Marana Tha Paskalya 2010 programı

Yorumlar

Transkript

Marana Tha Paskalya 2010 programı
EDİTORYAL
Değerli Cemaat Üyelerimiz,
Yine bir Karem sayımızla sizlerle birlikteyiz.
Geçtiğimiz sayıdan itibaren yenilenmiş içerikli cemaat bültenimizin sayfalarıyla sizlere merhaba diyoruz. Sizlerden aldığımız
destek ve öneriler sayesinde, sayfalarımız daha da renkleniyor. Türkiye Katolik Episkoposlar Kurulu’nun komisyonlarına
ayırdığımız sayfalar ve cemaat büyüklerimizin anıları oldukça ilgi gördü. Katolik Kilisesi’nin tüm Türkiye çapında
yayınlanan, Türkçe tek ve resmi yayını olan bültenimizde sizlerin anılarına, vaftiz, düğün ve konfirmasyon haberlerine yer
vermeye devam edeceğiz. Lütfen bize yazın! Yazılarınızı pederleriniz ve episkoposlarınız aracılığı ile cemaatimizin basın
bürosuna ulaştırabilirsiniz.
Papa Hazretleri’nin bir önerisi sonucunda, 10 – 24 Ekim arasında Roma’da Orta Doğu Episkoposlar Sinodu
gerçekleştirilecektir. Episkoposlarımız tarafından Kutsal Hafta öncesinde cemaatlerimize dağıtılacak Sinod metnini, bireysel
ve toplu halde okumanızı tavsiye ediyoruz. Bu doküman, kendimizi tanımamıza yardımcı olacaktır. Episkoposlarımız,
metinde bulunan sorulara yazılı olarak yanıt verilmesini rica etmektedirler. Yanıtlarınızı ve önerilerinizi pederlerinize
ulaştırabilirseniz, gerekli tercümeler yapılıp, Episkoposlar Kurulu’na iletileceklerdir.
Bu yıl Ortodoks ve Katolik dünyasının aynı gün kutlayacağı Paskalya Bayramı’nın tüm dünya insanlığının kardeşliğine katkı
sağlamasını; Hıristiyan hayatımızın temel ümidi olan Rabbimiz Mesih İsa gibi dirileceğimiz ümidinin tanıkları olabilmeyi
diliyoruz.
İyi bayramlar.
Marana Tha Yazı Kurulu
Abrim GÜRGEN
Buğra POYRAZ
BAŞYAZI SAYFASI
PASKALYA YORTUSUNA BİLİNÇLİ BİR ŞEKİLDE HAZIRLANMAK
Şair Nazım HİKMET, Rubailerin ikinci bölümünde: «Ömür gelip geçiyor, vakti ganimet bil uyanılmaz uykulara
varmadan, yâkut şarabı billûr kadehe doldur, seher vaktidir ey delikanlı uyan...» diye serzenişte bulunuyor. Her ne kadar
birer Hıristiyan olarak imanımızın gereği «uyanılmaz uykular» türünden korkularımız olmasa da, Nazım’ın dediği gibi,
zaman adeta bir su gibi akıp gidiyor. Daha henüz Noel Yortusunu, yani Rab İsa Mesih’in Tanrılığından birşey
kaybetmeksizin vücut almak suretiyle bir bebek olarak bir yemlikte aramıza gelişini kutlamışken, Karem yani Kutsal
Paskalya Yortusuna hazırlık dönemi ile karşı karşıyayız. Yaklaşık beş hafta sürecek bu oruç dönemini Kutsal Hafta ile
tamamladıktan sonra Rab İsa Mesih’in, Peder Allah’ın sevgisi ve Kutsal Ruh’un kudretiyle ölülerden kıyam edişinin
sevincini kutlayacağız.
İlk bakışta bambaşka birer olaymış gibi görünseler de, aslında Noel ve Paskalya Yortularını birbirine sıkı sıkıya
bağlayan çok kuvvetli bir anlam söz konusu: Peder Allah’ın insanlara yönelik sonsuz sevgisi.
Günlük yaşantımızda, sevgi sözcüğü o kadar çok kullanılıyor, yazılıyor, çiziliyor ki artık bir nevi yorgun düştü.
Arzu ettiğimiz, sahip olmak istediğimiz her şey için sevgi sözcüğünü kullanır olduk. Kutsal Kitap sevgiyi ifade etmek için iki
farklı sözcükten yararlanıyor: eros ve agape. Bunlardan ilki Antik Yunanca’dan geliyor ve bir anlamda karşımızdakinin
çekiciliğini ifade ediyor: “Seni seviyorum, çünkü sana ihtiyacım var” türünden daha çok biz insanoğluna has bir sevgi ve
bariz olarak bir bencillik saklıyor yapısında.
Oysa agape sevgiye bambaşka bir anlam yüklüyor ve Allah’ın karşılıksız olan, en şatafatlı edebi kelimelerle dahi
ifadesi mümkün olmayan aşkın sevgisini ifade ediyor. DE LA POTTERİE’nin de dediği üzere sevgi artık canın Allah’a doğru
tırmanış hareketi, O’nu görme ve tanıma arzusu olmanın ötesinde, Allah’ın insana doğru iniş hareketidir. Kendisi bizzat lütuf
olan Allah, yarattıklarıyla ilgilenmek suretiyle onları seviyor ve bu sevginin ana amacı olan insanoğlu da Allah’ın sevgisini
bir lütuf olarak kabul ediyor.
Eros’un aksine «kendi çıkarını gözetmeyen» (1Ko. 13,5) agape en güzel ifadesini haç üzerinde buluyor. Sevginin
yegane kaynağı Peder Allah, Kutsal Ruh aracılığıyla Oğul’a sevgisini sunuyor, buna mukabil Oğul da yine Kutsal Ruh
aracılığıyla bu sevgiyi kabul ederek aynı şekilde karşılık veriyor: «Mesih’in bizleri sevdiği ve bizim için kendini güzel
kokulu beğenilir bir sunu olarak Allah’a kurban verdiği gibi, sizler de sevgi içinde yaşayın» (Ef. 5,2).
Nitekim, «insanı kendi suretimizde kendimize benzer yaratalım» (Yar. 1,26) diyerek ona özgürlük veren,
insanoğluyla kul/köle ve patron ilişkisi değil bilakis Baba-Oğul ilişkisini arzulayan Allah, bu muhteşem özgürlük armağanını
yanlış kullanarak günaha düşen insanoğluna, Oğlu’nun haç üzerindeki kurbanı vasıtasıyla insanlık haysiyetini geri armağan
etti. Bu noktadan sonra, vaftiz aracılığıyla bizler de bu sevgi alışverişinin içerisine doğarak Oğul aracılığıyla aynı sevgiyi
aramızda yaşamaya çağrılıyız. Bizzat vaftizimiz aracılığıyla bu sevgi denizinin içerisine dalıyor, Kutsal Üçlübirliğin dinamik
yaşantısının içerisine giriyoruz. Allah’ın Oğlu aracılığıyla bizler de oğul oluyoruz.
Havari Aziz Yuhanna’nın Birinci Mektubu bütün bu sevginin özetini şu üç ayetle güzel bir biçimde ifade ediyor:
«Allah sevgidir» (1Yu. 4,8.16); «Sevgi Allah’tandır» (1Yu. 4,7); «Allah bizi bu kadar çok sevdiğine göre biz de birbirimizi
sevmeye borçluyuz» (1Yu. 4,11).
İşte önümüzdeki beş haftalık Karem dönemi, ancak bu bilinçle, yani Allah tarafından sonsuz, karşılıksız, - en güzel
ifadesiyle - tarifi imkansız bir sevgiyle sevildiğimizin bilinciyle yaşanacak olursa gerçek anlamını bulacaktır. Tutacağımız
oruçlar, yapacağımız feragatler Allah tarafından koşulsuz sevildiğimizin bilinciyle birbirimizi koşulsuz sevmenin gayretiyle
daha bir değer kazanacak ve Rabb’imiz İsa Mesih’in ölülerden kıyam edişinin neşesini en derin biçimde yaşamamıza yardım
edeceklerdir.
İbranice kökenli “Alleluya!” biz Hıristiyanlar için, Rabb’in büyüklüğünü en coşkulu şekilde övmenin haykırışı oldu.
İşte sırf bu yüzden - yazımın başında da dediğim gibi - Paskalya Yortusu litürjisinde «Mesih İsa gerçekten dirildi. Alleluya!»
diye haykıran hiçbir Hıristiyanın, Nazım’ın «uyanılmaz uykular» diye tabir ettiği ölümden korkusu olmamalıdır. Sevginin
kaynağı Rab, haç üzerinde ölümü yenmek suretiyle onu bizler için düşman olmaktan çıkardı; tıpkı merhum Kadasetli
Kardinal Joseph Bernardin’in yakalandığı kanserle mücadele ederken ifade ettiği gibi: «Ölümü bir düşman ya da bir arkadaş
olarak görebiliriz. Şahsen ben, inanan bir kişi olarak ölümü bir arkadaş, dünyevi yaşamdan ebedi yaşama geçiş olarak
görüyorum».
Bu ümitten kuvvetle, hepinize sevdiklerinizle birlikte güzel ve bir o kadar da kutsal bir Paskalya Yortusu diliyorum.
Allah’ın sevgisi ülkemizi ve insanımızı kutsasın, bizlere birlik, sağlık ve mutluluk armağan etsin. Esen kalın.
Antuan Ilgıt, S.J.
KUTSAL KİTAP'TAKİ KADINLAR KÖŞESİ
PASKALYA, YUVARLANIP KENARA ATILMIŞ
KAYALARIN BAYRAMI
(LUKA 24, 1-10)
Kadınlar haftanın ilk günü, sabah çok erkenden, hazırlamış oldukları baharatları alıp mezara gittiler. Taşı mezarın
girişinden yuvarlanmış buldular. Ama içeri girince Rab İsa'nın cesedini görmediler. Onlar bu durum karşısında şaşırıp
kalmışken, şimşek gibi parıldayan giysilere bürünmüş iki kişi yanlarında beliriverdi. Korkuya kapılan kadınlar başlarını yere
eğdiler. Adamlar ise onlara, «Diri olanı neden ölüler arasında arıyorsunuz?» dediler. «O burada yok, dirildi. Daha
Celile'deyken size ne söylediğini anımsayın. İnsanoğlu'nun günahlı insanların eline verilmesi, çarmıha gerilmesi ve üçüncü
gün dirilmesi gerektiğini bildirmişti.» O zaman İsa'nın sözlerini anımsadılar. Mezardan dönen kadınlar bütün bunları
Onbirlere ve diğerlerinin hepsine bildirdiler. Bunları elçilere anlatanlar, Mecdelli Meryem, Yohana, Yakup'un annesi
Meryem ve bunlarla birlikte bulunan diğer kadınlardı.
Mecdelli Meryem, Yohana ve Yakup’un annesi Meryem. Üç basit ve güçlü kadın. İsa’nın yakınında yaşadıklarını, O’nu
dinlediklerini, O’nun yaptıklarını ve davranışlarını izlediklerini, bütün hisleri ile sessizce O’na hizmet ettiklerini ve O’nu
sevdiklerini biliyoruz. Yaşadıkları acı katlanılamaz, çünkü gözleri önünde O’nun çarmıha gerildiğini ve öldüğünü gördüler.
Kayıpları çok büyük ve derindir. Efendileri ve hocaları öldürüldü. İman etmeleri için insanlara yaptığı çağrı dinlenmedi.
Sevgiyi ve barışı vaaz ediyordu ama yetkililer O’nu ölüme mahkûm ettiler. Bu olayın hangi olumlu yönü olabilir? Her şey
boşuna mıydı?
Kalpleri kederliydi: O’nun yaptığı mucizeler, herkese karşı gösterdiği sevgi, İsa’nın kendilerini her zaman desteklediğini
ispatlayan jestleri hafızalarından silinmişti. Allah’ın sustuğunu, konuşmadığını, artık onlara nur dolu bir yol göstermediğini
zannediyorlardı. Adaletin yerine gelmediği, fakirlerin yenilgisiydi bu olanlar. Güçlüler hükmediyor, alçakgönüllüler zulüm
görüyor ve savunmasızlar eziliyordu.
Daha iyi bir gelecek hayali yıkılmış ve her şey bitmişti.
Bu kadınlardan her biri kendini daha yalnız ve daha içine kapanmış hissediyordu.
Akılları bulanık, kalpleri yorgundu.
Böylece, İsa’nın mezara koyulduğuna şahit olan aynı kadınlar, bütün Şabat günü bekledikten sonra, Pazar sabahının güneş
ışıklarının yansıdığı ilk anlarda mezara ellerinde bütün ölülere sürülen baharatlarla gitmişlerdi.
Oraya vardıkları anda beklenmedik yeni bir şey daha oldu.
Mezarın kapısını kapatan taşın yana savrulmuş olduğunu gördüler ve çok korktular. İçeri girdiklerinde Rab İsa’nın bedenini
bulamadılar. O anda yanlarında parlak giysilere bürünmüş olan iki adam onlara göründü ve şöyle dedi: “Diri olanı neden
ölüler arasında arıyorsunuz? İsa yaşıyor! O dirildi! Size söylediklerini hatırlayın!”
Melekler kadınların kalbinde gizledikleri arzuyu dile getiriyordu ancak kadınlar korktu, şüpheye düştü, inanmadı ve
heyecanlandı. Nasıralı İsa’nın çarmıh üzerinde ölmesinden dolayı hissettikleri büyük korku ve akıl karışıklığı neticesinde
İsa’nın birçok kez söylediği Ebedi Hayat vaadini unutmuşlardı.
Şimdi, Peder Allah’ın mesaj getiren melekleri tarafından desteklenmiş olarak, çarmıhı ve İsa’nın Sözlerini hatırlayarak
Diriliş gizemine yaklaşıyorlardı.
Şabat gününün bu sessizliği ve sanki Tanrı’nın mağlubiyeti olarak yanlış değerlendirdiğimiz bu duygular olmadan Paskalya
gizemine ulaşılamazdı.
Bazen biz de bu Şabat günü tecrübesini yaşarız, Allah’ın sessiz kaldığını hissetimiz zamanlarda... Bunu nasıl yaşarız?
Mağlup olmuş gibi mi hissederiz? Anılarımız ve umutlarımız uçar gider mi?
Böylesine karanlıkta, kederde, denenmede, beklemede kalmamızın nedeni ne? Bu sorular insanın üzerine büyük bir yük gibi,
sırta binen ve ezen kayalar gibi, değil mi?
Paskalya yuvarlanıp kenara atılmış kayaların bayramıdır.
Bizi her gün yavaş yavaş ezen, ruhumuzu öldüren kayalardan kurtulabilseydik…
Her birimizin kendi kayası var. Ruhumuzun can damarı üzerinde duran kocaman bir kaya; oksijen almamızı engelliyor, bizi
buz gibi bir soğuğa itiyor, bütün ışık kaynaklarını kapatıyor, başkalarıyla ve Allah’la ilişki kurmamızı engelliyor.
Bu yalnızlığın, sefaletin, hastalığın, nefretin, umutsuzluğun ve günahın kayası. Kim bu kayayı yuvarlayıp atabilir?
Rabbi, sen bize yardım et.
Paskalya herkes için kayanın yuvarlandığı, kâbusun bittiği, ışığın başladığı bayram olsun. Bu ilkbahar yeni ilişkilerin
başlangıcı olsun. Eğer her birimiz mezarından çıktıktan sonra yandaki mezarın kayasını yuvarlarsa Mesih’in Dirilişi’nin
gizemi günümüze yansıyacaktır.
Meleğin sorusuna tekrar dönelim: “Neden diriyi ölüler arasında arıyorsunuz? O, burada değil”.
Eğer ölüler arasında değilse, İsa’yı nerede bulabiliriz? O kiminle?
Markos’un Müjdesi bana cevap niteliğinde bir okuma sunuyor. Melek kadınlara şöyle diyor: “Şimdi gidin, havarilere ve
Petrus’a deyin ki O, sizden önce Celile’ye gidiyor”.
Celile, onların günlük yaşamlarını, işlerini, duygularını, günlük endişe ve umutlarını yaşadıkları yerdi. Yeni gözlerle, oradan
tekrar yola çıkmaları gerekliydi. Ben de İsa’nın Müjdesi’ni kendim için edinimlersem, kendimi Celile’de bulurum. Eğer
O’nun ne dediğini gerçekten dinlersem, Allah’ın Krallığı’nın geldiğini duyarım ve kendini vaaz etmekte olan İsa ile
karşılaşırım. Böylece bütün karanlık, bencillik, hüzün, yalnızlık, sabırsızlık, kötü niyetlilik, kabalık ve adaletsizlik; ışığa,
sevgiye, neşeye, sabra, iyi niyetliliğe, sadakate, dürüstlüğe ve özgürlüğe dönüşebilir. Dirilmiş İsa benim her günkü hikâyem
olan Celile’dedir. Dirilmiş İsa, oraya benden önce gitti. Ben nasıl canlı ve doğalsam, O da orada öyle beni bekliyor. Dirilmiş
İsa hayatımda bana eşlik ediyor. O, orada; iman gözüyle O’nu bulabileceğim yerde. Benim için ve benimle birlikte ölerek, en
zor zamanları, eziyetleri, sefaletleri ortadan kaldırıyor. Benim kayalarımı ortadan kaldırıyor ve benim o mezara girmemi
sağlıyor. Artık korkmuyorum, çünkü mezar boş ve kapısı açık. Aydınlık ve içinde insanlar oturuyor. Buradaki kardeşlerim
beni artık korkutmuyorlar.
Haydi sen de gir, eşikte durma! Telaşların, korkuların, üzüntülerin artık zevke, neşeye ve şükrana dönüşecek. Bu senin de
Paskalyan olacak!
Mariagrazia
GENÇLİK KOMİSYONU SAYFASI
Yeniden Merhaba,
Cemaatlerimiz gençlik gruplarında faaliyetler verimli ve keyifli bir biçimde süre gelmekte, “Gençlik Komisyonu” ise tüm
cemaatlerin gençlik gruplarının aynı çatı altında bir araya geleceği fırsatları yaratmaya devam etmekte…
Noel’e adım adım ilerlerken ilk buluşmamızı 13 Aralık 2009 Pazar günü, St.Esprit Katedralinde, Mgr.Louis Pelatre katılımı
ile yapılan “Açılış Ayini” ile gerçekleştirdik. Buluşmada geçen dönem yaptıklarımızı sunduk, gelecek dönem için
planlarımızı paylaştık ve birlik içinde, genç bir ayinde dua etmek imkanını yakaladık. Ayini takip eden ikram ardından
“karaoke” eğlencesine katıldık. Oldukça keyifli bir başlangıç oldu, kötü havaya rağmen çağrımızı karşılıksız bırakmayan pek
çoklarına teşekkür ederiz.
06 Şubat 2010 Cumartesi gecesi, oruç dönemi öncesinde, “Geleneksel Karnaval Eğlencesi”nde bir araya geldik. “Bize
Kırmızı Çok Yakışıyor” sloganı altında, kırmızı giysi ve aksesuarlarla bezenmiş gençler “Prokopi” de buluştular. Canlı
Müzik, DJ ve sirtaki ile coşkulu bir karnaval keyfi yaşadık.
Önümüzde yeni bir fırsat var bir araya gelmek için…
Her yıl Kutsal Hafta'nın başlangıcı, Paskalya bayramından önceki pazar günü yani "Zeytin Dalları" pazarı; Papa 2.Yuhanna
Pavlus'un gençlere armağandır ve "Dünya Gençlik Günü" olarak kutlanmaktadır. Üç yılda bir dünyanın farklı bir ülkesinde
gerçekleşen "Dünya Gençlik Günleri"nin yerel uygulamasıdır. Papa 16.Benediktus bu güne özel olarak gençlere hitaben bir
mesaj yayınlamaktadır. Kilisemizde, bu bize özel günü kutlamak üzere tüm cemaatlerin gençlik grupları bir araya gelirler.
Bu yıl bu vesileyle cemaatlerimizin genç üyelerini Bomonti'ye Fransız Fakirhanesi'nin muhteşem bahçesine davet ediyoruz.
28 Mart 2010 Pazar 18.30 dan itibaren bir araya gelelim. Salonda kısa bir toplantıyla mesajı ve gelecek fırsatları paylaşıp
ardından bahçede ilahiler, meşaleler ve dualarla "Haç Yolu" gerçekleştireceğiz. "Haç Yolu" ardından isteyenler Haç'a
tapınma gerçekleştirip "Kutsal Hafta"ya adım atarken en özel dualarını kalplerinden Tanrı'ya sessizlikte yükseltebilecekler.
Bu özel ve anlamlı fırsatta bir arada olmak ümidiyle,
Sevgilerimizle,
Türkiye Katolik Ruhani Reisler Kurulu Gençlik Komisyonu adına,
İrem Kısakürek
EKÜMENİZM SAYFASI
« Ruhum Sana susamıştır, Allah’ım »
İstanbul’un farklı Kiliselerdeki Hıristiyanlarını dua hayatına davet
Artık gelenekselleşmiş olan aylık ruhsal buluşmalarımız bu yıl da devam ediyor. Hıristiyanların birliği ve esenliği için,
Partik 1. Bartolomeos Hazretleri ve Kadasetli Patrik 2. Mesrob’un kutsamaları ile İstanbul’daki çeşitli kiliselerin üyeleri
birlikte tapınıyorlar. Bu tek bir kilisenin, grubun ya da akımın duası olmayıp, İstanbul’daki tüm kiliseleri buluşturmayı
hedefleyen bir tapınma gecesidir.
1.
Çünkü Mesih kendi aracılığıyla Tanrı’ya gelenleri tamamen kurtarmaya yeterlidir ve hiç yorulmadan dua etmemizi
öğütler. (Lk. 18,1)
2.
Çünkü bütün vaftizliler dua üstüne kurulmuş bir Kilise kurmaya çağrılmışlardır.
3.
Çünkü dua geleneksel törenler ile tükenmez ama kişisel ve cemaatsel hayatı devam ettirir.
4.
Çünkü dini törenlerimizi yenilemek, canlandırmak ve törenlere imanlı kişilerin katılımını arttırmak gerekliliğini
hissediyoruz.
5.
Çünkü bütün İstanbul’daki Kiliseler ve cemaatler için bir dua girişiminde bulunmalıyız.
Teklif ediyoruz :
Taizé cemaatinden ilham almış bir model ile bütün Hıristiyanların buluşacağı aylık bir dua günü toplantısı
NASIL BIR DUA?
1.
Herkese açık ve beraber organize ettiğimiz bir dua...
2.
Sabit bir şema ile büyüyen bir dua:
3.
a. Giriş ilahileri
b. Mezmur
c. Kısa Okuma (Tanrı Sözünü işitmek)
d. Sessizlik
e. Tekrarlanan ilahilerle yakarmalar
f. Göklerdeki Pederimiz
g. Meditasyon ilahisi
h. Kapanış duası
i. Kapanış ilahileri
“Gezgin Dua”: Gelecekte, bu dua günlerinin İstanbul’un farklı Kiliselerinde gerçekleştirileceğini temenni ediyoruz.
4.
Basit ama önceden hazırlanmış bir dua... (her zaman dualardan önce birçok ilahi provası yapmış olarak)
5.
Var olan aktivitelerle çakışmayacak bir şekilde dua gününü tespit etmek
BULUŞMA: Saat 20.00’den itibaren her ayın ikinci salısı dua günü İstiklal Caddesi Santa Maria Draperis Kilisesi’nde
9 Mart 2010
13 Nisan 2010
11 Mayıs 2010
8 Haziran 2010
tarihlerinde sizleri de aramızda görmek isteriz.
YILLIK ŞEHİTLER RAPORU
2009 YILINDA İNANÇLARI YÜZÜNDEN HAYATINI KAYBEDEN HIRİSTİYANLAR
“Kilise, dünyanın her yerinde zulüm, ayrımcılık, saldırılar olsa da, Mesih’in Müjesi’ni ilan ediyor ve Hocası ve
Rabbi olan Mesih’in kaderini paylaşıyor”.
(Papa 16. Benedikt, Noel Mesajı, 25Aralık 2009)
Her yılın başında yaptığımız gibi yine geçtiğimiz yıl inançları yüzünden hayatını kaybeden din kardeşlerimizin listesini
sayfalarımıza taşıyoruz. Vatikan’ın haber ajansı olan Fides, raporunda son on yılın en karanlık tablosunun 2009 yılında
ortaya çıktığını belirtiyor. Resmi olarak açıklanan tek raporun Katolik Kilisesi tarafından yayınlanmasından ötürü,
tercümesini size sunduğumuz bu rapor yalnızca Katolik Kilisesi verilerini içermektedir.
Fides Haber Ajansı’na göre, 2009 yılında toplam 37 Kilise görevlisi saldırılarda hayatını kaybetmiştir. Bunların arasında 30
peder, 2 rahibe, 2 seminarist (öğrenimi devam eden peder adayı) ve 3 gönüllü cemaat üyesi bulunmaktadır. Bu rakam 2008
yılının iki katıdır ve son on yılın en kötü tablosudur.
KITALARA GÖRE DURUM
AMERİKA
Geçtiğimiz yıl Amerika’da 23 Kilise personeli hayatını kaybetmiştir. Brezilya, Kolombiya, Meksika, Küba, El Salvador,
Amerika, Guatemala, Honduras’ta 18 peder, 2 seminarist, 1 rahibe ve 2 gönüllü cemaat mensubu saldırılarda hayatını
kaybetmiştir.
AFRİKA
Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde, Güney Afrika’da, Kenya’da ve Burundi’de 9 peder, 1 rahibe ve 1 cemaat mensubu
hayatını kaybetmiştir.
ASYA
Orta Hindistan’da bulunan Karnataka’da bir peder ve Filipinler’de başka bir peder Hıristiyanlık karşıtı saldırılarda hayatını
kaybetmiştir.
AVRUPA
Fransa’nın Tulle Episkoposluk Bölgesi’nin pederi olan Louis Jousseaume öldürülmüştür.
2009 YILI DİN ŞEHİTLERİ TABLOSU
N°
1.
2.
3.
4.
Ad, Soyad
Peder Giuseppe Bertaina
Peder Eduardo de la Fuente Serrano
Peder Juan Gonzalo Aristizabal Isaza
Peder Daniel Matsela Mahula
Tarikatı
Consolata Misyonerleri (IMC)
Diyosezen *
Diyosezen
Diyosezen
Ölüm Yeri ve Tarihi
Nairobi (Kenya) – 16/1
L’Avana (Küba) – 14/2
Medellin (Kolombiya) – 22/2
Bloemhof (Güney Afrika) – 27/2
5.
Peder Lionel Sham
Diyosezen
Mohlakeng (Güney Afrika) – 7/3
6.
7.
Peder Révocat Gahimbare
Peder Gabriel Fernando
Tamayo
Peder Jesús Ariel Jiménez
Diyosezen
Redentorist
Karuzi (Burundi) – 8/3
Vichada (Kolombiya) – 16/3
Redentorist
Vichada (Kolombiya) – 16/3
8.
Menşei
Italya
İspanya
Kolombiya
Güney
Afrika
Güney
Afrika
Burundi
Montoya Kolombiya
Kolombiya
9.
10.
Peder Ramiro Ludeña
Peder Lorenzo Rosebaugh
İspanya
Amerika
11.
12.
13.
14.
15.
16.
17.
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
Peder Ernst Plöchl
Jorge Humberto Echeverri Garro
Peder Habacuc Hernández Benítez
Eduardo Oregón Benítez
Silvestre González Cambrón
Peder Gisley Azevedo Gomes
Peder Mariano Arroyo Merino
Ricky Agusa Sukaka
Peder James Mukalel
Peder Leopoldo Cruz
Peder Cecilio Lucero
Peder Ruggero Ruvoletto
Peder Evaldo Martiol
Peder Oscar Danilo Cardozo Ossa
William Quijano
Peder Ed Hinds
Peder Louis Jousseaume
Rahibe Marguerite Bartz
Avusturya
Kolombiya
Meksika
Meksika
Meksika
Brezilya
İspanya
Kongo
Hindistan
El Salvador
Filipinler
İtalya
Brezilya
Kolombiya
El Salvador
Amerika
Fransa
Amerika
29
30
31
32
33
Peder Hidalberto Henrique Guimaraes
Peder Miguel Angel Hernandez
Peder Jean Gaston Buli
Peder Daniel Cizimya Nakamaga
Peder Louis Blondel
Brezilya
Guatemala
Kongo
Kongo
Fransa
34
35
Rahibe Denise Kahambu Muhahyirwa
Peder Jeremiah Roche
Kongo
İrlanda
36
37
Peder Alvino Broering
Peder Jaramillo Cárdenas
Brezilya
Kolombiya
Diyosezen
Oblati
Maria
Immacolata
Misyonerleri (OMI)
Mariannhill Misyonerleri
Laik Pastoral Görevli
Diyosezen
Seminarist **
Seminarist
Stimmatinler CSS
Diyosezen /OCSHA
Caritas Personeli
Diyosezen
Redentorist
Diyosezen
Fidei donum
Diyosezen
Diyosezen
S.Egidio Cemaati üyesi
Diyosezen
Diyosezen
Santissimo Sacramento per gli
Indiani e i Negri (SBS)
Rahibesi
Diyosezen
OFM Kapusen
Diyosezen
Diyosezen
Afrika Misyonerleri
(Padri Bianchi)
Trappist Keşiş
S. Patrizio Yabancı Misyonlar
Kurumu
Diyosezen
Diyosezen
Recife (Brezilya) – 20/3
Alta Verapaz (Guatemala) – 18/5
Maria Zella (Güney Afrika) – 31/5
Panama di Arauca (Kolombiya) – 11/6
Tierra Caliente (Meksika) – 13/6
Tierra Caliente (Meksika) – 13/6
Tierra Caliente (Meksika) – 13/6
Brazlândia (Brezilya) – 15/6
L’Avana (Küba) – 13/7
Musezero (Kongo) – 15/7
Mangalore (Hindistan) – 30/7
San Salvador (El Salvador) – 24/8
Nord Samar (Filipinler) – 6/9
Manaus (Brezilya) – 19/9
Santa Caterina (Brezilya) – 26/9
Villavicencio (Kolombiya) – 27/9
San Salvador (El Salvador) – 28/9
Chatham (Amerika) – 24/10
Egletons (Fransa) – 26-10
Saint Berard, Yeni Meksika - Amerika – 1/11
Maceió (AL), Brezilya – 7/11
Esquipulas (Honduras) - 8/11
Bunia (Kongo) – 10/11
Bukavu (Kongo) – 6/12
Pretoria (Güney Afrika) – 7/12
Bukavu (Kongo) – 7/12
Nairobi (Kenya) – 11/12
S.Catarina (Brezilya) – 14/12
S.Rosa de Osos (Kolombiya) – 20/12
*Diyosezen: Episkoposluk Bölgesi
**Seminarist: Eğitimi süren Peder adayı
1980’den 2008’e kadar öldürülen Kilise personelleri
Vatikan, Fides Haber Ajansı – Fides Ajansı’nın elindeki verilere göre, 1980 – 1989 arasında geçen 10 yılda yalnızca 115
din görevlisi hayatını kaybederken, 1990 – 2000 arasında 604 din görevlisi, 2001 – 2008 arasında ise 193 din görevlisi
katledilmiştir.
YIL
TOPLAM
1990
1991
1992
1993
17
19
21
21
EPİSKOP PEDER
OS
1
1C+1
10
14
6
13
DİYAK.
RAHİP
RAHİBE
SEM.
IVC
1
2
7
3
13
4
1
1
DİN
ÖĞRETMENİ
LA.
VOL.
1994
1994*
1995
1996
1997
1998
1999
2000
2001
2002
2003
2004
2005
2006
2007
2008
26
248
33
48
68
40
32
31
33
25
29
16
25
24
21
20
3
3
1
1
1
1
1
1
20
103
18
19
19
13
17
19
25
18
20
12
18
17
15
16
1
1
47
3
8
1
5
1
1
3
2
1
1
1
4
65
9
13
7
17
9
7
5
2
1
3
3
1
1
30
1
40
4
4
3
1
2
3
2
1
2
1(ct)
2
1
1
1
1
1
2
3
1
2
2
1
1
2
* = Runda Soykırımı’nda öldürülen ruhbanlar
DIYAK: Diyakon, SEM.: Seminarist, ICV: Bir Ruhbanlık kurumuna bağlı görevli, LA.: Ruhban olmayan cemaat üyesi,
VOL: Gönüllü, ct : Katekümen (Vaftiz olup Hıristiyan yaşam sürmek için hazırlanan kişi)
Agenzia Fides 30/12/2009
DÖNEMİN AZİZLERİ
Mart Ayının Kutsalları
Mart Ayı’nın ilk gününde Çin’den bir azize var. 1856 yılında kateşizm derleri verdiği için iman şehidi olan Azize AGNES CAO
KUIYING’ i anıyoruz. Hemen ertesi günü Anadolu’muzdan o zamanki Pontus’un Neo-Caesarea şehrinde (Niksar) haça gerilerek iman
şahadetine erişen Aziz TROADIUS’ un bayramı (+250)
3 Mart Anadolu Kapadokya bölgesindeki Amasya’dan üç iman şehitlerini ve arkadaşlarını anıyoruz; Cleonicus, Eutropius ve Basilius
(+308). Aziz Tivadar’ın akrabaları olan bu Romalı askerler Hıristiyan oldukları ihbar edilince yakalanıp işkence gördüler ve hapsedildiler.
Akrabaları olan Aziz Tivadar, onlara hapiste görünerek yaralarını tedavi etti ve kararlılıklarında cesaretlendirdi. Cleonicus ve Eutropius
başları kesilerek idam edildiler. Basilius hapiste kaldı.. İnançlılar hemen validen Basilius’un serbest bırakılmasını istediler. Vali Basilius’u
tekrar denedi ve hiç değilse bir kere putlara tapınmasını rica etti. Onu Apollon’un mermerden yapılma heybeti heykelinin önüne getirdiler.
Basilius dua etmeye başladı ama Apollon’a değil, “Tek ve Hakiki Tanrı’ya!” Kocaman heykel devrildi, yere düşünce de parçalandı. Çok
hiddetlenen vali, Basilius’un hemen başını kestirdi. İnançlılar hemen naaşı alıp şehrin dışındaki bir tarlaya gömdüler. Ertesi gün
mucizelerin devamından çekinen vali, cesedin yakılması için emir verdi. Askerler cenazenin gömüldüğü yere geldiklerinde, tarlanın
tamamen yeşil fasulye kaplı olduğunu gördüler ve nereye gömüldüğünü bulamadılar.
4 Mart, İzmitli iman şehitlerinin anılma günü; Aziz Fotius ve 19 arkadaşı…
5 Mart, Antakyalı Aziz Phocas’ın günü. Aynı gün Küçük Asya İli Likya doğumlu Aziz GERASIMUS’ anıyoruz. Hıristiyan bir
tüccarken Mısır’daki keşişleri gördükten sonra Aziz Euthymius’un talebesi oldu. Filistin’e daha sonra da Jericho’da keşiş olarak yaşadı,
mucizeleriyle tanınıyor. Yine aynı gün, Nazaret doğumlu Pamfilya Perge’de iman şehidi olan Aziz CONON var (+ 250).
6 Martta İstanbul Episkoposu Aziz Evagrius ‘un bayramı. İkonaların kutsallığını ve Ortodoksluğu savunması nedeniyle sürgün edildi ve
sürgündeyken ruhunu Tanrı’ya teslim etti (378). Aynı gün, Frigya’nın Amorium şehrini 840 yılında ele geçiren arap-Müslüman askerler
oradaki 42 Bizanslı Hıristiyan askerleri esir aldılar ve zincire vurarak Suriye’ye götürüp zindanlara kapattılar. Niyetleri bu esirlerin
dinlerini değiştirmeleriydi. Ancak kötü sağlık şartları nedeniyle çoğu hastalandılar. Komutanları son bir şans olarak, esir askerler
arasındaki subay olan Theodorus’u askerlerini din değiştirmeye Müslüman olmalarına ikna etmesi için görevlendirdi. Subay Theodorus ve
askerler bütün gece dua ettiler, manen hazırlandılar ve Mesih İsa’yı ve İncil’i inkar etmediler. Hepsinin başları kesildi, kırk ikisi de iman
şahadetine eriştiler..
Ayın 7’sinde, Bitinya’nın Prusa (Bursa) Piskoposu Aziz Paulus’un bayramı (+ 840). İkonaların kutsallığını savunan Aziz Paulus,
İmparator’un isteğini kabul etmeyerek onları saklaması üzerine sürgüne gönderildi. Ruhunu da sürgünde Tanrı’ya teslim etti.
8 Mart günü İzmitli Aziz Teophilactus (+845) Nicomedia (İzmit) Episkoposu. İkona düşmanı olan İmparator Leo V. Tarafından sürgüne
gönderildi ve sürgünde ruhunu teslim etti.
9 Mart günü, İmparator Licinius Licinianus zamanında, Roma ordusundan 40 asker, Hıristiyan olduklarından ve pagan tanrılara tapmayı
ret ettiklerinden donmuş bir gölde çıplak ve yalın ayak yürütüldüler. Bunlardan bir tanesi kendini sudan dışarı atıp dinini inkar etti ama
anında dondu. Sudakiler hiç üşümediler, sıcak sudaymış gibi rahat dua ettiler ve Mesih İsa’yı ilahilerle yücelttiler. Bunu gören pagan subay
da kendini suya attı ve Hıristiyan askerlerle birlikte ilahilere katıldı. Hepsi dondular. Bunlar Sebaste’nin (Sivas) 40 iman şehitleri olarak
anılıyorlar (+ 320).
10 Mart’ta, Frigya’nın dağlık bölgelerinde Apamea’da İncil’i yayan Aziz Alexander ve Aziz Caius’un bayramı. İmparator Marcus
Aurelius zamanındaki Hıristiyanların kıyımında iman şehidi oldular (+ 172).
11’inde İzmirli Aziz Pionius ve arkadaşları (+250) var. İman şehitleridirler. Aziz Pionius, Aziz SABİNUS ile Aziz ASCLEPİADES
Smyrna ilinde (İzmir) papazdırlar. Binlerce hıristiyanı katleden İmparator Trajanus Decius zamanında bir ayin esnasında yakalandılar,
cemaatle birlikte pagan tanrılara ibadet etmek ve kurban adamak için zorlandılar. Putlara tapınmayı ret etmeleri ve Mesih İsa’yı inkar
etmediklerinden üç papaz ve on beş imanlı işkence direklerine bağlanarak korkunç işkencelere tabi tutuldular. Buna rağmen imanlarından
vazgeçmemeleri üzerine yakılarak Tanrı’ya kavuştular.
12 Mart günü İmparator Diocletian zamanında iman şahadetine erişen Nicomedia Saray nazırı (İzmit) Aziz Petrus, adliye memurları Aziz
Migdonius ve Aziz Mardonius’u anıyoruz. Aziz Petrus, hıristiyan olması nedeniyle yakalandıktan sonra korkunç işkencelere tabi
tutulmuş. Sonunda derisi tamamen yüzüldükten sonra vücuduna tuz ve sirke bastırıldıktan sonra ateşte yakılmış. Aziz Migdonius işkence
direğinde yakılmış, Aziz Mardonius ise kuyuya atılarak katledilmişler. Azize Dorothea ve Aziz Gorgon yine aynı devirde ve yerde
hıristiyan olduklarından ve Mesih İsa’yı ve İncil’i inkar etmediklerinden dolayı işkenceden sonra öldürülmüşlerdir.
13 Mart İzmitli iman şehitleri, Rahip Macedonius, eşi Patricia ile kızları Modesta (+304) var. Bazı eski kayıtlara göre bu iman şehitleri
aile on dokuz imanlıyla birlikte katledilmişler.
14 Mart cumartesi günü Anadolu’dan, Harran’dan (+741) senesinde iman şahadetine erişen Aziz Eutichius ‘un bayramıdır. Romalı bir
asilzade olan Eutichius (Eustathius olarak ta kayırlıdır) Müslüman bir aşiret tarafından esir alındıktan sonra Harran’a götürülmüş orada
aşiret reisi Calip tarafından din değiştirmeye zorlanmış, kabul etmemesi üzerine cıvadra yaşayan çok Hıristiyanlarla birlikte
katledilmişlerdir.
15 Mart Hellespont’un Parium beldesinde yaşamış duvar boyama ustası Aziz MENIGNUS’ un bayramı. İmparator Trajanus Decius
zamanında Hıristiyanlık aleyhinde olan ve duvarda asılmış bir imparatorluk fermanını koparmak ve yırtmak suçuyla yakalanan Aziz
Menignus, Hıristiyanlığı inkar etmemesi üzerine parmakları tek tek koparıldıktan sonra başı kesilerek iman şehidi olmuştur (+ 251).
İstanbul Latin-Katolik Kilisesi aynı gün Fransız Azize Louise de Marillac’ı anıyor. Sosyal yardımlaşmalarıyla tanınan azize, Aziz Vincent
de Paul Kız kardeşler tarikatını ve yardımlaşma cemiyetinin kurucusudur. 1960 yılında Papa XXIII ncü Paul tarafından “Sosyal İşçilerin
Patronu (koruyucu azize) ilan etmiştir.
16 Mart Anadolu’muzdan Antakya’dan Aziz Julianus’un (+302) bayramıdır. Kilikya’nın Anarzabus beldesinde doğdu. Roma vatandaşı
ve senatörlüğe kadar yükseldi. Ancak hıristiyan olduğu anlaşılınca zincire vurularak bütün Kilikya beldelerinde gezdirildi. Sonunda içi
yılan ve akrep dolu bir fıçıya konarak denize atıldı.
17 Mart günü İrlanda’nın koruyucu azizi Aziz Patrik’i (Patrick) anıyoruz. Onun bayramında, İrlandalılar dünyanın neresinde olurlarsa
olsunlar birbirlerini şöyle selamlar: “Tanrı ve Aziz Patrik seni kutsasın!”
Ayın 19’unda Tanrı’nın Kutsal Ailesinin başına koyduğu, Kutsal Oğlu’nu ve Aziz Meryem’i emanet ettiği Aziz Yusuf’’un bayramını
kutluyoruz. Kilise’nin, İşçilerin ve çalışanların koruyucu azizi Aziz Yusuf, ölümü bekleyenlerin de koruyucu azizidir. Ne mutlu O’na ki,
yerde Tanrı’ya hizmet etti. Bu hizmetkarlık, dünyadaki bütün hükümdarlıklardan çok daha kutsaldır.
20 Mart Antakyalı iman şehitlerimiz Aziz Paulus, Aziz Ciril, Aziz Eugene ve beş arkadaşlarını anıyoruz. Aynı gün Havari Aziz
Pavlus’un yoldaşı ve Collosae’nin (Pamukkale) ilk piskoposu olan Aziz ARCHİPPUS’un bayramları.
22 Mart Galatya’nın Ancyra beldesi (Ankara) İman şehidi Rahip Aziz Basilius’un bayramı. İncil’i yaydığı, arianizme karşı çıkan vaazlar
yapması nedeniyle yakalanarak işkenceye tabi tutulduktan sonra idam edildi (+ 362). Yine 22 Mart günü yine Galatya’nın Ancyra
beldesinin varlıklı ailelerinden gelen başhemşireleri olarak anılan Azize Callinica ile Azize Basilissa’yı anıyoruz. Bu cömert imanlılar,
tüm servetlerini, Galatya hapishanelerinde bulunan Hıristiyanların tedavilerinde kullandıklarından dolayı yakalanarak katledildiler (+ 250).
22 Mart günü Havari Aziz Pavlus’un Filipi’deki yardımcısı olan Aziz Epaphroditus’un bayramı. Aynı zamanda Filipi, Makedonya,
Andriacia, Likya ve Terracina (İtalya) beldelerinin ilk piskoposluklarını yaptı. Mesih İsa’nın 72 havarilerinden birisidir.
23 Mart’ta ise Diyarbakır’dan +300 yıllarında iman şahadetine erişmiş olan Aziz Domice ve arkadaşlarının bayramı.
24 Mart günü Avrupa’nın ve İsveç’in koruyucu Azizesi Bridget’in (Brigitta) kızı Catherina’nın bayramı (1330-1381). Bakire. Anne ve
babasının ölümünden sonra Annesinin kurduğu “Kutsal Kurtarıcı” manastırına kapandı ve ölümüne kadar baş rahibeliğini yaptı.
26 Mart’ta Aziz Petrus’u anıyoruz. Sivaslı azizlerdendir. 340 yılında doğdu. Babası Aziz Basil (yaşlı) annesi Azize Emiliana (Emilia).
Babası öldükten sonra dünyaya geldiğinden yetim doğdu. Diğer kardeşlerine de baktığı gibi ablası Azize Macrina tarafından büyütüldü.
Petrus, diğer kardeşleri gibi retorik derslerini bırakıp Aziz Büyük Basil’in İris Nehri (Yeşilırmak) kenarındaki Manastırında rahip oldu.
Aziz Büyük Basil Piskopos olunca yerine Başrahip oldu. Daha sonra Aziz Büyük Basil Aziz Petrus’u papaz okulu yöneticiliğine getirdi.
Pontus ve Kapadokya’da baş gösteren açlık felaketinde cemaatine çok yayarlı oldu. 380 yılında Sebaste (Sivas) piskoposluğuna atandı. Bir
sene sonra da ikinci İznik Konsiline katıldı. Kardeşi Nissalı Gregorius’un isteği üzerine bölgede arianizmi engellemekle uğraştı. Ölümü
391.
28’indeyse Tarsuslu iman şehitleri Aziz Castor ve Aziz Doroteas’ın bayramı.
30 Mart günü İstanbul iman şehitlerini anıyoruz: İmanlarından vazgeçmeyen, taviz vermeyen üç ayrı grup Hıristiyanların, arianizm
yanlısı veya ikona imhacıları veya doğu-batı kiliselerinin ayrılması taraftarları hıristiyanlar tarafından katledilişidir.
351-359 yıllarında arianizm yanlısı imparator Constantius tarafından bir çok imanlılar katledildiler. 485 te Aziz Dius rahipleri, doğu-batı
kiliselerinin ayrılışındaki çeşitli meseleler nedeniyle Acacian hizipleri tarafından katledildiler. 832 de Abrahamit rahipleri, ellerindeki
kutsal ikonaları imha edilmeleri için ikona imhacısı imparator Theophilus’a teslim etmediklerinden dolayı katledildiler… Mart ayının son
günü 31’inde Pers Hıristiyanlarının iman şehidi olan Aziz Benjamin’in bayramı.
Nisan Ayının Kutsalları
Nisan ayının birinci gününde, Lidya’nın Sardis beldesi piskoposu olan Aziz Meliton’u anıyoruz (+180). Kiliseyle ilgili yazılarıyla çok
ünlendi. İmparator Marcus Aurellus’a Hıristiyanlıkla ilgili yazdığı eser zamanın en ünlü kitabı oldu. İmparator Tertullian ise Azizi “kahin”
ilan etmişti.
2 Nisan (Lycia) Likya’dan Aziz Amphianus’u anıyoruz. (+305) Appiam veya Apian olarak da tanınır. “Roma putlarının birer taş
parçasından başka bir şey olmadıklarını, dünyayı ve insanları yaratan Tanrı’nın Tek bir tanrı olduğunu ve İncil’i müjdeleyen” konuşmaları
nedeniyle tutuklandı, işkence gördü, ama yerel yöneticiye de aynı sözleri söyleyince ölünceye kadar işkence edilerek iman şehidi oldu. 3
Nisan günü Bitinya’nın Prusa (Bursa) beldesinden Aziz Nicetas’ın bayramı.(+824) Olympos (Uludağ) dağında rahibi olduğu Medikion
Manastırı’nı kurdu. +790 yılında baş rahipliğe atandı. İkonaların imha edilmeleri emrini verem İmparator Leo V ile ve kendi yanlısı
olduğundan Patrik olarak atadığı Theodolos’a karşı çıkınca Anadolu içlerine sürgüne gönderildi. Burada çok ağır işkencelere maruz kaldı.
Constantinapolis’e (İstanbul) getirilerek patriği onaylaması üzerine manastırına geri gönderildiyse de 813 yılında Glyceria Adası’na
(Marmara Adası) sürüldü. İmparatorun ölümü üzerine İstanbul yakınlardaki ormanda inzivaya çekilerek ölünceye kadar keşiş hayatı
yaşadı.
4 Nisan günü İstanbul’dan (813) Aziz Platonius’u anıyoruz.
16 Nisan, Lourdes’te Aziz Bakire Meryem Ana’yı görmeğe mazhar olan Azize Bernadette Soubiroux’nun da bayramıdır. 17 Nisan
Romalı iman şehitlerinin bayramı; Aziz Petrus diakonus, ve yardımcısı Aziz Hermogenes. Antakya’da şehit edildiler. Şahadet tarihi belli
değil.
Yine aynı gün Melitene (Malatya) piskoposu Aziz Acacius’un bayramı. İmparator Decius zamanında yaşamış, vaazları, din dersleriyle ve
yaptığı sayısız mucizeleriyle ünlüdür. İmanı yüzünden hapis yatmış, işkence görmüştür.
18 Nisan inziva hayatı yaşayan bir rahibenin Azize Anthusa’nın bayramı. Constantinapolis civarında (İstanbul) bir manastıra başrahibe
oldu. İkonaları yasaklayan ve imhalarını emreden İmparator Constantin V’e karşı gelip ikonaları sakladığından işkencelere tabi tutuldu.
Ölesiye işkence gördüğünü duyan imparatoriçenin araya girmesiyle serbest bırakıldı (+ 770).
19 Nisan Pisidia Antakyası (Yalvaç) piskoposu Aziz Gregorius’un bayramı (+ 814).
20 Nisan İstanbul’dan Aziz Teodorus Trichinas (+350) . Pek çok mucizeler yaptı,“kıllı” lakabıyla tanınıyor. Ölünce, konduğu tabuttan
sızan bir yağ, birçok hastaları iyileştirdi.
Aynı gün Antakya patriği Aziz Anatasius’un bayramı. Öğrenme yeteneği ve mukaddesatçılığıyla ünlüdür. Dine karşı kanunlar çıkaran
İmparator Justinian’a karşı çıktığından sürgüne gönderilmek istendi ancak imparator ölünce bu ceza beş sene sonra İmparator Justin II
tarafından onaylandı. 593 yılında Papa Aziz Büyük Gregorius tarafından görevine iade edildi.
22 Nisan günü 535 ila 536 yıllarında papa olan Aziz Agapitus’un bayramı. Sicilya’yı fetheden Belisarius’un tüm İtalya’yı istila
edeceğinden korkulduğundan İmparator Justinianus’tan yardım almak için İstanbul’a geldi. Tekrar Roma’ya döneceği sırada hastalandı ve
vefat etti. Naşı Roma’ya nakledildi ve Aziz Peter Katedraline konuldu. 23 Nisan günü arianizmle savaşan bundan dolayı da sürgüne
gönderilen papaz Aziz Eulogius’un bayramı. Edessa’da (Urfa) doğdu. İmparator Valens’in ölümü üzerine memleketi Edessa’ya döndü ve
piskopos seçildi (+ 385) .
24 Nisan iman şehidi Aziz Anthimus ve arkadaşlarının bayramı (+ 303). Nicomedia’da (İzmit’te) başları kesilerek iman şehidi oldular.
25 Nisan İncil yazarlarından Aziz Markos’un bayramı
“Çıplak bedenine keten bez kuşanmış bir genç O’nun ardından gidiyordu. Onu tuttular. Ama o, keten bezi bırakıp çırılçıplak oradan
kaçtı” (Markos İncilci 14, 51-52)
Evet, o delikanlı Markos idi. Markos hayattayken Mesih İsa’yı gördü, sesini işitti, dinledi ve inandı. Markos, iyi halli ve dindar olan
Jeruzalemli bir ailenin oğlu. O zaman herkes gibi iki ismi vardı; Yuhanna ve Markos. İlki İbrani bir isim, ikicisi Latince. Markos, Levi
soyundan gelmektedir. Annesinin adı Meryem olup Aziz Barabas’ın da akrabasıdır. 26 Nisan Pontus’un Amasea (Amasya) beldesinin
piskoposu Aziz Basileus’un bayramı. Hıristiyanların katli yıllarında çıkan bir saldırıda Aziz piskopos saldırganlarca nehirde boğularak
iman şahadetine ulaştı. Nehirde kaybolan naşını, yardımcısı Elidiphorus bir meleğin yol göstermesiyle buldu! Böylece Aziz Basileus,
hıristiyan geleneği ve dualarıyla gömülebildi.
27 Nisan İstanbul’da başrahip olan Aziz Yuhanna’nın bayramı. İkonaların imhasına karşı çıktığı için Ermeni lakaplı İmparator Leo III
tarafından Afusia Adasına (Marmara Adası) sürgüne gönderildi. 30 Nisan günü 4.yy dan Aphrodisias’tan iki iman şehitlerinin bayramı;
Diodorus ve Rhodopianus.
Mayıs Ayının Kutsalları
1 Mayıs tüm dünyada “çalışanların”, “işçilerin” bayramı olarak kutlanırken, Kilise; bugünü İşçi Aziz Yusuf Bayram olarak kutlar… 2
Mayıs iman şehitleri bir aileyi anıyoruz; Aziz Exsuperius (Hesperus olarak da anılır), karısı Azize Zoe Pamfilya’nın Catulus beldesinde
(Attaleia civarı) (Antalya) köleler. Efendilerinin oğlunun doğum günü töreninde, pagan putlarına adanmış kurban etini yemeyi ret
ettiklerinden iki oğulları Aziz Syriacus ve Aziz Theodolus ile birlikte çok şiddetli işkence gördükten sonra “fırında” yakılarak iman şehidi
oldular (+ 130) Aynı gün piskopos ve kilise doktoru olan Aziz Atanasius’un da (+ 373) bayramıdır. 3 Mayıs’ta Mesih İsa’nın on iki
havarilerinden ikisinin bayramı; Havari Aziz Filipus ve Havari Aziz Yakup. Aziz Filipus; Aziz Petrus gibi Betsaidalı bir balıkçı. Vaftizci
Aziz Yahya’nın öğrencisiydi ve Mesih’in geleceğini, getireceği sevgiyle barışı, kurtuluşu müjdeleyenlerdendi. Petrus’un kardeşi havari
Aziz Andrea ile arkadaştılar, Mesih’in geldiğini de ondan öğrendi. Evliydi, karısı ve üç kızları vardı. Havari Aziz Yakup (genç olanı
çünkü iki tane Yakup var), Mesih İsa’nın akrabalarındandır. Bakire Meryem Anamızın akrabası olan Meryem adlı kadının oğludur.
Bundan dolayı, Aziz Yakup için yazılarda “Mesih’in kardeşi” olarak geçer.
4 Mayıs gününde İznik’ten bakire ve iman şehidi Azize Antonia’nın bayramı.
5 Mayıs ise Jerusalem’den bir azizin bayramı; Aziz Maximus. Hıristiyan kıyımının sürdüğü ve işkencelere uğradığı bir devirde ölen
Jerusalem piskoposu Aziz Macanus’un yerine atandı. İşkencelerden sonra kötürüm kaldı. Fikirlerine evvela karşı çıktığı ama sonradan
savunduğu Aziz Athanasius’u takip ederek arianizmle mücadele etti (+ 335).
7 Mayıs Nicomedia (İzmit) piskoposu iman şehidi Aziz Flavius’un bayramı. Pagan Romalıların Hıristiyanları katlettikleri yıllarda iki
kardeşleri Aziz Augustine ve Aziz Austus ile birlikte iman şehidi edildiler. 8 Mayıs günü Kapadokya doğumlu olup Roma İmparatorluk
Ordusunda subay olan Aziz Acacius’u (Acathius olarak da kayıtlı) anıyoruz. Trakya’dayken hıristiyan olduğu anlaşılınca Perinthos
beldesi Firmus yüksek mahkemesinde suçlu bulunmuş, işkence görmüş ve Constantinapolis’e (İstanbul) gönderilmiş. Burada yeniden
işkence gördükten sonra başı kesilerek idam edildi. 9 Mayıs günü Afrika’dan bir azizin bayramı; Aziz Pachomius (yaşlı olanı). 276 yılında
Esnah’ta (Afrika) doğdu putperest bir aile çocuğu. Askerliğini yaparken Hıristiyanlığı öğrenip vaftiz oluyor sonra da rahip. Kemet’te
cenobitism cemiyetini kurduktan sonra Aziz Palaemon’un öğrencisi oluyor üç seneliğine. Thebes’in kuzeyinde Nil Nehri’ne yakın bir
manastır kuruyor daha sonra Pheboou da yeni bir manastır kuruyor ve oraya yerleşiyor. Hayatı boyunca dokuz manastır kurdu. Bunlardan
ikisi kadınlar için. Kız kardeşi Maryam bu mastırın birinde başrahibe. Ölümü 346.
10 Mayıs günü Aziz Dioscorides’in bayramı. İman şehidi. Bazı kayıtlara göre Smyrna (İzmir) de, bazı kayıtlara göre de Myra’da (Demre)
iman şahadetine erişti.
11 Mayıs’ta iman şehidi olan bir papazı Aziz Mucius’u anıyoruz. Makedonya’da bir pagan mabedindeki Bacchus altarını (sunağını)
parçaladığından yakalanarak ateşe atıldıysa da mucizevi bir şekilde kurtuldu. Ana daha sonra yakalanarak Constantinapolis’te (İstanbul)
başı kesilerek idam edildi. 12 sinde Aziz Germanus’un (+732) bayramı. İstanbul patriği. 715 ta patrik oldu. İkonaların imhasına karşı
çok uğraştı. Fakirlerin ve muhtaçların dostu oldu. Bundan dolayı İmparator Leo tarafından azledilerek sürgüne gönderildi. 14 Mayıs
havari Aziz Mattias’ın bayramı.
15 Mayıs günü Hellespont (Lapseki) yörelerinden olan Hıristiyanlardan Aziz Petrus, Andrea, Paulus ve Dionusia (+251) Troas’ta
(Truva) Hıristiyanların katliamını gerçekleştiren İmparator Trajanus Decius zamanında katledildiler. Pers İmparatorluğunda da
Hıristiyanların kıyımı yapıldığında yıllarda Pers Piskoposu Aziz Abdas, yedi papaz, dokuz diakon ve yedi rahibeler Mesih İsa’ya
inanmaları nedeniyle yakalanarak katledildiler (+ 420). 17 Mayıs’ta İstanbul Kadıköy iman şehitlerini Aziz Solocanus ve arkadaşlarının
anılma günü. 18 Mayıs Galatya Ancyra’dan (Ankara) iman şehitlerini anıyoruz. İmparator Diocletian zamanında Hıristiyanların katli için
imparatorluk fermanı vardı. Paganlar bir dini ayinlerinde, pagan rahip elbiseleri giyerek törene katılmaya zorladığı yedi hıristiyan bakireyi
bunu ret ettikleri için katlettiler. Katledilen bakire azizeler Thecusa, Alexandra, Claudia, Phaina, Euphrasia, Matrona ve Julitta’nın
ortada kalan cenazelerini toplayıp kilisede cenaze töreni yaptıran ve mesleği hancı olan Aziz Theodotus bu hareketinden dolayı paganlar
tarafından katledildi. Yine ortada bırakılan cenaze imanlılar tarafından Malus beldesine götürülerek hıristiyan geleneğine uygun bir cenaze
ayininden sonra cenazeyi bir kiliseye defnettiler. 19 Mayıs İzmit’te iman şehidi olan Aziz Cyriaca ve arkadaşlarının bayramı (+307) . 20
Mayıs’ta Cilicia’dan (Kilikya) Aziz Talalea ve arkadaşlarını anıyoruz (+250) , iman şehitleridir. 21 Mayıs Cesarea’dan (Kayseri) iman
şehitleri olan Aziz Polyeuctus ve arkadaşları Victorius ile Donatus’un anıldıkları gün.
22 Mayıs günü, Nicomedia’da (İzmit) başı kesilerek nehre atılan ancak imanlıların naşı bulup muhafa altına aldıkları Comana/Pontus
(Gümenek) piskoposu Aziz Basiliscus’un (+312) bayramı. Ayın 23’ünde, Kapadokyalı iman şehitlerinin anıldığı bayram (+303) . Aynı
Frigya’nın Synnada beldesi (Şuhut civarı) piskoposu Aziz Michael’ın bayramı. Öğrencisi olduğu Aziz Tarasius’un talimatıyla Kilise
Meclisi belgelerini Leo III Papa hazretlerine götürürken yakanlınca, ikona karşıtı İmparator Leo V tarafından Galatya’ya sürgüne
gönderildi. 24 Mayıs günü Lystre (Hatun Saray) iman şehitleri Aziz Zellus ve arkadaşları anılıyor. Aynı gün, Yahudilerin Kralı Herod
Antipas’ın saray nazırıyken sonradan Mesih yanlısı olan Aziz Manaen’i anıyoruz. Manaen daha sonra ilk Hıristiyanlarla birlikte
Jerusalem’den Antakya’ya gelerek orada yaşadı. 25 Mayıs günü Kilise bir İngiliz azizi anıyor; Aziz Bede (Venerable) (+ 735). 26
Mayıs Aziz Filipus Neri’nin bayramı (+1595) . 28 Mayıs günü Vietnamlı bir azizi anıyor Kilisemiz; Paul Hanh. 1859 da Saygon’da başı
kesilerek iman şehidi oldu.
29 Mayıs günü Anadolu’dan iman şehitleri var; Cesarea’dan (Kayseri) Aziz Cyrillus (+251) ve Kapadokya’dan Aziz Sisinius, Martirius
ve Alexander. (+397).
30 Mayıs günü Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Mesih İsa için çalışmış büyük azizlerden; Aziz Büyük Vazul, Nissalı (Niksar) Aziz
Gregorius, Azize Macrina ve Sebasteli (Sivas) Aziz Petrus ‘un babaları olan Aziz Basilius (+349) ve anneleri Azize Emmelia‘nın
(+372) bayramları. Ne mutlu bir aile tablosu değil mi sayın okurlar, anne, baba ve dört çocukların hepsi “azizlik” tacı giymişler… Ne
mutlu onlara… 31 Mayıs bir Romalı asker ama iman şehidi olan Aziz Hermias’ın bayramı (170) Kapadokya’nın Comana beldesi yani
Gümenek’ten.
Hazırlayan: Yunus Ünlü
CEMAAT BÜYÜKLERİMİZİN ANILARI
ÇOCUKLUĞUMDAKİ PASKALYALAR
Paskalya deyince aklıma hemen yumurtalar gelir… İster rengârenk ister sadece kırmızıya boyanmış ister çikolatadan
yumurtalar… Bu devrenin adeta sembolü gibidirler… Bunlar, genelde evimizde Kutsal Perşembe günü boyanırdı. Babam
geleneksel şekilde sadece kırmızıya boyanmış yumurtaları severdi, Annemle ben ise rengârenk olanlarını tercih ederdik.
Dolayısıyla bir yıl babamın ertesi yıl da bizim isteğimiz olurdu; ancak boya bulmak her zaman kolay olmayabilirdi
dolayısıyla eski boyama tekniklerine de başvurulurdu zaman zaman; bunlardan biri yumurtalara çeşitli şekilli yapraklar
yerleştirerek üzerlerini boya veren kumaşlarla sarıp yumurtaları haşlamaktır; elde edilen sonuç dikkate değerdi.
Yumurtalarla bu girişi yaptıktan sonra, Paskalya gününü ve önceki hazırlık dönemiyle “Kutsal Hafta”yı hatırlamaya
çalışayım. Paskalya bayramından önce eskiden 40 gün boyunca Cuma günleri et kesinlikle yenmezdi; her Cuma günü
öğleden sonraları “Haç Yolu” duasına gidilirdi; bu hazırlık döneminin son haftasında ise gelenekler daha yoğun bir şekilde
yaşanırdı. Paskalyadan bir önceki Pazar ayinindeki İncili Papazla birlikte birkaç kişi okurdu; çok uzun olduğundan belli bir
noktadan sonra oturmamıza izin verilirdi; ayinde aldığımız zeytin dalını eve götürür geçen seneden kalanıyla değiştirirdik.
Kutsal hafta başladığında çok erken saatte mumların yakılıp söndürüldüğü bir dua yapılırdı; epey zor gelirdi erken saatte bu
dualara katılmak, ancak bugün tatlı bir hatırası kalmıştır bu duaların. Kutsal Perşembe İsa’nın son yemeğinin anısına
komünyon yaptığımız geceydi; ayin öğleden sonra oldukça şaşalı yapılırdı; hatırladığım kadarıyla Katedral’deki ayinde
episkopos rahiplerin ayaklarını yıkardı; Daha erken yapmamış olanlar, Perşembe günü Paskalya’nın geleneksel kurabiyeleri
olan “tsurekya”ları pişirirlerdi. Evde fırınlı ocağımız oluncaya kadar tsurekya’ların büyük kara tepsilerin içinde ekmek
fırınında pişirildiğini hatırlıyorum.
Cuma günü oldukça yoğun geçerdi; o dönemlerde geleneksel olarak herkesin yedi kiliseye gidip dua etmesi gerekliydi. Her
kilisede İsa’nın ölümünü tasvir eden bir köşe vardı; o gün komünyon dağıtılmazdı; tüm kiliselerde saat 3’te “Adoration de la
croix” merasimi yapılırdı. Akşam 6 veya 7’de de “Haç Yolu” ile Mesih İsa’nın ölümünü konu alan bir vaaz dinlenirdi; bazen
başka kiliselerden özel olarak vaaz için papaz gelirdi.
Cumartesi günü, ertesi günün yemek hazırlıklarına başlanırdı; ev düzenlenir son alışverişler yapılırdı; ertesi gün pişirilecek
kuzu butları hazırlanırdı. Cumartesi ayini gece olurdu bizde; kiliseye erken giderdik, bahçede ateş yakılırdı, su kutsanırdı,
kutsal mum yakılır bununla da herkese dağıtılan mumlar yakılırdı. Kapkaranlık kilise bu mum ışıklarıyla aydınlanırdı;
“Gloria” ayininde çanlar çalınır, her tarafı bir bayram havası kaplardı. Kilise dopdolu olurdu; ayinden sonra rahibin evine
geçip likör ve çikolata eşliğinde birbirimize “İyi Paskalyalar” dilerdik.
Cumartesi gece ayinine gidemeyenler saat 11’deki ayinine katılabilirdi; ondan sonra evdeki kutlamalar başlardı; ben şahsen
yumurtaları tokuşturacağım anı beklerdim.. Yumurtam kırılmadan dayanabildiği sürece kendimi pek mutlu hissederdim;
bazen kuzenlerimin muzipliğine kurban giderdim; tahta yumurtalar yüzünden! Paskalya’da biz çocuklara hediye olarak
çikolatadan yumurta verilirdi; içi küçük drajelerle bazen de küçük oyuncaklarla doluydu; Paskalya’da bize daima yeni
elbiseler dikilir, beyaz ayakkabılar giydirilirdi; güzel sofraların hazırlandığı neşeli güzel bir gündü. Eğlenceler ertesi güne de
sarkardı. Paskalya ertesi piknik günüydü. Genelde şehir dışında evi olanlar kendi akraba ve dostlarını çağırır bu günü birlikte
geçirirlerdi; kimileri ise sözleşip piknik alanlarına giderlerdi. Paskalya dönemi hep bahara denk geldiği için sofralar bahçede
kurulur kış döneminden çıkmanın sevinci yaşanırdı.
Lotte Romano, İzmir
PASKALYA ANILARIM
Eski Paskalya Bayramlarını sizlerle paylaşmadan evvel, 1939-1945 yıllarına denk gelen 2. Dünya Savaşı yıllarında,
ekmek, şeker ve daha birçok gıda maddeleri karneye bağlı iken oturduğumuz mahallelerimizin durumunu anlatmak isterim.
İzmir Saint Joseph Okulu’nun bulunduğu bulvar olan Şerafettin Bey Caddesi (şimdiki 1462 sokak) ve civarı
Levantenlerin ikamet ettiği nezih bir mahalle idi.
Müslümanların ve Hıristiyanların bayramlarında birbirimizin bayramlarını kutlar, annelerimizin bir aydan
beri biriktiği şeker ve unla evde yapılan tatlılar ikram edilirdi. Oyunları mahalle çocukları ile paylaşır hep beraber eğlenirdik,
kısacası kardeş gibi idik. Akşamları karpuzların içini boşaltıp kabuğuna göz, burun, kulak figürleri kazıp içine mum
yerleştirip gece fener alayları tertiplerdik.
Paskalya döneminde, Karem (Paskalya’ya Hazırlık Oruç Dönemi) müddetince oruç tutar, çikolata, kurabiye ve et
yemezdik. Durumu iyi olan aileler birer kuzu alıp hep beraber “yangınlık” denilen alanda (1922 senesinde ki büyük İzmir
yangınında zarar gören ve taş üzerinde taş kalmayan bugünkü Konak-Alsancak arasındaki kısımlar) otlatırdık.
Kutsal Hafta süresince her gün Domeniken Kilisesi’nde ayinlere “enfants de coeur” olarak katılırdık. Boş
zamanlarımızda kilisenin bahçesinde çeşitli oyunlar oynardık.
Kutsal Perşembe günü her evde kırmızı yumurtalar boyanır, biz çocuklar da iştirak eder ve büyük zevk alırdık.
Kutsal Cuma günü, ailece en az yedi kilise ziyaret ederdik. Duaları haç yolu duası takip ederdi. O gün mercimek
yenirdi. Ziyaret ettiğimiz kilise ve şapeller:
Saint John Kadedrali, Saint Polycarpe, Domeniken Kilisesi, Santa Maria, Fransız ve İtalyan Hastanelerin şapelleri, İtalyan
“Centrale” Okulu, Sainte Helene, Saint Jean Baptiste, Notre Dame de Lourdes ve Saint Antoine.
Kutsal Cumartesi günü gece yarısı ailece Domeniken Kilisesi’ne gider, İsa’nın dirilişini kutlardık.
Paskalya günü, tüm cemaat Katedral’deki görkemli ayine katılır, birbirimizin bayramını kutlardık. Öğle
yemeğimizde ailece ananevi patatesli limonlu kuzu fırın yenirdi. Kısacası büyük bir sevinç ve mutlulukla Paskalya
Bayramımız sona ererdi.
Hepinizin Paskalya Bayramını kutlarım.
Roland Richichi, İzmir.
ŞİİR
HAÇ YOLU, ölüm değil…
HAÇ ÇİÇEKLENİYOR; BU BAHARIN ADI NE ?
İmanımı büyük bir taşla kapatılmış, derin boşluk üzerine kurmuşum.
Gözlerim kapısında oturan melekte; O, burada yok DİRİLDİ, cümlesini duyuşum,
ve o günden bugüne,bir volkan patlaması gibi İSA’da yaşayıp, İSA’da oluşum…
Zaman göreceli bir kavram, beklentimiz varsa eğer, maalesef zor geçiyor,
İSA’m bizleri, özenle ve zamanımızı da ayarlayıp, tek tek kendisi seçiyor…
İzmir’de güzel bir gün doğumu; Gökyüzü zebercet yeşili karışımı, pembemsi, alacalı,
Her zamanki aceleci, heyecanlı tavrımla, RAB İSA’dan gelecek daveti, ve
Paskalya gecesini bekliyorum…An be an, o anı düşünce gücümle yaklaştırıyorum.
O gece, sanki, St.Helen’de, şiddetli, bildiğimizden farklı, bir yıldırım düşüyor bana,
İçindeki Baba ve Oğul’dan gelen Sevgi’yi bembeyaz, güvercini görüyorum.
Kutsal Ruh tüm haşmetiyle, ruhuma iniyor, yıllardır beklediğim an buydu işte…
Nisan yağmurlarıyla yıkanmış, yumuşak serinleten bir meltem esiyor yüreğimde,
Paskalya’mın tüm gizi, hiç unutamadığım övgü ilahileriyle, Vaftiz gecemde…
Havada süzülen bir yıldız gibi, bulutlarda yüzüyor, gökyüzünde geziyorum,
Mesih’e sımsıkı tutunup, sanki uçuyorum, Vaftizimin, alabildiğine keyfini çıkarıyorum.
Hafif esintiyle titreyen bahar dalları arasına saklanıp, Kutsal Üçlük’ün gücünü yaşıyorum.
Beyaz vaftiz şalıma sarındığım anda, Meryem Ana’mın hissettiğim elini düşünüyorum.
Bu bahar coşkulu…Bu bahar başka…Bu bahar muhteşem…Bu baharın adı yok…Benzersiz.
Hayat gizemli, hayat suskun ve hayat bana susarak çok yüksek sesle konuşuyor,
dinleyip duydukça hayrete düşüyorum.Haçtaki İsa’m ölümden dirildi, gökyüzüne çıkıyor…
İradem büyüleniyor, benzersiz bir sihri, uyanmak istemediğim renkli bir rüya gibi yaşıyorum,
ayılması mümkünsüz bir sarhoş gibi kendimden geçiyorum. Karanlıkları yok eden nur, O’na;
Beni benle bırakma ki, yanlışım olmasın, “Sen’inle, Sen tut,İsa’m” diye haykırıyorum.
İsa’mın sarhoşuyum, başım dönüyor, derinlere çekiliyorum, ışığına sarılıp sarılıp ağlıyorum.
Yürekleri parçalayan, acılı bir öğleden sonra saat üçte, yine bahar yağmuru çiseliyor,
gökyüzü, siyaha çalar griliğinde, gürültüyle, tüm haşmetiyle yırtılıyor ve; Üç gün sonra,
tarihte bir ilk yaşanıyor, mezarını boş bırakan İsa’m; Tüm görkemiyle Baba’sına süzülüyor…
Umuda, umutla nefes nefese koşuyorum, haç olmuş iki koluyla beni kucaklamasını istiyorum.
Seçtiğin ben; Sarılanmış saçlarım darmadağınık, derinden bakan gözlerimde, yalnız Sen…
İzmir melteminde, mevsim yağmurlarında, bana sonsuz hayatı veren İsa’m, Sen’i yaşıyorum.
Görülmeyen duyulmayan diyaloğumuzda, soran bakışlarımla, bu bahara bir ad arıyorum…
Bu baharın başka adı yok… Gizemsel ve olağanüstü bir olay bu…PASKALYA.
Paskalya; Ölüler için yaşam, günahkârlar için af, Azizler için şandır.
Ebedi yaşamın yolunu, İsa’m haçında dirilerek ve haçındaki, aşağılanışıyla açmış,
O andan itibaren, haçın çiçeklenişi başlamış, gökyüzünde Peder’in sağında yerini almıştır.
Nasıl olduysa, hayret !!! Üç günde bitti, Rab İsa’mın ölümü, aramıza geldi, konuştu, yürüdü.
Ve maviliklere doğru süzüldü. Başka hangi kitap yazabiliyor ki, böylesi özel bir hayatı ?
Ölümsüzlüğü, sonsuzluğu, ebediyeti…Ölümün, ölümle yenildiği bu mucizevi güzelliği…
Paskalya; Sevgi’de yücelen acı üzerindeki, en büyük zaferdir. Rab’bin sofrası, merkezidir.
Rab Mesih İsa; Tüm günahlarımızı üstlenmiş; Acıların insanı, insanlaşan acıdır.
Büyük acılarla başlayan, bu benzersiz baharın adı, kesinlikle diriliştir, Paskalya’dır…
Hayatımız; Krallık tacıyla, asasıyla göklere yükselmiş, tekrar gelecek olan İSA’mızdadır,
ve Sevgi’ye koşulsuz bağlanışımızdadır, çünkü Sevgi; İSA’sız, bomboş ve çaresizlikdir…
JOANNE SÜVEYDE
St. HELEN Kilisesi- İZMİR. (Mart 2010)