Karın açmak eskidendi

Yorumlar

Transkript

Karın açmak eskidendi
Diyelim ki kolonoskopi
yapıldı ve polip bulunup
çıkarıldı. Bu kişilerin
takibi nasıl olmalı?
Her polip kanser
demek değil
Kalınbağırsak
kanseri
çoğunlukla
bağırsak
içinde et beni
şeklindeki
kitlelerin
(polip) üzerinde
gelişiyor.
Ancak bağırsak
poliplerinin
hepsinin
kanserleşme
özelliği yok.
Kötü huylu
polip çıkarılan
hastalar kanser
riskinden
korunmak
için düzenli
aralıklarla doktor
kontrolünden
geçmeli
Bu kişiler orta ya da yüksek risk gurubu
sayılıyor. Çıkarılmış poliplerin büyüklüğü,
sayıları ve mikroskop altındaki bazı özelliklerine
göre, bir dizi değişik takip protokolleri var. Her
şeyden önce kolon poliplerinin hepsinin
kanserleşme özelliği yok. Dış görünüş olarak
pek farklı görünmemelerine karşın çıkarıldıktan
sonra patolog tarafından mikroskop altında
incelenerek ‘hiperplastik polip’ tanısı alan
poliplerde kanserleşme riski pek yok örneğin.
Dolayısıyla kolonoskopilerinde tek tük
hiperplastik polip çıkarılmış kişilerin daha sık
takibe alınmaları gerekmiyor. Kolon poliplerinden
kanserleşme riski taşıyanları ‘adenom’
ve daha da tehlikelisi ‘villöz adenomlar’.
Bir santim çaptan daha küçük 1-2 adenomlu
polip çıkarılmış birinde her 5 yılda bir kolonoskopik
takip şart. Öte yandan 3-10 adenomlu
polip çıkarılmışsa ya da tek bile olsa adenomlu
polip 1 santimden büyükse veya mikroskop
altında ‘villöz’ ya da ‘displazik’ özellikteyse
bu durumda çok yakın takip hayat
kurtarıcı olabiliyor. Bu kişilere 2-3 yılda
bir kolonoskopik kontrol şart. 10’dan çok
adenomlu polip çıkarılmışsa gene çok yakın
takip gerekiyor. Bu kişilerin her 1-2 yılda bir
kolonoskopilerinin tekrarlanması gerekiyor.
Yüksek riskli guruplarda
kolonoskopinin yeri nedir?
Ülkemizi çok ilgilendirmese de siyah ırktan
olanlar yüksek risk altında. Bunlarda ilk
kolonoskopinin 45 yaşında yapılması
öneriliyor. Ülseratif kolit ya da Crohn hastalığı
diye bilinen bazı özel rahatsızlıkları olanlar da
çok yakın takipte olmalı. Ancak bunlar son derece
nadir hastalıklar. Yine nadir ve kalıtsal bir kolon
kanseri türü olan ‘kalıtsal polipsiz kolon kanseri’nin
bulunduğu aile bireylerinde taramaların 20 yaşında
başlaması gerekiyor. Ayrıca bu aile bireylerinde rahim
kanseri gelişimi de çok sık olduğundan bu açıdan da
jinekolojik tarama şart. Bir de gene nadir bir hastalık
olan ‘ailevi polip sendromu’ diye bilinen durumda
taramaların çok erken, 10-12 yaş civarında
başlaması gerekiyor. Bunlar en yüksek riskli guruplar.
Bir de birinci ya da ikinci derece akrabalarda kolon
kanseri olan ya da kanserleşmeye yatkın polip
çıkarılmış olan kişiler de kısmen yüksek risk altında.
Polipler ne kadar süre
içinde oluşur?
Bir polibin kansere dönüşümü yıllar içinde oluşuyor.
Bu nedenle, öneriler doğrultusunda kolonoskopik
tarama yapıldığında kanserler ya çok erken evrede
yakalanıyorlar ya da henüz kanser gelişmeden polip
aşamasında hasta yakalanıp ameliyata dahi gerek
olmadan konu tümden çözülebiliyor. Ne kadar
sağlıklı yaşarsak yaşayalım gene de en sık
yakalandığımız kanserlerden biri kolon kanseri.
Çünkü oluşumu sıklıkla genetik ve bazı bilmediğimiz
faktörlere bağlı. İşin iyi yanı ise kolon kanserinin
genellikle iyi huylu polipler zemininde gelişmesi.
Kapsül endoskopisi
tanıda önemli mi?
Hayır, tanıda hiçbir yeri yok. Kapsül
endoskopisi, incebağırsak incelemelerinde
değeri olabilecek, deneysel bir yöntemdir.
Sanal kolonoskopi nedir?
Bilgisayarlı tomografi bazlı yeni sayılabilecek bir
yöntem. Ama bu da kolonoskopinin alternatifi değil.
Çünkü parça alabilmemizi, poliplerin çıkarılmasını
sağlayamıyor. Ancak o ya da bu nedenden
kolonoskopi yapılamıyorsa bu yöntemle etkin biçimde
kolon görüntülenmesi mümkün. Sınırlı sayıda hastada
pratik, pahallı ve işe yarayabilen bir teknolojidir.
Kolon kanseri tanısı koyabilen
bir kan testi var mı?
Hayır yok. CEA adlı bir tümör belirleyicisi
ameliyat sonrası nüks saptanması açısından
önemli bir kan testi ama tanısal değeri yok.
Kolonoskopik biyopsi kesin tanı için ön koşul.
Siz kolonoskopiyi nerede
öğrendiniz?
Japonya’da 1991-1992’de Japonya’da öğrendim.
Çok yoğun bir kanser departmanında çalışıyor
ve karaciğer transplantasyonu deneyleri yapıyorduk.
Kolonoskopide de çok iddialıydılar. Halen de
‘endoskopi’ bağlamında hem bilimsel hem
teknolojik açıdan dünyada bir numaralar. Sabır
ve kendilerini adamışlıklarından çok şey öğrendim.
Karın açmak eskidendi
Laparoskopi nedir?
Laparoskopi, büyük kesi yapmadan karın
içine bakmak demek. Laparoskopik
ameliyatların ortak paydası, karın ön
duvarında büyük kesi yapmadan, milimetrik
delikler aracılığıyla karın içine birtakım aletler
sokarak çeşitli organlarda girişimler yapmak.
Son 20 yılın devrim niteliğindeki bir gelişmesi.
Genel cerrahide bir çığır açtığını söyleyebilirim.
Artık neredeyse laparoskopi çağı öncesi ve
sonrası olarak konuşuyoruz. Kansız ameliyat
demek doğru değil tabi ki. Laparoskopik
ameliyatlarda da damarı keserseniz kanama
olur. Neticede açık ameliyatlar ile yapılan
işlerin bire bir aynısını yapıyoruz. Biz
laparoskopi yerine ‘minimal invaziv’ yani
hasta için çok az hırpalanma oluşturan ya da
‘kapalı ameliyat’ terimlerini kullanıyoruz.
Çünkü ufacık delikler dışında kesi yok.
Nasıl yapılıyor?
Yapılacak ameliyata göre karın duvarının
değişik noktalarında 5 veya 10 milimetrik
tüpler sokuluyor. Karın karbondiosit gazıyla
adeta bir kurbağa karnı gibi şişiriliyor.
Böylece içeride bize hareket alanı açılıyor.
Deliklerden birinden bir kamera ve ışık
kaynağı sokuluyor. Bu kamera aracılığıyla
içeriden alınan görüntüler dışarıda bir
televizyon benzeri monitöre aktarılıyor.
Biz de bu monitöre bakmak suretiyle diğer
deliklerden sokulan bir dizi aletle birçok
değişik ameliyatlar yapabiliyoruz.
Laparoskopik cerrahide
avantajlar neler?
Hangi ameliyatlar
laparoskopik yapılıyor?
Her şeyden önce tüm açık ameliyatlardan
sonra hastanın ağrısının, hemen taburcu
olamamasının ve hemen iş ve güce
dönememesinin en önemli nedeninin büyük
ameliyat kesileri olduğunu vurgulayarak
başlayalım. Örneğin yıllar önce safra kesesi
ameliyatı olduğunuzda bu girişim 10-15 santimlik
koskocaman bir kesiyle yapılıyordu. Büyük
kesinin yarattığı estetik sorunu bir yana bırakın
bu hastalar birkaç gün ciddi ağrı duyuyor,
4-5 gün sonra taburcu olabiliyordu. Bunun
dışında iş ve güçlerine en az 15-20 gün sonra
dönebiliyorlardı. Ayrıca açık ameliyat, büyük
kesiye bağlı enfeksiyon ve kesi yerinde fıtık
oluşumu gibi riskleri de beraberinde getiriyordu.
İşte laparoskopik cerrahi tüm bu sorunları
bertaraf ediyor. Kozmetik sonuç mükemmel
oluyor. Gene kesi olmadığından buna bağlı
ileriye dönük yan etkiler (enfeksiyon ve fıtık
gelişimi gibi) neredeyse sıfıra iniyor. Ameliyat
sonrası ağrı, açık ameliyata oranla ihmal
edilebilecek bir düzeye iniyor. Hasta aynı gün
ya da en geç 24 saat içinde taburcu olup
5-6 gün sonra iş başı yapabiliyor. Ayrıca
laparoskopik ameliyatlar deneyimli ellerde
açık girişimlere göre çok daha kısa sürüyor.
Dolayısıyla hasta daha az anestezi almış oluyor.
Yani hem hasta hem de cerrah için müthiş
avantajlı. Erken iş başı yapabilme konusu ise
özellikle insan emeğinin para ettiği ortamlarda
ülke ekonomisine de katkıda bulunuyor.
1980’lerin sonunda ilk kez laparoskopik
‘kolesistektomi’ yani safra kesesinin
çıkarılması yapıldı. Tüm genel
cerrahların ilk öğrendiği ve en sık
yaptıkları laparoskopik girişim safra
kesesi ameliyatı. Zamanımızda
açık safra kesesi ameliyatı terk edilmiş
durumda. Ayrıca reflü, apandisit,
şişmanlık giderici ameliyatlar, böbrek
üstü bezinin ve dalağın çıkarılması
ameliyatları artık rutin olarak laparoskopik
yapılıyor. Çok bilinmeyen ancak
yutma güçlüğüyle karakterli ‘akalazya’
hastalığının da birincil tedavisi
laparoskopik. Tüm bu girişimlerde ‘açık’
cerrahi neredeyse terk edildi. Kolon yani
kalınbağırsak ameliyatlarının da hatırı
sayılır bölümü laparoskopik yapılıyor.
Ayrıca bazı karın travmalı olgularda organ
yaralanma ya da kanamalarını saptamada
kullanılabiliyor. Gene tanısal amaçla batın
içine bakılması ve bazı örneklemelerinin
yapılması açısında da laparoskopik
girişimler ciddi biçimde devrede.
Verici böbreklerinin bile neredeyse
rutin olarak laparoskopi ile çıkartılması
söz konusu. Bir tek kasık fıtığı
cerrahisinde avantajlarını tam olarak
kanıtlayamadı laparoskopi. Bu girişim
halen birçok merkezde açık yapılıyor.
Kolonoskopi nasıl yapılıyor?
İşlem anüsten (makattan) sokulan
bir hortumla
yaklaşık 1 metrelik bir organ olan
kalınbağırsağın tamamını görme esas
ına dayanır.
Makattan sokulan kolonoskop, yav
aş yavaş
ilerletilerek bir yandan gaz verip şişir
erek
bazen de yıkama ve temizleme uyg
ulayarak
kalınbağırsağın tüm iç yüzeyini ince
ler. İşlem
sırasında belirlenen polipler çıkartıla
bilir.
Biz kolonoskopiyi anestezi uzmanıy
la hastayı
tamamen uyutarak yapıyoruz. Böy
lece hasta
işlem sırasında hiçbir şey hissetmiyor
.
Kolonoskopi yaklaşık 15 dakikada
tamamlanıyor. Eğer polip saptanm
ışsa süre biraz
daha uzayabiliyor. İşlem bittikten
sonra hasta
hemen uyanıyor ve evine gidiyor.
Kolonoskopi
hazırlığı hastanın 1 gün önce hafi
f bir kahvaltıyı
takiben sadece sulu ve berrak sıvıl
arla
beslenmesini, öğleden sonra belli
aralıklarla
müshil almasını gerektiriyor. Bunun
sonrasında
hasta aynı gün gece 11.00-12.00’
ye kadar ciddi
ishal olur. İshal, 10-15 kez tuvalete
çıkmayı
gerektirir, geçicidir. Kalınbağırsak
bizim her şeyi
daha rahat görebilmemiz için katı
dışkıdan
tamamen temizlenir. Çok yaşlı, gen
el
durumu bozuk hastalarda aşırı sıvı
kaybını
önlemek için kişiyi hastaneye yatı
rıp
damardan sıvı takviyesi yapmak gere
kli
olabiliyor. Ama bu nadiren gerekiyo
r.
CMYB
Laparoskopik ameliyatlar
ülkemizde yaygın mı?
Safra kesesi dışında çok yaygın olduklarını
söylersem hatalı olur. Sadece büyük illerde
ve özel merkezlerde yaygın. İleri
laparoskopik cerrahide başarının en önemli
belirleyicileri; deneyim, cerrahın kendini
konuya adamışlığı ve yüksek teknolojinin
el altında bulunması. Reflü, akalazya,
şişmanlık ve kolon cerrahisi, dalak ya da
böbrek üstü bezinin çıkarılması gibi
laparoskopik girişimler ileri laparoskopik
girişimler. Bunlar özel bir eğitim ve ciddi
deneyim gerektiriyor. Laparoskopik
ameliyatlar, öğrenme süreci diye bilinen ve
bir cerrahın o ameliyatı yapabilmesi için net
kuralların ve ön koşulların ortaya konulduğu
girişimler. Örneğin reflü ameliyatı yapabilmek
için ileri laparoskopik cerrahi eğitimini
tamamlamış bir cerrahın en az 20 hastayı
bir uzmanın denetiminde ameliyat etmesi
gerekiyor. Ameliyatın yapıldığı hastanenin de
bu girişimle ilgili en az 40 hastaya ev
sahipliği yapmış olması lazım. Bu rakamlar
ülkemizde biraz gözardı edilebiliyor maalesef.
Laparoskopi eğitiminizi
nerede aldınız?
Safra kesesi ameliyatını laparoskopik
yapmayı 1991-1992’de Japonya’da
öğrendim. Sonrasında binlerce hastada
Ankara Üniversitesi’nde ciddi deneyimim
oldu. 1998‘de ise Amerika’daki Yale
Üniversitesi’nde ‘ileri laparoskopik
hüner edinme’ programını tamamladım.
Laparoskopik anti-reflü girişimleri,
dalak çıkartılması ameliyatlarını ve
akalazya hastalığının
cerrahi tedavisini
Amerika’da öğrendim.
Şu ana kadar 4 binin
üstünde safra kesesi
ameliyatı ve 1200 civarı
anti-reflü ameliyat
yaptım. 2011 yılı içinde
Amerika’da ülkemizden
en büyük seriyi 4 ayrı
bilimsel dergide
yayınladık. Akalazya
tedavisi ve dalak
çıkartılmasıyla da ilgili
hatırı sayılır
deneyimimiz var.
Rutin olan tüm
girişimleri yapıyoruz
ama en iddialı
olduğumuz konu reflü.
CMYB
İstanbul
Cerrahi
Hastanesi
Laparoskopik
Cerrahi ve
Kolonoskopi
Ünitesi Başkanı
Prof. Dr.
Mehmet Ali
Yerdel anlattı:

Benzer belgeler