
sınavla, engelli istihdamında kadroların
boş kalmasına neden olan sıkıntılar
ortadan kalkacak.
Bunu düzenleyen yönetmelik taslağı
Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in imzasıyla
Başbakanlığa gönderildi. Mevcut
uygulamada, kamu
kurum ve
kuruluşlarının dolu
memur kadro
sayılarının yüzde 3’ü
oranında engelli
memur istihdam etme
zorunluluğu
bulunuyor. Kamu
kurum ve kuruluşları özürlü personel alımı için
üç dönemde sınav açabiliyor. Duyurular resmi
gazete ve ülke çapında tirajı yüksek bir gazetede
ilan ediliyor. Özürlü personel alımı amacıyla
açılan sınavlar ilgili kurum ve kuruluşlar
tarafından yapılıyor. Özürlü Memur Seçme
Sınavı, merkezi olarak yapılacak,
yerleştirmelerde bu sınava göre merkezi olarak
gerçekleştirilecek.
30
YAKIT TANKLARI İLE İLGİLİ SORU ÖNERGESİ
Sevgili Okurlar…
Yazın kavurucu sıcağında,
çoğunuz sahilde kafa dağıtıcı
kitaplar okurken, ben bir
aydan fazladır Nietzche’ye
takmış durumdayım. Felsefeden pek anlamam.
Matematikçi olduğumdan her
zaman düz mantık
kurmuşumdur. Aklımı,
beynimi ters yüz eden her şey,
küçük ama aslında çok büyük
olan iki satırlık bir sözle
başladı ve birdenbire kendimi felsefenin içinde buldum.
Nietzche’nin benim 40 yıllık
hayatımı iki kelimelik bir söze sığdırabilmesi beni
manyağa çevirdi. Araştırmaya, incelemeye inceledikçe
içinde boğulmaya başladığım derin bir çukur oluştu. O
çukuru düzleyip toprakla aynı hizaya getirmeye
çalıştıkça çukurun daha da derinleştiğini gördüm.
Kendimi okyanusun ortasındaki küçücük bir damlaya
benzettim. Sonunda: “ Ben kimim ki Nietzche’nin engin
zekasını kavrayıp yorumlayacak seviyeye çarçabuk
gelebileyim.” dedim ve vardığım nokta felsefe okunup
bitirilemez durumu oldu. Ara sıra felsefeyle ilgilenmek
gerektiği kanaatine vardım. Hatta bir şeyler yazmaya
karar verdim. Bu kararımda Nietzche’nin şu sözünden
de cesaret aldım. “ Tüm yazılanlar arasında en çok bir
kişinin kendi kanıyla yazdığı şeyi severim. ”Eh ben de
kendi kanımla bir şeyler yazayım dedim. Yazdım,
üstünü çizdim, yırttım, attım kıvrandım durdum. Bu ruh
halini sevdim ve sizlerle paylaşmak istedim.
Nietzche’nin kadınlarla ilgili düşüncelerini okurken
daha çok düşünüp, daha çok keyiflendim. Diyor ki:
“Kadında her şey bir bilmecedir ve kadında her şeyin
hal noktası vardır. Bu hal noktası gebeliktir. Erkek,
kadın için bir araçtır. Amaç daima çocuk doğurmaktır;
fakat kadın erkek için nedir? Gerçek erkek iki şey ister.
Tehlike ve oyun. Erkek kadını, en tehlikeli oyuncak
olduğu için sever ve ister. Kadın çocuğu erkekten daha
iyi anlar; fakat erkek kadından daha çocuktur. Gerçek
erkekte bir çocuk gizlidir. Bu, oynamak ister. Erkek
seven kadından korkmalı, kadın sevdiği zaman her şeyi
feda eder ve diğer şeyler değersiz olur. Erkek kin
besleyen kadından da korkmalı. Erkek, ruhunun
derinliğinde kötüdür sadece; oysa ki kadın felakettir.”
Nietzche genelde kadınlara karşı sert ve kaba
çıkışlarıyla akılda yer eder. Nietzche’nin içindeki
“annesinden damıtılmış kadın” ne yazık ki sadece;
“nefret duyulan ve tümüyle ilgisiz kalınan bir imgedir.”
Bilinen en ünlü kadın düşmanlarından biri olan
Nietzche, üstün zekasına ve yüksek kültür düzeyine
rağmen “ Kadın en sığdan bile daha sığdır.”
diyebilmiştir. Felsefi yazılarında kadınlar hakkında pek
çok aşağılayıcı söze yer vermiştir. Babasının erken
ölümü sebebiyle, çocukluk yılları kadınların
himayesinde geçmiş, halaları, kızkardeşi ve annesiyle
birlikte sakin bir çocukluk geçirmiştir. İçindeki kadınlara
ait kin ve nefret tohumları kim bilir belki de o dönemde
atılmıştır. Evlenme teklifi yaptığı iki kadından red
cevabı almış, hatta birine duyduğu nefretten Zerdüşt’ü
yazmıştır. Bir diğeri yüzünden üniversitedeki
profesörlüğünden istifa edip, kendini felsefeye
kaptırmıştır. Kız kardeşine duyduğu düşmanlığın altında
da, ona duyduğu platonik aşkın yattığı söylenir.
Genelevdeki bir kadından kaptığı enfeksiyon yüzünden ölümüne neden olan sifilis hastalığına yakalandığı
söylenir. Hatta bazı eserlerindeki fikri tutarsızlığın da bu
hastalığın neden olduğu beyin kaynaklı semptomlar
yüzünden olduğu söylenir. Onu uzun süre sinir hastası
olarak tedavi eden doktor sonunda ”hayır” demiş,“
bozukluk sizin sinirlerinizde değil, sinirli olan benim
yalnızca.” Hastalığının son dönemlerinde zihinsel
yetilerini tümüyle kaybetmiş, on bir yıl boyunca bitkisel
denebilecek bir hayat sürmüştür.
Nietzche’nin felsefesi 130 yıldır tartışılıyor ve klasik bir
Nihilizmin çok ötesinde olduğu düşünülüyor. Bu kadar
çok konuda düşünce üreten birinin çelişkilere düşmesi
de kaçınılmaz elbette. O, bizim hayata tersinden de
bakmamızı sağladı ve ben dahil pek çok kişiyi hayatı
sorgulamaya itti. Bu ünlü filozofun insanlık var oldukça
olmazsa olmaz bir kişilik olacağı kuşkusuz…
Ferhan KILIÇ
Sevgi ve saygılarımla…
CHP 3. Bölge Milletvekili Oktay Ekşi
gazetemizi ziyaret etti. Seçim
çalışmaları sırasında Ataköy’e gelen ve
Ataköy’de yapılan yakıt tanklarını
gören Ekşi “Seçilip meclise gidersem
ilk işlerimden birisi bu tanklar ile
ilgilenmem olacaktır” demişti. Ekşi
yakıt tankları ile ilgili Ulaştırma Bakanı
Binali Yıldırım’ın cavaplaması istemiyle
soru önergesi verdi.
İşte o önerge...
TBMM
Başkanlığı’na
Ankara
1 Ağustos 2011 23. Yasama
Döneminde CHP Antalya
Milletvekili Tayfur Süner
tarafından Ulaştırma Bakanı Sayın
Binali Yıldırım’ın YAZILI olarak
yanıtlaması isteğiyle 13 Ekim 2010 tarihinde
Başkanlığınıza sunulan ancak “seçimlerin
yenilenmesi” nedeniyle kadük olan
sorunlarınve tarafımdan onlara eklenenlerin,
aynı şekilde YAZILI olarak Ulaştırma Bakanı
Sn. Binali Yıldırım tarafından yanıtlanması için
gereğinin yapılmasına emirlerini dilerim.
Saygılarımla
Oktay Ekşi
İstanbul Atatürk Havalimanı’nın dışında,
Ayamama Deresi kenarına uzatılan “06-24”
pistinin pist başlangıcına çok yakın yerde,
Bakırköy Şevketiye Mahallesi Ayamama Deresi
1200 ada 1 parselde, kamuya terk edilmiş
yeşil alan statüsündeki bir arazi üzerinde,
özellikle Ataköy’ün 7. ve 8. Kısmı’nın adeta
içinde olacak şekilde 5 bin tonluk 7 yakıt tankı
inşa edilmiştir.
1.
Basit bir LPG
tankının bile toprağa
gömülerek korunduğu
ülkemizde, tam derenin
kenarına, havzanın su
toplama yerine,
bataklık ve sürekli nem
olan bir alana yapılan
35 bin tonluk yakıt
tanklarının yer
seçimleri hangi
kriterlere göre
yapılmıştır?
Bunların o yörede
yapılması zorunlu ise, tanklar neden yer
altında değil de yer üstünde inşa edilmiştir?
2.
Çevredeki yoğun yerleşim yerlerinde
yaşayan insanlar için ciddi bir tehdit teşkil
eden yakıt tanklarının yapımından önce (28
Temmuz 2010 tarihinde) İstanbul İl Çevre
Müdürlüğü’nün 2010/04/77/1581 numaralı
kararla burada “ÇED raporunu gerektiren bir
durum olmadığına” karar verdiği doğru
mudur?
3.
İstanbul İl Çevre Müdürlüğünün
“ÇED’e gerek olmadığını” bildirdiği 28 Temmuz 2010 tarihinde yürürlükte olan ÇED
Yönetmeliği’nin 9’uncu maddesinin “yollar,
geçişler ve havaalanlarında” bu tür tesisler
yapılmasına izin vermediği doğru mudur?
4.
Söz konusu Yönetmeliğin 9’uncu
maddesindeki “havaalanları” ibaresinin sırf bu
7 tankların yapımına meşruiyet kazandırmak
için 18 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazetede
yayımlanan “Büyük Endüstriyel Kazaların
Kontrolü” hakkındaki yünetmelik değişikliği ile
geçersiz kılındığı doğru mudur?
5.
Bu yakıt tankları hangi kurum
tarafından yaptırılmıştır?
6.
Söz konusu
tanklarda “uçak
yakıtı” stoklandığı
doğru mudur?
7.
Uçakların
olası bir pistten çıkma
kazası gerçekleşirse
veya bir başka
nedenle yangın
çıkarsa, yakıt
tanklarının olduğu
bölgede bulunan
Ataköy 7-8
Kısımlardaki 4500; 910. Kısımlardaki 6150
konutun güvenliği nasıl sağlanacaktır?
8.
Dere yatağına konut bile yapmak
yasak iken yakıt tanklarının yapılması sonrası
oluşabilecek olası bir felaketin sorumluluğunu
üstleniyor musunuz?
FİKRET ERCAN AİLE SAĞLIK MERKEZİ’NDE YANGIN
Bakırköy Zuhuratbaba’da bulunan
Hikmet Ercan Aile Sağlık Merkezi
Sağlık Ocağı’nda yangın çıktı.
Yangın sağlık ocağının mutfağında
saat 16:00 sıralarında başladı.
Yangını fark eden sağlık ocağı
çalışanları hortumlarla yangına müdahele ederek kısa
sürede yangını söndürdüler. Olayda herhangi bir can kaybı
yaşanmazken küçük çaplı maddi hasar meydana geldi.
Sağlık Merkezi bir süre hizmet veremedi.
(
31
251 devlet ve özel eğitim kurumunda 47 bin öğrencinin eğitim göreceği
BAKIRKÖY 2011-2012 EĞİTİM ÖĞRETİM YILINA HAZIR
Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürü
yaptınız mı?
Hüseyin Özcan 2011-2012
Biz her sene okulların performans tablolarını
Eğitim-Öğretim yılının
çıkarıp, performans karneleri veriyoruz. Burada
başlamasına kısa bir süre kala
amaç herkesin eksik ve artı yönlerini görmek
sorularımızı yanıtladı.
suretiyle kendilerini bir adım daha öteye
Bakırköy’de yeni dönemde resmi
götürecek tedbirleri almalarıdır. Fakat bunu
ve özel eğitim
sadece akademik başarı olarak algılamıyoruz.
kurumlarında 47 bin
Arzu BERATOĞLU Aynı oranda öğrencilerimizin sosyal-kültürel ve
öğrencinin eğitim
sportif alanlarda etkin olarak yer almaları,
göreceğini kaydeden Özcan, ilçedeki okullarda
sosyal sorumluluk projelerinde yer alıp
deprem güçlendirme çalışmalarının yüzde 90
almadıkları, bizim için önemli. Bunları ölçüyoruz
oranında sonuçlandığını ve Bakırköy’ün 2011ve herkesin karnesini veriyoruz. 7. ve 8. sınıf
2012 eğitim-öğretim yılına hazır durumda
bulunduğunu söyledi.
Bakırköy’de 2010-2011 eğitim-öğretim yılı
nasıl geçti. Öne çıkan projeleriniz nelerdi?
Bakırköy’de her öğretim yılında olduğu gibi
2010-2011’de yoğun ve verimli bir şekilde
geçti.
Geçtiğimiz yıl bir çok proje ve etkinlik
gerçekleştirdik. Bu projelerden birisi,
İstanbul’daki bir ilçenin ilk defa yaptığı “Kariyer
Günleri” projesi idi. Bu proje ile öğrencilerimizin
doğru meslek seçmeleri konusunda onları
bilinçlendirmek, yönlendirmek amacıyla üniversitelerden bu konuda uzman akademisyenleri
getirdik. Projeyi Zuhuratbaba Sahası’nda 3 gün
süren etkinliklerle süsledik. Bir panayır
havasında çok güzel şekilde geçti. Ve çok
sayıda olumlu geri dönüşler oldu. Bununla
birlikte Bakırköy’ün eğitimde geldiği iyi noktayı
devam ettirmek ve daha yukarı çıkarmak
noktasında önem verdiğimiz “Proje Bayramı ve
Kültür-Sanat Etkinlikleri’’nin 5. sini
gerçekleştirdik. Öğrencilerimiz bu etkinlik ile
sosyal ve kültürel alanlarda bir sene boyunca
yapmış oldukları faaliyetleri sergileme imkanı
buldular. Müzik dinletisi, şiir geceleri, tiyatro
gösterileri ve görsel sanatlar sergisi gibi çok
farklı alanlarda öğrencilerimiz etkinlikler
gerçekleştirdiler. Bu arada seçilmiş olan
öğrencilerimiz de kendi ürünleri olan bilimsel
projelerini Zuhuratbaba sahasında 3 gün
boyunca sergiledi. 40 bine yakın öğrenci
etkinliklere katılarak bu güzellikleri yaşadılar. Bu
iki faaliyetimiz çok öndeydi. Yine 5-6 yıldır
hizmet içi eğitim faaliyetlerinin üzerinde
duruyoruz. Ayrıca “Ezgilerle Biz” projesini
gerçekleştirerek Türk’ü Ermeni’si, Rum’u aynı
anda Rumca, Türkçe ve Ermenice eserleri
seslendirdiler. Bu projemiz çok beğenildi. Ve bu
projenin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce ekim
veya kasım ayında daha geniş kitlelere hitap
edecek şekilde yeniden tekrarlanması gündeme
geldi.
Geçen seneden gördüğünüz eksiklikler var
mı, bunların çözümü konusunda çalışmalar
bir yarış olarak algılamıyoruz. Şuna inanıyoruz
eğitim-öğretimde kaliteyi yakalamanız
gerekiyor. İyi bir insan, kişilik ve şahsiyetini çok
iyi şekilde tamamlamış bireyler yetiştirmek
istiyoruz. Bunun içinde yaptığımız etkinlikler
zaten meyvesini veriyor. Bu başarıda emeği
geçen tüm okul müdürlerine, yöneticilerine,
öğretmenlerine ve öğrencilerimize teşekkür
ediyorum. Ve bu başarı grafiğini daha yukarıya
taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz.
Bakırköy’deki okulların fiziki durumu nasıl?
Bakırköy bu konuda 6 senedir çok ciddi
sınıflardaki öğrencilerin sayılarını
azaltacağınızı söylemiştiniz. Bu konudaki
son durum nedir?
Her geçen gün tam güne geçen okul sayımız
artıyor. Şu anda zaten yarıdan fazlası tam gün
eğitime devam ediyor. Önümüzdeki 2-3 yıl
içinde de bizim okullarımız tamamen tam gün
eğitim vermiş olacak. Sınıf mevcutlarında ise
genel ortalama 30-35 civarında. Bu da çok iyi
bir rakam.
Bakırköy’de öğretmen açığı olan okullar
var mı?
Bakırköy genelde herkesin çalışmak için tercih
ettiği bir bölge olduğu için çok fazla öğretmen
açığımız yok. Özel eğitim isteyen bazı
branşlarda özellikle engellilerle ilgili alanlarda
bazı ihtiyaçlarımız oluyor. Bunu da biz elimizden
geldiğince o okulun üniversite mezunlarından bir
havuz oluşturuyoruz ve daha okullar açılmadan
o havuzdan onların görevlendirmesini yapıyoruz.
Ve eğitim-öğretim başladığı zaman her sene
olduğu gibi hiçbir ders boş geçmeden eğitimöğretime başlamış oluyoruz. Bu sene de aynı
şekilde olacak. İstanbul genelinde baktığınız
zaman en az öğretmen ihtiyacı olan ilçe
Bakırköy.
Bakırköy’de toplam kaç tane eğitim
kurumu var. Ve yeni dönemde
Bakırköy’deki öğrenci sayısı ne olacak?
Bakırköy’de özel ve devlet okulları olmak üzere
251 tane eğitim kurumunda bu yıl 47 bin
öğrencimiz eğitim görecek.
SBS öğrencilerinin girmiş oldukları sınav
puanlarına göre yine 1. durumdayız ama yıl
sonu başarı puanlarıyla yani karne ile
değerlendirildiğinde aynı başarıyı
gösteremiyoruz. Genel puanlamada çok
başarılıyız diğer ilçelerle aramızda büyük fark
var ama sadece akademik başarı önemli değil.
Öğrencilerin sosyal, kültürel, sportif alanlarda
yeteneklerini ortaya koyabilecekleri, kendilerini
geliştirebilecekleri alanlara yönelmelerini istiyoruz. Bu alanda da ciddi faaliyetler yapıyoruz.
Akademik olarak çok başarılı olduğunuzu
söylediniz. Peki Bakırköy’ün eğitimdeki
başarı grafiği nasıl?
Dediğim gibi 7. ve 8. sınıflarda SBS’de sınav
puanlarında İstanbul 1. si olduk. Ayrıca lise
düzeyinde 16-17. olan başarı sıralamamızı
yaptığımız ekip çalışması ile 4. sıraya kadar
yükseldik. Ayrıca SBS’de İstanbul 8. sınıf
ortalamalarında Özel Fatih İlköğretim Okulu
Türkiye ikincisi, Özel Taş İÖO ise Türkiye 5.si
olarak bizi gururlandırdı. Her geçen gün puanları
ve başarı grafikleri artan okullarımız var. Bunu
mesafeler kat etti. Bakırköy’de olmamıza
rağmen fiziki şartları çok kötü olan okullarımız
vardı. O okullarımızı tamamen yıkıp, yeniden
yaptık. Özellikle Ataköy Atatürk İlköğretim
Okulu, Medeni Berk İlköğretim Okulu en son
yapılanlardır. Yıllardır bizim kanayan yaramız
olan Bakırköy İlköğretim Okulu (Taş Mekteb) ile
ilgili nihayetinde Anıtlar Kurulu’ndan tüm izinler
alındı. Şu anda çalışmalar devam ediyor.
Önümüzdeki sene bitmiş olacak. Ataköy
İlköğretim Okulu’nun güçlendirme çalışması çok
hızlı bir şekilde devam ediyor. Halil Bedii
Yönetken İlköğretim Okulu’nu yıkmıştık, tekrar
yapımı hızla ilerliyor. Okullarımızın deprem
güçlendirmesini yüzde 90 itibari ile bitirdik.
Önümüzdeki dönemde Mustafa Necati
İlköğretim Okulu ve Halil Vedat Fıratlı İlköğretim
Okulu’nun yıkılıp yapılması gündemde. İmam
Hatip Lisesi’nin bir arsa sıkıntısı vardı. Onu da
neticelendirmek üzereyiz. Onlarda bittiği zaman
Bakırköy’de eğitim kurumlarında depremsellik
açısından sıkıntı yaratacak bir durum kalmıyor.
Daha önceki görüşmelerimizde kademe
kademe tek eğitime geçmek istediğinizi ve
Öğrencilere başarıyı yakalamaları için
vereceğiniz tavsiyeler nedir?
Başarı için büyük hedefler koymak ve büyük
düşünmek gerekir. Bunun içinde inanmalı ve
disiplinli çalışmalısınız. Ama en önemlisi hayatı
ıskalamamanız gerekiyor, yani hayat sadece
ders çalışmaktan ibaret değil, her zaman
öğrencilerimize gençlerimize bunu söylüyorum.
Öğrencilerimizin kültürel-sanatsal ve sportif
etkinliklere daha çok ilgi göstermesini temenni
ediyorum.
Son olarak Bakırköy’deki tüm eğitim
camiasına vermek istediğiniz bir mesaj var
mı?
Bakırköy eğitim alanında gün geçtikçe
başarısını daha yukarılara taşıyor. Bunu
ilçemizde bulunan resmi ve özel eğitim
kurumları olarak hep birlikte gerçekleştirdik.
Disiplinli çalışmamız beraberinde bu başarıyı
getirdi. Bu başarıda emeği geçen tüm müdürler
ve yöneticilerime, öğretmenlerime,
öğrencilerime, velilerime teşekkür ediyorum.
Öğrencilerimizin başarılarının her alanda artarak
devam etsin diliyorum.
BİR KAP SU İLE HAYVANLARIN HAYATINI KURTARABİLİRSİNİZ
Bakırköy Belediyesi ve Hayvan
Hakları Federasyonu (HAYTAP)
işbirliği ile Bakırköy’de “Susuyorlar Söyleyemiyorlar! Onlar için
bir kap su” kampanyası
başlatıldı.
Sıcak yaz günlerinde
hayvanların su ihtiyacı olduğunu
belirten Bakırköy Belediye
Başkanı Ateş Ünal Erzen, “İçinde
bulunduğumuz sıcak yaz
günlerinde sokak
hayvanlarının da suya
ihtiyacı olduğunu
hatırlatmak amacıyla HAYTAP ile “Susuyorlar
Söyleyemiyorlar! Onlar için
bir kap su” kampanyası
başlattık. Sokaklardaki
canlar için kapı önüne
konulacak bir kap suyun hayat
kurtaracağı unutulmamalıdır.
Bu yüzden Bakırköylü
yurttaşlarımdan evlerinin
önlerine bir kap su koymalarını
istiyorum.” dedi.
KUŞLAR İÇİN CUMHURİYET
MEYDANI’NIN KEMERLERİNE
SULUK
Öte yandan Bakırköy Belediyesi
Basın-Yayın ve Halkla İlişkiler
Müdürü Ruhsan Tezkan’da
vatandaşlardan gelen talep üzerine
Bakırköy Belediyesi’nin, Bakırköy
Cumhuriyet (Özgürlük) Meydanı’nda
yoğun olarak bulunan güvercinler,
martılar ve diğer kuşlar için de meydanda bulunan kemerlerin üzerine
Fen İşleri Müdürlüğü tarafından su
kapları konacağını da belirtti.
32
01 AĞUSTOS 2011 PAZARTESİ
Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim,
Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından
açıldı. Servet Deniz, Coşkun Alagöz, Kenan
Zülaloğlu, Türkan Elif Arıkancan’ın ve gelmeyen
üyelerin izinli sayılmasına oybirliği ile karar
verildi. Gündem okundu ve oybirliği ile kabul
edildi. Gündem maddelerinin görüşülmesi
neticesinde, Özel Kalem Müdürlüğü başlıklı
Tunceli iline bağlı Nazimiye Belediye
Başkanlığı’na bedelsiz olarak hizmet aracı
verilmesine dair başkanlık teklifinin 3 ret
(Mehmet Emin Ertekin, Ayhan Can, Ramazan
Baş) oya karşın oyçokluğuyla kabulüne, Mali
Hizmetler Müdürlüğü başlıklı Ticaret Kanunu
hükümleri uyarınca kurulmuş serbest piyasa
koşullarında faaliyet gösteren şirket sermayesine
iştirak etmek, ortak olmak veya şirketin bedelsiz
edinilebilme hallerinde Bakırköy Belediyesi adına
kabule ve diğer bütün işlemlere bizzat veya
görevlendireceği kişilerce takibe ve yürütme
konusunda belediye başkanına yetki verilmesine
dair başkanlık teklifinin 3 ret (Mehmet Emin
Ertekin, Ayhan Can, Ramazan Baş) oya karşın
oyçokluğuyla kabulüne, Fen İşleri Müdürlüğü
başlıklı yeni çalışma yönetmeliğine dair evrakın
Hukuk Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile
kabulüne, Park ve Bahçeler Müdürlüğü başlıklı
yeni çalışma yönetmeliğine dair evrakın Hukuk
Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne,
Zabıta Müdürlüğü başlıklı yıllara salih hizmet
alımı ihalesi için yetki verilmesine dair evrakın
Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile
kabulüne, Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü
başlıklı tören kıyafetleri alımına dair evrakın
Bütçe Plan Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile
kabulüne, Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü başlıklı
ilçemiz dahilinde resmi okullara sunmakta
olduğumuz hizmetlere dair evrakın Bütçe Plan
Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne,
Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü başlıklı ödenek
aktarımına dair evrakın Bütçe Plan
Komisyonu’na havalesinin oybirliği kabulüne
karar verilerek birleşim, Meclis 1. Başkan Vekili
Hasan Ersoy tarafından 03.08.2011 Çarşamba
günü saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı.
03 AĞUSTOS 2011 ÇARŞAMBA
Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim,
Meclis 2. Başkan Vekili Cavit Ganiç tarafından
açıldı. Ali Kenan Kır, Kenan Zülaloğlu ve
gelmeyen üyelerin izinli sayılmalarına oybirliği
AĞUSTOS 2011
BELEDÝYE MECLÝSÝ’NDE
NELER GÖRÜÞÜLDÜ
tasdik dışı alanda bırakılmasına itiraz edilerek
söz konusu parselin 06.12.2010 1/5000 ölçekli
Nazım İmar Planı doğrultusunda sosyal kültürel
tesis alanına alınmasına dair evrakın İmar
Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne
karar verilerek birleşim, Meclis 2. Başkan Vekili
Cavit Ganiç tarafından 05.08.2011 cuma günü
saat 16:00’da toplanmak üzere kapatıldı.
05 AĞUSTOS 2011 CUMA
ile karar verildi. Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu’nun belediye çalışmaları ve cenaze defin
raporu hakkında vermiş oldukları önergelerin
başkanlık makamına havalesinin oybirliği ile
kabulüne karar verildi. Geçen birleşime ait zabıt
özeti okundu, oybirliği ile kabul edildi. Gündem
maddelerinin görüşülmesi neticesinde 1- İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü başlıklı 1/1000 ölçekli
Ataköy Uygulama İmar Planı’nda Ataköy 3-4-11
Mahalle 115 ada 113 ile 114 parsellerin
arasından geçen 10 metrelik yola ve
Zuhuratbaba Mahallesi Demirkapı Caddesi’ne
itiraz edilerek yolun kaldırılmasına dair evrakın
İmar Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile
kabulüne, 2- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü
başlıklı 1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar
Planı’nda Ataköy 3-4-11 Mahalle 115 ada ile
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi
arasında geçen 15 metrelik yola itiraz edilerek
yolun kaldırılmasına dair evrakın İmar
Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne,
3- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü başlıklı 1/1000
ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’na plan notu
paftasının eklenerek 3194 ve 5216 sayılı yasalar
gereği karar alınmasına dair evrakın İmar
Komisyonu’na havalesinin oybirliği ile kabulüne,
4- İmar ve Şehircilik Müdürlüğü başlıklı
16.09.2007 onanlı 1/1000 ölçekli Yeşilköy
Uygulama İmar Planı’nın plan notlarına
eklenmesine dair evrakın İmar Komisyonu’na
havalesinin oybirliği ile kabulüne, 5- İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü başlıklı 1194 ada 1 parselin
20.04.2011 onanlı 1/1000 ölçekli Ataköy
Uygulama İmar Planı’nda spor tesisleri alanına
alınmasına itiraz edilerek söz konusu parselin
Ziraat Bankası Spor Tesisleri olarak
değiştirilmesine dair evrakın İmar Komisyonu’na
havalesinin oybirliği ile kabulüne, 6- İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü başlıklı Ataköy 9-10
Mahalle 1099 ada 2 parselin 20.04.2011 onanlı
1/1000 ölçekli Ataköy Uygulama İmar Planı’nda
Ekseriyetin bulunduğu tespit edilerek birleşim,
Meclis 1. Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından
açıldı. Bedroz Avedikyan ve gelmeyen üyelerin
izinli sayılmasına oybirliği ile karar verildi.
Geçen birleşime ait zabıt özeti okundu, oybirliği
ile kabul edildi. Hukuk Komisyonu ve Gençlik
Spor Komisyonu’na havale edilen dosyanın
meclise iadesi ve tekrar incelenmek üzere Hukuk
Komisyonu ve Gençlik Spor Komisyonu’na
havalesinin oybirliği ile kabulüne karar verildi.
Gündem maddelerinin görüşülmesi neticesinde
İmar ve Şehircilik Müdürlüğü başlıklı Osmaniye
Mahallesi 267 ada e125 y143 parselin mevcutta
pazar yeri olarak kullanılan kısmının 1/1000
ölçekli 08.03.2004 onanlı Bakırköy Merkez
Uygulama İmar Planı’nda spor tesisleri
alanından çıkartılarak belediye hizmet alanına
alınmasına ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar
plan değişikliğine dair İmar Komisyonu
Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, 2- İmar ve
Şehircilik Müdürlüğü başlıklı Osmaniye Mahallesi
69-1 pafta 1066 ada 1 parsele ilişkin 1/1000
ölçekli uygulama imar planı değişikliğine dair
İmar Komisyon Raporu’nun oybirliği ile
kabulüne, Fen İşleri Müdürlüğü başlıklı yeni
çalışma yönetmeliğine dair Hukuk Komisyonu
Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, Park ve
Bahçeler Müdürlüğü başlıklı yeni çalışma
yönetmeliğine dair Hukuk Komisyonu
Raporu’nun oybirliği ile kabulüne, Zabıta
Müdürlüğü başlıklı yıllara salih hizmet alımı
ihalesi için yetki verilmesine dair Bütçe Plan
Komisyonu Raporu’nun 3 ret oya karşın
oyçokluğuyla kabulüne, Kültür ve Sosyal İşler
Müdürlüğü başlıklı tören kıyafetleri alımına dair
Bütçe Plan Komisyonu Raporu’nun 3 ret oya
karşın oyçokluğuyla kabulüne, Ulaşım Hizmetleri
Müdürlüğü başlıklı ödenek aktarımına dair Bütçe
Plan Komisyonu Raporu’nun oybirliği ile
kabulüne karar verilerek birleşim, Meclis 1.
Başkan Vekili Hasan Ersoy tarafından
05.09.2011 tarihinde toplanmak üzere kapatıldı.
Meclis oturumlarýnýn tamamýný gazetemizin
www.atakoygazete.com.tr
sitesini ziyaret ederek okuyabilir ve sesli olarak dinleyebilirsiniz.
“GİRMEK YASAKTIR” ama herkes giriyor!
CHP İl Genel
Meclis Üyesi
Gökhan
Gümüşdağ,
yetkililerin
gözünden
kaçan bir
ihmalkârlığı
daha yazılı
önerge
olarak
İl
Genel Meclisi’nin gündemine taşıdı. CHP’li
Gümüşdağ, hazırladığı yazılı önergede;
Bakırköy İlçesi Yeşilköy Çiroz sahilindeki
kirliliğe ve tehlikeye dikkat çekerek uyardı,
“GİRMEK YASAKTIR” tabelasına kimse aldırış
etmiyor, denize atlayıp yüzüyorlar. Yeşilköy
Sahil Karakolu 25 metre yakın mesafede.
Polislerin de bu yasağa uyulmasının
sağlanması konusunda yaptığı hiçbir şey
yok! Cankurtaran da yok!” diyerek olası
MIŞ
boğulmaların önüne geçilmesini istedi.
“GİRMEK YASAKTIR” ama herkes giriyor!
CHP İstanbul İl Genel Meclis Üyesi Gökhan
Gümüşdağ yerinde görerek incelediği ve kendi
çektiği fotoğraflarla hazırladığı yazılı önergesini
Meclis Başkanlığı’na sundu. İstanbul İl Genel
Meclisi’nin 2011 yılı Ağustos ayı toplantılarının 05
Ağustos Cuma günkü birleşiminde oy birliği ile
ilgili komisyonlara havale edilen önergesinde
Bakırköy İlçesi Yeşilköy Çiroz sahilindeki kirliliği ve
tehlikeyi gündeme getirdiği, “GİRMEK YASAKTIR’a
neden müdahale edilmiyor” konulu önergesinde
şunlara değindi;
“Yeşilköy Sahil Karakolu” 25 metre yakın
mesafede, Polislerin de bu yasağa uyulmasının
sağlanması konusunda yaptığı hiçbir şey yok!
Cankurtaran da yok!
( Hıdır ULAĞ )
33
BAKGEM’de Eğitim Gördü, 38 Yaşında Üniversiteye Girdi
BAŞARICAM DEDİ YILMADI MÜCADELE ETTİ BAŞARDI
Lise yıllarında karıştığı siyasi bir olay nedeniyle cezaevine girdi ve 4 yıl cezaevinde kaldı. Liseyi cezaevinde bitirdi. Sonra hayata tutunabilmek için bulaşıkcılıktan, çaycılığa, dergi satıcılığına kadar bir çok
işte çalıştı.. Amerikalı eşi Kristyn ile tanışan Ağa, 3 yıl önce evlendi. “Eğitim Herkesin Hakkı’dır” yazılı
BAKGEM bilboardunu gördü. Okuma isteği hiç bitmedi. Çalıştı ve başardı. O şimdi Üniversiteli...
Bakırköy Belediyesi’nin dershaneye gitme
olanağı bulamayan öğrencilere ücretsiz verdiği
üniversiteye hazırlık destek kursuna katılan 38
yaşındaki Ağa Yıldırım, LYS’de gösterdiği başarı
ile okumanın yaşının olmadığını bir kez daha
kanıtladı.
LYS sınavında Sözel-2’de aldığı puan ile
Türkiye 2910. su olan Ağa Yıldırım, ilginç
hayat hikayesi ile de dikkat çekiyor.
Lise yıllarında karıştığı siyasi bir olay
nedeniyle cezaevine giren ve 4 yıl
cezaevinde kalan Ağa, tahliye olduktan
sonra hayata tutunabilmek için
bulaşıkcılıktan, çaycılığa, dergi
satıcılığına kadar bir çok işte çalışır.
Daha sonra Amerikalı eşi ile tanışan
Ağa, 3 yıl önce ile evlenir.
“Eşimin desteği sayesinde
hayatta kaldım” diyen Ağa, bir
gün Cumhuriyet Meydanı’ndan
geçerken bir bilboard
dikkatini çeker, “Eğitim
Herkesin Hakkı’dır” yazılı
BAKGEM bilboardunu gören
Ağa Yıldırım, ilk iş olarak
BAKGEM’in yolunu tutar. Ve
Ağa’nın LYS’deki başarı öyküsü o
gün başlar.
tanımaya çalıştım ve bu kolay olmadı. İlk
çıktığım zamanlarda uzaylı gibi bakıyordum
dünyaya. Daha sonra askere gittim.
“BU BAŞARIYI
BEKLEMİYORDUM”
Peki yavaş yavaş sınavdaki
başarına gelelim. Bu başarıyı
bekliyor muydun? Duyunca nasıl
tepki verdin.?
Açık söyleyeyim bu başarıyı
tahmin etmiyordum. Sınav
sonuçları açıklandığı gün ben
heyecandan bakamadım. Eşim
internetten bakıyordu ve 2910.
olmuşsun deyince inanamadım.
Mutluluktan birbirimize sarılıp
ağladık.
Öncelikle biraz kendinden
bahseder misin?
38 yaşındayım ve 3 yıllık evliyim.
Diyarbakırlıyım. Eşim Amerikalı.
Ama yakında Türk vatandaşı olacak. 8
yıldır Türkiye’de yaşıyor. Doğma-büyüme
Bakırköylüyüm.
Bakırköy İlköğretim Okulu’nu bitirdim.
Bakırköy Meslek Lisesi’nde okurken son sınıfta
iken bir takım politik hadiselere iştirak ettik.
18-19 yaşlarında cezaevine girdim.
Bundan sonraki amacın ne? Neler
yapmayı planlıyorsun?
İnsanların hedefi hiçbir zaman bitmemeli.
Ben 38 yaşında üniversiteye girdim. Bunun için
insanlar her zaman hayaller kurmalı. Bundan
sonra akademik kariyer yapmak istiyorum. İnsan
belli bir yaşa gelince artık gençlere ne
bırakabilirim düşüncesine giriyor.
“LİSEYİ CEZAEVİNDE BİTİRDİM”
Peki, daha sonraki süreç nasıl işledi?
Cezaevinde tekrar liseyi bitirmek için başvurum
oldu. Lise de tek dersim kalmıştı. Ve o dersi
vermem için cezaevi aracıyla okula gitmem
gerekiyordu. Fakat Adalet Bakanlığı, cezaevi
arabasının parasını ve askerlerin kumanyalarını
karşılarsan seni götürüyordu ve tahminen o
dönemler 800 TL bir para idi. Ve o parayı
vermem imkansızdı. Cezaevi öğretmenimize
başvurdum. Ben üniversiteye gitmek istiyorum
dedim, bana şöyle bir seçenek sundu ortaokul
diplomanı getirirsen seni biz tekrardan liseye
başlatacağız, açık liseden bitireceksin. Dedim 3
yıl geçecek öyle. Başka yolu yok dedi ve kabul
ettim. Ve liseyi iki kere bitirmiş oldum. 2001
yılında başladım ve 2004 yılında bitirdim.
Üniversiteye sınavlarına girecektim ama o
sırada tahliye oldum.
“GARSONLUK YAPTIM, ÇAY SATTIM
AMA OKUMA İSTEĞİM HİÇ BİTMEDİ”
Tahliye olunca hayatın nasıl değişti?
Tahliye olunca hayatın farklı bir yüzü karşıma
çıktı. Cezaevinde içimde olan okuma isteği
dışarıyı görünce bir anda geri plana itildi.
Çünkü dışarıya çıkınca önceliklerim değişti. Çok
uzun bir zaman özgürlükten mahrum kalmak
farklı ruhsal bir durum cereyan ediyor. Hayatı
arkadaşlık, öğretmenlerle iletişim nasıldı.
Kısaca 1 yıllık BAKGEM izlenimlerin neler?
Okumaya her zaman ilgiliydim. Buraya gelince
de açıkçası ciddi bir sorumluluk hissettim.
Çünkü burada bir imkan sunuluyor. Yaş faktörü
ve hayatta yaşadığım olaylar nedeniyle ilk
başlarda biraz tedirgindim. Ama aksine diğer
arkadaşlarımın abi biz sana hayranız sen bu
yaşta bunu yapabiliyorsan bizde yapabiliriz
demeleri benim için ilham kaynağı oldu
ve çok hoşuma gitti. O yönden tüm genç
arkadaşlarıma teşekkür ederim. Buradaki
eğitim sisteminden bahsedersem,
şunu ilk olarak belirtmem gerekir,
buradaki sıcak ortam ve kaliteli
eğitim başarının anahtarıdır.
Geldikten sonra çeşitli işlere girip çıktım.
Bulaşıkçılık yaptım, garsonluk yaptım, dergi
sattım, çaycılık yaptım. Hayatın bir yerinden
tutmaya çalıştım. Tesadüf eseri şimdiki eşimle
tanıştım. Kendisi hayatımda bana çok destek
oldu.
Peki, hayatın bir yerinden tutunmaya çalışırken,
BAKGEM’e girmek, üniversite okumak fikri nasıl
oluştu?
Geçen sene Cumhuriyet Meydanı’ndan
geçerken “Okumak
herkesin hakkıdır” yazılı bir bilboard gördüm
ve bu beni çok etkiledi. O an içimdeki okuma
isteği tekrardan uyandı. Doğrudan BAKGEM’e
geldim.
BAKGEM’e girmeni, üniversiteye hazırlanmanı
ailen ve yakın çevren nasıl karşıladı?
Aslında bu bir şey yapacak ama bu yaştan
sonra olur mu? yaklaşımı vardı. Tabi bunu
bana mümkün olduğunca hissettirmemeye
çalıştılar.
“BAKGEM’DE GENÇ ARKADAŞLARLA
UYUMLU BİR SÜREÇ YAŞADIK”
BAKGEM’de 1 yıl nasıl geçti? Verilen eğitim,
Senin için zorlu maraton çok güzel bir şekilde
bitti. Fakat aynı başarıyı gösteremeyen ve ilk
defa sınava girecek olan diğer öğrenciler için
neler tavsiye edersin. Başarının sırrı ne?
İşin sırrı çok çalışma, bunun başka bir
açıklaması çok. Ama aynı zamanda şunu da
söylemek isterim. Ben 38 yaşında üniversitede
ilk 2 bine girdiğim zaman şımardığımı hissettim.
Bu şımarıklığı yaşamaya değer. O şımarıklığı
yaşamak için de çalışmak çok güzel. Şunu da
söylemek istiyorum ayrıca bu maalesef kötü bir
sistem. İnsanın kendi arkadaşına rakip olduğu
bir sistem.
Son olarak neler söylemek istersin?
Sonuçta ben ekonomik durumu iyi olan bir
insan değilim. Ama buna rağmen buraya
elimden geldiğince bir şeyler katmak istiyorum.
Bakırköy Belediyesi böyle bir imkan sunduğu
için öncelikli olarak Ateş Ünal
Erzen ve ekibine, Kenan
Zülaloğlu hocamız başta
olmak üzere tüm BAKGEM
hocalarına ve personeline,
eşime, aileme,
arkadaşlarıma çok
teşekkür ederim.
Yavuz ARPACIK
TEKNOLOJÝ DÜNYA SI
GÖKHAN ATAMER
[email protected]
HP BİLGİSAYAR ÜRETİMİNİ BIRAKIYOR
Dünyanın en büyük PC üreticilerinden HewlettPackard (HP), kişisel bilgisayar, tablet ve telefon
işlerinden çıkacağı yolundaki söylentilerin doğru
olduğunu açıkladı. Tüketici elektroniğinde son
yıllarda görülen en önemli stratejik değişiklik
kararı çerçevesinde, HP'nin PC üretim birimleri
satılacak ve geçtiğimiz yıl satın alınan PalmWebOS mobil birimi kapatılacak. HP'den yapılan
küresel açıklamada, firmanın tabletler de dahil
geleneksel PC ve donanım üretiminden tamamen
çıkacağı, birimleri toplu ya da parçalı olarak
satacağı belirtildi. Kararın en şaşkınlık yaratan
kısmıysa, geçen yıl 1.2 milyar dolar ödenerek satın
alınan Palm firmasıyla ona ait WebOS mobil
işletim sistemi işinin tamamen kapatılacak olması.
Böylece akıllı telefon pazarında rekabet edeceği
Pre telefon modeliyle birlikte yine WebOS'la
çalışan yeni TouchPad serilerinin üretiminden
vazgeçiliyor. Halbuki firma daha geçtiğimiz Mart'ta
WebOS'u aşamalı olarak tüm donanım ürünlerine
entegre edeceğini duyurmuştu. BBC'nin aktardığına
göre kararda firmaya yakın geçmişte katılan CEO
Leo Apotheker'in vizyonunun etkili olduğu belirtiliyor. Alman rakip SAP'tan HP'ye geçen Apotheker, IBM modelini izleyerek firmayı donanım
üreticisi olmaktan çıkarıp tamamen yazılıma
yönlendirmeyi planlıyor. Apotheker'in donanım
üretiminin eskisi kadar karlı olmadığı, farklı ve
çeşitli kanallardaki irili ufaklı yazılım üretiminin
daha karlı işler haline geldiği kanısında olduğu
belirtiliyor. Nitekim firma, yeni strateji
çerçevesinde İngiltere merkezli Autonomy adlı
yazılım firmasını tam 7.1 milyar dolar ödeyerek
satın alacağını duyurdu.
AVRUPA’NIN DEV BANKALARI
BİR APPLE EDİYOR
Yenilikçi ürünleriyle küresel elektronik pazarının
en büyük firması haline gelen Apple’ın piyasa
değeri artmayı sürdürüyor. Hisse fiyatlarından yola
çıkarak yapılan hesaplamaya göre Apple’ın şu
anki değeri, krizle boğuşan Avrupa Birliği’ndeki en
büyük 32 bankanın toplam değerine eşitlendi. Mali
kriz içindeki AB’de borsalar, ABD kaynaklı son
sarsıntıdan etkilenerek son iki hafta içinde çok
önemli değer kaybı yaşadı. Firma bazında
bankaların yaşadığı değer kaybı da neredeyse
yüzde 40-50’leri buldu. Mayıs 2007 değerlerine
göre AB’deki tüm bankaların toplam değeri, dörtte
üç oranında azalmış durumda. Thomson Reuters
verilerine göre aralarında İspanyol Santander,
Fransız BNP Bank Paribas, Alman Dutsche Bank ve
İtalyan Unicredit’in de bulunduğu AB’nin en büyük
32 bankasının toplam piyasa değeri, hafta kapanış
rakamları itibarıyla 340 milyar dolar civarında.
Öte yandan Amerikalı teknoloji devi Apple,
iPhone, iPad, MacBook ve iTunes gibi ürün ve
servisleriyle küresel çapta başarıdan başarıya
koşuyor. ABD ekonomisinin içinde bulunduğu
sarsıntıya karşın firmanın hisse değeri son bir yılda
yüzde 40 civarında artmış görünüyor. Bugün
itibarıyla firmanın dünya borsalarına oluşan hisse
fiyatı bazındaki değeri 340 milyar dolar.
GALAXY TAB YASAĞI UZUN SÜRMEDİ
Apple'ın başvurusu üzerine AB ülkelerinde satışı
geçtiğimiz günlerde durdurulan Galaxy Tab 10.1,
'kararda düzeltme' sonucu yeniden raflarda yerini
aldı. Samsung'un yeni tableti Galaxy Tab 10.1'ün
satışını bir Alman mahkemesi aracılığıyla tüm AB
ülkelerinde durdurtan Apple'ın sevinci kısa sürdü.
Kararı alan mahkeme, Samsung'un itirazları
üzerine, kararın Almanya dışındaki geçerliliğinin
'dayanaksız' olabileceğine hükmetti. Reuters'ın
bildirdiğine göre Düsseldorf Bölge Mahkemesi,
önceki tedbir kararının Almanya dışındaki
ülkelerde de geçerli olmasına yönelik hükümlerin
'dayanaksız' olabileceğine hükmederek, ilgili
bölümleri iptal etti ve satışa yeşil ışık yaktı. Samsung'un tüm dünyada yeni piyasaya sürdüğü
Galaxy Tab 10.1 tablet bilgisayar, Apple'ın iPad
tabletlerine karşı en güçlü alternatifi oluşturuyor.
Apple, Galaxy Tab'te kendi tasarımının
kopyalandığı iddiasıyla Samsung'a karşı pek çok
ülkede dava açmış durumda. Galaxy Tab 10.1
tabletin kullandığı Android işletim sistemi, pek çok
marka ve model aracılığıyla dünyada hızla
yayıldığından, Apple'a milyarlarca dolar
kazandıran uygulama ve multimedya ekosistemine
karşı da çok ciddi bir rakip haline geliyor. Apple'ın
Samsung'a açtığı patent davasını gören Düseldorf
Mahkemesi, geçici satışı durdurma kararının
Almanya'da hala geçerli olduğunu, ancak diğer AB
ülkelerinde geçerliliği konusunda yetki karmaşası
yaşanabileceğini açıklayarak ilgili maddeleri iptal
etti. Öte yandan Samsung, Apple'ın 'tasarım
hırsızlığı' iddiasına kanıt olarak sunduğu
fotoğraflarda hile yaptığını savundu. Davanın
görüldüğü tüm mahkemelere itiraz eden Samsung,
Apple'ın iPad ve Galaxy tab 10.1'in yanyana
gösterildiği ve 'ne kadar benzediklerinin ispat
edilmeye çalışıldığı' fotoğrafta, Galaxy'nin grafik
yazılımla 'biraz daha basık gösterilerek iPad'e
benzetilmeye çalışıldığını' bildirdi.
APPLE’DAN SHARP’A
1 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Samsung ile iyi ilişkileri patent davaları yüzünden
bozulan Apple'ın Güney Koreli elektronik devinden
tedarik ettiği bileşenler ile ilgili sıkıntılar
yaşayacağı konuşuluyor. Bu söylentileri
doğrulayacak bir haber Reuters tarafından
yayınlandı. Buna göre bir başka panel üreticisi
Sharp ile dirsek temasına geçen Apple, Japon
panel üreticisinin fabrikasına 1 milyar dolarlık
yatırım yapacak. Özellikle yeni iPhone ve iPad'ler
ile ilgili ekran sıkıntısı çekmek istemeyen Apple'ın
böyle bir hamle yapması çok da sürpriz sayılmaz.
TV fabrikalarını mobil cihaz ekranı üretebilecek
şekilde dönüştüren Sharp'ın bu hesaplarının
arkasında Apple anlaşmasının olması da yüksek
olasılık. iPhone 5 ve iPad 3 için LG ve Samsung ile
anlaşmaları bulunan Apple'ın bir sonraki nesil
ürünlerde Sharp'ın ürettiği ekranları kullanması
bekleniyor.
KODAK’IN PATENTLERİ PAZARA ÇIKIYOR
Dünya borsaları düşerken, bu düşüşe karşı
yükseliş gösteren hisselerden biri görüntüleme
teknolojilerinde lider firmalardan birisi olan
Kodak. Bu ters ivmenin sebebi ise şirketin
patentlerine yönelik büyük şirketlerin ilgisi. Tüm
piyasalarda düşüş hakimken Eastman Kodak Co.
hisseleri yükseliş trendini kesmiyor. Sebep ise
yatırımcıların, Kodak’ın teknoloji patentleri ile
önemli avantajlar elde edebileceklerine yönelik
inançları. Özellikle mobil cihazlar için gündeme
gelen teknoloji patentleri, Google’ın geçtiğimiz
günlerde Motorola Mobility Holdings’i 12,5 milyar
dolara satın alma kararı ile daha da öne çıktı. Bu
anlaşmanın kapsamında Motorola’nın tüm
patentleri yer alıyor. Bu haberin gücünü arkasına
ÝMTÝYAZ
GENEL
Taner SAHÝBÝ,
KÜÇÜKTEPE
Hukuk Danýþmaný: Av.
ATAKÖY
YÖNETMEN
VE SORUMLU YAZI ÝÞLERÝ MÜDÜRÜ
Ofset Baský ; ÜNÝFORM
Özcan ATAMER
Renk Ayýrým; FÝLMEVÝ
Haber Koordinatörü
AYLIK BÖLGE
GAZETESÝ
Ýdare
Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1
Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy /Gökhan
Ýstanbul ATAMER
Aylýk Süreli yayýn
Haber Merkezi
Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16
YIL: 19 Sayý: 207 AĞUSTOS - EYLÜL 2011
Yavuz ARPACIK
Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret
A.Þ.
Arzu BERATOĞLU
[email protected]
tarafýndan yayýnlanmaktadýr.
Köþe
yazýlarýndaki sorumluluk,
yazarlarýna
aittir.
GAZETEMÝZ
BASIN AHLAK
YASASINA
Gazetemizde yayınlanan
ilanların
sorumluluğu
ilan
sahibine aittir
UYMAYI TAAHHÜT ETMÝÞTÝR
alan Kodak da New York Borsası’nda son günlerin
önemli bir yükselişine imza attı. Temmuz ayında
bir açıklama yapan şirket, ‘dijital görüntüleme’
konusundaki patentleri ile ilgili ‘alışveriş
arayışında’ olduğunu açıklamıştı. Şirketin bu
açıklaması da, şirketin bu patentlerden ne kadar
gelir elde edebileceğini merak eden yatırımcıların
doğal olarak ilgisini çekti. Analistler, Kodak’ın
patent portföyünün 2-3 milyar dolar değerinde
olduğunu tahmin ediyor. Bir zamanların efsanevi
fotoğraf şirketi ise patent satışı ile ilgili
danışmanlık konusunda Lazard ile çalıştığını
açıklamıştı. The Wall Street Journal’da yer alan ve
kaynağı belirtilmeyen bir habere göre ise
patentler, bunları savunma amaçlı kullanmak
isteyen kablosuz iletişim sektöründe stratejik bir
alıcının oldukça ilgisini çekti. Ama Kodak, patent
satışı ile ilgili, en azından şimdilik, bir yorum
yapmamayı tercih ediyor.
İNSAN BEYNİNİ TAKLİD EDEN YONGA
ABD'li bilişim devi IBM, bilgisayarların
deneyimlerinden öğrenmelerini, kuramlar
geliştirmelerini ve sonuçlardan ders çıkarmalarını
sağlayacak insan beyninin çalışmasını taklit eden
bir yonga geliştirdi. IBM’in açıklamasında, bu
yongalarla yapılacak ‘Düşünen Bilgisayar’ların,
bugünün geleneksel bilgisayarlarıyla aynı şekilde
programlanmayacağı belirtildi. Bu bilgisayarların,
deneyimlerinden öğreneceklerini, bağlantı
kuracaklarını, kuramlar geliştireceklerini,
anımsayacaklarını ve sonuçlardan ders
çıkaracakları da kaydedildi. Bu tip iki yonganın
üretildiğini ve şu anda test edildiğini belirten
şirket, her iki yonganın da silisyum yalıtkan
üzerinde 45 nanometre kalınlığında olduğunu ve
254 nörona (sinir hücresi) eşdeğer kapasiteleri
bulunduğuna işaret etti. IBM, uzun vadede hedeflerinin 10milyar nöron kapasitesine (insan beyni
100 milyar kapasiteli) ulaşan bileşenlerden bir
kompleks geliştirmek olduğunun altını çizdi. IBM’in
bu başarısı konusunda Endpoit Technologies Associates’den Roger Kay, ‘’Yeni bir ufuk, kimse böyle
araştırmalar yapmamıştı’’ dedi. Synapse adı
verilen projenin ikinci aşamasında IBM, Columbia,
Cornell, California ve Wisconsin gibi ABD’nin önde
gelen üniversiteleriyle işbirliği yapacak. Projeye,
ABD silahlı kuvvetlerinin yüksek teknoloji
projelerini finanse eden DARPA adlı kuruluş 21
milyon dolar kaynak sağladı.
GOOGLE MOTOROLA’YI ALIYOR
Internet devi Google, Motorola Mobility'yi almak
için 12,5 milyar dolar ödemeye razı oldu.
Motorola'nın cep telefonları başta olmak üzere
bireysel tüketici ihtiyaçlarını karşılayan servisi
Motorola Mobility'ye hisse başına 40 dolar
ödeyecek. Firma böylece Motorola'nın kablosuz
patentlerine de sahip olacak. Anlaşmaya göre,
Motorola Mobility'de bulunan Android lisansı
bundan sonra da açık kodlu olarak kalmaya
devam edecek. Satın alma işleminin 2011
sonunda, en geç 2012 başlarında tamamlanması
bekleniyor. Motorola Mobility hâlâ ayrı bir marka
olarak faaliyetlerine devam edecek.
STEVE JOBS GÖZÜNÜ ÇİN’E DİKTİ
Dünyanın en büyük mobil operatörü China
Mobile'ın CEO'su Wang Jianzhou iPhone'u kontratlı
olarak satmak için Steve Jobs ile birkaç kez bizzat
görüştüğünü açıkladı. Jianzhou "Umarım kısa
zamanda anlaştığımızı açıklarız" ifadesinden başka
bir ipucu vermedi. Şu anda China Mobile
şebekesini kullanan 7,44 milyon iPhone bulunuyor.
Ancak bunlar kontratsız cihazlar. Yaklaşık 616
milyon müşterisi ile dünyanın en büyük mobil
operatörü olan China Mobile ile anlaşmak için
Jobs'un devreye girmesi bu açıdan hiç de sürpriz
değil. China Mobile'ın son çeyrekte açıkladığı 9,6
milyar dolarlık kâr da Steve Jobs'un zihninde tatlı
hayaller uyandırmış gibi görünüyor. Şebekesinde
genellikle cep telefonları bulunan China Mobile'ın
akıllı telefon penetrasyonu ise çok yüksek değil.
Hukuk Danýþmaný: Av. Taner KÜÇÜKTEPE
Av. Öner AYBEK
Ofset Baský : ÜNÝFORM
Renk Ayýrým : FÝLMEVÝ
Ýdare Yeri: Ýncirli Caddesi Yeþilada Sokak No:2/1
Ferhat Apt. Kat: 1 D:4 Bakýrköy / Ýstanbul
Tel: (0-212) 543 86 64-543 86 65-543 86 47 Fax: 543 86 16
Ataköy Gazetesi, Yurtgün Ýç ve Dýþ Ticaret A.Þ.
tarafýndan yayýnlanmaktadýr.
Gazetemizde yayýnlanan yazý ve fotoðraflar kaynak
gösterilmeden kullanýlamaz
35
ALPTEKİN’İN RÜYASI GERÇEK OLDU
Doğuştan bağ dokusu kas hastası olan 13
yaşındaki Alptekin Albayrak’ın Bakırköy
Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’e
tekerlekli sandalye başvurusu ismini
açıklamak istemeyen bir hayırseverin
akülü tekerlekli sandalye almasıyla yerini
buldu.
Daha önce kullandığı tekerlekli
sandalyesinin eskimesi ve vücut hatlarına
uyumsuzluğuna bir de sandalyenin
ayaklarının kırılmasından sonra sadece
annesi ve babasının kolları arasında
ulaşımını sağlayan Alptekin, ailesinin
maddi durumunun yetersizliğinden dolayı
yeni tekerlekli sandalye rüyası Bakırköy
Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen’in
hayırsevere ulaşmasıyla gerçek oldu.
Güvenlik görevlisi babası ve ev hanımı
annesinin yardımı olmadan bir metre bile
yürüyemeyen Alptekin, akülü tekerlekli
sandalyesi ile artık istediği yere kendisi
gidebilecek.
Bu yıl 6.sınıfa gideceği okulunu şimdiye
kadar hep takdirle geçen Alptekin
Albayrak, artık rampaları bile akülü
tekerlekli sandalye ile aşabilecek.
Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen
de, “Mübarek Ramazan Ayı’nda isminin
açıklanmasını istemeyerek gerçek bir
yardımsever olduğunu gösteren
hayırseverimize çok teşekkür ediyorum.
Alptekin’in yüzüne tatlı bir tebessüm verebildiysek ne mutlu bizlere.” dedi.
Alptekin de “Çok mutluyum” diyerek
duygularını dile getirdi.
BAKIRKÖY’DE RAMAZAN
BAKIRKÖY’DE İLK İFTAR MECLİS ÜYESİ SELİM MALGAZ’DAN
Her yıl uyguladığı iftar çadırları geleneğini bu yılda
devam ettiren Bakırköy Belediyesi Osmaniye Mahallesi
İncirli Cami karşısında ve Kartaltepe Millet Parkı içinde
kurulan iki iftar çadırında Ramazan ayı süresinde her
akşam bin 500 kişiye iftar yemekleri verdi.
Belediyenin iftar çadırında ilk iftar yemeğini ise
Ataköy Kültür Eğitim Spor Vakfı (ATAVAK)
tarafından Bakırköy’ün protokolüne
iftar yemeği verildi.
ATAVAK Tesisleri’nde bulunan Big Mammas’ta
düzenlenen iftar yemeğine, Bakırköy Belediye
Başkanı Ateş Ünal Erzen, Bakırköy Müftüsü Zakir
Uzun, Bakırköy Kaymakamlığı Yazı İşleri Müdürü
Müdürü Filiz Ayrancı ve kurum müdürleri,
belediye meclis üyeleri, Bakırköy’deki siyasi parti
İlçe başkanları ile sivil toplum örgütleri
temsilcileri katıldı.
Bakırköy’ün tanınmış işadamlarından ve Bakırköy
Belediye Meclis üyesi Selim Malgaz verdi.
Halkın yoğun ilgi gösterdiği iftar yemeğine Bakırköy
Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, başkan yardımcıları
Yervant Özuzun ve Turgay Akbal’ın yanı sıra CHP’li
meclis üyeleri de katıldı.
TAMAŞ AİLESİ İFTARDA BİR ARAYA GELDİ
Volkswagen yetkili satıcısı Tamaş Motorlu Araçlar, çalışanlarına iftar
yemeği verdi.
Florya Has Kral Hatay Sofrası’nda gerçekleştirilen iftar yemeğine
Tamaş Motorlu Araçlar Genel Müdürü Mehmet Ali Çam, TAMAŞ
çalışanları ve çok sayıda davetli katıldı.
Canlı müzik eşliğinde verilen iftar yemeğinde, misafirlere Hatay
Mutfağı’ndan eşsiz tatlar sunuldu.
37
Bağımlılık Dayanışma Günü’nde 28. Yıl
BAĞIMLILIKLA MÜCADELEDE
BAŞARI MUCİZE DEĞİL!
Gazetelerde hep madde kullanan kişilerin
başarısızlık öykülerini okur, TV’lerde haberlerini izleriz. Oysa madde kullanımını
bırakan, temiz bir yaşam inşa etmeye çalışan,
bu nedenle de
basından uzak
duran sessiz bir
kalabalık da var.
Söz sırası
onlardaydı…
Bakırköy Prof. Dr.
Mazhar Osman Ruh
Sağlığı ve Sinir
Hastalıkları Eğitim
Araştırma Hastanesi
(BRSHH) Alkol ve
Madde Bağımlılığı
Araştırma ve Tedavi
Merkezi (AMATEM)
tarafından kutlanan “Alkol ve Madde Bağımlıları
Dayanışma ve Ayıklık Günü” AMATEM'de tedavi
gören bağımlılar, aileleri ve tedavi ekibini bir
araya getirdi.
Alkol ve madde bağımlılığıyla mücadelede
bağımlı, aile,
AMATEMÇEMATEM ve
toplum işbirliğine
dikkat çekilen
kutlamalarda
madde
kullanımının
sadece madde
kullanan kişileri
değil ailelerini,
çevrelerini ve tüm
toplumu etkileyen,
önemli kayıplara
neden olan çok
ciddi bir hastalık
olduğu vurgulandı.
Bağımlılığın tedavi
edilebilir bir
hastalık olduğu
konusunda toplumun ve madde kullananların bilinçlenmesinde çok önemli bir role sahip olan
“Alkol ve Madde Bağımlıları Dayanışma ve Ayıklık
Günü“nde hastalar, tedavi süreçleriyle birlikte
ortaya çıkan başarı hikayelerini kendi ağızlarından
anlattı. Hastalar, aylar öncesinde başladıkları
hazırlıkların birer sonucu olan çeşitli gösteriler
sergileyerek iyileşme dönemini
sonuçlandırdıklarını adeta ilan etti. Hastaların
sergiledikleri gösteriler, tüm katılımcıları alkol ve
madde bağımlılığı ile mücadeleye çağırdı.
Pek çok yönü olan bağımlılık tedavisinin yaşam
boyu süreceğini baştan kabul etmek gerektiğini
vurgulayan Bakırköy Ruh Sağlığı ve Sinir
Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Başhekimi Doç. Dr. Erhan Kurt madde
bağımlılığından kurtulmuş olan hastaların
kafasında “acaba başarabilir miyim?” sorusu
dolaşan insanlara başarı oyununun başrol
oyuncuları olarak umut ve başarının yapılabilirliğin
canlı birer örnekleri olduğunu söyledi.
Geçtiğimiz yıl 2135 kişi başvurdu
Günümüzde giderek yaygınlaşan madde
kullanımının sadece madde kullanan kişileri değil
ailelerini, çevrelerini ve tüm toplumu ilgilendiren,
önemli kayıplara neden olan ciddi bir hastalık
olduğunu ifade eden AMATEM Klinik Şefi Doç. Dr.
Defne Tamar Gürol, geçtiğimiz yıl AMATEM’e 2 bin
135 kişinin madde kullanımı nedeniyle
başvurduğunu, bu kişilerin tedavi süreçlerini ise
psikiyatri uzmanları, aile hekimi uzmanı, psikolog,
sağlık eğitimcisi,
hemşire, sağlık
memuru, sosyal
çalışmacı ve diğer
çalışanlardan oluşan bir
ekiple gerçekleştirdiğini
belirtti.
AMATEM uyuşturucu
madde ve bağımlılık ile
ilgili tüm soru ve
sorunlara yanıt vermek
için (0212) 660 00 26
numaralı özel hattı
kurdu. Bu hatta kimlik
bilgisi sorulmaksızın
yardım ve destek
verebilmek için uzmanlar 24 saat çalışmalar
yapıyor. Her türlü soru canlı olarak yanıtlanırken,
telefon eden kişilere isim, adres gibi kimliklerini
açıklayıcı herhangi bir bilgi sorulmuyor.
Ş E K E R B AY R A M I N I Z I
EN İÇTEN
DİLEKLERİMİZLE
KUTLARIZ
AT R Ý U M E S N A F V E Ç A L I Þ A N L A R I
Te l e f o n : ( 0 2 1 2 ) 6 6 1 1 2 3 3 / 3 7 / 4 1
560 36 65
39
ÜNLÜ MODACI DENİZ MERCAN’DAN
PEMBE ELLER’E DESTEK
emeği ürünlerin satışı ile ev
ekonomilerine katkıda bulunma
çabalarının kendisini çok mutlu ettiğini
söyledi. 2012 yılı takı, örgü, ev dekorasyonu ve moda trendleri ile ilgili çok
önemli bilgiler paylaşan Mercan,
katılımcı kadınların el emeği ürünlerini inceleyerek modaya uygun
ürünlerin üretilmesi konusunda
katılımcılara tavsiyelerde bulundu.
Ünlü modacıdan aldıkları eğitimden
memnun kalan kadınlar, projeye
verdiği destekten dolayı Deniz
Mercan’a teşekkür etti.
Ünlü modacı Deniz Mercan, kadın istihdamını
artırmak amacı ile başlatılan proje kapsamında,
kadınlara moda ve tasarım eğitimleri verdi.
Bakırköy Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin
Bakırköy’de başlattığı ve Yrd. Doç. Dr. Meltem
Ünal Erzen’in başkanlığını yürüttüğü “Pembe
Eller” projesi kapsamında;
dünyaca ünlü
modacı Deniz
Mercan,
Pembe Eller
katılımcılarına,
satış öncesi ilk
moda eğitimini
verdi.
Kadın
istihdamına
yönelik projeler
içerisinde yer
almanın kendisini
çok
heyecanlandırdığını
belirten Mercan,
meslek sahibi
olmayan kadınların,
üretmiş oldukları el
GENÇ MÜHENDİSLER NOSSA COSTA’DA
MEZUNİYETLERİNİ KUTLADI
İstanbul
Üniversitesi
Metalurji ve
Malzeme
Mühendisliği
Bölümü
Öğrencileri
mezuniyetlerini
Nossa Costa’da
kutladı.
İstanbul Lütfi
Kırdar
Uluslararası
Kongre ve Sergi
Sarayı’da
yapılan İstanbul
Üniversitesi
2010-2011
Akademik Yılı
Mezuniyet
Töreni’nde kep
atan öğrenciler;
Nossa Costa’da
verdikleri
Mezuniyet
Yemeği ile
gecenin geç
saatlerine
kadar
eğlenerek vize,
final ve
bütünleme
sınavlarının
streslerini
üzerinden atıp
mezuniyetlerini
kutladılar.
41
MUTLU GÜNLER
Nazlı BOSTAN & Evren BİNER
EVLENDİLER
Hakim adayı Nazlı ile Avukat Evren’in
düğünleri Eskişehir Dedepark Otel’de yapıldı.
Düğüne Bostan ve Biner ailelerinin yakınları
ile Nazlı ve Evren’in yakın arkadaş ve
meslektaşları katıldı.
SD PİLATES STÜDYOSU
SD BALE EĞİTİMİ
SD SPORTİF BECERİ
KOORDİNASYON
MERKEZİ
( 4-7 Yaş arası )
Ataköylüler Derneği Salonlarında
ÇALIŞMALAR BAŞLIYOR
TELEFON: (0212) 570 88 01 - 661 88 01 - 560 82 81 - 560 75 09
www.starlarindogusu.com
9-10 Kısım Otobüs Plantonluğu yanı ATAKÖY
43
KOMŞU İLÇELER:
İSTANBUL’A HAYRAN KALDILAR
Miniatürk’te
buldular.
Gezide
Türkiye’nin çok zengin
ve geniş bir kültüre sahip
olduğunu gördüklerini belirten ülke
temsilcileri, “Burada minyatürlerini gördüğümüz
birçok yeri gerçekte de ziyaret etmek isteriz. Bu
yerler mutlaka görülmeli” diye konuştular.
Miniatürk’ün ardından, Ayasofya Camii,
Sultanahmet Camii ve Kapalıçarşı'yı gezen kafile
rehberlerden ayrıntılı bilgi aldı. Ayasofya Cami’sinden oldukça etkilenen misafir gruplar,
Kapalıçarşı'da ise bol bol fotoğraf çekerek,
alışveriş yaptı. İstanbul'daki en önemli tarihi
mekanları görme imkanına sahip olan konuklar,
"İstanbul kesinlikle gezilip görülmesi gereken bir
şehir. Daha önce buraları yalnızca isim olarak
duyduk. İçinde barındırdığı birçok eserle, önemli
bir tarihi mirasa sahip. Umarız, aynı yerleri tekrar
görme şansımız olur" diyerek geziden duydukları
memnuniyeti dile getirdiler.
KÜÇÜKÇEKMECE
6. Uluslararası
Küçükçekmece Göl Festivali etkinliklerinde yer
alan misafir dans grupları İstanbul turu yaptı.
Türkiye grubunun da katıldığı kafile sabahın erken
saatlerinden itibaren sırasıyla Panorama 1453
Fetih Müzesi, Türk Dünyası Kültür Evleri, Miniatürk, Ayasofya Camii, Sultanahmet Camii ve
Kapalıçarşı’yı gezdi. Grup, gezinin ilk durağı olan
Panorama 1453 Fetih Müzesi’nde İstanbul’un
Fethi’ne yeniden tanıklık etti. Kente giriliş anını
yeniden yaşayan kafile, Macar topçu ustası
Urban'ın döktüğü toplara dokunup, Mehter
Marşı'na eşlik etti.
Kafilenin ikinci durağı ise Türkiye’nin ilk minyatür
parkı Miniatürk’tü. Türkiye’ye olan meraklarını her
fırsatta dile getiren misafir gruplar, aradıklarını
DOSTLARIMIZIN EVİ, “YAZ” GİBİ RENGARENK
Küçükçekmece Belediyesi’ne bağlı
olarak hizmet veren Altınşehir
Kayabaşı yol ayrımında bulunan
hayvan barınağı, rengarenk
duvarlarıyla barınaktan ziyade,
yazın geldiğini müjdeler bir
görüntü sergiliyor. Hayvanların her
türlü bakımının titizlikle yapıldığı
barınağın, bu güzel görüntüsünün
ardında da onlara bir nevi annelik
yapan, Veteriner Hekim Çiğdem
Eral var. Eral, barınağın tüm kapı
ve duvarlarına, rengarenk doğa ve
hayvan resimleri çizerek,
hayvanların yaşam alanını bir
barınak olmaktan çıkarıp, çok daha
güzel bir görüntüye kavuşturdu.
Eral, 15- 20 gün süren bir
çalışmayla tüm barınağa hayvan ve
doğa resimleri çizdiğini, böylece
barınağın daha çekici ve ziyaret
edilesi bir hale geldiğini dile
getirdi. Dışarıdan bakıldığında
renkli görüntüsüyle insanları içine
çeken barınakta, 100’e yakın köpek
barınıyor. Barınaklar aslında
sadece sokak köpeklerinin
barındığı bir yer değil, onları
ziyaret ederseniz göreceksiniz ki,
size en sıcak karşılamayı onlar gösteriyor.
BİLGİ EVLERİ’NDE HEDEF DAHA KALİTELİ EĞİTİM
Küçükçekmece Belediyesi
Bilgi Evleri düzenlediği
zümre toplantılarıyla
eğitimde kaliteyi
artırmaya devam ediyor.
Sefaköy Kültür ve Sanat
Merkezi’nde yapılan
toplantı ile bilgi evlerini
öğrenciler için daha da
verimli yapmanın yolları,
eğitim sürecinde karşılaşılan sorunlar,
yapılacak sosyal faaliyetler ve bundan sonraki süreçte izlenecek yollar gibi birçok
konu masaya yatırıldı.
Yaz dönemi ve ilerleyen aylarda yapılması
planlanan projelerle ilgili öğretmenlere
bilgi veren Bilgi Evleri
Koordinatörü İbrahim
Keleş konuşmasında,
sosyal medya alanında
yürütülecek çalışmalar
ve kapsamlı yaz okulu
projesi üzerinde durdu.
Bilgi Evlerinden mezun
olan öğrencilerle
hayatlarının geri kalan
kısmında da iletişim kurmak ve verilen
eğitimlerin oluşturduğu etkileri
gözlemlemek gerektiğini belirten Keleş, bu
amaçla sosyal paylaşım sitelerinde “Bilgi
Evi Mezunları” adıyla bir
grup oluşturacaklarını
belirtti.
Yaklaşık iki saat süren
toplantının ardından
uzman psikolojik
danışman Mehmet Teber
öğretmenlere seminer
verdi. Seminerde insan
ruhunun eğitimdeki
önemine dikkat çeken Teber, “İnsanı
kazanmak ruhun ihtiyaçlarını karşılamakla
mümkündür. Ruhun temel ihtiyaçları neler?
Hava ve su gibi ruhun da her saniye ihtiyaç
duyduğu bir şey var mı? Bunları iyi
düşünmek lazım. İnsanlar bugün geçmişe
nazaran daha konforlu
olmalarına rağmen
mutsuzlar. Bunun
nedeni hayatın
merkezine bedensel
ihtiyaçların alınmasıdır.
Hayat bir fark edilme
çabası olduğu için
insan ruhu sevgi,
takdir, değer ve ilgi
görmek ister. Bizim hayatımızda etki etmiş
kişilerin bizim ruhumuzu beslediklerini
görürüz” diye konuştu. Toplantı seminerin
ardından verilen kokteylle son buldu.

Benzer belgeler

Ataköy Gazetesi

Ataköy Gazetesi Hizmet otoparklarında ilk 3 saate kadar ücret alınamaz

Detaylı