PowerPoint Template

Yorumlar

Transkript

PowerPoint Template
Kriz Yönetiminde Liderlik ve Toplumbilim
Doç. Dr. Recep Tayfun
Program
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Toplumsal Kimlik
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Program
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Toplumsal Kimlik
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Kamuoyunun Önemi
Kamuların algısının kazandığı önem dikkate alındığında;
19. Yüzyıl parlamentolar,
20. Yüzyıl kitleler,
21. Yüzyıl ise kamuoyları asrı olarak
betimlenmektedir.
Bu yaklaşımı daha da ileri götüren bazı analistler
küresel kamuoyunun günümüzde süper güç haline
geldiğini iddia etmektedirler.
Kriz Yönetimi
Kriz yönetimini inkar ve ihmal edenler,
halkla ilişkilerin ve kamuoyunun değerini
kavrayamamış olanlardır.
Lider, krizi öngörmek, yönetmek ve çözümler üretmek
için kamuoyunu tanımak ve anlamak zorundadır..
Kamuoyunu kavramayı başaran, insanın toplumsal
doğasını da kavrayacaktır.
“Kamuoyu halkın ortak mülkiyetidir.”
Kamuoyunu değiştirebilecek olanlar, dışlanmaktan
korkmayanlardır.
Kriz döneminde kamuoyu liderin performansına
bakarak kanaatlerini oluşturmaktadır.
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Önemli konulara ilişkin verilen kararların, sorunun
doğru yanıtını bulmak için değil, sonuçları açık
olmayan farklı dünyalar arasında karar verme
sorunu yaratması,
krizin yönetilmesinde lider ile kamuoyu arasındaki
ilişkinin önemini ortaya koymaktadır.
Kriz, kararsızlığın da ötesinde, karar vermenin
imkansız olduğu durumlar yaratmaktadır.
“Fanatizm, güçsüzlerin ve kararsızların yüceltebildiği tek irade
biçimidir.”
Nietzsche
Kriz Yönetimi ve Halkla İlişkiler
Krizi yönetmek, itibara ve iktidara sahip çıkmak,
halkla ilişkilerin işlevselliği ile mümkündür.
Halkla ilişkiler “ilişki” yapılandırır,
kriz yönetimi “ilişkilerin sürekliliğini” sağlar,
lider ‘‘ilişkinin geleceğini’’ inşa eder.
Kriz ve Belirsizlik
Krizin ve kriz dönemlerinin en belirgin ve
gerilim yaratıcı özelliği belirsizliktir. Süreç, algı
yönetimi ve rıza üretimi ile biçimlenmektedir.
Kriz, zaman baskısı altında gerilim yaratan bir
düzensizlik durumu oluşturmakta ve bu
düzensizlik ortamı kriz öncesi dönemde ortaya
çıkan belirtilerle başlayıp dengenin yeniden
sağlandığı döneme kadar topluma egemen
olmaktadır.
Kriz Süreci
“Krizi tanımlamak için, önce bir teoriye, normal,
sorunsuz duruma dair bir imgeye ihtiyaç vardır.”
Alışılmış ve olağan sonuçları getirmeyen
durumlar, “kriz” olarak değerlendirilmektedir.
Krizde olmanın “düzen”e tercih edilmesi de yeni
zamanların şaşırtıcı örneklerindendir. Çünkü
“düzen” insan özgürlüğünü kısıtlayıcı, kural ve
konumların belirlilik halidir.
Freud’un saptamasına göre;
“Sürekli durumlardan (bir anlamda rutin) alınan
haz pek azdır.”
Etkin Kriz Yönetimi Bileşenleri
Operasyonel Tepki
Yönetimsel Tepki
İletişimsel Tepki
Etkin Liderlik Koordinasyon Alanı
[ELKA]
 Liderin özellikleri
kriz sürecinde belirginleşir.
 Kriz yönetiminde iletişim,
barometre özelliği taşımaktadır.
 Kriz Yönetimi Koordinasyon Alanının teorik çerçevesi,
Etkin iletişim stratejilerinin gelişmesine bağlıdır.
İletişimin en temel ve en ilkel işlevi ötekini tanıma ve kendi var
oluşunu gerçekleştirme işlevidir.
İnsanla ilgili yaklaşımların içine düşebileceği en büyük
yanılgılardan biri, bireyle toplum arasındaki sınırları çok net bir
biçimde çizme girişimidir. Bu sınırlar ister birey, isterse toplum
açısından oluşturulmaya çalışılsın, sonuçta benzer nitelikte önemli
yanılgılara götürecektir.
Böyle bir netleştirme, diğer toplumsal olgulardan çok daha fazla
iletişim için geçerlidir.
Rıza Üretim Süreçleri
Halkın, sorunların çözümüne katılımının engellendiği ve
denetlendiği bir toplum, rızanın imalatına – rıza mühendisliğine
maruz kalmaktadır.
Toplumsal Rıza Oluşturma
-
Antonio Gramsci
-
Louis Althusser
-
Edward L. Bernays
-
Noam Chomsky
" Hegemonya "
Egemen Toplumsal Tasarım
" Devletin İdeolojik Aygıtları "
Rıza Mühendisliği
"The Engineering of Consent"
Rızanın İmalatı
"Manufacturing Consent"
Kriz Sürecine Doğru…
Toplum, iktidarın kurgusunu kendi gerçekliği olarak kabul eder.
İktidar, toplumsal ilişkiler aracılığıyla meşruiyet kaynağı olarak
ihtiyacı olan rıza üretimini gerçekleştirir.
İktidar bireylere, içinde bulundukları toplumun kendilerinin
toplumu olduğu, bu toplum üzerinde yetki ve hak sahibi oldukları,
bu toplum hakkında karar vermeye muktedir ve bu toplumdan
yararlanma konusunda serbest oldukları güvencesini veren
göndergedir.
Kriz Sürecine Doğru…
Kamuoyu alanı da iktidarın, iletişim pratiklerine bağlı olarak,
toplumsallaştırma, normalleştirme ve uyumlaştırma pratiklerine
maruz kalmaktadır.
Mevcut düzenin bozulması ihtimalinin yarattığı kaygı,
toplumdan dışlanma korkusu ve yalnız bırakılma tehdidi
karşısında en genel savunma mekanizması;
uyum sağlamaktır.
Mevcut düzene uyum sağlandığı sürece verdiği güven
duygusundan faydalanılır.
İktidar – Toplum İlişkisi
Aydınlanmanın ileri sürdüğü gibi, akıl sadece
ilerleme, özgürleşme değildir. Akıl aynı zamanda
iktidar, egemenliktir.
Protez akıl, modern iktidarın aracıdır.
Hem o bedene aittir hem de o bedende dışarının
temsilidir.
Her iktidar ilişkisinde, iktidarın öznesi, nesnesinin
kaderini paylaşmak durumundadır.
İktidar – Güç ve Lider
İktidar gücünü halkın rıza ve onayına bağlı olarak
almaktadır/kullanmaktadır.
Bu güce kriz döneminde gereksinim artsa da,
yapılandırılması kriz öncesindeki süreçte yaşanan
iktidar-toplum arasındaki ilişkilere dayanmaktadır.
Bu ilişkinin toplum karşısındaki sembolü ve
görünürlüğü lider ile gerçekleşmektedir.
Lider bu bağlamda hem iktidarın sembolü hem de
kitlenin iradesini devrettiği bir figürdür.
Kriz ve Tutum Örneği-I
[Edward T. Hall]
‘‘…Kore Savaşı sırasında esir düşen Türk askerleri
kamp yöneticilerine liderlerinin kim olduğunu hemen
söylüyor, lider ortamdan uzaklaştırıldığında onun
yerini kimin aldığını da bildiriyorlardı. Böylece liderliğin
hiyerarşik sıra içinde en yüksek rütbeli subaydan
başlamak üzere en son ere kadar geçeceği belirtilmiş
oluyordu. Bu durum, kamp yöneticileri tarafından,
‘Türklerin her zaman bir lideri var’ anlamını
taşıyordu. Bu nedenle, Türk esir grubuna
dokunulmadı.’’
Kriz ve Tutum Örneği-I
[Edward T. Hall]
‘‘… Kamp yöneticileri, Amerikalıların bir sorunları
olduğunda kime gittiklerini, kimin onlara öncülük
ettiğini izliyor ve onun gizli bir anlaşmanın ya da
planın liderliğini yaptığından şüpheleniyorlardı. Bu
nedenle potansiyel lideri grup içinden alıp kamptan
uzaklaştırıyorlardı. Bunun sonucunda grubun
desteği, grup içi disiplin ve kontrol mekanizmaları
gelişemiyordu.’’
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Toplumsal Kimlik
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Lider
Mensubu olduğu grubun
amaçlarını belirleyen ve bu amaçların
gerçekleşmesinde
gruba etkili bir biçimde
yön verebilen kişidir.
Lider için kritik kavram “mobilize etmek”tir.
Lider, motive eder, örgütler, yönlendirir.
Kriz ve Lider
Hiçbir süreç bir lideri kriz ortamındaki
kadar sınayamaz.
Kriz ve Lider
İlişki Yönetimi
Yapılan araştırmalar kriz anında en önemli etmenin insan olduğunu
göstermektedir.
Görünür Olmak
Kriz zamanı liderin ön planda, kişisel varlığıyla kamuoyunun
önünde yer alması kriz yönetimi açısından en önemli unsurlardan
biri olarak değerlendirilmektedir.
Kriz Liderliği
Krizde dönemlerinde liderlik, sürekli gelişen ve devamlılık isteyen
dinamik bir süreçtir. Bu tür kaotik ortamlarda istikrarlı olmak ve
kamuoyunu bilgilendirmek kriz liderliğinin bir vazgeçilmezidir.
Liderlik
Liderlik her şeyden önce bir süreçtir.
Bir etki yaratmak üzerine kuruludur.
Bir grup ya da topluluk bağlamı içinde bir anlama kavuşur.
Belirli bir amacın gerçekleştirilmesine yöneliktir.
Liderlik süreci sadece lideri değil, liderin kitlesiyle olan karşılıklı
ilişkisini de esas almaktadır. Liderler ve takipçileri liderlik
sürecinin parçasıdır ve süreci anlamak için her ikisine de
bakmak gerekmektedir.
‘Mob’ ve ‘Madun’
‘Mob’ – Ayak Takımı
Hitler döneminde, Hamburg’un işçi sınıfından veya orta tabakasının en alt
kısımlarından gelen orta yaşlı aile babaları, yerel güvenlik alanında yedek
olarak görevlendirilmişlerdir. Bu adamlar ordu için işe yaramaz damgası
vurulmuş ve çürük raporu verilmiş insanlardır. Ayak takımı olarak
tanımlanacak bu insanlardan yaklaşık 500 kişiden 400 civarında olanı,
gönüllü olarak, 38 bin Yahudi’nin öldürülmesi olayına karışmışlardır.
Bunlardan 35 yaşındaki bir metal işçisinin ifadesi çok çarpıcıdır;
“…sadece çocukları vurmaya özen gösterdim ve bunu
başardım. Çünkü kendimi bir çocuğun annesiz zaten
yaşayamayacağı düşüncesine inandırdım. Vicdanımı,
annesiz hayatta kalamayacak bir çocuğu kurtarıyorum
düşüncesiyle rahatlamaya çalıştım.”
Liderlik ve Güç
Liderlik ve güç arasındaki ilişki;
Konumsal güç;
kişinin işgal ettiği örgütsel/toplumsal konumdan
kaynaklanan gücüne işaret eder.
Kişisel güç;
liderin kitlesinden devşirdiği/topladığı güçtür.
Lider Modelleri ve Kriz
Ibn- Haldun’da iktidarın temeli olarak, dayanışma, zorluklarla
mücadelede toplumsal bilinç olarak da tanımlanabilecek
‘asabiyet’, kriz döneminde lideri farklı kılan temel özellik olarak
tanımlanmaktadır.
Machiavelli, yeteneğini gösterecek, ‘talih’ ve ‘fırsat’ sahibi
olmaya dayandırmaktadır. Liderin mucizeler yaratması
beklentisi.
Weber’de, kişiliğin sahip olduğu saygınlık ve çekicilik olarak
‘karizmatik’ kavramıyla tanımlanmaktadır. Olağanüstücülük
dikkat çekmektedir.
Goebbels bunu iki temel kavramla tanımlar; ‘Stimmung’ ve
‘Haltung’.
Karizmatik lider ve Kriz
Karizmatik liderler, bir toplumda genellikle
bunalım dönemlerinde ortaya çıkmaktadırlar.
Kriz zamanı en etkin liderler, karizmatik özelliklere sahip
olanlardır.
→ Lidere bağlanma yaygın ve derin toplumsal
acılardan kurtulmak istendiği dönemlerde
yoğunlaşmaktadır.
‘‘Tarihi birleştiren acıdır.’’
Lider ve Kriz
Karizmatik liderlik yaklaşımlarının ortak
noktalarından biri de, her ne kadar gereklilik koşulu
olmasa da, yaşanan bir stres, değişim, kriz ya da kaos
durumunun karizmatik bir liderin ortaya çıkışını
kolaylaştıracağı gerçeğidir.
Kriz dönemlerinde yaşanan olumsuz koşulların ve
zorlukların bir lideri yaratmasından çok daha önemli
olan yönü, nasıl bir lidere sahip olunduğunu gösteren
özellikler taşımasıdır.
Karizmatik Lider
Karizmatik liderin ortaya çıkışında olduğu gibi,
çıktıktan sonra da, iktidarına meşruiyet kazandıran
halkın onu öyle görmek istemesidir.
Halkın beklentilerine cevap verdiği sürece iktidarı
devam eder.
Toplumun sürekli önünde bulunmaları, beden dili ve
hitabet kullanımı dikkat çekici özellikleridir. Kişinin
hayatıyla sınırlıdır. Sözlü kültürün etkisi belirgindir.
→Türk toplumunun en fazla istediği lider tipi karizmatik,
en az istediği lider tipi ise otoriter ve demokratik
liderdir.
Karizmatik Lider
Karizmatik liderin insanüstü bir takım nitelikleri taşıdığına
inanılmaktadır. Halk ile liderin inanç, beklenti ve ümitleri
arasında bir paralellik ve benzerlik söz konusudur. Toplum
tarafından kurtarıcı olarak algılanmaktadır. Lidere
yüklenilen karizmada buradan kaynaklanmaktadır.
Karizmatik lider toplum tarafından olağan dışı olarak kabul
edilmektedir. Bu durum grup üyelerinin sadakat ve itaatini
oluşturmakta ve artırmaktadır
Lider Bağlanma
Freud, örgütlü topluluklarda (kollektif, community, gemeinschaft)
üyeler arasında kaynaşmayı sağlayan etkenin libidinal
kökenli olduğunu belirtmektedir.
Bu kökene bağlı olarak topluluk üyeleri liderin emirlerini
sorgulamazlar.
Çocuk, yetersizlik ve çaresizlik duygularıyla karşılaşınca
ebeveyni güçlü yetilerle donatır. O’nu idealize eder.
→Bu idealizasyon sayesinde çocuk ve topluluklar
kendilerini güvende hissederler.
Kendini Harekete Geçirebilme
Liderin toplumu etkilemesi ve bu etkinin devamlılığı
toplumun lidere karşı geliştirdiği ruhsal sözleşme ile
mümkündür.
Heyecan duyup harekete geçme ve amaç elde edilene
kadar coşkuyu koruma yeteneğidir.
Bu yetenek özellikle engellerle karşılaşıldığında kişinin
hedefinden sapmadan zorlukları aşmasında ve
heyecanını yitirmeden yoluna devam etmesinde önemli
rol oynamaktadır.
Kitleye İnandırıcılığını ve Adanmışlığını Aktarabilme
[Führer/Hitler]
İktidarın Kişiselleştirilmesi
Tanrı-Kral’dan Leviathan’a
‘Vox populi, vox dei’
‘Dünyayı kamuoyu yönetmektedir.’
Hobbes
The Reich Ministry of Public Enlightenment and Propaganda
Reichsministerium für Volksaufklärung und Propaganda
Joseph Goebbels
Die Dialektik der Aufklärung : Adorno - Horkheimer
‘‘Toplumsal yapılar, içlerinde etkinliğini sürdüren yalanın derecesine göre, birbirilerinden derin bir
biçimde farklılık gösterirler.’’
Georg Simmel
Leviathan
İnsanların
hayatta
kalabilmek için
diğerleriyle
anlaşmayı
sağlayacak bir
gücün
varlığına
ihtiyaç vardır,
bu güçte
Leviathan’dır
Leviathan
Lider Modelleri
Otokratik Lider
Demokratik Lider
Bireyin-Kitlenin
duygularına hitap eden
‘karizmatik’ bir rol
modelidir.
Duygudan çok akla vurgu
yaparak, kitlenin ideallerini ve
ulaşılmak istenen hedeflerini
etkin bir biçimde gerçekleştirecek
kişidir.
Liderlik modern kitle toplumu içinde yavaş yavaş otoriter eğilimler
kazanmıştır. Bu eğilimlere paralel olarak, lider davranışı
rasyonaliteden çok, “karizma”ya dayalı olarak belirlenmiştir. Kitle,
karizmatik lider vasıtasıyla kendi tercih ve iradesini ifade etmek
imkanı bulmuştur.
T. Adorno
Lider Modelleri
Demokratik ve katılımcı Lider;
Otokratik Lider;
Karizmatik Lider;
Liderlik modelleri arasındaki farklılıkları anlayabilmek açısından, kriz
dönemlerinde ve acil durumlarda karar alma süreçlerinde liderlerin
sergilediği tutum belirleyici olacaktır.
Özellikle karar alma süreçlerinin uzun sürmesi, tüm tarafların sürece
katılımı konusunda teşvik edilmesi, zaman kayıplarının yaşanmasına
neden olduğu gerekçesiyle otokratik modellerin öncelendiği görülmektedir.
Kamuoyuna bu yönde yapılan telkinler krizin tek bir merkez tarafından
kontrol edilmesinin avantajları ile karar alma süreçlerine katılımın
engellenmesi açısından çelişki yaratmaktadır.
Faşist Batı tipi diktatörlükler, kendi
dönemlerindeki ekonomik ve toplumsal sistemin
karşılaştığı krizin ürünleri olarak doğmuşlardır.
Karizmatik Lider ve Otokratik Lider arasındaki
kritik çizgi bulunmaktadır.
Toplumun içerisinde bulunduğu koşullar ve sahip olduğu özellikler
ile liderin sahip olduğu özellikler birbiriyle uyum içerisinde
olmadığında, yeni krizler yaşanmakta ve liderin o topluma
faydasından çok zararı dokunmaktadır.
Varsayım - I
Türk toplumunda çalışanların liderden beklentileri Batı toplumlarına
göre farklılaşmaktadır.
Bireyin önde tutulduğu toplumlara oranla toplumumuzda liderin konumu
ve liderden beklentiler farklılaşmaktadır. Liderin sonuç yerine sürece
odaklanması, her sorunu çözecek ve her ayrıntıyı bilecek düzeyde
donanımlı olmasını gerektirmektedir.
Çalışanlar kendilerine liderlik edecek kişinin her sorunun yanıtını
bilmesini gerekli görmektedir. Belki de bu nedenle liderin ‘bilmiyorum’ ya
da ‘çözemiyorum’ şeklindeki ifadesi astlarını tarafından hoş karşılanmaz.
Çalışanların liderlerini ana babaları yerine koydukları görülmektedir.
Onların ilgi ve bakım bekledikleri gözlenmektedir. Bireyci toplumların
aksine liderlerin kayıtsız davranmaları hoş görülmemektedir. Böylesi bir
ortamda kuşkusuz özel yaşamla iş yaşamının birbiri içine girme olasılığı
vardır.
Türk toplumundaki ast-üst ilişkisini Batı tipi liderlik kuramlarıyla
çözümlemeye çalışmak sağlıklı sonuçlar vermeyebilecektir.
‘Liderlik Algısı’ Araştırma Sonuçları
Araştırma sonucunda aranan lider özellikleri
içerisinde en yüksek ortalama;
“güven uyandırması”
(4,75)
“içerisinde bulunduğu zor şartlar altında en
sağlıklı kararı verebilmesi”
(4,74)
“yaptığı işle ilgili derin bilgi sahibi olması”
(4,65)
“kriz ve kargaşanın üstesinden gelmesi”
(4,62)
Örneklem: – I
“İstismar edildi! Orada belki algı yönetiminde bir eksikliğimiz
var. Belki daha detaylı bahsedilebilirdi ancak bunu istismar
etmek isteyenlerin de olduğunu düşünüyorum.”
“Burada bir algı yönetiminde eksiklik var, bunu zamanında
anlatamadık. Bunun eksikliğinden kaynaklanan bir sonuç olarak
bu noktaya geldi. Hepimiz bazı dersler çıkardık. Burada bazı
şeyleri hatırlattı vatandaş bize. Vatandaşa rağmen bir şey
yapılamayacağını zaten biliyoruz. Belki başından itibaren daha
detaylı bilgileri panolar şeklinde bu bölgede koymuş olsaydık, bu
yapılan çalışmaları da anlatsaydık bunu istismar etmek
isteyenlere de fırsat vermemiş olacaktık.”
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş (2013) tarafından
yapılmıştır.
Örneklem: – II
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Toplumsal Kimlik
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Toplumsal Kimlik
İnsan, bir grup-varlıktır; yaşamını topluluk yaşantısı içinde sürdürür,
kimliğini bir topluluğa aidiyet halinde oluşturur. Kimliğin bireysel
boyutunun yanı sıra, bir de toplumsal boyutu vardır.
Toplumsal kimliğimiz, bireysel kimlik ile iç içe geçmiş olması
nedeniyle belirgin bir tehdit yoksa, varlığından pek haberdar
olmadığımız bir parçamızdır.
Kriz durumlarında belirginleşir, grup etkinliği ve lider arayışı çözüm
yaratıcıya ilgi artar.
Büyük gruplarda daima gerilmeler olur.
Bu doğal bir süreçtir.
Bu gerilmeler gerilemelere (regression) neden
olabilir. Bu gerilme süreçleri krizlere
evrildiğinde liderin tavrı büyük önem taşır.
Lider fantezi ile gerçeği iyi ayırabilirse iyi bir
süreç başlar. Tersi durumda toplumda bir
ayrılık başlar.
"Biz kimiz?" sorusu sorulmaya başlanır.
Toplumsal Kimlik ve Regresyon
Büyük–Grup Gerilemesi (Regression)
Savaş dönemleri, açlık, doğal afetler, acılarla dolu toplu göçler, soykırım, sürgün gibi insan
eliyle yapılan travmalar, toplumsal kimliğin bireysel kimliğin önüne geçmesine yol açar ve
bireylerin toplumları adına büyük fedakarlıklar yapabilmelerini sağlar.
Büyük gruplar zor durumlarda tıpkı bireyler gibi, bir gerileme
(regression) yaşar; bireysel savunma düzeneklerine benzer tepkiler
verirler.
Grup, gerileme içine girdiğinde yapıcı dinamiklerin yerine yıkıcı
olanlar ön plana geçmeye başlar.
Gerileme içindeki gruplar belli bir süre için daha önceden çok iyi
bildikleri güvenli bir limana sığınma gereksinimi içindedir. Ancak
gerileme katıysa ve bir süre sonra yok olmuyorsa, fanatizm benzeri
tepkiler de ortaya çıkabilir.
Regresyon ve Toplumsal Şizofreni
‘Büyük Grup Gerilemesi’ yaşayan toplumlarda grup üyeleri
bireyselliklerini yitirir. Grup üyeliği ve grup kimliği, bireysel kimlik
değerlerinden daha önemli hale gelir. Bireysel fikirler ve farklılıklar
aşınırken, grup kimliğine ait genellemeler ve önyargılar daha önemli ve
yaygın bir konuma ulaşır.
Grup, gözü kapalı bir biçimde liderin çevresinde toplanır. Lidere
olması gerekenden, bir insanın yapabileceğinden daha üstün nitelikler
yüklenir ve onun kararlarına sorgulamadan boyun eğilir. Büyük gruplar
gerileme yaşarken kolayca yönlendirilebilir.
Toplumsal Kimlik ve Regresyon
Grup içinde keskin bölmeler, iyi-kötü, siyah-beyaz ayrımları görülür. Bu
keskinlik, grubun kutuplaşmasına ve uçlarda kalanların kötü olarak
damgalanmasına neden olur. Grup içindeki farklı görüşler hemen ‘hain’
olarak damgalanır ve bu damga kolayca değiştirilemez.
Grup, kendi içindeki hainleri bulmakla fazlaca meşgul hale gelir. Aynı
keskin bölme, grubun dışı için de geçerlidir. Grup, dışarıdaki grupları
kolayca düşman olarak damgalar. Kendi kimliği ile düşman grup kimliği
arasında keskin ayrımlar yapılır. İki tarafın birbirine benzer olduğu yanlar
göz ardı edilirken, farklılıklar abartılır. Küçük farklılıklara odaklanma
temel uğraşılardan biri haline gelebilir.
Toplumsal Kimlik ve Regresyon
Liderle grup arasındaki bağımlılık artar ve liderin gücü
sorgulanmaz duruma gelir.
Topluluk, ahlaksal değerler açısından daha mutlakçı, cezalandırıcı
bir moda geçer.
Kurallar katılaşır. İnanç dizgesinin dışında kalan değerlere sahip
ötekiler, tüm güçlü bir tarzda düzeltilmeye, doğru yola getirilmeye
çalışılır. Başarılamazsa, sert şekilde cezalandırılır. Gerileme
yaşayan gruplarda estetik kavramsallaştırma zayıflar, güzelin
çirkinden ayrıştırılması zorlaşır. Estetikte olduğu kadar etik ve
yaratıcılıkta da bir ilkelleşme yaşanır.
Etiketleme Teorisi
'Sosyal yoğunluk arttıkça, moral yoğunluk azalır.'
Durkheim
Toplumsal Kimlik ve Regresyon
Kişisel olarak travma yaşadığımızda çocukluğumuza;
toplum olarak travma yaşadığımızda ise tarihimize döneriz.
Toplumlarda gerileme oldu mu tarihin imgesi ortaya çıkmaktadır.
Birey olarak gerileme hissedildiğinde, eskiden kalmış olan kimi
eşyalarla, resimlerle ilgilenilir ve onunla bir çıkış yolu bulunur.
Büyük gruplardan bahsediyorsak o zaman belki de milyonlarca
insanın paylaştığı bir sosyal, politik süreçten bahsediyoruz
demektir. Büyük gruplarda bir gerileme olduğu zaman onlar da
tarihlerine dönüyorlar.
Geçmişi temsil eden semboller yan anlamlar üretiyor.
Toplumsal Yas
İnsanlar birini kaybettiklerinde ağlayıp onun yasını tutar.
Toplumun gözleri olmadığına göre nasıl yas tutacak?
Toplum da heykeller yapar, hakedilme
ideolojisi geliştirir, mağdurluk kimliği geliştirir.
Her toplumun farklı yas tutmaları olur; bizim yas
tutmamız insan yapısına daha uygun.
Geçmişe bakıyoruz.
Grup Davranışı
İnsanlar grup halinde bulunduklarında, bireysel davranışlarından oldukça farklı bir ‘grup
davranışı’ sergileyen iki tür zihinsel işleyişe sahiptir;
Bunlardan birincisi, ‘çalışma grupları’dır ki, grup kendisini yaptığı işe verdiğinde, zihni
üretken bir amaca yöneldiğinde ‘çalışma grubu’ özellikleri sergiler. Tüm gruplar,
topluluklar, hep çalışma grubu olarak kalmak ister.
Toplumu bir arada tutmaya çalışan ahlak, devlet gibi maddi ve manevi tüm yapıların
amacı da budur. DİA’lar devreye girer.
Diğer grup davranışına, bilinçdışı süreçlerin baskın olduğu zihinsel işleyişine ‘temel
varsayım grupları’ adı verilir.
‘Çalışma Grubu’, tıpkı ego gibi gerçekliğe;
‘Temel Varsayım Grubu’ ise, tıpkı ‘altbenlik’ gibi hayal dünyasına dönüktür.
Zaman Çökmesi
Toplumsal kriz zamanlarında gerileme gösteren ve fanatizme yatkın hale
gelen büyük gruplar, ‘temel varsayımlara’ göre hareket eder.
Sağlıklı işleyişini yitirmiş, kaosa girmiş ve fanatizme yatkın hale gelmiş bir
topluluktaki aynı olguya farklı pencerelerden bakılmaya başlanır.
 Geçmişte yaşanmış, ama yası tutulmamış acıların önemi,
 Bu tür acılar da toplumsal kimliğin öne çıkması,
 Zaman zaman büyük gruplarda tarihte yaşanmış acı olaylar, sanki olay bugün
yaşanmış gibi büyük ve derin duygulara yol açabilmektedir.
Geçmişle şimdi arasındaki uzun zaman dilimi toplumsal psikolojide bir
anda ortadan kalkar, geçmiş, şimdi haline gelir ve ‘zaman çökmesi’
yaşanır.
Zaman Çökmesi
Zaman çökmesi, toplum içinde çok canlı duyguların
yaşanmasına neden olur. Gruptaki bireylerin toplumsal
kimlikleri daha da canlanır, grubu simgeleyen semboller
ve lidere bağlılık önem kazanır. Grup, güncel olayları
geçmişin gölgesinde algılar. Dolayısıyla gerçeği olduğu
gibi görebilme yeterliliğini kaybeder.
Bireyselleşmeyi başaramayan insanlar gibi, hızlı gelişen
teknoloji ve hızla değişen yaşam tarzlarına ayak
uydurmakta zorlanan toplumlar, gerileyerek kolayca
fanatizme sapabilmektedirler.
Küçük Farklılıkların Narsisizmi
Freud
“İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkların, yabancılık ve husumet
duygularının ortaya çıkmasının temelinde aslında birbirlerine
benzeyen insanların çok küçük farkları yatmaktadır.”
Dışarıda düşmanı olan bir grup veya bir topluluk kendi içindeki farklı
unsurlar arasında daha barışçıl ve dayanışmacı bir ilişki geliştirecektir.
Çünkü dışarıdaki düşman sanki tüm kötülüklerin sebebi olarak görülecek
ve dikkatleri üzerine çekecektir.
Kendi grubu dışında olan bir düşmanın varlığı, grup içinde
bağlılığı ve uyumu arttırmaktadır.
Sahte Türdeşlik – [Pseudospeciation]
Ortak değerlerin ve aynı olma duygusunun yarattığı geniş grup
kimliği olarak tanımlanabilir.
Geniş grup kimliğinin yarattığı algılar ‘’onlar’’ ile ‘’biz’’ arasında paradoksal
bir ilişki oluşur;
 Ne kadar düşmanından farklı olmak istersen, o kadar düşmanına
bilinçsizce benzemeye başlarsın ya da;
 Ne kadar düşmanından uzaklaşmak istersen o kadar çok onunla
ilgili endişen ve düşüncen artarak düşmanına o kadar çok bağımlı
hale gelirsin.
Bir başkasına cehennemi yaşatan, onu birlikte yaşar.
Toplumsal Algı Süreci – Bireysel Algı Süreci
Umut verici bilgiler hızlı yayılabilirken, umut kırıcı
olanların paylaşılmasında isteksiz davranılmaktadır.
Özellikle umutsuzluğun yaratacağı sonuçların bedeli
birey açısından ağır olacak ve yaptırımlar
doğuracaksa isteksizlik daha da belirginleşmektedir.
Maddi menfaatler söz konusu olduğunda, bilgiler bu
çıkarları koruyacak biçimde sapmaya uğrayarak
algılanmaktadır.
Lidere Bağlılık ve Adanmışlık
Özelliklede doğu toplumları batı toplumlarına nazaran daha çok
toplumsal özelliklere bağlı, grup içi ve dışı etkileşimlere karşı daha
hassastırlar.
Fanatik gruplarda bağımlılık ilişkisi zaten grup için bir normdur.
Fanatik grupların tam bağlılık beklentisi, kesin ve mutlak kuralları,
bireyselleşememiş kimsenin hem kendi ilkel içsel bunaltısını
hissetmesini engeller, hem de yaşamın içindeki doğal belirsizlikten
duyduğu temel varoluş kaygısını yok eder. İlke ve normlara bağlı
olmak, bu gruplarda yer alan bireyselleşememiş insanların içsel
yalıtılmışlık duygularını ortadan kaldırarak, onlara görece bir ferahlık
duygusu verir.
Kriz Süreci Ortak Davranış Kodları
Duygusal Sapma
Duyguların ve tutkuların söz konusu olduğu durumlarda, bilgilerdeki sapma bu duygu ve
sapmaları güçlendirecek yönde gerçekleşmektedir. Uçan daireleri genellikle inanma eğilimi
olanlar görmektedir.
Grup Dayanışması
Toplumsal anlamda ortak bir konuyla ilgili olaylar söz konusu olduğunda, sapma, gruptaki
dayanışma ve tutarlılığı güçlendirecek ve desteklenen mücadeleyi haklı gösterecek biçimde
ortaya çıkmaktadır. Örneğin savaş ortamlarında kamuoyu bu yönde şekillenmektedir.
Edimlerin Kontrolü
İçtenlikle, bilinçsiz olarak, istenmeden yapılan sapmalarla, kişinin kendi tutumunu haklı
göstermek için bilerek ve isteyerek başvurduğu sapmalar hep aynı yönde oluşmaktadır. Söz
konusu tutumun maddi, zihinsel ve duygusal oluşu sonucu değiştirmez.
Karşılıklı Etkileşim
Bireyin bir soruya yanıt vermesi sırasında ortaya çıkan sapma, böyle bir düşünme fırsatı
olmadan kendiliğinden ve hızlı biçimde oluşan tepkilere göre çok daha az olmaktadır.
Özellikle yetkililere soru sorulurken “Emin misiniz” Doğrulayıcı bilgiler aldınız mı” tarzında
açıklayıcı zorlamalara gidildikçe ve yanıt için yeterli bir düşünme süresi bırakıldıkça sapma
daha da az olmaktadır.
Kriz Dönemi Lider ve Takım Oluşturma
Başarılı liderlerin ardında uyumlu, birbirini tanıyan ve güven duyan,
adanmışlık hisleri yüksek farklı yetenekte bireylerin oluşturduğu takım
üyeleri vardır.
Uygun niteliklere sahip takım üyelerinin varlığı, kriz anında ilk tepkiyi ve
taktik müdahaleyi, liderin krizi yönetebilmesine ortam yaratmaktadır.
Bir lider için kriz, hesap verme sürecidir.
Liderin inandırıcılığı güveni artırır. Goebbels…
Liderin kriz sürecinde ürettiği euphemism (örtmece) kitle ile arasındaki
bağı güçlendirir.
Örtmece, anlam değişmediği halde algılamayı değiştirmeye yönelik bir anlatım tarzıdır.
Toplumsal karmaşalar döneminde liderler bağlamında iki
farklı toplumsal süreç gelişir;
1- Narsist Süreç
2- Paranoid Süreç
Bu süreçlerde onarıcı ve yıkıcı liderler üretir.
Yeterli derecede narsist olmayan lider iyi bir lider değildir.
Bireyin kendisini sevmeye de ihtiyacı vardır. Önemli olan bu
sevginin başkalarının aleyhinde gelişmemesidir. Mazoşist
veya sadist bir narsizm tehlikelidir.
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Kitle ve Çeşitleri
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Kitle
Bir kitle iki kişidir.
Kitle hep kendisine sınırsız bir güçle egemen olunmasını istemektedir,
aşırı derecede otorite düşkünüdür.
Kitleye katılanlar için,
kendilerini tutkularına sınırsızca teslim etmek,
Kitle içinde eriyip gitmek,
Kendinde birey olarak sınırlı kalma duygusunu yitirmek,
haz verici bir duygudur.
Kitlenin Nitelikleri




Kitle daima büyümek ister.
Kitle içinde eşitlik vardır.
Kitle yoğunluğu sever.
Kitlenin bir yöne gereksinimi vardır.
• Bir kitle erişilmemiş bir hedef olduğu sürece var olur.
• Yön, kitlenin varoluşunun devamlılığı bakımından temel
öneme sahiptir.
• Ortak bir yön, bütün üyeler için eşitlik duygusunu güçlendirir.
• Kitlenin dağılma korkusunu engeller.
• Kitle korku durumunda bir arada kalmak ister; kitleyi
oluşturanlar, akut bir tehlikeden üyelerinin yakınlığıyla
korunabileceklerini hissederler.
Yavaş Kitle ve Dejarj [Dağılma] – Lider
Kitlenin dağılma duygusunu etkileyen varılacak hedefin
niteliğidir. Hedefi uzak olan kitle, yavaş kitledir.
Dejarj olanağından yoksundur.
Yol uzundur, engeller bilinmez ve her taraf tehlikelerle doludur.
Ancak hedef varmadan dejarja izin verilmez.
Yavaş kitle hedefe inanmayı sürdürdüğü müddetçe kitledir.
Dini kitleler yavaş kitledir.
Kria ve zorluklar karşısında dağılma tehdidi yaşandığında
liderlik eden kişi devreye girmektedir. Lider her defasında
inancı yeniden oluşturmayı başardığında liderliğini sürdürebilir.
Kitle ve Birey
Kitle içinde birey;
Liderin ve diğerlerinin sevgisini kazanma
duygusu ağırlık kazanır.
Gücü sahiplenmek
Yenilmez bir güce sahip olduğu duygusuna
kapılır. Bireysel anlamda sahip olduğu
kuvveti, toplumsal anlamda güce dönüşür.
Bastırılmış istek ve ilkel güdüler ortaya
çıkar.
Bulaşıcılık ve taklit (Sirayet)
Kitle içinde duygu ve davranış bulaşıcıdır.
İtaate Yatkınlık
Kollektif Ruhun Oluşumu
Bireyin topluluk
içinde;
Mukavemeti –
Muhakemesi ve
Mantığı çok zayıftır.
Kitle dişil; şiddet eril
bir özellik taşır.
Kitle ve Lider
Kitle ve lider ilişkisi üzerine yapılan erken dönem analizler
daha çok kitlenin ve insan ruhunun arkaik niteliklerine
yoğunlaşmıştır.
Aristoteles'ten itibaren, egemen anlayış, kitleyi rasyonel
davranmaktan uzak bir kategori olarak değerlendirmek
eğilimindedir.
Kitlenin sloganlardaki tekrarlamalara ve görkemli mitinglere
olan eğilimi bir tür büyüsel seremoni ya da ritüele duyulan
ilkel bir eğilim olarak görülür. Liderin amacı kitlenin
ruhundaki bu ilkel dürtüler ulaşmak olarak kodlanmıştır
Kitlelere egemen olan duygu, kıskançlıktır. Kitle içindeki birey,
anlamadığından nefret eder ve kendisinin düşünce düzeyinin üzerine
yükselen herkese karşı kıskançlık gösterme eğilimindedir.
Liderle kurduğu özdeşim eğilimin düzeyini ve yönünü belirler.
Gustav Le Bon’na göre (1841-1931), kitleler söylentiler, efsaneler, boş
inançlar, nefretler ve korkularla yönlendirilebilirler.
İnsanların heyecanları, bir kitle içinde ulaştığı doruk noktasına başka
koşullarda pek ulaşmaz.
Kitle, her zaman hayvanca ve canice davranmaz, davranış biçimini de
alabilir. Bir uygarlık çökmeye başlayınca O’nun çöküşünü tamamlayan
her zaman kitlelerdir. Hükümetler devrilmezler, intihar ederler.
Kitlenin bireylerinin,
Nietzsche’nin üstün-insan ‘Übermensch’ tanımını çağrıştıracak biçimde;
lider tarafından aynı ve haklı biçimde sevildikleri,
ancak önderin kendisinin kimseyi sevmeye ihtiyacı olmadığı,
O’nun doğasının tamamıyla bir efendi-egemen niteliği taşıdığı,
mutlak bir narsist,
kendinden emin ve bağımsız olabileceği hayaline ihtiyacı vardır.
Lider, bir yandan üstün-insan olarak görünmek zorundayken aynı
zamanda sıradan bir insan olarak görünme mucizesini de yaratmak
zorundadır.
Kriz durumlarında; birey, kendi ben idealinden vazgeçip, onun yerine
liderde temsil olunan kitle idealini koymaktadır. Linç Girişimi..
Die Welle
Kriz Yönetimi ve Kamuoyu
Kriz Yönetimi
Lider
Kamuoyu
ve
Kitle
Lider ve Liderlik
Kitle ve Çeşitleri
Kriz ve Kitle
Sonuç ve Değerlendirme
Çokluk Paradoksu [The Paradox of Plenty]
Ulusların Kültürel Değer Boyutları
“Belirsizlikten Kaçınma” insanları; riski
azaltmaya değil, belirsizliği azaltarak,
karmaşadan
kaçınmaya
itmektedir.
Belirsizlik; kararsızlık ve çaresizlik de
yarattığı için bir tehdittir. Aynı belirsizlikler
erken uyarı mekanizmalarına sahip olanlara
algılama yönetimi için “beklenmedik
fırsatlar” doğurabilir.
Ulusların Kültürel Değer Boyutları
[Geert Hofstede]





Belirsizlikten kaçınma,
Güç mesafeleri,
Bireysellik ve toplumsallık,
Eril ve dişil olmak ile
Uzun Dönem – Kısa Dönem Yönelim boyutuna indirgemiştir.
Belirsizlikten kaçınma, bireyin belirsiz ortamlardan kaçınabilme yeteneği ve
kendini güvende hissetmesi ile ilgilidir.
Güç mesafelerinde, toplumsal güç odaklarına yakınlık; dini, askeri ve siyasi
liderler. Bireysellik, insanların sadece kendileri ve ailelerinin çıkarını gözetme
eğilimini gösterirken; toplumsallık bir gruba sadık olma eğilimini göstermektedir.
Çalışmalarda zengin ülkelerin genellikle bireysellik ağırlıklı, fakir ülkelerin ise
toplumsallık ağırlıklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Eril olma bir toplumda baskın değerlerin para ve başarı olduğu durum, dişil
olma ise bir toplumda başkalarıyla ve hayatın kalitesiyle ilgilenme baskındır.
Uzun-Dönem Yönelim derecesi yüksek olan kültürler yüksek tasarruf ve azim
gösterirler. Kısa-dönem yönelimi olan kültürler daha çok gelenek ve
göreneklerine sahip çıkar ve sosyal sorumluluklarını ön planda tutarlar. Zaman
yönetimi zayıftır.
Tahakküm ve Tahammül
Gücünü dayatma ve zorlamadan alan bir otoritenin varlığını
sürdürmesi ne kadar zor, sınırlı ve tartışılır nitelikteyse;
anlaşmaya odaklanan, kamuoyunun kendisini ifade etmesine
imkan sunan bir yapının -ilişki içinde olduğu kitleler ile- ortak
bir ideali gerçekleştirmesi bir o kadar mümkün, anlamlı ve
uzlaştırıcı özellik taşımaktadır.
Halkla İlişkiler
Halkla ilişkilerin temel amacı; taraflar arasında güven
inşası, sorun oluşumunu engelleme ve oluşan sorunların
krize dönüşmesini önlemektir.
Halkla ilişkilerin, “bir örgütün iktidarını sürdürme
çabası” olarak yapılan tanımı, taraflar arasındaki ilişkinin
nasıl yönetildiği ile anlam kazanmaktadır.
Kriz süreçlerinin mevcut yapılarda
yarattığı istikrarsızlığa rağmen,
aynı olaylar
yeni kurumların ve ilişkilerin inşasında
yaşamsal adımlar atma fırsatı olarak
görülebilir.
Kriz süreci, herkesin kendi çevresinde döndüğü
bir uzlaştırılamaz farklılıklar dünyasında
istemsiz, amaçlanmamış, zorunlu bir iletişim
aracıdır. Kamusal olarak algılanan kriz birbiriyle
ilişkisi olsun istemeyenler arasında
iletişim kurulmasını zorunlu kılabilir.
Risk Toplumu
Risk yönetiminin ihmali kriz yönetimi
başarısız kılacaktır.
Yeni sosyal hareketler yurttaş daha fazla
kamu yönetimi karar mekanizmalarının
içinde yer almak istiyor.
Risk Toplumu [Risikogesellschaft]
Günümüzde bireylerin ve toplumların çeşitli riskler altında
kalması, bilinmezlikler ve belirsizlikler yaratmaktadır. Birey
kendinden farklı olan her şeyden korkan bir kişilik olarak
karşımıza çıkmaktadır. Korkuyla kavrulup, sürekli
belirsizlik yaşayan birey, karmaşa-çatışma-şiddetsaldırganlık duyguları içinde kaybolmaktadır.
Bu kayboluşlardan kurtulmak isteyen birey, kendini
güvende hissedebilecek otorite arayışına girer. Komplo
teorileri, kurgulanmış tehditler, korku senaryoları ile güç
ve iktidar odaklarının hedefi haline gelir.
Tüm önceki kültürler ve sosyal gelişim
aşamaları çeşitli şekillerde tehditlerle
karşılaşmıştır. Ancak bugünün toplumu risklerle
başa çıkmaya çalışırken kendisiyle karşı
karşıya gelmektedir.
Artık tehlike kaynakları cehalet değil, bilgidir.
Doğa üzerindeki kusurlu hakimiyet değil, kusursuz
hakimiyettir.
İnsan anlayışından kaçan bir değer değil,
sanayi çağının kurduğu normlar ve nesnel
kısıtlamalar sistemidir.
Modernlik, hem bir tehdit, hem de kendi yarattığı
tehditten kurtuluş vaadi haline geldi.
Riskin karşısında muhtemel üç tepki durumu;
İnkar, ihmal ya da dönüşüm
ilki çoğunlukla modern kültürde,
ikincisi post-modern süreç,
sonuncusu risk toplumunun kozmopolit
uğrağıdır.
Risk felaket anlamına gelmez.
Risk felaket öngörüsü anlamındadır.
Risk söylenceler ve kitle iletişim araçları sayesinde
yaygınlaştırılmaktadır.
Küresel risk algısına ilişkin özellikler;
Mahalsizleşme – Mekânsal
Hesaplanamazlık – Zamansal
Telafi edilemezlik – Toplumsal
İhmalin siyasi maliyeti
aşırı tepkinin siyasi maliyetinden
çok daha yüksektir…
Yeni Toplumsal Hareketler
Değişen Kriz Paradigması
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
‘öngörülemeyen’
‘yeni protesto hareketleri’
‘yeni popülizm’
‘neoromantizm’
‘düzensiz politikalar’
‘ortodoks olmayan siyasal davranış’
’antipolitik’
‘alternatif hareketler’
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
Hareket biçimi;
İçsel hareket biçimi
Kamuoyu oluşturma biçimleri
Dışsal hareket biçimi;
Dış dünyaya ve politik muhaliflerine karşı çıkış biçimi
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
Hareket biçimi;
İçsel hareket biçimi
Kamuoyu oluşturma biçimleri
 Enformel
 Devamsız
 Ortama bağlı
 Eşitlikçi
 Tam oturmamış üyelik rolleri
 Programlar, platformlar, kampanyalar, sözcüler, ağlar ve gönüllü
yardımcılar
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
Hareket biçimi;
Dışsal hareket biçimi;
Dış dünyaya ve politik muhaliflerine karşı çıkış biçimi
 Örgütsel ve ideolojik olmaktan daha çok, belirli bir amaç etrafında
toplanmışlık
 Katılımcılar arasında geniş bir meşruiyet ve inanç çeşitliliğine izin
veren ‘tek mesele ittifakı’
 Müzakere yapabilme yeteneği zayıf
[kamuoyunu anlamak]
 Hareketin hiçbir parçası feda edilemez
 Siyasal ve sosyo-ekonomik kodlardan kopukluk
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
Hareketin yapısal özelliği;
Tek bir sınıf yok. Farklı sınıf olan ve olmayanların ittifakı.
 Yeni orta sınıf
 Eski orta sınıf unsurları (kenarda kalmış, yükselme şansı yok,
varlıksız gruplar)
 İş piyasası dışında kalanlar (öğrenci, ev hanımı, emekli)
A. Giddens; yeni orta sınıf, sınıf olduğunun farkında fakat
‘sınıf bilincine’ sahip değil.
Kamuoyu Oluşum Süreçleri
Yeni paradigma;
Hareketleri irrasyonel tanımlama her zaman çok kolay değil.
Modern bilişsel kültüre hakimiyet çok yaygın
Toplumsal bilgi ve enformasyona ulaşabilen ve kullanan.
‘birbirlerini bazı konularda destekleyen, belki de hiçbir
konuda desteklemeyen mesele-hareketlerinin bir
federasyonu’
Bilişsel yetenek ve entelektüel birikim kullanımı
Zaman Yönetimi
Kriz ve Zaman Yönetimi
Zaman günümüzde hem ulusal hem de
uluslararası rekabette önemli unsurlardan
biridir.
70’li yıllarda maliyet,
80’li yıllarda kalite,
günümüzde ve gelecekteki zaman,
örgütlerin rekabet üstünlüğü sağlamaları
açısından en önemli unsur olarak ortaya
çıkmaktadır.
Enformasyon Savaşları
Wikileaks Krizi
–
270.000
Wikileaks Krise –
519.000
Wikileaks Crisis –
1.280.00
Her ülkenin sahip olduğu istihbarat yapısı imajını
biçimlendiren bir özellik taşımaktadır. Sahip olunan imaj,
diğer ülkelerin işbirliği arzusunu derinden etkilemektedir.
Gizli işler belirgin bir halk kültürü ve mitoloji ile gelişir, bir
ulusun kültürünün yapısını ve karakterini yansıtır.
‘‘Every country has an intelligence structure shaped in its own image. In parallel with the
covert work itself, a certain folklore and mythology develop that reflect the individual
nation's temperament and the character of its culture.’’
Batı kitap, Doğu meseldir…
Teşekkürler…
[email protected]şkent.edu.tr

Benzer belgeler