3-) temmuz-ağustos-eylül sayısı

Yorumlar

Transkript

3-) temmuz-ağustos-eylül sayısı
YIL: 47 SAYI: 7-8-9 Temmuz-Ağustos-Eylül 2010 ISSN: 1301-3572
İçindekiler
YIL: 47
SAYI: 7-8-9 Temmuz-Ağustos-Eylül 2010
TMMOB ORMAN
MÜHENDİSLERİ ODASI ADINA SAHİBİ
Muhammet SAÇMA
YAYIN SORUMLUSU
Osman TURUNÇ
SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ
Okan ÇANÇİN1
YAYIN KURULU
Sevda ERGİZ1
Hüseyin AYTAÇ1
Serkan ERİKGENOĞLU1
Ali İzzet BAŞER1
Fatih SARAÇ2
Emre TOPBAŞ3
YAYIN KOŞULLARI
Dergimizde yayınlanması istenilen yazılar bilgisayarda
yazılmalı, daha önce başka bir yerde basılıp,
yayınlanmamış olmalıdır. İmzalı bir dilekçe ekinde
kağıda yazılı olarak, ayrıca elektronik ortamda
dergimizin yönetim yerine posta ile gönderilmelidir.
Yazılar 7 sayfayı (A4) geçmemelidir. 7 sayfayı aşan
yazıların birbirini izleyen sayılarda yayınlanabileceği
düşünülerek bölümlere ayrılmalıdır. Fotoğraflar net
ve temiz olmalı, slayt dışında sayısal gönderilecek
fotoğrafların çözünürlüğü yüksek olmalıdır. Yazılarda
Türkçe kelimeler kullanılmalı ve Türkçe dil kurallarına
uyulmalıdır. Yayınlanacak yazı ve çevirilerdeki düşünsel
ve teknik sorumluluk yazarına ait olup, oda yönetimini
ve Dergi Yayın Kurulunu sorumlu tutmaz. Dergide
yayınlanan yazılardan kaynak göstermek koşulu ile
alıntı yapılabilir. Dergiye gönderilen yazılar yayınlansın
ya da yayınlanmasın geri verilmez. Yazılar Yayın
Kurulu tarafından incelenir. Yayın Kurulu yayınlanacak
yazılarda gerekli düzenlemeleri yapabilir ve uygun
görülen yazıları yayınlar.
YÖNETİM YERİ
Beştepeler Mah. 31. Sok. No: 3
Beştepe Yenimahalle - ANKARA
Tel: (0.312) 215 00 33 pbx
Belgegeçer: (0.312) 215 01 81
E-posta: [email protected]
www.ormuh.org.tr
TMMOB
ORMAN MÜHENDİSLERİ ODASI
Hesap No: T.C. Ziraat Bankası
Necatibey Şubesi: 132953
TASARIM - BASKI
On Medya - On Ofset
Erciyes İş Merkezleri
201. Cadde No: 53
İstanbul Yolu 06370 Macunköy
Yenimahalle - ANKARA
Tel: (0.312) 397 87 87
www.onmedya.web.tr
www.onofset.com
ISSN: 1301 - 3572
Kapak Fotoğrafı: Serap Usanmaz
2009 OMO Fotoğraf Yarışması Sergilenme
1
2
3
Orman Mühendisi
Ağaç İşleri Endüstri Mühendisi
Orman Endüstri Mühendisi
BAŞYAZI
........................................................................
02
FAALİYETLERİMİZ
> Mesleki Konularda ve Üyelerimizin Yararına
Uluslararası Kuruluşlarla İşbirliği Alanlarının Belirlenmesine
Yönelik Yeni Çalışmalar Başlatıldı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Kimler Çevre Görevlisi Olsun? . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Hidroelektrik Santrallerin (HES)
Ekolojik, Hukuki ve Sosyal Boyutları . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Odamızın Hukuk Mücadelesi Sonuç Verdi! . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Odamız Aleyhine İkinci Kez Açılan Davaya Ret Kararı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Ormancılık Karantinası . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
04
05
06
08
10
11
UZMAN SAHASI
> Orman İşletme Şeflikleri İsimlerinin İncelenmesi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Erken Toplanan Fıstıkçamı (Pinus Pinea L.) Kozalaklarında
Bekletilen Tohumların Olgunlaşmaya Olan Etkisi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Sıklık Bakımı ve Azman Fertler. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Yaban Hayvanları ile
Yöre Halkının Etkileşimleri . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Orman İşletmeciliğinin Çevreye Etkileri ve Değerlendirilmesi . . . . . . . . . . . .
18
26
29
30
35
ÜYELERİMİZDEN
> Bir İntiharın Ardından Yazlık Yaylacılığı Sorunu ve
Meslektaşlarımız Üzerinde Oluşturduğu Baskılara Bakış . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Nedir?. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> Kıbrıs'ın Anıt Ağaçları Cümbez Ağacı (Ficus Sycomorus) . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
> "... Balalar Kuş Yuvada Balalar Öldüğüme Gam Yemem
Yetim Kaldı Balalar..." . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
43
45
46
47
HABERLER
> Geleneksel İftar Buluşmaları Bu Yıl da Gerçekleştirildi . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
> Karşılıklı Ziyaretler . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
> İ.Ü. Orman Fakültesi Yeni Dekanı . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
> Vefat . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 48
ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
BAŞYAZI
Başyazı
Saygıdeğer Meslektaşlarımız,
noktaya getiren odamızın, 43'üncü dönemde
uluslararası alanlarda da çalışmalarda bulunacağını
Bu sayımızın başyazısında da, yine başsağlığı
gerek yazılı gerekse sözlü olarak birçok defa ifade
dileklerimizi sizlerle paylaşmanın derin üzüntüsünü
edilmiştir. Bu kapsamda, ilk olarak Birleşmiş Milletler
yaşamaktayız. Bir evvelki sayımızda; bu ülkede
Kalkınma Programı (UNDP) ile istişare yapılarak ortak
yaşamanın en önemli zorluğu olan trafik kazaları ile
çalışma yapılabilecek konuların belirlenmesi amacıyla
aramızdan ayrılan sevdiklerimize bir sayfamızı
çalışma grubu oluşturulmuştur. Önümüzdeki günler-
ayırmak zorunluluğunda kalmıştık. Geçen bu kısa
de tekrar bir araya gelinerek, meslektaşlarımıza; dış
zamanda sevdiğimiz genç değerlerimiz; Av-Yaban
kaynaklı proje hazırlamaya yönelik eğitim, dış kaynaklı
Hayatı Dairesi Başkanı Yaşar TÜRKLEŞ, yangın
projelerde görev alma ve yurtdışında staj yapma gibi
ihbarından dönerken, Ankara / Bala Orman İşletme
konularda somut olarak neler yapılabileceği ile ilgili
Şefi Oğuz YÜCE ve mahiyetindeki Or. Müh. Memuru
çalışmalarda bulunulacaktır.
Bayram GÜNEŞ, TOÇ BİR-SEN Genel Teşkilat Sekreteri
Tahsin SUDA'yı yine trafik kazalarında kaybettik.
Saygıdeğer Meslektaşlarımız,
Yıllardır ötelenerek en az 2/B kadar büyük bir sorun
Mesleki haklarımızın korunması yönünde hukuki
yumağı haline gelen “yaylacılık” ile ilgili olarak
çalışmalarımız aralıksız sürdürülmektedir. Bu çerçe-
geçirdiği teftiş sonunda intihar eden Osmaniye
vede, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının düzenle-
İşletme Müdürü Mustafa EROĞLU'nun aramızdan
dikleri ikincil mevzuatlarda, mesleki haklarımızın
ayrılışı hepimizi daha da üzmüştür. Kaybettiğimiz
korunması için görüşler bildirilmiş, mesleki yasal
meslektaşlarımıza Cenab-ı Hak'tan rahmet, kederli
haklarımızı ihlâl eden düzenlemelere karşı Odamızca
ailelerine ve meslek camiamıza başsağlığı dileriz.
açılan davalar takip edilmiş ve 5531 sayılı Kanuna
dayanarak yürürlüğe konulmuş olup üyelerimizin
Saygıdeğer Meslektaşlarımız,
kazanılmış mesleki haklarını düzenleyen yönetme-
Odamız, çevre ve orman gibi konuların bütün
liklere karşı idari yargıda açılan davalarda gerekli
dünyada önemli bir yer teşkil etmesinden ve her
savunmalar yapılmıştır.
zaman gündemde olmasından dolayı meslektaşları-
02
mızın uluslararası arenada daha çok boy göstermesi
Çevre ve Orman Bakanlığınca hazırlanan “Orman
gerektiğine inanmaktadır. Bu nedenle, mesleki
Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönet-
mevzuatımızın geliştirilmesi çalışmalarını önemli bir
meliği” 30.09.2010 tarihli ve 27715 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Anılan
ortamlarda, olumsuz görüşlerimizi ifade etmiş
Yönetmeliğin hazırlık safhasında, yönetmelik taslağı
olduğumuz; tesis tanımı, rehabiliteye hazırlık maksatlı
hakkında Odamız görüşleri bildirilmiş ve bu görüşlerin
dolgu yapılacak alanların inşaat, yıkıntı ve hafriyat
yönetmeliğe yansıtılması için gerekli çalışmalar
atıkları ile doldurulması ve dolgu için belediyelere izin
yürütülmüştür. Meslektaşlarımızın 5531 sayılı Kanun
verilebileceği konuları da ilgili Kanunda yer aldığı
ve bu kanuna dayanılarak hazırlanan Yönetmelik-
şekliyle bu Yönetmelikte de yer almıştır. Odamızın bu
lerden kaynaklanan hak ve yetkileri bağlamında,
konulardaki çekinceleri hassasiyetle devam etmek-
Orman Kanununun 16'ncı Maddesinin Uygulama
tedir.
Yönetmeliği'nde: Ormancılık bürosu tanımı; maden
işletme, maden tesis ve altyapı tesis izinlerinde
Geçen sayımızda, Abant Gölü Tabiat Parkında, Bolu İl
düzenlenecek rehabilitasyon projelerinin ormancılık
Özel İdaresinin yaptığı yasa dışı uygulamalar
büroları tarafından düzenlenmesi; ÇED Raporu veya
nedeniyle, Çevre ve Orman Bakanlığından Bolu İl Özel
Proje Tanıtım Dosyası içerisinde Ek-1'de yer alan
İdaresi ile yapılan sözleşmenin iptalinin istendiği
formattaki bilgileri hazırlayanlar arasında orman
belirtilmişti. Bu başvurumuza Bakanlıkça süresi
mühendisi veya orman yüksek mühendisinin
içerisinde cevap verilmemesi üzerine sözleşmenin
bulunması; madencilik faaliyeti yapılan alandaki
iptali için idari yargıda dava açılmıştır.
rehabilite işleminin safahatı hakkında istenen yıllık
teknik raporların ormancılık bürosu tarafından veya
Saygıdeğer Meslektaşlarımız,
bünyelerinde çalışan orman mühendisi ve/veya
Çevre ve Orman Bakanlığı Ana Hizmet Birimlerinden
orman yüksek mühendisince onaylı olması; izin rapor
Araştırma ve Geliştirme (AR-GE) Dairesi Başkanlığına
eklerinin hazırlanması ve onaylanması kapsamında,
yapılan atama ile ormancılık disiplini dışından birisinin
izin alanlarının orman kadastro ve meşcere harita-
getirilmesini üzüntü ile karşılıyoruz. Araştırma
sında gösterilmesinin ormancılık bürosu tarafından
konuları ormancılığı ilgilendiren 11 Ormancılık
düzenlenerek imzalanması ve Orman Mühendisleri
Araştırma Müdürlüğünün koordinasyonunu sağlamak
Odasına vize ettirilmesi, bölge müdürlüğüne verilen
gibi bir görevi yürüten AR-GE Dairesi Başkanlığına
evrakın suretlerinin aslına uygunluğunun ormancılık
Orman Mühendisi dışında birisinin atanmasının
bürosu tarafından kontrol edilerek onaylanması
gerekçesini bu atamayı gerçekleştirenlerden merakla
hususlarında düzenlemeler yer almıştır.
beklemekteyiz.
Bu olumlu gelişmelerin yanında, gerek ilgili kanun
tasarısının TBMM'in ilgili alt komisyon ve komisyonlarındaki görüşmelerinde ve gerekse yönetmelik
taslağı hakkındaki görüşlerimizde ve ilgili diğer
Orman Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
03
ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Faaliyetlerimiz
Kimler
Çevre Görevlisi
Olsun?..
Mesleki Konularda ve Üyelerimizin
Yararına Uluslararası Kuruluşlarla İşbirliği
Alanlarının Belirlenmesine Yönelik
Yeni Çalışmalar Başlatıldı
Odamız, kendisine ileri hedef olarak koyduğu
ve Orman Mühendisliği Dergisinin Ocak-ŞubatMart/2010 sayısının baş yazısında "…uluslararası alanlarda da işbirliği yaparak gerekli
girişimleri başlatacaktır." ifadesiyle meslek
kamuoyuna duyurduğu üzere, mesleki
konularda işbirliği olanaklarının belirlenmesi
amacıyla, Orman Mühendisleri Odasında, 28.09.2010
Salı günü Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP)
ile bir karşılıklı bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya
Oda Yönetim Kurulu Üyeleri, Merkez Şube Başkanı, Yayın
Kurulu ve AR-GE Komisyonu Üyeleri ile Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma
Programı Yöneticisi, Proje Yöneticileri ve Proje Yönetici
Yardımcıları katıldı.
Oda Genel Başkanının konuşmasını takiben,
BM Kalkınma Programı Çevre ve Sürdürülebilir
Kalkınma Programı Yöneticisi Dr. Katalin ZAİM
yaptığı konuşmasında: Çevre ve Sürdürülebilir
Kalkınma Programı ve bu program çerçevesinde sağlanan katkı ve destekler ile bu
bağlamda Türkiye'de gerçekleştirilen ve/veya
halen yürütülmekte olan projeler ve çalışmalar hakkında
açıklamalarda bulundu. Bu bağlamda, teknik uzmanlık,
deneyim paylaşma, katılımcı yaklaşım, proje
kaynaklarına erişim (Proje hazırlama) ve kapasite
geliştirme konularında destek sağlanabileceğini belirtti.
BM Kalkınma Programı Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma
Programı Yöneticisi Dr. Katalin ZAİM ve Oda Genel
Başkanı Muhammet SAÇMA açılış konuşmalarını yaptılar.
Bu konuşmaların ardından, tanıtıcı ve işbirliği
yapılabilecek konular üzerinde karşılıklı sunumlar yapıldı.
Oda Genel Başkanı Muhammet SAÇMA'nın yaptığı
sunum konuşmasında;
1)Türkiye'de Orman Mühendisliği eğitimi, Orman
Mühendisleri Odası'nın kuruluşu, amaçları, temel
hedefleri, faaliyetleri, 5531 sayılı Kanun ve bu kanun
çerçevesinde Oda'nın ülkemiz ormancılığı ile Orman
Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç
İşleri Endüstri Mühendisliği konularında sorumlulukları
ve yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi sundu,
2)Ormanların sürdürülebilir yönetiminde orman
mühendisliği mesleğinin sahip olduğu önemi
vurguladı.
Toplantı sonucunda, Oda ve UNDP arasında işbirliği
imkanları değerlendirilerek, ortak çalışma yapılabilecek
faaliyet alanlarının somut olarak belirlenmesi amacıyla
bir ortak çalışma grubu kuruldu.
Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel
Odamızın görüşleri, bizzat Oda Genel Başkanı
Müdürlüğünce, halen yürürlükte bulunan
Muhammet SAÇMA tarafından Çevre Yönetimi Genel
21/11/2008 tarihli ve 27061 sayılı Resmi Gazete'de
Müdürüne makamında iletilmiştir.
yayımlanan “Çevre Denetimi Yönetmeliği”
kapsamında bulunan, çevre görevlisi ve çevre
danışmanlık işlerinin yürütülmesi amacıyla “Çevre
Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında
Yönetmelik Taslağı” olarak yeniden düzenlenmektedir.
“Çevre Görevlisinde aranılacak nitelikler
MADDE 5 – (1) ……..a) En az dört yıllık üniversitelerin
çevre mühendisliği, fizik mühendisliği, gıda mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği, inşaat mühendisliği,
jeoloji mühendisliği, kimya mühendisliği, makine
Eski yönetmelikte, orman mühendisi ve orman
mühendisliği, metalurji mühendisliği, maden mühen-
endüstri mühendisleri çevre görevlisi olabildikleri
disliği, ziraat mühendisliği, orman mühendisliği,
halde yeni düzenlemede yer verilmemiştir. Bu
orman endüstri mühendisliği, fizik, kimya veya biyoloji
durumun düzeltilmesi için, yönetmelik taslağının
bölümlerinden mezun olmak ve Bakanlıkça yapılacak
b)Oda üyelerinin çalışacağı dış kaynaklı
projelerin uygulamaya aktarılması,
çevre görevlisinde aranacak nitelikler alt başlıklı
veya yaptırılacak sınavda başarılı olmak,”
c) Ormanların sertifikasyonu konularında,
5'inci maddesi birinci fıkrası (a) bendinde aşağıdaki
İşbirliği yapılabileceğini belirtti.
değişikliklerin yapılması istenmiştir.
Oda amaçları doğrultusunda aşağıdaki konularda işbirliği
yapılabileceğini belirtti. Şöyle ki;
a) Oda üyelerinin mesleki geliştirme eğitimleri ve mesleki deneyim kazanma çalışmaları,
04
Toplantının öğleden sonra gerçekleştirilen "Açık Tartışma" bölümünde ise katılımcılar tarafından BM Kalkınma
Programı Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Programı ile
Oda tarafından işbirliği yapabilecek konular ve gerçekleştirilebilecek faaliyetler dile getirildi.
Çevre ve Orman Bakanlığı,
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünce hazırlanıp
Bakanlık internet sayfasında görüşlere sunulan,
“Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında
Yönetmelik Taslağı”
Hakkında hazırlanan odamız görüşleri,
Temmuz/2010 da Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğüne
gönderilmiştir.
Odamızın görüşlerinin tamamı www.ormuh.org.tr
internet adresinde yer almaktadır.
05
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
"Hidroelektrik Santrallerin
(HES) Ekolojik,
Hukuki ve Sosyal Boyutları"
Türkiye Ormancılar Derneği ve Orman Mühendisleri Odası Antalya Şubeleri Tarafından
Antalya'da Düzenlenen "Hidroelektrik Santrallerin Ekolojik, Hukuki ve Sosyal Boyutları"
Konulu Panele Orman Mühendisleri Odası Genel Merkezi Adına Yönetim Kurulu Üyesi
Hasan Basri Avcı Katılmıştır. Yönetim Kurulu Üyemiz Hasan Basri Avcı Tarafından Hazırlanan
Sonuç Bildirgesininde Yer Aldığı Yazısı.
Ülke ve Antalya ili genelinde enerji üretim ve tüketimleri
dikkate alındığında enerjide dışa bağımlı bir yapıya sahip
olduğumuz görülmektedir. Ülke ve bölge enerji
gereksiniminde, enerji tasarrufu ile enerji kayıplarının
önlenmesi çalışmaları çok önemli bir noktayı oluşturmaktadır. Enerji tasarrufu ve enerjide kaçakların önlenmesiyle
elde edilebilecek enerji miktarı, nehir tipi HES yatırımlarından sağlanacak enerjiden çok daha fazla olmasına
karşın bu alanda yatırımlar yeterince teşvik edilmemekte
ve yapılmamaktadır.
Nehir tipi HES projelerinin ham maddesi durumunda olan
su kaynaklarının yani, “suyun yaşamsal bir hak” olması
gerekmektedir. Su üzerinde geliştirilecek projeler kâr
amaçlı değil, halkın ihtiyacına yönelik olarak tasarlanmalıdır. Kamunun ortak malı olması gereken doğal
kaynakların, suyun, tekellerin kâr aracı haline getirildiği,
4628 sayılı enerji Piyasası Kanunu ile enerji üretimi
özelleştirilmekte ve enerjinin üretileceği akarsuların
kullanım hakları özel şirketlere devredilerek su ticarileştirilmektedir. HES'lerin artması, ülkemizin kolektif doğal
değerlerinin mala dönüştürülmesini, derelerinin ve akarsularının işgali ve kamusal olmaktan çıkarılması sonucunu
getirmektedir.
06
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Tüm HES projelerinde ÇED uygulamaları zorunlu olmalı,
ÇED hazırlık ve yapım aşamalarında yöre halkının sürece
etkin olarak katılımı sağlanmalıdır. Nehir tipi HES'ten
sonra su gereksiniminin nasıl karşılanacağı sorusunun
tüm ilgi gruplarını tatmin edecek bir şekilde ortaya
konulması önemli bir sorundur. Genelde hesaplamalar
yıllık yağışların ortalama değerleri üzerinden yapılmaktadır dolayısıyla, Antalya bölgesi örneğinde olduğu gibi
ülke genelinde de yağış rejimi çok değişken olan
ekosistemlerde “can suyu” hesabının yıllık ortalama
yağışların %10'u kadar olması şeklindeki bir can suyu
hesabı bilimsel bulunmamaktadır. Yapılacak uygulamalarda, bölgedeki dereler üzerindeki geleneksel
kullanımlardan sonra (içme-kullanma, tarımsal amaçlı
vb.) derede en az 30 cm suyun kalmasının sağlanması
akarsu rejimi ve ekosistemi için mutlak gerekli görülmektedir. HES sonrası bu koşullar sağlanabilecek midir?
ÇED hazırlık ve uygulama süreçlerinin gerçekçi ve bilimsel
olduğu konusundaki kuşkuların giderilmesi, tüm yatırım
alanlarında öngörüleceği gibi, bu alanda özellikle
yaşamsal bir öneme sahiptir. Ülkemizdeki yağışların
çoğunlukla sağanak şeklinde olması nedeniyle “can suyu”
hesabı yapılırken yağış rejimlerinin yapısı mutlaka dikkate
alınmalıdır. Derelerdeki fazla suyun kullanılması
gerekmektedir, ancak, “fazla su” konusunda ne kadar
miktarın fazla olduğu/olacağı saptamaları bilimsel ekolojik
gereklilikler dikkate alınarak belirlenmelidir. Fakat bu konu
ÇED raporlarında yeterince irdelenmemektedir. Ekonomiklik ile ekolojik gereklilikler arasında dengenin
oluşturulması ve her akarsu için ekolojik değerlendirmelerin ayrı yapılması gereklidir.
Ülke ve bölgedeki derelerde bulunan su, firmaların karı
için değil halkın ihtiyaçlarını karşılamak için yönetilmelidir.
Köy kooperatifleri bu işlevi gerçekleştirebilecek kurumsal
yapılardan biri olabilir.
HES planlamalarında temel belirleyici unsurun “havza
planlaması” olması gerekmektedir. Havza planlaması/havza yönetimi ise; “Bir su toplama havzasında,
ekolojinin temel esasları dikkate alınarak, toplumun
sosyal, kültürel ve ekonomik kalkınmasını sağlayacak
şekilde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımının
planlanması, geliştirilmesi ve yönetilmesidir” biçiminde
tanımlanmaktadır. HES uygulamaları için, havza planlaması ve/veya yönetminde “doğa için mi?” veya “sermaye
için mi?” havza yönetimi sorusunun yanıtının “doğa için”
yönünde olması gerekirken yapılan uygulamalardan
havza yönetimi evrensel ilkeleri göz ardı edilerek
“sermaye için” havza yönetiminin seçilmekte olduğu
görülmektedir.
Nehir tipi HES'lerde suyun kullanımında verimlilik için
ekoloji dikkate alınmamaktadır. Verimlilik hesaplarındaki
en az girdiyle en çok çıktının elde edilmesi mantığı HES'ler
söz konusu olduğunda geçersizdir. Çünkü en yüksek
verimliliğin doğal süreçler için geçerli olup olmayacağı
bilinmemektedir. Toprak, su ve havanın ekonomik değer
hesaplanmalarının HES fizibilite değerlerinin çok üzerinde
olacağı bilinmelidir. HES'lerin tüm doğaya zarar vermesi
yoluyla milyonlarca yılda oluşmuş doğal yaşamın değeri
hesaplara katılmaksızın, şirketlerin daha fazla kâr
etmelerini sağlamak üzere ortaya konan verimlilik
yaklaşımlarıyla sözde ekonomiklik uğruna suyun doğal
dengesinden koparılmasıyla mülkiyeti de doğadan
koparılmaktadır.
Ülke genelinde özellikle de Karadeniz Bölgesi'nde
yaygınlaşan nehir tipi HES uygulamamaları Antalya ve
çevresini de vurmaya başlamıştır. Antalya yöresinde 30
adet lisanslı HES, DSİ ile süreci tamamlanmış ve EPDK'ya
başvuru aşamasına gelmiş 54 adet HES bulunmaktadır.
Yöre özelinde ALAKIR Havzasında yaşanan doğanın yok
edilmesi çalışmalarının önlenmesi gerekmektedir.
ALAKIR'ın Dünya Küresel ve Doğal Mirasın Korunması
kapsamına alınarak korunması gerekirken, HES'lere
kurban edilmesi asla kabul edilemez.
Çevre hakkına yönelik Anayasa ve yasalarda, özellikle
Çevre ve Orman Bakanlığının kuruluş yasasındaki
görevleri ve DSİ kuruluş yasası ile bu kuruluşlarca yapılan
uygulamalar arasında önemli çelişkiler görülmektedir. DSİ
özel şirketlerle sözleşme imzalayarak suyun kullanım
hakkını devretmektedir. “Su Kullanım Sözleşmesi”, “EPKD
Lisans Sözleşmesi” ve “ÇED Raporları” konularında iptal
işlemlerini gerçekleştirebilecek yasal gerekçeler bulunmaktadır. Ancak, bu uygulamaların ortaya çıkış zamanının
iyi bilinmesi gerekmektedir. İptal işlemleri için sözleşme
tarihleri önemlidir. Devletin kurum ve kuruluşlarının HES
sürecinin özellikle “denetim” aşamasında çok yetersiz
kaldığı görülmektedir. HES sürecinde denetimin sağlanabilmesi için çok hızlı bir şekilde gerekli denetim
mekanizmaları oluşturulmalı ve bu mekanizmaların
etkinliğini sağlamak için gerekli yasal yaptırımlar yaşama
geçirilmelidir.
Önümüzdeki süreçte daha da belirginleşecek olan bu
olumsuz gidişe dur demek için, tüm çevreye ve doğaya
duyarlı kesimlerle, sudaki ve enerjideki özelleştirmeler
başta olmak üzere tüm özelleştirmelere karşı çıkılmalıdır.
“Su akar Türk bakar” sözünü sloganlaştırarak, suyun doğal
ekosistemi içindeki vazgeçilmez işlevini görmezden gelme
yutturmacasına karşı uyanık olmak gerekir. Hele enerji
üretmek kılıfıyla suyun kullanım hakkını sahiplenmek gibi
niyetleri açığa çıkarmak son derece önem kazanmaktadır.
Akarsu tipi HES girişimleri çoğunlukla orman ekosistemlerini de yakından ilgilendirdiği için, Odamız yönetimi
konuyla çok yakından ilgilenecek ve kamuoyunu
gelişmeler hakkında bilgilendirecektir.
07
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Odamızın Hukuk Mücadelesi
Sonuç Verdi
Danıştay İdari dava daireleri Kurulunun ekteki 18/3/2010
Oda yönetim kurulu, bu karar üzerine Orman Genel
tarihli ve YD.İtiraz No:2010/26 sayılı kararının önemli
Müdürlüğüne 17/08/2010 tarihli ve 488 sayılı yazı
yönleri şöyledir.
gönderilmiştir. Bu yazıda, gerekli açıklamalar yapıldıktan
sonra şu şekilde önerilerde bulunulmuştur.
1- Yürürlükten kaldırılan 25/12/1996 tarihli ve 22858
sayılı Orman Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin
“…Genel Müdürlüğünüzden isteklerimiz aşağıya
Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin amaç ve
çıkarılmıştır. Buna göre;
kapsam maddelerinde atamalara ilişkin objektif
Orman Genel Müdürlüğünde çalışan teknik personeli doğrudan ilgilendiren mevcut 1996
tarihli teknik personel atama yönetmeliği, OGM'ce hazırlanıp 25/5/2009 tarihli 27238 sayılı
resmi gazete'de yayımlanan
“Orman Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin
Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik” in
yürürlüğü durdurulmuştur.
1) Orman Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama
OGM'ce yürürlükten kaldırılmasıyla atamalara ait
ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin yürürlükten
objektif kuralların yerini karardaki ifadeyle “… hizmet
kaldırıldığı 25/5/2009 tarihinden bu güne kadar,
dışı nedenlerle ve hizmet gerekleri ile bağdaşmayan
mülga yönetmeliğe aykırı olarak yapılan mühendis
etkilere açık olarak kullanılmasına imkan verecek bir
atamalarının düzeltilerek mağdur durumda bulunan
ortam yaratılmıştır.” kuralsızlığının aldığını,
üyelerimizin haklarının iade edilmesi,
2- Davalı idarece (OGM), yeni bir yönetmelik yürürlüğe
2) İlgi (a) da kayıtlı ve ekte gönderilen Danıştay İdari
konulmadan, mevcut 1996 tarihli yönetmeliğin
Dava Daireleri Kurulu kararının eksiksiz olarak
karardaki ifadesiyle, “…önceki yönetmeliğin yürürlük-
uygulanması,
Bilindiği üzere, Odamız üyesi mühendislerin özlük
Gazete'de yayımlanan “Orman Genel Müdürlüğü Teknik
ten kaldırılmasının açıkça hukuka aykırı olduğu gibi
haklarını doğrudan ilgilendiren ve 25/12/1996 tarihli ve
Personelinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği”,
telafisi güç zararlar doğuracağı da kuşkusuzdur,”
22858 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan “Orman Genel
yerine yenisi konuluncaya kadar tekrar yürürlüğe
biçiminde ifade edildiğini,
Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama ve Yer
konulmuştur. Bu husus, İdari Dava Daireleri Kurulu
Değiştirme Yönetmeliği”, OGM ce hazırlanıp 25/5/2009
kararında, “… Öte yandan, dava konusu Yönetmelik
tarihli ve 27238 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan
yürürlükten kaldırdığı Yönetmelik yerine yeni bir
“Orman Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama
düzenleme getirmediğinden önceki düzenleme olan
Ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Yürürlükten
24.12.1996 tarihli ve 22848 sayılı Resmi Gazete'de
Kaldırılmasına Dair Yönetmelik” ile yürürlükten
yayımlanan Orman Genel Müdürlüğü Teknik
kaldırılmıştır. Odamız, Teknik personel atama yönetme-
Personelinin Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin,
ve 22848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, “Orman
liğini yürürlükten kaldıran bu yönetmeliğin yürürlüğünün
YENI DÜZENLEME YAPILINCAYA KADAR UYGULAN-
Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama ve Yer
Odamızın açtığı davayı uygun bulan Danıştay İdari dava
durdurulması ve iptali için Danıştay 2. Dairesinde
MASINA DEVAM EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR. …”olarak
Değiştirme Yönetmelik” in yürürlüğü devam ettiği,
daireleri Kurulunun 18/3/2010 tarihli ve YD.İtiraz
E:2009/3366 sayılı dava açmıştır. Danıştay 2. Dairesi
açıkça ifade edilmiştir.
mahkeme kararındaki “… Öte yandan, dava konusu
No:2010/26 sayılı kararı ile Odamızın Orman Genel
Yönetmelik yürürlükten kaldırdığı Yönetmelik yerine
Müdürlüğüne gönderdiği 17/8/2010 tarihli yazılarının
yürütmeyi durdurma talebimizi ret etmiştir. Odamız, bu
08
düzenlemelere yer verildiğini, bu Yönetmeliğin
3) OGM'ce hazırlanan ve henüz yürürlüğe konulmayan
Orman Genel Müdürlüğü Teknik Personelinin Atama
ve Yer Değiştirme Yönetmelik taslağına son şekli
3- Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/3/2010
tarihli kararıyla 25/5/2009 tarihli Resmi Gazete'de
verilirken Odamızın ilgi (c) de kayıtlı görüşlerinin
dikkate alınmasını,
yayımlanan “Orman Genel Müdürlüğü Teknik
Personelinin Atama Ve Yer Değiştirme Yönetme-
4) Yeni Teknik personel atama yönetmeliğinin son
liğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Yönetmelik”
şeklinin verilmesinde, gerekli katkıyı yapabilmemiz
in yürütmesi durdurulduğundan, 24/12/1996 tarihli
amacıyla Odamıza olanak sağlanmasını,”
ret kararının kaldırılması için Danıştay İdari Dava Daireleri
Yukarıdaki nedenlerle mevcut 1996 tarihli yönetmeliği
yeni bir düzenleme getirmediğinden önceki düzen-
tam metinleri Odamızın www.ormuh.org.tr internet
Kuruluna itiraz etmiştir.
yürürlükten kaldırıldığı 25/5/2009 tarihinden bu güne
leme olan 24.12.1996 tarihli ve 22848 sayılı Resmi
sayfasında yer almaktadır.
kadar naklen atamalar nedeniyle mağdur olan ve hakları
Gazete'de yayımlanan Orman Genel Müdürlüğü
Danıştay İdari dava daireleri Kurulunun ekteki 18/3/2010
ihlal edilen üyelerimizin, bu kararı emsal göstererek
tarihli ve YD.İtiraz No:2010/26 sayılı kararı ile İTİRAZIMIZ
atamalarının düzeltilmesini Orman Genel Müdürlü-
KABUL EDİLMİŞTİR. Böylece, OGM tarafından yürürlük-
ğünden talep edebilirler. Odamız, bu konuda OGM'ye
ten kaldırılan 25/12/1996 tarihli ve 22858 sayılı Resmî
ekteki yazıyı göndermiştir.
Teknik Personelinin Atama ve Yer Değiştirme
Odamız bundan böyle mücadelelerini hukuk zemininde
Yönetmeliğinin, YENİ DÜZENLEME YAPILINCAYA
sürdürmeye devam edecektir. Meslektaşlarımıza hayırlı
KADAR UYGULANMASINA DEVAM EDİLMESİ
olsun.
GEREKMEKTEDİR. ifadesiyle hüküm altına alındığı,
09
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Odamız Aleyhine
İkinci Kez Açılan Davaya
Ret Kararı
Peyzaj Mimarları Odası'nın odamız aleyhine ikinci kez açtığı “Orman, Orman Endüstri ve
Ağaç İşleri Endüstri Mühendisleri ile Serbest Meslek Bürolarının Çalışma Alanlarına Dair
Yönetmelik” in bazı maddelerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay
8. Dairesinde açtığı ve yürütmenin durdurulması istemi ret edilen dava için idari dava
daireleri kurulu da ret kararı vermiştir.
Bu duyurudan önce, Odamızın internet sayfasında
üyelerimizin bilgisine sunduğumuz açıklamalara göre;
Peyzaj Mimarları Odasınca, 10/10/2009 tarihli ve 27382
sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren
“Orman, Orman Endüstri Ve Ağaç İşleri Endüstri
Mühendisleri İle Serbest Meslek Bürolarının Çalışma
Alanlarına Dair Yönetmelik ”in 114/1, 108/1-2-3, 129 ile
114/1 ve 108/1-2-3 maddelerinin gönderme yaptığı 29,
42, 43, 44, 45, 46, 47, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66
maddeleri ile Geçici 1. madde 2. fıkrasının yürütmesinin
durdurulması ve iptali ile 5531 sayılı Kanunun 4'üncü
maddesi birinci fıkrası (a) bendi 7, 12, 13, 16 ve 17'inci alt
benleri, 5'inci maddesi, 6'ncı maddesinin son iki fıkrası ile
Geçici 1. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla
dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini
Danıştay'dan talep edilmiş, Danıştay 8. Dairesinin
22/3/2010 tarihli ve E:2009/10472 sayılı kararıyla
yürütmenin durdurulması talebinin RET EDİLDİĞİ
duyurulmuştur.
Peyzaj Mimarları Odası, Danıştay 8'inci Dairesinin
yürütmeyi durdurulmasına dair verdiği ret kararının
kaldırılması için Danıştay İdari dava Daireleri Kuruluna
itiraz etmiştir. Peyzaj Mimarları Odasının bu itirazı da,
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/06/2010
tarihli ve YD İtiraz No:2010/430 sayılı KARARIYLA RET
EDİLMİŞTİR.
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 17/06/2010
tarihli ve YD İtiraz No:2010/430 sayılı kararında şöyle
denilmektedir. “Hüküm veren Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunca, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası
ciddi görülmeyerek dosya incelendi, gereği düşünüldü:
…… 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27.
maddesine göre ancak idari işlemin uygulanması halinde
telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari
işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte
gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına
karar verilebilir. İtiraz edilen kararla ilgili dosyanın
incelenmesinden, yürütmesi durdurulması kararı
verilebilmesi için Kanunun aradığı koşuların
gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından, itirazın
REDDİNE, 17/6/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.”
Odamız, mesleki haklarımızın korunmasına yönelik
çalışmalarını her platformda titizlikle sürdürmektedir.
Hukuku zorlayarak mesleki haklarımızı aşındırıp hak elde
etmeye çalışanlar, Türk adaletinin verdiği kararlarla hayal
kırıklığına uğramaktadırlar.
Odamız mesleki haklarımızın korunmasını titizlikle
sürdürmeye devam edecektir.
Ormancılık Karantinası
Eşref GİRGİN*
Orman Yüksek Mühendisi
ÖZET
I- GİRİŞ
Ormancılık karantina hizmetleri; bitki tanımı adı altında,
6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu ve
bu Kanuna dayalı olarak Bakanlar Kurulunca çıkarılan
Zirai Karantina Tüzüğüne göre Devlet adına Tarım ve
Köyişleri Bakanlığınca yürütülmektedir.
Tüm canlılar ve bu bağlamda canlı varlık olan ormanlarda
hastalanır. Bu hastalıklarla mücadele etmek, hastalığın
yayılmasını önlemek, yurtiçi karantina tedbirlerini almak,
aynı şekilde dışardan ülkemize hastalıklı canlı objelerin
girmemesi için ithalat ve ihracat kapılarında gerekli
kontrolleri yapmak bir uzmanlık işidir. Orman bitkilerine
ilişkin olan primer ve sekonder zararlılara ait karantina
konuları, bu alanda lisans düzeyinde eğitim almış, 5531
sayılı Kanuna göre Odaca yetkilendirilmiş orman
mühendisi ve orman yüksek mühendislerinin hak ve
yetkisinde olan mesleki faaliyet konularıdır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı zirai karantina hizmetlerini
yürütmek amacıyla; Zirai Karantina Yönetmeliği, Zirai
Karantina İnspektör Yönetmeliği, Bitki Sağlığı Önlemlerine Yönelik Ahşap Ambalaj Malzemelerinin İşaretlenmesine Dair Yönetmelik, Bitki Koruma Ürünlerinin
Reçeteli Satış Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikler ile
bunlara bağlı bir dizi tebliğler yayımlamıştır.
Orman ve tarım bitkilerine ilişkin zirai mücadele ve buna
bağlı zirai karantina hizmetlerinin, lisans düzeyinde
eğitim almış, uzmanlık alanlarına göre ilgili mesleki
disiplinlerce (orman mühendisi ve ziraat mühendisi)
yürütülmesi gerekmektedir. İlgili Kanun ve Tüzükte hiçbir
mesleki disiplinin adı zikredilmemiş iken, Tarım ve
Köyişleri Bakanlığınca çıkarılan yönetmeliklerde, orman
bitki ve orman bitkisel ürünleri dahil, tüm bitkilere ait
karantina hizmetlerinin ziraat mühendislerince yapılacağına dair düzenlemeler yapılmıştır.
Aynı şekilde, ahşap orman ürünlerine arız olan teknik
zararlılara ilişkin konular ise, lisans düzeyinde eğitim
almış, 5531 sayılı Kanuna göre Odaca yetkilendirilmiş,
orman endüstri mühendislerinin hak ve yetkisinde olan
faaliyet konularıdır.
Odamız, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan
yönetmeliklerde, 5531 sayılı Kanunla yasal güvenceye
alınan karantina konusundaki mesleki haklarımız ihlâl
edilmesinin tespiti üzerine, bu ikincil mevzuat
hükümlerinin iptali için Danıştay'da bir dizi davalar
açmıştır. Bu davalarda mesleğimiz lehine önemli sonuçlar
alınmış ve alınmaya devam edilmektedir. Bu yazıda
davaların ayrıntıları ele alınmıştır.
Her iki konuya ilişkin yurt içindeki zararlılarla mücadele
ve kontrol hizmetleri ile ithalat ve ihracat kapılarındaki
kontrol hizmetleri, Odamız üyeleri orman yüksek
mühendisi, orman mühendisi ve orman endüstri
mühendislerinin hak ve yetkilerindedir. Ancak, Devlet
adına Zirai Karantina Kanununun uygulama sorumluğunu üstlenen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, mesleki hak
ve yetkileri dikkate almadan yaptığı ikincil mevzuat
düzenlemeleri ile meslektaşlarımızın 5531 sayılı
Kanundan ileri gelen mesleki haklarını ihlal etmektedir. O
nedenle, bu Bakanlıkça yapılan ikincil mevzuat
düzenlemeleri, Odamızca Danıştay'a taşınarak düzeltilmesi yönüne gidilmektedir. Açılan davalarda hatalı
mevzuat düzenlemelerinin yürütmesinin durdurulması
ve iptali için karalar alınmaktadır.
Diğer taraftan AB uyum sürecinde, bitki sağlığı, gıda,
yem, hayvancılık ve bir dizi diğer kanunlarda yer alan
benzer konular, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki
Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu” adında tek bir Kanun
altında birleştirilmiştir. Odamız, bu Kanunun TBMM
komisyonlarında görüşülmesi sırasında, aktif rol
üstlenmiş, böylece orman bitki ve bitkisel ürünlerinin
ithalatındaki karantina hizmetlerinin, orman mühendisleri ile orman endüstri mühendisleri tarafından
yapılmasına yönelik EK-2 sayılı cetvelde gerekli
değişikliklerin yapılmasını sağlamıştır.
Karantina hizmetleri inspektörler (denetici) aracılığıyla
yapılmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, mesleki hak
ve yetkilerimizi dikkate almadan, orman bitki ve orman
bitkisel ürünleri dahil olmak üzere, karantina
denetimlerini yapacak olan tüm inspektörlerin ziraat
mühendislerinden olması yönünde Zirai Karantina
İnspektör Yönetmeliğinde düzenlemeler yapmıştır.
Odamızın Danıştay'da açtığı iptal davaları sonucunda,
mesleki haklarımızı ihlal eden düzenlemelerin yürürlüğü
durdurulmuş ve yeterli olmasa da yeni yönetmelik
düzenlemelerinin yapılması sağlanmıştır.
Odamız üyelerinin, bitki sağlığı kapsamındaki ormancılık
karantina hizmetlerine yönelik haklarını iyi bilmeleri ve
uygulamada sahip çıkmalarının temini amacıyla bu
makale kaleme alınmıştır.
Bu düzenlemelerin odak noktasını, karantina işlerinin
temel öğesi olan inspektörlerin belirlenmesine yönelik
yapılan yeni düzenlemelerin düzeltilmesine yönelik
olmuştur. Ne yazık ki, mahkeme kararlarına konu olan ve
* OMO AR-GE Komisyon Başkanı
10
11
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
iptal davaları devam eden, “Zirai Karantina Yönetmeliği”
ile “Bitki Sağlığı Önlemlerine Yönelik Ahşap Ambalaj
Malzemelerinin İşaretlenmesine Dair Yönetmelik”e
mesleki haklarımızı tam karşılamayan yeni inspektör
tanımları eklenmiştir. Odamız, bu her iki yönetmeliğe
eklenen ve dolaylı yoldan mesleki haklarımızı ihlal eden
yeni inspektör tanımlarının da yürürlüğünün durdurulup
iptali için Danıştay'da tekrar yeni davalar açmak zorunda
kalmıştır.
Ormancılık karantina konusu, 5531 sayılı “Orman
Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri
Endüstri Mühendisliği Hakkında Kanun”, 5996 sayılı
“Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun”
ve yeni yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar
yürürlükte kalan mülga 6968 sayılı “Zirai Mücadele ve
Zirai Karantina Kanunu”, tüzükler ve ilgili yönetmelikler
esas alınarak irdelenecektir.
II- MEVZUAT
1-KANUNLAR
Ormancılık karantinası, 6968 sayılı Kanunun ormanlara
müteallik düzenlemelere ait 36'ncı ve 37'nci maddeleri,
5996 sayılı Kanunun 15 inci ve 31 inci maddeleri ile 5531
sayılı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerinde yer alan
hükümlere göre yapılmalıdır. Ancak Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının çıkarttığı ikincil mevzuat da bu yasal
hükümlere tam olarak uyulmamaktadır.
a) 6968 sayılı Kanundaki hükümler:
Bu Kanunda ormana müteallik 36'ncı ve 37 'nci maddeler
düzenlenmiştir. Kanunun 36'ncı maddesinde, ormanlara
arız olan zararlıların orman idaresince, hem orman ve
hem de tarım arazilerine arız olan zararlılarla
mücadelenin ise müşterek yapılacağına amirdir.
Kanunun 37'nci maddesinde, özel ormanlardaki
zararlılarla sahiplerinin mücadele yapacağını, şayet
mücadele yapılmaz ve diğer ormanlara sirayet edecek
olur ise, mücadeleyi Devletin yapacağı ve bedelinin
sahibinden alınacağı belirtilmiştir. Bu Kanunda hiçbir
mesleki disiplinin adı zikredilmemiş iken, buna dayalı
çıkarılan ikincil mevzuatta, orman bitki ve bitkisel
ürünlerinin karantinasında ziraat mühendisleri
yetkilendirilmiştir. Odamızın başvurusu üzerine, bu
düzenlemeler Danıştay kararları ile döndürülmüştür.
SAYI: 7-8-9
mücadele hizmetleri Bakanlıkça belirlenen esaslara göre,
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılır. Zararlı
organizmalarla yapılacak mücadelenin hem orman hem
tarım sahalarını ilgilendirmesi halinde, mücadele bu
Kanun çerçevesinde Bakanlık ile Çevre ve Orman
Bakanlığı tarafından işbirliği halinde yürütülür.”
düzenlemesi yapılmıştır.
Odamız, bu Kanunun TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonunda görüşülmesi sırasında maddedeki
“…Bakanlıkça belirlenen esaslara göre...” ifadesinin
madde metninden çıkarılmasını talep etmiştir. Ancak
komisyondaki hükümet yetkilisi, bu düzenleme Çevre ve
Orman Bakanlığı temsilcilerinin katıldığı toplantıda
kararlaştırılmıştır. Gerekçe olarak, AB ülkelerinde olduğu
gibi mücadeledeki koordinasyonun tek elden yapılması
gerektiği için bu düzenlemenin bu şekilde yapıldığını,
orman zararlılarıyla mücadelenin bugünkünden farklı
olmayacağını ve yönetmelikler çıkarılırken gereken
ifadelerin konulacağını beyan etmişlerdir. Böylece
Odamızın tereddütlerine neden olan, bilime, tekniğe ve
eşyanın tabiatına aykırılık teşkil eden bu ifade madde
metninden çıkartılamamıştır.
Bu Kanun tasarısının 31 inci maddesi ile ilgili ekli EK:2
nolu cetvelde, orman ve tarım bitkileri ayrımı
yapılmadan, tüm bitki ve bitkisel ürünlerin ithalat
kapılarında ki resmi kontrollerin ziraat mühendislerine
verilmesi öngörülmüştür. Odamızın yaptığı aktif
girişimler sonucunda, tasarının TBMM Tarım, Orman ve
Köyişleri Komisyonunda görüşülmesi sırasında orman
bitki ve bitkisel ürünlerinin ithalat kapılarında yapılacak
kontrollerinde orman mühendisi, orman yüksek
mühendisi ve orman endüstri mühendislerinin de
katılması sağlanmıştır. Tasarının ilk hali ile yasalaşan hali
şu şekildedir.
1- Tasarının TBMM ne sunulan ilk hali: Üretim, İşleme ve
Dağıtım Aşamalarında Resmi Kontrollerden Sorumlu
Meslek Mensupları
Ç. İTHALAT
Bitki ve bitkisel ürün ve diğer maddeler ile
ahşap ambalaj malzemeleri
Ziraat mühendisi
2- Tasarının Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda
yapılan değişiklikten sonraki ve yasalaşan hali: Üretim,
İşleme ve Dağıtım Aşamalarında Resmi Kontrollerden
Sorumlu Meslek Mensupları
b) 5996 sayılı Kanundaki hükümler:
Avrupa Birliği uyum çerçevesinde bitki sağlığı, gıda, yem,
hayvancılık ve bir dizi diğer kanunlarda yer alan benzer
konular, 5996 sayılı “Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı,
Gıda ve Yem Kanunu” adında tek bir Kanun altında
birleştirilmiştir.
Bu Kanunun 15 inci maddesi (3) üncü fıkrasında,
yürürlükten kaldırılan 6968 sayılı Kanunun 36'ncı ve
37'nci maddelerinin yerine geçmek üzere “(3) Devlet
ormanlarında bulunan zararlı organizmalarla yapılacak
12
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
c) 5531 sayılı Kanundaki hükümler:
Orman Mühendisi, orman endüstri mühendisi ve ağaç
işleri endüstri mühendislerinin faaliyet konuları ile hak ve
yetkileri bu Kanunda yasal güvenceye kavuşturulmuştur.
Kanunun 4 üncü maddesindeki faaliyet konularıyla sınırlı
olmak üzere, 5 inci maddesinde yer alan “… Ormancılık
karantinası ve rehberlik hizmetlerini …” yürütmeye
meslektaşlarımız yetkili kılınmıştır. Böylece karantina
konusu, ormancılık karantinası olarak çok açık bir
biçimde bu Kanunda yer almıştır. Böylece 5996 sayılı
Kanundaki orman bitkilerine arız olan zararlılarla
mücadele ve karantinasında orman mühendisleri;
orman ürünlerinin karantinasında da orman endüstri
mühendisleri yetkili olacaklardır.
2-TÜZÜKLER
a) Zirai Karantina Tüzüğü:
6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanununa
dayanarak 6/8/1964 tarihli ve 6/3346 sayılı Bakanlar
Kurulu kararıyla çıkarılmıştır. Tüzüğün 2'nci maddesinde
“Bitki” tanımı orman ve tarım ayrımı yapılmadan genel
anlamda yapılmıştır. Zirai karantinanın uygulama esasları
açıklanmıştır. Tüzük hükümlerinde, kontrol ve denetimlere yönelik karantina hizmetlerini yapacak olan hiçbir
mühendislik disiplininin adı belirtilmemiştir.
Ancak Tüzüğün 58 inci maddesinde, “Tarım Bakanlığının
görevli memurları, bitki ve maddelerin hastalık veya
zararlılar ile bulaşık olup olmadıklarını incelemek ve
denetlemek için her türlü resmi ve özel kara, deniz ve
hava taşıtlarına (Transit geçenler dahil), bitki yetiştirilen,
depolanan, bulundurulan, satılan veya işlenen yerlere
(Buraları konut sayılsa dahi) girmeye ve gerekli muayene,
denetleme ve işlemleri yapmağa yetkilidirler.” ifadeleri
yer almıştır. Bilindiği üzere bu Tüzüğün yayımlandığı
tarihte, Orman Genel Müdürlüğü Tarım Bakanlığına bağlı
idi. Karantina hizmetleri de, uzmanlık alanlarına uygun
teknik unvanlı ilgili memurlar tarafından yapılmakta idi.
b) Orman Mühendisliği, Orman Endüstri Mühendisliği
ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği Serbest Yeminli
Meslek Mensupları Tüzüğü:
5531 sayılı Kanunun 8 inci maddesine dayanarak
29/6/2009 tarihli ve 2009/15134 sayılı Bakanlar Kurulu
kararıyla çıkarılmış ve 24/7/2009 tarihli ve 27298 sayılı
Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ç. İTHALAT Bitki, bitkisel ürün ve diğer maddeler Ziraat mühendisi
Orman bitki ve bitkisel ürünleri ile
ahşap ambalaj malzemeleri
Ziraat Mühendisi, Orman Mühendisi
ve Orman Endüstri Mühendisi
Böylece, orman bitki ve bitkisel ürünlerin ithalat
kapılarındaki resmi kontrolleri, Odamız üyeleri orman
mühendisi ve orman endüstri mühendisleri tarafından
yapılacaktır.
Bu Tüzüğün 6'ncı maddesinde serbest yeminli meslek
mensuplarının yapacakları işler ile hak ve yetkileri
açıklanmıştır. Ormancılık karantina hizmetleri, 6'ncı
maddenin 1 inci fıkrası (v) bendinde “Ormancılık
karantina hizmetleri: Ormancılık, orman endüstrisi ve
ağaç işleri endüstrisi alanında yapılan ihracat ve ithalatın
15/5/1957 tarih ve 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai
Karantina Kanunu hükümlerine göre fümigasyon ve
karantina hizmetlerini yürütmektir.”, şeklinde, ihracat ve
ithalat hizmetleri (z) bendinde “İhracat ve ithalata ilişkin
hizmetler: Her türlü odun, odun türevleri ve odun dışı
ürünler ve türevleri, ağaç, ağaççık, fidan, çalı ve benzeri
orman bitkileri ile ormancılıkta, orman endüstrisi ve ağaç
işleri endüstrisinde kullanılacak donanım, alet, edevat,
hormon ve ilacın ihraç ve ithal edilebilmesi için ihracat ve
ithalat mevzuatında öngörülen rapor, beyanname ve
benzeri belgelerin düzenlenmesine ilişkin çalışmalardır.”
ifadeleri ile serbest meslek mensupları gibi serbest
yeminli meslek mensupları da yetkili kılınmıştır.
3-YÖNETMELİKLER
Ormancılık karantina konusunda; 6968 sayılı Zirai
Mücadele ve Zirai Karantina Kanununa göre Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı, 5531 sayılı Kanuna göre de Orman
Mühendisleri Odası yönetmelikler çıkarmıştır.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca “Zirai Karantina
Yönetmeliği”, “Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliği” ve
“Bitki Sağlığı Önlemlerine Yönelik Ahşap Ambalaj
Malzemelerinin İşaretlenmesine Dair Yönetmelik”,
Orman Mühendisleri Odasınca “Orman, Orman Endüstri
ve Ağaç İşleri Endüstri Mühendisleri ile Serbest Meslek
Bürolarının Çalışma Alanlarına Dair Yönetmelik”
yönetmelikler çıkarılmıştır. Bu Yönetmeliklerin ilgili
maddelerindeki ormancılık karantina konularına
bakalım.
a) Orman, Orman Endüstri ve Ağaç İşleri Endüstri
Mühendisleri ile Serbest Meslek Bürolarının Çalışma
Alanlarına Dair Yönetmelik:
Bu Yönetmelikte, orman mühendisi, orman endüstri
mühendisi ve ağaç işleri endüstri mühendislerinin 5531
sayılı Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerinde sayılan
faaliyet konuları ile hak ve yetkilerinin açılımları
düzenlenmiştir.
Orman Zaralılarıyla mücadele etmek, karantina
hizmetlerini yürütmek, ormancılık alanında lisans
düzeyinde eğitim almış orman mühendislerinin; orman
ürünlerine arız olan teknik zararlılarla mücadele ver
karantina ise orman endüstri mühendislerinin hak ve
yetkilerindedir. Nitekim 5531 sayılı Kanunun 5 inci
maddesinde, 4 üncü maddedeki faaliyet konularında “…
ormancılık karantina ve rehberlik hizmetlerini,…
yürütmeye yetkilidir.” hükmü ile yetki konusundaki
tereddütleri gidermiştir.
Yönetmeliğin 54 üncü maddesinde orman zararlılarıyla
mücadele, 104 üncü maddesinde ormancılık karantina
hizmetlerinin yürütülmesi, 106'ncı maddesinde ihracat
işlemlerinin yürütülmesi ve 107'nci maddesinde ithalat
işlemlerinin yürütülmesine yönelik yapılacak işlerin
açılımları yapılmıştır.
Ormancılık karantina hizmetlerinin yürütülmesine dair
işlerin belirtildiği 104 üncü maddesinde, “Ormancılık,
orman endüstrisi ve ağaç işleri endüstrisi alanında
yapılan ithal orman bitkisi ve orman bitkisel ürünleri
13
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
üzerinde karantina ve fümigasyon hizmetleri yürütülür.
Bu hizmetler yürütülürken 15/5/1957 tarihli ve 6968
sayılı Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu
hükümlerine uyulur.” düzenlemesiyle, orman bitkisi ve
bitkisel ürünlerin ithalindeki karantina hizmetlerinin
6968 sayılı Kanun esaslarına göre meslek mensuplarınca
yapılacağını düzenlemiştir.
b) Zirai Karantina Yönetmeliği:
Bu Yönetmelik, 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Zirai
Karantina Kanununa dayanarak Tarım ve Köy İşleri
Bakanlığınca çıkarılmıştır. Devlet adına tüm bitki ve
bitkisel ürünlere dair zirai karantina hizmetlerinin
koordinasyonu, 6968 sayılı Kanunun verdiği yetkiye göre
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının görevleri arasındadır.
Karantina hizmetleri, özellikler ithal kapılarında çok
büyük önem arz etmektedir. Karantina hizmetleri,
inspektörler (denetmen) kanalıyla yapılmaktadır. Bu
Yönetmelik, zirai karantina hizmetlerinin yürütme usul ve
esaslarını düzenlemiştir.
Halen yürürlükte olan Zirai Karantina Yönetmeliği
10/02/2009 tarihli ve 27137 sayılı Resmi Gazete'de
yayınlanmıştır. Bu Yönetmelikteki inspektör tanımı ile
orman bitki ve bitkisel ürünlerine dair karantina
hizmetlerinin de ziraat mühendislerince yapılmasını
öngörmüştür. Odamız, mesleki haklarımızı ihlal eden
Yönetmeliğin 3 üncü maddesindeki bir takım tanımlarla
birlikte inspektör tanımını, giriş ve ithal kapılarındaki
kontrol ve denetimleri yapmaya yetkili kurumların
belirlendiği 16'ncı maddesi (2)'nci fıkrasının yürürlüğünün durdurulup iptali için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
aleyhine Danıştay 10. Dairesinde dava açmıştır.
Danıştay 10. Dairesi, inspektörler ve kontrollerle ilgili iptal
istemimizi haklı bulmuş ve bu maddelerdeki ilgili
düzenlemelerin yürütmesini durdurmuştur. Danıştay 10.
Dairesinin 23/11/2009 tarihli ve E:2009/4470 sayılı ara
kararında; “…Davalı idarece, inspektörlerin, yalnızca
ziraat mühendisleri olmaları gerektiğine yönelik bir
düzenlemeye Zirai Karantina Yönetmeliğinde yer
verilmediği, orman mühendislerinin herhangi bir hak
kaybının olmadığı belirtilmekte ise de; Zirai Karantina
Yönetmeliğinde, ithal, ihraç ve transit geçişi yapılan,
serbest bölgelere getirilen, bu bölgelerden çıkartılan;
bitki, bitkisel ürün ve orman ürünleri ile ahşap ambalaj
malzemelerinin zirai karantina amaçlı her türlü
kontrollerle denetimlerini yaparak gerekli belgeleri
düzenlemek ve yurt içinde yetiştirilen bitkilerde bitki
sağlığı denetimlerini, resmi sürvey programlarını
gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş teknik personel
olarak tanımlanan inspektörün niteliklerine 22.1.2009
tarih ve 27118 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak
yürürlüğe giren Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliğinde
yer verilmiştir. Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliği'nin,
inspektör adaylarının niteliklerinin sayıldığı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “c)Zirai karantina müdürlüklerinin
olduğu illerde zirai karantina müdürlüğünde, olmadığı
14
SAYI: 7-8-9
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
illerde ise, il müdürlüğü bitki koruma şube müdürlüğünde
veya ilçe müdürlüklerinde ziraat mühendisi olarak görev
yapıyor olmak; ç)Ziraat fakültelerinin bitki koruma
bölümünden mezun olan ziraat mühendisleri için; zirai
mücadele araştırma enstitüsü, bitki ve bitkisel ürünlerle
ilgili araştırma yapan diğer enstitüler, müdürlük, bitki
koruma şube müdürlüğü veya ilçe müdürlüklerinde zirai
mücadele ve zirai karantina ile ilgili görevlerde toplam
olarak en az iki yıl görev yapmış olmak; d)Ziraat
fakültelerinin bitki koruma dersleri okutulan bölümlerinin
birinden mezun olan ziraat mühendisleri için; zirai
araştırma enstitüsü, bitki ve bitkisel ürünlerle ilgili
araştırma yapan diğer enstitüler, müdürlük, bitki koruma
şube müdürlüğü ve ilçe müdürlüklerinde zirai mücadele
ve zirai karantina ile ilgili görevlerde toplam olarak en az
üç yıl süre ile görev yapmış olmak” hükümlerine yer
verilmiştir.
Görüldüğü üzere, davalı idarece belirtilenin aksine; ithal,
ihraç ve transit geçişi yapılan serbest bölgelere
getirilen, bu bölgelerden çıkartılan; orman ürünleri ile
ahşap ambalaj malzemelerinin zirai karantina amaçlı
her türlü kontrollerle denetimlerini yaparak gerekli
belgeleri düzenlemek üzere yetkilendirilmiş teknik
personel, yalnızca ziraat mühendisleri arasından
seçilmektedir….
Bu durumda, davalı idarece, 6968 sayılı Yasa'nın
belirtilen hükümleri dikkate alınarak, dava konusu
Yönetmeliğin çıkarılması aşamasında, ithal, ihraç ve
transit geçişi yapılan, serbest bölgelere getirilen, bu
bölgelerden çıkartılan; orman ürünleri ile ahşap ambalaj
malzemelerinin zirai karantina amaçlı her türlü
kontrollerle denetimlerinin yapılması hususunda
düzenleme yapılırken Çevre ve Orman Bakanlığı ile
müştereken hareket edilmesi veya Çevre ve Orman
Bakanlığı'ndan görüş alınması, SÖZ KONUSU DENETİM
VE BELGE DÜZENLEME YETKİSİNİN, ziraat mühendisleri
ile birlikte 5531 sayılı Yasanın 4/(a) maddesi uyarınca
BU KONUDA UZMAN OLAN ORMAN MÜHENDİSLERİNE de verilip Yönetmelikte bu yönde düzenleme
yapılması gerekirken, belirtilen hususlar yapılmaksızın,
ORMAN MÜHENDİSLERİNİ DE İLGİLENDİREN KONULARDA DENETİM VE BELGE DÜZENLEME YETKİSİNİ
YALNIZCA ZİRAAT MÜHENDİSLERİNE VEREN DAVA
KONUSU YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNDE HUKUKA VE
KAMU YARARINA UYARLIK BULUNMAMAKTADIR.”
denilerek Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrası
(i) bendindeki inspektör tanımı ile 16'ncı maddesi 2'nci
fıkrasının YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA karar
verilmiştir.
Davalı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın, Danıştay İdari
Dava Daireleri Kuruluna bu kararın iptali için yaptığı itiraz,
kurulun 1/7/2010 tarihli ve YD İtiraz No:2010/356 sayılı
“Bu itibarla, Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının (i)
bendinde ve 16. maddesinin 2. fıkrasında hukuka uyarlılık
bulunmadığından, davalı idarenin, Daire kararının bu
kısmına yönelik itirazının reddi gerekmektedir” kararı ile
ret edilmiştir.
Danıştay'ın bu kararlarından sonra, Zirai Karantina
Yönetmeliği'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendi ile
16. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik 26/3/2010
tarihli ve 27533 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.
İlgili hükümlerin eski ve yeni halleri aşağıdadır. Buna
göre;
1) 10/02/2009 tarihli ve 27137 tarihli Resmi Gazete'de
yayınlanan Yönetmelikteki inspektör tanımı “i) İnspektör:
İthal, ihraç ve transit geçişi yapılan, serbest bölgelere
getirilen, bu bölgelerden çıkartılan; bitki, bitkisel ürün ve
orman ürünleri ile ahşap ambalaj malzemelerinin zirai
karantina amaçlı her türlü kontrollerle denetimlerini
yaparak gerekli belgeleri düzenlemek ve yurt içinde
yetiştirilen bitkilerde bitki sağlığı denetimlerini, resmi
sürvey programlarını gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş teknik personeli,” iken;
26/3/2010 tarihli ve 27533 tarihli Resmi Gazete'de
yayınlanan Yönetmelikteki inspektör tanımı “i) İnspektör:
İthal, ihraç ve transit geçişi yapılan, serbest bölgelere
getirilen, bu bölgelerden çıkartılan; bitki, bitkisel ürün ve
orman ürünleri ile ahşap ambalaj malzemelerinin zirai
karantina amaçlı her türlü kontrollerle denetimlerini
yaparak gerekli belgeleri düzenlemek ve yurt içinde
yetiştirilen bitkilerde bitki sağlığı denetimlerini, resmi
sürvey programlarını gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş ziraat mühendisi, orman mühendisi ve orman
endüstri mühendisini,” olarak değiştirilmiştir.
2) Giriş ve ithal kapılarındaki kontroller ilişkin 16'ncı
maddenin 2'nci fıkrasındaki 10/02/2009 tarihli ve 27137
tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelikteki
düzenleme, “(2) İthal materyalinin laboratuvar testleri,
özelliklerine göre Zirai Karantina Müdürlükleri, Zirai
Mücadele Araştırma Enstitüleri, Bakanlık İl Kontrol
Laboratuvar Müdürlükleri veya Bakanlıkça görevlendirilmiş diğer araştırma enstitülerince yapılır.” şeklinde
iken;
26/3/2010 tarihli ve 27533 tarihli Resmi Gazete'de
yayınlanan Yönetmelikteki düzenleme ile “(2) İthal
materyalinin laboratuar testleri, özelliklerine göre Zirai
Karantina Müdürlükleri, Zirai Mücadele Araştırma
Enstitüleri, Bakanlık İl Kontrol Laboratuar Müdürlükleri
veya Bakanlıkça görevlendirilmiş diğer araştırma
enstitülerince yapılır. Bu kurumlarda konusunda uzman
ziraat mühendisi, orman mühendisi veya orman
endüstri mühendislerinden en az biri istihdam ettirilir.”
Olarak değiştirilmiştir.
Odamızın yaptığı hukuk mücadelesi sonucunda olumlu
yeni düzenlemeler yapılmıştır. Ancak bu düzenlemeler
de yeterli bulunmamış, daha ileri, idari ve hukuki
işlemlerin yapılması için girişimlerimiz sürdürülmektedir.
c) Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliği:
Zirai karantina hizmetlerini yürütecek olan inspektörlerin
belirlenmesi, 22/01/2009 tarihli ve 27118 sayılı Resmi,
Gazete'de yayımlanan Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca
çıkarılan “Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliği” ile
yapılmaktadır. Bu Yönetmelik ile orman bitki ve bitkisel
ürünleri dahil tüm bitkilerde kontrol yapacak
inspektörlerin yalnızca ziraat mühendislerinden seçilmesi
düzenlenmiştir. Odamız, bu Yönetmeliğin mesleki
haklarımızı ihlal eden inspektörlerin belirlenmesine
yönelik ilgili maddelerinin yürürlüğünün durdurulup
iptali için Danıştay 2'nci Dairesinde dava açmıştır.
Danıştay 2. Dairesi, orman bitki ve bitkisel ürünleri için
inspektörlerin orman mühendisleri yerine ziraat
mühendislerinden olmasını belirleyen, Yönetmeliğin 5.
maddesi 1 inci fıkrasının (c), (ç) ve (d) bentlerinin
yürürlüğünün durdurulmasına karar vermiştir. Danıştay
2. Dairesinin yürütmenin durdurulmasına dair anılan
28/9/2009 tarihli ve E:2009/1321 sayılı ara kararında,
“Yukarıda yer verilen mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden; ziraat mühendislerinin çalışma alanlarının
esas itibariyle tarım arazileri ve tarım bitkileriyle ilgili
olduğu, dava konusu inspektör görev alanının ise tarım
bitkilerinin yanında orman bitkileri, orman ürünleri ve
ahşap ambalaj materyalini de kapsadığı; bu konuların
da yukarıda anılan 5531 sayılı Kanun'da sayıldığı üzere,
orman mühendislerinin görev alanına girdiği göz
önünde bulundurulduğunda, inspektör adayı
olabilecekler arasında orman mühendislerine de yer
verilmesi gerekirken sadece ziraat mühendislerine dava
konusu madde hükümlerinde yer verilmiş olmasında
kamu yararı ve hizmet gereklerine uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, Zirai Karantina İnspektör
Yönetmeliğinin; “… 5 inci maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç)
ve (d) bentleri yönünden ise 2577 sayılı Kanun'un 27/2.
maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiş
olduğundan yürütmenin durdurulması isteminin
kabulüne, 28.9.2009 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.”
denilmektedir.
Böylece, Zirai Karantina İnspektör Yönetmeliği'nin
inspektörlerin niteliklerini belirleyen ve inspektörlerin
tamamının ziraat mühendislerinden olmasını öngören ve
mesleki haklarımızı ihlal eden Yönetmeliğin 5. maddesi 1
inci fıkrası (c), (ç) ve (d) bentlerinin yürürlükleri
durdurulmuştur.
Davalı idare Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu kararın iptali
için Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz etmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1/7/2010 tarihli
ve YD İtiraz No:2010/429 sayılı kararıyla itiraz ret
edilmiştir. Anılan kararda, “7472 sayılı Ziraat Yüksek
Mühendisliği Hakkında Kanun, 6968 sayılı Zirai Mücadele
ve Zirai Karantina Kanunu ve Zirai Karantina Tüzüğü
uyarınca, 5531 sayılı Orman Mühendisliği, Orman
Endüstri Mühendisliği ve Ağaç İşleri Endüstri
Mühendisliği Hakkında Kanun'da ORMAN MÜHENDİSLERİNE VERİLEN HAK YETKİ VE SORUMLULUKLAR
DIŞINDA zirai mücadele hususunda ziraat mühendislerinin yetkili oldukları açık olup, dava konusu
Yönetmelikte ziraat mühendislerinin yanında 5531 sayılı
15
FAALİYETLERİMİZ - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
yasa'da verilen görevlerle ilgili olarak orman
mühendislerine yer verilmemesinde hukuka uyarlılık
bulunmaktadır. ….davalı idarece öne sürülen hususular
bu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin İTİRAZININ REDDİNE
1/7/2010 gününde oy birliği ile karar verildi.”
denilmektedir.
Orman bitki ve bitkisel ürünlerde yetkili inspektörlerin,
orman mühendisi ve orman endüstri mühendisi unvanlı
teknik personel olmasının zorunluluğu, Danıştay 2.
Dairesinden sonra Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulunca da kabul edilmiştir. O nedenle, Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı zaman geçirmeden, önemli
maddelerinin yürütmesi durdurulan Zirai Karantina
İnspektör Yönetmeliğini yüksek mahkeme kararlarına
uygun hale getirmesi gerekmektedir.
d) Bitki Sağlığı Önlemlerine Yönelik Ahşap Ambalaj
Malzemelerinin İşaretlenmesine Dair Yönetmelik:
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca 6968 sayılı Kanuna
dayanarak çıkarılmış, 21/6/2006 tarihli ve 26205 sayılı
Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu
Yönetmeliğin mesleki haklarımızı ihlal eden 4. maddenin
(f) bendinde yer alan “denetim elemanı” tanımının, 21.
maddesinin 1. fıkrasındaki; “Yerinde incelemeyi veya
denetlemeyi yapacak olan denetim üyeleri Bakanlık
Merkez ve il müdürlükleri ile zirai karantina
müdürlüklerinde görevli ziraat mühendislerinden
oluşur. Başvurularla ilgili her denetleme iki ziraat
mühendisi tarafından yapılır.” ibaresinin, 22.
maddesinin 1. fıkrasının ve 24. maddesinin 1.
fıkrasındaki: “Genel Müdürlük, Bakanlık il müdürlükleri
veya Zirai Karantina Müdürlüklerinde görevli iki ziraat
mühendisi tarafından” ibaresinin iptali için Danıştay 10.
Dairesinde 26/7/2006 tarihinde iptal davası açılmıştır.
Odamızın Bakanlığınız Tarım ve Köyişleri Bakanlığı
aleyhine Danıştay 10. Dairesinde açtığı dava istemimize
uygun olarak sonuçlanmıştır. Danıştay 10. Dairesinin
17/11/2009 tarihli ve E:2006/4831 ve K:2009/9567 sayılı
iptal kararında; “… dava konusu yönetmelik kapsamında,
hastalık ve zararlılarla mücadele için kullanılacak olan
öngörülen ısı ile kurutma, fümigasyon ve fırında kurutma
yöntemlerini kullanacak olan işletmeleri denetleme
yetkisinin, ziraat mühendisleri ile birlikte 5531 sayılı
Yasanın 4/(b) maddesi uyarınca bu konuda uzman olan
orman endüstri mühendislerine de verilmesi ve
Yönetmelikte bu yönde düzenleme yapılması gerekirken,
denetim yetkisini sadece ziraat mühendislerine veren
Yönetmelik hükümleri ile yetkili komisyonda davacı
Odaya temsil yetkisi verilmemesine ilişkin yönetmeliğin
22. maddesinde hukuka ve kamu yararına uyarlık
bulunmamaktadır…. Açıklanan nedenlerle, 21/6/2006
tarih ve 26206 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bitki
Sağlığı Önlemlerine Yönelik Ahşap Malzemelerinin
İşaretlenmesi Hakkında Yönetmeliğin 4. maddenin (f)
bendinde yer alan “denetim elemanı” tanımının, 21.
maddesinin 1. fıkrasındaki; “Yerinde incelemeyi veya
16
SAYI: 7-8-9
FAALİYETLERİMİZ
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
denetlemeyi yapacak olan denetim üyeleri Bakanlık
Merkez ve il müdürlükleri ile zirai karantina
müdürlüklerinde görevli ziraat mühendislerinden
oluşur. Başvurularla ilgili her denetleme iki ziraat
mühendisi tarafından yapılır.” ibaresinin, 24.
maddesinin 1. fıkrasındaki: “Genel Müdürlük, Bakanlık il
müdürlükleri veya Zirai Karantina Müdürlüklerinde
görevli iki ziraat mühendisi tarafından” ibaresinin ve 22.
maddesinin 1. fıkrasının İPTALİNE …17/11/2009
tarihinde oybirliğiyle karar verildi.” denilmektedir.
Böylece orman endüstri mühendislerinin mesleki
haklarını ihlal eden yönetmelik düzenlemesi Danıştay
kararıyla iptal edilmiştir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, Danıştay'ın bu iptal
kararından sonra yeni bir yönetmelik hazırlanmış ve
12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanmıştır. Bu Yönetmelikte, meslektaşlarımızın
mesleki haklarının kısmen de olsa iade edildiği
görülmekte ise de, Odamızı tam olarak tatmin
etmemiştir. O nedenle idari ve hukuki alanda yeni
girişimlerimiz sürdürülmektedir.
Odamızın Danıştay'da açtığı iptal davaları sonucunda,
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yapılan yeni 12/5/2010
tarihli yönetmelik düzenlemesi ile eski 21/6/2006 tarihli
yönetmelikteki düzenlemeler meslektaşlarımızın dikkatlerine sunulmuştur.
1) 21/6/2006 tarihli Yönetmelikteki düzenlemeler
şöyledir.
a) 4. madde 1. fıkra (f) bendindeki denetim elemanı; “f)
Denetim elemanı: Ahşap ambalaj malzemesini kontrol
eden inspektör veya Bakanlıkça kontrol etmeye
yetkilendirilmiş Ziraat Mühendisleri,”
b) İnceleme ve denetime ait 21 inci maddenin 1 inci
fıkrasındaki dava konusu ifade;
“(1) Yerinde incelemeyi ve denetlemeyi yapacak olan
denetim üyeleri Bakanlık Merkez ve il müdürlükleri ile
zirai karantina müdürlüklerinde görevli ziraat mühendislerinden oluşur. Başvurularla ilgili her denetleme iki Ziraat
Mühendisi tarafından yapılır.”
c) Yetkili komisyonun belirlenmesine ait 2 inci maddesi;
“MADDE 22 – (1) Yetkili komisyon: Koruma ve Kontrol
Genel Müdürünün belirleyeceği dört üye ile Türkiye
Odalar ve Borsalar Birliğini temsilen bir üyenin katılımı ile
beş üyeden oluşur. Ayrıca, aynı usulle beş yedek üye de
tespit edilir. Komisyon Başkanını Genel Müdür belirler.
Komisyondaki üyelerin görev süreleri üç yıldır. Emeklilik,
ölüm ve ayrılma nedeniyle boşalacak üyeliklere görev
süresini tamamlamak üzere aynı usulle yeni üye atanır.
Komisyon Genel Müdürün veya Başkanın talebi halinde
üye tam sayısı ile toplanır ve salt çoğunlukla karar alır.
Asil üyelerin bulunmayacağı toplantılara yedek üyeler
katılır. Komisyonun sekretarya hizmetleri Genel
Müdürlükçe yürütülür.”
d) Denetleme konusuna yönelik 24 üncü madde 1 inci
fıkrasındaki dava konusu ifade;
“MADDE 24 – (1) Genel Müdürlük, Bakanlık il
müdürlükleri veya Zirai Karantina Müdürlüklerinde
görevli iki ziraat mühendisi tarafından,”
edilen yönetmelikteki denetimlerin iki ziraat mühendisi
tarafından yapılacağı belirtilmişken, yeni yönetmelikte
bu konulara hiç değinilmediği gibi, denetimlerin yalnızca
bir denetim elemanı tarafından yapılabileceğine dair
hükümler getirildiği görülmüştür. O nedenle, Odamız bu
konuları tekrar dava konusu yapmıştır.
2) 12/5/2010 tarihli Yönetmelikteki düzenlemeler
şöyledir.
III- SONUÇ
a) 4. madde 1. fıkra (f) bendindeki denetim elemanı; “f)
Denetim görevlisi: Ahşap ambalaj malzemesini kontrol
eden Genel Müdürlük, il müdürlüğü veya müdürlükte
görevli ziraat mühendisi ile orman endüstri mühendisini,”
Ayrıca 4 üncü maddeye inspektör tanımı eklenmiştir. “k)
İnspektör: İthal, ihraç ve transit geçişi yapılan, serbest
bölgelere getirilen, bu bölgelerden çıkartılan; bitki,
bitkisel ürün ve orman ürünleri ile ahşap ambalaj
malzemelerinin zirai karantina amaçlı her türlü
kontrollerle denetimini yaparak gerekli belgeleri
düzenlemek ve yurt içinde yetiştirilen bitkilerde bitki
sağlığı denetimlerini, resmi sürvey programlarını
gerçekleştirmek üzere yetkilendirilmiş ziraat mühendisi,
orman mühendisi veya orman endüstri mühendisini,”
Orman Mühendisleri Odası, mesleki haklarımızı ihlal
eden düzenlemelerin düzeltilmesi ve gerekirse iptaline
yönelik çok dikkatli bir mevzuat izlemesi yapmaktadır. Bu
bağlamda, biyolojik ve teknik özellikleri tarım bitkilerinden çok farklı özellikler taşıyan, orman bitki ve
bitkisel ürünlerine yönelik karantina hizmetlerinin, lisans
düzeyinde eğitim almış orman mühendislerinin, ahşap
ürünlerindeki bu hizmetlerin de orman endüstri
mühendislerinin hak ve yetkilerinde olduğu hususlarının
5531 sayılı Kanunda yer alması sağlanmıştır. Daha sonra,
orman bitki ve ürünlerine ait karantina işlemlerinin, bu
konuların yürütülmesinde Devlet adına yetkili olan Tarım
ve Köyişleri Bakanlığı'nın çıkardığı ikincil mevzuatta yer
almasını sağlamak için kapsamlı ve zorlu hukuki
mücadeleler sonucunda önemli kazanımlar elde edilmiştir.
b) İzin belgesine esas denetime dair düzenleme
21/6/2006 tarihli yönetmelikte 21 ve 24 üncü
maddelerde yapılmışken, yeni 12/5/2010 tarihli
yönetmelikte 18 inci maddede düzenlenmiştir. “MADDE
18 – (1) İzin belgesine esas denetim, denetim görevlileri
tarafından yapılır. İzin belgesine esas denetim, aşağıdaki
hususlar göz önünde bulundurularak yapılır ve
hazırlanan değerlendirme raporu yetkili komisyona
iletilir.”
Orman İdaresi ile serbest çalışan meslek mensuplarının,
bu kazanımların uygulamaya aktartılmasında yeterli
duyarlılığı göstermeleri gerekmektedir. Bu makalede,
ormancılık karantina konusunda hukuk zeminlerinde
yapılan mücadeleler yazılmıştır. Ancak yapılan mücadelenin kalıcı olması, kamuda ve serbest piyasada çalışan
meslek mensuplarının mesleki görev, hak ve yetkileri
dahilinde olan bu konulara sahip çıkmakları ile mümkün
olacaktır.
c) Denetimleri yapacak yetkili komisyon 19 uncu
maddede düzenlenmiştir. “MADDE 19– (1) Yetkili
komisyon, Genel Müdürlükçe belirlenecek üç üye,
TMMOB Orman Mühendisleri Odasının tespit edeceği
bir üye ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin tespit
edeceği bir üyenin katılımı ile; iki yıl görev yapmak üzere
beş üyeden oluşur. Genel Müdürlükçe belirlenecek üç
üyeden; biri ilgili daire başkanı olup, daire başkanı aynı
zamanda yetkili komisyon başkanıdır. İlgili daire
başkanlığından iki ziraat mühendisi de komisyon üyesi
olarak seçilir. Daire başkanının olmadığı hâllerde, daire
başkanı vekili, aynı zamanda yetkili komisyona başkanlık
eder. Komisyon çalışmalarının aksamaması için asil
üyelerin bulunmadığı hâllerde komisyon toplantısına
katılmak üzere yedek üye seçilir.
Tüm meslektaşlarımıza önerim şudur; 5531 sayılı Kanun
ve uygulama yönetmelikleri ile mesleki tatbikattaki dar
boğazların aşılmasında, hukuki mücadelelerin verilmesinde çok emeği geçek bir meslektaşınız olarak, mesleki
kazanımların mutlaka uygulama ile korunacağının
bilincinde olmalarını ve bu bilinçle geleceklerine
bakmalarını önemle tavsiye ediyorum.
(2) Yetkili komisyon, zorunlu hâller haricinde ayda bir
defa toplanır ve salt çoğunlukla karar alır. Asil üyelerin
bulunamayacağı toplantılara yedek üyeler katılır.
Komisyonun sekretarya hizmetleri Genel Müdürlükçe
yürütülür.”
Her iki yönetmelik incelendiğinde, mesleki haklarımız
açısından olumlu gelişmeler görülmekle birlikte; iptal
17
FAALİYETLERİMİZ
ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Uzman Sahası
Orman İşletme Şeflikleri
İsimlerinin İncelenmesi
Dr. Nejat ÇELİK*
Orman Yüksek Mühendisi
Ormancılık, açık arazide, yeryüzü, iklim, anakaya-toprak
ve çeşitli canlılardan oluşan yetişme ortamı faktörlerinin
(ekolojik faktörlerin) etkisi altında yürütülen
gençleştirme, bakım, ağaçlandırma gibi yetişme
faaliyetleri ile ormanın verimi, planlanması, denetimi ve
korunması, ulaşımı, hasadı gibi faaliyetleri kapsayan
biyolojik nitelikli bir işletmedir [1,2]. Ormancılığımız için
bugün en önemli amaç, ormanlarımızda verimin
arttırılmasıdır. Belli bir işletme amacına yönelik olarak
verimli biçimde çalışan bir orman işletmeciliğinin
uygulana bilmesi için, o orman işletmesinin yetişme
ortamı faktörlerinin incelenmesi, tanınması ve
sınıflandırılıp, haritalanması zorunludur. Ormanların
verim ve kalitesini yükseltebilmek, ancak yetişme
ortamını oluşturan faktörlerden (Mevki, İklim ve Toprak)
mümkün olduğunca fazla ölçüde yararlanmakla
gerçekleşebilir. Temeli modern bilimsel esaslara dayanan
bir ormancılık için, ülke arazisinin yetişme ortamı
sınıflandırılmasının yapılması zorunludur.
AKSOY [3] H.MAYER (1978)'den yaptığı çeviride şöyle
demektedir: “…Orman ekosistemleri sosyolojik-ekolojik
bakımdan olabildiği kadar kapsamlı bir biçimde
sınıflandırılabilir ve yorumlanabilirse örneğin orman
mıntıkalarının ve yetişme yörelerinin ayrılması, ağaç türü
seçimi, ağaç türlerinin yetişme ortamı isteklerinin
belirlenmesi, gençleşme ekolojisinin karakterize
edilmesi, işletme türünün seçimi, hasılat tablolarının
hazırlanması, orman takdirindeki delillerin güvence
altına alınması v.b. kapsamlı bir pratik silvikültürel
uygulama mümkün olur”.
Ekosistemin incelenmesinde, önce yetişme ortamının
araştırılıp, değerlendirilip, sınıflandırılması, sonra da
orada yaşayan canlıların ortam ile ilişkilerinin
araştırılması pratik bir yoldur. Orman yetişme ortamı,
coğrafi konumu belli bir yerde orman bitkilerinin
yaşamasını sağlayan ve onları devamlı etkisinde
bulunduran çevre koşullarının oluşturduğu, bu koşullar
arasında karşılıklı bir dengenin ve dinamik ilişkilerin
bulunduğu ekolojik bir birimdir [4] Yetişme ortamı
sınıflandırmaları bütün canlılar için yapılabilir. Yetişme
ortamı, bir ekosistemin içinde yer aldığı sınırları belirli ve
üç boyutlu bir hacimdir. Yetişme ortamı sınıflandırması
aynı zamanda ekosistem birimlerinin sınıflandırılmasıdır
[5]. Türkiye'de KANTARCI [6,7] tarafından ülkemizin
bölgesel ve yöresel sınıflandırması yapılmış ve Türkiye'de
yedi coğrafya bölgesindeki bölümler, yetişme ortamı
bölgeleri gruplarına ve bunlar da yetişme ortamı
bölgelerine ayrılmıştır.
Yetişme Ortamı Bilgisi, Ekolojinin uygulamalı dalıdır. Bu
bilim dalı, yetişme ortamı faktörlerinin yeryüzü şekli,
iklim, anakaya-toprak ve canlı toplumlarının (genellikle
bitki toplumları) incelenerek birbirinden farklı
karakterdeki yetişme ortamı birimlerinin ayırt edilmesini
ve yetişme ortamı haritalarının yapımını amaç edinmiştir.
Yetişme ortamı sınıflandırmaları bir coğrafya bölgesinin
içinde, yetişme ortamı bölgelerinin, yörelerinin, yükseltiiklim kuşaklarının ve yerel birimlerinin ayırt edilmesini ve
bunların özelliklerinin belirlenmesini üstlenmiştir.
Yetişme ortamı özelliklerinin sınıflandırılmasın da önce
bir sebep-sonuç ilişkileri incelemesi yapmak gerekir.
Yetişme ortamı karakteri, orman toplumlarının tür
bileşimine ve ağaçların büyüme ilişkilerine ait bilgilerle
kontrol edilir. Yerel orman yetişme ortam birimlerinin
ayırt edilmesi orman yetişme ortamı karakterinin
belirlenmesi ile yapılır [4].
Yetişme ortamı; (1) Yeryüzü şekli, (2) İklim, (3) Toprak, (4)
Canlılar olmak üzere dört yetişme ortamı faktörü ile
karakterize edilir. Bu dört faktörün etkisi ile karakterize
edilen yetişme ortamında; (1) Su, (2) Hava, (3) Toprak ve
(4) Enerji olmak üzere yaşamak için gerekli dört faktör
vardır. Orman ekosistemi, coğrafi konumu belli bir yerde,
bir yaşama birliği oluşturan orman canlıları ile, bir
yetişme ortamı oluşturan, çevre koşulları arasında
karşılıklı ve dinamik ilişkilerin bulunduğu ekolojik bir
birimdir. [4,6,8].
Bütüne bakmak önemlidir. Toplumun temeli aile ise,
ormancılığın temeli de işletme şefliği ve meşçeredir.
Orman Genel Müdürlüğünde; 23.03.2007 tarihi
itibarıyla; 27 Orman Bölge Müdürlüğü, 217 Orman
İşletme Müdürlüğü, 1310 Orman İşletme Şefliği vardır.
OGM'de 3060 Orman Mühendisi, 112 Orman Endüstri
Mühendisi, 10 Orman Teknikeri istihdam edilmektedir.
OGM'de; 14.11.2007 tarihi itibarıyla; 5958 Orman
Muhafaza Memuru ile 170 adet Orman İşletmeciliği
mezunu, 121 adet Fidan ve Fidecilik mezunu, 105 adet
Elektrik ve Elektronik mezunu, 20 adet Av ve Yaban
Hayatı mezunu ve 47 adet diğer Ön Lisans mezunları
olmak üzere toplam 463 Ön Lisanslı teknik eleman
istihdam edilmektedir. Orman Genel Müdürlüğü 2008
yılı itibarıyla 33.005 personel çalıştıran bir kuruluştur.
Ülkemizde bulunan Orman İşletme Şeflikleri listesi
[9]'ndeki 1719 (1622) adet isimden 27 ana grup altında
seçilen 899 adeti (% 52,4'ü) büyükten küçüğe doğru;
[Dağ:115 > Dere:83 >Özel isim:79 >Yapraklı ağaç:72 >
Tepe:67>Taş:46>Çay:45>Pınar:38>Alan:38> İbreli
ağaç:36>Köy:34>Göl:32>Su:32>Ova:26>Hayvan:23>Han
:20> Köprü:20> Yayla:19> Hisar:14> Düz:12>
Kale:10>Ada:8> Kır:8> Saray:7> Kışla:6> Çiçek:5> Bük:4]
gruplandırmaya tabii tutulmuştur (Şekil:1 ve Ek Tablolar).
Şekil 1: Şeflik İsimlerinin Dağılımı
Bunlar da kendi içlerinde ana gruplandırmaya tabii
tutulacak olursa;
(1)- [İklim/Su Faktörü]: Dere, Çay, Pınar, Göl ve Su
toplamı: 231'dir (% 25,7).
(2)- [Yeryüzü Şekli]: Dağ, Tepe ve Taş-kaya toplamı:
228'dir (% 25,3).
(3)- [Toprak]: Alan, Köy, Ova, Köprü, Yayla, Han, Hisar,
Düz, Kale, Ada, Kır, Saray, Kışla, Bük'ten oluşan grup:
226'dır (% 25,1).
(4)- [Canlılar]: Yapraklı ağaç, İbreli ağaç, Hayvan ve
Çiçek'ten oluşan grup (canlı): 136'dır (% 15,1). Özel isim
ise; 79'dur (% 8,8). Genel toplam: % 23.9'dur.
İşletme Şeflikleri içinde isimleri en çok geçenler içinde
Göktepe ismi 7 kere tekrarlanmıştır. Geçmişte, Türkler
dağların Tanrı makamı olduğuna inanırlardı. Yüksek dağ
tepelerinin göklere yakın bulunması ve uzaklardan mavi
renkte görünmesi nedeniyle Göktepe ismi çok verilmiş
olabilir [10]. Göktepe'yi sırasıyla 6 kere ile; Aksu ve
Gölcük, 5 kere ile; Karadere, Karadağ, Kale, Kızıldağ,
Söğüt, 4 kere ile; Gölköy, Karatepe, Ovacık, Sarıçam,
Taşköprü, Yayla, 3 kere ile (20 tane); Ardıç, Akkaya,
Akdağ, Aktaş, Akçay, Aladağ, Dereköy, Değirmendere,
Ilıca, Gökdere, Göktaş, Karaçam, (M) KemalPaşa,
Kuyucak, Karasu, Pazarköy, Sarıçiçek, Umurbey, Ulupınar,
Uzundere ve en son da 2 kere ile (56 tane); Alaçam,
Akçaova, Akgöl, Armutlu, Belkaraağaç, Başalan,
Büyükdere, Çiçekli, Çamlık, Cehennemdere, Çamlıca,
Çataldağ, Çaldere, Düzdağ, Elmalı, Eğriova, İnegöl,
Göldağ, Gürsu, Gölbaşı, Gökçesu, Gökova, Güzeldere (AB), Ilgazdağı MP, Kavak, Kayadibi, Keltepe, Kurudere,
Karpuzlu, Kazdağı (M.P), Kuruçay, Kemer, Katrandağı,
Kızılkaya, Meydandağı, Ortaköy, Orhangazi, Pınarbaşı,
Reşadiye, Saraycık, Sarıgöl, Şotikçayı, Taşlıtepe, Tekirdağ,
Taşağıl, Ulubey, Uludere, Uluçay, Yenişehir, Yeşilova,
Yaylacık, Büyük Yayla, Yeşildağ, Yaprak tepe, Yapraklı,
Zeytinli (k)'dir. Toplam: 240 adet işletme şefliği ismi tekrar
edilmiştir. [Benzer isimlerin benzer yetişme ortamı
karakterlerini temsil edip etmediği ileriki yıllarda
araştırma yapılacak konulardan olabilir].
Sonuç: Orman İşletme Şeflikleri isimlerinden yola çıkarak
yapılan bu sınıflandırma çalışmasında, Yeryüzü şekli,
İklim, Toprak ve Canlılar olmak üzere bu dört faktörün
etkisi ile karakterize edilen yetişme ortamlarına ait,
orman işletme şeflikleri isimleri seçilmeye çalışıldığı
görülmektedir. İsimler seçilirken de, o yetişme ortamında
en baskın faktör ne ise, onun etkili olduğu
düşünülmektedir.
* Orman Toprak ve Ekoloji Araştırmaları Enstitüsü Müdürlüğü
18
19
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
SU
DERE
2.ŞİMŞİRDERE
A.GÖKDERE
A-GÜZELDERE
AKDERE-YEŞİLOVACIK
AKSU TATLIDERE
AKSUDERE
ALİBOĞAZDERE
ANILMIŞDERE
AYBASTI-UZUNDERE
AYVADERE
BAĞDERE
BAZIDERE
BENDERE
B-GÜZELDERE
BULANIKDERE
BULDANDERE
BÜYÜKDERE
BÜYÜKDERE
CEHENNEM DERE
CEHENNEMDERE
ÇAĞLAYAN DERE
ÇALDERE
ÇALDERE
ÇAMLIDERE
ÇANDERE
ÇATAKDERE
ÇATALDERE
ÇATDERE
Yenice-Zonguldak
Eğirdir-Isparta
Bitlis-Elazığ
Silifke-Mersin
Düzce-Bolu
Samatlar-Kastamonu
Tunceli-Elazığ
Siirt-Elazığ
Ünye-Giresun
Devrek-Zonguldak
Diyarbakır-Elazığ
Hakkari-Elazığ
Ereğli-Zonguldak
Bitlis-Elazığ
Demirköy-İstanbul
Devrek-Zonguldak
Bingöl-Elazığ
Giresun
Silifke-Mersin
Diyarbakır-Elazığ
Şavşat-Artvin
Dalaman-Muğla
Dirgine-Zonguldak
Çamlıdere-Ankara
Dursunbey-Balıkesir
Niksar-Amasya
Ünye-Giresun
Tunceli-Elazığ
ÇINARLIDERE
ÇİTDERE
DEĞİRMENDERE
DEĞİRMENDERE
DEĞİRMENDERE
DEREÇARŞAMBA
DEREDİBİ
DERELİ
DEYİRMENDERE
EKİNDERE
ELMALIDERE
ENDİDERE
GÖKDERE
GÜMELEDERE
GÜMÜŞDERE
GÜNEŞDERE
HANDERE
HAŞTAKDERE
HAVANDERE
HIZARDERE
İKİZDERE
İNCEDERE
İNDERE
KALECİKDERE
KAPIDERE
KARACEHENNEM DERE
KARAÇAYDERE
KARADERE
Keşan-Çanakkale
Yenice-Zonguldak
Demirköy-İstanbul
Silifke-Mersin
Elazığ
Domaniç-Kütahya
Akçakoca-Bolu
Dereli-Giresun
Kırklareli-İstanbul
Espiye-Giresun
Aladağ-Bolu
Diyarbakır-Elazığ
Tokat-Amasya
Çatacık-Eskişehir
Geyve-Adapazarı
Siirt-Elazığ
Adıyaman-K.Maraş
Bitlis-Elazığ
Siirt-Elazığ
Ilgaz-Ankara
Rize-Trabzon
Yenice-Zonguldak
Karabük-Zonguldak
Elazığ
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Bartın-Zonguldak
Dirgine-Zonguldak
KARADERE
KARADERE
KARADERE
KARADERE
KARANLIKDERE
KAVAKLIDERE
KAYADERE
KEŞANDERE
KİLİSEDERE
KOZDERE
KOZLUDERE
KURUDERE
KURUDERE
MELENDERE
MEYDANDERE
MURATDERE
SAMANDERE
SULUDERE
ULUDERE
ULUDERE-HENDEK
UZUNDERE
UZUNDERE
Y.GÖKDERE
YAĞLIDERE
YASTIKDERE
YENİDERE
ZEYNEPDERE
AKARSU
AKÇASU
AKSU
AKSU
AKSU
AKSU
AKSU-AVŞAR
ÇAMSU
DURUSU
GEYİKSUYU
GÖKÇESU
Diyarbakır-Elazığ
Devrek-Zonguldak
Hendek-Adapazarı
Düzce-Bolu
Dirgine-Zonguldak
Boyabat-Sinop
Eğirdir-Isparta
Uşak-Denizli
Çatalca-İstanbul
Tunceli-Elazığ
Anamur-Mersin
A.MADEN-KADIPINARI
AKPINAR
ALTINOLUK
AVCIPINARI
AYDINPINAR
BAŞPINAR
ÇAMOLUK
ÇAMPINARI
DUMLUPINAR
FINDIKPINARI
GÜRGENPINARI
GÜRPINAR
GÜZELOLUK
Akdağmadeni-Amasya
Elazığ
Edremit-Balıkesir
Saimbeyli- Adana
Gölyaka-Bolu
Mihallıccık-Eskişehir
Burdur-Isparta
Gerede-Bolu
Kütahya
Mersin
Bartın-Zonguldak
Göynük-Bolu
Erdemli-Mersin
ILICA
ILICA
ILICA
İKİZPINAR
KIRKPINAR
KIZILIRMAK
KİRAZPINAR
KONAKPINARI
KUYUCAK
KUYUCAK
KUYUCAK
KÜÇÜKKUYU
ÖZPINAR
Bitlis-Elazığ
Saimbeyli-Adana
Bolu
İzmir
Milas-Muğla
Eskişehir
Afyon-Eskişehir
Tunceli-Elazığ
Kanlıca-İstanbul
Köyceğiz-Muğla
Hendek- Adapazarı
Hakkari-Elazığ
Aladağ-Bolu
Siirt-Elazığ
Bozkurt-Kastamonu
Saimbeyli-Adana
Elazığ
Türkeli-Sinop
Eskişehir
Ordu-Giresun
Uşak-Denizli
Bursa
Çanakkale
Yalova-Bursa
Gerede-Bolu
Yusufeli-Artvin
A.ALAKIR
BOZKIR
ÇANKIRI
Kumluca-Antalya
Konya
Çankırı-Ankara
DAZKIRI
KIRAVGA
KIRBAŞ
AKÇAY
AKÇAY
AKÇAY
ALANÇAYI
ALMACIK ULUÇAY
ALTINÇAY
AMBARÇAYI
AYKIRIÇAY
BÜYÜKÇAY
ÇATAKÇAYI
ÇAY
ÇAYÇİNE
ÇAYELİ
DELİKÇAY
DOĞANÇAY
Çatalzeytin-Kastamonu
Kemer-Muğla
Vezirköprü-Amasya
Göynük-Bolu
Mudurnu-Bolu
Akçakoca-Bolu
Diyarbakır-Elazığ
Finike-Antalya
Siirt-Elazığ
Siirt-Elazığ
Afyon-Eskişehir
Gediz-Kütahya
Rize-Trabzon
Bitlis-Elazığ
Geyve-Adapazarı
GöKÇAY
GÖKIRMAK
GÖYNÜKÇAYI
HABURÇAYI
HACIBEYÇAYI
HANÇAYI
HASANGAÇAYI
HEZiLÇAYI
HIRINÇAYI
HİRSOÇAYI
KAHTAÇAYI
KOTUMÇAYI
KURUÇAY
KURUÇAY
LENGÜME-KARAÇAY
AKSARAY
NARLISARAY
SARAY
Konya
Vezirköprü-Amasya
Tekirdağ-İstanbul
SARAY
SARAYCIK
Eğridir-Isparta
Nazilli-Muğla
Ayancık-Sinop
Elazığ
Devrek-Zonguldak
Manisa-İzmir
Göynük-Bolu
Diyarbakır-Elazığ
Dirgine-Zonguldak
Tosya-Kastamonu
ARIKÖY
ASLANKÖY
BAHÇEKÖY
BALIKÖY
BAŞKÖY
ÇALIKÖY
DEREKÖY
DEREKÖY
DEREKÖY
DÜZKÖY
GÖLKÖY
GÖLKÖY
Elazığ
Mersin
Tekirdağ-İstanbul
Tavşanlı-Kütahya
Göktaş-Artvin
Bursa
Korkuteli-Antalya
Rize-Trabzon
Kırklareli-İstanbul
Trabzon
Vezirköprü-Amasya
Ordu-Giresun
GÖLKÖY
GÖLKÖY
HAMSİKÖY
KARACAKÖY
KARAKÖY
KARŞIKÖY
KAZKÖY
KÖMÜRKÖY
KURTKÖY
ORTAKÖY
ORTAKÖY
Diyarbakır-Elazığ
Hendek-Adapazarı
Karadere-Kastamonu
Yığılca-Bolu
Gümüşhane-Trabzon
Kavaklıdere-Muğla
Milas-Muğla
Bitlis-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Dirgine-Zonguldak
Bingöl-Elazığ
Karasu-Adapazarı
Demirköy-İstanbul
Yığılca-Bolu
Siirt-Elazığ
Bilecik-Bursa
Düzce-Bolu
Ereğli-Zonguldak
Hakkari-Elazığ
Adapazarı
Erzurum
Hakkari-Elazığ
Eğirdir-Isparta
Espiye-Giresun
Tunceli-Elazığ
Tavas-Denizli
Diyarbakır-Elazığ
GÖKÇESU
GÜNEYSU
GÜRSU
GÜRSU-KESTEL
İKİSU
KARABAŞSUYU
KARACASU
KARASU
KARASU
KARASU
KARTALSUYU
Mengen-Bolu
Rize-Trabzon
Kaş-Antalya
Bursa
Dereli-Giresun
Bingöl-Elazığ
Nazilli- Muğla
Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Karasu-Adapazarı
Samatlar-Kastamonu
KIZILCASU
KIZILSU
KOKAKSU
PERİNSUYU
SOĞUKSU M PARKI
SUÇATI
SULAKYURT
SUŞEHRİ
TARAKSU
ZAPSUYU
Cide-Kastamonu
Diyarbakır-Elazığ
Zonguldak
Elazığ
Kızılcahamam-Ankara
K.Maraş
Kırıkkale-Ankara
Koyulhisar- Amasya
Adıyaman-K.Maraş
Hakkari-Elazığ
PINAR
PINARBAŞI
PINARBAŞI
PINARCIK
PINARÖZÜ
SABUNCU PINAR
SARIPINAR
SOĞUKOLUK
SOĞUKPINAR
ULUPINAR
ULUPINAR
ULUPINAR
Şenkaya-Erzurum
Kayseri-Adana
Pınarbaşı-Kastamonu
Finike-Antalya
Serik-Antalya
Kütahya
Feke-Adana
Pos-Adana
Bursa
Yahyalı-Adana
Antalya
Eskipazar-Ankara
KIRKA
Y.ALAKIR
Eskişehir
Kumluca-Antalya
MADENÇAYI
MENTEŞEÇAYI
MUNZURÇAYI M.P.
MURATNEHRİ
PERİÇAYI
SARIÇAY
SOĞANLIÇAY
SOLHAN-ŞOTİKÇAYI
SÜRGÜÇAYI
ŞOTİKÇAYI
TAĞARÇAYI
ULUÇAY
ULUSÇAYI
YANARSUÇAYI
ZAROVAÇAYI
Diyarbakır-Elazığ
Yatağan-Muğla
Tunceli-Elazığ
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Milas-Muğla
Karabük-Zonguldak
Elazığ
Elazığ
Elazığ
Tunceli-Elazığ
Çorum-Amasya
Ulus-Zonguldak
Siirt-Elazığ
Siirt-Elazığ
SARAYCIK
YAHYASARAY
Taşköprü-Kastamonu
Çayıralan-Amasya
PAZARKÖY
PAZARKÖY
PAZARKÖY
SAHİLKÖY
SARAYKÖY
ŞARKÖY
TEKKEKÖY
TUZLAKÖYÜ
VELİKÖY
YALIKÖY
YENİKÖYM.
Eğirdir-Isparta
Mengen-Bolu
Yenice-Çanakkale
Şile-İstanbul
Denizli
Biga-Çanakkale
Samsun-Amasya
Diyarbakır-Elazığ
Şavşat-Artvin
Çatalca- İstanbul
Kemal Paşa-Bursa
PINAR - KUYU - OLUK - ILICA
Göynük-Bolu
Bingöl-Elazığ
Balıkesir
Taşağıl-Antalya
Azdavay-Kastamonu
Kargı-Amasya
Kırklareli-İstanbul
Balıkesir
Cevizli-Antalya
Adıyaman-K.Maraş
Nazilli-Muğla
Ayvacık-Çanakkale
Siirt-Elazığ
KIR
ÖZEL İSİM
ABDİPAŞA
AKILBABA
ASLANPAŞA
ATİLLA A ve B. Serisi
AYŞEKADIN
B.ŞEH.FL.ATA.OR.ŞEF.
BAŞBUĞ
BEKTAŞAĞA
ÇKROVA-S.DEMİREL
D.A.Dr.Ali TOPZOĞ.Ar.Or
DERVİŞLER
DURABEYLER
DURSUNBEY
EĞİTİM VE ARAŞT.ORM
GAZİ OSMAN PAŞA
GAZİEMİR
GAZİPAŞA
HACIMAHMUT
HACIVELİ
HAMİDİYE
HAMiKBABA
HASANBEYLİ
HAYRİYE
İHSANGAZİ
İMAMOĞLU
İNÖNÜ
İSMETPAŞA
Ulus-Zonguldak
Tirebolu-Giresun
Kütahya
Artvin
Bitlis-Elazığ
Bahçeköy-İstanbul
Diyarbakır-Elazığ
Sinop
Adana
Sarıkamış-Erzurum
Bigadiç-Balıkesir
Dursunbey-Balıkesir
Dursunbey-Balıkesir
İstanbul
İstanbul
İzmir
Gazipaşa-Antalya
Göynük-Bolu
Kargı-Amasya
Adana
Tunceli-Elazığ
Adana
İnegöl-Bursa
İhsangazi-Kastamonu
Adana
Eskişehir
Çerkeş-Ankara
K.TEK.ÜNV.
KARACABEY
KARAİSALI
KARAMÜRSEL
KAZIM KARABEKİR
KEMALPAŞA
KEMALPAŞA
KOCAALİ
KONURALP
KOYUNBABA
KÖROĞLU
L.B. YILDIRIM Arş.Orm.
LALAPAŞA
M. KEMAL PAŞA
M.TÜRKMEN ÖZ OR
MAHMUDİYE
MERYEMANA
MESUDİYE
MUNZURBABA
O.D.T.Ü. TÜZEL KİŞ.
OĞUZ
ORHANELİ
ORHANGAZİ
ORHANGAZİ
OSMANELİ
REŞADİYE
Maçka-Trabzon
M. Kemal Paşa-Bursa
Karaisalı-Adana
Gölcük-Adapazarı
Karaman-Konya
Arhavi-Artvin
İzmir
Karasu-Adapazarı
Düzce-Bolu
Çorum-Amasya
Gerede-Bolu
Korkuteli-Antalya
Edirne-Çanakkale
M.Kemal Paşa-Bursa
Bergama-İzmir
Yalova-Bursa
Maçka-Trabzon
Mesudiye-Giresun
Tunceli-Elazığ
Ankara
Gündoğmuş-Antalya
Orhaneli-Bursa
Bursa
Yalova-Bursa
Bilecik-Bursa
Niksar-Amasya
REŞADİYE
SAİMBEYLİ
SARIMUSTAN
SELÇUK YAŞAR Ö. OR.
SELİMİYE
SEYİTGAZİ
SİNANPAŞA
SULTANBABA
SULTANBEYLİ
SULTANİYE
SÜLEYMANİYE
SÜVARİHALİL
Ş.YÜKSEL ARŞ.ORM.
ŞEYHÖMER
ŞEYHŞABAN
TUFANBEYLİ
TURANEMEKSİZ
TÜRKELİ
TÜRKMENBABA
ULUBEY
ULUBEY
UMURBEY
UMURBEY
UMURBEY
YENİÇAĞA
YUSUFELi
Isparta
Mut-Mersin
Serik-Antalya
ÇAY - IRMAK - NEHİR
Kavaklıdere-Muğla
Hanönü-Kastamonu
Bingöl-Elazığ
Hakkari-Elazığ
Hakkari-Elazığ
Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Hakkari-Elazığ
Elazığ
Elazığ
Adıyaman-K.Maraş
Bitlis-Elazığ
Elazığ
Bafra-Amasya
Kaş-Antalya
SARAY
Keşan-İstanbul
İskilip-Amasya
KÖY
GÖL - BARAJ - BENT
AKGÖL
AKGÖL
BARAJ
BENTLER
BÜYÜKGÖL
GEYİKGÖLÜ
GÖLARDI
GÖLBAŞI
GÖLBAŞI
GÖLCÜK
GÖLCÜK
20
Şavşat-Artvin
Ayancık-Sinop
Almus-Amasya
Bahçeköy-İstanbul
Çorum-Amasya
Mengen-Bolu
Samsun-Amasya
Bingöl-Elazığ
Adıyaman-K.Maraş
Alaçam-Balıkesir
Mudurnu-Bolu
GÖLCÜK
GÖLCÜK
GÖLCÜK
GÖLCÜK
GÖLLÜCE
GÖLMARMARA
GÖLPAZARI
GÖLYAKA
HAZARGÖLÜ
İNEGÖL
İNEGÖL
Dirgine-Zonguldak
Gölcük-Adapazarı
Araç-Kastamonu
Bayındır-İzmir
Akkuş-Giresun
Akhisar-İzmir
Bilecik-Bursa
Gölyaka-Bolu
Elazığ
Çorum-Amasya
İnegöl-Bursa
KAVADA GÖLÜ M.P
KEMERBARAJI
KÖMÜRGÖLÜ
PÜTÜRGE KEBAN
SARIGÖL
SARIGÖL
SÜNNETGÖLÜ
TEKKEGÖLÜ
YEDİGÖLLER M.P.
YEŞİLGÖL
Adıyaman-K.Maraş
Kastamonu
Maçka-Trabzon
Çatalca- İstanbul
Bayramiç-Çanakkale
Borçka-Artvin
Türkeli-Sinop
Vize-İstanbul
Hendek-Adapazarı
Artvin
Çorum-Amasya
21
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
OVA
AKÇAOVA
AKÇAOVA
ARTOVA
BOĞAZOVA
CUMAOVA
DENİZOVA
DİLOVASI
EĞRİOVA
EĞRİOVA
İzmit-Adapazarı
Aydın-Muğla
Tokat- Amasya
İnegöl-Bursa
Düzce-Bolu
Muğla
İzmit-Adapazarı
Beypazarı-Ankara
Karabük-Zonguldak
GÖKOVA
GÖKOVA
GÖLOVA
GÜMÜŞOVA MELEN
KURUCAOVA
OVACIK
OVACIK
OVACIK
OVACIK-BÜYÜKCECELİ
AHMETYERİ
AKŞEHİR
ALAŞEHİR
ARPAALAN
BAŞALAN
BAŞALAN
BEYŞEHİR
BOZALAN
CiBLE (GÖKÇEALAN)
ÇAMALAN
ÇATALAN
ÇAYIRALAN
ÇUKURÖREN
Sinop
Ilgın-Konya
Manisa-İzmir
Mesudiye-Giresun
Aladağ-Bolu
Demirci-İzmir
Beyşehir- Konya
Kızılcahamam-Ankara
Türkeli-Sinop
Tarsus-Mersin
Niksar-Amasya
Tirebolu-Giresun
Gediz-Kütahya
DARIKENT
DARIYERİ
DEVECİKONAK
DOĞANŞEHİR
KARAÖREN
KAVAKALAN
KIRŞEHİR
KİRSEALAN
KONAK
KOYUNÖREN
KURTALAN
ODAYERİ
ÖREN
B.YAYLA
BENLİYAYLA
BÜYÜKYAYLA
DEREYAYLA
DORUKYAYLA
GÜRGENYAYLA
NAMRUN-ÇAMLIYAYLA
Taşağıl-Antalya
Çamlıdere-Ankara
Eskişehir
Araç-Kastamonu
Samatlar-Kastamonu
Domaniç-Kütahya
Tarsus-Mersin
SARIYAYLA-GÜNGÖREN
ŞENYAYLA
TAŞLIYAYLA
ULUYAYLA
YAYLA
YAYLA
AĞAÇLI
AKÇALI
AKSAZ
ALASÖYÜT
ARMUTLU
ARMUTLU
AYVALIK
BADEMLİ
BADEMLİ
BAĞARASI
BALLIKAYIN
BELKARAAĞAÇ
BELKARAAĞAÇ
BOSTAN
BÜYÜKBAĞ
CEVİZLİ
CEVİZLİK
ÇATALZEYTİN
ÇINAR
ÇINARCIK
ÇINARLIHAN
DELİCE
ELMALAR
ELMALI
Diyarbakır-Elazığ
Adana
Simav-Kütahya
Simav-Kütahya
İzmir
Yalova-Bursa
Edremit-Balıkesir
Cevizli-Antalya
Konya
Diyarbakır-Elazığ
Siirt-Elazığ
Aladağ-Bolu
Bolu
Kastamonu
Adıyaman-K.Maraş
Cevizli-Antalya
Siirt-Elazığ
Çatalzeytin-Kastamonu
Diyarbakır-Elazığ
Yalova-Bursa
Edremit-Balıkesir
Kırıkkale-Ankara
K.Maraş
Elmalı-Antalya
ELMALIK
ELMAÖZÜ
ESKİBAĞ
FINDIK
FINDIKLI
GÜRGENDAĞ
GÜRGENTEPE
GÜZELBAĞ
KAMIŞLI
KARAMEŞE
KARANLIKMEŞE
KARPUZLU
KARPUZLU
KAVAK
KAVAKLI
KEŞAN KENARI KAVAK
KIRKAĞAÇ
KIRMIZIAĞAÇ
KIZILAĞAÇ
KIZILAĞAÇ
KİRAZ
KiRAZBAŞI
KİRAZLI
KOZAĞACI
ALAÇAM
ALAÇAM-YAKAKENT
ANDIZ
ARDIÇ
ARDIÇ
ARDIÇ
ÇAMBAŞI
ÇAMELİ
ÇAMiÇi
ÇAMKORU
ÇAMLIBEL
ÇAMLICA
Alaçam-Balıkesir
Bafra-Amasya
Nallıhan-Ankara
Alaçam-Balıkesir
Bartın-Zonguldak
Aladağ-Bolu
Ordu-Giresun
Çameli-Denizli
Niksar-Amasya
Çamlıdere-Ankara
Cide-Kastamonu
Mut-Mersin
ÇAMLICA
ÇAMLIK
ÇAMLIK
ÇAMUCU
ÇAMYAZI
ÇATALÇAM
DÜZLERÇAMI
ELEKÇAMI
GÜNEYÇAM
KABAÇAM
KALINÇAM
KARAÇAM
Muğla
Ula-Muğla
Gölhisar-Isparta
Düzce-Bolu
Beyşehir-Konya
Ardanuç-Artvin
Tunceli-Elazığ
Bayındır-İzmir
Gülnar-Mersin
HAYVAN
OVACUMA
PAMUKOVA
SARICAOVA
TAŞOVA
YEŞİLOVA
YEŞİLOVA
YÜKSEKOVA
ZEYTİNLİOVA
Ulus-Zonguldak
Geyve-Adapazarı
Nazilli-Muğla
Amasya
Andırın-K.Maraş
Burdur-Isparta
Hakkâri-Elazığ
Akhisar-İzmir
AKDOĞAN
AKKUŞ
BALIKLI
BOĞABELİ
BOZDOĞAN
BOZKURT
DOĞANCA
KAPLAN
Geyve-Adapazarı
Akkuş-Giresun
Gölyaka-Bolu
Yığılca-Bolu
Nazilli-Muğla
Bozkurt-Kastamonu
Gazipaşa-Antalya
Karabük-Zonguldak
KARAKURT
KARINCALI
KARTAL
KARTAL
KEÇİBORLU
KOCAKOÇ
KUMRU
KUNDUZ
Sarıkamış-Erzurum
Orhaneli-Bursa
Çorum-Amasya
Kanlıca-İstanbul
Isparta
Tunceli-Elazığ
Ünye-Giresun
Vezirköprü-Amasya
ÇİÇEKLİ
ÇİÇEKLİ
Düzce-Bolu
Eskere-Denizli
SARIÇİÇEK
SARIÇİÇEK
ALAHAN
ARDAHAN
BESTEHANCI
BESTEHANCI
CEYHAN
ÇELİKHAN
ÇINARLIHAN
ÇİLHANE
GÜMÜŞHANE
HANi
Mut-Mersin
Ardahan-Erzurum
Siirt-Elazığ
Siirt-Elazığ
Adana
Adıyaman-K.Maraş
Edremit-Balıkesir
Almus-Amasya
Gümüşhane-Trabzon
Diyarbakır-Elazığ
HANÖNÜ
HEKİMHAN
KADINHANI
KIRIKHAN
NALLIHAN
SARUHANLI
SOLHAN
ŞAPHANE
ULUHAN
BÜYÜKDÜZ ARŞ.ORM.
DÜZAĞAÇ
DÜZCE
DÜZİÇİ
Karabük-Zonguldak
Bingöl-Elazığ
Düzce-Bolu
Osmaniye-Adana
GERZE (SULUDÜZ)
HANDÜZÜ
KARDÜZ
KARINCADÜZÜ
ADA
ADALAR
ADALI
Samsun
Kanlıca-İstanbul
Bigadiç-Balıkesir
DİLEK YR. AD. M.P.
GELİBOLU YR.ADA.M.P.
GÖKÇEADA
ÇALTIBÜKÜ
ÇALTILIBÜK
Anamur-Mersin
M.Kemal Paşa-Bursa
ÇAMLIBÜK
AKKÖPRÜ
ÇİFTEKÖPRÜ
DİKBOĞAZ
KEMER
KEMER
KEMERBURGAZ
KEMERKÖPRÜ
Köyceğiz-Muğla
Borçka-Artvin
Siirt-Elazığ
Burdur-Isparta
Kemer-Muğla
İstanbul
Giresun
KURTÇİMENİ
KURTGİRMEZ
KUZUKULAĞI
ÖRÜMCEK
TAVŞANLI
TEKİR
YILANLI
Çerkeş-Ankara
Pınarbaşı-Kastamonu
Eğirdir-Isparta
Torul-Trabzon
Tavşanlı-Kütahya
Karabük-Zonguldak
Yılanlı-Muğla
SARIÇİÇEK
Karabük-Zonguldak
YENİHAN-KIRIK
KADINHANI
KIRIKHAN
NALLIHAN
SARUHANLI
SOLHAN
ŞAPHANE
ULUHAN
YENİHAN-KIRIK
Bartın-Zonguldak
Ilgın-Konya
Antakya-K.Maraş
Nallıhan-Ankara
Manisa-İzmir
Elazığ
Gediz-Kütahya
Nallıhan-Ankara
Bartın-Zonguldak
KUMLUDÜZ
SARAYDÜZ
TEPEDÜZÜ
YAYLADÜZÜ
Bayramiç-Çanakkale
Durağan-Sinop
Ardanuç-Artvin
Bingöl-Elazığ
İĞNEADA
KUŞADASI
Demirköy-İstanbul
Aydın-Muğla
KARABÜK AR
Karabük-Zonguldak
TAŞKÖPRÜ
TAŞKÖPRÜ
TAŞKÖPRÜ
UZUNKÖPRÜ
ÜÇKÖPRÜ
VEZİRKÖPRÜ
İzmit- Adapazarı
Taşköprü-Kastamonu
Yalova-Bursa
Edirne-Çanakkale
Ş.Karahisar-Giresun
Vezirköprü-Amasya
ALAN - ÖREN - KONAK - YER - KENT - ŞEHİR - MEYDAN
Tunceli-Elazığ
Düzce-Bolu
M. Kemal Paşa-Bursa
Elazığ
Eskere-Denizli
Akhisar-İzmir
Kırıkkale-Ankara
Kalkım-Çanakkale
Tavas-Denizli
Siirt-Elazığ
Siirt-Elazığ
Düzce-Bolu
Kütahya
ÖRENCİK
PAŞAKONAĞI
PAZARYERİ
SARILALAN
SARIYER
SERİNKENT
SEYDİŞEHİR
ŞEREFMEYDANI
VİRANŞEHİR Ş.URFA
YAYLAALAN-ŞELALE
YENİŞEHİR
YENİŞEHİR
Emet-Kütahya
Bulancak-Giresun
Bilecik-Bursa
Aladağ-Bolu
Bahçeköy-İstanbul
Isparta
Beyşehir- Konya
Bingöl-Elazığ
Adıyaman-K.Maraş
Manavgat-Antalya
Bilecik-Bursa
İnegöl-Bursa
YAYLA
YAYLA
YAYLA
YAYLA
YAYLACIK
YAYLACIK ARŞ.ORM.
Bingöl-Elazığ
Daday-Kastamonu
Kıbrısçık-Bolu
Zonguldak
Tavşanlı-Kütahya
Yenice-Zonguldak
KUZALIÇ
MEŞECİK
NARLICA
ORTABAĞ
OVABAĞ
PALAMUTLU
SARIKAMIŞ
SARIYAPRAK
SÖĞÜT
SÖĞÜT
SÖĞÜT
SÖĞÜT
SÖĞÜTLÜ
SÜTLEĞEN
Ş.KARAAĞAÇ
ULUÇINAR
ÜÇKARAAĞAÇ
ÜÇKİRAZ
ÜZÜMLÜ
YAPRAKLI
YAPRAKLI
YEMİŞLİ
ZEYTİNLİ
ZEYTİNLİK
Hanönü-Kastamonu
Siirt-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Hakkari-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Siirt-Elazığ
Sarıkamış-Erzurum
Adıyaman-K.Maraş
Pos-Adana
Alanya-Antalya
Simav-Kütahya
Bilecik-Bursa
Adapazarı
Kaş-Antalya
Ş.Karaağaç-Isparta
Antakya-K. Maraş
Akdağmadeni-Amasya
Siirt-Elazığ
Karabük-Zonguldak
Pos-Adana
Çankırı-Ankara
Ayancık-Sinop
Edremit-Balıkesir
Artvin
KARAÇAM
KARAÇAM
KARAKöKNAR
KIRKÇAM
SARIÇAM
SARIÇAM
SARIÇAM
SARIÇAM
SEDİR B.AKDENİZ
TEKÇAM
TOPÇAM
YALNIZÇAM
Koyulhisar-Amasya
Köyceğiz-Muğla
Yığılca-Bolu
Taşköprü-Kastamonu
Adana
Daday-Kastamonu
Bolu
Sürmene-Trabzon
Antalya
Taşköprü-Kastamonu
Mesudiye-Giresun
Ardahan-Erzurum
YAYLA
Anamur-Mersin
Yılanlı-Muğla
Seben-Bolu
Ulus-Zonguldak
Şavşat-Artvin
Dursunbey-Balıkesir
ÇİÇEK
Vezirköprü-Amasya
Mesudiye-Giresun
HAN-HANE
Hanönü-Kastamonu
Elazığ
Ilgın-Konya
Antakya-K.Maraş
Nallıhan-Ankara
Manisa-İzmir
Elazığ
Gediz-Kütahya
Nallıhan-Ankara
YAPRAKLI AĞAÇ, BİTKİ
Bolu
Acıpayam-Denizli
Gündoğmuş-Antalya
Siirt-Elazığ
Pazar-Trabzon
Edremit-Balıkesir
Ordu-Giresun
Alanya-Antalya
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Ardanuç-Artvin
Diyarbakır-Elazığ
Aydın-Muğla
Samsun-Amasya
Yenice-Zonguldak
Keşan-Çanakkale
Akhisar-İzmir
Adıyaman-K.Maraş
Saimbeyli-Adana
Bitlis-Elazığ
Bayındır-İzmir
Kargı-Amasya
Çanakkale
Bozyazı-Mersin
DÜZ
Sinop
Karadere-Kastamonu
Gölyaka-Bolu
Şenkaya-Erzurum
ADA
Aydın-Muğla
Çanakkale
Çanakkale
BÜK
Azdavay-Kastamonu
İBRELİ AĞAÇ
22
Ermenek-Konya
Dursunbey-Balıkesir
Bucak-Isparta
Balıkesir
Sarıkamış-Erzurum
Hanönü-Kastamonu
Antalya
Boyabat-Sinop
Siirt-Elazığ
Boyabat-Sinop
Trabzon
Vezirköprü-Amasya
KÖPRÜ-KEMER GEÇİT-BOĞAZ
KILIÇBOĞAZI
KIRKGEÇİT
KÖPRÜBAŞI
KÖPRÜLÜ KAN.MİL.PARKI.
KURTKEMERİ
TAHTAKÖPRÜ
TAŞKÖPRÜ
Şenkaya-Erzurum
Biga-Çanakkale
Tavas-Denizli
Manavgat-Antalya
Bahçeköy-İstanbul
İnegöl-Bursa
Kadirli-Adana
23
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
TEPE
HİSAR
AKHİSAR
ÇAVDARHİSAR
DOĞANHİSAR
GÖKÇEHİSAR
GÖLHİSAR
Akhisar-İzmir
Emet-Kütahya
Ilgın-Konya
Trabzon
Gölhisar-Isparta
HİSAR
HİSARCIK
HİSARÖNÜ
KARACAHİSAR
KOYULHİSAR
ÇANAKKALE
DÜZKALE
KALE
KALE
Çanakkale
Bingöl-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Bolu
KALE
KALE
KALEBOYNU
AKÇAKIŞLA
BUCAKKIŞLA
Akdağmadeni-Amasya
Karaman-Konya
ÇATAK-KIŞLA
KARAKIŞLA
Oltu-Erzurum
Emet-Kütahya
Marmaris-Muğla
Milas-Muğla
Amasya
PINARHİSAR
SEFERİHİSAR
Ş. KARAHİSAR
Ş. KOÇHİSAR
Kırklareli-İstanbul
İzmir
Ş.Karahisar-Giresun
Ankara
KALE-DEMRE
KIRIKKALE
PAMUKKALE
Kaş-Antalya
Kırıkkale-Ankara
Denizli
KIŞLA
ULUKIŞLA
Karabük-Zonguldak
Niğde-Adana
KALE
Elazığ
Tavas-Denizli
Andırın-K.Maraş
KIŞLA
Çerkeş-Ankara
Ulus- Zonguldak
AMBARTEPE
ASLANTEPE
AŞILAMATEPE
BAĞLIKTEPE
BEYAZTEPE
ÇAKMAKTEPE
ÇALDIRANTEPE
ÇALIKTEPE
ÇALTEPE
ÇOBANTEPE
DAVULTEPE-ŞAHNEDERE
DEMİRTEPE
ESENTEPE
FATARTEPE
FENERTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE
GÖKTEPE-AKSU
Diyarbakır-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Çorum-Amasya
Diyarbakır-Elazığ
Elazığ
Demirköy-İstanbul
Tunceli-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Karadere-Kastamonu
Bingöl-Elazığ
Mersin
Bingöl-Elazığ
Gerede-Bolu
Elazığ
İstanbul
Akyazı-Adapazarı
Elazığ
Sinop
Akhisar-İzmir
Ermenek-Konya
Yenice-Zonguldak
Yılanlı-Muğla
Durağan-Sinop
GÖNGÜLTEPE
GÜREŞTEPE
GÜVEYTEPE
H.Ü. BEYTEPE
HACITEPE
HALİTEPE
İKİZTEPE
İNCİRTEPE
İNTEPE
İSTİHKAMTEPE
KAHVETEPELER
KALETEPE
KANDİLLİTEPE
KAPANTEPE
KARATEPE
KARATEPE
KARATEPE
KARATEPE-ASLANTAŞ
KARTALTEPE
KEKLİKTEPE
KELTEPE
KELTEPE
KIRMIZITAŞTEPE
AKKAYA
AKKAYA
AKKAYA
AKTAŞ
AKTAŞ
AKTAŞ
ALTINKAYA
ALTINTAŞ
ARIKAYA
AYIKAYA
BALKAYA
BOĞAZKAYA
ÇAMLIKAYA
DELİKKAYA
DEMİRTAŞ
DİBEKTAŞI
Kargı-Amasya
İskilip-Amasya
Karadere-Kastamonu
Bingöl-Elazığ
Gerede-Bolu
Akçakoca-Bolu
Durağan-Sinop
Kütahya
Çatacık-Eskişehir
Bolu
K.Maraş
Bafra-Amasya
Erzurum
Diyarbakır-Elazığ
Alanya-Antalya
Ordu-Giresun
ESİROĞLU (Şahinkaya)
GÖKTAŞ
GÖKTAŞ
GÖKTAŞ
GÜNLÜBURUN
KAPIKAYA
KARABURUN
KARACAKAYA
KARAKAYA
KARATAŞ
KARTALKAYA
KAYADİBİ
KAYADİBİ
KAZANKAYA
KILIÇKAYA
KIZILKAYA
Diyarbakır-Elazığ
Elazığ
Mudurnu-Bolu
Ankara
Diyarbakır-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Demirköy-İstanbul
Diyarbakır-Elazığ
Çanakkale
Demirköy-İstanbul
Siirt-Elazığ
Elazığ
Tunceli-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Gazipaşa-Antalya
Taşköprü-Kastamonu
Karabük-Zonguldak
Adana
Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Karabük-Zonguldak
Elazığ
KIZILTEPE
KİRAZLITEPE
KOÇTEPE
KOZTEPE
KÖMÜRTEPE
ORTATEPE
SAVAŞTEPE
SEYRANTEPE
SEYREKTEPE
ŞEHİTTEPE
TAŞLITEPE
TAŞLITEPE
TEPEBAŞI
VAHİTTEPE
YANIKTEPE
YAPRAKTEPE
YAPRAKTEPE
YEŞİLTEPE
YEŞİLTEPE
YUMURTATEPE
ZİYARETTEPE
Mihallıccık-Eskişehir
İhsangazi-Kastamonu
Bingöl-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Balıkesir
Diyarbakır-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Adıyaman-K.Maraş
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Şavşat-Artvin
Diyarbakır- Elazığ
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Kemer-Muğla
Tunceli-Elazığ
Maçka-Trabzon
Vize-İstanbul
Elazığ
KIZILKAYA karabörtlen
KULAKKAYA
KUŞKAYASI (19 Mayıs)
PÜRENKAYA
SARICAKAYA
SARIKAYA
ŞAHİNKAYA
ŞENKAYA
TAŞAĞIL
TAŞAĞIL-KAPAN
TAŞBURUN
TAŞKESTİ
TAŞLICA
VAKIFTAŞ
Ula-Muğla
Giresun
Bafra-Amasya
Devrek-Zonguldak
Çatacık-Eskişehir
Çankırı-Ankara
Gördes-İzmir
Şenkaya-Erzurum
Taşağıl-Antalya
Manavgat-Antalya
Akyazı-Adapazarı
Mudurnu-Bolu
Artvin
Mudurnu-Bolu
TAŞ - KAYA - BURUN
DAĞ
ADADAĞI
AĞADAĞI
AHLATDAĞI
AKDAĞ
AKDAĞ
ALACADAĞ
ALADAĞ
ALADAĞ
ALADAĞ
ALEMDAĞ
ANBARDAĞI
ARDIÇDAĞI
ASKERDAĞI
BABADAĞ
BALLIDAĞ
BEYAZDAĞ
BEYAZDAĞ
BEYDAĞ
BEYDAĞI
BOZDAĞ
BURHANDAĞ
ÇALDAĞI
ÇATALDAĞ
ÇATALDAĞ
ÇİÇEKDAĞ
DAĞLI
DEDEMDAĞI
DÜZDAĞ
DÜZDAĞ
EĞRİGÖZDAĞI
ELAZIĞ-AKDAĞ
EMİRDAĞ
ERİKDAĞ-İCLALİYE
EYLÜLDAĞI
GABARDAĞI
GAVURDAĞI
GÖKÇEDAĞ
GÖLDAĞ
GÖLDAĞ
GÖLDAĞI
GÜNEYDAĞ
GÜRGENDAĞ
HACIALİDAĞI
HALİLDAĞ
IĞDIRDAĞI
ILGAZDAĞI M.P.
24
Durağan-Sinop
Tunceli-Elazığ
Tosya-Kastamonu
Tunceli-Elazığ
Kumluca-Antalya
Torul-Trabzon
Bandırma-Balıkesir
Aladağ-Bolu
Bayramiç-Çanakkale
Kanlıca-İstanbul
Bulancak-Giresun
Korkuteli-Antalya
Elazığ
Devrek-Zonguldak
Daday-Kastamonu
Diyarbakır-Elazığ
Hakkâri-Elazığ
Bayındır-İzmir
Bigadiç-Balıkesir
Acıpayam-Denizli
M.Kemal Paşa-Bursa
Tosya-Kastamonu
Elazığ
Balıkesir
Kırıkkale-Ankara
Cide-Kastamonu
Tosya-Kastamonu
Akkuş-Giresun
Taşköprü-Kastamonu
Emet-Kütahya
Elazığ
Afyon-Eskişehir
İnegöl-Bursa
Diyarbakır-Elazığ
Siirt-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Dursunbey-Balıkesir
Ayancık-Sinop
Çameli-Denizli
Adıyaman-K.Maraş
Fethiye-Muğla
M.Kemal Paşa-Bursa
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Koyulhisar-Amasya
Kastamonu
ILGAZDAĞI M.P.
ISPARTA KIZILDAĞ M.P
KADIDAĞI
KALEMDAĞI
KARACADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARINCALIDAĞ
GÖKÇEDAĞ
GÖLDAĞ
GÖLDAĞ
GÖLDAĞI
GÜNEYDAĞ
GÜRGENDAĞ
HACIALİDAĞI
HALİLDAĞ
IĞDIRDAĞI
ILGAZDAĞI M.P.
ILGAZDAĞI M.P.
ISPARTA KIZILDAĞ M.P
KADIDAĞI
KALEMDAĞI
KARACADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARADAĞ
KARINCALIDAĞ
KATRANDAĞI
KATRANDAĞI
KAVAKLIDAĞ
KAYALDAĞI
KAZDAĞI
KAZDAĞI M.P.
KEMERDAĞI
KERTDAĞI
KIBLEDAĞ
KIRMIZIDAĞ
KIZILDAĞ
KIZILDAĞ
KIZILDAĞ
KIZILDAĞ M.P.
Ilgaz-Ankara
Isparta
Karadere-Kastamonu
Bitlis-Elazığ
Demirköy-İstanbul
Elazığ
Siirt-Elazığ
Hakkâri-Elazığ
Ayancık-Sinop
Sütçüler-Isparta
Nazilli-Muğla
Dursunbey-Balıkesir
Ayancık-Sinop
Çameli-Denizli
Adıyaman-K.Maraş
Fethiye-Muğla
M.Kemal Paşa-Bursa
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Koyulhisar-Amasya
Kastamonu
Ilgaz-Ankara
Isparta
Karadere-Kastamonu
Bitlis-Elazığ
Demirköy-İstanbul
Elazığ
Siirt-Elazığ
Hakkâri-Elazığ
Ayancık-Sinop
Sütçüler-Isparta
Nazilli-Muğla
Diyarbakır-Elazığ
Çan-Çanakkale
Seben-Bolu
Siirt-Elazığ
Bayramiç-Çanakkale
Edremit-Balıkesir
Diyarbakır-Elazığ
Tunceli-Elazığ
Siirt-Elazığ
Tunceli-Elazığ
Karaisalı-Adana
Bingöl-Elazığ
Beyşehir-Konya
Ş.Karaağaç-Isparta
KİRAZDAĞ
KORUDAĞI
KOVADAĞ M.P
KOZMADAĞI
KÖRKANDİL DAĞI
KÖSEDAĞI
KULEDAĞ
KURTİKDAĞI
KURUCADAĞ
KUŞAKLIDAĞ
MANİSA SİPİLDAĞ M P
MAZIDAĞI
MEHMETYUSUF DAĞI
MEŞEDAĞI
MEYDANDAĞI
MEYDANDAĞI
MURATDAĞI
NEMRUTDAĞI
Azdavay-Kastamonu
Keşan-Çanakkale
Eğirdir-Isparta
Elazığ
Siirt-Elazığ
Tosya-Kastamonu
Siirt-Elazığ
Elazığ
Bingöl-Elazığ
Siirt-Elazığ
Manisa-İzmir
Diyarbakır-Elazığ
Siirt-Elazığ
Siirt-Elazığ
Tunceli-Elazığ
Siirt-Elazığ
Gediz-Kütahya
Bitlis-Elazığ
OKDAĞI
PALU-KELDAĞI
SAMANDAĞI
SARIÇDAĞ
SATDAĞI
SERGENDAĞI
SiNiDAĞI
SİPAHİDAĞ
SİVRİDAĞ
SÖĞÜTDAĞI
SULTANDAĞI
SÜLBÜDAĞI
SÜPHANDAĞI
ŞEREFDAĞI
ŞEYHDAĞ
TAVUSDAĞI
TEKİRDAĞ
TEKİRDAĞ
TOLDAĞ
ULUDAĞ MİLLİ PARKI
YAYLADAĞI
YELKENCiDAĞ
YEŞİLDAĞ
YEŞİLDAĞ
YUNTDAĞI
ZARKDAĞI
Siirt-Elazığ
Elazığ
Antakya-K.Maraş
Torul-Trabzon
Hakkari-Elazığ
Diyarbakır-Elazığ
Siirt-Elazığ
Karabük-Zonguldak
Bingöl-Elazığ
Sütçüler-Isparta
Siirt-Elazığ
Bingöl-Elazığ
Bitlis-Elazığ
Siirt-Elazığ
Cide-Kastamonu
Elazığ
Keşan-Çanakkale
Tekirdağ-İstanbul
Bozyazı-Mersin
Bursa
Antakya-K.Maraş
Eskere-Denizli
Beyşehir-Konya
Bolu
Manisa-İzmir
Diyarbakır-Elazığ
Maçka-Trabzon
Diyarbakır-Elazığ
Azdavay-Kastamonu
Göktaş-Artvin
Hanönü-Kastamonu
K.Maraş
İzmir
Çatalzeytin-Kastamonu
Yenice-Zonguldak
Adıyaman-K.Maraş
Aladağ-Bolu
Arhavi-Artvin
Yenice-Zonguldak
Diyarbakır-Elazığ
Yusufeli-Artvin
Yenice-Zonguldak
KAYNAKÇA
[1]- KANTARCI, M.D. TOLUNAY, D., 1996: İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Eğitim ve Araştırma Ormanında Toprak ve Yetişme Ortamı Özelliklerinin
Belirlenmesi ve Haritalanması. İstanbul Üniversitesi Araştırma Fonu Proje Geliştirme Raporu, Proje No:640/210994.
[2]- ALTUN, L., 1995: Maçka (Trabzon) Orman İşletmesi Orman Üstü Serisinde Orman Yetişme Ortamı Birimlerinin Ayrılması ve Haritalanması Üzerine
Araştırmalar, KTÜ, Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi.
[3]- AKSOY, H., 1981: Orman Ekosistemlerinin Vejetasyon Bilgisi Açısından Sınıflandırılması (Prof.Dr.Hannes MAYER'den Çeviri). Orman Ekosistemi
Simpozyumu, 10-15/11/1980. İ.Ü.Orman Fakültesi.Sf:113-124.
[4]- KANTARCI, M.D. 1978: Orman Ekosistemi, Orman Yetişme Ortamı, Bunun Sınıflandırılması ve Haritalanması Esasları. İ.Ü.Orman Fakültesi Dergisi,
Seri:A, Cilt:28, Sayı:2,(117-149) İstanbul.
[5]- KANTARCI, M.D. 1991: Akdeniz Bölgesi'nin Yetişme Ortamı Bölgesel Sınıflandırması. T.C. Orman Bakanlığı Sıra No:668, Seri No:64.150s. Ankara.
[6]- KANTARCI, M.D., 2005/1: Türkiye'nin Yetişme Ortamı Bölgesel Sınıflandırması ve Bu Birimlerdeki Orman Varlığı İle Devamlılığının Önemi, İ.Ü.Yayın No:
4558, O.F.Yayın No: 484. 320 sf, İstanbul.
[7]- KANTARCI, M.D., 2005/2: Orman Ekosistemleri Bilgisi, İ.Ü.Yayın No: 4574, O.F.Yayın No: 488. 377 sf, İstanbul.
8]- KANTARCI, M.D. 1990: Türkiye'de Doğal Kara Ekosistemlerinde Denge Bozulmasının Sebepleri ve Sonuçları. Orman Mühendisliği Dergisi, Haziran,1990,
Sf:26-29.Ankara.
[9]- Orman İdaresi Planlama Daire Başkanlığı, Arşiv Plan Listesi.
[10]- İNAN, A., 2002: Türk Boylarında Dağ, Ağaç (Orman) ve Pınar Kültü-II, Orman ve Av Dergisi, Sayı: 6 (Sf:29-39),Ankara.
25
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Erken Toplanan Fıstıkçamı
(Pinus Pinea L.) Kozalaklarında
Bekletilen Tohumların
Olgunlaşmaya Olan Etkisi
Erdoğan UZUN*
Orman Mühendisi
1- GİRİŞ
Fıstıkçamı bütün Akdeniz havzası, ılıman iklim sahalarında (İspanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Anadolu ve
Arnavutluk) yayılış gösterir. Bu genel ve büyük havzanın
Ülkemizde ki temsilcisi olan sahalar Akdeniz ve Ege
Bölgesi ile bu bölgeler dışında mikro seviyede de olsa
Akdeniz iklimi görülen diğer bölgelerde (Karadeniz sahil
mıntıkaları (Çoruh vadisi, Kalenema vadisi, Zonguldak
dolayları, Marmara Gemlik-Kumla, Fıstıklı, Armutlu ile
Güneydoğuda Maraş ve Hatay) yayılış gösterir
(SAATÇIOĞLU, 1976 s.248).
Antalya'da ( Acısu ve Aksu dereleri arasında denize kadar
uzanan kumul sahada, Manavgat çayının denize
döküldüğü yerin batısında ) İzmir Bergama-Kozak, Aydın,
Muğla-Mazon mıntıkasında toplu yayılış gösterir
(İKTÜEREN, 1973 s.50).
Fıstıkçamları en iyi gelişmesini, aylık ortalama ısısı sıfır
dereceye düşürmeyen ve ortalama nisbi nemi yüksek,
genellikle gevşek taze balçıklı kumlu topraklar üzerinde
göstermekte olup, gençlikte hızlı büyüyen sonraları
yavaşlayan 15-20 metreye kadar boy yapabilen (KAYACIK
, 1980 S.245) bir türümüzdür. Bu koşullara sahip Antalya
Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde 0-300 metre
rakıma sahip alt zonda mevcut fıstıkçamı meşçerelerinde
bakımlar yapılmakta ve yeni alanları kazanmak amacıyla
fıstıkçamı ağaçlandırmaları yapılmaktadır.
Akdeniz bölgesinin yüksek kesimleri ağırlıklı olmak üzere
çok geniş ve farklı ekolojik özellikler gösteren bölgelere
yayılmış olan sedirde (Cedrus libani A.RİCH) kozalak
veriminin düşük oluşu, kozalak toplama zamanının kış
mevsimine kayması nedeniyle karşılaşılan zorluklara
çözüm aramak amacıyla yapılan çalışmada; sedirde
kozalak hasadının sonbahara kaydırılması, toplanan
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
kozalakların serin ve havadar bir ortamda bekletilmesi ile
tohumların çimlenme yeteneğinin arttığı (tohumların
kozalak içerisinde olgunlaşmaya devam ettiği) gözlenmiş
ve uygulayıcılara kozalakta tohum bekletilmesi önerilmektedir (ÖZDEMİR ve ark, 1985)
Antalya bölgesinde doğuda Manavgat'dan batıda Kaş'a
kadar uzanan geniş sahil bandı alanında fıstıkçamının
yayılabilme potansiyeli görülmektedir. Bu geniş alan
içerisinde kalan Manavgat, Serik, Kumluca ve Kaş Orman
İşletme Müdürlüklerinin ekolojik olarak uygun alanlarında bahçe kültürü ile yetiştirmek, türün dağınık halde
bulunduğu alanlarda ise iyileştirme çalışmaları yapmak
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın taşra kuruluşları önünde
bir görev olarak durmaktadır. Bu görevin verdiği
sorumluluk içerisinde fıstıkçamı kozalaklarına ilişkin
bilgiler ve fıstıkçamı tohumlarının yeterli nitelik ve
nicelikte hasadına ve tohum özelliklerine ilişkin özet
bilgiler Orman Mühendisliği dergisinin yıl:47, Sayı:4-5-6
(2010 yılı Nisan-Mayıs-Haziran) sayısında sunulmuştur.
Antalya bölgesinde son yirmi yılda, gerek müstakil halde
yaşayan fıstıkçamı fertlerinde gerekse meşçere veya
küçük gruplar halinde yaşayan fertlerde zengin veya orta
seviyede oluşmuş tohum yılına rastlanmamıştır. Bölgede
genelde serbest halde veya birkaç fertten oluşan çok
küçük gruplara halinde yaşayan fertlerde zayıf seviyede
oluşan kozalakların olgunlaşması beklenmeden, bölgedeki köylüler tarafından kontrolsüz olarak toplanmaktadır. Dolayısıyla Fıstıkçamı ağaçlandırma alanlarında
kullanılacak “fıstıkçamı fidanlarını„ üretmek için gerekli
olan tohumların elde edileceği kozalakların olgunlaşması
beklendiğinde, yeter sayıda kozalak bulunamamaktadır.
Bu sorunu aşmak için kozalaklarda bekletilen tohumların
olgunlaşmaya olan etkisini görmek için kozalakların ne
kadar erken toplanacağına dair bu çalışma yapılmıştır.
2- MATERYAL VE METOT
Antalya bölgesinde fıstıkçamının yayılabilme potansiyeli
olan Manavgat'tan Kaş'a kadar uzanan sahil bandı alanını
temsil edebileceği düşünülen Antalya'nın Serik İlçesi
Kadriye-Belek bölgesinde doğal olarak bulunan ve sun'i
olarak tensil edilmiş olan fıstıkçamı fertlerine ait
kozalakların olgunlaşması izlenmiştir. Çalışma bölgesinde
zengin tohum yılı hiç olmadığı için tohum kaynağı olarak
seçilen tohum ağaçları ekolojik özellikleri benzer olan
Kadriye-Belek bölgesinden seçilmiştir. Tohum kaynağı
olarak seçilen fertlere ait çap, boy ve yaş, gibi unsurların
benzer olmasına dikkat edilmeye çalışıldı fakat bölgedeki
fıstıkçamı ağaçlarının bazı fertlerinde çok az sayıda
kozalaklar oluştuğu için tohum kaynağı olarak seçilen
bütün fertlerde homojenlik sağlanamamıştır.
Bölgedeki fıstıkçamlarında oluşan kozalaklarda yaklaşık
eylül ayı sonlarında yeşil renkten kestane rengine geçişin
ilk sararmaları başlamakta ve ekim ayı içerisinde açık
kahve rengine dönüşmektedir. Bu renk değişimi kasım
ayı sonuna kadar sürmekte ve kasım ayı sonlarında koyu
kestane rengini almaktadır. Kozalakların tam olarak koyu
kahverengine dönüşmesi (olgunlaşma zamanı) aralık ayı
sonlarında veya takip eden yılın Ocak ayında olmaktadır.
Olgunlaşmış olan kozalakların karpellerinde ki gevşemeler mayıs ayı ortalarından itibaren başlamaktadır. Aynı
ağacın farklı cephesindeki (kuzey, güney gibi) kozalak
karpellerinin farklı zamanlarda gevşemeye başladığı
gözlenmiştir (UZUN, 2010 s.23).
Açık arazilerde serbest halde yaşayan fertlerde eğer
kozalak oluşmuş ise bu kozalaklar, bölgedeki köylüler
tarafından kontrolsüz olarak olgunlaşması beklenmeden
(erken zamanda) toplanmaktadır. Çalışmaya konu kozalaklar, çevre emniyeti sağlanmış tatil köyü bahçesinde ki
fıstıkçamı fertlerinden toplanmıştır. Tatil köyü bahçesinde, zayıf seviyede de olsa kozalak veren fertlerin tepe
taçları genelde denizden gelen tuzlu rüzgârlara karşı
korunmalı ve toprak yüzeyleri de direk güneş ışıklarına
karşı çimlerle korunmuş yerlerde olduğu görülmektedir.
Belek bölgesinde, çevre emniyeti sağlanmış tatil köyleri
veya otel bahçelerindeki fıstıkçamı ağaçlarının kozalakları
ve bu kozalaklardan elde ettiğimiz tohumlar çalışmamızın materyalini oluşturmaktadır.
Deneme alanında tohum kaynağı olarak seçilen
fıstıkçamları üzerindeki kozalakların zaman içerisindeki
renk değişimleri izlendi. Fıstıkçamı fertlerinden toplanan
kozalakların çap, boy ölçümleri yapıldı, toplanan
kozalakların oda koşullarında, karpellerinin gevşeme ve
açılma süreleri, toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların 1000 tane ağırlığı saptandı (UZUN, 2010 s.2324).
Fıstıkçamı ağacından değişen sayıdaki (3-10) kozalaklar
ağacın tepesini bölümlere ve yönlere ayırmadan 18 Eylül
tarihinden başlamak üzere on beşer günlük ara ile takip
eden yılın nisan ayının ilk haftasına (03 Nisan) kadar olan
sürede, toplam on iki grup ve her grupta ellişer adet
kozalak olacak şekilde toplanmıştır. Diğer bir anlatımla
çalışmada, aynı tarihte toplanan elli adet kozalak bir grup
olarak değerlendirilmiştir.
Erken toplanan kozalaklardaki tohumların olgunlaşmasına zaman tanımak için kozalaklardan tohum
çıkarmada açık alanda uygulanan “Güneş Metodu”
kullanılmamış, “Basit Oda Yöntemi” kullanılmıştır. Basit
Oda Yöntemine göre toplanan kozalaklar karton kutular
içerisinde basit oda Şartlarında (Batı Akdeniz Ormancılık
Araştırma Müdürlüğünün laboratuarında) tohumların
bir kısmı elde edilmiştir. Laboratuar da hava sirkülasyonunu sağlamak için laboratuar penceresi her gün saat
08.00 'den 17.00 'ye kadar açık bırakılmıştır. 15 Haziran
kadar açılmayan kozalaklar açık alana çıkarılarak bu
kozalaklardan güneş yöntemine göre tohumlar elde
edilmiştir.
Farklı tarihlerde toplanan kozalaklardan basit oda
şartlarında elde edilen tohumlar, takip eden yılın ocak
ayına kadar Antalya Fidanlık Müdürlüğüne ait soğuk
hava deposunda muhafaza edilmiştir. Fıstıkçamı tohumlarında çimlendirme denemeleri için zaman olarak ocak
ayı (14 ocak) ve mekan olarak Batı Akdeniz Orman
Araştırma Müdürlüğü laboratuarındaki jakopsen çimlendirme dolabı kullanılmıştır (Resim 1). Çimlenme odasının
sıcaklığı ortalama 18-20 derece ve çimlenme aleti
(jakopsen)'nin sıcaklığı da ortalama 18-20 derecedir.
Resim 1: Çimlendirme Fanuslarındaki Fıstıkçamı Tohumları
Aynı tarihte toplanan kozalaklardan elde edilen tohumlardan 240 adeti jakopsen çimlendirme fanusunda
çimlendirme amaçlı kullanılmıştır. Her bir çimlendirme
fanuslarında 20 adet tohum olmak üzere bir gruba ait
toplam 240 adet tohum, on iki adet ayrı çimlendirme
fanusunda izlenmiştir (Resim 1).
* Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü
26
27
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
Değişik tarihlerde toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların çimlenme seyri çizelge 1'de görülmektedir.
Çizelge 1'e göre değişik tarihlerde toplanan kozalaklardan elde edilen tohumlarda en az %80 oranında bir
çimlenmenin olabilmesi için çalışma bölgesinde yetişen
fıstıkçamı ağaçlarındaki kozalakları toplama işinin Kasım
ayı sonu veya Aralık ayı başından önceki tarihlerde
yapılmaması gerektiğini göstermek-tedir. Eğer kozalaklar
Eylül ayı ortalarında toplanılır ise çimlenme oranının
%5,8 oranında olduğu, Kasım ayı ortalarında toplanan
kozalaklardan elde edilen tohumlarda ise çimleneme
oranının %71,3 oranına çıktığı görülmektedir. Aralık ayı
sonu veya yeni yılın ilk aylarının başlarında toplanan
kozalaklardan elde edilen tohumların çimlenme oranının
%90'ların üzerine çıktığı ve toplanma süresinin Şubat
ayının ortalarına kadar uzatılmasıyla çimlenme oranının
%98'lere kadar çıktığı çizelge 1'de görülmektedir.
Kozalakların
Toplanma
Tarihi
18.09.1999
02.10.1999
16.10.1999
02.11.1999
16.11.1999
30.11.1999
15.12.1999
28.12.1999
11.01.2000
28.01.2000
15.02.2000
04.03.2000
Kozalaklardan elde edilen tohumların
Tohum Sayısı
(Adet)
240
240
240
240
240
240
240
240
240
240
240
240
Çimlenen tohum sayısı Çimlenen tohumların
( Adet )
yüzde oranı
14
5.8
31
12.9
93
38.8
138
57.5
171
71.3
193
80.4
207
86.3
217
90.4
221
92.1
224
93.3
235
97.9
234
97.5
Çizelge 1: Değişik Tarihlerde Toplanan Kozalaklardan Elde Edilen
Tohumların Çimlenme Seyri
SONUÇ VE ÖNERİLER
Fıstıkçamı meşçerelerinin işletme amacı, Amenajman ve
Silvikültür Uygulama Planları ile piyasa talebi uyumlu
olmalıdır. Diğer bir anlatımla Orman İşletmelerinin
fıstıkçamı yetiştirmedeki işletme amaçlarına uygun
Amenajman ve silvikültür planları yapılırken, fıstıkçamı
SAYI: 7-8-9
tohumlarına olan piyasa talebi de planlarda değerlendirilecek öncelikler arasında bulunmalıdır. Böylece
Akdeniz bölgesi 0-400 metre rakımda, amacı belirlenmiş
fıstıkçamı türüne yönelik çalışmalar, kamuoyu tarafından
dikkatlice izlenmektedir.
Akdeniz Bölgesinde fıstıkçamı ağaçlandırmalarının
yapıldığı alanlarda, ekolojik ve meteorolojik koşulların
uygunluğuna ilâve olarak bölgenin hava sirkülasyonu da
çok iyi olmalıdır. Çünkü hava sirkülasyonu iyi olamayan
bölgelerde özellikle fıstık çamı çiçeklenme döneminde
deniz rüzgarlarından direk etkilenmekte (Kadriye-Belek
bölgesinde uzun yıllardır bol tohum yılına raslanmamasının gerekçesi) olduğu için bu bölgelerde orta veya
bol seviye de tohumun oluşmadığı düşünülmektedir.
Antalya Belek sahil bölgesinde uzun bir süre sayılacak
olan otuz sekiz yıldır bol tohum yılına rastlanmamıştır.
Serbest yaşayan fertlerde oluşan sekiz-on adet kozalaklar
bölgede yaşayan orman köylüleri tarafından denetimsiz
olarak toplanmaktadır. Bölgede fıstıkçamı ağaçlandırmalarını yaygınlaştırmak (kozalaklar çok az sayıda
oluşmakta ve denetimsiz faydalanılmalar yaygın olduğu)
için çimlenme yeteneğini kaybetmemiş tohumları
taşıyan fıstıkçamı kozalaklarının en erken toplanma
zamanı olarak kasım ayı sonları olduğu (%80,4'lük
çimlenme oranı) görülmektedir (Çizelge 1).
Kozalakların toplanma tarihi ile bu kozalaklardan elde
edilen tohumların çimlenme oranları karşılaştırılır ise;
Eylül ayı ortalarında toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların çimlenme oranları yaklaşık %6, Ekim ayı
ortalarında toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların çimlenme oranları yaklaşık %38,5 Kasım ayı
ortalarında toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların çimlenme oranları yaklaşık %71,3 ve Aralık
ayı ortalarında toplanan kozalaklardan elde edilen
tohumların çimlenme oranları yaklaşık %86'dır. Toplanan
kozalaklardan elde edilen tohumların %90'ın üzerinde
çimlenme başarısı için kozalakların toplanma işleri Aralık
ayı sonlarına doğru yapılmalıdır.
KAYNAKÇA
KALIPSIZ, A. 1988 : İstatistik Yöntemler, İ.Ü. Orman Fak.Yayın No : 394
SAATÇİOĞLU, F. 1976 : Silvikültür l Silvikültürün Biyolojik Esasları ve Prensipleri, İ.Ü.Yayın No : 2187 İ.Ü. Orman Fak. Yayın No :222
SAATÇİOĞLU , F. 1978 : Silvikültür Tekniği (Silvikültür ll ), İ.Ü. Yayın No : 2490 İ.Ü. Orman Fak. Yayın No :268
KAYACIK, H. 1980
: Gymnospermae, İ.Ü. Orman Fak. Yayın No : 281
ELER , Ünal. 1985 : Orman Araştırma Enstitüsü yayınları Teknik Raporlar serisi No :31
İKTÜEREN , Şem'i. 1973 : Orman – Halk İlşkileri Bakımından Fıstıkçamı, Ormancılık Araştırma Enstitüsü Dergisi, Cilt: 19, Sayı : 2
ÖZDEMİR, T., YEŞİLKAYA, Y.., USTA, H.Z., NEYİŞCİ, T. 1985 : Orman Araştırma Enstitüsü yayınları Teknik Raporlar serisi No :156
UZUN, E. 2010 : Orman Mühendisliği Dergisi, Yıl : 47, Sayı : 4-5-6
28
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Sıklık Bakımı ve Azman Fertler
Halil GÖKPINAR*
Orman Yüksek Mühendisi
Bilindiği gibi meşcere kapalılığının oluşmasından itibaren
doğal dal budanması ve gövde ayrılmasının başlamasına
kadar geçen dönem sıklık çağıdır. Bunlar a, ab çağındaki
Mescereler olup, bunlara Amenajman planlarında eta
verilmemektedir.
Sıklık bakımlarının amacı geleceğin değer ağaçlarını bu
günden belirleyerek o fertlere daha fazla ışık ve besin
sağlamak, mescere oluşumuna pozitif müdahalede
bulunarak; sağlıklı ve dış etkilere dirençli ormanlar
kurmuş olmaktır. Sıklık bakımı ile yaptığımız müdahalelerle Meşcerenin artımını ve Boy ortalamasını
yükseltmiş oluyoruz. Buna somut bir örnek verelim: Kilis
Orman İşletme Müdürlüğü'nün Amenajman Planlarının
yenilenmesi sırasında Kilis serisinde yan yana bulunan iki
komşu kızılçam bölmesinden, sıklık bakımı yapılmamış
bölmenin hektardaki serveti 96 metreküp çıktığı halde
sıklık bakımı yapılmış bölmenin hektardaki serveti 156
metreküp olarak bulundu. Sıklık bakımı yapılmış
Bölmelerde kar ve fırtına devrikleride en az seviyeye
iniyor. Sıklık bakımı çalışmaları yaparken aynı zamanda
ormanlarımızı yangınlara karşıda dirençli hale getirmiş
oluyoruz. Çünkü bakım çalışmaları yaparken yol
kenarlarında dal budaması ve ölü ve diri örtü temizliğide
yapıyoruz.
Buraya kadar belittiklerim hep bilinen şeylerin tekrarı idi,
Benim asıl değinmek istediğim gençlik ve sıklık bakımı
çalışmalarında AZMAN tabir edilen fertlere yapılan
müdahalelerdir. Ormancılık literatüründe gençlik ve sıklık
Bakımı çalışmaları yapılırken Meşcerede bulunan
AZMAN fertlerin derhal kesilerek sahadan çıkarılması
öngörülür. Ben bu tezin Boy fakiri bilim adamlarından
çıktığını düşünüyorum. Ben Meslek yaşamım boyunca ,
gerek işletme şefi olarak çalışırken gerekse 20 yıl görev
yaptığım İşletme Müdürlüğüm boyunca AZMAN fertleri
hep korudum ve gözettim, onlara en iyi yaşam koşullarını
hazırlamaya gayret ettim.
AZMAN fertler daha ziyade kromozomlarından gelen
pozitif özelliklerle diğerlerine göre çok daha iyi gelişmiş,
halk deyimiyle GENÇ İRİSİ fertlerdir. Yerini, toprağını
sevmiş alabildiğince gelişme göstermişlerdir. Kesme
yerine bilakis biz bu fertleri koruma altına alarak daha
fazla ışık ve besin ortamı yaratacak şartları hazırlamalıyız.
Bu fertler geleceğin ANIT AĞAÇLARI dırlar. İnsanlarla
örnekliyecek olursak bu fertler geleceğin ÖLİMPİYAT
ŞAMPİYONLARI sporcularının küçüklük çağlarıdır. Anıt
Ağaçlar gençlik çağlarında mutlaka Azman yapıda idiler.
Ben Meslekdaşlarımın bu konuyu etraflıca düşünerek
Azman tabir edilen bu çok gelişmiş fertleri titizlikle
korumalarını diliyorum.
Gözlemlerimize devam edelim. Siz tanık oldunuzmu,
ben defalarca görüp şaşkınlık ve hayranlıkla izlemişimdir.
İlkbahar aylarında orman içinde 5-6 Ha'lık bir alanda
bulunan Çam Ağaçları polen tozlarını aynı anda
birdenbire gökyüzüne fırlatıyorlar. O alanda gökyüzü
sarıya boyanıyor, sarı bir bulut meydana geliyor. Tabiat
Ana ağaçlarda bile enses ilişki istemiyor. İşte bize
bunun güzel bir kanıtı. Bu 5-6 Ha'lık alanda bulunan
çam ağaçları nasıl oluyor da aynı anda polenlerini
metrelerce yukarı doğru fırlatıyorlar. İşte bu Doğanın
mucizelerinden biri. Orman işletme şefi müdür
yardımcısı veya işletme müdürü meslektaşlarım bu
mucizeye mutlaka tanık olunuz, olmadıysanız bir şeyler
eksik kalmıştır. Demek ki bilgisayar başında çok zaman
harcıyorsunuz. Benim bir şefim vardı, bilgisayarın
başından kalkmazdı, adeta zor kullanarak araziye
gönderirdim. Bilgisayar bilmek kullanmak çok iyide,
herşey değildir. Orman mühendisi Ormanda gezerek
ormanları hakkında bilgi sahibi olur, problemler varsa
ancak yerinde görülür, çözümü için ancak yerinde karar
verilir. Ormanları, ormanlarla birlikte yaşayarak,
ormanlarla birlikte nefes alarak daha iyi tanıyabiliriz,
daha sağlıklı ve uygulanabilir çözüm yolları bulabiliriz.
Birazda güncel olaylardan bahsedelim. Ben Gaziantep
ve Kilisi biliyorum; buradaki belediyelerde bir tane dahi
orman mühendisi istihdam edilmemektedir; tahmin
ediyorum diğer belediyelerde aynı durumdadır. Bu
belediyeler her yıl yüzlerce dekar ağaçlandırma
yapmakta, fidan dikmektedirler. Buralarda binlerce dekar
ağaçlandırılmış alanlar bulunmaktadır. Bu alanların
bakım ve rehabilitasyon ihtiyaçları vardır. Tabii bu
çalışmalar uzman ellerde olmayınca bilimsellikten uzak
tabiri caizse hababam usulu ile icra edilmektedir.
Gaziantep'te Güneykent çamlığı var. Geçenlerde burada
yürüyüşe çıkmıştım, baktım ağaçların arasında kepçe
geziyor. Görevliler ağaçların altındaki taş ve çalıları
temizliyoruz dediler. Üst tabakadaki birkaç santim verimli
toprağı sıyırıyorlardı. Hemen müdahale ederek yetkililerle görüştükten sonra bu hatalı çalışmayı durdurdular.
Belediyelerde ağaçlandırma, park-bahçe düzenlenmesi
ve ağaçlandırılmış sahaların bakımları konularında
istihdam edilmek üzere orman mühendisi çalıştırılmasının mutlaka yasal yolları bulunmalıdır. O zaman
Belediyelerde bu tür çalışmalar çok daha başarılı ve
verimli olacaktır.
Bütün meslektaşlarıma başarılı çalışmalar diliyorum.
07/08/2010
* OMO Gaziantep Temsilcisi
29
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Doğu Karadeniz Bölgesinde
Yaban Hayvanları ile
Yöre Halkının Etkileşimleri
Öğr. Gör. Yasin UÇARLI*
1. Giriş
Yaban hayvanları ile insanoğlunun etkileşimleri çok eski
zamanlara dayanmaktadır. İnsanoğlu çeşitli kuş ve
memeli türlerini eğitmiş ve onlarla avlanmış, bazı memeli
yaban hayvanlarını ise evcilleştirerek hem tarım işlerinde
kullanmış hem de etinden ve sütünden faydalanmıştır.
Bununla birlikte birçok bölgede özellikle kırsal kesimde
yaşayan insanlar yaban hayvanları ile daha fazla karşı
karşıya gelmektedirler. Bu noktada ülkemizdeki yerleşim
yerlerinin çok dağınık olması ve yayla veya mezraların
yaban hayvanlarının yaşam alanlarının içerisinde kalması
temel neden olarak kabul edilebilir. Çoğu bölgemizde köy
ve yaylalar bir yana belde ve ilçelerde bile yaban
hayvanları ile ilgili bazı problemler yaşanmaktadır. Şu an
ülkemizde özellikle kırsal kesimdeki insanların daha fazla
problem yaşadıkları türlerin başında Yaban domuzu (Sus
Foto 1. Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarından bir görünüm
scrofa), Ayı (Ursus arctos) ve Kurt (Canis lupus)
gelmektedir.
Doğu Karadeniz bölgesi ülkemizde yayılış gösteren yaban
hayvanı türlerinin önemli bir kısmına ev sahipliği
yapmaktadır. Sulak habitatları, ormanları, dağları, alpin
ve alpin-kayalıkları gibi farklı habitatları ile yaban hayvanı
tür çeşitliliği açısından çok zengin olan Doğu Karadeniz
Bölgesi, küresel ölçekte ele alındığında ise Kafkas sıcak
noktası içerisinde yer almaktadır. Ayı, Kurt, Vaşak (Lynx
lynx), Pars (Panthera pardus), Yaban Keçisi (Capra
aegagrus), Çengel Boynuzlu Dağ Keçisi (Rupicapra
rupicapra), Geyik (Cervus elaphus), Karaca (Capreolus
capreolus), Yaban domuzu, Yaban tavşanı (Lepus
europaeus) gibi türler bölgede yayılış gösteren önemli
yaban hayvanı türleridir. Doğu Karadeniz Bölgesi
ormanları bölgenin yaban hayatı açısından zengin
olmasında çok önemli bir paya sahiptir (Foto 1).
Foto 2. Geyik ve Karaca gibi türler için öncelik taşıyan bir alandan görünüm
Genel olarak geniş ve çok fazla parçalı olmayan
habitatları isteyen yaban hayvanları için istenilen
yoğunlukta olmamakla birlikte Doğu Karadeniz Bölgesi
birçok yaban hayvanı türünü bünyesinde barındırmaktadır. Ancak ne yaban hayvanları istenilen popülasyon
büyüklüğüne ulaşabilmekte ne de yöre halkı yaban
hayvanlarından zarar görmeden hayatını devam ettirebilmektedirler. Doğu Karadeniz Bölgesinde yerleşim
yerlerinin çok parçalı bir yapıda olması nedeniyle yaban
hayvanları ile yöre halkı sıklıkla karşı karşıya gelebilmektedir (Foto 2).
Bölgede bağ ve bahçelere girerek çeşitli tarım ürünlerine
zarar vermesine rağmen Karaca ile yöre halkı diğer türler
göz önüne alındığında biraz daha iyi geçindikleri
söylenebilir. Arıcılıkla ve meyve bahçeleri ile uğraşan
köylüler ise daha çok Ayı ile problem yaşamaktadırlar.
Yine Yaban domuzu, bazı kesimlerde tarla, bağ ve
bahçelere zarar verebilmektedir. Genel olarak Karadeniz
bölgesinde Yaban domuzu ve Ayı tarım ürünlerine zarar
veren türlerin başında gelmektedir. Bu bağlamda, ekilen
tarım alanlarının ormanlık alanlara yakınlığı yaban
hayvanlarının yapmış olduğu zararın boyutunu belirleyen
temel etken konumundadır. Dünyada bazı ülkelerde de
olduğu gibi ormanlık alanlar içerisinde kalan yerleşim
yerlerindeki insanlar yaban hayvanları ile daha fazla
problem yaşayabilmektedirler.
2. Yöntem
Doğu Karadeniz Bölgesinde 2003-2010 yılları arasında
yapılan arazi çalışmaları kapsamında yerel halkın yaban
hayvanları ile yaşamış olduğu problemler ortaya
konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, yöre halkı ile yapılan
görüşmelerde yaban hayvanlarının yapmış olduğu
zararların boyutu irdelenmiştir (Foto 3).
Foto 3. Bölgede çobanlar ile yapılan görüşmelerden görünüm
Yapılan arazi çalışmaları sırasında tarla, bağ ve bahçelere
yaban hayvanları tarafından yapılan zararlar tespit
edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bölgede yapılan arazi
çalışmaları esnasında yaban hayvanlarına ait dışkı
örnekleri de incelenerek yaban hayvanlarının bağ ve
bahçelere zarar durumu ile daha çok tercih ettikleri
ürünler belirlenmeye çalışılmıştır (Foto 4).
* Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi
30
31
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
tarım, bağ ve bahçe işlerini azaltmış veya bıraktırmıştır.
Foto 4. Yörede bulunan bir Ayı dışkısı
3. Bulgular ve Tartışma
Yaban hayvanları ile yöre halkı bölgenin bir kemsinde
karşı karşıya gelmektedir. Yaban hayvanları ile yöre
halkının karşı karşıya gelmediği alanlar, ekilmeyen orman
içi açıklıkları ve mera alanlarını kapsamaktadır. Bu
alanlarda bile yaban domuzlarının bazı çayırlık alanlarda
toprağı eşmesi nedeniyle buralarda yapılan ot kesimleri
zorlaşabilmektedir. Önceki yıllara göre hem koyun ve keçi
besleyenlerin hem de besledikleri hayvanların sayılarındaki ciddi azalışların olması yaban hayvanları ile bu evcil
hayvanların yaşam alanı rekabetini daha düşük
seviyelere çekmiştir. Diğer taraftan büyük şehirlere yada
il ve ilçe merkezlerine verilen göç nedeniyle köylerde
nüfus oldukça azalmış durumdadır. Ayrıca köylerde kalan
nüfusun yaş ortalamasının da çok yüksek olması yörede
Bölgede yapılan tarım, bağ ve bahçe işlerinde Yaban
domuzu ve Ayı zararı temel etken konumundadır. Yöre
halkı, yaban hayvanlarından dolayı tarım alanlarından
bazen hiç ürün alamadığı veya ürünleri çok fazla zarar
gördüğü için bu alanları ekmeme yoluna gitmekte veya
evlerinin yakınlarına ekerek zarar görmemesini
sağlamaya çalışmaktadır. Ekonomik durumu iyi olan
köylüler ise bağ ve bahçelerinin etrafını tel örgü ile
çevirerek ürünlerini koruma altına almaya çalışmaktadırlar (Foto 5). Meyve ağaçlarına ise özellikle Ayı
zararına karşı çeşitli korkuluklar yada düzenekler
kurularak önlem alınmaya çalışılmaktadır. Yörede tespit
edilen yaban hayvanlarına ait dışkılar da incelendiğinde
özellikle yaz aylarında dışkılarda Elma, Armut, Erik ve
Kiraz gibi meyve türlerine rastlanmıştır.
Foto 6. Bazı orman içi açıklıkların gençlikle kaplanmasından bir görünüm
bölgesinde zarar verdiği ürünlerin başında gelen mısır ve
nohut bir yana buğday tarlalarına da zarar verebilen
yaban domuzlarına karşı çeşitli önlemler alınmaktadır.
Mısır tarlalarında veya bahçelerde yaban domuzlarına
karşı nöbet tutulması en yaygın yöntem olarak kullanılmaktadır. Ayrıca belirli aralıklarla patlayan tüplü ses
bombası düzeneklerinin kurulması, ateş yakılması, çeşitli
korkulukların asılması diğer önlemler olarak uygulanmaktadır. Buğday tarlalarında ise genelde yaban
domuzlarının zarar vermediği yada daha az zarar verdiği
tohum türleri tercih edilerek ürün kaybı önlenmeye
çalışılmaktadır.
Genel olarak küçükbaş hayvancılığın yaygın oluğu
kesimlerde çobanlar ve köylüler ağırlıklı olarak Kurt ve Ayı
ile problem yaşayabilmektedirler. Bu bağlamda çoban
köpeği bulundurulması, havaya ateş açılması, torpil
atılması ve bazen de yabani hayvanın vurulması
hayvancılıkla uğraşanların yaban hayvanlarına karşı almış
oldukları önlemlerin başında gelmektedir.
Foto 5. Tel örgü ile koruma altına alınmış bahçelerden görünümler
32
Yörede, gerek yaban hayvanlarının vermiş olduğu
zarardan dolayı gerekse diğer sosyal nedenlerden dolayı
ekilmeyen tarım alanları orman ağacı tohumları için
uygun çimlenme ortamı oluşturabilmektedir. Yine ot
kesimin yapılmadığı orman içi açıklıklar veya sosyal
baskının daha az olduğu bölgeler, gençliklerin rahatlıkla
gelebildiği diğer önemli alanları oluşturmaktadır. Bu
açıklık alanların orman habitatına doğru dönüşümü söz
konusu olabilmektedir (Foto 6).
Yaban hayvanları için en uygun habitatların başında
gelen orman alanlarının artması arzu edilen bir
durumdur. Ancak orman içi açıklıkların tamamına yakının
ormanlarla kaplı olması yaban hayvanları populasyonlarının artışında çok fazla öneme sahip olan kenar etkisini
azaltabilmektedir. Bu durum özellikle yörede de yayılış
gösteren Geyik ve Karaca gibi türler için bazı problemler
meydana getirebilecektir. Çünkü bu türler hem çiftleşme
dönemlerinde, hem de besin ihtiyaçlarının önemli bir
kısmını karşılamada bu açıklık alanları daha fazla tercih
edebilmektedirler (Foto 7).
33
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Orman İşletmeciliğinin
Çevreye Etkileri ve Değerlendirilmesi
Derleme ve Tercüme
Şaban ÇETİNER*
Orman Yüksek Mühendisi
Ümit TURHAN**
Orman Mühendisi
H. Cihat ANLAR**
Orman Mühendisi
ÇEVİRENLERİN ÖNSÖZÜ
Çalışmaların derlenip tercüme edilmesindeki maksat, başta Ormancılar olmak üzere, milletimize
faydalı olmaktır. Bazı devletlere ait örnek çalışmalar ve mevzuat ile ormancılıkta ÇED konulu bazı
eserler de bilgi için verilmiştir. Zannedildiğinin aksine, genel olarak "su fakiri" olan Türkiye'de
ormanlar başta olmak üzere, su, madenler, güneş, petrol, rüzgar ve diğer tabii kaynakların
sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde ve milletimiz için kullanılmalarını dileriz.
Kaynak: www.fao.org/forestry/19367/en
GİRİŞ
Foto 7. Doğu Karadeniz ormanları ve yerleşim yerlerinden bir görünüm
7. Sonuç
Doğu Karadeniz Bölgesinde yapılan tarım, bağ ve bahçe
işlerinde Yaban domuzu ve Ayı zararı temel etken
konumundadır. Karaca ise bazı bağ ve bahçelere zarar
verebilmektedir. Yöre halkı yaban hayvanlarına zararına
karşı bağ ve bahçelere çeşitli korkuluklar asılması veya tel
örgü ile çevrilmesi, havaya ateş açılması, bazı durumlarda
yaban hayvanlarının vurulması, çoban köpeği bulundurulması gibi farklı önlemler almaktadırlar. Ayrıca, yaban
hayvanlarından dolayı tarım alanlarından bazen hiç ürün
alamadığı veya ürünleri çok fazla zarar gördüğü için bu
alanları ekmeme yoluna gitmekte veya evlerinin
yakınlarına ekerek zarar görmemesini sağlamaya çalışmaktadırlar.
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin orman yapısı ve mevcut
yaban hayvanı türleri göz önüne alındığında burada
yapılacak olan ormancılık ve doğa koruma çalışmalarında
orman içi açıklıkların genel yapısının devam ettirilmesi
özellikle Geyik ve Karaca gibi türler için hayati önem
taşımaktadır. Ayrıca ormancılık çalışmalarında yaban
hayvanlarını da dikkate alacak şekilde uygulamalar
yapılması örneğin, kesim çalışmalarında yabani meyve
ağaçlarının alanda bırakılması yada yapılan ağaçlandırma
çalışmalarında bu türlerin de kullanılması yaban
hayvanlarının zarar düzeyini azaltabilecektir.
Bölgede yapılan/yapılacak sayımların sonuçlarına göre
çok fazla artış gösterdiği tespit edilen bölgelerde yaban
hayvanı türlerinin avı yapılabilir. Ayrıca, yaban hayvanlarının tarım ürünlerine zararını azaltmak için köylülere
tel örgü desteği de ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından
sağlanabilir. Sonuç olarak hem insanların hem de yaban
hayvanlarının ortak kullanımında bulunan doğanın
sürdürülebilir bir şekilde kullanılması, gelecek nesillere
doğal kaynaklarımızın aktarılabilmesi için çok fazla önem
taşımaktadır.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatının (FAO)
Ormancılık Bölümüne ait olan ağ sayfası
(www.fao.org/forestry/environment/en) orman işletmeciliğinin çevre konuları hakkındaki bilgilere ulaştırmakta;
ormanlarda mal ve hizmetlerin üretimi, kullanımı ve
ticareti ile bunların yapıldığı ormanlardaki biyofizik ve
sosyal çevre etkileri arasındaki bağları göstermektedir.
Ağ, orman işletmeciliğinin çevreye etkilerini değerlendirmeye yarayan vasıtalara ulaştırmaktadır. Çünkü, hem
ormanların çevre faydalarının korunması, hem de bu
sırada ormanlardan mal ve hizmetlerin üretilmesi gayet
önemli konulardır.
1. “ORMAN İŞLETMECİLİĞİNİN ÇEVREYE
ETKİLERİ” İle İlgili FAO Çalışmaları
1.1. Orman İşletmeciliğinin Çevreye Etkilerinin Değerlendirilmesi
Orman işletmeciliğinin etkileri orman (mikro) ve genel
(makro) seviyelerde olabilir.
1.1.1. Orman Düzeyinde: Çeşitli faaliyetler bitki ve
hayvan kaynaklarını ve ormanların biyolojik çeşitliliği,
karbonu ve su döngülerini koruması dahil ekolojik
işlevlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu faaliyetler,
kötü planlanıp uygulanan kereste ve odun dışı orman
ürünlerinin (ODOÜ) üretimi, orman yolu inşaatı,
ormanda üretim işçileri veya rekreasyon için gereken
tesislerin yapımı, atıkların ormanda depolanması, vb.dir.
Orman işletmeciliği, aynı zamanda insan sağlığını,
yöredeki kültürü ve sosyal kurumları da etkileyebilmektedir. Bu etkilerinin şiddetine, önemine ve geri
dönüşüm olmamasına göre farklı orman işletme şekilleri
vardır. İşletmecilik, ODOÜ'nin ara sıra toplanması gibi az
etkili faaliyetler ile ticari tomruk üretimi veya tabii
ormanların ağaçlandırmalara dönüştürülmesi gibi çok
etkili faaliyetlere kadar çeşitlenebilmektedir.
1.1.2. Genel Ölçekte: Politika, plan ve programlar ile
belirlenen bu etkilerin değerlendirilmesi ve gerektiğinde
olumsuz etkileri azaltıcı tedbirlerin alınması lazımdır.
Önemli konular şunlardır;
l
Çevre endişeleri ile orman ürünleri ticaretinin ilişkileri,
l
Orman
işletmeciliğinde ve orman sanayinde çevre
standartlarını uygulamanın etkileri,
l
Ormancılık çalışmalarının çevre maliyetini dikkate alan
ve çevre dostu işletmeciliğin getirilerini tazmin eden
usuller,
l
Milli ve
milletler arası pazarların ticari gücünün
ormanın çevreye faydaları yönüyle daha çok tanınması,
l
Bu faydaları değerlendirecek politikaların geliştirilmesi.
Çevre bilincine sahip toplumlarda siyasi baskılar, orman
işletmeciliğini etkileyen tomruk üretimindeki ve ihracaatındaki yasaklar vb. politikaları; ayrıca, hukuken bağlayıcı
olan biyolojik çeşitlilik, iklim değişikliği, tehlike altındaki
türlerin ticareti vb uluslararası sözleşmeleri uygulamada
esastır. Bu çevre sözleşmeleri, sürdürülebilir orman
işletmeciliğinin yöreye ve dünyaya yönelik çevre
faydalarının azami hale getirilmesini hedefleyen
politikaları ve uygulamaları sağlayan yapılardır.
* İç Anadolu Orman Araştırma Müdürlüğü ** OGM
34
35
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
1.2. FAO Çalışmaları: Bilinçlendirme ve Kapasite
Artırma
FAO'nun hedefi, ormanların çevre faydalarından taviz
vermeden, halkın geçimini iyileştiren orman işletmeciliği
şekillerini teşvik etmektir. Maksat, düzenli olarak, orman
işletmeciliğinin temel çevre ve insani konularını
vurgulamak ve iyi etkileri azami yapacak örnek
uygulamaları, hatta, belirlenen zararlı etkileri azaltacak
tedbirleri desteklemektir. Devlet, özel teşebbüs ve
gönüllü kuruluşlar dahil tarafların bilinçlerini artırmak bu
faaliyetin temel bir yönüdür.
Çevre etki değerlendirme (ÇED) ve olumsuz etkileri
azaltma çalışmaları FAO'nun çevre dostu odun üretimine
ve çalışmalarına yöneliktir. Daha geniş açıdan ise,
biyolojik çeşitlilik ve karbon yönetiminin, çevre dostu
ormancılık uygulamalarının kabulünde yeşil pazar
yapılarının, yani sertifikalamanın ve eko-etiketlemenin;
bu uygulamaların çevre faydalarını belirleyen yöntemlerin ve ormanların çevre faydalarını geliştirecek Pazar
vb. konuların da ÇED'e dahil edilmesidir.
Orman ürünleri ticareti ve pazarlaması, ormanlar, iklim
değişikliği, yaban hayatı ve korunan alanlar hakkındaki
çalışmalar ile yakından ilgili olan FAO Ormancılık
Bölümü'nün ana faaliyetleri şunlardır;
l
Eğitim, yayın,
çalıştay, teknik ve politika rehberliği ile
uzmanlık temini, orman işletmeciliğinin faydalarını
azami yapmaları, ormancılık çalışmalarının ve
politikalarının olumsuz çevre etkilerini değerlendirip
azaltmaları için üye ülkelere kapasitelerini geliştirmede
yardımcı olmak,
l
Tarafların,
ormancılığın çevre etkileriyle ilgili ortak
seminerler yapması ve ağlar kurmasını sağlamak,
l
Konu araştırmaları
ve ülke deneyimlerini kıyaslama
yoluyla orman işletmeciliğinin etkileri hakkında bilgi ve
teknik verileri toplamak ve paylaşmak,
l
Orman işletmeciliğinin
çevreye etkileri konulu göstergeleri geliştirmek ve ilgili uluslararası girişimlere iştirak
etmek,
l
ÇED ile alakalı olan Birleşmiş Milletler Çevre Programı
(UNEP), Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (CBD) Sekre-
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
l
FAO'nun
“çevre dostu üretim ve mühendislik” (İng.
RIL) hakkındaki ağ sayfası bu bilgilere
(www.fao.org/forestry/harvesting/en) ulaştırır; bir
kaynakça eseri de vardır.
terliği, Dünya Koruma Birliği (IUCN) ve Dünya tabiatı
Koruma Fonu (WWF) gibi kuruluşlar ile işbirliği
yapmak,
l
Çevre değerlendirmeye
dönük mali kaynaklara ve
uygun orman işletmeciliğinin çevre faydalarına yönelik
sermaye aktaran mali yapılara ulaşımı kolaylaştırmak.
Çalışmanın konusu, karar vermede yardımcı araç olarak
sıkça kullanılan çevre etki değerlendirmedir. Çeşitli
devletlerde ÇED ormancılık faaliyetleri için zaruridir ve
değerlendirme sürecinin tamamında halkın katılımı ve
şeffaflık önemlidir. Büyük ölçekte ise, politikaların çevre
etkilerini değerlendirmede stratejik çevre değerlendirme
(SED) denilen bir araç kullanılır. Böyle değerlendirmeler
orman işletmeciliğini etkileyen politikalar ile çevre
şartları arasındaki karmaşık bağlantıların çözümlenmesine yardımcı olmaktadır.
1.3. “Çevre Etki Değerlendirme” Konulu FAO Eserleri
Orman işletmeciliğinin yöre ve dünya çapında çevreye
etkileri ile ilgili gelişmeler yeni yardımlara ihtiyaç
hissettirmiş ve FAO konuya daha çok ağırlık vermeye
başlamıştır.
l
Ormancılığın Çevre Etkileri, 1992.
l
Ormancılık Projelerinin Etkilerinin İktisadi Değerlendir-
mesi, 1992.
l
Ormancılık
Projelerinin Etkilerinin Değerlendirilmesi:
Konular ve Stratejiler, 1993.
l
Ormanların
Değerlendirilmesi: Kapsam, Konular ve
Kurallar, 1995.
l
Kağıt Hamuru
ve Kağıt Sanayinde ÇED ve Çevre
Denetimi, 1996.
l
Ormancılıkta
Çevre Değerlendirme Eğitimi Kitapçığı,
1996. “Asya ve Pasifiklerde Orman Planlama ve Politika
Desteği” adlı FAO projesinin raporudur.
2. ORMAN İŞLETMECİLİĞİNİN ÇEVRE
ETKİLERİNİ AZALTICI ÇALIŞMALAR
Kötü planlanıp uygulanan kereste ve odun dışı orman
ürünleri (ODOÜ) üretimi, orman yolları, orman işçilerinin
konakladıkları yapıların veya rekreasyon tesislerinin
2.2. “Odun Dışı Orman Ürünleri İşletmeciliğinin Etkileri”
Hakkında Eserler
l
ODOÜ İşletmeciliğinin Çevre Boyutu, FAO, 1995.
l
Wilkie, D.,
Carpenter, J.F., 1999. Kongo Havzasında
Hayvan Eti Avcılığı: Etkilerin Değerlendirilmesi ve
Azaltma Seçenekleri.
inşaatı ve atıkların ormanda biriktirilerek bitkilere ve
hayvanlara, ayrıca, ormanların su üretimi, karbon
depolama ve biyo-çeşitliliği koruma gibi ekolojik
görevlerine zarar verilmektedir. Bu faaliyetler işletilen
ormanların içindeki ve çevresindeki halkın sağlığını,
kültür ve sosyal kurumlarını da etkilemektedir. Olumsuz
çevre etkileri, orman işletmeciliğinin şiddetine, geri
dönüşemezliğine ve anlamına göre değişir. Bu etkiler
sadece o yörede ve hatta bütün dünyada hissedilebilir.
Orman işletmeciliğinin, çevre koşullarını ve ormanların
çevre görevlerini nasıl değiştirdiği hakkında ayrıntılı
bilimsel veriler genellikle yoktur. İşletmeciliğin çevredeki
iyi ve kötü etkilerinin ispatı genellikle zordur: Çünkü
etkilerin çoğu dolaylıdır ve oldukça karmaşıktır.
ODOÜ (İng. NWFP) veya rekreasyon amaçlı işletmeciliğin
çevreye etkileri; odun üretiminin etkilerine göre gayet az
değerlendirilmiştir. Araştırmalara göre, bu dikkatli
planlanmaz ve uygulanmaz ise, eko-turizm ve ODOÜ
hasadı gibi faaliyetler çevreyi cidden etkilemektedir.
ODOÜ hasadı, kaynaklar, kullanılacak uygun yöntem ve
aletler, türlerin üreme yetenekleri, yetişme ortamı
istekleri, üretimin mevsimlere göre değişimi ve yörenin
geçim talepleri hakkında yeterli bilgiler planlanmadan
yapılırsa ortamı ciddi olarak tahrip edebilmektedir.
Kongo Havzasında yabani hayvan avlamaya dayalı ticari
avcılıkla doğrudan alakalı “hayvan eti” sorunu, ODOÜ
kullanımının ve ticaretinin çevreye ciddi etkileri
olduğunun önemli bir örneğidir.
2.1. “Odun Üretiminin Etkileri“ Hakkında Eserler
l
Ormancılık
Faaliyetlerinin Muhtemel Etkileri, FAO,
1992.
l
Her Ormancılık
Faaliyetinin Çevreye Etkilerini Kontrol
Listesi, FAO, 1992.
l
Doğal Orman
İşletmeciliğinin Olumsuz Etkilerini
Azaltıcı Tedbirler (Dünya Bankası Çevre Değerlendirme
Kitabı 2. Cilt, İşkolu Rehberleri, 1991)
l
Tomruk
Üretiminin Zararlı Etkilerinin Önlenmesi,
Etkileri Azaltılmış Tomruk Üretimi (İng. RIL), üretim
mevzuatı ve orman mühendisliği uygulamalarını
inceler.
36
l
Bioçeşitlilik ve Korunması, 8(7): 927-955
l
Eko-turizmin Çevreye Etkileri:
www.fao.org/forestry/foris/pdf/foph/ecotour.pdf
3. ÇEVRE (ETKİ) DEĞERLENDİRME
Çevre değerlendirme, çevre, sosyal ve ekonomik
kaygıların proje planlama, tasarım ve uygulamalar ile
bütünleştirilmesini hedeflemektedir. Bu işlemler, analiz
ve teklif edilen proje, program veya politikaların çevrede
yapabileceği etkileri inceleyip değerlendirerek karar
vericilere uygun çevre bilgileri sunmaktadır.
3.1. Çevre Etkilerinin Değerlendirilmesime (ÇED, İng.
EIA)
ÇED, belirli faaliyetlerin oluşturacağı iyi ve kötü etkileri
tanımlayan, tahmin edip hesaplayan, bunlara seçenekler
sunan ve bu etkileri hafifletecek işlemleri belirten
süreçtir.
ÇED, 1970'li yıllarda geliştirilmiş olup Birleşmiş Milletler
Çevre ve Kalkınma Konferansında (1972) kabul görmüştür ve uluslararası kalkınma gündeminde önceliklidir.
Rio Bildirgesi, 17. İlkeye göre; "ÇED, milli bir araçtır ve
devletlerin, çevreye ciddi olumsuz etki yapabilecek planlı
faaliyetlerinde dikkate alması gereken ve o devletin ilgili
İdaresinin yetkisinde olan” işlemlerdir.
Son yıllarda pek çok devlet, ormancılık dahil işkollarındaki kalkınma çalışmaları için ÇED'i mecbur etmiştir.
Örnek, Avrupa Birliği Talimatı (1985) üye ülkelerde ÇED
şartlarını belirlemiştir. Birleşmiş Milletler Avrupa Kurulu
(UNECE) üyesi 26 devlet sınır aşan ÇED Sözleşmesini
(1991) imzalamıştır.
37
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
3.2. ÇED Uygulamaları İçin Yeni Alanlar
3.2.1. Biyo-çeşitlilik Konularının ÇED ile Bütünleştirilmesi
Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (Türkçe BÇS, İng. CBD)
sözleşme hedeflerine ulaşmak için ÇED'i bir araç olarak
dikkate alır. Sözleşme (14. md), tarafların biyolojik
çeşitliliği etkileyebilecek tekliflerde ÇED için uygun
muameleleri tanımlayan birer sözleşme yapmalarını
gerektirir. İş programında ÇED'in bütünleştirilmesi
düşünülen ana konulardan biri ise ormancılıktır.
BÇS 6. Taraflar Toplantısında, biyolojik çeşitlilik konularını
ÇED mevzuatı veya süreçleri ile stratejik etki değerlendirmeye dahil eden Yönetmelik Taslağı kabul edilmiştir.
BÇS Sekreteryası devletlerin bu konudaki tecrübelerini
derlemektedir.
l
ÇED ve
SÇD ile Biyolojik Çeşitliliği Bütünleştiren
Rehberler- Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi.
l
Biyoçeşitliliğin
Milli Çevre Değerlendirme Süreçleri ile
Bütünleştirilmesi, UNEP / UNDP.
l
Dünya Bankası, Biyo-çeşitlilik ve Çevre Değerlendirme
Çantası.
3.2.2. Ormanlar, İklim Değişikliği ve ÇED
Milletler arası İklim Değişikliği Açık Oturumu (IPCC),
“Arazi Kullanımı, Arazi Kullanımındaki Değişiklikler ve
Ormancılık (LULUCF)” konulu özel raporunda, etkili ÇED
uygulamaları, proje geliştirmenin her safhasında etkili
olarak belirtilen karbon azaltma projelerinin iyi ve kötü
etkilerini belirleyecek bir araç olarak anlatılmıştır.
UNFCCC Sekreterliği (2002 Aralık) Temiz Kalkınma
Düzenlerinin ilk taahhüt döneminde ağaçlandırma ve
gençleştirme projeleri için “biyolojik çeşitliliğe ve tabii
ekosistemdekiler dahil, sosyo-ekonomik ve çevre etkileri
hakkında yöntemler” konulu bir seçenekler makalesi
hazırlamıştır.
38
SAYI: 7-8-9
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
“İklim Değişikliğinde Ormanların Yeri” hakkında ek bilgi
(www.fao.org/forestry/ climatechange /en) adresinden
alınabilir.
4. (ORMANLARDA) ÇED
ÇED ikiye ayrılır; a) Stratejik ÇED, b) Sosyal ÇED
4.1. Stratejik Etki Değerlendirme (İng. SEA; Türkçe; SED)
SED, çevre hassasiyetlerinin politika ve programlarda
daha çok yer almasını sağlayan bir araçtır. SED ihtiyacı,
ÇED'in projeye özel yapısı ile çevre konularının karar
vermede daha etkili olmasını sağlayacak her teşebbüste
daha geniş bir politika ortamını oluştururken dikkate
alınmasını gerektiren bir anlayıştan doğmuştur.
4.2. Sosyal (İnsani) Etkilerin Değerlendirilmesi
İşletmeciliğin insani yönleri sürdürülebilir orman
yönetimi için çok önemlidir ve orman yönetiminde
sürdürlebilir politikaları oluştururken ve buna ait ilke ve
göstergeleri geliştirirken cidden belirleyicidir.
Ormanların sertifikalanması ve orman ürünlerinin
etiketlenmesi, orman işletmeciliğinin insani ve çevre
etkilerini dengelenmesi gereken önemli bir konudur.
“Önerilen kalkınma müdahalelerinin sosyal, iktisadi ve
kültür etkilerinin kurallı incelenmesi “ demek olan Sosyal
Etki Değerlendirme (İng.SIA), gün geçtikçe dünyanın
birçok bölgesinde ÇED uygulamalarının standart bir
parçası haline gelmektedir.
4.2.1. Sosyal Etki Değerlendirme Araçları
Sosyal ve biyo-fiziki etkilerin birçok ortak özellikleri vardır.
Sosyal etkiler cazipten elverişsize kadar değişebilmekte;
zaman ve mekanın süre ve ölçeğine göre farklı
olabilmekte; yoğunluk veya şiddetleri değişebilmektedir.
Her çeşit etkinin derecesi ise birikmiş, aşırı veya denk
olacak şekilde değişebilmektedir. Bu yüzden sosyal eşitlik
veya etkilerin farklı topluluklara dağılımı dikkate alınmalı
ve savunmasız topluluklar üzerindeki etkilere bilhassa
önem verilmelidir (Bkz. ABD Sosyal Etki Değerlendirme
İlkeleri ve Yönetmelikleri).
Avrupa Birliği, Ormancılık İşkolunda Kalkınma İşbirliği için
Sosyal Etki Analizine yönelik kapsamlı kurallar geliştirmiştir.
FAO, katılımcı ormancılığı destekleyen programıyla,
sosyal değerlendirme için bir dizi yöntem araçlarını
hazırlamıştır (Bkz: Toplum Ormancılığı (Community
Forestry) ağ sayfası, bilhassa, Toplumun Araç Çantası:
Toplum Ormancılığında fikri, yöntemleri ve araçları
katılımcı İnceleme, İzleme ve Değerlendirmeye Yönelik
Fikirler, Yöntemler ve Vasıtalar).
Milletler Arası Ormancılık Araştırmaları Merkezi (CIFOR):
İnsan Refahı İçin Temel Değerlendirme Rehberi,
sürdürülebilir orman yönetimini (SOY) değerlendirmek
için geliştirilmiştir. SOY için ticari tomruk üretimine, hatta
ekolojik işlevlerin korunmasına/geliştirilmesine başlanılan sahalardaki halkın refahı çok önemli kabul edilmektedir.
4.2.1.1. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi (İng. CBD)
Sözleşmenin 8j maddesi, yani, geleneksel bilgi, yenilikler
ve uygulamalar kapsamında, yöre halkının iştirakini ve
onlara ait geleneksel bilgilerin çevre, kültür ve sosyal etki
değerlendirmelerde yer almasını sağlayacak yönetmelik
taslağı hazırlanmıştır.
4.2.1.2. (İngiltere) Denizaşırı Kalkınma Enstitüsü (ODI)
ODI, yaban hayatı işletmeciliğinin etkilerini, ticari
uygulanabilirlik, yörenin iktisadi, mali ve geçim durumuna ve paydaşlara etkileri ile korumaya faydası yönüyle
değerlendirecek, uygulanabilir ve az maliyetli bir
yaklaşımı sağlayacak bir yöntem geliştirmiştir: ODI-Yaban
Hayatı İşletmeciliğinin İktisadi ve Sosyal Etkilerini
Değerlendirme Kitapçığı, 2001.
4.2.1.3. “Sosyal ÇED” Konulu Bazı Eserler:
www.iaia.org/social.html
4.2. 2. Ormancılık Uygulamaları Yönetmeliğinin İnsani
Yönleri
Orman Sanayinde iş standartlarının uygulanmasına
yönelik sosyal konulardan oluşur.
Milletler Arası Çalışma Kuruluşuna (ILO) göre, orman
sanayinin dünyadaki toplam istihdamı resmi işkolundaki
(17 milyondan fazla), gayrı resmi ve geçici çalışanlar
dahil, yaklaşık 47 milyondur. Kayıt dışı işkolu, serbest
çalışan orman işçileri, yakacak odun ve odun dışı orman
ürünlerinin toplayıp işleyenler dahil 30 milyon kişiyi
işlendirmektedir. Resmi işkolu dahil bu miktar iki katına
ulaşmaktadır. Ormancılık işkolu ve bilhassa tomruk
üretimi halen pek çok devlette en tehlikeli mesleklerden
birisidir.
39
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
FAO Orman Üretimi Uygulamaları Örnek Yönetmeliğinde
(1996) odun üretimi için uygun işgücüne, eğitime ve iş
emniyetine ait tavsiyeler vardır. FAO, o zamandan beri
devletleri, ILO iş standartları yönetmeliğine uygun
tavsiyelerin de olduğu, milli ve kıta ölçekli ormancılık
uygulama mevzuatını geliştirme ve uygulama hususunda
desteklemektedir.
l
FAO Orman Üretimi Örnek Yönetmeliği,
l
Ormancılık Uygulamaları Yönetmeliği,
l
FAO Asya-Pasifik Ormancılık Kurulu.
Son yıllarda, orman uygulamaları için milli yönetmelikleri
kabul eden, uygulamaya veya bunları geliştirmeye
başlayan devlet sayısı artmaktadır. Özel şirketler de
gönüllü olarak bu yönetmelikleri hazırlamaktadırlar.
Ormancılık uygulama yönetmeliklerinin belirttiği insani
konularda genellikle ILO'nun istediği iş bileşenleri, yani,
istihdamın kalitesi ve ücretler, emniyet ve sağlık şartları,
kabiliyetler ve mesleki gelişim dahil iş güvenliği, iş
hukuku, sosyal ilişkiler ve uyuşmazlıkların çözümü de
mevcuttur.
l
Ormancılık
hakkındaki ILO standartları konusunda
faydalı bir eser; SOY'un Sosyal İlke ve Göstergeleri: ILO
Metinleri Rehberi.
SAYI: 7-8-9
Brezilya: Itapiranga Tomruk Üretim Planında ÇED Belgesi
Kamerun: Güney Kamerun Orman İşletmeciliğinde ÇED.
Tropenbos destekli projenin amacı orman amenajman
planlarına uyarlanmış bir ÇED Metodolojisi oluşturmaktır.
5. BAZI DEVLETLERİN ÖRNEK ÇALIŞMALARI
ve RESMİ İŞLEMLERİ
FAO'nun düzenli olarak güncellediği bu bölüm bazı
ülkelere ait verilere kolayca ulaştırır. Bilhassa ormancılığa
ait bir ÇED veritabanı ise devam etmemektedir.
40
Papua Yeni Gine'de Ormancılık ve Koruma Projesi.
Milletlerarası Yeniden Yapım ve Kalkınma Bankası
kredisiyle yapılacak Projede etkili ÇED yapıları
çalıştırılacak ve topluma dayalı bir çevre izleme programı
geliştirilecektir.
uygulamaları kapsamında, UNDP ve GEF desteğiyle, Fiji
Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi Eylem Planını geliştirmiştir.
Ormancılığa uygun alanlarda, Sürdürülebilir Orman
Yönetiminin (İng. SFM) tesisi; tanıtım dahil, yeni tomruk
üretme ve ağaçlandırma sahaları için ÇED mevzuatı
oluşturmak ve “Milli Tomruk Üretme Mevzuatını”
uygulamaya geçmek için kapasiteyi güçlendirme konuları
vardır
Orman Yönetiminde İktisadi ve Sosyal
Adalet: ILO'nun Bakışı.
Avustralya: ÇED, Avustralya Biyoçeşitliliğini Ne Kadar
Destekliyor? Devletlerin çoğunda ÇED süreci gerçekçi
değildir, usulen vardır. ÇED bu etkilerin azaltılmasını
gerektirdiği halde oluşmalarını önleyememektedir.
Örnek; Avustralya-NS Wales eyaletinde hukuken ÇED
şarttır, uygulayacak üçüncü taraf vardır ve bir mahkeme
ÇED ile görevlidir. ÇED, ormancılık faaliyetleriyle yöredeki
Papua Yeni Gine: Sandaun Eyaleti, Vanimo'da Tomruk
Üretim Çalışmalarının Çevreye ve Topluma Etkilerinin
Değerlendirilmesi. Tomruk üreten şirketin sözleşmedeki
görevlerini değerlendirmek ve PNG Tomruk Üretme
Yönetmeliği ile uyumu tespit için Mayıs 1999'da
yapılmıştır.
Edea Kağıt Fabrikasının Islahında Ormancılık Bileşeni İçin
l
Sürdürülebilir
Kuzey Kutup Devletleri: Kanada, Danimarka-Grönland,
Finlandiya, İzlanda, Norveç, İsveç, Rusya ve ABD “Kuzey
Kutbu Çevre Koruma Stratejisini” (1991) kabul ettiler.
Sonra ÇED Yönetmeliğini hazırladılar.
Nikaragua: Sürdürülebilir Ormancılık Yatırımlarını
Destekleme Projesi, D. Bankası.
Çevre Etki Değerlendirme, Sürdürülebilir Yönetimin Yeni
Bir Aracı mıdır? Güney Kamerun Yağmur Ormanı
Bölgesinde Örnek Uygulama. Makalede, orman
işletmeciliği süreci ile bütünleşebilecek ÇED Yönteminin
kısa bir özeti ve bunun Güney Kamerun'daki bir ormanda
uygulamasının neticeleri vardır. Araştırma iki düzeyde
yapılmıştır: 1) 167.000 ha ormanın Amenajman (İşletme)
Planı; 2) İki Köylük Bölgenin Yönetim Planı. Bu yaklaşım
ve teknikler, paydaşlar ile müzakereye özel önem verecek
şekilde açıklanmıştır. Sonuçlar ve uygulanan yöntemin
zayıf yönleri değerlendirilmiş; sürdürülebilir Çevre
Değerlendirmeyi orman işletmeciliğiyle daha çok
bütünleştirecek yeni bir çerçeve tavsiye edilmiştir.
Çalışmalarında Güvenlik ve Sağlık: ILO
Uygulama Yönetmeliği.
Arnavutluk: Orman-Mera-Çevre Mevzuatı.
Akdeniz Bölgesi: METAP Devletlerinde ÇED Programı.
Dünya Bankası ve Tunus Milletlerarası Çevre Teknolojileri
Merkezi(CITET). Akdeniz bölgesinde ÇED sistemini idari
olarak güçlendiren bir projedir ve 15 devlet vardır; Mısır,
Arnavutluk, Cezayir, Bosna-Hersek, Kıbrıs (Rum Kesimi),
Hırvatistan, Ürdün, Lübnan, Libya, Fas, Filistin, Suriye,
Slovenya, Türkiye ve Tunus. Proje ağ sayfası bu
devletlerin ÇED çalışmalarına erişimi sağlar (Örnek, ÇED
mevzuatı ve ÇED araçları) ve sadece ormancılığa ait
değildir.
biyo-çeşitliliğin az etkilenmesini gerektirir; ancak bu
gelişememiştir. Bu faaliyetlerin bir kısmı ÇED hükümleri
ile değil, tür koruma kanununa göre açılan kamu davaları
ile durdurulmuştur (IAIA konferansına sunulan makale).
l
Ormancılık
Afrika: Afrika'da Kapasite Geliştirme ve ÇED İlişkileri
(CLEIAA), 2001'de başladı; kıta devletleri, bağışçılar ve
diğerleri ortaktırlar. Hedefi, ÇED için kapasite geliştiren
çalışmaları canlandırmak ve Afrika'daki bağlantıları
sağlamaktır.
UZMAN SAHASI
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Hindistan: Orissa'da Ortak Orman Amenajman Programını Uygulamada ÇED, 1998, SIDA ve Scandiaconsult.
Laos: Özet ÇED: Kırsala Erişim Yolu Projesi, 2002.
ÇED, Kamerun. SECA, Fransa
Kanada: Kanada'da Ormancılık ve Çevre Değerlendirme:
Merkezi İdareye ait bu örnek çalışma, 11 milyon ha'dan
fazla bir ormanın işletme lisansına sahip bir Manitoba
orman şirketine ait örnek durumu esas almış ve
Kanada'da ÇED gerekleri ile uygulama arasındaki tezata
işaret etmiştir (Makale, IAIA toplantısına sunuldu).
Orta ve Doğu Avrupa: ÇED- Sofya Girişimi.
Finlandiya: Finlandiya Milli Orman Programında ÇED.
Amacı, milli orman programı uygulanırken karar vermeyi
desteklemek için tutarlı veriler üretmekti. Çeşitli türden
etkileri incelemiştir: Sosyo-ekonomik etkiler, biyoçeşitlilik, besin değeri ve karbon dengesi (Makale, IAIA
toplantısına sunuldu).
Fiji: Fiji Çevre İdaresi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi
Malezya: Tomruk üretiminin ormanlara yapabileceği
olumsuz etkiler kabul edilerek ve ÇED dahil edilerek
Çevre Kanunu (1974) yenilenmiş (1985); orman arazileri
işletilirken yapılabilecek işlemleri belirtir şekilde
yürürlüğe (1987) girmiştir. "Tomruk Üretim Yönetmeliği”,
"Orman Mühendisliği Planı" ve hatta “Standart Yol
Özellikleri” gibi orman yolu inşaatı mevzuatının ÇED
benzeri çevre koruma hükümleri vardır. Ancak, çevreyi
etkileyen ormancılık faaliyetlerini düzene koymak ve
daha etkili uygulanması için, ÇED mevzuatı ilgili
Kuruluşlarca farklı ormancılık faaliyetlerine göre
düzenlenmektedir. Aslında, doğal ormanlarda odun
üretimi için ÇED Yönetmeliği, ilgili orman ve çevre
kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan “Malezya Tabii
Ormanlarından Tomruk Üretiminde ÇED Çalışma
Kurulu”nca geliştirilmiştir (ITTO-Tomruk Sertifikasyonu,
1998).
Peru: Purus Nehri Üst Havzasındaki Tomruk Üretme
Sanayiinde Devamlılık Sağlamaya Yarayacak Katılımcı Bir
Araştırma. Bölgedeki kaynakların sürdürülebilir
kullanımını teşvike çalışan Peru, yeni yönetmeliğin ve
arazi bölmelemesinin yapabileceği etkileri değerlendirmek için kapsamlı araştırmalar yapacak ve bir ÇED
uygulayacaktır. Bu ÇED süreci, projedeki çevre yönetiminin bütünü için temel bir etken gibi görünmektedir.
Araştırma, yöredeki topluluklarla birlikte, onlara danışılarak ve iştirakleri teşvik edilerek yürütülmüştür. Bu
iştirak, yöre halkının proje çıktılarını; arazi bölgelemesini
düzenlerken ve kabul ederken, ayrıca, tomruk işlerine ve
koruma hedeflerini destekleyecek ve mutabık kalınan
yönetim stratejileri geliştirilirken tesirli olmalarına imkan
vermektedir. Proje, yağmur bölgesine uygun diğer
sahalarda benzer stratejilerin uygulanmasına yönelik bir
model ortaya koymakta, yöre halkı ile birlikte tabii
kaynakların sürdürülebilir yönetiminin geçerliliğini
şartlara uygun hale getiren bir yöntem halinde
açıklanmasına yaramaktadır (Makale IAIA toplantısına
sunuldu).
Güney Afrika: Güney Afrika'da Akarsu Akışlarını
Yavaşlatacak Stratejik ÇED: Karar Vermeyi Destekleyecek
Yöntem.
Suyun tahsis ve kullanımında uzun zamandır çatışma
yaşayan Güney Afrika'da Orman İdaresi, dere akışını
azaltan bir çalışmayı ilan etti ve su sorunu olan sahalarda
ormancılığın gelişmesini sınırladı (1997) veya durdurdu.
Su İşleri ve Orman Bakanlığı, karar verme safhasında ülke
ve bölge su ihtiyaçları ile orman geliştirmenin birikimli
etkilerini dikkate alacak bir altlığı oluşturmak üzere
41
UZMAN SAHASI - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Üyelerimizden
ormancılıkta bir stratejik çevre değerlendirme
başlatmıştır.
Tanzanya: ÇED İşlemleri. ÇED'in şart olduğu ormancılık
faaliyetleri; a) Tomruk üretimi ve işleme, b) Orman içi ve
dışı ağaçlandırmalar ile yeni türlerin girişi, c) Bir ticari
ağaç türünde seçme üretim, d) Hastalık ve zararlıların
yönetimi. Bu mecburi listedeki diğer faaliyetler ise yaban
hayatının yönetimi ve eko-turizmdir.
İngiltere-Orman İdaresi: 1) Ormancılıkta ÇED'in
Üstlenilmesi ve Çevre Beyanının Hazırlanması (2001);
2) Ormancılık Projelerinde ÇED (2001).
Kuzey İrlanda Çevre Değerlendirme Kanununun Geçmişi.
Avrupa Birliği Talimatına (Direktif 85/337/EEC) uyum için
ilk Çevre Değerlendirme (Ağaçlandırma) Yönetmeliği (SR
1989, No 226) hazırlanmıştır. Yönetmelik, yeni ağaçlandırma için hibe isteyen kişiye, bu iş çevreyi ciddi olarak
etkileyecek gibiyse, bir Çevre Değerlendirmeyi şart
kılmıştır. Yönetmelik iptal edildi ve Çevre Değerlendirme
(Orman) Yönetmeliği (SR1998 No 437) konuldu.
Yönetmelik, çevrede belirgin tesir yapabilecek bir
ağaçlandırma, orman yolu veya taşocağı projesini
uygulayacak kişiye K. İrlanda Tarım İdaresinden onay
alma şartı koştu. İş için onay şart ise, müracaat eden bu
uygulamayı destekleyen bir Çevre Bildirimini de
getirmeye mecburdur.
ABD: Minnesota'da Orman İşletmeciliği ve Tomruk
Üretimi İçin Türlere Göre Çevre Etkilerinin Tespiti
sırasındaki fazla karbon monoksite maruz kalmaları,
kullanıcıların pozlama, pişirme ve nispeten fazla azot
oksitleri salmalarıdır. Sonuncusu, sanayi ve motorlu
araçların saldığı azot oksitlerin yükünü artırmaktadır.
6. “ORMANCILIKTA ÇED” KONULU KİTAPLAR
l
Zimmermann,
R.C., 1992, Kalkınmış Devletlerde
Ormancılık Yönetmeliklerinin Çevre Etkilerinin
Değerlendirilmesi, FAO.
l
Kağıt Hamuru
ve Kağıt Sanayinde ÇED ve Çevre
Denetimi, FAO, 1996.
Değerlendirme Eğitimi El Kitabı.
l
Gregersen
H., Arnold J.E.M., Lundgren A., Contreras
H.A., de Montalembert M.R., Gow D., 1993,
Ormancılık Projelerinin Etkilerinin Değerlendirilmesi:
Konular ve Stratejiler, FAO.
l
Gregersen
H., Contreras A., 1992. Ormancılık
Projelerinin Etkilerinin İktisadi Değerlendirmeleri, FAO.
l
Gregersen
H.M., Arnold J.E.M., Lundgren A.L.,
Contreras-Hermosilla A., 1995. Ormanların
Değerlendirilmesi: Kavramlar, Konular ve
Yönetmelikler, FAO.
l
AB, Ormancılık
İşkolunun Kalkınmasında İşbirliğinin
Çevre Değerlendirme Rehberi.
l
Putz, F.E.,
vd., 2000. Ekvator Ormanlarını Yönetirken
Biyolojik Çeşitliliğin Korunması, 92 s. Üretim
terimlerini bileşenlerine ayırmakta; tomruk üretiminin
ve diğer orman işletmeciliği çalışmalarının biyolojik
çeşitliliğin özelliklerine ve çeşitli bileşenlerine olan
etkilerini dikkate alacak bir çerçeve sunmaktadır.
ait Yönetmelikler; Tabii Ormanların ve Ağaçlandırmaların/Gençleştirmelerin Gelişmesi dahil. Kağıt hamuru,
kağıt ve ahşap işlemenin çevre etkileri ve bunları
hafifletecek işlemleri 3. Cilttedir.
l
Dünya Bankası,
Biyolojik Çeşitlilik ve Çevre Değerlen-
dirme Çantası
42
Yazlık Yaylacılığı Sorunu ve Meslektaşlarımız
Üzerinde Oluşturduğu Baskılara Bakış
Ali KÜÇÜKAYDIN
Orman Yüksek Mühendisi
ÖZET
l
Knowler, D. , Lovett, J. 1996, FAO, Ormancılıkta Çevre
l
Dünya Bankası, Çevre Değerlendirme Kitabı, İşkollarına
Zambiya: Odun Kömürü Üretimi ve Kullanımı Sisteminde
ÇED. Orta Zambiya'da kömür üretim sisteminin çevre
etkilerini inceleyen bu çalışma, SIDA mali desteğiyle ve
Zambiya Üniversitesi- Enerji Bölümü, Lusaka Enerji ve Su
Geliştirme Bakanlığı ve Stokholm Çevre Enstitüsünce
ortak yapılmıştır. Proje, “Zambiya Kömür İşletme Projesi”
isimli ve hedefi Zambiya'da kömür işletmeciliğinin çeşitli
yönlerini soruşturmak olan araştırma programının
parçası olarak gerçekleştirilmiştir. Kömür üretiminin
sağlığa ana etkisi, gerilme ve sırt hastalıkları ihtimalinin
fazla olabildiği odun kesme ve ocakları hazırlama ile
alakalı gibidir. (Odun) kömürü kullanımının doğurabileceği çevre sorunları, kömürü kullananların pişirme
Bir İntiharın Ardından...
l
Donnelly,
A. Dalal-Clayton, B., Hugh, R. 1998. Etki
Değerlendirme Yönetmelikleri Rehberi IIED, Londra.
220 s. Su, ormanlar, sağlık ve sosyal yönler dahil farklı
işkolları incelenmiştir.
l
Almanya
/ Çevre El Kitabı: Çevre Etkilerinin İzlenip
Değerlendirilmesi Hakkında Belgeler, Ormancılık ve
kereste fabrikaları, ağaç işleme ve ahşap ürünler de
incelenmiştir.
Osmaniye Orman İşletme Müdürü merhum Mustafa Eroğlu'nun intiharı, yaylacılık (yazlık) sorununu bütün sıcaklığı ile
bir kez daha gündeme taşımıştır. Çeşitli platformlarda sempozyumlarla, panellerle gündem edilen yaylacılık sorunu,
özellikle ülkemizin güneyinde yaşam kültürü ve zorunluluk halini almıştır. Yazlık yaylacılık sorunu, yalnız ormancıların
değil devlet sorunu olarak görülüp çözüm odaklı olarak yetkili mercilerin gündemine geçte olsa girmelidir. Bir bakanlığın
çözmesinin mümkün olmadığı bu sorunu orman işletme müdürünün, müdür yardımcısının, işletme şefinin sırtına
yükleyip çözüm beklemek ve izlemek hakkaniyetli değildir. Elbette yapılan istismarlar varsa bunları da savunacak değiliz.
Çözüm; Çevre ve Orman Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla birlikte aranmalıdır. Yazlık yaylacılığına konu olan alanlar,
orman sınırları dışında olsa dahi genel olarak orman ekosistemi içerisinde yer aldığından koordinasyon Çevre ve Orman
Bakanlığınca yürütülmelidir. Bu bölgelerdeki özel araziler ve orman dışı hazine arazilerinde, bozulmuş mera yaylak ve
kışlaklarda (4342 md. 14) çözüm aramak gerekir. Orman alanları içinde ki sorunu ise, orman dışı alanlarda planlanan
merkezlere kaydırarak ve doğaya uyumlu mimari projelerle çözmek zorunluluğu vardır.
Giriş
Göç, çarpık kentleşme ve 2/B sorunlarında olduğu gibi,
ülkemizde yaylacılık sorununda da fiili durum oluştuktan
sonra çözüm arıyoruz. Ancak sonradan çözüm arama
alışkanlığının ülkemiz, insanımız, ormanlarımız, meralarımız,
tarım alanlarımız açısından faturasının çok ağır ve geri
dönülemez sonuçlarının olduğunu görmemek mümkün
değildir. Ülke meselesi haline gelmiş bu problemleri çözmesi
gereken yetkili ve sorumlu makamlar, elini taşın altına sokma
yerine, zaman doldurma ve günü kurtarma yolunu tercih
ederlerse, bunun sıkıntısını mutlaka birileri yaşayacak-tır. Bu
birileri de, genelde aşağı kademelerde her şeyden sorumlu
olan, ancak aynı oranda yetkisi bulunmayan yada yetkileri
kullandırılmayan (orman işletme müdürü, müdür yardımcısı,
işletme şefi) görevlilerdir.
Diğer alanlarda olduğu gibi yazlık yaylacılığı amacıyla işgal
edilen ormanlık alanlarda da, kurulan yapılara devletin diğer
kurumları, belediyeler yol, su, elektrik gibi her türlü alt yapı
hizmetlerini getirirken, siyasetçi de gerekli desteği sağlamaktan geri durmamıştır. Dolayısıyla sorunu yaratanlar çözümü
de birlikte aramalıdır. Bu konuda, orman idaresinin ihmali
yada suistimali varsa elbette sorgulanmalı ve gereği
yapılmalıdır. Ancak konuya yakın olanlar iyi bilirler ki, genelde
ihmali yada suistimali olanlardan ziyade, binlerce davalar ve
infaz kararlarının ardından oluşan sorunlar yumağına çözüm
arayan meslektaşlarımız cezalandırılmıştır. Zaman zaman
günah keçileri aranmış, sorunlu bölgeye bir hafta vekalet
eden meslektaşlarımız soruşturmaya dahil edilmiştir. Baskılar
sonucu gerçekleştirilemeyen infazlar meslektaşlarımızın
başında Demokles'in kılıcı gibi tehdit unsuru olarak
tutulmuştur.
Orman Genel Müdürlüğü kayıtlarında, yazlık yaylacılığı
sebebiyle işgal ve yerleşme yapılan orman alanlarına ilişkin
özel kayıt olmayıp, genel açma-yerleşme fiilleri içerisinde yer
almaktadır. Ancak 2006 yılında Abant-Bolu'da yapılan
“Yaylalarımız ve Yaylacılık Panelinde” konuşan Orman Genel
Müdürü Sayın Osman Kahveci; “Sadece Adana, Mersin,
Osmaniye illeri sınırları içerisinde 20-30 yılda 7000'in üzerinde
kişi ve kurumla mahkemelik olunduğunu, bunlar-dan 6000'in
üzerinde yıkım kararı verildiğini” ifade etmiştir. (OGMYaylalarımız ve Yaylacılık Paneli/23-24 Kasım 2006 AbantBolu). Bu ifade, sorunun boyutunun görülmesi açısından
önemlidir. Aynı panelde konuşan dönemin Çevre ve Orman
Bakanı Sayın Osman Pepe ise; bu sosyal vakıayı tek başına
Çevre ve Orman Bakanlığının göğüslemesinin mümkün
olmadığını, bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığı, Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ile ortak
çalışmaları olduğunu ifade etmiştir. (OGM-Yaylalarımız ve
Yaylacılık Paneli/23-24 Kasım 2006 Abant-Bolu). Şu anda
Sayın Pepe bakan değil. Ancak devlette devamlılık esasından
hareketle bu çalışmaların neresinde olduğumuzu merak
ediyoruz. Bir de koca bakanlığın çözemeyeceği bu sorunu
(gerçekten de bir bakanlığın çözeceği sorun değildir) orman
işletme müdürünün, müdür yardımcısının, işletme şefinin
nasıl çözeceğini merak ediyoruz. Bu konuda geçmişten
bugüne çözüme yönelik iyi niyetli girişimler vardır. Ancak
çözümün de, yüksek irade ve kararlılıkla elimizi taşın altına
sokmaktan geçtiğini de hepimiz bilmekteyiz.
Teknik açıdan baktığımızda;
Yayla ve yaylacılık konusunda Dünya literatüründe fazla
bilgiye rastlayamıyoruz. Genel olarak yaylalardan yararlanma; otlak yaylaları ve yazlık yaylaları şeklinde olmaktadır.
(Çanakçıoğlu 1993) Otlak yaylacılığı; hayvanların otlatılması
amacıyla bahardan kış başlangıcına kadar çıkılan alanlardır
(Göçebe yaylacılığı, sabit yaylacılık, ziraat ile kombine edilen
yaylacılık).Yazlık yaylacılığı ise; insanların ovalardan, yazın aşırı
sıcaklık nedeni ile ayrılarak yazlık olarak yerleştikleri ve
genellikle sıcaktan kaçmaya ve rekreasyona yönelik
43
U
A ES N
I -- OORRMMAANN MMÜÜHHEENNDDİ İSSLLİ İĞĞİ İ YYı ıl l: : 4477
ÜZ
YM
E LAENR İ SMAİ H
ZD
yaylacılıktır. (sayfiye yaylacılığı) Bir de turizmin, doğa koruma
ve çevre sorunlarına duyarlı, uluslar arası boyutu olan ve aynı
zamanda yerel örf ve adetlere saygılı bir yaklaşımı olarak ifade
edebileceğimiz ekoturizm ve bunun bir formu olarak yayla
turizmi, klasik yaylacılığa yeni bir boyut getirmektedir. Yaylalar
çeşitli şekillerde sınıflandırılmakla birlikte, yükseklik açısından
bakarsak; alçak (900-1200m. sürekli yerleşimler var),
orta(1200-1600m. geçici yerleşimler), yüksek (1600m'nin
üzeri) yaylalar vardır. Yani ormancı gözüyle bakarsak, güney
ve batı için kızılçam zonunun üzerinden başlayan serin
bölgelerdir.
Yazımızın ana temasını oluşturan; yaz aylarında yoğun nüfus
barındıran, gecekondulaşmış ve plansız yerleşim merkezleri
haline gelmiş (orman sınırı içinde yada dışında 3-5 katlı dev
binaların, villaların yer aldığı), çevre ve toplum sağlığını tehdit
eden, binlerce davalarla vatandaşı, kurumları orman
idaresiyle ve Devletle karşı karşıya getiren, ciddi kaynak israfı
ve kaosa sebep olan, bu sosyal vakıanın yazlık yaylacılığı
kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ciddi bir
tartışma konusudur. Bu tartışmalar daha evvel yapıldığı gibi,
yukarda zikrettiğimiz 2006 yılında Abant-Bolu'da yapılan
Panelde bütün yönleriyle tartışılmış ve karar vericiler için
yeterince done ortaya konmuştur.
Hukuki açıdan baktığımızda;
TC Anayasası md 169; “…Devlet ormanlarının mülkiyeti
devrolunamaz…zaman aşımı ile mülk edinilemez ve kamu
yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar
verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez…”
Peki kamu yararı nazarından bakılarak irtifak yoluyla çözüm
aramak mümkün mü?
Anayasamızın ışığında çıkarılan ”6831 sayılı orman yasası md
17;… her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına
mahsus yerler yapılması…… ve orman içinde yerleşilmesi
yasaktır.” Kamu yararı ve zaruret olması halinde orman
alanlarında verilebilecek izin konuları içerisinde yayla evleri ya
da ev yoktur. (Değişik fıkra 22-5-1987-3373/7 md; iptal:
Anayasa Mahkemesinin 17-12-2002 tarihli ve
E:2000/75,K:2002/200 sayılı kararı gereği yeniden
düzenleme:17/6/2004-5192/1 md.) Olmamalıdır da! Orman
içerisinde yer alan bu yapılar için, Anayasa değişikliği yoluyla
çözüm aramak istismarcılık olur ve bunun önünde kimse
duramaz.
O halde, özellikle güney bölgelerimizde yaşam kültürü ve
zorunluluk haline gelen yazlık yaylacılığıyla ilgili bina ve yapılar
için çözümü orman tahdit sınırları dışında aramak zorundayız.
4342 sayılı Mera Kanunu md: 14 (değişik:27-5-2004, 5178
sk.);…..mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş arazilerden;
b) Kültür ve Turizm Bakanlığının talebi üzerine, turizm
yatırımları için zaruri olan,
d) Köy yerleşim yeri ile uygulama imar planı veya uygulama
planlarına ilave imar planlarının hazırlanması,……… için ihtiyaç
duyulan yerlerin valilikçe tahsis amacı değiştirilebilir.
Elbette meralarımızda son derece kıymetlidir. Bu tasarruf
zorunlu ve özellikle bozuk alanlarda kullanılmalıdır.
Meseleye çözüm noktasından baktığımızda;
1- Ülkemizde insanların yararlanmasına yönelik Yayla ve
yaylacılık mevzuatı yoktur. Öncelikle anayasamızın 169 ve
170 maddeleri dikkate alınarak Yayla ve Yaylacılık Kanunu
çıkarılmalıdır. Mevcut kanunlardaki mera, otlak ve yaylaklar
da bu kanun kapsamında değerlendirilmelidir.
SSAAYYI I: : 47--58--69 NT iesma m
n -uM
ı su-sHt o
a sz -i rEay nl ü 2l 021001 0
z -a Ay ğ
2- Ülke genelinde yayla alanları, havza temelinde potansiyel
değerleri ile birlikte ve tüm tarafların katılımı ile tespit,
tahdit ve tescil edilmeli, çağın ihtiyaçlarına göre
planlanmalıdır. Şu an yapılan 1/100000 ölçekli çevre düzeni
planlarında yaylacılığa elverişli potansiyel alanlar mutlaka
gösterilmelidir.
3- Orman alanlarını işgal sureti ile oluşan ve binlerce davaya
konu olan, yayla yerleşim alanları, çözüm bekleyen en kritik
sorundur. Ancak, Anayasanın 169. maddesi orman
alanlarında kamu yararı dışında hiçbir kullanıma izin
vermemektedir. 6831 sayılı Orman Kanununun 17'nci
maddesinde belirtilen kamu yararı tanımlaması içinde bu
konuyu değerlendirmek mümkün değildir.
Dolayısı ile çözümü; bu bölgelerdeki özel araziler ve orman
dışı hazine arazilerinde, bozulmuş mera yaylak ve
kışlaklarda (4342 md. 14) aramak gerekir. Orman alanları
içindeki bu sorunu, orman dışı alanlarda planlanan
merkezlere kaydırarak ve doğaya uyumlu mimari projelerle
çözüm üretilmelidir.
4- İşgal edilmiş orman alanlarında mahkeme kararları
uygulanmalıdır. Ancak bu uygulamada sorumluluğu
sadece orman işletme şefine, işletme müdürüne
yüklemeyip, sorunun büyüklüğü ve güvenlik boyutu göz
önüne alınıp, vali ve kaymakamlar devreye sokularak
güvenlik güçlerinin öncülüğünde işlem yapılmalıdır. Yerelde
bu prosedürün sağlıklı işlemediğini hepimiz biliyoruz.
İstanbul ormanlarındaki işgallere ve mahkeme kararları-nın
uygulanmasına yönelik olarak Orman Bakanlığı ve İçişleri
Bakanlığı arasındaki işbirliği sonucunda 2000 yılı içinde
orman alanlarına yapılan yaklaşık 191 adet villa yıkılmıştır.
Daha sonra 24/04/2001 tarihinde İstanbul'da, zamanın
Orman Bakanı Sayın Nami ÇAĞAN ile İçişleri Bakanı Sayın
Sadettin TANTAN arasında, Dünya yaş günü kutlamaları
sırasında imzalanan işbirliği protokolü ile uygulamanın
Türkiye geneline yaygınlaştırılması kararı alınmıştır. Bu
protokol Orman Genel Müdürlüğü ve mahalli idareler
genel müdürlüğünün arşivlerinde mevcuttur. Bu protokolle
orman yangınları, kaçakçılık, işgal ve faydalanma, av ve
yaban hayatı ihlâli eylemlerine hassas ormanlık alanlarda,
valilik ve mahalli orman kuruluşlarınca ortaklaşa
belirlenecek yerlerde ÖZEL KORUMA BÖLGELERİNİN
kurulması öngörülmüştür. Bu protokol süresiz olup halen
yürürlüktedir. Merhum orman işletme müdürünün görev
yaptığı alanlardaki, kaçak yayla yapılaşmalarının bertaraf
edilmesi için bu protokol hükümlerinin uygulanması hiç
düşünülmedi mi? Niçin taraflar harekete geçmemiştir?
İşbirliği protokolü hükümlerini yürürlüğe koymayan
yetkililer vicdan muhasebesi yapmalıdırlar.
5- Sorun, devlet sorunu olarak görülmeli, çözümü de Çevre
ve Orman Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan
Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
Kültür ve Turizm Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla birlikte
gerçekleştirilmelidir. Yazlık yaylacılığına konu olan alanlar,
orman sınırları dışında olsa dahi genel olarak orman
ekosistemi içerisinde yer aldığından koordinasyonu Çevre
ve Orman Bakanlığınca yürütülmelidir.
Yukarıda ifade edilen öneriler, 2006 yılında Abant-Bolu'da
yapılan “Yaylalarımız ve Yaylacılık"Panelinde de genel
olarak ifade edilmiştir. Yani bu konuda eksik olan bilgi
değildir. Eksik olan, günü kurtarma derdinde, pireyi deve
yaparak reklâmla işi yürüten insan profili yerine, temel
sorunlarımız karşısında irade ortaya koyan elini taşın altına
sokan emek harcayan çözüm arayan insana olan ihtiyaçtır.
ÜYELERİMİZDEN
Ağaç İşleri
Endüstri Mühendisliği Nedir?
Fatih SARAÇ*
A. End. Y. Müh.
Yrd. Doç. Dr. Abdullah Cemil İLÇE**
Adından da anlaşılabileceği gibi Ağaç İşleri Endüstri
Mühendisliği'nin ''Ağaç İşleri'' ve ''Endüstri Mühendisliği''
olmak üzere iki boyutu vardır. Ağaç İşleri ana hammadde
ağaç olmak üzere, ağacı mekanik işlemler sonucu
kereste, kaplama, kontrplak, kontrtabla, yonga levha ve
lif levha gibi ara ürünlere ve bu ara ürünleri de ağırlıklı
olarak sabit ve hareketli mobilyalar olmak üzere dayanıklı
tüketim ürünlerine dönüştürme süreci olarak tanımlanabilir. Bu sürece girdi sağlayan yapıştırıcı, boya-vernik,
döşeme malzemeleri, aksesuar, makine vb. üreticileri de
ağaç işleri alanı içerisinde yer alır.
Endüstri Mühendisliği ise, üretimi düşünülen ürün ve
hizmetlerin istenilen kalite standartlarında önceden
tespit edilmiş bir süre içerisinde ve en düşük maliyetle
elde edilebilmesi için üretimde etkili olan tüm
değişkenlerin sistematik olarak optimize edilmesini ve bu
sistemin sürekli olarak geliştirilmesini hedefleyen bir
mühendislik alanıdır. Bu amaç için ürün tasarımı,üretim
mühendisliği, süreç tasarımı, üretim planlaması ve
fiziksel fabrika planlaması gibi üretim sistemi tasarımına
ilişkin; üretim ve stokların kontrolü, kalite kontrol,
maliyet analizi, bakım-yenileme gibi üretim sisteminin
idamesi ve kontrolüne ilişkin alt sistemlerden yararlanılır.
Endüstri mühendisliği bunlara ek olarak finansman,
tedarik, pazarlama, AR-GE, personel planlaması,
ücretlendirme ve muhasebe gibi diğer işletme alt
sistemleriyle de ilişki içerisindedir.
Bu açıklamalar ışığında Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği
(AEM) ise ''masif ahşap ve/veya ahşap kökenli
malzemeleri veya bunları kompozit bir yapı içerisinde
kullanarak üretimi düşünülen bir ürünün istenilen kalite
standartlarında, tespit edilen sürede ve en düşük
maliyetle imal edilebilmesi için üretim sistemi tasarımı ile
bu üretim sisteminin idame ve kontrolüne ilişkin alt
sistemleri kullanarak ana optimizasyon sistemini
kurmaya yönelik bir mühendislik disiplini'' olarak
tanımlanabilir.
Sektörel (Mobilya/Ağaç İşleri) boyutu ile genel Endüstri
Mühendisliği bölümlerinden ve sonuç ürüne yönelik
yapısıyla da Orman Endüstri Mühendisliği bölümlerinden ayrılır. Endüstri Mühendisliği'nden ayrıldığı temel
nokta; sektörel boyutudur. Orman Endüstri Mühendisliği
disiplininden ayrıldığı nokta ise; ahşap veya ahşap kökenli
ara ürünler yerine hedefin başta mobilya ve dekorasyon
elemanları olmak üzere, her türlü ahşap/ahşap kökenli
malzemelerin veya bu malzemelerin kompozit bir yapı
* Detayplus Mobilya Ltd. Şti.; ANKARA
44
içerisinde kullanıldığı sonuç ürünlerin imalatına yönelmesi ve eğitimin bu hedefe uygun olarak şekillendirilmesidir.
Ağaçişleri Endüstri Mühendisliği, İngilizce ''Wood
Products Engineering'' veya ''Wood Products Industrial
Engineering'' olarak bilinen disiplinin karşılığıdır. Eğitimin
temeli ''bir işlemi yapmasını bilmeden yaptırtmak
mümkün değildir'' yönetim ilkesine oturtulmuştur. Bu
doğrultuda, eğitim programı sonuç ürüne yönelik
konstrüksiyon-proje, malzeme bilimi ve teknolojisi,
üretim ve pazarlama ana konularına göre şekillendirilmiş
ve eğitim bölüm içi ve endüstriyel stajlarla desteklenmiştir.
Tüm dünyada ahşap veya türevi mekân donatı
elemanlarının değiştirilme süresinin kısalması ve giderek
bu ürünlerin zorunlu tüketim ürünleri grubuna girmesi
nedeniyle bu mesleği yapan mühendislere duyulan
ihtiyaç artmaktadır.
Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği İş Olanakları;
Ağaç İşleri Endüstri Mühendisleri,
Belediyeler, Milli Prodüktivite Merkezi, DPT (Devlet
Planlama Teşkilatı), TSE (Türk Standartları Enstitüsü), Türk
Patent Enstitüsü ve KOSGEB gibi kamu kurum ve
kuruluşlarında araştırmacı-planlamacı mühendis olarak;
Üniversitelerin ağaç işleri ve mobilya-dekorasyon
bölümlerinde öğretim elemanı olarak,
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Teknik Ortaöğretim
Kurumları ve Merkezlerinde öğretmen olarak;
Başta mobilya endüstrisi olmak üzere ağacı hammadde
olarak kullanan deniz araçları, oyuncak, hediyelik eşya,
müzik enstrümanları gibi endüstriyel alanlarda faaliyet
gösteren özel sektör kuruluşlarında mühendis olarak;
Ağaç işlerine dayalı ara ürün, ahşap işleme makineleri ve
ekipmanları alanlarında faaliyet gösteren özel sektör
kuruluşlarında mühendis olarak çalışabilirler.
Ayrıca; mobilya-dekorasyona yönelik proje-tasarım ofisi,
perakende satışa yönelik profesyonel mobilya mağazası,
üretime yönelik atölye veya fabrika olmak üzere kendi
işletmelerini kurabilirler, fizibilite ve yatırım danışmanlığı
yapabilirler.
** Düzce Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Mobilya ve Dekorasyon Eğitimi Bölümü
45
ÜYELERİMİZDEN - ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
Kıbrıs'ın Anıt Ağaçları
Cümbez Ağacı (Ficus Sycomorus)
Hasan İKİZER*
Orman Yüksek Mühendisi
ÜYELERİMİZDEN
"... Balalar Kuş Yuvada Balalar
Öldüğüme Gam Yemem
Yetim Kaldı Balalar ..."
Hamit HETEMOĞLU
Uzun zamandır gidemediğim Kıbrıs'a bu yıl bir vesile
yaratarak gittim. Güney'den gelen köylülerimizin
yerleşmiş oldukları Kuzey'deki Yeşilyurt'ta (Pendaya)
Uğradım. Köyün girişinde sağ taraftaki kilise yerli yerinde
dip diri duruyordu. Rumların aksi propagandalarına karşı
canlı bir abide olarak yanıt vermek ister gibiydi.
Daha sonra Limasol'a gittik. Üzülerek belirteyim ki ta
Osmanlı'dan kalan Kubbeli Çeşmenin yerinde yeller
esiyordu. Rum ve Yunanlıların Osmanlı eserlerine karşı
gösterdikleri acımasızlık sadece bundan ibaret değildi.
Limasol'dan sonra doğup büyüdüğüm köye Gökağaç'a
(Alektora) uğradık. Asfalt yolun sağındaki bağımızın
asmalarından taze yaprak toplayıp ertesi gün dolma
yaparak yedik. Bir kısım yaprağı Ankara'ya getirdim.
Köye giderken yolun sol tarafında kalan Asırdide
okaliptüs (Eucalyptüs) ağacının halk arasında sıtma ağacı
olarak da bilinen ağacın yerinde yeller estiğini görünce
çok üzüldüm. 2-3 kişinin gövdesini kucaklayamadığı
tahminen 60-70 metre boyunda ulu bir ağaçtı. Neden
kestiklerini bir türlü anlayamadım. Köye 1 km kala 90
derecelik doğuya sapma yapan yolun köşesinin dışına
dikilmiş olan ağaç bir nirengi görevini yapmaktaydı. (Köye
yeni adını veren belki de bu ulu ağaç olabilir.)
Limasol'da orta ve kolej eğitimim zamanında cümbez
ağacının (ficus Sycomorus) üstüne çıkarak o güzelim ve
tatlı meyvelerini nasıl iştahla ve severek yediğimizi
anımsıyorum. Ağabeyimin büyük oğlu Niyazi Hürbaş ve
sevgili eşi Hayran Hürbaş ile birlikte Lefkoşe'den
Larnaka'ya doğru KKTC kimliklerimizi göstererek
arabalarıyla İngiliz Üsleri Dikelya'nın yanından geçerek
Rumların 1974 Kıbrıs Barış Hârekatından sonra,
Gazimagosa'nın Maraş Bölgesinden ayrılarak gelip
yerleştikleri Aya Napa 'yı görünce ağzım açık kaldı. Ben
adanın en güzel yeri olarak Limasol'u bilirdim. Orayı
gördükten sonra fikrimi değiştirdim. Adanın en güzel yeri
turizm bakımından çok zengin, planlı bir yerleşim birimi,
yaz kış oturulacak şahane villalar turistik otelleri ile her
zaman denize giren birçok turistin, genelde İngiliz
turistlerin cirit attığı bir yer. Adanın batısına doğru
giderken de Limasol ile Baf arasındaki bir yerde denizin
köpüklü dalgalarından doğduğu rivayet edilen güzellik
Tanrıçası Afrodit'in denize girdiği yerde turistler nisan
ayında yüzüyorlardı.
Dünyanın hiçbir memleketinde nüfusunun üçte birinden
fazla turiste her yıl kucak açan ve turizm gelirlerinin
gittikçe daha da artış gösteren Güney Kıbrıs Rum
Cumhuriyeti'den başka bir ülkenin olduğunu sanmıyorum.
* KTKD Genel Sekreteri
46
Aya Napa'yı gezerken gördüğüm cümbez ağacına uzun
süre bir sevgiliyi görmeden yaşayan biri olarak sarıldım.
Üçümüz bir arada bu ulu ve muhteşem ağacın gövdesini
bir türlü kucaklayamadık. İlk kez böyle muhteşem bir
cümbez ağacı ile karşı karşıyaydım. Rumlar nasılsa buna
kıyamamışlar ve korumaya almışlardı. Bu kadar yaşlı ve
muhteşem bir cümbez ağacı ile karşılaşacağımı doğrusu
hiç beklemiyordum. Gövdesinin her tarafından 7 yaşlı
dalın kırılmamak için payandalarla desteklendiğini
görünce mutlu oldum. Tahminim ağacın yaşının binin
üzerinde olması idi. Vakit geç olmasına karşın birçok
fotoğraf çektik. Böyle bir ağacın daha genci olarak Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde Gazimagosa'nın Lala
Mustafa Paşa Camii (St. Nikolas Katedrali) avlusunda
olduğu Kültür Bakanlığı'nın ulusal miras listesinde yer alıp
Orman Bakanlığı tarafından anıt ağaç olarak koruma
altına alındığı bilinmektedir.
Bu ağacın boyunun 15 metre tepe şeklinin çok geniş,
tahmini yaşının 712 yıl olduğu söylenmektedir. Katedralin
inşa tarihi olan 1298 yılında dikildiği söylenir.
Cümbez ağacı Doğu Afrika'ya dayanan tropikal incir
ağacının bir çeşidi olarak bilinir. Yılda 7 kez meyve verdiği,
eski Mısırlılar döneminden beri sıcak yerlerde sağladığı
gölgesinden ve kerestesinden dolayı önem taşır. Halk
arasında meyveleri “Firavun meyvesi” olarak da anılmaktadır.
Büyük bir kök sistemi ile kalın gövdesinden 2.70 metreden sonra 7 dala ayrılmakta olduğu ve halk arasında ana
gövdeden ayrılan her bir dalın bir yüzyıla denk geldiği
söylenmektedir.
Kışın Şubat ayı içinde yapraklarını döken cümbez ağacı
“öldüğü izlenimi” vermekte, ancak ilkbaharın gelmesiyle
birlikte yaşlı cümbez ağacı yeşil yapraklarına tekrar
kavuşmaktadır.
Yaşlı cümbez ağacına binlere ulaşması dileklerimle daha
uzun yıllar dilerim.
Bu yazıyı yazmaya başlarken; bu ölümün verdiği acıyı ifade edebilecek
bir dörtlük arama ihtiyacıyla elime “bayatılar” kitabını alıp rast gele
açtım. Açılan sayfada gözüme ilk olarak bu “kesik bayatı” ilişti. Hayretle
durdum; birkaç kere okudum. Ve başkaca hiçbir satıra ve sayfaya
bakmama gerek kalmadı.
Böyle dramatik vakaları; acı ayrılıkları yaşayan insanların o anki
duygularını hakkıyla anlatmaya bizim kabiliyetimizin kâfi gelmeyeceği
muhakkaktır. Bu itibarla Rahmetli Yaşar Bey'in o anki duygularını
anlatmak için halk muhayyilesine müracaat ettik. Ancak halk irfanı ve
ozanları bu duyguları hakkıyla canlandırabilirler.
Rahmetli Yaşar Bey'in o anki duygularını anlatmak için; bu “Bayatı”nın
üzerine başkaca da bir şey söylemeye gerek var mıdır? Bilemiyorum.
“Azrail'den mühlet alan öğünsün” diyor ünlü ozan Âşık Şenlik. Maalesef
Azrail'den kimse mühlet almıyor. Zaten insanı üzen de ölümün kendisi
değil; insanın bu dünyada ailesi, ülkesi ve kendisi için yapacaklarını
yapamadan genç yaşta göçüp gitmesidir. Yoksa vakitli ölümler Hz.
Mevlana'nın da buyurduğu gibi düğündür bir kurtuluştur; Hak'ka
yürüyüştür: Buyursun gelsin… Lakin vakitsiz ölümlere Yunus Emre'nin
deyişiyle: İnsanın;:
Yanar içi göyner özü
Yiğit iken ölenlere
Gök ekini biçmiş gibi.
Yaşar TÜRKLEŞ'in ölümünü bu kadar hazin kılan da erken ve
beklenmedik olmasıdır: 45 yaşında; ilk, orta ve lise (de okumakta olan)
çağında üç küçük çocuğu, bir genç eşi ve meslek hayatı ile ilgili olarak
yılların tecrübesi ile oğlanlaştırılarak geliştirilmiş, planlanmış yapılacak
olan birçok işi, bırakıp aniden gitmesidir.
İşte sevenlerinin bu kadar üzülmesinin; ülkenin her yerinden aylardır
taziyeye gelinmesinin ve telefonların ardı arkasının kesilmemesinin
sebebi budur.
Acı olan, sürpriz olan budur…
Kolay kolay insanı kırmayan; hatta zoraki kırıcı olmaya çalıştığı anlarda
bile insanı incitmekte zorlanan birisiydi rahmetli. Zaman zaman görevi
icabı kızmaya ve kırmaya çalıştığı insanlar da, rahmetlinin bu halini
hissetmiş/anlamış olacakla ki ona pek de kırılamazlardı. Ben, Rahmetli
Yaşar Beye kırılana ve kın duyan birisine rastlamadım. Ufak tefek
sorunları olanlarda öylesine kırılmış rollerinde olurlardı. Yani iş icabı
zaman zaman kırıcı ve üzücü tartışmalar sonrası kısa sürede hiçbir şey
olmamış gibi karşılıklı insani münasebetin tekrar rahatça tesis edebilen;
normale döndürebilen bir insani fıtrata sahipti.
Yüzü hep gülerdi, herkesle şakalaşır gibi konuşurdu…
Gerek ailesi gerekse ülkesi için en verimli zamanında (15.08.2010
tarihinde) elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrılan Doğa Koruma
ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanı
Yaşar TÜRKLEŞ'in hayat hikâyesi kısaca şöyledir:
03 Mart 1964 tarihinde Kahramanmaraş'ın Göksun İlçesine bağlı
Korkmaz köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu köyünde, ortaokulu
Göksun İlçesi Çardak Beldesinde, lise tahsilini ise Göksun İlçesinde
tamamlamıştır. 1987 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman
Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümünden mezun olan TÜRKLEŞ;
2001 yılında da Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinde de
yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır.
Askerlik görevini 1989 yılında kısa dönem olarak Sivas'ta tamamlamış
ve aynı yıl içinde Artvin Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Borçka Orman
İşletme Müdürlüğünde meslek hayatına başlamıştır. 1991 yılında
Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğüne bağlı Andırın Orman
İşletme Müdürlüğü Orman İşletme Şefliği, 1998–2003 tarihleri arasında
Orman Bakanlığı Doğu Akdeniz Bakanlık Bölge Müdürlüğü
Kahramanmaraş Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Başmühendisliği
görevinde bulunmuş ve 2003 yılında da Doğa Koruma ve Milli Parklar
Genel Müdürlüğü Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı görevine
atanmıştır.
Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı görevini yürüttüğü bu zaman
zarfında; Ankara'ya (bakanlık bürokrasisine/kültürüne hiç yabancılık
çekmeden) çok kısa sürede uyum sağlamış ve yaban hayatı
kaynaklarının korunması ve kullanılması konusunda başarılı ve yararlı
çalışmalara öncülük etmiştir. 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu ve bu
Kanunun uygulamasına ait 12 yönetmelik ve onlarca talimatın
hazırlanmasında ve yürürlüğe konmasında büyük emek sarf etmiştir.
Daire Başkanlığı süresince Bakanlığımız merkez ve taşra teşkilatı
mensupları başta olmak üzere sivil toplum örgütleri, Avcı dernekleri ve
halkla mükemmel bir iletişim kurarak çok yararlı çalışmaların
yapılmasına vesile olmuştur. Bu çerçevede “örnek avlak”, “devlet
avlağı” ve “genel avlak”ların kuruluşu ve işletilmesi ile ilgili mevzuatın
tamamlanması ve uygulamanın başlatılmasını sağlamıştır.
Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığını yürüttüğü yaklaşık bu yedi sene
içerisinde 4915 sayılı Kara Avcılığı kanunu muvacehesinde yaban
hayatının korunması ve geliştirilmesi için ayrılmış olan Yaban Hayatı
Geliştirme Sahalarının Yönetim ve Gelişme planlarının yapılmasına çok
önem vermiştir. Ülkemizdeki yetmiş dokuz Yaban Hayatı Geliştirme
sahasının ilanı ve on yedisinin planı bu zaman zarfı içinde yapılmıştır. Bu
sahalarda Köy Tüzel Kişilikleri ile koruma yapılmasına başlanmış yöre
halkının bu kaynaklardan istifadesi ve halkın bu sahaları sahiplenmesi
sağlanmıştır.
Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı görevine geldiği zaman yaklaşık
57.000 civarında avcının “geçici avcı eğitimi sertifikası” vardı. Bu gün
(Ağustos 2010 itibarıyla) “avcı eğitimi sertifikası” alan kışı sayısı
250.000'i aşmıştır. Bu sertifikalıların yaklaşık 125.000 “avcılık belgesi”
sahibi olmuştur. Yaban hayatı koruma ve kontrolüne büyük önem
vermiş, denetimler artırılmıştır. Görev süresi boyunca yasadışı avcılarla
mücadeleyi ilke edinmiş; sonuçta ülke genelinde düzenlenen “av
kabahat” tutanaklarında % 40 civarında bir artış sağlanmıştır. Yine,
ülkemizde hayvan haklarının korunmasında ilk yasal uygulama olan
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve bu Kanun kapsamında 3 adet
Yönetmeliğin hazırlanmasında ve yürürlüğe konmasına büyük emeği
geçmiştir. Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu'nun üyesi olarak da
deney hayvanlarının korunması ile ilgili çalışmaların yürütülmesinde ve
bugünkü aşamaya gelmesinde büyük rolü olmuştur. Hayvanların
korunması ve sahipsiz sokak hayvanlarının rehabilitasyonu ile ilgili
faaliyetlerde sivil toplum kuruluşlarıyla sağlanan diyalog ve yapılan
koordineli çalışmalar sayesinde yılların ihmali ortadan kaldırılarak bu
hassas mesele ile ilgili olarak bütün illerde gerekli çalışmalar yapılmaya
başlanmıştır.
Yaşar TÜRKLEŞ'in Av ve Yaban Hayatı Dairesi Başkanlığı yaptığı bu
dönemde “Yaban Hayatı” konusunda bilimsel çalışmalara önem
verilmiş; Üniversiteler ve Sivil Toplum Örgütleri ile çok iyi işbirliği
yapılarak; sağlıklı bir ekip çalışmasının temelleri atılmıştır.
Kısacası başkanlığı dönemince gerek amirleri, gerekse mesai arkadaşları
ve gerekse ilgili sivil toplum ve halkla kurduğu samimi ve sıcak diyalog
sayesinde; ekip çalışması için gerekli ortam sağlanmış neticesinde de
çok yararlı çalışmaların ve işlerin yapılmasına bizzat vesile ve öncü
olmuştur.
Kendisine Allah'tan rahmet diliyor; kederli ailesinin ve arkadaşlarının
başı sağ olsun diyoruz…
Ne diyelim:
“İster ihtiyar ol ister nevcivan
Bu dünyada baki kalan öğünsün
Meraksız, fikirsiz, gamsız her zaman
Başa dek şad olup gülen öğünsün.”
….
Ecel pazarından kurtarıp canı
Azrail'den mühlet alan öğünsün!”
(Âşık Şenlik)
47
KR
ART
FOR
K
I
İ
U
T
D
R
KREDİ K
M
E
A
R
R
K
İK
U K
TI FO
REDİ
D
R
K
M
E
A
R
R
K
K
O
İ
U
F
D
KRE
ARTI
FORM
RMU
K
I
O
İ
U
T
F
D
R
I
M
E
T
A
R
R
R
K
ORM
İ KA
U K
TI FO
F
D
R
I
KREDİ
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
KRE
EDİ
ARTI
RMU
R
Haberler
K
K
O
İ
F
D
I
E
U
T
R
R
K
EDİ
A
RM
R
K
K
O
İ
U
F
D
I
M
E
U
T
R
R
R
ORM
İ KA
USayınK Üyemiz,
TI FO
F
D
R
I
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
OR
İ
U
TI
F
D
R
I
KRE
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
olarak
U ödeyebilirsiniz.
RTI Kredi Kartı ile Iotomatik
KRE
EDİ
Aaidatlarınızı
Geleneksel İftar Buluşmaları
RM
R
K
K
O
İ
F
D
E
U
T
R
R
K
ED
A
RM
R
K
K
O
İ
U
F
D
I
M
E
U
T
R
R
R
A
Bu Yıl da Gerçekleştirildi.
ORM
İ KFORMU
U K
TI FO
F
D
R
I
M
E
T
A
R
R
R
K
K
KREDİ
KARTI
O
İ
A
F
K
D
KRE
EDİ
TI FO
ARTI
RMU
R
R
K
K
O
İ
A
Her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Bayramında başta
F
K
D
I
E
İ
U
T
R
D
R
K
KRE
Ankara olmak üzere yurdun değişik illerinde odamızca
FORM
Dİ KA
I
E
U
T
R
R
K
M
A
R
K
düzenlenen iftar yemeklerinde meslektaşlarımız bir
KRE
U
FO
Dİ
:
T.C. Kimlik No.
I
M
E
U
T
R
R
R
K
M
O
A
F
R
araya geldi.
K
I
U - Kredi Kartı Cinsi
Banka
: KREDİ
TI FO
ART
RMKredi
R
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
R
D
R
Kartı
Numarası
:
Ankara'da düzenlenen yemekte Genel Başkan
K
E
TI F
A
RMTarihi :
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
R
D
Muhammet Saçma kısa bir konuşma yaparak meslekR
Kredi
Kartı
Son
Kullanma
K
KASicil No
KRE
FORM
Dİ Oda
I
E
U
T
taşlarımız arasında birlik ve beraberliğe en fazla
R
R
:
K
M
A
R
K
KR
U
FO
Dİ :
I
M
E
ihtiyacımızın olduğu zamanları geride bıraktığımızı
U
T
R
R
R
K
M
Adı
O
A
F
R
K
I
U
belirterek birlik beraberliğin yaratılması ve sürdürülEDİ
TI FO
ART
RM
R
R
K
K
O
:
Soyadı
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
R
D
mesinde herkese görev düştüğünü belirtmiştir.
R
K
E
TI
A
R
R
K
K
İ
Ev Adresi TI FORM :
A
K
D
E
İ
U
R
D
R
K
KRE
İ KA
:
FORM
DSoyadı
I
E
U
T
R
R
K
M
A
R
K
K
Ev Adresi
U
FO
Dİ :
I
M
E
U
T
R
R
R
K
M
O
A
F
R
K
I
U
:
Telefonu
M
TI FO
REDİ
R
K
A
K
Karşılıklı Ziyaretler KREDİ KART Dİ KARTI FORİşEvAdresi
İ
U
:
D
KRE
ART
FORM:
K
I
İ
U
T
İş Telefonu
D
R
KRE
M
E
A
R
R
Çevre ve Orman Bakanlığı'nda gerçekleşen son atamalar
K
K
O
İ
: ARTI F
Cep Telefonu
RED
K
ile göreve gelen Müsteşar Prof. Dr. Lütfi AKÇA ve Doğa
RMU
K
O
İ
U
F
RT
D
I
A
M
E
T
K
R
R
R
İ
K
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Yaşar DOSTBİL'i,
O
A
D
F
K
E
I
U
T
Dİ
KR
RMMühendisleri
REgeçmiş
Orman Mühendisleri Odası Genel Başkanı ve Yönetim Dİ KAR
K
U
O
F
M
I
E
Orman
Odası'na
ödemem
gereken
borçlarımın
toplamı
olan
R
U
T
R
R
O
K
M
A
Kurulu Üyeleri ziyaret ederek yeni görevlerinde başarılar
U
FOR
RTI F
M
I
A
R
...................(...............................................................
TÜRKLİRASI) D
TL'nin,
T
K
R
O
İ
KREDİ K
F
A
dilemiştir.
I
K
E
T
KR itibaren aylık Oda aidatlarımın
ED(İ..................) taksitte ve .....R
............
/....../201U
..... tarihinden
KAR
İ
KRdüzenli
D
M
E
R
U
Daha sonra Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü
K
O
M
olarak yukarıda
kartımdan
çekilmesi için
KAR
R
I Fnumarasını vermiş olduğumOkrediRM
İ
U
T
O
D
F
R
E
I
A
R
T
Yaşar DOSTBİL Odamız Genel Merkezini ziyaret etmiş ve
K
K
R
İ
EDişlemlerin yapılmasını arz İederim.
RTI F
KRgerekli
MU
A
EDİ KA
meslek ve meslektaşlarımızla ilgili olarak yapılacak
R
K
R
O
K
U
F
D
I
M
E
T
R
KR
MU
OR
çalışmalarda işbirliği konuları görüşülmüştür.
A
F
R
K
I
O
İ
U
T
F
D
R
I
M
E
T
A
KR
KAR
I FOR
İ
U
T
D
R
Adı, Soyadı
KREDİ K
M
E
A
R
R
K
K
O
İ
KA
IF
İ
U
T
D
R
KRED
M
E
A
R
R
K
K
O
İ
RTI F
KRED
MU
A
R
K
O
İ
U
F
D
I
M
E
T
KR
Tarih, İmza İ KAR
MU
OR
F
R
I
O
U
T
F
D
R
I
M
E
T
A
KR
KAR
I FOR
İ
U
T
D
İ.Ü. Orman Fakültesi yeni dekanı
R
KREDİ K
M
E
A
R
R
K
K
O
İ
RTI F
KRED
MU
EDİ K
A
R
R
K
K
O
İ
U
F
D
Prof. Dr. Ahmet Yeşil'e
I
M
E
U
T
KR
RM
KAR
I FOR
O
İ
U
T
F
D
R
I
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
RM
K
görevinde başarılar diliyoruz.
IF
O
İ
U
T
F
D
R
I
KRED
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
RTI F
KRED
MU
EDİ K
A
R
R
K
K
O
İ
F
D
I
E
U
T
R
KR
M
EDİ
A
R
R
K
K
O
İ
U
F
D
I
M
E
U
T
KR
I FOR
ORM
İ KAR
U
T
F
D
R
I
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
I
OR
İK
U
T
Vefat
F
D
R
I
KRED
M
E
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
RTI
KRED
MU
EDİ K
A
R
R
K
K
O
İ
F
D
I
E
U
T
Mustafa EROĞLU 05.08.2010, Tahsin SUDA 11.08.2010, Yaşar TÜRKLEŞ 16.08.2010
KRED
ORM
İ KAR
U KR
F
D
I
M
E
U
T
R
R
R
K
M
O
A
F
R
Kâşif AKSOY 17.08.2010, Oğuz YÜCE 07.10.2010, Selda DATUMANİ 23.10.2010
RTI
I FO
MU
EDİ K
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
tarihlerinde vefat etmişlerdir.
R
I FO
KR
M
ED
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
KR
Kendilerine rahmet, kederli ailelerine ve meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.
KRED
ORM
F
Dİ KAR
I
E
U
T
R
R
K
M
A
R
KRE
O
İK
U
F
D
I
M
E
U
T
R
R
R
K
M
O
A
F
R
TMMOB Orman Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu.
RTI
I FO
MU
EDİ K
T
A
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
I FO
KR
M
ED
T
AR
R
R
R
K
K
O
İ
A
F
K
D
I
E
İ
U
T
R
K
KRED
ORM
F
Dİ KAR
I
E
U
T
R
R
K
M
A
R
KR
KREDİ K
ARTI FO
FORMU
RMU
ORMAN MÜHENDİSLİĞİ Yıl: 47
SAYI: 7-8-9
Te m m u z - A ğ u s t o s - E y l ü l 2 0 1 0
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
................................................................................
48