avrupa

Transkript

avrupa
ÖDÜLLÜ ÞÝÝR YARIÞMASI
AYLIK KÜLTÜR-SANAT VE ENFORMASYON GAZETESÝ
YIL: 2
SAYI: 10
1 ÞUBAT 02
0,25 EURO
Türkiye geri git, yerinde say, devam et...
KÝM NE DÝYOR!
MGK’nin
resmen sivilleþtirilmeli,
mahkeme
öncesi gözaltý koþullarý
düzenlenmeli,
dernekler ile
toplantý ve gösteri yasasýnýn
deðiþtirilmeli, Adil yargýlama
ilkesi çerçevesinde AÝHM kararlarý dikkate alýnarak yeniden
yargýlamanýn yolu ilk pakette
açýlamazsa bile yýl içinde gerekli deðiþiklikleri yapýlmalý. Yeni
RTÜK Yasasý’nýn çýkarýlarak,
yeni düzenlemede baþka dillerde yayýn yapmalý ve idam
cezasý tamamen kaldýrýlmalý.
Bahçeli þöyle
diyor: ӆlkemizi tam
üyeliðe
aday olarak
gören bir
Avrupa Birliði
yönetiminin, terörizmle
mücadele konusunda çok
daha tutarlý, kararlý ve açýk
olmasý gerekmektedir. Türk
Milleti ve devleti, böyle bir
yaklaþýmý Birlik yönetiminden
haklý olarak talep etmekte ve
beklemektedir ..Sonuç ne
olursa olsun, Türkiye varlýðýný
tehdit eden her türlü yýkýcý ve
bölücü unsura karþý mücadelesini bütün zeminlerde sürecek.
ANAP ”Avrupa
Birliði nedeniyle milli
çýkarlarýmýzdan taviz
verilmesi
düþünülemez,
bu durum bilhassa Yunanistan’la
aramýzdaki sorunlar ve Kýbrýs
için geçerlidir. Ancak, insan
haklarýnýn eksiksiz yerleþtirilmesi, demokrasi standardýnýn
yükseltilmesi, sivil siyasetin
güçlendirilmesi alanlarýnda
atýlmasý gerekli hiçbir adým,
yani Türkiye’nin kendi vatandaþlarý için yapacaðý hiçbir þey
taviz deðildir.
Ýslam ahlakýnýn getirdiði hoþgörü, barýþ
ve adalet ortamýdýr
K
uran ahlakýna göre
bir Müslüman,
Müslüman olsun
veya olmasýn tüm diðer
insanlara karþý iyi ve
adaletli davranmakla,
zayýflarý ve masumlarý
korumakla ve „yeryüzünde bozgunculuðu
önlemekle“ sorumludur.
Ýbrahim Ýlyas‘ýn
yazýsý sayfa 8‘de
Ýnsan haklarý ve özgürlük savaþçýsý,
Belge Yayýncýlýk Yönetmeni
AYÞE ZARAKOLU’NU KAYBETTÝK
T
ürkiye, insan Haklarý,
düþünce özgürlüðü
ve sosyal adalet mücadelesinin seçkin simalarýndan
birini, Uluslararasý Belge
Yayýncýlýk’ýn yöneticisi Ayþe
Nur Zarakolu’yu yitirdi.
Türkiye’de çok az kiþinin
üzerine gidebildiði konularda, Kürt sorunu üzerine,
genelde halklar ve milliyetler sorunu üzerine yüzlerce
kitap yayýnladý. Ülkemizin
tüm halklarýnýn, Türk, Kürt,
Ermeni, Asuri, Grek, Laz farký gözetmeksizin, kültürel
deðerlerini tanýttý ve yaþattý.
Militarist rejim, kendi þoven dayatmalarýna boyun
eðmeyen tüm dürüst insanlar gibi, Ayþe’yi de yýllarca
mahkeme kapýlarýnda süründürdü, demir parmaklýklar
arasýna gönderdi, yurtdýþýna çýkýþýný engelledi.
Tüm baskýlara ve aðýr hastalýðýna raðmen Ayþe boyun
eðmedi, son nefesini verinceye kadar daima güçlü ve
baþý dik yaþadý.
Kavgasý ve adý unutulmayacaktýr.
Türkiye halklarýnýn tüm özgürlük ve insan haklarý
savaþçýlarý, baþýnýz sað olsun!
ÖN ALEVÝLÝK YADA KIZILBAÞLIK
A
nadolu Alevi
Aydýnlanma
hareketinin kendi
sorununu üstlenme
süreciyle
birlikte
tarihte farklý isimlerle
anýlan günümüz Aleviliðinin, her süreci
büyük bir titizlilikle
yeniden sorgulanmýþtýr.
Bu sorgulama da en çok konuþulan da
ve tartýþýlan konu Kýzýlbaþlýk olmuþtur.
Kýzýlbaþ kavramý; esas olarak ilk kez
Mezopotamya’nýn doðusunda Medya
olarak bilinen ve Med’lerin ilk yerleþim
yerinde ortaya çýkmýþtýr. ”ser sor” olarak
Kürtçede telafuz edilmiþ, Anadolu ve Anadolu ya gelen Türkmenler tarafýndan Türkçe
olarak ”Kýzýlbaþ”olarak Türkçe ye çevrilmiþtir.
Kendal Doðan‘ýn yazýsý sayfa 19‘da
HADEP anayasal haklar
konusunda
yapmýþ
olduðu
açýklamalarda, ”Anayasal Vatandaþlýk
sistemi esas alýnmalýdýr” diyor.
Türkiye Cumhuriyeti, bir ýrk ve
kan baðý cumhuriyeti, etnik
köken cumhuriyeti olarak kurulmadýðýný iddia ediyor. ”Kürt
kökenli yurttaþlarýn, tüm diðer
farklý kökenli yurttaþlar gibi,
ülke mozaiðinin ulus yapan
deðerlerin ayrýlmaz bir parçasýdýr” görüþünü savunuyor.
sayfa 4‘de
Müslüman mezbahalarýna özel izin
Entegrasyonda önemli adým
A
lmanya‘ da Müslüman
mezbahalarýnda, hayvanlarý
bayýltmadan kesilmesi üzere gelen
yasak kararý, yeniden yürürlüðe
geçen mahkeme kararýnca iptal
edildi. Alman Anayasa Mahkemesi‘
nin yeni aldýðý karara göre,
Müslüman mezbahalarýna hayvanlarý bayýltmadan kesme izni
verilecek. Mahkeme kararýnda belirli
dini cemaatlerinin yalnýz bayýltýlmadan kesilmiþ hayvanlarýn yendiðine
sayfa 3‘de
dikkat çekildi.
Kampf gegen die Kräfte des
Bösen oder Kampf der Kulturen?
Im Krieg schützen die Lügen die Wahrheit!!!
D
(W. Churcil)
er 11. September, hat er
den Beginn des „Kampfes
der Kulturen“ eingeläutet? Ist die
westliche Demokratie im Kriegszustand mit der islamisch geprägten
Welt?
Zumindest macht die These
Samuel P. Huntingtons, über den
„Clash of civilizations“,die er 1993
erstmals aufgestellt und 1996 verfeinert hat, seither wieder Furore.
sayfa 10‘da
Hatice Eldeniz
Mülteci/ Asylant (sayfa 2)
Þükrü Yýldýz
Sýradan insanlar (sayfa 3)
Ali Köylüce
Demokrasinin özü özgür insandýr (sayfa 4)
Olgun Þensoy
Beyaz cinayet!.. (sayfa 5)
Dr. Hüseyin Nazlýkul
Televizyonunuzu kapatýn! (sayfa 6)
Hasan Aydýn
Xýzýr‘ýn yaþamýmýzdaki yeri (sayfa 6)
Dr. Halis Özkan
Döne nine (sayfa 8)
Mete Alp
Sevgili DEM Okuyucularý, (sayfa 11)
Ýbram Erdem
Bir mevsim-2 (sayfa 12)
Zülfikar Yalçýnkaya
Demokrasi denen þey (sayfa 13)
Dr. Med Fahretin Adsay
Depresyon hastalýðý (sayfa 15)
Gazetemiz
DEM’in
Yayýn
Hayatýna Baþlamasýnýn 1.
Yýl´dönümü nedeniyle ödüllü
þiir yarýþmasý düzenlenmiþtir.
Yarýþma herkese açýktýr.
YARIÞMAYA KATILMA
KOÞULLARI:
1- Yarýþmaya katýlacak þiirler
daha önce ödül almamýþ
olmasý gerekmektedir.
2- Yarýþmaya gönderilecek þiirlerde konu serbest olacaktýr.
3- Yarýþmaya katýlým en fazla
üç þiirle olacaktýr.
4- Yarýþmaya gönderilecek þiirler A4 boyutunda bilgisayar
yada daktilo ile yazýlmýþ olacaktýr.
5- Her þiirden beþ nüsha
gönderilecektir.
6- Katýlýmcýlar þiirler sað üst
köþesine adýný, soyadýný ve
telefonlarýný yazacaktýr.
7- Yarýþmaya jüride bulunanlarýn birinci derece yakýnlarý
katýlamaz.
DEÐERLENDÝRME ÖDÜLLERÝ
1-) Daha sonra açýklanmak
üzere ilk üç dereceye girenlere
ödül verilecektir.
2ü-) Þiirler yarýþma sonrasýnda
kitap haline getirilip, yayýnlanacaktýr!
SEÇÝCÝ KURUL:
Þükrü YILDIZ (Gazeteci)
Olgun ÞENSOY (Þair)
Mete ALPSAR (Þair)
Hasan Hüseyin YALVAÇ (Þair)
Zeynep AKSOY (Þair)
KOORDÝNATÖR:
Þükrü YLDIZ
EN SON KATILIM TARÝHÝ:
1 MART 2002
YARIÞMA ADRESÝ
DEM Gazetesi
Hack Str. 3
70190 STUTTGART
FAX: 0711 420 5003
E-Mail:[email protected]
Yarýþmaya katýlacak kiþiler
yukarda belirtilen koþullar çerçevesinde hazýrlayacaklarý þiirleri e-mail, fax, posta veya
elden 1 Mart 2002 tarihine
kadar ileteceklerdir.
Yeni bir star
doðuyor!
MEFRAT JARKIN
9
yaþýndan
beri müziðe
olan tutkusu onu
buraya
kadar
getirdi. Bir çok Konserlerde çýkýþýný
yaparak ,,þu an
bile piyasada olmadýðý halde Medya tarafýnda
merak edilen isim oldu. MEFRAT JARKIN’I bir
defa dinleyenler Müzik marketlerinde kasetini,
CD’sini ve Fotoðraflarýný arar oldular.
sayfa 18‘de
Avrupa’dan ‘idam cezasý’ uyarýsý
A
vrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi
(AKPM), bugün Strasbourg’da düzenlediði ”Terörle Mücadele ve
Ýnsan Haklarý” oturumunda, terörizmle
mücadelenin, temel
hak ve özgürlüklerden ödün verilerek
yürütülmemesi gerektiðini vurgulayan bir
karar aldý.
sayfa 5‘de
DAVKAVUKLARIN TARÝFESÝ
Ýþte tarihi belge !..
alkavuklarýn
günümüzdeki
tarifesini ele
geçiremedik ama
yýllar önce uygulanan dalkavukluk
biçimlerini ve ücret
tarifesini resimleri
ile açýklýyoruz!..
D
sayfa 6‘da
Elin içinde beþ on
kýl kalmak ve diþlerini
leylek gibi çatýrdatmak þartý ile sakal
zelzelesi 60 paraydý.
“DERÝN NEHÝRLER GÝBÝ AKIYORUZ; ME
SÝMLÝK ÇIKAN GÜLLER GÝBÝ DEÐÝLÝZ”
S
tuttgart Efsane düðün salonunda bir dinleti veren, Onur Akýn, Yusuf Hayaloðlu ve
Yasemin Göksu,
dinleyicileriyle
güzel saatler
geçirdiler. Alýþýk
olduðumuz
konserlerin
dýþýnda bir
resim çizen
sanatçýlar
halkla ne kadar
iç içe olduklarýný
bir kez daha
gösterdiler.
sayfa 9‘da
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
BÝZÝM SAYFA
[email protected] sayfa
Kira sözleþmesine atýlan imza baðlayýcýdýr; „Almanca
yetersizliðinden dolayý kira sözleþmesinin içeriðini
anlayamadým“ yorumu geçersizdir
A
lmanya da yaþayan
Türkiyelerin
sýk
sýk
rastladýklarý sorun kira sözleþmelerinde çýkan sorunlardýr. Bir
çoðumuz altýna imza attýðýmýz
evraký okuyarak incelemeye
özen göstermiyoruz. Okusak
bile tam anlamýyla yazýlanýn ne
anlamda olduðunu, dil yetersizliði nedeni ile anlayamayabiliyoruz. Bunu vesile bilerek sizlere ”
Kira Sözleþmesi” nde dikkat edilmesi gereken hususlarý aþaðýda
bilginize sunuyoruz.
Kira Sözleþmesi
Kira sözleþmesi, Medeni
Kanundaki (BGB) yasal hükümlerin
ve
Kira
Miktarlarý
Yasasý’nýn
(MHG) yani sýra, ev sahibi ve
kiracý için en önemli unsurdur.
Burada
• Ev sahibinin kim olduðu,
• Kiracýnýn kim olduðu,
• Hangi evin kiralandýðý,
• Hangi kira miktarýnýn
ödenmesi gerektiði,
• Kira sözleþmesinin ne
zaman baþladýðý,
• Evin sýnýrlý (sýnýrlý kira sözleþmesi) ya da sýnýrsýz bir zaman
için kiralanýp kiralanmadýðý saptanýr.
Birçok kira sözleþmesi bunlarýn yanýnda ayrýca ev sahibi
ve kiracýnýn haklarý ve sorumluluklarý hakkýnda kurallar da
içermektedir. Bu kurallara
güzelleþtirme tamiratlarý, kira
depoziti, evde yapýlacak deðiþiklikler, evcil hayvan bulundurulmasý vb. dahildir.
Sözlü veya yazýlý
Kira sözleþmelerinin çoðu
yazýlý yapýlmaktadýr. Bu durum
ev sahibi ve kiracýnýn güvenliðini arttýrýr ve tartýþmalarý önler;
her iki taraf da imzalarýyla
sözleþmede hangi noktalar
üzerine anlaþtýklarýný belirleye-
bilirler. Kira sözleþmesine atýlan
imza baðlayýcýdýr; „Almanca
yetersizliðinden dolayý kira sözleþmesinin içeriðini anlayamadým“ yorumu geçersizdir
Kira sözleþmesini yazýlý
olarak yapma zorunluluðu
yoktur. Bunun yerine sözlü bir
anlaþma da geçerlidir. Ancak
bir kira sözleþmesi belirli bir
zaman için (örneðin 3 ya da 5
yýl) yapýlacaksa, o zaman yazýlý
olmasý öngörülmektedir. Yani
sözleþmenin ev sahibi ve kiracý
tarafýndan imzalanmasý gereklidir.
Yazýlý biçimin uygulanmamasý durumunda da kira sözleþmesi sýnýrsýz olarak, en az bir
yýl olmak koþuluyla fese edilene
kadar devam eder.
Etkisiz maddeler
Kira sözleþmeleri için usulen
Ev ve Arazi Mülkiyet Sahipleri
Dernekleri veya kýrtasiyeciler
tarafýndan örnek olarak sunulan
anlaþma formlarý kullanýlýr. Kira
sözleþmesinin örneðini alýþýlageldiði biçimde ev sahibi seçer.
Bundan dolayý ev sahibiyle
kiracý arasýndaki avantajlar ve
zararlar, haklar ve sorumluluklar çoðu kez eþit oranda
daðýtýlmamýþtýr.
Ama kiracýnýn fazlasýyla
haksýzlýða uðratýlmasýný engelleyen hükümler de vardýr.
Örneðin Medeni Kanuncun
birçok maddesinde „Kiracýnýn
zararýna bir anlaþma geçersizdir.“ ifadesi geçmektedir. Ayrýca
küçük baskýlardaki haksýzlýklardan koruyan (kira sözleþme
formlarý da bunun içerisine girmektedir) Genel Ticari Anlaþmalar Yasasý (AGBG) da
bulunmaktadýr.
Bu durum, kira sözleþmesinde yazýlý olan herselin
muhakkak geçerli olmadýðý
anlamýna gelir. Ege ev sahibi
kira sözleþmesine dayanarak
bir talepte bulunursa, o zaman
sözleþmenin sözü edile: maddesinin geçerli olup olmadýðý
bilakis
araþtýrýlmalýdýr.
Bu
madde geçersizse, kiracý kir
sözleþmesini
imzalamasýna
raðmen ev sahibinin taleplerini
reddedebilir.
Önemli not: Bir veya birçok
maddenin geçersiz olmasý
durumunda da, kira sözleþmesinin diðer bölümleri
kalýcýdýr. Bu gibi durumlarda ev
sahibinin, kira sözleþmesinin
varolmadýðýný iddia ederek
kiracýnýn evden çýkmasý gerektiði seklinde bir talebi olamaz.
Sýnýrlý süreli veya süresiz
Sýnýrlý süreli kira sözleþmesinde (süreli kira sözleþmesi)
sözleþmenin baþlamasýyla birlikte kira anlaþmasýnýn ne
zaman sona ereceði tespit edilir.
Örneðin: „Kira sözleþmesi
1.6.1999’da baslar ve 31.1
2.2002’de sona erer“ ya
da „Kira sözleþmesi 5 yýlýk
bir süreyle sýnýrlýdýr“ gibi.
Bu
tip
sözleþmede
kiracýnýn avantajý, sözleþmenin geçerli olduðu
sürede ev sahibinin eve
kendi ihtiyaç duysa bile
(þahsi ihtiyaç) çýkýþ verememesidir. Sadece sözleþmeye aykýrý davranýldýðý
takdirde (örneðin kiranýn
zamanýnda ödenmemesi
gibi.) sözleþme sona
ermeden çýkýþ verilebilir.
Kiracýnýn zararýna olan
durum
ise,
kiracýnýn
anlaþýlan süreye baðlý
olmasýdýr. Yeni bir evE
taþýnmak, sadece ev
sahibinin onayýyla mümkündür. Sadece zorunlu
durumlarda sözleþmede
çýkmak için kiracýnýn kiracý
gösterme hakki vardýr (bk.
Bölüm 6)
Sözleþme süresinin dolmasý
durumunda dikkat edilmesi
gereken, kiracýnýn sözleþmede
belirlenen sürenin üzerinde
evde kalmak istemesi durumunda, bunu ev sahibine yazýlý
olarak bildirmesinin gerekliliðidir. Sözleþme süresinin bitiminden 2 ay önce þahsi olarak
imzalanma: mektup („Evde, sözleþmede belirlenen zamanýn
üzerinde kalmak istiyorum“) ev
sahibinde olmalýdýr.
Eðer kira sözleþmesi örn. evli
çiftler gibi kiracý 2 kiþi tarafýndan imzalanmýþsa, o zâman
kir süresinin uzatýlmasýný içeren
mektup da her ikisi tarafýndan
imzalanmalýdýr.
Mektup usul olarak belirlenen süre içerisinde ev sahibine ulaþýrsa, kira sözleþmesi,
ev sahibinin yasada öngörülen
bir çýkýþ gerekçesi (örn. kiþisel
ihtiyaç) gösteremediði durumlarda süresiz olarak uzar. (bkz.
Bölüm 7).
B u n u n
dýþýnda
kira
süresini
uzatmanýn mümkün
olmadýðý süreli
kira sözleþmeleri
de vardýr. Bu kir;
sözleþmesi en
fazla 5 yýl sýnýrlýdýr ve kiracý
sözleþme içinde
daha bastan ev
sahibi tarafýndan
sözleþme süresinin bitiminden
sonra mekanýn
ev
sahibi
tarafýndan kullanýlmasýnýn veya
öneme derecede
tamir çalýþmalarý yapýlmasýnýn
ya da tamamen yýkýlacaðýnýn
planlandýðý hakkýnda bilgilendirilir. Böylesi bir sözleþmeyi imzalayan kiþiler anlaþýlan sürede
taþýnmak zorundadýr. Bu gibi
durumlarda uzatma mümkün
deðildir.
Kira fiyatý
En önemli bir sorulardan bir
tanesi ‘Ev kirasý ne kadar yüksektir? Ev kirasýnýn yüksekliðinin
uygun olup olmadýðýný nasýl
öðrenebilirim?’ sorusudur. Bu
sorularýn cevabi ise evin türüne
baðlýdýr.
Sosyal konutlarda (resmi
kaynaklarla desteklenen evler)
kiranýn yüksekliði sabit olarak
tespit edilmiþtir. Ev sahibi de
sadece belirlenen kira miktarýný
talep edebilir. Bu kira miktarýnýn
nasýl hesaplandýðý önceden
belirlenmiþtir. Sosyal konutlar
çoðu kez diðer evlerden daha
ucuzdur, ama bu konutlara
herkes taþýnamaz. Böyle bir
konut resmi Konut Dairesi’nin
verdiði; aile gelirinin belirlenen
sýnýrýn altýnda olduðunu gösteren özel bir belgeyle (WBS)
aracýlýðý ile edinilebilir. Bu sýnýrýn
üzerinde para kazananlar
baþka tür konut aramalýdýr.
Özel olarak finanse edilen
konutlarda ve eski yapýlarda
kira miktarý özellikle arz ve
talebe göre belirlenmektedir.
Ev sahibi kira miktarýný kendisi belirleyebilir ve yerel kira
panosunun öngördüðünden
daha fazla talep edebilir. Sýnýrlar sadece kira miktarýnýn aþýrý
arttýrýlmasýnýn ve kira spekülasyonunun yasaklanmasýyla
konulabiliniz.
Uyarý: Eðer kiranýn yüksekliði
kira panosunun %20’sinden
daha fazlaysa, o zaman mutlaka Kiracýlar Derneði (bkz.
Bölüm 12 } devreye sokulmalýdýr.
Ek Maliyetler
Konut maliyetlerin büyük bir
kýsmi ek maliyetlere (isletme
masraflarý) aittir. Bu maliyetlerin
OKUYUCU MEKTUBU
GERÇEK ÖZÜRLÜLER
N
e zaman Türkiye’ye gitsem ,dilenciler konulu geniþ kapsamlý bir
araþtýrma yapmak, fotoðraflar çekmek ve
yazmak istemiþimdir. Dilenciler, sayýlarý
gün geçtikçe artan, Türkiye fotoðrafýnýn
buruk, acý, duygu sömürüsünü yansýtan
parçasýdýr. Kimisi gerçek ihtiyaçtan belki,
kimisi yapacak iþ bulamadýðýndan, kimi
de meslek haline getirmiþ dilenmeyi.
Bazýlarý da bedensel engelli olmanýn
avantajýný çok iyi kullanmakta.
Elbette sorunun temelinde sosyal ve
ekonomik þartlarýn payý büyük. Anadolu
þehirlerinde dilenciliðin çok daha yaygýn
olduðunu düþünüyorum. Anadolu’nun
saf ve temiz insanýna göre, kapýsýna
geleni geri çevirmeme ibadetle eþ deðer
bir olgudur. Eli ayaðý tutan, taþý sýksa
suyunu bile çýkaracak insanlarýmýzý bile
muhtaç duruma düþüren, dilendiren
sebepler deðil anlatmak istediðim.
kiracý tarafýndan önceden otomatik olarak ödenmesi zorunlu
deðildir, ancak kira sözleþmesinde belirtilmiþse önceden
ödenmesi zorunluluktur.
Genelde kiracý bir ay öncesinden bir ödeme yapar; yýlda
bir kez de tam bir hesaplanrýna
yapýlýr (bkz. Bölüm 10). Eðer ön
ödemeler yüksek olarak ödenmiþse, fazla ödenen para geri
ödenir. Ön ödemeler yetersiz
kaldýðý takdirde, kiracý eksik
kalan miktarý öder.
Ön
ödemelerin
düþük
olmasý yanýlmalara neden olabilir. En iyi çözüm, bir önceki
kiracýdan veya evde oturan
diðer kiracýlardan ek maliyetler
konusunda bilgi alýnmasýdýr.
Ön ödeme ve genel
hesaplama yerine belirgin bir
miktar üzerine anlaþýlabilinir. Bu
durumlarda kiranýn yanýnda bir
de sabit ek maliyetler ödentisi
yapýlýr; tam bir hesaplamaya
gerek kalmaz. Ýstisna: Isýtma
masraflarý için kullanýma baðlý
bir hesaplama öngörülmüþtür
(Bkz. Bölüm 10).
Üçüncü bir olanak ise
isletme maliyetlerinin (tamamen
veya kýsmi) kiraya dahil
olmasýdýr. Böylesi durumlarda
brüt veya herselin dahil olduðu
bir kiradan söz edilir. Fakat
isletme maliyetleri yükselirse, ev
sahibi kirayý yersel deðerlerle
dengeli olarak yükseltebilir (bkz.
Bölüm 8).
Depozit
Maddi güvence olarak ev
sahibi depozit talep edebilir.
Depozit en fazla 3 aylýk kira
miktarý kadar olabilir. Kiracý eðer
isterse bunu 3 taksitle de ödeyebilir. Depozit ayrý bir hesap
numarasýna yatýrýlmalýdýr ve
kiracýnýn yararýna fa izlendirilmelidir. Bu faiz yýllýk olarak
depozite dahil edilir ve böylece
ev sahibinin güvencesini arttýrýr. Kira sözleþmesinin sona
ermesi durumunda depozit ve
faizi, eðer açýk kalan talepler
yoksa genelde en geç 6 ay içerisinde geri ödenmelidir.
(devam edecek)
Rotterdam’ýn en büyük tiyatro salonu
Zuidplein Thater’da 15- 16 Ocak’da iki gün
boyunca
Kayseri Özþah Özel Eðitim Okulu Özürlüler Tiyatro Klübü, Küçük Nasreddin adlý
oyunu sergiledi. Yaþlarý 11 ile 20 arasýnda
deðiþen 15 kardeþimizin hepsi bedensel
ve zihinsel engelli...
Öylesine profesyonelce oynadýlarki,
onlarýn zihinsel engelli olduðunu düþünenlerin asýl özürlü insanlar olduklarýný
söyleyebilirim. Çünkü 15 genç tiyatrocu
kardeþimizin hiç biri iki saat süresince
repliklerini unutmadýlar, kendilerine özürlü
ya da engelli dedirtecek tek bir hata bile
yapmadýlar.
Salonun yarýsý yine Hollandalýlarla
doluydu. Hiç anlamadýklarý dilde seyrettikleri oyun, tiyatro severleri öylesine etkiledi ki; oyun sonunda dakikalarca duyarlý
vatandaþlarýmýzla birlikte yürekten alkýþladýlar.
Kendileri ile ayný durumda olan hatta
bedensel ve zihinsel hiç bir engeli olmayan onbinlerce yaþýtlarý ayni saatlerde
Türkiye’nin her hangi bir yerinde el açýp
dilenirken, bu kardeþlerimiz Hollanda’da
baþarýlarýndan dolayý alkýþlanýyordu.
HATÝCE ELDENÝZ
2
[email protected]
Mülteci/ Asylant
O
nca zamandýr aradýðým bir
haber, bir bilgi, bir olayýn
aydýnlatmasý var. ne yazýk ki bulamýyorum. Bulamamýn sebebi ise, herkesin
unutmak istediði, yokmuþ gibi davrandýðý insanlardýr. Bu insanlar bir veya iki
veya 10 kiþi deðil. Bu insanlarýn sayýsý
binleri aþýyor. Düþünen yok mu diyeceksiniz bu insanlarý? Vardýr elbet! Ama kim bunlari düþünenler?
Yakýn aile, akraba veya dostlarýdýr belkide, ama hayýr onlarda
yoktur, Belki irili ufaklý bir kaç özel kurum veya kuruluþtur. Bu
kurum ve kuruluþlar ise kendi, sözümona insani görevlerini yerine
getirme duygusunu tatmin edenlerdir. Ama hiç yoktan iyidir tabi..
bahsettiðim insanlar kimler mi? Aslýnda hepinizin bildiði, gördüðü, dönem dönem þehir dýþlarýnda, sanayi bölgelerinde etrafý
tel ile örülmüþ kamplarda yaþamlarýný sürdürmek zorunda kalan
insanlardýr. Tabi bu insanlara bir de sýfat takýlmýþtýr. “ mülteciler”
deðilki sadece bir Alman toplumu yüz çevirsin, horlasýn, toplumun
artýklarý olarak görsün, acý olan olay bu insanlarýn kendi toplumu
tarafýndan böyle deðerlendirilmesidir.
Daha önce ki bir yazýmda böylesi bir insandan bahsetmiþtim.
Beni etkileyen bir olaydý ve duyurmak istedim. “ insanlar çok deðiþmiþ” diye haykýrmýþtý anlattýðým insan. Evet çok deðiþmiþ. Býrakalým insani iliþkileri ki, zaten Alman toplumunda bizim toplumun
yaþadýðý insani iliþkiler yok ve ayrýca Türkiye‘nin AB‘ye girmesi için
kendi iç yapýsýnda deðiþtirmesi gereken bir plan bu. Yani sosyal
yapýnýn yýkýlmasý. Türkiye bu plana fazla bir yatýrým yapmasýn,
Avrupa‘da yaþayan Türkiyeliler zaten bu planý çoktandýr uyguluyorlar.
Çok aðýr þartlar atlýnda yurtdýþýna kaçan bu insanlar ve buraya
kaçmayý çare bulan insanlarýn sahipsiz kalýndýðýný biliyormuydunuz ? bu insanlarýn kendi ülkesinde gelen birisi yerine, dilini,
kültürünü anlamayan yabancý bir insana sýðýndýðýný biliyormuydunuz? uzun yýllardýr bu insanlarýn sorunlarý ile ilgilendiðimi düþündüðüm bir insaným. Bu nedenden dolayýda yorgun akþamlarýmý
zaman zaman bu insanlarý düþünmek ile geçirmekteyim.
Kapýsýnda girdiðim tel örgülü kampýn boþ alanýnda çocuklar
koþturuyor, benim çocuklarým ise okulda. Duvarýn dibinde çömelmiþ bir dizine erkek ve kadýn, kimisi elindeki çalý ile yerleri kazýyor,
kimisi uzaklara bakýp duruyor. Hani gidecek olsalar…Ama nereye?
Kaldýklarý bölgede belkide hiç tanýdýklarý yoktur. Kalmýþ ki kendilerine verilen 30 Km‘lik bir sýnýrý aþamayacaklar. Alabildiðince dýþardaki yaþamdan uzaklaþtýrýlmaya çalýþýlan bu insanlar, sadece
toplumda tecrit edildikleri için deðil, artý kendi ülkesinde yaþadýklarý
olaylar da ezip geçiyor.
Neden terkettikleri sebeblerine gelince kuskusuz herkes deðiþik
neden ile burdadýr. Bu nedenler basýn ve farklý ortamlarda çokça
tartýþýlmýþtýr. Fakat hepsinin ortak nedeni, kendi ülkelerinde yaþam
ortamý bulamadýklarý içindir. Bazen yine düþündüðümde cüzam
hastalýðýna yakalanan insanlar gelir aklýma. Hani ortaçaðda
yaygýn olan bu hastalýktaki insanlarýn hepsi diðer saðlýklý insanlardan uzaklaþtýrýlarak, bölge dýþýnda tutulurlardý. O bölgeyi terk
edecek olanýda ölümle cezalandýrýrlardý. Ne alakasý var diyeceksiniz? Ýlginç ama ben bu insanlara yapýlanlarý dönem dönem böyle
deðerlendirmekten de kendimi alamýyorum. Mülteci yasasý zaten
bunlarý yaþatýyor bu insanlara, birde biz yaþatmayalým.
Böylesi bir hayata laik görülen insanlarýn bir çoðu belkide
bulunduklarý koþullarýn tam bilincinde deðillerdir. Bilincinde olanlar ise çaresizlik içerisinde bunalýmdadýr.
Ýsterseniz birlikte bir yolculuk yapalým bu insanlara doðru….
Uzunca bir kuyruk, sabah saat 08.00 sýrasý gelenler ellerinde
bir paketle dönüyorlar. Paketi alan insan kendisine verilen odaya
gidiyor. Bu bir yemek paketidir. Belki ayda bir 40 Euro´da para veriliyor. Sigara içen bir insan için biraz az gibi.. Ama sizde haklýsýnýz!
Sigara saðlýða zararlýdýr. „Ýçmesinler!“ diyemeyiz.. Devam edelim.
Bir kac yýldýr tek bir odada 5 kiþilik bir nüfus düþünelim. Mutfak,
tuvalet, banyo onca yýldýr müþterektir. Doðal duygularýmýzý, insanýn
doðal yaþama hakkýný düþünelim. Bundan sonraki yolculuðu kendiniz devam edin. Çünkü yazýlmadan anlaþýlanlar olacaktýr.
Sizce duygu sömürüsümü yapýyorum? Olabilir. Ýzine gidipte
evinde çayýný içtiðim komþum buraya mülteci olarak gelmiþ, ben
de onun benim baþýma bela olabileceðini düþünerek hemen
baðlarýmý kesiyorum. Eyvah! Mülteci kýzýma aþýk oldu, kesinlikle
evlenemez o nede olsa culsuz, mültecinin tekidir. Herhalde bir
çoðu gibi böyle düþünmem lazým bazý insanlar için.
Haklýsýnýz! Sözlerim belki de abartýlýdýr. Fakat yazýlmasý gerekeni yazmýyorum. Sadece üzerinde düþünülmesi için bir kaç uç
konumda düþünce belirtiyorum. Ben sadece, her gün her hangi
bir kampýn üst katýna çýkýp da hayatýna son vermek isteyen insanlarýn, yaþadýklarý ortam nedeni ile aðýr depresyon geçiren insanlarýn yaþadýklarý olaylarýn üzerine birde burada kendi insanýnýn
vurdum duymazlýðýna kapýlýp tümden ümidini yitiren insanlarýn
düþünülmesini gerektiðini düþünüyorum.
Neyse fazla duygu sömürüsü yapmadan son cümlemi
yazayým. Biz hava atmaya devam edelim, böylesi insanlar yokmuþ
gibi, nasýl olsa bütün yatýrýmýmýzý hava atmaya baðlamýþýz.
Onlarda kendi baþýnýn çaresine baksýnlar! Mý acaba!
Demek ki, gerekli ilgi biraz da emek
verilince horlanan, toplum dýþýna itilen,
hatta özel durumlarýndan dolayý
ailelerinin utanadýðý bu durumdaki kardeþilerimiz, normal insanlarýn yapabileceði her iþi mükemmel bir ºekilde
yapabilmekte.
Aylarca gecesini gündüzüne katarak
çalýþan ve bürokratik tüm zorluklarý aþarak
bu özel kardeþlerimizin Hollandaya’ya
gelmelerini saðlayan Hollanda Yabancý
Özürlüler Vakfý Genel Koordinatörü Birsen
Yurdakul haným gerçekten isimsiz bir
kahraman.
Devler memurluðundan istifa ederek
kendisini engelli kardeþlerimize adayan
özel eðtim uzmaný ve oyunun yönetmeni
Fevzi Özyürek ile Özþah Özel Eðitim
Kurumlar Genel Müdürü Ali Akpýnar ne
kadar büyük bir iþ baþardýklarýnýn farkýnda bile deðiller. Bu ikili için varsa yoksa
çocuklar...
Küçük Nasreddin adlý oyundan ben
payýma düþeni aldým ve dilenciler hakkýnda yazmaktan vazgeçtim. Sokaklarda
dilendirilen, evlerde hapsedilen, zincire
vurulan ayný durumda çocuklara her rastladýðýmda çevremde dolaþan, kendini
akýllý, saðlýklý zanneden kim olursa olsun
zihinsel özürlü gözüyle bakacaðým.
Bir þarkýda olduðu gibi ” Bir þey yapmalý” diye baðýrmak yerine artýk bir þey
yapmaya baþlamalý. Bakýn Kayseri Özþah
Özel Eðitim Kurumlarý ”Yapmalý” dememiþ
çok da güzel yapmýþ. Belirli makamlarý
iþgal eden, yüksek mevkilede, ekranlarda,
mikrofonlarda oturan, konuþan, yüzünü
gösteren ve köþelerdeki akýllý rolünü çok
iyi oynayan gerçek özürlülerden yardým
beklemeden baþlamak, baþlamýþ olaný
desteklemek gerek.
Ben bir ºey yapmamaktansa ve
ortalýkta þahsi çýkar uðruna dolaþan asalaklarý gördükçe zihinsel özürlü olup
”Küçük Nasrettin” adlý oyunda en küçük
role razýyým.
Hemen bu yazýyý okur okumaz aklýnýz
erdiðinden
itibaren
yaþadýklarýnýzý
gözünüzün önünden geçirin ve zihinsel
özürlülerin kimler olduðunu tespit edin.
Gerçek özürlüler kimlermiþ, Bulabildiniz
mi?
Yavuz Nufel
18 OCAK 2002
Rotterdam- HOLLANDA
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
ALMANYA
Müslüman mezbahalarýna özel izin
Entegrasyonda önemli adým
A
lmanya‘ da Müslüman
mezbahalarýnda, hayvanlarý bayýltmadan kesilmesi
üzere gelen yasak kararý,
yeniden yürürlüðe geçen mahkeme kararýnca iptal edildi.
Alman Anayasa Mahkemesi‘
nin yeni aldýðý karara göre,
Müslüman mezbahalarýna hayvanlarý bayýltmadan kesme izni
verilecek. Mahkeme kararýnda
belirli dini cemaatlerinin yalnýz
bayýltýlmadan kesilmiþ hayvanlarýn yendiðine dikkat çekildi.
Ýzinler iptal edilmiþti
1995 yýlýndan beri, Hayvanlarý Koruma Kanunu‘ na istinaden, hayvanlarýn genel olarak
bayýltýlmadan kesilmesi yasaktý.
Ancak Federal Ýdare Mahkemesi‘ nin o zamanki kararýnda,
Ýslam dinine göre hayvanlarýn
kesilmeden
önce
bayýltýlmasýna, þartsýz olarak izin verilmediði yetersiz iþlenmiþti. Ayný
zamanda müracaat edip özel
permiyle hayvanlarý bayýltmadan kesen mezbahalarýn izinleri de iptal edilmiþti.
mahkeme kararýnýn Müslümanlarýn entegre olamasýnda
büyük katkýsý olduðunu açýklarken, ”Almanya‘ da büyük bir
sorun çözüldü. 1995‘ de iptal
edilen özel izinler, birçok meslektaþýmýn iþlerini illegal olarak
icra etmesine yol açmýþtý”
þeklinde konuþtu.
[email protected] sayfa
”Daha kolay entegre
olunabilecek ”
Almanya‘ daki Müslümanlarýn Merkezi Meclisi Baþkaný
Nadeem Elyas yeni kararla ilgili,
”Kararla beraber Almanya‘ daki
Ýslam alemi de güçlendi. Müslümanlar böylece güncel hayatlarýnda da engellenemeyecek
ve daha kolay entegre olabilecek” açýklama yaptý.
Derneklerden
protesto yaðmuru
Ancak Anayasa Mahkemesi‘ nin yeni kararý, hayvanlarý koruma dernekleri arasýnda
büyük tepki oluþturdu. Alman
Hayvanlarý Koruma Birliði Baþkaný Wolfgang Apel, ”Eziyeti
çekenler hayvanlar oluyor.
Maddiyat,
hayvanlarýn
yaþamýndan daha önemli
olmamalý” derken, hayvanlarý
koruma konusunun anayasaya
alýnmasýnýn önemini ifade etti.
”Büyük bir sorun çözüldü”
Anayasa Mahkemesi‘ nin
Müslüman topluluðuna hayvanlarý dinine uygun þekilde
kesebilmesi izni vermesinde
Gießen‘ li Rüstem Altýnküpe‘ nin
büyük rolü vardý. Ýtiraz
dilekçesinin baþýný çeken Altýnküpe, yeni yürürlüðe geçen
Berlin‘ de 5500 Türkiyeli Þirketi Esnaf, elinin tersiyle marký geri çevirirse
T
Eski parayý almamakta hür
20 yýllýk meyve
ürkiyeli þirketleri 20 yýldan beri
Berlin kentinin vazgeçilmez bir
parçasý durumuna geldi. Ticaret
odasýndan alýnan bilgilere göre,
Almanya‘ da þirket sahibi Türkiyelilerin onda biri Berlin‘ de çalýþýyor.
Bu þirketlerin yýllýk cirosu yedi milyar
Alman Marký sýnýrýný
aþarken, baþkentte milli
hasýlanýn yüzde beþini
temin ediyor.
Þirketlerde birçok
Alman çalýþýyor
Berlin‘
de
yaklaþýk
5500 Türk þirketi bulunurken, þirketlerde çalýþanlarýn sayýsý 22 bin
civarýnda. Berlin- Brandenburg Türk Birliði (TBB) sözcüsü
Safter Çýnar‘ ýn verdiði bilgiye göre,
sirketlerin ortaklarý ve iþçileri
arasýnda çok sayýda Alman yer
alýyor. Ayrýca þirket sahiplerinin
çoðunluðu Alman vatandaºlýðýna
geçmiþ bulunuyor.
1961‘ den bugüne
Türkiyelilerin Almanya‘ ya göçmesi 50‘ li senelerde baþladý. 1961
yýlýnda imzalanan ilk anlaþma üzerine gelen göçmen iþçiler arasýnda
en kýsa zamanda kendi iþlerini kuranlar da vardý. Ýlk adýmlar perakende, lokantacýlýk ve el sanatlarý
alanýnda yapýldý. Yavaþ yavaþ çoðalan Türkiyelilerin þirketleri, 80‘ li
yýllarda üç misli büyümüþtü. Ýstatistiklere göre, 20 yýl önce iþleyen þir-
A
lmanya’ daki esnaf, Þubat’ ýn
sonuna kadar ödeme aracý olarak
geçerli olan marký hukuken müþteriden
almak zorunda deðil. Federal Maliye
Bakaný, Euro’ nun Avrupa’ da tedavüle
geçmesinden ve böylece resmi para
olmasýndan itibaren, mark kabul etmeyen
perakendecilerin ve lokantacýlarýn çýkabileceðinin altýný çizdi. Ýmzalanan bir
anlaþma, restoran sahiplerine ve tüccarlara eski Alman parasýný kabul etme serbestliðini tanýyor, ancak buna zorlamýyor.
Böylece Köln kentindeki Avukat Gerd Horr
”Bild am Sonntag” ile yaptýðý söyleþide
doðruladýðý gibi, marký reddeden esnafa
karþý yapýlacak birþey yok.
Politikacýdan sert uyardý
Bu müþkül durumu kýnayarak yasalardaki boþluða sinirlenen Hür Demokrat
Partisi’ nin Federal Meclis Fraksiyonu’
ndaki tüketicilere yönelik siyasi sözcüsü
Gudrun Kopp, ateþ püskürdü. FDP’ li politikacý, ”Federal hükümet gerekise kýsa
vadeli bir yönetmelikle hukuki durumu
aydýnlatmasý þart. Tüketicilerin isteðine
öncelik tanýnmasý gerek. Müþterilere,
þubatýn sonuna kadar Alman Marký ile
ödeyebileceklerine dair güven verilmesi
lazým” dedi.
3
ÞÜKRÜ YILDIZ
eflatunî
Ayþe Zarakolu
Aramýzdan bir yýldýz kaydý. Yaþamýný
düþüncesine ve onun gereklerine adayan
bir hayat, mirasýný ardýlarýna býrakarak
aramýzdan ayrýldý. Dost ve sevenlerinin
üzüntüsü, üzüntümüzdür. Topraðý bol
olsun.. Unutmayacaðýz...
Sýradan insanlar
S
ýradan insanlarýn sýradan davranýþlarý içinde geçiyor
günlerimiz. Mekke’de, Osmanlý’dan kalma kalenin yýkýlmasýna kýzan bir grup ”ülkücü” Suudi Konsolosluðu önünde
yaptýklarý gösteride ”þehitler ölmez, vatan bölünmez” diye sloganlar atýyor. Vataný bölmek isteyen Suudi Arabistan’a karþý tepkimizi kutluyorum. Ve bende Suudi‘yi þiddetle protesto ediyorum.
Almanya Adolf Hitler’den kalma tüm yerleri özel korumaya
aldý. Bir çoklarýný özel müze haline getirdi. Þimdi sýradan olmayan insanlarýn deðerli vakitlerini geçirdikleri mekanlar onlar...
Suudi bunu anlayacak kadar deðil... Sýradan düþünüyor... Ayýp
ediyor... ”Þehitler ölmez, vatan bölünmez”... Bunu bilmiyor. Bunu
”ülküdaþlar” yaptýklarý gösteriyle öðretmiþ oluyor.
Vatanýn bölünmesine bu kadar hassas davranan vataný böldürmezler, Hasankeyf gibi bir tarihi mekanýn sular altýnda kalmasýna aðzýndan salyalar akýtarak alkýþ tutuyor. Alkýþlar sýradan
insanlarýn kirli benliklerinin resmi oluyor... Sýradan olan gülüþüm
geliyor yüzüme... Sýradan olmak istemiyorum. Hemen titreyip
kendime geliyorum. Sýradan insanlarýn sýradan davranýþlarýný
da kabul etmiyorum.
Sýradan insanlarýn, sýradan dünyasýnda, sýradan yönetiliyoruz... Devletli Bahçemiz Avrupa’ya geliyor. Rusya’daki,
Avusturya’daki meslektaþý ve hem fikirlileri gibi kimse itibar
etmiyor. Görüþmüyor. Kimsenin görüþmediði, sýranýn da altýndaki yöneticimiz oluyor... Kabul etmek, sýradanlaþmak oluyor,
sýradanlýðý kabul etmek istemiyorum. Onu kabul eden sýradan
dünyayý da ret etme hakkýmý kullanýyorum.
ketlerin yüzde onu, on kiþiden fazla
eleman çalýþtýrýyordu.
Ütopyamý seviyorum
Ütopyamý seviyorum. ”Ayaklarýnýz yere bassýn” diye baþlayan hiç bir þeyin, güzel olandan -bu bir ütopyada olsa bile- yerini
alamayacaðýný düþünüyorum. Ütopyamýn istediðini yapmak
istiyorum. Sýnýrý zorluyorum. Kabul edilmesini deðil, ütopyama
uygun olmasýný önemsiyorum. ”Sen kimsin” diyen soruyu sevmiyorum. Sýradan dünyanýn sýradan, hesapsýz kelimesini, cümlenin meyhanesi olarak görüyorum. Sarhoþ olmayan masalarýn
sarhoþ aðýrlayan mekanlarýnda, beyinlerini yitiren ve sýradan
insanlarýn dünyasýnda sýradan alt baþlýklarla izahý yapýlan,
önemsenmeyen yaþama vurulmuþ bir hançer olarak deðerlendiriyorum... Her þeyi önemsiyorum... Deðerlenmesini istiyorum.
90 farklý alanda aktivite
Yeni istatistikler þirket sahiplerinin
yüzde 50‘ sinin ticaret, yüzde 25‘ inin
lokantacýlýk ve yüzde onunun inþaat
alanýnda faaliyet gösterdiðini tespit
ediyor. Son yýllarda ayrýca iletiþim ve
modern hizmet alanýnda giriþimlerin
arttýðý dikkat çekiyor. Berlin‘ de bulunan Türkiyelilerin þirketleri yaklaþýk
90 farklý alanda aktif.
Gazetemize ödül
Gazetemiz ilk ödülünüde aldý. BW‘de yaþayan vatandaþlarýmýzýn sorunlarýzla ilgili yapmýþ olduklarý yayýnlardan
dolayý Des-Bir, Türk Toptancýlar Birliði, Ata-Consul tarafýndan
verilen ödüle gazetemiz DEM‘de laik görüldü. Stuutgart Belediye Baþkanýndan ödülü gazetmiz imtiyaz sahibi Hatice Eldeniz
aldý.
Gazetemizin ebatlarýnda yeni düzenlemeye gittik. Bu konudaki görüþlerinizi de bekliyoruz.
Eller kollar baðlý
Bu konuda Almanya hukuki bir düzenlemeyi gerek görmeyerek perekendecilerin sözüne itimat ederken, diðer on bir
Euro ülkesi, geçim dönemi için geçerli
olacak çift para sürecini yasalarýna aldý.
Rakiplerin kapasiteleri karþýlaþtýrýldý
Stoiber daha dayanýklý
Y
apýlan son araþtýrmalar, Alman
halkýnýn ekonomi, eðitim ve iç
güvenlik konusunda birlik baþbakanlýðý yeni adayý Edmund Stoiber‘ i, Baþbakan Gerhard Schröder‘ den daha
verimli olabileceðini düþünüyor. Öte
yandan yabancýlar, sosyal ve dýþ politika alanýnda SPD baþkanýnýn Stoiber‘
den daha baþaralý olduðu tahmin ediliyor. Bavyara Eyalet Baþbakaný Stoiber‘
in genel olarak daha efektif ve dayanýklý olduðunu düþünen Alman vatandaþý, Schröder‘ in ise daha sempatik
www.dem-ajans.de
internetdeki sizin adresiniz
Kontratlar denetlenmeden imzalanmasýn
syon bantlarý, ayný þekilde
ceplerden parayý emiyor.
Örneðin 0190‘ lý numaralarýn bir dakikasý 3, 63
Alman Marký tutuyor. Ve
banttan gelen ses dinleyiciyi
hiç bir þekilde konuþmaya
dahil etmeden, daha baþka
telefon numaralarýyla dinleyicinin hem zamanýný hem de
parasýný boþa harcatýyor.
Yan iþlerin riski
M
ükemmel bir
iþ teklifi. Aslý K.
evden ek olarak
yaptýðý sekreterlik iþi için iki
bin mark alacaktý. Ýþverenin
kendisine bu iþ
için bir bilgisayar almasý
gerektiðini
söylemesi Aslý‘
yý biraz þaþýrtsa
da, üç bin mark harcayýp bir bilgisayar aldý. Nasýl
olsa en kýsa zamanda yatýrým miktarýný, alacaðý
maaþýyla karþýlayacaktý. Fakat Aslý kontratýný imzaladýktan birkaç hafta sonra þirket iflas bayraðýný
çekti.
Zaman ve para boþa gidiyor
Aslý‘ nýn baþýna gelenler münferit bir hadise
deðil. Pahalý hotline aracýlýðýyla iþleyen enforma-
El iþleri en popüler
Bu sýralar ”Home Office” den
yapýlacak olan iþlerin en popüleri el iþleri. Telefon iþleriyle hiç
bir alakasý olmayan bu iþte
genelde kalem parçalarý birleþtiriliyor, Noel süsleri yapýlýyor,
pul toplanýyor veya adres listeleri oluþturuluyor.
Müdafaaya geçmek
tavsiye ediliyor
Kurnaz iþverenlerin tuzaðýna düþen tuzakzedeler ne yapabilir? Olanlarý içine atýp, maddi zarar
katiyen kabul edilmesin. Tüketiciyi koruma dernekleri kendini müdafaa etmeyi tavsiye ediyor. Böylece
tuzakzedeler dersini almýþ olur ve baþkalarýnýn da
ayný tuzaða düþmelerini engeller
Yeni adayýn
güçlü yönleri
1005
kiþinin
katýlýmýyla yapýlan
bir seçmen araþtýrmasýna göre, iþ
piyasasý
politikasýnda Edmund
Stoiber‘ in yüzde
36‘ lýk bir oranla
daha
verimli
olduðu düþünülür-
ve reformsever
olduðunu iddia
ediyor.
ken, Schröder taraftarý yalnýz yüzde 24‘
lük bir oran saðladý. Araþtýrmaya katýlanlar arasýnda CSU Þefi Stoiber ayný
zamanda ekonomi politikasýnda yüzde
42‘ ye 31, devlet finans
alanýnda yüzde 33‘ e 30, iç
güvenlik konusunda yüzde 40‘
a 30 ve eðitim politikasýyla ilgili
yüzde 33‘ e 28‘ lik bir çoðunluk
saðlamýþ bulunuyor.
Schröder‘ in aðýrlýðý farklý
Ancak
yabancýlarla
ilgili
hususlarda yüzde 39‘ a 33‘
lük bir sonuçla daha uygun
olduðu düþünülen Baþbakan
Schröder, ayný zamanda sosyal
politika ve dýþ politika alan-
larýnda da yüzde 48‘ e 23 ve yüzde 54‘
e 23‘ lük bir çoðunluk saðlayabildi.
Partiler adaylardan geride
Birlik adayý Stoiber, Schröder‘ in de
olduðu gibi, genel olarak seçmenleri
memnun edebilme hususunda þahýs
olarak, partilerinden daha fazla taktir
kazanýyor. Seçmenlerin yüzde 62‘ si
Stoiber‘ in yaptýðý çalýsmalarýndan
memnun kalýrken, partisinin yaptýðý
çalýþmalar yalnýz yüzde 52‘ sinin beðenisini kazanýyor. Seçmenlerin yüzde 66‘
sý Baþbakan Schröder‘ in þahsi çalýþmalarýný beðenirken, Sosyal Demokratlarýn gösterdiði faaliyet ancak yüzde 51‘
lik taktir alýyor.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Tekstil Kotalarý artýþý da gerçekleþmeyecek
Amerikan þirketlerine borçlarýn ödenmesi istendi
A
BD Ticaret Bakaný
Evans ve ABD Ticaret Temsilcisi ile yapýlan
görüþmelerde bir ilerleme
kaydedilemedi. Bakan
Tunca Toskay tarafýndan
açýklanan tekstil kotalarýnýn artýrýlmasý konusundaki talebe Amerikan tekstilcilerinden büyük
muhalefet geldi. Daha önceki görüþme
sýrasýnda da Amerikan Ticaret Temsilcisi Büyükelçi Robert Zoellick, bu konuda muhalefetle
karþýlaþýlabileceði uyarýsýnda bulunmuþtu. Nitekim Amerikan tekstil Üreticileri Enstitüsü Baþkaný
Charles Bremer, bu konuya karþý olduklarýný
ve baþkan Bush’a bu konuda baský yapacaklarýný belirtti. Daha öncede Baþkan Bush tekstil kotalarýnýn artýrýlmasýný isteyen Pakistan ve
Hindistan’ýn bu taleplerini kabul etmemiþti. Bu
görüþme sýrasýnda Motorala ve öteki Amerikan
þirketlerine olan borçlarýnda ödenmesi hatýrlatýldý.
Derviþ neden
dönüþte
Almanya’ya
uðradý
E
konomiden
sorumlu Devlet
Bakaný Kemal Derviþ,
Amerika’dan her
dönüþünde
Almanya’ya neden uðramayý bir adet haline
getirdi. Tüm ajanslarda yeralan Kemal Derviþ’in
Frankfurd’a giderek burda ne hikmetse her
zaman onun dönüþüne denk gelen ve bu
kezde Bartelman Vakfý tarafýndan düzenlenen
bir konferansa katýlýp sonra Cenevre’ye geçti.
Bu Avrupa’daki ülkle ziyaretleri son üç ABD
ziyaretine rastlanyýnca oldukça dikkat çekmeye
baþladý. Bu arada Kemal Derviþ ile Alman hükümeti arasýnda var olduðu söylenen ve ABD’nin
gözünden düþmesine neden olduðu ileri sürülen bu tuhaf iliþki Türkiye’de yeni siyasi baðlantý
ve geliþmelerinde habercisi olarak deðerlendiriliyor.
Cem ile Derviþ arasýndaki rekabet kýzýþtý
Derviþ gizlice Wolfovitz ile görüþtü
D
ýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem ile Ekonomiden sorumlu Devlet Bakaný Kemal
Derviþ arasýndaki gizli mücadele artýk gözle
görünür
hale geldi.
Baþbakan
Bülent
Ecevit’in
Beyaz Saray
görüþmeleri
ile ilgili Türk
basýna
düzenlediði basýn toplantýsýnda söz alan Dýþiþleri Bakaný Ýsmail Cem’in Derviþ’in anlatmasý
gereken Afganistan yardýmlarýn yararlanma
konusunu anlatmasý sýrasýnda Derviþ’in suratý
ve yanaklarýnýn kýzardýðý belli oldu. Bu arada
Kemal Derviþ ABD tarafýndan yavaþ yavaþ kaybetmeye baþladýðý desteði yeniden kazanmak
amacýyla dün sabah gizlkice yakýn arkadaþý
ABD Savunma Bakanlýðý Müsteþarý Wolfovitz ile
giderek yerinde gizlice görüþtüðü de öðrenildi.
Daha önce DSP’de yakýn bir zamanda liderliði
býrakacaðý söylenen Baþbakan Bülent Ecevit’ten
sonra parti liderliðini ele geçirme yarýþýnda kýran
kýrana bir mücadele olduðu görülüyor. Ancak
bu konuda Derviþ’in Amerika’nýn desteðini
kaybetmesi ardýndan el altýndan ANAP ile
ikinci alternatif olarak anlaþtýðý anlaþýlýyor. Bu
durumun henüz farkýna varmayan Türkiye’de
Derviþ’in özellikle çok sayýda gazeteci ile samimiyeti ilerletmesi de dikkat çekici.
Museviler
Türkiye’yi
öven belgesel
yapýyor
A
merikalý
Musevi guruplarý soykýrýmý zamanýnda Türkiye’nin ve Türklerin nasýl musevileri ölümden kurtarýp onlara yeni
bir ülke ve vatan verdiðini anlatan bir belgesel
hazýrlýyor. Yapýlan bu filmi CNN televizyonunun
Uluslararasý yayýnýnda anlatan filmin yapýmcýsý
Michael Berenbaum, Türkiye’ninde Ýkinci Dünya
savaþý sýrasýnda uzun süre tarafsýz kalmasýna
raðmen bu tarafsýzlýðýn insanlýk adýna Ýspanya
ve Ýsviçre’den daha farklý ve insancýl olduðunu
vurguladý. Soykýrýmý zamanýnda Türkiye adýndaki filmde Türkiye’ye kaçan bilim adamlarý ve
sanatçýlarýn Türkiye’de yeni Üniversitelerin kurulmasýna ve Opera ile öteki sanat kurumlarýnýn
faaliyete geçmesine neden olduðunu belirtti.
Türkiye’nin yasal sisitemine yardýmcý olan bu
musevi bilim adamlarýnýn yeni ve modern
Türkiye’nin doðmasýna katkýda bulunurken bir
islam ülkesinde yaþadýklarý hoþgörü konusunda
da mutlu olduklarýný bildirdi.
HABER
[email protected] sayfa
Türkiye geri git, yerinde say, devam et...
KÝM NE DÝYOR!
A
B, Türkiye iliþkileri yeni boyut
kazanýyor.
AB
deðiþim
yönünde hýzlý adýmlarýn atýlmasýný
beklerken, Türkiye her gün yeni bir iç
sorunla uðraþýyor.
Þimdiye kadar görülmezden gelinen konular kendilerini farklý þekillerde gündeme getiriyor. AB-Türkiye
sürecinin çözülmesi gereken gündemin parçalarýndan biri oluyor.
Son günlerde Kürt kökenli öðrencilerin baþlattýðý ve büyük yanký uyandýran sivil itaatsizlik eylemi ”Kürtçe
ana dili eðitimini” AB-Türkiye gündemine taþýmaya hazýrlanýyor. Daha
önce aydýnlarýn kendilerini DGM’lere
ihbar etmeleri gibi dikkat çekmeyen
bir biçimde gündeme gelen itaatsizlik eylemleri, ”ana dili” eðitimi
konusunda büyük ilgi görüyor. AB’ye
girmek için hazýrlýk içinde olduðunu
belirten hükümet hazýr olmadýðý bir
anda yakalanýyor. Ýç iþleri bakanlýðýný
yayýnlamýþ olduðu talimat, hükümetin ne yapmak istediðinin anlaþýlmadýðýný bir kez daha gösteriyor.
Çok farklý kesimlerden sert eleþtirilere maruz kalan bakanlýk talimatý,
gündeme þiddeti taþýyor. Söyleneler
ile pratikte yapýlanlar arasýnda korkunç bir ayrýlýðýn olduðu tüm dünya
kamuoyunun gözleri önünde cereyan
ediyor. Herkes demokrasiden ve eþitlikten dem vuruyor...
Avrupa deðiþim istiyor...
AB Genel Sekreterliði’nin hazýrladýðý durum çizelgesine göre, hükümetin bu süre içinde atmasý gereken
adýmlar þöyle sýralanýyor: Anayasa
deðiþikliðiyle ilgili uyum yasalarýnýn
çýkarýlmalý. MGK’nin resmen sivilleþtirilmeli, mahkeme öncesi gözaltý
koþullarý düzenlenmeli, dernekler ile
toplantý ve gösteri yasasýnýn deðiþtirilmeli, Adil yargýlama ilkesi çerçevesinde AÝHM kararlarý dikkate alýnarak
yeniden yargýlamanýn yolu ilk pakette
açýlamazsa bile yýl içinde gerekli
deðiþiklikleri yapýlmalý. Yeni RTÜK
Yasasý’nýn çýkarýlarak, yeni düzenlemede baþka dillerde yayýn yapma
önündeki engelleri kaldýrýlmalý ve
idam cezasý tamamen kaldýrýlmalý.
Ýnsan haklary kavramý
ulusal sorun olmaktan çýktý
Cumhurbaþkaný
Ahmet
Necdet Sezer, son yýllarda her
alanda çok büyük dönüþümler
yaþandýðýný, bu çerçevede
demokrasi, insan haklarý ve
özgürlükler gibi kavramlarýn
iþleyiþlerinin de büyük ölçüde
deðiþtiðini beliriyor. Ahmet
Necdet Sezer, temel hak ve
özgürlükler olarak bilinen insan
haklarý kavramýnýn ulusal sýnýrlarýný aþarak ulusal sorun
olmaktan çýktýðýný ve uygar
toplumlarýn olmazsa olmaz
koþulu haline geldiðini söylüyor.
Cumhurbaþkaný
Sezer,
Türkiye’nin Avrupa Birliði içinde
yer almasýnýn temel amacýnýn
da Türk insanýnýn gönenci için
olduðunu belirtiyor.
5 anayasada olaðanüstü
dönemlerde yapýldý
Adalet Bakaný Hikmet Sami
Türk de, Türkiye’nin yazýlý anayasa konusunda 124 yýla dayanan önemli bir tecrübe sahibi
olduðunu belirtirken, bugüne
kadar yapýlan 5 anayasanýn da
olaðanüstü dönemlerde yapýldýðýný
vurguluyor. Hikmet Sami Türk, yürürlükteki 1982 anayasasýnýn da bu
çerçevede sürekli tartýþma konusu
olduðunu bildiriyor.
Eðer milletimizin önüne Avrupa
Birliði üyeliði dýþýnda onun kabul edebileceði saðlam bir alternatif konulamýyorsa, o zaman herkes Avrupa
Birliði üyeliði için gerekli adýmlarýn
atýlmasýna destek olmalýdýr.”diyor.
Milliyetçi Hareket Türk Milleti ve
devleti için bildiðini ve inandýðýný
söyleyecek
MHP Genel Baþkaný, Devlet
Bahçeli, Birlik yönetiminin samimiyetinden ve ciddiyetinden þüphe edildiðini söylemekte.
Bahçeli þöyle diyor: ”Ülkemizi tam
üyeliðe aday olarak gören bir Avrupa
Birliði yönetiminin, terörizmle mücadele konusunda çok daha tutarlý,
kararlý ve açýk olmasý gerekmektedir. Türk Milleti ve devleti, böyle bir
yaklaþýmý Birlik yönetiminden haklý
olarak talep etmekte ve beklemektedir .. Sonuç ne olursa olsun, Türkiye
varlýðýný tehdit eden her türlü yýkýcý
ve bölücü unsura karþý mücadelesini bütün zeminlerde sürdürmeye
devam edecektir. Son zamanlarda
bölücü unsurlarýn yeni stratejileri çerçevesinde çeþitli eylemler geliþtirdiði
ve amaçlarýna dolaylý yollardan ulaþmak istediði anlaþýlmaktadýr.
Bölücü-yýkýcý terörist odaklarýn bu
tür yollarla da hedeflerine varmasý
mümkün deðildir. Türk milleti ve devleti, hem geliþme ve reform iradesini
kuvvetlendirerek koruyacak, hem de
birlik ve dirliðine yönelik planlý giriþimleri bertaraf edecektir. Ama ne olursa
olsun, Milliyetçi Hareket Türk Milleti
ve devleti için doðru bildiðini ve inandýðýný söylemeye devam edecektir.”
Kültür kimliklerinin var olmasý
ve varlýðýný sürdürmesi,
geliþtirilmesi, demokrasinin
gereðidir
CHP göre ise; ”Laik Türkiye Cumhuriyeti, birçok Avrupa ülkesi gibi bir
ulus-devlet olarak kurulmuþtur. Türkiye tek bir etnik gruba dayanmayan,
etnik çoðul bir toplumdur.
Ýnsanlarýn etnik ve kültürel özelliklerini, ülke ve toplum bütünlüðü
içinde geliþtirilmelerine olanak tanýnmasý, demokrasinin ve çaðýn gereðidir.
Türkiye’nin ulusal bütünlüðünün
ve coðrafya bütünlüðünün içinde
farklý etnik, farklý kültür kimliklerinin
var olmasý ve varlýðýný sürdürmesi,
geliþtirilmesi, demokrasinin gereðidir.
Anadil(ler), kültür alanýnýn olgusudur. Resmi dil ise, kamu alanýnýn
ve siyasal birliðin aracýdýr. Anadil
ile resmi dilin ayný olmasý (tarihsel
nedenlerle) her zaman mümkün
deðildir. Bunun örneklerine birçok
batýlý demokrasilerde rastlamaktayýz.
Türkiye’nin resmi dili, anayasal dili,
ortak dilimiz Türkçe’dir. Ancak, ülkemizde anadili Türkçe’den farklý olan
milyonlarca yurttaþýmýzýn bulunmakta
olup, bunlar arasýnda Kürtçe, Zazaca
önemli bir yer tutmaktadýr.”
Türkiye’nin kendi vatandaþlarý
için yapacaðý hiçbir þey
taviz deðildir.
ANAP ”Avrupa Birliði nedeniyle
milli çýkarlarýmýzdan taviz verilmesi
düþünülemez, bu durum bilhassa
Yunanistan’la aramýzdaki sorunlar ve
Kýbrýs için geçerlidir. Ancak, insan
haklarýnýn eksiksiz yerleþtirilmesi,
demokrasi standardýnýn yükseltilmesi, sivil siyasetin güçlendirilmesi
alanlarýnda atýlmasý gerekli hiçbir
adým, yani Türkiye’nin kendi vatandaþlarý için yapacaðý hiçbir þey taviz
deðildir.
Geshäftszeiten
Dienstag-Freitag
09.00 Uhr bis 18.30 Uhr
Samstag
09.00 Uhr bis 14.30 Uhr
Um telefonische
Voranmeldung
wird gebeten
[email protected]
DEMOKRASÝNÝN ÖZÜ
ÖZGÜR ÝNSANDIR
2002 yýlýnýn bu ilk DEM’inde
merhaba.
Bu yazýmýz da birey, toplum ve demokrasi konusunu irdelemek istedik.
Demokrasinin özü, özgür bireydir. Özgür birey örgütlü bireydir. Örgütlü birey, örgütlü toplumdur. Örgütlü toplum her alanda
örgütlenmektir. Her alanda örgütlenmiþ bir toplum, özgür bir
toplumdur.
Çaðýmýzda birey özgürlüðü ve birey hakký en öne çýkan ve
insanlýðýn ulaþtýðý en önemli sosyal aþamadýr.
Özellikle batý demokrasilerinde gittikçe daha da önem
kazanan bu sosyalleþmenin temel geliþim esprisi bireyin
özgürce, düþünebilme ve yaratýcýlýðýnýn geliþtirilmesidir. Ancak
bu özgürleþen bireyin yaptýrým gücü oluþturmasý ise örgütlü
olmasýna baðlýdýr.Bu örgütlenme sivil bir örgütlenmedir.Bireyin
hassasiyetini ortaya çýkaran bir örgütlenmedir. Yani bireylerin
tamamen özgürce, katýlýmcý ve ihtiyaç duyduðu ortak amaçlarla
ortaya çýkan bir örgütlenme modelidir. Bu sivil örgütlenme her
bireyin kendi düþüncesi ve kendi arzusu ile oluþumunda yer
aldýðý sivil toplumu oluþturur.Böyle bir toplum sivil ve demokratik
olur.
Sivil toplum örgütleri;bireylerin yaþam ve çalýþma alanlarýnýn
ihtiyaç teþkil ettiði her sahada olmalýdýr.
Bunlar meslek gurubu, çevre, bilim, basýn, sanat, siyaset,
ekonomi, kültür v.s her alanda insanlarýn ilgi ve ihtiyaçlarýna göre
ortaya çýkar.
Günümüzde bir ülkenin,bir halkýn demokrasi ölçüsü sivil
toplum örgütleri ile ölçülür. Bu ölçü ayný zamanda geliþmiþlik
ölçüsüdür. Monarþinin, Teokratik rejimlerin,dar ideolojik ütopyalarýn, kaba askeri ve her þeyi toplum adýna düþünüp karar
veren anlayýþlarýn panzehiri sivil örgütlenmede azami ölçüleri
yakalamýþ bir toplumsal yapýdýr.Böyle bir toplum kendi iradesini,
azami derecede kendi kaderini belirlemede kullanmýþ olur.
Geçmiþte sað teokratik-Faþizmin alternatifi olarak ortaya
çýkan sol-sosyalizmde kýsa zamanda sol teokratik ve dar ideolojik
bir rejime dönüþmüþtür. Bunun nedeni toplumlarýn sivil örgütlenmede henüz çok güdük ve yetersiz olmalarýydý. Zaman içinde
halk adýna karar vermeyi bu teokratikleþen rejimler üstlendikçe,
birey ve toplum daraltýlmýþ ve yaratýcýlýk geliþimi zayýflatýlmýþtýr.
Batý, bu durumu daha önce aþmaya baþladýðý için, bireyseltoplumsal üretkenlik ve yaratýcýlýk batýda daha önce baþlamýþ,
ayný zamanda sosyal devlet sýnýrlarýný da zorlayarak birey
lehine bir avantaj yaratmýþtýr. Bugün artýk herkes birey haklarýna
dayanarak toplumlarýn haklarýný savunur bir konuma gelmiþtir.
AB’nin en önemli ilkesi, iþte bu Kopenhag’ýn kriterlerindeki birey
ve gurup haklarýdýr.
Bugün bile az geliþmiþ ülkeler ve toplumlar,bu haklarý kendileri için isterken, baþkalarý için ret ederler. Bundan dolayý da
gülünç duruma düþerler. Sivil düþünemeyen toplum ve kuruluþlar her þeyden önce kendini sýnýrlandýrmýþ ve kapatmýþ olur.
DEM gazetesi kendi alanýnda ve içinde çýktýðý toplumsal yapý
gerçeðinde bir ilktir. Gerek etnik olarak, gerek inançsal olarak
günümüze kadar çýkan tüm gazete ve dergiler çeþitli parti, gurup
ve siyasi çevrelerin yayýný durumunda olmuþtur. Halbuki DEM
gazetesi tamamen sivil bir yayýncýlýk anlayýþý ile ortaya çýkmýþ ve
sürmektedir. Onun içinde, içeriði her yazan bireyin rengini, iradesini ve arzusunu yansýtýr. Birey kendisini daha iyisini bulmaya,
yazmaya zorlar. Halbuki dar kalýplarýn olduðu yerde bireyler ilgisiz, nasýl olsa kendileri adýna gerekeni düþünen birileri vardýr.
Onlar her zaman en iyisini bilir anlayýþý egemendir.
Çaðýmýzýn modern toplumlarýnda eðitim çok önemlidir.
Modern bir eðitim; bireyi özgür düþünmeye yönlendiren eðitimdir. Bu nedenle eðitimin temel amacý, bireyin baðýmsýz düþünme
yeteneðini geliþtirmeyi esas alýr.
Özgürce düþüne bilen bireylerin oluþturduðu özgür toplumlar ve ülkelerde yaþamak için 2002 yýlýnda ülkemiz insanýný daha
çok iþ bekliyor.
Türkiye’de anadil ile eðitim hakký için geliþen ve yaygýnlaþan
kampanya, ayný zamanda bireysel ve toplumsal bir haktýr. Sivil
toplum mücadelesinde önemli bir örnek ve fýrsattýr. Öðrencilerin
ve ailelerin haklý talepleri karþýsýnda hiç bir güç duramaz ve hiç
bir gerekçe haklý olamaz. Haydi Anadil‘de eðitim hakký için el
elle.
Yurt içinde istediklerimize yurt dýþýnda da sahip çýkalým.
Anadil derslerine ve kurslarýna sadece çocuklarý deðil, anne ve
babalarda katýlmalýdýr.
„Beyan esasý kalkacak“
M
Tel: 0711/ 2 62 13 40
Neckarstraße 200
70190 Stuttgart
ülkenin temsilcilerinin ne
þekil biraraya geleceði hakkýnda bilgi verilmedi.
Helsinki‘ de düzenlenen
zirvede, Türkiye AB‘ ye üye
olabilecek aday muamelesi görmesinden dolayý,
kendisinden 2004 yýlýna
kadar Yunanistan‘ la
olan sorunlarýnýn çözülmesi istendi. Sorunlarýn
çözülmediði takdirde,
Ankara‘ nýn Den Haag‘
da bulunan Uluslararasý
Mahkeme‘ ye baþvurmasý tavsiye edildi. Ýki
devletin arasýndaki en
büyük sorunlardan biri kara
sularý.
2004 yýlýna
kadar mühlet
1999 yýlýnýn Aralýk ayýnda
”Deprem Diplomasisi”
yetersiz
Ezelden beri birbirine
Kritik konular” ele alýnacak
Türkiye-Yunanistan zirvesi
Y
unanistan,
Ege
Bögesi‘ ndeki toprak
mutalebesiyle ilgili Türkiye‘
yle biraraya gelmeyi kabul
etti. Yunan Dýþiþleri Bakanlýðý sözcüsü Panagiotis
Beglitis yaptýðý açýklamada,
”Toplantý, AB‘ nin 1999
yýlýnda Helsinki‘ de düzenlediði þekil olabilir ” dedi. Bakanlýðýn çevresinden gelen
açýklamalar bundan sonra
”kritik konularýn” da ele alýnmasýnýn zamaný geldiðini
vurguluyordu. Henüz iki
Anayasal vatandaþlýk
esas alýnmalý
HADEP anayasal haklar konusunda yapmýþ olduðu açýklamalarda,
”Anayasal Vatandaþlýk sistemi esas
alýnmalýdýr” diyor. Türkiye Cumhuriyeti, bir ýrk ve kan baþý cumhuriyeti,
etnik köken cumhuriyeti olarak kurulmadýðýný iddia ediyor. ”Kürt kökenli
yurttaþlarýn, tüm diðer farklý kökenli
yurttaþlar gibi, ülke mozaiðinin ulus
yapan deðerlerin ayrýlmaz bir parçasýdýr” diyor. Ulusal birliðin temeli
kültürel alan veya kan baðý deðil, yurttaþlýk bilinci ve siyasal alan olmasýný
istiyor.
ALÝ KÖYLÜCE
4
düþman olarak tanýnan Türkiye ve Yunanistan 1999
yýlýnda her iki ülkede
meydana gelen deprem
sonrasý, herþeye raðmen
birbirine yardým etmeyi
ihmal etmedi. Bunun ardýndan Dýþiþleri Bakanlarý Giorgos Papandreou ve Ýsmail
Cem‘ in irtibatýnýn artmasý
sonucu ”Deprem Diplomasisi” imzalanýp, bu çerçevenin içinde birçok anlaþma
imzalanmýþtý.
Fakat
o
zamanki anlaþmalar kara
sularýndan ziyade, daha
fazla ekonomik iþbirliðini ve
terörle mücadeleyi kapsýyordu.
aliye Bakaný Sümer
Oral, emlak vergisi
oranlarýnda bir deðiþikliðin
düþülmediðini bildirdi. Oral,
emlak vergisine iliþkin yeni
düzenlemede beyan esasýnýn
kalkacaðýný,
belediyelerin
‘’asgari deðerler’’ üzerinden
vergi tahakkuk ettirip mükellefe
ileteceðini söyledi.
Bakan
Oral,
Anadolu Ajansý
muhabirine yaptýðý açýklamada,
emlak vergisinde
4 yýlda bir beyanname
verildiðini,
bu
çerçevede 2002
yýlýnýn yeni beyan
dönemi olduðunu hatýrlattý.
En son beyannamelerin
1998 yýlýnda verildiðine dikkati
çeken Bakan Oral, 1999 yýlýnda
hükümete geldiklerinde de,
emlak vergisinde bugünküne
benzer
sorunlar
ile
karþýlaþtýklarýný ifade etti.
1998 yýlýnda verilen beyan-
namelerin bazýlarýnda emlak
deðerinin yüksek, bazýlarýnda
düþük gösterildiðini, bunun da
büyük bir huzursuzluk yarattýðýný anlatan Oral, o dönem 18
milyon dolayýnda mükellefi ilgilendiren bu soruna el attýklarýný
vurguladý.
Oral, söz konusu dönemde
çýkarýlan 4444 sayýlý kanunla,
daha önce yüksek ya da farklý
deðer beyan edenlere yeni
beyanda bulunma hakký
tanýndýðýný ayrýca eimlak vergisine tabi deðerlerin yeniden
deðerleme katsayýsýna göre
deðil, bu rakamýn yarýsýna
kadar artýrýlmasýnýn öngörüldüðünü belirtti.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
AVRUPA
TÜRKÝYE-AB ÝLÝÞKÝLERÝ
Helsinki Zirvesi Sonrasý Yaþanan Geliþmeler
T
ürkiye’nin AB’ne adaylýðýnýn iþbirliðinin daha etkin ve düzenli lan Konvansiyon’a diðer adaylarla eþit kurumlarý ve üye ülkeler arasýndaki yetki
hukuki zeminini oluþturan Katýlým iþlemesi için gerekli olan Tek Çerçeve- statüde katýlýmýmýz ise diðer bir olumlu paylaþýmý, AB Antlaþmalarýnýn sadeOrtaklýðý
Belgesi
ve
Çerçeve nin tamamlanmasýna yönelik çalýþma- geliþmeyi oluþturmuþtur.
leþtirilmesi konularý üzerinde yoðunlaþYönetmelik’in 2001 yýlý baþlarýnda AB larýný 2001 yýlý süresince sürdürmüþtür.
masý öngörülmektedir.
Konseyince onaylanmasýnýn ardýndan Sonuçta ilgili kararlar 17 Aralýk 2001
AVRUPA’NIN GELECEÐÝNE
Konvansiyon’un statüsü Laeken Zirülkemiz AB Müktesebatýnýn Üstlenilme- tarihinde Konsey tarafýndan onaylanÝLÝÞKÝN KONVANSÝYON
vesinde yayýnlanan bir Bildiri ile somutsine iliþkin Ulusal Programý 26 Mart mýþtýr. Bu çerçevede, bundan böyle
Geniþleme süreci kapsamýnda laþmýþtýr. Buna göre Konvansiyon ilk
2001 tarihinde Komisyona tevdi etmiþtir. Türkiye-AB mali iþbirliðinde PHARE pro- AB’nin
gerçekleþtirmesi
gereken toplantýsýný 1 Mart 2002’de yapacaktýr.
AB ile iliþkilerimiz bu tarihten itibaren sedürleri uygulanacaktýr. Öte yandan kurumsal reformlarý ele almak üzere Aday ülkeler de üye ülkelerle ayný
söz konusu belgelerde kayýtlý önce- Topluluk programlarýna iliþkin Çerçeve Þubat 2000’de oluþturulan Hükümet- statüde Konvansiyon’a katýlacak, bu
liklerimiz kapsamýnda þekillenmeye Anlaþma’nýn onaylanmasýný takiben ler arasý Konferans (HAK) ve bunun çerçevede ülkemizden de biri hükübaþlamýþtýr. Ulusal Program, Katýlým Türkiye 2002 yýlýndan itibaren Topluluk bir sonucunu oluþturan Aralýk 2000 met temsilcisi, ikisi Parlamento üyesi
Ortaklýðý Belgesi’nde yer alan kýsa ve programlarýna katýlabilecektir.
tarihli Nice Zirvesi ile çalýþmalar önemli olmak üzere üç temsilci söz konusu
orta vadeli önceliklere geniþ bir þekilde
bir mesafe kat etmiþtir. Bu konuda 19 oluþumda yer alacaklardýr. Ancak aday
cevap vermekte olup, Programýn
LAEKEN ZÝRVESÝ
Ekim 2001 tarihinde Belçika’nýn Ghent ülkeler, üye devletler arasýnda oluþahayata geçirilmesi konusunda çalýþ14-15 Aralýk 2001 tarihlerinde þehrinde yapýlan AB Gayrýresmi Hükü- bilecek görüþ birliðini engelleyemeymalar devam etmektedir.
Brüksel/Laeken’de gerçekleþtirilen AB met ve Devlet Baþkanlarý Zirvesinde, eceklerdir. Baþkanlýðýna eski Fransa
Bu geliþmeleri takiben, 26 Haziran Laeken Devlet ve Hükümet Baþkanlarý kurumsal reformlara iliþkin çalýþmalarý Cumhurbaþkaný Giscard d’Estaing’in ve
2001 tarihinde 40. Ortaklýk Konseyi, Zirvesi Türkiye-AB iliþkileri açýsýndan 2004 yýlýnda sonuçlandýracak olan yardýmcýlýklarýna eski Ýtalya Baþbakaný
Lüksemburg’da toplanmýþtýr. Helsinki olumlu geçmiþ ve üyelik yolunda önemli Hükümetler arasý Konferansla ilgili bir G. Amato ve eski Belçika Baþbakaný
Zirvesi sonrasýnda gerçekleþtirilen bu kazanýmlar saðlamýþtýr. Sonuç Bil- ”Konvansiyon”un oluþumu ve çalýþma J.L. Dehaene’nin getirildiði baþkanlýk
ikinci Ortaklýk Konseyi toplantýsýnda, dirgesinin 12. paragrafýnda yeralan, usulleri ele alýnmýþtýr. Konferansta, Kon- divanýnca yönetilecek olan KonvanTürkiye’nin AB’ye katýlým-öncesi strate- ülkemizle tam üyelik müzakerelerinin vansiyonun hazýrlýk sürecine üye ülke- siyon, bir yýl sürecek çalýþmalarýnýn
jisi çerçevesinde kaydedilen geliþme- açýlmasýna yönelik ifadeler çerçeve- lerin ulusal parlamento ve hükümet ardýndan Konsey’e, 2004 yýlýnda
ler deðerlendirilmiþ, Türkiye’nin Topluluk sinde Türkiye’ye üyelik yolunda verilen temsilcileri, Avrupa Parlamentosu üye- düzenlenecek HAK’ta yararlanýlmak
programlarýna katýlýmý, TAIEX’e tam perspektif bunlarýn baþýnda gelmek- leri, Komisyon temsilcileri ve sivil toplum üzere, tavsiye niteliðinde kararlar sunaeriþim, Gümrük Birliði çerçevesinde tedir. Öte yandan AGSP konusunda örgütlerinin katýlmasý, aday ülkelerin caktýr. Konvansiyon’a paralel olarak,
ticari konularýn düzenli olarak ele tarafýmýzdan atýlan adýmlar ile Kýbrýs de Konvansiyona davet edilmesi On Avrupa’nýn geleceði tartýþmasýna tüm
alýnmasýna yönelik istiþare mekaniz- konusundaki son geliþmeler Türkiye-AB beþlerce kararlaþtýrýlmýþtýr. Konvansiyon Avrupa vatandaþlarýnýn katýlmasýnýn
malarý oluþturulmasý gibi bir dizi önemli iliþkilerine olumlu yönde yansýmýþtýr. çalýþmalarýnýn Temel Haklar Þartý’nýn teminen geniþ bir yelpaze içinde sivil
karar alýnmýþtýr. Bir sonraki Ortaklýk Kon- AB’nin geleceði konusunda oluþturu- statüsü, ulusal parlamentolarýn rolü, AB toplum örgütlerinin temsilcilerinden
seyi toplantýsýnýn 16 Nisan
oluþacak bir forum
g ö r m e y e c e ð i n e teþkil edilmesi de karar2002’de yapýlmasý öngörülinanýlan suçlularýn laþtýrýlmýþtýr. Söz konusu
mektedir.
iadesine de karþý örgütlerin katkýlarýnýn
2001 yýlý içinde Ulusal Avrupa Konseyi Parlamençýkýyor.
Program’da
öngörülen terler Meclisi (AKPM), bugün
tartýþmaya girdi saðlaKararda,
uluslara- masý benimsenmiþtir.
önceliklerin
gerçe- Strasbourg’da düzenlediði ”Terrasý ceza mahkemesi Avrupa’nýn geleceði
kleþtirilmesi için çalýþmalar örle Mücadele ve Ýnsan Haklarý”
statülerinin en kýsa konusunda oluþturulan
her alanda sürdürülmüþtür. oturumunda, terörizmle mücasürede imzalanýp yürür- ve resmi bir statüye
Siyasi kriterler alanýnda en delenin,
temel hak ve
lüðe girmesi ve bu sahip
önemli geliþmelerden birini özgürlüklerden ödün verilerek
olan
mahkemenin terörizm Konvansiyon’a ülkemiTBMM’de Partiler arasý yürütülmemesi gerektiðini vurkonusunda da yetkili zin aktif olarak katýlýmý
Uzlaþma Komisyonu tarafýn- gulayan bir karar aldý.
kýlýnmasý
çaðrýsýnda ve yapacaðýmýz katkýlar
dan Anayasamýzda yapýlbulunuluyor.
masý gerekli deðiþikliklerle
önem arz etmektedir.
ararda, terör suçlularýnýn
ilgili olarak hazýrlanan 37
Tarama Süreci
ölüm cezasý uygulayan
AVRUPA
SÖZLEÞ- 11 Nisan 2000 tarimaddelik bir Anayasa ülkelere iade edilmemesini
MELERÝ ÝMZALANSIN
Deðiþiklik
Paketi isteyen bir madde de var. Kararýn mel yoldur” ifadesi kullanýlýyor.
hinde, Lüksemburg’da
Kararda
son olarak, tüm yapýlan Türkiye –
oluþturmaktadýr. Sözkonusu bu maddesi, isim verilmese de,
ABD VE TÜRKÝYE’YE MESAJ
Avrupa ülkelerinin Terörle Müca- Avrupa Birliði Ortaklýk
deðiþiklik önerilerinin 22 ABD ve Türkiye’ye yönelik bir
Teröristlere
yönelik
ölüm
dele konusunda Avrupa Konseyi Konseyinde
adedi
Ulusal
Pro- mesaj.
alýnan
cezasý
konusuna
da
deðinilen
bünyesinde hazýrlanmýþ sözleþ- karar uyarýnca, AB
gramýmýzda yeralan önceGenel kurul toplantýlarý için kararda,
Avrupa’nýn
”ölüm meleri imzalayýp yürürlüðe koy- müktesebatýnýn analiliklerle örtüþmektedir. TBMM Strasbourg’da toplanan Avrupa
cezasýndan
arýndýrýlmýþ
kýta” malarý isteniyor. Bunlar arasýnda, tik incelemesini gerGenel Kurulunda 3 Ekim Konseyi Parlamenterler Meclisi
olduðu
vurgulanarak,
terör
”terörizmin finansmanýna karsý çekleþtirmek amacýyla
günü yapýlan oylamada 34 (AKPM), terörle mücadelenin
suçlularýnýn
iadeleri
öncesinde,
mücadele sözleþmesi”, ”Avrupa 8
maddeye iliþkin anayasa insan haklarý ve uluslararasý
alt-komite
iadeyi
isteyen
ülkeden
ölüm
terörizmin önlenmesi sözleþ- kurulmuþtur. Bu karara
deðiþiklikleri kabul edilmiþtir. hukuka saygý çerçevesinde yapýlcezasý uygulanmayacaðýna dair mesi”, ”Avrupa suçlularýn iadesi göre
Temel hak ve özgürlükler masýný isteyen bir karar aldý.
alt-komiteler
güvence alýnmasý isteniyor. sözleþmesi”,
”Avrupa
ceza Ortaklýk
alanýnda yapýlmasý öngörüKomitesine
AKPM’nin ”Terörle Mücadele Kararýn bu maddesi özellikle,
hukuku alanýnda yardýmlaþma rapor
len diðer anayasa deðiþi- ve Ýnsan Haklarýna saygý” baþlýklý
sunmak
Avrupa topraklarýndaki birçok ter- sözleþmesi”,
”Avrupa
para zorundadýr. Alt-komiteklikleri hakkýnda yeni bir oturumu
sonunda
alýnan öristin iadesini talep eden, ancak
aklama ve suç ürünlerine el lerin karar alma yetpaket üzerindeki çalýþmalar kararda, global olarak, terörle
ölüm
cezasýný
yasalarýnda
tutkoyma sözleþmesi” ve ”Avrupa kileri yoktur. Alt-komite
devam etmektedir.
mücadelenin temel insan hak ve maya devam eden ABD ve
sanal suçlar sözleþmesi” de bulu- toplantýlarýnýn ikinci turu
Ekonomik alanda, son özgürlükleri pahasýna yapýlmaTürkiye’yi
ilgilendiriyor.
AKPM,
nuyor.
yaþanan ekonomik krizle masý isteniyor.
da tamamlanmýþtýr.
birkaç
gün
önce
Strasbourg’da
Türkiye geçen yýl imzaladýðý Ülkemizle ilgili bu yýl
mücadele etmek amacýyla
AKPM kararýnda, hiçbir gere- aldýðý bir kararda, Avrupa kýtasýný
”Kara para aklama ve suç ürün- ki Ýlerleme Raporu
birçok reform gerçekleþtiril- kçenin terörü meþru kýla”ölüm
cezasýndan
arýndýrýlmýþ
lerine el koyma sözleþmesini” þu Komisyon tarafýndan 13
miþtir. Bu reformlar Ulusal mayacaðý belirtilerek, terörle
alan”
ilan
etmiþti.
Avrupa
ana kadar yürürlüðe koymuþ Kasým 2001 tarihinde
Programýmýzýn bu alandaki mücadele edilirken bir yandan
Konseyi’ne
üye
43
ülke
içinde,
deðil. Sanal suçlarla mücade- yayýnlanmýþtýr.Raporun
öncelileriyle de birebir örtüþ- da terörü yaratan nedenler üzeölüm
cezasýný
yasalarýnda
tutleye karþý geçen yýl Kasým ayýnda hazýrlanma süreci içemektedir. Ayný zamanda, rinde düþünülmesi gerektiði vurmaya
devam
eden
tek
devlet
Türimzaya açýlan sözleþmeyi de risinde, Raporda, resmi
müktesebat uyumu için AB gulanýyor.
kiye.
henüz imzalamadý.
Genel Sekreterliði eþgüdüanlamda bir tarama
Kararda bu konuyla ilgili madAKPM
ayný
kararda,
Avrupa
AKPM’nin aldýðý kararýn sürecine (screening)
münde ilgili kuruluþlarýmýzýn dede, ”AKPM; eðitim düzeyinin
kapsamlý çalýþmalarý da yýl yükseltilmesi, insani yasam koþul- Ýnsan Haklarý Sözleþmesi’nin doðrudan baðlayýcýlýðý olma- geçilmesi yönünde bir
3’üncü maddesi çerçevesinde makla birlikte, Avrupa genelin- öneride
boyunca devam etmiþtir.
bulularý ve insan onuruna saygý, öngörülen kötü ve insanlýk dýþý
deki havayý yansýtmasý açýsýndan nulmasýna atfettiðimiz
Öte yandan AB de, terörizmin bazý ülkelerde aldýðý
Türkiye’nin Topluluk pro- desteði azaltmak için en mükem- muamele ile adilane yargý önem taþýyor.
önem Komisyon yetkiligramlarýna katýlýmý ve mali
lerinin dikkatine deðiþik
Avrupa’dan ‘idam cezasý’ uyarýsý
K
yeterki kararmasýn
OLGUN ÞENSOY
BEYAZ CÝNAYET !..
B
ugün herþeye raðmen
güzel yanýný yazmak
istiyordum yaþamýn. Renk
renk vosvoslarýn birbirinden
kýymetli sürücüleri Dr. Nalan’
ý, Özkan’ý, Güneþ’i, Emre’ yi,
Neþe’ yi, Hasan’ ý, Hülya’ yý, Nihat’ý, Derya ‘ yý, Fahrettin
Bey’ i, çok þey borçlu olduðumuz Ankara Volkswagen
Fan Club’ u 19993 de kuran sevgili nöbetçi sarhoþumuz Hami GERÇEK ‘i 30 yaþýný geçmiþ barýþýn vosvoslarýyla yapýlan sevgi dolu etkinlikleri...
Anlatmak isterdim sporun her branþýnda son günlerde ülkemizi baþarýyla temsil eden kardeþlerimizi...
Daha çaðdaþ bir ülke yaratmak için Sayýn Semra
SEZER tarafýndan baþlatýlan Eðitim Seferberliðine
katýlan annelerimizin parýldayan gözlerindeki yazabilme sevincini.
Ama ne var ki bütün anlatýlmasý gereken sevinçlerimiz yaðan karýn altýnda kalýyordu, çocukluðumuzda
özlemle beklediðimiz. Artýk acýlara boðuluyordu ülkem
insaný, etrafýný sýmsýký saran beyaz cinayetlerle birlikte.
Yýllardýr kar yüzü görmeyen iller, sabah uyan-
dýðýnda kar kýlýðýna girmiþ beyaz canavarýn þaþkýnlýðýný atamýyordu üzerinden. Atamýyordu Canan Haným
her sabah emekli parasýyla aldýðý yemleri Kýzýlýrmak
boylarýna. Ne yem atacak toprak ne de kuþlar vardý
beslenebilecek. Çünkü beklenmeyen kar ve soðuklar
ne güvercin býrakmýþtý sokaklarda, ne de sahipsiz
kediler.
Evet beklenmiyordu böylesine soðuk, böylesine kar.
Bunlara kendini bilmezlerin yaktýðý orman, kestiði aðaçlarda eklenince geliyordu peþinden toprak kaymalarý.
Ama gelmiyordu erozyon sonucunda toprak altýnda
kalan binbir güçlükle yapýlan evler ve yitirdiðimiz insanlar.
Gördüm amansýzca yaðýyordu kar. Her kýþ kapanan
köy yollarýný anlatan spikerler, metropollarýn ulaþýlamayan mahallelerini görüntüleyebilmekten yorgun
düþüyor, kapanýyordu günlerce okullar. Anlattýðýmýz
metropollar olunca siz düþünün ne haldedir doðu,
güneydoðu, karadeniz ve bu bölgelerde yaþayan insanlar.
Gördüm kar yaðýyordu. Ama çocukluðumuzda ki
gibi mutlu deðildi insanlar. Gözyaþý içindeydi askeri
ücretliler, iþsizler, memurlar. Ne odun alabilecek, ne de
doðalgaza verebilecekleri ücretleri vardý, kýþýn yazlýk
elbiseleri giyerken. Tek dayanaklarý umut, tek dayanaklarý sevgiydi herþeye raðmen çocuklarýný ýsýtabilen.
Bunlar bile þans sayýlýyordu, aile içi þiddetin sokaklara saldýðý çocuklar, çocuklarýnýn yaþlý diye kapý
önüne býraktýðý anne ve babalarýn çaresizliðine bakar-
[email protected] sayfa
vesilelerle getirilmiþtir. Zira, tarama
sürecine geçilmesine iliþkin bir karar
ancak Komisyonun önerisi üzerine,
Devlet ve Hükümet Baþkanlarý Zirvesinde alýnabilmektedir.
Komisyonca daha önce hazýrlanan
çeþitli belgelerde, tarama sürecinin
amacý, ”müzakerelere baþlamamýþ
olan aday ülkeler açýsýndan, AB
müktesebatýnýn daha iyi anlaþýlmasý
ve kademeli olarak benimsenmesini
kolaylaþtýrarak, bu ülkelerin katýlým
hazýrlýklarýný hýzlandýrmak” þeklinde
tanýmlanmýþtýr.
Buna karþýlýk 2001 Ýlerleme Raporu,
ülkemiz için tarama sürecinin baþlatýlmasý yerine, ”mevcut yapý (alt-komiteler) içerisinde belirli sektörel konulara
odaklanýlmasý, bu alanlarda AB müktesebatýnýn uyarlanmasý, uygulanmasý
ve güçlendirilmesi konusunda daha
ayrýntýlý bir diyalog içine girilmesi ve
taslak Türk mevzuatýnýn AB uzmanlarý
tarafýndan gözden geçirilmesi” þeklinde
farklý bir yöntem ortaya koymuþtur.
Ülkemizle tarama sürecine geçilmeyiþine gerekçe olarak, birçok AB
Üyesinin, tarama sürecinin baþlatýlmasýný üyelik müzakereleri ile eþdeðer
gördüðü, Türkiye müzakerelere baþlamak için siyasi kriterleri yerine getirmediði için, tarama sürecine de
baþlayamayacaðý
belirtilmektedir.
Oysa, diðer adaylarýn durumu incelendiðinde, tarama sürecine geçiþ için
yeknesak bir uygulamanýn mevcut
olmadýðý bilinmektedir. Bir grup adayla
(Slovakya, Litvanya, Letonya, Romanya,
Bulgaristan) üyelik müzakerelerine
baþlanmadan önce tarama yapýlmýþ,
ikinci bir grup adayla (Macaristan,
Polonya, Çek Cumhuriyeti, Estonya,
Slovenya ve GKRY) ise, önce müzakerelere baþlama kararý alýnmýþ,
bilahare tarama sürecine geçilmiþtir.
Hatta, Slovakya tarama sürecine geçildiðinde
siyasi
kriterleri
karþýlayamamýþtýr. Dolayýsýyla, Komisyonun, tarama süreciyle müzakerelere
baþlanmasýný
irtibatlandýran
yaklaþýmýnýn uygulamada dayanaðý
bulunmamaktadýr.
Bu çerçevede, Ýlerleme Raporunda
Türkiye için önerilen ve diðer adaylarýn
tabi tutulduðu uygulamalardan farklýlýk
arz eden süreç, teknik anlamda müktesebata uyum konusunda daha derinleþmeye imkan tanýyacak olsa bile,
siyasi açýdan ülkemizin beklentilerinin
uzaðýnda kalmýþtýr.
Öte yandan, Ýlerleme Raporuna bir
ek halinde, alt-komite çalýþmalarýna iliþkin bir deðerlendirmeye yer verilmiþtir.
Alt-komitelerde Haziran 2000-Temmuz
2001 arasýnda gerçekleþtirilen iki tur
toplantýlara dair bu deðerlendirmeye
göre, çalýþmalarýn en çok Gümrük Birliði alanlarýnda geliþme gösterdiði, geri
kalan alanlarda ise bir-iki konu dýþýnda
uzun ve derinlemesine faaliyetlere ihtiyaç bulunduðu belirtilmektedir.
2001 Yýlý Ýlerleme Raporu
ve Strateji Belgesi
Avrupa Birliði Komisyonu tarafýndan
aday ülkelerle ilgili olarak her yýl hazýrlanan Ýlerleme Raporlarý baðlamýnda
ülkemiz için hazýrlanan dördüncü
Ýlerleme Raporu 13 Kasým 2001 tarihinde açýklanmýþtýr. AB Komisyonu ayný
zamanda, geniþleme süreci çerçevesinde önümüzdeki dönemde izlenecek
yönteme iliþkin önerilerini içeren Strateji
Belgesini de yayýnlamýþtýr.
Ýlerleme Raporlarý, sadece son bir
yýl içinde aday ülkelerde gerçekleþen
uygulamalar ile yapýlmasý vaat edilen
unsurlarýn yerine getirilip getirilmediðini
sak. Þanslý sayýlýyordu, sur diplerinde soðuktan kývrýlýp
kalmýþ, sakalý býyýðý aðarmýþ ülkem insaný belediye
ekiplerince bulunup koruma altýna alýnýnca.
Ama bir o kadar da bulunamayanlar donup ölenler oldu haberlere yansýmayan. Ne yazýk ki yaþý daha
onu yeni bulmuþ, potansiyel suçlu gördüðümüz adýna
tinerci dedikleri yavrular vardý sokaklarda.
Þimdi bunca acýlardan sonra baþka acýlarda bekliyordu ülkem insanýný. Yýllardýr saðlam alt yapý yerine, oy
almak uðruna makyajlarla halký kandýrýp, insanýn alýn
teriyle kazanýp verdikleri vergileri gereksiz yatýrýmlarla
yandaþlarýna aktaranlar. Dev kar yýðýnlarýnýn erimesi
sonucunda doðacak felaketlerin sorumluluðunu kimlere atacaklar, birlikte göreceðiz. Dün Hatay, Mersin,
Ýzmir, Ýstanbul, Ankara gibi illerde yaþanan sel felaketlerinin sorumlularý kimlerse bugünde onlar elbet.
Evet ülkeme kar yaðdý gördüm. Üst üste gelen
zamlardan nefes alamayan dar gelirliler, evlerini birleþtirmek isteyen aileler, aldýðý maaþý doðalgaza yetiremeyenler. Çoðalt çoðaltabildiðin acýlarý. Ama hangi
yürek sýzlamaz ki 14 yaþýnda ki bebesini donarak kaybeden annenin iç parçalayan feryadýný.
Artýk emekli Canan Hanýmlarýn ne yem verecek
kuþlarý, ne de dökecek göz yaþlarý kaldý son günlerde
yaþadýðý acýlardan.
Acýlarýmýzýn sevinç bahçelerine dönüþtüðü yeni bir
yýl olmasý umuduyla
Selamlar sevgiler Ankara’ dan.
[email protected]
5
deðerlendirmektedir.
Bu
açýdan
bakýldýðýnda ülkemiz için hazýrlanan bu
yýl ki Rapor öncekilere nazaran bu kere
farklý bir kapsamda olmuþtur. Rapordaki tespitlere bu kere, ülkemizin AB’ne
katýlým hazýrlýðýnýn irdelendiði bir þekil ve
içerikte yer verilmiþ ve bu yaklaþým çerçevesinde diðer adaylar için yapýldýðý
gibi, Topluluðun tüm müktesebat
alanlarýný içeren bir deðerlendirme
yapýlmýþtýr.
Ýlerleme Raporu ve Strateji Belgesi,
geneli itibariyle, yumuþak ve ülkemizdeki siyasi ve ekonomik reform çabalarý
teþvik eder bir üslupla kaleme alýnmýþtýr.
Ancak, Türkiye’nin halihazýrda Kopenhag siyasi ve ekonomik kriterlerini
karþýlamaktan uzak bir noktada bulunduðu, üyelik süreci içerisinde hemen
her alanda atýlmasý gereken daha pek
çok adým olduðu ve bunlarýn, Ulusal
Programýn
gözden
geçirilmesi
baðlamýnda, daha iyi bir öncelik
sýralamasýna tabi tutulmalarýnýn ve
sarih takvimlere baðlanmalarýnýn gerektiði de, altý çizilerek vurgulanmýþtýr.
Esasen Türkiye, gözden geçirilmiþ yeni
Ulusal Programýný Mart 2002’de
açýklamayý öngördüðünü, Ýlerleme
Raporunun yayýnlanmasýndan önce
duyurmuþtur.
Ýlerleme Raporunun siyasi bölümü
aðýrlýklý olarak insan haklarý alanýna
teksif edilmiþtir. Gerçekleþtirilen tüm
anayasa deðiþikliklerine raðmen, bunlarýn uygulamasýna aðýrlýk verilmiþ ve
bu uygulamayý görmeden bir deðerlendirme yapýlmasýnýn uygun olmayacaðý
ifade edilmiþtir. Ýnsan haklarý alanýnda
özellikle ifade özgürlüðü, F-Tipi cezaevleri, Avrupa Ýnsan Haklarý mahkemesindeki davalar ve yolsuzlukla mücadeleye
aðýrlýk verilmiþtir. Bu baðlamda insan
haklarý ihlalleri aðýrlýklý olarak Avrupa
Ýnsan Haklarý Sözleþmesi kapsamýnda
sýralanmýþtýr.
Genel
ifadelerle
Türkiye’nin gerçekleþtirilen deðiþikliklere
raðmen Kopenhag siyasi kriterlerinin
yerine getirmemiþ tek aday ülke
olduðunun altý çizilmektedir.
Ekonomik alanda, yaþanan iki mali
krizin, Türkiye’nin Kopenhag ekonomik
kriterlerini karþýlama yönünde ilave ilerleme kaydedememesinde büyük rol
oynadýðý ve bu krizlerin ekonomideki
iyileþmeyi durdurarak, önceki istikrar
programýnýn uygulanmasýna engel
olduðu vurgulanan Raporda, Gümrük
Birliðinin
kapsadýðý
alanlarda
Türkiye’nin
AB
müktesebatýna
uyumunun ileri düzeyde olduðu ve
geçtiðimiz yýldan bu yana, söz konusu
alanlarda daha da fazla uyum gerçekleþtirildiði teslim edilmektedir. Bununla
birlikte, Türkiye’nin Kopenhag ekonomik
kriterlerinden birini oluþturan”iþleyen
piyasa ekonomisine sahip olmadýðý”
iddia edilmektedir.
Strateji Belgesinde, Kopenhag siyasi
kriterlerine, ülkemizden baþka tüm
adaylarca uyum saðlandýðý, Kopenhag
ekonomik kriterleri baðlamýnda ise, Türkiye, Bulgaristan ve Romanya hariç,
diðer aday ülkelerin ”iþleyen piyasa
ekonomisine sahip olduklarý ve AB’nin
rekabeti ve piyasa güçleriyle baþ edebilecekleri” teyit edilmiþtir. Bu deðerlendirme ýþýðýnda, Komisyonun 2002
Ýlerleme Raporlarýnda, hangi aday
ülkelerin üyeliðe kabul edilebileceði
konusunda somut tekliflerde bulunulabileceði ve azami 10 Aday Ülkenin,
2002 sonu itibariyle üyelik için gereken kriterleri karþýlayabilecek durumda
göründükleri belirtilmektedir. Türkiye için
ise, üyelik konusunda somut herhangi
bir perspektife yer verilmemiþtir.
ÇOÐUL YALNIZLIKLAR
Sanki söyleyemediklerimiz acýtýyor kalplerimizi,
Beklenmedik anlarýmýz da.
Seviyoruz derken yalnýzlýklarý
Göz bebeklerimiz küçülüyor,
Yalanlarýmýz acýtýyor
Sevgiye susamýþ bedenlerimizi.
Oran sýrtlarýnda gezinirken
Çoðul yalnýzlýklarýmýz.
Eryaman semalarýnda uçuþmuyor mu özlemlerimiz
Gel desem bir gün
Bütün sevinçlerini yüklenerek çoðul yalnýzlýðýma
Kaç yangýn çýkar bilir misin
Kuþatýlmýþ özlemlerimizin buluþmasýnda
Kaç yangýn sarar
Ýnsana susamýþ bedenlerimizi
Gel istersen
Zaman deðirmeninde un ufak olmadan bedenlerimiz
Gel istersen
Ben seni yangýnlar içinde
Yapayalnýz
Yaralý bir ceylan gibi beklerken.
Olgun Þensoy
2 OCAK 2002
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
HÜSEYÝN NAZLIKUL
[email protected]
Televizyonunuzu kapatýn!
Y
TOPLUM
DALKAVUKLARIN TARÝFESÝ
aþaðýda görebilirsiniz.
Bir
bostan
dolabýna
baðlanarak, su Ýçinde bir süre
D
alkavuklarýn günümüzdeki tarifesini ele
geçiremedik ama yýllar önce
uygulanan dalkavukluk biçimlerini ve ücret tarifesini resimleri ile açýklýyoruz!..
Dalkavuklar
Eskiden kahyalarý, nizamnameleri ve narhlarý olan bir
esnaf zümresiydi. Kendilerine
yapýlan her hakarete tahammül etmeleri meslekleri
icabýydý, fakat dalkavuða
yapýlan her muzipliðin, her
hareketin derhal narhý üzerin-
Ellerinin ve ayaklarýnýn domuztopu denilen þekilde baðlanmasý 40 paraydý.
den bedeli ödenirdi. Mesela
dalkavuðun yüzüne bir tokat
atma 30 para; merdivenden
yuvarlama 180 paraydý. Bir
TEZOK‘TAN ÝLGÝNÇ AÇIKLAMA
Burna fiske vurmak, Fiske baþýna 20
paraydý.
yeri sakatlansa, latifeyi yapan
tedavi ettirmeðe mecburdu.
Demokrasi ve özgür-
Stuttgart Baþkonsolosu Ahmet
Funda Tezok, Türkiye’nin Avrupa
Birliðine giriþinin çok kazançlý olacaðý için engellendiðini söyledi.
A
TA Consult Þirket Danýþmanlýk
Merkezi tarafýndan düzenlenen
Sohbet Akþamlarýna konuk olarak katýlan
Stuttgart Baþkonsolosu Ahmet Funda
Tezok Avrupa Birliði (AB) konusunda bilgi
verdi. Toplantýya Konsoloslar Ülkü
Kocaefe, Cengiz Patýr, ataþeler ve çok
sayýda vatandaþ katýldý. „Bir Türk Diplomatýnýn Gözüyle AB“ adlý kitabý yayýnlanan
Funda Tezok kitabýnda iþlediði konulara
deðindi. Türkiye-AB iliþkileri hakkýnda bilgi
verdi.
Ýlk AB fikrinin Türklerin Anadoluya yerleþmesiyle doðduðuna deðinen Tezok,
din faktörünün Avrupa’nýn birleþmesinde
önemli bir etken olduðunu söyledi.
lükler, toplumsal refah ve güvenlik
konularýnýn AB’nin üç temel hedefini
oluþturduðunu kayd etti. AB içinde
Almanya’yý
rakipsiz olduðunu,
Türkiye’nin Almanya’nýn gücünü
dengeleyebilecek tek ülke olduðunu
açýkladý.Genç nüfusu, yetiþmiþ
iþgücü, geliþmiþ iletiþim aðlarý,
Kuyruðu dýþarýda kalmamak üzere bir fýndýk sýçanýný
dalkavuðun aðzýna kapama
400 paraydý. Tarifeye baðlý
diðer ilginç yöntemleri ise
verimliliðini koruyan topraklarý, Orta Doðu
ve Orta Asya’ya yönelik ulaþým
koridorlarý üzerindeki konumu
nedeniyle Türkiye’nin bu güce
sahip olduðunu söyledi. AB’ye
tam üye olmasý durumunda
Türkiye’nin kazancýnýn çok
büyük olacaðý bilindiðinden
sürekli engellendiðini kayd
etti.
ÝSLAM DÜNYASI
Türkiye’nin
Ýslam
Dünyasýyla da iliþkilerini geliþtirmek için büyük gayretler
sarfettiðini açýklayan Funda
Tezok, gösterilen tüm gayret ve çabalara raðmen bir yere varýlamadýðýný söy-
eden iþverenler, boþ
zamanlarda uyguladýklarý toplantýlarla
baðlantýyý saðlamaya
çalýþýyor. Baðlantý kurulamadýðý takdirde, iþçiler ortamdan rahatsýz olup,
þirketi deðiþtiriyor.
Ý
Uzmanlarýn sabit yeri yok
Yapýlan araþtýrmalar, birçok bilgisayar þirketinin kendi kendine
çalýþma saatleriyle ilgili uyguladýklarý
”deneylerden” dolayý, sorun ürettiklerini gösteriyor. Bilgisayar uzmanlarý iþlerini çoðunlulkla direkt olarak
müþterilerin þirketlerinde icraa ettiðinden, kendi þirketlerinde sabit bir yerleri olmuyor. Sonuç olarak sosyal
anlamda bir iþyeri mevcut olmadýðý
meydana çýkýyor.
Boþ zamanlarda toplantý
uygulanýyor
Seyyar kadronun çoðaldýðýný fark
Motivasyon kaybý
dikkat çekiyor
Ýþçilerin sürekli iþyerini deðiþtirmesi ”tacit knowledge” in, yani kendi
kendilerine iþyerlerinde kazandýklarý
enformasyonun kaybýna yol açýyor.
Genelde sekiz saatten daha fazla
çalýþan bilgisayar eksperleri, sürekli
büyüyen IT alanýnda kendilerini
geliþtirmeye zaman bulamýyor. Ýþçiler
sonuç olarak motivasyonunu kaybedip, efektif olamýyor.
Organize aðýrlýklý
sorunlar çözülmeli
Bilgisayar þirketlerinin kendini ileriye dönük piyasada ispatlamasý,
günden güne oluþan organize aðýrlýklý problemleri ne þekil çözmesine
baðlý. Bu sorun çözülmediði sürece,
iþçileri tutmak daha zor olabilir.
rasý yapýyor. Bu bir yerde
dayanýþmadýr, veya yapýlan
kurbanlarýn
paylaþýmý
anlamýna da geliyor. Ocak
ayýnýn ilk baþlangýcýna veyahut ta Þubat ayýnýn ilk
haftalarýna doðru yani eski
hesap bizde (hesavo kan)
derler ki eski hesapla bu
13 gün veya 7 gün aldýktan
sonra þubattan þöyle yapýyorlar mesela bizde benim
çok yaþadýðým þeydir iþte ”
Rose Xýzir” amo iþte ”ewro
çele 13” yani eski hesapla
ayýn 13 ü olunca ocak ayýnýn
1’i olarak hesaplýyorlardý.
Bazýlarý 9’undan sonra ayýn
biri olarak hesaplýyorlardý,
fakat Babamýn yaptýðý ayýn
13’ünü ocaðýn 1’i olarak
hesaplýyordu ve oradan
baþlýyorlardý
mesela
kurban tutuyorlardý o dört
hafta içinde o kurbana
bakýyorlardý, yani ailenin bir
ferdi idi dýþarý götürülmezdi
iþte herkes ona iyi bakýyorlardý türkçesi olarak özel
bakýma alýnýrdý. Adak
olarak adanan kurban
diðer hayvanlardan ayrýlarak özel bakýma alýnýrdý,
süslüyorduk, kýnalar filan
yakýyorduk, eðer koç ise
boynuzlarýna çan takýlýyordu, boncuk takýlýyordu
böylece hep evin içinde
tutuyorduk. Xýzýr’ýn son üç
günde oruç tutuluyordu ve
bu kurban niyazla bir çýla
yaparlardý. Üç tane temiz
beyaz bir bezden ve bal
mumundan hazýrlanarak
onunla evin damýna yada
bir harman yerine gidilir,
komþular toplanýr orada
hazýrlanan mumlar yakýlýr,
kurbanlar kesilir, niyazlar
daðýtýlýr ve Xýzýr böyle
karþýlanýyordu. Fakat bizde
birde ”Gole Xýzir” vardýr.
Yani suyun aktýðý yerlerde
yada yüksek daðlarda,
çeþmelerde Xýzýr’ýn pýnarý
olarak görülür(gole Xýziriyo,
hiniye Xýzýriyo, kemere
Xýzýriyo) böyle biraz geçimi
güç olan veya ulaþýmý güç
olan yerlerde yeri olarak
görülür. Uzun yolculuklarda
bulunan suda kutsanýr ve
Xýzýr suyu yardýmý olarak
görülür.
H. AYDIN : Yanýlmýyorsam ve anlattýklarýnýz-
dan anladýðým kadarýyla
Xýzýr hep yüksek yerlerde
aranýyor doðru mu?
Latif QALFERAT: Doðru
yüksek yerlerde aranýyorlar
yani insanlar dara düþtüðü
zamanda hep Xýzýr’a
çaðýrýyorlar ve inandýrýcýlýk
açýsýndan da yeminlerde
de yine Xýzýr’ýn adýna yemin
edilir. Yani nasýl ki Ýmam
Hüseyin’in baþý için olsun
diyorlar ya bizde de Xýzýr’a
o yönde bir þey söylüyorlar. Ben tabi Avrupa da da
þunu anladým bu Nikolaus
diye biri var ya hani bu
weihnachtta.
H. AYDIN : Evet
Latif QALFERAT: böyle
ak sakallý birinin gelip
yardým etmesi, birazda
ben Xýzýr ile o Nikolaus’u birbirine benzetiyorum ki oda
böyle isteklere falan cevap
veren biri olarak burada
Avrupa da görülüyor. O da
ak sakallý iþte torbasýnda
bir þeyler var iþte bilinmediði bir yerde ki bu bir yerde
de þeyden geliyor biliyorsunuz yine Mezopotamya
topraklarýndan gelen bir
kiþilik. Yani Xýzýr olayý bizde
biraz böyle.
ledi. Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik,
ticari, turizm, kültürel açýdan iliþkilerinin
çok geliþmiþ olduðuna da deðinen Baþkonsolos Tezok, Türkiye’nin Avrupa’nýn
bir parçasý olduðunu söyledi. AB’ni tam
üyelik konusunda Türkiye’nin de ulusal
çýkarlarý konusunda çekinceleri olduðunu
açýklayan Tezok bu sorunlarýn çözümünün mümkün olduðunu, bu imkanlarý
bulup çýkartmak gerektiðini söyledi.
Türkiye’nin AB’ye Kopenhag kriterlerini
yerine getirmesi durumunda girebileceðini söyleyen Tezok bu kriterleri
saðladýðýnda Avrupa Ülkelerinin iddia
ettikleri Türk iþgücü akýmý tehlikesinin
ortadan kalkacaðýný çünkü bu iþ gücüne
Türkiye’nin kendisinin ihtiyaç duyacaðýný
söyledi.
Inh.
Hüseyin UÇURUM
Þirketler süreksizlikten yakýnýyor
þ ve Teknik Enstitüsüsü‘ nün (IAT)
yaptýðý araþtýrmaya göre, tipik bir
bilgisayar mühendisi genelde erkekdir ve full-time olarak yaptýðý kontrat
süresi vadesizdir. Ancak bugüne
kadar yaþanan ”normal” durum, bugünden sonra hiç de geçerli deðil.
Kýsacasý, bilgisayar alaný iþçi kaybediyor.
durdurulmak þartý ile bostan
kuyusuna bir devir 600
paraydý...
Ölürse cenaze masrafýný
Latifeyi yaptýran verirdi.
FÝNANZBERATER
SERVÝCBÜRO
Bilgisayar uzmanlarýný tutmak zorlaþýyor
XIZIR’IN YAÞAMIMIZDAKÝ YERÝ VE EFSANESÝ
çerisinde
ben
kendi
bulunduðuailemde görmuz ay Alevi
düðüm, Anne
inancý içerisinde
ve Babamdan
önemli yeri olan
gördüðüm,
Xýzýr ayýdýr. Xýzýr
ailemizdeki
ayý vesilesi ile
yaþam biçimi
okuyucularýmýzýn
olarak
ben
da kafasýnda
b
i
l
i
y
o
r
u
m.
Hasan Aydýn
belirlenen bir
Babam yüz
takým sorulara
yaþýn
üzeyanýt bulmaya çalýþarak rinde halen de yaþýyor,
Xýzýr’ýn bizim yaþamýmýz bizde Xýzýr her zaman dara
daki yeri, konumu, bir inanç düþenin yardýmýve bir kültür olarak
na koþar. Ak sakallý, Boz
mazlumdan, yoksuldan, atlý Xýzýr derlerdi. Yani Boz
zora düþenden yardýma atlý Xýzýr her zaman dara
çaðrýlan ve yardýmýyla güç düþenin yanýndadýr her
kazanýlan kutsanmýþ bir zaman ona el uzatýr, onu
kiþilik olarak yaþamýmýza kaldýrýr bunun için de oruç
nasýl girmiþtir? Efsanesi tutulur, adak (kurban)
nedir?
adanýr. Genellikle bizim dilimizde bu aya ”asma çeli”
H. AYDIN : Hocam bu derler yani bizde ”asma
ay biliyorsun Xýzýr ayýdýr çeli” Xýzýr ayý olarak bilinir.
biz bu ay vesilesi ile bir Yani bu ocak ayý Xýzýr ayý
yazý dizisi hazýrlýyoruz. Bu olarak söyleniyor (Rosa
konuda sizin görüþlerinizi Xýzýriya) derler bizde tabi
almak istiyorum, Xýzýr’ýn bizim Dersim aþiretleri
bizim yaþamýmýzdaki yeri hepsi ayný günde Xýzýr’ý
nedir?
Bize
anlatýr karþýlamýyorlar yani her
mýsýnýz?
aþiret deðiþik günlerde, bir
Latif QALFERAT: Þimdi gün öncesi veya bir gün son-
6
Ýþte tarihi belge !..
ýl dönümleri, umut ve beklentilerin
yeþermesinin yaný sýra biraz da
yaþlanmanýn resmi bir kanýtýný olduðundan mýdýr bilinmez, insana garip bir
hüzün veriyor. Geçen yýl ile ilgili yazacak
pek hoþ þey yok. Gelecek için umutlarýmý yitirmek istemiyorum.
Ama! Bende bu baðlamda farkýnda olmadan geçen zamanýn
birazcýk olsun farkýna varmak adýna televizyonunuzu kapatmanýzý öneriyorum.
Sadece evde bulunan yaþamýnýzý tamamen kendine endeksleyen televizyonunuzu kapatarak deðiþtirme imkanýna sahipsiniz. Yaþamýmýzda bu derece derin bir þekilde yer almýþ olan
televizyonu, baþlangýçta haftada sadece bir akþam kapatmakla baþlayabiliriz. Kendimizi kaptýrýp izlediðimiz programýn hiç
deðilse bir akþam kendi yaþamýmýz olmasýna olanak verelim
diyorum. Son günlerde Türkiye de yaþanan kýþ ve akýbetindeki
elektrik kesilmeleri beni bu konuda düþünmeye itti. Yýllardýr unuttuðumuz sohbet ve kitap okuma alýþkanlýðýný yeniden keþfettik.
Bu durum hiçte sýkýcý gelmedi doðrusu. Elektronik baðýmlýlarý için
ara sýra TV’yi kapatmak çok dehþet verici gelse de, bundan korkmayýn! Bu zehirden yavaþ yavaþ kurtulabilirsiniz. TV hakkýnda
sakin bir kafa ile düþünecek olursanýz ev ortamýnda konuþmayý
ve hatta sohbet etmeyi bile bize unutturduðunu çok rahat bir
þekilde göreceksiniz. Çok TV izliyorsanýz ve bunun farkýndaysanýz, kendi kendinize þu soruyu sormanýz yararlý olacaktýr. ‘TV
ekranýnýn hangi> tarafýnda yaþamak hoþuma gider?’
TV izlerken, görünenin kimi zaman gerçek olduðunu
düþünsek de, bunlarýn çoðunlukla kýlýfýna uydurulmuþ bir düzenin
görüntüleri olduðunu kim inkar edebilir ki? Onlar ekranýn en
iyi tarafýndadýrlar, çünkü eðlenmektedirler. Siz ise edilgen bir
biçimde, yalnýzca onlarýn eðlendiklerini izlemektesiniz. Onlar
para kazanmaktadýr, siz ise para ödemektesinizdir. Siz istemesiniz de beyninizin kaldýracaðýndan daha fazla gereksiz bilgi
her gün TV sayesinde size ulaþmaktadýr. Kitap ve gazete gibi
yazýlý basýnlardan faydalanýrken hepimizin az çok seçme> þansý
var. Þöyle ki; beðenmediðiniz veya size hitap etmeyeceðini
düþündüðünüz haber ve yazýlarý görmeden, okumadan geçmeniz mümkün. TV sayesinde beynimiz bir sürü gereksiz bilgi
çöplüðüne dönüþmüþ durumdadýr. Kimin eli kimin> cebinde?
Kim kiminle haber aralarýnda bile dedikodu hat safhada ve bütün
bunlar beyninize adeta þýrýnga edilmektedir. TV programlarýnýn
eðiticiliðine ve içeriðine hiç de girmek niyetinde deðilim. Tabi ki
TV sayesinde dünya da olup bitenlerden haberdar olduðumuz
da bir gerçek!
Zaman zaman baþka insanlarýn yapmaktan hoþlandýklarý
þeyleri izlemenin yanlýþ bir yaný yok tabi. Ama ne var ki, günümüzde ortalama bir ev halký bunu günde en az sekiz saate
yakýn bir zaman diliminde yapmaktadýr! Bazýlarý ise güne TV>
açarak baþlar ve kapatarak uykuya dalar. Bu durumda yukarda
sorduðum soruyu tekrar soracak olursam siz TV ekranýn hangi
tarafýnda yaþamak istersiniz? TV yi kapalý tutun ve oturma
odasýnda aile fertleri ile oturun. Bakýn göreceksiniz bu durum
sizlere neler katacak.
Sizi buradan biraz düþünmeye itmek maksadýyla biraz sesli
düþünmeye devam etmek istiyorum. Sizlerin hoþgörünüze
sýðýnarak sizinle bir test yapmak istiyorum. Televizyon mu yoksa
kitap mý sizi daha çok motive eder? Bunu dürüstçe test edelim
mi ne dersiniz? Bir ay önce TV’da ne izlediðinizi anýmsamaya
çalýþýn. Sonra da , bir ay ve hatta iki ay önce okuduðunuz kitabý
düþünün. Hangisinin üzerinizdeki etkisi daha deðerli ve kalýcý
oldu? Buna içtenlikle yanýt verin. Hangi eðlence biçimi size öz
güdüleme yönünde daha iyi kýlavuzluk edebilir?
Ayný çatý altýnda yaþayan insanlar TV sayesinde iki kelime
bile etmeden günü bitirebiliyorlar. TV bizde öyle bir hal aldý ki,
birbirimizle hiç konuþmadan da bütün bir geceyi geçirebiliyoruz.
Oysa TV’u kapattýðýnýzda bir birinize ayýracak zaman ve konuþmaya vaktiniz olduðunu göreceksiniz. Özellikle çocuklarýmýza
bu baðlamda büyüklerin örnek olmalarý gerekmektedir. TV, insanlarý bir birine yabancýlaþtýran ve mantýklý düþünmeden alý
koyan bir araç haline geldi. TV’ ye ayýracaðýmýz zamaný kendimize, ailemize, dostlarýmýza ve insanlýðý ayýrsak baþaramayacaðýmýz hedef yoktur. Hep zamansýzlýktan yakýnýrýz. Varmýsýnýnz
bu zamaný artýk birlikte yaratmaya. Bir birimize ayýracaðýmýz
zamanýn startýný televizyonlarýmýzý kapatarak versek diyorum.
Ý
[email protected] sayfa
è
è
è
PRÝVAT KREDÝ
EV KREDÝSÝ
SATLIK DAÝRELER
Almanya‘nýn
her yerinde
Bütün krediler birleþtirilerek
tek kredi haline getirilerek eizene kredi verilir!
STUTTGARTER STR. 6, 71522 BAKNANG
Tel: 07191 36 72 84 Fax: 07191 367285
Mobil: 0173 9735 380
[email protected]
Þimdiye kadar
yapmýþ olduðunuz
yatýrýmlarý bir
gözden geçirin,
hatalý birikim yapmýþ
olduðunuzun farkýna
varacaksýnýz.
Artýk sizinde
güvenilir ve
uzman bir
yatýrým fonu
danýþmanýnýz
var!
þ Hiç yedi sene içerisinde iþ
veren teþvikli 78,- DM birkiminize ortalama en az 13.000 DM
aldýnýz mý? Ve fazlasýný düþündünüz mü?
þ Veya toplu yatýrýmlarýnýza
senede % 60´lara varan kar elde
ettiniz mi? Hayat sigortanýzýn
fonlara endeksli olabilmesi ve kar
oranlarýnýn bankadaki faizlerle
kýyaslanmýyacak kadar yüksek
olma ihtimalini düþündünüz mü?
Ev Kredilerinizi fonlarla indeksli
olmasýný hesabladiniz mi?
þ Hayat sigortasýnda 25 aðýr
hastalýða (kalb krizi, kanser,
beyin timörü, felç, saðýrlýk,
körlük v.s ) karþý´da bir önlem
alinabileceðini biliyormuydunuz?
þ Çocuklarýnýzý ilerideki okul
masraflarýný kendileri karþýladýmý?
þ Yeni emeklilik kanununda
yararlanma nasil olur?
þ Halen yatýrýmlarýnýzý doðru
yönde yaptýðýnýzý düþünüyorsanýz, iyi bir daþnýþmanýz var,
þ Yok eðer hatalarýnýzý görüp
zararýn neresinden dönersek
Bizleri aradýðýnýzda kayýp edeceðiniz en kötü ihtimal telefon paranýz.
Aramadýðýnýz taktirde küçük bir servetten olabilirsiniz.
Seminerlerimize iþtirak edebilirsiniz. Bankalarýn sizlere 20 senedir veremediði bilgileri sizler 3 saat içerisinde detaylý þekilde alabilirsiniz....
Not: karier çizmeniz ve hayallerinizi gerçekleþtirmek için beraber birlikte çalýþacak Avrupa
genelinde elemanlara ihtiyacýmýz vardýr. Baþvurularýnýz için teþekkürler.
Investmenntsfondsvermittlung
Fidelity
Tempelten
Painer
DWS
DIT
ADIG
SALI
Sunlive
FERIDUN BEKTAS
Vertriebsleiter
Selbständiger Handelsvertreter der Ascent AG
Nicklaus Lenau Platz 17, 71067 Sindelfingen
Tel: 07031/ 4 18 18 50 Fax: 07031/ 4 18 18 51
Mobil: 0171/1 96 01 09 Priv: 07031/ 80 55 47
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
EKONOMÝ
[email protected] sayfa
7
AV. ALTAR TÜRKER FENDO ÝLE; GLOBALEÞEN DÜNYAMIZDA
ÞÝRKET BÝRLEÞMELERÝ VE GLOBAL TÝCARET ÜZERÝNE SÖYLEÞÝ
Sayýn Altar Fendo bizlere
günümüz dünyasýnda þirket birleþmelerinin sürecini ve Avrupa
da yaþayan Türk müteþebbislerine bu sürece nasýl entegre olunmasý gerektiðini açýklar mýsýnýz?
Av. Altar Türker FENDO: son
dönemde þirket satýn almalar ve
birleþme büyük hýz kazandý. Rekabet koþullarý, maliyetlerin düþürülmesi için duyulan gereksinim ve
büyük þirketlere karþý mücadele
þartý bu eðilimi hýzlandýrdý. Özellikle telekomünikasyon finans tekstil ilaç gibi sektörlerde büyük
hararetlilik gözlendi. Son dönemde
Amerika’dan sonra Avrupa’da bu
eðilimin arttýðý görülüyor. Bu da
Avrupa da Hisse senedi piyasalarýnýn þeffaflaþmasý, Avrupa ortak
para birimi Euro’nun iþlem görmeye baþlamasý, þirketlerin perspektifinin geniþlemesi ve rekabet
ortamýnda þirketlerin küçük birer
oyuncu olarak kalmayacaklarýný
anlamasýyla açýklanýyor.
Türkiye’de de bu akýmýn yavaþ
yavaþ ivme kazandýðýndan söz ediliyor. Bize göre günümüz rekabet
koþullarý altýnda þirketlerin maliyetleri düþürmek, rekabet avantajý
yakalamak, Pazar paylarýný büyütmek ve küreselleþen dünyada
global bir oyuncu olmak için birleþme yoluna gitmesi þarttýr.
Türkiye’de birleþme satýn almalarýn hýz kazanmasý için, bir adým
baþka oluþumlarýn yaþanmasý gerkiyor. Örneðin, Türkiye’de þirketlerin
halka açýklýk oraný hala düþük. Hala
ailelerin egemenliði altýnda olan
þirketlerde þeffaf bir yapý yok. Ýkincisi Türkiye’deki þirketlerin henüz
birleþme ve satýn almalar için
gerekli zihniyete ulaþýldýðýna inanmýyorum. Þirketler hala rakip þirketle birleþip daha büyük bir þirket
oluþturma yerine rakip þirketi nasýl
geçebilirim þeklinde bir yaklaþým
içinde. Global bir yaklaþýma sahip
deðiller. Buna baðlý olarak
Avrupa’da yaþayan Türk müteþebbisler genelde eðitimlerini, bilgilerini Avrupa da almýþ olmalarýna
raðmen Türkiye’de devam eden
az olsun benim olsun tarafýnda
düþünceleri mevcut olup genelde
Aile þirketi niteliðinde giriþimlerdir.
Her ne kadar Türkiye de böyle olsa
da bu bir kültür deðildir. Global
ticaretin kurallarý dýþýnda profesyonelleþmemiþ yapýdýr. Buna raðmen
Türkiye de global ticaretin içinde
veya yanýnda hiç olmamýþtýr diyemeyiz. Zaten günümüz dünyasý
ölçeðin büyüklüðün çok önemi
olduðu bir dünya. Bu günümüz
sektörlerinin yapýsý gereði de böyle.
Örneðin telekomünikasyon gibi
yatýrýmlar Türkiye’de baþlayan
global ticaretin bir sinyalidir. Bir
sektör, büyüklüðü gerektiriyor. Türk
þirketlerinin de günümüz dünyasýnda rekabet edebilmek için
böyle bir deðiþimi mutlaka geçirmesi gerekiyor. Türkiye’de birleþme
trendinin hýzlandýrýlmasý için gerekli hukuksal altyapýnýn da oluþturulmasý lazým. Hukuksal altyapý,
halen çok eski bir sisteme ticaret
hukukuna dayalý.
Deðerlendirme yöntemlerinin
ne olduðu daha saptanmamýþ bir
sistemdir bu. Hükümet de Türk þirketlerinin belli bir büyüklüðe ulaþmasý için, bu tip birleþmeleri teþvik
etmeli. Avrupa konteksti içinde, bu
altyapý üzerine hýzla çalýþmaya
baþlamasý lazým. Türkiye’de bu
yaklaþýmlarýn deðiþmesi durumunda, önümüzdeki dönemde birleþme ve satýn almalarýn hýzla
arttýðýný görebiliriz.
Türkiye’de özellikle kimi sektörlerde birleþmelerin mutlaka
yaþanmasý gerekiyor. Türkiye enflasyonunun düþük olduðu bir ortama
doðru gidiyor. Bu gidiþ trendinde
Avrupa’da ticaret yapan firmalar
bireyler Türkiye de reel olmayan
ciddiyetsiz sektörlerde hisse veya
hisse senedi almak yerine kendi
ticaretlerini veya Türkiye deki ticareti
Avrupa’ya taþýyabilmek üzere birleþmeyi düþünmektedirler. Ancak
yabancý sermayenin gelmesi için
öncelikle makro ekonomik durumun uygun olmasý lazým.
Türkiye’de þu ana kadar bu uygun
deðildi. Türk þirketleri yüksek enflasyona alýþýk olsalar bile, bu yabancýlarý korkutan bir görünümdü. Bu
ortamda nasýl faaliyet göstereceklerini bilmiyorlardý. Bu tablo
son ekonomik önlemlerle birlikte
deðiþmeye baþladýkça, yaratmayan yabaný þirketler uluslar arasý
pazara yöneliyor. Doðru olan program budur. Bizlerinde gerek
Türkiye’de gerekse avrupa ülkelerinde bu profesyonel yönelimleri
izlemeliyiz.
BÝRLEÞMEDE EURO’NU
ETKÝSÝ BÜYÜK
Sayýn Fendo Dünyada son
dönemde birleþme ve satýn
almalarda görülen büyük artýþýn
nedenleri ne?
1998’de tüm dünyada, birleþme
ve satýn almalarýn toplam tutarý
bir trilyon dolarýn altýndayken, bu
rakam 1999’da 1,5 trilyon dolara
ulaþtý. Bu rakam bu yýla kadar
yaklaþýk
2,5
trilyon
dolar
civarýndadýr. Özellikle Avrupa’da
bu yöndeki eðilim arttý. Eskiden
Amerika birleþme ve satýn
almalarda baþý çekerken, þimdi
Avrupa ayný derecede hacim
yaratýyor. Avrupa’da görülen bu
artýþýn nedenlerini þöyle açýklamak
mümkün. Avrupa’da piyasalar,
özellikle hisse senedi piyasalarý,
daha þeffaf hale gelmeye baþladý.
Þirket üzerindeki etkileri artan hissedarlar, daha fazla getiri talep
etmeye baþladý. Bu talepleri kendi
organik büyümeleri yada yeniden
yapýlanmalarýyla çözümleyemeyeceklerini anlayan Avrupalý þirketler
ise maliyetlerini azaltmak amacýyla
birleþmelere yöneldi. Öte yandan
Avrupa ortak para birimi Euro’nun
iþlem görmeye baþlamasý da çok
etkili oldu daha önce kendi piyasalarýna bakan þirketler, Euro ile birlikte perspektiflerini tüm Avrupa’ya
çevirdi. Bu þirketlerin alýmlarý finanse etmek için, nominal deðeri
Euro üzerinde belirlenen bir bonus
piyasasýnýn oluþmasý da etkili oldu.
Euro’yla birlikte hisse senedine
yatýrým yapan yatýrým fonlarý, eskiden ülke bazýnda yaptýklarý allokasyonlarý, sektörel baza çevirdi.
Ve sektörel bazda en iyi olan þirkete yatýrým yapma yolunu seçti.
Þirketlerde yatýrýmý trendinin deðiþmesiyle anladýlar ki eðer kendi iç
piyasalarýnda küçük birer oyunu
olarak
kalýrlarsa
gerekli
o.....lanmayý yapamazlarsa hisse
senedi piyasalarý onlarý cezalandýracak.
Sayýn Fendo: Devam eden
özelleþtirme ve liberalizasyon
trendi de etkili oldu mu?
Elbette. Bunun özellikle telekomünikasyonda geçerli olduðunu
görüyoruz. Bunun en iyi örneði
þu an Almanya da yaþanýyor.
Bununla Alman posta servisi Deutsche Post özelleþtiriliyor. 2003
yýlýnda bu sektör tamamen liberalize olacak. Ve bu liberalizasyondan sonra rekabettin artacaðýný
anlayan Deutsche Post stratejik
alanlarda þirket alýmlarýna yöneldi.
Bu aslýnda yalnýzca
telekomünikasyon
deðil, ayný zamanda
tekel olarak faaliyet
gösteren çok sayýda
þirket için geçerli.
Bunlar tekel olarak
yaþayamayacaklarýný
anladýklarýnda, birleþme yoluna gittiler.
YA B A N C I L A R
MAKRO
EKONOMÝYE
BAKIYORLAR.
Sayýn
Fendo:
Yabancýlar Türkiye
pazarýna gelmeden
önce ne gibi kriterler
ararlar?
Öncelikle
makro
ekonomik koþullarýn
doðru olmasý enflasyon
ortamý
düzelmesi gerekiyor.
Ekonomik koþullar doðru olduðu
taktirde kendi düþünce yapýlarýnda
bir þirket yönetimi ile karþýlaþmak
isterler. Yabancýlar Türkiye’deki bir
þirketi satýn alma yoluna giderlerse
talepleri Türkiye’nin en büyük 20-30
þirketine yönelecektir. Anadolu’dan
küçük bir þirketle beraberlik kurmalarý zor. Bunun yansýra eðer
mevcut bir operasyonun parçasýný
satýn alam istiyorlarsa mutlaka
büyüklük arayacaktýr. Yani biraz
önce dediðim gibi yabancý þirketler büyük bir operasyonun parçasý
olmak istiyor. Ayný þekilde eþit derecede kontrol sahibi olmak istiyor.
Örneðin yüzde 60 in Türk ortakta
kalmasýný yüzde 40 in kendilerine
ait olmasýný kabul etmezler. Söz
hakkýnýn tamamen Türk ortakta
olmasý mümkün deðil.
Sayýn Fendo: Yabancý ortak
arayan küçük veya orta ölçekli
Türk þirketlerine ne önerirsiniz?
Yabancýlarla ortaklýk kurmak istiyorlarsa öncelikle kendi aralarýnda
birleþme gerçekleþtirme zorundalar, yada yabancý bir þirket büyük
bir operasyonun parçasýný aldýklar
yada baþka bir oluþumla sýfýrdan
baþladýktan sonra hangi þirketi
alabiliriz diye etrafa bakmaya
baþlayabilir. Ama ilk bakýþta eðer
Türk þirket çok geniþ bir alanda
deðilse veya üstün bir teknolojiye
sahip deðilse yabancý bir þirketin
Türkiye’de veya Avrupa’daki Türk
þirketi ile küçük ölçekte birleþip bir
pazara girmesi çok zor. Baþta da
söylemeye çalýþtýðým gibi Türk þirketleri Anadolu’nun önceden beri
sürüp gelen paylaþmaya dayalý
olmayan az olsun benim olsun Aile
þirketi Hüviyetinden kurtulamaz.
Ticari birleþmelerin güç birliklerinin
ne kadar önemli olduðunu Avrupa
kýsa zamanda entegre oldu. Bizlerin bu entegrasyona hýzlý bir geçiþ
yapabilmemiz için ticari birleþmeleri yeniden deðerlendirip þirket
evliliklerinin ve satýn almadaki maliyet deðerlerinin rekabetin getirdiði sýkýntýyý bertaraf edecektir.
Bunun için özellikle Türk giriþimcileri
mutlaka danýþmana Hukukçuya
ihtiyacý vardýr. Bu çalýþmalarýn
sahalarýnda uzman kiþilerle çalýþacak baþarýlabileceðini düþünüyorum. Global ticarette ekip
çalýþmasý sermayeden önce gelir.
Öncelikli olarak ekibinizi oluþturmalýsýnýz. Ticaretinizi rekabetinizi
konunun uzmanlarýyla paylaþmalýsýnýz. Bu paylaþým asla bir
maliyet deðildir. Bilakis ticaretin
gereðidir. Dünyada, Avrupa’da
Global ticaretin içinde saflarýmýzý
almalýyýz.
Türkiye’nin
kýsa
zamanda bu trende uyum
saðlayabileceðini ümit ediyorum.
Avrupa da kurulu Türk þirketlerinin
bu süreçte Türkiye’nin Avrupa ile
entegrasyonda büyük rolü vardýr.
Büyüyen haklý rekabet olan bir ticarete hep birlikte talip olalým.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Dr. HALÝS ÖZKAN
[email protected]
Döndü Nine
D
öndü Nine, Almanya’nýn Marl
þehrinde, oðlunun
yanýnda
yaþýyor. Ne zaman dünyaya geldiðini
bilmiyor. Oðlu Ali Çerik de annesinin
doðum tarihi hakkýnda kesin bilgi veremiyor. Ancak, nüfusa kayýtlý olduklarý
Samsun, Ladik ilçesindeki Nüfus kayýtlarýndan, Kuyucak köyünde doðmuþ olduðunu ve evlenme
çaðýna geldiði zaman nüfusa kaydedildiðini söylüyor.
Oðlu Ali Çerik memleketinde, çevre köylerde, hayvan ticareti
ve çiftçilik yaparak ailesinin geçimini saðlamýþtýr.
Ali ilkokulu köyünde bitirmiþ ve ayný zamanda kuran kurslarýna giderek Arapça okuma, yazma öðrenmiþ ve çevre köylere
giderek kuran öðretmiþ, cenaze defin iþlerini yürütmüþtür.
Babasýnýn, 1970 yýlýnda vefatýndan sonra 1971 de Almanya’ya
gelen Ali Çerik 1975 te eþi ve çocuklarýný 1978 de annesi Döndü’yü
yanýna getirmiþ.
Döndü Nine, Almanya’da torunlarýna bakýyor, torununun
torununu da büyüterek çocuklara karþý olan sevgisini doyasýya
tadýyor.
Yaþadýklarýný kýsaca þöyle anlatýyor:
“Altý çocuk büyüttüm, 62 torunum var. Torunumun torununu
da gördüm ve onlarý, gerek Almanya’da gerek Türkiye’de büyütmenin sevincini yaþýyorum. Ben bu kadar insaný yani, çocuklarýmý
ve torunlarýmý malesef okuma, yazma bilmeden büyüttüm.
Almanya’da yanýnda olduðum çocuklarým ve torunlarým
bir araya geldikleri zaman, onlarla birlikte olmanýn ve bütün
ömrümde olduðu gibi, beraber ayný sofrada oturmanýn kývancýný yaþýyorum.
Kuyucak köyünde aldýðým gýda çeþitleri, süt, ayran, yoðurt,
dövme, mercimek ve diðer çorba çeþitleri ve bulgur pilavýna itibarý Almanya’da da gösteriyorum. Tatlýlara önem vermiyorum.
Memleket yemeklerine karþý olan alýþkanlýðým, saðlýðýmýn temelini oluþturdu ki, hala doktora gitmeme gerek kalmýyor.
Memleketimin örf ve adetleri arasýnda 12 Ýmamlara, Hýzýr
Orucuna, Cem Ýbadetine son derece inanýyor ve bu dini vecibeleri yerine getiriyorum.”
Döndü Nine, ne kadar çok mutlu olduðunu gösteriyor ise
de, 1978 tarihinden buyana, Almanya‘ da olduðundan, yasalar
gereðince memleketine gidemediðinden de eþinin kabrini ziyaret edememenin eksikliðini ve acýsýný da yüzündeki ifade ile belli
ediyor.
Döndü Nine, insanlýða hizmet veren herkese daima dua
etmeyi ihmal etmiyor.
Biz de kendisine saðlýklý, nice yýllar diliyoruz.
Toplumumuzun sosyolojik bir problemi olmasý nedeni ile bu
sayýda böyle bir konuyu dile getirmekte fayda görüyorum. Döndü
Ninenin Türkiye’ye eþinin kabrini ziyarete gidip gelmesi için ilgili
mercilerde gerekli teþebbüste bulunacaðým.
8
Ýslam ahlakýnýn getirdiði hoþgörü, barýþ ve
adalet ortamýdýr
TOPLUM
Ýbrahim Ýlyas
Kuran ahlakýna göre
bir Müslüman, Müslüman olsun veya
olmasýn tüm diðer insanlara karþý iyi ve
adaletli davranmakla,
zayýflarý ve masumlarý
korumakla ve „yeryüzünde bozgunculuðu
önlemekle“ sorumludur.
Terör, siyasal nitelikli amaçlara ulaþmak için kullanýlan ve
psikolojik yaný aðýr basan bir
savaþ biçimi; siyasal süreci
etkilemeyi amaçlayan þiddet
eylemleri, olarak tanýmlanýr. Bir
diðer ifadeyle terörün hedefleri
tamamen suçsuz olan sivil insanlardýr.
Bu nedenle de terör, masum
insanlara karþý þiddet uygulanmasý anlamýna gelir ve bunun
hiç bir ahlaki, siyasi veya vicdani
mazereti yoktur. Bu zulüm,
Hitler’in veya Stalin’in cinayetleri gibi, „insanlýða karþý iþlenmiþ suç“tur.
Ýslam dininde ise teröre ve
þiddete dayalý herhangi bir
eyleme kesinlikle yer yoktur. Dinimiz þiddet, terör ve benzeri zalimane hareketleri kesin olarak
yasaklamýþtýr.
[email protected] sayfa
sevmez. ”(Maide Suresi, 64)
Allah masum
insanlarý
öldürmeyi yasaklamýþtýr
Bir insanýn suçsuz yere
öldürülmesi, en büyük bozgunculuk örneklerinden biridir. Pek çok Kuran ayetinde
Allah, masum insanlarý öldürmeyi açýk hükümlerle yasaklamýþ, hatta bir cana
kýymanýn „bütün insanlarý
öldürmek gibi“ olduðunu söylemiþtir. Allah, daha önce
Tevrat’ta Yahudiler için vermiþ
olduðu bir hükmü, Kuran’da
da
tekrar
þu
þekilde
açýklamaktadýr:
”...Ýsrailoðullarýna
þunu
yazdýk: Kim bir nefsi, bir baþka
nefse ya da yeryüzündeki bir
fesada karþýlýk olmaksýzýn
öldürürse, sanki bütün insanlarý öldürmüþ gibi olur. Kim
de onu (öldürülmesine engel
olarak) diriltirse, bütün insanlarý
diriltmiþ gibi olur...” (Maide
Suresi, 32)
Yine bir baþka Kuran ayetinde buyrulduðu üzere, Allah
masum insanlarý haksýz yere
öldürmeyi haram kýlmýþtýr:
hükümleri ve bunlarýn tarihte
Müslümanlar tarafýndan uygulanýþý bu konuda hiç bir tartýþmaya yer vermeyecek kadar
açýktýr.
Allah, Kuran’da hiç bir
zaman „zulme karþý zulüm“
uygulanmasýna izin vermemiþtir.
Allah güzel ahlaký ve barýþý
emretmiþtir
Kuran Allah’ýn insanlara yol
gösterici olarak indirdiði bir
kitaptýr ve Allah bu kitapta insanlara güzel ahlaký emretmektedir.
Bu ahlakýn temelinde ise, sevgi,
þefkat, hoþgörü ve merhamet
gibi kavramlar yer alýr. Allah tüm
insanlarý, yeryüzünde merhametin, þefkatin, hoþgörünün ve
barýþýn yaþanabileceði model
olarak
Ýslam
ahlakýna
çaðýrmaktadýr: ”Ey iman edenler,
hepiniz topluca „barýþ ve güvenliðe girin ve þeytanýn adýmlarýný
izlemeyin. Çünkü o, size apaçýk
bir düþmandýr.” (Bakara Suresi,
208)
Müslüman barýþý ve huzuru
tesis etmekle yükümlüdür
Kuran ahlakýna göre bir
Müslüman, kendi dininden
olsun veya olmasýn tüm diðer
insanlara karþý iyi ve adaletli
davranmakla,
zayýflarý
ve
masumlarý korumakla ve „yeryüzünde
bozgunculuðu
önlemekle“ sorumludur. Bozgunculuk, yeryüzünde insanlarýn güvenlik, barýþ ve huzurunu
ortadan kaldýran her türlü anarþi
ve terör halidir. Bir ayette buyrulduðu gibi, „Allah, bozgunculuðu sevmez“. (Bakara Suresi,
205)
Yine bir baþka Kuran ayetinde, Allah teröre, bozgunculuða ve savaþa asla rýza
göstermediðini
belirtmiþtir:
”...Onlar ne zaman savaþ
amacýyla bir ateþ alevlendirdilerse Allah onu söndürmüþtür. Yeryüzünde bozgunculuða
çalýþýrlar. Allah ise bozguncularý
”Ve onlar, Allah ile beraber baþka bir ilah’a tapmazlar. Allah’ýn haram kýldýðý caný
haksýz yere öldürmezler ve
zina etmezler. Kim bunlarý
yaparsa ‘aðýr bir ceza ile’
karþýlaþýr.” (Furkan Suresi, 68)
Görüldüðü gibi tek bir insaný
bile, „bir baþka nefse ya da
yeryüzündeki bir fesada karþýlýk
olmaksýzýn“, öldüren bir kiþi, tüm
insanlarý öldürmüþ kadar büyük
bir suç iþlemektedir.
Aksine, Allah ayetlerinde müslümanlara „kötülüðe karþý iyilikle
cevap vermelerini“ emreder: ”Ýyilikle kötülük eþit olmaz. Sen, en
güzel olan bir tarzda (kötülüðü)
uzaklaþtýr; o zaman, (görürsün
ki) seninle onun arasýnda düþmanlýk bulunan kimse, sanki
sýcak bir dost(un) oluvermiþtir.”
(Fussilet Suresi, 34)
Allah kötülüðe iyilikle karþýlýk
verilmesini emretmiþtir
Kuran ahlakýnýn temelini
hoþgörü, barýþ, merhamet
oluþturmaktadýr ve Ýslam yeryüzünü bozgunculuktan arýndýrmayý hedeflemektedir. Kuran’ýn
Allah her durumda adaleti
emreder
Kuran ahlaký iyilik, barýþ ve
adalet gerektirir. Müslümanlar,
kendilerine uygulanan zulme
karþý hiç bir zaman gözü kapalý
bir nefrete, adaletsiz bir
husumete kapýlmazlar. Bir
Kuran ayetinde Allah Müslümanlarý bu konuda uyarýr ve kin,
nefret gibi duygulardan kaynaklanan bir öfkenin, onlarý adaletsizliðe
sürüklememesi
gerektiðini haber verir: „Ey iman
edenler, adil þahidler olarak,
Teröristlerin hedeflediði
dünyada þiddet, savaþ,
çatýþma, kaos, korku,
endiþe tedirginlik,
sýkýntý, üzüntü ve kavga
vardýr. Ýslam ahlakýnýn
yaþandýðý bir toplumda
ise barýþ, hoþgörü,
uzlaþma, affedicilik,
sevgi, þefkat, yardýmlaþma, fedakarlýk ve
neþe hakimdir.
yürütenleri sever.“ (Maide Suresi,
42)
Allah þiddete baþvuranlarý
ve insanlara zulmedenleri cezalandýracaðýný bildirmiþtir
Teröristlerin
iþledikleri
cinayet, katliam ve gündemdeki tabiriyle ”intihar saldýrýlarý”
Ýslam’a göre açýk birer suçtur.
Allah terörizmin bu zalim
yüzünün ahiretteki karþýlýðýný
þöyle bildirir: ”Yol, ancak insanlara zulmeden ve yeryüzünde
haksýz yere ‘tecavüz ve haksýzlýkta bulunanlarýn’ aleyhinedir.
Ýþte bunlara acýklý bir azab
vardýr.” (Þura Suresi, 42)
Görüldüðü gibi, Allah, Kuran
ayetleriyle, Ýslam dininde terör,
þiddet anlamlarýný da kapsayan her türlü bozgunculuk hareketinde bulunanlarýn -Allah’ýn
affetmesi dýþýnda- ahirette acýklý
bir azapla karþýlaþacaðýný bildirmiþtir.
Allah için, hakký ayakta tutun.
Bir topluluða olan kininiz, sizi
adaletten alýkoymasýn. Adalet
yapýn. O, takvaya daha yakýndýr. Allah’tan korkup-sakýnýn.
Þüphesiz Allah, yapmakta olduklarýnýzdan haberi olandýr.“
(Maide Suresi, 8)
Allah’ýn ayetteki emrine uyan
bir müslüman, tüm kiþisel duygu
ve düþüncelerini bir kenara
býrakýr, her þart ve durumda
doðrudan yana olur, dürüstlükten ve haktan asla taviz vermez.
Dil, ýrk, etnik köken gözetmeden tüm insanlar arasýnda eþit
olarak adaleti uygular, çünkü
bilir ki „Allah, adaletle hüküm
Çözüm: Kuran Ahlaký
Masum insanlara karþý terör
eylemlerinde bulunmak, Ýslam’a
tamamen aykýrýdýr ve hiç bir
müslüman böyle bir suç iþleyemez. Dolayýsýyla, „dünyadaki
mazlum milletlerin temsilciliði“
iddiasýyla ortaya çýkarak diðer
milletlerin suçsuz insanlarýna
karþý terör uygulamanýn Ýslam’la
hiç bir ilgisi olamaz.
Aksine, Müslümanlar bu
suçlarý iþleyen insanlarý durdurmakla,
„yeryüzündeki
bozgunculuðu“ ortadan kaldýrmak ve tüm insanlara huzur ve
güven getirmekle sorumludurlar. Müslümanlýk, terörle birlikte
düþünülemez, aksine terörün
engelleyicisi ve çözümüdür.
Ýslam adýna ortaya çýkarak
terör uygulayan, baskýcý rejimler oluþturan, dünyayý güzelleþtirmek yerine çirkinleþtiren kiþi
ve gruplara karþý ise, tek bir
çözüm vardýr: O da, Ýslam’ýn
sunduðu güzel ahlakýn temel
dinamiklerinin kitleler tarafýndan
anlaþýlmasý; insan haklarý,
demokrasi, özgürlük, güzel
ahlak, bilim, sanat, estetik gibi
Kurani kavramlarý özümsemiþ,
insanlýða mutluluk ve yaþama
sevinci sunan bir Müslüman
modelinin yaygýnlaþmasýdýr.
Bütün ilahi dinler terörü lanetler
Hiçbir din ahlakýnýn özünde þiddete yer verilmez, bütün ilahi dinler
insanlarý barýþa, kardeþliðe ve esenliðe çaðýrýr.
B
www.dem-ajans.de
internetdeki sizin adresiniz
ütün ilahi dinler sevgiyi, merhameti, barýþý emreder. Kuran
ayetlerinde en temel hükümlerini gördüðümüz üzere, Allah, þiddet ve þiddete
dayalý herhangi bir eylemi yasaklanmýþtýr. Ýslam ahlaký
son derece ýlýmlý ve
barýþçýldýr. Ýslam, Allah’ýn
sonsuz merhamet ve
þefkatinin yeryüzünde
tecelli ettiði huzur ve
barýþ dolu bir hayatý insanlara sunmak için indirilmiþ bir dindir. Allah
tüm
insanlarý,
yeryüzünde merhame-
tin, þefkatin, hoþgörünün ve barýþýn
yaþanabileceði model olarak Ýslam ahlakýna çaðýrmaktadýr.
Samimi dindarlar teröre karþýdýr
Ýncil ve Tevrat, tahrif edilmiþ olmasýna
raðmen, özünde sevgi, barýþ ve kardeþlik mesajlarý içerir. Tüm ilahi dinlerde
zorbalýk, zulüm, þiddet ve terör benzeri
hareketler lanetlenir. Kavga, karýþýklýk,
þiddet ve bozgunculuðun karþýlýklý sevgi,
saygý, barýþ ve hoþgörü çerçevesinde
ortadan kalkabileceði vurgulanýr.
Bu itibarla, hangi dine mensup
olursa olsun, dünya üzerindeki samimi
dindarlar teröre karþýdýr. Çünkü terör
dinin zýttýdýr; acýmasýzdýr, kan dökmek,
öldürmek, acý çektirmek ister. Dolayýsýyla
bir terör eylemine fail ararken, kaynaðý
dindarlýkta deðil dinsizlikte aramak
gerekir.
Kaldý ki, terör eylemlerine karþý kalýcý
bir mücadele yürütmenin
yolu, yine dinin getirdiði
güzel ahlaktadýr. Allah’ýn
insanlara sunduðu güzel
ahlakýn temel prensiplerinin
kavranmasý ve yaþanmasý
terör belasýnýn ortadan
kalkmasý yolunda yegane
çözümdür.
Yeryüzünde
barýþ
ve
huzur için ortak bir çaba gerekir
Bu noktada hangi dine mensup
olursa olsun, herkese önemli bir sorumluluk düþmektedir. Allah Kuran’da,
Müslümanlara Yahudiler ve Hýristiyanlar hakkýnda bir emir verir: bu emir
onlarý, „ortak bir kelimede birleþmeye“
çaðýrmaktýr:
„De ki: „Ey Kitap Ehli, bizimle sizin
aranýzda müþterek bir kelimeye gelin.
Allah’tan baþkasýna kulluk etmeyelim,
O’na hiç bir þeyi ortak koþmayalým ve
Allah’ý býrakýp bir kýsmýmýz bir kýsmýmýzý
Rabler edinmeyelim.“ (Ali Ýmran Suresi,
64)
Müslümanlar, Hýristiyanlar ve Yahudiler karþýlýklý sevgi, saygý, barýþ ve hoþgörü çerçevesinde „ortak bir kelime“de
birleþtiklerinde, dünya çok daha farklý
bir yer olacaktýr. Asýrladýr süren çatýþmalar, husumetler, korkular, terör eylemleri
sona erecek ve „ortak bir kelime“ üzerinde sevgi, saygý ve huzura dayalý yeni
bir medeniyet kurulacaktýr.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
STUTTGART‘A YENÝ MÜDÜR
BÖLGESEL HABER
düðünü ifade etti.
Bu baþarý çizgisi’nin yeni müdürü Wolfgang Gerlach ile birlikte devam edeceðine bütün kalbiyle inandýðýný söyleyen Bernhard Jagoda yeni müdüre atama
belgesini verdi. 1974 senesinde Stuttgart Ýþ Dairesinde
pratisyen olarak memuriyete ilk adýmýný atan Wolfgang
Gerlach çeþitli kademelerden geçerek 1997 yýlýnda
Baden-Württemberg Eyalet Ýþ Dairesinde bölüm baþkaný oldu. 27 sene önce pratisyen olarak girdiði daireye þimdi müdür olarak geri dönen Wolfgang Gerlach
resmen 10. Ekim 2001 tarihinde göreve baþladý.
Varujin Hanamirian-Stuttgart
naltý yýlý aþkýn bir hizmet döneminden sonra
Stuttgart Ýþ ve Ýþçi bulma kurumu müdürü
Dr. Heribert Rottencker Nürnbergdeki Federal Ýþ Dairesi Baþkaný Bernhard Jagoda ve Baden-Württemberg Eyalet Ýþ Dairesi Baþkaný Otto-Werner Schade´nin
de katýldýðý bir törenle emekliye ayrýldý. Meslek Eðitim
Merkezinde yapýlan törene Stuttgart Belediye Baþkaný, sosyal, siyasi ve iktisadi hayatýn ileri gelenleri,
yabancý diplomatlar ve basýn
mensuplarý katýldý. Törende
Eyalet Ýþ Dairesi Baþkaný Otto
Werner Schadenin açýlýþ
konuþmasýndan sonra söz
alan Federal Ýþ Dairesi Baþkaný Bernhard Jagoda emekliye sevk edilen müdür Dr.
Heribert Rottenecker’e hizmetlerinden dolayý teþekkür
etti. Hizmet süresi boyunca
Stuttgart Ýþ Dairesini “ kurum”
etiketinden
kurtararak
modern bir merkez haline
getiren Rottenecker’in çalýþmalarýnýn diðerlerine örnek
olmasý
gerektiðini
vurgulayan Jagoda, sýhhi
sebebeler yüzünden erken
Arbeitsamt‘ýn yeni müdürü Wolfgang Gerlach (solda) Eski müdür Dr. Heriemekliliðini isteyen eski
bert Rottenecker (saðda) arkadaþýmýy Varujan Hanamýrýan ýle býrlýkte
müdürün gidiþine çok üzül-
O
YOL PROJESÝ TANITILDI
Stuttgart, Karlsruhe ve
Reutlingen’de uygulanmasýna
baþlatýlan YOL Projesi kapsamýnda Türk gençleri ve aileler
meslek seçimi konusunda
bilgilendirilecekler.
STUTTGART/ Muzaffer Gül
eslek eðitimi ve iþ dünyasýna hazýrlýk konularýnda Türk gençleri ve aileleri
bilgilendirmeye yönelik baþatýlan
YOL projesi, Stuttgart ATA Consult
Þirket Danýþmanlýk ve Hizmet Merkezinde tanýtýldý.
ATA aktif eðitim merkezi
tarafýndan geliþtirilen, Avrupa Birliði Sosyal Fonu, Baden Württemberg Sosyal Bakanlýðý ve Stuttgart
Türk Alman Forum Derneði
tarafýndan finanse edilen proje
çerçevesinde mesleki uygulama
yeri arayan gençler ile aileler
meslek eðitimi, meslek seçimi ve
eðitim imkanlarý konusunda ana
dillerinde ücretsiz olarak danýþmanlýk ve rehberlik hizmetleri
verilecek.
M
Bilgiler, seminerler, iþ baþvurusu tekniklerinin öðretilmesi ve
bilgisayar kurslarý ile desteklenecek.
GERÝLEME YAÞANIYOR
Almanya’daki Türk gençlerinin
BW. Türkiyeli Sanatçýlar Dernekleþme
çalýþmalarýna Baþladý
5 ocak 2002 tarihinde, Stuttgart’da bir
araya gelen sanatçýlar
sorunlarýný tartýþtýlar.
Sadýk Karslý/Stuttgart
ir senedir bir araya
gelip sorunlarýný tartýþan sanatçýlar özellikle
yayýnladýklarý
kitaplarýn
okuyucuya ulaþamadýðýndan yakýndýlar…
Senelik programlarýna
daha çok kitabý çýkýp da
B
tanýnmayan
þair,
öykü
yazarlarýnýn
tanýtýmýna
aðýrlýk vereceklerini
belirten
sanatçýlar
U n e s c o
tarafýndan
bu
yýlýn
N a z i m
Hikmet
yýlý
olmasý
dolayýsýyla Eylül”deki etkinlikler içinde Nazým’ý anma
eðitim baþarý oranlarýnda önceki
yýllara göre gerileme yaþandýðýna
dikkat çeken ATA aktif Eðitim
Merkezi yöneticisi Dr. Ahmet Ertekin Almanya’nýn birleþmesinden
sonra Türk gençlerinde kendi
kültürlerine dönüþ
yaþandýðýný söyledi. Almanya’nýn
uyum politikasýnýn
Türk gençlerinin
yaþadýðý topluma
uyum saðlamalarýna imkan tanýmadýðýný belirtti.
Meslek
eðitimi,
okul baþarýsý gibi
konularda sorunlar derinleþmeden
acil önlemlere ihtiyaç duyulduðunu
söyledi.
YOL proje yöneticisi Þener
Uzuner ise özellikle genç kýzlarýn
olumsuzluklardan daha fazla etkilendiklerini açýkladý. Meslek eðitimi konusunda genç kýzlarýn
g ü n ü
düzenleye-
ceklerini belirttiler.
Sanatçýlar
adýna
konuþan Hasan Savaþ”
tuttgart Efsane düðün salonunda
bir dinleti veren, Onur Akýn, Yusuf
Hayaloðlu ve Yasemin Göksu, dinleyicileriyle güzel saatler geçirdiler. Alýþýk
olduðumuz konserlerin dýþýnda bir
resim çizen sanatçýlar halkla ne kadar
iç içe olduklarýný
bir kez daha
gösterdiler.
Þiirleri
ile
dinleyicileri
büyülen Yusuf
Hayaloðlu’nun
ardýnda güzel
sesiyle dinleyicileri büyüleyen
Yasemin Göksu
ise
geceye
baþka bir renk
kattý. En son
sahnede yerini
alan Onur Akýn
Yaðmur yüreklim Parçasýyla baþladýðý dinletisinde,
dinleyicileri baþka dünyalara götürdü.
Gazetemize açýklamada bulunan
Onur Akýn, “Kitleleri yönlendirenler
ÝKÝ YIL SÜRECEK
2003 yýlý Agustos ayýna kadar
sürecek olan YOL projesi hakkýnda
bilgi veren Dr. Ahmet Ertekin,
Þener Uzuner,Alfred Kaufmann
proje’den yararlanmak isteyenlerin Stuttgart’ta aktif eðitim merkezi ( Tel:0711/6154317), Reutlingen
Türk Eðitim ve Kültür Merkezi
(Tel:07121/ 346839), Karlsruhe
Türk Alman Derneði’nden (Tel:
0721/210-10) gereken bilgileri alabilceklerini açýkladýlar.
olduklarýný söyledi.
Almanya BW. Eyaletinin
çeþitli
þehirlerinden
toplantýya katýlan Hasibe
Sönmez, Yurdagül Kýlýnç,
Hacer Þirin, Sadýk Karslý,
Ahmet Dümrül, Murteza
Yönden, Nihat Gülenler,
Cam Bozak, Mustafa Yalým,
Hasan Savaþ, BedriDemirkol, Yalçýn Yücesoy, Tarkan
Bozkurt, Mehmet Capan ve
Þükrü Kýlýnç bu oluþumdan
çok umutlu olduklarýný ve
bu oluþumu geniþletmek
için ellerinden geleni yapacaklarý düþüncesinde birleþtiklerini belirttiler.
UÞAKLIK BÝZÝM KANIMIZDA
B
ugünlerde Ülke politikasýna baktýðýmýz zaman
“ Gelen gideni aratýyor” sözü biraz gerçek
oluyor. Çok büyük bir ülkeye kimler geldi, kimler
geçti. Lakin su andaki duruma hiç bir zaman düþmedik. Gelenler, Ülke menfaatini düþünmeyip hem
kendi hem de etrafýndaki dalkavuklara hizmet etmektedir. Koskoca Osmanlý hiç kimseye uþaklýk etmedi,
su anda büyük Türk Osmanlýsý disardaki uþaklara
uþaklýk ediyor. Müslüman ülkeler birbirine destek olacaklarýna köstek oluyorlar. Bizlerin kanýnda var herhalde uþaklýk, dalkavukluk. Daha gecen senelerde
balkanlarda olan olaylara seyirci kaldýk. Müslüman’ý
müslümana kýrdýrdýlar. 21. yüzyýla geldik, Ülkenin
diðer komþularý basýna gelenlere bizler hem seyirci
oluyoruz hem de onlarýn basýna gelenleri destekliyoruz. Büyük rüzgarýn daðýlmasý orada bulunan
Türk devletlerine Amerika kendi sahipledi, Ýngilizler,
Fransýzlar, Ýtalyanlar ve almanlar sahiplendi. Fakat
uþaklýk ülke Türkiye sahiplenemedi. Nedendir bilinmez, Afganistan’a saldýrý oluyor bizler sessiz kalýyoruz. Yarin bir gün bizlerin basýna bir þey gelirse,
olacaðý buydu deriz. Geçenlerde Amerika gezisi çok
güzel olmuþ Türkiye için. Ülkenin borcu ( Ýç ve Dýþ)
öyle boyutlara gelmiþ ki, ülkeyi parçalayýp satan
kansýzlar hala diz boyu gel gelelim uþaklýk yapýp ta
kansýzlara, ruhsuzlara, Fýrsat býrakmayalým. Bu Ülke
hepimizin, bizlerin, siz gelecek kuþak yeni gençlerin.
Gelin bu uþaklar ve uþaklýk edenlere dur diyelim ve
gelecek bundan sonra Dalkavuksuz, uþaklýk etmeden özgürce ve ülke menfaatini düþünen 21. yüzyýlýn
gençlerine ihtiyacýmýz vardýr. Bu Ülke hepimizindir.
Çetin Ciloðlu
ÜNÝVERSÝTE SEVÝNCÝ
S
tuttgart Baþkonsolosu
Ahmet Funda
Tezok Uluslararasý
Avrupa-Türkiye
Üniversitesinin
Kuruluþunu destekleyenler onuruna
evinde davet
verdi.
9
“DERÝN NEHÝRLER GÝBÝ AKIYORUZ; MEVSÝMLÝK
ÇIKAN GÜLLER GÝBÝ DEÐÝLÝZ”
S
eðitimlerine devam etmelerini
saðlýyacak alternatifler oluþturulacaðýný, ev ziyaretlerine gidilerek
ailelerin bilgilendirileceðini söyledi.
Türk gençlerini meslek ve iþ
yaþamýna hazýrlayacak yeni projelere, ihtiyaç duyulduðunu belirten .ATA aktif eðitim merkezi
sorumlusu Alfred Kaufmann, Türk
ailelerin çocuklarýnýn eðitimleri
konusunda bilinçlenmeleri gerektiðini söyledi.
ileri tarihte bir dernek çatýsý
altýnda birleþmek ve daha
güzel çalýþmalar yapmak için
toplantýlarýn
aylýk periyotlarla yapacaklarýnýn altýný
çizerek
Türk
sanat ve edebiyatýna hizmet
etmek
istediklerini belirterek , sair
arkadaþlarýn
þiirlerini
bir
araya toparlayarak bu
eserleri bir kitap haline
getirmek
düþüncesinde
[email protected] sayfa
STUTTGART-ATA CONSULT: Stuttgart Baþ-
sanatçýlar, þairler ve edebiyatçýlardýr”
dedi. Akýn, çýkarcýlýktan ziyade dostluða yatýrým yaptýðýný belirterek, orkestrasý ile 10 yýldýr birlikte çalýþtýðýný ve ayný
zamanda Gazeteci olduðunu söyledi.
Sýk sýk kýzý Eylül´den bahseden Onur Akýn
Jasemin Göksu
Onur Akýn ve grubu
çok huzurlu olduðunu söylerken, “ Ben
her yerde Onur Akýn´ým her yerde birim”
dedi.
Türkiye siyasi ortamý ile ilgili görüþ
Bozuk Düzen
Deðerli Okuyucular,
Yazýma baslarken sizlerin ve tüm dünya
insanlarý’nýn yeni yýlýný candan kutlar, 2002
yýlýnýn tüm Dünya insanlarýna hayýrlý olmasýný
barýþ ve kardeþlik yýlý olmasýný dilerim.
Deðerli okuyucular yazýmýn baþlýðýnýn
çok yerin olduðunun kanýsýndayým. Sizlere
bu bozuk düzeni ve onun insanlarý ezerek
ufaltarak dönüp giden çarkýnýn somut
örneklerini vermeye çalýþacaðým.
Nedir bu düzen?
Önceleri aðalar Þýhlar düzeni, simdi ise
sömürü, tefeci düzeni, bürokraside insan
ayýrma düzeni, devlet içinde devletin soyma
düzeni, hortumcu, vurguncu, ihale düzeni ve
bu düzenin getirdikleri çarpýk bir yaþam tarzý
yoksulu daha yoksul zengini daha zengin
yapma düzeni. Ýþte bu düzenin önemli konularý Eðitim daðýlýmý gelir daðýlýmý yerleþim
daðýlýmý , aile planlama çarpýklýðý, saðlýk
daðýlýmý, her neresine baksan dengesizlikler
göz önündedir.
Ülkenin bir avuç insan dolusu kodaman
beyler nüfusun yüzde altmýþýnýn gelirinden
fazla gelir almaktadýr. Köþklerde, yatlarda,
villalar da, kapýlarýnda uþaklarla lüks hayat
yasayan beylerin bizler onun kapýsýndaki
köpek kadar bile olamayýz. Çünkü o köpek
bakýmlýdýr. Doktoru, bakýcýsý var.
Þimdi diðer taraftan milyonlarca insanýn
yaþam biçimine eðilelim.
Kýrsal bölgelerde tarlasý, baðý, bahçesi,
ineði, keçisi olmayan aç kalmamak için
yazýn sýcaðýnda çýrpýnan milyonlarca aileden
sonra büyük kentlerde alt yapýsýz, elektriksiz,
susuz, yýkýk, dökük gecekondularda yasam
mücadelesi veren nüfus sayýsý göz ardý
edilecek bir rakam deðildir. Kýrsal bölgelerde büyük kentlere göç edip gelen ailelerin
dramý daha iç açýcýdýr. Ailenin küçük yasta
çocuklarý ailelerinin geçimine katkýda bulunmak için eðitimden yoksun, çocukluðunu
ayakkabý boyalayarak, su satarak, arabalarýn camlarýný yýkayarak veya küçük bedenleri ile çok aðýr islerde çalýþarak bu düzenin
çarkýnda ezilip gitmektedir. Bu eðitimden
sosyal haktan ve hatta yaþama hakkýndan
mahrum edilmiþ çocuklar ileride karþýmýza
suç islemiþ suca cezaya mahkum edilmiþ
olarak çýkacaklardýr. Bugün günümüzde
açlýk siniri altýnda yasayan insanlarýn saðlýk
sorunlarý ile ölüme terk edilmiþlerdir
çocuðunu hastalanýnca kucaðýna alýp
aðlamaktan baþka çaresi yoktur. Hastanelerde doðum yapmak zorunda kalan zavallý
annelerin hastane masrafý karþýlýðý bebekleri rehin tutulmaktadýr.
Diðer bir taraftan zavallý iþçi-memur ve
emeklilerin ayrý bir çilesi vardýr. 2-3 çocuklu
bir memur aldýðý aylýðý ilk günde kasaba,
bakkala, kiraya, elektriðe ve suya verip 29
gün gelecek aylýðý beklemektedir. Emeklilerin üç beþ kuruþ aylýklarýný almak için
bekledikleri kuyruklarda can vermektedirler. Okumuþ ve memur olmuþ insanlarýmýzýn
çoðu maaþ yetmezliðinden pazarcýlýk,
bulaþýkçýlýk ve temizlik yapmak zorunda
kalmýþlardýr.
Deðerli Okuyucular!
Bu düzenin bozukluðunu bu satýrlarla
izah etmek gayri mümkündür. Simdi burada
yakýn zamanýmýzda ülkenin çeþitli yörelerindeki insanlarýn dramýný somut kanýtlarla sizkonsolosu Ahmet Funda Tezok AvrupaTürkiye üniversitesinin kuruluþu nedeniyle
evinde bir davet verdi. Türk toplumumun
eðitimine yönelik tüm çalýþmalarýn destekleyicisi olduklarýný belirten Tezok’un davetine Stuttgart Baþkonsolosluðu konsolos ve
ataþeleri, Þahinler Holding Baþkaný Kemal
Þahin, Avrupa-Türkiye Üniversitesi Koordi-
belirten Akýn, Türkiye’de var olan bir
patlama süreci yaþandýðýna dikkat
çekerek bu sürenin kesinlikle uzatýlmamasý gerektiðini belirtiyor. köy ve
kent ikilimi yasadýklarýný kaydeden Onur
Akýn “DERIN NEHIRLER GIBI AKIYORUZ;
MEVSIMLIK CIKAN GÜLLER GIBI DEGILIZ”
dedi.
Güzel sesi ile dinleyicilerini hayran
býrakan Yasemin Göksu, yüreði ve sesiyle halkýn içinde olduðunu, kendi
coðrafyasýndaki insanlar ile barýþýk
olduklarýný söyledi.
lere aktaracaðým.
-28 kasým 2001´de ATV´de “ yasamýn
kýyýsýnda”ki programý içinizde izleyenler
vardýr. Urfa’dan, Adýyaman’dan ve diðer
yörelerden hastalarýný ADANA Balcalý
hastanesine tedavi amacý ile getiren zavallý
yoksul insanlarýn durumlarýný gördüðüm an
yüreðimden derin bir sizi koptu. Elindeki
avuncundaki bütün paralarýný hastane ve
doktor masrafý olarak veren insanlarýn
hastane bahçesinde soðukta, yaðmurda
haftalarca orda yatmaktadýrlar.
ATV de bu görüntüleri görenleriniz vardýr.
Parasýzlýktan ne bir otele gidebiliyorlar, nede
birileri onlara yardim elini uzatýyor. Aç periþan bir halde hastalarýný iyileþtirmek için
gelenler kendilerini hastalýða, periþanlýða
terk etmiþtir.
-16 Aralýk 2001´de Ýstanbul da insani
bayram yardýmý daðýtýlýrken 70 yasýnda bir
ninemizin aç kalmamak için bir paket
almaya çalýþýrken ezilmekten zor kurtulmuþtu. Ayni gün bütün TV kanallarýnýn büyük
kentlerdeki zavallý ailelerin çöplüklerde bir
þeyler bulmaya çalýþmalarýný seyredeniniz
olmuþtur.
Gene 7 Ocak´da Istanbul’un bir kösesinde yýkýk dökük gecekondusunda kar giriyor, çaputlarla kar deliklerini týkýyor, lastik
yakarak donmaktan kurtulmaya çalýþan bir
çocuklu aileyi TV Kanal D vermiþtir.
Deðerli Okuyucular!
Bu düzenin pislikleri yazmak ile bitmez.
Ben sadece bir kaç örnek verdim. Bu rezaleti
bu insanlarýn böyle yasamalarýna neyime
lâzým demek insanlýk dýþýdýr. En azýndan bu
düzenin çarkýnýn önün bir kaç tas atalým ve
bir kaç diþlisini kiralým. Caba gösterelim ki
insanlýðýmýzdan þüphe etmeyelim.
Simdi burada çok somut bir insanlýk
örneði veriyorum. 12 Ocak Cumartesi aksam
ATV´de “ ceviz kabuðu” programýnda sayýn
hocamýz Ýlahiyat profesörü Zekeriya Beyaz´in
bir söyleþisini aktarýyorum.” Gecen sene Türkiye den Hacca 120 bin kiþi gitmiþ. Bunlardan ancak 20 bininin Hacca gitme þartlarýný
farzlarýný yerine getirdiðini, diðer yüz binin
ise Hacca gitme haklarýnýn olmadýðýný ve
hatta bunlarýn günah islediklerini söyledi.
Bunun 65 Milyon insanýn karþýsýnda ATV
kanalýnda söyledi. Bende buna yürekten
katýlýyorum. Hocanýn hacca gitme þartlarýnýn
çok yerinde buldum. Komþu yoksul ekmek
bulamazken, kirayý ödeyemezken, ona
yardim etmeyen, ayda bir kez bile evine
et girmeyen bir aileye bir kilo et vermediyse, hasta yatýp doktor ilaç parasý bulamayan insanlara insanlýk elini uzatmýyorsa
Aç doyurup yoksul giydirmiyorsa, öksüze
yetime bakmýyorsa, o kiþilerin hacca gitmeleri sadece bir gösteriþtir.
Ülkesinde o kadar aç periþan, hasta
çaresiz insanlar var iken, onlara yardim
elini uzatmýyorsa sadece hacý desinler diye
hacca gidiyorlarsa bunun Allah nezdinde
de doðru olmayacaðý aþikardýr.
Deðerli Okurlar!
Müsaadenizle yazýmýn sonuna geldim.
Gelecekte daha güzel þeyler yazmaya
çalýþacaðým.
Hepinizi kucaklýyor þimdiden Kurban
bayramýnýzý kutluyorum.
Saygýlarýmla
Mustafa Kaya
nasyonu Sözcüsü Dr. Harun Gümrükçü,
Baden ve Württemberg Koordinasyon Kurullarý Baþkanlarý Dr. Yavuz Dedegil ve Tahsin
Bayar, Türk dernek ve kuruluþ temsilcileri ile
TRT korosu temsilcileri katýldýlar.
Oldukça neþeli geçen davette 25 kiþilik
TRT korosu küçük bir konser verdi. Koronun
þarký ve türkülerine davetliler de eþlik ettiler.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Harry Potter:
Das Buch und der Film
Wörter auftauchen, die es eigentlich nicht
gibt, z.B. „Muggel“. Muggel ist eines dieser
Wörter und bedeutet in der Zaubererwelt „
nicht magische Menschen“. Menschen, die
H
arry Potter, das wohl
bekannteste und beste Buch
unserer Zeit, ist nun auch im Kino
erschienen. „ Harry Potter und der
Stein der Weisen“ ist ein fabelhaftes
Buch. Es ist spannend, lustig und
interessant. Wer einmal angefangen hat, es zu lesen, kann nicht
mehr aufhören und kann auch nicht
abwarten, die anderen 6 Bänder zu
lesen. Insgesamt sind es 7 Bänder.
Sie wurden alle mit unzähligen Preisen ausgezeichnet. 4 der 7 Bänder
sind schon veröffentlicht, die anderen 3 kommen dieses Jahr heraus.
Der Film „ Harry Potter und der
Stein der Weisen“ ist ebenfalls gelungen, doch im Gegensatz zum Buch
eher enttäuschend. Viele Szenen,
die zum Teil auch ( sehr) wichtig
sind, wurden entweder weggelassen oder verändert, nur um den Film
zu verkürzen. Trotz der Verkürzungen dauert der Film 3 Std.. Menschen, die
das Buch zum Film nicht gelesen haben,
haben es schwer, den Film zu verstehen, da
kein Zaubererblut haben und von daher nicht
zaubern können. Er ist trotz der Verkürzungen und Veränderrungen ein spannender
und interessanter Film. Sehr sehenswürdig.
Ist Intelligenz weiblich?
R
enommierte Wissenschaftler haben vor
kurzem
herausgefunden,
dass das X-Chromosomen
eine signifikant höhere
Anzahl an Intelligenzgenen
besitzt als die übrigen Chromosomen. Damit ist die Frau
mit ihren zwei X-Chromosomen dem Mann gegenüber,
der ein X- und ein Y-Chromosomen besitzt, im Vorteil.
Dies wurde in den letzten
Jahren durch zahlreiche Studien weltweit unterstrichen.
Zuletzt veröffentlichte eine
Forschergruppe der Universität Ulm, dass das Risiko
einer mentalen Retardierung
bei den Männern um 30%
höher liegt als bei den Frauen
(Zechner et al. Trends Genetic 2001).
Die auf den X-Chromosomen gelegenen Intelligenzgene sind verantwortlich für
mentale Leistung und Eigenschaften wie hohe Auffassungsgabe, Denkfähigkeit,
geistig-verstandesmäßige
Begabung und die Fähigkeit, ungewohnte Situationen
zu meistern. Folglich könnte
man sagen, dass die Frau
naturgegeben
aufgrund
ihrer bevorzugten Ausstattung an diesen Genen die
Möglichkeit hat, höhere
mentale Leistungen zu
erbringen als der Mann.
Wie sieht es nun aber in
der Praxis aus?
Die überragende Mehrzahl der Führungspositionen
in Politik, Wirtschaft, Wissenschaft und in anderen
Branchen werden durch
Männer eingenommen.
Nobelpreise
wurden
bisher überwiegend an
Männer
vergeben.
Männer haben besser
bezahlte
Jobs
als
Frauen. Dabei gibt es
weltweit mehr Frauen
als Männer, ausgenommen Indien, wo
männliche Nachkommen selektiert werden.
D i e s e s
Ungleichgewicht ist in verschiedenen
Ländern der
Welt, in allen
Kulturen und
seit Jahrhunderten unverändert
zu
beobachten.
Immer noch
gilt in der
Gesellschaft
-und
dazu
gehören auch
Mütter und Lehrerinnen, als
tragende Säulen der Gesellschaft-, dass eine Top-Position nur von Personen geführt
werden kann, der Durchsetzungsvermögen, Wille zur
Macht und Taktierfähigkeiten hat. Eigenschaften, die
also dem Mann zugesprochen werden. Harmoniebedürftigkeit, Ausdauer und
soziales Verhalten gelten in
oberen Rängen als kontraproduktiv, zumal die Person
an der Spitze sich gegen
seine männliche Kollegen
behaupten muß. Haben sich
Frauen an die
Spitze durchgekämpft, so
wird Ihnen nachgesagt, sie
sind vermännlicht, wie z.B.
die „Eiserne Lady“ oder sie
gelten als Alibifrau ihrer gönnenden
männlichen
Kollegen. Die wenigen
„weiblichen Oberhäupter“ in
der Geschichte verbleiben
jedoch um so mehr in unserem Gedächtnis. Erwähnt sei
hier nur Rosa Luxemburg.
Stellt sich also die Frage,
ob die unterschiedlichen
Eigenschaften
der
Geschlechter und dadurch
die ungleiche Verteilung der
Stellung naturgegeben ist.
Und ist die Frau aus Adams
Rippe geschnitzt? Unabhängig davon, ob sie es ist oder
nicht, die Rolle der Frau beinhaltet seit Jahrhunderten
das
Gleiche: Das Versorgen der Kinder,
das Führen des
Haushaltes und
das
Kochen.
Zusätzlich
zu
diesen Aufgaben
gehört meist die
berufliche
Verantwortung, die
die Mehrzahl der
Frauen heutzutage trägt. Eine
Veränderung ist
nicht in Sicht. Diese Doppelbelastung bedingt die Tatsache, dass Frauen im
Allgemeinen mehr Leistung
erbringen
müssen
als
Männer, um die gleiche Position zu erreichen. Hierzu
könnten die Intelligenzgene
auf den X-Chromosomen
den Frauen behilflich sein.
Die Behauptung, dass die
vermehrte Anzahl an Intelligenzgenen auf den X-Chromosomen
zu
höherer
Intelligenz der Frau führt, ist
zu diesem Zeitpunkt wissenschaftlich nicht bewiesen
und bedarf weiterer Untersuchungen.
DEUTSCH
[email protected] sayfa
Unter der Lupe
DEM/Hamburg
Menschenrechtler haben es
zur Zeit nicht leicht. Seit dem 11.
September wird viel über Sicherheit diskutiert und getan, nicht
jedoch oder besser gesagt nicht
mehr über Sicherung der Menschenrechte. In vielen Ländern,
die sich bisher für gleiche Standards für Menschenrechte eingesetzt haben, werden die
bisher heilig geltenden Bürgerechte eingeschränkt, teilweise
bis zur Unkenntlichkeit. In den
meisten Ländern, in denen das
Respektieren der Menschenrechte
bisher nicht groß geschrieben war,
werden auch die restlichen Bruchstücke der Bürgerrechte außer
Kraft gesetzt. Das Spiel wird
gerade herumgekehrt. Es wird so
argumentiert, als sei die Existenz
der Menschenrechte ein Risiko für
die Sicherheit und das Eintreten für
die Einhaltung der Menschrechte
für Sicherheitsorgane suspekt!
Hoffnung geben uns Menschen,
die sich unermüdlich, auch unter
den jetzigen Bedingungen, für die
Verwirklichung und Einhaltung der
Menschenrechte einsetzen. Sie tun
dies vielfach unter Lebensgefahr.
Akin Birdal ist einer von diesen
wenigen Menschen. Der 1948 in
Nigde/Türkei geborene Akin Birdal
ist Vater von zwei Kindern und
vom Beruf Ingenieur für Landwirtschaft. Von 1974 und 1977 war
er als Vorstandsmitglied in der
Landwirtschaftlichen Ingenieurskammer der Türkei tätig und
später unter den Gründern der
landwirtschaftlichen Kooperativen
zu finden. Gleichzeitig war er im
geschäftsführenden Vorstand der
“Volkshäuser” aktiv. Wegen seiner
oppositionellen Haltung wurde er
nach dem Militärputsch vom 12.
September 1980, wie viele andere
Oppositionellen, verhaftet und für
ein Jahr in das berüchtigte
Gefängnis von Mamak in Ankara
gesteckt. Er hat während dieser
Zeit selbst erlebt und gesehen,
wie Menschenrechte missachtet
wurden.
Geprägt von solchen Erfahrungen nahm Akin Birdal 1986 aktiv
an der Gründung des Menschenrechtsvereins (Insan Haklari Dernegi, IHD) in der Türkei teil und
wurde Generalsekretär dieses Vereins. Später, von 1992-1998 wurde
er Vorsitzender des IHD. Seine
Arbeit und sein Einsatz für
Menschrechte fanden über die
Grenzen der Türkei hinaus Anerkennung. Er wurde 1997 zum
stellvertretenden Vorsitzenden der
Internationalen Föderation der
Menschenrechtsvereine.
1998
wurde er mit dem Menschrechtspreis der deutschen Sektion
des Amnesty Internationals (AI)
ausgezeichnet. Er konnte diesen
Preis nicht in Deutschland in Empfang nehmen, da die türkischen
Behörden ihm die Ausreise nach
Deutschland untersagten. Daraufhin reiste eine von AI-Sektionen
mehrerer Länder gebildete Delegation in die Türkei und übergab
Akin Birdal den Preis. Ihm wurde
auch die Ausreise zur Teilnahme
am Internationalen Treffen der
Menschrechtsvereine 1998 in Paris
untersagt, allerdings mit dem
Nebeneffekt, dass alle Delegierten
aufstanden und “ja” sagten, als
der Name von Akin Birdal aufgerufen wurde. Er war wegen
seines uneingeschränkten
und unbeugsamen Einsatzes
für Menschenrechte und für
Frieden bei den politisch-verantwortlichen der Türkei nicht
nur unbeliebt sondern auch
Zielscheibe verleumderischer
Kampagnen geworden, die
von offiziellen Stellen der
Türkei initiiert und unterstützt
wurden. Im Mai 1998 wurde
auf Akin Birdal in seinem Büro
ein Attentat verübt, und er
wurde durch acht Schüsse
schwer verletzt. Wie ein
Wunder überlebte er und
setzte sich allen Angriffen trotztend
weiterhin für Menschenrechte ein.
Heute ist er Ehrenvorsitzender von
IHD. Wegen einer Rede, die er
anlässlich des Weltfriedentages
am 1. September 1999 hielt, wurde
er am 3. September 1999 erneut
verhaftet. Er darf seit dem nicht
im öffentlichen Dienst beschäftigt
werden und seine Grundrechte
auf politische Tätigkeit wurden
massiv eingeschränkt. Im Gefängnis hat er nun gelernt, seine linke
Kampf gegen die Kräfte des Bösen
oder Kampf der Kulturen?
Im Krieg schützen die Lügen die Wahrheit!!!
W. Churcil
er 11. September, hat er den Beginn
des „Kampfes der Kulturen“ eingeläutet? Ist die westliche Demokratie im Kriegszustand mit der islamisch geprägten Welt?
Zumindest macht die These Samuel P. Huntingtons, über den „Clash of civilizations“,die er
1993 erstmals aufgestellt und 1996 verfeinert
hat, seither wieder Furore.
Samuel P. Huntington, 1927 geboren, ist
Professor für Politikwissenschaft an der Harvard Universität. Zugleich agiert er als Berater
des US-Außenministeriums. Im Sommer `93
druckte die Zeitschrift „Foreign Affairs“ seinen
Artikel mit dem Titel „The Clash of civilizations?“, in dem er zu der These gelangt, dass
die größte Gefahr für die kommende Weltpolitik der Konflikt zwischen Gruppen aus unterschiedlichen Zivilisationen sein könnte. Die
grundlegende Ursache von Konflikten nach
dem Ende des Kalten Krieges werde in erster
Linie kulturell bedingt sein. Dieser Artikel löste
damals heftige Diskussionen rund um die Welt
aus, wobei die Reaktionen von Übereinstimmung bis hin zur Empörung reichten.
Huntington schrieb daraufhin in Anlehnung
an seinen Beitrag das Buch „Clash of civilizations“, um seine These genauer zu beleuchten,
zu entfalten und zu vertiefen. Er verzichtete bei
seinem Buchtitel auf das Fragezeichen.
In den letzten Monaten seit dem Massaker in New York erlangte seine These prophetische Wirkung. Was beinhaltet aber seine
These vom Kampf der Kulturen? Huntington
unterscheidet in seinem Buch die folgenden
sieben oder acht Kulturkreise:
die westliche, die konfuzianische, die japanische, die islamische, die hinduistische, die
slawisch-orthodoxe, die lateinamerikanische
und möglicherweise die afrikanische. Kultur
definiert sich nach Huntington sowohl durch
gemeinsame objektive Elemente wie Sprache,
Geschichte, Religion, Gebräuche, Institutionen,
Sitten- wie durch das subjektive Selbstverständnis der Menschen, die in ihr leben.
Er schreibt in seinem Buch, dass zukünftige Herausforderungen nicht ideologischer
oder ökonomischer Natur sein werden, sondern die Auseinandersetzungen der Weltpolitik zwischen den Ländern und Gruppen
mit unterschiedlicher kultureller Zugehörigkeit
stattfinden werden.
Huntington zeichnet ein sehr grobkörniges
Modell. Nun ist es eine Eigenart von groben
Modellen, dass sie Details nicht erfassen und
so eine realitätsnahe, punktuelle Prognose
nicht gestatten. Anhand solcher Modelle ist es
nur möglich einen Handlungsspielraum vorzugeben; alles andere würde zu einem hohen
Wahrscheinlichkeitsgrad zu Falschaussagen
führen. Auf der anderen Seite sind detaillierte
Modelle gerade wegen ihrer Fülle an Informationen, schwer auszuwerten und sehr
D
unübersichtlich.
Eben diese Erkenntnis ist Huntingtons
Beweggrund für die
Darstellung eines
groben Modells,
eines Handlungsrahmens für die
zukünftige Außenpolitik.
In der heraufziehenden Ära seien
Kämpfe zwischen
Kulturen die größte
Gefahr für den Weltfrieden. Anzunehmen, er
meine kriegerische Auseinandersetzungen der
acht Kulturkreise an den Bruchlinien, -aufgrund
kultureller Unterschiede-, würde einem Mißverständnis seiner These entsprechen. Dazu
ein Zitat aus seinem Buch:
„Das durchgängige Charakteristikum der
Welt der Kulturkreise ist ... das Verhältnis zwischen der Macht und Kultur des Westens
und der Macht und Kultur anderer Kreise. In
dem Maße, wie die relative Macht anderer
Kulturkreise zunimmt, schwindet die Anziehungskraft der westlichen Kultur, und nicht
westliche Völker wenden sich...ihrer eigenen,
angestammten Kultur zu“.
Es ist also die Macht, welche die Attraktivität und das Selbstbewußtsein einer Kultur
ausmacht. Weil Huntington den Westen als
die mächtigste Kultur einschätzt, ist es für
ihn zwangsläufig, dass andere Kulturen versuchen, ihre relative Macht gegenüber dem
Westen auszubauen. Dass mächtigere Kulturen, aufgrund ihres größeren Einflusses dabei
eher Erfolg haben werden als weniger mächtige Kulturen, bedarf wohl keiner näheren
Erläuterung.
Hier nehmen nach Huntington der Islam
und China eine vorrangige Stellung innerhalb
der übrigen Kulturkreise ein. China hat seit
den 80`er Jahren konstant hohe ökonomische
Wachstumsraten und einen riesigen Markt. Die
islamische Kultur ist zwar ökonomisch nicht
so prosperierend, hat aber nach Huntington
den anderen Vorteil eines im Vergleich zu
anderen Kulturkreisen riesigen Bevölkerungswachstums, welches einen großen Prozentsatz
von 15-25 jährigen Jugendlichen hervorbringe,
die empfänglich für antiwestlichen Islamismus
sind. Da die Macht und das Selbstbewußtsein
dieser beiden Kreise im Vergleich zum Westen
zunimmt, werden die Wert- und Interessenkonflikte zwischen ihnen zahlreicher und heftiger
. Es wird also deutlich, dass das Machtpotential, welches das Selbstbewußtsein bedingt,
die Voraussetzung für Wert- und Interessenkonflikte darstellt.
Insgesamt ist also festzustellen, dass
Machtinteressen die Ursache für Konflikte zwischen den Kulturen sind und die Kulturinteressen diese dann noch verstärken oder als Basis
10
Hand fürs Schreiben einzusetzen,
da der rechte Arm und die rechte
Hand durch den Anschlag schwer
geschädigt sind.
So heißt das Buch, das seine
Tagesnotizen aus dem Gefängnis
beinhaltet, “Meine linke Hand” (Sol
Elim).
Der heute 54 jährige Akin
Birdal sagt, dass er seinen eigentlichen Beruf “Gartenbauingenieur”
sehr gerne ausgeübt habe und
sich heute noch danach sehne.
So ist sein Leben durch Liebe zu
Menschen und zur Natur geprägt.
Er zahlt dafür einen hohen Preis.
Das ist ihm bewusst und er
weiß, dass das nicht vergebens
ist. Das gibt ihm innere Stärke.
Insbesondere die Türkei braucht
mehr Akin Birdals und noch viel
mehr Menschen, die diese Arbeit
unterstützen. Denn nur dadurch
wird es möglich sein, die Menschrechte zu sichern und die Welt
für alle sicherer zu machen. Dies
ist nach dem 11. September notweniger denn je zuvor.
für Koalitionen dienen.
Erklärt dies nun die Geschehnisse des
11.September?
Sicherlich handelt es sich
um eine Art Kulturkampf -Amerika, der Inbegriff der westlichen Kultur, wurde durch
islamistische Terroristen angegriffen. Um den Beginn des
clash of civilizations handle es
sich laut Huntington aber nicht.
„Der Anschlag war zuvorderst
ein Angriff gemeiner Barbaren
auf die zivilisierte Gesellschaft
der ganzen Welt, gegen die Zivilisation als solche... Es ist wichtig, dass dieses Verbrechen
jetzt eben nicht den Kampf der
Kulturen auslöst...Wir brauchen
eine Koalition, die auch islamische Staaten
umfasst...Wenn diese Staaten diesen Krieg
aussitzen, sich gar mit den Verbrechern solidarisieren, wächst die Gefahr, dass daraus
tatsächlich ein clash of civilizations wird und
nicht bloß ein Kampf der zivilisierten Gesellschaft gegen die Kräfte des Bösen.“ (Huntington in der Wochenzeitung „Die Zeit“).
Ob es sich tatsächlich noch nicht um einen
Kampf der Kulturen handelt, bleibt offen. Hinter
den Kulissen der Politik wird sicherlich über
Strategien diskutiert, wie man in Zukunft gegen
andere aufsteigende Mächte und gleichzeitig
Kulturen bestehen kann.
Zu erwähnen wäre hierbei Silvio Berlusconi,
der von der Überlegenheit des Abendlandes
über den Islam sprach. Oder Otto Schily, der in
einem Interview sagte, dass „Kirchen als Verwalter von Glaubensinhalten nicht immer die
Kraft zu haben scheinen, die geistige Auseinandersetzung mit dem Islam zu bestehen.“
Es wäre außerdem zu diskutieren, ob der 11.
September nicht den Kampf der Kulturen, sondern eher Hans Magnus Enzensbergers These
von der Inhaltlosigkeit der Gewalt widerspiegelt, eine „Reaktionsbildung auf den gegenwärtigen Zustand der Weltgesellschaft“. Bei
dem Kampf gegen fundamentalistische Minderheiten müssen neben einer rein militärischen Terrorismusbekämpfung auch die
gesellschaftlichen und wirtschaftlichen Ursachen des Terrors angegangen werden. Ansonsten wird Daniel Cohn-Bendit recht behalten,
indem er meint, „der radikale Islamismus surft
auf dem Unglück der arabischen Massen wie
einst der Bolschewismus auf dem Unglück des
Proletariats“ (taz).
Die letzten Zeilen Huntingtons 1996 erschienenen Buches, die nach dem 11. September
anders klingen als damals, lauten:
„Im Kampf der Kulturen werden Europa und
Amerika vereint marschieren müssen oder sie
werden getrennt geschlagen. In dem größeren
Kampf, dem globalen „eigentlichen Kampf“
zwischen Zivilisation und Barbarei sind es die
großen Leistungen auf dem Gebiet der Religion, Kunst und Literatur, der Philosophie, Wissenschaft und Technik, der Moral und des
Mitgefühls, die ebenfalls vereint marschieren
müssen, da auch sie sonst getrennt geschlagen werden.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Ýnsanlarýn varlýðý daima
bir iþe yaramalýdýr
KÜLTÜR-SANAT
larý ve sorunlarý dile getirmesi
gerektiðini belirtti.
‘’Halk þiiri yapmanýn zararý yok. Ne diyorlarsa desinler. Ben halký seviyorum. Yani natürel, avam yaþamayý
seviyorum. Kültürüm de bu, sokaktan gelmeyim. Bunu
da inkar etmiyorum. Zamanýnda kolej muadili okudum,
akademi okudum, batý kültürü okudum, Schekspir,
Marks okudum. Yani sonuçta hiçbirþey deðil, hiçbiryere
varamýyorsun. Yani gelip geleceðin nokta bir kara
toprak derler ya. Neticede halkýn denizine”
„Yýllardýr
A
lbümünü kazançtan çok þiirseverlere iyi bir þiir
dinletisi vermek için hazýrladýðýný belirten Yusuf
Hayaloðlu, bazýlarý tarafýndan yapýlan sanatýn halktan
ve gerçek sorunlarý dile getirmekten uzak olduðunu
vurguladý.
Stuttgart’da Onur Akýn ve Yasemin Aksu ile birlikte
bir dinleti vermek için bulunan Yusuf Hayaloðlu gaztemiz Dem’i kendi kimliðine yakýn buluðunu belirtti.
„Artýk bu þiirlerin okuma sýrasý bana geldi”
Þiir yazmanýn zor, okumanýn daha zor olduðunu
söyleyen Hayaloglu, Sanatçýnýn eserlerinde yasanan-
baþta dostum
Ahmet Kaya olmak üzere
birçok
sanatçý arkadaþa besteler verdim. Artýk bu þiirlerin
okuma sýrasý bana geldiðini düþünerek bu iþe baþladým. Þiir yazmak zor ama okumak daha zor. Bu
yüzden titiz ve uzun bir çalýþma sonucu kaseti bitirdik.
Sanatçý her þeyden önce yasadýðý yerin insanlarýnýn
acýlarýný ve haykýrýþlarýný sanatla dile getirmeli ve halktan kopuk olmamalý. Þiirlerimde buna dikkat ediyorum. Kalem ve kaðýdý
eline aldýðýnda zaten
kendiliðinden bunlarý
yapmýþ oluyorsun. Ezilmiþ
halkýn
içinde
olmam bunu görmemi
saðlýyor“ dedi.
”Alevi
benliðimden
gücümü alýyorum”
Alevi
benliðinden
gücünü aldýðýný söyleyen Hayaloðlu “
...inanca deðer veriyorum. Ýnsan olma sýrýný
bulamadým, arýyorum.
Elime, dilime, belime
sahip olmak için caba
gösteriyorum. Ýyiden ve
doðrudan
yanayým.
Bütün
zulümlerin
karþýsýnda,
ezilenin
yanindayim. Bütün insanlarýn iyi olmasý için uðraþýyorum.
Bunlarýn olabilmesi için þiirleriminde islevsel olmasý
gerekiyor. Þiirde insanlara bir seyler vermelidir. Kaybettigimiz deðerler vardýr. Kaybedilen deðerlerin yeniden
BÜYÜK YÜREKLÝLÝK; ÖLÜME OLDUÐU GÝBÝ, IÞIÐA
DA GÖZLERÝNÝ KIRPMADAN BAKABÝLMEKTÝR.
ALBERT CAMUS
bir orak tutar, doðumlarý ve ölümleri düzenler. Ruhlarý
cesetlerden kurtararak büyük ýþýða doðru çeker.Göðün
ünümüzden beþbin yýl önce bir terzi yaþadý. Bu ikinci katýný yöneten Utarit yýldýzýdýr. Utarit, soyluluk
terzi, yüz bin yýllýk bilinç diyalekiðinin oldurduðu dehasýdýr. Bu kata çýkan ruhlar soyluluklarýný kanýtlamýþ
bir düþünceydi. Beþ bin yýldan beri, gök ve yer ölçüleri ruhlardýr. Üçüncü katý Zühre yýldýzý yönetmektedir. Zühre
içinde parlayan bütün ýþýklarda, bu terzinin kývýlcýmý aþk dehasýdýr, elinde aþk aynasýný tutar, birbirlerini
vardýr. Terzi, Mýsýr papirüslerinde Hermes Tut adýný unutan ruhlar aþk aynasýnda birbirlerini bulurlar. Dördüncü kat gök, güneþin egemenliðindedir. Güneþ
güzellik dehasýdýr. Baþarýlý ruhlar ölümsüzlüðe yükselebilmek için böyle bir tüm güzellikten geçerler.
Beþinci katý Merih yönetir. Merih düzenin dehasýdýr.
Elinde düzenin keskin kýlýcýný tutmaktadýr. Altýncý katý
yöneten Müþteri yýldýzýdýr. Müþteri bilimin dehasýdýr
ve elinde büyük gücün asasýný tutmaktadýr. Yedinci
ve son katsa, ölümsüzlüðe kavuþulan büyük aydýnlýk, tümel aklýn tüm sýrrýný saklayan Zuhal yýldýzýnýn
katýdýr. Ruhalarý ölümsüzlüðe götüren, dünya sýnavýnda, iradelerini kullanarak, güçlerine dayanarak,
acý çekerek elde ettikleri aydýnlýk BÝLÝNÇ’tir.
Bu bilice kavuþabilmek için, yükselmeyi istemek
yeter. Yükselen ruh aydýnlýk bilincine dayanarak tüm
güzellik, tüm güç, tüm akýl olacaktýr. Buysa Ölümsüzlüktür. Hermes’in bu öðretisi, Eski Mýsýr’ýn Tep ve
Memphis tapýnaklarýnýn büyük
taþýyor. Yunanlýlar ona Ermis ya
ve kutsal sýrrýdýr. Bu yüzden de
Sarkaç dünyanýn döndüðünü gösteriyor,
da üçkez bilgin anlamýna gelen
hiçbir papirüste yer almamýþtýr.
ama asýlma noktasý sabit kalýyor (çünkü tüm
Trismegiste diyorlar. Yahudilere
Sadece yer altýnda gizlenmiþ bir
noktalarýn ortasýnda duran nokta-geometrik
göre onun adý Honok’tur.
maðranýn duvarlarýna sembonokta- onu göremezsin, boyutlarý yoktur,
Araplar, Hermes-ül-Haramise
lik iþaretlerle kazýnmýþtýr. Böyboyutlarý olmayan birþeyse dönemez) Nokadýyla anmaktadýrlar. Kur-an’a
lelikle sýr ona layýk olandan
tanýn boyutlarý yoksa çevresinde dönemez.
göre o Adem ve Oðlu Þit’ten
baþka, kimsenin eline geçmez.
Öyleyse kendisi bile yoktur.
sonra gelen üçüncü peygamHermes’in büyük sýrrýný öðreber Ýdris’tir.Terzi Hermes’in, kennebilmek için geçirilecek sýnavtalyan yazar Umberto Eco 1932
dinden sonraki bütün düþünsel
lar pek güçlüdür. Aklý ve iradesi
doðumlu.1971 yýlýndan bu yana Boloakýmlara ýþýk tutan düþüncesi
güçsüz olan istekliler, ya yolun
gna Üniversitesi’nde ortaçað, semionoloji
þudur „Ýnsanlar ölümlü tanrýlar
dönülebilecek parçasýndan ters
ve göstergebilim dallarýnda profesörlük
ölümsüz insanlardýr.“ Terzi
düz edip geriye dönerler, ya
yapan yazar 1980 yýlýnda yazdýðý „GÜLÜN
Hermes evrensel düþünü þöyle
korkudan çýldýrýrlar ya da binbir
ADI“ isimli kitabýyla üne kavuþtu. Edebiyat
kuruyor: Kocaman boþluðun en
ürkütücü görünüþ içinde yürekeleºtirisi, tarih ve iletiºim konularýnda, çeþitli
altýnda ölümlülük yeridünya var,
leri durur, bir uçuruma yuvardergilerde makaleleri yayýnlanan Eco bir
en üstünde de ölümsüzlük yeri
lanýr, ölür giderler. Ýstekli
dönem Ýtalyan RAI televizyonunda kültür
Zuhal Yýldýzý... Zuhal Yýldýzý,
baþlangýç olarak Ýzis Tapýnaðýna
programlarý yönetmenliði de yaptý.
evrensel aklýn bütün esrarýný
götürülür.
Tapýnak,
yeraltý
taþýmaktadýr, yedinci ve son
mezarlarýna giden deliklerle
UMBERTO ECO’NUN
kattýr,ölümsüzlüðe orada eriþidoludur. Tapýnaðýn kapýsýnda
Türkçe’ye çevirilen kitaplarý:
lir. Zuhal, parlak bir ýþýk içinÝzis heykeli vardýr. Ýzis oturmuþ
„FOCAULT SARKACI“
dedir. Ruhlar, oradan koparak
dizlerinde kapalý bir kitap vardýr
„GÜLÜN ADI“
dünyaya
doðru
düþmeye
yüzü örtülüdür. Heykelin altýnda
„ORTAÇAÐI DÜÞLEMEK“
baþlarlar. Bu düþüþ bir
þu söz yazar „Yüzümdeki örtüyü
„ÖNCEKÝ GÜNÜN ADASI“
sýnavdýr.Düþüþ, büyük ýþýktan,
hiçbir ölümlü kaldýramadý.“
„YORUM VE AÞIRI YORUM“
inildikçe yavaþ yavaþ koyulaþan
Ýsteklinin geçirdiði sýnav tek
„ANLATI ORMANLARINDA ALTI GEZÝNTÝ“
karanlýða doðrudur. Iþýk ruh,
ruhtan kopan sayýsýz ruhlarýn
“ORTAÇAÐ ESTETÝÐÝNDE SANAT VE GÜZELLÝK”
karanlýk maddedýr. Ruh, kýsa bir
yeryüzünde geçirmekte oldu“SOMON BALIÐIYLA YOLCULUK”
sýnama için yeryüzüne inip
klarý sýnavýn küçük bir örneði“YANLIÞ OKUMALAR”
maddeyle birleþecek, ama
dir. Hermes’e göre, insanca
maddeye boyun eðmeyecektir.
ölümlü olmak da tanrýca ölümÝnsan ruhu tümel ruhun (Tanrý’nýn) Çocuðudur. Sýnavý süz olmak da elimizde... Ufaklýklar, ki büyük çoðunlukkazanamazsa, o ruhta bulunan tümel ýþýk sönecek, ýþýk tur, ya aptal ya da kötüdürler. Aptalsalar, bu gerçek
yalnýz baþýna çýktýðý yere dönerek ruhu karanlýkta býra- karþýsýnda akýllarýný büsbütün yitirirler. Kötüyseler, bu
kacaktýr. Sýnavý kazanan ruhlar yedi kat göðe baþarýyla gerçeði kötüye kullanarak büsbütün kötülük ederler.
yükselip ölümsüzlüðe kavuþurlar, salt gerçeði öðrenir- Gerçeði gizlemekten baþka çýkar bir yol yoktur. BÝLMEK ,
ler. Maddeye boyun eðmeyen baþarýlý ruh ilk basamak BULMAK, SUSMAK gerek.
olarak aya yükselir. Ay, düsünce dehasýdýr, elýnde gümüþ
G
Ý
[email protected] sayfa
tazelenmesi için uðraþýyorum. Yaþamadýðým hiç bir
þeyi yazmýyorum. Ýlhama inanmýyorum. Ýlham yapaydýr.
Hayatýn üzerinde anlatmak daha hakikidir. “damardan
denilen olaylar” derdim sanat yapmak degildir. Sanat
toplum içindir. Herkes seviyor, ona ulaþmak istiyor. Gündelik konuþulan, herkesin anladýðý
dilden kulanýyorum. Ýnsanlarýn arasýnda
sýradan herkes gibiyim. ” Diyor.
”Ýyilik savaþcýsýyým”
15 yasýndan bu yana bir iyilik savascýsý olduðunu kaydeden þair; ”Baþkalarý
içinde savaþtýk. Bizim halkýmýz karþýlýðýný veriyor. Her halk kendisini bulur. Halk buluyor biz
onlara yardým ediyoruz. Hak kavramý için yapýyorum, kendim- allah ve insan için yapýyorum.
Tek tek acýlar halkýmýza mal ediliyor. Herkes hak
ettiðini bulur. Onlar bir gün doðruyu bulacaklardýr. Biz
doðruyu söylerken tutuklanýyorduk”larýný söylüyor.
Yusuf Hayaloðlu’nun misyonu sýradan insanlarý
anlatmaktýr.
”Þiirlerim ile dostluðu, mücadeleyi, duygularý anlatýyorum. Her zaman herþeyin bir gerekçesi vardýr. Yusuf
Hayaloðlu’nun misyonu sýradan insanlarý anlatmaktýr.
Bir mesaj vermek istiyorum. Her eserde bir þey vermek
istiyorum. Sinema olayý gibi bir þey.. bir ses alýp vermek
gibi, duygu vermek istiyorum. Her þiir bir seye yaramalý, insanlarýn varlýðý daima bir iþe yaramalý” diyen
Yusuf Hayaloðlu’na bizde baþarýlarýnýn devamýný diliyoruz.
METE ALP
meteseler
Sevgili DEM Okuyucularý,
2
002 yýlýnda size bir kez daha merhaba demek geldi içimden, hem
de nasýl......
Yeni bin yýlýn ikinci yýlýnda, açlýklarýn,
haksýz savaþlarýn, kýranlarýn, çocuk ölümlerinin, katledilen
doðanýn, kimliksizleþtirilme çabalarýnýn, düþünceyi mahkum
eden diþleri keskin örümceklerin, sanat ve bilim düþmanlarýnýn,
ýrk ayýrýmcýlarýnýn, jenositçilerin, özgürlük düþmanlarýnýn, dini
siyasete alet edenlerin, emeðe düþman olan çýkarcýlarýn, insanlýk düþmanlarýnýn, suikastçýlarýn, yaþanýlasý bir dünyayý yaratma
ve varolan iyiyi yaþatma çabasýnda olan insanlarý yok etmeye
çalýþanlarýn, karanlýðý seven aydýn düþmanlarýnýn inadýna, 2002
yýlýnda, þiirlerimizle, bilinçli emeðimizle, öykülerimizle, eserlerimizle yeni ve aydýnlýk bir dünya yaratma yolunda hepinize bir
kez daha merhaba...
Bu ay size yine ”meteseller”den küçük bir seçki, bir þiir ve
bir portre ile geldim.
Umarým keyifli zamanlar geçiririz birlikte...
2002 yýlýnda hem size, hem DEM çalýþanlarýna, hem de
bize (Türkiye’de yaþayanlara) saðlýk, baþarý ve direnme gücü
diliyorum...
Sevgice kalýn...
Sevdiðim Portreler –2
TATLI BÝR MERAK KÜPÜ
- Neden ?
- Niçin ?
- Nasýl oluyor ?
- Ne zaman ?
- Niye ?
- ........?
-.............?
Özellikle ” Neden ?”
Bir soru makinesi.
O’nu yalnýzca ‘soru makinesi’ yanýyla tanýmadým
elbette.
Ýlk
karþýlaþmamýzda
henüz ilkokul birinci sýnýf
sevimliliði
üzerinden
dökülüyordu sanki. Yalnýzca
siyah önlüðü, beyaz yakasý
eksikti. Diyebilirim ki beni
ilk kez o zaman þaþýrttý. O
denli çocuktu ki, az kalsýn
yanaðýndan
bir makas
alýverecektim. Ya da ne
bileyim, eline çÝkolata, dondurma, þeker tutuþturasým
gelmiþti. Ýçimde ne kadar
sevecenlik varsa hepsini
kendisine çekiyordu ve o
bitip tükenmeyen kýsacýk
sorularýyla ilgimin üzerinden
eksilmesine kesinlikle izin
vermiyordu.
Ayaküstü söyleþimizde,
söyleþimizi ilgiyle izleyen
diðer arkadaþlarým gibi
þaþkýnlýðýmý belki de çok
abartýlý bir biçimde belirtmek
zorunda kaldýðýmý anýmsýyorum. Þunun þurasýnda
aramýzda kaç yaþ vardý ki ?
Kýsa týraþlý, yuvarlak
kafasýna biçimlice yerleþmiþ
iki iri, koyu cin gibi meraklý
gözleri; uysallýk, zeka, çocukluk akan güneþ yanýðý
esmerlikte yüzü; yusyuvarlak
sevimli burnu ilk tanýþtýðýmýz
günün tüm sýcaklýðýyla
henüz belleðimde.
Dünyada yaþýnýn bu
denli altýnda gösteren ve bu
denli sevimli olmayý baþarabilen baþka bir kimse yoktu
sanýrým.
Þimdikinden farklý olarak,
ya utancýndan, ya yeni
tanýþýyor olmamýzdan, ya da
o akýlalmaz ‘terbiyesinden’
olacak, o zaman henüz
‘neden’lemediðini ya da
‘neden’leyemediðini söylemeliyim.
Bu sevimli (keratanýn)
yaþýný öðrenmeme karþýn o
gün baþýný okþamadan
yapamadýðýmý
anýmsýyorum.
Sonunda
arkadaþlýk
sürecini atlayarak dost
olduk. Ýçimde sürekli yaþayan çocuklukla yaþam
koþullarýnýn omuzuma çok
erken yüklediði sorumluluklarýn yarattýðý eriþkin bir
adam olma zorunluluðum,
O’nun kiþiliði ile öylesine
öpüþüyordu ki, arkadaþlýðý
atlayarak dost olmaktan
baþka yolumuz yoktu. Ne
yazýk ki birlikte olabilme
sürecimiz çok sürmedi.
Yaþamýn, koþullarýn
ve
11
toplumsal rüzgarlarýn savurduðu göz gözü görmez kargaþada birbirimizi uzun bir
süre yitirdik. Zaman zaman
haberlerini alýyordum. O’nu
anýmsamak benim için tatlý
bir keyifti...
Bir gün, tanýþtýðýmýz yýllardan bu yana sakladýðý
sevimliliði, meraklý, hep soru
soran bakýþlarý, iri, uzun kirpikli gözleri ile çýkageldi ve
dostluðumuz kaldýðý yerden
hiç ayrý kalmamýþýz gibi yeniden baþladý.
On yýl vardý aramýzda.
Koskoca on yýl. Ama O, bu
on yýlý bir çýrpýda kat etmiþ
görünüyordu. Öðrenme tutkusuyla, iþlek zekasýyla ve
belli ki o bitip tükenmeyen
‘neden’leriyle kat etmiþti bu
on yýlý.
O, sanki bir sessizlik ve
efendilik tanrýsý gibi inivermiþti aramýza. Ses tonuyla,
sorularýyla, sürekli tazelenen
þaþkýnlýklarýyla ve neredeyse
ufak tefek denilecek fiziðiyle
sýmsýcak bir çocuk; dostluðuyla, olgunluðuyla hoþgörüsüyle koskoca bir
adam; belirgin alçak gönüllüðüyle ve ayýrdetmeksizin
herkese gösterdiði saygýsýyla saygýn bir beyefendiydi.
Yine de ben, O’nu sevimli
bir çocuk olarak görme eðilimindeydim.
Hele konuþmasý, çabuk
çabuk baþlayýp, aniden
aðýrlaþan, tane tane ve
kadife yumuþaklýðýyla son
bulan(sonlanan)
konuþmasý.
Kimileyin bu hafiften bas
sesin arasýna yanýk ve
inceden ‘bir þeyler’ karýþýrdý.
O karýþan ‘bir þeyler’i
tanýmlamaya çalýþmak bu
sesi anlatmaya yetecek
kolaylýkta ipuçlarý vermezdi
aslýnda. Ama tekdüze bir
yumuþaklýk alýp götürürdü
sizi. Dinlerdiniz. Sonuna
kadar dinlerdiniz. Gereksinmeniz olan bir ses gibi, tartýþmanýz gereken bir konu
gibi, baþka hiç bir uðraþýnýz
yokmuþ gibi. Ama ister istemez dinlerdiniz. O, davranýþlarýyla ve ses tonuyla
kendini dinletme büyücüsüydü sanki. Bu nedenle, bu
sevimli ve sessiz dostuma
‘kararlý, prensipli’ demeden
önce, ‘yumuþak baþlý-sessiz otorite’ nitelendirmesini
daha çok yakýþtýrmýþtým.
Gerçekten de, en azýndan
bu özelliðiyle kendisini kýsa
zamanda sevdirmiþ, özenilecek ölçüde saydýrmýþtý.
Konuþmasýný
destekleyen sessizce gülmesi de
O’na kaçýnýlmaz bir bilgelik
kazandýrýyordu. Hiç sesli güldüðünü görmediðimizi söyleyebilirim. Doðal yapýsýnda
mý vardý yoksa özellikle çaba
mý gösteriyordu tam bilemeyeceðim ama O, bilgisini, alçak gönüllüðünü ve
efendiliðini gülüþüne kattýðý
sistemli bir mantýkla beslerdi.
Öðrenme açlýðý. Bir
yandan bu yanýný takdir
ederdim. Ama kimileyin deli
ederdi insaný. Her þeyi sormasý bir þey deðildi de,
sorularýný ‘nedenin nedeni’
düzeyineyükseltmesigörülecek þeydi.
‘Neden’lerini öyle bir
mantýk terazisi ile sunuyordu
ki, ister istemez yanýtlamaya
çalýþýyordunuz. Elbette bu
yanýtlama süreci, çýldýrdýðýnýz ana kadar sürerdi.
Çýldýrdýktan sonra(!) ya gülmeye baþlardýnýz, ya da son
‘neden’ fýrtýnasýný saçma
sapan yanýtlarla geçiþtirirdiniz. Ama O’na asla kýzamazdýnýz.
Ben bir kurtuluþ yolu bulmayý baþarmýþtým.
Her ‘neden’ deyiþinde
ben de ona ‘yeden’, her
‘niçin’ dediðinde ben ‘yiçin’,
Her ‘ne demek’ sorusuna
ben ‘ye demek’ diye çocuksu
dille karþý soruyu getiriyordum. Bu tavrýma çok
gülerdi ve yüzünde muzip
bir bozulmayla ‘neden’lerini
toplar giderdi. Ancak bu
yolla
‘neden’lemelerinin
yükünü biraz olsun hafifletmeyi baþarmýþtým.
Oysa bir kitap okuma
delisiydi. O’nu okurken
görmek, olasý ‘neden’
sayýsýnýn
azalacaðý
umudunun yaný sýra, en
azýndan bir süre için
‘neden’lerinden kurtulmanýn
rahatlýðýný ve sevincini
yaþatýrdý bize. Öte yandan,
okuduðu þeylerden ürettiði
yaklaþan yeni ‘neden’ fýrtýnasýna da hazýrlanmak
zorunda býrakýrdý bizi.
En sevdiðim yanlarýndan
biri de, üzerinde aralýksýz
taþýdýðý o çocukça saflýðýyla
takýlmalarýmýza þaþýrmasý ve
þaþkýnlýðýný ifade ediþ biçimiydi. Kendisine yöneltilen bir
espriyi, hepimizi þaþkýnlýða
düþürerek, çoðu kez ilk anda
anlamaz, önce her zamanki
gibi ‘neden’ler, anladýðýnda
da, yüzünü, ”bana da bu
yapýlýr mý?” mimikleriyle öyle
bir süslerdi ki, hemen gönlünü almak zorunda kalýrdýnýz. Baþýný azýcýk yana
doðru devirir, biraz öne
doðru eðer, gözlerini iddialý
bir þekilde üzerinize diker ve
dudaklarýný sýmsýký kapatýp,
büzerek
gerçekleþtirdiði
sessiz protestosunu, hoþgörülü, baðýþlayan ‘büyük
adam’ yanýyla hemencecik
geri alýrdý. Bu son davranýþýnýn olumlu etkilerini
tamamen hissedene kadar
bekler, yine yüzüne yerleþen
rahatlamýþ ve zafer kazanmýþ duygusunu veren
sevimli mimikleriyle aðýr aðýr
günlük uðraþlarýnýn derin-
liðine dalardý.
Görünen en ilginç davranýþý da ellerini kontrol ediþ
þekliydi; bir þeyi alýrken ya
da tutarken, baþ parmaðý,
iþaret parmaðý ve orta parmaðý bir alýcý kuþun pençesi gibi kavramaya yönelir,
kendine özgü o estetik
yumuþaklýðý göz ardý etmeden diðer iki parmaðý avuç
içine doðru katlanýr ve
alacaðý þeyi yumuþakça
kapýverirdi. Verirken ya da
býrakýrken de bu iþlem
tersine iþlerdi. ‘Yumuþak
pençeler’ vereceði ya da
býrakacaðý þeyden kurtulduktan sonra, parmaklar
yavaþça açýlýr, bir vanayý
çevirircesine döner, avuç
içini göstererek bezgince
yanlara düþerdi.
Yaþýnýn üzerinde bir
havaya sahip olmasýnýn en
belirgin biçimleniþi de
yürüme þekliydi denilebilir.
Dayanýlmaz bir yavaþlýk
içinde ayaklarýný sürüyerek
ve aðýr aðýr iki yana sallanarak yürürdü. Bir kere hiç
acele etmezdi. Yürüyüþünü
uzaktan
gözlediðinizde,
neredeyse maratona hazýrlanan koþucularýn aðýrlýk
yapsýn diye ayaklarýna baðladýklarý kurþun plakalarý
görür gibi olurdunuz. Bir
ayaðýn yerden kalkýp ve bir
adým ileri basmak için nasýl
bu denli zorlandýðýna da
þaþýrýp kalýrdýnýz. Koþmak
mý? Bu yürüme serüvenini
yaþadýktan sonra O’na asla
ve asla yakýþtýramayacaðýnýz bir olaðanüstülük
olurdu sanýrým.
Anlatmaya
çalýþtýðým
özelliklerinin yanýna gözü
açýk uyuduðunu da eklersem, bu ‘büyük adam’ýn, bir
‘çocuk yaný’ný da aradan
çýkarmýþ olacaðým. Gerçekten de uyurken küçük bir
bebek gibiydi. Baþ parmaðý
aðzýnda uyuyan çok bebek
görmüþtüm ama orta parmaðýný þakaðýna sýký sýkýya
bastýrarak uyuyan hiç kimse
görmemiþtim. Tam da O’na
yakýþýr bir görüntü oluþturuyordu. Uyurken Odin’in
çocukken uyuyan halini
görür gibi olurdum. Uyanýk
olduðu zamanlarda, kimileyin gelip giden iri gözlerindeki baygýn ve anlamlý
bakýþý, uyurken sürekli izlemek olasýydý.
O, asla vazgeçmediði
prensipleriyle yaþamýn zorluklarýný yenmek için kararlý
bir týrmanýþa yönelmiþ ‘tatlý
bir merak küpü’ydü. Kýrýlmaz, kýzmaz, baðýrmaz,
aðlamaz, yüksek sesle
gülmez,
bir
hoþgörü
sembolü ve soru sorma
þampiyonuydu.
O þimdi bir bilgi sayar
uzmaný.
O þimdi bir yaþam
emekçisi.
O þimdi yine sessiz dünyasýnýn tek efendis
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
roman
ÝBRAM ERDEM
BÝR MEVSÝM
2.
H
er açtýðým kitabýn kapaðýyla
içimdeki karanlýklarýn
bir kapýsý daha açýldý.
Bu da keyifli bir oyundu.
Bu oyuna öylesine
daldým ki, yirmi dört saat içine sýðdýrdýðým kitaplar her gün katlanarak artmaya baþladý. Kitaplar birbirini kovaladýkça bana yol gösteriyorlar,
doðru izi sürmeme ön ayak oluyorlardý.
Uzun bir savaþtan sonra kendimi her okuduðum kitapla, her bilgiyle þiþen bir balon gibi
görüyordum.
Baþýmýn göklere deðdiðini düþünürdüm
çoðu kez. Düþlerimde okuduðum kitaplarý yeniden yazardým. O kitaplar gibi kitaplar okurdum
düþ boyu. Sabah daha büyümüþ olarak kalkardým. Bu beni için için gönendiriyor, sevindiriyordu. Ýnsanlardan ayrýldýðýmý, onlardan baþka
biri olduðumu hissediyordum. Bu çoðu kez
kývanç veriyordu. Anlayamýyordum insanlarýn
nasýl da küçücük olabileceklerini. Sýð sularda
boðulmak için uðraþ verebileceklerini. Ben
onlarýn sýð sularda ölemeyeceklerini biliyordum.
Ama onlar ölecekmiþ gibi ciddi ciddi uðraþ veriyorlardý ve üzülüyorlardý dehþetli. Yara, bere
içindeydiler.
Kendimi bulmam ilk kurtuluþumdu. Ýnsanlardan uzaklaþmaya baþlamam ikinci kurtuluþumdu. Zaman gelecek çok büyük acýlar
çekecektim. Hissediyordum bunu. Ama þu an
aldýrmýyor, dolu dizgin kazandýklarýmý yaþamaya bakýyordum. Yönümü kaybetmiþ bir
denizciydim. Fýrtýnaya býrakmýþtým kendimi. Biliyordum ki o beni bir karaya nasýl olsa çýkaracak.
Bu güven de mutlu ediyor beni. Korkusuzluðuma da þaþýyordum.
Aslýnda korkak birisiydim. Çekingendim,
ürkerdim her þeyden. Adým atamazdým bir türlü.
Ama þimdi Don Kiþot’tan saldýrgandým. Bu da
hoþuma gidiyordu. Kimseyle de tartýþmýyordum
bu yeni yanýmý. Hatta kendimle bile tartýþmaya
girmemeye özen gösteriyordum. Çünkü, sanki
yapma bir benle buluþmuþum da birden bu
sevdiðim ben çekip gidecekmiþ gibi bir iç sezi
duyuyordum. Sonra sonra bu da silindi. Kendimle baþbaþa olduðumu anladým. Bu içimdeki
adam baþka bir yerden gelmemiþti. O içimdeydi benim. Aydýnlandýkça ortaya çýktý. Bunun
sevinci beni daha bir ýþýttý. Gördüklerimin her
gün artmasý sevincimi daha da bir arttýrdý.
Ýnsanlarla konuþmaz, kekeler, kýzarýrdým.
Hele bir kýz arkadaþýmla karþý karþýya kalýnca
bedenimi ter basardý. Kaçýp gitmemek için kendimi güç tutardým.
Derslerde de durumum aynýydý. Dersleri
bilirdim. Tümünü de ezberlerdim. Ama tahtaya
kalkýnca yine dilim tutulur, ter basardý. Bildiðimi
unutur, rezil olurdum. Tüm iyi niyetli öðretmenler üstüme gelir, beni adam etmeye çalýþýr,
onlar geldikçe ben ürker, onlardan da kaçar
hatta onlara kinlenirdim bile. Beni niye sýkýþtýrýyorsunuz, beni kendime býrakýn, diyemezdim.
O anlar bitince derin nefes alýr kurtulduðumu
düþünürdüm. Tüm eðitim yaþantým kýrk dakikalarýn bitmesini istemekle geçti. Bu nedenle çok
çoðunca baþarýsýz oldum. Bu nedenle yýl kaybettim. Bu nedenle dilediðim fakülteye giremedim.
Þimdi konuþmaya baþlayýnca insanlar
benden korkuyordu. Onlarý görüyordum.
Konuþurken kendimi de görüyordum. Eskiden
kendime batar, kanter içinde hiç birþeyi göremezdim. Þimdi her bir þeyi tüm ayrýntýlarýyla
gördüðüm gibi insanlarýn bir cümle sonra ne
söyleyeceklerini de çok iyi biliyordum. Hatta
sevmediðim insanlarla birlikteysem ne söyleyeceklerini hissedip yüzlerine söylüyor, onlarýn
oradan uzaklaþmasýný saðladýðým bile oluyordu. Bu oyun da beni derecesiz keyiflendiriyordu. Hoþ sevmediðim ortamlara genellikle
girmiyordum. Ama öylesi bir ortamda kalmýþsam korkusuzca saldýrýyordum. Bunun için belki
yýllar yýlý susup oturuþumun etkisi vardý. Ama
daha çok okumaktan gelen güç beni öne
çýkarýyor. Ýnsanlarýn beni dinlemesine, bana
hayran hayran bakmasýna neden oluyordu.
Yoksa arsýz birisi deðildim. Hiç de olmadým.
Olacaðýmý da sanmýyorum. Ama bilmek insana
hakkýný aramayý, var olan hakký korumayý hatta
giderek tüm insanlarýn haklarýný korumayý getirmiþti. Bu da insaný daha bir insan yapýyordu.
Üstümdeki perde açýlýp kendim olarak
ortaya çýkýnca insanlar arasý iliþkilerim de rahatladý. Utanýp kaçtýðým kýzlardan yakamý kurtaramýyordum. Herkes benim peþimdeydi. Çok
yakýþýklý biri olduðum için deðil. Çekici biri
olduðumu da sanmýyorum. Ama þimdi onlarýn
gözlerinin içine bakarak konuþuyorum ve ne
düþündüklerini biliyorum. Duymadýklarý sözcükler aðzýmdan teker teker dökülüyor. Bu duru akýþ
en güzel kýzý bile etkiliyor. Aðzýmýn içine baktýklarýný görmek de beni sevindiriyor. Düþüncem
onlarla birlikte olmak, onlarý ayartmak, onlarla
yatmak deðil. Bu noktaya asla gelmedim. Ama
bu güce eriþmenin huzurunu her zaman yaþýyorum. Bu da beni rahatlatýyor. Hatta seçilen
birisi oluveriyor insan. Birden insanlar kendisini
sunuveriyor. Konuþman, güvenin, tavrýn seçilmeni kolaylaþtýrýyor. Seni öne çýkarýyor. Kuþkusuz seçilmiþ olmak da iþime pek gelmiyor.
Beðenmiyorum bu durumu. Çünkü kendimi o
zaman da kobay gibi görüyorum. Seçmek seçilmek deðil önemli olan. Ayný dili konuþan insanlarýn kaynaþýp yücelmesi.
Yaþamýn baþladýðý nokta insanýn kendisini
ayna gibi görebilme gücünü kazandýðý andý.
Biz bunu ya uzun emekler sonucu kazanabiliyoruz ya da yerine baþka þeyler oturtup, kendimizi unutup tükenip gidiyoruz. Tüm toplum
kendi içini ve sonra birbirlerinin içini ayna gibi
göremedikleri için karanlýk düþünceli adamlar
için; iþler iyi gidiyor. Kimse kimseyi ve hatta kendisini tanýmýyor, kimse kimseyi ve hatta kendisini bile göremiyor, iþte bu noktada ipler elinde
olanýn iþine katlý karlar giriyor. Bu katlanarak
çoðalan karlarý tadanlar insanlarýn bilinçlenmesini, kendilerinin bulunmasýný isterler mi, asla.
Ýþte bizim gibi ülkelerde kendiliðinden kurulmuþ
yürüyen kültür birlikleri olmadýðý için, toplama
kültürle de dere geçilmediðinden insanlarda
ayazda beyazla gezmek durumunda kalýyorlar.
Arada bir renk deðiþimi gelirse de vatan millet
için darbe ve vur aydýnlanmacýnýn kafasýna.
Yaþasýn karanlýk.
Ýþte içimdeki fýrtýna durulmadan önümdeki
karanlýk aydýnlandý. Ta uzaklarý görebilecek bir
yeteneðim oluþtu. Ýnsaný da eþyayý da, doðayý
da çok net görebiliyor, her þeyi çok iyi algýlayabiliyordum. Bu, için için bana tatlar vermekle beraber, sýkýntý çektiðim anlar da yok
deðildi. O anlar da genellikle, bir duyguyu,
bir düþünceyi, bir güzelliði bölüþmek istediðim
anlardý. Baþlangýçta dolu dizgin bölüþtüðüm
de oldu. Ama kýsa zamanda anladým ki,
bölüþtüðüm güzellikler bencileyin bölüþtüðüm
insanla yaþanmýyor. O baþka bir þey anlamýþ
benim ortaya sunduðum güzellikten. Hatta
benim anlattýklarýmýn tersi þeyler düþünmüþ.
Onlarý gerçekleþtirebilmek için harekete geçmiþ.
Çünkü bana anladýðýný kanýtlayacak. Bu
anlarda zararlar görmüþüm. Baþlangýçta nedenini anlayamamýþým bu ters tavrýn. Sonra sonra
anlaþýlmadýðýmý anladýðýmda da iþ iþten
geçmiþ. Ben üzülmüþüm. Karþýmdaki sevineceðine üzülmüþ. Giderek de yürüyecek belki
de güzelleþecek dostluk bitip tükenmiþ. Sonra
ne olmuþ, yapayalnýz kalývermiþim. Bu duygu
feodal kültürle yetiþmiþ, birlikte yaþama alýþkanlýðý olanlar için ürkütücü, korkutucu. En azýndan sýkýcý. Ýþte bu durumlarda insanlar en
azýndan aile bireylerine sarýlýrlar. Kendi olmalarýndan çok aileden bir parça olmayý yeðlerler
ve orada kendi varlýklarý erir. Tam bu nokataya geldiðimi gördüðüm gün içimdeki fýrtýnanýn girdaba dönüþtüðü günlerdi.
Üzerinde yaþadýðým dünya nasýl evrenin
bir parçacýðýysa ben de bu evrenin ve bu
küçücük dünyanýn çok küçücük bir parçasýydým. O benim deðildi. Ama ben onundum. Bu
doða bu yuvarlakta beni her yerde koruyabilir,
kendisiyle devindirebilirdi. Kaldý ki, ben doðanýn
tüm renklerini seçip ayýrabilecek, onun anlamýný
tadacak, sevincini yaþayabilecek özü kazanmýþtým.
Öyleyse duramazdým. Bir þeyler yapmalýydým. Yaþadýðým aile ortamý, en çok korkuyu
içime salmýþtý. Ýnsanlardan korkmak, düþmandan korkmak, açlýktan korkmak, hatta
yaþamaktan korkmak… Bu korkularla örgütlenmiþ kültür sahibi insan iþten eve gelgitten
baþkasýný yaþayamaz. Ben kendimi buna
sýðdýramamýþ biri olduðumu çok açýk görüyorum. Bunu kazanmýþým. Bu nedenle yola çýkmalýyým.
Yaþam parayla örgütlenmiþ. Beni alýp yeryüzünün girintilerine, yüksekliklerine, düzlüklerine götürecek sonsuz param yok. Ama içim
bilincim kalkýp çýkmamý emrediyor. Gorki’nin,
London’un, Istýratý’nýn serüvenlerini özlüyorum.
Ama onlar bu yaþamý yetmiþ seksen yýl önceki
dünyada yaþamýþlar. O dünya daha hoþgörülü,
daha temiz bir dünyaydý. Olsun. Bu serüven
ateþi içime düþmüþse, dar sýnýrlar içinde olsa
bile kesinlikle gidilecek. Yoksa gidilecek ateþ
için için içimde yanarken benim düþlerimi de
yakýp tüketecek. Sonra içinde ölüm yoktu ya.
Ölüm olsa ne olacak?
EDEBÝYAT
[email protected] sayfa
KADIN DUYARLIÐI VE ÞÝÝR
-2 ANA OLANIN OÐUL TÜRKÜSÜDÜR
YÜREK ACILARINDAN SÜZÜLÜYOR
Ölümle yargýlanan oðullar için
Önce adýný aldýlar,
Sonra kitaplarýný,
Kopardýlar canýný canýmdan;
Kara zindanlara mý bekleyecektim seni?
Kýr çiçeklerini katmýþtým ninnilerine,
Bulutlarýný daðlarýn,
Kekik,
Yaban nanesi,
Bir tutam çimen...
Bunun için saçlarýn
Hep rüzgar kokardý.
Milyonlarca küçük kuþ
Bir cezbeye tutulmuþ
Dönüyor tatlý tatlý...
Toprak mermer, su mermer,
Mermerdendi denizler
Mermerdendi ovalar...
Soðuktur mermer kadar
Nereye dokunsanýz...
Lahzada sönersiniz,
Mermere dönersiniz
Her nereye konsanýz
Öyle ýssýz ki dünya,
Sahici mermer kadar ;
Mermerden bir rüyaya
Daldý bu yýl insanlar.
(Gayya 1930)
Þüküfe Nihal
Kara, gümrah kirpiklerin kaldýr, gözün
göreyim,
Ver elini, bak aþkýma iþte þahid yüreðim.
GÖK, BULUT VE YAÐMUR
Bulutlarýn arasýndan ýþýk verir ay bize;
Yemin edip aþkýmýza bakýþýrýz göz göze;
Ormanlýkta gönlümüzü birbirine baðlarýz.
Saadetin kemaline doya doya aðlarýz.
Aþk kafirdir, ver elini düþünme gel gidelim.
Ýhsan Raif Haným
Benim için her bir sözün kýymetlidir inciden.
Göz yaþlarýn akýtma gel, odur gönlüm inciden.
Çiçeklerden taç öreyim, küçük, güzel
baþýna;
Tel takýlmaz altýn gibi parýldayan saçýna.
Yaseminle hanýmeli olur gelin askýsý;
O kabarmýþ sineciðin baþým olur baskýsý;
Rüzgar okþar baþýmýzý, güller bizi mest
eder;
Bülbül þakýr, su þarýldar, neþ’e gelir, gam
gider.
Ne varsa alacaklar elbet
Þinasi Tasvir-i Efkar gazetesini çýkardýðý
Dipdiri ne varsa
Hatta milyonlarca gözyaþýndan
Çiçeðe durup bulvarlarda
Çaðdaþ bir gelin yürüyüþünde
Çatlamýþ bir tohumu anýmsatan
Seni kara günden sakýnmadým,
Seni kanrevan sorgulardan,
Zulümden,
Ýþkenceden...
Bin yerde kahrolmuþum;
Yüreðimde bir hançer
Paslý yargýlamalarýn sancýsýnda.
Ay ýþýðý küskün bakar gittin gideli,
Yýldýzlar tek tek döküldü puslu gecelere,
Güneþ bir daha gülümsemedi gündüzlere.
Nar aðacý yasta oðul,
Bahçeler, yollar, gökyüzü...
YAZ ORTASINDA ÜÞÜMEK
Kar durdu
Yaþlý bir köylü yüzüyle
Bezgin ve dinç
Doya doya gülmemiþliðin dinçliði belki bu
Belki hep borçlu olmanýn
Doða gibi anlamlý
Artýk öyle bir yere varmýþ ki
Köylü kentli yaþamda
Doðuma karþý ölüm üretiyor
Uygarlýða
Kar durdu
Bir çocuðun ilk kýmýltýsý gibi
Beklemede býraktý sessizliði
Gün – o hep buruþturup attýðýmýz - gün
Üstüne yarým bir söz
Iþýltýya durdu: sev...
Kar durdu
Ne varsa verecekler elbet
Bir akþam dönüþünde
Ýzi kalmamýþ aðlamalardan
Aydýnlýk bir güne çýkmýþçasýna kapkara
Son bir yaðmurdan akan
Gökte ne varsa buluttan
Feriha Aktan
Aðýdýný kesmiyor
Dallarda kuþlar, saksýda menekþe;
Her þey gün solgunu sensizlikte.
Iþýl Ergin
12
Durdu saatleri kuþkunun
Karýn üstünde yarým bir ayak izi
Bir silik söz: Belki...yarýn
Sennur Sezer
MERMER DÜNYA
-1929 Martýnda Ýstanbul-
GEL GÝDELÝM
Mermer bir saray dünya...
Aðaçlar oya oya
Hep mermerden oyulmuþ...
Gökten mermer kanatlý
Gün kavuþtu, su karardý, beni üzme güzelim;
Boynun büküp düþünme gel, ver elini
gidelim!
Hazýrlayanlar : Þükrü Yýldýz – Ýbram Erdem
- Mete Alp
Sürecek............
SONBAHARDA YAÞAMAK-2
geçivermiþ yaz
4.
artýk sana söylenmeyeceðim kavak
aðacý
soyunuyorsun sen de
küfre duruyor dallarýn
yeþilden/sarýdan gülüþün yok þimdi
bilirsin benim de dilim acý
ama deðmedi tek yapraðýna kötü
sözüm
hiç gördün mü sert sert baktýðýmý
aman kavak aðacý
caným kavak aðacý
soyunma öyle birden
koyup gitme beni
sana muhtacým
kavak aðacý
bana acý
ah sonbahar sonbahar
mevsimim benim
biricik sevincim
Eflatuni bir kurþun yedim...
Kendi kabusumda yaratýðým
Koynumda yýllardýr sakladýðým...
bak gözlerimdeki ýþýða
gittikçe çoðalýyor hüzünlerim
Nerede olduðumu sorma
Nerede kaldýðýmý...
Bilinmeyen cevaplar vereceðim sana
Bilmediðim....
Kendime geldiðimde
Bildiklerim bilmek istemediklerim olacak
Ýstemediklerim var þimdi koynumda
Biri bir yerimden yakalamýþ beni boðmakta
5.
Kiraz dalýna konmadan daha
bir karadutu tatmadan
allanmýþ bir þeftalinin suyunu emmeden
6.
Hýzla kopuyor dalandan yaprak
nerede
ýþýldaklarla arayýp durduðumuz
yaþam /aþk
üstelik
ayvanýn rengini de unuttuk
üzümün þýrasý da pek yavan
silikleþti aðaçlar/yapraklar
oysa
ne çok severdim sarý ýþýnýný güneþin
sararan yapraklar arasýnda
eylül sonbaharýnda
Ýbram Erdem
Kadýn
Duvarlarýnda kaybolduðum bu þehir...
Yalnýzlýða ve çýkmazlýða terkedilmiþ sokaklar,
ýslak kaldýrýmlar... Öylesine masum gözüküyor ki aslýnda gökyüzündeki ay parladýðý
zaman yalnýz ve çýkmaz sokaklarýn kaldýrýmlarýndaki su birikintilerinde... Bir o kadar
suçlu aslýnda kimse farkýnda olmasada.
Üçüncü uykusuna daldýðýnda þehir, karþýki
tepenin ýþýklarý göz kýrpýyordu. Onu gördüm
þehrin sokaklarýndan birinde, aniden.
Kýsacýk saçlarý, yýlgýn bakýþlarýyla kadýnlýktan
o kadar uzak, hatlý vücuduyla bir o kadar
yakýn. Belki korkmamak için belki de mutluluktan olsa gerek bilinmezlik türküleri
çaðýrýyordu... Arka sokaklarda köpek
ulumalarý... Sahilde sevþen iki aþýk... Karanlýkta önünü göremiyor, battýkça batýyordu
çamura. Sonunda bir sigara yaktý, hafif
kadýnsý ama bütünüyle erkek gibi. Sigarasýyla önüne beliren ýþýðý takip etti. Ayyaþlar
çýkmaya baþladý önüne bir bir. Birinden
kurtuldu, ikincisinden... Derken üçüncüsüne
yakalanýverdi. Arka sokaktan köpek ulumalarý geliyordu, sahilden iniltiler... Kurtulmak
için çabaladý çamurlu bedeniyle. Direndi...
Sonunda çýkardý sustalýyý salladý karþýsýndaki. Kan deðdi eline sýcaktan. Karþýsýndaki
ise hemen bitirip iþini kaçýverdi oradan.
Koþtum... Gittim hemen yanýna. Sýzým sýzým
akan kanýn arasýndan seslendi bana: ‘’Gizleyemedim’’ Köpek ulumalarý kesilmiþti,
aþýklarýn iniltileri ise giderek þiddetleniyordu.
Ve o orada... Gizleyemediði kadýn bedeniyle... Sere serpe...
Özcan /Bursa
EFLATUNÎ KURÞUN
Neden olunmasý gereken yerde olmaz ölüm
Mevsimler neden kýþ olur böylesi anlarda
Yüreðin neden terk eder seni acýmasýzca
.....
Hiç mi sevmemiþti
Gözyaþý dökmemiþti...
....
Þükrü Yýldýz
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
TOPLUM
altýnlarýna
ve makyavelcilere
karþý, ahlakýn varlýðýný savunuyordu.
Bir yýkýlmaz deyimleme,
savunma olduðu söylenebilirdi.
Ne deðin az okunur, ne deðin
az düþünülürse düþünülsün,
avucunda sýký sýkýya sakladýðý
insancýl deðerlerle karþý karþýya
kalýnýyordu: siyasal davranýþ
sorununu ortaya koyuyordu
ortaya örneðin. Ya yanýndan
kývrýlýp gitmek, ya da savaþa
giriþmek gerekiyordu: tek kelime
ile, düþünce hayatýný yapan gerilim için kaçýnýlmazdý. Son yýllarda, sessizliðinin bile olumlu
bir yönü vardý; uyumsuzun bu
Descartesçýsý, ahlakýn güvenli
topraðýný býrakýp, uygulamanýn
sonucu belirsiz yollarýna sürüklenmeyi reddediyordu. Farkediyorduk bunu; sessizliði seçtiði
sorunlarýn ne olduðunu da seziyorduk: çünkü ahlak, yalnýz
baþýna ele alýnýrsa, hem devrim
yapýlmasýný gerektirir, hem de
suçlar onu.
Bekliyorduk; beklemek gerekti, bilmek gerekti: sonunda ne
yapar, neye karar verirse versin
Camus kültür alanýmýzýn belli
baþlý
kuvvetlerinden
biri
olmakta, çaðýn ve Fransa’nýn
tarihini
kendince
temsilde
devam edecekti. Ama konuþsa
idi, belki gittiði yolu öðrenecek ve
anlayacaktýk. Herþeyi yapmýþtý
-bütün bir eser- ve her zaman
olduðu gibi, herºey ortada idi.
Kendisi de söylüyordu: “Eserimi
bundan sonra yapacaðým”. Bitti
artýk. Bu ölümün, kendine özgü
bir rezaleti var; insancýl olmayanýn, insanlýk düzenini ortadan
kaldýrmasý bu.
Ýnsanlýk düzeni, bir düzensizliktir henüz; haksýzdýr, geçicidir, ölünür orada, açlýktan
öldürülünür; ne var ki, insanlarca kurulmuþtur, onlarca
ayakta tutulmakta ve savaþý
yapýlmaktadýr. Bu düzende
Camus’nün yaþamasý gerekti;
ilerleyen bu adam, bizim
sorunumuzu ortaya koyuyordu;
kendisi de karþýlýðýný arayan bir
sorundu; bizler için, kendisi için,
düzeni kuran ve reddeden insanlar için uzun bir hayatýn
ortasýnda yaþýyordu; sessizlikten çýkmasý, karar vermesi ve
sonuca baðlamasý önemli idi.
Yaþlanýp ölenler vardýr; hep
ertelenmiþ olup, yaþantýlarýnýn
anlamý, yaþantýnýn anlamý deðiþmeden ölebilecekler vardýr. Ama
bizim gibi kararsýz, þaþkýn olanlar için, en iyilerimizin karanlýk
geçidin sonuna gelmeleri gerekir. Bir yapýtýn nitelikleri ve tarihsel bir anýn koþullarý, çok ender
olarak, bir yazarýn yaþamasýný
bu kadar açýkça gerektirmiþtir.
Camus’yü öldüren kazaya,
rezalettir diyorum; çünkü bu
kaza, insancýl dünyada, en derin
gerekliliklerimizin
uyumsuzluðunu ortaya çýkarýyor. Camus,
yirmi yaþýnda iken, ansýzýn
Albert Camus’nün Ölümü Üzerine
Jean Paul Sartre
A
ltý ay önce, dün bile,
„Ne yapacak?“ diye
soruluyordu. Saygý duymak
gereken karþýtlýklarla yaralanmýþ bir halde, geçici bir süre
için sessizliði seçmiþti. Ama,
aðýr aðýr geçen ve seçtiðine
baðlý kalan ender insanlardan olduðu için, sessizliðin
sonu beklenebilirdi. Bir gün
konuþacaktý. Söyleyecekleri
üzerinde tahminde bulunmak yürekliliðini bile bile
göze alamayacaktýk. Ama,
hepimiz gibi, yeryüzü ile birlikte deðiþtiðini düþünüyorduk: varlýðýnýn canlý kalmasýna
yetiyordu bu.
Dargýndýk; dargýnlýk -hiç
görüþmeyecek bile olsak- bir þey
deðil; olsa olsa, içinde bulunduðumuz dar, küçük dünyada,
birbirimizi gözden kaçýrmadan
ve birlikte yaþamak bir çeþit.
Bu, onu düþünmeme, okuduðu
bir kitap sayfasý ya da gazete
üzerindeki bakýþýný duymama ve
kendi kendime “Ne diyor? Þu
anda ne diyor?” dememe engel
deðildi.
Olaylara ve içinde bulunduðum ruhsal duruma göre,
bazen çok sýkýntýlý, bazen çok acý
olarak yargýladýðým sessizliði; ýsý
ya da ýþýk gibi, her günün niteliði
idi, insancýldý. Kitaplarýnýn -öze-
llikle, belki en güzeli ve en az
anlaþýlaný olan Düþüþ’ün- tanýttýðý düþüncelerinin, yanýnda ya
da karþýsýnda olunuyor, ama her
zaman onlarla birlikte yaþanýyordu. Kültürümüzün belirli bir
serüveni idi bu: dönemleri ve
sonucu bulunmaya çalýþýlan bir
davranýþtý.
Çaðýmýzda
ve
tarih
karþýsýnda yaptýklarý Fransýz
Edebiyatý’nda belki en ilginç olan
uzun ahlakçýlar zincirinin günümüzdeki mirasçýsýný temsil ediyordu. Ýnsatçý, dar ve saf, duygulu
ve sert insancýllýðý, çaðýmýzýn
biçimsiz ve toplu olaylarý ile,
sonucu þüpheli bir savaþa
girmiþti. Ama, bunun yanýnda
da reddetmedeki inatçýlýðý ile,
çaðýmýzýn ortasýnda, gerçeðin
[email protected] sayfa
kapýldýðý, yaþantýsýný altüst eden
bir
hastalýkla,
uyumsuzu
-insanýn budalaca yokluðunubuldu. Alýþtý buna, dayanýlmaz
koþulunu düþündü ve kendisini
kurtardý. Bu iyileþmiþ hasta, beklenmeyen ve dýþarýdan gelen
bir ölümle çiðnendiðine göre,
yalnýz ilk yapýtlarýnýn gerçeði söylediði zannedilebilir. Buna göre
uyumsuzluk, ne kimsenin ona,
ne de onun kimseye sorduðu
sorudur; sessizlik bile denemeyecek, hiçbir þey olmayan bir sessizliktir.
Böyle olduðunu zannetmiyorum. Ýnsancýl olmayan, kendini belli eder etmez insanýn
bir bölümü olur. Durmuþ her
yaþantý, -bu deðin genç bir
adamýnki bile olsa- hem kýrýlan
bir plak, hem de bütün bir
hayattýr. Bu ölümde, onu sevmiþ
olanlar için, dayanýlmaz bir
uyumsuzluk vardýr. Gene de bu
parçalanmýþ yapýtý, bütün bir
yapýt olarak görmeyi öðrenmek
gerekir. Camus’nün insancýllýðýnda, kendisini ansýzýn alýp
götüren ölüme karþý insancýl bir
davranýþ bulunduðu, onurlu
mutluluk araþtýrmasýnýn, ölmenin insanlýk dýþý gerekliliðini içine
aldýðý
ve
zorunlulaþtýrdýðý
ölçüde, bu eserde ve bu eserden
ayrýlamayacak olan yaþantýda,
gelecekteki ölümüne karþý varlýðýnýn her anýný kuþatmak
isteyen bir insanýn saf ve baþarýlý
giriþimini bulacaðýz.
BE MAL- ÞAH SULTAN
E
lbistanýn Nargele
köyünde olan ve
Fransa’nýn Marselya
kentinde yaþayan
bugüne kadar 350
aþkýn bestesi olan Halk
Ozaný Þah Sultan
bugüne kadar ikisi
Türkiye’de ve ikisi de
Avrupa’da olmak üzere
toplam 4 Kaseti çýktý.
BÝLiYORMUYDUNUZ
ILK KISISEL BILGISAYARIN
Ceza Hukukunun
koordinesi ve
„Avrupa Savcýlýðý“
Basýna ayrýlan kartlar seyircilere satýldý!
lerin kaba yaklaþýmlarý da
güzel gösteriye gölge
düþürmüþtür.
Sadýk karslý/stuttgart
Y
C
eza hukukunu koordine
etme ve suçlularý tüm AB
sýnýrlarý içinde takip etme, arama
ve cezalandýrma. Buna baðlý
olarak da bir ülkenin mahkemesinin verdiði bir kararý diðer
tüm ülkelerde uygulama. Özellikle binasyonal evliliklerden doðan
sorunlar bu yolla çözülebilecek,
suçlular sýnýr ötesi takip edilip
cezalandýrýlabilinecek ve deðiþik
ülkelerin mahkemelerinin ayný
konuda farklý karar vermelerinin
önüne
geçilecektir.
Ayrýca
Almanya’nýn teklifine uyularak
„Avrupa Baþsavcýlýklarý“ (Europäische Staatsanwaltschaft) kurulacak ve bunlarýn çalýþmalarý
„Eurojust“ ismi altýnda koordine
edilecektir. Bu kurumun þemsiyesi
altýnda AB üye ülkelerinin
hakimleri, savcýlarý ve polisleri
ortak çalýþacaklardýr. Bu sayede
de Avrupa Polis Teþkilatýnýn
(Europol) önemi artacaktýr. Bu teþkilat „Karma Çalýþma Gruplarý“
oluþturarak terörizme karþý Ýnsan
Ticareti organize eden teþkilatlara
karþý ve Esrar ve Silah mafyasýna
karþý Avrupa çapýnda daha etkili
olabilecektir. Bunun içinde özel bir
polis teþkilatý „Kooperativen Task
Force der Europäischen Polizeichefs“ kurulacaktýr.
Yine Türk iþi organizasyon;
MUCIDI PEROTTO ÖLDÜ
I
lk kisisel bilgisayarin mucidi Italyan Pier Giorgio Perotto, Italya‘nin
Cenova kentinde 71 yasinda öldü.
Italyan Olivetti firmasinda çalisirken ilk PC‘yi 1965‘de icat eden Perotto,
bu bilgisayara, „“programm 101“ adini
vermisti.
Torino‘da 24 Aralik 1930‘da dogan
Perotto, son yillarda zamaninin büyük
bölümünü kitap yazarak geçiriyordu.
ýlmaz Erdogan’ýn
„Cebimde yeni
kelimeler“ adlý tek kiþilik oyunu seyredenler
tarafýndan çok beðenildi! Hýnca hýnc doldurulan
salonda,
seyircilerin oyundan
çok memnun olmasýna
karþýn organizasyonun
bozukluðu yine insanlarý çileden çýkardý!
Salonun
dolu
olmasýna
raðmen
„basýn giriþ kartýný“ bilet
diye 25 euro ya satan ve
çekinmeden basýn için ayarlanmýþ kartlarý daðýtan
yetkililer, seyircileri de istedikleri yerleþtirdiler.
Ýþin en ilginci ise biletleri önceden ayarlanmýþ
insanlarýn yerlerine baþ-
ÝSVEÇ’TE HALK EURO ÝSTÝYOR
A
vrupa para birliðinin dýþýnda kalan
Ýsveç’te halkýn çoðunluðunun ulusal
paranýn yerine euronun kabulünden yana
olduðu bildirildi.
Ýsveç kamuoyu araþtýrma kurumu Zapera
tarafýndan yapýlan bir araþtýrma, Ýsveç halkýnýn
yüzde 65’inin euronun benimsenmesinden
yana olduðunu gösterdi.
Araþtýrmaya göre, euronun benimsenmesine karþý olan Ýsveçlilerin oraný yüzde 23’te
kalýrken, kararsýzlar ise nüfusunun yüzde 12’sini
oluþturuyor.
[email protected]
DEMOKRASÝ DENEN ÞEY !!
KIZMI? GELÝNMÝ? DULMU?
Y
üzyýllar boyu insanlarýn bir idialis
bir oluþum bir düþünce uðruna
canlarýný verdiði kavramlar olmuþtur.
Tarih boyunca halada sürüp gitmekde
Dünya‘nýn var oluþundan bugüne,
milyonlarca insanlar canlarýný verdiði kavramlar.? Nedir bugün
Demokrasi diye baðýranlar ne için baðrýyor? bu mubarek
Dünyada emsali bulunmayan Güzel Kizmý, Gelinmi, Dulmu?
Hangisi?
Ýnsanlarnmýzýn bilerek veya bilmiyerek, haksýzlýða uðradýmý?
Demokrasi diye baðrýyorlar. Sað idolojiden, Sol idolojilere, Demokratýndan, liberalinden, dinlisinden dinsizinden hepsi Demokrasi
diye baðrýyor, Hürriyet diye baðrýyor.
Çalanda Çaldýranda, Yumruk atanda, yumruk yinende,
haksýzlýk yapanda, haksýzlýða uðrayanda illede demokrasi diyor.
Her önüne gelen demokrasi diye baðrýyor. Bu demokrsi denen
zavallýyý her önüne gelen yetki alan kendine göre bir demokrsi
uygulmasý var.
Vah beni , vah beni, vah beni beni !
Nedir bu güzel kýz?
Dünyanýn en büyük elli üç devleti bir araya gelmiþ ismini
tanýmýný yapmadan verdikleri bir isimdir.
Ýnsanlarýn yönetileceði biçim, tanýmý yapýlmadan siyasi üç
ilkeyi belrlemiþlerdir.
1.- Ýnsanlarýn özgür iradeyle kendilerini yönetecek olanlarý
serbest seçimlç seçmeleri.
2.- Siyasi sistemin temel insan haklarýna ve özgürlüklerine
dayanmasý.
3.-Hukukun üstünlüðünün kabul edilmiþ ollmasý
Ýþte bu üç ilkeden birisi yoksa demokrasi denen bu güzel kýz
da yok demektir.
Bu üç temelden biri olmayan siyasal rejmin ve güzel gelinin
bebeðini hamile iken kayýp eder. Artýk hastalýða kaýldýðý içinde
bebek yapamayan gelinide kocasý tarafýndan terk edilir. Ve kalýr
zavallý dul bir kadýn.
1990 Yýlýnda Paris Antlaþmasýna imza koyan Türkiye Cumhuriyeti devletin de bu siyasi temel unsurlarýn hangisi doðru dürüst
uygulanmakda.
T.C. Devleti Yukarýda saydýðýmýz ilkeleri uygulayarak demokratik bir devletmidir? Insan Hak ve özgürlüklerini tam anlamýyla
uyguluyormu?
ANAYASA‘nýn 10. Maddesi gereði tam eþitliði uyguluyormu?
Türkiyede 25 Milyon Aleviyi yok sayan bir devletin siyasetcileri hangi demokrsiden bahsediyor? Bu siyasetciler hala
ayrýmcýlýðý kendileri yapmakda yapmayada devam ediyorlar.
Reisicumhurundan, Baþbakaýna, Bakanlarýna ve Milletvekilleriyle, Devletiyle Hükümetiyle , Meclisiyle......!
YÜRÜTME, YASAMA, YARGISIYLA birlikde
Herkesten vergi toplayarak vatandaþlar içinde yalýnýz Sünni
kesmin ihtiyaclarýna cevap veren devlet 570 Trilyonla devlet
bütçesinden pay alan DÝYANET ÝÞLERÝ BAÞKANLIÐI kime hizmet
ediyor?
Bu devlet laik demokratik devlet olabilirmi?
Olsa olsa Sünni bir devlet biçimidir.
Yeri gelince Alvilerin sýrtýný sývazlayan, siyasetciler, aydýnlar
demokrartlar neredeler acaba? Yazýk çok yazýk þu halinize acýyoruz .
Alevileri hala yok sayýlýyor, Anayasanýn 10. Maddesi Siyasilerce çiðneniyor. Bu siyasiler neye benziyor biliyormusunuz
yalancý bir gencin tatlý sözlerle kandýrdýðý bekaretini yitirmiþ
kýza, Bebeðini kayýp etmiþ güzel geline, kocasý tarfýndan terkedilen zavallý dul bir kadýna benziyor . iþte size demokrasai alýn
kullana bildiðiniz kadar kullanýn.
ANADOLU MÜZÝK GRUBU
¯¯¯
¯¯¯
kalarý oturmuþ ve bunu
þikayet
eden
kiþilere
biletleriniz postada kaybolmuþ yanýtýný vermiþlerdir!
Bu ”yanlýþlýk” düzeltilmesi
oyunun ikinci yarýsýnda
olmuþtur!
Organizasyondaki
daðýnýklýk ve organizatör-
Böblingen
Alevi-Bektaþî
Kültür Merkezi
13. Olaðan
Kongresini
Gerçekleþtirdi
B
ZÜLFÝKAR YALÇINKAYA
13
asarýyla geçen
genel Kurulda
yönetim baþkanlýðýna
tekrar Veli Meraklý
seçildi.
Dügün, Nisan, Sünet ve Ballo´larýnýzda gönlünüzce
eðlenmek için bizi arayýn. Telefonlarýmýz:
Stuttgart, Ýbrahim: 0174-9218621
Mannheim, Mahsun: 0172-9129 979
¯¯¯
Yýlmaz Erdoðan için bir
sözümüz var; Bol bol vurguladýðý „Sizler bizim Patronumuzsunuz“ cümlesine
tek yanýt ”patronunuz sizi
nasýl buralara getirdiyse bir
gün oradan almasýný bilir”
uyarýsý olacaktýr!
200 üyesi olan derneðin salt çoðunluk
olan 103 üye katýlým
sayýsýyla
baþlayan
„Genel Kurul“ basarýyla
bitirildi.
Alevilerin sorunlarý
tartýþýlan
ve
bir
„Cemevi’nin artýk þart
olduðu düþüncesinde
birleþilen konuþmalarda aylýk aidatlarýnda
10 Euero olmasý kararlaþtýrýldý.
Daha çok gençlerden oluþan Yönetim
Kurulunda þu isimler
yer aldý.
Veli Meraklý (Baþkan)
Aydýn Arslan
Engin Eser
Tufan Bektaþ
Gazi Düzgün
Salim Elibol
Ali Ayaþlý
Soner Kaymanlý
T
a
v
e
r
n
e
Timbales
Die kleine gemütliche Musikkneipe
Inh. Ali Osman „Alex“
Reitzensteinstrasse 36, 70190 Stuttgart (Ost) Tel: 0711 262 37 71
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
ÝLAN
www.dem-ajans.de
Sie können das alles bei uns zu angemessenen Preisen geniessen
Als Beigeschmack
bieten wir Ihnen
auch Getränke an!
Preisliste:
Erwachsene 5,-/Std.
Sch+ler 4.-/Std.
Öffnungszeiten:
täglich 9:00 bis 24:00
Ihn.
A. Akgün
Özel telefon
görüþmeleri için
odalarýmýz vardýr
Tel: 0231 98 12 840
Fax: 0231 98 12 84 22 Händy: 0173 270 62 78
BORSIGPLATZ 12, 44145 DORTMUND
[email protected] sayfa
14
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Bebek uyurken gözlerini açarsa
korkmayýn
A
merikalý saðlýk
uzmanlarý
bebeklerin uyurken
gözlerini ara sýra
açmasýnýn genelde
sinir sistemlerini kontrol etme amacý taþýdýðýný belirtiyor. Bu göz
açma sýrasýnda bebeklerin tansiyonu, kalp atýþý
ve vücut ýsýsý ile önemli vücut fonksiyonlarýný
düzenleyen otomatik sinir sistemini kontrol ve
düzenlemeden kaynaklandýðýný kaydetti. Bebeklerin gözlerini açmadan önceki iki dakika ile
açtýktan sonraki 2 dakikanýn incelendiði bebeklerde tüm sistemlerin gözden geçirildiði belirtildi. Doktorlar bu sürecin bebeklerin saðlýklý
geliþmesinin bir göstergesi olduðuna dikkat
çekiyor.
Hamile kadýnlarda Nikotin bandý
kullanabilir
S
igarayý býrakmak
isteyen kiþilerin kullandýðý ve bu konuda
baþarýlý olduðu söylenen,
kola yapýþtýrýlan nikotin
bantlarýn, sigarayý býrakmak isteyen hamile
kadýnlarýnda güvenli
olarak kullanabilecekleri
bildirildi. New York Eyalet Üniversitesi týp fakültesi uzmanlarý yaptýklarý araþtýrmalarda nikotin
bantlarýný kullanmanýn hem anne hem de
karnýndaki bebek açýsýndan güvenli ve sigarayý
býrakmada da etkili olduðunu tesbit ettiklerini
açýkladý. Doktorlar bu konuda uzun vadede
ortaya çýkacak sonuçlar konusunda da araþtýrmalarýný sürdürdüklerini vurguladý.
Ýki kireçlenme
ilacý konusunda
uyarý var
A
merikalý
saðlýk
uzmanlarý Enbrel
ve Remicade adlý iki
kireçlenme iþlacý
verilen hastalarýn doktorlarý
tarafýndan dikkatle izlenmesi
uyarýsýnda
bulundu. Doktorlar bu iki ilacýn bazý hastalarda
az da olsa adelelerde hareket etme yeteneðini
kaybetme ve vücutlarýnýn bazý bölümlerinin
uyuþmasý veya hissetmemesi gibi sorunlar
ortaya çýktýðýný belirterek doktorlarýn sürekli bu
ilaçlarý verdikleri hastalarýn durumlarýný incelemesini öneriyor. Georgetown Üniversitesi Týp
Fakültesi uzmanlarý bazý hastalarda yürüme
sorunlarý bazýlarýnda ise konuþma problemlerininde görüldüðünü kaydediyor.
SAÐLIK-YAÞAM
Enurezis Nocturna
ürolojik ya da nörolojik
hastalýklar gibi).
Enürezis riskini arttýran durumlar:
-Yoðun
psikososyal
sorunlar içinde olan ve
olumsuz çevresel koþullarda yaþayan
çocuklar
-Baba ya da annenin boþanma
ya da ölüm sonucu kaybý da önemli
etkenlerdendir. Özellikle daha öncesinde idrar kontrolünün saðlandýðý
çocuklarda sonradan 5-8 yaþlarý
arasýnda idrar kaçýrma bu nedenle
tekrar baþlayabilmektedir.
-Davranýþsal bozukluklar gösteren
çocuklarda mesane kapasitesinin
(çocuklarda gece iþemesi)
Ý
stemdýþý olan idrar çýkýþýna
enurezis denmektedir. Bu durum
daha çok gece uyku esnasýnda
oluþtuðundan enurezis nocturna adýný
almaktadýr. Ancak bu durumdaki
çocuklarda teþhisin konulabilmesi için
gereken yaþ alt sýnýrý 5 tir.
Yapýlan araþtýrmalara göre 5
yaþýndaki erkek çocuklarda gece iþemelerinin sýklýðý % 7; kýzlarda ayný
yaþta % 3 olarak saptanmýþtýr. Bu
oranlar 10 yaþýnda erkeklerde % 3’e;
kýzlarda % 2’ye düþmektedir. 18 yaþýna
gelen erkeklerde % 1, kýzlarda ise biraz
daha düþük bir yüzdede sürebilmektedir. Bu çocuklarda yaþýtlarýna göre
geliþimsel gecikmeler de saptanmýþtýr.
5 yaþ sonrasýnda tedavisiz kendiliðinden iyileþme oraný % 5-10 arasýnda
bulunmuþtur.
Rahatsýzlýðýn teþhisi için en az 3
ay süre ile haftada en az 2 kez idrar
kaçýrmanýn olmasý ya da toplumsal,
mesleki iþlevsellikte, okul baþarýsýnda
düþmeye ve sorunlara yol açmasý
, kiþinin 5 yaþýndan büyük olmasý
gerekmektedir. Ayrýca idrar kaçýrma
durumu baþka bir ilacýn yan etkisine
baðlý olmamalý, kiþide idrar kaçýrmaya
sebep olabilecek bir hastalýk olmadýðý
tespit edilmelidir ( þeker hastalýðý,
daha sýnýrlý olduðu ve bu durumun
daha sýk gözlendiði saptanmýþtýr.
-Yapýlan çalýþmalara göre ailede
GÜZELIK/KOSMETIK
G
ünlük olarak kullanýlan ve sýk
bulunan bir çok besin ve besin
katký maddesi, uzun yýllardýr güzellik
amacý ile kullanýlmýþtýr. Bu maddelerin genel özelliði asit karakteristiði
taþýmalarýdýr. Ekþimiþ süt, sirke güzel
görünüm için en çok kullanýlmýþ olanlar. Günümüzde eskiden kullanýlmýþ
ve olumlu etkileri gözlenmiþ olan
maddelerin içerdikleri asýl etki eden
güç analiz edilmiþ ve belirlenmiþtir.
Bu kimyasal ajanlar 3 gurupta farklý
gurupta kullanýlmaktadýr; yüzeyel peeling (soyma), orta derinlikte peeling ve
derin peeling.
Yüzeyel peeling için AHA (alphahydroxy Acid) ürünleri, baþta glikolik
asit olmak üzere kullanýlýr. Cildin en
dýþ katmanýný etkiler ve ciltte belirgin
bir güzellik, parlaklýk ve canlýlýk oluþturur. Yüzeyel peeling amacý ile % 10
dan daha düþük konsantrasyondaki
ürün evde tariflere göre 2-3 hafta
kullanýlýr. Daha sonra güzellik mer-
kezindeki cilt uzmanýna
gidilir. Uzman her seansta konsantrasyonunu
yükselttiði AHA uygular
ve takip eder. Seanslar 1 - 3 hafta
ara ile olabilir. Uygulama sonrasýnda
hemen kiþi günlük yaþamýna katýlabilir. Uzamanýn vereceði tarife göre
evde de % 10 veya daha düþük deðerdeki AHA lý ürün uygulamasý sürer.
Orta Derinlikte Peeling
Genelde ciltteki yaþlanmaya baðlý
olarak görülen etkilerin ve güneþin
cilt üzerinde oluþturduðu istenmeyen
etkilerin ortadan kaldýrýlmasýnda çok
iyi sonuçlar saðlar. Yüzeyel peeling’te
kullanýlan ajanlarýn özel bir protokol ile
uygulanmasý ile yapýlýr. Ciltteki bu orta
derinlikteki soyma iþlemi sonrasýnda
cilt genellikle 3 gün gibi kýsa bir sürede
iyileþir. Bu tip soyma iþleminden sonra
ciltte kýrmýzýlýk oluþur ve bu kýzarma
zaman içerisinde hýzla normale döner.
Bu süre içerisinde makyaj ile bu kýrmýzýlýðý kapatmak kolayca yapýlabilir.
Sonuçlarý çarpýcý bir yöntemdir. Mut-
anne, baba ve diðer akrabalarýn
geçmiþ yaþantýlarýnda bu sorun var
ise, çocuklarda da enürezis riski 5-7
kat artmaktadýr.
Çocukta gece iþemeleri varlýðýnda
yapýlmasý gereken incelemeler:
Öncelikle idrar yollarýnda mikrobik
bir durum varlýðý, basit bir idrar tahlili
ile araþtýrýlabilir. Bu duruma idrar yollarýnýn özelliði nedeniyle daha çok kýz
çocuklarýnda rastlanmaktadýr. Daha
nadiren rastlansa da idrar yollarýndaki yapýsal kusurlar varlýðý radyolojik
incelemeler ile belirlenebilir. Nörolojik
muayene ve þeker hastalýðý varlýðý
açýsýndan kan þeker düzeyi araþtýrýlmalýdýr.
Tedavi:
Ýlaç
tedavisi
yanýnda
uygulanabilen psikoterapi, özellikle
davranýþsal sorunlar yaþayanlarda
etkili olmaktadýr. Bu
özellikle sonradan
baþlayan
idrar
kaçýrmalarýnda
gereklidir. Diðer bir
yöntem ise, ýslanmaya duyarlý nesnelerle döþenmiþ
olan özel donanýmlý
bir yataðýn , ýslanma
ile ikaz edici bir ses çýkarmasýna ve
kiþinin bu durumu zaman içinde öðrenebilmesine dayanan bir sistemdir.
laka cilt uzmaný (doktor) tarafýndan
uygulanmalýdýr. Ciltte skatris oluþumuna neden olabilir. Eðer hekim
kontrolunda iseniz olumsuzluklarýn
görülem þansý çok azdýr.
Derin Peeling
Cildin daha derinlemesine soyulmasýnda TCA ve fenol gibi kimyasal
maddeler kullanýlýr. Akne skarlarý ve
derin güneþ etkilerinin tedavisi amacý
ile cilt uzmanlarý (doktor) tarafýndan
ancak uygulanabilen bir yöntemdir.
Kimyasal maddelerin cilde uygulanmasý kýsa süreli bir sýkýntý yaratýr. Uygulama sonra ciltteki renk deðiþiklikleri ve
þiþlikler nedeni ile 1 - 2 hafta iþ ortamý
gibi ortamlara girmek önerilmez. Bu
süre sonunda eski cilt hücreleri tamamen dökülür ve yerini yeni hücrelere
býrakýr. Çok daha genç ve taze bir
cilt görünümü kazanýlýr. Uygulama
sonrasýnda nedbe dokusu oluþabilmektedir. Mutlaka doktor tarafýndan
uygulanmalý ve takip edilmelidir. Cerrahi bir giriþim olmadan yüzde gerilme
ve kýrýþýklarýn gitmesi saðlar.
[email protected] sayfa
saðlýðýnýz
Dr. Med FAHRETTÝN ADSAY
Depresyon hastalýðý
H
er ne kadar uzmanlýk alaným olan dahiliye uzmanlýðýn dýþýnda da olsa depresyon hastalýðý çok yaygýn
ve dahiliye ve diðer ev doktorlarý tarafýndan sýk sýk tedavi
edilen bir hastalýktýr.
Ev doktorlarýna giden hastalarýnýn yaklaþýk % 20 si
depresyonlu hastalardýr.
Bir Dahiliyci olarak bu hastalýðý yazmanýn en önemli
sebebi þudur: Çoðu depresyonlu hastayý bir sinir hastalýktýr. (Nöroloji) uzmanýna gitmeyi tavsiye ettiðimizde, hasta
”Ben deli deðilimki deliler doktoruna gideyim,, gibi itirazlarla karþýlaþýyoruz. Burada yapmak istediðimiz, hastayý
bir uzman meslektaþa göndermektir. Fakat çoðu hastalar
itirazlarýnda hastalýðý kabullenmeme ve kötüsü ise ”Akýl“
ve ya ”Deli,, denen hastalýðý yadýrgamasýda ve isani bir
anlayýþ gösterememesi dir. Ýþin vahim tarafýda budur,
çünkü sözüm ona ”Deli“ veya Akýl hastalýðýna kapýlan bir
insan her halukarda bir þeker ve ........... gibi bir hastalýktýr.
Ne az nede kötü bir hastalýktýr.
Adý geçen depresyon ”delilik” gibi hastalýklara yakalanan bir insana anlayýþ göstermemek, hör görmek, alay
etmek, dýþlamak – en aðýr insanlýk suçlarýndan birisidir.
Hangi toplum ve cemaat olursa olsun böyle insanlara
anlayýþ göstermeyenler cahilliklerini ve geri kalmýþlýklarýný
sergiliyorlar. Çünkü hangi din olursa olsun, hangi cemaat
veya insan (birey) olursa olsun kendisiyle beraber yaþýyan
insanlara anlayýþ göstermek, gerekirse yardým etmekle
yükümlüdür. Aksi takdir de insancýl ve medeni bir toplumun bireyi oldugunu iddia edemez.
Depresyon hastalýðýnýn belirtileri:
Depresyonun en belirgin belirtisi moral bozukluðu,
neþesizlik, ilgisizlik genel yorgunluk (yani sebebi belli olmayan halsizlik. Bu adý geçen belirtiler görülür. En azýndan
ikisinin en az iki hafta sürmesi gerekiyor ki o zaman
Depresyon –episoden – denilir. Depresiyonun diðer belirtileri unutkanlýk, konyentrasyon bozukluðu, iþtah azalmasý
þahsýn kendisine güveninin azalmasý, uykusuzluk, özellikle
sabah erken moral bozukluðun akþama doðru azalmasý
yine tedavi ye gelince:
Hastaya anlayýþ ve ilgi gösterilerek konuþma tedavisinin uygulanmasý. Eðer bu yöntemler yetmiyorsa ilaçlarýn
verilmesi çoðu durumlarda kaçýnýlmaz oluyor. Genellikle
depresyona karþý verilen ilaçlarýn çok yan tesirleri vardýr, ilaç
tesirini geç gösterebilir, hasta ilaçlarýný almakta ihmal eder
veya hastalýk gereði almaz. Bu durumlarda aile fertlerinin
yardýmý, anlayýþý ve ilgisi çok önemlidir. Hasta ilaçlarýnýn
yan tesirini kaldýramýyorsa mutlaka doktoruyla konuþmasý
ve ilaçlarýný uzun bir süre almasý tavsiye edilir. Ýlaçlarýný
býrakacaksa önce doktoruyla konuþmasý ve hasta genellikle ev doktorunun dýþýnda bir sinir ve ruh hastalýklarý
uzmanýnýn kontrolünde tedavi görmelidir.
Kýzgýn ve sinirli kiþilerde stroke riski
yüksek
A
merikalý araþtýrmacýlar yapý olarak
sinirli ve kýzgýn kiþiliði bulunan þahýslarda stroke diye
bilinen beyin kanama riskinin yüksek olduðunu
belirledi. Doktorlar bu tür kiþilðe sahip olan
hastalarda HDL diye bilinen iyi kolestrol düzeyinin düþük olmasýna kötü kolestrolun yükselmesine ve tansiyonu artmasýna neden olduðuna
dikkat çekiyor. Doktorlar siniendiði zaman inzsanlarýn salgýladýðý adrenalin gibi hormonlarýn
kan damarlarýna zarar verdiðini de ileri sürdü.
Kýþýn grip deðil soðuk hava ölümlere
neden
K
ýþ
aylarýnda
görülen
ölüm
olaylarýndaki artýþa
grip ve
soðuk
algýnlýðýnýn deðil daha çok soðuk havanýn
neden olduðunu son bir araþtýrma ortaya
koydu. Doktorlar genelde soðuk havanýn
yaþlýlarda beyin kanamasý ve solunum yollarý
rahatsýzlýklarýna neden olduðunu ileri sürdü.
Uzmanlar yaþýlýlarýn soðuk ve sýcak farkýna
tahammül edemediklerini vücut ýsýlarýný gençler
kadar kolaylýkla soðuða karþý ayarlayamadýklarýný belirtiyor. Doktorlar bu ndenele
soðuk havaya çýkan yaþlýlarýn sýký þekilde giyinmelerini bir yerde beklerken otobüz duraðý gibi
kapalý rüzgardan korunan yerleri seçmelerini
tavsiye ediyor.
Nikotin kan damarlarýna zarar veriyor
A
merikalý saðlýk uzmanlarý yaptýklarý yeni
bir araþtýrmada nikotinin kalp krizlerine
neden olabilecek boyutta kan damarlarýna
zarar verdiðini ortaya koydu. Doktorlar burundan sprey halinde veya sigara içilerek alýnan
nikotinin kan damarlarý içindeki kan akýþýný
yavaþlattýðýný ve damarlarýn içinde bazý týkanmalara neden olduðunu ileri sürüyor.
15
Sigara cazibeyi
katlediyor
S
igaranýn
sadece
saðlýk üzerinde deðil,
kadýnsý ve erkeksi cazibe
üzerinde de olumsuz etkileri
olduðu bildiriliyor. Dünya
Saðlýk Örgütü’nün „Pasif içicilikle ilgili sýk sorulan sorular“
isimli broþüründe sigaranýn
saðlýk üzerine olumsuz etkilerine yer verildi.
Broþürde yer alan bilgilere göre, tütün yaþamý tehdit
eden birbirinden farklý 45
tane hastalýða neden oluyor
ve bunlarýn çoðu sigara
içmeyi býrakmakla ve/veya
sigaralý ortamlardan uzaklaþmakla önleniyor.
Ancak sigara, içenleri
sadece saðlýk açýsýndan
deðil fiziksel görünüm açýsýndan da olumsuz etkiliyor.
Sigara içenler, yabancý olduklarý ya da kendilerini
güvende
hissetmedikleri
ortamlarda kendilerini güçlü
göstermek için sigara yaktýklarýný ifade ediyorlar.
Bu þekilde farklý bir imaj
çizilmeye çalýþýlsa da bu
davranýþýn altýnda güvensiz,
sinirli, huzursuz bir ruh hali
yatýyor. Sigara içme davranýþý
izlendiðinde kiþinin kendi ile
barýþýk ve sakin yüz hatlarýnýn
deðiþtiði, komik ve asabi bir
hale dönüþtüðü görülüyor.
Sigara içenlerde sigara
içme sýrasýndaki mimiklere
baðlý olarak aðýz çevresi ve
alýnda iki kas arasýnda
„sigara izleri“ denilen derin
çizgiler de oluþuyor. Bu
nedenlerle sigara içme
görüntüsü, kadýnsý ya da
erkeksi cazibeyi yok ediyor.
AKUPUNKTUR NEDÝR?
Latince
”iðne
batýrmak”
13(akus: iðne, punktura: batýrmak
) anlamýna gelen Akupunktur
(Chen-Chiu), vücudun belli noktalarýna iðneler batýrarak yapýlan bir
tedavi metodudur.
AKUPUNKTUR’UN
TARÝHÇESÝ:
G
eleneksel Çin Týbbý’nýn
önemli bir bölümünü
oluþturan Akupunktur ve Moksibasyon doðu’da 5 bin yýldýr uygulanmaktadýr.
Taþ Devri’nde bian denen taþ
iðneler ve Maden Devri’nde çeþitli
madenlerden dökme iðneler kullanýlmýþtýr. Günümüzde geliþen
teknoloji ile birlikte altýn, gümüþ,
çelik iðneler veya laser ýþýný kullanýlmaktadýr.
Moksibasyon, moksa bitkisinin
yakýlarak vücudun belli noktalarýnýn ýsýtýlmasý þeklindeki tedavi
metodudur. Özellikle Çin’in soðuk
kuzey bölgelerinde, ýsýnan vücut
bölgelerinde bazý aðrýlarýn azaldýðý
fark edilmiþtir. Böylece Isýtma ve
dolaþýmý arttýrma etkilerinden
yararlanmak için kullanýlan moksibasyon, akupunkturun yanýnda
yerini almýþtýr.
Çin’deki ilk yazýlý týp klasiði olan
Huangdi Neijing (The Canon of
Medicine: Týbbýn Genel Kurallarý)
M.Ö. 500-300 yýllarý arasýnda
tamamlanmýþtýr ve o döneme
kadar geçen süredeki týbbi deneyimler ve teorik bilgiler bir özet
halinde sunulmuþtur. Ýki bölümden oluþan bu kitapta, akupunktur noktalarý ve iðneleme teknikleri
ile birlikte Geleneksel Çin Týbbý’nýn
temel teorileri olan yin-yang, beþ
element, zang-fu organlar, meridyenler, qi (yaþam enerjisi) ve kan,
çeþitli hastalýklarýn etyoloji, patoloji, teþhis ve tedavi metotlarý
anlatýlmaktadýr.
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Masal
HOLLE KADIN
D
ul bir kadýnýn
iki kýzý varmýþ.
Biri güzel, hem de
çalýþkanmýþ. Öteki ise
hem çirkin, hem de
tembelmiþ;ama kendi
öz kýzý olduðu için
kadýn bunu daha çok
severmiþ. Evde her iþi
güzel kýza gördürürmüþ. Zavallý kýzcaðýz
her gün sokakta bir
kuyunun baþýnda bez dokurmuþ. Hemde
o kadar çok çalýþýrmýþ ki, parmaklarýndan
kan fýþkýrýrmýþ. Günün birinde iplik sardýðý makara kan içinde kalmýþ. Bunun
üzerine kýz kuyuya eðilerek makarayý
yýkamak istemiþ. Fakat makara elinden kayýp kuyuya düþmüþ. Kýzcaðýz
aðlaya aðlaya üvey annesine koþmuþ.
Baþýna gelen kazayý anlatmýþ. Kadýn
çocuðu adamakýllý azarlamýþ, sonrada
çocuða hiç acýmadan:- Makarayý
kuyuya nasýl düþürdünse öyle alýp getireceksin. Sonra karýþmam ha... diye
baðýrmýþ.
Bunun üzerine kýz kuyunun baþýna
dönmüþ ama ne yapacaðýný bilmiyormuþ.
Makarayý almak için „ne olursa olsun“ diye
kuyuya atlamýþ. Atlamýþ ama aklý baþýnda
deðilmiþ. Az sonra uyandýðýnda, kendini
güzel bir çayýrlýkta bulmuþ.
Güneþ parýldýyor, çevrede binlerce çiçek
görünüyormuþ. Yolda karþýsýna bir fýrýn
çýkmýþ. Fýrýnýn içi ekmekle doluymuþ. Ekmek
kýza seslsnmiþ:
-Ne olursun beni
fýrýndan çýkar, beni
fýrýndan çýkar; yoksa
yanacaðým, çoktan
piþtim ben...
kýz
fýrýna
yaklaþmýþ, ekmeklerin hepsini kürekle
birer nirer dýþarý çýkarmýþ. Sonra yoluna
gitmiþ. Karþýsýna bir
aðaç çýkmýþ; aðacýn
üzerinde pýtrak gibi
elmalar sallanýyormuþ, aðaç kýza seslenmiþ: -Beni silkele...
Biz elmalar hep olduk!.. Kýz aðacýn üzerinde hiç elma kalmayýncaya kadar silkelemiþ. Elmalarý bir araya toplayarak koca bir
yýðýn yapmýþ, sonra yine koyulmuþ.
Sonunda küçük bir eve varmýþ. Penceresinden bir kocakarý bakýyormuþ. Kadýnýn diþleri pek iriymiþ. Bunlarý görünce kýzýn içine
korku girmiþ. Oradan kaçmak istemiþ. Fakat
yaþlý kadýn arkasýndan seslenmiþ: -Sevgili
çocuk neden korkuyorsun? Gel burada kal;
evin bütün iþlerini güzelce yaparsan sana
bir kötülüðüm dokunmaz. En çok dikkat edeceðin þey yataðýmý güzel düzeltmek, iyice
silkelemektir. Bunu yapýnca yataðýn içindeki
kuþ tüyleri uçar. Ýþte o zaman yeryüzüne kar
yaðar. Benim adým Holle
Kadýn’dýr. Kocakarý böyle
tatlý tatlý konuþunca kýzýn
içi ferahlamýþ; orada kalmaya karar vermiþ. Ýçeri
girerek iþine baþlamýþ. Evin
her iþini seve seve yapýyormuþ, yataðý her zaman o
kadar güçlü silkeliyormuþ
ki, tüyler kar parçalarý gibi
uçuyorlarmýþ. Bu yüzden
kadýnýn evinde rahat bir yaþam geçiriyor,
kötü söz iþitmiyor, her gün kýzartmalar, kebaplar yiyormuþ.küçük kýz uzun zaman Holle
Kadýn’ýn yanýnda kalmýþ; fakat içinde hep bir
üzüntü duyuyor, bunun nedenini kendisi de
bilmiyormuþ.sonunda bunun farkýna varmýþ;
yurdunu özlemiþmiþ. Her ne kadar buradaki
BOYA BENÝ
yaþamý kendi evinden daha iyi geçiyormuþsa
da, o yine evine dönmek istiyormuþ. Bir gün
dayanamamýþ, kocakarý’ya demiþki:
-Evimi çok göreceðim geldi. Bu ayrýlýk
acýsýna dayanamýyorum. Burada, yerin
altýnda geçen yaþamým çok iyi ama
artýk daha fazla kalamayacaðým. Yine
yukarýya dönmek istiyorum. Holle
Kadýn:
-Evine dönmek isteyiþin hoþuma
gitti. Bugüne kadar bana çok iyi hizmet
ettiðin için, seni ben kendi elimle yukarý
çýkaracaðým demiþ.
Kýzý elinden tutmuþ; büyük bir
kapýya doðru götürmüþ. Kapý açýlmýþ.
Kýz tam kapýnýn altýna geldiði zaman
güçlü bir altýn yaðmuru baþlamýþ.
Durduðu yerle annesinin evi arasýnda çok
az aralýk varmýþ.Kýz evin bahçesine girdiði
zaman horoz kuyunun
üzerine çýkmýþ, ötmeye
baþlamýþ.
-Ö ö ö rö ö, altýndan
küçük bayanýmýz geldi!
Kýz
eve
girmiþ,
annesinin yanýna gitmiþ.
Her yaný altýnla kaplý
olduðu için kendisini
hem annesi, hem üvey
kýz kardeþi güleryüzle
karþýlamýþlar.
Kýz baþýna gelenleri bir bir anlatmýþ.
Annesi, bu altýnlarýn nasýl elde edildiðini
öðrenince çirkin, tembel kýzýna da bunlarý
kazandýrmak istemiþ. Bu kýzýzný da kuyunun
baþýna oturtarak bez dokutmaya baþlamýþ.
Makarasýnýn kana bulanmasý için kýz parmaðýna iðne batýrmýþ. Elini dikenli çitlere
vurmuþ. Sonra makarayý kuyuya atmýþ.
Arkasýndan da kendisi atlamýþ. Öbür kýz gibi
kendini bir çayýrda bulmuþ. Ayný yoldan yürümeye baþlamýþ. Fýrýna vardýðý zaman ekmek
yine baðýrmýþ:
-Ne olursun beni dýþarý çýkar, beni dýþarý
çýkar, yoksa yanacaðým. Çoktan piþtim
ben!..
-Fakat tembel kýz:
-Doðrusu üstümü baþýmý kirletmeye
vaktim yok!..demiþ yoluna gitmiþ. Az sonra
elma aðacýnýn yanýna varmýþ. Aðaç seslenmiþ:
-Ne olursun beni silkele, kuzum beni silkele... Biz elmalar hep olduk!
- Kýz:
-Ya..çok bilmiþsin.. seni silkeleyim de
kafama elmalar düþsün deðil mi? Demiþ;
geçip gitmiþ.
-Holle Kadýn’ýn evine vardýðý zaman hiç
korkmamýþ. Çünkü onun koca diþlerini önceden duymuþmuþ.hemen kadýnýn hizmetine
girmiþ. Ýlk gün çok çalýþmýþ. Holle Kadýn’ýn
her dediðini yapmýþ. Kocakarýnýn kendisine
vereceði altýnlarý düþünüyormuþ. Fakat ikinci
gün tembelliðe, iþleri baþýndan savmaya
baþlamýþ. Üçüncü gün bu tembellik bir kat
daha artmýþ. Sabah bir türlü yataðýndan kalkmak istemiyormuþ. Tembel kýz Holle Kadýn’ýn
yataðýný da yapmýyormuþ
-Bu yüzden tüyler de uçuþmuyormuþ. Çok
geçmeden bu durum Holle Kadýn’ý kýzdýrmýþ.
Kýzý iþinden çýkarmýþ.
-Tembel kýz buna seviniyormuþ. Altýn
yaðmurunun yaðacaðýný umuyormuþ. Holle Kadýn onu da
büyük kapýya kadar götürmüþ.
fakat kýz kapýnýn altýna gelince
altýn yerine kocaman bir kazan
dolusu zift baþýndan aþaðý
boþalmýþ.
-Holle Kadýn:
-Ýþte bu da senin hizmetlerinin ödülü!... demiþ. Kapýyý
kapamýþ. Tembel kýz eve
dönmüþ. Her yaný zifte bulanýkmýþ. Yine
kuyunun baþýnda duran horoz kýzý
görünce.:
-Ö ö ö rö ö, pasaklý küçük bayanýmýz yine
geldi diye ötmeye baþlamýþ. Kýza bulaþan
bu zift ömrü boyunca üzerinde kalmýþ.
ÇOCUK
[email protected] sayfa
Hazýrlayan: Döne Köylüce
SOFÝNÝN MACERALARI
... Ama birden bire müzik
durdu. Bütün hayvanlar þaþýrmýþlardý. Herkes birbirine
soruyordu. Kim müziði kapattý?
Sofi’de çok þaþkýndý. Oda
bilmek istiyordu kimin müziði
durdurduðunu. Aramak istiyordu. Arkadaþý ona gitmemesini söylediði halde ormanýn
içine gidiyordu. Orman çok
sessizdi. Sofi de çok korkuyordu. Birden bire bir ses duydu.
Sofi sesin nereden geldiðini
tespit etmek istiyordu. Yine o
sesi duymuþtu. Þimdi sesin
nereden geldiðini öðrenmiþti.
Orda bir aðacýn arkasýndan
gelmiþti. O aðaca korkarak
16
yaklaþmýþtý. Aðacýn arkasýna
baktýðýnda gözlerine inanamýyordu. Aðacýn arkasýnda bir
küçük tavþan vardý. Tavþan çok
korkuyordu. Titriyordu bile. Sofi
artýk korkmuyordu ama çok
þaþkýndý. Tavþana birden bire
çabucak
konuþmaya
baþlamýþtý. Söylüyordu ki
müziði artýk hiç kapatmayacak
ve Sofinin onu dövmemesini
istiyordu. Sofi gülmeye baþladý.
Sonra tavþanýn yanýna oturdu.
Niye yaptýðýný sordu. Tavþanda
çiftliðin hayvanlarý onunla hiç
oynamadýklarý için bunu yaptýðýný ama artýk hiç yapmayacaðýný söyledi. Sofi nin aklýna
bir þey geldi. Tavþaný alýp hayvanlarýn yanýna götürdü ve
müziði tekrar açtý. Tavþaný
onun arkadaþý olarak gösterdi.
Hayvanlarýn hepsi Tavþandan
özür dilediler. Çünkü onlara
göre
Sofinin
arkadaþlarý
Rafik Schami
onlarýnda arkadaþlarýydý.
Böylece bütün gece eðlendiler. Tavþan hayatý boyunca
hiç yalnýz kalmadý. Hep arkadaþlarý oldu. /Son
Döne Köylüce
Sevgili
Çocuklar,
R
afik Schami aslen Suriyeli olan bir yazar,
1946 yýllýnda Þamda doðdu. 1971 yýlýndan
beri Almanya’da yaþýyor. Kendisi Almanya’da
çeþitli fabrikalarda ve inþaatlarda çalýþmýþ.
1982’den beri yazar.
Yazdýðý kitaplar içinde bazý ödüler kazandý.
Örneðin : 1986- Thaddäus- Troll- Ödülü/ 1993Adelbert- von- Chamisso- Ödülü/ 1993- ZDF ´den
Preis der Leseratten ödülendi
Sizin DEM çocuk sayfasý
için istekleriniz varsa,
yada bu sayfayý daha
da güzel yapmak için
bazý önerileriniz varsa bir
e-mail ile gönderebilirsiniz. Fýkralar yada
hikayelerde yollarsanýz
çok seviniriz.
Erzähler der Nacht (Geceyi anlatan)
Rafik Schaminin Kitaplarýndan biri olan “Erzähler der Nacht/Geceyi anlatan” kitabýný size tavsiye
ederiz.
Faytoncu( At arabasi) Salim Þamda en iyi Hikaye
anlatan kiþi. Bir gün sessini kaybediyor.Bir Melek
kendisine 7 ayrý kiþiden birer hediye alýrsa sesini
geri alabileceðni belirtiyor. Arkadaþlarý ona sesini
geri kazandýrabilmek için yardým ediyorlar. Bulduklari çözüm; her biri ona birer hikaye hediye
ediyorlar. Gelin Hikayeleri sizde okuyun. Hikayeler
çok güzel. Bu Hikayeler sayesinde Faytoncu Salim
sesini geri kazanýyor.
Fiyati : DM 14, 90
Hamburg, Döne ve Þirin
Döne Köylüce
e-mail:
[email protected]
Adress:
DEM Çocuk
Hack str.3
70190 Stuttgart
”Nice Yýllara Oðlum
Doðucan”….
Yaþamýn kýyýsýnda durmuþum,
Ceplerime yýldýz doldurmuþum.
Gözlerime yansýyan ýþýkla
Dinginlenmez özleminle
kavrulmuþum…
Yüreklerin tel örgülerle cevrilmediði, insanlarýn küçücük çýkarlarla birbirini ezmediði, sevgi
ve barýþýn kol gezdiði:seninde
yaþamdan zevk alacaðýn....
Sadýk Karslý
FIKRA/
K
AYI ÝDÝ MAYI ÝDÝ
öyün birinde güzel bir gelin vardý. Bu
gelin köyün en güzel gelinlerinden
biri idi. Bir gün çamaþýr asmak için avluya
çýkar. Bu sýrada bahçenin kenarýnda bir ayý
görür. Gelin ayýdan o kadar korkar bayýlýr. Ayý
gelini alarak maðarasýndan götürür. Gelini
evinde bulamayan anasý ve babasý köy halký
ile onu aramaya çýkarlar. Günler aylar sürer
bu arama. Gelini bulamazlar. En sonunda
umudu kesip vazgeçerler.
Gelin kendine gelince kendini maðarada
bulur. Ayýyý karþýsýnda bulunca çok korkar
fakat yapacak bir þeyi yoktur. Ayý kendisine
et, bal ve meyve getirir zamanla gelin bunlarý yemeye mecbur kalýr. Aradan bir kaç
yýl geçtikten sonra iki avcý avlanmak için
ormanda dolaþýyordu. Bir ara sesler duyarlar ve sesin geldiði yere giderler. Aðzý taþlarla
kapalý bir maðara görürler, maðaranýn aðzýný
açarlar.
Birde ne görsünler maðaranýn içinde
bir kadýn iki tanede yarý iðnsan yarý ayý iki
yavru. Avcýlar çok þaþýrýrlar yavrularý öldürürler, kadýný da alýrlar. Ayý gelmesinb diye biraz
da acele ederlerse de, kadýn gelmemekte
diretir. Kadýn aðlayarak þunlarý söylüyormuþ:
Ayý idi, mayý idi kocam idi ya. Çalý idi
çupi idi evim idi ya. Oðul yumli yumaðum.
Dönerproduktion Fleischgroßhandels GmbH
Yaprak, Kýyma, Tavuk, Hindi Döner Çeþitleri
Markamýzýn garantisi
Uygun fiyat, hýzlý servis ve aranan kalite
Mercan Döner‘de
Kalitenin adý
Lezzetin tadý
Güvenin adý
MERCAN DÖNER
Donnerstraße 21
44319 Dortmund-Asseln
Tel: 0231 217 45 48
Fax: 0231 217 45 47
Mobil: 0179 13 74 767
0179 29 66 768
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Ünlü jazz þarkýcýsý Peggy Lee öldü
Ü
nlü jazz þarkýcýsý ve bestekar Peggy Lee 81
yaþýnda kalp krizinden öldü. Unutulmayan Fever ve Is
that All There Is adlý
þarkýlarý ile tanýnan
sanatçý Benny Goodman orkestrasý ile çalýþýrken satýþ rekorlarý kýran
plaklar doldurmuþtu. 50 yýl süren sanat yaþamý
sýrasýnda Grammy ve oskar ödüllerine kavuþan
Peggy Lee, 4 kez de evlenmiþti. Bir çok jazz
eleþtirmeni o söylerken içinizde bir þeyler hissetmiyorsanýz mutlaka ölmüþ olmasýnýz þeklinde
yorumlar yapmýþlardý.
Metro-Goldwyn-Mayer stüdyolarý
satýþa çýkarýldý
A
merikan ekonomisindeki sýkýntý
sonunda film sanayiini de
vurdu. Kýsa adý MGM diye
bilinen Metro-GoldwynMayer þirketi stüdyolarý 7 milyar dolara satýþa
çýkarýldý. MGM tarafýndan kiralanan bir bankerlik þirketi yapýlacak satýþdaki açýk artýrmayý yönetecek. 7 milyar dolar istenen stüdyolarýn normal
piyasa deðerinin 5 milyar olduðuna dikkat
çeken ekonomistler, bu fiyatý yüksek bulan tüm
büyük öteki þirketlerin ihaleye ve açýk artýrmaya
girmesini beklemediklerini kaydediyor.
Boy George konser için Londra’ya gitti
8
0’liyýlklarýnünlüþarkýcýsý Boy George
AIDS’li hastalar yararýna
verilecek bir konser için
Londra’ya gitti. Pazartesi
günki konsere 21 yeni þarkýyla çýkacak olan sanatçýnýn
uzun süredir uyuþturucu,
homoseksüel yaþam, depresyon gibi nedenlerle yaþamý
karman çorban bir þekil almýþtý. Þarkýcý bu konserle yeniden piayasaya adým atmayý planlýyor.
Tom Cruise tekrar evleniyor
T
om Cruise ve
sevgilisi Penelope Cruz bu hafta
sonu evleniyor. Haberlerde çiftin
Colorado’daki
Cruise’un çiftliðine aile
yakýnlarýný davet ettikleri vurgulandý. Bir kayak
merkei olan Cruise’ýn çifliðinde toplanan aile
yakýnlarý dýþýnda nikah törenine kimsenin çaðrýlmadýðý ve basýna kapalý olarak olayýn gerçekleþeceði bildirildi.
MAGAZÝN
[email protected] sayfa
Sat 1‘ in komedi starý Kaya Yana
„Verimli bir ara“ ya ihtiyacý var
B
aþarýlý etno komedi þovu
”Was guckst Du?” ile Alman
televizyon kanalý Sat 1‘ de kýsa
dönemde üne kavuþan Kaya Yanar,
Aralýk ayýnda bir „verimli ara“
vermek istiyor. Damarlarýnda Türk,
Arap ve Alman kaný akan Frankfurt
doðumlu 28 yaþýndaki komedyen,
menajerinin açýklamasýna göre,
yeni proje hazýrlýklarý yapmak için tv
ekranlarýndan uzak bir zaman dilimine ihtiyacý var.
TV ödüllerine aday
Kaya Yanar, ”Ne bakýyorsun?”
adlý programý için Alman Televizyon
Ödülü‘ ne layýk görüldü. Komedyen
ayrýca aldýðý baþka ödüllerin yaný
sýra, ABD‘ deki „International Emmy“
olam üzere 14 ila 49 yaþ grubu
tarafýndan izleniyor.
nin adaylarý arasýndaydý. Genç
komedyenin cuma akþamlarý yayýnlanan þovunu yüzde 17 oranýnda
ATHENA GRUBU DAÐILDI!
AVRUPA BASKETBOL
ÞAMPÝYONASI ÝÇÝN YAPTIKLARI “12 DEV
ADAM”CÝNGILIYLA GÖNÜLLERÝ FETHEDEN ATHENA
ÜYELERÝ 12 YILLIK BERABERLÝKLERÝNE SON VERDÝ...
T
am 12 yýldan bu yana
birlikte müzik yapan, bu
zaman içinde iki albüm ve iki
single’a imza atan, “12 Dev
Adam”
adlý
þarkýnýn
yaratýcýlarý Athena Grubu’na
nazar deðdi. 1999’da grubun
adýný taþýyan “Athena” ve 2001
yýlýnda çýkardýklarý “Tam
Zamaný” ile gençlerin gözdesi olan grubun davulcusu
Turgay Günaydýn, Athena’yla
tüm iliþkisini kesti.
“12 Dev Adam” ile tüm
Türkiye’yi
coþturduklarýný
ancak bu baþarýnýn grup
içindeki görüþ ayrýlýklarýný
engelleyemediðini söyleyen
Gülaydýn, “Bu gün bir topluluðun baþýna gelebilecek en
güzel hikâyeyi yaþamýþken ve
daha güzellerini yaþayabilecekken, kýsacasý zirvedey-
ken, oluþturduðumuz bütünü
býrakmak, yaþamlarýmýzý ayýrmak,
elbette
dýþarýdan
bakýldýðýnda tuhaf görülebilir”
diyerek ayrýlma nedenini açýkladý, Ýþte Gülaydýn’ýn aðzýndan ayrýlýk...
OZAN DA AYRILDI
“Peki ya artýk zorluklara
birlikte karþý koyamýyorsak.
Þarký sözlerimizin anlamlarýný
sadece kendimde yaþarken
bulabiliyorsam.
Enstrümanlarýmýzdan yaydýðýmýz
enerji negatife döndüyse.
Hayata bakýþýmda diðerleriyle aramda büyük bir uzaklýk
ortaya çýktýysa. Elimizdeki
gücü güzelliklerin oluþumu
için kullanamýyorsak...Tabii ki
artýk hiçbir çalýþma tatlý
anýlarla
beslenemez.”
Gökhan, Hakan, Turgay ve
Ozan’dan oluþan Athena’da
bas gitarist Ozan’ýn da
gruptan ayrýldýðý, Ozan’ýn bu
durumu yakýnda bir basýn
toplantýsý ile açýklayacaðý söyleniyor.
Yabancý kökenli oluþu avantaj
Tek kiþilik ”Was guckst Du?” adlý
kabare þovunda çok kültürel
toplumu alaya alarak ekran baþýndaki izleyicileri 2001‘ de kýrýp güldürdü. Sat1‘ in sözcüsü Dieter
Zurstreßen, Yanar‘ ýn yabancý
kökenli olmasýnýn kendisi için bir
avantaj olduðu görüþünde
En
azýnda pot kýrmadan ve politik
kurallarý incitmeden bu konuyu
matraða alabildiðine dikkat çekiyor.
Kaya Yanar kim?
1973 yýlýnda Frankfurt’ ta doðdu.
YENÝ BÝR STAR
DOÐUYOR
B
iliyorsunuz ki Müzik,
hayatýmýz da bir rol
oynadýðý
gibi
damarlarýmýzda ki dolaþan kan gibi
beynimize iþlemiþtir. Bir sözü
vardýr.
„Müzik
ruhun
gýdasýdýr“ haksýzda deðil.
Ayný
þehrin
üniversitesinde fonetik,
Amerikan Dil
Bilgisi
ve
felsefe okurken, kalbinin
daha çok sahneye çýkmak
için
attýðýný
anladý.
Ve
fazla zaman
kaybetmeden
hemen
bu
hayalini gerçekleþtirmeye koyuldu. Kariyerindeki
ilk adýmlarýný, fuarlarda elektronik
aletlerini komik bir dille sunarak
attý.
Arkasý çorap söküðü gibi geldi
Ancak Kaya bununla yetinmeyerek, 1998‘ de Berlin’ nin Chameleon Varietesi‘ nde kendi hazýrladýðý
bölümleri sununca, yetenekli en iyi
genç komedyen olarak bir ödül
almayý baþardý. ProSieben’ in „Quatsch
Comdey Club“ ve
SAT.1‘
in
Harald
Schmidt‘ in þovunda
sergilediði esprileri ve
skeçleriyle en iyi
kabarecileriyle sahneyi paylaþtý ve ünlü
oldu. 2000‘ nin Ekim
ayýnda ”Suchst Du?”
adlý kabare þovuyla
solo olarak Almanya
turnesine çýktý.
Medyadaki yankýlar
Kaya Yanar hakkýnda, gerçeðe
keskin ve acýmasýz gözle, ama
anlayýþ dolu da baktýðý yazýldý.
Hayatýn içinden en güzel ve en
kötü anlarý yakalayan stand-up‘ çý,
önemsiz ve anlamsýz olaylarý
mercek altýna alýrken, Alman veya
yabancý, kadýn veya erkek, uzaylý
veya ev hayvanlarýnýn takýntýlarýný ve
karakter özelliklerini yansýtýyor.
yeni imaja sahibi
olan RnB-Starý
(Rhytim
and
Blues)
kesin
merak etmiþsi-
nizdir!
Þu an merak içindesiniz,
ya da bir ”offf” çekmiþsinizdir. Ama bu farklý bir
yetenek !!! Neden derseniz
??? Çünkü yeni bir imaj ve
yeni tarz ile aramýza gelimektir.
MEFRAT JARKIN,,,,, üretici,
yorumcu,
aranjör,
besteci...
anlayacaðýnýz
kendi yeteneðiyle ve tarzýyla
müzik piyasasýna bir bomba
gibi hazýrlanmýþ durumda.
Müzik dünyasý günden
güne, teknoloji bakýmýndan
ve ses yeteneðinden dolayý
üretken hale gelmiþtir.
Resimde gördüðünüz bu
17
yor. Aklýmýza müzik gelince
onu sadece yorumlamak
deðildir, önemli olan üretici
olmaktýr ve yaptýðý her
besteyi kendi tarzýyla süsle-
MEFRAT JARKIN.
MEFRAT JARKIN 9 yaþýndan beri müziðe olan tutkusu onu buraya kadar
getirdi. Bir çok Konserlerde
çýkýþýný yaparak ,,þu an bile
piyasada olmadýðý halde
Medya tarafýnda merak
edilen isim oldu. MEFRAT
JARKIN’I bir defa dinleyenler Müzik marketlerinde
kasetini,CD’sini ve Fotoðraflarýný arar oldular. Çalýþmalarýný son aþamasýnda olan
MEFRAT JARKIN dinleyicilerine buradan ilk güzel haberi
veriyoruz! Yeni imajýyla,çok
farklý olan tarzýyla,Besteleri
ve Yorumuyla en kýsa
zamanda
aramýzda
olacak!
MEFRAT JARKIN’IN üretici
gücü ile meydana getirdiði
bu yeni ve farklý tarzý gençliðin yeni imajý ve müziðin
yeni tadý olacaktýr.
Sie können das alles bei uns zu angemessenen Preisen geniessen
20’inci James Bond filmi çevriliyor
B
eyaz
Perde’de 40
yýldýr en beðenilen
casusluk filmi olan
James Bond’un
20’incisi çevriliyor.
Baþrollerini son
Bond olan Pierce
Brosnan ile Halle Berry’inin paylaþtýðý filmdeki
kýzlarda geleneksel yapýsýndan çýkmýþ gibi
görünüyor. 48 yaþýndaki Brosnan kendisini
Bond, James Bond sözünün heyecanlandýrdýðýna dikkat çekerken çevirdiði dördüncü Bond
filminin konusu ve adý üzerinde konuþmamaya
çalýþtý.
Golden Globe ödülleri daðýtýldý
B
u akþam Golden Globe ödülleri sahiplerini buldu. Yapýlan ödül töreninde
Nicole Kidman Milenrouge filmindeki rolüyle en
iyi müzikal aktris filmde en iyi müzikal seçildi.
The beatiful mind filmi en iyi drama oyuncusu
Russel Crowe da en iyi drama aktörü oldu.
Ýndiana Jones ve Yýldýz savaþlarý filmlerinin
tanýnmýþ aktörü 59 yaþýndaki Harrison Ford ise
özel yaþam ödülüne layýk görüldü. Oskar öncesi
film sanayiinin en fazla seyredilen ödül pro-
FIKRA/
B
CANLI GAZETE
aþhekim, akýl hastanesinin bahçesinde dolaþýyordu, bir
ara baktý, bir kalabalýk gözüne çarpmýþtý.Hemen oraya
seðirtti.Deliler bir halka oluþturmuþ, ortada dönüp konuþan birini
dinliyorlardý :
-Papendreu seçimleri kaybetti.Hastaneye kaldýrýldý...Bulgar
zulmü devam ediyor.Zorla yollanan soydaþlarýmýzýn sayýsý seksen
bine ulaþtý...Federasyon kupasýný Beþiktaþ kazandý...
Baþhekim bu iþten hoþlanmýþ :
-Ne yapýyorlar bunlar böyle? diye sormuþ.
-Efendim, demiþler. Ortadaki deli kendinin gazete
olduðunu sanýyor, haberleri
bildiriyor.
Baþhekim
daha
da
hoþlanmýþ.Dolaþmasýný
sürdürmüþ.Az ileride birde ne
görsün! Sekiz, on deli iplerle
tuttgart´da anadolu
sýmsýký birbirlerine baðlanýp
mezopotamya
bir köþeye atýlmamýþ mý!
kültür sanat merkezi ve
-Onlar mý, okunup da
iadeye gidecek eski gazeteler
müzik okulu tarafýnda
efendim...
Efsane düðün salonunda,
MKSM‘nin
açýlýþýnda muhteþem buluþma
S
Sorular/Cevaplar
gramýnda kazanan film ve sanatçýlarýn oskarda
da çanslarý yüksek. 59’uncu ödül töreni bir çok
eleþtirmen tarafýnda oskar öncesi en büyük olay
olarak deðerlendiriliyor. TV dizilerinde HBO’nun
seks and city ve oyuncusu Sarah Jessika
Parker’da en iyi aktris oldu.
www.dem-ajans.de
int e r n e t d e k i s i z i n a d r e s i n i z
* Çobanlar kaybolan koyunlarýný neden sayarak bulmaz?
Cevap:Çünkü sayarak bulmaya kalksalar uyurlar...
* Polis köpekleri kaçaklarýn giysilerini neden koklatýrlar?
Cevap:Markasýný öðrenmek
için...
* Prenses kurbaða prens kurbaða ile niye evlenmiþ?
Cevap:Sinek ilacý alamadýðý
için...
* Kundaktaki küçük bebekler
niye aðlar?
Cevap:Gel bide senin elini
kolunu baðlasýnlar sen
naparsýn?
merkezin’in açýlýþý
kutlandý. Geceye katýilan
ve salonu dolduran insanlar birbiri peþinde verilen müzik dinlentisi ve
gecenin anlamýný
belirleyen konuþmalar ile
bütün gece boyu güzel
saatler geçirdiler. Gençlerin yoðunlukta olduðu
gecede dikkati çeken
diðer bir olay ise merkezin
bütçesine katký sunmak
için gençlerin açtýklarý
standlarda çeþitli malzeme satmalarýydý.
Als Beigeschmack
bieten wir Ihnen
auch Getränke an!
Preisliste:
Erwachsene 5,-/Std.
Sch+ler 4.-/Std.
Öffnungszeiten:
täglich 9:00 bis 24:00
Ihn.
A. Akgün
Özel telefon
görüþmeleri için
odalarýmýz vardýr
Tel: 0231 98 12 840
Fax: 0231 98 12 84 22 Händy: 0173 270 62 78
BORSIGPLATZ 12, 44145 DORTMUND
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
Nam-ý Diðer
UÐUR ÝPEKCÝ
Habertürk
ÖCALAN ÝMRALI GÜNLERÝNÝ ANLATIYOR
K
uþ uçmaz, kervan geçmez, balýk tekneleri hiç
yaklaþamaz“ denilen Ýmralý Adasý’ndan geçtiðimiz
günlerde iki cilt kitap çýktý. Kitabýn adý „Sümer Rahip Devletinden Halk Cumhuriyetine Doðru.“ Yazar kitaba þöyle
imza atmýþ; „Tek Kiþilik Ýmralý Adasý Kapalý Cezaevi, Abdullah Öcalan.“ Ýmralý Adasý’ndan çýkan bu 700 sayfalýk kitap
hemen toplatýldý. Kitabýn yazýlmasý, çýkarýlmasý ve toplatýlmasý ayrý bir makale konusu. Kitabýn toplatýlma gerekçesine aykýrý düþmeden ve yazýlanlarý övmeden bir makale
kaleme almaya çalýþacaðýz. Bunu yapmamýzýn nedeni
þudur: Yunanistan bugün 30 yýldýr tek bir üyesi bile yakalanamayan 17 Kasým Örgütü ile Yunan Derin Devleti’nin iliþkilerini tartýþýyor. Öcalan’ýn Suriye’den çýktýktan sonra iki kez
gittiði Yunanistan’daki „derin devlet“ iliþkisini bakýn nasýl
anlatýyor: (1)
„Avrupa’nýn üç tarihi baþkentinde geçirdiðim toplam
dört ay bazý önemli gerçekleri ortaya çýkarmýþtý.
(Yunanistan’a) gitmeden önce bakanlýk yapmýþ ve halen
milletvekili olan Kostas Baduvas adlý dostla konuþan tercüman Ayfer Kaya gelebileceðime dair telefonda onu aþkýn
teyit almýþtýr. (Atina’ya) Ulaþtýðýmda ortada dost Baduvas
yoktur. Karþýlayan Ýstahbarat Baþkaný Stavrakis ve çaðdaþ
Yehuda Ýskaryot rolünü oynayan ve adýný da Agit koyan
Kalenderis’tir (...) Dýþiþleri Bakaný Pangolos açýk bir hileye
baþvurdu. Resmen görüþmek amacýyla çaðýrdýðý eve en
üst düzeyde istihbarat ekibi yollamýþlardý. Dostça olmayan
tehditkar bir üslupla, ‘Sana sabah saat dörde kadar süre
tanýyoruz. Aksi halde bildiðimizi zorla yaparýz’ dediler.
Kenya çok önceden CIA ile birlikte hazýrlanmýþtý. Çok
güvendiðim Kalenderis Yunan devletinin þerefi üzerine söz
vererek tehlikeden uzak bir yer olarak eski Yunanlýlarýn
etkili olduðu Kenya’da 15 gün içinde Dýþiþleri bakanlýðýnýn
hazýrladýðý Güney Afrika pasaportuyla çözüm bulunacaðýný
söyledi. Kenya büyükelçisi Kostulas beni rahatlýkla havaalanýndan aldý.(...) Atina’dan gelen direktifle mutlaka elçilikten atýlmam isteniyordu. Dört goril gönderilmiþti. Kostulas
15 þubat’a kadar çýkmazsak öldürme dahil herþeyin olacaðýný söyledi.“
Öcalan kitabýnda sadece Yunan gizli servisinin elinde
nasýl „oyuncak“ olduðunu anlatmýyor. CIA, MOSSAD ve
Ýngiliz Servisi’nde hangi amaçlarla neler yaptýðýný da bir bir
itiraf ediyor. „Roma’dayken ve sanýyorum Moskova’dayken
benimle en yoðun ilgilenen bir güç de MOSSAD’dý. ‘Kürt
meselesinin en esaslý sahibi benim’ dercesine istihbarat ve
denetim aðýný esasta geliþtiren güç olduðu giderek açýða
çýkarýyordu. Yunanistan’ýn ne kadar taþeron olarak kullanýldýðý incelemeye deðer konudur. Baþbakan Primakov’un
beni Moskova’dan sürmesi kesinlikle Ýsrail ve yahudi lobisiyle baðlantýlýdýr. Ýtalya’ya ABD üzerinden sýkýþtýran da
Ýsrail’dir.“
Bilinen o ki Öcalan’ýn paketlenip Türkiye getirilmesi
organizasyonunda dünya servisleri tam anlamýyla „santraç“ oynamýþlardýr. Sonuçta paketlenme iþi baþarý ile biti-
MEDYA
rilmiþtir. Öcalan’ýn uçak anýsý ise þöyle: „Bindiðim uçaðýn
etrafýnda yeþil gözlü ve sarýþýn, kumral uzun boylu ve
ellerinde otomatik tüfekli adamlarýn tertibat aldýðýný fark
ettim. Bunlarýn CIA ve MOSSAD elemanlarý olmalarý yüksek
bir ihtimaldi. Uçaðýn içinde Türk Özel Timi çullanýp beni
yere yatýrdý. Üzerimdeki herþeyi alýp bantlarla kýskývrak her
tarafýmý baðladýlar, gözlerime de ayný kalýn bantlarý takýp
uçaðýn arkasýna býraktýlar.(...) Uçak iki defa indi. Biri Mýsýr,
diðeri Ýsrail ya da Kýbrýs’tý. Aslýnda ilk tavrým hiç konuþmamaktý. Fakat hemen anlaþýlýyordu ki bu tutum (CIAMOSSAD) komplo(su)nun olduðu gibi gizli kalmasýna yol
açardý. Komployu açýklamak için yaþamak daha doðruydu.
Uçakta gözlerimin ilk çözülmesiyle söylemek istediðim
mesaj þuydu: ‘ Bu baþarý sizin deðildir. Size dostluk yaptýklarýný söyleyenler dürüst davranmýyorlar. Bu oyunu her iki
tarafa oynamak istiyorlar. Ben hiçbir zaman Türklük düþmanlýðý yapmadým. Ana tarafýmdan kan baðlýlýðým bile
vardýr. Barýþ ve kardeþlik tek doðru yoldur.“ Yani tv’lerde
binlerce kez izlediðimiz Apo’nun o meþhur sözleri.
Peki uçaktan indirildikten sonra Ýmralý adasýnda neler
olmuþtu. Anlatýyor: “Uçaktan indirdiklerinde ve biraz
sürüklediklerinde, ‘Faili meçhule mi götürüyorsunuz?’
dediðim zaman ‘Bu þansý sana vermeyeceðiz. Aðzýný kapat
yoksa biz kapatýrýz’ dediklerini hatýrlýyorum. Beni adada
karþýlayan yarbay rütbesinde ve Genelkurmay Baþkanlýðýný
temsil ettiðini belirten bir subaydý. Dedikleri özce þöyleydi:
‘Bu iþte çok oyun var.Biz kardeþlikle halletmek istiyoruz.
Bu tertiplere fýrsat vermeyeceðiz.’ Bu beklemediðim bir
tavýrdý.(...)
On gün koþullarý çok aðýr bir hücrede kaldým. Emniyet,
MÝT, Jandarma ve Genelkurmay istihbaratý dörtlü çapraz
halinde soruþturma yürüttüler. Kaba bir baský ve küfür yoktu.
Farklý bir devlet yüzüyle karþýlaþtýðým kesindi. Olgun davranýyorlardý. (...) Bence Yunan istihbaratýyla CIA’nýn bu dolabý
Türk aþkýna çevirmedikleri kesindir. Ölümümün Türklerin
elinde gerçekleþmesini staretejik bir amaç olarak benimsediklerinden kuþku duymam. Ýngilizlerin yaklaþýmýnýn da
bu olduðuna inanýrým. Bana göre kýsmen benim benim
kaba bir direniþçi gibi Türk düþmanlýðý yapmamam, kýsmen
de Türk Genelkurmayýnýn ihtiyatlý yaklaþýmý, bu oyundan
bekledikleri bombanýn, hem de benim þahsýmda onbinlerin
canýna mal olabilecek biçimde patlamasýný önlemiþtir.Fakat
her iki tarafa da hem Türklere hem Kürtlere dostluk maskesi altýnda oynanan bu oyunun tarihte eþine hiç rastlanmayan Bizans oyunlarýndan da beter en alçakca ve
þerefsizce bir komplo olduðu açýktýr. Hem Türklerin hem
Kürtlerin komplonun bu yönünü mutlaka görmeleri gerektiði inancýndayým.(...)“
Ve Öcalan uzun uzun yazdýðý bölümde, Türk
Genelkurmayý’nýn CIA, MOSSAD ve taþeron Yunan Gizli
Servisi’nin ikili oynadýklarýný bildiðini ve bu servislerin
„Aposuz yeni bir Türk -Kürt savaþý“ planý yaptýklarýndan
haberli olduðunu belirtiyor. Ýdam edilmemesini de buna
baðlýyor.
Öcalan’ýn tespitleri doðru veya yanlýþ tartýþýlýr, ama ilginç
olduðu su götürmez!!!
(1) Bir Yunan kanalý Öcalan’ýn Yunanistan’daki günlerini
belgesel yapýyor. Bugünlerde türkiye’de görüþmeler yapan
tv ekibi türk devletinden konuþacak bir yetkili bulamamýþlar.
SOLDAN SAÐA:
1. 1.
1901 -1986 yýllarý arasýnda
yaþamýþ, 1 kýdem numaralý Hesap Uzmaný olan ve
1949 Büyük Vergi Reformunun hazýrlayýcýsý ve ilk
Hesap Uzmanlarý Kurulu
baþkaný / 2. Bir icra türü 4369 sayýlý yasa ile Motorlu
Taþýtlar Vergisi Kanununda
yapýlan bir norm deðiþikliði
/ 3. Gerçek ve tüzel kiþiler
arasýndaki hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda Devletin
müdahalesi ile yükümlülüklerin zorla yerine getirilmesi-Vergi konusunun
vergiye tabi olmamasýna
yönelik olarak yasa hükümleri ile yapýlan sýnýrlamalarýn genel adý / 4.
Osmanlý Ýmparatorluðunun
mülki taksimatýnda geliri
2000 ile 100000 akçe
arasýndaki dirliklere verilen
ad-Ýskambilde birli / 5.
Yasal sürenin geçmesi
suretiyle vergi alacaðýnýn
kalkmasý 6. Geniºlik-Sermaye, kapital 7. Tersi Ek vergiye tabi ve reklam yasaðý
olan içeceklerin içerdiði bir madde / 8. Tersi GVK’nun 18 inci maddesindeki istisnadan yararlanan bir sanatçý
türü / 9. Bir þeyin yapýlmasýný saðlamak için verilen talimat-Gelir vergisi mükelleflerinin vergilerinin ilk taksitlerini
yatýrdýklarý ve beyanname verdikleri ay / 10. Teslimi KDV ne tabi bir enstruman-Bir þeyi asmaya yarayan alet-Bir
hesap uzmaný adý / 11.Hayvan barýnaðý-Dolaylý yoldan anlatma-Herhangi bir satýþ yapýlmamasýna karþýn iki tacirin birbirine eþit veya yakýn miktarlarda borçlu olduklarýný gösteren bono türü / 12.Bir „Tahir“ türü-KDV ne tabi bir
içecek.
YUKARIDAN AÞAÐIYA: 1.Ýcra ve iflas iþlemlerinde paralarýn paylaþtýrýlmasý sonucunda alacaðýný tümüyle
tahsil edememiþ olan alacaklýya elde edemediði miktar için verilen belge / 2.Tersi mükelleflerin vergi aylarýnda
döktükleri bir ter türü-Katma Deðer Vergisi Kanununda „Vergiyi doðuran olay“ baþlýklý maddenin sayýsý-Vergi
kanunlarýnýn yorumlanmasý sýrasýnda ilgili maddelerde öncelikle bakýlmasý gereken husus / 3.Teslim etme,
verme-Ekonomik sýkýntý / 4.Vergi Usul Kanununun I. Kitabýnýn 8. Kýsmýnýn 3. Bölümünün adý-Bir çoðul eki-Hayvan
barýnaðý / 5.Tersi vilayet-29.7.1970 yýlýnda kabul edilen 1319 sayýlý Kanunun adý-Gözleri görmeyen / 6.Devletin
yönetiminde yetkili olan amirlere verilen ad-VUK’nun 267 nci maddesinde düzenlenen bir deðerleme türü /
7.Ýngilizce evet anlamýna gelen kelime-Teslimi genel oranda KDV ne tabi olan bir petro kimya ürünü / 8.Hukukda
geçersiz olan iºlemlere verilen genel ad-Tersi vergi mevzuatýný öðrenmek için gerekli olan karakter biçimi / 9.Emir
.. -Tersi her yeni vergi düzenlemesinde müºavirlerin düºtükleri hal-i ruhiye-Bir renk / 10.Kamu ortaklýðý senetlerinin
kýsa adý-Tersi bir soru-Ýstanbul Ticaret Odasýnýn kýsa adý / 11. Tersi vergi kaçýran mükellefler vergi incelemeleri
sýrasýnda dilerler-Bir çok örneðin içinde gerçek olan, orijinal / 12.Ýhtimal-Mesafe.
[email protected] sayfa
Hanifi KARA
Elbistan’ýn Sesi Gazetesi
DARENDE VE KÜLTÜR
ETKÝNLÝKLERÝ
D
arende, Malatya iline baðlý küçük ve þirin bir
ilçedir. Arazi yapýsý itibâriyle tarýma pek müsâit
olmamasýndan dolayýdýr ki dâima göç vermek zorunda
kalmýþtýr.
Elbistan’la komþu ve kardeþ olan bu ilçe baþta
ticâret olmak üzere bir çok yönüyle sýcak ve samimi
iliþkiler içerisindedir.
Darendeliler benim bildiðim kadarýyla ticarî faaliyetlerinde daha çok illerden Ýstanbul’u, ilçelerden ise
Elbistan’ý tercih etmiþlerdir.
Ceyhan’ýn Elbistan’ý ikiye böldüðü gibi, Tohma
çayý da Darende’yi ortadan ikiye bölerek akmaktadýr.
Ancak; Ceyhan nehri ülkenin dördüncü büyük ovasý
olan Elbistan ovasýnda salýna salýna, edâlý ve durgun
bir þekilde akarken; Tohma çayý her mevsim boz
bulanýk bir halde, çok sarp kayalarýn arasýndan akar.
Ayrýca, yaz-kýþ ýlýk ve berrak akan ”kudret hamamý”nýn
suyunu da kendisine katar ve çaðlayarak yoluna
devam eder.
2001 yýlý Darende için ”hüzün yýlý” olmuþtur. Çünkü,
gözü gibi baktýðý ve koruduðu ilâhiyat fakültesi eftenpüften bahanelerle kapatýlmýþtýr.
Geçen hafta Cuma günü XIX. Vakýflar Haftasý münasebetiyle düzenlenen programa katýlmak amacýyla
ben de Darende’deydim. Darende’de bu hafta nedeniyle bâzý kültürel etkinlikler yapýldý Es-Seyyit Osman
Hulûsü Efendi Vakfý veDarende Belediyesi tarafýndan.
Geçmiþten günümüze kadar vakýflarýn yapmýþ olduklarý hizmetlerin yaný sýra Darende’de ki vakýf faaliyetleri hakkýnda da çeþitli bilgiler verildi. Ýlk konuþmayý
Es-Seyyit Osman Hulûsü Efendi Vakfý Baþkaný Ýsmail
PALAKOÐLU yaptýktan sonra, Belediye Baþkaný Sýtký
ÖZÝNAL ve ilçe Kaymakamý Salih YÜCE de kürsüye
gelerek vakýflarla ilgili görüþlerini ve yapmýþ olduklarý
hizmetleri anlattýlar.
Bu konuþmalardan sonra vakýflarla ilgili sinevizyon
18
gösterisi, daha sonra da bir panel düzenlendi. Bu
panelde ise Darende’de düne ait ”on sekiz” adet vakýf
olduðu konuþmacýlar tarafýndan dile getirildi.
Programýn sonunda ise düzenlenen yarýþmada
dereceye giren þâirler, izleyicilere eserlerini sundular.
Bu arada dereceye giren þâir ve yazarlara birer ºilt ve
çeºitli hediyeler verildi.
Ödül töreninden önce Âþýk Feymanî (KadirliliOsman TAÞKAYA) ile Âþýk Gülhanî ( Gürün’lü-Mehmet
KARGI) sahnede yerlerini alarak dinleyicilere ”Hoþ
geldiniz, merhabalar” nakarat ayaklý þiirle irticalen
atýþma yaparak ozan geleneðini sürdürdüler ve büyük
alkýþ topladýlar. Bu arada hemþehrimiz Aþýk Mahrumi
Baba ve Abdulvahap KOCAMAN da (Kadirli doðumlu)
kendi üslubunca birkaç þiir okudular.
Öyle ki Darende’ye bir kültür sitesi gözüyle bakabiliriz. Hiçbir ilçede bu kadar aktif faaliyet gösteren
bir vakýf yoktur. Hiçbir ilçede bu kadar uzun soluklu,
kaliteli ve tirajlý ne bir gazete, ne de bir dergi vardýr.
(Somuncu Baba Dergisi ve Darende Haber Gazetesi)
Vakfýn bastýrmýþ olduðu diðer birbirinden kýymetli eserler, CD’ler ve kasetler de ortada. Ayrýca her yýl mutat
olarak yapýlan ”Zengibar Karakucak Güreþ ve Kültür
Festivali”, kültür ve sosyal amaçlý binalar, yapýmý hâlen
devam eden iki yüz yatak kapasiteli hastane ve çok
sayýda tesis...
Esas Darende’yi, Darende yapan ve diðer beldelerden ayýran asýl unsur, mâneviyat önderlerinden
merhum Somuncu Baba’nýn ve ayný yolu izleyen Es
Seyyit Osman Hulûsi Efendinin ve diðer bâzý zat-ý muhteremlerin burada metfun olmalarýdýr.
Ýl olmayý çoktan hak etmiþ, bir çok yönüyle otuz
ilden daha önde olan ilçemiz Elbistan’da neden benzeri faaliyetler yapýlamýyor!? Öyle ki bizde de un var,
yað var, þeker var, yoksa helvacýmýz mý yok? Yoksa çok
mu benciliz? Hep ferdi mi hareket edeceðiz? Hiçbir
zaman toplu halde iþ yapamayacak mýyýz?
Seçilmiþler, atanmýþlar ve halk ele ele, gönül gönüle
vererek, kültürel etkinliklerin içine girmeli ve bu dalda
uðraþ veren kiþilere, kuruluþlara ve vakýflara destek
vermelidirler.
Bu konuda örnek mi istiyorsunuz; iþte komþu ve
kardeº ilçe Darende?
Tebrikler Darendelim... Selâm sana Darende...
Almanlarýn yüzde onu
Cinlerin varlýðýna inanýyor
2
1‘ inci yüzyýlda bile
cinler ve periler
gündemden ayrýlmýyor.
Allensbach
kentinde
bulunan
Demoskopi
Enstitüsü‘ nün Batý Almanya‘ da yaptýðý araþtýrmada, Alman-larýn yüzde
onunun cinlerin ve perilerin varlýðýna inandýðý
kanýtlandý. Bu alanda
daha inançsýz olan Doðu
Almanya‘ da ise, oranýn
yalnýz yüzde üç civarýnda
olduðu dikkat çekti.
Kadýnlar daha
inançlý
Yapýlan araþtýrmaya
Almanya genelinde, 16
yaþýndan büyük olmak
þartýyla,
2030
kiþi
UNUTMADIKLARIMIZ
katýlmýþtý. Sorgulananlarýn birçoðu, bilhassa
kadýnlar, ruhlarýn sahipsiz
evlerde ve ýssýz mekanlarda gezdiðinden emin.
Erkekler pek
inanmýyor
Almanya
çapýnda
yapýlan deðerlendirmelerde, kadýnlarýn yüzde on
birinin ruhlara inandýðý ve
yüzde on ikisin de kötü
ruhlarýn insanlarýn hayatýný olumsuz etkilediðine
inandýðý ortaya çýktý.
Erkeklerin yalnýz yüzde
beþi genel olarak ruhlarýn
varlýðýna inanýrken, yüzde
dördü kötü ruhlarýn varlýðýna inanýyor
ikinci kez yenilmek
trenler geçiyor çocuk ayakkabýlarýnýn
üstünden
mayýnlý beyin tarlalarýndan geceli þafaklar
kokuþmuþ dershanelerde
cinayet dersleri okuyoruz
siz mi kazanacaksýnýz kim
yenilecek sanýyorsunuz
yenilgiyi kabullenmek kazanmanýn yoludur
yadsýmak yenilgiyi ikinci kez yenilmek
Mete Alp
Sayý 10
Aralýk 2002 www.dem-ajans.de
ÝNCELEME
ÖN ALEVÝLÝK YADA KIZILBAÞLIK
A
nadolu Alevi Aydýnlanma hareketinin kendi sorununu üstlenme süreciyle birlikte tarihte
farklý isimlerle anýlan günümüz
Aleviliðinin, her süreci büyük
bir titizlilikle yeniden sorgulanmýþtýr.
Bu sorgulama da en
çok konuþulan da ve tartýþýlan konu Kýzýlbaþlýk
olmuþtur.
Kýzýlbaþ
kavramý;
esas olarak ilk kez
Mezopotamya’nýn doðusunda Medya olarak
bilinen ve Med’lerin ilk
yerleþim yerinde ortaya
çýkmýþtýr. ”ser sor” olarak
Kürtçede telafuz edilmiþ, Anadolu ve Anadolu ya gelen Türkmenler tarafýndan Türkçe olarak
”Kýzýlbaþ”olarak Türkçe ye çevrilmiþtir.
ÝLK KIZILBAÞLIK:
Medlerin(Kürtlerin atasý) ilk yaþam alanlarýndan
biri olan Ýran’ýn batýsýnda yer alan Kirmanþah ve Dinaver (ilk Medya )bölgesinde yaþayan Kürtler Ýslamýn
egemenliðine raðmen, Kuran ve islam dinine iliþkin
olarak alýþýk olmayan içsel yada izafi kavramlarla
karþý durmuþlardýr.
Ýslamýn yoðun baskýsýna tabi olan bu topluluklar
Hareketlerini Yukarý Mezopotamya yýda içine alan
büyük bir atmosfer yaratmýþlardýr. Ýslamýn ilk devlet
olma sý ile birlikte yoðun bir baský ve sömürge politikasý
halklarý çoðu kez takiyye yapmaya itsede(Korunma
amaçlý)baþkaldýrýlarýda bir gelenek halini almýþtýr. (Takiyye ye iliþkin en güzel örnek Kýzýlbaþlarýn kendilerni
Caferi olarak göstermeleridir. Ancak Caferi din adamlarý Kýzýlbaþlarý Mürted olarak sayarlar.). Ýslama karþý
olan ilk Kýzýlbaþlar için Nizamülmülk”onlarýn arzularý
islamý yok etmekten ibarettir. Halký kendi yanlarýna
çekmek için , önce kendilerini doðru perhizkar(eline
beline ve diline sahip olma) ve peygamberin evladýný
seven insanlar olarak gösteriyorlar. ” Kýzýlbaþlar için
yine Nizamülmülk”Kafirler bunlara nispeten , Müslümanlara daha merhametlilerdir. . . onlar saman
altýnda su yürütenlerdir. . . Bu kafirler, halký mal-mülk
yýkmaya tahrik ediyorlar. yardýma muhtaç olanlarýn
varýný yoðunu alýyorlar ve öyle gösteriyorlarki güya
bu, onlar için fazla imiþ. ”Yapmýþ olduklarý takiyye ile
toplumculuklarýný ifade etmektedir.
Ýslam öncesi kýzýlbaþlýk Zerdüþlük ve Maniciliðin
sentezi olarak yaþam bulmuþtur. Ýslami kesim”. .
. Ýslam devletinden önce yaþamýþ Mazdekilerdirki,
haram iþleri helal biliyorlardý ve diyorlardýki , kadýnlara ve mala-mülke herkes ortaktýr. (yarin yanaðýndan gayri her þeyimiz ortaktýr felsefesi bu derece
çarpýtýlmýþtýr. ). . . Her þeyi mübah-helal bilenler . .
. onlar mecusi(mazdekiler) topluluðunun bir gurubudurlar. Erkekleri;kendi anneleri, kýzkardeþleri ve kýzlarý
ile karý koca gibi yaþýyorlar. . . . Onlar Mehdinin zuhurunu bekliyorlardý. ”
Ýslam’ýn sel gibi halklarý önüne alýp sürüklediði
dönem Asr-ý saadet dönemi yada dört halife dönemi
olarakta ifade edilen tarihi kesitte, Ýslam’a
karþý baþta günümüz Alevilerinin temsilciler
olan
Önbatini,
mazdekiler(mecusiler)maniciler, þamanistler topluca Ýslam’a karþý Ýslami
güçlerle birlikte hareket etmeyi taraf
olma anlamýnda baþarýlý bir þekilde
gerçekleþtirmiþlerdir. (Ali yandaþlýðý,
Ehlibeyt ailesinin yanýnda iktidar
savaþlarý v. b)
Ýslam dinine karþý olan tüm
topluluklar açýkça karþý duruþlarýný
sergiliyemediklerinden, Kuran ve
islam dini hakkýnda þüphe uyandýracak, sorgulamaya olanak veren
savlar ortaya atarak, içsel ve dýþsal
anlam, kabuk ile çekirdek iliþkilerini
esas alan , Tanrýnýn ”hem vardýr hem
yoktur, görür, görmez v. b”insanla iliþkilendirilmesinde dolaylý tespitler yaparak ideolojik ve toplumsal alt yapýlarýnýn oluþmasýna
neden olmuþlardýr.
Diyalektik anlamdaki bu toplumsal alt yapýnýn
yüzyýllara sarih ruhi þekillenmesi bir sýçrama noktasý
olarak (Ali taraflýlýð, ehlibeyt tutkusu)Kýzýlbaþlýk olarak
tarihte yerini almýþtýr.
Ýslam’ýn yeþil bayraðýna karþýlýk ”Kýzýl bayraklarý,
beyaz gömlekliler”olarak ilk karþý duruþlarýnda takiyye
politikalarýnýda terk etmiþlerdir.
Halife Mehdi zamanýnda
Kürt Gorganlar Kýzýl bayraklarý ile Eba Müslim’i
Horasan’in sað olduðu ve mücadele ettiði belirtilerek
islam Hükümetine karþý isyan edilmiþtir.
Ýslamýn hükümet olduðu yerlerde ise takiyye
politikalarýna devam etmiþlerdir. Coðrafi olarak zor
bölgeler ilkel Kominist gerilla birliklerinin ”Babek
önderliðinde”doðmasýna neden olmuþtur. Kürt ”Eba
Müslim
Horasani’nin
torunu
Fatýmanýn
soyundan”gelen ve Ýran Azerbeycanýn Kürtlerin yoðun
olarak yaþadýðý bölgede dünyaya geldiði belirtilen
halk kahramaný kýzýlbaþ Babek islamýn ordularýna
karþý alan kurtararak önemli baþarýlar elde etmiþtir.
Babek ve ordularýnýn ”300 bin Müslümaný katlettiði”
belirtilmiþtir. Ýslam tarihçileri onun için”O, Ýslam dininde haram olan bütün iþleri helal saydý. O, Allah’ýve
peygamberi inkar etti. Halk arasýnda Emr ve
Neyhi(kötülükten sakýnma, iyiliðe yönelme çaðrýsý)yok
etti. . . . O, halký kafir olmaya davet ediyordu. Müslümanlarý ve sultanýn ordularýný kýlýçtan geçiriyordu.
. . ” Halký islamýn þartlarýndan olan ”namaz kýlmak
, oruç tutmak hacca gitmek, güsul abdesti almak,
kurban kesmek v. b konularý”aðýr ve dayanýlmaz
sayýyor. . . þeriat tarafýndan yasaklanmýþ diðer eylemleri ”mübah”saymýþtýr. Yine Ýslam tarihçileri ilk Kýzýlbaþ
olan yoksul bir ailenin çoçuðu olan Halk kahramaný
Babek için ”Babek Azerbeycan’ýn Bezzeyn(Kürtt Aliallah’ larýn yaþadýðý alan resmi olarak Ýran’da Kürdistan
olarak anýlan eyaletin içinde yer almaktadýr. K. D)adlý
bir daðlýk bölgesinde ortaya çýkarak , etrafýna çokça
[email protected] sayfa
19
yandaþ topladý. O, haram iþleri helal biliyordu. Çokça
Müslüman öldürdü. ”þeklinde bilgi vermiþlerdir.
Kýzýlbaþ deyiminin Anadolu Aleviliðinin günümüze
kadar olan ruhi þekillenmesinde büyük bir rolü
olmuþtur. Kýzýlbaþlýðýn toplumsal ve ideolojik temeli
islam dini taraftarlarý tarafýndan potansiyel bir tehlike
olarak görülmüþtür. Bu nedenledirki Kýzýlbaþlýk, sapýk
bir anlayýþ olarak anlatýlmýþtýr. Babek’in özgür birleþik bir emek toplumu yaratma sevdasý, ”sapýk”,
Hasan bin Sabbahý’n Sünni Anadolu selçuklu devletine karþý mücadelesi ”haþþaþçý”karalamalarý ile
bastýrýlmaya çalýþýlmýþtýr. Örnekler çoðaltýlabilir. Ancak
Ýslam’ýn gördüðü tek tehlike Kýzýlbaþlýk’týr. ”Gayri
Müslim’ler”sindirilmiþ yada zorunlu iskana tabi tutularak batýya doðru sürülmüþtür. ”Ýslam’a karþý kýzýlbayraklýlar , kýzýl kuþaklýlar, Kýzýlbaþlýklýlar ise daðlýk
topoðrafyalarý kendilerine güvenli yurtlar olarak iskan
etmek zorunda býrakýlmýþlardýr. Topoðrafik olarak
bozuk alanlar islam karþýtý Kýzýlbaþlar arasýndaki iletiþimi çoðu kez olanaksýz kýlmýþtýr. Bu yüzdendirki
karþýlýklý etkileþim, bilgi alýþveriþi, Pazar iliþkiler kurulamamýþ, farklý ruhi þekillenmeler, ve yaþam biçimleri
ortaya çýkmýþtýr.
Mazdeki, Batiniye, Rafizi, Karamita, Hurremiye(
Kýzýleyinliler olarakta adlandýrýlmýþlardýr. -k. d), Sabbabiye, Babekiye. . . ”gibi hareketlerin farklý adlandýrýlmalarýnýn nedeni budur.
Bu hareketlerin tümünü Kýzýlbaþ hareketi olarak
görmek mümkün deðilsede, Ýslam’a karþý”Anadolu
Aleviliðinin þekillenmesinde ilkler oluþturduðunu ifade
edebiliriz.
KENDAL DOÐAN/ Ankara
DEM® NACHRICHTEN
UND WERBEAGENTUR
Hack str. 3
70190 Stuttgart
Tel: 07113000711/ 12
Fax: 0711 4205003
Alsen Str. 62
44145 Dortmund
Tel: 0231 96 12 766
Fax: 0231 96 12 767
Hatice Eldeniz
Herausgeber/ Geschäftsführerin
Þükrü Yýldýz
Chefredakteur
www.dem-ajans.de
[email protected]
Der Verlag übernimmt keine Haftung für den Inhalt der Anzeigen
und Anzeigentexte. Die von Verlag
gestalteten Anzeigen sind urheberrechtlich geschützt.
Tarkan hayranlarý,
ünlü þarkýcýnýn
bundan sonraki
klibini hangi parçaya
çekeceðini
belirleyecek
CENNET VE ULI
Geçtiðimiz günlerde sevginin her þeyin üstünde
olduðunu ailelerine Keman ve Bethoven müziði
eþliðinde bir gün geçirerek kanýtlayan Cennet
Kaya ve Ulu Krischak dünya evine girdiler.
Mutluluðu yakaladýðýný düþündüðün anda
Kaybettiðin günlerin geride kaldýðýný
Sevgiye inancýný bulduðun anda
Sevginin ne kadarda acýmasýz
ve yaralayýcý olduðunu....
Yüreðinle susturduðun mantýðýn mý
Yoksa mantýðýn ile susturduðun
yüreðinmi kazandý...
SEN MUTLULUÐU HAK ETTÝN
Dem ömür boyu mutluluklar diler.
T
arkan’in resmi internet
sitesinde açýlan klip oylamasýna hayranlari büyük ilgi
gösteriyor. Su ana kadar çok
Yaþadýklarýmdan öðrendiðim bir þey var:
Yaþadýn mý büyük yaþayacaksýn, ýrmaklara, göðe, bütün evrene karýþýrcasýna
Çünkü ömür dediðimiz þey, hayata sunulmuþ bir armaðandýr
Ve hayat, sunulmuþ bir armaðandýr insana. (Ataol Behramoðlu)
Nice yýllara....
DEM Gazetesi doðum gününü kutlar....
KREDÝ
Kiramý?
Evinizin
taksidimi?
sayýda binlerce Tarkanseverin
oy kullandýðý ankette, ‘Sen
Baþkasýn’ adlý parça önde gidiyor. Parçanýn aldýðý oy, ankete
gösterilen büyük ilgi nedeniyle
sürekli deðiþirken, bu sarkýyý
‘Ona Sor’ adlý romantik çaliþma
takip ediyor. Halen devam eden
ankette son sýralama söyle: Sen
Baþkasin, Ona Sor, Ay, Taþ, Gitti
Gideli, Aþk, Verme, Yandým, Her
Nerdeysen, Uzak. Oyvermek
için: www.tarkanonline.net
UÇAK BÝLETLERÝ
REÝSEN BÜRO
Konut Kredileri
Banka Kredisi
Yapý Tasarruf Hesaplarý
Kredi ciddi iþtir.
Uzmanlýk ister.
Bize danýþýn,.
Sizde yararlanýn
Her türlü sigorta
Gürsel Deðirmenci
Daimlerstrç 111
70372 Stuttgart
Büro-Tel: 0711/ 500 67 47
Fax: 0711/ 500 67 48
Mobil-Tel: 0172/ 7 68 42 90
Eski Volksbank‘ýn yerindeyiz....
Yeni büromuz hizmetinizde...
DENIZ VE SALMAN
Eldeniz ve Yüzer Ailelerinin Mutluluðu
Geçtiðimiz Ay Deniz ve Salman Darmstadt´da düzenlenen bir Düðün töreni ile
Dünya evine girdiler. Düðün salonu ortasýnda mutluluklarýný paylaþtýklarý dostlarýnýn sevinc gözyaþlarý mutluluðunuz içindir.
DEM, genç çiftimize ömür boyu mutluluklar diler.....

Benzer belgeler

Su borcu susuz bıraktı

Su borcu susuz bıraktı ilkesi çerçevesinde AÝHM kararlarý dikkate alýnarak yeniden yargýlamanýn yolu ilk pakette açýlamazsa bile yýl içinde gerekli deðiþiklikleri yapýlmalý. Yeni RTÜK Yasasý’nýn çýkarýlarak, yeni düzenle...

Detaylı