CEVAPLAR I. Otomotiv alanında faaliyet gösteren, (A) grubu

Yorumlar

Transkript

CEVAPLAR I. Otomotiv alanında faaliyet gösteren, (A) grubu
AÜHF
3/B SINIFI
8 Haziran
2016
5
TİCARET HUKUKU YILSONU SINAVI
CEVAP ANAHTARI
Yrd. Doç. Dr. Başak Şit İmamoğlu
CEVAPLAR
I. Otomotiv alanında faaliyet gösteren, (A) grubu paylarının tamamı Ayşe A.’ya, (B) grubu
paylarının tamamı Bilge B.’ye ait olan, halka kapalı, HGO Otomotiv Anonim Şirketi’nin esas
sözleşmesinde aşağıdaki hükümler yer almaktadır:
...
5. Şirket, otomotiv sektöründe binek araç ve yedek parçalarının üretimi, bunların her türlü
parçalarının tasarımı ve üretimini gerçekleştirmek, satış ve ithalatını yapmak ve satış sonrası
hizmetlerini sağlamak amacıyla kurulmuştur. Bu amaç doğrultusunda her türlü faaliyette
bulunabilir.
6. Şirketin kayıtlı sermaye tavanı 250.000.000 TL’dir. Şirketin çıkarılmış sermayesi,
50.000.000 TL’dir. Bu sermaye her biri 1 (bir) Kuruş nominal değerde ve tamamı nama yazılı
2.000.000.000 adedi (A) grubu, 2.000.000.000 adedi (B) grubu ve 1.000.000.000 adedi (C) grubu
olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Yönetim kurulu, kayıtlı sermaye tavanı içinde yapacağı
artırımlarda pay sahiplerinin rüçhan hakkını kısıtlayabilir.
7. (C) grubu payların bayi olmayanlara devredilmesi hâlinde, Yönetim Kurulu devre onay
vermekten kaçınabilir.
8. Şirketin yönetim kurulu beş kişiden oluşur. Görev süresi iki yıldır. Görevi sona eren üye
yeniden seçilemez. İlk yönetim kurulu üyeleri Deniz D., Yağmur Y., Görkem G., İsmet İ. ve Umut
U.’dur. Yönetim Kurulu, yönetim ve temsil yetkilerini Türk Ticaret Kanunu’na uygun olarak
devredebilir.
9. Yönetim kurulu üyelerinin ikisi (A) grubu, ikisi (B) grubu, biri (C) grubu pay sahipleri
tarafından gösterilen adaylar arasından seçilir.
10. Azlık, çıkarılmış sermayenin yirmide birini oluşturan pay sahiplerinden oluşur. Türk
Ticaret Kanunu’nun azlığa verdiği haklar bu pay sahipleri tarafından kullanılır.
11. Sermaye artırımında nakit, her türlü alacak ve üzerinde tedbir bulunup bulunmadığına
bakılmaksızın her türlü lisans sermaye olarak taahhüt edilebilir.
1. Esas Sözleşme’nin geçersiz olan hükmünü belirtiniz. Bu hükmün neden gerçersiz olduğunu
anonim şirketlere egemen olan ilkeleri de dikkate alarak açıklayınız. (10 puan)
ES’nin 11. maddesi geçersizdir. Gerekçe 1: AŞ’de pay sahiplerinin taahhüt ettikleri sermaye ile
sınırlı sorumlulukları bulunduğu için alacaklıların tek güvencesini belirli ve doğru değerlendirilmiş
sermaye oluşturur. TTK uyarınca vadesi gelmemiş alacaklarla üzerinde tedbir, haciz, sınırlı aynî
hak bulunan malvarlığı unsurları sermaye olarak kabul edilemez (Sermayenin korunması ilkesi).
Gerekçe 2: TTK’nın emredici hükümlerine aykırı ES hükümleri geçersizdir. Sermaye olarak kabul
edilebilecek malvarlığı unsurlarını ve bunların özelliklerini gösteren TTK hükümleri emredicidir.
ES, TTK hükümlerinden ancak açıkça izin verilmişse sapabilir. “Açıkça izin verilme” şartı yorum
yoluyla daraltılamaz. Anılan TTK hükümlerinde bu yönde bir izin bulunmamaktadır.
(Takdirî değerlendirmeye tâbi yanıt: Azlığın ES ile belirlenip belirlenemeyeceği emredici hükümler
ilkesi gereğince tartışmalıdır. Zira TTK’nın bazı hükümlerinde azlığın hangi oranda sermayeye
sahip pay sahiplerinden oluşacağı gösterilmiştir. Bu nedenle m. 10’un geçerliği de tartışmalıdır.)
2. Yönetim kurulu ilk toplantısında hazırladığı İç Yönerge’ye dayanarak, usulünce, Görkem
ve İsmet’i tedarikten sorumlu üye olarak görevlendirmiştir. Bunun dışında İç Yönerge’de
veya diğer yönetim kurulu kararlarında şirketin temsiline ilişkin bir belirleme yapılmamıştır.
Görkem, şirketin tedarikçilerinden RULL Rulman Sanayi A.Ş’nin yöneticileri ile yaptığı
görüşmeler sonucunda, kendisine her bir sipariş bedelinin yüzde biri oranında komisyon
verilmesi karşılığında HGO ile RULL şirketleri arasındaki tedarik sözleşmesinin, diğer
tedarikçilere ödenen bedelden daha yüksek bir bedelle yenilenmesini sağlamıştır. Bu
sözleşmeyi HGO şirketi adına Görkem ve Görkem’in aldığı komisyondan haberdar olmayan
İsmet imzalamışlardır.
2.a. Görkem ile İsmet’in ve kurul olarak yönetim organının; şirketin uğradığı zarardan
sorumluluğunu ayrı ayrı değerlendiriniz. (10 puan)
YK, AŞ’nin yönetimle görevli organı olup, organsal sorumluluğu bulunmaktadır. Ancak, bu
organsal işlevin usulüne uygun olarak devri hâlinde, devreden; devralanın seçiminde, ona talimat
vermede ve gözetimde makul derecede özen göstermesi koşuluyla, bu kişilerin fiil ve kararlarından
sorumlu olmaz. Somut olayda bu özen yükümüne riayet edilmemiş ise, YK üyelerinin sorumluluğu
gündeme gelebilir. Bunun dışında yöneticilerin sorumluluğunda farklılaştırılmış teselsül ilkesi
uygulanır. Görkem, özen ve sadakat yükümünün ihlâli dolayısıyla doğan zararın tamamından, İsmet
ise yeterli araştırmayı yapsa idi yolsuzluğu öğrenebilecek durumda bulunduğu için özen
yükümünün ihlâlinden bu kusuru oranınca sorumlu olacaktır.
2.b Yukarıdaki örnekte yer alan sözleşmenin konusu, organik tarım yapmak üzere arazi satın
alınması olsa idi, alıcı HGO şirketi bu sözleşme ile bağlı olmadığını ileri sürebilir miydi?
Neden? (10 puan)
Hayır. Ultra vires ilkesi (AŞ’nin ehliyetinin konu içi işlemlerle sınırlı olması ilkesi) kaldırılmıştır.
Temsile yetkili olanların işletme konusu dışında yaptıkları işlemler de şirketi bağlar. Meğerki
üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında kaldığını bildiği veya durumun gereğinden
bilebilecek durumda olduğu ispat edilsin (müspet vukuf şart değildir). ES’nin ilan edilmiş olması bu
hususun ispatı açısından tek başına yeterli değildir. Bu itibarla HGO şirketi, sadece, satıcının bu
sözleşmenin HGO’nun işletme konusuna girmediğini bildiğini/bilebilecek durumda olduğunu ispat
edebilirse sözleşme ile bağlı olmaktan kurtulabilir. HGO şirketi iç ilişki bakımından ise, esasen bu
sözleşmeyi akdetmeye izinli olmayan temsilcilerinin sorumluluğu yoluna gidebilir.
2.c. Görkem, tedarikçilere yönelik olarak hazırladığı tanıtımlarda rakip Ataman Otomotiv
AŞ’nin ürünlerini kötülemiştir. Durumu öğrenen Ataman şirketinin doğrudan doğruya HGO
şirketine karşı bir talep hakkı var mıdır? Neden? (10 puan)
Görkem haksız rekabet fiilini işlemiştir. Haksız rekabet özünde bir haksız fiildir. Yönetim/temsile
yetkili olanların görevleri sırasında işledikleri haksız fiilden şirket sorumlu olur; zira bunlar salt
temsilci değil, şirketin organıdır. Aksi takdirde temsilen haksız fiil işlenemez.
3. Umut, görev süresinin dolmasına altı ay kala istifa etmiştir. Bunun üzerine diğer yönetim
kurulu üyeleri kendilerinin dört kişilik yönetim kurulu olarak görevlerine devam etmelerinin
mümkün olup olmadığı hakkında hukukî görüşünüzü almak üzere size başvurmuşlardır.
Tavsiyeniz ne olurdu? Çeşitli olasılıkları dikkate alarak gerekçesiyle açıklayınız. (10 puan)
Eğer geri kalan YK üyeleri, toplantı ve karar yetersayısını oluşturabiliyorlarsa, boşalan üyeliğe, ilk
GK’a kadar görev yapmak üzere atama yapabilirler (Kooptasyon). Bunun için ES hükmüne gerek
yoktur. YK beş üyeli olduğuna göre; toplantı yetersayısı üç; karar yetersayısı toplananların
çoğunluğudur. Dolayısıyla kooptasyon yoluna gidebilirler. Ancak kooptasyon zorunlu değildir.
YK’nın halen karar alma yeteneği bulunduğundan, atama yapmadan ilk GK’a kadar bu dördü görev
yaparak da görev sürelerini tamamlayabilirler. Bununla birlikte, YK’dan iki üye daha ayrılırsa artık
YK’nın karar alma/kooptasyon yeteneği de kalmayacağından, zamanında önlem almayarak şirketin
organsız kalmasına sebebiyet verdikleri için sorumlulukları gündeme gelebilir.
4. Şirketin genel kurul toplantısının gündeminde, tüm yönetim kurulu üyelerinin görev süresi
dolduğundan, yenilerinin seçimi de bulunmaktadır. Toplantıda yönetim kurulu üyelerinin
tamamı (A) ve (B) gruplarının önerdiği adaylar arasından seçilmiş; (C) grubu pay
sahiplerinin önerdiği aday seçilmemiştir. Bu toplantıdan beş ay sonra hukukî görüşünüzü
almak isteyen (C) grubu pay sahiplerinden (X)’e öneriniz ne olurdu? Neden? (15 puan)
YK’na aday önerme imtiyazının kullanıldığı hallerde, GK’un haklı bir sebep bulunmadıkça önerilen
adayı seçmesi zorunludur (Önerinin bağlayıcılığı ilkesi). Bu nedenle GK kararının iptali davası
açılması ve bu dava ile birlikte önerilen adayın YK üyesi olarak tescili talep edilmeliydi. Fakat, GK
kararının alınmasının üzerinden üç aydan fazla süre geçtiği için bu yola başvurulması mümkün
değildir. Her hâlde, seçilmiş üyelerden hangisinin görevden ayrılıp yerine, önerilip de seçilmemiş
bulunan üyenin geçeceği belirsiz olduğundan, hukukî durumun da belirsiz olduğu söylenebilir.
5. Yönetim kurulu, işçilerin şirkete katılımı amacıyla sermayenin 10.000.000 TL artırılmasına
ve artırıma mevcut pay sahiplerinin katılmamasına karar vermiştir. Bu karar ile mevcut pay
sahiplerinin hangi hakkı kaldırılmaktadır? Bu karar geçerli midir, neden? Anonim
şirketlerde menfaat çatışmalarını da dikkate alarak açıklayınız. Bu hakkın şirket esas
sözleşmesiyle de sınırlandırılması mümkün müdür? Nasıl? (15 puan)
Rüçhan hakkı. Esas sermaye sisteminde ağırlaştırılmış nisapla alınacak GK kararıyla kayıtlı
sermaye sisteminde sadece YK kararıyla ancak her iki hâlde de haklı bir sebep varsa rüçhan hakkı,
ES’de hüküm bulunmak şartıyla ve eşitlik ilkesine uygun olarak sınırlandırılabilir. Somut olayda
kayıtlı sermayeli AŞ söz konusu olduğu ve ES’de de bu yönde hüküm bulunduğu için YK karar
almaya yetkilidir; sınırlama işçilerin şirkete katılımı amacıyla yapıldığından sebep de haklıdır. Tüm
pay sahiplerine yönelik bir sınırlama olduğu için eşitlik ilkesini zedeleyecek bir durum da
görülmemektedir. Bu itibarla hakkın kaldırılmasına ilişkin YK kararı geçerlidir. Rüçhan hakkının
sınırlandırılmasında işçilerin şirkete katılımının haklı sebep kabul edilmesi, şirket çalışanları ile pay
sahiplerinin (hatta şirketin) menfaatinin çatışma hâlinde olması sebebiyle bu çatışmayı uzlaştırıcı
niteliktedir. (Takdirî değerlendirmeye tâbi yanıt: YK’nın kayıtlı sermaye sisteminde rüçhan hakkını
tamamen ortadan kaldıracak şekilde karar alamayacağı da savunulmaktadır.)
Bu hak ES ile rüçhan hakkında imtiyazlı paylar yaratılması veya intifa senedi sahiplerine rüçhan
hakkı tanınması yoluyla da sınırlandırılabilir.
6. HGO şirketi ürettiği otomobilleri Türkiye’de bayileri aracılığı ile satmaktadır. Şirketin
ürettiği otomobilleri münhasıran İzmir’de satmak üzere yetkili bulunan Ege Binek Araçları
Bayi ise, gerçek kişi (A) ile gerçek kişi (B) tarafından işletilmektedir. Bayi İzmir Ticaret
Sicili’nde (A) ve (B) adına ayrı ayrı kayıtlıdır. İşletmenin faaliyeti (A)’nın pazarlama alanında
geliştirdiği know-how’a dayalı olarak ve (A)’nın yönetiminde sürdürülmektedir. (A) ile (B)
arasındaki anlaşmaya göre, işletmenin zarar etmesi hâlinde (A) bu zararın giderilmesine
katılmayacaktır.
Ege Binek Araçları bayiinin İç Anadolu Bölgesi’nde de doğrudan satışlar yaptığı tespit
edilmiş, bunun üzerine HGO ile Ege Binek Araçları bayii arasındaki bayilik sözleşmesi
feshedilmiştir. HGO şirketi; (A) ve/veya (B)’ye karşı hangi taleple dava açabilir? Bu davada
(A); (B) adına da sulh yoluna gidebilir mi? (A) ile (B) arasındaki rücu ilişkisini de dikkate
alarak durumu değerlendiriniz. (15 puan)
(A) ile (B) işletmeyi (acente/tek satıcı) adi şirket şeklinde işletmektedir. Bayilik sözleşmesinde
belirlenen münhasır satış bölgesinin dışında doğrudan satış yapılması, sözleşmenin ihlâli anlamına
gelir ve sözleşmenin feshinde haklı sebep teşkil eder. HGO şirketi uğradığı zararın tazmini için (A)
veya (B)’ye karşı veya her ikisine birden dava açabilir; zira adi şirketin ortakları şirket borçlarından
müteselsilen sorumludur. Bunların arasında ihtiyarî dava arkadaşlığı vardır; zira dava konusu, her
birinin ayrıca ifa edebilmesinin mümkün olduğu bir miktar paranın verilmesine ilişkindir. Elbirliği
mülkiyetinin konusunu oluşturan bir dava söz konusu olmadığından mecburî dava arkadaşlığı
gündeme gelmez.
(A)’nın (B) adına da sulhe yetkili olup olmadığı, adi şirkette yöneticinin yetkilerinin kapsamı
bakımından değerlendirilmelidir. Sulh, olağanüstü işlerden sayılırsa oybirliği gerekir. Bu hâlde (A)
tek başına sulh yoluna gitmeye yetkili olmaz. Adi şirkette yöneticinin yetkilerinin BK’nın vekâlete
ilişkin hükümleri dairesinde mi yoksa (TTK 223 uyarınca) kollektif şirkete ilişkin hükümlerin
kıyasen uygulanması yoluyla mı değerlendirileceği sorununa değinilmelidir; zira BK uyarınca sulh
olağanüstü iş olarak kabul edilmişken, TTK’ya göre olağan işlerle sınırlı olarak yöneticinin sulh
yoluna gitmesi mümkündür. Somut olayda, adi şirketin konusunu oluşturan bayilik sözleşmesinin
feshi ve dolayısıyla şirketin tasfiyesi söz konusu olduğundan sulh olağanüstü işlerden kabul
edilmelidir. Oybirliği gerekir.
Adi şirkette sadece emeğini getiren ortağın zarara katılmayacağı öngörülebilir. (A) know-how’ını
sermaye olarak getirdiğinden emeğini getiren ortak statüsünde değildir; bu hususta yapılan anlaşma
üçüncü kişiyi bağlamayacağından HGO şirketine karşı zaten ileri sürülemezdi; somut olayda bu
anlaşma geçersizdir, bu itibarla (B)’ye karşı da ileri sürülemez.
II. Marka hakkının korunmasında geçerli olan sistemleri ve Türk hukukunda marka
hakkının hangi hükümler dairesinde korunmasının mümkün olabileceğini kısaca açıklayınız.
(15 puan)
Marka hakkının korunmasında tescil sistemi veya ilk kullanım sistemi benimsenebilir. 556 s.
KHK’da, büyük ölçüde tescil sistemi esas alınmıştır. Ancak markayı meydana getirip ilk kez
kullanan ancak tescil ettirmemiş bulunan kimsenin hakkı da çeşitli hükümlerde korunmaktadır.
Örneğin, marka tescilinde nispî red sebepleri arasında işaret üzerinde daha önce hak elde eden
kişinin bu hakkı da sayılmıştır.
Türk hukukunda, tescil edilmemiş marka bu esaslar çerçevesinde kural olarak TTK’nın haksız
rekabet hükümlerine; tescilli marka ise kural olarak 556 s. KHK hükümlerine göre korunur.