Depresyon - Lilly Deutschland GmbH

Yorumlar

Transkript

Depresyon - Lilly Deutschland GmbH
“Depresyon ve Ağrıları Anlama” Aksiyonu
Depresyonlu hastalar ve
aileleleri için el kitabı
Lilly Deutschland GmbH
Werner-Reimers-Straße 2 – 4
61352 Bad Homburg
www.lilly-pharma.de
DECYM00258
rı
ğrıla
A
e
n v nu
o
y
s
siyo
pre
“De ma” Ak
Anla
Önsöz
4
1. Bölüm: Herşey nasıl başlar?
6
2. Bölüm: Depresyon nedir?
15
3. Bölüm: Hasta
30
4. Bölüm: Hasta, ailesi, arkadaşları ve işi
37
5. Bölüm: Sıkça sorulan sorular ve cevapları
51
Özet
56
Ayrıntılı literatür, adresler ve danışmanlar
58
O
3
Önsöz
Sayın okur,
Bu el kitabıyla hasta veya hasta yakını
olarak sizlere depresyon konusuyla
ilgili genel bilgiler vermek istiyoruz.
Hastalığı daha iyi anlamanız
ve depresyon döneminde günlük
hayatla daha rahat mücadele edebilmeniz için faydalı ipuçları vermeyi
amaçlıyoruz.
4
P
Biz kimiz? Emsland’dan psikiyatrist
Dr. Marius Houchangnia, Paris’ten
karikatürist Pascale
Velleine ve tabii bir de
ben, Baltus.
El kitabımız içerik
olarak hem tamamını,
hem de her bölümünü
ayrı ayrı okuyabileceğiniz bir şekilde
düzenlenmiştır. Ayrıca
sizin etkilenen kişi veya
hasta yakını olarak depresyonu
tam kendi bakış açınızdan
ele alan özel bölümler de var. Fakat
bu herkesin her bölümü okuyamayacağı anlamına gelmiyor, tam
tersine.
Bölümlerin her birini tam olarak
okuyabilir veya içinden sadece sizi
en çok ilgilendiren veya size en çok
hitap eden kısımları seçebilirsiniz.
Buradaki bölümlerde, depresyon hastalığına yakalanmış bir aile babası
olan Ali Arslan’ın öyküsünü çizgi
roman şeklinde anlatıyoruz. Ek olarak
“bilimsel” metinlerle de hastalığı daha
iyi anlayabilmeniz için gereken uzman
bilgilerini sunuyoruz.
Son olarak, depresyonla başa çıkabilmenizi ve iyileşmenizi kolaylaştıracak olan benim kendi
önerilerim yer alıyor.
Sizlere bu el kitabımızla yardımcı
olabilirsek, çok sevineceğiz.
O
5
Herşey nasıl başlar?
6
P
O
7
İlk belirtiler
8
P
Ç
oğu etkilenen insanda depresyon
tamamen atipik belirtilerle başlar. Konsantrasyon güçlüğü çekerler,
içlerinde bir boşluk hissederler, evde
ve çalışma hayatında işlerini yerine
getirmekte zorlanırlar. Günlük
yaşamın gereklerinin altından kalkamayacaklarına olan inançları giderek
artar. Bu sırada genellikle başağrıları
veya sırt ağrıları gibi fiziksel şikayetler ve iştahta değişiklik de meydana
gelir.
Bu şikayetler kişinin artık eski verim
gücünü gösterememesine yol açar.
Kişide acizlik hissi gitgide artarken
düşüncelerinin sürekli aynı sorunlar
çevresinde dönüp durması, durumu
iyice kötüleştirir.
O
9
Sürekli aynı düşüncelerin
dönüp durması
10
P
D
epresif hastaların genellikle hep
aynı sorunları aklına takması ve
bundan başka bir şey düşünememesi
tipik bir durumdur. Bu yüzden önceleri basit görünen görevler, zamanla
neredeyse aşılamayacak engeller
halini alır. Birçok hasta kendini bu
düşüncelere öylesine kaptırır ki, bir
tür acizlik yaşarlar. Bu aciz olma hissi
genellikle hastayı kendiliğinden profesyonel yardım almaya sevk eden ilk
nedendir.
Ama depresif kişiyi bir doktora gitmeye yönelten kişiler çoğu durumda
ailesi/yakınları da olabilir. Her ne
kadar bu doktor ziyareti şifaya giden
yolda atılan bir ilk adım olsa da,
genellikle sorunu hemen çözmez.
Şikayetlerin depresyondan kaynaklandığı genellikle hemen anlaşılmaz.
Ve böylece birçok hastanın ilk doktor
ziyareti upuzun bir “doktorlar turunun” başlangıcı olur.
O
11
12
P
O
13
Depresyon nedir?
14
P
O
15
B
“
en deli değilim”. Depresyon teşhisi konulan birçok kişinin ilk
tepkisi bu sözler olur. Aslında bu
doğrudur. Gerçekten de depresyon
tıpkı diyabet, romatizma veya bacak
kırılması gibi bir hastalıktır.
Depresyonu olan kişi sadece hastadır. Deli değildir, fakat ağır hastadır.
Sorun bu hastalığın kendisinde somut
olarak görülememesinde ve çoğu
vakada (Ali’de olduğu gibi) hemen
anlaşılamamasında yatar. Çünkü depresyonun çok çeşitli ve birbirinden
farklı belirtileri vardır.
16
P
Belirtiler
D
epresyonun tipik belirtilerinden
biri, etkilenen kişinin normalde sorunsuzca hatta severek yaptığı
aktiviteler için gereken enerjiyi artık
bulamamasıdır. Kendilerini bitkin ve
yılgın hissederler. Fakat depresyonda
ön planda görülenler her zaman duygusal belirtiler değildir. Çoğu zaman
hastalık hastaların iştahını kaybetmesi
ve kendilerini bedensel olarak iyi
hissetmemeleri ile başlar. Genellikle
tarifi zor olan, kendilerinin ve de
doktorların sebebini bulamadıkları
yaygın ağrılardan şikayet ederler.
Depresyonun tipik ve çok katmanlı
belirtilerini özetlemek istersek, aşağıdaki gibi bir tablo ortaya çıkar:
Psikolojik belirtiler
Fiziksel belirtiler
Aslında ruhsal sebepleri bulunan ve
tarif edilmesi zor olan belirtileridir.
Doğrudan vücutta hissedilen ve
hastanın kolayca tarif edebildiği
belirtileridir.
Örneğin:
Örneğin:
• Çökkün duygudurum
• İsteksizlik
• İlgi kaybı
• Korku
• Suçluluk ve değersizlik hissi
• Güç yetersizliği duygusu
• Uyku bozuklukları
• Baş ağrıları
• Sırt ağrıları
• Karın ağrıları
• Tüm vücut ağrısı
• Kabızlık
• İştah ve kilo değişiklikleri
O
17
D
epresyonu belirtilerinin çok çeşitli
olmasına rağmen depresyon olarak tanımak ve hastalara doğru teşhis
koymak için doktorların elinde çeşitli
yardımcı metotlar bulunmaktadır.
18
P
Teşhis
D
epresyonu teşhis edebilmek için
birçok doktor anketlerden faydalanır. Bunlar sayesinde doktor hastaya
depresyonun farklı belirtileri hakkında
soru sorabilir. Doktor ya hastadan
anketi kendi başına doldurmasını
ister ve sonrasında her cevap üzerinde
detaylı olarak hastayla konuşur, ya
da anketi hastayla birlikte konuşma
sırasında doldurur. Anketlerin özelliği
sadece hastalığı teşhis ederken değil,
hastanın durumunun tedavi sırasında
ne yönde değiştiğini anlamakta da
kullanılabilmesidir. Aşağıdaki sayfada
böyle bir anket örneğini görüyorsunuz.
Depresyon Anketi
(Goldberg’den)
B
u cevap kağıdı yardımıyla kişisel
durumunuzu ve olası bir depresyonu ortaya çıkarabilirsiniz. Aşağıdaki
cümleler duyguları, düşünceleri ve
davranış şekillerini tarif etmektedir.
Bu tarifin geçen hafta içinde sizin
için ne derecede geçerli olduğuna dair
her cümlenin sağ tarafına 0 ve 5 arasında bir rakkam koyunuz..
Cevap vermekte zorlanırsanız, eşinize
veya bir yakınınıza da danışabilirsiniz.
Soruları cevaplamanıza memnuniyetle
yardımcı olacaklardır.
0 yok
1 çok az
2 biraz
3 orta seviyede
4 fazla
5 çok fazla
1. İşleri yavaş yapıyorum.
2. Geleceğim umutsuz görünüyor.
3. Okumaya konsantre olmakta zorlanıyorum.
4. Keyif ve sevinç hayatımdan çıktı.
5. Karar vermede zorlanıyorum.
6. Benim için geçmişte önemli olan hayatın birçok
alanına ilgimi kaybettim.
7. Kendimi üzgün, canı sıkkın ve mutsuz hissediyorum.
8. Tedirgin, huzursuz biçimde etrafta dolanıyorum.
9. Kendimi çok yorgun hissediyorum.
10. Basit işleri yapmak için çok çaba sarf etmem gerekiyor.
11. Kendimi cezalandırılmayı hak eden bir suçlu gibi
hissediyorum.
12. Kendimi başarısız, yetersizmiş gibi hissediyorum.
13. Kendimi yaşayan birinden çok sanki ölü gibi
hissediyorum.
14. Uykum bozuk – çok az, aşırı ya da bölük pörçük
uyuyorum.
15. Kendimi nasıl öldürebileceğimi düşünüyorum.
16. Kendimi tuzağa düşmüş ve kapana kısılmış gibi
hissediyorum.
17. İyi şeyler olduğunda bile çökkün hissediyorum.
18. Diyet yapmadığım halde kilo verdim veya aldım.
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5
u
0 u
1 u
2 u
3 u
4 u
5 O
19
20
P
D
epresyonun tam olarak nedeni
bugüne kadar bilinmemektedir.
Ancak depresyonu ve belirtilerini
daha ayrıntılı açıklamaya çalışan birçok teori vardır. Bu teoriler bir depresyonu açıklamak için hem yaşamda
derin iz bırakan olayları, hem de
genetik bir yatkınlığı ele alırlar. Bazı
insanların bu hastalığa
diğerlerinden daha eğilimli olduğu
düşünülmektedir. Tıp dilindeki ifadesiyle bu kişiler daha “belirgin bir
kırılganlık” (vulnerabilite) gösterir.
Yük/Stres
Kritik sınır değer
Depresyonda
kırılganlık
Diğer tüm hastalıklarda
olduğu gibi depresyonun da
belirli nedenleri vardır.
Bunlar hem hastalığın
oluşumunu, hem de tipik
belirtilerini açıklar.
Nedenleri
Yük/Stres
oktor anket formu yanı sıra diğer
teşhis yöntemlerinden de yararlanır. Bunlar Dünya Sağlık Örgütü
WHO’ nun klinik teşhise yönelik
kılavuz kurallarıdır. Burada özel
“Uluslararası Ruhsal Bozukluklar
Sınıflaması – ICD-10” kapsamında bir
depresyona işaret eden tüm uluslararası kabul edilmiş hastalık belirtileri
açıklanır. Kılavuz kuralların da ek
fonksiyonu vardır. Bunların yardımıyla depresyonun çeşitli türlerini birbirinden ayırmak mümkün olur.
Depresyonda
kırılganlık
D
Yük/Stres
DEĞERLENDİRME
Depresyon Anketi:
İşaretlediğiniz rakamları toplayın.
Sonuç 15 veya üstündeyse, bu sizin
için bir doktora veya psikoterapiste
başvurmanız gerektiğinin bir işareti olabilir. Eğer zaten depresyon
tedavisi görüyorsanız, bu test size
tedavideki başarınızı görmenize
yardımcı olabilir. Testi çoğaltıp
düzenli aralıklarla (örneğin, haftada bir kez) doldurarak bir sonraki
randevunuzda doktorunuzla bunlar
üzerine konuşabilirsiniz.
Kişi A
Kişi B
Kişi C
Vulnerabilite Stres Modeli
Bazı insanların diğerlerinden daha
yüksek bir kırılganlığının (vulnerabilite) olması ve “kritik bir
sınır değerini aşmasının” depresyona neden olması ne anlama geliyor?
Bir karşılaştırma yapmama
izin veriniz: Bir zinciri çekerek
büyük bir kuvvet uygulanırsa,
zincir kopar. Yani en zayıf
halkasının olduğu yerden
kopar. Depresyonda da
durum buna benzer.
İnsanları aşırı bir strese
maruz bıraktığınızda, bu
strese sadece belirli bir
süre dayanabilirler. Kimi
daha uzun, kimi daha kısa süre
dayanır. Burada beyin metabolizması çok büyük bir rol
oynar. Diğer bir deyişle “en zayıf
halka” orasıdır. Stres altında kalınca dengesi bozulur, tıpkı zincirin
kopması gibi.
O
21
Stres durumlarında fazla kırılganlık
ile yüksek düzeyde stres birleşince
tahminen kritik sınır değer
aşılır. Zincir kopar, yani insanda
depresyonun ortaya çıkmasına
sebep olur.
22
P
H
astalığı ilk tetikleyen unsurdan
bağımsız olarak, aslında depresyonun arkasında daima biyolojik bir değişiklik yatmaktadır. Depresyonda beyin
metabolizmasının dengesi bozulur.
Keyif ve ağrı hissinin düzenlenmesinden sorumlu olan serotonin ve noradrenalin gibi belirli haberci maddelerin
(nörotransmitterler) artık yeterli miktarlarda bulunmadığı tahmin edilmektedir.
Bir sinir hücresinden diğerine bilgilerin
aktarımı artık düzgün bir şekilde gerçekleşemez. Bu nedenle depresif insan
bazı olaylara sağlıklı insanlardan daha
farklı tepki gösterir. Bu durum somut
olarak şöyle ortaya çıkar: Sağlıklı bir
insan duygusal ve fiziksel streslere geçici olarak çökkün bir duygudurum hali
gösterirken, depresif insanda bu durum
uzadıkça uzar. Bunun neticesinde depresif kişi hem ruhsal hem de fiziksel yönden sürekli olarak rahatsız olur. Ancak
bu rahatsızlık çeşitli tedavi yöntemleriyle giderilebilmektedir.
Depresyonun arkasında biyolojik
yönden neler olduğunu ve depresif
bir insanın vücudunda nelerin
ters gittiğini daha iyi anlamak için
şunu gözünüzde canlandırınız:
Vücutta gerçekleşen tüm süreçler
sinir hücrelerinin (nöronlar) birbiriyle bilgi alışverişinde bulunmasıyla yönetilir. Bu süreç çerçevesinde
belirli haberci maddeler (nörotransmitter) kullanılır. Bunların her biri
farklı bir fonksiyonu yerine getirir.
Bunlardan ikisi serotonin ve noradrenalindir. Haberci madde serotoninin yaşam gücünü artırıcı etkisi
olduğu, duygudurumu, esenlik hissini ve uykuyu etkilediği kabul
ediliyor. Diğer bir haberci madde
de noradrenalindir. Onun da beyinde uyku uyanıklık ritmini, dikkati,
hafıza ve konsantrasyon gücünü
yönettiği varsayılıyor.
Adrenalinin görevi vücudu alarma
geçirmektir. Nabız yükselir, kalp
daha hızlı atar, kan basıncı artar ve
mide ve barsakların faaliyeti azalır. Depresif bir kişide serotonin ve
noradrenalin haberci maddelerinin
çok az miktarda bulunduğu düşünülmektedir. Serotonin eksikliği
enerji kaybı, çökkünlük ve uyku
bozuklukları gibi belirtilere neden
olur. Noradrenalin eksikliğiyse konsantrasyon güçlüğünden ve fiziksel
şikayetlerden sorumludur. Bedensel
ağrılar, her iki haberci maddenin
birden eksik olmasına
yorumlanır.
Dolayısıyla ruhsal ve
fiziksel şikayetleri
giderebilmek için
amaç vücutta serotonin ve noradrenalin konsantrasyonlarının tekrar normal düzeye
getirilmesi olmalıdır.
Depresyon insanın keyif durumuna
geçici olarak etki eden bir bozukluk
değil, tedavi edilmesi şart
olan ve günümüzde birçok vakada
başarıyla tedavi edilebilen bir hastalıktır. Nedeninin beyindeki bir
metabolizma değişikliği olduğu
düşünülmektedir. İlaçlar yardımıyla bu metabolizma tekrar rayına
oturtulabilir. Eskisi gibi günlük
yaşamınızın üstesiden gelmek istiyorsanız doktorunuzun
yardımından yararlanınız.
Depresyon utanılacak bir şey
değildir ve asla dengesiz bir ruh
halinin işareti olarak görülemez.
Birçok başarılı ve kendine güvenen insan depresyon geçirmiştir.
Tarihte de Wilhelm Busch,
Winston Churchill, Jean-Paul
Sartre veya Wolfgang Amadeus
Mozart gibi birçok ünlülerden
örnekler vardır.
O
23
Tedavi
“Mutlaka ilaç kullanmak şart mı?”
D
epresyonun tedavisi için çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.
Bunlar hastanın ilaçla (antidepresanlar) tedavisinin gerekli olup olmadığına veya doktorun hastalığı başka
yöntemlerle iyileştirme çabasına göre
ayırt edilirler. Depresyonun tabletle
tedavisi birçok vakada etkili bir yöntem olarak kendini göstermiştir.
Bunun nedeni depresyonun (yukarıda da açıklandığı gibi) beyindeki bir
metabolizma bozukluğundan kaynaklanmasıdır. İlaçlar değişik yollardan
bu bozukluğun giderilmesini sağlar.
Aynı zamanda doktorun hastaya
uyguladığı konuşma tedavisi de buna
eşlik eder. İlaç tedavisinin yanı sıra
doktorla hasta arasında düzenli aralıklarla görüşmeler de yapılır. Çünkü
depresif hastanın dertleri, endişe ve
korkuları hakkında
konuşması önemlidir. İlaçları tamamlayıcı olarak başka tedavi yöntemleri
de kullanılabilir. Bunlar örneğin psikoterapi, davranış terapisi veya ışık
tedavisidir. İlaçsız tedavi yöntemleri
sadece depresyonun çok hafif türlerinde tek başına yeterlidir. En önemli
ve en çok kullanılan tedavi türleri ile
çeşitli alternatif yöntemlerin fayda ve
zararlarını aşağıdaki açıklamalarda
görebilirsiniz.
İlaç tedavisi türleri –
Antidepresanlar
D
epresyon tedavisinde kullanılan
ilk ilaçların bulunuşu bundan 50
sene öncelerine gider. O günden beri
çok sayıda yeni ilaç türetildiğinden
1950'ler
artık doktorlar hastaya en çok yardımı
dokunan ilacı tam olarak seçebiliyorlar. Esas olarak aşağıda geliştirildikleri tarih sırasına göre açıklanan çeşitli
antidepresan grupları arasında ayırım
yapılır .
1960'lar
1970'lar
1980'lar
1990'lar
2000'lar
2010'lar
Fenelzin
İmipramin
İzokarboksazid Klomipramin
Tranilsipromin Nortriptilin
Amitriptilin
Desipramin
Maprotilin
Amoksapin
Fluoksetin
Sertralin
Paroksetin
Fluvoksamin
Sitalopram
Bupropion
Nefazodon
Mirtazapin
Venlafaksin
Escitalopram
Duloksetin
Agomelatin
Tarihi gelişimlerine göre çeşitli antidepresanlar
24
P
O
25
Sarı kantaron otu
(Johanniskraut)
S
arı kantaron otu keyif değişikliklerinde ve depresyonun
hafif türlerinde kullanılır. Özellikle
Almanya’da birçok hasta sarı kantaron
otu preparatlarını doktor tarafından
reçetelenmeden kendi kendine ilaç
olarak alır, zira bitkisel ilaçların zararsız olduğunu düşünmektedirler. Oysa
sarı kantaron otu da ciddi yan etkilere
yol açabilir. Örneğin, yorgunluk, ışığa
karşı artan hassasiyete bağlı olarak
gözlerde yanma hissi veya
pigment değişimleri. Bu sebeple bu
hastaların güneşten kaçınmaları gerekir. Başka ilaçlarla etkileşimleri
de sık görülür. Örneğin, sarı kantaron
otu alınırken doğum kontrolü hapları
etkisini kaybedebilir.
26
P
„Ne zaman iyileşeceğim ?”
İ
laç almaya başlayan her depresyon
hastası tabii ki durumunun hemen
iyileşmesini sabırsızlıkla bekler.
Ama burada sabırlı olmak gerekir.
Çünkü genellikle hissedilebilir düzeyde bir etki ancak iki ila üç hafta
sonra görülmeye başlar. Bunun nedeni, beyinde metabolizmanın tekrar
yavaş bir şekilde dengeye
getirilebilmesindendir. Birçok hastada bu ciddi bir sorun yaratır, çünkü
ilaçların iyileştirici etkisinden önce
yan etkileri ortaya çıkar. Tedavinin
bir faydası olmadığını sandıkları için
bu durum bir çok hastanın hapları
bırakmasına sebep olur. Burada, yan
etkilerin çoğunlukla tedavinin sadece
ilk birkaç gününde ortaya çıktığının
bilinmesi çok önemlidir. Bazı hastalara, ilacın vücuttaki etkisi yan etkilerin
ortaya çıkmasıyla başlar şeklindeki bir
düşünce de yardımcı olur.
Bu ise iyileştirici etkinin başlamasına az kalmış olduğu anlamına gelir.
Yine de, yan etkiler uzun sürerse,
hasta doktora durumunu bildirmeli ve
ilacı kendi kararıyla bırakmamalıdır.
Doktor gerekirse, dozu azaltabilir
veya başka bir ilaca geçmeyi düşünebilir.
Önemli bir uyarı daha:
Antidepresanlar genellikle en azından
altı ila oniki aylık bir süre boyunca
alınmalıdır. Depresif hastada depresyonun nüksetmemesi ancak bu şekilde
sağlanabilir.
İlaçların asgari alım süresine (altıdan
oniki aya kadar) uyulsa da hasta ilacını birdenbire bırakmamalıdır.
Doktoruyla konuşarak dozu beş ila on
iki günlük bir süre içerisinde kademeli
olarak azaltması gerekir.
Depresyonun ilaçla tedavi edilmesi
depresyonla mücadelede son derece
yaygın ve etkili bir tedavi türüdür.
Doktorunuz depresyonunuza karşı
size ilaç yazarsa, psikofarmatik
denilen bu ilaçları almaktan çekinmeyiniz. Önyargılara da değer vermeyiniz; antidepresanlar ne insanı
bağımlı yapar, ne de kişiliğinizi
değiştirir.
Fakat, gerçekten ilaç tedavisiyle
ruhsal ve bedensel sıkıntılarınızdan
tamamen kurtulabilmeniz için
size mutlaka uymanız gereken bazı
bilgiler daha vermek istiyorum:
• Lütfen ilacınızı düzenli olarak
alınız. İlacınızı almayı bir kez
unutmuşsanız, bu sorun değildir.
Unuttuğunuz dozu sonradan ek
olarak almanıza gerek yoktur.
• İlacın dozunu kendi kendinize
değiştirmeyiniz ve iyileşmeyi
sağlamak için gerekli olan dozu
almaya devam ediniz. Çünkü
dozun azaltılması halinde her an durumun kötüleşmesi, hatta
hastalığın komple geri dönmesi mümkündür.
• Antidepresan ilacınızı kendinizi
iyi hissetmeye başladığınız andan
itibaren en azından altı ila oniki
aylık bir süre boyunca almaya
devam etmelisiniz.
• Tedavi döneminin sonuna gelince,
ilacı bırakma konusunu doktoru-
nuzla konuşabilirsiniz. Ama
ilacı sakın aniden bırakmayınız
ve dozunu beş ila on iki günlük
bir süre içerisinde azaltınız.
Aksi takdirde Rebound depresyon
(geri tepen depresyon), yani ilacın
aniden bırakılmasıyla ortaya
çıkan ve kimi vakalarda çok
ağır yaşanabilen belirtiler ortaya
çıkabilir.
O
27
• Yanlışlıkla çok yüksek bir doz
alırsanız, derhal doktorunuzu
arayınız (özellikle trisiklik ve
tetrasiklik antidepresanlarda).
• İlaç aldığınız sırada hamile kalırsanız veya hamile kaldığınızdan
şüphelenirseniz, yine lütfen doktorunuzu arayınız. Doktorunuz
sizinle ve kadın doğum uzmanıyla
birlikte tedavi planınızı gözden
geçirecek ve gerekirse durumunuza göre ayarlayacaktır.
• Özellikle trisiklik ve tetrasiklik
antidepresanlarda (bkz. sayfa 26)
gittiğiniz tüm doktorlara o anda
almakta olduğunuz bu ilaçları
mutlaka bildiriniz. İlaç etkileşimleri ancak bu şekilde önlenebilir.
28
P
• Aldığınız ilaçtan kaynaklandığını
düşündüğünüz herhangi bir yan
etki hissederseniz doktorunuza
söyleyiniz. Gerekli görürse dozu
azaltır veya size başka bir ilaç
reçeteler. Ancak mide bulantısı
gibi hafif yan etkilerin tedavinin
ilk birkaç gününde meydana gelmesinin mümkün olduğunu da
unutmayın. Bunlar genellikle kısa
sürelidir ve birkaç gün içinde
geçerler.
• Doktorunuzun uyguladığı tedaviye ve ilacınıza güveniniz.
Durumunuz hemen bir gecede
iyileşmeyecektir. Tedavinin etkisi
çoğu kere ancak iki ila dört hafta
sonra hissedilmeye başlanır.
Ek tedavi türleri
E
k tedavi türleri hastanın destekleyen ve eşlik eden konuşmalarla
birlikte uygulanan ilaç tedavisini yeterli görmediği durumlarda kullanılır. Bir
biriyle iyi kombine edilebilen bu tür
pek çok tedavi şekilleri vardır.
Böylece, her hastaya biçilmiş kaftan
gibi kendi ihtiyaçlarına uyan kişisel
tedavi planları hazırlanabilir. İlk
akla gelenler, örneğin: psikoterapi, ışık
tedavisi, transkraniyal manyetik uyarım, müzik ve sanat tedavisi, kendine
yardım grupları... Saymakla bitecek
gibi değil. Tecrübeler yukarda adlandırılan yöntemlerin depresyonun tedavisinde en çok kullanılanlar olduğunu
göstermektedir. Sizin için ek tedavi
türlerinden hangisinin daha uygun olacağını lütfen doktorunuzla görüşün.
Gördüğünüz gibi, depresyona karşı
çok sayıda farklı tedavi türleri vardır. Bunları okurken depresyonun
ilaçla tedavisinin ne kadar önemli
olduğunu siz de anlamışsınızdır.
İlaç almayı sevmeyen insanlardan
biri de olsanız (çoğu insan sevmez),
ilaçların alınmasını zorunlu kılan
hastalıkların var olduğunu aklınızdan çıkarmayın.
Bu tür hastalıklarda belki de ilacın
amacının depresyonda olduğundan
çok daha belirgin olması nedeniyle
ilacı almaya razı oluyorsunuz.
Enfeksiyonlarda örneğin, antibiyotiklere muhtaçsınız, diyabette insüline, yüksek tansiyonda tansiyon
düşürücü ilaçlara ve bunun gibi
daha bir çok benzerleri.
Bu hastalıkları ilaç kullanmadan
tedavi etmeyi hiç kimse aklından
bile geçirmez. Depresyonda da
(tıpkı diyabette veya tiroid bezi
fonksiyon bozukluklarında olduğu
gibi) ilaçla tedavi zorunluluğunun
kabul edilmesi gereklidir.
O
29
Hasta
„Depresyon mu?
Mümkün değil!”
30
P
Ç
oğu hasta “depresyon” teşhisini duyduğu ilk anda ne tepki
vereceğini bilemez. Bir süre sonra
hastalıklarının ne olduğunun bilincine
varınca bazıları şoke olur.
Kimileri de büyük bir rahatlama hisseder. Bu farklı tepkilerin her biri kendi
içinde normaldir. Bazı kişiler çevresindeki insanların tepkilerinden korktuğu için teşhisi reddediyor olabilir.
O
31
Buna karşılık, rahatlama tepkisi veren
kişiler herşeye başka bir açıdan bakmaktadırlar. Haftalardır, aylardır
hatta belki de yıllardır çektiği açıklanamayan tüm şikayetlerinin adı nihayet konulmuştur. Ruhsal veya
bedensel rahatsızlıklarının nedenini
artık kendisi de doktoru da bilmektedir. Hastalığı artık etkin bir şekilde
tedavi edilebileceği için sevinçlidir.
32
P
Teşhis: İyileşmeye giden
yolda ilk adım
D
epresyon teşhisi konulur konulmaz ardından hemen tedaviye
başlanabilir. Normal durumda böyle
bir antidepresan tedavi, doktorun depresif hastaya ilaçlar yazmasıyla başlar.
Amaç, hastalığın temelinde yatan
metabolizma bozukluğunu tekrar dengeye sokmaktır. Bu hemen bir günde
olacak iş değildir, zaman ister.
Bazı hastalara bu süre çok uzun gelir.
Ancak her uzun yolun sonunda olduğu
gibi depresyon tedavisinin sonunda
da bir amaç vardır, o da hastanın kendisini yeniden tam anlamıyla sağlıklı
hissedebilmesidir.
Doktor bu bağlamda size “remisyon” dan (gerileme) bahsedecektir.
Remisyonun anlamı hastada artık
hemen hemen hiçbir belirtinin görülmemesi, ruhsal ve bedensel şikayetlerinden neredeyse tamamen
kurtulmuş olmasıdır.
Zor dönemlerin olması son
derece normaldir
D
epresyon tedavisi sürecinin bazı
özellikleri vardır. Bu, etkisini
hemen göstermeyen her ilaç tedavisinde olduğu gibi, burada da böyledir.
Hastanın ruhsal ve bedensel sağlığı
gözle görülür bir hal alıncaya kadar
belirli bir zamana ihtiyaç vardır. Çoğu
ilaçta ilacın ilk kez alınması ile belirgin bir iyileşmenin görülmesi arasında
geçen süre iki ila dört haftayı bulur.
Ancak bu süre sonunda ilaç etki etse
ve hasta nihayet durumunda iyileşme
hissetmeye başlasa bile, herşey bundan sonra hep iyiye gidecek demek
değildir. Her insanın arada bir ruh
halinde değişiklikler olur.
Keza, depresif hasta da kendini bir
gün iyi, ertesi gün kötü hissedebilir.
İyileşme sürecinde bu son derece
normal bir gelişmedir. Bu dönemlerde
hasta asla iyileşme umudunu kaybetmemeli ve ilacı kendi başına bırakmamalıdır.
Çünkü bu durum da geçecektir.
Geçmezse, hasta mutlaka doktoruyla
konuşmalıdır.
O
33
Olası yan etkiler
H
asta ilaç tedavisi fikrini benimsemiş olsa bile, genellikle en
geç ilacın prospektüsünü okuyunca
korkmaya başlar. Sayısız kontrendikasyon, yan etki ve ilaç etkileşimlerini okuyanlarda doğal olarak bir
rahatsızlık oluşur. Ancak prospektüs
ne kadar kısa veya uzun olursa olsun,
şundan kesin olarak emin olabilirsiniz,
her ilaç klinik çalışmalarda yoğun bir
şekilde araştırılmış ve çıkarabileceği
yan etkilerine karşı denenmiştir.
Zaten hiçbir ilaç yan etkisiz değildir.
Buna göre antidepresanlarda da yan
etkiler ortaya çıkabilir. Örneğin, ilk
başlardaki mide bulantıları bunlardan
biridir. Diğer yan etkiler, ilacın hangi
madde grubundan olduğuna göre değişir (bkz. 2. Bölüm). Ancak bu tipik
yan etkiler genellikle tedavinin ilk
haftasından sonra kaybolur ve bunu
takip eden tedavi sürecinde bir daha
ortaya çıkmazlar.
34
P
Bu sorunları her doktor bilir ve bu yan
etkilere karşı uygun önlemleri alabilir.
Yan etkiler meydana geldiğinde hasta
bunları açık bir şekilde doktoruna söylemelidir. Önemli olan, kendi
başınıza dozu azaltmayınız ve de ilacı
tamamen bırakmayınız. Hastanın aksine doktor ilacın etkisini kaybetmeden
yan etkilerin giderilmesi için ne yapılması gerektiğini bilir. Diğer taraftan
ilacı kendi başınıza bırakmanız hastalığın depreşmesine sebep olabilir.
Yani iyileşmiş olan durumunuzun ağır
bir şekilde kötüleşmesine sebep olur.
Hasta ilaç almanın yanı sıra
başka ne yapabilir?
D
epresif bir insanın depresyonunu
yenmek için ilaç almanın yanı
sıra başka ne yapabileceğine cevap
vermek o kadar kolay değildir. Çünkü
bu, hastanın o anda kendisini nasıl
hissettiğine bağlıdır.
Ancak hastanın o anda kendisini iyi
veya kötü hissetmesine bağımlı olmadan geçerli olan bir şey vardır: Eğer
hasta ilaçların yardımıyla çevresini
algılama ve ona katılma yetisini tekrar
kazanmışsa, güvendiği kişilerle hastalığı hakkında konuşmayı denemelidir.
Çünkü çevresindeki insanlar, hastanın
o andaki davranışlarının nedenini
bilirlerse, ona göre kendi davranışlarını uyarlayabilirler.
Güvenilen kişileri olaya katmak, iyileşme sürecinde hastanın bu kişilerden
destek görmesini de sağlayacaktır. Bu
destek son derece önemlidir ve hasta
yönünden çok şey ifade eder. Ancak
depresif insan, hastalığına rağmen
(yapabildiği kadar) kendisi de ruhsal
ve bedensel durumuna sürekli katkıda
bulunmaya çalışmalıdır. Tabii bu çok
kez büyük bir çaba ve o anki duruma
göre büyük bir irade gücü gerektirir.
Ancak hastanın kendi aktivitelerini
yapması çok önemlidir. Hastanın
kendi iyileşmesine nasıl katkıda
bulunabileceği hakkında size bir fikir
vermek için sağ tarafta bazı ipuçları
ve uyarılar hazırladık. Ancak
hepsinden önemlisi hastanın profesyonel yardım almasıdır. Çünkü hastanın
ruhsal ve bedensel sıkıntılarıyla
nasıl baş edileceğini doktor bilir.
Burada bir kez daha sözü alarak,
günlük yaşamda dikkat etmeniz
gereken birkaç şeyi belirtmek
istiyorum:
Önemli telefon numaralarını elinizin altında bulundurun.
Özellikle tedavainin başlangıcında,
ama hastalığın nüksetmesi halinde de
özel kriz durumlarına karşı
hazırlıklı ve tedbirli olmalısınız.
Önemli telefon numaralarını (örn.,
tedavi eden doktorunuz, acil
servis, psikiyatri kliniği vb.) daima
hazırda bulundurmanız akıllıca olacaktır. Çünkü bir kriz esnasında bu
numaraları arayıp bulmak size zor
gelecektir. Öyle bir listeyi hazırlamanızda şüphesiz yakınlarınız da size
memnuniyetle yardımcı olacaktır.
Numaralardan yararlanınız ve
kendinizi kötü hissederseniz en
hızlı şekilde profesyonel yardım isteyiniz.
Sizi oyalayacak önemli bir şeyler
bulun.
Kendinizi kötü hissettiğinizde ve
aklınızdan sürekli aynı sorunların geçtiğini fark ettiğinizde, düşüncelerinizi
dağıtacak bir şeyler bulmalısınız. Bu
mesela sıcak bir banyo, parkta bir
yürüyüş veya resim yapmak olabilir.
Arkadaşlarınızla konuşmanız da yardımcı olabilir. Hatta belki de geçmişten güzel bir anınızı tekrar gözlerinizin önüne getirebilirsiniz. Sizi oyalayacak bir meşgale bulmanızın avantajı
bundan böyle acil durumlarda daima
bu yönteme sarılabilecek olmanızdır.
Kendinize (küçük) hedefler koyunuz
Yeniden bir etkinlik yapabileceğinizi
hissetmeye başlar başlamaz kendinize
görevler belirleyin ve bunları kişisel
hedefiniz olarak bir yere not edin.
O
35
Hasta, ailesi, arkadaşları ve işi
Bu, mesela yatağı toplamak veya
önceki günden dağılmış giysileri yerine yerleştirmek olabilir. Hedef olarak
neyi belirleyeceğiniz o anda kendinizi
nasıl hissettiğinize bağlıdır. Herşeyin
hemen anında halledilmesinin şart
olmadığını unutmayınız ve bir işe
niyetlenip sonradan yapamazsanız
umutsuzluğa kapılmayınız. Belki
henüz daha o hale gelememişsinizdir.
Daha sonra bunu tekrar deneyiniz.
Küçük adımlarla ilerleyiniz ve küçücük bile olsa, her başarınızı sevinçle
karşılayınız.
Partiler, eğlenceler ve tatillerden
kaçınınız.
Özellikle tedavinizin başlangıç aşamasında, yani henüz kendinizi kötü
hissettiğiniz sıralarda partiler,
eğlenceler ve hatta tatillerden uzak
durunuz (her ne kadar bitkinliğiniz
nedeniyle size tatile ihtiyacınız varmış
gibi gelse de).
36
P
Bu şekilde depressif yaşamınız iyileşeceği yerde daha da kötüye gider. En
iyisi kendinizi tekrar daha iyi hissedebileceğiniz yakın bir zaman için kendiniz bir parti düzenleyiniz veya gelecek tatilinizi planlamaya başlayınız.
Diğer depresyon hastalarıyla iletişim kurunuz (örn. kendine yardım
grupları).
Örneğin bir kendine yardım grubuna
katılarak başka depresif hastalarla iletişim kurunuz ve tecrübelerinizi paylaşınız. Böylece hastalık ve beraberindeki sorunlarıyla yalnız olmadığınızı
anlayacaksınız. Belki de birkaç hafta
içinde başka hastalara yardım edebilen
kişi siz olacaksınız.
Günlük yaşama dönüş!
Depresyon teşhisi ilk kez konulan birçok kişi artık ömür boyu bu hastalığı
çekmek zorunda olduğunu zanneder.
Hastalık onların yaşamını ilk kez
rayından çıkarınca artık eski günlük
yaşamlarına geri dönebileceklerine
inanmazlar. Bu normalde yanlış bir
düşüncedir. Çünkü hastanın eski
görevlerini ve sorumluluklarını tekrar
üzerine alabilmesi için ister aile içinde
olsun, isterse de boş zamanlarında
veya iş yaşamında olsun, potansiyel
olarak pek çok tedavi seçeneği vardır.
Yine de bir depresyon evresine düşme
tehlikesi artakalan risk olarak bulunmaktadır. Ancak ilaçlarla, tamamlayıcı tedavilerle ve hastanın da desteğiyle çoğu vakada nüks riskini en aza
indirmek mümkündür. Hatta tümüyle
iyileştirilebilen kişiler bile vardır.
O
37
Hasta yakınları depresyonu
nasıl yaşar?
D
epresyon teşhis edilmeden ve
gereken tedaviye başlanmadan
önce çok defa hastanın kendisini yorgun hissettiği, iyi uyuyamadığı ve bazı
fiziksel şikayetler yaşadığı uzunca bir
süre geçer. Bu kişiler artık kendi
hislerini dışa vurabilecek veya başka
insanların hislerine cevap verebilecek
durumda değildirler.
Kendiliğinden bir şeyler yapma ve
yaşam sevinçleri kalmaz. Dünyaya
ilgileri, hobileri ve cinsel istekleri
azalır, strese dayanamazlar. Yakınları
ve eşi bu durumu bilir ve çok defa
ümitsizliğe kapılır.
“Keyif bozukluğuna” tepkiler
H
asta yakınları ilk başlarda hastanın keyif bozukluğunu anlayış
ve sevgi dolu bir dikkatle karşılamaya
çaba gösterirler, ama genellikle bir
cevap alamaz, hatta ilgilendikleri için
geri tepildiklerini görürler. Bu ise
zamanla bir gücenme, kızma veya
reddetme hissinin oluşmasına yol
açabilir. Bu hisler hastanın hiçbir doktorun açıklama getiremediği fiziksel
sorunlardan yakınıp durmasıyla daha
da şiddetlenir.
Teşvik amaçlı “biraz çıkıp temiz hava
al istersen”, “spor yapabilirsin” veya
“kendine bir şeyler al” gibi ifadeler
hızla “böyle davranmasana“ veya
“kendini biraz toparla” gibi yorumlara
dönüşüverir. Bu ne hastaya, ne de
yakınlarına yarar. Çünkü bu gibi tepkilere cevap olarak hasta çoğu kez
daha da içine kapanır ve belirtileri
şiddetlenmeye devam eder.
Aile yardım etmeye çalışıyor (konuşuyor, cesaret veriyor, oyalıyor)
Hasta çok az tepki veriyor veya hiç vermiyor (ailenin bakış açısına göre)
Durum daha da şiddetleniyor veya aile kendini geri çekiyor
Hasta kendini anlaşılmamış ve terk edilmiş hissediyor
Aile suçluluk hissediyor ve hastanın üzerine aşırı düşerek tepki veriyor
Hasta kendini gitgide daha değersiz ve bir çocuk yerine konulduğunu hissediyor
Ailenin gücü tükeniyor (“burn-out“), suçluluk ve agresyon çelişkisi yaşanıyor
38
P
Depresyonun ailedeki tipik görünüşü
O
39
“Keşke bunu daha önceden
bilseydim!“
B
öyle yanlış anlamaların sonucunda hasta ile ailesi arasında gerginliklerin neden yaşandığı son derece
açık: Depresif hastanın ailesi bu kişinin davranışlarında değişiklikler olduğunu görür, ancak henüz bunun nereden kaynaklandığını bilmez. Depresif
kişi de bu durumda genellikle onlara
pek yardımcı olamaz. Çünkü, o anda
ne yaşadığını çok nadir olaylarda
başkalarına kelimelerle anlatabilecek
durumdadır.
Nihayet teşhis konulduğunda bu
durum hasta ve ailesi için korkudan
ziyade bir rahatlama hissi doğurmalıdır. Bu nedenle hasta ve yakınları,
davranış değişimlerinin nedenini bir
kez öğrendikten ve depresyon hastalığı açık bir şekilde ilk defa konuşulduktan sonra, her şey çoğu kez
kolaylaşır.
40
P
Aile içinde konuşma mevzusu bulmak
da kolaylaşır. Böylece hastanın ilk
başlarda anlam verilemeyen tepkilerine de artık daha uygun cevaplar
verilebilir.
Hasta yakınları iyileşme sürecinde neden bu kadar önemli?
D
epresif hasta ile ailesi arasında
açıkça konuşulabilmesi için
öncelikle bu hastalığın bilinmesi gerekir. Bunun için profesyonel yardım
şarttır. Tam bu noktada aile devreye
girer. Çoğu kez hastayı şikayetleri için
doktora gitmeye ilk yönlendiren ailesidir. Aile sadece teşhiste değil, tedavinin devamında da çok önemli bir rol
oynar. Çünkü normalde hastayı kimse
ailesi kadar iyi tanıyamaz. Hasta
yakınının doktora hastayla ilgili verdiği bilgiler uygun bir tedavi planının
oluşturulmasında doktora çok önemli
ipuçları sağlar.
Tedavi sürecinde yakınlarının hastaya
ilaçlarını düzenli olarak almasını ve
olası nükslerde tedaviyi bırakmamasını tembih etmesi son derece önemli
olabilir. Psikoterapi gibi ek tedavilerde de hasta yakınlarının desteği son
derece faydalı, hatta şarttır. Bu desteği
verebilmek için hastanın yakınları
ve eşi hastalık tablosunu tanımak ve
tedavi imkanları üzerine bilgi edinmiş
olmak zorundadır.
Çünkü hasta için de yeni olan bu
durumda hastaya yoldaşlık edebilmek
sadece onun durumunu anlamak ve
olası yardım yollarını bilmekle mümkün olacaktır.
Sabır ve anlayış
D
epresif hastanın yakınlarının yapması gereken en önemli şey çok
sabırlı olmaktır. Çünkü depresyon
tedavisi bazen çok uzun sürebilir ve
ara sıra nüksler yaşanabilir. Bu uzun
iyileşme sürecinde hastayla günlük
yaşamı paylaşmanın da kolay olmadığı
kanıtlanmıştır. Zira depresif hastalar
normalde karar verebilecek bir durumda değildir ve en kolay işleri bile yapamazlar. En basit etkinlikler için bile
kendilerini yorgun hissederler, eskiden
keyifle yaptıkları işler için bile enerjileri yoktur. Kötü niyetlerinden değil,
hastalıklarının bir sonucudur. Bu
durum sadece aileyi değil, hastanın
kendisini de umutsuzluğa sevkeder.
Aslında “istiyorlar”, ama “yapamıyorlar”.
Hastalarla ilişkide neler yapılmalı, neler yapılmamalı?
D
epresif hastalara bu yeni durumlarında umut aşılamak ve acizlik
düşüncelerinden uzak kalmalarını
sağlamak için yakınlarının kararları
kendileri üstlenerek veya bunları daha ileri bir tarihe erteleyerek
hastanın yükünü hafifletmeye çaba
göstermeleri önemlidir. Hasta bir şey
başardığında, yakınlarından gelecek
bir takdir kendisini tekrar iyi hissetmesine önemli bir katkı sağlayacaktır.
Çünkü depresif kişi çoğu kez bir şey
başarmış olduğunu kendisi algılayamaz. Hasta yakınları ayrıca düzenli
bir günlük programa uyulmasında ve
ilgili aktivitelerin programlanmasında
da yardımcı olmalıdır. Çünkü depresif
kişiler için belirli bir rutinden başka
önemli hiç bir şey yoktur. Sadece bu
şekilde en azından kendi çevresinde
herşeyin yine normal devam ettiğini
hissedebilir. İyi niyetle düşünülen,
başka çevrelerdeki tatiller veya
seyahatler normalde hastaya pek yardımcı olmaz, çünkü buralarda hastanın problemlerini ve zorluklarını
düşünecek daha da çok boş vakti olacaktır. Partiler ve eğlencelerden de
kaçınılmalıdır, zira çevresinin
mutluluğunu görmek depresif kişiyi
daha da depresif yapmaktan başka bir
işe yaramaz. Yaratıcı aktivitelerde de
yakınları hastayı sadece, eğer hasta
kendi inisiyatifiyle buna karar vermişse, desteklemelidir. Hasta yakınları
ayrıca depresif kişilerin normalde şaka
duygusunu yaşamadıklarını, yani bunu
da artık kaldıramadıklarını unutmamalıdırlar.
O
41
“Peki kritik durumlarda ne
yapmalı?”
H
asta yakınlarının kriz durumlarında desteği ve tutarlı müdahalesi
özellikle önemlidir. Bunlar hastanın
kendisini özellikle kötü hissettiği ve
hatta intiharı bile düşündüğü durumlardır. Hemen hemen tüm depresif
insanlar hastalıkları sırasında hayatına son vermeyi aklından geçirir.
Hastaların yaklaşık %60’ı en az bir
kere intihar teşebbüsünde bulunur.
Bu, depresyon hastalığının ne kadar
zor olduğunu acı bir şekilde gözler
önüne seren, ürkütücü derecede yüksek bir orandır. Problem olan, depresif
kişilerin çok nadir vakalarda intihar
niyetinden bahsetmesidir. Bu yüzden
yakınlarının hastanın intiharı aklından geçirdiğine inanınca bu konuda
konuşmaları hayati önem taşır. Birçok
hasta yakını hastanın aklına böyle bir
düşünceyi kendileri sokmamış olmak
42
P
için konuyu açmaya korkar. Halbuki
çoğunlukla tam tersi geçerlidir. İntihar
konusunun yakınları tarafından açılması çoğu hastada büyük bir rahatlama sağlar, çünkü bununla kendi
kendilerine uğraşmanın zorluğundan
kurtulmuş olurlar.
Hasta yakınlarının olası bir intiharın
farkına varabilmelerini kolaylaştırmak
için planlanan bir intiharın uyarı işareti olabilecek birkaç nokta aşağıda
belirtilmiştir.
• ani bir sakinleşme ve huzur, hatta
bazen neşelenme
• arkadaşlar ve tanıdıklarla daha
kuvvetli bir iletişime geçmesi
• şahsi eşyalarını başkalarına hediye
etmesi
• o zamana dek yapılmamış
formaliteleri halletmesi
• bankalar ve sigorta şirketleriyle
görüşmesi
• ölüm ilanlarıyla daha çok
ilgilenmesi
• vasiyetini yazması
Hasta bu tür davranışlar göstermeye
başlarsa, en hızlı şekilde profesyonel
yardım alınmalıdır. Mesela hastayı
tedavi eden doktor hemen aranabilir.
Ruh ve sinir hastalıkları hastanesi
veya bir kliniğin psikiyatri bölümünde
yatarak tedavi ihtimali hasta yakınlarının gözünü korkutmamalıdır. Hasta
her ne kadar itiraz etse de, ortada akut
bir hayati tehlike vardır. Kriz durumu atlatıldıktan sonra, çoğu hasta bu
kararlı ve ısrarlı davranışa karşı minnettardır..
Profesyonel yardımdan hastalar da
hasta yakınları da günün 24 saati
yararlanabilirler. Bunun için lütfen yardım olanaklarını önceden
öğrenin. Tedavi eden doktorunuz
size memnuniyetle bilgi verecektir.
Telefon numaralarını ve adresleri
zamanında bir yere not edin. Akut
kriz esnasında muhtemelen bunu
yapmaya haliniz ve zamanınız
olmayacaktır.
“Peki çocuklara ne diyeceğim?”
Ç
ocuklar çok küçük yaşlarda da
olsa çevrelerindeki değişikliklere
karşı son derece hassas olurlar. Baba,
anne veya kardeşlerinin davranışlarındaki değişimi fark eder ve bir şeylerin
yolunda gitmediğini anlarlar. Hatta bu
değişiklikleri herhangi bir hastalıkla
ilişkilendirmeyip baba, anne veya
kardeşlerinin “tuhaf” davranışlarından
kendilerini bile suçlu tutabilirler.
Aile üyesinin anlaşılmaz ve gizemli
davranışlarını idare etmede yetişkinlerden daha çok zorlanırlar. Anne ve
babalar çoğu kez çocuklarına, üzülmesinler diye, kendilerinin veya diğer
aile üyesinin psikolojik hastalığı hakkında hiçbir şey söylemez. Fakat bu
çocukları rahatlatmaz, aksine çocuk
anne ve babasının veya kardeşinin
sorunlarını anlayamaz ve bunu kafasında bir yere oturtamaz. Ardından
korku ve şaşkınlık gelir.
O
43
Aile üyesinin sorunlarından kendilerinin sorumlu olduğuna inandıkları için
çocuklarda çoğu kez suçluluk hissi
gelişir. Üstelik anne ve babalarına bu
sorunlarıyla yük olmaktan da kaçınırlar. Sık sık kime baş vuracaklarını bilemez ve kendilerini yalnız hissederler.
Bu durumun ruhsal sıkıntıları getirmesi
nadir değildir.
44
P
Bunu önlemek için çocuklara, küçük
bile olsalar, gerçek olarak ailedeki
hasta kişiye ne olduğunu açıklamak ve
asla hastalığı gizlemeye çalışmamak,
çok büyük bir önem taşır. Ancak
çocuklara hastalığı açıklarken yaşına
uygun olarak anlatmak gerekir.
Aşağıdaki çizgi roman çocuklara depresyonun nasıl açıklanacağı konusunda
size yardımcı olabilir.
O
45
Depresif hastanın yakınları
için de yardım olanakları var
D
epresif hastanın yakınlarına iyileşme sürecinde muazzam bir
sorumluluk düşer. Hastanın ailesinin
depresyon teşhisinden beri içinde
bulunduğu durum kendileri için de
yeni bir tecrübe olduğundan, öncelikle
kendilerini toplamaya çalışmalıdırlar.
Ama aynı zamanda hastaya da destek
olmaya devam etmelidirler. Bu iki
yönlü hassas rol kimi insanlarda ciddi
bir strese yol açabilir. İşte bu yüzden
hasta yakınlarının kendilerine yönelik
yardım imkanlarının da var olduğunu
bilmesi önem taşır. Bu, arkadaşlarıyla
yapacakları bir sohbet, hasta yakınlarından oluşan bir yardım grubuna
katılma veya psikolog desteği olabilir.
Hasta yakınlarının birçoğu kendi arkadaşlarıyla konuşurken hislerini daha
rahat dışa vurur. Kimileri bir psikolog
veya psikiyatristin tarafsız yardımını
tercih eder.
46
P
Kimileri de kendilerine daha fazla
yardımcı olacağına inandıkları için
aynı durumdaki diğer hasta yakınlarıyla doğrudan irtibat kurmaya çalışır.
Gerçekten de hasta yakınlarından oluşan yardım gruplarında hem depresif
kişilere günlük yaşamda nasıl davranılacağına dair faydalı ipuçları öğrenilebilir, hem de yeni arkadaşlıklar
kurulabilir. Hasta yakınlarına yönelik
yardım grupları ve danışma merkezlerinin adreslerini doktordan, belediyelerden, sosyal yardım hizmetlerinden
ve bu broşürün ekinde liste halinde
verilen kurumlardan edinebilirsiniz.
Boş zamanlarda ve iş yerinde
reaksiyonlar
D
epresif kişilerle olan ilişki hastanın tanıdıkları, arkadaşları ve
işyerindeki meslektaşları için çoğu kez
zordur. Çünkü hastanın tuhaf davranışlarına dışarıdan bakan bu insanlar bir
anlam veremezler.
Tepki olarak “Ne oluyor sana böyle?”,
“Eskiden hiç böyle değildin!”, “Böyle
davranma şimdi” veya “Toparla biraz
kendini!” gibi soru veya ifadeler gayet
doğaldır. Hastalığın ne olduğunu
öğrenmeden önce depresif kişilerin
tuhaf davranışlarına kendimiz nasıl
tepki verirdik diye düşünürsek, ilk
başta bu gibi düşüncelerimizin olmayacağını hiç birimiz ileri süremeyiz.
Hastanın sürekli yorgunluktan, halsizlikten ve fiziksel şikayetlerden yakınması da çevresindeki kişiler için sinir
bozucu olabilir. Çünkü hasta bu
açıklanamayan şikayetleri için elle
tutulur bir neden ortaya koyamaz.
Ancak teşhis bir kez konulduktan ve
bu konu arkadaş, tanıdık ve iş çevresinde açıkça konuşulduktan sonra
çoğunlukla çok büyük bir anlayış
gösterilir.
O
47
İşyerinde ve arkadaş çevresinde olayların şiddetlenmesi
48
P
H
asta için tüm bunlar aşırı bir
strese neden olan durumlardır.
Hastanın bu gibi durumlarda iş çevresinde de hastalığına uygun davranmasını sağlayacak bir yol bulması önem
taşır.
Tedaviye başlamak bu açıdan
tabii ki atılacak ilk adımdır. Bazı
vakalarda yanlış anlamaların önüne
geçmek için işyerinde açık açık
konuşmak da mantıklı olabilir.
Ancak bunun herkese uyan tek bir
reçetesi yoktur. Her hastanın kendi
durumunu gözden geçirip işyerinde
hastalığı hakkında konuşup konuşmamayı, eğer konuşacaksa, kiminle
konuşmasının uygun olacağını
tartması gerekir.
Teşhisi mümkün olduğunca
açık ele alın
Ne kadar faydası dokunacak olursa
olsun, teşhisinden açık ve rahat bir
şekilde bahsetmek her hasta için
kolay değildir. Hastalıklarını söylerlerse deli damgası vurulacağından
korkarlar. Bunun tek nedeni başkalarına depresyonun diğer hastalıklar
gibi görülememesidir. Örneğin, bacak
kırılması. Hastanın bu kaygısı doğal
olsa da her zaman geçerli değildir.
Çünkü günümüzde bu hastalığı yaşayan insanların giderek çoğalmasıyla
bugün artık depresyon hakkında daha
sık ve açık şekilde konuşulmaktadır
ve toplumun çoğunluğu bu hastalığı
hastalık olarak kabul etmiştir. Hastalar
veya hasta yakınları durumu açık açık
konuştuklarında genellikle anlayışla karşılanacaklarını hesaplayabilir.
Çünkü pek çok kişi depresyonu,
kendi tecrübesiyle olmasa bile tanıdık
çevresinden bilmektedir. Dolayısıyla
hasta arkadaş ve/veya meslektaş çevresinde gerekirse hastalığını anmaktan
utanmamalı ve korkmamalıdır. Ancak
böylelikle bu çevrelerde ihtiyacı olan
anlayışı ve desteği sağlayabilecektir.
Arkadaşları, tanıdıkları ve meslektaşları bu açık davranışa genel olarak
yapıcı bir tepki vererek, hastaya yardımcı olmayı teklif edebilirler.
O
49
Sıkça sorulan sorular ve cevapları
Siz de biliyorsunuz: Depresyon
hayatın tüm alanlarını etkileyen bir
hastalıktır. Psikolojik ve fiziksel
şikayetler günlük yaşamda, boş
zamanlarda ve iş hayatındaki
performansı olumsuz etkiler. Olaya
dışarıdan bakanlar bunu anlayamaz. Çünkü motivasyonda ve strese
dayanma gücünde azalmanın
nedenini bilmezler. Bu yüzden
arkadaş, tanıdık ve iş çevrenizde
hastalığınızı mümkün olduğunca
açık şekilde kabul etmeniz
daha da büyük bir önem taşır.
Sosyal çevreniz neden bazı
durumlarda “tuhaf” tepkiler
verdiğinizi ancak bu şekilde
anlayabilir. Hem böylece
çevrenizden tekrar
sağlığınıza kavuşmanıza
yardımcı olacak desteği
de alabilirsiniz.
50
P
O
51
Hastalık tablosuna ve hastalığa karşı genelde
Hasta: Başka bir hastalığa yakalanmadığımı, gerçekten depresyon
olduğunu nereden bileceğim?
Depresyon birçok farklı belirtilerin
beraberce etkisini gösterdiği bir hastalıktır. Tabii ki bu belirtilerin her
biri tek başına başka hastalıkların da
karakteristik semptomu olabilir. Eğer
doktorunuz size depresyon teşhisi
koymuşsa, onun diğer muhtemel fiziksel hastalıkları yapmış olduğu çeşitli
muayenelerle ve konuşmalarla dışlamış olduğundan kesin olarak emin
olabilirsiniz.
Hasta: Tekrar iyileşecek miyim?
Depresif hastalıklar normalde tedaviye iyi yanıt verir. Hasta olarak bu
sizin için uygun bir tedaviyle tekrar
belirtilerinizden kurtulabileceğiniz ve
52
P
sağlığınıza kavuşabileceğiniz anlamına gelir.
Hastaların sadece çok küçük bir kısmı
“tedaviye dirençli” bir depresyon
yaşar - bu hastalarda depresyon tedaviye cevap vermez. Ancak depresyonda daha sık görülen, hastalığın nüksetmesidir. Hastanın durumu ilk başta
tedaviyle iyileşmiş, ancak tüm belirtilerinden kurtulamadan tekrar kötüleşmişse, nüksten bahsedilir. Fakat bu
nüksler de tedavi edilebilmektedir.
Ve neşeli insanlarla beraber olmak
depresyonunuz nedeniyle onlarla
birlikte eğlenemeyeceğiniz için,
depressif yaşamınızın daha da kötüye
gitmesine sebep olur. Bunun yerine (o
anki durumunuza göre) evinizde veya
yakın çevrenizde sizi hastalığınızdan
uzaklaştırabilecek ve biraz sakinleşmenizi sağlayacak şeylerle meşgul
olunuz (örneğin, en sevdiğiniz CD’yi
dinleyiniz, çocuklarınızla telefonlaşınız, parkta yürüyüşe çıkınız).
Tedavi hakkında
Hasta: İyileşmem için gerçekten ilaç
mı kullanmam gerekiyor?
Depresyonda metabolizmanın dengeden kaymış olduğu bir hastalık söz
konusudur. Bu dengeyi tekrar kurabilmek için çoğu vakada ilaç tedavisi
gereklidir. Tabii gerektiğinde tamamlayıcı olarak başka tedavi türleri de
kullanılır. Ancak tek başına ilaçsız bir
tedavi, sadece depresyonun hafif türlerinde yeterli gelir.
Hasta: Doktorum bana depresyon
teşhisi koydu. Önce bir tatile çıksam daha iyi olmaz mı?
Bu düşünce aslında doğal ve barizdir,
ancak kesinlikle bir tatil düşünülmemelidir. Şimdiki durumunuzu daha
da kötüleştirebilir. Bunun nedeni tatil
sürecinde normal günlük programın
tamamen değişmesidir.
Hasta yakını: Eşim depresyonunu
ilaçla tedavi ettirmek istemiyor.
Bunun ruhsal ve fiziksel
şikayetlerinden kurtulması için en
hızlı yol olduğuna onu nasıl ikna
edebilirim?
Çoğu insan vücutta ne etkisi olduğunu
bilmediğinden ilaç almayı sevmez.
Psikolojik hastalıklara karşı etki eden
ilaçlarda (psikofarmaka) bu korku
daha da fazladır. Birçok kişi bu ilaçların bağımlılık yaptığını ve insanın
kişiliğini değiştirdiğini zanneder. Bu
tamamen yanlıştır. Muhtemelen sizin
eşinizde de bu korkular var. Bu yüzden kendisine hastalığıyla ilgili ayrıntılı bilgiler vermeniz, çeşitli tedavi
yöntemlerini açıklamanız ve ilaçların
faydalarını izah etmeniz son derece
önemlidir. Bunları bilgilendirme broşürleri ve danışmanlar yardımıyla
yapabilirsiniz. Dilerseniz, doktorunuzdan da yardım isteyebilirsiniz.
Hasta: Doktorum depresyonumu
etkili bir şekilde yenebilmem için
hastaneye yatmamı tavsiye etti.
O zaman evle ve çocuklarla kim
ilgilenecek? Bunun başka imkanları
yok mu acaba?
Eğer doktorunuz size hastaneye yatmanızı tavsiye etmişse, muhtemelen
şimdiki durumunuzda yapılacak en
akıllıca iş budur. Doktorunuzun tavsiyesine uymalısınız. Aileniz hakkında
endişelenmeniz normaldir. Ancak bir
kez daha düşünün: Hastaneye yatmaya mecbur olduğunuz başka bir hastalığınız olsaydı, ailenizle ilgilenilmesi
için mutlaka olanaklar ve yollar bulunacaktı. En kötü ihtimalle hastanenin
sosyal hizmetlerine başvurarak çok
hızlı bir şekilde ev işleri için yardımcı
veya çocuk bakıcısı ayarlayabilirsiniz. Böylece aileniz bu süre içinde siz
olmadan da idare edebilir. Önemli
olan sizin iyileşmenizdir.
Hasta yakını: Eşimde ilaçlarını birkaç günden beri almasına rağmen
hiçbir iyileşme göremiyorum.
Ne yapmalıyım?
Antidepresan ilaçların gerçek anlamda etki etmeye başlaması oldukça
uzun sürer. İyileşmenin ilk belirtileri
normal olarak ilacın ilk alındığı günden on ila onbeş gün sonra gözlenir.
Bazı vakalarda, özellikle yaşlı hastalarda bu süre daha da uzayarak dört
ila beş haftayı bulabilir.
O
53
Hasta: Yaklaşık iki haftadır kendimi yine oldukça iyi hissediyorum.
İlaçları bırakabilir miyim artık?
Bu soruya cevabımız “kesinlikle
hayır”dır. Kendinizi yeniden iyi hissetseniz bile ilaçları almaya devam
etmeniz şarttır, zira ilacı aniden bırakırsanız hastalık yine nüksedebilir.
Depresyon tedavisinde standart
olarak ilaçları en azından altı, daha
iyisi sekiz ila oniki ayı geçen bir süre
içinde almanız zorunluluğu geçerlidir.
Ondan sonra bile ilaçların kesilmesi sadece kademeli olarak ve yavaş
yavaş olmalıdır.
54
P
Olası yan etkileri üzerine
Depresyon ve intihar düşünceleri üzerine
İşyerinde depresyon üzerine
Hasta: İlaç almaya başladığımdan
beri eşim araba kullanmama izin
vermiyor. Böyle davranmakta
haklı mı?
Bu sorunun cevabı hangi ilacı aldığınıza bağlıdır. Belli antidepresanların
sakinleştirici etkisi çok güçlüdür ve
hastayı özellikle tedavinin başında halsizleştirirler. Sonrasında da
çoğunlukla reaksiyon zamanı bu belli
ilaçların etkisi altında yavaşlamış
olabilir. Bu durum özellikle trisiklik
antidepresanlar için geçerlidir (bkz.
sayfa 26). Ancak daha yeni nesil olan
antidepresanlarda da (bkz. sayfa
26/27) halsizlik oluşabilir. Bu nedenle
hastalar araçla trafiğe çıkma ve tehlikeli makineleri kullanma konusunda
dikkatli olmalıdır.
Hasta: Bazen ben artık yaşamasam
ne olur sanki diye düşünüyorum.
Günün birinde bu fikre karşı
koyamamaktan ve gerçekten intihar
etmekten korkuyorum. Buna karşı
ne yapabilirim?
Derhal sizi tedavi eden doktorunuzla
veya terapistinizle konuşmalısınız.
Muhtemelen hastaneye yatmanız
sizin için en doğru çözüm yolu olur.
Hastanede sürekli ve her kriz durumunda sizinle ilgilenecek kişilerin
bulunduğu koruyucu bir ortamda olacaksınız. Burada ilaçlarınızın yeterli
gelip gelmediği veya başka bir ilaca
geçmenizin daha mı doğru olacağı da
kolayca kontrol edilebilir.
Hasta: Sık sık işe gidemediğim için
işverenim beni işten çıkarmakla
tehdit ediyor. Ne yapabilirim?
İşvereninizle açık açık konuşmaya
çalışmanız en doğrusudur. Böylece
kendisine hastalığınızın ne olduğunu
ve bunun sizin yönünüden ne sonuçlar doğurduğunu açıklayabilirsiniz.
İşvereniniz sadece sizin işe gelmediğiniz zamanları bilir, arka planda neler
olup bittiğini bilmez.
Bu nedenle, işte bulunamayışınızın
gerçek nedenlerini öğrenince olasılıkla sizden memnun kalacaktır.
Hatta belki kendi yakın çevresinde de
depresyonu olan birini tanıyordur. Bu
nedenle sizin durumunuza daha büyük
bir anlayışla yaklaşabilecektir. Ancak
beklenenin aksine yine de zorluklarla
karşılaşırsanız, işyerinizdeki işçi temsilciliği (Betriebsrat) ile görüşün. İş
hukuku konusunda uzmanlaşmış bir
avukata da danışabilirsiniz.
O
55
Özet
Sayın okurumuz,
El kitabımızın sonuna vardık.
Umarız bu kitapta sorularınıza
cevap bulabilmişsinizdir. Hatta,
belki sizde de depresyona karşı var
olan bir takım yanlış anlaşılmaları
ortadan kaldırmaya katkıda bulunabildik.
56
P
Bu kitapla sizlere iletmek istediklerimizi bir kez daha kısaca ele alalım:
• Depresyon son derece yaygın bir
hastalıktır. Almanya’da 4 milyon
civarında insan tedavi gerektiren
düzeyde depresyondan rahatsızlanmıştır.
• Depresyon çok sayıda (ruhsal ve
fiziksel) belirtiyle ortaya çıkan bir
hastalıktır.
• Depresyon nedeninin beyindeki
bir metabolizma bozukluğu olduğu
düşünülmektedir. Bu depresyonun
tipik belirtilerinin oluşmasına neden
olmaktadır.
• Çökkünlük ve keyifsizlik gibi ruhsal
belirtiler depresyonun tipik işaretlerine örnektir. Ayrıca uyku bozukluğu, kabızlık, sırt ağrıları, başağrıları
ve karın ağrıları gibi hiçbir organik
sebebi bulunamayan fiziksel şikayetler de depresyonun önemli bir
parçasını oluşturur.
• Hastayı doktora gitmeye sevkeden
asıl neden çoğu kez bu fiziksel şikayetlerdir. Bu arada depresyondan
rahatsızlandıkları düşüncesi çoğu
hastanın aklına bile gelmez.
• Eğer bu fiziksel şikayetler daha ön
planda yer alıyorsa, doktor da çoğu
kez depresyonu hemen teşhis edemez.
• Depresyon bir kez depresyon olarak teşhis edidikten sonra geçerli
olan, hem fiziksel, hem de psişik
belitilerinin tedavi edilebilir olmasıdır.
• Depresyon tedavisinde çeşitli yöntemler mevcuttur. Depresyonda
beyindeki bir metabolizma bozukluğu söz konusu olduğu için, ilaçlarla
tedavi normalde çok etkili bir yöntem olarak kendisini göstermiştir.
• Tedavinin hedefi olan tam şifa sağlanıncaya kadar hem hastanın hem
de yakınlarının duruma göre çok
zaman ayırması ve sabır göstermesi
zorunludur.
• Yakınları ve arkadaşları iyileşme
sürecinde önemli bir rol oynarlar.
Hastanın bu zor zamanında ona
önemli olan moral desteğini verirler.
Tekrar sağlığa kavuşmak birlikle
çok daha kolaydır.
Hasta veya hasta yakını olarak sizlere
depresyonu başarıyla yenmeniz için
gereken gücü göstermenizi dileriz.
Burada sizlere veda ediyor ve herşey
gönlünüzce olsun diyoruz!
Not: Aşağıda sizlere bir adres listesi
ve danışmanlarla depresyon konusunda literatür hazırladık. Burada belirtilen kişi ve kurumlardan daha ayrıntılı
bilgiler alabilir ve kişisel yardım olanaklarından yararlanabilirsiniz.
O
57
Ayrıntılı literatür, adresler ve
danışmanlar
Literatür önerileri
Epstein Rosen, Laura/
Amador, Xavier F.
Wenn der Mensch, den Du liebst,
depressiv ist
Scherz Verlag, Bern 1998
Gilbert, Paul
Depressionen verstehen und
bewältigen
Hogrefe Verlag, Göttingen 1999
Hegerl, Ulrich/ Niescken, Svenja
Depressionen bewältigen,
die Lebensfreude wiederfinden
TRIAS Georg Thieme Verlag,
Stuttgart 2004
Kuiper, Piet C.
Seelenfinsternis
Fischer, Frankfurt/Main 1999
Uhlmann, Dagmar
Depressionen – die stille Hölle
Viademica Verlag, Berlin 2004
58
P
Wolfersdorf, Manfred
Krankheit Depression –
Erkennen, verstehen, behandeln
Psychiatrie Verlag, Bonn 2002
Depresyon konusunun bütün yönleriyle ilgili İnternet adresleri
www.bapk.de
“Familien-Selbsthilfe” (aile-kendine
yardım) derneğinin internet sitesi
Psychiatrie, Bundesverband der
Angehörigen Psychisch Kranker e. V.
www.buendnis-depression.de
Burada Nürnberger Bündnis Gegen
Depression e.V. hem bölgesel adresler
veriyor, hem de tavsiyelerde bulunu­
yor ve kendi kendine yapılabilecek bir
test sunuyor.
www.kompetenznetz-depression.de
Bu sitede hasta, hasta yakını veya
depresyon uzmanı olarak depresyonla
ilgili kapsamlı bilgiler bulursunuz.
Kriz durumunda müdahale
Genel bilgiler ve danışmanlık
Kriz veya intihar önleme müdahalesi için şehirlerin acil yardım servislerinin telefon numaralarını,
bilgi hizmetleri (Auskunft) veya
DGS üzerinden bulabilirsiniz:
Deutsche Gesellschaft für Suizid­
prävention (DGS)
Nikolsburger Platz 6, 10717 Berlin
Telefon 030 417283952
Telefax 030 417283959
[email protected]
Dachverband Gemeindepsychiatrie e. V.
Am Michaelshof 4 b
53177 Bonn-Bad Godesberg
Telefon 0228 691759
Telefax 0228 658063
[email protected]
Acil servis ve telefonda manevi
yardım
Acil numaralar günün 24 saati çalışır.
Almanya’nın büyük şehirlerinin
çoğunda aşağıdaki aynı ücretsiz
numaralar geçerlidir:
0800 1110111 und 0800 1110222
www.telefonseelsorge.org
Çocuklar ve gençler için:
0800 1110333
Almanya genelinde hafta içi
saat 15 ile 19 arası
Kompetenznetz Depression –
Eğtiim ve Araştırma Federal
Bakanlığı‘nın Projesi (BMBF)
Kompetenznetz Depression
Psychia­trische Klinik der
LMU München
Nußbaumstraße 7, 80336 München
Telefon 089 5160-5553
Telefax 089 5160-5557
[email protected]
www.kompetenznetz-depression.de
Kendi yardım grupları ve hasta
yakınlarına yardım
Bundesverband der Angehörigen
psychisch Kranker (BapK)
Am Michaelshof 4 b
53177 Bonn-Bad Godesberg
Telefon 0228 632646
Telefax 0228 658063
[email protected]
www.bapk.de
O
59
Yazı işleri
Yayınlayan:
Lilly Deutschland GmbH
Saalburgstraße 153
61350 Bad Homburg
www.lilly-pharma.de
Tıbbi danışma ve metin:
Dr. Meryam Schouler-Ocak
Almanca versiyonun tıbbi danışmanı:
Dr. Marius Houchangnia
Çizimler:
Pascale Velleine, Paris
Tasarım:
Mattner Concept & Design,
Frankfurt am Main
© Lilly Deutschland GmbH, März 2011
Yayıncının notu:
Gerçek kişilerle olan her türlü isim ve diğer
türde benzerlikler tümüyle tesadüf eseridir ve
kasıtlı değildir.
60
P

Benzer belgeler

Depresyon

Depresyon sizinle ve kadın doğum uzmanıyla birlikte tedavi planınızı gözden geçirecek ve gerekirse durumunuza göre ayarlayacaktır. • Özellikle trisiklik ve tetrasiklik antidepresanlarda (bkz. sayfa 26) gitt...

Detaylı

n - - Ratiopharm A??r?

n - - Ratiopharm A??r? depresyonun farklı belirtileri hakkında soru sorabilir. Doktor ya hastadan anketi kendi başına doldurmasını ister ve sonrasında her cevap üzerinde detaylı olarak hastayla konuşur, ya da anketi hast...

Detaylı

RZ_Patientenbrosch re_tuerk.qxd

RZ_Patientenbrosch re_tuerk.qxd Bunlar hastanın ilaçla (antidepresanlar) tedavisinin gerekli olup olmadığına veya doktorun hastalığı başka yöntemlerle iyileştirme çabasına göre ayırt edilirler. Depresyonun tabletle tedavisi birço...

Detaylı