Mukavemet ve cezası1 Madde 90 - 1. Bir âmiri

Yorumlar

Transkript

Mukavemet ve cezası1 Madde 90 - 1. Bir âmiri
Mukavemet ve cezası1
Madde 90 - 1. Bir âmiri veya mafevkını zorla ve tehdit ile hizmet emrini
ifadan menetmeğe, yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya
yapmamak için zorlamağa kalkışan mukavemet cürmünü yapmış olur. Bu cürmü
işleyenler altı aydan on seneye kadar, az vahim hallerde üç aydan az olmamak
üzere hapis, seferberlikte iki seneden, az vahim hallerde altı aydan aşağı olmamak
üzere hapis cezalariyle cezalandırılır.
2. Mukavemet cürmü âmirin muhafazasına memur olan yahut bu maksatla
getirilen erbaşa ve ere karşı yapılırsa yine aynı ceza verilir.
NOT: Bu maddeye göre verilen cezalar tecil edilemez: As.C.K. 47/A.
AÇIKLAMA:
"Kalkışmak" sözü hem suçun tamam olması ve hemde teşebbüs halinde
kalması hallerini ifade eder, dolayısıyla icraya başlanır başlanmaz suç vücuda gelir,
arzu olunan maksat ve sonucun meydana gelip gelmemesi suçun teşekkülünde
gerekli değildir. Bu sebeple, 90 ncı maddede yazılı suçta teşebbüs hali
düşünülmemiştir.2
"Zor" karşı gelmek için maddi kuvvet kullanmak demektir. Amiri veya üstünü
maddi kuvvet kullanarak hizmet emrini yerine getirmekten men etmek, yahut
hizmete ilişkin bir işlemi yapmak veya yapmamak için güç kullanmaktır. "Zor"
kullanmak, amirin veya üstünün şahsına karşı yönelmiş olması gerekir. Buradaki
zorlama, sözle değil kuvvetle, tehditle oluşur.
Bu Sayfadaki açıklama ve dosyalar, (E.) HÂKİM ALBAY ORHAN ÇELEN tarafından yayınlanmış
olan "En son içtihatlı, notlu, açıklamalı, ek ve örnekli TSK. İç Hizmet Kanunu ve Yönetmeliği, Askeri
Ceza Kanunu, Disiplin Mahkemeleri Kanunu, TSK. Personel Kanunu, Ankara 2010, 1.Baskı, 1635
sayfa" isimli kitaptan alınmıştır. Buraya yapılan alıntılar için YAZARIN AÇIK İZNİ MEVCUTTUR.
Burada yer alan tüm dosya ve açıklamalardan alıntı yapmak için, alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare
eklenmelidir : “En son içtihatlı, notlu, açıklamalı, ek ve örnekli TSK. İç Hizmet Kanunu ve
Yönetmeliği, Askeri Ceza Kanunu, Disiplin Mahkemeleri Kanunu, TSK. Personel Kanunu, Ankara
2010, 1.Baskı " isimli Kitaptan alıntı yapılan ve askerihukuk.net isimli internet sitesine konulan bu
dosya ve açıklamaların tüm hakları anılan kitabın yazarı (E.) Hak.Alb. Orhan ÇELEN'e aittir." Bu
ibare eklenmek şartıyla, buradaki dosyalardan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun kısa alıntılar
yapılabilir, ancak yazarının açık izni olmaksızın açıklama ve dosyanın tamamı başka bir mecraya
kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
2 Taşkın, Rifat: A.g.e., s.168
1
"Tehdit" manevi cebirdir. Tehdit ağır bir zarara uğratılacağının mağdura
bildirilmesidir. Tehdit hayata, bedenin tamamiyetine, şeref ve haysiyete, itibara veya
iktisadi duruma önemli zarar verileceği yolunda yapılır. Tehdit doğrudan doğruya
veya dolayısiyle de olabilir.3 Bu fenalık, amirin veya üstün irade serbestisine tesiri
olacak şekilde olmalı ve bu fenalık karşısında tehdit olunan kimsenin, ürkmek
suretiyle, arzu ve iradesi üzerinde bir baskı yapılmış olması gereklidir.4
Tehdidin, üst veya âmire ulaşması, bilgisine vasıl olması gerekir.
Kuvvet veya tehdite elverişli araçlarla amir veya üstü mecbur bir vaziyete
koymak kasdı zaruri bir şarttır. Şayet ast, başka bir maksatla hareket etmişse, o
takdirde mukavemet cürmü oluşmaz. Fiilin niteliğine göre başka suçlara vücut
verebilir. Hizmete ait muameleyi terk etmek için zorlamak fiilinde, o muameleyi
kuvvet kullanarak menetmek arzusu kafidir, üst veya âmirin bu muameleyi
yapmaya başlamış olup olmaması önemli değildir.5
"Amirin muhafazasına memur olan yahut bu maksatla getirilen erbaş ve
erler": Bu kavram, Kanunumuzun aslı olan Alman Kanununun 96 ncı maddesinin
ikinci fıkrasıdır, fakat yanlış tercüme edilmiştir. Alman Ceza Kanununda bu fıkra
"eğer fiil, üste yardım için tavzif edilmiş veya getirilmiş olan erata karşı yapılırsa
gene aynı ceza tatbik olunur" şeklinde yazılıdır. Ve bu yardımdan muhafaza değil,
hizmete yardım amaçlanmıştır.6
Karşı gelinmek istenilen emrin, icrasını men için mukavemetin üst veya
âmirin şahsına veya üçüncü bir şahsa yöneltilmiş olması suçun teşekkülünde önemli
değildir. Ayrıca, emrin doğru ve uygun olup olmaması, üstün yetkileri dahilinde
bulunup bulunmaması, talimatlara uygun olup olmaması da suçun teşekkülünde hiç
bir tesir yapmaz.7
Logoz, I, P. 265, m.2299 bb. (Gözübüyük, A.P: A.g.e., s.148’den naklen.)
Rifat: A.g.e., s.168
5 Taşkın, Rifat: A.g.e., s.169
6 Taşkın, Rifat: A.g.e., s.169’dan naklen
7 Taşkın, Rifat: A.g.e., s.170
3
4Taşkın,
AS. YARGITAY KARARLARI:
Mukavemet suçunun tekevvünü için, âmir veya mafevki zorla veya tehditle
hizmet emrini ifadan men etmek veyahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak
veya yapmamak için zor kullanmak lâzım gelip, yalnızca kendini karakola götürmek
isteyen inzibatların elinden kaçmaktan ibaret olan fiil, yalnızca mukavemet suçunu
teşkil etmez. (As.Yrg.Gen.Krl., 2.3.1956, E.335, K.26)
Üstünü zorlama veya tehditle hizmetten men etmeğe müteallik maddî bir fiili
sepketmemiş olan sanığın, sadece üstü tarafından verilen emre karşı söz ile imtinaı
mukavemet suçunu teşkil etmez. (As.Yrg.1.D., 20.5.1958, E.387, K.2364)
Askerî Ceza Kanununun 90 ıncı maddesinde aslolan ceza, maddenin vahim
hali olup, az vahim halin kabulünde sebebinin hükümde gösterilmesi icap eder.
(As.Yrg.2.D., 15.4.1964, E.437, K.477)
Sanığın, sarhoşluğunu ve uyumsuz vaziyetini merkez komutanlığına
bildirmek isteyen üstün bu hareketine mâni olmak maksadiyle telefonunun
kablosunu koparması, üste mukavemet suçunu teşkil eder. (As.Yrg.2.D., 11.3.1965,
E.181, K.379)
Sanık astsubayın, Gr.K.nından aldığı emir gereğince, kendisini disiplin ceza
yerine koyacak olan yüzbaşıya "..ben hapishaneye gitmeyeceğim, sakın bana
müdahale etmeyin, hâdise çıkarırım" demek, akabinde bulundukları odayı terk
etmek ve bölüğe ait bir tüfek ile mermilerini alarak kırlara açılmak suretiyle hizmete
müteallik bir muameleyi yaptırmamak maksadiyle üstüne karşı zor kullandığı
anlaşıldığına göre, esasen üste mukavemet cürmünde emre itaatsizlikte mündemiç
bulunduğu halde üste mukavemet yerine emre itaatsizlikte ısrar suçundan uygulama
yapılmasında isabet yoktur. (As.Yrg.Drl.Krl., 5.5.1967, E.25, K.28)
Dava konusu olayda da sanığın, kendisini Alaya götürmekle görevli âmirin,
bu hizmet emrini imkânsızlaştırmak amacına yönelik olarak, elbise değiştirmek için
girdiği evin kapısını kapatarak dışarı çıkmaması "amire mukavemet suçunu teşkil
eder. (As.Yrg.Drl. Krl. 11.6.1976, E.40. K.40)
Sanık erin, kendisini nezarethaneye kapatmak isteyen nöbetçi astsubayını iki
eli ile itmesinin mukavemet suçunun icrai unsurunu teşkil ettiği gözetilmeden,
eyleminin üste fiilen taarruza teşebbüs olarak kabul edilmesi ve hakkında üste
mukavemetten ayrı olarak üste fiilen taarruz suçundan da hüküm tesisi kanuna
aykırıdır. (As. Yrg.5.D., 1.7.1987, E.427, K.413)
Sanık Astsb.ın, olay gecesi düğün salonunda orkestranın üzerinde bulunduğu
platformun önünde durduğu, düğün salonu amiri olan resmi kıyafetli Atğm.M.K.nın
buradan
çekilmesi
şeklindeki
uyarılarına
karşılık
onunla
tartıştığı
el
kol
hareketlerinde bulunduğu, hakaret ettiği, arkadaşları tarafından dışarıya çıkarıldığı
iddiasıyla görülen dava sonunda yerel mahkemece sanığın üste mukavemet suçunu
işlediği kabul edilerek As.C.K.nun 90 ve T.C.K.nun 59 ncu maddeleri gereğince
cezalandırılmasına karar verilmiştir. As.Yrg.4.Dairesince; sanığın eyleminin üste
hakaret ve üste hürmetsizlik suçunu oluşturacağı belirtilerek yerel mahkeme kararı
bozulmuştur. As.Yrg. Daireler Kurulu; "Orduevinde düğün davetlisi olduğu
anlaşılan sanığın orkestra önünde durmasından düğün sahiplerinin herhangi bir
şikayetlerinin olmadığı, salon görevlisi Atğm.M.K.ın, sanığı orkestra önünden
indirme gibi bir görevi de söz konusu olamıyacağı bu sebeple açıklanan eyleminin
mukavemet suçunu oluşturmıyacağı, ancak sanığın üstü olan ve oradan indirmeye
kalkışan asteğmene karşı oradan ayrılmayacağını el kol hareketleri yapmak suretiyle
tartışmaya girmesi ve ona "dalyarak" demesi şeklinde gerçekleşen eyleminin üste
hakaret suçunu teşkil edeceği nedeniyle mahal mahkemesinin eski hükümde
direnmeyi havi hükmünün suç vasfı yönünden bozulmasına karar vermiştir.
(As.Yrg.Drl.Krl., 19.1.1989, E.25, K.19)
Askeri inzibat kuvvetlerinin olaylara müdahalesi ve geçici yakalama yetkileri
İç Hizmet Kanunun 95 nci maddesinde belirtilmiş olup, sivil bir arkadaşı ile birlikte
içkili lokantada yedikleri yemeğin hesabının tahminlerin çok üstünde gelmesi ve
adisyon verilmemesinden doğan ihtilaf nedeniyle lokantacı tarafından Merkez
komutanlığından celbedilen inzibat subayının hukuki olan bu ihtilafa müdahale
yetkisi bulunmadığı, dolayısiyle görevli sayılamayacağı göz önüne alındığında,
inzibat subayının merkeze davet emrine uymayan ve gitmekte güçlük çıkartan sanık
astsubay hakkında mukavemet suçunun teşekkül etmeyeceği gözetilmeyerek sanık
hakkında As.C.K.nun 90 ncı maddesi gereğince hüküm tesisi kanuna aykırıdır.
(As.Yrg.Drl.Krl., 7.12.1989, E.255, K.252)
Girişlerin o kapıdan yapılmayacağını bildiren nöbetçi eri tüfeğinden iterek ve
zor kullanmak suretiyle içeri giren sanık astsubayların hareketi amire mukavemet
suçunu teşkil eder. (As.Yrg. 5.D., 13.12.1989, E.667, K.648)
Sanık Yüzbaşının yanında sivil bir bayan arkadaşı olduğu halde, emir ve
talimatlara aykırı olarak misafirhaneye gitmek istemesine izin vermeyen silahlı
nöbetçinin durumu telefonla nöbetçi amirine bildirmek istemesi üzerine, telefonu
kapatmak suretiyle buna engel olması ve eline geçirdiği bir kalemi mağdurun
çenesine dayayarak "gözünü çıkarırım, dişlerini sökerim" şeklinde sözlerle tehdit
etmesi, bu suretle nöbetçiyi zorlayarak görevine engel olması As.C.K.nun 90 ncı
maddesinde yazılı amire mukavemet suçunu teşkil eder. (As.Yrg.Drl.Krl., 14.6.1990,
E.98, K.90)
Sanık İs.Yzb. (..) aksayan bir hizmetin nedeni araştırılmak üzere amiri
tarafından garnizona çağırılmış, sonunda muayene kayıtlı üç gün süreli istirahatli
olmasına rağmen çağrıya uymuştur. Diğer sanık Bnb.nın bariyer ağının kopması
sorumlularını araştırırken, bunu engellemek için yüzbaşıya daha önce verdiği emrin
neden gereği yapılmadığını sorduğu, bu hususta karşılıklı tartışma sırasında Yzb.
(..)'in davranışlarını disiplinsiz bulduğu, ikazına rağmen devam edip orayı terketmek
istemesi üzerine kendisini hapsettiğini söyleyerek, misafirhanedeki bir odaya
gitmesini istediği, gitmeyince de orada bulunanlara götürmeleri için emir verdiği
sanığın oradan uzaklaşarak yakalanmasına kadar geçen hal ve davranışları
As.C.K.nun 90 ncı maddesindeki “zorla ve tehdit ile hizmet emrinin ifadan men
etmeye, yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için
zorlamaya kalkışması” şeklinde nitelenemez. Usulüne uygun olup olmadığının
tartışması bir tarafa, amiri tarafından seni hapsediyorum dendikten sonra bunun
zorla infazı söz konusu olduğundan, olayımızda sanık yüzbaşının mukavemet
suçundan söz edilemiyeceği gibi, cezanın infazına karşı sanığın buna uymama ve
kaçma eylemi emre itaatsizlikte ısrar suçuna da vücut vermez. Kaldı ki sanık yüzbaşı
istirahatli olduğunu bildirmiş bulunmakla kendisine hizmete ilişkin bir emir
verilemiyeceği de bilinen bir keyfiyettir. Askeri mahkemenin sanık Yzb. (..) hakkında
yukarıda sözü edilen eylemi suç teşkil etmediğinden, beraet kararı vermesi
gerekirken
mahkumiyet
hükmü
kurması
yasaya
aykırı
bulunmuştur.
(As.Yrg.Drl.Krl., 7.10.1993, E.72, K.72)
TSK. İç Hizmet Kanununun 24 ve TSK. Kıyafet Yönetmeliğinin 12 nci
maddelerine göre her üstün kıyafeti bozuk olan veya askerliğe aykırı davranış içinde
bulunan astlarına müdahale ederek onları ikaz ve gerektiğinde ilgili makamlara
teslim görevi olup, bu hizmet emrini yerine getirmeye uğraşan Astsb.ın bu andan
itibaren hizmet halinin başladığında hiçbir kuşku yoktur. As.C.K.nun 90/1 nci
maddesinde belirtilen, bir üst'ü zorla ve tehditle hizmet emrini ifadan menetmeye,
yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamaya
kalkışmaktan maksat, sadece maddi kuvvet olmayıp, pasif mukavemeti de içine alan
amir veya üst'ü hizmete taallük eden bir fiili yaparken menetmek için her türlü
cismani kuvvet kullanmaktır. As.C.K., mukavemet suçunu aktif ve pasif olarak
ayırmayıp tek hükümle düzenlediği cihetle amir veya üst'e mukavemetten maksat,
üst veya amirin bir hizmet emrini yerine getirmesine engel olmak amacı ile, hizmet
emrinin yerine getirilmesini güçleştirmektir. Hal böyle olunca da madde de geçen
zor kelimesini sadece maddi kuvvet anlamında kabul etmek kanun koyucunun
gerçek amacına ve korunmak istenen hukuki yarara ters düşecektir. Bu açıklamaların
ışığı altında olayımıza dönersek, sanığı kıyafet bozukluğundan dolayı ikaz görevini
yerine getirmekte olan Astsb.ın ona hüviyetini göstermesiyle başlamış olan hizmet
emrini yerine getirmesini güçleştirmek gayesiyle onu iterek kaçan sanığın fiilinin,
üst'e saygısızlık sınırlarını aştığı ve üst'e mukavemet suçuna vücut verdiği sonucuna
varılmıştır. Zira, yukarıda da belirtildiği gibi bir amir veya üstün bir hizmet emrini
yerine
getirmesini
engelleyecek
her
türlü
hareket
bu
suçu
oluşturur.
(As.Yrg.Drl.Krl., 31.3.1994, E.37, K.34)
Mukavemet suçunun oluşması için amir veya mafevki zorla veya tehdit ile
hizmet emrini ifadan men etmek veyahut hizmete müteallik muameleyi yapmak
veya yapmamak için zor kullanmak gerekmekte olup, bu zor kullanmanın da amir
veya üstün bir hizmet emrini yerine getirmesine engel olma veya güçleştirme
derecesinde pasif hareketler şeklinde vuku bulması gerekmektedir. Sanık Astsb.
(..)’in 6136 sayılı Yasaya aykırı davranmak ve meskun mahalde silahla ateş etmek
suçunun soruşturmasını yapmak üzere kendisini Merkez Komutanlığına davet eden
Merkez Komutanlığı nöbetçi subayı Atğm. A.İ.G.’ın bu emrine “senin belanı
s.k.ederim” diyerek hakaret ettiği, Merkez Komutanlığına götüremezsiniz diyerek
direndiği, asteğmenin üzerine yürüdüğü, taşkın hareketlerde bulunduğu sübuta
erdiğinden
sanığın
eyleminin
mukavemet
suçuna
uyduğu
görülmektedir.
(As.Yrg.4.D., 17.5.1994, E.248, K.268)
Disiplinsiz davranışları nedeniyle silahlarından arındırılarak göz altına
alınması yönünde amir tarafından verilen emri dinlemeyen sanığın, bu emri yerine
getirmekle görevli olan timi, üzerinde bulunan silah ve el bombasını patlatacağı
tehdidiyle görevini yapmaktan alıkoyması şeklinde oluşan eylemi amire mukavemet
suçunu oluşturur. (As.Yrg.4.D, 21.6.1994, E.340, K.338)
Mukavemet suçunun oluşması için malum ve muayyen olan ast'a hitap eden
bir emrin varlığı gerekli olup dava konusu olayda bu durum şüpheli kalmaktadır.
Hizmet emrine karşı maddi güç kullanılması, keza görülmekte olan bir hizmetin
engellenmesi söz konusu bulunmadığından sanığın sübuta eren eylemlerinin
mukavemet suçuna vücut vermeyeceği hk..(As.Yrg.Drl.Krl., 7.7.1994, E.84, K.83)
3 ncü Ordu Askeri Ceza ve Tutukevinde tutuklu bulunan sanığın cezaevi
müdürünün emri ile üçüncü koğuştan dördüncü koğuşa nakli sırasında emir
kendisine saat 09.00 da gardiyanlarca iletilmesine ve 11.00'a kadar ikna edilmek için
çalışılmasına
rağmen
sanığın
koğuş
değiştirmeyi
kabul
etmediği,
cezaevi
müdürünün emrinin gardiyanlarca zorla yerine getirilmek istenmesi sırasında ise
sanığın koğuştan çıkmamak için kapıdan, ranzalardan tuttuğu, gardiyanlara küfür
ederek, tekme sallayarak emrin ifasını engellemeye çalıştığı, ancak sonuçta
koğuşunun değiştirildiği şeklinde cereyan ettiği anlaşılan ve baştan sona bir
bütünlük arzeden eylemin sabit görülüp, mukavemet suçu olarak nitelenmesinde,
kanuna aykırı bir cihet ve isabetsizlik görülmemiştir. (As.Yrg.2.D., 27.9.1995, E.539,
K.535)
As.C.K.nun 90 ncı maddesinde yer alan mukavemet suçunun en önemli
unsuru, üst'e veya amire karşı zor veya tehdit kullanmak veya üst veya amiri
zorlamaktır. Görüldüğü üzere, bu unsur vücut bütünlüğüne yönelik fiili, aktif bir
saldırı veya taarruzu içermemektedir. Oysa, As.C.K.nun 91 nci maddesinde yazılı
olan üste ve amire fiilen taarruza teşebbüs veya taarruzda, üst veya amirin
otoritesinin kaynağı olan vücut bütünlüğüne yönelik aktif biçimde bir saldırı söz
konusudur. Şayet eylem; zorlama hudutlarını aşıp, saldırı ve taarruz niteliğine
bürünmüş
ise,
bu
durumda
mukavemet
suçundan
söz
etmek
olası
değildir.(As.Yrg.5.D., 13.2.1997, E.116, K.113)
15.5.1995 günü sanık Onb. (..)'ın aynı taburda görevli asteğmen Z.B.
komutasında erzak aracı ile 5-6 erle birlikte Cizre'ye geldikleri, saat 12.00 civarında
işlerini tamamlayıp şehir merkezinde toplandıkları, görevli erlerden A.Ö.'in, terhis
olan erlerin posta ile gönderilen maaşlarına ait posta çekleri ile alış verişten artan
2.500.000 TL.yi kaybettiğini söylemesi üzerine, durumu açıklığa kavuşturmak isteyen
Asteğmen Z.B.'in erlerin üstünü aradığı, sıra sanık Onb. (..)'a gelince sanığın
yumruklarını sıkıp havaya doğru kaldırdıktan sonra "beni arıyamazsın, git istediğin
yere şikayet et" deyip, kendisini aramasına izin vermediği tanık beyanları ve
dosyadaki tutanaktan anlaşılmaktadır. Mukavemet suçu As.C.K.nun 90/1 nci
maddesinde "bir amiri veya üstünü zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan men
etmek, yaput hizmete ilişkin bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamaya
kalkışmak" şeklinde tarif edilmiştir. Burada amir veya üstün hizmet emrini veya
hizmete ilişkin bir muameleyi yapmak istemesi, failinde bunu zorla engellemesi
unsur olarak aranır. Asteğmen Z.B.'in sanığın elbisesini ve ceplerini arama yetkisi o
anda mevcut değildir. Zira sanığın, sözü geçen para ve belgeleri çaldığı veya
sakladığı konusunda kuşku uyandıracak hiçbir emare bulunmadığı gibi, Milli
Güvenlik ve kamu düzeni bakımından da gecikmesinde sakınca bulunan bir hal söz
konusu değildir. Ve dolayısıyla Atğm.nin yaptığı işlemde
hizmet ilişkisi
bulunmamaktadır. Sanığın da Asteğmen Z.B.'e karşı olan söz ve davranışı üstü kavli
tehdit suretiyle hürmetsizlik suçunu oluşturur. Üste mukavemet suçundan verilen
mahkumiyet hükmü vasıf yönünden kanuna uygun bulunmamıştır. (As.Yrg.1.D.,
28.5.1997, E.377, K.376)
Askeri Yargıtay Daireler Kurulu’nun 31.3.1994 gün ve 1994/37-34 Sayılı
Kararında da açıklandığı üzere; As.C.K.nun 90/1 nci maddesinde belirtilen bir üstü
zorla ve tehditle hizmet emrini ifadan menetmeye, yahut hizmete müteallik bir
muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamağa kalkışmaktan maksat, sadece
maddi kuvvet olmayıp, Rıfat TAŞKIN’ın doktriner görüşünde de belirttiği gibi, pasif
mukavemeti de içine alan, amir veya üstü hizmete taalluk eden bir fiili yaparken
menetmek için her türlü cismani kuvvet kullanmaktır.
Askeri Ceza Kanunu mukavemet suçunu aktif ve pasif olarak ayırmayıp,
tek hükümle düzenlediği cihetle, amir veya üst’e mukavemetten maksat, üst veya
amirin bir hizmet emrini yerine getirmesine engel olmak amacı ile hizmet emrinin
yerine getirilmesini güçleştirmektir. Hal böyle olunca da, maddede geçen “zor”
kelimesini sadece maddi kuvvet anlamında kabûl etmek, kanun koyucunun gerçek
amacına ve korunmak istenen hukuki yarara ters düşecektir. Dolayısıyla, bir amir
veya üst’ün bir hizmet emrini yerine getirmesini engelleyecek her türlü hareket
mukavemet suçunu oluşturmaktadır. Nitekim, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun
9.5.1975, 17-10 ve 11.6.1976, 40-40 gün ve sayılı kararları da bu doğrultudadır.
(As.Yrg.1.D., 31.5.2000, E.2000/361, K.2000/)

Benzer belgeler

477 SAYILI DİS.MAH.K.1 Amir ve üste saygısızlık

477 SAYILI DİS.MAH.K.1 Amir ve üste saygısızlık sayfa" isimli kitaptan alınmıştır. Buraya yapılan alıntılar için YAZARIN AÇIK İZNİ MEVCUTTUR. Burada yer alan tüm dosya ve açıklamalardan alıntı yapmak için, alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare e...

Detaylı

1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNU1 İtaatsizlikte

1632 SAYILI ASKERİ CEZA KANUNU1 İtaatsizlikte sayfa" isimli kitaptan alınmıştır. Buraya yapılan alıntılar için YAZARIN AÇIK İZNİ MEVCUTTUR. Burada yer alan tüm dosya ve açıklamalardan alıntı yapmak için, alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare e...

Detaylı