yem maddeleri ve teknolojisi ders notları

Yorumlar

Transkript

yem maddeleri ve teknolojisi ders notları
İÇİNDEKİLER
Yemlerin Tanımı, Sınıflandırılması ve Değerliliğini Etkileyen Faktörler
:
3 - 26
Kaba Yemler
:
27 - 38
Silaj
:
39 - 52
Enerji Yemleri
:
53 - 73
Protein Saplementleri
:
74 - 96
Yemlerde Antinutrisyonel Faktörler
:
97 - 133
Yem Değerlendirme Sistemleri
:
134 - 154
Yem Hijyeni
:
155 - 190
Yem Katkı Maddeleri
:
191 - 205
Yem Teknolojisi
:
206 - 229
2
Yemlerin Tanımı
Sınıflandırılması ve
Değerliliğini Etkileyen Faktörler
3
Yem
Normal miktarda verildiğinde hayvan sağlığına
zararlı etki yapmayan
 Hayvanların yaşama ve verim payı
gereksinimlerini karşılayabilen
 Organik ve inorganik besin maddelerinden bir
veya birkaçını kapsayan
 Bitkisel veya hayvansal kökenli yada doğada
serbest halde bulunan
maddelerdir.

Yaşama payı gereksinimi;


verim beklemeksizin
fizyolojik işlevlerin sürdürülmesi için gerekli
(kan dolaşımı, solunum, vücut ısısının sabit
tutulması,sindirim sistemi hareketleri gibi)
besin maddeleri veya yem miktarıdır.
4
Verim payı gereksinimi:

Hayvanlardan beklenen verimin
alınabilmesi için yaşama payına ilave
edilen besin maddeleri yada yem miktarıdır.
Toplam Besin Maddesi İhtiyacı:
Yaşama payı + Verim Payı
5
Yemlerin Sınıflandırılması
(kaynaklarına göre)


1. İşletme yemleri (Kaba yemler)
2. Ticari yemler
İşletme (Kaba yemler) yemleri
Yeşil yemler Kök ve
yumru
yemler
Dolgu
Konserve
maddesince yemler
zengin
yemler
-Çayır ve
meralar
-Hasıl yemler
-Kök ve yumru
yaprakları
-Samanlar
-Kavus ve
kabuklar
-Koçanlar
-Kök yemler
-Yumru yemler
6
-Kuru otlar
-Silajlar
Ticari (Konsantre) yemler
Tane
yemler
Endüstri
kalıntıları
Hayvansal
kökenli
yemler
Mineral Yem katkı
yemler maddeleri
-Buğdaygil
tohumları
-Baklagil
tohumları
-Yağlı
tohumlar
-Değirmencilik
end kal
-Şeker end kal
-Yağ end kal
-Nişasta end kal
-Fermentasyon
end kal
-Süt ve süt ürünleri
-Et unları
-Et-kemik unları
-Kadavra unları
-Kan unu
-Tüy unu
-Balık unu
-Tavuk mezbaha
unu
-Hayvansal yağ
-Makro
elementler
-Mikro
elementler
-Karma
mineral
yemler
Doç. Dr. Gülcan DEMİREL
-Anabolizanlar
-Antifungaller
-Antimikrobiyeller
-Antioksidanlar
-Antiparaziterler
-Emülgatörler
-Pelet bağlayıcılar
-Boya mad
-Fizyolojik denge
koruyucu
-Yem kalite
düzenleyiciler
-Enzimler
-Probiyotikler
-Asitlendiriciler
Kuru madde

Yem maddesinin belirli bir miktarının 105 C
de suyu uçurulduktan sonra sabit ağırlığa
ulaştığı anda kalan ağırlığı tanımlamada
kullanılır
7
Kaba Yem



Besin maddeleri yoğunluğu az
Sindirilebilirliği düşük
Kuru maddesinde %18 üzerinde ham
selüloz içeren
yem maddeleridir.
Kaba Yem (Örnek)

Yonca
8
Kaba Yem (Örnek)

Çayır otu
Kaba yem (örnek)

Saman
9
Konsantre yem (kesif yem, yoğun
yem);



Besin maddeleri yoğunluğu fazla
Sindirilebilirliği yüksek,
Kuru maddesinde %18’in altında ham
selüloz içeren
yem maddeleridir.
Konsantre yem (örnek)

Mısır
10
Konsantre yem (örnek)

Soya fasulyesi küspesi
Konsantre yem karması (karma yem,
sanayi yemi, fabrika yemi);


Rasyondaki besin maddeleri açığını
kapatmak üzere kullanılan
Birden fazla konsantre yem çeşidini içeren
yem karışımıdır.
11
Yemlerin sınıflandırılması
(Besin maddesi yoğunluğuna göre)





Protein bakımından zengin yemler
Enerji bakımından zengin yemler
Dolgu maddesince zengin yemler
Mineral bakımından zengin yemler
Vitamin bakımından zengin yemler
Protein bakımından zengin yemler


Kuru maddesinde %30 dan fazla ham
protein bulunan yemlerdir
Örnek olarak küspeler ve hayvansal kökenli
yemlerin birçoğu (hayvansal yağ ve kemik
unu hariç=
12
Enerji bakımından zengin yemler


Kuru maddesinde en az 9 MJ/kg ME içeren
yemlerdir.
Örnek olarak tahıl taneleri, bitkisel ve
hayvansal yağlar verilebilir
Dolgu maddesi bakımından zengin
yemler (Balast yemler)


Sindirim sisteminin mekanik olarak
dolumunda etkili olan ve hayvana tokluk
hissi veren, KM de %18 den fazla ham
seliloz bulunan yemlerdir
Örnek olarak saman ve kuru ot verilebilir.
13
Mineral bakımından zengin yemler


Yapısında bir veya daha fazla mineral
maddeyi yüksek düzeyde bulunduran
yemlerdir.
Örnek olarak kemik unu ve mono kalsiyum
fosfat verilebilir
Vitamin bakımından zengin yemler


Yapısında bir ya ad daha fazla vitamini
yüksek düzeyde bulunduran yemler
Örnek olarak balık karaciğer yağı verilebilir
14
Rasyon

Yaşama ve verim payı besin maddeleri
ihtiyacını karşılamak için hayvana verilen
bir günlük yem miktarıdır.
Yemlerin Yapısı
(Weende Analiz Metoduna göre)
Kuru Madde
Ham Su
Ham Kül Ham Protein Ham Yağ
(HK)
(HP)
(HY)
İnorganik Madde
Azotsuz
Öz
Maddeler
(Nsuz ÖM)
Organik Madde
15
Ham
Selüloz
(HS)
Yemlerin Yapısı
(Van Soest‟a göre)
Hücre İçi Elemanları
Ham
Su
Ham Kül
(HK)
Ham
Protein
(HP)
Ham Yağ
(HY)
Hücre Duvarı Elemanları (NDF)
Nişasta,
Şeker,
Organik
Rezidü
Hemiselüloz
Selüloz
Lignin
ADF
Yemlerin Değerliliğini Etkileyen
Faktörler:
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
9.
10.
11.
Yemlerin hazırlanış şekli
Yemler arasındaki ortak etkileşim
Beslenme alışkanlığı
Tüketilen yem miktarı
Yemin bileşimi
Yemlerdeki antinutrisyonel faktörler
Yemlerin saklanması ve depolanması
Yemlerin Üretildiği arazinin niteliği
Yem Maddelerinin hasat zamanı
Yemlerdeki bulaşıklık durumu
Kimyasal muameleler
16
1-Yemlerin Hazırlanış Şekli
a- Kabuğun alınması
b- Tanelerin bütünlüğünün bozulması
c- Isıtma ve Buharlama
d- Peletleme
1a-Kabuğun alınması

Selüloz bakımından zengin olan kabuk
(arpa, ayçiçeği, pamuk tohumu vs) ksmının
alınması özellikle kanatlı hayvanlarda
sindirimi arttırır. Ayrıca kabuk çıkarıldıktan
sonra yemin besin madde ve enerji
yoğunluğu artar
17
1b-Tanelerin bütünlüğünün
bozulması


Tane yemler kabaca kırılarak, öğütülerek
veya ezilerek verilir. Bu şekilde besin mad
sindirimi artar (sığırlarda tahıllar ezilir veya
kabaca kırılırken kanatlılarda kırılır)
Kaba yemler doğrama, öğütme ve
parçalamaya tabi olur
1c-Isıtma ve buharlama


Bazı antinutrisyonollerin etkinliğinin
azaltılmasında etkilidir.
Ancak yüksek düzeyde ısı bazı amino
asitleri tahrip edebilir
18
1d.Peletleme


Peletleme ile yemlerde homojenite artar ve
özellikle kanatlı hayvanlarda bu yemi
homojen ve dengeli bir şekilde tületmeleri
sağlanır
Ayrıca peletleme sırasında oluşan ısıya
bağlı olarak besşn maddde yararlanımları
da değişebilir
Pelet yem
19
2. Yemler arası ortak etkileşim


Yemlerin kombine edilmesi tek tek
verilmesinedn daha olumlu sonuçlar verir
Örneğin atlara arpa ve buğdayın tek başına
verilmesi gaz sancılarına nededn
olabilirken kuru ot veya buğday kepeği ile
beraber verildiğinde bu olumsuzluk
önlenebilir
3. Beslenme alışkanlığı

Yemin hayvana verilme süresi uzadıkça,
sindirim sistemi yeme adapte olduğundan
sinidirim ve yararlılık da artar
20
4. Tüketilen yem miktarı


Yem tüketimi artıkça sindirm azalır
Bunun nedeni fazla tüketme ile yemin
pasajının artması ve buna bağlı olarak sind
enzimlerinin besin maddeleri ile etki
süresinin kısalmasıdır
5. Yemin bileşimi


HS içinde lignin miktarı artıkça yemin sind
derecesi azalır
Ruminantlarda rasyonda kolay eriyebilen
KHO artıkca rumende HP ve HS sindiren
MO sayısı azalır ve dolayısı ile de bu besin
maddelerinin sindirimş azalır
21
6. Yemlerde antinutrisyoneller

Yemlerde bulunan aninutrisyoneller bazı
besin maddelerinin sindirimini azaltma,
sağlığı olumsuz etkileme ve hatta
zehirlenmeye kadar varabilen
olumsuzluklara yol açarak yemşerin
değerliliğini etkiler
Yem maddelerindeki antinutrisyonel
maddeler:







tripsin inhibitörü
gosipol
visin
fitin
okzalik asit
saponinler
linemarin
Soya fasulyesinde
pamuk toh küsp
fiğ tanesinde
tane yemlerde
şeker panc yapr
yonca ve kolza
keten tohumunu
22
7. Yemlerin saklanması ve
depolanması



Yeşil yemlerin kurutulması, balyalanması
ve taşınması kaba yemlerin en değerli
bölümü olan yaprakların dökülmesine
neden olur
Güneşte kurutma karoten miktarının hızla
azalmasına yol açar
Otlar yeterli kurutulmazsa depolama
sırasında küflenme ve çürümelere neden
olabilir
Kuru otun zamana bağlı karoten kaybı
Karoten mg/kg KM
%
Taze ot
213
100
Taze kuru ot
13 hafta depolanmış ot
29
14
14
7
20 hafta depolanmış ot
28 hafta depolanmış ot
10
4
5
2
23
8. Yemlerin üretildiği arazinin
niteliği




Arazinin besin madde içeriği
Gübrelenmesi
Sulanması
İyot, bakır, kobalt fakir toprakda yetişen
bitki de bu minerallerden fakir olur
9. Yem maddelerinin hasat zamanı

Erken biçilen otlar besin maddesi
bakımından daha zengindir
24
Vejetasyonun değişik dönemlerindeki kuru
yoncanın besin madde içerikleri (%)
Vejetasyon
Dönemi
Kuru
Madde
Ham Protein
Ham Selüloz
Çiçeklenmeden
önce
90.5
18.6
23.6
1/10-1/2 çiçekli
90.5
15.4
28.5
3/4 çiçekli
90.5
14.1
30.2
Çiçeklenmeden
sonra
90.5
12.9
31.8
9. Yemlerdeki bulaşıklık durumu



Yabani ot, taş, toprak gibi yabancı
maddelerin yemde fazla bulunması
Yemlerde üreyebilen bakteri ve mantarlar
Mikotoksinler
25
10. Kimyasal muameleler


Saman gibi düşük kaliteli kaba yemlerin
yem değerini artırabilmek için sodyum
hidroksit, amonyak ve üre
kullanılabilmektedir.
Sodyum hidroksit ile muamele samanların
sindirilme derecesini ve tüketimine olumlu
etki yapmaktadır
26
KABA YEMLER
27
KABA YEMLER
Havada kurutulmuş yemlerden veya onlarınkine eşdeğer kuru maddesinde ortalama
%18 veya daha fazla ham selüloz kapsayan yemleri „kaba yem‟ olarak tanımlanır.
1.Kuru kaba yemler a)legüminöz (baklagil kuru otları)
b)gramine (buğdaygil kuru otları)
c)samanlar, kavuz ve kabuk, koçan, kapçık
2.Mera otları ve diğer yeşil yemler a)çayır-mera
b) legüminöz (baklagil yeşil yemler)
c) gramine (buğdaygil yeşil yemler)
d) diğer yeşil yemler (pancar yaprakları v.b.)
3.Silo yemleri olarak sınıflandırılır.
1.KURU KABA YEMLER
Yem bitkilerinin kurutulmasıyla elde edilen yemlerdir.
Kuru kaba yemleri:
I. Kuru otlar
a)Legüminözler (baklagil kuru otları)
Yonca: En fazla üretilen kuru ot olup protein, Ca, beta-karoten bakımından zengindir.
Yonca, yağmur değmeden ve yapraklar dökülmeyecek şekilde kurutulursa besleyici değeri
yüksek olur, çünkü yapraklar gövde ve saplardan iki defa fazla protein kapsar.
Süt sığırı ve koyunlar için en iyi kaba yemdir. Süt miktarını arttırır, tane yemkonsantre yem miktarını düşürür.
Atlarda toz ve küf bulunmayan kuru yonca iyi bir kaba yemdir. Erken biçilmiş yonca
fazla lakzatif olduğundan az miktarlarda verilmelidir. Hayvanlar tarafından iştahla
28
yenildiğinden, eğer sınırlı verilmezse fazla yiyebilirler. Bu nedenle her 100 kg canlı ağırlık için
1 kg hesaplanarak verilmelidir.
Yonca unu: İyi kaliteli yapraklı kuru yoncadan yapılır. Ham selülozu %30, proteini
%16’dır. Tavuk ve genç hayvanların rasyonlarında %2-5 oranında kullanılır. Beta-karoten ve K
vitaminince zengindir.
Yonca unu, tavuk rasyonlarına vitamin kaynağı olarak kullanılır. Ayrıca K vitamini
kapsadığından hemarojik bozuklukları önler. Rasyona %2-5 arasında ilave edilebilir. %5’den
fazlası civcivlerde büyüme hızını yavaşlatır.
Tırfıl: Yoncadan sonra çiftlik hayvanlarının beslenmesinde en önemli kuru kaba
yemdir. Yoncadan daha az protein kapsar.
Taş yoncası: Yonca ve tırfılın yetişmediği kurak ve çorak arazilerde yetişebilir, iyi bir
otlak mera otudur. İçerdiği kumarin, bitki küflenip bozulduğunda dikumarole çevrilerek Taş
yoncası hastalığına (Sweet clover disease) neden olur. Bu hastalık danalarda kanın
pıhtılaşmasını önleyerek iç kanamalara yol açar.
Soya fasulyesi: Tohum alındıktan sonra ve alt yaprakları kurumadan iyi kaliteli ot
değerindedir. Yemden yararlanmayı arttırdığı için doğranarak verilmesi önerilir.
Fasulye: İnsan yiyeceği olarak ekilir, kart veya renk değişikliği olduğunda hayvanlara
yedirilir.
Burçak: Gerek tohumu ve gerekse otu için en çok Orta Anadolu’da sonra Ege ve Doğu
Anadolu’da ekilir.
Yem bezelyesi: Besleyici değeri yonca’ nınkine eşittir.
Mürdümük: En çok Doğu, Akdeniz ve Orta Anadolu bölgelerinde ekilmektedir.
Tanelerinde alkoloid bulunduğundan hayvanların zehirlenmesine neden olabilir.
Korunga: Ot verimi kıraç ve fakir topraklarda yonca ve tırfıldan fazladır. Protein
düzeyi %17, kalsiyum %1.3 ve fosfor %0.5 olup genç hayvanlar için çok iyi bir kaba yemdir.
29
Fiğ: Orta ve Doğu Anadolu’da ekilir. Tek yıllık bir bitki olup, yulaf ile birlikte ekilmesi
önerilir.
Sarmaşık: Senede iki defa biçilebilir iyi kaliteli bir kaba yemdir.
b)Gramineler (buğdaygil kuru otları).
Tahıl kuru otları: Mısır, arpa, yulaf, çavdar ve buğday dal ve yaprakları henüz yeşilken
biçilirse besleyici değeri yüksek kuru ot verirler. Baklagillerden daha az ot verir ve onlar kadar
besleyici değildirler. Protein, Ca ve beta-karoten bakımından yetersizdirler. Yulaf kuru otu
atlar için mükemmel bir kaba yem olup, sevilerek tüketilir.
Çayır kuru otları: Protein ve Ca yönünden yetersiz, selüloz miktarı yüksek olup
lezzetlidirler. Sudan otu ve darı yüksek verimlidir.
c)Samanlar
Samanlar hasat esnasında bitkinin sap ve yapraklarından elde edilir. Samanlar %88-90
kuru madde, %30-40 ham selüloz ve %3-4 ham protein kapsar. %28-50 nitrojensiz öz
maddelerin %32’si lignin, %54’ü pentozanlar ve %14’ü ise diğer karbonhidratlardan oluşur.
Baklagil samanları buğdaygil samanlarına göre protein ve Ca bakımından zengindir.
Mercimek ve bezelye samanları besin maddeleri bakımından kuru ota yakındır. Buğdaygil
samanları içinde yulaf samanı en değerlisi olup, bunu buğday samanı, arpa samanı ve çavdar
samanı izler.
Gelişmiş ülkelerde hayvan beslemede saman yerine kuru ot kullanılmaktadır.
Ülkemizde ise sığır ve koyun beslemede yaygın olarak saman kullanılmaktadır. Yüksek verimli
süt ineklerine ve genç hayvanlara verilmemelidir. Lezzetsiz oldukları için pancar posası veya
melas serpiştirilerek tüketim arttırılabilir. Saman kullanılan rasyonlara protein, Ca, P ve A
vitamini ilavesi gereklidir.
Samanlar taze ve doğal renginde olmalı, küflü ve kokulu olmamalı, zararlı otlar
içermemeli, sap halinde olmamalıdır (sığırlar için 2.5-3.5 cm, koyunlar için 1.5-2.5 cm
uzunlukta olmalı).
30
Samanlar içerdikleri selüloz, hemiselüloz, ligninin parçalanması için fiziksel ve
kimyasal uygulamadan geçirilirler. Parçalama, öğütme, ısıtma, kaynatma ve buhara tutma
fizilsel uygulamadır. Üre, NH3, NaOH gibi kimyasal maddelerle işlenmesi kimyasal
uygulamadır. NaOH uygulaması pahalı ve çevre kirliliğine yol açması nedeniyle
uygun
değildir. Üre ve NH3 uygulaması ile ham protein düzeyi %3’den %7-8’çıkabilir.
Kavuz ve kabuklar : Meyve ve tohumların üzerindeki kısımların hasat zamanı
çıkarılmasıyla elde edilir. Bakla, fiğ, bezelye, burçak, mercimek ve soya baklagillerden, yulaf,
arpa kavuzları buğdaygillerdendir. Arpa kavuzunun kılçıksız olmasına dikkat edilmelidir.
Koçan: Mısır koçanı buğdaygil kavuzlarından daha besleyicidir. Rasyonun protein,
mineral ve vitamin eksikliği giderilerek verim beklenmeyen hayvanların yemlemesinde
kullanılır.
Kapçık: Pamuk tohumundan yağ çıkarılırken elde edilir. %4-5 ham protein, %35-40
ham selüloz içerir mineral ve vitamin bakımından fakirdir. Süt ineklerine uzun süre tek başına
verilmemelidir.
Ayçiçek kabuğu, kabak çekirdeği kabuğu, keten tohumu kavuzu, portakal ve diğer
turunçgil kabukları verim beklenmeyen hayvanlara verilebilir.
Dolgu (balast) madde ve hayvan beslemede önemi
Yemin sindirilmeyen organik kısmına dolgu maddesi denir. Saman, kavuz ve kabuklar
dolgu maddesince zengindir.
Rasyonda dolgu maddesi yetersizse hayvanlar yem olmayan şeyleri kemirirler (pika).
Yemlerin sindirim kanalından geçişi hızlı olduğundan değerlendirilemezler. Dolgu maddesi
fazla olduğunda ise çeşitli sindirim bozuklukları görülür. Yemler iyi değerlendirilemez ve
fizyolojik açlık görülür.
31
2.MERA OTLARI VE DĠĞER YEġĠL YEMLER
Sap, yaprak ve çiçeklerden oluşan hayvanlara taze olarak yedirilen yemlere yeşil yem
denir.
I. Çayır ve Meralar:
Otları biçilmeye elverişli alanlara çayır, hayvanları otlatmak amacıyla kullanılan
alanlara mera adı verilir. Çayır ve meralarda buğdaygil ve baklagil bitkilerinin çoğunlukta
olması istenir. Ekonomik ve hayvanın doğasına uygun hayvancılık kaliteli meralarla
mümkündür.
Meraların besin maddeleri ve enerji kapsamı:
1.Su: Büyüme döneminde %75-85 olan su, bitki olgunlaştıkça %65’e düşer.
2.Protein: Büyüme döneminde %25-30 iken vejetasyonun sonunda %3-5 olur.
3.Sellüloz: Genç bitkilerde %20 iken bitki olgunlaştıkça %40 olur. Lignin vejetasyon
dönemi ilerledikçe artar.
4.Lipid: Bitkide vejetasyon dönemi ile değişmez. En fazla %4 kadar bulunur.
5.Mineral maddeler: Kalsiyum genç bitkilerde fazla, olgunlaştıkça azalır. Magnezyum
düzeyi ise bunun tersine vejetasyon ilerledikçe artar.
6.Vitaminler: Beta-karotenden zengindirler. Vejetasyon ilerledikçe düşer.
7.Net enerji değeri: Vejetasyon dönemi ilerledikçe azalır.
Meraların besleyici değerini etkileyen faktörler:
1.Vejetasyon dönemi: Bitkinin kimyasal bileşimi ve besleyici değeri vejetasyon
döneminden etkilenmektedir. Organik maddenin sindirilme oranı genç bitkilerde %85 iken
bitki olgunlaştıkça %50’dir.
32
2.Bitki türü: Doğal çayır ve meralarda her türlü bitkiye rastlanırken yapay meralarda
bitki türünün sayısını saptamak mümkündür. Baklagil yeşil otları, buğdaygillerden daha
kaliteli olduğundan bunların oranının fazla olması istenir.
3.İklim: Bitki türünü ve vejetasyon süresini etkiler. Ilıman iklimli ve yağışlı bölgelerde
bitki yavaş büyür. Bu bitkinin besleyici değerinin artmasına ve uzun bir vejetasyon dönemine
yol açar (Karadeniz Bölgesi). Sıcak iklimde bitkiler birden büyür, vejetasyon süresi kısadır. Bu
nedenle bitkinin protein ve mineral düzeyleri düşük ham selüloz düzeyi yüksektir (Orta
Anadolu Bölgesi). Kalsiyum kurak, fosfor sulak bölgelerdeki bitkilerde yüksektir.
4.Toprağın karakteri ve gübreleme: Toprağın mineral madde miktarı bitkinin
büyümesini ve mineral içeriğini etkiler. Yüksek miktarda verilen gübrelerde bitkinin
büyümesini ve besin maddelerini etkiler. Nitrojenli gübreler ham protein düzeyini artırır.
Mera idaresinde dikkat edilecek noktalar:
1.Kontrollü otlatma: Islah çalışması için ilk yıl otlatma yapılmamalıdır Tuzluk, suluk ve
gölgelikler meranın her tarafına dağıtılmalıdır. İlkbaharda otların boyları en az 15 cm
olmalıdır. Sonbaharda ise aşırı otlatılma yapılmamalıdır. Kışa girerken otların boyları 10 cm
olmalıdır. Meraların yeterince otlatılmaması da kaliteyi bozar.
2.Zararlı otların uzaklaştırılması: Mera kalitesini bozmamak için zararlı otlar
temizlenmelidir.
3.Gübreleme: Uygun zaman ve miktarda gübreleme yapılması yada çiftlik gübresi
atılması meraların kalitesini yükseltir.
4.Farklı hayvan türleri ile otlatma: Farklı otlama özelliğine sahip hayvanlar rotasyona
tabi tutulmalıdır. Koyunlar daha kısa ve ince otları diğer türlerden daha iyi değerlendirir.
33
5.Rotasyon uygulaması: Meraları bölgelere ayırarak kullanmak paraziter ve enfeksiyöz
hastalıklarla mücadelede kolaylık sağlar.
Meraların hayvan beslemede yeri:
Mera orta ve iyi kaliteli ise damızlık inek ve genç hayvanlarda sadece mineral takviyesi
yeterlidir. Kötü kaliteli ise enerji, protein ve mineral takviyesi gereklidir. Koyunlar meradan
en iyi yararlanan hayvanlardır. Sadece mineral ilavesi yeterlidir. İş yapmayan atlara mineral,
çalışanlara ise tane yem ilavesi uygundur.
Merada besleme programlarının avantajları:
1.Yem maliyeti düşer
2.Beslenme yetersizliğine bağlı bozuklukları azaltır
3.Salgın hastalıkların bulaşması daha azdır
4.Bina ve ekipman problemi yoktur, sadece gölgelik yeterlidir
5.Merada uygulanan besleme programı fazla beceri istemez
6.Meralar sezon boyunca değerliliği fazla değişmeyen yem sağlarlar
7.Damızlık hayvanlar için egzersiz yapma imkanı sağlar
8.İyi bir program yapılırsa mera alanından maksimum düzeyde yararlanılır
Dezavantajları:
1.Bir hayvanın beslenebilmesi için daha fazla alana ihtiyaç vardır
2.Besin değerini etkileyen faktörler vardır
3.Mera olarak kullanılan arazi başka şekilde değerlendirildiğinde daha fazla gelir
getirebilir.
II. Baklagil Yeşil Yemler
a. Diğer yem bitlilerine nazaran daha lezzetli ve daha fazla ot verirler.
34
b. Protein bakımından zengindirler, ilave protein yemlerinden tasarruf ve rasyonun
ucuz olmasını sağlarlar
c. Ca bakımından zengindirler.
d. Vitamin A’nın ön maddesi beta-karoten bakımından zengindirler.
e. Yetiştikleri toprakların verimliliğini artırırlar, buğdaygillerle birlikte ekilirse onların
ot verimini ve protein içeriğini iyileştirirler.
Yonca: Dünyada en çok yetiştirilen yem bitkisidir. Yılda 3-4 hatta 7 kez biçilebilir
Protein (%4), Ca, Mg, K ve beta-karoten bakımından zengindir. Biçim zamanı önemlidir.
Çiçeklenmeden önce veya ilk çiçeklenmede iken biçilirse bitki zayıflar ömrü kısalır. Köklerdeki
besin deposunun azalmasından ileri gelir çünkü köklerde besin çiçeklenme dönemi veya daha
sonra gerçekleşir. Taze yonca hayvanlara alıştırılarak yedirilir. Çünkü ruminantlarda gaz ve
şişkinliğe yol açan pektin metil esteraz enzimi körpe yoncada bulunur. Şeker pancarı posası,
kepek, saman veya pamuk tohumu küspesi ile birlikte verilmelidir. Süt inekleri günde 40-50
kg tüketebilir.
Tırfıl(üçgül): Tırfılların en uygun biçim zamanı çiçeklenme başlangıcıdır. Yılda 2-3 defa
biçilir. Protein (%3.4-3.8) yoncaya yakın, Ca ve Mg bakımından zengindir. Süt ineklerine 40-50
kg verilebilir. Beyaz üçgül siyanoglikozit içerdiği için tek başına verilmemelidir. Çayır üçgülü
yoncaya eşdeğerdir. Geç biçilirse odunlaştığı için sancıya ve yavru atmaya yol açabilir.
Taş yoncası: Yonca ve tırfılın yetişmediği kurak arazilerde yetiştirilir. Yaprak
bakımından fakirdir. Sığırlara günde 15-20 kg verilebilir. Bitkide bulunan kumarin bitki
küflenirse dikumarol’e çevrilir bunu tüketen hayvanlarda özellikle danalarda kanın
pıhtılaşması önlenerek iç kanamalara yol açar. Bu hastalığa taş yoncası hastalığı (sweet clover
disease) adı verilir. Tedavi için K vitamini verilir.
Korunga: Yonca kadar ot vermese de lezzetlidir. Ekonomik olarak 3 yıl verim elde
edilir. Çiçeklenmeden önce biçildiğinde besleyici değeri yüksektir. Ham protein içeriği %3.53.8 olup Ca bakımından zengindir. Sığırlara günde 50 kg verilebilir.
35
Fiğ: Tek yıllık bir bitki olup, çeşitli türleri vardır. Çiçeklenme devresine kadar biçilirse
çayır üçgülünün besin değeri ile aynıdır. Daha geç biçilirse acılaşır ve sütte acılık meydana
getirir. Yulaf ile birlikte ekilirse acılık kaybolur. Çiçek başlangıcında %3.7 ham protein içerir.
Burçak: Besleyici değeri fiğe benzer, proteini düşüktür. Besi sığırı ve koyunlara verilir,
süt sığırlarına daha az verilmelidir.
Lupen: Beyaz, mavi ve sarı çiçekli türleri vardır. Ca ve Mg bakımından zengindir.
Alkoloid ve glikozit içerirler. Bu nedenle lezzetsiz olup hayvanlara alıştırılarak verilir. Islah
edilerek tatlı türleri geliştirilmiştir. Süt ineklerine günde 45 kg, koyunlara 7 kg verilebilir.
Yemlik bezelye:Çiçeklenme başlangıcında %3.5 4.2 ham protein içerir. Ca, P ve Fe
bakımından zengindir. Süt ineklerine sağımdan sonra verilir.
Soya: Tohumların olgunlaşmasına yakın en yüksek besin değerine sahiptir. %3.5-4.7
ham protein içerir. Lezzetlidir, süt kokusunu bozmaz.
III.Buğdaygil Yeşil Yemler
a. Başaklanmadan önce biçildiklerinde besleyici değerleri yüksektir ve hayvanlar
severek tüketirler.
b. Fazla miktarda yedirilirse gaz ve şişkinliğe neden olurlar.
c. Protein ve karoten düzeyleri düşüktür.
d. Ca bakımından fakir P bakımından zengindirler.
e. Baklagillerle birlikte yedirilmeleri uygundur.
Darı: Bol yapraklı olup lezzetlidir. Fazlası gaz ve şişkinliğe neden olur. Süpürge darısı
erken dönemde soğuk ve kuraklığa maruz kalırsa hidrosiyanik asit düzeyi hayvanları
zehirleyebilir. Normal gelişende düzey düşüktür.
Tahıl hasılları:Mısır, arpa, buğday, çavdar ve yulaf yeşil yem olarak yetiştirilir. Mısır
36
hasılı proteince fakir, şeker ve nişasta bakımından zengindir. Daha çok silolanmak için
yetiştirilir. Besi sığırlarında ağırlık kazancını arttırır. Uygun miktarlarda verildiğinde süt
miktarı ve kalitesi üzerine olumlu etkisi vardır.
Sudan otu: Kuraklığa dayanıklı yıllık bitkidir. Yılda dört kez biçilebilir. Bol
yapraklıdır. İçerdiği kamış şekerinden dolayı lezzetlidir. Süt inekleri için yaz ortasında yeşil
yemlerin az olduğu dönemde lezzetli ve sulu kaba yemdir. Hidrosiyanik asit içerir, ancak
darıdaki kadar yüksek değildir.
IV. Diğer Yeşil Yem Bitkileri
Ayçiçeği yeşili: Çok fazla ürün verir. Kaba yapraklı olduğundan besi sığırlarına
kullanılır. Süt sığırlarına tek başına verilmez.
Lahana: Süt ineklerine en çok günde 10 kg, besi sığırlarına ise 20 kg verilebilir.
Protein (%2.2-2.5) zengin sindirilme derecesi yüksektir.
Pancar yaprakları: Hayvan pancarı ve şeker pancarı yaprakları tüketilir. Ca oksalat ve
nitrat içerirler. Süt ineklerine sağımdan sonra 30-40 kg’a kadar verilebilir. Daha fazlası
zararlıdır. Lakzatif etkisinin yanı sıra Ürolithiasis ( idrar yollarında Ca oksalat taşları oluşur) ve
kronik nitrit zehirlenmesi sonucu yeşil yemlerdeki beta-karotenin A vitaminine dönüşü
engellenir. Bunun sonucu bakar körlük ve abortus (yavru atma) görülür.
Havuç yaprakları: Pancar yapraklarından daha besleyici olup Ca bakımından
zengindir.
Repko: Çin lahanası ile kışlık yağ şalgamının çift melezlemesi ile elde edilir.
Ülkemizde yeni ekilmeye başlanan bu bitki bol yapraklıdır. Trakya, Marmara, Ege ve Güney
Anadolu gibi ılıman bölgelerde ara ürün veya ikinci ürün olarak ekilmesi uygundur.
37
Yararlanılacak Kaynaklar:
1. Çoşkun, B., Şeker, E., İnal, F., (1994) Hayvan Besleme. Selçuk Üniversitesi Veteriner
Fakültesi Yayın Ünitesi-Konya
2. Ergün, A., Tuncer, Ş.D., Çolpan, İ.,Yalçın, S., Yıldız, G., Küçükersan, M.K., Küçükersan,
S., Şehu, A., (2002) Yemler Yem Hijyeni ve Yem Teknolojisi. Ankara Üniversitesi
Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara
3. Şenel, H.S., (1993) Hayvan Besleme. Gür-ay matbaası, İstanbul
38
SĠLAJ
39
SĠLAJ
Silaj nedir?
Hayvan tarafından yeşil veya kuru olarak yenebilen her türlü bitki ve bitki artıklarının
belirli şartlar, belirli şekiller ve belirli süreç içerisinde sıkıştırılarak depolanması suretiyle elde
edilen fermente edilmiş yemlere silaj denir.
Silaj yapmanın amacı:
a) Yemin sindirilebilme özelliğini artırmak,
b) Yemi uzun süre ve kalitesi bozulmadan korumak,
c) Ucuz, kaliteli ve bol kaba yem elde etmek.
Silaj yapılacak yemler: Silaj yapılacak yemleri silolama özelliğine göre 3 ana grup altında
toplamak mümkündür.
1. Kolay silolanan yemler: Bu gruptaki yem maddelerinden kaliteli silajlar elde edilir.
Silolama sırasında her hangi bir katkı maddesine ihtiyaç duymazlar. Çünkü kolay
sindirilebilir
karbonhidratlarca
zengin
yemlerdir.
Mısır
hasılı,
ayçiçeği
(%30
çiçeklenmede biçilmiş), yerelmasının yeşil kısımları, darı hasılı, lahana yaprakları, şeker
ve hayvan pancarlarının yaprakları bu gruba girer. Bunların içerisinde en önemlisi ve en
fazla silajı yapılanı mısırdır. Mısır; sap, yaprak, daneleri ve somakları gibi tüm
kısımlarından faydalanılabilen bir yem bitkisidir.
2. Orta derecede silolanabilen yemler: Bu gruptaki yemler nispeten daha güç silolanırlar.
Silolanmaları esnasında katkı maddesi olarak % 0.5-1 şeker veya % 1-2 melas ilave
edilebilir. Çavdar hasılı, bakla, baklagil ve bunların karışımları, lüpen çeşitleri, üçgüller
(çiçeklenmeden sonra), yeşil hardal, körpe ayçiçeği, çayır otları bu gruptadır.
3. Güç silolanabilen yemler: Körpe mera otları, körpe üçgüller, yonca, fiğ ve bezelye, tatlı
lüpen bu gruptadır ve bu yemlerle kaliteli bir silaj elde edebilmek oldukça zordur. En iyisi
bu yemlere silolama dışında diğer konserve metotlarının uygulanmasıdır. Mutlaka silaj
yapımı gerekiyorsa çeşitli katkı maddeleri ile silaj yapımı kolaylaştırılmalıdır. Çünkü bu
bitkiler
proteince
zengindir.
Bu
nedenle
zenginleştirilmesi gerekir.
40
ortamın
karbonhidrat
bakımından
Silaj yapılırken dikkat edilecek noktalar:
1. Silajlık bitki en uygun zamanda biçilmelidir. Baklagil ve buğdaygil otlarının kuru ot
üretimi için en uygun biçim zamanı silaj üretimi için de geçerlidir. Mısır için danenin
koçanla birleştiği yerde siyah bir tabakanın oluştuğu dönem biçim için en uygun olan
zamandır. Silaj için en uygun biçim zamanını tespit etmek amacıyla yapılan bir
araştırmada 4 farklı dönemde (süt daneli, hamur kıvamında, hamur kıvamının son
döneminde ve dane tam sertleştikten sonra) biçim uygulanmış ve elde edilen silaj ile
sığırların besi performansı ölçülmüştür. İlk üç grup arasında önemli bir farklılık
bulunmazken en son biçilen olgulaşmış mısırdan yapılan silaj verilen grupta canlı ağırlık
artışı düşük çıkmıştır. Çok erken dönemde biçilen mısır hasılında su düzeyi yüksek olduğu
için silaj yapımı esnasında çok fazla asit oluşur ve lezzeti düşük bir yem elde edilir.
Silajlık materyalin en uygun hasat zamanının öğleden sonra veya akşam saatlerinde
olduğu bildirilmektedir. Çünkü günün bu saatlerinde bitkinin şeker içeriği biraz daha
yüksektir.
2. Silajlık bitkinin parçalara ayrılması: Silaj yapılmadan önce bitkiler mümkün olduğunca
küçük parçalara ayrılarak sıkıştırma işlemi ve silodan boşaltma ve yedirme işlemleri
kolaylaştırılır.
3. Silolamadan önce bitkinin nem oranının bilinmesi gerekir: Bu konuda yapılan
çalışmalarda çoğu bitkiler için en uygun nem oranının % 60-67 arasında değiştiği
bildirilmektedir. Siloların mükemmel olması durumunda % 40-60 arasında neme sahip
bitkiler ile de çok olumlu sonuçlar alınabilmektedir. Nem oranın yüksek olması
durumunda daha ağır bir yem elde edilir. Bunun yanısıra su miktarı arttıkça silajın
kalitesinde de düşüş gözlenir. Bütirik asit ve diğer istenmeyen asitlerin varlığına bağlı
olarak silajda küflenme, kokuşma ihtimali artar. Fazla sıvı sızıntı şeklinde akarken bazı
besin maddelerinin de kaybına sebep olur. Asitliğin artmasına bağlı olarak silo duvarı
tahrip olabilir, yine fazla basınç nedeniyle silo duvarına fazla basınç uygulanır. Bu
nedenle fazla neme sahip bitkiler silaj yapılırken kuru madde miktarını artırmak için
aşağıda belirtilen çeşitli metotlara başvurulur.
a. Soldurma: Özellikle çayır otu silajı yapılırken uygulanabilecek bir metottur. Güneşli
havalarda 3-4 saatlik bir soldurma yeterli olabilmektedir.
b. Kuru ot veya saman ilave etme: Bitkiyi soldurmak mümkün olmaz ise nem oranını
düşürmek için % 5-20 kadar saman ilave edilebilir.
41
c. Kuru katkı maddeleri ilave etmek: Bu amaçla kurutulmuş şeker pancarı posası, kuru
melas, kuru narenciye posası öğütülmüş tane yemler kullanılabilir. Bitki hasat edildiği
zaman fazla kuru ise veya soldurma süresi uzatılmışsa ya siloya su ilave edilir ya da çok
taze ve yeşil otlar karıştırılır.
Tablo 1. Soldurma süresinin silajın kalitesine etkisi.
Soldurma süresi (saat)
0
1.5
3
Kuru madde, %
19.8
22.8
27.1
Süt asiti, %
0.1
0.7
2.4
Diğer asitler, %
8.2
6.6
4.2
KM kaybı, %
28.5
27.8
17.1
4.5
34.4
2.2
1.4
8.3
Silaj yapılacak bitkilerin nem içeriğini belirlemek için uygulanan bazı metotlar:
1. Bükme metodu: Bitkinin dalları kırılmadan bükülebilmeli, yapraklarda her hangi bir
kuruluk olmamalıdır.
2. Sıkıştırma metodu: Bitki avuç içinde 30 saniye kadar kuvvetli bir şekilde sıkıştırılır.
Parmaklar arasından su damlıyorsa ürün % 75-85 nem içeriyor demektir. Avuçta
sıkıştırılan bitki aldığı şekli koruyorsa ve avuç içi ıslanmışsa nem oranı % 68-75
arasındadır. Bitkinin şekli yavaş yavaş bozuluyor ve avuç içinde ıslaklık gözlenmiyor ise
% 60-67, avuç açıldığı zaman bitki şekli hemen bozuluyor ise % 60‟dan az nem
içermektedir.
3. Fırında kurutma metodu: Belirli bir miktar ot alınıp bir tepsiye konur, tartılarak miktarı
tespit edilir ve 135 0C‟ye ısıtılmış fırında yaklaşık 1 saat veya sabit ağırlık elde edilene
kadar kurutulur ve sonuçta nem miktarı belirlenir.
4. Diğer metotlar: Hava akımı ile kurutma makinaları, kaba yemlerin nem tayininde
kullanılan bazı elektronik aletler, mikro dalga fırınlar kullanılabilir. Silo çabuk
doldurulmalıdır: Silo en geç iki gün içerisinde doldurularak üzeri kapatılmalıdır. Eğer bir
karışımdan silaj yapılacaksa mümkün olduğunca homojen bir karışım olmalıdır. Silajın
bozulmadan korunabilmesi için üstünün hava geçirmeyecek bir şekilde kapatılması
gerekir.
42
Silaj Katkı Maddeleri: Silolama sırasında silo yemlerine aşağıdaki amaçlar doğrultusunda
çeşitli katkı maddeleri ilave edilebilir.
1. Silajı besin maddeleri yönünden zenginleĢtirmek:
a. Tane yemler ve diğer yem maddeleri: Bu amaçla öğütülmüş mısır, arpa ve yulaf
silodaki nem oranına bağlı olarak % 4.5-9 arasında katılabilir. Bu şekilde hem
fermentasyon kolaylaştırılmış olur, hem de silaj besin maddeleri yönünden zenginleştirilir.
Yemin lezzeti artar. Amaç silajın nem oranını düşürmekse kuru şeker pancarı posası (%
2.5-3), kuru narenciye posası kullanılabilir. Bunların yanında samanlar, yulaf kapçıkları
ve pamuk tohumu kapçığı gibi daha ucuz materyaller de kullanılabilir, ancak silajın
kalitesini düşürdükleri unutulmamalıdır.
b. Melas: Melas içerisindeki kolay eriyebilir karbonhidratlar silaj oluşumuna katkıda
bulunur. Yemin lezzetini artırır. Özellikle baklagil silajı yapılacağında melas ilavesi
önemlidir. Yine kuru madde içeriği yüksek bazı yemlerin silolanmaları sırasında da
melasdan iyi bir katkı maddesi olarak yararlanılabilir, silajlık materyalin özelliğine göre %
1-6 oranında kullanılabilir.
c. Üre: Silajın N içeriğini artırmak amacıyla maksimum % 0.5 düzeyinde üre kullanılabilir.
Üre katmakla düşük proteinli silajların ham proteini % 8-12‟ye kadar çıkabilir. Oluşan
amonyak nedeniyle silajın açılmasını takip eden dönemde ikinci bir olumsuz
fermentasyonun oluşmasını önlemek gibi yararları vardır. Bunun yanında amonyak
oluşumunun yem tüketimi ve üre-N‟nun kullanımı üzerinde olumsuz etkisi vardır.
d. Kireç taĢı: Silajlara % 0.5-1 arasında kireç taşı katarak hem silajı Ca yönünden
zenginleştirilmiş hem de asit üretimini teşvik edilmiş olur. Kaba yem olarak sadece mısır
silajı gibi Ca bakımından yetersiz yemler veriliyorsa silaja katılacak kireç taşı hayvanın
ihtiyacını yeterince karşılar.
e. KurutulmuĢ peynir suyu: Kolay eriyebilir CHO kaynağı olması yanında protein ve
mineral maddeler bakımından da silajı zenginleştirir, % 1-3 düzeyinde katılır ve
sulandırılarak ilave edilir.
2. Fermentasyonu kolaylaĢtırmak: Bu amaçla silajlara laktik asit üreten bakterilerin
kültürlerinden maya kültürü ve çeşitli enzimler ilave edilmesi gerektiği görüşü vardır. Bu
konuda yapılan çalışmaların bazılarında bu görüş benimsenirken bir kısım araştırıcılarda
silaj ortamına mikroorganizma kültürü katılmasının gereksiz olduğu zaten ortamda bu tür
bakterilerin yaygın olarak bulunduğu görüşünü savunmaktadırlar.
43
3. Asit ortamı güçlendirmek: Bu amaçla çeşitli inorganik ve organik asitler
kullanılmaktadır. İnorganik asitler pH üzerinde çok çabuk etki yaparak asiditenin
yükselmesine sebep olurlarken organik asitlerde bu etki zayıftır. Her iki asit grubu da
mikrobiyal faaliyetleri durdurarak silajın stabilitesine yardımcı olur. Sülfirik asit,
hidroklorik asit ve fosforik asit gibi mineral asitler içerisinde en çok tavsiye edileni
fosforik asittir. Asiditesi yanında hayvanların P ihtiyacının karşılanmasına da yardım eder.
Buna rağmen genel düşünce bu asitlerin yararından çok zararının olduğudur. Probiyonik,
asetik, laktik, sitrik ve formik asit gibi organik asitler daha az zararlıdır ve antifungal
(küflenmeyi önleyici) olarak da görev yaparlar.
4. Prezervatif olarak: Na diasetat, Na meta bisülfit (4-6 kg/ton), Na benzoat, Na Nitrat ve
Ca format gibi maddeler seçici olarak istenmeyen mikrobiyal aktiviteyi azaltır. Böylece
karoten gibi bazı etkin maddelerin yıkılması engellenir. Silaj kokusunun düzelmesine yol
açar. Tuz silolama esnasında meydana gelen bazı toksinleri yok etmekte, bakteriyel
aktivite üzerinde olumlu etki yapmakta, silo içerisindeki drenajı artırmakta ve laktik asit
fermantasyonunu hızlandırmaktadır. Silo yemlerine % 1-1.5 oranında tuz katılması
yeterlidir.
Silo: Silajın yapıldığı yer.
İyi bir silonun özellikleri şunlardır.
1. İşletmenin yakınında olmalıdır.
2. Gübreliklerden uzak ve doğal gölgeliklerde kurulmalıdır.
3. İşletmenin gelecekteki politikası göz önünde tutulmalıdır.
4. Silonun büyüklüğü besleme periyodu boyunca mevcut hayvan sayısının günlük silaj
tüketimini karşılayacak şekilde ve silaj yapılacak bitkilerin miktarına uygun olmadır.
5. Dışarıdan hava girişi olmamalıdır. Yan duvarları düz ve yüzeyi pürüzsüz olmalıdır. Bu
şekilde hava boşlukları önlenebilir.
6. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin iyi yapılabilmesi için yeterli derinlikte olmalıdır.
7. Sağlam olmalıdır. Bu yüksek silolar ve çayır silajı yapımı için önemlidir. Çünkü çayır
silajları silo duvarı üzerinde mısır silajından 0.5-2.5 kat daha fazla basınç oluşturur.
8. Fazla suyun bir kanal ile veya zemine çakıl benzeri materyal döşenerek akışı
sağlanmalıdır.
9. Doldurma ve boşaltma işlemlerinin her türlü hava şartlarında yapılabilmesine uygun
olmalıdır.
44
10. Maliyeti düşük olmalıdır.
11. Yapı materyali yemin suyunu emmemelidir, silajın suyundan etkilenmemelidir.
Tablo 2. ÇeĢitli silajların birim alandaki ağırlıkları, kg/m3
Çayır otu
680-800
Üçgül
680-800
Şeker pancarı
700-900
Şeker ve hayvan pancarı yaprakları
900
Patates
800-1000
Mısır hasılı
650-750
Yonca (% 25 KM)
650
Yonca (% 40 KM)
400
Silo Tipleri:
Silolar kullanım amacına, yapı materyaline, şekline göre değişik şekillerde
gruplandırılır. Genel bir sınıflandırma yapmak gerekirse;
1. Yüksek silolar: Bunlara dikey silolar da denir. Çelik, saç, tahta, beton, tuğla gibi
malzemelerden silindirik kule şeklinde yapılır. Metal, çelik, aliminyumdan yapılan tipleri
gaz sızdırmaz. Fermentasyon riski çok azdır. Ancak pahalıya mal olur, doldurma ve
boşaltma işlemleri ve özel ekipman gerektirir. Bu tür siloların yapımı sabit ve büyük
işletmeler
hariç
gereksiz
bir
yatırımdır.
Ülkemizde
henüz
böyle
silolara
rastlanılmamaktadır.
2. Çukur silolar: Daha çok betondan yapılır. Kuyu şeklinde silolardır. Yanma ve donma
tehlikesi yoktur, doldurulurken fazla sıkıştırma gerektirmez, besin maddesi kaybı azdır,
buna karşılık boşaltma işlemi zordur, ayrıca siloda CO2 gazı birikebilir.
3. Yatay silolar: Değişik tipleri vardır.
a. Çukur, hendek silolar: Toprak yüzeyinin altına yerleştirilir. Yapımı, doldurma ve
boşaltma işlemleri kolaydır, maliyeti düşüktür. Ülkemizde en yaygın silo tipidir. İklimi
müsait ve iyi drenaj yapılan bölgeler için uygundur. Ancak silonun üst kısmı geniştir,
kapatma işlemi özel önem gerektirir. Yağmur sularının sızmasını önlemek için bu tip
siloların bir yamaca inşa edilmesi tercih edilir. İmkanlar müsait ise silonun üzerine bir çatı
yapılması yağmur sularından korumak için iyi bir yoldur. Silonun yan duvarlarına genelde
1/3 oranında eğim verilir. Kullanım şekline göre bir veya iki tarafı açık olabilir. Yan
duvarlar beton, taş, tuğla, biriket veya katranlanmış ahşaptan olabilir. Kullanılan materyal
ne olursa olsun yüzeyinin silo suyundan etkilenmeyecek ya da silajın özelliğini
bozmayacak koruyucu materyal ile kaplanması gerekir. Silonun tabanı toprak, taş, çakıl ve
45
beton olabilir. Taban beton veya su geçirmeyen killi topraktan ibaret ise yan duvarlara
yakın kısımda fazla suyun akması için oluklar bulunmalıdır. Taban taş, çakıl, kum gibi su
sızdıran materyalden ise bu oluklara gerek yoktur. Fazla suyun akabilmesi için tabana
belirli bir eğim verilir. Bu eğim % 1-5 arasında değişmektedir.
Silo büyüklüğünün tespit edilmesi: Bunun için önce hayvanlara yedirilecek silaj yemi
miktarı belirlenir. Örneğin elimizde 30 adet sığır var ve kışın 240 gün süreyle silaj
yedirmeyi planlıyoruz. 30 hayvan besleme periyodu boyunca günde 15 kg silaj tüketirse
günlük silaj yemi ihtiyacı 30 x 15 = 450 kg‟dır. O halde kış boyunca 240 x 450 = 108.000
ton silaj yemi gereklidir. Çukur silolardan her gün 10 cm‟lik bir dilim çıkarılır, yaz
aylarında biraz daha kalın dilim tercih edilir.
Tablo 3 mısır silajına göre düzenlenmiştir ve mısır silajının birim ağırlığı 567.5
kg/m3‟dür. Günlük silaj ihtiyacımız 450 kg olduğuna göre bu ihtiyacı karşılayacak silo
ebatları ve eğimi Tablo 3‟den direkt olarak bulunur. Tabloda günde 10 cm‟lik bir dilim
kesildiğinde 450 kg silaj elde dilebilecek silonun yüksekliği 3.1, taban uzunluğu 1.8, tavan
uzunluğu 3.4 m ve alanı 7.9 m2‟ dir. Bu ölçülere göre yan duvarların eğimi ¼ veya
%25‟dir. Silonun uzunluğu ise 240 gün besleme yapılacağına ve günde 10 cm kalınlığında
yem kullanılacağına göre 240/10 = 24 m olmalıdır. Silajdaki bozulma ihtimali göz önüne
alınarak güvenlik payı olarak uzunluğun 25-27 metre olması gerekir.
Maliyet ve yedirme kolaylığı açısından en uygun silo derinliği 2.4 m olarak
bildirilmektedir. Silonun doldurulması esnasında yerleşme payı olarak bitkilerin silonun
yüksekliğinin 0.9 m daha yukarısına kadar yığılması uygundur.
b. Sandık Ģeklinde silolar: Toprak seviyesinin üzerindedir. Tabanı betondan yapılır. Yan
duvarlar tahta, beton veya başka bir maddeden olabilir. Bu tip silolar genelde sığırların
direkt silodan yemesi için yapılır. Ön tarafa hayvanların başının girebileceği şekilde
bölmeler yerleştirilir. Silo yemi belirli miktarlarda bu bölmelerin ön kısmına çıkarılır.
4. Geçici silolar: Bunlar yan tarafları kapalı veya açık yığın şeklinde silolar, plastik veya
polietilen torba şeklinde silolardır. Torba şeklindeki silolar ilk defa silaj yapan
yetiştiricilere tavsiye edilebilir. Az miktarlarda silaj yapılabilir, taşınması kolaydır. Ancak
tırnak, kuru dallar gibi keskin maddelerle çok kolay delinebilirler.
Tablo 3. Çukur siloların yan duvarlarının eğimi, ebatları, alanı ve silaj dilimlerinin
ağırlıkları.
Eğim
%
Yükseklik, m Taban Tavan
Alan
10 cm dilim 30 cm dilim
Uz., m Uz., m
M2
ağ., kg
ağ., kg
1/4
25
1.2
1.5
2.1
2.2
127
381
1/3
33
1.2
1.8
2.4
2.7
153
460
½.5
42
1.2
2.1
3.1
3.1
175
524
¼
25
1.8
1.8
2.8
4.2
238
715
46
1/3
½.5
¼
1/3
½
¼
1/3
1/2
33
42
25
33
42
25
33
42
1.8
1.8
2.4
2.4
2.4
3.1
3.1
3.1
2.1
2.4
1.8
2.1
2.4
1.8
2.4
3.1
3.4
4.0
3.1
3.7
4.3
3.4
4.3
5.5
5.0
5.9
6.0
7.2
8.5
7.9
10.5
13.2
286
333
339
408
482
450
598
752
858
1001
1017
1223
1446
1351
1796
2256
Silajın YapılıĢı: Özel makinalarla mümkün olduğunca küçük parçalara ayrılmış yeşil yemler
mümkünse biraz soldurulduktan sonra silolara doldurulur. Silo tipine göre sıkıştırma metotları
uygulanır. Örneğin ülkemiz için en uygun silo tipleri olan çukur ve düz silolarda siloya
doldurulan materyalin üzerinde traktör ya da benzer araçlarla gezinilerek olabildiğince
sıkıştırılır ve yem parçaları arasında hava kalmaması temin edilir. Üzeri naylon ile örtülür.
Naylonun tahrip olmaması için onun üzeri de sap ve toprakla örtülerek kapatılır. Yaklaşık bir
aylık bir beklemeden sonra açılarak hayvanlara yedirilir.
Silaj yapımı esnasında faaliyet gösteren mikroorganizmalar:
1. Süt asiti (laktik asit) bakterileri,
üremeleri istenir.
2. Tereyağ asiti (bütirik asit) bakterileri,
üremeleri istenmez.
3. Sirke asiti (asetik asit) bakterileri
üremeleri istenmez.
üremeleri istenmez.
4. Kaliaerojen bakteriler
5. Çeşitli kokuşma bakterileri
üremeleri istenmez.
6. Mayalar
üremeleri istenmez.
Silolama Sırasında Meydana Gelen DeğiĢiklikler:
1. Aerob faz: Yemler ne kadar sıkıştırılmış olursa olsun içerisinde mutlaka bir miktar hava
ya da oksijen kalacaktır bu nedenle silolama sırasında ilk önce bu oksijen tüketilir. Bu
süre içerisinde siloda canlı bitki hücreleri solunuma devam eder ve enzimleri ve aerob
bakteriler tarafından kolay eriyebilir.maddeler fermente edilerek ısı, CO2 ve su oluşur.
Sıkıştırma iyi olursa bu süre kısaltılır ki (optimum 5-7 saat) bu silajın kalitesi üzerinde
etkili olan en önemli kriterdir. Bu safhada ortamda aerob maya ve küfler çoğalır.
2. Aneorob fazı : Bu dönemde başlıca asit oluşturan ve proteolitik bakterilerin oranı artar,
aerob maya ve küfler ölür. Aneorobik bakterilerin etkisiyle kolay eriyebilir ve kısmen
komplex karbonhidratlar büyük oranda laktik asit (% 8-10) ve daha az oranlarda asetik
(%1.5-2) ve diğer asitlere ve alkollere çevrilir. Proteinler kısmen amonyak, aminoasit,
amin ve amidlere dönüşür.
47
3. Sabit faz: Oluşan asitlerin birikimi sonucu ortamın pH sı bakterilerin yaşayamayacağı
nokta olan 4 civarına iner. Usulüne uygun hazırlanmış bir silaj yeminin yapısı bu şekilde
10-15 yıl değişmeden kalabilir.
İyi bir silajda ortama hakim olan bakteriler laktik asit bakterileridir (homofermentatif
bakteriler). Bazen heterofermantatif bakterilerin etkisi ile laktik asit yanında asetik asit,
etanol ve sorbitol de oluşur. Ortamın pH sı 3.5-4.5 arasında olmalıdır. Silajın rutubeti %
40-60 arasında olmalıdır. Ancak yeterince soldurma uygulanmayan taze yeşil yemlerde bu
oran % 75‟lere kadar çıkabilir.
Silolama sırasında eğer silolama tekniğine uygun çalışılmamış ise istenmeyen
fermentasyonlar oluşabilir. Bu durumda çoğunlukla bütirik asit üreten bakteriler çoğalır ve
istenen pH‟ya bir türlü inilmez, silajın rengi kızışmalar nedeniyle koyulaşır, silajın
kendine has hoş kokusu kaybolarak yerine çok kötü bir koku hakim olur. Besin maddeleri,
dolayısıyla kuru madde kaybı artar ve silajdan beklenen yararların hiç biri sağlanamaz ve
bu tip silajların hayvanlar tarafından tüketilmesi zor ve zararlı olduğundan yem ziyan
edilmiş olur.
Kaliteli silaj elde etmek için gerekli Ģartlar:
- Kolay sindirilebilir karbonhidrat bakımından zengin yemler
-
Bitkilerin parçalanması ve soldurulması
-
Sıcaklık 8-30 0C
-
pH: 3.5-4.5
-
Anaerob ortam
Ġyi bir silaj yeminin özellikleri:
1. Koku: İyi bir silajda taze ve hoş bir asit kokusu hissedilir.
2. Tat: Tadı güzeldir, acı ve keskin değildir.
3. Küflenme ve çürüme yoktur. Yapışkanlık ve kayganlık söz konusu değildir.
4. Bir örnek görünümdedir. Rutubet ve renk değişikliği yoktur. Genelde yeşil veya
kahverengimsi renk hakimdir. Koyu kahve rengi aşırı ısınmanın göstergesidir. Siyah
renkli silajlar çürümüştür. Böyle silajların hayvanlara yedirilmesi sakıncalıdır.
5. İyi bir silaj yemi hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir.
Silodan yem alınması esnasında dikkat edilecek noktalar:
Silo çukurunun kapatılmasından 40-45 gün sonra silaj olgunlaşmış olur. Bu tarihten
itibaren artık silaj hayvana yedirilebilir. Yedirme süresi doğal yeşil yemlerin bulunmadığı kış
ve ilkbahar aylarında olmak üzere yılda ortalama 200 günü bulabilir. Silaj yemi açılmadan
önce, silo çukurunun açılması uygun görülen tarafının üstü topraklarından iyice arındırılmalı
ve sonra silajın örtüsü kaldırılmalıdır. Açılma işlemi dar alanda yapılmalıdır. Silaj yeminin
bozulmasını engellemek için bir tarafından her gün yaklaşık 10 cm kalınlığında dilim şeklinde
yukarıdan aşağıya diklemesine bir parça çıkarılır. Eskiden silaj dirgen, bel gibi aletler
kullanılarak çıkarılırdı. Bu amaç için geliştirilmiş çeşitli kesici aletler mevcuttur. Gelişmiş
48
ülkelerde silajın kesilerek alınması, taşınması ve hayvanlara yedirilmesi tamamen özel
makinalar ve aletlerle yapılmaktadır. Önemli olan alınırken silaj arasına hava girişinin
mümkün olduğunca önlenmesidir.
Silajın hayvan beslemede kullanımı:
Silajda nitrojenli maddeler ve proteinler bakteriyel olarak parçalandığı için protein
tabiatında olmayan azotlu bileşikler halindedir. Oluşan organik asitlerden dolayı silajın ham
yağ oranı ve ham yağın sindirilme derecesi artmıştır. Azotsuz öz maddeler kolay eriyebilir
karbonhidratların kullanılması nedeniyle azalmıştır. Bundan dolayı ham selüloz miktarı
artmıştır. Mineral madde içeriği eğer su kaybı, yağmur gibi etkilere maruz kalmışsa pek
değişmez. Yine silaj yemi iyi hazırlanmışsa vitaminler bakımından da herhangi bir kayıp
oluşmaz.
Silaj yemleri lezzetlidir, kısa bir alıştırma döneminden sonra hayvanlar tarafından
iştahla tüketilir. Süt ineklerine sağımdan sonra 15-20 kg, kurudakilere daha az, düvelere 5-10
kg, besi sığırlarına 15-20 kg, danalara 10-15 kg, atlara 6-15 kg, koyunlara 2 kg/100 kg CA
miktarında verilir.
Silajın avantajları:
1. Büyük işletmeler için düşük maliyetli bir yemdir.
2. Besin maddeleri kaybı daha azdır. Ör. Çayır silajları yem değerinin % 85‟ini korurken, en
iyi şartlarda üretilmiş çayır kuru otunda bu oran % 80, uygun olmayan şartlarda
üretilenlerde ise % 60‟dır. Silajlar kuru ota göre ham protein, bazı vitaminler özellikle
karoten ve bilinmeyen faktörler bakımından daha zengindir. Besin maddeleri oranı
değişmeksizin çok uzun süre saklanabilir.
3. Kötü hava şartlarında en iyi saklama metodudur.
4. Lezzetlidir, hayvanlar tarafından iştahla tüketilirler.
5. Yangın tehlikesi yoktur.
6. Sürekli yeşil yem kaynağıdır, kışın sulu yem elde etmenin en ucuz yoludur.
7. Silolama sırasında bazı toksik maddeler de toksifiye olur.
8. Depolamada fazla yer işgal etmez. Kuru madde baz alındığında birim alanda kuru ota göre
daha fazla silaj yemi depolanabilir.
9. Hafif laksatif etkisi vardır, ahır temizliği kolaydır.
10. Bitkinin bütün kısımları silolandığı için hayvanlar tarafından bu kısımların hepsi tüketilir,
dolayısıyla kaba ve saplı kısımların artırılması ve yem israfı önlenmiş olur.
11. Silajlık materyal erken hasat edildiği için arazi daha erken boşaltılır ve ikinci bir ürün elde
etme imkanı doğar. Ayrıca mısır sapları ile birlikte hasat edildiği için mısır kurdu
hastalığının yayılması önlenir, yine yabanı otların gelişmesi kontrol altına alınabilir.
12. Bazı yan ürünlerin bozulmadan saklanabilmesi için en uygun ve ekonomik yöntemdir.
49
Silaj yemi ile beslemenin, merada beslemeye göre bazı avantajları vardır. Bunlar;
- bölme ve gölgelik gerektirmez,
-
birim alandan daha fazla kaba yem elde edilir,
-
bitki optimum olgunlukta hasat edilir,
-
bir örnek yem elde edilir,
-
gaz ve şişkinlik olayları çok azdır,
-
hayvan daha yakından kontrol edilir, tüketilen miktar bellidir,
-
toprağın üst tabakasında hayvanların gezinmesine bağlı olarak ortaya çıkan
kayıplar azalır.
Silajın dezavantajları:
1. Özel ekipman ve silo ister. Küçük çiftlikler için maliyeti artırır.
2. Kuru yemlere göre 2-3 kat daha ağır olması ekipman olmadığı taktirde işçiliğin artmasına
sebep olur.
3. Vitamin D düzeyi kurutulmuş yemlere göre daha azdır.
4. Taşınması ve satılması oldukça zordur.
Mısır Silajı
Mısır silajı süt sığırcılığı ve besicilikte önemli bir kaba yemdir. Normal koşullara göre
hazırlanmış mısır silajının 3.5 kg‟ı, besin maddeleri bakımından yaklaşık bir kg‟lık yemlik
arpaya eşdeğer sayılır.
Mısır silajı sığır besiciliğinde protein ve mineral takviyesi ile tek başına kullanılabilir.
En iyi silaj mısır bitkisinden elde edildiğinden, silaj yapmak amacıyla ekilen mısırın ayrı bir
yeri vardır. Ancak mısır silajının tek dezavantajı protein oranının düşük olmasıdır. Silajlık
mısır dane mısırın iki katı sıklıkta, iklim koşullarına ve arazi durumuna göre, ya sadece tek
ürün, ya da arpa, buğday gibi tahıl hasadından sonra, ikinci ürün olarak ekilir. Silajlık mısırın
hasat zamanının tespitinde dane durumu belirleyici kriterdir. Mısır danesinde süt olum
devresinin bitip, sarı olum devresinin başladığı devre, hasat dönemidir. Bu devrede, danenin
üst kabuğu biraz sertleşmiş olup, içi daha yumuşak ve sütlüdür. Ayrıca sürenin ilerlemesiyle
bitkinin protein oranı azalırken selüloz oranı artacağından hasatda geç kalınmamalıdır. Hem
silajın kaliteli olması, hem de dane kaybının olmaması amacıyla mısırın hasadında bitkiler
tümüyle silaj makinasıyla alınıp parçalanmalıdır. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli
noktalardan biri de çukurda yapılan silajın bir an önce tamamlanarak üzerinin kapatılmasına
özen gösterilmesidir.
Mısır Sapı ve Kapçık Silajı
Dane hasadı için ekilen mısırın koçanları hasat edildikten sonra arta kalan sapların
besin değeri çok düşüktür ve kuruma sırasında yapraklar döküldüğü için daha da düşer. Bu
50
sapları koçan hasadından hemen sonra (nem oranı %30 dolayında iken) biçip silaj
makinasında parçaladıktan sonra, bir miktar tahıl kırması veya melas ilavesiyle kolay
fermente olabilir karbonhidrat miktarını artırarak ve su ilavesiyle nemini %60-65‟e çıkararak
silaj çukuruna sıkıştırarak doldurduğumuzda çoğu kere ziyan olan bu tarım artığından iyi bir
kaba yem elde edebiliriz. Kapçıklar da iyice parçalanarak silajlanabilir.
YeĢil ot ve Yabani ot Silajları
Çayır ve mera otları, yonca, korunga gibi yem bitkileri çiçeklenme devresinde iken
biçilip kıyılmak ve iyice çiğnenerek sıkıştırmak suretiyle silaj çukurlarına doldurulup üzerinin
kapatılması şarttır. Yeşil ot silajları içine arpa kırması (1 ton yeşil ot için 70 kg) veya mısır
kırması eklendiğinde mısır silajına yakın besin değerlerine sahip bir silaj elde edilebilir.
Pancar yaprağı Silajı
Pancar yaprağının su oranı çok yüksek olduğu için, silaj yapılacak çukurun veya
düzlüğün tabanında 20x20 ebadında ve ızgaralı bir akıntı kanalı bulunmalıdır. Aksi takdirde
silaj su içinde kalarak bozulur. Dip suları hayvanların zehirlenmesine neden olabilir (pancar
yaprakları nitrat ve nitrit içerir). Yaprakları parçalamaya gerek yoktur. Yapraklar kesik pancar
başları ile birlikte olduğu gibi silajlanabilir. Yaprakların fazla topraklı ve çamurlu olmamasına
dikkat edilmelidir. Silajı sıkıştırmaya, melas veya tahıl kırması eklemeye gerek yoktur.
Arpa+yulaf+Fiğ karıĢımı Silajı
%40 arpa, %30 yulaf ve %30 fiğ tohumundan ibaret karışım bölge için uygun olan bir
mevsimde (genellikle sonbahar) ekilir. Danelerin süt olgunluğu devresinde biçilerek silaj
makinasında 2-3 cm boyunda parçalanır ve aynen mısır silajında olduğu gibi silajlanır. İçine
herhangi bir ilaveye gerek yoktur. Çok mükemmel bir silajdır. Sadece mineral ilavesiyle tek
başına ineği beslemek mümkündür.
Bezelye kabuğu Silajı
Bezelye ve diğer bakliyatları işleyen konserve fabrikalarının artığı olan posaları silaj
yaparken %3-6 oranında melas veya hububat kırması karıştırılmalıdır. Bezelye posasının silaj
makinasında parçalamaya gerek yoktur.
Patates yaprağı Silajı
Patates yaprakları “solanin” isimli zehirli alkoloid içerdiğinden hayvanlar bu bitkinin
sap ve yapraklarını fazla yemezler. Oysa hasattan çok kısa bir süre önce toplanacak olan sap
ve yapraklar silaj makinasında parçalanarak silajlanacak olursa çok değerli ve zararsız bir
yem maddesi elde edilir. Bu silajı doldururken %3-5 oranında melas eklenmesi gerekir.
Saman Silajı
Samanları silaj haline getirerek sindirilme oranlarını birkaç kat artırarak besin değerini
yükseltmek mümkündür. 10 tonluk bir saman silajının bileşimi şöyledir:
Saman
6.000 kg (%60)
Melas
3.000 kg (%30)
Arpa kırması
250 kg (%2.5)
Yemlik üre
50 kg (%0.5)
51
Su
700 litre (%7)
Silajı yapılacak samanın miktarına göre, belirtilen oranlar dahilinde bütün silaj
katkıları hazır edilir. Önce melas ılık su ile sulandırılarak akışkan hale getirilir. Saman kat kat
serilerek, her defasında yukarıda bildirilen oranlara uygun miktarlardaki melas, arpa kırması
ve üre serpilerek traktörle çiğnenir. Doldurma işlemi tamamlandığında naylon örtü ile örtülüp
üzeri toprakla kapatılır. Saman silajının olgunlaşma süresi 3.5-4 aydır.
Kuru Madde Oranı Yüksek Silajlar (Haylaj):
Genellikle çayır veya baklagil otlarından yapılır. Silolamadan önce bitkiler
soldurularak nem oranı % 40-55‟e düşürülür. Yapımı, depolanması ve hayvan beslemede
kullanılması aynı silajdaki gibidir. Sadece kuru madde miktarı daha yüksektir. Uygun
şartlarda yapılmış haylaj hoş bir aromaya ve lezzete sahiptir. Kaliteli bir yemdir. Özellikle süt
ineklerinde gittikçe artan bir kullanım alanına sahiptir. Besleyici değeri bitkinin hasat
zamanındaki büyüme dönemine ve kuru madde miktarına bağlıdır. Haylaj yapımında
başarının temeli silodaki hava giriş çıkışının önlenmesidir. Bu nedenle gaz sızdırmayan
siloların kullanılması daha uygundur.
Broyler DıĢkısı + Mısır Silajı
Günümüzde broyler dışkısının mısır tanesiyle karıştırılarak silajı yapılmaktadır. Bu
şekilde dışkıda bulunan patojenler elimine edilmektedir.
Yararlanılan Kaynaklar
4. Bilal, T. ve Abaş, İ., (1994) Silaj yapımı ve silajın önemi. Marmara‟da Tarım. 68, 38-42
5. Çoşkun, B., Şeker, E., İnal, F., (1994) Hayvan Besleme. Selçuk Üniversitesi Veteriner
Fakültesi Yayın Ünitesi-Konya
6. Ergün, A., Tuncer, Ş.D., Çolpan, İ.,Yalçın, S., Yıldız, G., Küçükersan, M.K., Küçükersan,
S., Şehu, A., (2002) Yemler Yem Hijyeni ve Yem Teknolojisi. Ankara Üniversitesi
Veteriner Fakültesi, Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara
7. Keser, O. ve Bilal, T., (2004) Hayvan beslemede broyler dışkısının kullanılması.
8. Şenel, H.S., (1993) Hayvan Besleme. Gür-ay matbaası, İstanbul
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
62
63
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
75
76
77
78
79
80
81
82
83
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
95
96
97
98
99
100
101
102
103
104
105
106
107
108
109
110
111
112
113
114
115
116
117
118
119
120
121
122
123
124
125
126
127
128
129
130
131
132
133
134
135
136
137
138
139
140
141
142
143
144
145
146
147
148
149
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
161
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
188
189
Mikroorganizma Sayısına Göre Yem Hammaddelerinin Tazelik veya
Bozulmuşluk Derecelerinin Tespiti İçin Norm Değerleri
I
II
III
Bakteri
Mantar
Bakteri
Mantar
Bakteri
Mantar
milyon/g
bin/g
milyon/g
bin/g
milyon/g
bin/g
Kan unu, et unu, et-kemik unu,
kemik unu
1
 10
1–4
10 – 40
4
 40
Balık unu
2
 20
2–5
20 – 50
5
 50
diğer tane yemler, kepek
6
 80
8 – 10
80-200
 10
 200
Tane mısır
4
 50
4–8
50-100
8
 100
Değirmencilik kalıntıları (razmol,
bonkalit vb.)
3
 40
3–6
30 – 80
6
 80
(soya fas. küsp. hariç)
2
 50
2–4
50-100
4
 100
Soya fasulyesi küsp.
1
 20
1-4
20-80
4
 80
Yem Hammaddeleri
Tahıllar (mısır hariç)
Yağ sanayii kalıntıları
I. Genel olarak tazeleği bozulmamış, yedirilebilir (normal mikroorganizma sayısı)
II. Genel olarak tazeleği azalmış, sınırlı olarak yedirilebilir (yüksek mikroorganizma sayısı)
III. Genel olarak bozulmuş, yedirilemez (çok yüksek mikroorganizma sayısı)
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
,
203
204
205
,
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229

Benzer belgeler

ciniş

ciniş gözlemlerde, gövdeden ayrılmayan durum olmakla birlikte, hasat sırasında yapılan kişisel materyalde kaldığı başta zayıf çekirdekler olmak iizerc önemli düzeyde çekirdeğin kabuklar ve me},ı/e eti ar...

Detaylı

Tüm Yönleriyle SİLAJ YAPIMI ve SİLAJLA BESLEME

Tüm Yönleriyle SİLAJ YAPIMI ve SİLAJLA BESLEME 4. Yeşil otları kurutarak saklamaya göre silaj yaparak saklamada yemlerin besin madde kaybı daha az olur, yani yeşil yemler besin madde içerikleri açısından fazla bir kayba uğramadan uzun süre sakl...

Detaylı